WEBVTT 00:00:00.125 --> 00:00:04.917 Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ ve senedinâ ve tâcı ruûsinâ ve üsvetine'l-haseneti 00:00:04.943 --> 00:00:12.660 Muhammedini'l-Mustafâ ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebiâhû bi-ihsânin ecmaîne't-tayyibîne't-tâhirîn. 00:00:13.230 --> 00:00:15.668 Aziz ve muhterem kardeşlerim! 00:00:16.836 --> 00:00:24.339 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz hazretlerinin mübarek hadîs-i şerîflerinden bir demet, 00:00:25.420 --> 00:00:35.417 bu gül bahçesinden bir buket size sunmak istiyoruz. Hadîs-i şerîfleri okuyacağız ve izahını yapacağız. 00:00:37.810 --> 00:00:40.613 Bunların izahına başlamadan önce, Peygamber Efendimiz'in ruhuna; 00:00:40.769 --> 00:00:47.276 âl'ine, ashâbına, etbâına, evliyâullah mürşid-i kâmillerimizin, büyüklerimizin ruhuna hediye olsun diye; 00:00:47.645 --> 00:00:52.330 âhirete göçmüş olan cümle -kendi şahsî- geçmişlerimizin ruhlarına hediye olsun, 00:00:52.355 --> 00:00:57.328 ruhları şâd olsun, makamları âlâ olsun diye bir Fâtiha, üç İhlâs-ı Şerîf okuyalım, 00:00:57.381 --> 00:01:05.739 Allah onların kabirlerini pürnûr eylesin, mesrûr eylesin, şâd eylesin, bizleri de sevdiği kullar eylesin, 00:01:05.771 --> 00:01:11.266 iki cihanda cümlemizi aziz ve bahtiyar eylesin. Birinci hadîs-i şerîf... 00:01:12.780 --> 00:01:17.923 İbn Amr diyor, herhalde Abdullah b. Amr İbni'l-Âs radıyallahu anhümâ olmalı. 00:01:17.942 --> 00:01:30.222 Babası da sahabi, kendisi de sahabi. Babası Mısır'ı fetheden komutan, Mısır'da medfun. 00:01:31.530 --> 00:01:38.469 Kendisi de ashâbın en alimlerinden birisi, Abdullah b. Amr İbni'l-Âs. 00:01:38.551 --> 00:01:46.266 Dört tane meşhur Abdullah var. Onlardan birisi Abdullah b. Abbas; Hz. Abbas'ın, 00:01:46.291 --> 00:01:52.702 Peygamber Efendimiz'in amcasının oğlu, bir. Abdullah b. Amr İbni'l-Âs, bu. 00:01:52.877 --> 00:01:59.232 Abdullah b. Ömer İbnü'l-Hattâb, ikinci halife Hz. Ömer'in oğlu Abdullah. 00:01:59.526 --> 00:02:04.905 Abdullah b. Mes'ûd, dördüncüsü. Onlardan birisi oluyor. 00:02:04.980 --> 00:02:14.791 Bu da Mısır'da, Fustat'ta yani Kahire'nin içindeki eski şehirdeki eski Ulucami'nin köşesinde kabri var. 00:02:14.966 --> 00:02:16.872 Allah şefaatlerine erdirsin. 00:02:18.125 --> 00:02:27.125 Bu okuyacağım birinci hadîs-i şerîfte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz biz mü'minleri anlatıyor. 00:02:27.334 --> 00:02:33.210 Allah bizleri imanda dâim eylesin, yolunda dâim eylesin. İbadetlerine müdâvim eylesin. 00:02:33.899 --> 00:02:38.184 Mü'min kullar olarak yaşıyoruz; mü'min-i kâmil olarak yaşayıp 00:02:38.736 --> 00:02:46.929 imân-ı kâmil ile hayatımızın sona ermesinden sonra sevdiği razı olduğu kul olarak cennete girmeyi, 00:02:47.110 --> 00:02:51.581 âhirete varıp cennetiyle cemâliyle müşerref olmayı Allah cümlemize nasip eylesin. 00:02:51.794 --> 00:02:57.994 Vellezî nefsü Muhammedin bi-yedihî inne mesele'l-mü'mini ke-meseli'l-kıt'ati mine'z-zehebi 00:02:59.130 --> 00:03:05.841 yenfuhu aleyhâ sâhibuhâ fe-lem yeteğayyer ve lem tenkus. 00:03:06.197 --> 00:03:11.657 Vellezî nefsî bi-yedihî inne mesele'l-mü'mini ke-meseli'n-nahleti 00:03:11.732 --> 00:03:16.224 ekelet tayyiben ve vadaat tayyiben lem tükser ve lem tefsüd. 00:03:16.593 --> 00:03:22.480 Peygamber Efendimiz bizleri çok güzel iki benzetme ile taltif ediyor. 00:03:22.853 --> 00:03:28.721 Vellezî nefsü Muhammedin bi-yedihî. "Muhammed'in canı elinde olana yemin olsun ki." 00:03:29.390 --> 00:03:32.643 Bu, Peygamber Efendimiz'in yemin ediş şekillerinden birisidir. 00:03:32.693 --> 00:03:36.745 Kendisini üçüncü bir şahısmış gibi adını söyleyerek anar; 00:03:37.258 --> 00:03:41.428 "Muhammed'in canı elinde olan Allah'a yemin olsun ki." 00:03:41.653 --> 00:03:45.338 Tevâzuan, sanki kendisi başka bir şahısmış gibi, 00:03:47.218 --> 00:03:52.341 bir üçüncü şahısı anlatıyor gibi anlatarak bir yemin ediş tarzı var. 00:03:52.366 --> 00:03:58.373 "Şu Muhammed'in -yani kendisini kasdediyor- canı elinde olan Allah'a yemin olsun ki... 00:03:59.280 --> 00:04:03.908 Nefsim elinde olan Allah'a yemin olsun ki ..." Nefisten murad burada, "hayat, can" demektir. 00:04:03.960 --> 00:04:08.430 "Muhammed'in canı Allah'ın elinde" ne demek? Tabii hepimizin canı Allah'ın elinde. 00:04:08.640 --> 00:04:18.560 Bu ne demek? İsterse ömür verir, yaşatır; isterse o anda canını alır, insan âhirete gider. 00:04:18.729 --> 00:04:26.149 Yaşamı veren, hayatı veren, insanı bunca imkânlarla yaşatan Allah. 00:04:26.643 --> 00:04:32.500 Burada tabii her şeyin Allah'tan olduğuna, her nimetin Allah'tan geldiğine, 00:04:32.119 --> 00:04:37.688 hayatımızın da Allah'ın bir ikrâmı olduğuna [dair bir] ifade var. Bir taraftan da şükür var. 00:04:37.825 --> 00:04:43.410 Bir taraftan da itaatin sebebi anlatılmış oluyor. 00:04:43.818 --> 00:04:50.655 Bizi yaratan, nimetleri veren, hayatımızı veren Allah; o halde her şeyi bize veren 00:04:50.774 --> 00:04:57.306 Allah'a da bizim elbette tam O'nun istediği gibi kulluk etmeye çalışmamız lazım. 00:04:57.520 --> 00:05:02.502 Ona da bir işaret olmuş oluyor. "Şu Muhammed'in canı elinde olan Allah'a yemin olsun ki..." 00:05:02.771 --> 00:05:09.997 "Muhammed'i yaşatan, dilerse her şeyi yapmaya kâdir olan o yüce Mevlâ'ya yemin olsun ki..." 00:05:10.116 --> 00:05:18.940 İnne mesele'l-mü'mini ke-meseli kıt'ati mine'z-zehebi. "Müslüman bir altın parçasına benzer." 00:05:19.697 --> 00:05:23.850 Ne bakımdan benzer? Benzetmelerde bir benzetmenin yönü olur. 00:05:24.250 --> 00:05:27.544 Mesela; "Adam gül gibi adam." Ne demek? 00:05:27.938 --> 00:05:32.738 Gülün yaprakları ne kadar güzelse, gül ne kadar [güzelse o da öyle güzel.] 00:05:32.876 --> 00:05:39.960 Veya; "Gül gibi karısının kıymetini bilmedi de şöyle yaptı, böyle yaptı…" 00:05:40.479 --> 00:05:46.212 Benzetmede bir benzetmenin şekli vardır. "Gül nasıl güzelse o da öyle güzel" gibi... 00:05:46.694 --> 00:05:55.540 Mü'min de bir parça altın gibidir. Ke-meseli kıt'ati mine'z-zehebi. "Altından bir parça gibidir." 00:05:55.949 --> 00:06:00.858 Hangi yönden? Yenfuhu aleyhâ sâhibuhâ. 00:06:01.154 --> 00:06:06.673 "Altın eğrilse, bükülse, kullanılmış olsa, hurda altın olsa bile, 00:06:06.860 --> 00:06:16.878 sahibi onu ocağa koyup ocağı ısıttığı zaman, üfürdüğü, körükle ocağı kuvvetlendirdiği zaman..." 00:06:17.186 --> 00:06:27.153 Fe-lem yeteğayyer. "Erir ama değişmez. Kıymeti aynı kıymette kalır." 00:06:27.384 --> 00:06:32.377 Ve lem tenkus. "Miktarı da azalmaz, aynen miktarı devam eder." 00:06:32.836 --> 00:06:38.170 Hurda da olsa, eritilse de, yeni bir şekil verilse de altın her zaman altındır. 00:06:38.480 --> 00:06:44.634 Mü'min de altın gibidir; hangi hâle girerse girsin, mü'min altın gibi kıymetlidir. 00:06:44.934 --> 00:06:48.376 Bu güzel bir benzetme. İnsan mü'min oldu mu, hakikaten 00:06:48.750 --> 00:06:52.575 hayatın her hâlinde Allah'a kulluğunu güzel yapar. 