WEBVTT 00:00:00.880 --> 00:00:06.240 Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm. 00:00:07.269 --> 00:00:12.865 el-Hamdü li'llâhi rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben mübâraken fîh. 00:00:12.865 --> 00:00:22.959 Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Kemâ yenbegî li-celâli vechihî ve li-azîmi sultânih. 00:00:24.800 --> 00:00:27.960 Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ seyyidi'l- evvelîne ve'l-âhirîn. 00:00:28.840 --> 00:00:35.480 Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn. Ve men tebi'ahû bi-ihsânin alâ yevmi'd-dîn. 00:00:36.220 --> 00:00:42.975 Emma ba'd. Aziz ve muhterem kardeşlerim! Muhterem cemaat-i müslimîn! 00:00:45.760 --> 00:00:58.680 Evliyâullahın, büyük sûfilerin, pîrlerimizin, mürşitlerimizin hayatları ve mübarek kelamları, 00:00:58.680 --> 00:01:02.600 sözleri ile ilgili çok kıymetli bir kitabı, 00:01:02.680 --> 00:01:16.200 Ebû Abdirrahman es-Sülemî'nin Türkçe'ye tercümesi yapılmamış olan çok kıymetli bir eserini Tabakâtü's-sûfiyye'yi okuyoruz. 00:01:17.320 --> 00:01:19.520 Baskısı da Mısırlı büyük bir alim olan, 00:01:19.520 --> 00:01:31.600 Ezher üniversitesinin alimlerinden Profesör Nureddin b. Şureybe tarafından hazırlanmış. 00:01:34.680 --> 00:01:41.760 Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerinin hayatı ve sözleri ile ilgili bölümü devam ettiriyoruz. 00:01:43.646 --> 00:01:46.207 Bunların izahına, okunmasına geçmeden önce 00:01:47.301 --> 00:01:56.785 başta Peygamber Efendimiz'in mübarek rûh-ı pâkine hediye olsun diye 00:01:57.370 --> 00:02:03.911 ve sonra onun âlinin, ashâbının, ahbâbının, ihvânının, 00:02:03.911 --> 00:02:12.830 hulefâsının, zürriyet-i tayyibesinin, ezvâcının, etbâının ruhlarına hediye olsun diye; 00:02:13.929 --> 00:02:20.453 hâsseten Ümmet-i Muhammed'in mürşitleri, Peygamber Efendimiz'in mânevî vârisleri, 00:02:20.453 --> 00:02:25.986 evliyâullah-ı mukarrabîn ve meşâyih-i vâsılımızın cümlesinin ruhları için; 00:02:28.290 --> 00:02:33.894 Ebû Bekr-i Sıddîk ve Aliyyü'l-Mürtazâ'dan şeyhimiz Muhammed Zâhid-i Bursevî'ye kadar 00:02:34.319 --> 00:02:36.888 turûk-u aliyyemizden güzerân eylemiş olan 00:02:37.482 --> 00:02:41.640 pîrân-ı sâdât-ü meşâyih-i turûk-u aliyyemizin ruhları için; 00:02:41.928 --> 00:02:50.631 eserin müellifi ve eserde ismi geçen evliyâullahın, râvîlerin, alimlerin ruhları için; 00:02:50.951 --> 00:03:03.126 uzaktan yakından bu dersi dinlemek için buraya gelen siz kıymetli kardeşlerimizin de 00:03:03.120 --> 00:03:12.960 âhirete göçmüş olan bütün müslüman geçmişlerinin âbâ-ü ümmehât, ecdâd-ü ceddât, 00:03:13.000 --> 00:03:18.720 akrabâ-ü taallükât, ihvân-ü ehavât, evlâd-u zürriyâtlarının ruhları için; 00:03:20.862 --> 00:03:31.538 biz yaşamakta olan müslümanların da tevfîkât-ı samediyyeye mazhar olmamız için 00:03:31.973 --> 00:03:36.983 Rabbimiz bizi tevfîkine refîk eylesin de ömrümüzü rızasına uygun geçirelim, 00:03:36.983 --> 00:03:42.113 âmâl-i sâliha, ibâdât-ü taat, hayrât-ü hasenât işleyip 00:03:42.909 --> 00:03:46.810 Allah'ın sevdiği kulların zümresine biz de dahil olalım, 00:03:46.810 --> 00:03:50.329 huzuruna sevdiği razı olduğu kullar olarak varalım diye 00:03:50.880 --> 00:03:56.280 bir Fâtiha, on bir İhlâs-ı Şerîf okuyup öyle başlayalım. 00:03:58.000 --> 00:04:08.880 Eserin bir baskısı var. Bu baskısının 158. sayfasında bulunan 8 numaralı paragraf. 00:04:10.228 --> 00:04:14.608 Paragraflar da numaralanmış; onun için bulunması kolay. 00:04:15.520 --> 00:04:17.240 Bismillâhirrahmânirrahîm. 00:04:18.360 --> 00:04:21.286 Müellif rahmetullahi aleyh şöyle diyor: 00:04:21.520 --> 00:04:29.440 Semi'tü Nasra'bne Ebî Nasrini'l-Attâr yekûl: Semi'tü Ahmede'bni'l-alâi, yekûlü; 00:04:29.480 --> 00:04:35.440 semi'tü, Ebâ Bekrini'l-melâıkıyye yekûl: Semi'tü'l-Cüneyd yekûl: 00:04:35.631 --> 00:04:42.765 "İnnemâ hâze'l-ism ya'nî et-tasavvufa na'tun ükîme'l-abdü fîh. 00:04:43.410 --> 00:04:48.716 Fe-kultü yâ seyyidî! Na'tün li'l-abd? Em na'tün li'l-hak. 00:04:49.318 --> 00:04:54.774 Fe-kâle na'tün li'l-hakki hakîkaten ve na'tün li'l-abdi resmâ. 00:04:58.920 --> 00:05:09.295 Bu kitabı niçin okuyoruz? Bu kitapta tasavvufun en yüksek şahsiyetleri, sözlerini söylemişler. 00:05:09.567 --> 00:05:12.100 Onların hayatları hakkında bilgi var. 00:05:12.489 --> 00:05:19.511 Tasavvufun doğru tanınması, doğru anlaşılması, doğru anlatılması için bunları bilmek lazım. 00:05:19.805 --> 00:05:26.707 Tasavvufu seviyor musunuz? Tasavvufla ilgileniyor musunuz? Tasavvufa merakınız var mı? 00:05:27.400 --> 00:05:31.560 Tasavvuf büyüklerine karşı muhabbetiniz var mı? Var. 00:05:31.608 --> 00:05:39.446 Tamam o zaman. "Bakalım o büyüklerimiz tasavvufu nasıl anlamışlar, nasıl yaşamışlar?" diye 00:05:39.480 --> 00:05:43.760 düşündüğünüz zaman tabi onların hayatlarını, eserlerini, 00:05:44.892 --> 00:05:49.746 sözlerini, nasihatlerini öğrenmek gerekiyor. 00:05:54.126 --> 00:05:57.296 Ebû Abdurrahman es-Sülemî şöyle diyor: 00:05:57.303 --> 00:06:01.100 Nişabur şehrinde yaşamış olan müellif, büyük alim, 00:06:01.535 --> 00:06:11.868 Benî Süleym kabilesinden, aslı Arap. Bu diyarlar Emevîler ve Abbasîler zamanında fethedildi. 00:06:13.378 --> 00:06:21.890 Oralara Arap ordugâhları kuruldu. Arap kabileleri gelip yerleşti. 00:06:21.691 --> 00:06:26.737 Halka İslâm'ı onlar öğrettiler. Halkla karıştılar ve İslâm'ı korudular. 00:06:27.120 --> 00:06:34.721 Halk var ama kalede müslüman askerler de, yöneticiler de, İslâm'ı bilen alimler de var. 00:06:34.721 --> 00:06:46.704 Onun için İslâm, Hicaz'da doğdu ama Horasan'da çok büyük bir ilgi ile yükselme ve gelişme gösterdi. 00:06:47.486 --> 00:06:56.183 "En büyük hadis, tefsir, fıkıh alimleri Horasan'da yetişti." diyebiliriz. 00:06:56.734 --> 00:07:02.767 Rakam olarak, sayı olarak, mertebe olarak, rütbe olarak derece olarak böyle. 00:07:03.211 --> 00:07:04.941 Çok büyük şahıslar yetişti. 00:07:05.535 --> 00:07:10.915 Bu da Ebû Abdurrahman es-Sülemî. Kısaca "Sülemî" diyelim; öyle tanınıyor. 00:07:11.835 --> 00:07:23.754 "Nâsır el-Attar, Attarlık yapan Nâsır isimli alimden işittim ki..." diyor. 00:07:24.400 --> 00:07:29.000 Eski devrin alimleri ilimden para kazanmazlardı. 00:07:29.342 --> 00:07:36.323 Hafızlıktan, hocalıktan, ilimden, öğrettiklerinden para almazlardı. 00:07:36.987 --> 00:07:42.401 Öğrettiklerini Allah için öğretirlerdi. Para kazanmak için bir iş yaparlardı. 00:07:42.957 --> 00:07:54.232 Bir dükkanları olurdu. Dericilik, şişecilik, demircilik yaparlardı. Koku satarlardı. 00:07:54.556 --> 00:08:01.768 Eczacılık yaparlardı ama ellerinin emeği ile ticareti ile sevaplı yoldan, 00:08:01.960 --> 00:08:04.189 mübarek yoldan para kazanırlardı. 00:08:05.500 --> 00:08:11.960 İslâmî hizmetleri de para ile maaşla değil; Allah rızası için yaparlardı. 00:08:11.960 --> 00:08:17.641 Bak attar diyor. "Itır satan" demek. Itır da "koku" demek. 00:08:17.641 --> 00:08:28.389 Çoğulu utûr geliyor, "koku" demek. Kokular, kimyevî ilaçlar ve malzeme satan dükkânı varmış. 00:08:28.390 --> 00:08:36.289 Neden? "Kimseye yük olmadan helal lokma kazanayım, 00:08:37.850 --> 00:08:42.625 hem helal lokma yiyeyim hem de helal lokmanın kazancının fazlalığı ile 00:08:42.625 --> 00:08:46.370 başkalarına da hayır hasenât yapayım." diye düşünürlerdi. 00:08:46.370 --> 00:08:47.834 Bu çok yüksek bir duygu. 00:08:47.932 --> 00:08:54.622 Bakın bugün Avrupa'nın, Amerika'nın, medenî denilen insanları dünyayı sömürerek, 00:08:54.623 --> 00:08:56.771 başkalarının kanını emerek yaşıyor. 00:08:57.613 --> 00:09:01.853 "Silah satacağım." diye başkalarını ezerek, harp çıkararak yaşıyor. 