WEBVTT 00:00:00.800 --> 00:00:02.440 Sevgili kardeşlerim! Değerli misafirler! 00:00:02.560 --> 00:00:06.280 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in hadîs-i şerîflerinden 00:00:06.280 --> 00:00:13.600 okumak arzu ettik ve kura ile cildi seçtik, kura ile sayfayı açtık. 00:00:14.320 --> 00:00:21.640 Kimseye kastımız yok, önyargımız yok. Hangi hadisin çıkacağını önceden bilmiyorduk. 00:00:22.800 --> 00:00:27.320 Şimdi okuyacağız. Sonuçlarının da ona göre değerlendirilmesini rica ediyorum. 00:00:27.440 --> 00:00:32.880 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in hadîs-i şerîflerinden bir şeyler öğrenmek için, 00:00:33.160 --> 00:00:39.240 zamanımız bereketli geçsin, toplantımız salât u selâmlı, Lafza-i Celâl'li, 00:00:39.240 --> 00:00:42.880 zikirli, sevaplı olsun diye böyle hareket ediyoruz. 00:00:43.000 --> 00:00:46.680 Bilgilenmek için, feyz almak için, sevap kazanmak için... 00:00:46.920 --> 00:00:51.160 Allah nasip ederse beş hadîs-i şerîf okuyacağız. 00:00:51.200 --> 00:00:59.720 Birinci hadîs-i şerîf ve ikinci hadîs-i şerîf biraz uzunca; hatırda kalmayabilir, 00:00:59.760 --> 00:01:06.880 kağıt kalemle not almak gerekebilir. Çünkü "ilim" diyorlar; el-İlmü saydun ve kitâbetün kaydun. 00:01:07.000 --> 00:01:13.280 "Öğrenmek avlanmak gibidir. Yazmak da avı bağlamak gibidir." 00:01:13.280 --> 00:01:18.880 Kuşu yakaladın, bağlamazsan uçar gider. Geyiği yakaladın, bağlamazsan kaçar gider. 00:01:19.800 --> 00:01:23.480 Eskiden yakaladıkları hayvanları bağlarlarmış ki kaçmasın diye. 00:01:23.560 --> 00:01:31.120 İlim de yazıyla kaçmaz, gitmez, senin malın olarak kalır. Yoksa unutulur. 00:01:31.120 --> 00:01:33.640 İnsan; "Beş hadîs-i şerîf söylemişti ama iki tanesi uzundu, 00:01:33.680 --> 00:01:37.480 hatırımda birtakım cümleleri kalmadı." diyebilir. 00:01:37.760 --> 00:01:47.800 Onun için bir çare; açtığımız sayfanın Râmûzü'l-ehâdîs'in 170. sayfası olduğunu söylüyoruz, 00:01:47.800 --> 00:01:50.720 isteyen Arapça'sına baksın diye. Birinci ciltte. 00:01:50.720 --> 00:01:53.280 Zaten cildi söylemeye lüzum yok; sayfayı söyledi mi 00:01:53.280 --> 00:02:02.160 iki ciltte sayfalar devam ediyor, kitabın usûlü öyle. 170. sayfanın başında bir hadîs-i şerîf var. 00:02:02.320 --> 00:02:06.360 Yalnız bir satırı bir evvelki sayfadan başlıyormuş. 00:02:06.520 --> 00:02:11.720 Onun için orayı çeviriyoruz, tamamını anlayabilmemiz için o başlangıcı bilmemiz lazım. 00:02:11.760 --> 00:02:14.480 Şöyle başlıyor: Bismillâhirrahmânirrahîm. 00:02:14.800 --> 00:02:17.720 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki; 00:02:17.720 --> 00:02:28.760 [Elâ la'netullâhi ve'l-melâiketi ve'n-nâsi ecmaîn alâ men intekasa şey'en min hakkî...diye başlıyor. 00:02:31.280 --> 00:02:42.760 Elâ demek Arapça'da, "Hey! Dikkat edin! Gözünüzü açın! Dikkatinizi toplayın! 00:02:42.800 --> 00:02:46.120 Aklınızı başınıza devşirin! Beni iyi dinleyin!" gibi bir mâna ifade eder. 00:02:46.120 --> 00:02:50.960 Buna edât-ı tenbih diyorlar, yani uyarı edatı. 00:02:51.520 --> 00:02:58.760 İnsan nasıl uyarılır? Mesela dalgınsın; "Ey! Hey kardeşim!" veya "Bana bir bakar mısın?" deriz. 00:02:58.760 --> 00:03:06.400 Kelimenin bunun gibi bir görevi var. Elâ sözünden "Hey! Dikkat edin! Âgâh olun! 00:03:06.240 --> 00:03:15.400 Gözünüzü açın! Uyanın! İyi hatırınızda tutun!" gibi bir mâna alacağız. 00:03:15.320 --> 00:03:23.120 La'netullâh. "Allah'ın laneti." Ve'l-melâiketi. "Meleklerin de laneti." 00:03:23.520 --> 00:03:32.360 Ve'n-nâsi ecmaîn. "Bütün insanların da laneti." Alâ men intekasa şey'en min hakkî. 00:03:32.520 --> 00:03:41.720 "Benim hakkımdan bir kısmını noksanlaştıranın üzerine olsun." diyor Peygamber Efendimiz. 00:03:41.800 --> 00:03:46.480 Tabii anlatacağız... Bu birinci cümlesi. 00:03:46.800 --> 00:03:52.400 "Benim hakkımdan bir miktarını noksanlaştıranın üzerine Allah'ın, 00:03:52.800 --> 00:03:56.720 meleklerin, bütün insanların laneti olsun. Olur! Dikkat edin! 00:03:56.760 --> 00:04:02.600 Gözünüzü açın, bu çok mühim!" diye Efendimiz bildiriyor. Lanet ne demek? 00:04:03.880 --> 00:04:13.520 "Allah'ın lütfundan, rahmetinden mahrum olmak" demek.Şeytan, Allah'ın lanetine uğramış; ne demek? 00:04:13.640 --> 00:04:20.120 "Allah'ın lütfundan, rahmetinden mahrum olmuş, onun dışına itilmiş, 00:04:20.120 --> 00:04:23.520 atılmış, mahrum kılınmış" demek oluyor. 00:04:23.680 --> 00:04:26.840 Allah bir kimseye lanet etti mi melekler de zaten 00:04:26.840 --> 00:04:31.280 Allah'ın lanet ettiği şeye başka bir şey yapmazlar, melekler de lanet eder. 00:04:32.280 --> 00:04:35.880 Sonra, Allah'ın mutî kulları, evliyâullah da lanet ederler. 00:04:35.880 --> 00:04:43.320 Allah'ın kızdığına kızarlar, Allah'ın sevdiğini severler. Zaten mü'minin vasıflarından birisi budur. 00:04:43.440 --> 00:04:47.480 Mü'minin önemli vasıflarından bir tanesi nedir? 00:04:47.640 --> 00:04:51.640 Allah'ın sevdiğini sevmek, Allah'ın sevmediğini sevmemek. 00:04:52.160 --> 00:04:56.120 Allah için sevmektir, Allah için kızmaktır. Hubbu fillah, buğzu fillah. 00:04:57.880 --> 00:05:05.320 Ben biraz da alay edeceğim geliyor, biraz da milleti aldatıyorlar diye kızar gibi de oluyorum. 00:05:05.480 --> 00:05:08.440 "Efendim İslâm hoşgörü dinidir, İslâm sevgi dinidir..." 00:05:08.680 --> 00:05:14.160 Ya bırak şu yağcılığı, Allah aşkına! Niye gerçeği tam söylemiyorsun? 00:05:15.800 --> 00:05:19.920 İslâm sevgi dinidir de kızma dini değil midir? Niye o tarafını saklıyorsun? 00:05:20.760 --> 00:05:25.880 Hırsızı da mı seveceğiz? Katili de mi seveceğiz? Zalimi de mi seveceğiz? 00:05:26.280 --> 00:05:31.200 Bazı sevilmeyen şeyler yok mu be adam! "İslâm sevgi dinidir. Hoşgörü dinidir." 00:05:31.480 --> 00:05:36.720 Adam şurada gözümüzün önünde bir haksızlık yapıyor; hoş mu göreceğiz? 00:05:37.000 --> 00:05:42.000 Niye yanlış anlatıyorsun İslâm'ı? Niye eksik anlatıyorsun? Niye milleti kandırıyorsun? 00:05:42.320 --> 00:05:45.400 Niye milleti uyuşturuyorsun? Kızılacak yerde kızmak var. 00:05:45.440 --> 00:05:49.800 İslâm'da emr-i mâruf var, nehy-i münker var. Yani dengeli. 00:05:50.320 --> 00:05:53.360 İyiliği emredeceksin, kötülüğü de yaptırtmamaya çalışacaksın. 00:05:53.440 --> 00:06:01.600 Müslüman pasif olmayacak, aktif olacak, atılımcı olacak, kendi içine kapalı olmayacak, 00:06:01.600 --> 00:06:06.720 sağa sola müdahaleci olacak. "Arkadaş ne yapıyorsun? Çek bakayım elini oradan! 00:06:07.680 --> 00:06:15.600 Niye ona zulmediyorsun? Niye oradan o elmayı kopartıyorsun? İn oradan bakayım aşağıya! 00:06:16.320 --> 00:06:19.200 Niye bu adama yalan söyleyip aldatıyorsun? Yalan söyleme bakayım! 00:06:19.200 --> 00:06:23.640 Öyle değil işte o iş!" diye haksızlığa müdahale vazifesi var. 00:06:23.920 --> 00:06:28.200 Emr-i maruf; iyi olan, aklın, şeriatin iyi gördüğü şeyi emretmek. 00:06:28.200 --> 00:06:32.640 Bugünkü müslümanların en bilmediği işlerden birisi bu. Bütün bu olaylar da ondan çıkıyor. 00:06:32.400 --> 00:06:37.240 Millet kuzudur, millet sakindir, millet sevgi müsamaha hoşgörü sahibidir. 00:06:37.240 --> 00:06:45.360 Öyle saçma şey olur mu ya?! Yanlış bir şey oldu mu öteki herifler nasıl cezve, teneke, tava çalıyor? 00:06:46.400 --> 00:06:54.400 Aydınlık, karanlık, bağırtı çağırtı, zırıltı zımbırtı... Bir de burada nasıl medihler yağdırıyorlar; 00:06:54.400 --> 00:06:59.280 "Aman efendim duygularını ne güzel dile getiriyorlar." Küçük bir azınlığın muhalefeti; 00:06:59.480 --> 00:07:05.840 ekseriyet değil, ekseriyete karşı bir hareket. Televizyon kanalları methediyor... 00:07:06.400 --> 00:07:12.400 Müslüman sever de kızar da. Müslüman hoş görür de hoş görmez de. Hoş görülecek şey var. 00:07:12.640 --> 00:07:16.000 Bunun da bir hududu var. Hoşgörünün hududu var. Sabrın hududu var. 00:07:16.400 --> 00:07:24.200 Tahammülün hududu var. Susmanın hududu var. Allah için susar, Allah için konuşur. 00:07:24.440 --> 00:07:31.480 Allah için kızar, Allah için sever. Allah için sabreder, Allah için cihat eder. 00:07:32.000 --> 00:07:39.600 Niye İslâm'ı tam anlatmıyorsun? Ankara Radyosu benden cihatla ilgili konuşma istedi. 00:07:39.760 --> 00:07:45.320 Tam Bursa'ya gideceğim... Yaz tatilinde, ev hazırlanmış... Yalvardı. 00:07:44.880 --> 00:07:50.400 Bizim fakülteden mezun, orada yetkili şahıs. Bizim fakülteden talebemiz olduğundan; 00:07:50.440 --> 00:07:56.240 "Hocam, Allah rızası için, ne olursun, ben burada tek başımayım, 00:07:56.400 --> 00:08:00.760 buradaki 400 kişinin içinde bir tane inançlı benim..." dedi. En akıllısı deli Bekir... 00:08:00.760 --> 00:08:06.880 O da zaten bizim iyi talebemiz değildi. Ama İlahiyat'tan mezun bir talebe. 00:08:07.120 --> 00:08:14.520 Bana da "hocam" diyor. "Orada İslâm'a hizmet ediyorum." diyor. Benden konuşma istedi. Ne üzerine? 00:08:14.680 --> 00:08:17.640 30 Ağustos. Cihat üzerine. Tamam. 00:08:18.800 --> 00:08:27.400 Ben de beş dakikalık bir konuşma hazırladım. 1,5-2 dosya kağıdı. 00:08:27.320 --> 00:08:34.600 Seyahatimi geciktirdim, konuşmayı hazırladım, verdim. Arabaya bindim, Bursa'ya gidiyorum. 00:08:35.400 --> 00:08:47.880 Radyoyu açtım, dinliyorum. Konuşmanın büyük kısmını makaslamışlar! Makas, yani sansür. Çıkartmış. 00:08:49.280 --> 00:08:54.600 Çıkarttığı yerler ne? Kur'ân-ı Kerîm'in âyetleri.Aa! Böyle sahtekârlık olmaz! 00:08:55.400 --> 00:09:00.720 Bir İlahiyat Fakültesi hocasının konuşmasını istiyorsun, içinden âyetleri çıkartıyorsun! 00:09:00.720 --> 00:09:06.320 Cihatla ilgili âyetleri ben [koymuşum]; onları çıkartıyor. Allah'ın kelamını çıkartıyor. 