16 Şa'bân 1445
26 Şubat 2024Güneş
İmsak 06:16
Güneş 07:40
Öğle 13:22
İkindi 16:24
Akşam 18:55
Yatsı 20:14
- veya -
Detaylı Ara
Detaylar
Kur’an, Cihad ve Şehidlik
  • İZLE
  • OKU
  • KAYDET
  • LİNK AL

Konuşma Metni

es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berakâtüh! es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berakâtüh!

Birinci hadîs-i şerîf Abdullah b. Ömer radıyallahu anhumâ'dan.Birinci hadîs-i şerîf Abdullah b. Ömer radıyallahu anhumâ'dan. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki; Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki;

Lâ te'muru bi'l-ma'rûfi ve lâ tenhe ani'l-münkeri hattâ tekûne âlimen ve ta'lemu mâ te'muru bihî. Lâ te'muru bi'l-ma'rûfi ve lâ tenhe ani'l-münkeri hattâ tekûne âlimen ve ta'lemu mâ te'muru bihî.

Sadaka Resûlullah fîmâ kâl ev kemâ kâl. Sadaka Resûlullah fîmâ kâl ev kemâ kâl.

Allah'ın bize kesin emirleri, farzları, kesin yasakları, haramları var.Allah'ın bize kesin emirleri, farzları, kesin yasakları, haramları var. Onları mutlaka yapmamız gerekiyor. Çünkü emir olduğunda yasak olduğunda tereddüt yok. Onları mutlaka yapmamız gerekiyor. Çünkü emir olduğunda yasak olduğunda tereddüt yok. Allah'ın emrini her zaman tutacağız. Ama emirler Allah'ın emri mi diye araştırma yapmaya hakkımız var.Allah'ın emrini her zaman tutacağız. Ama emirler Allah'ın emri mi diye araştırma yapmaya hakkımız var. Kesin olunca artık o tereddüde lüzum yok, Allah'a itaat etmek lazım! Kesin olunca artık o tereddüde lüzum yok, Allah'a itaat etmek lazım! Allah'ın buyruğunu tutan Allah'ın sevgisini, rızasını kazanır, mükâfatına erer. Allah'ın buyruğunu tutan Allah'ın sevgisini, rızasını kazanır, mükâfatına erer.

Önemli farzlardan, toplumsal büyük faydaları olan çok değerli emirlerden birisiÖnemli farzlardan, toplumsal büyük faydaları olan çok değerli emirlerden birisi "emr-i mâruf nehy-i münker" görevidir. Müslümanların iyi, mantıklı, güzel, "emr-i mâruf nehy-i münker" görevidir. Müslümanların iyi, mantıklı, güzel, ahlâklı olan şeyleri emretmesi; ahlâksız, mantıksız, yanlış, kötü olan şeyleri deahlâklı olan şeyleri emretmesi; ahlâksız, mantıksız, yanlış, kötü olan şeyleri de yaptırmaması, engellemesi bir vazife. Buna "emr-i mâruf nehy-i münker" vazifesi diyoruz. yaptırmaması, engellemesi bir vazife. Buna "emr-i mâruf nehy-i münker" vazifesi diyoruz. Ama bunun şartlarından bir tanesi bu hadîs-i şerîfte hatırlatılmış. Ama bunun şartlarından bir tanesi bu hadîs-i şerîfte hatırlatılmış.

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:

Lâ te'muru bi'l-ma'rûfi ve lâ tenhe ani'l-münkeri. "Emr-i mâruf nehy-i münker yapma"Lâ te'muru bi'l-ma'rûfi ve lâ tenhe ani'l-münkeri. "Emr-i mâruf nehy-i münker yapma" hattâ tekûne âlimen. "O konuyu bilmedikçe, hattâ tekûne âlimen. "O konuyu bilmedikçe, o konuda alim gibi konunun teferruatını bilen bir kimse olmadıkça…" o konuda alim gibi konunun teferruatını bilen bir kimse olmadıkça…"

Biliyorsan bilgine göre konuş. Nasihatini yap; "bu haramdır" de "bu helâldir,Biliyorsan bilgine göre konuş. Nasihatini yap; "bu haramdır" de "bu helâldir, şunu yiyebilirsiniz bunu yiyemezsiniz, bunu içebilirsiniz bunu içemezsiniz,şunu yiyebilirsiniz bunu yiyemezsiniz, bunu içebilirsiniz bunu içemezsiniz, bunu yapmanız Allah'ın rızasına, ahkâmına uygundur, şunu yapmanız Allah'ın emrine aykırıdır"bunu yapmanız Allah'ın rızasına, ahkâmına uygundur, şunu yapmanız Allah'ın emrine aykırıdır" diye söyle… Ama bilmiyorsanız o zaman o konuda konuşmaya kalkmamak, konuşmamak lazım!diye söyle… Ama bilmiyorsanız o zaman o konuda konuşmaya kalkmamak, konuşmamak lazım! Alim olmadıkça, o konuyu bilip bilmedikçe emr-i mâruf nehy-i münker yapma! Alim olmadıkça, o konuyu bilip bilmedikçe emr-i mâruf nehy-i münker yapma!

Ve ta'lemu mâ te'muru bihî. "Alim olmadıkça ve emrettiği şeyin ne olduğunu,Ve ta'lemu mâ te'muru bihî. "Alim olmadıkça ve emrettiği şeyin ne olduğunu, mahiyetini, fıkıhtaki yerini, ölçüsünü bilmedikçe bu işi yapma." diye tavsiye ediyor. mahiyetini, fıkıhtaki yerini, ölçüsünü bilmedikçe bu işi yapma." diye tavsiye ediyor.

Demek ki insanın dînî konularda bildiği konuları başkalarına söylemesi lazım.Demek ki insanın dînî konularda bildiği konuları başkalarına söylemesi lazım. Yalan yanlış bir iş ortaya çıkmasın, yanlışlık yapılmasın. İyi bir şey yanlışlıkla engellenmesin,Yalan yanlış bir iş ortaya çıkmasın, yanlışlık yapılmasın. İyi bir şey yanlışlıkla engellenmesin, kötü bir şey yanlışlıkla teşvik olunmasın diye bilgili olanların konuşmasını, bilgili olmayanların da kötü bir şey yanlışlıkla teşvik olunmasın diye bilgili olanların konuşmasını, bilgili olmayanların da bilgilileri dinlemesini, haddini bilmesini dinimiz emrediyor. bilgilileri dinlemesini, haddini bilmesini dinimiz emrediyor. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz tavsiye ediyor. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz tavsiye ediyor.

Bu çok mühim bir vazife, mutlaka bilenler yapacak. Susarsa o zaman çok kötü, suçlu duruma düşer.Bu çok mühim bir vazife, mutlaka bilenler yapacak. Susarsa o zaman çok kötü, suçlu duruma düşer. "Bildiği hâlde konuşmayan dilsiz şeytandır!" diyor Peygamber Efendimiz. Bildiğini söyleyecek. "Bildiği hâlde konuşmayan dilsiz şeytandır!" diyor Peygamber Efendimiz. Bildiğini söyleyecek. Zalimin karşısında zulmü söyleyecek. "Sen zalimsin." demekten korkmayacak.Zalimin karşısında zulmü söyleyecek. "Sen zalimsin." demekten korkmayacak. Haksızlığın karşısında "Bu haksızlıktır." diyecek, çekinmeyecek. Haksızlığın karşısında "Bu haksızlıktır." diyecek, çekinmeyecek. Allah'ın rızasını düşünecek, başka hesaplar yapmayacak. Allah'ın rızasını düşünecek, başka hesaplar yapmayacak.