00:06:52.596 --> 00:06:59.322 Zenginse şükrünü edâ eder, malıyla hayır hasenât yapar, eserler bırakır; 00:06:59.547 --> 00:07:07.375 binalar, camiler, Kur'an kursları, çeşmeler, köprüler [yaptırır.] Tarih boyunca ülkemizde yapılan, 00:07:08.306 --> 00:07:13.491 istifade ettiğimiz, hatta istifade ederken kimin yaptığını dahi bilmediğimiz birçok eser 00:07:14.491 --> 00:07:19.387 hayır sahiplerinin eseridir. Mecburî değil, devlet yapmamıştır, devlet eliyle yapılmış değildir; 00:07:19.468 --> 00:07:25.610 bir paşanın, bir ağanın, bir padişahın eseridir, hayrına yapmıştır. 00:07:25.426 --> 00:07:29.817 Zenginse hayır yapar. Fakirse sabreder. Harama sapmaz. 00:07:30.484 --> 00:07:33.406 Hasta olsa; "Elhamdülillah, çok şükür iyiyim." der. 00:07:33.682 --> 00:07:38.276 Sıhhatli olsa; "Çok şükür, Allah bana sıhhat âfiyet verdi." der. Nimetin kadrini bilir. 00:07:38.586 --> 00:07:42.548 Belaya tahammül eder. Her hâli güzel; altın gibi. 00:07:42.815 --> 00:07:49.121 Altın da öyledir; hangi şekilde olsa kıymetinden bir şey kaybetmiyor. Mü'min de öyledir. 00:07:49.159 --> 00:07:53.719 Mü'min zenginse hayır yaptığı için sevap kazanır, derecesi yükselir. 00:07:53.794 --> 00:07:56.941 Fakirse sabreder, sevap kazanır, derecesi yükselir. 00:07:57.716 --> 00:08:02.430 Sıhhatliyse şükreder, şükründen dolayı sevap kazanır. 00:08:02.501 --> 00:08:06.353 Nimet bulduğu zaman yer, ondan dolayı sevap kazanır. 00:08:06.791 --> 00:08:09.556 Hasta olduğu zaman sabreder, sevap kazanır. 00:08:09.863 --> 00:08:15.236 Nimet bulamadığı zaman, yemediği, oruç tuttuğu zaman, sabrettiğinden yine sevap kazanır. 00:08:15.555 --> 00:08:20.815 Yani mü'minin sırtı yere gelmez. Allah'ın bize verdiği en büyük nimet İslâm nimetidir. 00:08:20.983 --> 00:08:26.500 Çok şükür ki, elhamdülillah, müslümanız. İslâm'dan büyük nimet olmaz. 00:08:26.338 --> 00:08:32.799 İnsan mü'min olunca her hâlükârda sevap kazanır. Kâfir olunca bütün bunların hepsi elinden gider. 00:08:33.168 --> 00:08:39.516 Kâfirin hayrı da hasenâtı da kabul olmaz. Bu diyarlarda geziyoruz, görüyoruz; 00:08:39.610 --> 00:08:48.483 kâfirlerin yaptığı hayırlar var, hasenât var, kendi akıllarınca yaptıkları eserler var; 00:08:48.565 --> 00:08:54.404 kiliseler, okullar, hastaneler var. İman olmayınca Allah hiçbirini kabul etmiyor. 00:08:55.884 --> 00:09:02.139 İbadetlerin, hayırların kabul olmasının ilk ön şartı mü'min olmaktır. 00:09:02.196 --> 00:09:04.700 Mü'min olmadığı zaman hepsi boşa gidiyor. 00:09:04.750 --> 00:09:12.105 Çünkü öyle büyük suçlar işliyor ki bu yaptığı hayırlar o suçların yanında küçük kalıyor. 00:09:12.487 --> 00:09:20.640 Onun için, üzerimizdeki nimetlerin en büyüğü müslüman olmamızdır, İslâm nimetidir. 00:09:20.562 --> 00:09:24.130 Elhamdülillah ki müslümanız, mü'miniz. Allah'a hamd ü senâlar olsun! 00:09:24.380 --> 00:09:30.313 Bu hadîs-i şerîf çok güzeldir. Altını hangi kalıba dökersen dök, ister eski olsun, ister yeni; 00:09:30.494 --> 00:09:36.400 toprağın altında kalsa asırlar sonra çıkıyor, bakır para yemyeşil olmuş, çürümüş; 00:09:36.599 --> 00:09:43.570 altın pırıl pırıl duruyor. Biraz toprağını [temizliyorsun;] yine pırıl pırıl altın. 00:09:45.820 --> 00:09:48.993 Elhamdülillah alâ ni'meti'l-İslâm. İkinci bir benzetme yapıyor: 00:09:49.123 --> 00:09:52.426 Vellezî nefsî bi-yedihî. "Canım elinde olana yemin olsun ki." 00:09:52.519 --> 00:09:57.473 Yine hayatını Allah'ın verdiğini düşünerek Allah'a öyle yemin ediyor: 00:09:57.819 --> 00:09:59.954 "Beni yaşatan Allah'a yemin olsun ki." gibi... 00:10:00.965 --> 00:10:06.926 İnne mesele'l-mü'mini ke-meseli'l-nahleti. "Müslüman bal arısına benzer." 00:10:07.305 --> 00:10:13.922 Ekelet tayyiben. "Bal arısı çiçek çiçek dolaşır, her çiçeğin en güzel yerini alır." 00:10:14.331 --> 00:10:21.650 Biz küçükken 'ballı baba' derdik; arsalarda eflatun renkli çiçekler vardı, onun çiçeğini çekerdik, 00:10:21.114 --> 00:10:25.968 'hüp' yapardık, hafif bir tat gelirdi. Ballı baba çiçeği... 00:10:26.461 --> 00:10:29.981 Arı bizim bu yaptığımız şeyi her çiçekte yapıyor. 00:10:30.600 --> 00:10:37.453 Her çiçeğin içine giriyor, dibine hortumunu sokuyor; o tatlıyı alıyor. Çiçek de vaziyetten memnun. 00:10:37.877 --> 00:10:42.220 Çiçek özellikle arının kendisine gelmesini istiyor. 00:10:42.303 --> 00:10:49.871 Hatta süsleniyor, bezeniyor; renkler, kokular hep arıyı çekmek için... Neden? 00:10:49.953 --> 00:10:58.570 Arı ona geldiği zaman oradaki çiçek tozlarını alıyor, öbür çiçeğe gittiği zaman oraya aşılıyor; 00:10:58.613 --> 00:11:04.877 böylece çiçeklerin aşılanma işi oluyor. Arı o kadar büyük faydalar sağlıyor ki… 00:11:04.964 --> 00:11:14.763 Mesela arılar ve böyle çiçekten çiçeğe gezen uçucu böcekler olmasa meyveler aşılanmaz; 00:11:14.825 --> 00:11:19.320 elması, armudu, vesairesi olmaz. Aşılanma işlemini yapıyor. 00:11:19.311 --> 00:11:24.345 Onun için, her çiçek arının gelmesini ister. 00:11:25.757 --> 00:11:31.120 Arıya ikrâm olsun diye aşağıda öyle bir tatlı da hazırlıyor, o da arıya ikrâmı... 00:11:31.173 --> 00:11:36.504 Arı oradaki tatlıya tamah ediyor, uçarak geliyor, o tatlıyı çekiyor. 00:11:36.585 --> 00:11:45.729 Ekelet tayyiben. Arı güzel, tatlı, temiz şeyleri yiyor. Sinek olsa pisliğe konar. 00:11:46.290 --> 00:11:52.337 Karga olsa, akbaba [olsa] leşe konar. Akbabayı gördün mü belli ki orada bir hayvan ölmüştür. 00:11:52.492 --> 00:11:59.907 Ama arı tertemiz bir şey yiyor. Ekelet tayyiben ve vadaat tayyiben. 00:12:01.276 --> 00:12:06.298 Yedikten sonra arının ortaya koyduğu mahsül de bal. O da güzel. 00:12:06.411 --> 00:12:11.515 Yediği de güzel, imal ettiği de güzel. Müslüman da öyledir. 00:12:11.728 --> 00:12:17.274 Her şeyi güzeldir; ortaya koyduğu sonuç da, eser de güzeldir. 00:12:17.514 --> 00:12:26.214 Lem tükser ve lem tefsüd. "Hem de arı bindiği dalı, konduğu çiçeği kırmaz." 00:12:26.568 --> 00:12:30.787 Lem tükser. "Kırmaz." Ve lem tefsüd. "Bozmaz." 00:12:31.165 --> 00:12:36.404 Yani düzenini târumâr etmez, berbat etmez, kırmaz. 00:12:36.667 --> 00:12:42.365 Güzelce gelir, birçok hayırlı iş yapar, oradan yer, alır alacağını, 00:12:42.433 --> 00:12:46.596 taşır, ondan sonra da kovanda güzel bal yapar, bize verir. 00:12:46.646 --> 00:12:52.756 Kendisinin ihtiyacından çok fazlasını yapıyor. Arıcılar hem arıyı besliyorlar, 00:12:52.756 --> 00:12:58.638 hem de fazlasını alıyorlar; insanlar da istifade ediyor, sayesinde bal yiyorlar. 00:12:58.819 --> 00:13:04.625 Demek ki bu hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz'in müslümanı övdüğünü görüyoruz. 00:13:05.199 --> 00:13:06.732 Müslüman altına benzer. 00:13:08.403 --> 00:13:20.280 Altını eriten adam ocağa koysa, üflese, körüklese, eritse bile bozulmaz ve azalmaz, uçmaz, gitmez. 00:13:20.456 --> 00:13:28.574 Toprağa düşse bir şey olmaz. Bir taraftan müslüman arıya benzer; aldığı güzeldir, verdiği güzeldir. 00:13:28.647 --> 00:13:36.306 Müslümanın aldığı nedir? Bilgileri toplar, öğrenir; olayları inceler, ibret alır. 00:13:36.399 --> 00:13:43.905 Çünkü her olaydan insanın ibret alması lazım. Fa'tebirû yâ uli'l-ebsâr diyor Kur'ân-ı Kerîm. 00:13:43.980 --> 00:13:50.944 "Ey gözleri olan göz sahibi insanlar, gördüğünüz şeylerden ibret alın! Şu anlatılan olaydan ibret alın." 00:13:51.396 --> 00:13:54.807 Müslüman her olaydan ibret alır, dersini çıkartır. 