00:09:06.360 --> 00:09:08.400 O zaman benim kelâmımı da söyleme. 00:09:08.400 --> 00:09:12.360 Ben kendi kelâmımın söylenmesini istemem ki, Allah'ın kelâmını oradan çıkarttıktan sonra... 00:09:12.400 --> 00:09:14.400 Öyle sahtekârlık olmaz! 00:09:14.200 --> 00:09:19.760 İslâm'ı tam anlatmak lazım. Sevgi de var, saygı da var, kızma da var. 00:09:19.840 --> 00:09:25.560 Emr-i mâruf da var, nehy-i münker de var, cihat da var. "İslâm demokrasi mi?" 00:09:25.640 --> 00:09:30.280 Tam demokrasi değil; demokrasiden daha güzel. Tam halk idaresi değil. 00:09:30.400 --> 00:09:35.520 İslâm kötülere hiç rey hakkı bile vermez! Şahitlik hakkı bile düşer! 00:09:35.720 --> 00:09:42.640 Bir insan yalan söylediyse, namussuzsa, kusurluysa mahkemede hâkim onu şahit bile kabul etmez! 00:09:42.760 --> 00:09:49.400 Oh, ne iyi yapıyor! Adliyelerin önünde volta atan insanlar var. 00:09:49.560 --> 00:09:52.920 Para veriyorsun, geliyor senin nâmına şahitlik yapıyor, geçip gidiyor. 00:09:53.280 --> 00:09:56.760 Katip tıkır tıkır tıkır tıkır tıkır tıkır yazıyor. "İsmini söyle." diyor. 00:09:56.840 --> 00:10:02.400 "Allah Allah, ismimi niye söyletti?" diyorsun. "Adresini söyle." diyor, yazıyorsun. 00:10:02.880 --> 00:10:09.960 "Şuraya bas bir imza." diyor. E niye? "İşte şahit yazdık seni." Formaliteden. Öyle saçma şey mi olur? 00:10:10.320 --> 00:10:15.320 Sıradan adamı, bilmiyorum adliyede başınıza geldi mi; "Sen adını söyle, sen adını söyle..." 00:10:15.440 --> 00:10:21.840 Böyle mahkeme olmaz ki! Her şeyin İslâm'da önemi var, ciddiyeti var. 00:10:21.920 --> 00:10:34.360 Lanet etti mi insan Allah'ın rahmetinden mahrum kalıyor. Allah bir kimseye lanet etti, o ne demek? 00:10:34.400 --> 00:10:40.600 "Bu, Allah'ın rahmetinden mahrum kılınma cezasına çarptırılmış." demek. 00:10:40.880 --> 00:10:47.640 Allah'ın rahmetine ermeyecek, ne olacak? Kahrına uğrayacak, mahvolacak. Bitti, hapı yuttu demek. 00:10:47.680 --> 00:10:52.800 Allah'ın laneti onun üzerine olmak; kâinatı yaratan, yöneten 00:10:52.160 --> 00:10:58.720 Allahu Teâlâ hazretleri sevmeyecek, rahmet etmeyecek. O insan, o varlık ne olur? Bitti. 00:10:59.480 --> 00:11:08.680 Melekler de Allah'a hiç âsi olmayan varlıklarıdır. Çeşitli yerde görevli varlıklardır. 00:11:08.920 --> 00:11:14.280 Allah lanet etti mi onlar da lanet ederler. Hepsi birden Allah'ın lanet ettiğine lanet ederler. 00:11:14.480 --> 00:11:19.320 Meleklerin duası vardır. Duası makbuldür. Sana bana dua eder. 00:11:19.400 --> 00:11:27.840 "Hocam ne zaman dua eder?" Sen bir arkadaşına o yokken onun iyiliği için dua edersen; 00:11:28.200 --> 00:11:34.920 "Yâ Rabbi! İbrahim biraz rahatsız, sen ona şifa ver yâ Rabbi! Trafik kazası geçirmiş, çabuk çıksın..." 00:11:34.840 --> 00:11:39.880 Burada yok İbrahim... Bir melek sana der ki; 00:11:39.880 --> 00:11:47.800 "Âmîn. Allah ona istediğin şeyin aynını sana da versin." Melek sana dua ediyor. Başka? 00:11:48.120 --> 00:11:55.160 Geceleyin uyudun. Ama gittin abdest aldın, iki rekât namaz kıldın, abdestli yattın, uyudun. 00:11:55.520 --> 00:12:01.120 "İç çamaşırında..." diyor. "İç çamaşırında bir melek, iç çamaşırının içinde..." 00:12:01.720 --> 00:12:06.520 Arapça'da içe giyilen çamaşırın bir adı var, dışa giyilen çamaşırın adı var. 00:12:06.600 --> 00:12:11.440 Disarının içinde bir melek sabaha kadar bu kişiye dua eder. 00:12:11.440 --> 00:12:15.240 Yani koynunda bir melek sabaha kadar; 00:12:15.240 --> 00:12:20.120 "Yâ Rabbi! Bu kulun abdestli yattı uyudu, sen bunu afv u mağfiret eyle, 00:12:20.120 --> 00:12:24.600 bağışla yâ Rabbi!" diye dua eder. Meleklerin duası güzel, iyi bir şey. 00:12:24.840 --> 00:12:31.280 İşte melekler böyle Allah'ın sevdiği, seveceği işleri yapanlara dua ettiği gibi 00:12:31.280 --> 00:12:37.120 Allah'ın lanet ettiğine de hepsi birden lanet ederler. Meleklerin laneti de ceza üstüne ceza olur. 00:12:37.280 --> 00:12:39.800 Zaten adam belasını buldu ama bir de öyle olur. 00:12:39.880 --> 00:12:41.880 Sonra? İnsanların da laneti... 00:12:41.920 --> 00:12:47.440 İnsanların lanetine uğrayan kimse mahrum olur. Kim? Sıralıyor: 00:12:47.480 --> 00:12:55.400 Bir; "Benim hakkımdan bir miktarını kesene Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti olsun!" 00:12:55.440 --> 00:13:01.920 Tabii burada bir soru hatıra geliyor. Zaten bu hadisi bir hafta okusak belki bitiremeyiz. 00:13:02.000 --> 00:13:07.600 Resûlullah'ın bizim üzerimizdeki hakkı nedir? Onun az yapılması nasıl olur? 00:13:07.720 --> 00:13:14.000 O haktan bir kısmını kırpıştırmak, kesintiye uğratmak nasıl olur? Ne demek o? 00:13:14.400 --> 00:13:22.880 Resûlullah'ın biz mü'minler üzerindeki hakkı, itaattir, bizim ona itaatimizdir. 00:13:22.880 --> 00:13:26.560 Biz Resûlullah'a itaatle vazifeliyiz. Çünkü Allah Kur'ân-ı Kerîm'de; 00:13:26.560 --> 00:13:30.760 Atîullâhe ve atîu'r-rasûle diyor. Başka bir âyet-i kerîmede: 00:13:30.760 --> 00:13:34.520 Kul in küntüm tuhibbûna'llâhe fe'ttebiûnî yuhbibkümu'llâh. 00:13:34.560 --> 00:13:42.280 "Eğer Allah'ı seviyorsanız bana tâbi olun ki Allah da sizi sevsin." demesini 00:13:42.280 --> 00:13:46.720 Allah, Peygamber Efendimiz'e emrediyor. Resûlullah'ın üzerimizdeki hakkı nedir? 00:13:46.920 --> 00:13:50.800 Resûlullah'a itaattir. Resûlullah'a itaati biz nasıl sağlayacağız? 00:13:51.400 --> 00:13:55.680 Sen Resûlullah'a nasıl itaat edeceksin? Ben nasıl itaat edeceğim? Nasıl sağlanır bu? 00:13:55.840 --> 00:13:58.840 Resûlullah'ın hadislerini bilmekle sağlanır. 00:13:58.920 --> 00:14:04.560 Resûlullah şöyle buyurmuş, Resûlullah şöyle emretmiş, Resûlullah "şöyle yapmayın" demiş. 00:14:05.800 --> 00:14:11.800 İtaat; onları yapmak, o emirlere yasaklara riâyet etmekle olur. 00:14:11.840 --> 00:14:17.440 Eğer bunu yapmazsa, yani Resûlullah'ın buyruklarını tutmazsa, 00:14:17.440 --> 00:14:20.960 yasaklarından kaçınmazsa bir insan ne oluyor? 00:14:21.000 --> 00:14:26.600 Resûlullah'ın bizim üzerimizdeki hakkını kırpıştırmış oluyor, vermemiş oluyor. 00:14:26.600 --> 00:14:29.480 Resûlullah'a karşı vazifesini yapmamış oluyor. 00:14:30.000 --> 00:14:39.560 Tabii mü'minin Resûlullah'ı sevmek vazifesi vardır. Resûlullah'a salât u selâm getirmek vazifesi vardır. 00:14:39.640 --> 00:14:45.360 Resûlullah'ın ümmetine hizmet etmek vazifesi vardır. Mü'minin üzerinde bunların hepsi vazifedir. 00:14:45.360 --> 00:14:50.360 Bir müslümana yardım etmek."O benim Ümmet-i Muhammed'den kardeşim." diye yardım etmek vazifesi var. 00:14:50.720 --> 00:14:53.600 Bunlar yapılmadığı zaman da işte hep bu durumlar meydana gelir. 00:14:53.640 --> 00:14:57.680 Resûlullah'ın bizim üzerimizde olan hakları, 00:14:57.680 --> 00:15:05.200 bizim Resûlullah'a karşı vecibelerimizi tam yapmadığımız zaman, "Yapmayan insana Allah'ın, meleklerin, 00:15:05.200 --> 00:15:14.240 bütün insanların laneti olsun, olur!" diye birinci cümle bu. Bu çok önemli bir husus. 00:15:16.280 --> 00:15:19.200 Bu devirde "mü'minim" diyen insanlar... 00:15:19.200 --> 00:15:23.560 "Mü'minim" demeyenleri ayırıyoruz; tamam, onlar ilk önce imana gelsinler. 00:15:23.800 --> 00:15:28.360 "Mü'minim" diyen insanların bir kısmı bu seviyede değil. Bir kısmı diyor ki; 00:15:28.360 --> 00:15:35.360 "Ben Kur'an'a inanırım, Allah'ın kelâmı Kur'an'a tâbi olurum ama başka şeyi tanımam." 00:15:35.360 --> 00:15:37.200 Yani sünneti reddediyor. 00:15:37.680 --> 00:15:41.240 "Canım filan..." diye, nokta nokta laflar söylüyor. 00:15:41.280 --> 00:15:46.680 Profesör, İlahiyat'ta hoca, falanca yerde ukalâ, filanca gazeteyi çıkartan, 00:15:46.680 --> 00:15:58.520 filanca mecmuayı neşreden, entel müslüman, İslâmcı yazar vesaire. Hadi oradan! Öyle saçma şey mi olur?! 00:15:58.680 --> 00:16:04.760 Resûlullah'a tâbi olacaksın. Sen kimsin? Senin kafan ne kadar? Senin aklın ne kadar akıl alır? 00:16:04.920 --> 00:16:09.400 Sen dünyadan âhiretten ne kadar bilebilirsin? O Allah'ın Resûlü. 00:16:09.400 --> 00:16:13.440 Allah ona geçmişin bilgisini de vermiş, geleceğin bilgisini de vermiş. 00:16:13.440 --> 00:16:20.920 Bu Allah'ın Resulü, elçisi; Allah'ın emirlerini sana bildiren en üstün insan. "Ben onu tanımam!" 00:16:20.920 --> 00:16:25.920 Öyle şey olur mu?! Sen böyle davrandığın zaman imandan bile düşersin! 00:16:25.960 --> 00:16:33.840 "Mü'minim" deyip böyle yapan abuk sabuk, sapık insanlar var. Böyle olmaz! 00:16:33.920 --> 00:16:40.680 Resûlullah'ın sünnetine uyacak. "Efendim, Resûlullah'ın sünnetinin sağlamına uyarım." 00:16:40.720 --> 00:16:46.360 Tamam, zaten Peygamber Efendimiz'in hadîs-i şerîflerini İslâm alimleri 00:16:46.360 --> 00:16:52.200 tam senin bu söylediğin mantıkla incelemişler. Râvilerini incelemişler. 00:16:52.200 --> 00:16:55.680 "Kim rivayet etti?" diye araştırmışlar. Hakkında kitaplar yazmışlar. 00:16:55.720 --> 00:17:01.360 O kadar incelemişler ki, diyor ki; "Falanca adamın rivayet ettiği hadîs-i şerîfler, 00:17:03.800 --> 00:17:07.720 belki karıştırmış olabilir çünkü adam ihtiyarladı, 00:17:07.720 --> 00:17:11.120 70 yaşından sonra bazen hadisleri birbirine karıştırırdı. 00:17:11.120 --> 00:17:19.160 Onun için o müdellistir, yani karıştıran, unutan bir insandır..." gibi 00:17:19.160 --> 00:17:21.120 laflar söyleyebiliyorlar birisi hakkında. 00:17:21.120 --> 00:17:30.720 Öyle bir kimseyse onun söylediği [hadiste] râvisinde biraz kusur var diye ihtiyatlı kabul ediyorlar. 00:17:30.720 --> 00:17:37.840 O kadar dikkat etmişler. Hadisin içeriğine dikkatle bakmışlar. 