00:09:03.420 --> 00:09:09.771 Bosna'da mazlumlara silah ambargosu koydular, zalimlere silah verdiler. 00:09:09.966 --> 00:09:16.359 İki yüz bin kişiyi öldürdüler. Hepsi katil! Avrupalıların, Amerikalıların hepsi katil! 00:09:16.359 --> 00:09:21.775 Neden? Müsaade ettiler, çanak tuttular, zemin hazırladılar. 00:09:21.775 --> 00:09:27.178 Öyle planladılar; gazeteler şimdi yazıyor. Beş yıl, on yıl önceden bu işleri planlamışlar. 00:09:27.420 --> 00:09:33.501 Neden? Zalim adam, kâfir adam, Allah'ın sevmediği, sahtekâr adam! 00:09:34.742 --> 00:09:40.181 İslâm güzel; insan müslüman olmadıktan sonra güzel olması mümkün değil. 00:09:41.173 --> 00:09:44.309 Mademki müslüman değil, mademki İslâm'ı anlayamamış; 00:09:44.309 --> 00:09:50.299 işte böyle gaddar, böyle hunhar, böyle zalim olur. 00:09:50.320 --> 00:09:53.560 İşte 20. yüzyılda misalleri. Avrupa medenî falan değil. 00:09:53.640 --> 00:09:54.480 Muhterem kardeşlerim! 00:09:55.000 --> 00:10:03.200 Avrupa müreffeh yani refah seviyesi yüksek, zengin. Bu zenginliği nasıl kazanmış? 00:10:03.953 --> 00:10:09.775 Dünyayı soyarak, yakarak, yıkarak, sömürerek kazanmış, zengin olmuş. 00:10:10.520 --> 00:10:16.480 Burunları Kafdağı'nda, kibirliler; kalpleri taş gibi, acımaları, merhametleri yok. 00:10:16.783 --> 00:10:21.834 Doğruyu söyleyene de kızıyorlar. "Avrupa'da müslüman istemeyiz! Ne yapalım? 00:10:22.229 --> 00:10:29.364 Plan yapalım, Boşnakları keselim. Avrupa'da bir İslâm devletine tahammülümüz yok." diyorlar. 00:10:29.868 --> 00:10:35.777 Ve kesme planlarını yapıyorlar, uyguluyorlar. Bizim ne yapmamız lazım? 00:10:36.421 --> 00:10:41.634 Bizim de müslümanlar olarak bu zulme müsaade etmememiz lazımdı. 00:10:42.292 --> 00:10:48.116 Bizim de onların planlarını önceden anlayıp tedbir almamız lazımdı. O da bizim kusurumuz. 00:10:49.360 --> 00:10:57.813 Tedbir almamak, zalimin zulmünü yapmasına müsaade etmek veyahut müsaade etmese bile 00:10:57.813 --> 00:11:00.732 engel olmamak da bizim kusurumuz. 00:11:00.732 --> 00:11:04.731 Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz birisini anlatıyor. 00:11:05.140 --> 00:11:09.537 Peygamber Efendimiz isim söylemeyi sevmez. Kendi ismini söylemeyi de sevmez. 00:11:10.260 --> 00:11:12.800 "Allah'ın kullarından birisi şöyle yapmış." der. 00:11:12.800 --> 00:11:17.813 Kendisini anlatacağı zaman bile isim söylemeyi sevmez. Maksat gerçeklerin öğrenilmesidir. 00:11:18.780 --> 00:11:29.340 "Allah'ın bir kulu kabre girer girmez kabirde melekler bunun kafasına ateşten bir topuz vuruyorlar. 00:11:30.550 --> 00:11:35.510 Öyle bir canı yanıyor ki kabrin içi ateş doluyor." 00:11:35.280 --> 00:11:37.880 Tabi kabirde azap bu. 00:11:37.960 --> 00:11:47.000 O zulme uğradığı için azap melekleri ateşten topuzla başına vurduğu için kabir de cehennem gibi ateşle dolduğu için 00:11:47.120 --> 00:11:50.120 feryâd-u figâna başlıyor ve kendisini tanıtmaya çalışıyor. 00:11:50.240 --> 00:11:59.120 "Ben müslümanım, mü'min bir kulum. Kâfir değilim. Bena niçin azap ediyorsunuz?" diyor. 00:11:59.440 --> 00:12:09.280 "Evet, sen müslümandın ama hayatında falanca zaman bir yerden geçiyordun. 00:12:09.840 --> 00:12:18.840 Zalimler bir mazluma işkence yapıyorlardı Sen orada o mazluma yardımcı olmadın, zalimleri engellemedin; 00:12:18.880 --> 00:12:23.240 bu azabı ondan yapıyoruz." diyorlar Melekler müslümana. 00:12:23.560 --> 00:12:30.160 Allah'ın emri ile hareket ediyor. Allah niçin azap ettiriyor? Zalime engel olmadığı için. 00:12:30.400 --> 00:12:39.200 Bizim Ankara'da İslâm hukukunu, fıkhı çok iyi bilen bir hoca dostumuz var, o söyledi: 00:12:39.680 --> 00:12:49.520 "Dünyanın bir yerinde tek bir müslüman kadın, kâfirlerin eline esir düşse 00:12:49.960 --> 00:12:54.480 cümle İslâm âleminin onu kurtarması için çalışması boyun borcu olur, farz olur." 00:12:56.240 --> 00:13:01.600 Yani mecburiyet. Yirmi bin kadına ne kötü muamele yapılmış! 00:13:02.600 --> 00:13:09.920 İki yüz bin kardeşimiz öldürülmüş, bilmem ne kadar cami yakılmış, ne kadar tarihî eser tahrip olmuş… 00:13:09.960 --> 00:13:15.800 Dün gazetelerde, radyo ve televizyonlarda söylüyordu. Bunu kim yaptırıyor? 00:13:15.880 --> 00:13:25.360 Avrupalı yaptırıyor. İngiliz, Fransız, Alman; Papalık, Hıristiyanlık, Yahudilik teşkilatı yaptırıyor. 00:13:26.840 --> 00:13:30.520 Ortodoks papazları yaptırıyor. Güya din adamı yaptırıyor. 00:13:30.520 --> 00:13:39.360 Neden? Dinleri bozuk da ahlâkları da yok da onun için. Her şeyleri boyama, göstermelik. 00:13:39.360 --> 00:13:48.400 Dışı güzel, içi berbat. Dışından kravatlı, temiz giyimli, ütülü, ama kalbi şeytan kalbi gibi, 00:13:48.000 --> 00:13:51.680 kafası şeytan kafası gibi. Bunu bilmemiz lazım. 00:13:51.720 --> 00:13:52.920 Bizimle alay ediyorlar. 00:13:53.240 --> 00:13:59.560 Bu adamlar dünya üzerindeki bir buçuk milyar müslümanla alay ediyor, oynuyorlar. 00:14:00.440 --> 00:14:05.680 Eskiler nasıldı? Bizim alimlerimiz nasıldı? Bizim din adamlarımız nasıl? 00:14:06.280 --> 00:14:11.640 Kendi elinin emeği ile çalışır, kazanır, maaş bile almaz. 00:14:12.120 --> 00:14:16.760 Allah rızası için hizmet yapar, ilim öğretir. 00:14:19.800 --> 00:14:26.800 O hat yazısı güzel olan Hafız Osman her gün Yedikule'den 00:14:26.480 --> 00:14:32.400 Eyüp'teki hocasına, ders almaya yaya olarak gidermiş. 00:14:32.720 --> 00:14:40.440 Talebedeki şevke, hocadaki aşka bak! İlim edebine bak! İslâm'ın güzelliğini anla. 00:14:41.920 --> 00:14:46.480 İslâm'ın dünyaya ne kadar güzel bir medeniyet öğrettiğini gör. 00:14:47.680 --> 00:14:55.720 "Ama araba yapmışlar, uçak yapmışlar, füze yapmışlar, bomba yapmışlar!" diye 00:14:56.480 --> 00:14:58.600 onlar medenî sayılıyor. 00:14:58.880 --> 00:15:05.640 O akıl, medeniyet değil; aklı var. Onları yapıyor ama nereye kullanıyor? 00:15:06.520 --> 00:15:11.720 Atom bombasını nereye kullanıyor? Zenginliğini nereye kullanıyor? 00:15:13.440 --> 00:15:15.800 Kuvvetini nereye kullanıyor? Mühim olan o! 00:15:16.760 --> 00:15:21.440 İslâm ve müslümanlar kuvvetli olduğu zaman zulmetmemiş, 00:15:22.800 --> 00:15:29.120 kendi ülkesinde yaşayan gayrimüslimlerin kiliselerine, havralarına dokunmamış; 00:15:29.840 --> 00:15:36.720 ticaretlerine, mallarına dokunmamış; hanımlarına dokunmamış. 00:15:37.600 --> 00:15:42.280 Asırlarca aramızda, bayrağımızın altında rahat yaşamışlar. 00:15:42.680 --> 00:15:54.400 "Hududumuzun içindekiler emniyette yaşasın." diye biz çarpışmışız, şehit veya gazi olmuşuz. 00:15:54.400 --> 00:16:00.680 Onlar askere bile gitmemişler, konaklarda yaşamışlar. Ömürlerini sürmüşler, geçmişler. 00:16:00.680 --> 00:16:07.440 Ama şimdi yaptıklarına bakın. İşte müslümanlar, işte İslâm ahlâkı… 00:16:07.680 --> 00:16:11.280 İşte kâfirler, işte kâfirin ahlâkı… Bunu görün. 00:16:11.560 --> 00:16:15.400 Bak alim, attar. Parayı sevdiğinden değil. 00:16:16.800 --> 00:16:20.400 Dinini satarak para kazanmamak için bu mesleği icra ediyor. 00:16:21.800 --> 00:16:25.640 İncelik orada. Günlük kazancını kazanınca dükkanı kapatırlarmış, namaz kılmaya başlarlarmış. 00:16:25.640 --> 00:16:28.600 Neden? Bugünkü ihtiyacımı karşıladım. 00:16:28.600 --> 00:16:35.880 Yevmün cedîd, rızkun cedîd. "Yeni gün, yeni rızık" "Yarın çalışırım, yarınkini kazanırım." demişler. 00:16:36.760 --> 00:16:44.200 İçlerinde fazla para toplamaya da hırs yok. 00:16:44.720 --> 00:16:48.840 Yekûlü; semi'tü Ahmede'bni'l-alâi, yekûlü. 00:16:49.720 --> 00:16:52.360 Ahmed b. Alâ hakkında aşağıda kayıt var. 00:16:54.560 --> 00:16:59.680 Hemedan'lıymış, bezzâzmış. Bezzâz da "bezci" demek. 