00:13:54.944 --> 00:14:04.884 Bakışı ibretlidir, duyuşu ibretlidir, düşünmesi müspettir. Müslüman birçok şeyi öğrenir. 00:14:05.300 --> 00:14:12.725 Kulağından eski bilgileri alarak, gözüyle görerek, kulağıyla işiterek, okuyarak birçok bilgiyi alır. 00:14:12.781 --> 00:14:21.321 Bu, arının her çiçekten bal toplamasına benzer. Müslüman, gayrimüslimden bile istifade eder. 00:14:21.884 --> 00:14:27.558 Müslüman, edepsizden bile istifade eder. Lokman Hekim'e, mübareğe sormuşlar: 00:14:27.807 --> 00:14:34.244 "Bu kadar güzel ahlâkı, bu kadar güzel âdâbı, bu kadar tatlı tatlı huyları, edebi nereden öğrendin?" 00:14:34.793 --> 00:14:42.780 "Edepsizlerden öğrendim." demiş. İnsan edepsizden edebi nasıl öğrenir? 00:14:42.831 --> 00:14:48.420 "Kelin merhemi olsa kendi başına sürer." derler. O edepsizden o edebi nasıl öğreniyor? 00:14:48.650 --> 00:14:52.274 Bu adam bu edepsizliği yaptığı zaman, uzaktan inceleniyor; 00:14:52.524 --> 00:14:57.176 "Bak bu iyi olmadı, ben bundan hoşlanmadım. O halde ben bu kötü şeyi yapmayayım." diyor. 00:14:57.314 --> 00:15:02.273 Böylece olumsuz bir olaydan bile olumlu bir sonuç çıkartıyor. Müslüman böyledir. 00:15:02.486 --> 00:15:11.217 Her şeyi alır, alır, alır; ibretleri alır, kafasında evirir, çevirir, tefekkür eder; bilgileri öğrenir, 00:15:11.422 --> 00:15:15.692 dinî ilimleri öğrenir. Bunlar arının bal toplamasına benzer. 00:15:15.949 --> 00:15:21.333 Ondan sonra konuşacağı zaman hayır söyler, nasihat eder, iyi fikirler söyler, 00:15:21.452 --> 00:15:27.606 faydalı işlerin yapılmasını teklif eder. O halde ortaya koyduğu da arının balı gibidir. 00:15:27.987 --> 00:15:36.997 Mü'minin sözü de güzeldir, arkadaşlığı da güzeldir, ahbaplığı da güzeldir, 00:15:37.310 --> 00:15:42.417 ortaya koyduğu eserler de güzeldir, davranışları da güzeldir, her şeyi güzeldir. 00:15:42.847 --> 00:15:49.469 Onun için, Allah'ın bizi müslüman etmesine ne kadar hamd edersek, şükredersek azdır. 00:15:49.581 --> 00:15:55.377 En büyük nimet İslâm nimetidir. Allah bizi bu nimette şu anda yaşatıyor, 00:15:55.521 --> 00:16:01.420 bu nimetle ömrümüzü devam ettirmemizi nasip etsin. Mü'min olarak âhirete göçmeyi nasip eylesin. 00:16:01.451 --> 00:16:06.669 Cennetiyle cemâliyle müşerref eylesin. Bir hadîs-i şerîf bu. İkinci hadîs-i şerîf: 00:16:07.704 --> 00:16:17.110 Vellezî nefsi bi-yedihî lâ tedhulûne'l-cennete hattâ tü'minû. Ve lâ tü'minû hattâ tehâbbû. 00:16:17.291 --> 00:16:23.144 Evelâ edullüküm alâ şey'in izâ fealtumûhu tehâbebtüm? Efşü's-selâme beyneküm. 00:16:23.357 --> 00:16:33.116 Bu da sahih hadis kitaplarında, mesela Müslim'de, Ebû Dâvud'da, Tirmizî, İbn Mâce'de, -ki bunlar 00:16:33.291 --> 00:16:41.221 en sahih hadis kitaplarıdır- Ahmed b. Hanbel'in eserinde, İbn Hibban'da vardır. 00:16:41.664 --> 00:16:47.109 Ebû Hüreyre'den ve İbn Mes'ûd'dan rivayet edilmiştir. Peygamber Efendimiz yine yemin ediyor: 00:16:47.171 --> 00:16:51.505 Vellezî nefsi bi-yedihî. "Canım elinde olan Allah'a yemin olsun ki." 00:16:51.639 --> 00:16:58.746 "Hayatım O'na bağlı, O'nun emrine bağlı, takdirine bağlı olan Allah'a yemin olsun ki..." 00:16:59.146 --> 00:17:02.580 Lâ tedhulûne'l-cennete hattâ tü'minû. 00:17:02.146 --> 00:17:09.985 "İman etmedikçe, mü'min olmadıkça cennete giremeyeceksiniz, giremezsiniz." 00:17:10.603 --> 00:17:14.147 Bir insanın cennete girişi, şartı nedir? Mü'min olması. 00:17:14.587 --> 00:17:17.200 Mü'minden başkası cennete girecek mi? Girmeyecek. 00:17:17.597 --> 00:17:21.811 O halde, sık sık sorulan bir sorunun cevabı bu hadîs-i şerîfte var: 00:17:22.229 --> 00:17:26.224 "Edison cennete girecek mi?" Girmeyecek. Neden? 00:17:26.505 --> 00:17:31.670 Hıristiyan öldü. Müslüman olduğunu ilan etmedi. Girmeyecek. 00:17:31.267 --> 00:17:36.267 Mü'min olmadıkça cennete girmeyecek. Hıristiyanlar mü'min mi, değil mi? 00:17:36.384 --> 00:17:39.799 Hıristiyanlar maalesef kâfir oldular. Neden? 00:17:40.167 --> 00:17:43.318 Allah'ın peygamberine "Allah'ın oğlu" dediler, haça taptılar. 00:17:43.997 --> 00:17:48.543 Ondan sonra, Peygamber-i Zîşânımız âhir zaman peygamberi olarak geldi, 00:17:48.968 --> 00:17:55.259 Allah'ın gönderdiği son peygamberi, Hz. İsa'nın müjdelediği, "Gelince itaat edin." dediği peygamberi 00:17:55.320 --> 00:17:57.396 kabul etmediler. Onun için kâfir oldular. 00:17:57.421 --> 00:18:02.975 Lekad kefere'llezîne kâlû inna'llâhe hüve'l-Mesîhu'bnu Meryem. 00:18:05.502 --> 00:18:14.300 "'Meryem'in oğlu İsa Mesih tanrıdır.' diyenler kâfir oldular." Bu bir âyet-i kerîme... 00:18:15.127 --> 00:18:20.628 Lekad kefere'llezîne kâlû inna'llâhe sâlisü selâsetin. 00:18:20.741 --> 00:18:29.573 Triniteye inanan, "Allah üçtür" diyen, onlar da kâfir oldular! Bu da Katolikler'in inancıdır. 00:18:29.669 --> 00:18:42.461 Triniteye inanıyorlar. Hatta Trinity kilisesi var. İngilizce Trinity Church diyorlar. 00:18:42.498 --> 00:18:46.962 Onların kâfir oldukları kesin. Demek ki mü'min olacak. 00:18:47.600 --> 00:18:55.404 Tabii putperest girmeyecek, edepsiz girmeyecek, katil girmeyecek, vs. vs. girmeyecek de, 00:18:55.710 --> 00:19:02.425 mü'minlerden yani müslüman zümreden de iman etmedikçe cennete girmeyecek. 00:19:03.602 --> 00:19:10.591 Hiç kimse cennete imansız giremez, ancak mü'min olmak şartına sahip olanlar cennete girerler. 00:19:10.960 --> 00:19:15.808 Ve lâ tü'minû hattâ tehâbbû. Bu mü'min olmanın şartı da... 00:19:16.680 --> 00:19:21.714 "Ben Allah'a inandım. Ama kimseyle konuşmuyorum, kimseyi sevmiyorum, kimseye karışmıyorum..." 00:19:21.820 --> 00:19:28.910 Olmaz! "Birbirinizi sevmedikçe de hakiki mü'min olamazsınız." Mü'min, mü'mini sevecek. 00:19:29.672 --> 00:19:34.315 Sen Çeçenliler'i tanıyor musun? Tanımıyorum. Ama seviyorum, korumaya çalışıyorum. 00:19:34.626 --> 00:19:39.649 Yardım ettiler. Anadolu'dan birçok kimse, kalktılar, orada cihat ettiler. 00:19:39.687 --> 00:19:48.640 Şehit olanların bir kısmı onlardan... Adapazarı'ndan, Hendek'ten, Düzce'den, Akyazı'dan 00:19:48.672 --> 00:19:55.327 nice kardeşlerimiz Çeçenistan'a savaşmaya gitti. Bosna'ya, Hersek'e savaşa gittiler, şehit oldular. 00:19:55.427 --> 00:20:02.830 Bizim kardeşlerimizden, ihvânımızdan şehit olanlar var. Mü'min mü'mini sever, nerede olursa olsun... 00:20:02.954 --> 00:20:09.253 Filipinler'de müslümanlar var. Endonezya'nın falanca yerinde müslümanlar var. 00:20:09.781 --> 00:20:20.330 Burma'da, Tayland'da, Vietnam'da müslümanlar var. Biz bilmiyorduk! Biz çok kusurlu müslümanlarız! 00:20:20.952 --> 00:20:27.857 Dünyadaki müslümanların bir sayımını yapmamışız. Nerede olduğundan haberimiz yok. 00:20:28.372 --> 00:20:32.798 Vietnam harbi oldu bitti; Çinliler'le Amerikalılar çarpıştı, 00:20:33.920 --> 00:20:37.441 arada Vietnamlılar da geldi gitti, hiç umursamadık. 00:20:37.491 --> 00:20:42.663 Ama sonradan öğrendik ki Vietnam'da müslümanlar da varmış. Vay... Hiç haberimiz olmadı. 00:20:43.738 --> 00:20:49.139 Sonra Tayland'da kaç milyon müslüman var. Bana geldiler, beni davet ettiler: 00:20:49.407 --> 00:20:56.370 "Buraya gelin hocam. Sizden hoca istiyoruz, bize hoca gönderin, İslâm'ı anlatsın." dediler. 