WEBVTT 00:00:00.680 --> 00:00:07.480 Aziz ve muhterem kardeşlerim! Allahu Teâlâ hazretleri cümlenizden razı olsun. 00:00:07.547 --> 00:00:09.821 Yaptığınız dualar müstecab olsun. 00:00:09.859 --> 00:00:20.418 Mevlam hem dünyada hem âhirette neleri istemişseniz istediklerinize, umduklarınıza nail eylesin. 00:00:20.472 --> 00:00:28.665 Korktuklarınızdan uzak eylesin, emin eylesin. Cennetiyle cemaliyle müşerref eylesin. 00:00:29.173 --> 00:00:34.829 Rahmetine eren, rızasını kazanan, sevdiği, razı olduğu 00:00:34.860 --> 00:00:39.313 âşık-ı sâdık kullarından olmayı cümlemize nasip eylesin. 00:00:39.359 --> 00:00:42.136 Aziz ve muhterem kardeşlerim! 00:00:42.190 --> 00:00:52.693 Bu kainatın, bu hayat-ı dünyanın âhir zaman Peygamberi Muhammed-i Mustafâ'nın geleceği mâlumdu. 00:00:53.893 --> 00:01:01.580 Kesin... Kainatın düzeni, tertibi, olayların sıralanışı, 00:01:01.681 --> 00:01:07.541 önceden Allahu Teâlâ hazretleri tarafından takdir olunmuştu 00:01:08.590 --> 00:01:20.899 ve bizden önceki insanlara bizim geleceğimiz, Peygamber Efendimiz'in evsâfı, 00:01:20.930 --> 00:01:31.227 şânı ve Peygamber Efendimiz'e bağlı olan biz ümmet-i Muhammed'in hâli ve sıfatları bildirilmişti. 00:01:31.258 --> 00:01:36.319 Kesin, kesin. Olmadan evvel bildirilmişti. 00:01:36.440 --> 00:01:46.760 Nitekim Kur'ân-ı Kerîm'den bunun misalini istiyorsanız. Allahu Teâlâ hazretleri buyuruyor ki; 00:01:48.616 --> 00:01:55.519 Muhammedün Rasûlullâh. "Muhammed, Allah'ın gönderdiği bir vazifeli kuldur, elçidir. 00:01:55.698 --> 00:02:04.330 Allah'ın Resûlüdür, insanlara gönderdiği elçisidir." Vellezîne me'ahû. 00:02:04.400 --> 00:02:13.655 "Onun ümmetinden olan, onun etrafına toplanmış olan o ashabı, onunla beraber olan mü'minler." 00:02:13.858 --> 00:02:20.115 Eşiddâü ale'lküffâri ruhamâü beynehum. 00:02:21.467 --> 00:02:28.603 "Din düşmanlarına, Allah düşmanlarına, iman düşmanlarına, zalimlere, 00:02:28.696 --> 00:02:43.441 kâfirlere karşı pehlivan gibi kuvvetli, şiddetli. Ama kardeşini îsâr eder, kendisine tercih eder." 00:02:45.800 --> 00:02:53.960 Terâhüm rukke'an sücceden. "Onlara baksan onları namazda, niyazda, rükuda, secdede görürsün." 00:02:54.290 --> 00:02:57.912 Yebteğûne fadlen minallâhi ve rıdvânâ. 00:02:58.440 --> 00:03:03.367 "Allah'ın fazlına ermek için, rızasını kazanmak için can attıklarını, 00:03:03.453 --> 00:03:06.869 her çalışmalarını bu maksatla yapmış olduklarını görürsün." 00:03:06.908 --> 00:03:10.581 O ümmet-i Muhammed böyle insanlardır! 00:03:10.627 --> 00:03:17.726 Resûlullah'ın etrafındaki ashabı, onunla beraber olanlar işte böyle insanlardır! 00:03:17.781 --> 00:03:32.210 Sîmâhüm fî vücûhihim min eseri's-sucûd. "Secdeden, yüzlerinde izleri, alametleri vardır." 00:03:32.287 --> 00:03:40.180 Yüzlerinde secdeden oluşmuş izler, emareler, görünümler, alametler vardır. 