WEBVTT 00:00:00.400 --> 00:00:07.320 el-Hamdü li'llahi rabbi'l-âlemîn. Kema yenbegî li-celâli vechihî ve li-azîmi sultânih. 00:00:08.520 --> 00:00:12.400 Ve's-salâtu ve's-selâmu ala seyyidi'l-evvelîne ve'l-âhirîn, 00:00:12.504 --> 00:00:21.553 Muhammedini'l-Mustafâ ve ala âlihi ve sahbihî ve men-tebiahu bi-ihsânin ila yevmi'd-dîn. 00:00:21.748 --> 00:00:27.210 Emma ba'd; Aziz ve muhterem kardeşlerim! 00:00:27.363 --> 00:00:36.143 "En mühim iş imandır. İman olmazsa hiçbir şeyin kıymeti olmuyor. 00:00:36.525 --> 00:00:49.899 İnsanın hayattaki en büyük amacı iman sahibi bir kimse olarak Allah'ı tanımak, marifetullah'a ermektir." dedik. 00:00:50.470 --> 00:01:03.243 İlk gün bunu anlattık. Ondan sonraki gün de muhabbetullah konusunu anlattık. 00:01:03.305 --> 00:01:16.948 "İnsan Allah'ı tanıyınca onun en güzel sıfatlara, esmâ'ya sahip olduğunu, 00:01:17.135 --> 00:01:28.556 her şeyinin güzel olduğunu anlar ve Allah'a âşık olur. Âşık-ı sâdık olur, muhabbetullah'a erer." dedik. 00:01:28.829 --> 00:01:40.410 "Muhabbetullah'a erer ama eğer insanın imanında, İslâm'ında, 00:01:41.233 --> 00:01:46.917 Allah'ın emirlerini uygulayışında eksikleri kusurları varsa 00:01:47.730 --> 00:01:56.118 o zaman muhabbetullah da insanın gönlünde tam teşekkül edemiyor. Allah sevgisi tam yerleşemiyor. 00:01:56.171 --> 00:01:59.952 Ama onun da tedavi edilmesi lazım. 00:01:59.998 --> 00:02:13.937 Tam teşekkül etmemişse bile bir mü'min de onun sağlanması gerekir. Bunun yolu da kısaca tasavvuftur." dedik. 00:02:16.290 --> 00:02:38.533 Şimdi; Tasavvuf denilen bu önemli, sevimli ve değerli konuyu anlatmak istiyorum. Önemli konu. 00:02:38.559 --> 00:02:47.521 Çünkü mârifetullah, muhabbetullah, dünya ve âhirette mesut ve bahtiyar olmak ona bağlı. 00:02:47.638 --> 00:02:59.890 Bu bakımdan önemli. Sevimli diyorum, çünkü insan sevgiye gark oluyor. 00:02:59.143 --> 00:03:03.444 Tasavvuf sayesinde dünyada da âhirette de mutlu oluyor. 00:03:03.584 --> 00:03:10.990 Hatta mutasavvıfları görünce, menakıbını duyunca bile mutlu oluyor. 00:03:10.192 --> 00:03:15.632 Adını duyduğu zaman yüzüne sevgi ve tebessüm yayılıyor. 00:03:19.578 --> 00:03:31.643 Hayatımız için son derece önemli bir konu olması dolayısıyla bu konu tarih boyunca ilgi çekmiştir. 00:03:31.963 --> 00:03:40.628 Dünyanın her yerinde ve her milletinde, her zamanda ve her çağda tasavvuf ilgi uyandırmıştır. 00:03:40.761 --> 00:03:51.867 Diyebilirim ki Osmanlı Devlet-i Aliyyesi, koca üç kıtaya hâkim olan devletin ana vasfı 00:03:52.460 --> 00:04:03.235 padişahından çobanına, askerinden komutanına, âlimlerinden talebesine kadar 00:04:03.867 --> 00:04:12.988 herkesin tasavvufla ilişkili, bağlantılı ve tasavvuf terbiyesi ile yetişmiş olmasındandır. 00:04:13.810 --> 00:04:25.623 Osmanlı'nın belki büyüklüğü buradadır. Onun için çok önemli, sevimli, tatlı ve ilginç bir konudur. 00:04:28.564 --> 00:04:34.140 Bizim bu konuyu iyice bilmemiz gerekiyor. 00:04:34.720 --> 00:04:42.400 Tasavvufun gayesi mârifetullah ve muhabbetullah'tır. 00:04:42.480 --> 00:04:49.200 Yani Allah'ı tanımak, Allah'ı sevmek ve Allah tarafından sevilmektir. 00:04:49.421 --> 00:04:53.931 Tasavvufu kısaca tarif etmek gerekirse ne diyeceğiz? 00:04:54.160 --> 00:04:58.626 [Tasavvuf;] Allah tarafından sevilmek ve Allah aşkına, 00:04:58.680 --> 00:05:08.160 Allah sevgisine sahip olmanın yollarını öğrenmek sanatıdır. Onun için bu ilimlerin en yükseğidir. 00:05:08.320 --> 00:05:13.560 Tefsir ilminden de mi daha yüksek, hadis ilminden de mi daha yüksek, fıkıh ilminden de mi daha yüksek? 00:05:13.606 --> 00:05:15.429 Evet. Hepsinden daha yüksek. 00:05:15.460 --> 00:05:22.956 Çünkü hepsinin içinde bulunan o güzel malzemeyi derleyip toplayıp 00:05:23.112 --> 00:05:26.456 en mühim gayeye doğru insanı yetiştiriyor. 00:05:26.588 --> 00:05:30.974 Tefsirden de faydalanıyor, fıkıhtan da faydalanıyor, hadisten de faydalanıyor. 00:05:31.830 --> 00:05:38.485 Bütün ulûm-u diniyyeden faydalanıyor. Ama çok mühim bir gayeye götürüyor. O bakımdan çok önemlidir. 00:05:38.539 --> 00:05:45.500 Tasavvuf Allah'ı sevme ve Allah tarafından sevilme yolunun usûlü, sanatıdır. 00:05:45.488 --> 00:05:57.241 Allah tarafından sevilmeyen bir insan, Allah'ın kızdığı bir insan, Allah'ın gazab ettiği bir insan, 00:05:57.366 --> 00:06:02.397 Allah'ın nefret ettiği bir insan olmak çok korkunç bir şeydir. 00:06:02.561 --> 00:06:04.863 Allah tarafından sevilmeyen insan. 00:06:04.980 --> 00:06:08.460 Hani dünyadaki ufacık tefecik bir kimse insanı sevmezse, 00:06:08.545 --> 00:06:12.191 "herkesin dostu vardır düşmanı vardır" der, insan omuz silker. 00:06:12.245 --> 00:06:23.677 Ama kainatın yaratanı, alemlerin rabbi bir insanı sevmezse bundan daha büyük felaket olmaz. 00:06:23.957 --> 00:06:31.467 Onun için mutlaka bu sevilmeme durumundan kurtulmak lazım. Allah kimi sevmez? 00:06:32.680 --> 00:06:44.773 Asi, itaatsiz, dik başlı, edepsiz kulları sevmez. Kesin. Bu anlaşılmayacak bir sır değil. 00:06:44.937 --> 00:06:49.292 Kavranılmayacak bir yüksek ilmi hakikat değil. Basit bir şey. 00:06:49.370 --> 00:06:54.801 Onun için ibadet, taat ve itaat lazımdır. 00:06:55.760 --> 00:07:06.000 "Marifetullah'a ve muhabbetullah'a ermek için itaat, ibadet ve taat lazım." dedik, sözü oraya bağladık. 00:07:06.200 --> 00:07:12.840 İnsanın bu işi yapması da kolay değil. "Allah'a itaat edin! 00:07:13.860 --> 00:07:22.790 Allah'a ibadet edin!" dediğimiz zaman sözümüz tam tutulmuyor. 00:07:22.641 --> 00:07:29.932 Veyahut kendimiz; "İtaat edeyim, ibadet edeyim." dediğimiz zaman kendimiz bile yapamıyoruz, 00:07:30.870 --> 00:07:38.820 âciz kalıyoruz, geri kalıyoruz, kendi kendimizi yenemiyoruz, aşamıyoruz. 00:07:38.183 --> 00:07:43.749 Evet Allah'ın sevgisini kazanmak yolu, itaat yolu ama gel de itaat et bakalım. 00:07:43.850 --> 00:07:51.506 Peki, Allah'a itaat etmeye, ibadet etmeye mâni ne var? 00:07:51.950 --> 00:07:58.288 Allah'a itaat ve ibadet etmeye en büyük mâni insanın kendi nefsidir. 00:07:58.374 --> 00:08:06.111 Kendisi isterse, insan kendisi istedi mi her şeyi yapar. İsteyen insan her şeyi yapar. 00:08:06.188 --> 00:08:11.994 İstemiyor, nefsi istemiyor. O halde en büyük mâni insanın kendisidir. 00:08:12.330 --> 00:08:13.775 Namaz kılmayan insan niye kılmıyor? 00:08:13.813 --> 00:08:19.712 Nefsi istemiyor, nefsi kalkamıyor, nefsi zahmeti çekemiyor, 00:08:19.790 --> 00:08:30.180 nefsi o ibadetin şartlarını yerine getirmeye üşeniyor. En büyük düşman, en büyük engel nefsi. 