00:17:00.000 --> 00:17:06.240 O da bir meslekle para kazanıyor, o da sömürücü değil, o da başkasının sırtından kazanmıyor. 00:17:06.800 --> 00:17:15.800 Kâne muâsıran li-Ebi'l-Ferec. Muhammedi'bni Ahmedi'bni Eyyûbe ni şembûz. 00:17:15.840 --> 00:17:20.280 el-Mukri el- meşhûr. "Ebi'l-Ferec muasırı idi." 00:17:20.720 --> 00:17:23.840 el-Müteveffâ senete semâne ve ışrîne selâse mie. 00:17:25.360 --> 00:17:29.920 "Hicrî 328 -üç yüz yirmi sekiz- senesinde vefat etmiştir." diye bilgi veriyor. 00:17:29.960 --> 00:17:35.320 Neden? Kitap, ilmi olduğu için her şahıs hakkında bilgi veriyor, ondan. 00:17:38.160 --> 00:17:45.840 Semi'tü Ebâ Bekrini'l-melâıkıyye yekûl. "Bu üçüncü şahıs râvî diyor ki." 00:17:45.880 --> 00:17:50.480 Sem'tü'l-Cüneyde yekûl. "Cüneyd-i Bağdâdî'nin şöyle dediğini işittim." 00:17:50.640 --> 00:18:00.760 İşte İslâm'ın ilim usulü budur. İslâm'da bir sözün nereden çıktığını nakleden söyler: 00:18:01.840 --> 00:18:07.440 "Ben bunu falanca şahıstan işittim. O falancadan işitmiş. Öteki ötekisinden işitmiş. 00:18:07.480 --> 00:18:12.560 O Peygamberimiz'in sahabesinden işitmiş. O da Peygamber Efendimiz'den işitmiş." diye 00:18:12.960 --> 00:18:17.920 sözün nereden geldiğini söyler. İslâm'da sözün kaynağını incelemek 00:18:18.560 --> 00:18:24.360 ve sözü getiren insanların doğruluğunu araştırmak ilmin sağlam olması için 00:18:24.600 --> 00:18:26.000 yerleşmiş bir âdetti. 00:18:26.000 --> 00:18:32.120 Bu başka hiçbir medeniyette, kültürde yok. Hiçbirisi öyle yapmamış. 00:18:32.320 --> 00:18:34.520 Yunanlı bir tarihçi bir kitap yazmış. 00:18:35.160 --> 00:18:39.400 "Acaba doğru mu, acaba içindeki bilgiler uydurma mı?" belli değildir. 00:18:40.000 --> 00:18:43.680 "Ben şundan işittim." demez. "Ben şundan şundan işittim." demek, 00:18:44.160 --> 00:18:47.160 İslâm alimlerinin büyüklüğü; bunu da bilin. 00:18:47.720 --> 00:18:55.280 İslâm'ın büyüklüğünü, İslâm ahlâkının büyüklüğünü, sûfilerin ilim adamlarının büyüklüğünü bilin. 00:18:58.800 --> 00:19:06.240 Cüneyd-i Bağdâdî evliyânın şahı, evliyâullahın büyüklerinden adını duyduğunuz kimse. 00:19:07.000 --> 00:19:07.800 Ne buyurmuş? 00:19:07.800 --> 00:19:16.160 İnnemâ hâze'l-ism ya'nî et-tasavvufa na'tun ükîme'l-abdü fîh. "Bu tasavvuf denilen şey; 00:19:18.440 --> 00:19:31.800 kulun içine sokulduğu, içinde ikâme olunduğu bir haldir. Bir nâttir, bir sıfattır." 00:19:32.760 --> 00:19:39.440 Tasavvuf nedir? "Tasavvuf bir haldir." Doğru. Tasavvuf laf değildir; haldir, yaşamdır. 00:19:39.840 --> 00:19:44.400 Adam nasıl yaşıyor? Ne söylediği değil, nasıl yaşadığı mühimdir. 00:19:44.800 --> 00:19:51.240 Dürüst mü yaşıyor, sade mi yaşıyor, mütevazı mı yaşıyor, ârif mi? Hâli mühim. 00:19:52.120 --> 00:19:58.960 Bir insana uzaktan bakarsın, dış görünüşü iyi olabilir; mühim değil. Kalbi mühim. 00:19:59.720 --> 00:20:02.400 Filozofun birisi ne diyor? 00:20:02.120 --> 00:20:07.160 Karşıdan boylu poslu, yakışıklı, güzel giyimli birisinin geldiğini görmüş. 00:20:07.160 --> 00:20:15.920 imrenmiş, gözü dış görünüşünü sevmiş. Merak etmiş, selam vermiş, biraz konuşmuş. 00:20:16.800 --> 00:20:27.280 Adamın dış görünüşü çok güzel, çok yakışıklı, kılığı kıyafeti de güzel. Konuşunca bakmış ki edebi, 00:20:27.960 --> 00:20:38.600 bilgisi, nezaketi zarafeti yok, terbiyesi kıt, küstah, kendini beğenmiş vesaire… Neyse ne. Ne demiş? 00:20:40.320 --> 00:20:47.920 İnâü zehebin ve fîhi hallün. "Altından bir kap, içinde sirke var." demiş. Hoşuma gidiyor. 00:20:48.400 --> 00:20:57.200 Kap altından ama içinde sirke var. Dışı altın gibi pırıl pırıl ama içi sirke gibi ekşi, turşu. 00:20:57.640 --> 00:21:06.520 Yani kıymetsiz. Mühim olan hal. Evet, tasavvuf bir hal, bir vasıftır. 00:21:07.000 --> 00:21:12.400 Kul onun içinde bulunur. İşte buna "mutasavvıf" denir, "sûfi" denilir. 00:21:13.920 --> 00:21:21.800 "Karşısındaki sormuş: Yâ seyyidî! Seyyid "efendi" demek. Seyyidî de "efendim" demek. 00:21:21.120 --> 00:21:24.760 Fe-kultü yâ seyyidî! Na'tün li'l-abd? Em na'tün li'l-hak. 00:21:25.200 --> 00:21:29.440 "Bu hal kulun hâli midir, Hakk'ın hâli midir?" 00:21:29.440 --> 00:21:33.600 Bu durum Allah'ın mıdır, kulun mudur? 00:21:34.640 --> 00:21:39.720 Fe-kâle na'tün li'l-hakki hakîkaten ve na'tün li'l-abdi resmâ. 00:21:40.320 --> 00:21:54.560 "Hakikatte Allah'ın vasfıdır ama dış görünüşte kulun vasfıdır." Bu sözleri derin bir sözdür. 00:21:56.360 --> 00:21:58.840 Anladığımız kadar açıklamaya çalışalım. 00:21:59.640 --> 00:22:07.560 Biliyorsunuz, Allahu Teâlâ hazretleri Hâlık, Yaradan; her şeyi yaratan O'dur. 00:22:08.840 --> 00:22:14.480 Dilediğini yapar, dilemediğini yapmaz. Yeşâü'llahu mâ yeşâü ve yahkümü mâ yürîd. 00:22:15.160 --> 00:22:25.960 Kimse ona karşı çıkamaz. İstemediği şeyi, "yapılmasın" dediği şeyi yapmaya güç yetiremez. 00:22:26.600 --> 00:22:30.920 Müsaade ettiği şeyi yapabilir, izin verdiği miktarda yapabilir. 00:22:31.160 --> 00:22:38.560 Hepsi Allahu Teâlâ hazretlerinin kudretinin müsaadesi içindedir. 00:22:39.960 --> 00:22:46.320 Allahu Teâlâ hazretleri dünyayı imtihan dünyası olarak yarattığı için kulları serbest bırakmış. 00:22:46.360 --> 00:22:50.400 Onun için kâfir kâfirliğini, mü'min mü'minliğini yapıyor. 00:22:53.520 --> 00:23:02.000 İstese kâfirlerin hepsini birden haklayabilir ama serbest bırakıyor; dünyada imtihan olacak. 00:23:02.760 --> 00:23:10.360 Mü'minle kâfir numune olarak bulunacak; bunların birbirleri ile konuşması, davranışları, 00:23:10.440 --> 00:23:13.400 sözleri, aradaki insanlar imtihan olacaklar. 00:23:13.360 --> 00:23:17.360 Kâinatı böyle yaratmış. Geçen hafta okuduk. 00:23:18.880 --> 00:23:27.520 Biliyoruz ki zikri yapmak bile Allah'ın müsaadesi iledir. Allah müsaade etmezse zikir yapamazsın. 00:23:28.400 --> 00:23:33.600 Hatta Kur'ân-ı Kerîm'den söyleyeyim: Ve mâ teşâûne illâ en yeşâa'llah. 00:23:33.680 --> 00:23:36.720 "Allah dilemezse siz bir şey dileyemezsiniz." 00:23:37.200 --> 00:23:43.160 Siz içinizden; "Ben dilediğimi yaparım." diyorsunuz. İyi ama dilediğin şey ne? 00:23:43.280 --> 00:23:49.680 İçinden bir şey diliyorsun. Mesela "Ben bugün deniz kenarına gideyim, vapura bineyim, gezeyim." 00:23:49.720 --> 00:23:54.560 Veyahut "Emirgân'da, sahilde çay içeyim." 00:23:55.880 --> 00:24:02.680 Bir şey diliyorsun ama öteki şeyleri dilemedin de bunu niye diledin? 00:24:02.960 --> 00:24:06.760 Ve mâ teşâûne illâ en yeşâa'llah."Dilemek de senin elinde değil." 00:24:07.320 --> 00:24:11.320 Allah sana istediğini dilettiriyor da ondan diliyorsun. 00:24:14.800 --> 00:24:22.840 Onun için eski şairlerden birisi güzel bir şiir yazmış. Bir hikmetli manzume. 00:24:28.280 --> 00:24:38.200 Cümle işler Hâlık'ındır, kul eli ile işlenir. Hakk'ın emri olmaz ise sanma bir çöp deprenir. 00:24:39.320 --> 00:24:42.240 "Bütün işleri Cenâb-ı Hak yaratıyor, var ediyor. 00:24:42.720 --> 00:24:47.360 Eğer yaratmasa, müsaade etmese, imkan vermese olmaz. 00:24:48.400 --> 00:24:53.680 Bir çöp bile yerinden kıpırdamaz." diyor. Tasavvuf nedir? 00:24:53.800 --> 00:24:56.280 Mesela mârifetullah. 00:24:56.520 --> 00:25:01.120 "Tasavvufun bazı mühim şeyleri nedir?" dediğimiz zaman aklımıza gelen şeyleri söyleyelim. 00:25:02.400 --> 00:25:06.400 Zikir; Allah istemeyince sen zikir yapamıyorsun. 00:25:06.480 --> 00:25:14.680 Severse, senin zikretmene müsaade ederse zikir yapıyorsun. 00:25:14.880 --> 00:25:21.360 Demek ki müsaade etmezse olmuyor. Sonra ibadet, taat yapıyorsun. 00:25:21.320 --> 00:25:25.920 Müsaade etmezse olmuyor. Mârifetullah, bilgi vermezse sen Allah'ı bilemezsin. 00:25:26.720 --> 00:25:31.920 O kendisi bildirirse bilirsin. Muhabbetullah, Allah'ı sevmek. 