00:17:38.280 --> 00:17:42.200 Rivayet eden râvilerine dikkatle bakmışlar, incelemişler. 00:17:42.200 --> 00:17:48.400 Hadis ilmi çok ciddi, önemli bir ilimdir. Bu bir. Şimdi burada bir sürü şey sayıyor. 00:17:48.720 --> 00:17:54.800 Tabii bunların hepsini izah ettiğimiz zaman uzayacak. Ama uzasın. 00:17:54.800 --> 00:18:01.400 Ondan sonra 2, 3, 4, 5, 10, kaç taneyse, "şunlara Allah'ın laneti olsun..." 00:18:01.400 --> 00:18:07.640 Yani bundan sonra sayılacak her şey, Allah'ın lanetine uğramaya sebep olacak kötü şeyler gelecek. 00:18:07.560 --> 00:18:15.280 İki; ve alâ men ebâ ıtretî. "Beni itretime karşı gelenlere lanet olsun." 00:18:16.000 --> 00:18:27.880 Itret; ayn, te, re. Itretün. Sonunda da tâ-i tenis. Itre iki mânaya gelir: 00:18:28.120 --> 00:18:35.680 Bir; "Efendimiz'in soyundan gelen kimseler, zürriyeti" mânasına gelir. 00:18:35.680 --> 00:18:44.440 İki; "Efendimiz'i temsil eden, Efendimiz'in vâris-i mânevîsi durumunda olan, 00:18:44.600 --> 00:18:52.960 onun yolunu devam ettiren ümmetin mürşitleri, alimler" mânasına gelir. 00:18:52.960 --> 00:19:01.480 Çünkü soyca yakınlık itaati gerektirmiyor. "Bu falanca sülaleden." 00:19:01.880 --> 00:19:08.800 İyi ama o tek başına yetmiyor. Mühim olan Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in 00:19:08.800 --> 00:19:17.000 yolunca gitmek ve onun vazifesini yapmaya çalışmak, devam ettirmeye çalışmak. Bu daha önemli oluyor. 00:19:17.000 --> 00:19:22.520 Onun için, salât u selâm getirdiğimiz zaman Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin 00:19:22.560 --> 00:19:25.120 ve alâ âl-i Muhammed diyoruz. Âl-i Muhammed kim? 00:19:25.400 --> 00:19:32.840 Âl-i Osman kim? Âl-i Selçuk... Kim bunlar? Âl-i Saman, Samanoğulları. 00:19:32.840 --> 00:19:39.600 Osmanoğulları, Selçukoğulları kim? O sülalenin kurucusu adamın soyundan gelen insanlar. 00:19:39.640 --> 00:19:46.280 Peki Âl-i Muhammed kim? Allahümme salli alâ Muhammedin. 00:19:46.360 --> 00:19:50.400 "Muhammed'e salât u selâm eyle yâ Rabbi!" Ve alâ âl-i Muhammedin. 00:19:50.400 --> 00:19:57.000 "Muhammed'in âl'ine de salât u selâm eyle." Resûlullah'ın âl'i kim? Âl-i Muhammed kim? 00:19:57.840 --> 00:20:03.240 Âl-i Muhammed; takvâ ehli, Resûlullah'ın yolunda yürüyen herkes. 00:20:05.160 --> 00:20:14.640 Âlî küllü takiyyün. "Benim âl'im, takvâ sahibi olan her müslümandır." diyor Peygamber Efendimiz. 00:20:15.400 --> 00:20:26.640 Sadece kan ve soy devamı meselesi değil. Mesele maddî değil, mânevî veraset. 00:20:26.640 --> 00:20:34.720 Resûlullah'ın peygamberlik vazifesini, Allah'ın emirlerini insanlara öğretme vazifesini yapan insanlar. 00:20:34.600 --> 00:20:41.120 Efendimiz'in hadîs-i şerîfi var: el-Ulemâu veresetü'l-enbiyâ. 00:20:41.360 --> 00:20:50.120 Mürşid-i kâmiller, âlim-i âmiller, salih, evliyâ, mübarek insanlar Resûlullah'ın nesidir? 00:20:50.400 --> 00:20:57.600 Vârisleridir. Peygamberler mal mülk bırakmazlar; ilim, iman, takvâ, ihlâs bırakırlar. 00:20:58.400 --> 00:21:04.760 Onu alan onun vârisi olur. Onu alıp da ona göre İslâm için çalışan Resûlullah'ın vârisi olur. 00:21:04.920 --> 00:21:07.400 Alimler peygamberlerin vârisleridir. 00:21:07.400 --> 00:21:13.640 Şimdi burada; alâ men ebâ ıtretî. 00:21:13.720 --> 00:21:24.320 "Benim mânevî devamım olan insanlara karşı gelenlere de lanet olsun!" demek. Yani ne demek? 00:21:24.520 --> 00:21:33.760 "Ümmetin alimlerine, mürşid-i kâmillerine âsi olan da lanete uğrar." demek. Çok önemli bir şey! 00:21:35.440 --> 00:21:37.880 Sonra, devam ediyoruz: 00:21:37.960 --> 00:21:44.920 Ve alâ men istehaffe bi-velâyetî. "Benim velâyetimi hafife alana da lanet olsun!" 00:21:44.800 --> 00:21:51.200 Velâyet, "bir insanın hâmisi, himayecisi, koruyucusu olmak" demek. 00:21:51.600 --> 00:21:58.240 Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerîfte; "Ben bütün müslümanların velisiyim." buyurdu. 00:21:58.240 --> 00:22:00.440 "Velisi olmayanın velisi benim." buyurdu. 00:22:00.440 --> 00:22:05.160 Hatta birisi öldüğü zaman, "Borcunu ödeyecek akrabasından bir kimse yoksa 00:22:05.200 --> 00:22:11.640 onun borcunu ben ödeyeceğim." derdi. Ümmetine böyle sahip çıkardı. Cenaze ortada, alacakları var; 00:22:11.840 --> 00:22:14.840 "Hadi ödeyin borcunu, yok mu akrabası?" "Yok." 00:22:15.800 --> 00:22:18.720 "Tamam, akrabası olmayan, himayecisi olmayan, 00:22:18.960 --> 00:22:23.200 haklarını takip edecek kimsesi olmayanın velisi benim." derdi. 00:22:23.280 --> 00:22:26.240 Peygamber Efendimiz bütün müslümanların velisidir. 00:22:26.280 --> 00:22:27.800 Veli nedir? 00:22:27.800 --> 00:22:34.200 Hani öğrencinin velisi oluyor ya okulda, oradan anlayabilirsiniz. Bütün müslümanların velisidir. 00:22:34.560 --> 00:22:38.400 Bu velisi olma durumuna "velâyet hakkı" derler. 00:22:38.320 --> 00:22:44.440 Peygamber Efendimiz bütün müslümanların velisi olduğundan, hâmisi olduğundan, koruyucusu olduğundan 00:22:44.480 --> 00:22:51.360 dünyada âhirette; Peygamber Efendimiz'in bu vasfını küçümseyenlere de lanet olsun. 00:22:51.640 --> 00:23:03.640 Tabii insan küçümserse ne yapar? "Hıh!" filan der. Aldırmaz. Hürmet etmez. Veya inanmaz. 00:23:04.200 --> 00:23:11.240 Resûlullah'a niye inanmıyorsun? Resûlullah'ın Allah indinde öyle hatırı var ki, öyle kıymeti var ki... 00:23:11.280 --> 00:23:14.840 Niye inanmıyorsun? Demek ki o da bir şuur bozukluğu... 00:23:14.840 --> 00:23:20.680 Şu da olabilir: "Ben müslümanların velisiyim." diyor Peygamber Efendimiz, müslümana sahip çıkıyor; 00:23:20.840 --> 00:23:29.240 o da o müslümanı Peygamberimiz'in ona sahip çıktığını bildiği halde itekleyip kakalayıp zulmediyor. 00:23:31.400 --> 00:23:38.360 "Sen Resûlullah'ın ümmetine, Resûlullah'ın sahip çıktığı insana, Resûlullah'ın velisi olduğu 00:23:38.360 --> 00:23:41.880 bir kimseye nasıl bunu yaparsın? Nasıl hafife alırsın?.." 00:23:42.760 --> 00:23:49.600 Öğretmenin birisi senin velisi olduğun öğrenciyi çekmiş kenara, pataklamış. Ne yaparsın? 00:23:50.400 --> 00:23:56.000 Gidersin ertesi gün; "Bana bak!" dersin, "Seni Milli Eğitim Müdürlüğü'ne şikâyet edeceğim. 00:23:56.200 --> 00:24:03.200 Sen ne biçim eğitimcisin!" dersin. "Bula bula benim öğrencimi mi buldun?" dersin. Canına okursun. 00:24:03.680 --> 00:24:09.400 Hele bir de haksızsa... Hele adam kayırıyorsa, farklı muamele [yapıyorsa...] Değil mi? 00:24:09.800 --> 00:24:11.720 Bu mânaya da olabilir, Allahu âlem. 00:24:11.720 --> 00:24:15.680 Tabii biz burada, kusurumuz varsa Mevlâmız affetsin, 00:24:15.680 --> 00:24:19.720 kelimelerden anlayabildiğimiz şeyleri size anlatmaya çalışıyoruz. 00:24:19.720 --> 00:24:31.680 Ve alâ men zebeha li-ğayri'l-kıbleti. "Ve kıbleden gayri için kurban kesene de lanet olsun!" 00:24:31.880 --> 00:24:38.440 Lanet olanları sayıyor ya... Kıbleden gayri için kurban kesme ne demek? 00:24:38.520 --> 00:24:44.880 Lât için, Uzzâ için, Menât için, putlar için kurban keserlerdi. Çok büyük günah! 00:24:45.800 --> 00:24:52.520 Kurban Allah'tan gayrisi için kesilirse murdar olur, yenmez."Ya koyun etiydi, kestiler, kan aktı..." 00:24:52.560 --> 00:24:58.560 Yenmez; çünkü Lât için, Uzzâ için kesti. Kurban Allah için kesilir. 00:24:58.800 --> 00:25:05.280 Kıbleden gayrisi bir sebeple kesilirse o zaman da haram olur, yenmez. 00:25:05.280 --> 00:25:12.440 Öyle kesene de "Vay şuursuz, imansız, iz'ansız insan!" diye Allah'ın laneti geliyor. 00:25:13.560 --> 00:25:18.760 İnsan yaptığı işi Allah rızası için yapar. Sadakayı Allah rızası için verir. 00:25:18.760 --> 00:25:21.120 Kurbanı Allah rızası için keser. 00:25:21.160 --> 00:25:29.440 Onun dışında bir başka maksatla, başka bir sebeple olursa işler pisleşir, fenalaşır. 00:25:29.520 --> 00:25:40.760 Ve alâ men intefâ min veledihî. "Evladının babası olduğunu inkâr edene de Allah'ın laneti olsun!" 00:25:41.560 --> 00:25:48.160 Tabii bu gibi durumlar nasıl olur? Kadından bir çocuk doğuyor. Adam diyor ki; 00:25:48.200 --> 00:25:51.200 "Bu benim çocuğum değildir." Kabul etmiyor. 00:25:50.800 --> 00:26:00.400 Tabii bunda suizan var, kadını müşkül duruma düşürmek var, ona iftira etmiş olmak var. 00:26:00.800 --> 00:26:04.440 "Çocuk benden değil." O zaman kötü bir yoldan mânasına geliyor. 00:26:04.560 --> 00:26:08.720 O çocuğa iftira var. O çocuğun açıkta kalması meselesi var. 00:26:08.840 --> 00:26:15.440 O devirlerde bu durumlar olmuş. Bunlar olmasın diye tabii iş ciddiye bağlanmış. 00:26:15.440 --> 00:26:21.400 Nikâh önemli bir olay. Nikâh yazılmış, çizilmiş, şahitli ispatlı olmuş ki 00:26:21.800 --> 00:26:32.240 kimse böyle bir içtimâî faciaya sonradan tevessül etmesin. Çünkü insanlar çeşit çeşit oluyor. 00:26:32.280 --> 00:26:37.960 Çocuklar çok olunca "benim çocuğum çok değil" diye yan çizenler olabiliyor. 00:26:38.000 --> 00:26:45.400 "Hayır, benim değil." diyenler olabiliyor belki. Ona da lanet olsun. Evladıysa "evladım" diyecek. 00:26:45.480 --> 00:26:51.960 Ve alâ men berie min mevâlîhi. 00:26:51.680 --> 00:26:58.240 "Efendisinden uzak olduğunu veya -mevâ, "köle" mânasına da gelir, "efendi" mânasına da gelir, 00:26:58.600 --> 00:27:07.200 iki mânaya birden gelir- kölesinden berî olduğunu söyleyene de lanet olsun!" 00:27:07.200 --> 00:27:13.760 Köleyle efendisi arasında hukukî bir bağ vardır. Köle kimdir? 00:27:13.760 --> 00:27:18.880 Savaşta esir alınmış, köle olmuştur. Müslüman esir olmaz. 