Bilenin konuşması mutlaka lazım. Ama bilmeyenin de konuşmaması lazım çünkü dini karıştırır,Bilenin konuşması mutlaka lazım. Ama bilmeyenin de konuşmaması lazım çünkü dini karıştırır, alt üst eder, dinin ahkâmına aykırı şeyler öğretir.alt üst eder, dinin ahkâmına aykırı şeyler öğretir. Yanlışlıktan dolayı dinin esasından olan şeyleri de engelleyebilir. Yanlışlıktan dolayı dinin esasından olan şeyleri de engelleyebilir. "Ben öyle sanıyorum." der ama iş işten geçmiş olur. 1000 kişiye yanlış şeyi söyler"Ben öyle sanıyorum." der ama iş işten geçmiş olur. 1000 kişiye yanlış şeyi söyler sonra işin farkına varır, o 1000 kişiden 999 tanesini o yanlışlıktan artık döndüremez. sonra işin farkına varır, o 1000 kişiden 999 tanesini o yanlışlıktan artık döndüremez.

Onun için bilmeyenin konuşmaması, bilenin konuşması lazım… İslâm bunu hararetle tavsiye ediyor!Onun için bilmeyenin konuşmaması, bilenin konuşması lazım… İslâm bunu hararetle tavsiye ediyor! İlmin kıymeti çok, alimin değeri yüksek.İlmin kıymeti çok, alimin değeri yüksek. Halk da alimin sözünü dinleyecek, alim olmayana kulak asmayacak. Halk da alimin sözünü dinleyecek, alim olmayana kulak asmayacak.

Bu konuyla ilgili diğer bir hadîs-i şerîfte şöyle buyuruyor Peygamber Efendimiz: Bu konuyla ilgili diğer bir hadîs-i şerîfte şöyle buyuruyor Peygamber Efendimiz:

Lâ tebkû ale'd-dîni izâ veliyehû ehluhû ve lâkin ibkû aleyhi izâ veliyehû gayru ehlihî. Lâ tebkû ale'd-dîni izâ veliyehû ehluhû ve lâkin ibkû aleyhi izâ veliyehû gayru ehlihî.

Bunu da Ebû Eyyûb el-Ensârî Efendimiz radıyallahu anh -çok sevdiğimiz sahabi,Bunu da Ebû Eyyûb el-Ensârî Efendimiz radıyallahu anh -çok sevdiğimiz sahabi, İstanbul'umuzun medâr-ı iftihârı- o rivayet etmiş. Ahmed b. Hanbel'in kitabında,İstanbul'umuzun medâr-ı iftihârı- o rivayet etmiş. Ahmed b. Hanbel'in kitabında, Taberânî'nin Hâkim'in kitabında var, hadis kitaplarında, meşhur değerli eserlerinde kaydedilmiş. Taberânî'nin Hâkim'in kitabında var, hadis kitaplarında, meşhur değerli eserlerinde kaydedilmiş.

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:

"Dine, ona ehil olan kimseler sahip olduğu,"Dine, ona ehil olan kimseler sahip olduğu, yönetici olarak hâkim olduğu, başında bulunduğu zaman ağlamayınız!" yönetici olarak hâkim olduğu, başında bulunduğu zaman ağlamayınız!"

Dînî müesseselerin başına ehil kimseler, ehli, ehliyetli, salahiyetli, bilgili, ahlâklı, takvâlı olan alim,Dînî müesseselerin başına ehil kimseler, ehli, ehliyetli, salahiyetli, bilgili, ahlâklı, takvâlı olan alim, fâzıl, kâmil kimseler geçtiği zaman dine ağlamayınız, üzülmeyiniz, esef etmeyiniz, hayıflanmayınız. fâzıl, kâmil kimseler geçtiği zaman dine ağlamayınız, üzülmeyiniz, esef etmeyiniz, hayıflanmayınız.

Veliye, yelî; bir şeyin, bir işin başına geçmek, o işi idare etmek demek.Veliye, yelî; bir şeyin, bir işin başına geçmek, o işi idare etmek demek. O işi idare edene veliy-yi emir derler. İşin sahibi, yöneticisi demek… O işi idare edene veliy-yi emir derler. İşin sahibi, yöneticisi demek…

Her işin velisinin yani veliy-yi emrinin, ulü'l-emrin yani yöneticilerin o işin ehli olması lazım.Her işin velisinin yani veliy-yi emrinin, ulü'l-emrin yani yöneticilerin o işin ehli olması lazım. Dinimiz ehil insanları onun başına getirmemizi bizlere emrediyor. Dinimiz ehil insanları onun başına getirmemizi bizlere emrediyor. Her işin üstadını, ustasını bulup işin başına onu oturtmamız lazım. Her işin üstadını, ustasını bulup işin başına onu oturtmamız lazım. Dînî konuları da dini iyi bilen ve yaşayan, kendisi hayatında da uygulayan insanlara havale etmek lazım. Dînî konuları da dini iyi bilen ve yaşayan, kendisi hayatında da uygulayan insanlara havale etmek lazım. Eğer dînî işleri yöneten idarelerin başına böyle insanlar seçilmişse o zaman ağlamayın,Eğer dînî işleri yöneten idarelerin başına böyle insanlar seçilmişse o zaman ağlamayın, üzülmeyin, esef etmeyin çünkü din gelişir, kalkınır, doğru yolda ilerler, amacına uygun çalışır. üzülmeyin, esef etmeyin çünkü din gelişir, kalkınır, doğru yolda ilerler, amacına uygun çalışır.

Ve lâkin ibkû aleyhi izâ veliyehû gayru ehlihî.Ve lâkin ibkû aleyhi izâ veliyehû gayru ehlihî. "Ama işlerin başına, özellikle dînî konulardaki fetva, kadılık, hâkimlik makamı gibi"Ama işlerin başına, özellikle dînî konulardaki fetva, kadılık, hâkimlik makamı gibi adaletin tevdi edildiği, dînî konuların, ilimlerin öğretildiği makamlara ehli olmayan insanlar geçerse…" adaletin tevdi edildiği, dînî konuların, ilimlerin öğretildiği makamlara ehli olmayan insanlar geçerse…"

Adam cahil, önündeki harekeli Kur'ân-ı Kerîm âyetlerini daha tam olarak gözüyle bakıpAdam cahil, önündeki harekeli Kur'ân-ı Kerîm âyetlerini daha tam olarak gözüyle bakıp doğru düzgün okumasını bilmiyor, tefsir kürsüsünde doçent, profesör oluyor. doğru düzgün okumasını bilmiyor, tefsir kürsüsünde doçent, profesör oluyor.

Olmaz! Böyle insan tefsir kürsüsünü berbat eder. Neden? Olmaz! Böyle insan tefsir kürsüsünü berbat eder.


Neden?

Ehli değil. Dinin, idarelerin, makamların başına böyle ehil olmayan insanlar geçtiği zaman dine ağlayınEhli değil. Dinin, idarelerin, makamların başına böyle ehil olmayan insanlar geçtiği zaman dine ağlayın çünkü din tarumar olacak, hercümerç olacak, haramlar helâller karma karışık olacak.çünkü din tarumar olacak, hercümerç olacak, haramlar helâller karma karışık olacak. Millet soracak onlar da yanlış cevaplar vereceklerMillet soracak onlar da yanlış cevaplar verecekler ve Allah'ın rızasına aykırı yollara insanları sevk edecekler. ve Allah'ın rızasına aykırı yollara insanları sevk edecekler.

Sahih bir hadîs-i şerîfte, küçükken okumuştum, o zamandan beri beni çok duygulandırırSahih bir hadîs-i şerîfte, küçükken okumuştum, o zamandan beri beni çok duygulandırır "Allahu Teâlâ hazretleri" diyor Peygamber Efendimiz "ilmi kullara verdikten sonra"Allahu Teâlâ hazretleri" diyor Peygamber Efendimiz "ilmi kullara verdikten sonra onların gönüllerinden, akıllarından, hafızalarından çekip çatır çatır almaz. onların gönüllerinden, akıllarından, hafızalarından çekip çatır çatır almaz. Alimleri alır, alimler ölür. Alim, fâzıl, kâmil kimseler ölür geriye cahil, nâdan,Alimleri alır, alimler ölür. Alim, fâzıl, kâmil kimseler ölür geriye cahil, nâdan, bilgisiz, takvâsız, değersiz insanlar kalır. bilgisiz, takvâsız, değersiz insanlar kalır. İnsanlar onlara mesele sorarlar onlar da kendi kafalarından fetva verirler. İnsanlar onlara mesele sorarlar onlar da kendi kafalarından fetva verirler. Halkı da dalâlete düşürürler, saptırırlar, kendileri de saparlar;Halkı da dalâlete düşürürler, saptırırlar, kendileri de saparlar; hem dâll hem mudill olurlar, hem sapık hem de saptırıcı zararlı olurlar" diyor. hem dâll hem mudill olurlar, hem sapık hem de saptırıcı zararlı olurlar" diyor.