00:25:32.400 --> 00:25:35.320 Allah sana sevme kabiliyeti verirse sen seversin. 00:25:37.280 --> 00:25:46.520 Vermezse sevmezse sen onu sevemezsin. Çok âyet, hadis var; derin bir konu. 00:25:46.520 --> 00:25:54.920 İşte aslında bu tasavvufî haller de Allah'ındır ama zâhirde kulun gibi görünüyor. 00:25:54.920 --> 00:26:02.120 Peki, bizim ne yapmamız lazım? Cümlesi Allah'tan olduğuna göre -Nâfî yani menfaat veren de, 00:26:02.800 --> 00:26:10.520 Dârr yani zarar veren de Allah, kaldıran da, indiren de Allah, 00:26:10.920 --> 00:26:14.560 azîz ve zelîl kılan, yaşatan, öldüren Allah. 00:26:14.560 --> 00:26:21.600 -Bunlar esmâ-i hüsnâdan biliyorsunuz- Bizim ne yapmamız lazım? Bizim yapmamız gereken şey, 00:26:21.920 --> 00:26:30.000 Allah'ın sevgisini kazanmaya çalışmak. Eğer Allah'ın sevgisini kazanacak işler yaparsak Allah; 00:26:30.360 --> 00:26:34.640 sevdiği, güzel işleri yapmayı bize ihsân eder. 00:26:34.720 --> 00:26:41.200 O da bir ikram. Camiye gelmek, müslüman olmak Allah'ın bir ikramı. 00:26:41.240 --> 00:26:43.440 Hidayet, Allah'ın bir ikramı. 00:26:43.800 --> 00:26:49.360 Allahu Teâlâ hazretleri, Peygamber Efendimiz'e şöyle diyor: İnneke lâ tehdî men ahbebte ve lâkinna'llâhe yehdî men yeşâ. 00:26:49.880 --> 00:26:53.320 "Sen istediğine hidayet veremezsin. Allah istediğine verir." 00:26:53.640 --> 00:26:57.520 Peygamber Efendimiz amcası Ebû Tâlib'in hidayete ermesini istedi. 00:26:57.920 --> 00:27:01.800 Allah vermeyince iman etmedi, imansız göçtü. 00:27:02.000 --> 00:27:11.480 Demek ki ne yapmamız lazım? "Allah bizi sevsin." diye çırpınmamız lazım. 00:27:12.520 --> 00:27:23.760 Ne yapınca sever? İtaat edince, emrini tutunca, zikredince, güzel huylu olunca sever. 00:27:24.600 --> 00:27:32.320 Bunları yapmaya çalışacağız ki; "kuldan işaret, Cenâb-ı Hakk'tan beşâret" olacak. 00:27:32.440 --> 00:27:37.920 Kuldan bir emare belirecek; Allah da o zaman lütfedecek. Yapacağımız tek bir şey var. 00:27:38.160 --> 00:27:40.440 Çok kolay, hepinizin hatırında kalacak bir şey. 00:27:40.520 --> 00:27:46.000 Allah'ın sevgisini kazanmayı düşünmek ve onu yapmaya çalışmak! 00:27:46.720 --> 00:27:53.800 Bunu düşündün mü? İşte bu niyet. Mü'minin niyeti çok kıymetlidir. 00:27:54.440 --> 00:28:00.440 Allah'ın rızasını kazanmaya niyet edeceksin, azmedeceksin, karar vereceksin, 00:28:00.680 --> 00:28:02.840 isteyeceksin, teşebbüs edeceksin. 00:28:03.320 --> 00:28:08.400 Tabi bir insan her istediğini yapamaz. Çünkü yaratan kendisi değil. 00:28:09.440 --> 00:28:18.280 Yaşamak, ölmek elinde değil. Bir şeyi oldurmak, oldurmamak elinde değil. 00:28:18.240 --> 00:28:20.560 Onları yapan Allah. O halde ne yapacak? 00:28:21.400 --> 00:28:28.200 Niyeti iyi olacak. İyi bir şey yapmaya çalışacak. O zaman Allah ona iyi şeyleri ihsân ediyor. 00:28:28.920 --> 00:28:31.560 Peygamber Efendimiz hadîs-i şerîfinde şöyle buyuruyor: 00:28:32.400 --> 00:28:39.600 "Allah hayrı isteyene hayrı yaptırır, şerden korunmayı dileyeni şerden korur." 00:28:40.160 --> 00:28:46.880 Demek ki istek, niyet, teşebbüs, işaret bizden olacak. 00:28:46.880 --> 00:28:54.280 Takdir, beşaret, kudret vermek, imkan sağlamak, tevfîkini refîk etmek Allah'tan olacak. 00:28:54.880 --> 00:29:00.960 Çok ince bir konudur. Ama işin özü, aslı, esası budur. 00:29:00.960 --> 00:29:04.160 Sen şimdi her yapmak istediğini yapabiliyor musun? Yapamıyorsun. 00:29:04.160 --> 00:29:07.200 Bir kere herkes çok para kazanmak ister ama herkes çok para kazanamıyor. 00:29:07.200 --> 00:29:12.680 Çok kimse iflas ediyor. "Para kazanayım." diye dükkan açıyor, iflas ediyor. 00:29:12.720 --> 00:29:17.760 Demek ki para kazanmak istiyor ama yapamıyor. Sıhhatli olmak elinde mi? Hayır. 00:29:18.280 --> 00:29:25.160 Sıhhatli olmaya gayret ediyor, milyonlar harcıyor ama bir hastalığa tutuluyor. 00:29:26.120 --> 00:29:31.520 Çocuk sahibi olmak istiyor; Allah çocuk vermezse olamıyor. Çocuk sahibi olmamak istiyor; 00:29:31.520 --> 00:29:39.400 Allah inadına veriyor. "Korunma, doğum kontrolü" falan derken, 00:29:39.000 --> 00:29:44.600 bakıyorsun, hay Allah, yine bir çocuk. İstemiyor; istemediği halde veriyor. 00:29:45.120 --> 00:29:51.160 Demek ki bir şeylerin insanın elinde olmadığını; birçok şeyi istediği halde yapamadığını, 00:29:51.440 --> 00:29:54.440 birçok şeyi istemediği halde başına geldiğini biliyoruz. 00:29:54.600 --> 00:29:58.760 Hangi Bosnalı bu haller başına gelsin isterdi? Hiçbir Bosnalı istemezdi. 00:29:58.760 --> 00:30:04.760 Demek ki olayların yapıcısı bizim üstümüzde, bizim dışımızda. 00:30:06.320 --> 00:30:09.800 Bazı şeyleri de yapabiliyor gibi görünüyoruz ama 00:30:09.560 --> 00:30:13.520 o yapabildiğimiz şeyler de yine Allah'ın kudretine bağlı. 00:30:13.560 --> 00:30:19.280 Bizim kıymetli bir kardeşimiz var. Avustralya'dan haberi geldi. Allah şifa versin. 00:30:20.880 --> 00:30:22.400 Âmin. 00:30:22.480 --> 00:30:24.400 Duanızı almak için söylüyorum. 00:30:24.480 --> 00:30:30.880 Çok mütedeyyin, çok hayırsever, çok iyi bir kardeşimiz felç olmuş, Allah şifa versin. 00:30:33.920 --> 00:30:39.520 "Hocam insan felç olunca ne yapıyor?" İnsanın eli felç olursa elini kıpırdatamaz. 00:30:40.920 --> 00:30:45.320 Yüzü felç olursa gözünü açıp kapayamaz, ağzını oynatamaz, konuşamaz. 00:30:45.880 --> 00:30:52.280 Ayağı felç olursa ayağını kıpırdatamaz. Demek ki ayak doğrudan doğruya kıpırdamıyormuş. 00:30:52.720 --> 00:30:57.480 Göz doğrudan doğruya oynamıyormuş. Allah nasip ederse oynuyormuş. 00:30:57.800 --> 00:31:05.120 Nasip etmezse oynamıyormuş. Kesin! Bu böyle olduğu için bizim yapmamız gereken tek bir şey var. 00:31:05.160 --> 00:31:11.480 "Yâ Rabbi! Ben senin sevdiğin, razı olduğun bir kul olmak istiyorum. 00:31:12.440 --> 00:31:14.920 Ben senin rızanı kazanmak istiyorum." diyeceğiz. 00:31:14.920 --> 00:31:21.200 Kalbimize bu güzel niyeti yerleştireceğiz; altın gibi, pırlanta gibi bir niyetimiz olacak. 00:31:21.480 --> 00:31:26.840 Bu adamın kalbindeki niyeti ne? Bu adam Allah'ın rızasını kazanmak istiyor. 00:31:27.400 --> 00:31:32.200 Tamam, Allah'ın rızasını kazanmak istedi. İşte bizim bayrağımız bu! 00:31:32.760 --> 00:31:38.160 Geçen gün bana bir bayrak hediye ettiler. Ah keşke getirseydim. Siyah bir bayrak yapmışlar. 00:31:38.280 --> 00:31:41.640 Üstünde bir tarafında lâ ilâhe illallah yazıyor, 00:31:41.160 --> 00:31:46.960 öbür tarafında İlâhî ente maksûdî ve rıdâke matlûbî yazıyor. Allah razı olsun, hoşuma gitti. 00:31:47.800 --> 00:31:54.480 "Yâ Rabbi! Sensin benim muradım, maksudum, gayem." 00:31:54.720 --> 00:31:59.200 Ve rıdâke matlûbî. "Ben senin rızanı istiyorum." Hah işte; o da bizim bayrağımız! 00:31:59.680 --> 00:32:04.440 Bizim ana niyetimiz para kazanmak, mevki makam sahibi olmak değil; 00:32:04.720 --> 00:32:06.920 eğlenmek değil, zevk değil. 00:32:06.920 --> 00:32:12.760 Hatta saadet, mutluluk, keyif, safa da değil. 00:32:14.200 --> 00:32:19.200 "Yok hocam, olur mu ya? Hani keyif değilmiş, zevk değilmiş, safa değilmiş. Pöh!" 00:32:19.720 --> 00:32:26.640 Peki, bir kimse niye şehit oluyor? Söyle bakayım. Harp etmek çok mu keyifli? 00:32:26.680 --> 00:32:32.320 Dağlarda düşmanla heyecan içinde çarpışmak, yaralanmak; "Ah yandım!" diye yerlere düşmek, 00:32:33.160 --> 00:32:35.680 kolun bacağın kopması çok mu keyifli! 00:32:36.160 --> 00:32:41.560 Evvelki yıl İsveç'e gittiğimde Arapların camiine gittik, orada bir Arap'la tanıştım. 00:32:41.560 --> 00:32:44.760 İsveç'te Stokholm'de. "Selamünaleyküm." "Aleykümselam." 00:32:45.000 --> 00:32:51.800 Birbirimizle kucaklaştık. İsmini öğrendik. Müslüman bir Arap kardeşimiz. 