WEBVTT
00:00:00.000 --> 00:00:04.000
Bilmiyormuş gibi, cahile bir şey öğretiyormuş gibi böyle tatlı tatlı anlatırdı.
00:00:04.000 --> 00:00:07.975
Hocamız onun âlâsını biliyor, anlattığı şeyi ben biliyorum.
00:00:08.000 --> 00:00:10.975
Bunların ikisini seyreden kişi olarak ben biliyorum ki;
00:00:11.000 --> 00:00:14.000
bu herifin deminden beri dil dökmesi boşuna, hocamız onun âlâsını bilir.
00:00:14.000 --> 00:00:23.803
Hocamız böyle, kalbi kırılmasın diye nezaketen, zarafetinden dinlerdi.
00:00:23.828 --> 00:00:30.975
Çok daha iyisini bilir, kat kat âlâsını bilirdi, yapardı.
00:00:31.000 --> 00:00:38.607
Öyle şeyleri var ki; istikbâle ait bir şeyleri söylerdi.
00:00:38.632 --> 00:00:44.264
"Şu şöyle olacak, siz meraklanmayın." diye... Çok misalleri var.
00:00:44.289 --> 00:00:51.443
İnsan bilgiyi Âlemlerin Rabbinden alınca, öteki insanlar gibi olmaz.
00:00:51.468 --> 00:00:55.000
Allah'tan almayınca, bilgiler de durmaz insanın üzerinde…
00:00:55.000 --> 00:01:04.217
Böyle diyor mübarek…
İlim Allah'tan vasıtasız insanın gönlüne akıp gelmiyorsa füyuzat olarak,
00:01:04.242 --> 00:01:15.210
manevî ilhamat olarak gelmiyorsa yüze sürülen allık pudra gibi gider durmaz, yıkadın mı gider.
00:01:15.460 --> 00:01:21.000
Bu gelin dün akşam allık, pudra, bir sürü şey sürülmüştü, kaşlar gözler yanaklar vs.
00:01:21.000 --> 00:01:25.855
Ne oldu?
Şimdi yüzünü yıkadı, abdest aldı gitti.
Neden?
00:01:25.880 --> 00:01:31.568
Sonradan sürülen şey gider,
Leyset küfrü tekehful
00:01:31.593 --> 00:01:35.880
Doğuştan gözlerinin sürmeli olması, sonradan sürme çekmeye benzemez.
00:01:35.880 --> 00:01:41.855
Doğuştan yanaklarının renkli olması sonradan allık çalmaya benzemez.
00:01:41.880 --> 00:01:48.880
Bir şey aslında olmalı. Allah'tan geliyorsa ilim fayda verir, devam eder.
00:01:48.880 --> 00:01:56.271
Allah'tan gelmiyorsa zaten Allah'ın rızası yoktur, bir yerde yanlışlığı vardır, doğru değildir.
00:01:56.296 --> 00:02:02.404
Evet, muhabbet olacak, bu yolda feyiz almanın yollarından birisi de odur.
00:02:02.429 --> 00:02:14.880
Muhabbet yok, bekle bakalım. "Sen bu kafayla çok beklersin, çok helva kazanı karıştırırsın" demiş.
00:02:14.880 --> 00:02:17.880
Tekkenin mutfağında görevlendirilmiş birisi 20 sene,
00:02:17.880 --> 00:02:24.406
30 sene hala orada mutfakta çalışıyor, aklına gelmiş;
00:02:24.431 --> 00:02:30.880
"Ya benden sonra gelenler gitti, gelenler gitti, gelenler gitti, her birisi bir tarafa gönderildi,
00:02:31.146 --> 00:02:35.146
orada vazife görüyor.
00:02:35.171 --> 00:02:43.162
Biz burada saplandık mutfağa, boyna helva pişir, yemek pişir, odunları yak, ocağa üfle,
00:02:43.187 --> 00:02:46.396
yemeğin tuzunu at, işte böyle gidiyor."
00:02:46.421 --> 00:02:47.880
Böyle geçmiş içinden.
00:02:47.880 --> 00:02:51.279
"Bizden sonra gelen çoluk çocuk bile Şeyh Efendi
00:02:51.304 --> 00:02:54.880
oraya gönderdi vazife olarak, bize bir vazife vermedi.
00:02:54.880 --> 00:03:00.132
Bizim bir canımız yok mu, bize haksızlık değil mi?"