00:03:40.227 --> 00:03:50.378 Baktın mı bu adam secde ehli, bu adam namaz ehli, bu adam mü'min, bu adam Allah'ın iyi kulu, 00:03:50.416 --> 00:03:55.700 mübarek kulu diye yüzünden, alametinden görülebilecek alametleri vardır. 00:03:55.809 --> 00:04:07.190 Sîmâhum. "Alametleri vardır." Fî vücûhihim. "Yüzlerinde." Min eseri's-sucûd. "Secde etmekten hasıl olan." 00:04:07.229 --> 00:04:18.173 Secde etmekten insanın yüzünde iki türlü iz meydana gelir. Bir, anlı nasırlaşır, alnından anlaşılır. 00:04:18.289 --> 00:04:22.112 İki, yüzü nurlanır, nurundan anlaşılır. 00:04:22.221 --> 00:04:31.547 Bizim Ankara'daki bir profesör arkadaşımıza, Fransa'dan gelen bir profesörü karşılasın, 00:04:31.655 --> 00:04:37.127 Ankara'da gezdirsin, mihmandarlık etsin diye fakülte görev vermiş. 00:04:37.166 --> 00:04:42.187 İyi fransızca bilir, ağzı laf yapar bir arkadaş, [o anlatıyor;] 00:04:42.287 --> 00:04:47.210 "Onu aldım, Etnografya Müzesi'ne götürdüm. 00:04:47.138 --> 00:04:54.809 Ankara'daki Hititliler'in eşyalarının filan bulunduğu müzeye götürdüm, gezdirdim. 00:04:54.847 --> 00:05:01.897 Yani müzeyi merak ediyordur, görmek ister diye, Fransız profesörü gezdirmek için, oraya götürdüm." diyor. 00:05:02.370 --> 00:05:08.706 Adam konuşkan, adam tatlı, adam uyanık, adam zeki... 00:05:08.885 --> 00:05:14.678 Ama ne kadar uyanık onu söyleyeceğim. Uyanıklığının da bir sınırı var. 00:05:14.803 --> 00:05:23.227 "Orada bana 'şu adam derviş' dedi. Karşıda birisini gösterdi, halktan birisini. 00:05:23.273 --> 00:05:28.303 Halkın arasından, o kadar halkın arasından birisini gösterdi." diyor. 00:05:28.389 --> 00:05:33.438 Fransız, bizim İlahiyat Fakültesi'nden profesör arkadaşa, 00:05:33.438 --> 00:05:38.548 o zaman belki profesör de değildi belki doçentti, demiş ki; 00:05:38.649 --> 00:05:42.607 "Şu adam var ya, şu karşıda görünen bu adam..." Türkiye'den kimseyi bilmiyor. 00:05:42.684 --> 00:05:49.605 Nereden anlıyor? Yüzünün alametinden, görünüşünden anlıyor; "Şu adam derviş" demiş. 00:05:49.659 --> 00:05:53.129 Bizim arkadaş da; "'Deme ya!' dedim kendi kendime." diyor. 00:05:53.199 --> 00:05:59.446 O gösterdiği adamın yanına gittim, Anadolu'nun bir adamı işte, belki köylü bir dayı. 00:05:59.477 --> 00:06:06.603 "'Selamün aleyküm! Hemşerim nasılsın, iyi misin, hoş musun?' dedim." diyor. 00:06:06.649 --> 00:06:16.139 Sokulgan, ağzı çok tatlı, dilbaz, hünerli, böyle kalp kazanmasını bilen bir kimse. 00:06:16.185 --> 00:06:19.628 "Nasılsın, iyi misin, hoş musun ne yapıyorsun, nereden geldin?" 00:06:19.674 --> 00:06:22.231 Anadolu'nun bir [şehrinden] gelmiş oraya. 00:06:22.293 --> 00:06:29.865 "Böyle biraz kendime ısındırdıktan sonra, konuştuktan sonra, eğildim, 'Ehli tarik misin? 00:06:29.865 --> 00:06:35.878 Hangi Efendi'ye bağlısın' dedim, ehli tarik olduğu anlaşıldı." diyor. 00:06:35.971 --> 00:06:42.475 "Yahu kardeşim!" diyor bana anlatırken. Böyle heyecanlı bir şekilde anlatırken; "Elin Fransız'ı..." 00:06:42.545 --> 00:06:46.869 Evet, anlar. Zeki insan anlar. 