00:27:20.520 --> 00:27:28.360 Sonradan müslüman olabilir ama müslümanken hiç kimse esir edilemez. Bir müslümanın esir edilmesi yok. 00:27:28.440 --> 00:27:40.360 Köleyle efendisi arasında bir içtimâî mukavele, antlaşma, hukuk vardır, kölelik-sahiplik hukuku diye. 00:27:40.440 --> 00:27:45.360 Köle "Bu benim efendim değil." diye kabul etmezse; efendi "Bu benim kölem değil." diye 00:27:45.360 --> 00:27:51.520 kabul etmezse hukukta bir boşluk doğar. Evladını kabul etmeyen baba gibi durumlar olur. 00:27:53.400 --> 00:27:59.480 Mesela kölenin zararı olabilir, tazmin edilmesi gerekebilir. "Böyle yapana da lanet olsun." 00:27:59.480 --> 00:28:07.960 Bunlar hakikatleri inkâr eden, vecibelerinden kaçan insanlar olduğu için lanete uğruyorlar. 00:28:08.800 --> 00:28:14.400 Ve alâ men sereka min menâri'l-ardi. 00:28:16.800 --> 00:28:21.720 "Yerin alâmetlerini kaydıranlara da lanet olsun!" 00:28:21.840 --> 00:28:27.960 Şu tarla senin. Bu tarla da benim. Hududu neresi? Şu taş. 00:28:28.120 --> 00:28:33.520 Şu taştan şuraya kadar sürülen kısım senin. Bu otlu kısım benim. 00:28:33.600 --> 00:28:40.800 İyi ama ben seyahate gittiğim zaman adam sabanla burayı sürerken kaydırırsa? 00:28:39.880 --> 00:28:44.680 Hududun yerini bu tarafa atlatırsa? O zaman ince ölçüm yoktu ki... Ne yaptı? 00:28:44.840 --> 00:28:55.800 Mülkiyet hakkını çiğnedi. Başkasının arazisini hile ile kendi lehine aldı. 00:28:55.240 --> 00:28:57.240 Velev isterse bir karış olsun... 00:28:57.560 --> 00:29:02.440 "Haksız yere bir karış arazi alan, cehennemden ateşten bir parça almıştır." diyor Peygamber Efendimiz. 00:29:02.440 --> 00:29:06.960 İslâm'da kimsenin hakkını yemek yok. Hudut neyse o olacak. 00:29:07.360 --> 00:29:11.760 "Yok efendim taş orada değildi de buradaydı..." Geceleyin çevirdi yerini, oraya bir şey yaptı... 00:29:11.800 --> 00:29:14.320 "İşte burası senin hududun, burası benim..." 00:29:14.320 --> 00:29:18.440 Sen onu öyle yaparsın ama o zaman Allah'ın laneti, meleklerin laneti, 00:29:18.480 --> 00:29:24.520 insanların laneti üzerine gelir; âhiretin mahvolur. Öyle yapmayacak; hakka riâyet edecek. 00:29:24.960 --> 00:29:29.320 Ve hudûdihâ. "Hudut" diye de açıklıyor. 00:29:31.440 --> 00:29:38.800 "Arazilerin alâmetlerini ve hudutlarını değiştirenlere de lanet olsun!" 00:29:37.960 --> 00:29:42.560 Bunları sıralarsanız kaç olduğunu da bilirsiniz. Ben sayısını unuttum. 00:29:42.680 --> 00:29:50.720 Ve alâ men ahdese fi'l-İslâmi hadesen ev âvâ muhdisen. "İslâm'da, evvelce 00:29:50.760 --> 00:29:56.800 Peygamber Efendimiz zamanında olmayan yeni bir bid'at ortaya çıkartan 00:29:56.120 --> 00:30:04.800 ya da bir bid'atçiyi destekleyip bağrına basıp koruyana da lanet olsun!" 00:30:06.640 --> 00:30:11.840 İslâm'ın emirleri Kur'an'dadır, Peygamber Efendimiz'in hadîs-i şerîflerindedir. 00:30:12.960 --> 00:30:21.400 Resûlullah'ın yapmadığı, Kur'an'da olmayan, hadiste olmayan bir şeyi... 00:30:21.440 --> 00:30:28.240 "Efendim bu kabı yedi defa dök. Ondan sonra da iki kilo helva al, filancaya da dağıt. 00:30:28.920 --> 00:30:35.680 Üç tane tavşan ayağı al, iki tane kuzu kulağıyla karıştır. Beş tane yumurta kır üstüne... 00:30:35.680 --> 00:30:37.240 Şöyle yaparsan böyle olur..." 00:30:37.600 --> 00:30:43.880 Nereden çıkarttın bunları? İslâm'da var mı? Nereden çıkartıyorsun bu uydurma formülü? 00:30:45.200 --> 00:30:54.720 Üfürükçü birisi; "Senin ruhun hasta, senin sütünden senin çocuğuna hastalık geçiyor." demiş 00:30:55.000 --> 00:30:56.400 kadına, bugün telefon ediyor. 00:30:56.600 --> 00:30:58.840 "İslâm'da öyle şey yok!" dedim. 00:31:00.640 --> 00:31:06.240 Kadının sütünden çocuğa ruhsal rahatsızlık geçmesi; yok böyle bir şey! 00:31:06.400 --> 00:31:13.920 Bunlar hep yalan yanlış şeyler söylüyorlar, kadıncağız üzülüyor. 00:31:13.920 --> 00:31:23.240 "Yok, birisinin vebali ötekisine yüklenmez." dedim. İslâm'da Allahu Teâlâ hazretlerinin [kanunu] var. 00:31:23.720 --> 00:31:31.760 Bid'at çıkartan veya bid'atçiyi koruyan, o da fena; bid'atçiyi destekleyen, bid'atçiyi barındıran... 00:31:31.760 --> 00:31:37.640 Türkiye'deki olayların çoğunda ben müslümanları kusurlu görüyorum. Niye? 00:31:38.800 --> 00:31:44.520 Çünkü yanlış insanları destekliyorlar, yanlış insanlar destek buluyor. 00:31:45.000 --> 00:31:51.120 Kök olmasa, destek bulmasa, arka çıkanı olmasa sönüp gidecek. 00:31:51.680 --> 00:31:57.520 O halde yanlışı destekleyenler vebal altında! "Efendim o benim dostum, arkadaşım." 00:31:57.600 --> 00:32:01.480 Arkadaşın da olsa doğruyu söyleyeceksin, düşmanın olsa da doğruyu söyleyeceksin. 00:32:01.520 --> 00:32:04.840 Arkadaşın hata yaptığı zaman hatasını söyleyeceksin, 00:32:05.000 --> 00:32:07.880 düşmanın doğru yaptığı zaman "doğru" diyebileceksin. 00:32:08.600 --> 00:32:15.200 Halkın Fenerbahçe Beşiktaş'ı tuttuğu gibi taraf tutarsan... Küçükken Beşiktaş'ı tutmuş, 00:32:15.200 --> 00:32:22.560 Beşiktaş yense de yenilse de, şampiyon olsa da ligden düşse de Beşiktaşlı. Neden? Vefa var. 00:32:24.160 --> 00:32:25.160 Kendiliğinden mi, nereden çıkmış? 00:32:25.640 --> 00:32:31.160 Onun gibi şimdi adam tutuyorlar. Onun gibi o adam ne derse peşinden gidiyor. 00:32:32.400 --> 00:32:37.480 Hacıbayram'dan çıkınca birisi ötekisine; "Sus, İnönü'nün aleyhinde konuşma! 00:32:37.560 --> 00:32:40.200 Ben onun için cehenneme bile giderim!" demiş. 00:32:41.720 --> 00:32:47.280 E sen o zaman bu Hacıbayram camiinde bu Cuma namazını niye kıldın, madem cehenneme gitmeye razısın? 00:32:48.400 --> 00:32:54.800 O kadar seviyor ki İnönü'yü... İnönü'nün yaptığı bir kusuru söyledi diye bir insana diyor ki; 00:32:54.800 --> 00:32:57.840 "Onun kusurunu söyleme. Ben onun için cehenneme bile gitmeye razıyım!" 00:32:57.880 --> 00:33:04.800 Öyle şey olmaz! İslâm'da böyle şey yok! Ne var İslâm'da? 00:33:04.680 --> 00:33:13.600 "Ananın babanın, kendi şahsının ve akrabanın aleyhinde bile olsa adaletten ayrılma." emri var. 00:33:13.720 --> 00:33:20.400 Âyet bu: Velev alâ enfüsiküm evi'l-vâlideyni ve'l-akrabîn. 00:33:20.680 --> 00:33:26.640 "Senin kendinin aleyhinde bile olsa, anne babanın aleyhinde bile olsa, akrabalarının aleyhinde bile olsa 00:33:26.640 --> 00:33:30.440 adaletle muamele yap, adaletten ayrılma!" diye Allah'ın emri var. 00:33:31.720 --> 00:33:35.160 İslâm böyle. Ama bu devrin insanları böyle değil. 00:33:36.520 --> 00:33:43.320 Köydeyken Halk Partili olmuş; şehre geliyor, 20 yıl geçiyor, Halk Partisi'nin köprüsünün altından 00:33:43.360 --> 00:33:49.000 çok sular geçiyor, başkanlar değişiyor, yöneticiler değişiyor, birisi ötekisini deviriyor; 00:33:49.000 --> 00:33:58.840 hep Halk Partili, hep Halk Partili... Hep Anaplı Anaplı; AP'li AP'li... Hep DYP'li DYP'li... 00:33:58.840 --> 00:34:02.760 Olmaz! Hakkı tutacaksın, haktan yana olacaksın. 00:34:01.880 --> 00:34:09.000 Bid'at çıkaran ve bid'atçiyi destekleyenden açtık bunu. Yanlış bir işi yapanı desteklemek de vebaldir. 00:34:09.120 --> 00:34:16.600 Zalime "efendim" demek vebaldir. Zalime alkış tutmak vebaldir. Zalime "zalimsin" demek sevaptır. 00:34:16.800 --> 00:34:22.960 "Cihadın en üstünü, zalim insanın huzurunda hak sözü söylemektir." İslâm bu. 00:34:22.960 --> 00:34:29.240 İslâm ahlâkı müslümanlarda olsa hem cümle cihan İslâm'ı sever, müslüman olur; 00:34:29.240 --> 00:34:36.880 hem de İslâm ülkelerinde böyle kepazelikler olmaz. Suriye bir kepaze. Libya bir başka kepaze. 00:34:37.600 --> 00:34:47.640 Ürdün bir kepaze. Yemen bir başka kepaze. Olmaz ki! Fas bir başka kepaze. 00:34:47.680 --> 00:34:52.880 Cezayir bir başka kepaze. Tunus bir başka kepaze. Hep İslâm ülkeleri... Niye böyle? 00:34:54.480 --> 00:35:02.120 Müslümanlarda bir kusur var, ondan dolayı. İçtimâî vazifelerini yapmıyorlar. 00:35:03.240 --> 00:35:08.640 Beşiktaş Fenerbahçe takımı tutar gibi adam tutuyorlar. Hakkı tutmuyorlar. 00:35:08.640 --> 00:35:13.880 Haktan yana olmuyorlar. O zaman Resûlullah'ın zamanında yaşasaydı 00:35:14.800 --> 00:35:17.360 Ebû Cehil'i tutsaydı öyle gidecekti. Öyle şey olur mu? 00:35:18.120 --> 00:35:24.360 Hakkı görünce hakkı tutmak ve hakkı desteklemek lazım. Peygamber Efendimiz diyor ki; 00:35:24.360 --> 00:35:28.920 Zül mea'l-hakkı haysü zâle. "Hak nereye giderse hakla beraber ol." 00:35:28.960 --> 00:35:34.400 Nereye giderse hakkın yanında ol. Hatta cemaat nedir? "Cemaatten ayrılmayın, tefrikaya düşmeyin." 00:35:34.400 --> 00:35:35.400 Bunu duymuşsunuzdur. 00:35:35.600 --> 00:35:41.120 Cemaat, "kalabalık" demek değil. Herkes yanlış biliyor. Abdullah b. Mes'ûd bunu açıkça beyan ediyor; 00:35:41.120 --> 00:35:45.200 "Cemaat, hakla cem olmak, beraber olmaktır." 00:35:45.440 --> 00:35:50.520 Hakla beraber oldun mu, bir kişi bile olsa sen hakla berabersin, cemaatsin. 00:35:50.920 --> 00:35:56.640 Hakla beraber olmayan yüz bin kişi tefrikada. Eğer hakla beraberse... 00:35:57.400 --> 00:36:03.520 İbrahim aleyhisselam mı doğru yoldaydı, kavmi mi? İbrahim aleyhisselam doğru yoldaydı. 00:36:03.560 --> 00:36:09.360 Çünkü hakla beraberdi. Ötekiler puta tapıyorlardı. Eğer demokrasi olsaydı İslâm'da, 00:36:09.800 --> 00:36:15.520 o kadar insanın sayısal üstünlüğü dolayısıyla İbrahim aleyhisselam onlara tâbi olması gerekiyordu. 00:36:15.560 --> 00:36:22.440 İslâm'da demokrasi filan yok. İslâm'da hakkı tutmak var. Demokrasiden daha güzel. 00:36:22.440 --> 00:36:29.680 Demokraside bâtılı tutuyorsun. Bâtılın sayısı çoksa oy çokluğuyla bâtıl hâkim oluyor. 00:36:29.800 --> 00:36:33.480 Öyle saçma şey olur mu? İslâm buna müsaade eder mi? Etmez. 00:36:34.320 --> 00:36:40.560 Milletin bilmediği, bilmek istemediği, anlatmadığı, anlamadığı hususlar bunlar. 