00:08:30.490 --> 00:08:33.558 Onun için Peygamber Efendimiz buyurmuş ki; 00:08:33.620 --> 00:08:37.675 "Senin en büyük düşmanın -hiç başka yerde arama, dışarılarda filan değil- 00:08:37.769 --> 00:08:45.845 a'dâ adüvvüke nefsüke'lleti beyne cenbeyke- şu içinde olan nefsin senin en büyük düşmanındır." 00:08:47.321 --> 00:08:50.982 "Sabahleyin namaza kalkmadım." "Niye kalkmadın?" 00:08:51.119 --> 00:08:56.146 "Ne bileyim bırakamadım uykuyu, nefsim şey yapamadı. 00:08:56.146 --> 00:09:03.622 Nefsimin uyku arzusunu yenemedim, kalkamadım." "İçkiyi bırakamadım." "Niye bırakamadın?" 00:09:03.762 --> 00:09:11.200 "Valla tevbe etmiştim. Bana yemin ettirmişlerdi. 'Tamam, bir daha içmeyeceğim.' demiştim. 00:09:11.200 --> 00:09:17.340 Ama ne yapayım, kendimi geri tutamadım." deniliyor. 00:09:17.480 --> 00:09:21.970 Buralardan görülüyor ki nefsin terbiye edilmesi lazım. 00:09:22.240 --> 00:09:26.307 Bunun için tasavvuf, nefsi terbiye etmeyi amaç ediniyor. 00:09:26.424 --> 00:09:36.221 Tasavvufun yaptığı işlerden, faaliyetlerden en başta geleni nefsi terbiye etme çalışmalarıdır. Büyük bir kısmı… 00:09:36.267 --> 00:09:47.277 Tasavvufta budur. Nefsi terbiye etme çalışmaları ana fikir olarak hangi mantığa dayanıyor? 00:09:47.355 --> 00:09:53.913 "Ben nefsi terbiye edeceğim, şu nefis ıslah olmalı…" Hangi mantığa dayanıyor? 00:09:54.420 --> 00:09:58.354 Nefsi zayıflatmaya dayanıyor. 00:09:58.674 --> 00:10:04.253 Nefsi zayıflatacaksın ki yenebilesin, düşman zayıf olacak ki yenebilesin. 00:10:04.401 --> 00:10:09.350 Düşman kuvvetli olursa baş edemezsin. 00:10:10.149 --> 00:10:19.379 Diyelim ki zavallı bir mecnun, bir deli, aklını kaybetmiş bir zavallı… 00:10:19.379 --> 00:10:27.400 Bir kriz gelmiş, çok büyük bir olaydan sonra aklını oynatmış, aklını kaybetmiş. 00:10:27.420 --> 00:10:34.505 Ama adam pehlivan gibi güçlü kuvvetli. Beş tane 10 tane adam zapt edemiyor. Niye? Kuvvetli. 00:10:34.575 --> 00:10:41.723 Kuvvetli bir deliyi zapt [etmek kolay değildir.] Ama çok zayıf, ufak tefek bir şeyi kıskıvrak yakalar, tutar. 00:10:41.762 --> 00:10:45.453 Ama kuvvetli [ise] zapt edemez insan. 00:10:45.624 --> 00:10:54.163 Onun için nefsin arzularını yenebilmemiz, onu aşabilmemiz, 00:10:54.163 --> 00:11:00.722 nefsimizi zapturapt altına alabilmemiz için ana fikir; nefsi kuvvetlendiren, 00:11:00.722 --> 00:11:08.596 kabartan şeylerden onu mahrum etmektir. Nefis terbiyesinde ana fikir budur. 00:11:10.205 --> 00:11:19.354 Nefis nelerden kuvvetlenir? Nefis çok yedi mi kuvvetlenir. 00:11:20.592 --> 00:11:31.476 Oturduğu zaman kollarını sıvıyor, bir kuzuyu bitiriyor. Bir tepsi baklavayı yiyor. Tamam. 00:11:31.593 --> 00:11:38.644 Şimdi bu insan, bu adam nefsini zapt edemez. Çünkü kuvvetleniyor nefsi. 00:11:39.518 --> 00:11:49.171 Kuvvetlendiği zaman kendisini tutamaz, engel olamaz, kendisine mâni olamaz, kötülükleri yapar. 00:11:50.307 --> 00:11:57.734 Onun için Osmanlıların padişahları aynı zamanda şiir yazmış adamlar. 00:11:57.882 --> 00:12:04.790 Zerafet tarafları da estetik tarafları da var. 00:12:05.649 --> 00:12:12.546 Kanûnî Süleyman bir şiirinde diyor ki; kendisinin şiirdeki adı, mahlası Muhibbî. 00:12:12.709 --> 00:12:16.311 Şiirde kendisine Kanûnî demiyor, Muhibbî diyor. 00:12:16.380 --> 00:12:21.576 Şiir Yazarken en sonunda Muhibbî mahlasını kullanıyor. 00:12:21.920 --> 00:12:33.600 Nefs hazzın ey Muhibbî vermegil hayvân-sıfat. Zabt-ı nefs et, ârif ol, âlemde insânlık budur. 00:12:33.680 --> 00:12:39.920 "Ey Muhibbî! Ey padişah! Ey Kanûni! Ey Süleyman!" Kendisine hitap ediyor. 00:12:39.978 --> 00:12:46.942 Nefs hazzın ey Muhibbî vermegil hayvân-sıfat. "Nefsin isteklerini verme nefsine. 00:12:47.168 --> 00:12:54.546 Verme de verilmemesine alışsın." Hayvan gibi arpasını… 00:12:54.571 --> 00:13:01.860 Mesela atın arpasını fazla kaçırırsan, önüne fazla arpa koyarsan gemi azıya alırmış, 00:13:01.171 --> 00:13:05.485 üstündekini de yere atarmış, laf dinlemezmiş, yerinde duramazmış… 00:13:05.594 --> 00:13:10.906 Köpeğin de öyle. Köpek terbiyesinde… Biz bir [süre] dağ başından ev tuttuk. 00:13:10.931 --> 00:13:15.180 Bir de köpek [aldık.] Dediler ki; "Tam beslemeyin. 00:13:15.281 --> 00:13:20.482 Tam beslediğin zaman zapt edilmez, sahibine bile zarar verir." 00:13:20.567 --> 00:13:27.103 "Hayvan gibi nefsine her istediğini verme ey Süleyman, ey Muhibbî! 00:13:27.313 --> 00:13:32.785 Böylece; Zabt-ı nefs et, ârif ol, âlemde insânlık budur." diyor. 00:13:32.832 --> 00:13:43.251 Padişah, Kanûnî Süleyman bile nefsi muhalefet etmek gerektiğini, nefsi zayıflatmak gerektiğini biliyor. 00:13:43.400 --> 00:13:44.400 Ne yapar? 00:13:45.280 --> 00:13:51.960 İnsanın nefsini terbiye etmek için tasavvufi usullerden, iki anayoldan birisi şudur: 00:13:52.760 --> 00:13:57.240 Bir, oruç tutturur. Yemek yedirmez, yemeği az yedirir. 00:13:57.320 --> 00:14:11.400 Hakikaten Ramazan'da göreceksiniz, insan aç olduğu zaman nefsi zayıflıyor, nefsine laf geçirmek mümkün oluyor. 00:14:11.480 --> 00:14:18.000 Nefsin arzuları da sönük oluyor, taşkın olmuyor, kuvvetli olmuyor, azgın olmuyor. 00:14:18.800 --> 00:14:23.800 Nefis, kabarmış olmuyor. Bir çare açlık. 00:14:23.120 --> 00:14:25.760 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki; 00:14:25.800 --> 00:14:30.640 "Bütün ibadetlerin giriş noktası, kapısı oruçtur." 00:14:30.800 --> 00:14:43.920 Oruç tuttun mu aç durdun mu bir kere nefis oradan beslenmiyor. Buna derler taklîl-i taâm; yemeği azaltmak. 00:14:44.000 --> 00:14:52.520 Yemeği azaltmak iki türlü olur. Bir; sofradaki yediğin miktarını azaltmak. İki; oruç tutmak. 00:14:54.000 --> 00:15:01.960 Hiç yememek suretiyle oruç tutmak. Bir de oruçtan sonra akşam orucun acısını çıkartıyoruz. 00:15:02.800 --> 00:15:11.760 Sahurda oruca hazırlanıyoruz, akşam da gündüz tuttuğumuz orucun acısını kat kat çıkartıyoruz. 00:15:12.400 --> 00:15:18.360 Miktar olarak toplarsak, Ramazan'dan önce yediğimizin fazlasını Ramazan'da yiyoruz. 00:15:18.640 --> 00:15:25.800 O zaman dengeleniyor iş. İmâm Gazâlî diyor ki; "Evet, sahuru yap ama çok kuvvetli yeme. 00:15:25.960 --> 00:15:31.960 Evet, iftar yap ama çok yeme."Biz elhamdü lillah hanımlardan Allah razı olsun. 00:15:32.000 --> 00:15:36.680 Bütün gün hazırlanıyorlar, misafir de gelecek iftara diye. 00:15:36.760 --> 00:15:46.840 Tatlılar, ekşiler, turşular, iştah açıcılar, salatalar, çorbalar, pilavlar, börekler, çörekler, pastalar… 00:15:47.120 --> 00:15:52.160 En âlâsı, bütün okulda okuduğu şeyleri hanım yapıyor. 