00:03:00.157 --> 00:03:07.855
Mutfakta yemek yaparken, tekkenin aşçısı böyle şeyler düşündü,
00:03:07.880 --> 00:03:10.880
hizmet etsin diye oraya indirmişler.
00:03:10.880 --> 00:03:21.880
Hizmet edecek ki sevap kazanıp ilerleyecek.
Rüya gibi bir şey görmeye başladı, farkında değil.
00:03:21.880 --> 00:03:26.201
Şeyh Efendi bunu da çağırıyor huzuruna rüya gibi bir hal;
00:03:26.226 --> 00:03:31.560
"Seni de filanca diyara halife gönderiyorum, git bakalım oraya"
00:03:31.585 --> 00:03:36.880
"Peki efendim, emriniz başım üstüne." Hadi seviniyor içinden.
00:03:36.880 --> 00:03:41.880
"Nihayet bize de hilafet geldi, işte biz de bir beldeye gidiyoruz."
00:03:41.880 --> 00:03:49.414
"Gel buraya gidiyorsun ama o gittiğin yere yoksul gidiyorsun, heybeni bir omzuna atacaksın,
00:03:49.439 --> 00:03:54.880
oraya gidiyorsun, orada ne kazanırsan yarı yarıya, yarısı senin yarısı benim, tamam mı?"
00:03:54.880 --> 00:03:58.880
"Aman efendim paranın pulun malın mülkün kıymetimi olur? Hepsi sizin olsun."
00:03:58.880 --> 00:04:01.880
"Hayır, hepsi değil yarısı senin yarısı benim."
00:04:01.880 --> 00:04:06.880
"Tamam efendim, hepsi sizin olsun ben fakirim, malda mülkte gözüm yok."
00:04:06.880 --> 00:04:12.170
"Hayır, yarısı senin yarısı benim, tamam mı?"
"Tamam, peki nasıl emrederseniz..."
00:04:12.195 --> 00:04:15.880
Öle kalkıp gidiyor, Allah, Allah şeyhle ortaklık yapıyor, görüyorsun değil mi?
00:04:15.880 --> 00:04:27.880
Bu o diyara içeri gitmiş, orada oturmuş. Camiye giderken gelirken "hoş geldin" diyenler olmuş.
00:04:27.880 --> 00:04:33.880
Tanışmışlar, bakmışlar ki, tatlı bir insan, sohbeti güzel, olgun bir insan,
00:04:33.880 --> 00:04:37.880
ahlâkı güzel bilgili bir insan.
00:04:37.880 --> 00:04:45.880
Beğenmişler ya Allah Allah gurbetten bir adam geldi gariban ama çok olgun bir insan, sevmişler.
00:04:45.880 --> 00:04:49.880
Arkadaşları artmış, çoğalmış, çevresi genişlemiş.
00:04:49.880 --> 00:04:53.880
Bildiği, okuduğu ilimlerden sağa sola öğretmeye başlamış.
00:04:53.880 --> 00:04:57.880
Talebeleri olmuş, şöhret kazanmış. Diyelim ki şimdi Hindistan…
00:04:57.880 --> 00:05:01.880
Hindistan büyük bir yer ya, oraya gitmiş mesela orada kalabalık bir yerde böyle
00:05:03.880 --> 00:05:05.880
epeyce şöhret kazanmış.
00:05:05.880 --> 00:05:11.880
Yıllar geçmiş, sonra o beldenin hükümdarı ölüvermiş.
00:05:11.880 --> 00:05:17.880
"Ne olacak şimdi hükümdar öldü? Yeni bir hükümdar seçelim, kimi seçelim?"
00:05:17.880 --> 00:05:24.880
"Dürüst olsun, akıllı olsun, tecrübeli olsun, bilgili olsun, takvâ ehli olsun" demişler.
00:05:24.880 --> 00:05:26.880
Aramışlar taramışlar birisi demiş ki;
00:05:26.880 --> 00:05:34.880
"Bu adam çok dürüst, çok akıllı, çok ahlâklı bunu hükümdar yapalım olur mu?"
"Olur…"
00:05:34.880 --> 00:05:42.880
Hükümdar yapmışlar. Derviş olmuş hükümdar. Var böyle hükümdar dervişler.
00:05:44.880 --> 00:05:51.880
Hükümdar olmuş, memleketi idare etmeye başlamış, çok güzel, gayet güzel idare ediyor,
00:05:53.880 --> 00:06:00.880
paralar birikmiş, hazine dolmuş, belde memnun olmuş, fakirler memnun olmuş,
00:06:00.880 --> 00:06:02.880
her şey güzel, her şey güzel...