00:06:46.924 --> 00:06:51.491 Yüzünden belli olur, bir insanın yüzünden belli olur. Bazı insanlara deniliyor ki; 00:06:51.545 --> 00:06:55.861 "Bu adam insan sarrafıdır." Sarraf ne yapar? 00:06:55.861 --> 00:07:03.728 Altının hakikisini, sahtesini ayırır. Yani bu kalp altın diye anlar. Sarraf...İnsan sarrafı ne demek? 00:07:03.758 --> 00:07:09.263 Bu adam iyi insan mı kötü insan mı anlar. Ben abimin dükkanına otururdum. 00:07:09.341 --> 00:07:14.880 Abim ticaretle meşgul olduğu zaman, yazıhaneye. "Gel bakalım" der bana abim. 00:07:14.942 --> 00:07:24.921 Altı yaş büyük benden. Şakacı mı şakacı, bir ömür, çekilmez bir abi, tatlı bir abi. Gel otur. 00:07:24.960 --> 00:07:28.210 Otururum ben. Bana der ki; 00:07:28.740 --> 00:07:34.262 "Sen üniversitede okudun, üniversite diploması aldın, burası da piyasa üniversitesi. Otur bakalım." 00:07:35.215 --> 00:07:42.357 Dükkan neymiş? Piyasa üniversitesiymiş. Alışveriş, ticaret üniversitesiymiş. "Otur bakayım şuraya." 00:07:42.434 --> 00:07:47.965 Otururum. Birisi gelir, yazıhaneye bile almaz. 00:07:48.980 --> 00:07:55.799 Yazıhanenin kapısını açıp da içeri buyur etmez. Camı açar, tezgahtara: 00:07:55.845 --> 00:07:59.528 "Mehmet! Ne kadar verdiğin şey? Kaç kilo?" sorar yazar.Hesap? 00:07:59.653 --> 00:08:06.226 "Borcunuz şu kadar, alacağınız bu kadar. Teşekkür ederim, buyrun..." Soğuk, resmi, bir şey yok. 00:08:06.343 --> 00:08:14.398 Birisi gelir; "Ooo!.. Hoşgeldin" bilmem ne, yazıhanenin sürmeli kapısı böyle gıcıırrrr... açılır, 00:08:15.220 --> 00:08:19.853 içeri çağırır;"Çay mı içersin, kahve mi içersin, vişne şurubu mu içersin? 00:08:19.853 --> 00:08:28.406 İşte orada, dışarda özel şurup yapan -handmade meşrubat yapan- kimseler var, onu mu istersin?" bilmem ne... 00:08:28.617 --> 00:08:32.496 Çok ikram... Onu öyle uğurlar. 00:08:32.738 --> 00:08:42.110 Birisi gelir, ona kaş çatar, "yok" der kapıyı dırt, cam da sürgülü, trakk camı kapatır. 00:08:42.259 --> 00:08:46.334 Ben kızarırım, bozarırım ya buna niye böyle sert muamele etti bu böyle? 00:08:46.436 --> 00:08:53.222 Yani kovar gibi bir şey yaptı filan. Sorarım hepsini; Abi buna niye ikram ettin? 00:08:53.472 --> 00:09:00.802 Buna niye resmi davrandın? Buna niye camı tokat patlatır gibi pat diye yüzüne kapattın? 00:09:00.911 --> 00:09:10.546 Hepsinin sebebini söyler.Bu, bu yüzüne camı kapattığım; mal aldı, borcunu ödemedi, sahtekâr. 00:09:10.796 --> 00:09:15.146 Yine dalavereye, aldatmaya geliyor, yüz vermiyorum. 00:09:15.771 --> 00:09:21.626 Daha önceki muamelelerinden anladığım, bildiğim bir kimse. Onun için ona hiç yüz vermiyorum. 00:09:21.664 --> 00:09:25.972 Öteki, içeri davet ettiğim, böyle çok tatlı muamele ettiğim; 00:09:26.180 --> 00:09:31.459 çok dürüst, çok temiz bir insandır, çok sevimli tatlı bir insandır, 00:09:31.506 --> 00:09:37.585 ne kadar iyilik yapsam layık olan bir insandır ondan. Ötekisi? Şu böyle, bu böyle filan... 00:09:37.648 --> 00:09:42.370 Adamına göre muamele, yani insan sarrafı. 