00:15:52.360 --> 00:15:54.880 Pastalar [vesaireler.] 00:15:55.200 --> 00:16:01.640 Sofraya bir oturuyoruz, bir kalkıyoruz, mide [tıkabasa] dolmuş. 00:16:01.720 --> 00:16:07.800 Avrupalının birisi bizim Osmanlı diyarına gelmiş. 00:16:07.280 --> 00:16:14.720 Akşamleyin iftar edildiği zaman onların nasıl yemek yediğine bir bakmış, adamın aklı başından gitmiş. 00:16:14.720 --> 00:16:21.120 Demiş ki; "Bunların hepsi biraz sonra kıvranacaklar, bunların hepsi ölecekler. 00:16:21.160 --> 00:16:28.760 Amma tıktılar midelerine yemekleri! Bunlar biraz sonra hepsi ölür." Öyle bekliyor. 00:16:28.840 --> 00:16:38.760 Biraz vakit geçmiş, ezan okunmuş, Teravih namazına başlamışlar. 33 rekât… 00:16:38.960 --> 00:16:49.000 Yat kalk, yat kalk, yat kalk... "Tamam, bunların neden ölmediğini anladım." demiş. 00:16:49.800 --> 00:16:54.840 Allahu Teâlâ hazretleri yarattığı kulunun halini biliyor. 00:16:55.000 --> 00:17:01.120 Ramazan'dan başka zaman Teravih namazı yok, Ramazan'da var; 33 rekât. 00:17:01.160 --> 00:17:10.840 İyi ki var, yoksa midelerimiz patlayacak. Birazcık oradan bir şey oluyor. Nasıl yapmak lazım aslında? 00:17:10.920 --> 00:17:19.680 Yiyeceği miktarı yemeden önce tabağına almak lazım, doktorun söylediği kadar veya alması gerektiği kadarı. 00:17:19.760 --> 00:17:25.680 "Bundan sonrakini benim önümden kaçırın. Dayanamam ben bunlara yine saldırırım. 00:17:25.800 --> 00:17:32.000 Bunları kaldırın buradan. Gözüm görmesin. Göz görmeyince gönül katlanır." demek lazım. 00:17:32.160 --> 00:17:39.640 O kadarını yemek lazım ki biraz yağlar erisin, karaciğer, mide dinlensin. 00:17:40.880 --> 00:17:44.560 Hâsılı bir çare oruç tutmaktır. Bu da dini bir çaredir. 00:17:44.600 --> 00:17:51.160 Peygamber Efendimiz'in, Allah'ın buyurduğu bir çaredir. Tamam, yemek az yenilecek. 00:17:51.280 --> 00:17:56.440 Hakikaten insan oruçlu olduğu zaman ikindi de melek gibi olur. 00:17:56.560 --> 00:18:04.520 Böyle süzülür, sakinleşir, sinirlenmez, sinirlenemez. Sinirlenecek hali kalmaz. 00:18:04.640 --> 00:18:12.720 İtsen kaksan oruçlu olduğu için uymaz sana. Orucun bu faydası var. Bir; oruç, taklîl-i taâm. 00:18:12.760 --> 00:18:25.800 İkincisi; nefis uykudan çok beslenir. İnsan yemek yemese uyusa, yeşil salatalık gibi büyür. 00:18:25.920 --> 00:18:35.600 Hani salatalığı suladığın zaman dün çiçek halinde olan salatalık, bahçede pıtır pıtır sesi duyulur. 00:18:35.680 --> 00:18:36.880 Kocaman. 00:18:37.360 --> 00:18:45.800 Çarçabuk büyür. İnsan da uyuduğu zaman nefsi çok büyür, nefsi çok kabarır. 00:18:45.960 --> 00:18:52.520 İnsanın nefsini en çok kabartan şeylerden birisi yemekten sonra uykudur. 00:18:52.680 --> 00:18:59.400 Onun için uykuyu da makaslamak, iki ucundan azaltmak lazım. 00:18:59.160 --> 00:19:06.400 O azalmazsa insanın nefsi yine beslenir, şehevât-ı nefsâniyesi yine azgın olur. 00:19:06.520 --> 00:19:11.560 Onun için uykuyu da azaltmak lazım. Buna ne derler? 00:19:11.640 --> 00:19:17.480 Taklîl-i menâm. Menâm veya nevm uyku demek. Uykuyu azaltmak… 00:19:17.520 --> 00:19:28.200 Sonra, Allah'ın sevmediği bir durum en çok nasıl olur, neden dolayı olur? 00:19:28.360 --> 00:19:35.560 Bu taklîl-i ta'âm ve taklîl-i menâmla insanın nefsi, azgınlığı frenleniyor. 00:19:35.640 --> 00:19:43.880 Bir de insan en çok nereden zarar görür? Dilinden. Konuşmayı da azaltması lazım. 00:19:43.960 --> 00:19:53.400 İslâm'da sükut ibadettir. Tefekkür ibadettir. Fazla konuşmak cehalettir ve vebaldir. 00:19:53.640 --> 00:20:02.000 Çok konuşmak doğru değil. Kuli'l-hayra ve la fe's-kut. "Ya hayır söyle ya da sus." 00:20:02.120 --> 00:20:11.840 Öyle olur olmaz, mâlâyâni, faydasız, lüzumsuz, aşırı, fazla konuşmamak lazım. 00:20:12.400 --> 00:20:20.600 Bizim bir profesör vardı. Fakültede dekanlık yapmış, felsefeci adam konuşurdu. 00:20:20.640 --> 00:20:30.920 Benim yanımda, bizim kürsüde vazifeli bir edebiyat hocası, yaşlı hanım vardı: 00:20:31.800 --> 00:20:45.880 "Ne kadar çok konuşuyor.Adeta fikir ishali." derdi. Bak ötekisi profesör, bakanlık bile yapmış adam. 00:20:46.120 --> 00:20:50.760 Bu kadar konuşmak olmaz ki! İnsan az ve öz konuşmalı. 00:20:50.840 --> 00:20:54.960 Peygamber Efendimiz diyor ki; "Bir insanın namazının uzunluğu, 00:20:55.000 --> 00:21:01.320 hutbesinin kısalığı onun dini iyi bildiğine, dinde fakih olduğuna alamettir." Çok konuşmayacak. 00:21:01.440 --> 00:21:07.800 Az ve öz konuşacak, bitirecek işi. Onun için az konuşmak da önemli. 00:21:07.160 --> 00:21:18.840 Çok konuştu mu hatası çok olur. Allah'ın kızacağı sözler söyler. Derken ipin ucu kaçar. 00:21:18.880 --> 00:21:21.280 Onun için az konuşmak da önemli. 00:21:21.320 --> 00:21:26.240 İnsanların yanındayken az konuştuğun zaman insanı iteklerler; "Ya konuşsana!" 00:21:26.280 --> 00:21:31.640 "Niye susuyorsun? Canın bir şeye mi sıkıldı?" "Hayır bir şey yok. Bırakın, sıkıştırmayın." 00:21:31.680 --> 00:21:37.640 Bir de uzlet-i enâm. İnsanlardan ayrı olmak da lazım gelir. 00:21:37.720 --> 00:21:43.880 Onun için nefsi terbiye etmek maksadıyla yine Kur'ân-ı Kerîm'den, 00:21:43.840 --> 00:21:58.360 hadîs-i şerîften alınma olarak, itikâf ve halvet yaptırılır. İtikafa girer. Oruç tutacak zaten. 00:21:58.440 --> 00:22:05.640 Akşamları az uyuyacak. Az yemek, az uyumak, bir de insanlarla konuşmayacak. 00:22:05.680 --> 00:22:09.840 Ve de insanlardan da ayrılacak. 00:22:09.880 --> 00:22:15.880 Caminin bir kenarını böyle perde ile çevirecek veyahut daha tenha bir odaya girecek. 00:22:16.400 --> 00:22:26.200 İşte böylece nefsin kuvvetlenmesine sebep olan yollar kesildikten sonra tefekkürle, 00:22:26.280 --> 00:22:33.000 zikirle, namazla, Kur'an'la insanın nefsi ıslah olacak. 00:22:33.160 --> 00:22:42.600 Nefsi ıslah oldu mu insanın edebini de takınması mümkün olacak. Çünkü insanı nefsi azdırıyor. 00:22:42.680 --> 00:22:44.400 Bir de şeytan var. 00:22:44.640 --> 00:22:51.400 Şeytan, insanın nefsinin yanına yardımcı olarak insanı kandırıyor, 00:22:51.120 --> 00:22:57.480 nefsine hitap ediyor, nefsini ayartıyor, nefsini körüklüyor, öyle yapıyor. 00:22:57.520 --> 00:23:01.840 Yoksa doğrudan doğruya bir şey yapamıyor, nefsi vasıtasıyla yapıyor. 00:23:01.880 --> 00:23:08.280 Onun için bir insanın nefsi ıslah oldu mu hayrın kapıları açılmış demektir. 00:23:08.360 --> 00:23:18.280 İyi bir durum meydana gelmiş demektir. Tasavvufta, insanın tasavvufi eğitiminde yol odur. 00:23:18.320 --> 00:23:28.760 Ama bu en uzunu… Mesela itikâf 10 gün sürer, halvet 40 gün sürer. 