00:32:52.200 --> 00:32:57.440 Geçen gidişimde İsveç'te onunla karşılaştım, selamlaştık. 00:32:58.000 --> 00:33:07.320 "Beni tanıdınız mı?" dedi. Ben de çok insanla tanıştığım için herkesi birden tanıyamayabiliyorum. 00:33:07.840 --> 00:33:12.480 Bir yerden tanıyorum, tamam ama. Bir insan her gittiği şehirde 00:33:12.520 --> 00:33:16.320 on bin kişi ile karşılaşırsa hangi birini tanıyacak. 00:33:17.000 --> 00:33:24.520 "Ben Stokholm'de falanca sene bizim camiye geldiğin zaman tanıştığın kardeşin. 00:33:25.800 --> 00:33:27.520 Falan Arap ülkesinden falancayım." dedi. 00:33:27.840 --> 00:33:38.760 Ama bu sefer koltuk değneği ile geziyordu, ayağının bir tanesi yoktu. 00:33:38.760 --> 00:33:44.280 "Hayrola, geçmiş olsun!" dedim. "Hayırdır hocam. Afganistan'a cihada gittim. 00:33:44.280 --> 00:33:51.520 Bir ayağımızı şehit verdik." dedi. Safalı mı? 00:33:51.920 --> 00:33:55.520 İnsanın gözünün kör olması, ayağının kopması, canının gitmesi… 00:33:55.520 --> 00:33:59.760 Bunu niye yapıyor? Allah rızası için. Ölümü bile göze alıyor. 00:34:00.160 --> 00:34:07.360 Aranızda, dışarıda gençler var; şurada, burada karşıma geliyorlar, soruyorlar: 00:34:07.360 --> 00:34:11.760 "Hocam, ben Allah rızası için cihat etmek istiyorum. Müsaade eder misin?" 00:34:12.440 --> 00:34:14.680 Ölecek. Ölmeye gitmek istiyor, neden? 00:34:16.400 --> 00:34:19.840 Allah'ın rızasını kazanmak istediği için. Burada bir keyif, bir menfaat yok. 00:34:20.160 --> 00:34:23.840 Âhiret menfaati var, Allah'ın rızasını kazanmak var. 00:34:23.840 --> 00:34:26.800 Menfaatse tamam ama Allah'ın rızasını kazanmak istiyor. 00:34:26.800 --> 00:34:33.360 Amerikalı gibi, Avrupalı gibi, materyalist, maddeci, hırslı insanlar gibi değil. 00:34:33.360 --> 00:34:36.200 Canından bile geçmeye razı. Neden? 00:34:36.200 --> 00:34:43.240 "Hocam, burada her şeyim var. Param pulum var, anam babam var, dükkanım var. 00:34:44.000 --> 00:34:48.800 Çeçenistan'daki kardeşlerime, Boşnak kardeşlerime acıyorum." diyor. 00:34:48.160 --> 00:34:55.000 Kabre girince azap görmek istemiyor. "Onlar mazlum, gidip yardım etmek istiyorum; 00:34:55.480 --> 00:34:57.160 müsaade et gideyim." diyor. 00:34:57.720 --> 00:35:01.400 Demek ki bizim esas işimiz, Allah'ın rızasını kazanmak. 00:35:01.800 --> 00:35:02.520 Aziz ve muhterem kardeşlerim! 00:35:02.560 --> 00:35:08.520 Niyetine bunu koydun mu o niyetine göre bir şeyi yapabilirsen 00:35:09.120 --> 00:35:11.920 -Allah müsaade etmiş, yapabildin- sevap kazanırsın. 00:35:12.360 --> 00:35:18.280 Yapamazsan Allah müsaade etmemiş, yine sevap kazanırsın. Neden? 00:35:18.280 --> 00:35:28.800 "Niyetin güzel" diye. Afganistan'a, Çeçenistan'a, Bosna'ya, Hersek'e gidemedin. 00:35:28.320 --> 00:35:32.160 İstiyordun ama huduttan bırakmadılar, pasaport vermediler. 00:35:32.400 --> 00:35:41.400 Kaçmak istedin, yakalandın. İnsanın her istediği olamıyor, hastalanıyor, nasip olmuyor. 00:35:42.840 --> 00:35:51.160 Yapamasan bile içindeki niyetinin pırlanta gibi, som altın gibi olmasından sevap kazanıyorsun. 00:35:51.160 --> 00:35:52.400 Yapacağımız tek şey bu. 00:35:52.440 --> 00:35:53.680 Muhterem kardeşlerim! 00:35:53.680 --> 00:36:01.720 Eğer biz Allah'ın rızasını düşünürsek Allah her şeyi bizim niyetimize göre yapmamıza imkan veriyor. 00:36:02.840 --> 00:36:05.840 Onları düşünelim. Gayet kolay. Müslümanlık çok kolay. 00:36:06.320 --> 00:36:10.000 Müslümanlık bir tek bayrak. Bir tarafında lâ ilâhe illallah yazıyor, 00:36:09.960 --> 00:36:13.960 öbür tarafında İlâhî ente maksûdî ve rıdâke matlûbî, 00:36:13.960 --> 00:36:17.640 "Yâ Rabbi! Benim gayem sensin. Ben senin rızanı kazanmak istiyorum!" 00:36:18.800 --> 00:36:21.480 Şimdi dışarıda öyle güzel, zevkli sefalı yerler var ki. 00:36:22.000 --> 00:36:26.280 Dışarıda zevk ve sefa için çok güzel yerler var. 00:36:26.800 --> 00:36:33.480 Biz buraya Çamlıca'dan geldik, yokuştan şöyle Koşuyolu'ndan Çamlıca'ya kadar herkes 00:36:34.480 --> 00:36:36.640 çimenlerin üzerinde, manzaralı yerlerde. 00:36:36.640 --> 00:36:40.480 Güzel sofralarını yaymışlar, yiyorlar, atıştırıyorlar, 00:36:40.480 --> 00:36:46.520 löp löp, hop hop, lıkır lıkır, şıkır şıkır, fıkır fıkır; yani keyif. 00:36:47.800 --> 00:36:56.120 Buradaki derse İzmir'den geliyorum. İki gündür yoldayım. "Hocam gitme." 00:36:56.200 --> 00:37:01.960 Yoo, öyle şey yok. Ben orada kardeşlerimle ders yapacağım, sözüm var. 00:37:01.960 --> 00:37:04.400 "Oraya gideceğim." diye iki gündür yoldayım. 00:37:04.400 --> 00:37:11.160 Çok güzel yerler. Bırakılacak yerler değil.Oralar çok güzel. Ben buraya geliyorum. 00:37:11.200 --> 00:37:16.920 Siz de isterseniz herhalde televizyonu karıştırsanız kırk tane kanal var. 00:37:16.920 --> 00:37:21.840 Telefizyon, "telef makinesi" yanlış telaffuz etmiyorum. 00:37:21.840 --> 00:37:32.720 Telaffuza çok dikkat ederim. Edebiyatçılığım, dilciliğim var. Yanlış duymadınız. Telefizyon, telef makinesi. 00:37:33.160 --> 00:37:41.000 Neyi telef ediyor? Zamanı, sevabı, kalbi, aklı, fikri, niyeti, ihlâsı, her şeyi telef ediyor. 00:37:41.320 --> 00:37:50.480 Neden? "Aah aah hocam aah! Neler var içinde? Hıristiyanlık propagandası var. Kâfirlik var. 00:37:51.880 --> 00:38:01.480 Meyhane var, kilise var, zina var, fuhuş var, içki var, kumar var, adam öldürme var." 00:38:02.800 --> 00:38:06.600 Geçen gün televizyonu açıyorum, haberleri dinleyeceğiz, meraklıyız, 00:38:06.640 --> 00:38:11.240 "Hükümet kuruluyor mu, kurulmuyor mu?" bakarken bir filme rastladım. 00:38:12.120 --> 00:38:17.560 Adamlar ellerinde en son modern silahlar, takır takır adam öldürüyorlar, 00:38:18.800 --> 00:38:20.360 her taraf kan revan içinde yerlere dökülüyor. 00:38:20.400 --> 00:38:26.800 Takır takır öldürüyorlar; film bu. Amerikalıların dehşet filmlerinden. 00:38:26.920 --> 00:38:30.560 Allah Allah! bu adamlar pırasa doğrar gibi adam doğruyor. 00:38:30.840 --> 00:38:32.680 Ekin biçer gibi insan öldürüyor. 00:38:35.400 --> 00:38:41.480 Öldürülenler Amerikalı; filmi kuranların kurgusuna göre bunlar dost. 00:38:41.920 --> 00:38:50.640 Düşman kim? Düşmanın, takır takır öldüren katillerin Amerikalılardan istekleri var; 00:38:50.880 --> 00:38:53.400 iki tane isim veriyorlar: "İki kişiyi hapisten çıkarın, kurtarın." 00:38:53.480 --> 00:38:58.280 Birisinin ismi Ahmet, birisinin ismi Mustafa. 00:38:59.200 --> 00:39:03.400 Amerikan filminde, düşman tarafında görünen iki isim. 00:39:03.760 --> 00:39:12.160 Takır takır herkesi öldüren çetenin kurtarmak istediği iki şahsın birisinin ismi neymiş? 00:39:12.520 --> 00:39:15.640 Ahmet, ötekisinin ismi Mustafa imiş. 00:39:15.800 --> 00:39:24.600 Filmi Amerikalı çevirmiş; yahudi çevirmiş, hıristiyan çevirmiş. Daha büyük ölçüde yahudidir. 00:39:24.600 --> 00:39:30.480 Amerika'da yahudiler hakim. Bu filmde ne yapmak istiyor, bu domuzun şeytanlığı ne? 00:39:30.480 --> 00:39:38.840 Filmi çeviren de domuz, televizyon da onu oynatan da domuz oğlu domuz. O da domuz. 00:39:40.240 --> 00:39:46.480 Neden? Müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz. Buraya getiriyor; 00:39:46.480 --> 00:39:49.200 müslüman mahallesinde film gösteriyor. 00:39:49.720 --> 00:39:54.160 Filmin içinde herkesin hınç beslediği düşman olan iki şahsın birisinin ismi; 00:39:54.200 --> 00:39:59.000 benim Peygamberim sallallahu aleyhi ve sellem'in ismi Mustafa, birisi de Ahmet. 00:39:59.800 --> 00:40:02.360 O da Peygamberimiz'in ismi. Amerikan filmi. 00:40:02.360 --> 00:40:06.800 Bu mendebur, domuz oğlu domuz, alçak, cehennemlik ne yapmak istiyor? 00:40:07.760 --> 00:40:11.680 Bu filmde müslümanı Amerikan halkına kötü göstermek istiyor. 