00:09:42.417 --> 00:09:49.280 Ben de hakikaten o piyasa üniversitesinde kısa bir iki saatlik dersten bayağı istifade ederdim. 00:09:49.129 --> 00:09:52.798 Otururdum oraya, öyle görmekten istifade ederdim. 00:09:52.798 --> 00:10:00.243 İnsanların yüzlerinde alametler var da gören görüyor, anlayan anlıyor, dikkat etmeyen, dikkat etmiyor. 00:10:00.243 --> 00:10:05.437 Yoksa bu adam dürüst mü değil mi diye 'şıp!' diye anlar. Umumiyetle anlayanlar anlayabilir. 00:10:05.476 --> 00:10:12.396 [Bu Fransız,] çok aptal, çok ahmakların arasında biraz daha yüksekçe, sivri zekası olan bir kimse. 00:10:12.481 --> 00:10:19.255 Neden tam hududu geçememiş? Aptallar dünyasından kurtulup akıllılar âlemine ayak basamamış? 00:10:19.364 --> 00:10:22.475 Müslüman olmamış. Aklı olsaydı müslüman olurdu. 00:10:22.553 --> 00:10:28.451 Nasreddin Hoca, eşeğin kuyruğu yanar mı yanmaz mı diye merak etmiş, 00:10:28.544 --> 00:10:37.945 ondan sonra eşeğin kuyruğunu yakmış. Eşek de can havliyle kaçarken arkasından bağırmış; 00:10:37.991 --> 00:10:46.864 "Aklın varsa dereye koş!" diye. Tabii dereye koştuğu zaman sönecek. Haa, bu adamlar yanıyor. 00:10:46.903 --> 00:10:52.196 Aklı varsa bunların, kuyruklarındaki yangınları söndürmek için dereye koşması lazım. 00:10:52.242 --> 00:11:00.740 O kadar akıllı değil ama etrafı biraz seziyorlar, azıcık anlıyorlar; "Bu adam ehli tarik." diye anlıyor. 00:11:00.990 --> 00:11:05.584 Yani, sîmâhüm fî vucûhihim min eseri's-sucûd. Müslümanların alameti vardır. 00:11:05.609 --> 00:11:14.154 Sözün başına dönelim. Bu kainatta her şey bellidir, düzenlidir, düzenlenmiştir, 00:11:15.280 --> 00:11:20.596 kaderin kalemleri olmuşları ve olacakları yazmıştır, 00:11:20.713 --> 00:11:26.456 kalemin mürekkebi kurumuştur, kalem kenara konmuştur. Her şey belli. 00:11:26.487 --> 00:11:33.578 Ta Hazreti Adem zamanından âhir zaman Peygamberi Muhammed-i Mustafâ gelecek diye bellidir. 00:11:34.220 --> 00:11:40.169 Muhammedün rasûlullah vellezîne me'ahû eşiddâü ale'lküffâri ruhamâü beynehüm 00:11:40.169 --> 00:11:43.566 terâhüm rukke'an sücceden yebteğûne fadlen minallahi 00:11:43.566 --> 00:11:51.130 ve ridvânan sîmâhüm fî vücûhihim min eseri's-sücûd. Zâlike meselühüm... 00:11:51.160 --> 00:11:54.552 Bütün bu sözler nereden? Tevrat'tan. 00:11:54.731 --> 00:11:58.828 Kur'ân-ı Kerîm'in içinde eski kitapların hepsinden bölümler vardır. 00:11:58.898 --> 00:12:05.449 Kur'ân-ı Kerîm'in bir özelliği de bütün eski mukaddes kitapları toplamış olmasıdır. 00:12:05.526 --> 00:12:14.922 Fîhâ kütübün kayyime. İnne hâzâ le-fi's-suhufi'l-ûlâ suhufi İbrahîme ve Mûsâ. 00:12:14.969 --> 00:12:22.974 Söylediğim gibi misalleri çok bunun. Bak, Tevrat'tan âyetler aldı. 00:12:23.200 --> 00:12:27.292 Peki, Tevrat'tan aldığı bu ayetlerin bu günkü Tevrat'ta yeri var mı? Var. 00:12:27.385 --> 00:12:31.462 Nereden biliyorsun? Sen eski Tevrat'ı, İncil'i okudun mu? 00:12:31.462 --> 00:12:35.921 Okumadım, mahsustan okumadım. Aklım karışır diye okumadım. 