00:06:02.880 --> 00:06:08.880
Tabi bu evlenmiş, orada çoluk çocuğu olmuş, beş tane çocuğu olmuş.
00:06:08.880 --> 00:06:13.880
Bir gün şeyhi kalkmış pattadak çıkmış gelmiş.
00:06:13.880 --> 00:06:18.880
Adan nasıl sevinmiş; "Aman Efendi hazretleri, hoş geldiniz…"
00:06:18.880 --> 00:06:22.880
Elini eteğini öpmüş, tahtına oturtmuş, herkes bakıyor;
00:06:22.880 --> 00:06:26.880
"Allah Allah! Bu hükümdar bu gelen adamı tahtına oturtuyor,
00:06:26.880 --> 00:06:29.880
önünde diz çöküp duruyor, bu ne haldir.
00:06:30.880 --> 00:06:33.880
Böyle bir izzet, bir itibar, bir sevgi, bir muhabbet." Filan…
00:06:33.880 --> 00:06:37.880
Her şey güzel, birkaç gün böyle kaldıktan sonra,
00:06:37.880 --> 00:06:44.880
Şeyh Efendi kimse kalmadıktan sonra demiş ki;
"Gel bakalım, otur şuraya iyi güzel,
00:06:44.880 --> 00:06:48.880
bak buralara kadar gelmişsin, epeyce çalışmışsın, kendini sevdirmişsin,
00:06:48.880 --> 00:06:52.880
hükümdar olmuşsun, zengin olmuşsun, çoluk çocuğa kavuşmuşsun.
00:06:52.880 --> 00:06:57.880
Köşklerin, sarayların, askerlerin, hazinelerin, her şeyin yerinde…"
00:06:57.880 --> 00:07:03.880
"Seninle ne anlaşma yapmıştık? Buraya gönderirken sana ne demiştim?
00:07:04.880 --> 00:07:09.880
Ne kazanırsan yarısı senin, yarısı benim dememiş miydim? Hatırladın mı?"
00:07:09.880 --> 00:07:16.880
"Evet Efendim hatırladım. Hepsi sizin olsun."
"Hayır, yarısı öyle şey yok anlaşma ne,
00:07:16.880 --> 00:07:19.880
yarısı senin, yarısı benim yarısını bölüşeceğiz.
00:07:19.880 --> 00:07:22.880
Peki, hadi bakalım bölüşelim, ben gideceğim bölüşelim."
00:07:23.880 --> 00:07:31.880
İnmişler hazineyi bölüşmüşler, malları bölüşmüşler, atları bölüşmüşler, kumaşları bölüşmüşler.
00:07:31.880 --> 00:07:36.880
Şeyh efendim, gayet sıkı muntazam yapıyor, her şeyi ikiye bölüyor.
00:07:36.880 --> 00:07:45.880
Tam böyle bölüşürken;
"Ee demiş daha var mı?"
"Benim bildiğim yok efendim bitti."
00:07:45.880 --> 00:07:50.880
"Yok, demiş çocuklar var, çocuklar da burada olmadı mı,
00:07:50.880 --> 00:07:53.880
oda senin buradaki kazancın, çocukları da bölüşeceğiz."
00:07:53.880 --> 00:07:57.880
"Hay hay efendim."
"Tamam, bir tanesi senin, bir tanesi benim,
00:07:57.880 --> 00:08:00.880
bir tanesi senin, bir tanesi benim dört oldu.
00:08:00.880 --> 00:08:04.880
Beşinci ne olacak?"
"Senin olsun efendim."
00:08:04.880 --> 00:08:09.880
"Hayır, demiş olmaz, yarı yarıya olacak, adalet olacak."
00:08:09.880 --> 00:08:12.880
"Ee napacağız, böleceğiz bunu ortadan."
00:08:13.880 --> 00:08:17.880
"Efendim, olur mu ben bu hakkımdan vazgeçtim, bırak o da senin olsun."
00:08:17.880 --> 00:08:22.880
"Hayır, böleceğiz, tut bakalım şunun bacağından getir satırı."
00:08:23.880 --> 00:08:27.880
"Allah Allah imtihan mı ediyor beni napıyor? Dur bakalım bu adam, ihtiyarladı mı?"