00:20:56.930 --> 00:21:00.764 "Sizin yanınızda, yakınınızda komşunuz Hindistan var, Hint müslümanları var. 00:21:00.895 --> 00:21:03.272 Pakistan var, Pakistan müslümanları var. 00:21:03.429 --> 00:21:09.316 Bangladeş var, Bangladeş'de müslümanlar var." dedim. "Yok, biz Türk hoca istiyoruz." [dediler.] 00:21:09.355 --> 00:21:15.645 Türkler'in [oralarda] çok itibarı var, biz bilmiyoruz. Fakat gezince insan anlıyor; 00:21:15.882 --> 00:21:17.653 Türkler'in dedelerimizden dolayı çok büyük itibarı var. 00:21:17.809 --> 00:21:23.368 Dedelerimizi çok seviyorlar, Osmanlı'yı seviyorlar; ondan dolayı bizi seviyorlar. 00:21:23.798 --> 00:21:30.398 Bizi çok kahraman, çok fedakâr, çok dindar, çok iyi müslüman biliyorlar, onun için çok seviyorlar. 00:21:31.639 --> 00:21:37.190 "Ben Türküm" dediğiniz zaman [çok seviniyorlar.] Balkanlar'da, Arnavutluk'ta, 00:21:37.303 --> 00:21:43.614 Yugoslavya'da, Bosna'da, Hersek'te ahâli; "Elhamdülillah, ben Türküm." der. 00:21:44.410 --> 00:21:52.753 Müslümansa öyle diyor. O kadar sevgi var. Birbirimizi tanıyacağız ve seveceğiz. 00:21:53.330 --> 00:22:00.899 Artık yirminci yüzyılın çağdaş imkânlarına sahibiz. Bak, konuşmamız başka bir yerde seyredilebiliyor, 00:22:01.800 --> 00:22:07.574 âletleri kullanıyoruz, otomobillere, uçaklara biniyoruz, bilgisayar kullanıyoruz, 00:22:07.656 --> 00:22:17.204 çocuklarımızı okutuyoruz... İleri bir cihaz görünce artık şaşırmıyoruz, öğreniyoruz. 00:22:17.292 --> 00:22:19.892 Elhamdülillah, kimseden eksiğimiz yok. 00:22:19.940 --> 00:22:25.364 Türkiye'de de bazı şeyleri imal ediyoruz, bazı şeyleri yapar duruma geldik, ihraç ediyoruz. 00:22:25.763 --> 00:22:28.228 Dünyanın her tarafına dağılmışız, çalışıyoruz. 00:22:28.477 --> 00:22:31.177 İşte buraya ilk önce babalarımız, dedelerimiz işsizlikten, 00:22:31.427 --> 00:22:34.880 Türkiye'de geçim zor olduğundan kalktılar, işçi olarak geldiler. 00:22:35.000 --> 00:22:42.419 Vasıfsızdı, yani usta değillerdi, tahsilleri yoktu, Almancaları yoktu, teknik bilgileri yoktu. 00:22:42.457 --> 00:22:48.173 Ama bir nesil sonra çocukların kimisi bilgisayarcı oldu, kimisi falanca okulu bitirdi, 00:22:48.223 --> 00:22:55.665 kimisi iş sahibi oldu, patron oldu… Kaç bin tane patron varmış Almanya'da? Elhamdülillah, 00:22:56.586 --> 00:23:05.920 30 bin tane mi dediler, daha fazla mı, rakamları unutuyorum... İşçi olarak geldiler, ondan sonra 00:23:05.919 --> 00:23:11.837 insan çalıştırmaya, özel olarak, kimsenin emrinde olmadan para kazanmaya başladılar. 00:23:12.354 --> 00:23:15.249 Çok şükür, elhamdülilllah, şimdi geniş imkânlarımız var. 00:23:15.767 --> 00:23:22.522 Dünyanın her yerindeki müslüman kardeşimizi bileceğiz, yardımcı olacağız, destekçi olacağız. 00:23:23.235 --> 00:23:26.996 Somali'de açlık var; gideceğiz, gıda yardımı yapacağız. 00:23:27.366 --> 00:23:35.659 Sudan'da, kenardaki köşedeki düşmanlar saldırıyorlar; gideceğiz, yardımcı olacağız. 00:23:36.340 --> 00:23:39.520 Çeçenistan'da Ruslar zulüm yapıyor; gideceğiz, yardımcı olacağız. 00:23:39.876 --> 00:23:47.641 Bosna-Hersek'te Sırplar Avrupa'nın, NATO'nun desteğiyle, himayesiyle haksızlıklar ediyorlar; 00:23:47.941 --> 00:23:51.949 gideceğiz, biz de orada yardımcı olacağız. Birbirimizi seveceğiz. 00:23:52.421 --> 00:23:57.170 "Hocam, seveyim ama bazen de severken kızıyorum; 00:23:57.208 --> 00:24:01.470 çünkü herif şöyle yapıyor, böyle yapıyor, kızdırıyor, sevimsiz!" Tamam. 00:24:01.589 --> 00:24:08.539 Dikensiz gül olmaz; kusuru da olsa seveceğiz. Bir insanın mü'min olması meziyet olarak kâfidir. 00:24:08.551 --> 00:24:13.830 Kusurlu olabilir. Kusurunu düzelteceksin. Suçlu olabilir, günahkâr olabilir. 00:24:13.396 --> 00:24:18.328 Günahından döndürmeye çalışacaksın. Yalvaracaksın, yakaracaksın, uğraşacaksın, 00:24:18.362 --> 00:24:22.136 didineceksin, çırpınacaksın; onu doğru yola çekmeye çalışacaksın. 00:24:22.317 --> 00:24:29.319 Bizim şu yaşadığımız Almanya'da çok büyük görevimiz var. 00:24:29.376 --> 00:24:33.170 Çünkü arkadaşlarımızın bize bildirdiğine göre; 00:24:33.596 --> 00:24:44.761 çocuklarımız %1-1,5 nispetinde -%1, %2'yi bile bulmuyor- istenilen şekilde oluyor. 00:24:44.761 --> 00:24:55.370 Burada 2,5 milyon Türkiye'den gelmiş kardeşimiz var; ama çocuklarını incelediğimiz zaman, 00:24:55.437 --> 00:25:02.862 300 çocuktan üç tanesi istediğimiz gibi hayırlı evlat oluyor; namazlı niyazlı, 00:25:02.920 --> 00:25:06.439 ibadetinde taatinde, anasını babasını memnun eden... 00:25:06.627 --> 00:25:14.628 Babası camiye giderdi, takvâ ehli insandı, çocuk da öyle; üç tanesi... %1-1,5... 00:25:14.746 --> 00:25:19.334 Geriye kalanı babası gibi olamamış, babası kadar müslüman değil; 00:25:19.365 --> 00:25:28.484 babası namazlı niyazlı ama çocuk gevşek, başka yerlere alışmış, başka kafadan, başka türlü yetişmiş, 00:25:29.800 --> 00:25:38.578 zihniyeti farklılaşmış; kayboluyor. 17 yaşından sonra da çocuklar devletin himayesine giriyormuş, 00:25:38.622 --> 00:25:44.805 baba baskı yapamıyormuş. Ondan sonra biraz daha kendi bildiklerine göre hareket ediyorlarmış. 00:25:44.824 --> 00:25:50.360 Baskı olursa icabında gidip devlete sığınıyorlarmış, diye duyuyoruz. 00:25:50.590 --> 00:26:00.200 O çocukların kurtulması için, buradaki bilgisi az olan kardeşlerimizin bilgilenmesi için çalışmamız lazım. 00:26:00.443 --> 00:26:08.375 Buradaki ahâlinin %10'u camilere gidip geliyormuş; düğünde, bayramda, Cuma'da vesairede... 00:26:08.798 --> 00:26:15.705 %90'ı camiyle ilgili değilmiş. Bu fena! Camiyle ilgili olmamak olur mu?! 00:26:16.670 --> 00:26:24.330 Ben Almanya'da gezerken görüyorum; ara sokaklara, caddelere girdiğim oluyor, 00:26:24.871 --> 00:26:28.639 köylere gittiğim oluyor, bir arkadaşı ziyaret edeceğiz filan diye... 00:26:28.764 --> 00:26:34.496 Bakıyorum; tarlaların arasında 5-10 tane ev var, bir kilise var; 00:26:34.740 --> 00:26:39.761 ondan 300 metre ileride 5-10 ev daha var, bir kilise daha var; ondan biraz daha ileride... 00:26:39.836 --> 00:26:43.772 Yani o kadar sık. Şehrin içinde de sık, köylerde de sık. 00:26:43.920 --> 00:26:50.212 Benim anladığım kadarıyla eski devirde bu adamlar kiliselerin etrafında yaşamışlar, 00:26:50.306 --> 00:26:56.761 kiliseyle iç içe yaşamışlar, kilise bunların hayatlarının vazgeçilmez bir parçası. 00:26:57.525 --> 00:27:05.556 Ama şimdi nasıl, bilmiyorum. Fakat bizim kardeşlerimizin, buraya gelen insanların 00:27:05.681 --> 00:27:15.221 %90'ı eğer cami ile hiç ilgili değilse, eğer 300 çocuktan üç tanesi istediğimiz durumdaysa, 00:27:15.264 --> 00:27:19.360 demek ki yardıma ihtiyaç var, büyük bir çalışmaya ihtiyaç var. 00:27:19.398 --> 00:27:23.490 Müslüman müslümanı sever; kusurluysa kusurunu düzeltmeye çalışır, 00:27:23.690 --> 00:27:26.527 sapıtmışsa doğru yola çekmeye çalışır, 00:27:26.833 --> 00:27:31.341 cehenneme doğru gidiyorsa cennete girmesini sağlamaya çalışır. "Aman kardeşim! 00:27:31.522 --> 00:27:35.568 Uçuruma doğru gidiyorsun, etme eyleme; o tarafa gitme, bu tarafa gel!" 00:27:35.693 --> 00:27:41.897 Bir çalışma yapmak lazım. Sevginin sonucu budur. 00:27:43.711 --> 00:27:49.212 Selam vermek lazım. Şimdi burada geçecek; "Birbirinizi sevmedikçe mü'min olamazsınız..." 