Allah böyle afetlerden korusun! Allah böyle afetlerden korusun!

Emr-i mâruf nehy-i münkeri alim insanlar, salim insanlar yapmalı.Emr-i mâruf nehy-i münkeri alim insanlar, salim insanlar yapmalı. Dinin müesseselerinin başına alim insanlar gelmeli. Camide en alim kimse imam olmalı.Dinin müesseselerinin başına alim insanlar gelmeli. Camide en alim kimse imam olmalı. Müftü gerçekten bilgili olmalı; meseleleri derinden, vukuflu olarak bilmeli. Müftü gerçekten bilgili olmalı; meseleleri derinden, vukuflu olarak bilmeli. Diyanet İşleri başkanları, uluslararası alanlardaki alimler, üniversitedeki dînî kürsülerin hocalarıDiyanet İşleri başkanları, uluslararası alanlardaki alimler, üniversitedeki dînî kürsülerin hocaları öyle olmalı ki o zaman din gelişir, yani takvâ ehli bilgili insanlar olursa… öyle olmalı ki o zaman din gelişir, yani takvâ ehli bilgili insanlar olursa…

Demin bir hukuk profesörü kardeşimin bir kitabını okuyordum, çok hoşuma gitti.Demin bir hukuk profesörü kardeşimin bir kitabını okuyordum, çok hoşuma gitti. Cümleleri insana lezzet veriyor, okudukça haz duyuyor çünkü ölçülü, edepli, güzel yazılmış. Cümleleri insana lezzet veriyor, okudukça haz duyuyor çünkü ölçülü, edepli, güzel yazılmış.

Fıkıh da çok güzel bir ilimdir zaten. Çok değerli ilimdir çünkü insanın ne yapması,Fıkıh da çok güzel bir ilimdir zaten. Çok değerli ilimdir çünkü insanın ne yapması, ne yapmaması gerektiğini neyin sevap, neyin günah olduğunu bildiren ilimdir. ne yapmaması gerektiğini neyin sevap, neyin günah olduğunu bildiren ilimdir. Fıkıh ne kadar kuvvetli olursa, insanların dindarlığı o kadar güzel olur. Fıkıh ne kadar kuvvetli olursa, insanların dindarlığı o kadar güzel olur.

Tasavvuf da "fıkh-ı bâtın"dır yani kalbin fıkhıdır. Onun da iyi bilinmesi lazım.Tasavvuf da "fıkh-ı bâtın"dır yani kalbin fıkhıdır. Onun da iyi bilinmesi lazım. Zahirin fıkhını bilip batının fıkhını bilmeyen de tam alim değildir; yarım alimdir.Zahirin fıkhını bilip batının fıkhını bilmeyen de tam alim değildir; yarım alimdir. Batını da bilecek, ahlâkı da bilecek, ahlâklı olacak; o zaman öyle iyi insanlar dinde öğretici olurlarsa,Batını da bilecek, ahlâkı da bilecek, ahlâklı olacak; o zaman öyle iyi insanlar dinde öğretici olurlarsa, insanlar doğruyu bilirlerse hak yolda yürürler. insanlar doğruyu bilirlerse hak yolda yürürler.

Yanlış yolda yürüyen insanlara karşı ne yapmak lazım? Yanlış yolda yürüyen insanlara karşı ne yapmak lazım?

Yanlış yolda yürüyenlere de işin yanlış olduğunu, büyük bir sorumluluk duygusu içinde amaYanlış yolda yürüyenlere de işin yanlış olduğunu, büyük bir sorumluluk duygusu içinde ama yanlış yolda olan insanları severek, uyararak doğru yola çekmeye çalışmak lazım. yanlış yolda olan insanları severek, uyararak doğru yola çekmeye çalışmak lazım. Allahu Teâlâ hazretleri bütün yetkili, bilgili, salahiyetli kardeşlerimizi sorumluluk duygusuyla Allahu Teâlâ hazretleri bütün yetkili, bilgili, salahiyetli kardeşlerimizi sorumluluk duygusuyla güzel, olumlu, yapıcı çalışmalara bigâne kalmayan, canla başla çalışan kimseler eylesin. güzel, olumlu, yapıcı çalışmalara bigâne kalmayan, canla başla çalışan kimseler eylesin. Hem ülkemiz, hem diğer İslâm ülkeleri, hem âlem, cümle âlem, yani dünyanın her ülkesinde Hem ülkemiz, hem diğer İslâm ülkeleri, hem âlem, cümle âlem, yani dünyanın her ülkesinde İslâm'ı merak eden insanlar oluyor... Ve onlar da gerçekleri öğrenmiş olsunlar. İslâm'ı merak eden insanlar oluyor... Ve onlar da gerçekleri öğrenmiş olsunlar.

Bir Avrupalı'yı okuyordum İngilizce bir kitaptan. Kendisi Avrupalı, Ruhiyat, psikoloji uzmanı,Bir Avrupalı'yı okuyordum İngilizce bir kitaptan. Kendisi Avrupalı, Ruhiyat, psikoloji uzmanı, üniversitelerde hoca, müslüman, mütedeyyin, tasavvufu da iyi öğrenmiş hatta halvete girmiş 40 gün, üniversitelerde hoca, müslüman, mütedeyyin, tasavvufu da iyi öğrenmiş hatta halvete girmiş 40 gün, bu halvette neler oluyor diye ona dair bir kitap yazmış. Hoşuma gitti, dünyanın her yerindebu halvette neler oluyor diye ona dair bir kitap yazmış. Hoşuma gitti, dünyanın her yerinde gerçek dini arayan ve onu öğrenip onu yapmak isteyen insanlar var.gerçek dini arayan ve onu öğrenip onu yapmak isteyen insanlar var. Biz iyi olursak, iyi öğretirsek, iyi yaşarsak, Biz iyi olursak, iyi öğretirsek, iyi yaşarsak, hayatımız iyi hayat olursa onlar bakar ve onlar da İslâm'a gelirler. hayatımız iyi hayat olursa onlar bakar ve onlar da İslâm'a gelirler.

İslâm'ın çok düşmanları var ama canla başla, samimi duygularla gerçeği aramayaİslâm'ın çok düşmanları var ama canla başla, samimi duygularla gerçeği aramaya bulmaya çalışan insanlar da var. Onlara gerçekler gösterilirse müslüman olacak çok insan var ve böylebulmaya çalışan insanlar da var. Onlara gerçekler gösterilirse müslüman olacak çok insan var ve böyle müslüman olan kimseler de Amerika'da, Avrupa'da dünyanın her yerinde çok çok görülüyor. müslüman olan kimseler de Amerika'da, Avrupa'da dünyanın her yerinde çok çok görülüyor.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki; Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki;

Lâ tebâğadû ve lâ tekâta'û ve lâ tedâberû ve lâ tehâsedû ve kûnû ibâdallâhi ihvânenLâ tebâğadû ve lâ tekâta'û ve lâ tedâberû ve lâ tehâsedû ve kûnû ibâdallâhi ihvânen kemâ emerakumullahu ve lâ yahillu li müslimin en yehcure ehâhu fevka selâseti eyyâmin. kemâ emerakumullahu ve lâ yahillu li müslimin en yehcure ehâhu fevka selâseti eyyâmin.