00:12:36.370 --> 00:12:38.558 Kur'an'ı doğru düzgün öğreneyim diye okumadım. 00:12:38.612 --> 00:12:41.427 Kur'ân-ı Kerîm'le aklıma bir şey karışmasın diye okumadım. 00:12:41.481 --> 00:12:44.160 Peygamber Efendimiz, "Onların kitaplarını okumayın. 00:12:44.780 --> 00:12:50.784 Okursanız bir yeri inkar etseniz belki doğru bir yeri inkar edersiniz, kabahat olmuş olur, günah olmuş olur; 00:12:50.846 --> 00:12:55.865 yanlış bir yeri tasdik ederseniz yanlışlığı tasdik etmiş olursunuz, günah olur." diye 00:12:55.950 --> 00:12:59.565 eski kitapları okumaktan men ettiği için okumuyorum. 00:12:59.604 --> 00:13:07.260 Ama bize profesörümüz [Muhammed] Hamidullah Bey, Tevrat'ı, İncil'i getirdi, "İşte şurada" diye gösterdi. 00:13:07.260 --> 00:13:14.940 Bak, Tevrat'ta Muhammed'in Resûlullah olduğu, 00:13:14.133 --> 00:13:19.603 âhir zaman peygamberinin ümmetinin evsafının şöyle şöyle olduğu yazılıydı. 00:13:19.766 --> 00:13:27.592 Tevrat'ta var. Tevrat kaç bin yıl önce, kaç yüz yıl önce Peygamber Efendimiz'den.Neden? 00:13:28.290 --> 00:13:33.958 Neden önceden, sonradan olacak şey yazılabilmiş oluyor? Söyleyin! 00:13:34.280 --> 00:13:40.646 Önceden planlı olduğundan, kader yazmış, her şey belli olmuş olduğundan. 00:13:40.786 --> 00:13:44.352 Ümmet-i Muhammed'in evsafı Tevrat'ta var. 00:13:44.352 --> 00:13:48.348 Yahudiler, Peygamber Efendimiz gelecek diye bekliyorlardı. 00:13:48.457 --> 00:13:51.736 Tevrat'ta ismi geçen Peygamber gelecek diye, 00:13:51.798 --> 00:13:55.648 Peygamber Efendimiz'in doğma zamanlarında bekleşiyorlardı. 00:13:55.679 --> 00:14:00.340 Hatta Peygamber Efendimiz küçükken, Suriye'ye seyahate gittiği zaman, 00:14:00.340 --> 00:14:05.392 bazı rahipler Peygamber Efendimiz'de peygamberlik alametlerini görmüşlerdi. 00:14:05.392 --> 00:14:12.257 Çünkü gezdiği yerde üstünde bulut gezerdi. Peygamber Efendimiz'in gölgesi yere düşmedi. 00:14:12.257 --> 00:14:14.281 Niye düşmedi Mehmet söyle bakalım? 00:14:14.538 --> 00:14:26.421 Çünkü üstünde bulut gezerdi. Gölgelendirirdi Allah, gölgelendirirdi. 00:14:26.491 --> 00:14:32.327 Bir şair de ne diyor? "Resûlullah nurdandı, nurun gölgesi olmaz." diyor. 00:14:32.435 --> 00:14:36.629 O da güzel. Ağzına sağlık mübareğin. Ne güzel söylemiş! 00:14:36.659 --> 00:14:45.215 Hiçbir yerde bulut yokken bir insan nereye giderse üstünde bir bulut gezerse, 00:14:45.324 --> 00:14:50.400 bir rahip de bunu görürse ne der? "Bunda bir iş var" der. 00:14:50.290 --> 00:14:57.169 "Aaa!.. Bu, Tevrat'ta anlatılan âhir zaman Peygamberi olmalı, zamanı da yakındı." diye anladılar. 00:14:57.289 --> 00:15:01.855 Ebu Talib'e dedi ki; "Bu yeğenini Şam'a götürme. Aman ha! 00:15:01.948 --> 00:15:07.495 Burada benim gördüğüm alametleri başkaları da görürse bir şeyler yapabilirler." 00:15:07.495 --> 00:15:11.664 Bunları niçin söylüyorum? Sözümü ispat etmek için söylüyorum. 