00:08:28.880 --> 00:08:31.880
Bacağından tutmuş.
"Satırı getir."
00:08:32.880 --> 00:08:35.880
Satırı getirmiş herhalde son anda vazgeçecek dur bakalım." filan..."
00:08:35.880 --> 00:08:45.880
Satırı kaldırdığı zaman, çocuğu ortadan ikiye bölecek…
00:08:45.880 --> 00:08:51.880
"Böyle taksim mi olur, senin gibi şeyh olmaz olsun" diye davranırken,
00:08:51.880 --> 00:08:54.880
bütün bir hayaller hop patlamış, bozulmuş…
00:08:55.880 --> 00:08:59.880
Meğerse rüya gibi bir şey görüyormuş hepsi bozulmuş.
00:09:00.880 --> 00:09:08.880
Senin gibi şeyh derken de, bakmış elinde tuttuğu da helva kazanı karıştırdığı koca [kepçe]
00:09:08.880 --> 00:09:15.880
-Helva kazanı bu karıştırdığı şey adı nedir? Çomcom mudur, kepçe midir?-
00:09:15.880 --> 00:09:20.880
Neyse o da böyle havada duruyor, televizyon sahnesi gibi bu vaziyette böyle donmuş,
00:09:20.880 --> 00:09:30.880
böyle bakınmış etrafta hiç kimse yok, içine bir his gelmiş, arkaya bir bakmış.
00:09:30.880 --> 00:09:36.880
Şeyh Efendi şöyle kapıya yaslanmış bir tebessüm ona bakıyor.
00:09:36.880 --> 00:09:43.880
Demiş ki;
"Evladım sen bu kafayla burada çok helva kazanı karıştırırsın" demiş, gitmiş.
00:09:44.880 --> 00:09:53.880
Bu ne demek?
Hududa kadar getirdin ama son noktada şeyhle bağlantısı tam değil,
00:09:53.880 --> 00:09:57.880
bir noktadan bir noktaya kadar tamam da, ondan sonra yok!..
00:09:57.880 --> 00:10:07.880
Muhabbet olacak, o olmazsa feyz olmaz, evliyâlık olmaz bu da onun hikayesi.
00:10:07.880 --> 00:10:10.880
Kitaplarda yazılan sonuncu şart sohbet-i şeyhtir.
00:10:10.880 --> 00:10:18.880
Mürit şeyhin sohbetinden feyiz alır, yetişir; oturur kalkar, gelir gider.
00:10:18.880 --> 00:10:24.880
Bizim yolumuzda müridin yetişmesinde sohbet-i şeyh önemlidir.
00:10:24.880 --> 00:10:32.880
Şeyhin sohbetine gitmek lazım, canla dinlemek lazım, tavsiyelerini tutmak lazım.
00:10:34.880 --> 00:10:39.880
Sohbet yolunun ne demek olduğunu dün anlatmıştım, demiştim ki;
00:10:39.880 --> 00:10:46.880
"Sohbet yarenlik etmek demek değil, hayatın içinde, hayatı beraberce sürerken,
00:10:46.880 --> 00:10:51.880
davranışlarını terbiye edecek." aile terbiyesi gibi demiştim.
00:10:51.880 --> 00:10:55.880
"Peygamber Efendimiz ashabını yanına aldı, etrafında yaşarken
00:10:55.880 --> 00:10:59.880
23 senede İslâm'ı öğretti, onun gibi…" demiştim.
00:10:59.880 --> 00:11:04.433
Hocamız mesela Tasavvuf-i Ahlâk kitabını yazmıştır.
00:11:04.458 --> 00:11:10.880
Okursunuz, bir noktada çok merak ettiniz bir noktaya gelir der ki;
00:11:10.880 --> 00:11:15.629
"Bunlar burada yazıyla olmaz, bu işi erbabından öğrenin." der, keser.
00:11:15.654 --> 00:11:23.880
Ondan sonra mühim olan bir şeyler var, onları yazmaz, "bunlar erbabından öğrenilir,
00:11:23.880 --> 00:11:26.271
öyle yazıyla anlaşılmaz." der.
00:11:26.296 --> 00:11:35.254
Çünkü bazı ukala insanlar; "Okumakla bu mutasavvıf oluyor, hatta geceye kalkan oluyor,
00:11:35.279 --> 00:11:38.880
ben okudum, ben biliyorum, tamam…" diyor.