Buhârî, Müslim, Sahâvî, Ahmed b. Hanbel, Ebû Dâvud, Tirmizî gibi çok değerli kaynaklardaBuhârî, Müslim, Sahâvî, Ahmed b. Hanbel, Ebû Dâvud, Tirmizî gibi çok değerli kaynaklarda Enes radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş. Enes radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş.

Efendimiz dört kelimeyle dört şeyi söylüyor, ondan sonra beşinci tavsiyesini buyuruyor.Efendimiz dört kelimeyle dört şeyi söylüyor, ondan sonra beşinci tavsiyesini buyuruyor. Dört şeyi nefyediyor. Dört şeyi nefyediyor.

Lâ tebâğadû. "Birbirlerinize buğzetmeyiniz!" Buğzetmek ne demek? Lâ tebâğadû. "Birbirlerinize buğzetmeyiniz!"


Buğzetmek ne demek?

Kızmak demek. Birbirlerinize kızgın, gazaplı, kindar tavırla buğz etmeyiniz. Kızmak demek. Birbirlerinize kızgın, gazaplı, kindar tavırla buğz etmeyiniz.

Ve lâ tekâta'û. "Birbirinizle alakaları kesmeyin." Ve lâ tekâta'û. "Birbirinizle alakaları kesmeyin."

Küsüp darılıp her biriniz bir köşeye çekilmeyin. Küsüp darılıp her biriniz bir köşeye çekilmeyin.

Ve lâ tedâberû. "Birbirinize sırt çevirmeyiniz." Ve lâ tedâberû. "Birbirinize sırt çevirmeyiniz."

Aykırı, ters, muhalif olmak kastediliyor; sırt çevirmeyiniz. Aykırı, ters, muhalif olmak kastediliyor; sırt çevirmeyiniz.

Ve lâ tehâsedû. "Birbirinizle hasetleşmeyiniz." Ve lâ tehâsedû. "Birbirinizle hasetleşmeyiniz."

Birbirinizin nimetine göz dikip onu kıskanmayınız; haset etmeyiniz. Çünkü haset çok kötü bir duygu… Birbirinizin nimetine göz dikip onu kıskanmayınız; haset etmeyiniz. Çünkü haset çok kötü bir duygu…

Bu dört tane şeyi: Kin tutmak, küsmek, arka dönmek, ilişkileri kesmek, muhalif olmakBu dört tane şeyi: Kin tutmak, küsmek, arka dönmek, ilişkileri kesmek, muhalif olmak ve hasetleşmeyi yasaklıyor Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. ve hasetleşmeyi yasaklıyor Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem.

Ve kûnû ibâdallâhi ihvânen kemâ emerakumullahu. Ve kûnû ibâdallâhi ihvânen kemâ emerakumullahu. "Allah'ın size Kur'ân-ı Kerîm'inde emrettiği gibi kardeş olun ey Allah'ın kulları!" diyor. "Allah'ın size Kur'ân-ı Kerîm'inde emrettiği gibi kardeş olun ey Allah'ın kulları!" diyor.

Burada ibâdallâh'ın mansub olması hitap olduğundan: "Ey Allah'ın kulları kardeş olun!" demek.Burada ibâdallâh'ın mansub olması hitap olduğundan: "Ey Allah'ın kulları kardeş olun!" demek. Yâ ibâdallâhi kûnû ihvânen demek. Yâ ibâdallâhi kûnû ihvânen demek. "Ey Allah'ın kulları, Allah'ın size emretmiş olduğu gibi kardeş olun!" "Ey Allah'ın kulları, Allah'ın size emretmiş olduğu gibi kardeş olun!"

Kardeşliği Allah emrediyor. Bir müslümanaKardeşliği Allah emrediyor. Bir müslümana üç günden daha fazla müslüman kardeşinden küsüp uzaklaşmak, hicret etmek helâl olmaz... üç günden daha fazla müslüman kardeşinden küsüp uzaklaşmak, hicret etmek helâl olmaz...

Üç gün bir bocalama, duygularını yenme devresi olarak bir pay bırakılmışÜç gün bir bocalama, duygularını yenme devresi olarak bir pay bırakılmış ama üç günden sonra artık dargınlığı devam ettirmemesi lazım. ama üç günden sonra artık dargınlığı devam ettirmemesi lazım.

Bunu niçin okuyorum sevgili kardeşlerim? Bunu niçin okuyorum sevgili kardeşlerim?

İşte Afganistan da böyle olmuş şöyle olmuş, Taliban kuvvetleri ilerliyormuş,İşte Afganistan da böyle olmuş şöyle olmuş, Taliban kuvvetleri ilerliyormuş, öbür taraf muhalefet ediyormuş. Üzülüyor insan, Afganistan'ın cihat ettiği zaman herkes seviyorken öbür taraf muhalefet ediyormuş. Üzülüyor insan, Afganistan'ın cihat ettiği zaman herkes seviyorken Afganistan'ı, kendi arasında ihtilaf edince Kur'an'ın, Allah'ın, Resûlullah'ın emrine aykırıAfganistan'ı, kendi arasında ihtilaf edince Kur'an'ın, Allah'ın, Resûlullah'ın emrine aykırı bir durum olmuş oluyor. O zaman insan üzülüyor, müslümanların böyle olmaması lazım. bir durum olmuş oluyor. O zaman insan üzülüyor, müslümanların böyle olmaması lazım.

Kendi ülkemizde de olabilir. Sonra mesela Arnavutluğu düşünüyorum.Kendi ülkemizde de olabilir. Sonra mesela Arnavutluğu düşünüyorum. Arnavutlar şimdi Sırplar'ın hücumuna mâruz kaldılar ama kendi ülkelerinde,Arnavutlar şimdi Sırplar'ın hücumuna mâruz kaldılar ama kendi ülkelerinde, Arnavutluk'ta kuzey güney diye silahları çektiler, birbirleriyle çatıştılar, çarpıştılar,Arnavutluk'ta kuzey güney diye silahları çektiler, birbirleriyle çatıştılar, çarpıştılar, bir büyük sarsıntı geçirdiler, zayıfladılar. Halbuki öyle yapacaklarına kardeş olsalardı,bir büyük sarsıntı geçirdiler, zayıfladılar. Halbuki öyle yapacaklarına kardeş olsalardı, çevrelerindeki kardeşlerini düşünselerdi… Hâlâ da düşünmeleri lazım.çevrelerindeki kardeşlerini düşünselerdi… Hâlâ da düşünmeleri lazım. Mesela eğer bu Arnavutlar'a Sırplar müslüman diye saldırıyorsaMesela eğer bu Arnavutlar'a Sırplar müslüman diye saldırıyorsa Arnavutlar'ın içinden boynuna haç takmış, hıristiyan olmuş olanlar da olduğu söyleniyor.Arnavutlar'ın içinden boynuna haç takmış, hıristiyan olmuş olanlar da olduğu söyleniyor. Onlar da gitsinler Papalığa desinler ki; "Bizim boynumuzda haç var amaOnlar da gitsinler Papalığa desinler ki; "Bizim boynumuzda haç var ama bizim kardeşlerimize ötekiler saldırıyor, hadi bakalım engelleyin, engellemezseniz olmaz" filan.bizim kardeşlerimize ötekiler saldırıyor, hadi bakalım engelleyin, engellemezseniz olmaz" filan. Arnavutlar'ı, Orta Asya'yı, Türkiye'de çekişmeleri çatışmaları düşünüyorum.Arnavutlar'ı, Orta Asya'yı, Türkiye'de çekişmeleri çatışmaları düşünüyorum. Orta Doğu'daki çarpışmaları düşünüyorum. Demek ki İslâm'dan uzak müslümanlar… Orta Doğu'daki çarpışmaları düşünüyorum. Demek ki İslâm'dan uzak müslümanlar…