00:27:49.317 --> 00:27:54.500 Evelâ edullüküm alâ şey'in izâ fealtumûhu tehâbebtüm? 00:27:54.281 --> 00:28:00.359 "Birbirinizi sevmeniz için size bir çare söyleyim mi, yaptığınız zaman sevginiz artar?" 00:28:00.509 --> 00:28:05.490 Efşü's-selâme beyneküm. "Aranızda selâmı yayın, yaygınlaştırın." 00:28:05.971 --> 00:28:12.475 "Selam verin, tanışın, bilişin, birleşin, sevişin, birlikte çalışın." mânasına. 00:28:12.668 --> 00:28:18.526 Hocamız derdi ki: Mesela adam -diyelim ki- denize düşmüş, sen de oradan geçiyorsun. 00:28:19.151 --> 00:28:21.831 Selâmun aleyküm desen, geçsen gitsen olur mu? 00:28:22.246 --> 00:28:24.985 Orada selâmun aleyküm denir mi; adam denizde çırpınıyor. 00:28:25.410 --> 00:28:32.668 Ona elini uzatacaksın, çekeceksin, oradan çıkartacaksın. Kuru bir selâmın orada anlamı yok. 00:28:32.812 --> 00:28:35.889 Sen onun selametliğini istiyorsan çek, selâmete çıkart. 00:28:36.254 --> 00:28:41.900 Suyun içine düşmüş işte, boğulacak, çırpınıyor; çek, çıkart. 00:28:41.453 --> 00:28:45.988 Selâmı yaymak, selam sadece es-selâmu aleyküm demek değildir. 00:28:46.820 --> 00:28:52.148 Onun iyiliğini istiyorsan iyiliği için her şeyi yapman lazım. Bunu yapmamız gerekiyor. 00:28:52.697 --> 00:29:01.377 Burada yapılacak çok iş var. Ayrıca şimdi bizimkiler, yani yöneten adamlar veya bayanlar 00:29:02.606 --> 00:29:11.849 -kimisi adam, kimisi hanım, o partinin başkanı öyle, bu partinin başkanı böyle- 00:29:12.360 --> 00:29:17.790 var güçleriyle Avrupa'yla birleşmek için gayret gösteriyorlar. 00:29:18.406 --> 00:29:22.722 Dış işleri bakanı oradan oraya koşturuyor; Danimarka'ya gidiyor, bilmem nereye gidiyor, 00:29:22.803 --> 00:29:28.424 "Aman, etmeyin!" diyor. Hıristiyan demokratlar "Türkiye Avrupa Birliği'ne giremez!" demiş. 00:29:28.524 --> 00:29:36.833 "Şunları engelleyin, susturun. Bizi alın. Bizi almazsanız olmaz. Sonra Türkiye başka yerlere kayar." 00:29:36.926 --> 00:29:42.238 Ağlıyor... Evvelce bu koalisyon kurulmazdan önce Londra'ya gitmişti. 00:29:42.710 --> 00:29:48.419 Londra'da Avrupalı ilgili kimselere bir toplantı yapmıştı. 00:29:50.850 --> 00:29:53.752 Gözlerinden yaş döktü, bayağı ağladı. "Ağladı" dediler. 00:29:53.958 --> 00:30:01.725 "Bizi mutlaka alın. Almazsanız Türkiye'de fundamalistler hâkim olur, 00:30:02.103 --> 00:30:06.526 ondan sonra Türkiye başka tarafa gider. Etmeyin eylemeyin, bizi alın!" demişti. 00:30:06.953 --> 00:30:10.124 O zaman Avrupalılar onu çok sevmişlerdi, "Bu bizden." diye. 00:30:10.478 --> 00:30:13.581 Sonra biraz kendilerine hıyanet etti gibi düşündüler. 00:30:13.743 --> 00:30:19.971 Ama şimdi yine Avrupa'ya almak için "alın" diye çok çırpınıyor. 00:30:20.390 --> 00:30:26.702 Avrupalılar'dan da; "O hıristiyan demokratlar bizi tam temsil etmiyor, herkes öyle düşünmüyor, 00:30:26.735 --> 00:30:31.487 biz sizi alırız." gibi bir biraz da göz kırpanlar var. Ne olacağını bilmiyoruz. 00:30:31.580 --> 00:30:39.758 Biz de istemiyoruz. Biz müstakil kalalım, etrafımızdaki İslâm ülkelerini derleyelim, toplayalım, 00:30:39.915 --> 00:30:51.449 onlarla birleşelim. Balkanlar'dan Orta Asya'ya, Türkiye'den Güneydoğu Asya'ya, Endonezya'ya kadar, 00:30:51.649 --> 00:30:56.957 Afrika'ya kadar biz de bir ayrı birlik yapalım. Bunların arkasından gideceğimize 00:30:57.720 --> 00:31:01.486 müslümanların önderi olalım, onları sevk edelim diye istiyoruz. 00:31:01.584 --> 00:31:04.850 Biz bunların arasına girip de 16'da bir durumuna, 00:31:05.386 --> 00:31:09.845 16 ülkenin arasında bir tek müslüman ülke durumuna düşmek istemiyoruz. 00:31:09.920 --> 00:31:16.182 Müslüman ülkeleri derleyip toplayıp bir kocaman İslâm birliği meydana getirmek istiyoruz. 00:31:16.332 --> 00:31:23.901 Ama çalışıyorlar... Onların çalışmaları olur veya olmaz, biz işin oluruna, fiilî durumuna bakalım. 00:31:23.995 --> 00:31:32.246 Fiilî durum: Siz burada 2,5 milyon kardeşimizsiniz. Kayıt dışı olanlar sayılırsa belki 3 milyon oldunuz. 00:31:32.377 --> 00:31:38.170 Zaten burada yaşıyorsunuz. Hepinizin Hamburg'da, bilmem nerede evi barkı var, 00:31:38.211 --> 00:31:43.608 çoluğu çocuğu var, işi gücü var. Hiçbiriniz Türkiye'ye dönmeyi düşünmüyorsunuz. 00:31:44.253 --> 00:31:48.590 Dönecek gibi görünmüyorsunuz. Veya dönmek isteyenler çok az miktarda. 00:31:49.115 --> 00:31:55.690 İçinizden tek tük buraya bir daha gelmemek üzere gidenler oluyor. 00:31:55.940 --> 00:31:56.829 Bir kısmı da gidiyor, tekrar geliyor. 00:31:57.200 --> 00:32:00.628 Çocuk Türkiye'ye uyum sağlamıyor, "Ben orada yaşayamam." diyor, geliyor. 00:32:01.960 --> 00:32:10.200 Fiilî durum: Burada milyonlarca, yüz binlerce kardeşimiz var. O halde ne yapacağız? 00:32:10.528 --> 00:32:16.721 Onların Allah'ın sevgili kulu olması için, şu altın gibi, bal arısı gibi olan 00:32:17.200 --> 00:32:22.878 mü'min kul olması için çalışmamız lazım. İslâm'ı öğretmemiz lazım. Müesseseler kurmamız lazım. 00:32:23.252 --> 00:32:28.318 Eğitimleri elimizde olması lazım. Bu çocukları, bu gençleri, evlatlarımızı 00:32:28.708 --> 00:32:32.446 öteki Alman arkadaşlarından daha yüksek yetiştirmemiz lazım. 00:32:32.690 --> 00:32:39.502 Daha ileri mesleklere yerleştirmemiz lazım. Onlar ötekilerin emrinde, 00:32:39.831 --> 00:32:44.411 vasıfsız insanlar olarak değil de, ötekilerin üstünde, İslâm'ı temsil eden, 00:32:44.617 --> 00:32:52.511 başkalarının da İslâm'a girmesini sağlayan örnek, numune müslümanlar olmasını sağlamamız lazım. 00:32:52.699 --> 00:32:56.893 Almanya'da Türkiye'den gelen müslüman kardeşlerimiz var. 00:32:56.949 --> 00:33:00.198 Ama Almanlar'ın kendisinin İslâmlaşması kolay olmuyor. 00:33:00.398 --> 00:33:12.972 Şu anda 120 bin Alman kökenli müslüman varmış. Yani Alman, müslüman olmuş. 120 bin. 00:33:13.226 --> 00:33:22.369 Teşkilatlar kurmuşlar, çalışıyorlar. Ama 80-90 milyonda 120 bin çok az. Artması lazım. 00:33:22.407 --> 00:33:25.841 Almanlar'ın da hak dine gelmesi lazım. 00:33:25.909 --> 00:33:32.228 Puta, haça tapmaması lazım. Hz. İsa'nın razı olmadığı bir yolda bulunmaması lazım. 00:33:32.416 --> 00:33:39.911 Hz. İsa'nın, Hz. Meryem'in sevdiği, tasvip ettiği, Allah'ın razı olduğu hak yola gelmesi lazım. 00:33:40.680 --> 00:33:44.320 Onlara anlatmamız lazım. "Hz. İsa bizim [kalbimizde.]" dememiz lazım. 00:33:45.140 --> 00:33:49.120 "Biz Hz. İsa'yı severiz. Hatta işte benim akrabamdan filancanın adı İsa'dır. 00:33:49.718 --> 00:33:56.424 Filancanın kızı, akrabamdan, adı Meryem'dir. Biz onları severiz." dememiz lazım. Bilmiyorlar. 00:33:57.160 --> 00:33:59.143 "Siz yanlış yoldasınız. Onlara tapılmaz. 00:33:59.474 --> 00:34:02.530 Onlar Allah'ın sevgili kulları; ama sizin düşündüğünüz gibi değil. 00:34:02.586 --> 00:34:06.120 Allah sizin bu inancınızdan memnun değil. Doğru yola gelin. 00:34:06.870 --> 00:34:12.615 Bak, Hz. İsa da şöyle buyurmuş, böyle buyurmuş..." diye çalışmamız lazım, çalışmalar yapmamız lazım. 00:34:14.470 --> 00:34:22.964 Allah hepimize sevgimizin, aramızdaki muhabbetin icabı olan güzel çalışmaları yapmayı nasip eylesin. 00:34:24.627 --> 00:34:31.490 İkinci hadîs-i şerîf de bu. Üçüncü hadîs-i şerîfe gelince: 00:34:34.169 --> 00:34:42.419 Bu iki tanesi yağlı ballı, altınlı ballı oldu. Ötekisi de cennete girmekle ilgili oldu, güzel. 