00:23:28.840 --> 00:23:36.640 Hadi bir daha halvete soktun, bir daha halvete soktun diyelim, birkaç ay içinde bu iş biter. 00:23:36.720 --> 00:23:45.000 Halbuki imtihan bitmiyor. İnsanın ömür imtihanı bitmiyor. Her anda imtihandayız. 00:23:45.120 --> 00:23:49.880 Nereye gitsek imtihandayız. Her zaman imtihandayız. 00:23:49.920 --> 00:23:57.960 Peki, o zaman bu muvakkat halvetler, itikaflar, çalışmalar, tesbihler, zikirler ne oluyor? 00:23:58.800 --> 00:24:08.240 Bunlar, her zamanki davranışlarımızda sağlam bir temel sağlamak için çalışmalardır. 00:24:08.520 --> 00:24:16.600 İnsan idman yaptığı zaman sabahtan akşama her gün idman yapamıyor. 00:24:16.600 --> 00:24:19.240 Ama idman yaptığı zaman neyi amaçlıyor? 00:24:19.320 --> 00:24:26.560 Vücudumun kondisyonu, yani şartları, dik dursun, sağlam dursun da 00:24:26.600 --> 00:24:28.960 ben her zaman her şeyi rahat yapabileyim. 00:24:29.800 --> 00:24:33.000 Yoksa insan her an jimnastik yapmıyor, her an idman yapmıyor. 00:24:33.320 --> 00:24:43.880 İdmanlı olmak suretiyle vücudun kabiliyetlerini canlı tutuyor. Büyük zamanı, idmanın dışındaki zaman. 00:24:44.000 --> 00:24:51.520 Ama İdman yapmakla vücudunun kabiliyetlerini işletmiş ve canlı, çalışır vaziyette tutmuş oluyor. 00:24:51.880 --> 00:24:58.880 Tasavvufi eğitim de böyledir. "Tasavvufi eğitimi gördü mü sen? 40 gün halvete girdin mi?" 00:24:58.920 --> 00:25:01.720 "Girdim." "İtikafa girdin mi?" "Girdim." 00:25:01.800 --> 00:25:05.280 "Tasavvufta anlatılan şeyleri duydun mu?" "Duydum." "Tamam. 00:25:05.360 --> 00:25:11.200 Bir eğitim görmüşsün ama o eğitimin -zaman olarak- uygulama sahası çok geniş. 00:25:11.280 --> 00:25:15.000 Bunun dışındaki zamanda ve ömür boyu bunu uygulayacaksın." 00:25:15.240 --> 00:25:21.240 Birisi sana geldiği zaman çattığı zaman sabırlı olacaksın, kızmayacaksın. 00:25:21.440 --> 00:25:28.280 Sinirlenecek olayla karşılaştığın zaman sinirlenmeyeceksin, aklını, mantığını kaybetmeyeceksin. 00:25:28.360 --> 00:25:34.920 Bir muamele yaparken nefsinin esiri olmayacaksın. 00:25:35.400 --> 00:25:41.200 Birileri ile iş yaparken şartlara riayet edeceksin, dürüst olacaksın. 00:25:41.200 --> 00:25:46.680 Hayatın her safhasında yapılacak işler var. 00:25:46.760 --> 00:25:52.680 Bu kısa eğitimler bu işlerdeki davranışlarının sağlam olmasını sağlıyor. 00:25:52.760 --> 00:25:58.520 Tahsil de öyle. İnsan bir müddet tahsil görüyor ondan sonra hayata hazırlanıyor. 00:25:58.520 --> 00:26:03.840 Hayatı boyunca çalışıyor. Tahsil niçindir? Hayattaki başarısı içindir. 00:26:03.920 --> 00:26:06.680 Hayatta başarı kazanmak için bir meslek sahibi oluyor. 00:26:06.720 --> 00:26:10.840 Ondan sonra hayatta faaliyete devam ediyor. Bunu iyi anlamak lazım. 00:26:13.400 --> 00:26:18.280 Dervişlik halvet demek değildir. Halvette dervişlik çok kolaydır. 00:26:18.440 --> 00:26:24.280 Halvete girersin, itikafa girersin, cennet bahçesi gibidir. 00:26:24.360 --> 00:26:27.800 Gayet kolaydır, hiçbir kötülük yoktur. 00:26:27.120 --> 00:26:34.800 Zaten oruçlusun, zaten Allah'ın evindesin, camidesin, zaten zikir yapıyorsun, zaten Kur'an okuyorsun… 00:26:34.880 --> 00:26:38.800 Ballı kaymaklı, böyle tatlı bir vakittir. Bu bir şey değil. 00:26:38.880 --> 00:26:43.320 Sen erkeksen, mertsen, babayiğitsen gel bakalım çarşıda Müslüman ol. 00:26:43.360 --> 00:26:48.480 Göreyim seni, gel bakalım. Hadi bakalım Victoria markette Müslümanlığını yürüt bakalım. 00:26:48.720 --> 00:26:55.480 Hadi bakalım Brisbane çarşısında Müslümanlığı sapasağlam dimdik ayakta tut bakalım. 00:26:55.520 --> 00:27:05.760 Hadi bakalım Sydney'de, deniz kenarında Müslümanlığını koru. Yani Tehlikelerin içindeyken belli olacak. 00:27:06.160 --> 00:27:14.840 Bunun fıkrası vardır. Yazıcıoğulları diye iki tane evliyaullah kardeş varmış. 00:27:15.000 --> 00:27:23.120 Bizim Çanakkaleli, Gelibolu'ya yerleşmişler. "Onlar hakkındadır…" derler. 00:27:23.160 --> 00:27:27.800 Birisi dağda çobanlık yaparmış; evliyâ, kerametleri var. 00:27:27.160 --> 00:27:32.840 Ötekisi de şehirde ayakkabı tamirciliği yaparmış. O da evliyâ, onun da kerametleri var. 00:27:32.960 --> 00:27:37.680 İkisi de evliyâ, ikisi de birbirini seviyor. 00:27:37.680 --> 00:27:43.320 İkisi de güzel ibadet ediyor, ikisi de hoş insan, ikisi de meşhur insan, ikisi de mübarek insan. 00:27:43.280 --> 00:27:52.920 Bunlar ya olmuştur, ya da olmasa bile çok istifade edilecek hikâyelerdir, ibretlik kıssalardır. 00:27:53.120 --> 00:27:58.000 Hadi diyelim ki bunlar Yazıcıoğlu değil de başka kimseler, iki kardeş. 00:27:58.120 --> 00:28:08.200 Bir tanesi dağdaki çoban, mendilin içine süt sağmış. Mendilin dört ucunu bağlamış, mendile süt sağmış. 00:28:08.280 --> 00:28:12.680 Mendile süt sağılır mı Allah aşkına? Sağılmaz. 00:28:12.760 --> 00:28:16.760 Sağılsa mendilin içinde süt durur mu? Durmaz. 00:28:16.880 --> 00:28:22.320 Bu tarafından aşağıya damlar, süzülür gider. Bezde durmaz ki! 00:28:22.400 --> 00:28:30.400 Bezde süt durmaz ama kerâmet yoluyla mendilin içine süt sağmış. 00:28:30.400 --> 00:28:36.960 Mendilin uçları bağlı, sallaya sallaya abisine süt getirmiş. Keramet gösteriyor. 00:28:37.400 --> 00:28:41.400 Gösteriş olsun diye yapmıyor da başka bir şeyi yok garibanın. 00:28:41.440 --> 00:28:47.760 Kırbası yok, bakracı yok, süt koyacak kabı kacağı yok… Ne yapsın, bir mendil var. Tamam. 00:28:47.800 --> 00:28:52.280 Mendilin dört ucunu bağlamış, "Yâ Rabbi! Sen sütü bunun içinden akıtma." demiş. 00:28:52.320 --> 00:29:00.600 Sütü sağmış, ondan sonra sallaya sallaya gidiyor. Allah'ın lütfuyla, kerâmet olarak süt akmıyor. 00:29:00.680 --> 00:29:06.280 Getirmiş; "Selamünaleyküm ağabeyciğim." demiş. Ötekisi; "Aleykümselam kardeşim." demiş. 00:29:06.360 --> 00:29:13.120 "Bizim hayvanlardan süt sağdım, sana taze süt getirdim." demiş. Tamam. 00:29:13.200 --> 00:29:20.440 Bakmış, süt mendilin içinde. Anlamış bir olağanüstülük var. "Tamam. 00:29:20.560 --> 00:29:29.200 Şu direkteki çiviye sütü as." demiş. Mendilin içindeki sütü götürmüş, direkteki çiviye asmış. 00:29:29.240 --> 00:29:35.120 Öyle duruyor; akmıyor, damlamıyor. Oturmuşlar, konuşuyorlar. 00:29:35.160 --> 00:29:44.240 "Nasılsın, iyi misin, hoş musun, neler yapıyorsun?" O sırada çarşaflı bir kadın gelmiş. 00:29:45.600 --> 00:29:54.640 Abisine: "Hacı baba ayakkabının kenarı yırtıldı, ökçesi bozuldu. 00:29:54.720 --> 00:30:00.320 Şunu tamir ediver, çivileyiver, dikiver." demiş. "Olur kızım, ver." demiş. 00:30:00.400 --> 00:30:04.840 O da ayakkabısını çıkartmış, abisine veriyor. 