00:36:40.920 --> 00:36:49.560 Öyle bir bid'at çıkarıcıyı destekleyen de lanete uğrar. Geliyoruz, devam ediyoruz kaçıncı olduysa: 00:36:49.560 --> 00:36:57.440 Ve alâ nâkihi'l-behîmeti. "Hayvana tasallut edene Allah'ın laneti olsun!" 00:36:57.520 --> 00:37:10.400 Bu cinsel bir kusurdur, bir hastalıktır, bir sapıklıktır. Bazı insanlar böyle yapıyorlar. 00:37:10.440 --> 00:37:15.960 O da Allah'ın lanetine uğrar. Ve alâ nâhihi yedihî. "Eliyle nikâhlanmak." 00:37:16.160 --> 00:37:22.800 Bu da bir cinsel hatadır, kusurdur. O da Allah'ın lanetine uğrar. 00:37:22.920 --> 00:37:26.200 Tabii hepsi kadınlar ve erkekler için bahis konusu. 00:37:26.320 --> 00:37:28.640 Bir gazetede tarifini yapıyor, maalesef!.. 00:37:28.760 --> 00:37:33.920 Bu gazeteleri okumamak lazım, eve sokmamak lazım, dükkânda satmamak lazım! 00:37:34.480 --> 00:37:51.800 Nasıl olacağının tarifini yapıyordu. Bu kadar müstehcen, bu kadar muzır, bu kadar hain, bu kadar zalim, 00:37:51.800 --> 00:38:04.360 bu kadar memleketin ahlâkına, içtimâî yapısına, halkın temizliğine bomba koyan şeyler bunlar! 00:38:04.920 --> 00:38:06.480 Millet geliyor, o da satıyor. 00:38:06.480 --> 00:38:13.960 Hacı baba, bakkal dükkânının sahibi, hacca gitmiş, sakal bırakmış, ezan okunduğu zaman 00:38:14.000 --> 00:38:19.600 beş vakit camiye geliyor; dükkânda şu şu şu gazeteleri satıyor. Neden? 00:38:20.320 --> 00:38:24.960 Dağıtım şirketi hepsini veriyormuş. Öyle birisini alıp ötekisini almamak yokmuş. 00:38:25.520 --> 00:38:30.440 Onun için gazetelerin hepsini satıyor. Hapı yutar! Niye hapı yutar? 00:38:30.640 --> 00:38:34.640 O gazeteyi oradan satın alan bir insan bir günah işlediği zaman 00:38:34.640 --> 00:38:38.720 onu sattığı için içki satmış gibi o da [vebale girer]. "Hocam ben içki satmıyorum." 00:38:39.160 --> 00:38:49.200 İçki satmıyorsun, gazete satıyorsun. Müstehcen yayın satıyorsun; o da içki. İçkiden beter! 00:38:49.520 --> 00:38:51.240 İranlı bir şair diyor ki; 00:38:51.440 --> 00:39:02.400 "Ah ah! Keşke her günah sarhoşluk verseydi insana... Ah! Keşke her günah insanı sarhoş etseydi..." 00:39:02.480 --> 00:39:03.680 İçki günahı sarhoş ediyor. 00:39:03.720 --> 00:39:09.880 İçki içen adam dengesini kaybediyor, direklere sarılıyor, çamurlara düşüyor kalkıyor... Neden? 00:39:09.880 --> 00:39:18.840 Sarhoş; yalpalıyor. "O adam sarhoş" diyorsun. Yürüyüşünden, sokaktaki izi böyle. Neden? Sarhoş. 00:39:19.320 --> 00:39:25.800 "Ah! Ah! Keşke her günahın sarhoşluğu olsaydı, o zaman görürdüm ben doğru yürüyeni... 00:39:25.880 --> 00:39:29.400 Bakalım kaç kişi doğru yürüyor." Çok hoşuma gidiyor. 00:39:29.240 --> 00:39:34.280 O zaman belli olurdu ayık kim sarhoş kim; kim doğru gidiyor kim eğri gidiyor. 00:39:34.280 --> 00:39:42.880 Gıybet etmiş, sallanacak. Haram yemiş, sallanacak. Hırsızlık yapmış, sallanacak, yalpalayacak. 00:39:42.920 --> 00:39:45.520 "Haa, günah işlemiş bu!" belli olacak. 00:39:45.640 --> 00:39:50.920 "Ah! Keşke her günahın içki gibi sarhoşluk verme özelliği olsaydı..." 00:39:51.560 --> 00:39:56.640 O zaman belli olurdu hakiki müslüman; bakalım kaç tanesi ayık, kaç tanesi dümdüz gidiyor. 00:39:56.560 --> 00:40:01.240 Efendimiz cinsel suçları saydı. Bunlar da Allah'ın ve meleklerin 00:40:01.240 --> 00:40:04.880 ve tüm iyi insanların veya bütün insanların lanetine uğrar. 00:40:04.920 --> 00:40:13.360 Ve alâ men etâ zükrâne mine'l-âlemîne. 00:40:14.600 --> 00:40:28.600 "Erkeklere yaklaşan, -Lûtîlik, Lut kavminin ameli, homoseksüellik- yapana da lanet olsun!" 00:40:28.960 --> 00:40:34.600 Ve alâ men tehassara ve lâ hasûra ba'de Yahye'bni Zekeriyyâ. 00:40:35.160 --> 00:40:45.800 "Ve kendisini iğdiş eden, hadım eden; 'Evlenmeyeceğim, hep Allah'a ibadet edeceğim.' diye 00:40:45.720 --> 00:40:53.800 kendisini -iğdiş etmek deniliyor- kısırlaştıran erkeğe de Allahu Teâlâ'nın laneti olsun!" 00:40:53.800 --> 00:40:57.880 Eskiden böyle şeyler düşünülmüş. Bazı insanlar düşünmüş ve yapmış. 00:40:57.880 --> 00:41:06.240 İnsanların birçok günahları cinsel duygularla yaptığını gören bazı rahipler demişler ki; 00:41:06.440 --> 00:41:14.200 "Ben bu işi iptal edeyim. Böylece günah olmasın. Günaha meylim olmasın, kaymayayım." demiş. 00:41:14.240 --> 00:41:19.800 Zekeriyya aleyhisselâm'ın oğlu Yahya'dan sonra böyle "tahassul" diye, 00:41:19.160 --> 00:41:24.400 kendisini hadım etmek diye bir şey yok veyahut evlenmemek... 00:41:24.320 --> 00:41:40.880 Tabii hıristiyanlar mâlum, manastırlarda rahipler rahibeler evlenmiyorlar, bekâr kalıyor. 00:41:41.800 --> 00:41:48.840 Buna "ruhbanlık" deniliyor. "Rahbâniyet, ruhbâniyet" deniliyor. Bunun olmadığını gösteriyor. 00:41:48.840 --> 00:41:51.880 "Böyle yapana da Allah'ın laneti olsun!" Neden? 00:41:51.880 --> 00:41:57.840 Allah insan neslinin devamı için evliliği, nikâhı sevaplı bir iş kılmış. 00:41:57.840 --> 00:42:04.360 Meşru değil bakın, sadece meşru bir iş değil; nikâh aynı zamanda sevaplı bir iş! 00:42:05.240 --> 00:42:08.800 Altını çiziyorum. Peygamber Efendimiz söylüyor. 00:42:08.800 --> 00:42:12.320 Bazı kimseler bunu bilmez, aradaki farkı da bastıra bastıra söylemek lazım: 00:42:12.320 --> 00:42:22.200 Evlenmek sevap. Nikâhlanmak sevap. Evlilik işlemleri sevap. Neden? 00:42:22.720 --> 00:42:31.400 Böylece insan nesli devam ediyor. Böylece anneler babalar çoluk çocuk sahibi oluyor. Büyüyor. 00:42:31.600 --> 00:42:37.200 Millet meydana geliyor. Hayat devam ediyor. Kanun-u ilâhî böyle. 00:42:37.200 --> 00:42:45.680 Sadece insanoğullarında böyle değil; koyunların üremesi böyle, başka mahlukların üremesi böyle... 00:42:45.680 --> 00:42:49.280 Kuşlar, yumurta, tavuk, her şeyde var bu... 00:42:50.520 --> 00:42:56.520 Sübhânellezî halake'l-ezvâca küllehâ mimmâ tünbitü'l-ardu ve min enfüsihim ve mimmâ lâ ya'lemûn. 00:42:56.800 --> 00:43:00.240 Allah böyle yaratmış. İslâm'da tabîlik vardır. 00:43:00.240 --> 00:43:06.880 İslâm'da gayrîtabîlik yoktur; tabiata aykırı akıntıya kürek çekmek yoktur. 00:43:09.120 --> 00:43:15.360 Anlamayanlara bir daha anlatalım. İslâm'da insanın yaradılışına uygun yaşam vardır. 00:43:15.400 --> 00:43:26.240 Ve bu sevaplıdır. Yaradılışa aykırı yaşam yasaklanmıştır, lanete sebeptir. Allah yolunda yürüyecek. 00:43:27.000 --> 00:43:28.440 Peygamber Efendimiz diyor ki; 00:43:28.440 --> 00:43:32.360 "Nikâh benim sünnetimdir. Benim sünnetimden yüz çeviren benden değildir!" 00:43:33.000 --> 00:43:34.400 Nikâhlanacak, evlenecek. 00:43:34.400 --> 00:43:40.200 "Hocam ayıp değil mi? Dindarlığa aykırı değil mi? Dervişliğe, şeyhliğe, müritliğe aykırı değil mi?" 00:43:40.200 --> 00:43:45.840 "Evliyâ olabilir mi insan?" Olur. Belki bekârken olmaz da evlendiği zaman olur. 00:43:47.200 --> 00:43:51.800 Millet bunu bilmiyor, yani yanlış biliyor. Bu işin sevap olduğunu bilmiyor. 00:43:51.800 --> 00:43:55.960 Şunu bir göz önüne sermek isterim: 00:43:56.880 --> 00:44:02.880 Aşere-i mübeşşereden birisi amansız bir hastalığa tutuluyor, ölecek. 00:44:03.360 --> 00:44:10.320 Taun hastalığına tutulmuş, yatağa düşmüş. O hastalık öldürücü, yani kırıp geçiriyor. 00:44:10.320 --> 00:44:15.760 Zaten şehre geldi mi taun hastalığından, kolera salgını gibi, pek çok kimse ölüyor. 00:44:18.120 --> 00:44:20.800 Karısı da hastalığa tutulmuş. Başında bekliyorlar. 00:44:20.800 --> 00:44:27.520 İshal mishal derken, neyse artık taun hastalığının [etkisi], sararmış solmuş, deri kemik kalmış. 00:44:27.760 --> 00:44:39.800 Sayılı saatleri, dakikaları var. Haber geliyor yandaki odadan; "Efendim, başınız sağolsun. 00:44:39.800 --> 00:44:45.200 İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn. Hanımınız o hastalıktan ruhunu teslim etti, vefat etti." 00:44:45.200 --> 00:44:49.160 "Yaa, öyle mi?" "E öyle..." 00:44:49.400 --> 00:44:54.160 "İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn. Hay Allah... Allah rahmet eylesin. İyi kadındı..." 00:44:55.160 --> 00:45:01.920 "Aman beni evlendirin!" diyor. Yatakta, hasta... Bakın, çok önemli! 00:45:01.920 --> 00:45:07.160 Ben mühim hadiseleri, kendime tesir eden hadiseleri aklımda tutarım, anlatırım. Çok mühim! 00:45:08.240 --> 00:45:12.360 Aşere-i mübeşşereden, yani mübarek insan, evliyâ insan, cennetlik insan, 00:45:12.360 --> 00:45:16.680 Peygamber Efendimiz'in cennetlik olduğunu söylediği insan. Karısı hastalıktan ölüyor. 00:45:16.680 --> 00:45:21.920 Kendisi de hasta, ölecek. Aynı hastalıktan, öldürücü salgın hastalıktan o da ölecek. 00:45:21.920 --> 00:45:26.760 Yatakta, karısının vefat haberi gelince; "İyi kadındı, Allah rahmet eylesin..." 00:45:26.760 --> 00:45:30.560 Zaten taundan ölmek insana şehit mertebesi kazandırıyor. 00:45:31.400 --> 00:45:34.400 İmanı tamamsa cennetlik olacak inşaallah. Ama; 00:45:34.800 --> 00:45:40.440 "Ha, öyle mi? Allah rahmet eylesin. Aman beni evlendirin!" diyor. Diyorlar ki; 00:45:40.440 --> 00:45:48.480 "Efendim inşaallah bu hastalıktan kurtulursun da -kurtulmayacak ya- kalkarsın da 00:45:48.480 --> 00:45:54.120 bir münasip birisini ararız, evlendiririz. O zaman evlenirsin." 00:45:54.160 --> 00:46:01.440 "Yok, hayır! Ben bu hastalıktan öleceğimi biliyorum. Bu hastalık öldürücü hastalık..." 00:46:01.440 --> 00:46:07.960 Belki de mâlum oldu kendisine... Evliyâullaha vefatı bazen rüyada gösterilir. 00:46:08.400 --> 00:46:15.240 "Ben bu hastalıktan öleceğimi biliyorum, öleceğim. Beni hemen bu hâlimle bu anda evlendireceksiniz. 00:46:16.800 --> 00:46:22.920 Ben Rabbimin huzuruna bekâr gitmeye utanıyorum!" diyor, muhterem kardeşlerim. 