00:34:42.467 --> 00:34:46.390 Bir de tehditli bir hadîs-i şerîfi okuyalım da, biraz da sizi korkutalım. 00:34:46.444 --> 00:34:50.974 Peygamber Efendimiz'in hadîs-i şerîfi, bunu da bilmek lazım. 00:34:51.840 --> 00:34:54.941 Çünkü cenneti isteyeceğiz, cehennemden korunmaya çalışacağız. 00:34:55.677 --> 00:35:03.841 Vallâhi lâ yahrucu mine'n-nâri men dahalehâ hattâ yekûnû fîhâ ahkâben. 00:35:05.253 --> 00:35:12.702 Ve'l-hukubu bid'un ve semânûne seneten ve's-senetü selâsü mieti ve sittûne yevmen. 00:35:13.200 --> 00:35:17.839 Küllü yevmin ke-elfi senetin mimmâ teuddûn. 00:35:17.926 --> 00:35:23.871 Abdullah b. Ömer, dört Abdullah'tan birisinin -radıyallahu anhümâ- rivayet ettiği, 00:35:23.960 --> 00:35:29.169 Deylemî'nin kitabına aldığı bir hadîs-i şerîf. Şimdi bu hadîs-i şerîfi izah ediyoruz. 00:35:29.172 --> 00:35:34.428 Vallâhi. Peygamber Efendimiz burada doğrudan doğruya yemin etti. İlkinde ne demişti? 00:35:34.767 --> 00:35:37.130 Vellezî nefsü Muhammedin bi-yedihî. 00:35:37.207 --> 00:35:42.666 "Şu Muhammed'in canı elinde olan Allah'a yemin olsun." demişti. İkincide nasıl yemin etti? 00:35:42.702 --> 00:35:46.605 Vellezî nefsi bi-yedihî. "Şu canım elinde olana yemin olsun ki." demişti. 00:35:46.636 --> 00:35:50.837 Burada da vallâhi diyor. Bu sefer bizim her zaman yaptığımız gibi yemin ediyor. 00:35:50.849 --> 00:35:59.710 Vallâhi lâ yahrucu mine'n-nâri men dahalehâ hattâ yekûnû fîhâ ahkâben. 00:36:00.209 --> 00:36:08.143 "Cehenneme bir düşen orada hukublarca kalmadıkça cehennemden çıkmaz." 00:36:09.461 --> 00:36:15.193 "Bir düşen orada hukublarca kalmadıkça cehennemden çıkmaz." 00:36:16.195 --> 00:36:23.262 Cehenneme kimler düşecek? Kâfirler, müşrikler, azılılar düşecek. Onlar cehennemde [ebedî] kalacaklar. 00:36:23.645 --> 00:36:28.910 Mü'minlerden de cehenneme düşen olacak mı? Olacak. Kimler olacak? 00:36:29.345 --> 00:36:36.838 İmanı olduğu halde günah işleyenler, zulmedenler, Allah'ın "yapmayın" dediği işleri yapanlar; 00:36:37.130 --> 00:36:43.532 yaptıkları günahlar kadar cezalarını çekmek için, bir kısım müslümanlar da müslüman olduğu halde, 00:36:43.582 --> 00:36:49.401 mü'min olduğu halde cehenneme girecek. "Mü'min olunca hiç girmeyecek." diye bir şey yok. 00:36:49.482 --> 00:36:57.939 Müslümanlar için de tehlike var. Eğer günahları işlerlerse, haramları yerlerse cehenneme girerler. 00:36:58.398 --> 00:37:04.994 Müslümanlardan cehenneme giren bir insan orada ne kadar kalacak? 00:37:05.295 --> 00:37:16.614 Hattâ yekûnû fîhâ ahkâben. "Girenler hukublarca orada kalmadıkça oradan çıkmaz." 00:37:17.200 --> 00:37:22.384 Şimdi burada tabii bilmediğimiz bir kelime var karşımızda; ahkâben yani hukublarca. 00:37:23.527 --> 00:37:28.753 Efendimiz hadîs-i şerîfin devamında o bilinmeyen kelimeyi bize açıklıyor: 00:37:28.853 --> 00:37:35.199 Ve'l-hukubu bid'un ve semânûne seneten. "Hukub, 80 küsur sene demek." 00:37:34.791 --> 00:37:36.625 Her milletin ölçüleri var. 00:37:36.999 --> 00:37:44.750 Mesela bizim metre kullanmazdan önceki ölçülerimiz; arşın, kulaç filan gibiydi. 00:37:46.416 --> 00:37:51.292 Şimdi biz metreyi kullanıyoruz; Fransızlar, Almanlar metreyi kullanıyor. 00:37:51.541 --> 00:38:03.500 Fakat İngilizler inç, foot, yard, kulaç, mil filan; 00:38:03.527 --> 00:38:11.849 hiç bizim keyfimize uygun düşmeyen acayip rakamlar ile böyle [ölçüm yapan] ölçüler kullanıyorlar. 00:38:12.480 --> 00:38:20.630 2,54 cm: 1 inç. Yahu bu doğru düzgün bir şey olsaydı ya... 00:38:20.144 --> 00:38:23.800 Bizimki ne güzel; 1, 10, 100, 1000... böyle gidiyor. 00:38:23.981 --> 00:38:28.178 Ondalık sistem güzel, hesaba da geliyor. Ama onlarınki gelmiyor. 00:38:30.834 --> 00:38:43.298 12 tane inç, 1 foot oluyor. Yahu bu 12 tane olmasaydı, 10 tane olsaydı da hesap düz olsaydı. Hayır. 00:38:43.740 --> 00:38:55.980 3 tane foot, üç ayak, 1 yard ediyor, 1 kulaç ediyor. Hepsi karmakarışık, birtakım hesapları var. 00:38:55.373 --> 00:39:01.265 Ölçüleri de öyle; galonlar [vs.] bizim gram sistemine uymuyor. 00:39:01.628 --> 00:39:07.636 Her milletin demek ki tarih boyunca kullandıkları ölçekölçü sistemleri olmuş. 00:39:07.667 --> 00:39:11.209 Mesela alan ölçüleri, hacim ölçüleri... 00:39:10.877 --> 00:39:15.544 Hububâtın köylerde ölçülmesi için yuvarlak ölçekler vardı; 00:39:17.960 --> 00:39:26.586 rubu' veya şinik veya kile filan gibi kelimeler vardı, yaşlılar bilirler. Bunları niçin söylüyorum? 00:39:26.877 --> 00:39:31.860 Peygamber Efendimiz diyor ki; "Cehenneme giren bir insan hukublarca orada kalır." 00:39:31.800 --> 00:39:38.887 Hukub bir zaman dilimi ama ne kadar? İzah ediyor; "80 küsur sene bir hukub eder." 00:39:39.440 --> 00:39:47.336 Neden 80 küsur senelik bir zaman birimi seçmişler? Ortalama bir ömür bu kadardır da ondan. 00:39:47.475 --> 00:39:53.378 Yani "ömürlerce" demiş gibi oluyor. "İnsan cehenneme düştü mü, 00:39:53.440 --> 00:39:59.872 vallâhi ömürlerce orada yanmadan dışarıya çıkmaz." demiş oluyor. 00:40:00.353 --> 00:40:08.870 80 küsur senelik ömrü olan bir adamın ömrünü ölçü olarak alırsak, ömürlerce orada yanacak. 00:40:08.664 --> 00:40:16.991 Arkasından da diyor ki; Ve's-senetü selâsü mietin ve sittûne yevmen. 00:40:17.410 --> 00:40:21.900 "Bir yıl da, sene de -ortalama- 360 gündür." 00:40:22.350 --> 00:40:28.711 Eğer şemsî ise 365 gün küsur saattir, kamerî ise 354 gün küsur saattir. 00:40:28.736 --> 00:40:39.724 Ama yuvarlak hesap bir sene 350-360 gündür. O halde, birkaç ömür kaldığına göre, 00:40:40.322 --> 00:40:50.423 yani birkaç 80 kalacak. Her sene de şu kadar gün, yani güne vurduğumuz zaman, 00:40:51.453 --> 00:41:00.347 onları birbirine çarpacağız. Bir de ekliyor arkasından; Küllü yevmin ke-elfi senetin mimmâ teuddûn. 00:41:00.668 --> 00:41:06.477 Âhiretin günü dünyanın günü gibi 24 saat değil, bu kadar kısa bir zaman dilimi değil. 00:41:07.174 --> 00:41:11.744 Âhiretteki gün ne kadar? Ke-elfi senetin mimmâ teuddûn. 00:41:11.866 --> 00:41:19.511 "Âhiretin bir günü sizin şimdi kullandığınız zaman birimi olarak bin yıl gibidir." 00:41:21.400 --> 00:41:25.748 Çünkü gezegenler kendi etrafında dönünce gün oluşuyor. 00:41:26.179 --> 00:41:30.488 Bizim dünyamız kendi etrafında 24 saatte döndüğünden bir gün, 00:41:30.797 --> 00:41:33.879 güneşin bir doğuşundan bir dahaki doğuşuna kadar 24 saat. 00:41:34.290 --> 00:41:40.183 Ama bu gezegenden git başka bir gezegene, orada gün farklı; başka bir gezene git, farklı. 00:41:40.344 --> 00:41:47.890 Âhiretin günü ise bin yıl. Bir günü bin yıl, şimdiki bizim bu ölçeğe göre. 00:41:47.321 --> 00:41:58.140 O zaman 360 gün, 365 bin yıl eder. 365 bin yıl da birkaç ömür olduğuna göre, 00:41:58.570 --> 00:42:10.389 en aşağı 83'le çarpılsa, 80 küsur dediğine göre, 250 eder. 250 x 365 bin yıl kalacak. 00:42:10.570 --> 00:42:16.348 Cehenneme bir düşen bir insan, en kısa zamanda hemen cehennemde yanıp çıkacak olan insan 00:42:16.376 --> 00:42:24.252 ne kadar kalacak? 365 bin x 250 = [91 milyon 250 bin sene] 00:42:24.333 --> 00:42:28.209 Cehenneme bir düşen insan 90 milyon sene [kalacak.] 