00:40:12.000 --> 00:40:20.760 Müslüman hem mazlum hem İsrail askerleri taşı alıyor, kemiğini iki taşın arasında kırıyor, 00:40:21.240 --> 00:40:25.520 hapse tıkıyor, öldürüyor, bomba atıyor, evlerini yıkıyor, bombardıman ediyor. 00:40:25.960 --> 00:40:34.600 Hem Bosna'da hem Çeçenistan'da hem Keşmir'de müslüman kardeşim öldürülüyor 00:40:34.600 --> 00:40:41.880 hem de Amerikan filminde katiller müslüman taraftarı, mazlumlar Amerikalı. 00:40:42.120 --> 00:40:44.440 Domuza bak, haine bak! 00:40:44.720 --> 00:40:52.360 Tabi insan o filmi seyretti mi; "Vay katiller vay! Getir mutfaktan ekmek bıçağını. 00:40:52.360 --> 00:40:56.400 Ver benim tabancamı, tüfeğimi." diyecek, kızacak. Kime kızacak? 00:40:56.400 --> 00:41:02.200 Mustafa'ya, Ahmet'e kızacak. Muhterem kardeşlerim! Mustafa kim, Ahmet kim? 00:41:02.840 --> 00:41:05.680 Bu isimler, Peygamber Efendimiz'in isimleri. Peygamber Efendimiz'in 00:41:05.720 --> 00:41:10.400 ümmetinden Peygamber Efendimiz'i seven, onun yolunda gitmek isteyen iki insan. 00:41:10.800 --> 00:41:13.480 Bugün dünyayı berbat eden Mustafalar, Ahmetler mi? 00:41:14.720 --> 00:41:17.720 Dünyayı berbat edenlerin kendileri olduğunu domuz gibi bilirler. 00:41:18.600 --> 00:41:25.520 Sömürücü kendileridir. Domuz gibi bilirler, tilki gibi bilirler ama o kadar kurnazlar ki 00:41:26.800 --> 00:41:29.120 zeytinyağı gibi üste çıkmayı biliyorlar. 00:41:29.440 --> 00:41:34.480 Hem zalimler hem de öldürdükleri insanları düşman olarak gösterip 00:41:35.800 --> 00:41:36.880 öyle propaganda filmi yapıyorlar. 00:41:37.400 --> 00:41:42.400 Şimdi bir Amerikalı olarak düşünün. Hiçbir şey bilmiyorsunuz, saf Amerikalısınız. 00:41:42.440 --> 00:41:45.120 Televizyonda bu filmi bir gördünüz, ne düşünürsünüz? Halka hangi fikri vermek istiyor? 00:41:45.600 --> 00:41:51.400 "Vay şu müslümanlar, vay şu Mustafalar, vay şu Ahmetler" demeyecek misiniz? Neden? 00:41:51.440 --> 00:41:54.400 Güzel bir müesseseyi basıyorlar; 00:41:54.400 --> 00:42:01.000 ellerindeki silahlarla takır takır pırasa biçer gibi, ekin biçer gibi adam öldürüyorlar. 00:42:01.160 --> 00:42:05.920 Hepsi ah, yandım, bilmem ne diyor. Bakıyorsun göğsü parçalanmış, gözü dönmüş. 00:42:05.960 --> 00:42:11.840 Hepsi böyle sahneler. Tabi hepsi oyun ama propaganda filmi. 00:42:12.320 --> 00:42:20.320 Amerikan halkını İslâm'a düşman etmek istiyor. Nasıl düşman etmek istiyor? 00:42:20.640 --> 00:42:23.640 "İslâm yanlış bir yoldur; müslüman olmayın." diyemiyor. Neden? 00:42:23.800 --> 00:42:27.880 İslâm doğru bir yol olduğu için, İslâm'ın kusuru olmadığı için böyle yapamıyor. 00:42:27.880 --> 00:42:32.440 Fark ettirmeden filmle İslâm düşmanı yetiştiriyor. 00:42:33.000 --> 00:42:37.320 Ben Almanya'ya üniversite tarafından görevli gönderildim. 00:42:37.320 --> 00:42:41.840 Doçent olmadan önce altı ay Almanya'da kaldım. 00:42:42.920 --> 00:42:48.000 O zaman Almanya'da dört tane telefisyon kanalı vardı. 00:42:48.320 --> 00:42:58.120 Bizde şimdi otuz tane, kırk tane kanal var. Telefizyon kanalizasyonları bir sürü. 00:42:58.600 --> 00:43:04.800 Ben o kanalları karıştırırdım. Almanca öğreneceğim, doçent olacağım. 00:43:05.360 --> 00:43:10.200 Doçentlik imtihanına Almanca'dan gireceğim, Almanca bana lazım. Neden? 00:43:10.680 --> 00:43:19.520 Almanya'da İslâm ve Türkoloji çalışmaları ileri. Adamlar birçok eser yazmışlar. 00:43:19.880 --> 00:43:22.840 Onları öğreneceğim. Bakalım elin gavuru ne yazmış? 00:43:23.320 --> 00:43:29.840 Öğreneceğim, İslâm'ı savunacağım. Öğrenmem, bilmem lazım. Ne yaptıklarını bilmesek olmaz. 00:43:30.280 --> 00:43:32.000 Televizyon kanallarını karıştırıyorum. 00:43:32.000 --> 00:43:39.440 Her gün öğle yemeği, ikindi yemeği, akşam yemeği, sabah kahvaltısı gibi 00:43:40.160 --> 00:43:47.240 bu dört kanalın hepsinde İslâm'ın aleyhinde, benim ecdadımın aleyhinde, 00:43:47.240 --> 00:43:55.240 Osmanlıların, Türklerin aleyhinde mutlaka gizli ve açık menfi propagandalar vardır. 00:43:55.440 --> 00:44:00.960 Her gün mutlaka; şaşmaz! Bu nedir? Devlet politikasıdır. Muhterem kardeşlerim! 00:44:01.800 --> 00:44:04.560 Devletlerin kültür politikasıdır. 00:44:04.560 --> 00:44:09.200 Alman devleti, Alman milletinin müslüman olmasını istemediği için 00:44:09.520 --> 00:44:17.400 dört telefizyon kanalizasyonunda İslâm'ı kötü gösterecek programlar yapıyor. 00:44:18.120 --> 00:44:24.800 Alman domuzu kendisi et yemez mi? 00:44:24.120 --> 00:44:28.720 Yer ama müslüman bir yerde bir kurban kesmişse kurban kesişini, 00:44:28.720 --> 00:44:33.800 hayvanın çırpındığını, kanların yere aktığını gösteriyor. 00:44:33.840 --> 00:44:35.680 "İşte müslümanlar böyle kan dökücü!" diyor. 00:44:35.640 --> 00:44:40.400 Sen kan dökücü değil misin? Sen koyun kesmiyor musun? Senin mezbahan yok mu? 00:44:40.680 --> 00:44:46.640 Senin bir haftada yediğin et, İslâm ülkelerindeki fukaracıkların bir ayda yediği etten fazla. 00:44:47.880 --> 00:44:49.120 Sen daha çok hayvan kesiyorsun. 00:44:49.720 --> 00:44:56.880 Bir Amerikalı dünyayı bir Hintli'den -rakamı unuttum- otuz yedi misli mi, 00:44:56.880 --> 00:44:59.560 kırk yedi misli mi daha fazla tahrip ediyormuş. 00:44:59.840 --> 00:45:08.240 Amerikalı modern ya. Çağdaş olduğu için yakıyor, kırıyor, döküyor, çöplerini atıyor. 00:45:09.800 --> 00:45:13.400 Bir Amerikalı kırk yedi tane, -hadi tenzilat yapalım, rakamı aşağı alalım- 00:45:13.600 --> 00:45:19.320 otuz yedi tane Hintlinin şu dünyaya verdiği zarar kadar zarar veriyor. 00:45:19.840 --> 00:45:24.200 Muzır, neden? Çağdaş, konfora alışmış. 00:45:24.760 --> 00:45:28.880 Yiyecek, içecek, ortalığı dağıtacak, blue jean pantolan giyecek, ütüye lüzum yok. 00:45:28.880 --> 00:45:33.800 Keyfince yaşayacak. Anlatabiliyor muyum? 00:45:34.600 --> 00:45:41.400 Bizim telefizyon kanalizasyonlarımızın -telaffuzu zor olduğundan zorlanarak söylüyorum- 00:45:43.240 --> 00:45:50.160 hepsinde dikkat ederseniz İslâm'a aykırı, müslümanın gönlünü kıran, 00:45:50.800 --> 00:45:53.960 kalbini yıkan, üzen programlar var. 00:45:54.240 --> 00:46:03.720 Neden? Müslümanların bu çeşit çalışmalara girişi gecikti de ondan. Başkaları var. 00:46:04.520 --> 00:46:16.920 Başkaları da milletin kafasını çalgı, türkü, eğlence, afyon, esrar, içki, kumar, macera ile dolduruyorlar. 00:46:17.000 --> 00:46:22.520 Sonra millet ne oluyor? Çocuklarımız daha ortaokulda afyonkeş oluyor. 00:46:23.400 --> 00:46:29.840 İğne bata bata kolları çürüyor, kafası çürüyor; yok olup gidiyor. 00:46:29.880 --> 00:46:35.400 "Bir müslüman eksik olsun." diyorlar, gülüyorlar, memnun oluyorlar. 00:46:35.600 --> 00:46:41.440 Şimdi bizi Suriye ile, İran'la, Arap'la çarpıştıracaklar. Neden? 00:46:41.920 --> 00:46:46.880 O taraf bu tarafı öldürse de sevinecekler. Bu taraf o tarafı öldürse de sevinecekler. 00:46:48.200 --> 00:46:51.320 Suriye'ye gidip Türkiye'nin aleyhinde konuşuyorlar. 00:46:51.560 --> 00:46:54.520 Türkiye'ye gelip Suriye'nin aleyhinde konuşuyorlar. Kışkırtıyorlar. 00:46:54.920 --> 00:47:02.680 Suriye'de bombayı kendisi atıyor. "Türkiye attı." diyor. Türkiye'ye de gidiyor; 00:47:02.680 --> 00:47:09.120 "Suriye senin aleyhinde çalışıyor." diyor. Şeytanlık! Şeyâtînü'l-insi ve'l-cin. 00:47:09.880 --> 00:47:12.920 "İnsanların da, cinlerin de şeytanları var." 00:47:13.640 --> 00:47:19.760 Cinlerin şeytanları görünmez. İnsanların şeytanları görünür, insanlardandır, aradadır. 00:47:19.760 --> 00:47:35.400 Ne yapacağız? Gözümüzü açacağız, dinimize sarılacağız. Vicdanımızda terazi dosdoğru tartacak. 00:47:35.960 --> 00:47:40.960 Hakkı hak bileceğiz, söyleyeceğiz. Batılı batıl bileceğiz, korunacağız. 