Medine-i Münevvere'de bir kardeşimiz öbür kardeşimize kızdı.Medine-i Münevvere'de bir kardeşimiz öbür kardeşimize kızdı. "Ben senle bundan sonra konuşmayacağım." dedi. Bu da pek doğru olmuyor. "Ben senle bundan sonra konuşmayacağım." dedi. Bu da pek doğru olmuyor. Çünkü üç günden sonra ayrı durması helâl olmuyor; gidecek. Hicret etmek, uzaklaşmak olmuyor.Çünkü üç günden sonra ayrı durması helâl olmuyor; gidecek. Hicret etmek, uzaklaşmak olmuyor. Gidecek, barışacak, dargınlığı sürdürmeyecek, kin tutmayacak, ilgiyi kesmeyecek, muhalefet etmeyecek, Gidecek, barışacak, dargınlığı sürdürmeyecek, kin tutmayacak, ilgiyi kesmeyecek, muhalefet etmeyecek, sırt dönmeyecek. Allah'ın karşı tarafa verdiği nimete haset etmeyecek.sırt dönmeyecek. Allah'ın karşı tarafa verdiği nimete haset etmeyecek. "Ona veren Allah, bir gün gelir sana da verir, bana da verir." diyecek"Ona veren Allah, bir gün gelir sana da verir, bana da verir." diyecek ve haset duygusuyla böyle çekişmeye çatışmaya -insanlar bazen bu duygudan girerler-ve haset duygusuyla böyle çekişmeye çatışmaya -insanlar bazen bu duygudan girerler- girmeyecekler. Böyle emrediyor. Peygamber Efendimiz'in kesin emri bu. girmeyecekler. Böyle emrediyor. Peygamber Efendimiz'in kesin emri bu.

O halde biz kendimizi teraziye koyalım ölçelim, tartalım. Hâkim vicdanımız olsun.O halde biz kendimizi teraziye koyalım ölçelim, tartalım. Hâkim vicdanımız olsun. Kendimizi muhakeme edelim, suçlu sandalyesine oturtalım, hatalarımızı anlayalım, düzeltelim. Kendimizi muhakeme edelim, suçlu sandalyesine oturtalım, hatalarımızı anlayalım, düzeltelim. Efendimiz'in isteğine uygun, iyi müslüman olalım. Birbirimize kin tutmamamız lazım.Efendimiz'in isteğine uygun, iyi müslüman olalım. Birbirimize kin tutmamamız lazım. Müslümanların buğz etmemesi, ilgiyi kesmemesi, sırt dönmemesi, haset etmemesi lazım. Müslümanların buğz etmemesi, ilgiyi kesmemesi, sırt dönmemesi, haset etmemesi lazım. Bunları yapmayıp aksine Allah'ın emrettiği üzere kardeş olması, kardeşçe hareket etmesi lazım... Bunları yapmayıp aksine Allah'ın emrettiği üzere kardeş olması, kardeşçe hareket etmesi lazım...

Gönülleri sevk eden, değiştiren, çeviren Allah'tır. Allah'a dua ediyoruz.Gönülleri sevk eden, değiştiren, çeviren Allah'tır. Allah'a dua ediyoruz. Allah gönüllerimizi birbirlerine ısındırsın. Kızgınlıklar, kırgınlıklar şeytandandır,Allah gönüllerimizi birbirlerine ısındırsın. Kızgınlıklar, kırgınlıklar şeytandandır, onları kalbimizden sürüp çıkarıp kalbimizi temizlemeyi nasip eylesin. onları kalbimizden sürüp çıkarıp kalbimizi temizlemeyi nasip eylesin. Müslüman kardeşimizi iman cevherinden dolayı sevip ona yardım elini uzatmayı nasip etsin. Müslüman kardeşimizi iman cevherinden dolayı sevip ona yardım elini uzatmayı nasip etsin.

Yüreğim parçalanıyor. Bosna'daki kardeşlerimi düşünüyorum.Yüreğim parçalanıyor. Bosna'daki kardeşlerimi düşünüyorum. Kosova'daki, Sancak'taki, Arnavutluk'taki, Kafkasya'daki, Orta Asya'daki, Keşmir'deki,Kosova'daki, Sancak'taki, Arnavutluk'taki, Kafkasya'daki, Orta Asya'daki, Keşmir'deki, dünyanın her yerindeki kardeşlerimi düşünüyorum. Onlara keşke bin tane canım olsa, dünyanın her yerindeki kardeşlerimi düşünüyorum. Onlara keşke bin tane canım olsa, her biriyle birisine feda olsam. Keşke elimde imkân olsa hepsine yardım etsem diye düşünüyorum.her biriyle birisine feda olsam. Keşke elimde imkân olsa hepsine yardım etsem diye düşünüyorum. Ama benim elimde imkânım olmasa bile elinde imkânı olup da yardım edebilecek kimseler vardır.Ama benim elimde imkânım olmasa bile elinde imkânı olup da yardım edebilecek kimseler vardır. Boşnaklar'dan Türkiye'de fabrika sahipleri var. Arnavutlar'dan ordumuzda general olanlar var. Boşnaklar'dan Türkiye'de fabrika sahipleri var. Arnavutlar'dan ordumuzda general olanlar var. Dünyanın her yerinde, nerede olursa olsun bu mazlum ve mağdur insanlara yardım edecek yakınları var.Dünyanın her yerinde, nerede olursa olsun bu mazlum ve mağdur insanlara yardım edecek yakınları var. İslâm'ın emri mazlumun yardımına yetişmek,İslâm'ın emri mazlumun yardımına yetişmek, mağduru kollamak, fakire yardımcı olmak, Allah'ın emrettiği üzere kardeşlik yapmak... mağduru kollamak, fakire yardımcı olmak, Allah'ın emrettiği üzere kardeşlik yapmak...

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki: Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki:

Lâ tebki yâ ebâ HüreyreteLâ tebki yâ ebâ Hüreyrete fe-inne şiddete'l-hisâbi yevme'l-kıyâmeti lâ tusîbu'l-câi'u iza'htesebe fî dâri'd-dünyâ. fe-inne şiddete'l-hisâbi yevme'l-kıyâmeti lâ tusîbu'l-câi'u iza'htesebe fî dâri'd-dünyâ.

Hulvânî ve Hatîb-i Bağdâdî ve İbn Asâkir kitaplarına kaydetmişler bu hadîs-i şerîfi,Hulvânî ve Hatîb-i Bağdâdî ve İbn Asâkir kitaplarına kaydetmişler bu hadîs-i şerîfi, Peygamber Efendimiz'den Ebû Hüreyre rivayet etmiş. Muhatabı da Ebû Hüreyre. Peygamber Efendimiz'den Ebû Hüreyre rivayet etmiş. Muhatabı da Ebû Hüreyre.

Peygamber Efendimiz Ebû Hüreyre radıyallahu anh'a -bu, kedileri çok seven,Peygamber Efendimiz Ebû Hüreyre radıyallahu anh'a -bu, kedileri çok seven, hassas sahabiye- hitap etmiş. Anlaşılıyor ki açlıktan dayanamamış mübarek.hassas sahabiye- hitap etmiş. Anlaşılıyor ki açlıktan dayanamamış mübarek. Ashâb-ı Suffe'dendi… Açlıktan dayanamamış ağlamaya başlamış herhalde.Ashâb-ı Suffe'dendi… Açlıktan dayanamamış ağlamaya başlamış herhalde. Diyor ki: Lâ tebkî yâ Ebâ Hüreyrete. "Ey Ebû Hüreyre ağlama!" Diyor ki:

Lâ tebkî yâ Ebâ Hüreyrete. "Ey Ebû Hüreyre ağlama!"

Sahâbe-i kirâm açlık çekerdi de Peygamber Efendimiz tok mu gezerdi? Sahâbe-i kirâm açlık çekerdi de Peygamber Efendimiz tok mu gezerdi?

Hayır; o da günlerce aç dururdu, oruç tutardı, yemek yemezdi.Hayır; o da günlerce aç dururdu, oruç tutardı, yemek yemezdi. Sabrederdi, elindekini fukarâya dağıtırdı. Sabrederdi, elindekini fukarâya dağıtırdı.