00:11:38.880 --> 00:11:42.715
"Şöyle, böyle derler…" diyor. Şairlerden şiirler ezberliyor,
00:11:42.740 --> 00:11:46.880
"Ben bunu biliyorum, ben niye şeyhlik yapmayım?" diyor.
00:11:46.880 --> 00:11:50.880
İnsan kendi kendine şeyh yapılmaz ki, bunun bir yolu yöntemi var.
00:11:50.880 --> 00:11:55.660
Bak bir nispeti var, nispeti olmazsa, nispet-i manevîyesi olmazsa,
00:11:55.910 --> 00:11:58.880
Resûlullah'la bağlantısı olmazsa feyiz olmaz.
00:11:58.880 --> 00:12:05.693
Şebekeye cereyan bağlanmazsa ışık yanmaz. Kendi kendine şeyhliğe kalkıyor…
00:12:05.718 --> 00:12:10.927
Öyleleri çok var...
Bizim hocamzın vefatından sonra, kaç kişi şeyhliğe kalktı.
00:12:10.952 --> 00:12:18.130
Kaç kişi "Benim yapmam lazım, bu bana yanaşır." diyor. Kendi kendine yakıştırıyor.
00:12:18.155 --> 00:12:26.325
Kimisi dedi ki; "Hocamız bana Râmûzü'l-ehâdîs'i okuma müsaadesi vermiştir,
00:12:26.345 --> 00:12:28.640
ben şeyhlik yapabilirim."
00:12:28.640 --> 00:12:35.457
Râmûzü'l-ehâdîs'i okutma müsaadesi vermek, Râmûz'u okut diyedir, şeyhlik yap diye değildir.
00:12:35.482 --> 00:12:43.640
Kimisi dedi ki; "Hocamız bana başka isteklilere ders tarifi velayeti verdi,
00:12:43.640 --> 00:12:49.640
mürit olmak isteyene dersi tarif ediver diye salahiyet verdi, ben şeyhlik yapabilirim."
00:12:49.640 --> 00:12:57.640
Ders tarifi salahiyeti vermek, hocanın vefatından sonra yerine geçmek mânasında değildir,
00:12:57.640 --> 00:12:59.640
çünkü yüzlerce kişi böyle vermiştir.
00:12:59.640 --> 00:13:08.441
Hatta köyde benim teyzeme de vermiştir, şehirde bizim komşu hacı teyzelere de vermiştir.
00:13:08.466 --> 00:13:14.640
Ders tarifi salahiyeti, şeyh olma icazet namesi değildir.
00:13:14.640 --> 00:13:24.152
Râmûzü'l-ehâdîs okutma müsaadesi şeyh olma icazetnamesi demek değildir!..
00:13:24.177 --> 00:13:30.640
Kendi kendine şeyhliğe kalktı. Böyle olunca olmaz, öyle olunca nispet kopuk olur,
00:13:30.640 --> 00:13:36.615
bağlantısız ortaya çıkmak olur, bağlantısız ortaya çıkanın bir şeyi olmaz.
00:13:36.640 --> 00:13:43.640
Böyle bağlantısı olunca da, ümmî olsa çoban olsa o bağlantısından,
00:13:43.640 --> 00:13:49.640
o sohbetten öyle feyizler hâsıl olur ki; nice insan evliyâ olur.
00:13:49.640 --> 00:13:57.640
Evet, yolumuzun kitaplarda yazılan esasları bunlardır.
00:13:57.640 --> 00:14:07.640
Bir de daha başka esaslar vardır ama ya onları bir başka sohbete bırakmak lazım
00:14:07.640 --> 00:14:09.855
ya da kısaca anlatmak lazım.
00:14:09.880 --> 00:14:19.640
Abdülhâlık Gucdüvânî hazretleri; yani Semerkand civarında Gucdüvân denilen bir yerde
00:14:19.640 --> 00:14:26.363
camisi olan, -kabri de orada- Abdülhâlık Gucdüvânî hazretleri
00:14:26.388 --> 00:14:34.785
bazı sözlerle bizim bu Nakşî tarikatımızın esasları nelerdir diye ifade buyurmuşlar.
00:14:34.810 --> 00:14:44.970
Onları da bilmemiz lazım. Çünkü bu tasavvufi seyr-i sülûkumuz da mühim olan şeyleri gösteriyor.
00:14:44.122 --> 00:14:49.640
Nedir bu esaslar?
11 tanedir.