00:42:28.352 --> 00:42:32.738 Haram yemiş mesela... Diyor ki Peygamber Efendimiz; "Haram lokma yemeyin. 00:42:32.819 --> 00:42:37.800 Haram lokma yediniz mi, haram lokmanın temizlenmesi cehenneme düşüp yanmakla olur. 00:42:37.819 --> 00:42:43.732 Başka türlü [temizlenmez.] Haram yemeyin." Diyelim ki bir müslüman haram lokma yedi. 00:42:44.701 --> 00:42:50.340 Rüşvet yedi; rüşvet haram. Faiz yedi; faiz haram. Bira içti, içki içti; haram. 00:42:52.115 --> 00:42:56.805 Domuz eti yedi; haram. Haram yedi. O zaman cehennemde yanacak. 00:42:57.490 --> 00:43:01.817 Bir düştüğü zaman ne kadar yanacakmış? 90 milyon sene yanacakmış. 00:43:02.800 --> 00:43:08.129 Onun için, cehenneme düşmemeye çalışmak bir müslümanın ana hedefi olmalı. 00:43:08.205 --> 00:43:12.919 Hepimiz müslüman mıyız? Müslümanız. Cennete inanıyor muyuz? İnanıyoruz. 00:43:13.130 --> 00:43:16.851 Cehenneme de inanıyor muyuz? İnanıyoruz. Hesaba inanıyor muyuz? İnanıyoruz. 00:43:16.989 --> 00:43:22.598 Hepsi haktır. Cennet haktır. Cehennem haktır. Hesap haktır. Mizan haktır. Âhiret haktır. 00:43:22.767 --> 00:43:26.601 Hepsi tamam. O halde bizim ana amaçlarımızdan bir tanesi; 00:43:26.757 --> 00:43:33.336 cenneti mutlaka elde etmek, bir amacımız da cehenneme asla düşmemek. Cehenneme düşmemeliyiz. 00:43:33.386 --> 00:43:39.179 Neden? Ayağı kayıp da insan cehenneme düşerse dışarıya çıkıncaya kadar 90 milyon sene geçecek. 00:43:39.510 --> 00:43:47.316 En aşağısı 90 milyon sene... Artık ötesini de sen daha fazlaysa, gözünde ne kadar büyük olduğunu anla... 00:43:47.447 --> 00:43:52.542 O halde nasıl müslüman olmamız lazım? Takvâ ehli müslüman olmamız lazım. 00:43:52.674 --> 00:44:00.550 Takvâ ne demekti? Müttakî kul olmamız lazım. Allah ittekû diye Kur'ân-ı Kerîm'de çok emrediyor. 00:44:00.123 --> 00:44:06.133 Ne demek? "Haramlardan, günahlardan kaçınan müslüman" demek. 00:44:06.339 --> 00:44:11.339 Harama, günaha yanaşmayacağız. Sevaplı işleri yapmaya gayretli olacağız. 00:44:11.494 --> 00:44:15.547 Tembellik göstermeyeceğiz. Uyanık müslüman olacağız. Müttakî müslüman olacağız. 00:44:16.254 --> 00:44:21.757 Her zaman açayım Kur'ân-ı Kerîm'i, sayayım diyorum, bir mâni çıkıyor, hâlâ sayamadım. 00:44:21.857 --> 00:44:27.773 Kur'ân-ı Kerîm'de çok yerde geçiyor; "Takvâ ehli kul olun. Müttakî kul olun." diye. 00:44:27.935 --> 00:44:32.574 Yâ eyyühe'llezîne âmenu't-tekullâhe hakka tukâtihî. Kaç yerde söylüyor... 00:44:32.899 --> 00:44:37.169 Yâ eyyühe'llezîne âmenu't-tekullâhe ve'l-tenzur nefsün mâ kaddemet li-ğadin. 00:44:37.306 --> 00:44:40.814 Ve't-tekullâh inna'llâhe habîrun bi-mâ ta'melûn. 00:44:41.308 --> 00:44:44.890 Yâ eyyühe'llezîne âmenu't-tekullâhe ve kûlû kavlen sedîden. 00:44:45.470 --> 00:44:48.990 Yuslih leküm a'mâleküm ve yağfirleküm zünûbeküm… 00:44:48.305 --> 00:44:54.862 Böyle âyetler çok. Yâ eyyühe'n-nâsu't-tekû rabbeküm inne zelzelete's-sâati şey'un azîm. 00:44:55.197 --> 00:44:59.543 Çok âyetler var. "Allah'tan korkun. 00:44:59.583 --> 00:45:00.792 Takvâ ehli olun." 00:45:00.964 --> 00:45:06.323 Ve't-teku'n-nâr. "Cehennemden korkun. Cehennem azabına uğramaktan sakının." diye… 00:45:06.485 --> 00:45:13.532 O halde kafamızda, ön planda, ilk sırada duran şey ne olacak? 00:45:13.874 --> 00:45:19.708 Günah işlememek, cehenneme düşmemek. Takvâ ehli müslüman, dikkatli müslüman, 00:45:19.784 --> 00:45:25.941 titiz müslüman, özenerek Allah'a kulluğu güzel yapan müslüman olmak. Amacımız bu olacak. 00:45:26.340 --> 00:45:31.602 Haram yemeyeceğiz, haramı işlemeyeceğiz, günah yapmayacağız. Nasıl yaşayacağız? 00:45:32.540 --> 00:45:36.919 Pırıl pırıl yaşayacağız. Altın gibi olacağız. Bal yapan arı gibi olacağız. 00:45:37.479 --> 00:45:42.346 Yediğimiz temiz olacağız, ortaya koyduğumuz eserler de temiz olacak. 00:45:42.427 --> 00:45:45.104 Burada bir de cehennemle ilgili bir şey işaretlemişim, 00:45:45.148 --> 00:45:47.991 onu da söyleyeyim, bu son hadîs-i şerîfi tamamlasın. 00:45:48.410 --> 00:45:54.124 Vellezî nefsî bi-yedihî lev enne katraten mine'z-zakkûmi kataret fî bihâri'l-ardi le-fesedet. 00:45:54.277 --> 00:46:00.203 Fe-keyfe bi-men yekûnu taâmen? İbn Abbas radıyallahu anhümâ'dan. 00:46:00.297 --> 00:46:04.421 Bu da üçüncü Abdullah. Abbas'ın oğlu Abdullah. 00:46:04.753 --> 00:46:11.610 Amr'ın oğlu Abdullah, Ömer'in oğlu Abdullah, Mes'ûd'un oğlu Abdullah. 00:46:11.130 --> 00:46:17.413 Dört Abdullah'ın [sözü] de geçti bu akşamki sohbetimizde, tevâfukan hepsinin rivayetiyle karşılaştık. 00:46:17.626 --> 00:46:22.865 Bu da Abbas radıyallahu anh'ın oğlu Abdullah b. Abbas radıyallahu anhümâ. 00:46:23.385 --> 00:46:26.174 Ne buyurmuş Peygamber Efendimiz, onun rivayet ettiğine göre? 00:46:26.717 --> 00:46:35.855 "Nefsim elinde olana yemin olsun ki; hayatımı bana sağlayan, beni yaşatan Allah'a yemin olsun ki..." 00:46:36.582 --> 00:46:42.496 Lev enne katraten mine'z-zakkûmi. "Zakkumdan bir damla damlasa." 00:46:43.286 --> 00:46:47.489 Fî bihâri'l-ardi. "Dünyanın denizlerinin hepsine..." 00:46:47.788 --> 00:46:52.681 Atlantik okyanusu, Pasifik okyanusu, Hint okyanusu, 00:46:52.900 --> 00:46:58.904 Kuzey Buz denizi, Baltık denizi, Akdeniz, vesaire... 00:46:59.230 --> 00:47:05.376 "Bütün denizlere cehennemin zakkumundan bir damla damlasaydı..." 00:47:05.971 --> 00:47:08.645 Le-fesedet. "Hepsini berbat ederdi." 00:47:08.874 --> 00:47:16.166 Bir damlacık zakkum bütün dünyanın denizlerinin hepsini zehir zıkkım etmeye yeterdi. 00:47:16.709 --> 00:47:19.637 Fe-keyfe bi-men yekûnu taâmehû? 00:47:19.725 --> 00:47:27.342 "Peki gıdası zakkum olanların hâlinin ne olacağını bir düşünün, nasıl olacak onların hâli?" 00:47:27.878 --> 00:47:34.850 Ne olacak? İnne şecerete'z-zakkûm. Taâmu'l-esîm. 00:47:34.366 --> 00:47:41.939 Cehenneme atılan günahkârların gıdası ne olacak? Cehennemin zakkum ağacı olacak. 00:47:41.970 --> 00:47:49.182 O zakkum ağacından yiyecekler. Yediği zaman ne olacak? Ke'l-mühli yağlî fi'l-butûn. 00:47:49.977 --> 00:47:58.470 Yiyenin karnını zehir fokur fokur, fokur fokur kaynatacak. Çok müthiş bir azap olacak. 00:47:58.147 --> 00:48:09.422 İçi cayır cayır yanacak. O yangından kurtulmak için cehennemin irinlerini içecek. O da ayrı bir azap... 00:48:09.529 --> 00:48:15.681 Azap üstüne azap, ceza üstüne ceza... O halde ne yapmamız lazım? 00:48:16.600 --> 00:48:20.653 Allah'tan korkup Allah'ın iyi kulu olmaya çalışmamız lazım. 00:48:20.803 --> 00:48:26.762 Haramlardan, günahlardan uzak durmamız lazım. Allah'ın istediği sevgili kulu olmamız lazım. 00:48:27.154 --> 00:48:37.924 Cennetine girmeyi, cehenneme düşmekten uzak olmayı sağlamak lazım. 00:48:38.120 --> 00:48:42.459 Dört hadis olduğundan hadisi beşleyeceğim. Sonuncu hadisi okuyup dersimi bitiriyorum. 00:48:42.774 --> 00:48:49.984 Vedidtü ennî lakîytü ihvânî. Kâlû: yâ Resûlallah, elesnâ ihvânek? Kâle: entüm ashâbî. 00:48:50.397 --> 00:48:55.811 Ve ihvânî kavmun yecîûne min ba'dî yu'minûne bî ve lem yerevnî. 00:48:56.700 --> 00:49:04.660 Sümme kâle: yâ Ebâ Bekir, elâ tuhibbu kavmen belağahum enneke tuhibbunî fe-ahabbûke bi-hubbike iyyâye? 00:49:04.860 --> 00:49:08.108 Fe-ehıbbehüm ehabbehumu'llâhu. 