Lâ tebki yâ Ebâ Hüreyrete. "Ey Ebû Hüreyre, açlıktan ağlama!"Lâ tebki yâ Ebâ Hüreyrete. "Ey Ebû Hüreyre, açlıktan ağlama!" Fe-inne şiddete'l-hisâbi yevme'l-kıyameti." Kıyamet gününde mahkeme-i kübrâda şiddetli, korkunç,Fe-inne şiddete'l-hisâbi yevme'l-kıyameti." Kıyamet gününde mahkeme-i kübrâda şiddetli, korkunç, terletici, korkutucu azaba uğramak. Lâ tusîbu'l-câi'u.terletici, korkutucu azaba uğramak. Lâ tusîbu'l-câi'u. "Açlık çeken insanlara gelmeyecek, isabet etmeyecek. Onlar böyle şiddetli hesap çekmeyecekler.""Açlık çeken insanlara gelmeyecek, isabet etmeyecek. Onlar böyle şiddetli hesap çekmeyecekler." İza'htesebe fî dâri'd-dünyâ. İza'htesebe fî dâri'd-dünyâ.

Dünya evinde, yurdundayken Allah'ın rızasını düşünerek açlığa sabreden, fakirliğe tahammül eden,Dünya evinde, yurdundayken Allah'ın rızasını düşünerek açlığa sabreden, fakirliğe tahammül eden, harama el uzatmayan, karnının aç olmasına tahammül edip Allah'tan ecir sevap bekleyene harama el uzatmayan, karnının aç olmasına tahammül edip Allah'tan ecir sevap bekleyene böyle şiddetli hesap, terletme olmayacak. Onların âhirette yüzleri gülecek. böyle şiddetli hesap, terletme olmayacak. Onların âhirette yüzleri gülecek.

Dünyanın fakirleri âhiretin zenginleri olabilir. Dünyada böyle açlıktan karnı sancıyanlarDünyanın fakirleri âhiretin zenginleri olabilir. Dünyada böyle açlıktan karnı sancıyanlar âhirette çok yüksek sevaplar alabilirler. Hesaba uğramadan rahat geçebilirler. âhirette çok yüksek sevaplar alabilirler. Hesaba uğramadan rahat geçebilirler. Dünyada karnını haram-helâl demeden doldurup göbeğini gerenler de âhiretteDünyada karnını haram-helâl demeden doldurup göbeğini gerenler de âhirette kazançlarının hesaplarını verecekler. Lokmalarının haram mı helâl mi olduğunun kazançlarının hesaplarını verecekler. Lokmalarının haram mı helâl mi olduğunun sorgusuna sualine tâbi olacaklar. Eğer haram lokma yemişlerse onun cezası büyük olacaksorgusuna sualine tâbi olacaklar. Eğer haram lokma yemişlerse onun cezası büyük olacak çünkü bir lokma haram yese, orada vücuttan bir şeyler hâsıl olur, onu da ancak cehennem ateşi temizler,çünkü bir lokma haram yese, orada vücuttan bir şeyler hâsıl olur, onu da ancak cehennem ateşi temizler, diye haram yiyenin cehenneme atılacağını Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bildiriyor. diye haram yiyenin cehenneme atılacağını Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bildiriyor.

Onun için büyüklerimiz, dedelerimiz, selef-i sâlihînimiz haram lokma yememeye çok dikkat etmişler.Onun için büyüklerimiz, dedelerimiz, selef-i sâlihînimiz haram lokma yememeye çok dikkat etmişler. Helâl lokma yemeyi, helâlinden yemeyi tasavvufun da ilk adımı, temel şartı saymışlar. Helâl lokma yemeyi, helâlinden yemeyi tasavvufun da ilk adımı, temel şartı saymışlar. Haram lokma yedin mi ne kadar uğraşsa insan belirli bir noktaya varamaz.Haram lokma yedin mi ne kadar uğraşsa insan belirli bir noktaya varamaz. Avrupalılar bazen merak ediyorlar transandantal meditasyon filan, çeşitli ruhsal deneyimler yaparak Avrupalılar bazen merak ediyorlar transandantal meditasyon filan, çeşitli ruhsal deneyimler yaparak mânevî birtakım şeyler kazanabilir miyiz, diyorlar ama bunun başka temelleri var. mânevî birtakım şeyler kazanabilir miyiz, diyorlar ama bunun başka temelleri var.

Haram lokmayla beslenince mâneviyatın kapısı açılmaz. İman olmayınca mâneviyatın kapısı öyleHaram lokmayla beslenince mâneviyatın kapısı açılmaz. İman olmayınca mâneviyatın kapısı öyle gözetlemekle uzaktan anlaşılmaz. İmanın tadını mü'minler kadar tatmış olan insanlargözetlemekle uzaktan anlaşılmaz. İmanın tadını mü'minler kadar tatmış olan insanlar o mazhariyetlere ererler. Mü'min olmayanlar onları göremezler, kaçırırlar. Allah göstermez. o mazhariyetlere ererler. Mü'min olmayanlar onları göremezler, kaçırırlar. Allah göstermez. Bir de helâl lokma yiyenlerin gözleri, basiretleri açık olur. Haram lokma yedi mi gerçekleri göremez.Bir de helâl lokma yiyenlerin gözleri, basiretleri açık olur. Haram lokma yedi mi gerçekleri göremez. Güzellikleri sevemez, haramları sever. Şeytana, nefse uyar.Güzellikleri sevemez, haramları sever. Şeytana, nefse uyar. Dünyaya kapılır, âhirette felakete uğrar. Dünyaya kapılır, âhirette felakete uğrar.

Onun için mühim olan helâl lokma yemektir. Tasavvufun ilk şartı budur, demişlerOnun için mühim olan helâl lokma yemektir. Tasavvufun ilk şartı budur, demişler ve helâl lokma yiyip çok hayır yapmaya çalışmışlar.ve helâl lokma yiyip çok hayır yapmaya çalışmışlar. Mesela hükümdar iken tasavvuf yoluna girmiş olan İbrahim b. Edhem rahmetullahi aleyh Efendimiz, Mesela hükümdar iken tasavvuf yoluna girmiş olan İbrahim b. Edhem rahmetullahi aleyh Efendimiz, Belh hükümdarı, Mevlânâ'nın şehrinin ondan önceki zamanlarındaki hükümdarlarından birisi. Belh hükümdarı, Mevlânâ'nın şehrinin ondan önceki zamanlarındaki hükümdarlarından birisi.

Ne yaparmış? Ne yaparmış?

Gündüz elinin emeği ile işçilik yapıp çalışırmış, akşamleyin aldığı yevmiyesiyleGündüz elinin emeği ile işçilik yapıp çalışırmış, akşamleyin aldığı yevmiyesiyle zembilini yiyecek içecekle doldurur, kaldıkları yerdeki, medresedekizembilini yiyecek içecekle doldurur, kaldıkları yerdeki, medresedeki arkadaşlarına yiyeceği getirip ikram edermiş. Elinin emeği ile çalışıyor, helâl kazanıyor,arkadaşlarına yiyeceği getirip ikram edermiş. Elinin emeği ile çalışıyor, helâl kazanıyor, kazandığını da infak ediyor. Sadaka olarak veriyor, arkadaşlarına ikram ediyor.kazandığını da infak ediyor. Sadaka olarak veriyor, arkadaşlarına ikram ediyor. Büyük dereceler böyle kazanılır; helâl lokma yemek ve yedirmek. Bunlar güzel şeyler. Büyük dereceler böyle kazanılır; helâl lokma yemek ve yedirmek. Bunlar güzel şeyler.