00:15:11.788 --> 00:15:15.883 Neden söylüyorum, bütün bu teferruatı neden söylüyorum? 00:15:15.961 --> 00:15:19.865 Her şeyin planlı programlı [olduğunu söylemek için.] 00:15:19.903 --> 00:15:23.602 Bu "plan" ve "program" kelimelerini kullanmak istemiyorum ama Türkçesini bulamadım. 00:15:23.619 --> 00:15:26.958 O kadar Batı dillerinin kelimelirine bulaşmışız ki! 00:15:27.400 --> 00:15:29.510 Haydi çıkart bunları, "planlı" yerine ne diyeceksin!.. 00:15:29.510 --> 00:15:36.731 Düşünülmüş, tasarlanmış her şey, kararlaştırılmış, yazılmış, çizilmiş, 00:15:36.785 --> 00:15:41.605 belli olduğundan yahudiler Peygamber Efendimiz gelecek diye biliyor; 00:15:41.737 --> 00:15:47.974 ve meselühüm fi'l-incîli ke-zer'in ahrece şat'ahu... diye âyetin sonuna kadar giden evsâf, 00:15:48.760 --> 00:15:49.847 "İncil'de de şöyle anlatılıyor." diyor. 00:15:49.885 --> 00:15:55.969 "Yukardaki anlatım Tevrat'tandı, aşağıdaki anlatım da İncil'dendi." diye bildiriliyor. 00:15:56.132 --> 00:15:59.553 Neyi ispat ettim ben şimdi Kur'ân-ı Kerîm'le? 00:15:59.584 --> 00:16:03.862 Peygamber Efendimiz'in geleceğinin, yüzyıllar önceden 00:16:03.862 --> 00:16:12.950 mukaddes kitap okuyan insanlar tarafından bilindiğini, mukaddes kitap Tevrat'ta, 00:16:12.149 --> 00:16:20.220 mukaddes kitap İncil'de Peygamber Efendimiz'in geleceğiyle ilgili bilgiler olduğunu niye söyledim? 00:16:20.100 --> 00:16:22.750 Her şey düzenli ve belli de ondan. 00:16:22.750 --> 00:16:29.406 Her şey düzenlenmiş, tasarımlanmış, tasarlanmış, kararlaştırılmış. 00:16:29.431 --> 00:16:35.245 Kader, levh-i mahfuza olacakları yazmış, mürekkep kurumuş. Tamam. 00:16:35.314 --> 00:16:40.756 Hazreti Adem aleyhisselam peygamberlerin ilki, sonu âhir zaman Peygamberi 00:16:40.756 --> 00:16:43.219 Muhammed-i Mustafâ, ondan sonra peygamber yok. 00:16:43.257 --> 00:16:48.152 Evliya var, peygamber yok. Allah'ın sevgili kulları var, başka peygamber yok. 00:16:48.152 --> 00:16:54.140 "O Peygamber şöyle olacak böyle olacak" diye bilgiler eski kitaplarda mevcuttur. 00:16:54.287 --> 00:16:57.594 Eski ümmetler biliyorlardı. Hatta eski ümmetlerden; 00:16:57.594 --> 00:17:07.163 "Eğer ileride sizin çocuklarınız, torunlarınız veya sizler böyle bir şahısla karşılaşırsanız." 00:17:07.226 --> 00:17:12.930 Le-tü'minünne bihî ve le-tensurunnehû. "Ona inancaksınız ha! 00:17:12.930 --> 00:17:17.865 Muhakkak ve muhakkak ona yardım edeceksiniz tamam mı?" diye hepsinden söz de alınmıştı. 00:17:18.670 --> 00:17:24.610 Eski kutsal kitaplara bağlı ümmetlerden söz alınmıştı.Aklınıza takılan bir şey var mı? 00:17:24.695 --> 00:17:32.780 Yani kainatın her şeyi Hazreti Adem aleyhisselam zamanından sonuna kadar planlanmış. 00:17:32.780 --> 00:17:42.529 Hatta Peygamber Efendimiz bir olay anlatıyor. İmam Buhârî'de, Peygamber Efendimiz'in hadîs-i şerîfinde var. 00:17:43.500 --> 00:17:47.384 Musa aleyhisselam, Adem atamız aleyhisselam'a demiş ki... 00:17:47.610 --> 00:17:52.972 Mirac'ta Peygamber Efendimiz hepsini gördü ya... Hepsini bir bir ziyaret etti, konuştu. 