Bir tanesi nedir?
00:14:49.640 --> 00:14:56.910
Birincisi nedir? -veya başka türlü sıralamalarda olabilir-
00:14:56.116 --> 00:15:04.500
Hûş der dem. Bir esas budur.
Bizim tarikatımızda ne vardır?
00:15:04.750 --> 00:15:12.793
Hûş der dem prensibi vardır. Burdaki Hûş iki gözlü he, vav ve şın ile yazılır.
00:15:12.818 --> 00:15:21.640
"Hı", vav ve şın ile yazılan Hoş değil. O hoş kelimesi "güzel, hoş" manasına kullandığımız.
00:15:21.640 --> 00:15:28.816
O başka. Buradaki hûş…
Hûş Farsça'da "idrak ve şuur" demektir.
00:15:28.841 --> 00:15:33.640
Akıl ve şuur "idrak" demektir.
Mesela bayılan insana da ne derler?
00:15:33.640 --> 00:15:42.430
"Bi hûş oldu, bi hûş oldu…" şuurunu kaybetti, yığıldı kaldı filan...
00:15:42.680 --> 00:15:51.591
Hûş der dem. Dem; "nefes alıp vermek." ona dem derler. "Nefes" demek.
00:15:51.616 --> 00:16:04.600
Hûş der dem, Nefes alıp verirken insanın uyanık, aklı başında, şuurlu, olması" demek.
00:16:04.850 --> 00:16:11.640
Bizim esaslarımızdan birisi budur. Dervişimiz her nefeste uyanık olacak.
00:16:11.640 --> 00:16:16.640
Hûş der dem, şimdi bu nasıl sağlanır?
00:16:16.640 --> 00:16:24.480
Allah'ı unutmayacak, gaflete düşmeyecek, her anda Allah aklında olacak.
00:16:24.505 --> 00:16:33.191
Her anda Allah'ın kendini gördüğünü bilerek, edepli hareket edecek, edebi muhafaza edecek.
00:16:33.216 --> 00:16:41.113
Her an, Hûş der dem. Hiçbir nefesi gafil alıp vermeyecek, her nefes alıp verişte,
00:16:41.138 --> 00:16:46.640
gafillikten uzak bir agâhlık ve uyanıklık üzere olacak.
00:16:46.640 --> 00:16:53.435
Hûş der dem. Birinci prensip, birinci esas bu...
00:16:53.460 --> 00:16:58.957
Bu kolay sağlanamaz, kolay değildir çünkü insanın bazen uykusu gelir.
00:16:58.982 --> 00:17:04.615
Şimdi bu konuşmayı biraz daha konuşsak yatmaya başlar.
00:17:04.640 --> 00:17:08.640
Çünkü bazen insanın dikkati zayıflar, bir noktadan sonra uyuklar.
00:17:08.640 --> 00:17:19.410
Uyku bu prensibin aksidir. "Ay ben anlamadım ya, hay Allah" deriz.
00:17:19.435 --> 00:17:24.615
Bizim hanım mesela bazen diyor ki; "Selam verdim duymadın."
00:17:24.640 --> 00:17:31.316
Çocuğa mesela annesi diyor ki; "Evladım deminden beri sana bağırıyorum."
00:17:31.341 --> 00:17:39.816
kendisini resimli romana daldırmış, annesi; "Ahmet" diyor. "Hıı…" diyor romana devam.
00:17:39.841 --> 00:17:45.575
"Git bakkaldan şunu al bunu al..." diyor.
"Anne ne demiştin?" diyor. Sonra geliyor…
00:17:45.600 --> 00:17:52.941
Neden?
İnsanın aklı hep başka yerde, aklı masivada, başka yerde olursa
00:17:52.966 --> 00:17:54.941
Allah aklında olmaz.
00:17:54.966 --> 00:18:01.430
Başka şeye aklı takılırsa... Her zaman Allah'ı düşünmek kolay bir şey değildir.
00:18:01.680 --> 00:18:08.230
Bu nasıl sağlanacak? Bunun ilacı ne? Çaresi ne?
Zikirdir, bunun çaresi zikirdir...
00:18:08.255 --> 00:18:14.488
İnsan zikri çok yapa yapa, bu noktaya ulaşabilir.
00:18:14.513 --> 00:18:25.871
Öyle ulaşır ki uyurken bile gözü uyur, kalbi uyumaz.