00:30:04.920 --> 00:30:16.600 Fakat çarşaflı, örtülü kadın da şöyle uzatırken şurası görünmüş. Şöyle uzatırken… 00:30:16.640 --> 00:30:20.160 Elinin şurasından yukarısının görünmemesi lazım. 00:30:20.200 --> 00:30:25.480 İslâm'da bir kadının yüzü, elleri [ve] ayaklarından başka bir yeri görünmemeli. 00:30:25.560 --> 00:30:32.920 Görünürse örtünmesi gereken yeri örtmemiş oluyor. İslâm'da kadın için tesettürün [ölçüsü] nedir? 00:30:32.960 --> 00:30:39.280 El, yüz, ayaklar hariç bütün vücudu örtmek. Nasıl örtmek? 00:30:39.400 --> 00:30:49.800 Şeffaf olmayan, dar olmayan, vücut hatlarını belli etmeyen bir kıyafetle belli olmayacak şekilde örtmektir. 00:30:50.000 --> 00:30:58.800 Şurası görünmüş. Orası da dağdaki çoban kardeşin gözüne takılmış. 00:31:00.360 --> 00:31:11.680 Direkteki süt başlamış [şıp,şıp] damlamaya. Mendildeki süt damlamaya başlamış. 00:31:11.800 --> 00:31:22.400 Ağabey bir süte bakmış, bir kardeşine bakmış; "Kardeşim, aman kardeşim dikkat et! 00:31:22.560 --> 00:31:26.560 Şehirde yaşamak dağdaki çobanlığa benzemez." demiş. 00:31:26.640 --> 00:31:34.880 Dağda çobanlık yaparken Müslümanlık kolaydı. Kimse yok. Şeytan yok. Varsa bile bir tane yanında. 00:31:34.920 --> 00:31:40.200 Ama şehirde şeytanlar kaynıyor, en fazla çarşı pazarda kaynıyor. 00:31:40.280 --> 00:31:47.840 Peygamber Efendimiz'in bildirdiğine göre şeytan çarşı pazara ilk gelen insanla beraber 00:31:47.880 --> 00:31:51.560 bayrağıyla alayıyla, taburuyla gelirmiş. 00:31:51.720 --> 00:31:56.960 Şeytan ilk gelenle beraber merasimli, böyle bandolu, mızıkalı, ilk önce gelirmiş, 00:31:57.400 --> 00:32:01.680 çarşı pazardan en son giden insanla beraber ayrılırmış. 00:32:01.720 --> 00:32:05.880 Çarşı pazardaki insanlar üzerinde fevkalâde faaliyet yaparmış. 00:32:05.960 --> 00:32:17.400 Eksik tarttırır, eksik ölçtürür, yalan yere yemin ettirir, hile yaptırır, hepsini günaha sokarmış. 00:32:17.800 --> 00:32:24.400 Çarşı pazara alayıyla, bayrağıyla, merasimiyle gider, insana çok zarar verirmiş. 00:32:24.440 --> 00:32:28.440 Onun için Müslüman çarşıya pazara girerken Allah'a sığınmalıdır. 00:32:28.520 --> 00:32:32.800 "Yâ Rabbi! Ben şeytanın şerrinden sana sığınıyorum. 00:32:32.800 --> 00:32:38.360 Sen beni bu çarşıda pazarda, her türlü maddî mânevî şerden koru yâ Rabbi!" demek lazım. 00:32:38.480 --> 00:32:45.200 Yoksa mahvolur insan. Yani bu hikayeden hatırımız da ne kalacak? 00:32:45.440 --> 00:32:57.200 Camideyken Müslümanlık kolaydır. Hadi bakalım gel. Erkeksen çık dışarı, hadi. Gel bakalım çarşıya. 00:32:57.400 --> 00:33:04.640 Gel bakalım kalabalığın içine. Senin ne kadar kuvvetli Müslüman olduğunu burada göreyim. 00:33:04.680 --> 00:33:08.000 Hadi bakalım, gel bakalım, orada belli olacak. 00:33:08.800 --> 00:33:19.800 Onun için bizim Nakşî Tarikatımızda çok önemli bir söz vardır, bir kâide vardır. Halvet der encümen. 00:33:19.160 --> 00:33:28.760 Biz Nakşiler nasıl olmalıyız? Çarşı pazarda, camide itikaftaki halimiz gibi olmalıyız. 00:33:29.440 --> 00:33:37.800 Çarşı pazarda iken halvetteymiş gibi olmalıyız. Çünkü halvette iken Müslüman olmak kolay. 00:33:37.200 --> 00:33:41.800 Ramazan'da Müslüman olmak kolaydır. Camide Müslüman olmak kolaydır. 00:33:41.160 --> 00:33:44.920 Müslümanların arasında Müslüman olmak kolaydır. Öbür tarafta zordur. 00:33:45.800 --> 00:33:53.680 Şeytanın çok olduğu yerde zordur. Biliyorsunuz şeytan iki çeşittir. Allah Kur'ân-ı Kerîm'de bildiriyor. 00:33:53.680 --> 00:34:02.600 Şeyâtînü'l-insi ve'l-cinni. İnsanların da şeytanları vardır cinlerin de şeytanları vardır. 00:34:02.840 --> 00:34:06.360 İnsanların şeytanları insanı yoldan azdırır, 00:34:06.520 --> 00:34:12.680 cinlerin şeytanları da içinden dışından vesvese verir, onlar da günaha daldırır. İkisi de şeytan. 00:34:12.720 --> 00:34:21.800 Şeyâtînü'l-insi ve'l-cinni. Yûhî ba'duhum ila ba'din zuhrufe'l-kavli gurûrâ. 00:34:21.160 --> 00:34:27.800 "Bunlar birbirleri ile yardımlaşır. Yalan yanlış işleri insanlara yaptırırlar." 00:34:27.920 --> 00:34:39.880 Onun için kısa eğitimler, ömür boyu iyi Müslüman olarak yaşayabilmek içindir. 00:34:41.400 --> 00:34:48.800 Adama böyle oruç tutturup, az uyutup, ibadet ettirip, zikir yaptırıp, kitap okutup, 00:34:48.840 --> 00:34:54.160 namaz kıldırıp, sevaplı işler yaptırıp burada muhafaza ettin. Sonra saldın. 00:34:54.520 --> 00:35:03.520 Halkın içinde edepli edepsiz insanlarla, çeşit çeşit hayat şartları ile karşı karşıya yaşayacak bu adam. 00:35:03.640 --> 00:35:15.840 İşte orada zorluk başlıyor. Onun için halini orada da devam ettirmesi lazım. 00:35:15.960 --> 00:35:19.960 Bu hali orada devam ettirmenin yolu, çaresi nedir? 00:35:20.800 --> 00:35:28.120 Tamam, halvette iken kolaymış da o zor yerde nasıl kolay olur? Orada iki maddî çare vardır. 00:35:28.200 --> 00:35:30.920 Bir; abdestli olmak. 00:35:31.440 --> 00:35:42.200 İnsan dışarıda iken abdestli gezdi mi, namaz kılacak gibi abdest almış abdestli gezdi mi şeytan onu kandıramaz. 00:35:42.280 --> 00:35:50.920 Bir şeyler söyler ama zayıf bir ses gelir. "Hadi oradan! Git!" İnsan şeytanı tersleyebilir. 00:35:50.960 --> 00:35:56.280 Neden? Sesi, vız vız sivrisinek vızıltısı gibi geliyor. Neden? Abdestli. 00:35:56.480 --> 00:36:03.360 Abdestli oldu mu şeytanın tesirinden korunur bu bir. Abdestli olmak sizi de korur. 00:36:03.480 --> 00:36:07.800 Onun için biz size diyoruz ki; "Devamlı abdestli gezin." 00:36:08.800 --> 00:36:16.400 Şeytandan korunmanın, şeytana karşı mücadele etmekte galip çıkmanın yollarından birisi budur. Bu bir. 00:36:16.120 --> 00:36:22.960 İkincisi; zikru'llah, zikretmek. O da insanı korur. 00:36:23.000 --> 00:36:28.800 Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki; "Zikru'llah kaledir." Kale… 00:36:28.840 --> 00:36:37.320 Çanakkale Kalesi gibidir. Anadolu Hisarı, Rumeli Hisarı gibi, Ankara Kalesi, Afyon Kalesi gibi kaledir. 00:36:37.520 --> 00:36:41.760 Zikrullah yapan düşmandan korunur. 00:36:41.960 --> 00:36:50.520 Zikir esnasında en büyük düşman olan, en büyük düşmanlardan birisi olan şeytan insana zarar veremez. 00:36:50.560 --> 00:36:55.840 Demek ki derviş olarak, evet bir dervişlik eğitimi göreceğiz ama, 00:36:55.920 --> 00:37:03.560 bileceğiz ki dervişlik esnasındaki kısa zamana mahsus değil işimiz. Ömür boyu ve her yerde olacak. 00:37:03.640 --> 00:37:10.400 Asıl o her yerde ve her zamanda derviş olmak lazım. Halvet der encümen olmak lazım. 00:37:10.120 --> 00:37:16.800 Halkın içinde Hak'la olabilmek lazım. Tehlikelerin içindeyken selamette olabilmek lazım. 