00:46:23.640 --> 00:46:28.760 Evlilik oyuncak değil! Evlilik mukaddes bir iş, mübarek bir iş, sevaplı iş! 00:46:28.760 --> 00:46:34.200 Millet bunu bilmiyor. Başlangıcında mübarek bir tarzda başlamıyor, 00:46:34.200 --> 00:46:41.240 devamında da mübarek düşünmüyor, bitişinde de düşünmüyor. Sevişerek evleniyor, tepişerek ayrılıyor. 00:46:43.320 --> 00:46:49.240 Ne o İslâmî, ne bu İslâmî. Halbuki evlilik mukaddes bir iş. 00:46:49.680 --> 00:46:53.360 Evlenenin çok sevabı var. Millet bunları bilmiyor. 00:46:55.720 --> 00:47:04.120 Bir insan, bir kız, bir eş, bir kadın, bir erkek; malından dolayı alınabilir. Zengin, parası var. 00:47:04.680 --> 00:47:08.880 Güzelliğinden dolayı alınabilir. "Yahu sokakta gördüm, vuruldum, çok güzel. 00:47:08.880 --> 00:47:13.280 Ay gibi yüzü var!" Veyahut soyu sopundan dolayı alınabilir. 00:47:13.280 --> 00:47:20.680 "Ya valinin kızı, falanca makamlık yapmış filancanın kızı ya, soylu soplu kız!" 00:47:22.000 --> 00:47:28.560 Ya da dindarlığından dolayı alınabilir. İyi huylu, mütedeyyin, Kur'an'ı ezberlemiş, 00:47:28.800 --> 00:47:33.160 güzel ahlâklı, örtülü, namuslu kızcağız. 00:47:27.400 --> 00:47:33.720 Peygamber Efendimiz diyor ki; "Sen dindar olanına rağbet et. Dindar olanıyla evlenmeye çalış." 00:47:33.720 --> 00:47:40.560 Zenginlik vasfını, güzellik vasfını, soyluluk vasfını düşünerek değil de 00:47:40.600 --> 00:47:45.440 dindar olanı düşünerek [evlen]. Millet şimdi dindarlığı hiç düşünmüyor. 00:47:45.960 --> 00:47:51.360 Şurada gül gibi dindar eş olacak bir kimse var, onu düşünmüyor. 00:47:51.440 --> 00:47:58.600 Aile -anne baba- kafa kafaya veriyor; ondan sonra ayyaş, sarhoş ama zengin filanca... 00:47:59.800 --> 00:48:05.120 E sarhoş, itikatsız, imansız, Cuma'ya gitmez. O herife niye veriyorsun kızını? 00:48:05.160 --> 00:48:09.120 Zengin; arabası var, malı var, mülkü var. 00:48:09.760 --> 00:48:17.520 Veya "Falancanın kızını alırsam, babası zengin, rahat ederim." diye zengin kızı alıyor. 00:48:17.520 --> 00:48:25.600 O kız danslarda balolarda vakit geçirdi, ondan eş olmaz ki! Ama zengin, mesela. 00:48:25.640 --> 00:48:31.280 Böyle şeyler düşünülüyor, ters şeyler. Evet, bunları bu kadar anlatalım. Bu kadar yeter. 00:48:31.760 --> 00:48:33.960 Nereden açtık bunu? 00:48:38.400 --> 00:48:45.360 Hadım olmak veya evlenmemenin lanete sebep olduğunu okuduğumuz için bunu [söyledik]. 00:48:45.920 --> 00:48:48.760 "Ben hadım olayım, ibadet edeyim." Öyle yağma yok. Öyle şey yok. 00:48:48.760 --> 00:48:53.320 Evleneceksin, çoluk çocuk sahibi olacaksın. Çoluk çocuk kahrı çekeceksin. 00:48:53.320 --> 00:48:58.440 Çoluk çocuk yetiştireceksin. Onlara bakacaksın. İslâmî terbiyeyi öğreteceksin. 00:48:58.440 --> 00:49:01.880 Hayırlı halef yetiştireceksin. İslâm bunu istiyor. 00:49:02.560 --> 00:49:09.480 Aile ocağı mukaddes, mübarek bir ocak, onu kuracaksın ve o yükün altına gireceksin. 00:49:10.800 --> 00:49:18.280 Ve alâ raculin te'ennese ve alâ imraetin tezekkeret. 00:49:20.000 --> 00:49:33.520 "Allah, melekler ve [insanlar] kadınlaşmış erkeğe ve erkekleşmiş kadına lanet eder." 00:49:36.000 --> 00:49:43.400 Raculin te'ennese ne demek? "Kadınlaşmış erkek, kadınlaşan erkek" demek. 00:49:43.400 --> 00:49:49.120 Erkeğin kadınlaşması nasıl olur? İlk hatıra gelen, cinsel yönden. 00:49:49.560 --> 00:49:55.360 Erkek ama kendisini kadın gibi hissediyor. Bu bir ruhsal hastalıktır. 00:49:55.960 --> 00:50:04.840 Bunun kökenini bizim Belek'te yaptığımız aile eğitimi çalışmalarında ruh doktoru kardeşimiz anlattı. 00:50:05.400 --> 00:50:09.200 Anneler babalar evlatlarını çok güzel yetiştirmesi lazım. 00:50:09.200 --> 00:50:14.600 Annenin babanın yanlış terbiyesi sonra çocukta bu gibi şeyler meydana getirebiliyor. 00:50:14.960 --> 00:50:23.200 Onun için çok dikkat etmek lazım! İslâmî ölçülere çok dikkat etmek lazım! İlk hatıra gelen bu. 00:50:23.200 --> 00:50:29.400 Veyahut; erkek ama tavırları, hareketleri kadın gibi. 00:50:31.120 --> 00:50:38.480 Cinsel yönden olmasa bile erkeğe yakışmaz haller. Veya kadın ama erkek gibi. 00:50:39.360 --> 00:50:47.440 İlk önce, ilk hatıra gelen cinsel kusur, "lezbiyenlik" denilen kusur. 00:50:47.440 --> 00:50:55.680 Veyahut "kadınlığını unutup erkek gibi davranan" mânasına olabilir. Hepsinden kaçınmak lazım. 00:50:55.680 --> 00:51:01.280 Hatta erkeğin kadınsı giyinmemesi lazım. Kadının erkeksi giyinmemesi lazım. 00:51:01.600 --> 00:51:07.880 Bunlar bile önemli. Erkeğin erkek kıyafeti giymesi lazım. Kadının kadın kıyafeti giymesi lazım. 00:51:07.880 --> 00:51:14.720 Ama kadının kadın kıyafeti giymesi derken tabii kıyafet ayrı bir uzun konuşma meselesidir. 00:51:14.920 --> 00:51:19.760 Tesettür çok önemlidir. Mesela soruyorlar: 00:51:19.760 --> 00:51:23.600 "Hocam kadın pantolon giymeli mi, giyebilir mi giyemez mi?" 00:51:23.600 --> 00:51:30.920 Şimdi streç var, çorap gibi bir şeyler var. Onun başka bir adı var galiba... Tayt var. 00:51:34.960 --> 00:51:40.640 Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerîfte buyuruyor ki; "Âhir zamanda kadınlar olacak..." 00:51:41.400 --> 00:51:52.000 Ezberinizde kalsın. Kâsiyâtün âriyâtün. "Giyinmiş ama çıplak!" "Âhir zamanda kadınlar olacak..." 00:51:52.000 --> 00:51:58.000 Kâsiyât, "kisveli" demek. Kisve giyinmiş kadın. Kâsiyat, "kisve" kelimesinden geliyor. 00:51:58.160 --> 00:52:06.720 Kâsiyâtün. "Kisveli, giyimi var."Ama; âriyât. Âri, "çıplak" demek. "Giyinmiş ama çıplaklar." 00:52:06.720 --> 00:52:08.840 Neden? E tayt giymiş. 00:52:10.400 --> 00:52:20.160 İşte dizi, işte dizinin altı, işte dizinin üstü, işte göbeği, işte göbeğinin çukuru. 00:52:20.400 --> 00:52:26.840 Her şeyi görünüyor. Bunun giyinmişlik neresinde? Mavi renkli, mor renkli, kırmızı renkli... 00:52:26.880 --> 00:52:32.720 Rengin kıymeti yok ki.İslâm'da tesettür böyle değil! Tayt giyemez. 00:52:36.360 --> 00:52:41.120 Giyen, üstüne ayrıca örterse, yani o taytı hiç kimse görmezse o zaman ona karışmayız. 00:52:41.120 --> 00:52:47.600 Kalın yünden filan üşümesin diye tayt giyiyor. Ona karışmam. Ama o görünümle dışarı çıkamaz. 00:52:47.600 --> 00:52:54.480 Neden?Kâsiyâtün âriyât zümresinden olur. Giyinmiş ama çıplak olur. Çünkü her şeyi meydanda... 00:52:55.920 --> 00:53:06.200 Bluz giyiyor. Hayrola, hacı hanım bu ne kıyafet? "Bluz giydim." 00:53:07.760 --> 00:53:13.480 Sen giyinik mi sanıyorsun kendini şimdi? Sen çıplaksın. "Yok, giyindim, bak işte giyiyorum." 00:53:13.960 --> 00:53:19.720 Hayır sen çıplaksın."Neden?" İşte boynun, işte omzun, işte belin... 00:53:21.440 --> 00:53:27.240 Olmaz! Böyle İslâmî kıyafet olmaz! "E nasıl olacak hocam?" Görünmeyecek. 00:53:27.440 --> 00:53:31.760 Vücudun hatları tahrik edici olmayacak. 00:53:31.800 --> 00:53:36.880 Görünmeyecek, örtülecek, belli olmayacak, altı görünmeyecek. "Hocam bol giyiniyor." 00:53:37.960 --> 00:53:45.760 Giyiniyor ama tül giyiniyor. 70 kat tülden gelinlik yapmış, altı görünüyor! 00:53:46.520 --> 00:53:52.760 Altı göründü mü giyinmiş olmaz. Altı görünmeyecek. Şekli belli olmayacak. Örtecek. 00:53:54.760 --> 00:54:00.400 Pantolon giyiyor. Pantolon giyiyor ama vücut hatları belli oluyor. Olmaz. 00:54:01.800 --> 00:54:07.720 Etek giyiyor altına [pantalon giyiyor.] Olur. Çünkü vücut hatları da belli olmamaya başladı. 00:54:08.200 --> 00:54:13.760 Peygamber Efendimiz şalvar giyenlere dua ediyor; "Hay Allah onlardan razı olsun. 00:54:13.760 --> 00:54:15.400 Allah onlara rahmet etsin." Neden? 00:54:15.400 --> 00:54:22.640 Düşse de kalksa da, ayılsa da bayılsa da, eğilse de çalışsa da örtüyor, ondan. 00:54:23.000 --> 00:54:27.680 Allah razı olsun, Konyalılar'ın bir şalvarı vardır; 20 metreden mi olur bir şalvar? 00:54:27.680 --> 00:54:34.640 Konyalı varsa söylesin. 20 metreden bir şalvar yaparlarmış, bol bol bol... 00:54:34.800 --> 00:54:41.000 Öyle tarlada da çalışır, eğilir de kalkar da, ata da biner arabaya da biner... 00:54:41.360 --> 00:54:48.640 Dün Coşkun Beyler'in önünde minibüse binmeye çalışıyor, dar etekli bir kadın. Binemez. Neden? 00:54:48.640 --> 00:54:55.960 Dar etek. Niye bunu dar yaptın? Ayağını kaldıramıyor. Binmeye uğraşıyor. 00:54:56.200 --> 00:54:59.680 Minibüsün de yüksek merdiveni, uygun düşmüyor. 00:54:59.720 --> 00:55:08.240 Ona özel itfaiye merdiveni getirecek değil ya... Kıyafeti kıyafet değil. Bunları neden söyledim? 00:55:09.840 --> 00:55:12.640 Kadınlaşmış erkek olmayacak, erkekleşmiş kadın olmayacak. 00:55:12.680 --> 00:55:21.400 Kıyafetin çeşitlerini anlatırken bu arada bunları söyledik."Efendim İslâm'da saç örtülür mü?" 00:55:21.400 --> 00:55:26.560 Evet, saç ziynettir, süstür. Kadının saçının görünmemesi lazım. 00:55:28.840 --> 00:55:34.800 İslâm'da kadının yüzü, eli ve ayaklarından başka her tarafının 00:55:34.240 --> 00:55:38.640 anlattığım ölçüler ve mantık içinde örtünmesi lazım. 00:55:38.920 --> 00:55:44.480 Ben ilk evlendiğim zaman bizim hacı hanıma gösteriyorum; 00:55:44.800 --> 00:55:52.160 "Buyur hacı hanım, işte bak manto giymiş bir hanım, gör. Gördün mü?" "Gördüm." 00:55:52.400 --> 00:56:00.960 "Hadi ben bakmayayım, sen bak." Manto giymiş ama kıyafet yeterli değil. Eğildiği zaman olmuyor. 00:56:01.960 --> 00:56:11.760 Çarşıda, pazar yerinde patlıcan seçmeye oturduğu zaman olmuyor. Eğilip önüne baktığı zaman olmuyor. 00:56:12.320 --> 00:56:20.120 Neden? Kıyafeti uygun değil. Görünmemesi gereken yerleri görünüyor. O halde nasıl olacak? 00:56:20.120 --> 00:56:28.880 Eğilse de kalksa da örtüsü, tesettürü sağlanmış bir kıyafetle giyinecek. Rahatına bakacak. 00:56:29.440 --> 00:56:34.880 Bu bakımdan ben Avrupalılar'ı takdir ediyorum. Adam rahatına bakıyor. 