İnsan haram lokma yemektense aç kalır, icabında açlığa dayanamaz ağlar amaİnsan haram lokma yemektense aç kalır, icabında açlığa dayanamaz ağlar ama yine de haram lokma yemez. Benim rahmetli bir amcam vardı, çok sağlam, çok zarafetli,yine de haram lokma yemez. Benim rahmetli bir amcam vardı, çok sağlam, çok zarafetli, iyi niyet sahibi, güzel ahlâklı bir kimseydi. Askerdeyken dağlara çıkartmışlar, kayın vermemişler, iyi niyet sahibi, güzel ahlâklı bir kimseydi. Askerdeyken dağlara çıkartmışlar, kayın vermemişler, yiyecek torbası vermemişler. Bakalım, askerleri bazen böyle yokluklarla denerler, yiyecek torbası vermemişler. Bakalım, askerleri bazen böyle yokluklarla denerler, bu yoklukta ne yapacak diye. Herkes tarlalara girip başkasının malını almış, yemiş, içmiş bu yoklukta ne yapacak diye. Herkes tarlalara girip başkasının malını almış, yemiş, içmiş ama rahmetli amcam: "Hiç harama el uzatmadım ama açlıktan dayanamadım ağladım." diye anlatırdı. ama rahmetli amcam: "Hiç harama el uzatmadım ama açlıktan dayanamadım ağladım." diye anlatırdı. Allah rahmet eylesin, hepimize helâl lokmayla beslenmeyi nasip eylesin. Allah rahmet eylesin, hepimize helâl lokmayla beslenmeyi nasip eylesin.

Son hadîs-i şerîfi okuyarak sohbetimi tamamlamak istiyorum.Son hadîs-i şerîfi okuyarak sohbetimi tamamlamak istiyorum. Bu da Ömer radıyallahu anh'a hitaben Peygamber Efendimiz tarafından mübarek sözlerinden bir söz.Bu da Ömer radıyallahu anh'a hitaben Peygamber Efendimiz tarafından mübarek sözlerinden bir söz. Peygamber Efendimiz buyurmuş ki: Peygamber Efendimiz buyurmuş ki:

Lâ tebki yâ Ömer fe-lev eşâü en-tesîra'l-cibâli zehben le-sâretLâ tebki yâ Ömer fe-lev eşâü en-tesîra'l-cibâli zehben le-sâret ve-lev enne'd-dünya ta'dilü indallâhi cenâha zübâbin mâ a'tâ kâfiran minhâ şey'en. ve-lev enne'd-dünya ta'dilü indallâhi cenâha zübâbin mâ a'tâ kâfiran minhâ şey'en.

Hz. Ömer ağlamış. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz diyor ki: "Ağlama ey Ömer!" Hz. Ömer ağlamış. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz diyor ki:


"Ağlama ey Ömer!"

Ağlamasının sebebini biz başka rivayetlerden biliyoruz. Peygamber Efendimiz'in hasırda yattığını,Ağlamasının sebebini biz başka rivayetlerden biliyoruz. Peygamber Efendimiz'in hasırda yattığını, hasırın dokumalarının da yüzüne, yanağına iz bıraktığını görüncehasırın dokumalarının da yüzüne, yanağına iz bıraktığını görünce o sahabe yanına gittiği zaman hayatını, mindersiz, yataksız, döşeksiz, koltuksuz yaşamını görünceo sahabe yanına gittiği zaman hayatını, mindersiz, yataksız, döşeksiz, koltuksuz yaşamını görünce şefkatinden, Resûlullah'ı sevdiğinden ağlamış. Yoksa babayiğit bir insandı; şefkatinden, Resûlullah'ı sevdiğinden ağlamış. Yoksa babayiğit bir insandı; kimse onun bileğini büküp de ağlatamazdı ama rikkatinden, hassasiyetinden ağlamış. kimse onun bileğini büküp de ağlatamazdı ama rikkatinden, hassasiyetinden ağlamış.

Ağlayınca da Peygamber Efendimiz onun neden ağladığını anladığı için: Ağlayınca da Peygamber Efendimiz onun neden ağladığını anladığı için:

Lâ tebki yâ Ömer. "Ağlama Ey Ömer!Lâ tebki yâ Ömer. "Ağlama Ey Ömer! Fe-lev eşâü. "Eğer ben istemiş olsaydım, Allah'tan dilemiş olsaydım, gönlümden geçirmiş olsaydım,"Fe-lev eşâü. "Eğer ben istemiş olsaydım, Allah'tan dilemiş olsaydım, gönlümden geçirmiş olsaydım," En-tesîra'l-cibâli zehben le-sâret.En-tesîra'l-cibâli zehben le-sâret. "Altın olarak etrafımdaki şu dağların yanımda benimle beraber gelmesini, gezmesini,"Altın olarak etrafımdaki şu dağların yanımda benimle beraber gelmesini, gezmesini, yanımda gelmesini isteseydim bu dağlar altın olur, yanımda gezerdi." yanımda gelmesini isteseydim bu dağlar altın olur, yanımda gezerdi."

Her türlü maddî imkâna sahip olurdum. Altın hâline gelir bu dağlar yanımda yürürdü,Her türlü maddî imkâna sahip olurdum. Altın hâline gelir bu dağlar yanımda yürürdü, seyrederdi ama ben böyle istemedim, zenginliği ben kendim istemiyorum.seyrederdi ama ben böyle istemedim, zenginliği ben kendim istemiyorum. Mütevâzı bir kul olmayı seviyorum, demiş oluyor. Mütevâzı bir kul olmayı seviyorum, demiş oluyor.

Ve-lev enne'd-dünyâ ta'dilü indallâhi cenâha zübâbin mâ a'tâ kâfiran minhâ şey'en.Ve-lev enne'd-dünyâ ta'dilü indallâhi cenâha zübâbin mâ a'tâ kâfiran minhâ şey'en. "Eğer bu dünyanın, malın mülkün, sarayların, ziynetlerin, servetlerin, refahların "Eğer bu dünyanın, malın mülkün, sarayların, ziynetlerin, servetlerin, refahların Allah indinde bir sineğin kanadı kadar ağırlığı, maddî değeri, kuvveti olsaydı;Allah indinde bir sineğin kanadı kadar ağırlığı, maddî değeri, kuvveti olsaydı; -bu dünyanın bütün zenginlikleri bir tarafa, bir sineğin kanadı da bir tarafa konulacak olsa-bu dünyanın bütün zenginlikleri bir tarafa, bir sineğin kanadı da bir tarafa konulacak olsa o kadar bile çekmez Allah indinde- kâfire ondan bir şey vermezdi." o kadar bile çekmez Allah indinde- kâfire ondan bir şey vermezdi."

Ama kıymetsiz olduğundan işte Kisrâlar; İran hükümdarları saraylarda yaşadılar.Ama kıymetsiz olduğundan işte Kisrâlar; İran hükümdarları saraylarda yaşadılar. Kayserler; Bizans imparatorları saraylarda yaşamışlar. Hükümdarlar; Mısır hükümdarları,Kayserler; Bizans imparatorları saraylarda yaşamışlar. Hükümdarlar; Mısır hükümdarları, Roma hükümdarları nice nice servetlerle yan gelip yatmışlar. Cariyeler çalgıcılarlaRoma hükümdarları nice nice servetlerle yan gelip yatmışlar. Cariyeler çalgıcılarla türlü sofralar, nimetler, meyvelerle ömür geçirmişler ama benim onların yaptığının hiçbirisinde türlü sofralar, nimetler, meyvelerle ömür geçirmişler ama benim onların yaptığının hiçbirisinde gözüm yok, onları istemiyorum. Allah zaten ondan kıymetli olsaydı kâfirlere onları vermezdi. gözüm yok, onları istemiyorum. Allah zaten ondan kıymetli olsaydı kâfirlere onları vermezdi.

Dünyanın sineğin kanadı kadar kıymeti yok. Ben de istemediğim için, sevmediğim için,Dünyanın sineğin kanadı kadar kıymeti yok. Ben de istemediğim için, sevmediğim için, dünyayı istemediğimden Allah beni bu halde bulunduruyor, yoksa dünyayı istemediğimden Allah beni bu halde bulunduruyor, yoksa istesem Allah ikram olarak beni nice nice nimetlere mazhar ederdi. istesem Allah ikram olarak beni nice nice nimetlere mazhar ederdi.