00:37:16.160 --> 00:37:24.840 Onun için de bir çare abdestli gezmektir. Bir çare de zikirli halde olmaktır. 00:37:24.880 --> 00:37:28.000 Peygamber Efendimiz diyor ki; "Çarşıda pazarda şeytan çoktur. 00:37:28.800 --> 00:37:32.280 Çarşıya pazara girerken Şu şu şu tesbihleri söyleyerek girin. 00:37:32.320 --> 00:37:35.280 Sübhâna'llahi ve'l-hamdü li'llahi velâ ilâhe illa'llahu va'llahu ekber 00:37:35.280 --> 00:37:38.800 ve lâ havle velâ kuvvete illa billahi'l-aliyyi'l-azîm. diyerek girin. 00:37:38.920 --> 00:37:47.200 Çünkü şeytan çok. Zikirle meşgul oldukça şeytan insandan uzaklaşır. Şeytanın özelliği odur. 00:37:47.360 --> 00:37:52.920 Şeytan ezan okunmaya başladığı zaman ezanın duyulmadığı yere kadar kaçar, 00:37:52.960 --> 00:38:00.600 duramaz ezan okunan yerden sesin duyulmayacağı yere kadar kaçar. 00:38:00.880 --> 00:38:05.560 Ezan kesildikten sonra gelir, adamın etrafında yine dolaşır; 00:38:05.640 --> 00:38:14.200 "İki rekât kıldın, daha üç rekât olmadı, oturdun, oturmadın…" namazı ile oynar, vesvese verir içine. 00:38:14.240 --> 00:38:21.360 Aklına çarşıyı pazarı getirir, başka şeyler getirir. Onun için ne yapıyoruz? Allahu ekber. 00:38:21.440 --> 00:38:25.280 Sübhâneke allahümme ve bi-hamdik ve tebâra kesmük ve te'âlâ ceddük ve lâ ilâhe gayrük. 00:38:25.360 --> 00:38:29.280 Eûzü billahi mineşşeytânirracîm, Bismillâhirrahmânirrahîm. 00:38:29.320 --> 00:38:38.200 Allah'a sığınıp öyle yapıyoruz. Demek ki dışarıda abdestli olacağız, zikirli olacağız. 00:38:38.240 --> 00:38:44.680 Çok mühim iki tedbirdir, iki çaredir. Eskiden insan ne yapıyordu? Zırh giyiniyordu. 00:38:44.880 --> 00:38:54.200 Birisi kılıç vursa kesmiyordu. Başına miğfer geçiriyordu. Vücudu zırhlı oluyordu, harbe öyle giriyordu. 00:38:54.320 --> 00:39:00.800 Ok saplanmıyor, kılıç işlemiyor, mızrak batmıyor, kalkan kullanıyordu. 00:39:00.920 --> 00:39:09.840 Zırh, miğfer, kalkan gibi şeyler kullanıyordu. İşte zikrullah ve abdestli olmak… 00:39:09.840 --> 00:39:14.640 Abdestli olmak kalkan gibidir, zırh gibidir. Zikrullah da kale gibidir. 00:39:14.720 --> 00:39:17.360 Kalenin içinde insan zırhlı gibi olur. 00:39:17.400 --> 00:39:29.360 Fakat dervişin asıl riayet etmesi gereken şey, dikkat etmesi gereken edeptir. 00:39:29.440 --> 00:39:38.560 E't-turuku küllüha âdâbun. buyurmuştur büyüklerimiz. Ne demek? 00:39:38.720 --> 00:39:45.240 Bütün hak tarikatlar, Nakşî, Kâdiri, Mevlevi, Halveti, Celveti… 00:39:45.320 --> 00:39:53.120 Bütün tarikatlar, e't-turuku küllüha, hepsi, âdâbun, edeptir. 00:39:53.160 --> 00:40:01.160 Edeplerden meydana gelmiş, usullerden meydana gelmiş yaşam, davranış tarzıdır. 00:40:01.200 --> 00:40:11.800 E't-turuku küllüha âdâbun. "Tarikatlar tamamen adaptan ibarettir."Adap nedir, edep nedir? Neye derler edep? 00:40:11.120 --> 00:40:19.920 İnsanın herhangi bir işte yanlış ve hata yapmamasını sağlayan kurallara edep derler. 00:40:20.400 --> 00:40:28.480 "Yok evladım öyle yapma. Yok, tornavidayı öyle tutma. Yok ayakkabı öyle giyilmez. 00:40:28.520 --> 00:40:36.120 Yok o iş öyle yapılmaz. Kızım patlıcan öyle soyulmaz, şurasından tutup böyle yapacaksın…" vesaire. 00:40:36.160 --> 00:40:45.280 Bir işi başarırken yanlış ve hata yapmaktan insanı koruyan kurallara âdâb derler. 00:40:45.360 --> 00:40:54.440 E't-turuku küllüha âdâbun. Hepsi, âdâbun, edeptir. Neden? 00:40:54.600 --> 00:40:59.800 İnsan edebe riayet ederse Allah'ın sevgili kulu olur. 00:40:59.840 --> 00:41:06.120 Edebe riayet etmezse, edepsizlik ederse Allah'ın gözünden düşer, gözden düşer. 00:41:06.280 --> 00:41:11.960 Edepsizlik etmeyecek edebe riayet edecek. Edep nedir? 00:41:12.120 --> 00:41:27.360 Her şeyin adabı vardır, o işin erbabı bilir. Mesela pilav pişirmenin bir usûlü vardır, adabı vardır. 00:41:27.440 --> 00:41:33.880 O ustalığı bilen güzel pilav pişirir. Ayran yapmanın bir usûlü, adabı vardır. 00:41:34.000 --> 00:41:39.600 O inceliği bilen güzel ayran yapar. Ben Türkiye'deki ayranları beğenmiyorum. 00:41:39.640 --> 00:41:48.560 O Medine'deki, Silivrili şahsın aksine Medine'nin ayranlarını beğeniyorum ben, 00:41:48.600 --> 00:41:52.400 Türkiye'dekini beğenmiyorum. Bizim Ömer Efendi ile konuştum. 00:41:53.240 --> 00:42:00.920 "Oranın ayranları çok tatlı. Bizimkiler biraz ekşi oluyor, biraz sulu oluyor, biraz tatsız oluyor." dedim. 00:42:01.000 --> 00:42:06.920 Dedi ki; "Bizimkiler de eskiden tatlı olurdu." "Ne yapardınız?" 00:42:07.400 --> 00:42:13.360 "Yoğurdu suyla değil de sütle inceltirdik, sütle çırpardık." Öyle değil mi? 00:42:13.480 --> 00:42:20.400 Yoğurdu alıyorsun, içine biraz su katıp çırpıyorsun, ayran oluyor. 00:42:20.440 --> 00:42:29.400 Baktın götürür, doldur içine suyu, doldur içine suyu… Bulaşık suyu içer gibi al sana ayran. 00:42:29.440 --> 00:42:37.000 Kaç kişi var burada? İki bakraç daha su ilave et. Biraz kalabalık gördüm. Ondan sonra ayran. 00:42:37.800 --> 00:42:41.520 Ama neymiş usûlü? Adabı neymiş bunun? 00:42:41.600 --> 00:42:49.960 Yoğurdu sütle çırparsan o zaman tatlı oluyor, o zaman ağzına layık, âfiyet olsun, güzel oluyor. 00:42:50.800 --> 00:42:56.560 Tamam. Bu işin maddî tarafı; ayran yapma usûlü, pilav yapma usûlü, çorba yapma usûlü, 00:42:56.560 --> 00:43:03.800 sarma yapma usûlü, dolma yapma usûlü kadınların. Erkeklerin de böyle şeyleri vardır. 00:43:03.160 --> 00:43:09.560 Hayat boyu insanın her zaman riayet etmesi gereken kaideler vardır. 00:43:09.640 --> 00:43:17.160 Onlara, onların adabına da uyması lazım ki Allah sevsin, Allah'ın huzurunda edepsiz bir kul olmasın. 00:43:17.200 --> 00:43:23.760 Onun için dervişin en çok düşüneceği şey nedir? Edeptir. 00:43:25.520 --> 00:43:34.200 Onun için bizim hocamızın salonunda, oturduğu sofasında, minderinin üstünde, 00:43:34.200 --> 00:43:41.720 başının üstünde kocaman bir levha vardı. Orada ilk satır; Edep yahu! idi. Edep yahu! 00:43:41.720 --> 00:43:49.360 "Ey buraya giren kişi! Aman edebe dikkat et! Aman derviş edebe riayet et!" 00:43:49.560 --> 00:43:54.280 Kime karşı edep vardır, nerede edep vardır, hangi işte edep vardır? 00:43:54.360 --> 00:44:04.360 Her şeyde edep vardır. Mesela yemek yemenin adabı vardır. Yemek yemenin İslâmî adabı vardır. 00:44:04.400 --> 00:44:13.160 Nedir? Bir; lokmanın, yemeğin helal olması. İlk adaptır bu. 00:44:13.240 --> 00:44:17.560 Haram yersen istediğin kadar usulüne, adabına uygun ye mahvolursun, 00:44:17.640 --> 00:44:19.840 cehenneme gidersin, cehennemde yanarsın. 00:44:19.920 --> 00:44:28.400 İlk lokmanın helalinden kazanılması, helalinden pişirilmesi, helal malzeme olması, helal olması. 