00:56:35.440 --> 00:56:41.360 Neyle rahat ederse öyle giyiniyor. Ütüsüz blucin pantolon. Kim çıkarttı? Amerikalılar. 00:56:41.360 --> 00:56:45.880 Niye çıkarttı? Rahat. Ütü istemiyor. Yıkanmak istemiyor. 00:56:45.880 --> 00:56:51.880 Yıpransa da, delinse de, saçaklansa da, yamansa da moda. 00:56:52.760 --> 00:56:58.280 Şimdi yeni elbiseyi yıpratıyor taşlıyorlar, değil mi? Taşlıyor taşlıyor taşlıyor, eskitiyor. 00:56:58.440 --> 00:57:04.840 Deliği makbul. Bilmem ne kadar fark... Nereden çıktı bu? Amerikan mantığından çıktı. 00:57:05.360 --> 00:57:14.680 Adam aristokrasinin kıyafet titizliğiyle alay ediyor. O bir reaksiyon, bir karşı tavır, alay. 00:57:15.440 --> 00:57:18.600 Adam "Ben senin [kuralına] aldırmam!" diyor. 00:57:18.640 --> 00:57:25.000 "Cebimde şu kadar kalınlıkta dolar var, ben parama bakarım. 00:57:25.400 --> 00:57:33.520 Senin kravatın, smokinin, silindir şapkan, papyon kravatın bana vız gelir tırıs gider. Param var. 00:57:33.560 --> 00:57:41.440 Ben paramla istediğimi yaparım!" diyor, yapıyor. Ondan sonra da moda oluyor. Blu-cin. Bluejean. 00:57:41.440 --> 00:57:49.520 Yani blucin. Şimdi mavi rengi çıktı, başka rengi çıktı filan... Neden? 00:57:49.640 --> 00:57:51.200 Kendi istediği gibi yapıyor. 00:57:51.720 --> 00:57:58.600 Adam şalvar giyiyor, Amerikalı. Aa! Alman şalvar giyiyor. Niye? 00:57:58.600 --> 00:58:01.800 E rahat. Giymiş, hoşuna gitmiş; şalvar giyiyor. 00:58:02.120 --> 00:58:11.440 Adam Şile kumaşından gömlek giyiyor. Bizim memlekette bunu köylüler giyer ya... Amerikalı giyiyor. 00:58:11.440 --> 00:58:18.320 Neden? "Bunu giydim, püfür püfür sıhhî, teri alıyor, rahat, iyi..." diyor. Aferin! 00:58:18.560 --> 00:58:20.800 Bizimki ne yapıyor? 00:58:21.160 --> 00:58:27.000 Kısa etek modası çıktı diye dizinden bir karış iki karış yukarıya eteğini çekiyor. 00:58:27.400 --> 00:58:35.000 Kış gününde dizleri patlıcan gibi mor renge geliyor. Soğuk. Ankara'nın -27 derece soğuğunda 00:58:37.720 --> 00:58:42.400 Avrupa'nın modasını takip edeceğim diye mini etek giyiyor, ayakları donuyor. 00:58:42.960 --> 00:58:49.280 A aptal! A şaşkın! Çok uzun [elbise] giy, kalın giy, ayakların üşümesin. 00:58:49.480 --> 00:58:52.720 Soğuktan patlıcan gibi morarıyor... 00:58:53.800 --> 00:59:02.960 Burnunu [siliyor...] E aşağısı açık olunca burnu durmaz ki. Burnu nezleden damlıyor. Bu ne? 00:59:02.960 --> 00:59:11.680 Taklit. Amerikalı ne yapıyor? İşine geleni yapıyor. Neresi işine geliyor? Neden? 00:59:11.720 --> 00:59:16.600 Kimseden pervası yok. Kimseyi taklit etmiyor. Biz müslümanlar ne yapacağız? 00:59:16.920 --> 00:59:21.360 Biz de "Ben müslümanım, kendi kıyafetime bakarım." diyeceğiz. 00:59:22.320 --> 00:59:28.840 Gâyet güzel an'anem, törem, örfüm, âdetim var. 00:59:29.400 --> 00:59:35.720 Evet, böylece yanlış giyinicilerden hıncımızı çıkarmış olduk. 00:59:38.640 --> 00:59:42.840 Ve alâ men etâ imraeten ve'bnetihâ. 00:59:43.360 --> 00:59:52.000 "Müteaddit zevce alanlardan -taaddüd-ü zevcât- birkaç eş alanlardan 00:59:52.240 --> 00:59:55.920 ana ve kızı beraber alanlara Allah lanet eder." 00:59:58.720 --> 01:00:08.200 Bir insan anneyle kızı, ikisini birden eş olarak alamaz. Veya alırsa Allah'ın laneti üzerine olur. 01:00:09.720 --> 01:00:15.960 Ve alâ men cemea beyne'l-uhteyni. "Ve iki kız kardeşi alamaz." 01:00:17.160 --> 01:00:20.840 "Dört kadına kadar müsaade var, ben bu iki kızkardeşi alayım." Alamazsın. 01:00:21.160 --> 01:00:28.200 İki kız kardeşi almak İslâm'da yasak. İkisini birden nikâhında bir anda [tutamaz]. 01:00:28.200 --> 01:00:34.680 Ama birisi öldü, ondan sonra o aileyi sevmiş de ikincisini de eş olarak... O ayrı. 01:00:34.680 --> 01:00:39.000 Hz. Osmân-ı Zinnûreyn Peygamber Efendimiz'in bir kızıyla evlendi. 01:00:39.000 --> 01:00:45.960 O vefat edince ötekisiyle evlendi. O ayrı. Aynı anda sağken iki kız kardeş bir kocanın eşi olamaz. 01:00:46.160 --> 01:00:50.240 İslâm'da bu da yasak. "Böyle yapan da lanete uğrar." diyor, sayıyor. 01:00:50.280 --> 01:00:55.400 Sonra; illâ mâ kad selefe. Tabii bunu söylediği zaman Peygamber Efendimiz diyor ki; 01:00:55.440 --> 01:01:01.000 "Evvelce olmuş olan yuvalar yıkılmasın. Evvelce olanlar müstesna, bundan sonra yapmayın." 01:01:01.720 --> 01:01:08.800 Cahiliye devrinde bu çeşit yanlış nikâhlanmalar yapılırmış. İslâm bunu kaldırmış. 01:01:09.120 --> 01:01:14.840 Ana kızı almak yok. İki kız kardeşi bir anda almak yok. Hatta üvey annesiyle evlenirmiş. 01:01:14.840 --> 01:01:22.360 Kocası ölünce babası ölünce evlat babasının annelerini miras olarak paylaşırlarmış. 01:01:22.400 --> 01:01:25.800 Üvey annesini alarak... İslâm kötü âdetleri kaldırmış. 01:01:26.800 --> 01:01:31.280 Sonra; ve alâ muğavviri'l-mâi'l-müsâbi. 01:01:31.280 --> 01:01:41.520 "Mekânı belli olan suların yerini değiştiren, kendisine kaydıran..."Bu da su korkusundan... 01:01:41.640 --> 01:01:47.400 Mugavvır, "gavr yapmak, gavr yapıcı" demek. Gavr da "delik açmak" demek. 01:01:47.440 --> 01:01:53.760 Su öbür tarafa gidiyordu, bir delik açıyor, kendi tarlasına alıyor gibi anlıyorum. 01:01:54.760 --> 01:01:59.800 Kendisinin hakkı olmayan suyu almış oluyor. Ötekisinin suyunu gaspetmiş oluyor. 01:02:00.000 --> 01:02:06.120 Tarlasından geçen veya kenarından geçen, bir kazma vuruyor, deliyor orayı, 01:02:06.360 --> 01:02:11.880 oradan suyu alıyor; köylünün suyunu mesela, farz edelim... Alamaz. 01:02:12.440 --> 01:02:23.800 Sonra; ve ale'l-muteğavviti fî zılli'n-nezâli. "İnsanların oturduğu yerlere pisletenler..." 01:02:23.120 --> 01:02:31.800 Yani "büyük abdestini yapanlar" demek. Gölgelendikleri, oturdukları... 01:02:31.120 --> 01:02:39.280 İşte şu ağacın altı güzel; orayı pislemiş, yüznumara yapmış. Buna da Allah lanet eder. 01:02:42.401 --> 01:02:48.890 Ve alâ men âzânâ fî sübülinâ. 01:02:48.243 --> 01:02:53.876 "Yollarda bize eza verenlere de Allah, melekler ve [insanlar] lanet eder." 01:02:53.876 --> 01:03:01.305 Tabii "yollarda bize eza verenler" dediği, kastettiği Peygamber Efendimiz'in kimler? 01:03:01.633 --> 01:03:10.733 Şurası yol; adam çöpünü buraya atıyor, suyunu buraya döküyor, pisliğini buraya savuruyor. 01:03:11.370 --> 01:03:21.608 Yolda çör çöp, çirkef, su, pislik vesaire; olmaz. 01:03:22.717 --> 01:03:35.760 Yolda geçene taş, çöp, dal, diken, çamur, pis su eza verir. Yollara böyle şeyler yapamaz. 01:03:35.760 --> 01:03:48.575 Yolu koruyacak. Korumuyor. Abdestlik yola birikiyor; olmaz. Lağım yoldan akıyor; olmaz. 01:03:48.708 --> 01:03:56.579 "Yolda bize eza verenlere, bu gibi işleri yapıp da yolları pisleten ve yollardan geçenlere 01:03:56.734 --> 01:04:02.626 pislik bulaşması veya geçmesini zorlaştırması suretiyle [engel olanlara] Allah lanet eder." demek. 01:04:03.220 --> 01:04:14.497 Ve ale'l-cârrîne ezyâlen. "Bir de kibirinden elbisesini sürüye sürüye gidenlere Allah lanet eder." 01:04:14.763 --> 01:04:24.271 Eskiden kıyafetleri uzun yaparlarmış, arkadan sürünürmüş. Şimdi Avrupalılar'da bu âdet var. 01:04:25.990 --> 01:04:32.759 Gelin kiliseye gidiyor, kuyruğunu da akrabasından bilmem kaç tane küçük kız tutuyor. 01:04:32.946 --> 01:04:39.100 Gelin önde, kuyruğu arkada gidiyorlar. İslâm'da öyle şey yok. 01:04:39.960 --> 01:04:45.901 Topuktan aşağıya bir şey indi de yere süründü mü olmaz. O uygun görülmüyor. 01:04:45.901 --> 01:04:57.387 Bunu kibirden dolayı yaparlarmış. Yerde sürünürmüş. İslâm'da böyle şey yok. Gayri mantıkî bir iş oluyor. 01:04:58.324 --> 01:05:04.832 Ve ale'l-mâşîne ihtiyâlen. "Kibirli yürüyenlere..." 01:05:05.640 --> 01:05:12.240 Burnu havada, tak tak tak, rap rap rap yürüyor ama aman ne azamet, 01:05:12.280 --> 01:05:16.640 aman ne kibir, aman ne kendini beğenmişlik! Ona da lanet eder. 01:05:16.640 --> 01:05:27.120 Ve ale'n-nâtıkîne esfâren bi'l-hanâ. Bu, "kötü sözler söyleyenler" demekmiş. 01:05:27.835 --> 01:05:37.334 Hanâ, kelâmun fâhiş demekmiş. Nâtıkîne esfâlen bi'l-hanâ. 01:05:37.320 --> 01:05:45.520 "Kötü sözleri kitap gibi düzerek söyleyen" demek. Araplar'da şairler filan çok yaparlardı. 01:05:45.600 --> 01:05:54.960 Secili, kâfiyeli, düzmece laflarla söylerlerdi. Bazen hicvederlerdi. 01:05:54.967 --> 01:06:00.818 Bazıları karşı tarafa küfrederlerdi. Bazen karşı tarafı küçük düşürürlerdi. 01:06:01.451 --> 01:06:08.531 Böyle şeyler onların âdetlerinde çok. Böyle yapanlar, böyle konuşanlara da Allah lanet eder. 01:06:08.686 --> 01:06:15.637 Ve ale'ş-şâribîne fedâlen. "İçki içenlere Allah lanet eder." 01:06:15.840 --> 01:06:24.400 Ve ale'l-ma'kûsi niâlen. "Pabuçları ters giyenlere" diyor. Ters giyme âdeti nasıldır? 01:06:24.947 --> 01:06:31.896 Bilemiyorum ama ya sağı sola, solu sağa giyerler... Ama onla rahat da olmaz, niye yaparlardı? 01:06:32.800 --> 01:06:39.805 Artık onların o âdetlerinin neden kaynaklandığını bilmiyorum ama kötü bir âdet demek ki. 01:06:39.800 --> 01:06:40.920 Ona da lanet eder. 01:06:40.560 --> 01:06:46.720 23 tane kötü şeyi saydı, Allah'ın ve meleklerin ve insanların lanetine uğrayan. 01:06:46.844 --> 01:06:54.287 Bir hadis bu. Ötekileri hızlı okuyalım. İkinci hadîs-i şerîf cennetle ilgili. 01:06:54.400 --> 01:07:04.720 Elâ hel müşemmirun li'l-cenneti. "Hey! İçinizde cennet için gayrete gelen var mı?" 01:07:04.556 --> 01:07:10.548 Lâ hatara lehâ. "Cennette hiç tehlikeli bir şey yok." İçine girdi mi insan, tehlike yok. 01:07:10.920 --> 01:07:18.960 Ve Rabbi'l-kâ'be. "Kâbe'nin Rabbi, âlemlerin Rabbi'ne yemin olsun ki o içinde hiç tehlike olmayan 01:07:18.975 --> 01:07:28.910 cennet için gayrete gelecekler, çalışacaklar nerede? Hazırlanan, kolunu paçasını sıvayanlar nerede?" 