00:47:41.600 --> 00:47:46.480 Çünkü çok oyun var. Etrafımızda her şey tehlikeli, zehirli. 00:47:46.800 --> 00:47:53.880 Sular mikroplu, deniz mikroplu, gıda mikroplu, kültür mikroplu, hava mikroplu, gazete mikroplu, 00:47:53.880 --> 00:47:59.320 mecmua mikroplu, telefizyon kanalizasyonları da mikroplu. 00:48:00.560 --> 00:48:02.640 Hadi bakalım; gel bu kanalizasyonun suyunu iç. 00:48:04.800 --> 00:48:10.440 İyisini yapacaksın. Kötüsünden kendini, çoluk çocuğunu koruyacaksın. Başka çare yok. 00:48:11.120 --> 00:48:17.720 Evet, İslâm'ın özünü anlattık. "Her yaptığımız şeyi Allah rızası için yapacağız." dedik. 00:48:18.120 --> 00:48:24.720 "Ve etrafımıza dikkat edeceğiz. İslâm'dan rahatsız olan İslâm düşmanları var. 00:48:25.680 --> 00:48:31.200 Onlar böyle çalışıyorlar." demiş olduk. Bir paragraf daha okuyoruz. 00:48:37.640 --> 00:48:43.800 Semi'tü Ebâ Bekrini'r-Râziyye yekûl: Semi'tü Ebâ Amrini'l-Enmâtiyye yekûl: 00:48:44.200 --> 00:48:49.360 Semi'tü'l- Cüneyde yekûl. Müellif diyor ki: "Ben Ebû Bekir er-Râzî'den işittim. 00:48:49.400 --> 00:48:53.120 Şöyle diyordu. O da Ebû Emir Enmatî'den işitmiş. 00:48:53.800 --> 00:48:56.720 O da Cüneyd-i Bağdâdî'den işitmiş." Bunlar râviden. 00:48:57.240 --> 00:48:59.160 Cüneyd-i Bağdâdî ne diyormuş? 00:48:59.400 --> 00:49:11.720 İnneke len tekûne lehû ale'l-hakîkati abden ve şey'ün mimmâ dûnehû leke müsterikkun. 00:49:11.920 --> 00:49:19.960 Ve inneke len tesıle ilâ sarîhi'l-hurriyye. Ve aleyke min hakîkati ubûdiyyetihî bakiyye. 00:49:20.440 --> 00:49:26.240 Fe izâ künte lehû vahdehû abden. Künte mimmâ dûnehü hurrâ. 00:49:26.320 --> 00:49:29.880 Mübarek büyüğümüz Cüneyd -i Bağdâdî ne buyurmuş? 00:49:30.840 --> 00:49:37.200 İnneke len tekûne lehû ale'l-hakîkati abden. Lehû'deki hû Allah; Allah'a gidiyor. 00:49:37.640 --> 00:49:44.240 "Sen Allah'a hakikat üzere, gerçekten kul olamazsın. 00:49:44.800 --> 00:49:50.240 Sen Allah'a hakikati ile tamı tamına gerçekten kul olamazsın." 00:49:50.760 --> 00:49:54.400 Ve şey'ün mimmâ dûnehû leke müsterikkun. 00:49:54.440 --> 00:50:00.720 "Allah'tan başka bir şey seni esir almışsa, seni kendisine bağlamışsa, esir etmişse, 00:50:00.760 --> 00:50:05.760 bend etmişse -sen Allah'a hakiki kul olamazsın.-" 00:50:05.680 --> 00:50:12.160 Müsterik ne demek? "Esir almak" demek. Rık, "esaret" demek. 00:50:14.800 --> 00:50:20.320 "Ondan başka, Allah'tan gayrı, -mâsivâ dediğimiz Allah'tan gayrı- bir heves, bir arzu, 00:50:20.520 --> 00:50:31.520 bir hedef, bir emel, bir gaye, bir şahıs, bir eşya, bir mal, bir mülk, bir insan seni esir almışsa, 00:50:31.840 --> 00:50:38.800 gönlünü ona bağlamışsan, o seni esir etmişse sen Allah'a hakiki kulluk yapamazsın." 00:50:39.480 --> 00:50:43.440 Neden? Gönlünü ona bağladın, sen esirsin, onun esirisin; 00:50:43.440 --> 00:50:49.840 paranın, kumarın veya sigaranın esiri... 00:50:50.400 --> 00:50:59.480 Ben şöyle diyorum, bakın. Sigaranın boyu ancak 20 cm. 15-17-20 cm. 00:50:59.480 --> 00:51:04.600 Uzunu var, kısası var. King size; "büyük boy, kral boy." 00:51:04.600 --> 00:51:09.720 Sana hoş göstermek için yutturmaca! King size demek "zehiri daha çok" demek. 00:51:11.440 --> 00:51:17.400 Sigaranın boyu 20 cm, adamın boyu 1,80. İkisi güreşmek üzere karşılıklı geliyorlar. 00:51:17.400 --> 00:51:26.640 Sigara incecik, adam kocaman; 85 kilo, 95 kilo güçlü, kuvvetli, demiri alıyor, bükebiliyor. 00:51:26.640 --> 00:51:29.480 Vay be, ne kuvvetli! Hangisi yenecek? 00:51:29.880 --> 00:51:34.000 Sigarayla adam bir tutuşuyorlar; alt alta, üst üste, bir toz duman… 00:51:34.000 --> 00:51:39.800 Bakıyorsun, sigara adamı yatırmış, üstüne çıkmış. Sigara adamı yenmiş. 00:51:40.240 --> 00:51:44.560 Şu kadarcık sigara, adamı yenmiş. "Hocam ne demek istiyorsun?" 00:51:45.400 --> 00:51:49.320 Bu koca adam bu aklı ile bu sigaradan vazgeçemiyor. 00:51:49.720 --> 00:51:53.400 Şu sigaranın esiri. Şu sigara o adamı yeniyor. 00:51:53.720 --> 00:51:59.400 Yahu bu senin sıhhatine zararlı, doktorlar, profesörler söylüyor, akademi başkanları söylüyor, 00:52:00.160 --> 00:52:05.400 general tabipler söylüyor. Gülhane'de söylüyorlar, gazetede yazıyorlar; 00:52:05.400 --> 00:52:08.360 bu sigara zararlı. Bırakacaksın bunu! Bırakamaz. 00:52:08.360 --> 00:52:13.120 Niye? Güç yetiremem ki bu beni yener. Buna güç yetiremez. 00:52:14.800 --> 00:52:18.600 Belki içinizde pek çoğunuz da öylesinizdir; cebinizde sigara paketi vardır. 00:52:18.960 --> 00:52:22.360 "Yak bir sigara." der. Bir de hediye eder. Çok da cömerttir. 00:52:22.680 --> 00:52:27.400 "Yak benden bir sigara." "Ya içmiyorum." "Yak Allah aşkına ya. 00:52:27.560 --> 00:52:30.800 Bir tanecikten bir şey olmaz!" Bir de "Allah aşkına!" der. 00:52:30.960 --> 00:52:36.840 "İster zengin olsun ister fukara, her yemekten sonra içmek lazım sigara." 00:52:37.560 --> 00:52:42.680 Böyle tekerlemeler, vesaireler söylenir. Bu sigara bu adamı yeniyor. İçmemek lazım. 00:52:42.680 --> 00:52:48.320 Neden? Ciğere zararlı, sıhhati bozuyor. Kanserojen maddeler, 00:52:48.320 --> 00:52:51.600 kanser yapan maddeler ihtiva ediyor; kanser olacak. 00:52:51.840 --> 00:52:55.760 Yavaş yavaş öldürüyor. Adam bunun karşısında yeniliyor. 00:52:56.280 --> 00:53:05.640 Sigara cansız, cinsiz, bir kağıda sarılı ot. Ota yeniliyor. Bunun karşısında daha neler var… 00:53:06.880 --> 00:53:10.960 Süslü püslü, allı pullu, boyalı kadın çıkıyor karşısına. 00:53:10.960 --> 00:53:15.400 Bir kadını süsleme kocaman sanayi var; "kozmetik sanayi" diyorlar. 00:53:15.760 --> 00:53:23.720 Türkçe kelimesi yok, karşılığı "kozmetik, süslenme sanayi; allık, pudra, boya sanayi." 00:53:24.160 --> 00:53:32.800 Ne yapacak kadın? Güzel görünmek için tuvalet masasının karşısına geçecek, pudralanacak; 00:53:32.840 --> 00:53:35.480 gündüz kremi veya gece kremiyle kremlenecek. 00:53:35.560 --> 00:53:42.800 Rastıklanacak; kaşları, kirpikleri boyayacak, kıvıracak, çevirecek, kuyruk yapacak. 00:53:43.240 --> 00:53:48.320 Saçları için berbere gidecek. Koca makinelerin içine kafasını sokacak. 00:53:49.160 --> 00:53:52.440 Kıvıracak, altı aylık ordinasyon permanant yapacak. 00:53:52.440 --> 00:54:01.320 Permanant devamlı; altı ay yıkasan da dalgaları çözülmüyor. 00:54:01.400 --> 00:54:07.800 Zaten "Dalgaları çözülmesin." diye yıkamayı da atlatıyor, gusül abdesti almıyor. 00:54:07.880 --> 00:54:14.400 Neden almıyor? Yıkanmıyor mu? Kokmamak için yıkanıyor ama başına torba geçiriyor. 00:54:14.640 --> 00:54:17.800 "Altı aylık ordinasyon permanantı bozulmasın." diye 00:54:18.240 --> 00:54:25.280 -herhalde Fransızca'da permanan okunur- başına torba geçiriyor, saçı ıslanmıyor. 00:54:25.520 --> 00:54:30.120 Saç yıkanmadan gusül olur mu? Olmaz. Cünüp geziyor. 00:54:30.840 --> 00:54:33.920 "Saçlarının dalgası bozulmasın." diye kadın cünüp geziyor. 00:54:34.960 --> 00:54:44.280 Allık, pudra, rastık bilmem ne… Göğüsler takma, bilmem neler çıkma, bilmem neler yolma, 00:54:44.480 --> 00:54:51.800 erkekte de ona benzer şeyler, bilmem ne... O, onun karşısına çıkıyor. 00:54:52.800 --> 00:54:56.800 Eteği uzun, aferin maşallah, tesettürlü galiba. 00:54:56.800 --> 00:55:00.720 Yoo yan taraftan şu kadar açık! Tesettürü dille olmayacak. 00:55:01.160 --> 00:55:03.360 Aşağı kadar kapalı olursa gerici sanırlar; 00:55:03.400 --> 00:55:07.640 ilerici sanmaları için uzun da olsa etek buraya kadar açık olacak. 00:55:08.360 --> 00:55:14.480 Ayağını attığı zaman -nasıl olsa- "Plajda gösterdiği yerleri gösterse ne olurmuş?" diye düşünüyor. 00:55:14.920 --> 00:55:18.560 "Zaten televizyonda bundan daha yukarısını gösteriyorlar, ne olacak?" diyor. 