00:44:28.440 --> 00:44:35.600 Başka âdâb nedir? Peygamber Efendimiz'in hadîs-i şerîflerinde bahsettiği adaplar… 00:44:35.640 --> 00:44:43.200 Hatırlayalım: Yemeğe besmele ile başlamak. Başka âdâb nedir? 00:44:43.960 --> 00:44:47.800 Tabağın kendisine yakın olan kısmından yemek. 00:44:47.120 --> 00:44:55.480 Karşı tarafta et var, hop, güm, oradan alıyor yiyor. Olmaz. 00:44:55.560 --> 00:45:01.760 Yemekte kendi önünden yiyecek. Kül bi-yemînike. "Sağ elinle ye." 00:45:01.800 --> 00:45:10.400 Kül ne demek Arapça'da? Kül, ye. Ekele – ye'külü – kül, ye. Kül bi-yemînike. "Sağ elinle ye." 00:45:10.200 --> 00:45:11.960 Sol eliyle yerse olur mu? 00:45:12.400 --> 00:45:15.680 Hocam şimdi adabı muaşeret kitaplarında diyorlar ki; 00:45:15.760 --> 00:45:22.760 "Sağ eline bıçağı alacaksın, sol eline çatalı alacaksın, keseceksin, böyle yiyeceksin." 00:45:22.800 --> 00:45:26.400 Öyle yağma yok. O İngiliz adabı. 00:45:26.160 --> 00:45:32.200 Bizim adabımızda Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki; Kül bi-yemînike. 00:45:32.280 --> 00:45:37.960 "Sağ elinle ye." Birisine dedi ki; "Sağ elinle ye." O da dedi ki; "Yiyemiyorum." 00:45:38.120 --> 00:45:46.760 Peygamber Efendimiz kızdı; "Yiyemez ol." dedi. Adam, eli tutuldu, yiyemez oldu. Öyle… 00:45:46.760 --> 00:45:56.440 Resûlullah bir şey dedikten sonra ona kibirinden, inadından; "Yiyemiyorum." denmezdi. 00:45:56.440 --> 00:46:03.160 O da onun üzerine; "Yiyemez ol." dedi. Sağ eliyle yiyecek. Sonra önünden yiyecek. 00:46:03.200 --> 00:46:10.960 Kül bi-yemînike ve mimma yelîke. Tabakta, tepside… Bazen siniyle getiriyor Araplar. 00:46:11.000 --> 00:46:16.840 Bizi ziyafete çağırdılar. Hala öyle, yirminci yüzyılda durum değişmemiş. 00:46:16.960 --> 00:46:22.120 Cidde'de zengin bir mücevherci bizi çağırdı. Müslüman, mütedeyyin insan. 00:46:22.160 --> 00:46:28.560 Evine gittik 25-30 kişi. Altı tane kuzu kesmiş. Altı tane sini içinde getirdi. 00:46:28.640 --> 00:46:36.160 Kuzular yatıyor pilavın üstünde, kızarmış vaziyette. "Ya bunlar fazla! Biz 20 kişiyiz. 00:46:36.200 --> 00:46:42.640 İki tanesini koy, yiyelim." dedik. "Olsun. Olmaz hocam." " [Ama] hepsini yiyemeyiz." 00:46:42.760 --> 00:46:48.440 "Yediğinizi yiyin, yemediğiniz kalsın." dedi. Misafirin artığı onlar için şeref. 00:46:48.840 --> 00:46:57.520 "Kalsın hocam, hepsinden yiyin." dedi. "Ya bozmayalım şunu." "Bozun." dedi. Böyle koca şeyle getiriyorlar. 00:46:57.640 --> 00:47:00.400 O zaman nereden yiyecek? Önünden yiyecek. 00:47:00.120 --> 00:47:11.400 Sonra başkasının eline bakmayacak. Alıyor. Bu ne alıyor? Ya önüne bak, utandırma adamı. 00:47:11.160 --> 00:47:16.840 Başkasının eline bakmayacak. Bunlar âdâb işte. Onu yapmadığı zaman adaba aykırı oluyor. 00:47:16.920 --> 00:47:20.840 Nereden çıkıyor bu âdâb? Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in [hadis-i şeriflerinden]. 00:47:20.880 --> 00:47:22.360 Bu yemeğin adabı. 00:47:22.520 --> 00:47:30.200 Eve girmenin adabı, evden çıkmanın adabı, uykunun adabı, uyanmanın adabı, abdestin adabı, 00:47:30.240 --> 00:47:39.800 namazın adabı, orucun adabı, evlenmenin adabı, düğünün adabı… Her şeyin adabı var. 00:47:39.120 --> 00:47:41.800 Dedik ki; "Kimde Mecmau'l-Âdâb var?" 00:47:42.120 --> 00:47:45.240 Bazı arkadaşlar olduğu halde tevazuan söylememişler. 00:47:45.280 --> 00:47:49.600 Kendilerinin evinde Mecmau'l-Âdâb kitabı varmış ama söylememişler. 00:47:49.680 --> 00:47:53.000 Sonra Mecmau'l-Âdâb kitabını kimler almış, bilmiyorum. 00:47:53.400 --> 00:47:58.680 Kaç tane satılmış, bunu araştırmadım. Kimsenin ayıbını araştırmak doğru değil. 00:47:58.720 --> 00:48:04.600 Hocamız bize: "Kimsenin ayıbını araştırma." dedi. Biz de; "Mecmau'l-Âdâb kitabını okuyun." dedik. 00:48:04.600 --> 00:48:08.000 Bakalım bunlar dinlediler mi dinlemediler mi? Araştırmıyoruz. 00:48:08.120 --> 00:48:16.000 Allah biliyor, siz biliyorsunuz, ben bilmiyorum. Mecmau'l-Âdâb güzel bir kitap, her şeyin İslâmi adabını anlatıyor. 00:48:16.000 --> 00:48:19.360 Bir de âdâb-ı muâşeret kitabı var. 00:48:19.560 --> 00:48:25.400 "Çatallı sol eline alacaksın, sağ elinle şey yapacaksın, thank you diyeceksin…" 00:48:25.800 --> 00:48:35.800 O, modern, çağdaş, münafık adabıdır. Orada bazen İslâm'a aykırı şeyler olur. 00:48:35.200 --> 00:48:37.000 "İçki gelince şöyle olacak…" 00:48:37.400 --> 00:48:44.560 Onlar kendi dünyalarına göre birtakım usuller koymuşlar, onlar bizim adabımız değil. 00:48:44.560 --> 00:48:53.360 Bizim adabımız; Mecmau'l-Âdâb, İhyâ-yı Ulûm, Tasavvufi Ahlâk gibi kitaplarda vardır. 00:48:53.560 --> 00:49:00.760 Bizim kitaplarımızda bunlar yazılmış. Edepler kime karşıdır? 00:49:01.160 --> 00:49:11.400 Sıralanması gerekirse bir; tasavvufta edep maa'llah vardır. Kulun Allah'a karşı edebidir. 00:49:11.200 --> 00:49:24.840 Edep maa'llah, Edebin nasıl olması gerektiği… İki; edep mea'r-resûl. Resûlullah'a karşı edep. 00:49:24.960 --> 00:49:31.640 Ya hocam, iki gözüm! Peygamber Efendimiz 632 senesinde vefat etmedi mi? 00:49:31.720 --> 00:49:39.760 Olsun sen ondan daha sonraki zamanlarda dünyaya geldin ama yine de senin ümmet olarak 00:49:39.720 --> 00:49:45.800 Peygamber Efendimiz'e karşı vazifelerin var, âdâb var. O adaba riayet etmelisin. 00:49:47.000 --> 00:49:52.120 Sonra edep mea'ş-şeyh, müridin şeyhine karşı edebî var. 00:49:52.560 --> 00:49:58.240 Edep mea'l-ebeveyn, insanın ana babasına karşı edebî var. 00:49:58.520 --> 00:50:07.400 Edep mea'z-zevc ev e'z-zevce, kişinin hanımına karşı veya hanımsa efendisine karşı edebî var. 00:50:07.440 --> 00:50:16.520 Sonra edep mea's-sultân, hükümdara karşı âdâb var. Ne olacak ne yapması gerekiyor? 00:50:16.560 --> 00:50:26.400 Edep mea'l-ihvân, Müslüman kardeşleri ile ihvan kardeşleri ile edep var, âdâb var, nelere riayet edeceği… 00:50:26.520 --> 00:50:35.720 Ve edep mea'n-nâs var. Çeşit çeşit insanlara karşı nasıl davranılması gerektiğine dair edep var. 00:50:35.880 --> 00:50:43.440 Bu hususta bizim tekkemizin neşriyatı vardır. Bunların yazıldığı kitaplar vardır. 00:50:43.560 --> 00:50:46.800 Kimisi eski harflerledir, kimisi manzumdur. 00:50:47.000 --> 00:50:54.280 Eskiden bunlar böyle muntazaman okunurdu, herkes bilirdi. İnşallah… 00:50:58.200 --> 00:51:04.720 Başka kitaplarda da bunların ilk kitaplarında [ve] ahir kitaplarında bulunması mümkündür. 