00:18:25.896 --> 00:18:35.640
Böyle horul horul uyurken, vücudundan "Allah Allah" sesi gelen insanlar olmuştur.
00:18:35.640 --> 00:18:42.222
Uyurken zikreder, uyurken vücudundan ses gelir.
Nasıl olur bu?
00:18:42.247 --> 00:18:46.640
Zikre çalışmakla olur. Zikre çalışa çalışa, ilerleyince olur.
00:18:46.640 --> 00:18:53.640
Bu esastır. Çünkü hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;
00:18:53.640 --> 00:19:01.490
"Cennete gelen insanlar bile hayıflanacaklar, zikirsiz geçirdikleri zamana,
00:19:01.515 --> 00:19:04.286
gafil geçirdiği zamana esef edecekler."
00:19:04.311 --> 00:19:10.615
İşte o esef etme durumu, hayıflanma durumu olmasın diye, hûş der dem lazım.
00:19:10.640 --> 00:19:14.640
Her nefeste uyanık olmak lazım, gafil olmamak lazım!
00:19:14.640 --> 00:19:21.363
Çünkü insan gafil olursa; mesela yolda gafil olursa araba gelir çarpar.
00:19:21.388 --> 00:19:29.640
Başka hususlarda gafil olursa fırsatları kaçırır veya gaflete devam ederse arabayı bir yere çarpar.
00:19:29.640 --> 00:19:33.640
Gaflet fena bir şey, gafil olmak, hûş der dem olmamak fena bir şey.
00:19:33.640 --> 00:19:36.640
Araba kullanan hûş der dem olmazsa çarpar.
00:19:36.640 --> 00:19:41.640
Yolda yürüyen hûş der dem olmazsa arabanın altına gider.
00:19:41.669 --> 00:19:50.465
Her nefeste uyanık olmak, ayık olmak, şuurlu olmak lazım. hûş der dem...
00:19:50.490 --> 00:20:00.350
Demek ki bu; zikre çalışarak olan bir şey…
İki, nazar ber kadem.
00:20:00.600 --> 00:20:06.918
Dervişimizin bakışı, nazarı, ayağında olacak. Kadem, "ayak" demek.
00:20:06.943 --> 00:20:13.580
Dervişin bakışı ayağında olacak. Bu iki mânaya gelir;
00:20:13.830 --> 00:20:16.640
Bir; "Etrafa sağa sola bakıp da günaha girmesin" demek.
00:20:16.640 --> 00:20:22.640
Kız gibi edepli olsun, ayağının ucuna bakarak öyle yürüsün, sağa baktı mı,
00:20:22.640 --> 00:20:26.640
sola baktı mı, namahreme bakar, günaha bakar falan...
00:20:26.640 --> 00:20:29.640
Onun için öyle yürüsün, gözü aşağıda, müeddep bir şekilde...
00:20:29.640 --> 00:20:33.933
Dervişler bunu uygulamışlardır, öyle yürümüşlerdir.
00:20:33.958 --> 00:20:41.575
İkinci mânası da, "Sen ayağına tasavvuftaki yürüyüşüne dikkat et, etrafla meşgul olma,
00:20:41.600 --> 00:20:45.640
masiva ile meşgul olma, nene gerek senin masiva?
00:20:45.640 --> 00:20:51.332
Sen yolunu almaya bak, adımlarına dikkat et, sağlam yere bas,
00:20:51.357 --> 00:20:57.543
yürüyüşüne dikkat et, seyrine, seyr-i sulûküne dikkat et" mânası...
00:20:57.568 --> 00:21:03.640
İki mânası da doğrudur. Birincisi işin maddî tarafıdır, ötekisi mâneviyat yönündendir.
00:21:03.680 --> 00:21:08.605
İnsanın maddî yönden etrafına bakıp haramlara bakıp da günaha girmesi,
00:21:08.630 --> 00:21:13.222
iyi bir şey olmadığından, onlara bakma mânası doğru ama
00:21:13.247 --> 00:21:19.900
Allah'ı isteyen İlâhî ente maksûdî diyen bir insanın da, masivayla meşgul olması doğru olmadığından
00:21:19.115 --> 00:21:26.873
kademine, adımının ilerlemesine baksın, masivayla meşgul olmayı bir tarafa bıraksın.
00:21:26.898 --> 00:21:32.318
Izdırabı celbeden meyili aladıktır sana,
00:21:32.343 --> 00:21:34.680
Masivaya serfuru etmek ne demek…