00:55:19.520 --> 00:55:21.480 Bu taraftaki onu görüyor, dayanamıyor. 00:55:22.160 --> 00:55:28.520 Sigaraya dayanamayan, sigaraya yenilen ona daha çok yeniliyor. Arapça bir şiir var: 00:55:28.520 --> 00:55:34.680 "Bu kadın kısmı yaradılışça en zayıf, narin, nazenin olduğu halde 00:55:34.880 --> 00:55:38.200 nice pehlivanları deviriyor, yeniyor." Diyor 00:55:38.320 --> 00:55:43.200 Neden? "Of yandım! Aman bakışı şöyle, saçı şöyle, kaşı böyle…" 00:55:43.400 --> 00:55:47.840 Nasıl olacak? Namuslu olacak. Müslüman olacak, mütedeyyin olacak. 00:55:48.800 --> 00:55:52.360 Gözüne sahip olacak. Dinine sahip olacak, namusuna sahip olacak. 00:55:52.360 --> 00:55:56.840 Kadın erkeğe bakmayacak; erkek kadına bakmayacak. Örtülü olacak. İslâm böyle. 00:55:57.320 --> 00:56:04.880 Evlenmek yok mu? Var; nikahlanacak, evlenecek. Zina yok, flört yok! 00:56:05.120 --> 00:56:07.720 Mübareğin, Cüneyd-i Bağdâdî'nin ne sözleri var, şimdi gelecek. 00:56:07.920 --> 00:56:13.440 "Allah'tan gayrı bir şey seni esir almışsa sen Allah'a hakiki kulluk edemezsin. 00:56:14.320 --> 00:56:19.520 Kadının esiri isen paranın esiri isen Allah'a kulluk edemezsin. 00:56:20.800 --> 00:56:25.960 Başkalarının takdirinin esiri isen Allah'a kulluk edemezsin." Ne demek bu? 00:56:26.240 --> 00:56:29.400 Her şeyi "Başkaları beğensin." diye yapıyor. "Kızım mantonu ört." 00:56:29.840 --> 00:56:34.160 "Örtemem; herkes beni ayıplar!" "Ayıplasın. Allah sever kızım, ört." 00:56:34.160 --> 00:56:36.960 "Örtemem." "Niye?" "Başkalarından utanırım!" 00:56:37.680 --> 00:56:43.640 Başkalarının değerlendirmesine kıymet veriyor. Halbuki müslümanın vasfı nedir? 00:56:43.960 --> 00:56:48.960 Ve lâ yehâfûne levmete lâim. "Müslüman, kınayanın kınamasından korkmaz." 00:56:49.000 --> 00:56:50.400 "Benim namaz vaktim, çekilin şöyle!" 00:56:50.400 --> 00:56:53.720 Allahu Ekber. Sübhâneke allahümme ve bi-hamdik. 00:56:54.440 --> 00:56:59.720 Müslüman öyle; havaalanında, istasyonda, meydanda, 00:57:00.240 --> 00:57:05.400 vapurda, kayıkta namaz kılar. Çünkü namaz kaçacak. 00:57:05.400 --> 00:57:08.920 "Allah Allah, amma sofu adama çattık ya! Namazın kazası var." 00:57:09.600 --> 00:57:13.400 Bizim otobüs şoförleri falan, sanki hepsi müftü! 00:57:13.800 --> 00:57:17.560 "Şurada durun, namaz kılacağız." diyoruz. "Ağabey, kaza etsen olur." diyor. 00:57:20.960 --> 00:57:27.400 Fesüphanallah! Şöyle elinin tersi ile bir tane vuracaksın, başın derde girecek. 00:57:27.720 --> 00:57:36.160 Fesüphanallah! Hosteslerin hepsi sanki müftü hanım. Abdest alacaksın. 00:57:36.680 --> 00:57:42.720 "Oturduğun yerden teyemmümle olur." diyor. "İçeride su harcanacak." diye istemiyor. 00:57:43.920 --> 00:57:53.240 Aşağıda baktı mı meydanda iftar vakti olmuş, yukarıda sen uçuyorsun. 00:57:54.000 --> 00:57:57.880 Camdan bakıyorsun, güneş daha ortada ama yemeği getiriyor. 00:57:57.920 --> 00:58:04.240 "Daha iftar vakti gelmedi, biraz sonra; şimdi istemiyorum." diyorsun. 00:58:05.360 --> 00:58:08.600 "Efendim, şimdi yiyebilirsiniz. İstanbul'da iftar oldu." diyor. 00:58:09.200 --> 00:58:11.320 "İstanbul'da oldu ama ben şimdi İstanbul'da değilim ki havadayım. 00:58:11.320 --> 00:58:14.800 Güneş daha ortada, daha batmamış." 00:58:14.360 --> 00:58:20.520 "Olur, biz sorduk, böyle." diyor. "Kızım ben İlahiyat Fakültesi profesörüyüm, böyle şey olmaz! 00:58:20.840 --> 00:58:22.600 Sen kimden sordun, kimden öğrendin?" 00:58:23.480 --> 00:58:29.760 Hostesler fetva verir, otobüs muavinleri fetva verir; herkes bilgiç! 00:58:30.120 --> 00:58:35.400 Allahu Ekber, aman yâ Rabbi! Şu memleket ne hale geldi. Ne yapacak? 00:58:35.720 --> 00:58:39.000 Kınayanın kınamasından korkmayacak. Namazını kılacaksa kılacak, 00:58:39.000 --> 00:58:42.680 orucunu geç açacaksa geç açacak, Allah'ın emrine uyacak. 00:58:43.000 --> 00:58:46.360 "O haramdır." diyecek, yapmayacak. "Benim dinim böyle dedi." diyecek. 00:58:46.400 --> 00:58:48.000 Aa böyle mayo mu olur? 00:58:48.960 --> 00:58:54.680 Delikanlıların yüzme öğrenmesi lazım, tamam. Ne giymesi lazım? Dizinin altında giymesi lazım. 00:58:54.960 --> 00:59:01.920 Şimdi öyle kıyafetler, öyle mayolar var. "Haşema" diyorlar. "Hakiki şeriat mayosu" falan, bir şeyler. 00:59:01.960 --> 00:59:03.720 Onu giyiyor; "Aaa böyle mayo mu olur?" "Aa böyle şey olur mu?" 00:59:03.720 --> 00:59:07.200 Niye olmasın? Seninki olur mu? Seninki şu kadarcık. 00:59:07.600 --> 00:59:12.240 Üçgen de değil, iç bükey üçgen. Kenarları da iç bükey. 00:59:12.840 --> 00:59:20.360 Şu kadarcık bir şey. Ah zavallı, kıtlıktan mı çıktın, bez mi bulamadın, harpten darpten mı çıktın? 00:59:21.920 --> 00:59:25.440 Müslüman ne yapacak? Kimseye esir olmayacak. 00:59:25.840 --> 00:59:29.520 Eğer bir başkasının esaretinde ise Allah'a kulluk edemez. 00:59:29.680 --> 00:59:32.400 Ve inneke len tesıle ilâ sarîhi'l-hürriyye. 00:59:32.520 --> 00:59:39.480 Ve aleyke min hakîkati ubûdiyyetihî bakiyye. "Sen apaçık bir hürriyete ulaşamazsın. 00:59:39.880 --> 00:59:46.360 O mâsivânın kulluğundan senin üstünde bir bakiye kalmışsa sen Allah'a kulluk edemezsin." 00:59:46.680 --> 00:59:50.800 Allah'a has kulluk mu etmek istiyorsun? Öteki bağları kopar. 00:59:50.760 --> 00:59:57.160 Allah'tan gayrısına boyun bükme. Allah'ın kulu olmak, Allah'ın emrini tutmak, 00:59:57.440 --> 01:00:01.920 Allah'ın yolunda yürümek, başkasına aldırmamak en güzel şey. Bunu söylüyor. 01:00:03.400 --> 01:00:08.920 Fe izâ künte lehû vahdehû abden. "Sadece ve sadece Allah'a kul olursan" 01:00:09.320 --> 01:00:15.760 Künte mimmâ dûnehü hürrâ. "O zaman Allah'tan gayrısının karşısında hür olursun." 01:00:16.400 --> 01:00:20.200 Seni Amerika da, Avrupa da bağlayamaz. 01:00:20.720 --> 01:00:24.960 Memleketin içindeki, dışındaki şu güç odakları, bu güç odakları falanca, filanca… 01:00:24.960 --> 01:00:28.120 Onlar da sana hiç tesir edemez. Neden? 01:00:28.120 --> 01:00:35.800 Sen Allah'a hakiki kul oldun mu başkalarının karşısında hür olursun. 01:00:35.400 --> 01:00:43.120 Başkalarının esaretinden üzerinde bir bakiye, birazcık kalıntı varsa Allah'a tam kulluk yapamazsın. 01:00:43.120 --> 01:00:47.960 Neden? Yaptırmaz. "Cuma namazı kılmaya daireden müsaade etmiyorlar." 01:00:47.960 --> 01:00:56.640 Etmezler tabi; imtihan! Cuma namazına takır takır gideceksin. "Atarlar." Atsınlar. 01:00:56.640 --> 01:01:00.800 "Satarlar." Satsınlar. "Keserler." Kessinler. "Yakarlar." Yaksınlar. 01:01:01.200 --> 01:01:09.320 Cuma namazını kılacaksın. Cuma namazı Allah'ın emri. Bunda taviz yok; öyle olacak. 01:01:09.480 --> 01:01:13.800 Öyle olmayınca öteki tür Müslümanlık olmaz. 01:01:14.720 --> 01:01:20.760 Bak, gerçek kulluğun nasıl olacağını nasıl anlatıyor, nasıl kahramanlık öğretiyor... 01:01:20.760 --> 01:01:24.680 Onun için tasavvuftan korkarlar. Bütün İslâm düşmanları tasavvuftan korkar. 01:01:24.720 --> 01:01:25.400 Muhterem kardeşlerim! 01:01:25.480 --> 01:01:32.200 Neden? Mutasavvıf hakiki sûfî oldu mu, sûfî hakiki sûfî oldu mu 01:01:32.280 --> 01:01:35.480 bir Allah'ın kulu olur, başka hiçbir şeyden korkmaz. 01:01:37.120 --> 01:01:44.440 Tasavvufun kıymetini, güzelliğini, Mevlâna'nın, Yunus'un, Eşrefoğlu Rûmî'nin kıymetini anladın mı? 01:01:44.440 --> 01:01:50.120 İşte böyle. İşte yol bu. Allahu Teâlâ hazretleri bizi hakiki müslüman eylesin. 01:01:51.320 --> 01:01:55.920 Hakiki hürlerden, hür kullardan eylesin. 01:01:55.920 --> 01:02:03.520 Kendisine kul, başka her şeyin esaretinden yakayı paçayı sıyırmış hür kul olmayı nasip eylesin. 01:02:03.960 --> 01:02:05.800 Fâtiha-i şerîfe meâl besmele.