00:51:04.800 --> 00:51:14.200 İnsan bu adabın hepsine riayet ettiği zaman edepli bir insan olur ve edepten puan kazanır, 00:51:14.240 --> 00:51:18.400 not kazanır, sevap kazanır ve Allah'ın sevgili kulu olur. 00:51:18.160 --> 00:51:25.200 Her yaptığı edepli hareketten dolayı Allah indinde sevgili bir kul olur. 00:51:25.400 --> 00:51:36.600 Allah, insan güzel bir şey yapınca razı olur, kötü bir şey yapınca razı olmaz, memnun olmaz. 00:51:36.760 --> 00:51:43.920 İnsanın yaptığı iyi şeyler çok olursa, Allah'ın razı olduğu şeyler çok olursa 00:51:44.000 --> 00:51:46.280 sonunda o Allah'ın sevgili kulu olur. 00:51:46.320 --> 00:51:53.880 Allah'ın razı olmadığı işleri çok olursa o Allah'ın sevmediği kulu olur. Arada yaptığı iyi şeyler de vardır. 00:51:53.920 --> 00:51:56.240 Namaza da geliyor camiye de geliyor… 00:51:56.240 --> 00:52:03.800 Tamam, gelebilir ama hayat sadece namaz demek değildir, hayat sadece camide değildir. 00:52:03.880 --> 00:52:10.400 Hayat bir bütündür. Hayat uzundur. Hayatın çeşitli safhaları vardır. 00:52:10.400 --> 00:52:15.520 Çeşitli yerlerde, bütün her yerde adaba riayet etmesi lazım. 00:52:15.600 --> 00:52:22.320 Adaba riayet etmek için size hadis kitaplarını okumanızı tavsiye edeceğim. 00:52:22.480 --> 00:52:24.400 Hadis kitapları okuyun. 00:52:24.800 --> 00:52:32.400 Hangi hadis kitaplarını okuyalım derseniz; "Önce Râmûzü'l-ehâdîs kitabını okuyun, bitirin." 00:52:32.800 --> 00:52:37.520 Topluca okuyun, tek okuyun, hızlı okuyun, roman okur gibi önce bir okuyup bitirin, 00:52:37.560 --> 00:52:43.640 ondan sonra biraz daha yavaş okuyun bitirin. Sonra derin derin düşüne düşüne okuyun. 00:52:43.680 --> 00:52:49.840 Eski sahâbe-i kirâm Kur'ân-ı Kerîm'i üç şekilde okurlarmış. Bir; hızlı okumak. 00:52:49.920 --> 00:52:52.840 Ezberi kaçmasın, unutmasın diye. 00:52:52.960 --> 00:53:00.800 Üç günde hatmedenler, bir haftada hatmedenler, 10 günde hatmedenler var. 00:53:00.800 --> 00:53:08.400 Yani 10 günde bitiriyor. Ama muntazam; 10 günde bitiriyor, haftada bitiriyor, üç günde bitiriyor. 00:53:08.160 --> 00:53:11.200 Bir ayda bitirenler var. 00:53:12.760 --> 00:53:19.800 Hz. Ömer, böyle çok hızlı okuyuşun yanında bir de çok derin derin, 00:53:19.880 --> 00:53:23.000 her ayet üzerinde düşüne düşüne okurmuş. 00:53:23.280 --> 00:53:26.600 Böyle kendisine sorulduğu sırada; "Daha Kuran'ın şurasındayım." dermiş. 00:53:26.680 --> 00:53:31.600 Daha başlarında, henüz bitirmemiş. Bu da lazım. 00:53:31.720 --> 00:53:40.160 Çünkü Kur'ân-ı Kerîm hem hızlı okunmalı, hem ezberlenmeli, hem de derin derin düşünülerek okunmalı. 00:53:40.200 --> 00:53:46.480 Onun için insan hızlı okursa umumi bir malumat sahip olur. Ama unutur. 00:53:46.640 --> 00:53:54.640 Bir daha hızlı okursa biraz hafızası tazelenir. Ama bir de yavaş yavaş okursa aklına yer eder. 00:53:54.680 --> 00:53:59.680 Peygamber Efendimiz: "Ezan okunduğu zaman şöyle dua edin." demiş. 00:53:59.760 --> 00:54:07.600 Onu okuyoruz, sevap kazanıyoruz. İnsan yapın dediği şeyleri ezberler. 00:54:07.640 --> 00:54:15.520 Böylece iyi bir Müslüman, görgülü bir Müslüman, bilgili bir Müslüman olması mümkün olur. 00:54:15.880 --> 00:54:21.640 Râmûzü'l-ehâdîs'i okuyun. Riyâzü's-sâlihîn'i okuyun. Niye bunları söylüyorum? 00:54:21.840 --> 00:54:26.360 Bunlar büyük alimlerin yazmış olduğu önemli, derli toplu eserlerdir. 00:54:26.520 --> 00:54:32.800 Râmûzü'l-ehâdîs'i yazan Gümüşhanevi hocamız hazretleri, rahmetullahi aleyh, diyor ki; 00:54:32.280 --> 00:54:36.720 "Bu kitabı okuyun." Hızlı hızlı okuyun, tekrar tekrar okuyun. 00:54:36.720 --> 00:54:41.280 Eskiden bizim tekkemiz de herkes Râmûzü'l-ehâdîs'i alırmış, 00:54:41.360 --> 00:54:48.400 Türkçe tercümesine lüzum kalmadan hızla okurlarmış. Hatmetmek için okurlarmış. 00:54:48.800 --> 00:54:53.920 Hepsi alim, hepsi sakallı, hepsi hoca, hepsi sarıklı, hepsi bilgili, ileri insanlar, 00:54:53.920 --> 00:54:58.560 hepsi sultanların hürmet ettiği kimseler, hızlı okurlarmış. Şimdi biz ne yapıyoruz? 00:54:58.600 --> 00:55:04.400 Bir ayet, bir hadis, iki hadis, üç hadis okuyoruz. Bir vaazımız bitiyor. Bu da lazım. 00:55:04.760 --> 00:55:09.520 Bu da bu zamanda gerekiyor. Ama bir taraftan da hızlı okumalıyız. 00:55:09.680 --> 00:55:17.600 Bu Şaban ayının başında söyledim. Dedim ki; "Şaban ayı Peygamber Efendimiz'in ayı imiş. 00:55:17.800 --> 00:55:21.400 Binâenaleyh Peygamber Efendimiz'e çok salavat getirin 00:55:21.600 --> 00:55:25.600 ve Peygamber Efendimiz'in bir hadis kitabını bu ay içinde hatmedin. 00:55:25.640 --> 00:55:28.120 Râmûz'u hatmedin, Riyâzü's-sâlihîn'i hatmedin." 00:55:30.280 --> 00:55:35.920 Bunları topluca bitirirseniz sonra unuttuğunuzu unutun, ziyanı yok. 00:55:36.000 --> 00:55:42.520 Tekrar okursunuz, geniş okursunuz, ağır ağır okursunuz, bilginiz böylece artar. 00:55:43.400 --> 00:55:56.120 Bir de bütün ayetleri, hadisleri, fıkhın ahkamını bilen büyük alimlerin yazmış olduğu eserler vardır. 00:55:56.120 --> 00:56:04.240 İnsan onları okursa… Mesela Tasavvufi ahlâk, hocamızın hocalığının mahsulüdür, ömrünün mahsulüdür. 00:56:04.320 --> 00:56:11.800 Ömrü boyunca ki emeğinin, bilgisinin sonucunda yazdığı nasihatlerdir. 00:56:11.880 --> 00:56:18.560 Belki her satırının altında; "bu filanca ayetten alınmıştır, bu filanca hadisten alınmıştır." denmiyor. 00:56:18.840 --> 00:56:24.680 Ama koca bir ömür, 80 küsur yıllık bir ömrün tecrübesi onun içinde belirtilmiş. 00:56:24.720 --> 00:56:29.400 Okuyan hayran kalıyor. "Ben okudum hayran kaldım." diye söylüyorum. 00:56:29.480 --> 00:56:34.680 Tamam, Tasavvufi ahlâk'ı okuyun. İmâm Gazâlî'nin İhyâu Ulûm'unu okuyun. 00:56:34.760 --> 00:56:46.920 Çok güzel bir kitaptır. Çok istifade edersiniz. Mübarek bir kitaptır. Böyle şeylerle adabı öğrenin. 00:56:47.000 --> 00:56:51.680 Her anınızda edebe riayetkar olun. 00:56:51.760 --> 00:56:58.240 Nasıl sabahleyin söylediğim gibi horozla bile dalga geçince evliyanın keyfi kaçıyorsa, 00:56:58.320 --> 00:57:04.960 Dalga geçmeden, kalp kırmadan, gönül yıkmadan, kimseyi üzmeden, 00:57:05.000 --> 00:57:10.400 herkesin duasını alarak, herkesi hayra sevk ederek hareket etmek lazım. 00:57:10.120 --> 00:57:15.720 Her anda düşünmek lazım. "Acaba ben ne yapmalıyım? 00:57:15.920 --> 00:57:20.600 Bu anda nasıl yaparsam doğru olur?" diye düşünmesi lazım. 00:57:20.760 --> 00:57:34.160 Allahu Teâlâ hazretleri hepimizi adaba riayet eden, edepli, ârif, zarif, kâmil, olgun, 00:57:34.280 --> 00:57:44.160 sevimli, tatlı, has, halis, temiz Müslümanlar eylesin. Allah hepinizden razı olsun. 00:57:44.200 --> 00:57:47.840 es-Selamu aleyküm ve rahmetu'llahi ve berekatühu… el-Fâtiha…