Biliyorsunuz Benî İsrâil'in peygamberlerinden peygamber olarak sevdiğimiz saydığımızBiliyorsunuz Benî İsrâil'in peygamberlerinden peygamber olarak sevdiğimiz saydığımız Süleyman aleyhisselam hükümdardı, Dâvud aleyhisselam hükümdardı.Süleyman aleyhisselam hükümdardı, Dâvud aleyhisselam hükümdardı. Süleyman aleyhisselam'a cin taifesi hizmet ederdi. Sarayının ne kadar harikulade olduğunuSüleyman aleyhisselam'a cin taifesi hizmet ederdi. Sarayının ne kadar harikulade olduğunu Kur'ân-ı Kerîm'den biliyoruz. Saba melîkesinin nasıl kendisine geldiğini biliyoruz.Kur'ân-ı Kerîm'den biliyoruz. Saba melîkesinin nasıl kendisine geldiğini biliyoruz. Saba melîkesinin ülkesinin tahtını nasıl kilometrelerce uzaktanSaba melîkesinin ülkesinin tahtını nasıl kilometrelerce uzaktan keramet yoluyla vezirinin getirdiğini biliyoruz. keramet yoluyla vezirinin getirdiğini biliyoruz.

Ama Peygamber Efendimiz hükümdar peygamberlik istememiş. Saltanatlı, saraylı istememiş.Ama Peygamber Efendimiz hükümdar peygamberlik istememiş. Saltanatlı, saraylı istememiş. Allahu Teâlâ hazretlerinden tevazu istemiş. Bir gün tok olup bir gün aç durmayı,Allahu Teâlâ hazretlerinden tevazu istemiş. Bir gün tok olup bir gün aç durmayı, bir gün oruç tutup sabretmeyi, bir gün yemekleri nimetleri yiyip Allah'a şükretmeyi tercih etmiş. bir gün oruç tutup sabretmeyi, bir gün yemekleri nimetleri yiyip Allah'a şükretmeyi tercih etmiş. Bizim için de bu önemli bir ölçüdür. Dünyaya kapılıp âhireti mahvetmek akıllıca bir şey değildir. Bizim için de bu önemli bir ölçüdür. Dünyaya kapılıp âhireti mahvetmek akıllıca bir şey değildir. Dünya tatlıdır biliyoruz. Tatlı olduğundan herkes sinekler gibi başına üşüşüyor. Dünya tatlıdır biliyoruz. Tatlı olduğundan herkes sinekler gibi başına üşüşüyor. Tatlı olduğu muhakkak ama sinekler de bala gelip bazen içine yapışıyorlar, uçamıyorlar.Tatlı olduğu muhakkak ama sinekler de bala gelip bazen içine yapışıyorlar, uçamıyorlar. Balın içinde boğulup gidiyorlar. Bir daha yuvasına canlı dönemiyor. Balın içinde boğulup gidiyorlar. Bir daha yuvasına canlı dönemiyor.

Bizim asıl âhiret saadetini, Allah'ın rızasını düşünmemiz, onu istememiz lazım. Bizim asıl âhiret saadetini, Allah'ın rızasını düşünmemiz, onu istememiz lazım.

"Yâ Rabbi, ben senin rızanı istiyorum. Ben senin Zât'ını istiyorum." "Yâ Rabbi, ben senin rızanı istiyorum. Ben senin Zât'ını istiyorum."

İlahî ente maksûdî ve rızâke matlûbî deyip tok gözlü, tok gönüllü, gani gönüllü olup,İlahî ente maksûdî ve rızâke matlûbî deyip tok gözlü, tok gönüllü, gani gönüllü olup, maddiyata tenezzül etmeden elimizdeki imkânlarla hayır hasenât yaparak, fakirlerin gönlünü alarak,maddiyata tenezzül etmeden elimizdeki imkânlarla hayır hasenât yaparak, fakirlerin gönlünü alarak, dinimize hizmet ederek rızâ-i Bârî'ye uygun yaşamayı Allah cümlemize nasip eylesin. dinimize hizmet ederek rızâ-i Bârî'ye uygun yaşamayı Allah cümlemize nasip eylesin.

Haramlardan, günahlardan korusun ve arkamızda biz bu dünya hayatına veda ettiğimiz zamanHaramlardan, günahlardan korusun ve arkamızda biz bu dünya hayatına veda ettiğimiz zaman fâni dünyadan bâki âleme göçtüğümüz zaman sevap kazanmamıza, hayırla anılmamıza vesile olacak fâni dünyadan bâki âleme göçtüğümüz zaman sevap kazanmamıza, hayırla anılmamıza vesile olacak kitaplar, eserler, talebeler, hayrât ü hasenât, binalar, camiler, medreseler, kitaplar, eserler, talebeler, hayrât ü hasenât, binalar, camiler, medreseler, Kur'an kursları, güzel istifade edilebilen tesisler bırakmayı Allah nasip eylesin. Kur'an kursları, güzel istifade edilebilen tesisler bırakmayı Allah nasip eylesin.

Allah hepinizden razı olsun. Cumanız mübarek olsun. Allah nice bereketlere, nimetlereAllah hepinizden razı olsun. Cumanız mübarek olsun. Allah nice bereketlere, nimetlere hayırlara cümlemizi erdirsin. Cennetiyle Cemâli'yle müşerref eylesin. hayırlara cümlemizi erdirsin. Cennetiyle Cemâli'yle müşerref eylesin. Sevdiklerinizle beraber ülkemizi, diğer İslâm ülkelerini, zalimlerin, fasıkların, facirlerin,Sevdiklerinizle beraber ülkemizi, diğer İslâm ülkelerini, zalimlerin, fasıkların, facirlerin, düşmanların hücumundan zararından korusun. Akıllıca basiretli bir şekilde çalışıp düşmanların hücumundan zararından korusun. Akıllıca basiretli bir şekilde çalışıp Ümmet-i Muhammed'e faydalı olmayı, hayırlı eserler ortaya koymayı ve ülkelerimizi kalkındırıp, Ümmet-i Muhammed'e faydalı olmayı, hayırlı eserler ortaya koymayı ve ülkelerimizi kalkındırıp, geliştirip kimseye muhtaç olmadan, kimseden korkmadan hürriyet içinde, izzet içinde itibar ile geliştirip kimseye muhtaç olmadan, kimseden korkmadan hürriyet içinde, izzet içinde itibar ile dindârâne, Allah'ın rızasına uygun yaşayıp, ömür geçirip Rabbımız'ın huzuruna sevdiği,dindârâne, Allah'ın rızasına uygun yaşayıp, ömür geçirip Rabbımız'ın huzuruna sevdiği, razı olduğu kul olarak varmayı nasip eylesin. razı olduğu kul olarak varmayı nasip eylesin. Cennetiyle Cemâli'yle cümlemizi, cümlenizi müşerref eylesin. Cennetiyle Cemâli'yle cümlemizi, cümlenizi müşerref eylesin.

Konuşmacı: Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN

Kategori:

  • Cuma Sohbetleri (MEC)
  • Tarih: 23 Rebîü'l-Evvel 1419 / 17.07.1998

    Yer: AKRA- Medine

    Açıklama:

    Hocamız, Gönül dostumuz, Mürebbi'miz Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN’ın Ak-Radyo’da cuma günleri düzenli olarak konuşmalar yapmıştır. 31 Mart 1993’te başlayıp, vefatından önceki son cuma günü olan, 2 Şubat 2001’e kadar devam eden bu sohbetlerde, hocamız genellikle Râmûzül-Ehâdis’ten, bazen de Muhtârü’l-Ehâdis’ten veya Riyâzu’s-Sâlihîn’den bir miktar hadis-i şerif okuyup, izah etmiştir.

    İçinde bulunulan zamanın, ayın, günlerin ihyâ edilmesiyle ilgili bilgiler vermiş ve hatırlatmalarda bulunmuştur. Ayrıca ülkemizi ve insanımızı ilgilendiren güncel konulara temas ettiği de görülmüştür.

    Genellikle yurtdışında seyahatte olduğu için çoğu zaman bulunduğu yerden de bahsetmiştir.

    Sekiz yıl içerisinde toplam 313 adet sohbet yapmışlardır.

    İçerik:

    Konuşma Hakkında