01:07:29.527 --> 01:07:37.667 Nûrun yetele'le'ü küllühâ. "Cennetin her tarafı pırıl pırıl parlayan nurdur." Cenneti tarif ediyor. 01:07:38.238 --> 01:07:42.491 Birinci hadîs-i şerîfte kötü şeyleri öğrendik. Onları yapmamak için öğrendik. 01:07:42.491 --> 01:07:46.877 İnsan kötülüğü de öğrenecek, yapmamak için. Bunda da cennetin vasıflarını sayıyor. 01:07:47.800 --> 01:07:58.120 Ve reyhânetün tehtezzü. "Ve güzel kokular çalkanmaktadır." 01:07:59.114 --> 01:08:08.168 Cennette her tarafı nurdur. Hiç korku tehlike yoktur. Ve güzel kokular çalkanmaktadır. 01:08:10.972 --> 01:08:17.706 Ve kasrun meşîdun. "Muhkem, muazzam köşkler vardır." 01:08:17.706 --> 01:08:25.657 Derme çatma değil; mermerden, mücevherden şahane köşkler... 01:08:26.480 --> 01:08:36.680 Ve neherun muttaridun. "İki tarafı geniş ırmaklar vardır." 01:08:36.800 --> 01:08:43.720 Ve fâkihetün kesîretün. "Türlü türlü çok meyve vardır." 01:08:45.400 --> 01:08:57.000 Nadîcetün. "Olgun ve tatlı güzel meyvelerle doludur." 01:08:57.160 --> 01:09:06.160 Ve zevcetün hasnâ'u cemîletün. "Sevimli güzel hûrîler, eşler vardır." 01:09:06.898 --> 01:09:14.572 Ve hulelun kesîretün. "Ve çok cennet libasları vardır." 01:09:14.962 --> 01:09:28.957 Fî makâmin ebedin fî hıberetin. "Çok ebedî kalınan..." Ve nadretin fî dârin âliyetin. 01:09:30.000 --> 01:09:31.840 "Yüksek evlerde..." 01:09:31.320 --> 01:09:46.760 Selîmetin. "Selim." Behîmetin... "Güzel evlerde, parlak hayat sürülen ebedî yaşam olan yerdir." 01:09:49.160 --> 01:09:57.560 "Böyle bir cennet için paçaları sıvayan, içinizde yok mu? Var mı, yok mu?" diye böyle dedi. 01:09:57.821 --> 01:10:03.651 Kâlû: Nahnu'l-müşemmirûne lehâ yâ Resûlallah. "Tamam, biz bu işte varız. 01:10:03.893 --> 01:10:09.890 Paçaları sıvamaya hazırız yâ Resûlallah!" dediler, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e. 01:10:11.270 --> 01:10:18.670 Kâle: Kûlû inşâallah. Dedi ki Peygamber Efendimiz; "Allah dilerse deyin." 01:10:19.818 --> 01:10:25.507 "Tamam, biz varız, yapacağız, yaparız, cennet için paçaları sıvamaya emrindeyiz." 01:10:25.624 --> 01:10:31.388 "'İnşaallah' deyin, yani 'Allah dilerse, Allah yardım ederse, Allah'ın izniyle' deyin. 01:10:31.400 --> 01:10:37.320 Ya yapabilirsiniz ya da Allah nasip etmezse yapamazsınız. 'İnşallah' deyin." buyurdu. 01:10:37.348 --> 01:10:44.834 Bu da cennetle ilgili bir güzel hava değişikliği oldu. Kötü fiilleri yapmamak için öğrendik. 01:10:44.834 --> 01:10:52.148 Tabii bu kuradan çıktı. Bunların çıkmasının hikmeti var. Üçüncü hadîs-i şerîf. 01:10:52.160 --> 01:11:02.800 Elâ men tealleme'l-Kur'âne ve allemehû ve alime mâ fîhi fe-ene lehû sâikun ve delîlün ile'l-cenneti. 01:11:04.444 --> 01:11:11.574 Üçüncü hadîs-i şerîf de tam müjdelerin en güzeli. "Dikkat edin! Gözünüzü açın! 01:11:11.574 --> 01:11:25.136 Uyanık olun ki kim Kur'ân-ı Kerîm'i öğrenirse ve öğretirse ve içindeki ahkâma âşinâ olursa 01:11:25.136 --> 01:11:29.548 -Kur'an şunu emretmiş, bunu yasaklamış, Kur'an'ın ahkâmı böyledir diye- 01:11:29.680 --> 01:11:43.862 ben onu cennete sevkeden ve ona rehberlik yapan rehberiyim." dedi Peygamber Efendimiz. 01:11:44.100 --> 01:11:50.767 "Kur'an'ı öğrenen, öğreten ve içindeki ahkâmı belleyen kimsenin ben cennete sevk edicisiyim 01:11:50.767 --> 01:11:56.240 ve cennete götüren kılavuzu olacağım, olurum. Elinden tutar cennete götürürüm." dedi. 01:11:56.411 --> 01:12:01.246 Onun için Kur'ân-ı Kerîm'i çok iyi öğrenmemiz gerekiyor. 01:12:01.246 --> 01:12:10.792 Ama sadece yazısını öğrenip okumak değil; alime mâ fîhi. "İçindeki ahkâmı bellemek." 01:12:10.792 --> 01:12:21.421 Kur'an şu evlilikleri yasaklıyor, şunları günah sayıyor, şunu emrediyor, şöyle diyor; bilecek. 01:12:21.796 --> 01:12:26.473 Âyetin mânasını belleyecek. Dördüncü hadîs-i şerîf: 01:12:26.473 --> 01:12:34.124 Elâ men zeyyene nefsehû li'l-kudâti bi-şehâdeti'z-zûri zeyyenehu'llâhu teâlâ 01:12:34.124 --> 01:12:40.308 yevme'l-kıyâmeti bi-sirbâlin min katirânin ve elcemehû bi-lücâmin [bi-licâmin] min nârin. 01:12:40.729 --> 01:12:46.259 Bu da hukukla, mahkemeyle ilgili bir tehditli hadîs-i şerîf. 01:12:46.480 --> 01:12:54.800 "Kim kadılar için, hâkimler için kendini ayarlar, düzenlerse, süslerse; 01:12:54.400 --> 01:13:01.520 yalan söz söylemek üzere, yalan şahitlik için düzenbazlık yaparsa..." 01:13:01.607 --> 01:13:09.967 Yani hâkime inandırıcı tavırlar takınıyor. Kendisine eda, tavır veriyor. Ama şahitliği yalan. 01:13:09.967 --> 01:13:19.242 "Kadılara karşı yalan şahitlik için kendisine ayarlar, düzenler, süsler ise Allah da onu kıyamet gününde 01:13:19.400 --> 01:13:28.160 katrandan cehennem şalvarları giydirerek ayarlar, düzenler. 01:13:28.660 --> 01:13:37.692 Ve onu cehennemden, ateşten yapılmış gemlerle ağzını gemler." 01:13:37.981 --> 01:13:48.268 Atın ağzına dizgin gem vurulduğu gibi onun ağzına ateşten gem vurur. Bu neyi gösteriyor? 01:13:48.268 --> 01:13:52.213 Yalan yere şahitlik yapmamak lazım. Dobra dobra doğruyu söylemek lazım. 01:13:52.316 --> 01:14:01.662 Kimsenin hakkını yalan şahitlikle kaydırtmamak lazım. Sonuncu hadîs-i şerîf: 01:14:01.927 --> 01:14:09.726 Elâ men zaleme muâheden ev intekasahû ev kellefehû fevka tâkatihî ev ahaze minhu şey'en 01:14:09.726 --> 01:14:15.416 bi-ğayri tîbin nefsin minhu fe-ene hacîcuhû yevme'l-kıyâmeti. 01:14:15.579 --> 01:14:19.277 Bu da bu kadar. Bunu da söyleyince sohbetimiz bitecek. 01:14:19.277 --> 01:14:34.765 Men zaleme muâheden. "Kim bir anlaşmalı gayrimüslime zulmederse..." 01:14:34.765 --> 01:14:38.000 Muâhed; kendisiyle ahit yapılmış, eman verilmiş, 01:14:38.000 --> 01:14:42.607 "Gel, tamam, bizim memletimize gelirsin." denmiş kimse demek. 01:14:42.607 --> 01:14:46.509 "İslâm ülkesinde olup da müslümanların kendisine 01:14:46.830 --> 01:14:50.796 oturum müsaadesi verdiği kimse" demek oluyor bu. Olabilir. 01:14:50.796 --> 01:14:55.771 Bazen müslümanlar ticaret, elçilik vesaire sebebiyle diyâr-ı küfre gidiyor. 01:14:55.771 --> 01:15:01.779 Bazen de onlardan birileri geliyor, İslâm ülkesinde ticaret veya elçilik 01:15:01.779 --> 01:15:05.291 veya başka bir sebeplerle gelebiliyor, oturabiliyor. 01:15:05.291 --> 01:15:09.469 Öğrenmek için vesaire, bir şeyler olabiliyor, çeşitli sebeplerle... 01:15:09.469 --> 01:15:14.633 Veya biz çağırmış oluyoruz, diyoruz ki; "Tamam, sen filanca ilmin ustasısın, gel." 01:15:14.922 --> 01:15:21.560 "Ben hıristiyanım." "Canım, gel işte..." Eman veriyoruz. Bu, muâhed oluyor. 01:15:21.560 --> 01:15:25.307 Kendisiyle ahdedilmiş, müste'mel, eman verilmiş kimse oluyor. 01:15:25.510 --> 01:15:31.588 "Böyle anlaşma yapılıp da [eman] verilmiş bir kimseye kim zulmederse..." 01:15:32.314 --> 01:15:35.643 "Bu müslüman değil" diye ezmeye kalkarsa... 01:15:35.861 --> 01:15:42.555 "Veyahut onunla yapılan ahdi bozarsa, ahde riâyet etmezse... 01:15:42.883 --> 01:15:50.500 Yahut onu tâkatinin üstünde bir şeyle mükellef tutar, bir zor işin altına sokarsa..." 01:15:50.500 --> 01:15:55.720 Çünkü kendi elinde, yardım edecek kimsesi yok, İslâm diyarına gelmiş; 01:15:55.720 --> 01:15:58.950 "Bunu ezerim, tozarım, yaparım, yaptırırım..." 01:15:58.440 --> 01:16:06.880 "Veyahut ondan onun gönül hoşluğuyla isteyerek vermediği bir şeyi zorla alırsa... 01:16:07.000 --> 01:16:14.800 O eman verilmiş gayrimüslime bu işleri yapan o müslümanın hasmı ben olurum. Ondan ben davacı olurum." 01:16:14.482 --> 01:16:16.887 Gerçi hıristiyan davacı olamayacak... 01:16:18.280 --> 01:16:23.560 Hıristiyan gelip müslümandan bir şey isteyemeyecek âhirette. Ama Peygamber Efendimiz; 01:16:24.761 --> 01:16:32.311 "Sen böyle eman verilmiş bir kimseye bu haksızlığı yaptın!" diye davacı olacak. Bu ne demek? 01:16:32.311 --> 01:16:37.431 "Benim ülkemde benim iznimle gelsin otursun diye müsaade ettiğimiz 01:16:37.431 --> 01:16:40.210 anlaşmalı kimselerin hukuka riâyet edin." 01:16:40.866 --> 01:16:43.773 Böyle diyor Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz. 01:16:43.760 --> 01:16:46.160 Allah, Peygamber Efendimiz'in şefaatine erdirsin. 01:16:46.189 --> 01:16:53.319 Sayılan günahlardan, sayılmayanlardan, kusurlardan hatalardan cümlemizi uzak eylesin. 01:16:53.319 --> 01:16:57.169 Cümlemizi rızasına uygun çalışmalar yapmaya muvaffak eylesin. 01:16:57.169 --> 01:17:02.467 Yolunda dâim, zikrinde kâim, ibadetine müdâvim eylesin. Sevdiği kul eylesin. 01:17:02.467 --> 01:17:07.174 Ümmet-i Muhammed'e faideli, yararlı olmayı nasip eylesin. 01:17:07.174 --> 01:17:10.956 Ömrümüzü sevaplı geçirip Rabbimiz'in huzuruna yüzü ak, alnı açık, 01:17:10.956 --> 01:17:16.783 sevdiği kul olarak varmayı nasip eylesin. Yardım eylesin. Tevfîkini refîk eylesin. 01:17:16.783 --> 01:17:19.353 Hakkı hak olarak görüp uymayı nasip eylesin. 01:17:19.360 --> 01:17:22.920 Bâtılı bâtıl olarak görüp ondan korunmayı cümlemize nasip eylesin. 01:17:22.960 --> 01:17:25.680 Sübhâne Rabbinâ Rabbi'l-izzeti ammâ yasifûn 01:17:25.760 --> 01:17:29.240 ve selâmun alâ cemîi'l-enbiyâi ve'l-mürselîn ve âlihim küllin ecmaîn. 01:17:30.824 --> 01:17:32.199 el-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn. 01:17:32.199 --> 01:17:36.851 Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve sâdâtinâ Âdeme ve Nûhin ve İbrahime 01:17:36.890 --> 01:17:42.679 ve Musa ve İsa ve mâ beynehüm mine'n-nebiyyîne ve'l-mürselîn. Ve'l-hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn. 01:17:42.680 --> 01:17:44.400 el-Fâtiha.