00:49:08.800 --> 00:49:10.664 Müjdeli hadîs-i şerîfle bitirmiş oluyoruz. 00:49:11.320 --> 00:49:14.552 Peygamber Efendimiz bir gün ashabıyla otururken buyurmuş ki; 00:49:14.602 --> 00:49:16.809 Vedidtü ennî lakîytü ihvânî. 00:49:17.496 --> 00:49:23.705 "Canım öyle istiyor ki ben ihvânıma bir kavuşsaydım, onlarla bir buluşsaydım." 00:49:23.664 --> 00:49:27.998 İhvan ne demek Arapça'da? "Kardeş" demek. "Kardeşlerimle bir buluşsaydım." 00:49:29.300 --> 00:49:35.273 Eğer bu hadisin arkası olmasaydı; "Peygamber Efendimiz'in kardeşleri kim olabilir?" 00:49:35.348 --> 00:49:41.493 diye birbirimize sorsaydık, cevap olarak ne derdik? Peygamber Efendimiz'in kardeşleri kimler? 00:49:41.668 --> 00:49:48.164 Öteki peygamberler. Aslında Peygamber Efendimiz'in kardeşi deyince ilk hatıra gelen 00:49:48.269 --> 00:49:54.658 Hz. Musa, Hz. İsa, Hz. İbrahim... Çünkü hepsi peygamber oldukları için, 00:49:54.756 --> 00:50:03.250 aynı görevle görevlendikleri için onlar kardeş gibiler. Bir anne babadan kardeşler gibidir. 00:50:03.870 --> 00:50:09.821 Bu hususta hadîs-i şerîf de var. Ama "Keşke ihvânımla bir kavuşsaydım, karşılaşsaydım." deyince, 00:50:10.120 --> 00:50:12.336 sahabe-i kirâm şaşırmışlar, demişler ki; 00:50:12.349 --> 00:50:17.707 Kâlû: yâ Rasûlallah, elesnâ ihvânek? "Bizler senin ihvânın değil miyiz?" 00:50:18.254 --> 00:50:23.301 "Bak etrafındayız, bizler senin din kardeşin değil miyiz?" Onlar neden öyle diyorlar? 00:50:23.671 --> 00:50:29.985 Çünkü Kur'ân-ı Kerîm'de; İnneme'l-mü'minûne ihvetün. "Mü'minler birbirinin kardeşidir." diye geçiyor. 00:50:30.123 --> 00:50:32.974 İslâm'dan dolayı din kardeşliği var. 00:50:33.186 --> 00:50:37.918 Peygamber Efendimiz'in ashâbı birbirleriyle din kardeşi olduğu gibi, 00:50:38.186 --> 00:50:40.968 Peygamber Efendimiz de peygamber ama, onunla da kardeş, 00:50:41.231 --> 00:50:45.547 Kur'ân-ı Kerîm'in kardeş yapması dolayısıyla... Elesnâ ihvâneke? 00:50:45.703 --> 00:50:51.738 "Bizler senin kardeşlerin değil miyiz, yâ Resûlallah?" "Kimi kasdediyorsun? Bak aramızdasın işte. 00:50:52.359 --> 00:51:00.614 'Ah ihvânıma kavuşsam!' dedin. Kimler bunlar?" Kâle: entüm ashâbî. "Hayır, siz benim ashâbımsınız." 00:51:01.154 --> 00:51:06.907 Peygamber Efendimiz'i gören, onun etrafına toplanan, o devrin insanlarının adı özel. 00:51:07.433 --> 00:51:12.994 Onların adı ne? Ashab. Peygamber Efendimiz'in ashabından sonraki, 00:51:13.130 --> 00:51:18.200 Peygamber Efendimiz'i görmeyip de ashaba yetişmiş olan neslin adı ne? 00:51:18.214 --> 00:51:23.652 Onların adı tâbiîn. Bak, isim nesilden nesile değişiyor. 00:51:23.989 --> 00:51:28.399 Peygamber Efendimiz'le beraber olan, onun çağına yetişen, onun cemâlini gören, 00:51:28.498 --> 00:51:37.165 onun sohbetine eren müslümanlar ashab. Tekili sahabi, çoğulu ashâb veya sahabe geliyor. 00:51:37.206 --> 00:51:39.331 Sahabiye, kadın olan. 00:51:39.334 --> 00:51:44.751 O neslin adı belli, özel adı var; ashab. Ondan sonraki neslin adı var; tâbiîn. 00:51:44.834 --> 00:51:51.209 Ondan sonraki neslin adı var; tebe-i tâbiîn. Niye bunların özel isimleri var? 00:51:51.626 --> 00:51:57.876 Bunlar çok özel tabakalar da onun için. Bunlar en hayırlı insanlar. 00:51:58.690 --> 00:52:05.297 Peygamber Efendimiz'i görenler en hayırlı, ondan sonrakiler ondan sonra, sırayla geliyorlar... 00:52:06.538 --> 00:52:15.497 "Sizler benim ashâbımsınız..." Ve ihvânî. "Benim ihvânım." Kavmun. "Öyle insanlar ki..." 00:52:16.914 --> 00:52:21.331 Yecîûne min ba'dî. "Ben vefat ettikten sonra dünyaya gelecekler." 00:52:21.405 --> 00:52:25.725 "Daha sonraki asırlarda yaşayacaklar. Benden sonra dünyaya gelecekler." 00:52:26.000 --> 00:52:31.943 Yu'minûne bî ve lem yerevnî. "Beni görmedikleri halde bana inanıp bağlanmış olacaklar." 00:52:32.180 --> 00:52:38.623 O halde biz şimdi o tarifin içindeyiz. Biz de 1400 küsur yıl sonra dünyaya gelmişiz. 00:52:39.231 --> 00:52:42.120 Tarih kitaplarından Peygamber Efendimiz'i okuyoruz. 00:52:42.193 --> 00:52:47.830 Görmediğimiz halde inanmışız, onun ümmeti olmuşuz, seviyoruz. 00:52:48.103 --> 00:52:52.463 Sünnetini okuyoruz, hadislerini okuyoruz. Canımız feda. 00:52:54.622 --> 00:52:59.705 "Ah, Resûlullah'ı görsek, âhirette komşu olsak!" diye temenni ediyoruz. 00:53:00.794 --> 00:53:03.892 Bu sözün arkasından Peygamber Efendimiz bir de; 00:53:04.375 --> 00:53:14.662 "Yâ Ebâ Bekir..." demiş, sözü Hz. Ebû Bekir'e döndürmüş. 00:53:14.875 --> 00:53:20.379 Elâ tuhibbuhum kavmen belağahum enneke tuhibbunî fe-ehabbuke. 00:53:22.490 --> 00:53:30.762 "Senin beni çok sevdiğini duyunca, seni seven birtakım insanlar gelecek ileride, onları sevmez misin?" 00:53:35.403 --> 00:53:38.490 Fe-ehabbûke fî hubbike iyyâye. 00:53:38.112 --> 00:53:45.911 "Senin beni sevmenden dolayı sana gönül bağlayan, seni seven insanları sevmez misin?" 00:53:46.670 --> 00:53:52.262 Fe-ehıbbehüm. "Onları sev." Ehabbehumu'llâhu. "Allah da onları sevsin." 00:53:52.362 --> 00:54:06.684 Tarikat, tasavvuf tarih boyunca iki koldan gelişmiş. 00:54:07.220 --> 00:54:14.200 Bir; Hz. Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz'in kolundan gelişmiş, Nakşî tarikati. 00:54:15.344 --> 00:54:25.465 Ebû Bekr-i Sıddîk, Selmânu'l-Fârisî, Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz'in torunu... diye böyle gidiyor. 00:54:27.251 --> 00:54:31.857 Biz Nakşî tarikatindeniz. Tarikatimizin geriye doğru gittiğimiz zaman, 00:54:31.888 --> 00:54:36.669 Peygamber Efendimiz'e en yakın ismi Ebû Bekr-i Sıddîk. Seviyoruz, başımızın tacı. 00:54:36.738 --> 00:54:42.240 Onun için bizlere sıddîkî deniliyor, yani Ebû Bekr-i Sıddîk'a bağlıyız. 00:54:42.862 --> 00:54:46.215 Tarikatlerin bir kısmı da Hz. Ali Efendimiz'den gitmiş. 00:54:46.723 --> 00:54:55.252 Hz. Ali Efendimiz'in evlatlarından mübarek silsile böyle gelmiş. 00:54:55.396 --> 00:54:57.795 Bu ikisi tarih içinde bazı yerlerde birleşmiş. 00:54:58.463 --> 00:55:04.690 Bizim Nakşî tarikatinin bir kolu da Hz. Ali Efendimiz'e yine bağlanıyor. 00:55:04.581 --> 00:55:08.363 Ebû Bekr-i Sıddîk hakkında hadîs-i şerîfler çok. 00:55:08.848 --> 00:55:13.654 Ümmetin hakikaten Peygamber Efendimiz'e en çok yardım eden, 00:55:13.717 --> 00:55:20.568 rızasını en çok kazanan ve mertebesi en fazla olan şahsiyeti Ebû Bekr-i Sıddîk. Diyor ki; 00:55:20.655 --> 00:55:26.671 "Ümmetin imanı tartılsa, Ebû Bekr-i Sıddîk'ın imanı da öbür kefeye konsa 00:55:26.721 --> 00:55:32.945 Ebû Bekr-i Sıddîk'ın imanı ağır gelir." O kadar bağlıydı Peygamber Efendimiz'e, o kadar seviyordu. 00:55:33.239 --> 00:55:40.370 Onun için Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz'e bizim de muhabbetimiz sonsuz. 00:55:40.224 --> 00:55:43.366 Allahu Teâlâ hazretleri bizi o mübarek büyüklerimizden ayırmasın. 00:55:43.435 --> 00:55:49.212 Dünyada yollarından ayırmasın, âhirette de yanlarından ayırmasın. 00:55:49.373 --> 00:55:54.498 Cennetiyle cemâliyle müşerref eylediği gibi Peygamber Efendimiz'e ve o mübareklere komşu eylesin. 00:55:54.993 --> 00:55:58.441 Sübhâne rabbinâ rabbi'l-izzeti ammâ yasifûn ve selâmun ale'l-mürselîn. 00:55:58.474 --> 00:56:00.395 Ve'l-hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn. el-Fâtiha.