00:17:53.300 --> 00:17:57.786 Miraç; çok muazzam bir olay, çok derin bir olay, çok muhteşem bir olay! 00:17:57.863 --> 00:18:05.349 Peygamber Efendimiz Sâhibu'l-mîrâc. Kimseye nasip olmamış bir büyük makam o. 00:18:05.442 --> 00:18:10.974 İrmedi evvel gelen bu devlete. [Kimse layık olmadı bu ri´fate.] 00:18:11.145 --> 00:18:17.305 Bu kadar böyle Allah'ın huzuruna kabul olmak, Mirac'a çıkmak başka kimseye nasip olmadı. 00:18:17.359 --> 00:18:18.903 Mirac'ta gördü [onları]. 00:18:18.942 --> 00:18:24.635 Yedi kat semayı geçti, peygamberlere imamlık da yaptı, hepsiyle de konuştu. 00:18:24.744 --> 00:18:27.526 Adem atamızı gördü, Musa aleyhisselam'ı gördü, 00:18:27.526 --> 00:18:31.521 İbrahim aleyhisselam'ı gördü, gördü, gördü... konuştu hepsiyle. 00:18:31.567 --> 00:18:41.208 Musa aleyhisselam Adem atamıza, Adem dedemize -hepimizin dedesi ya- ne demiş? 00:18:41.364 --> 00:18:52.986 Demiş ki; "Ah sen değil misin! Allah'ın yaklaşmayın dediği ağaca yaklaşıp da cezalanıp da 00:18:53.640 --> 00:19:01.520 cennetten bizi çıkaran sen değil misin? Ah dedem! Niye yaptın bunu?" gibi konuşmuş. 00:19:01.567 --> 00:19:07.490 Çünkü biliyorsunuz cennetteydi Adem atamız. Allahu Teâlâ hazretleri buyurdu ki; 00:19:07.400 --> 00:19:11.560 Fe-külâ minhâ rağaden haysü şi'tümâ ve lâ tekrabâ hâzihi'ş-şecerate fe-tekûnâ mine'z-zâlimîn. 00:19:12.160 --> 00:19:17.200 "Yiyin için ama şu ağaca yaklaşmayın. Sonra isyan etmiş olursunuz, günaha girmiş olursunuz. 00:19:17.200 --> 00:19:21.000 Şu ağaca yaklaşmayın!" dedi. Şeytan geldi yanlarına; 00:19:21.200 --> 00:19:28.360 "Sizi, cennette ebediyen kalmanıza sebep olacak bir şeye akıl öğretiyim mi, 00:19:28.360 --> 00:19:31.120 kılavuzlayayım mı, yol göstereyim mi?" dedi. 00:19:31.280 --> 00:19:37.400 Cennette ebedi kalacaksınız, bak elinizden bu cennette kalmak, bu nimet hiç gitmeyecek... 00:19:37.440 --> 00:19:42.600 Hel edüllüküm alâ şecereti'l-huldi ve mülkin lâ yeblâ. 00:19:42.720 --> 00:19:50.320 "Ebedi bir saltanat, nimet, devlet, saadet sahibi olduğunuz bir şeyi istemez misiniz?" 00:19:50.360 --> 00:19:55.520 "İsteriz" dedi Adem aleyhisselam dedemiz, Havva anamız da. 00:19:55.680 --> 00:20:02.640 Ve Allah'ın "yaklaşma!" dediği ağaca yaklaştılar ve onun meyvasını kopardılar, yediler. 00:20:02.720 --> 00:20:07.920 Kur'ân-ı Kerîm'de var bu, oradan söylüyorum zaten. Âyetleri okuyorum; 00:20:09.760 --> 00:20:16.200 Fe-ekelâ. "İkisi birden yasak meyvayı yediler." Halbuki Allah "yemeyin!" demişti. 00:20:16.280 --> 00:20:24.280 Ve lâ takrabâ hâzihi'ş-şecerate. "Ben size böyle bu ağaca yaklaşmayın dememiş miydim?" diye, 00:20:24.320 --> 00:20:30.400 Allahu Teâlâ hazretleri cennetten çıkarttı filan. "Yapmasaydın ya bunu, niye yaptın bunu?" demiş. 00:20:30.240 --> 00:20:36.200 Peygamber Efendimiz anlatıyor, ben oradan naklediyorum. [Musa aleyhisselam] böyle demiş. 00:20:36.320 --> 00:20:47.160 Adem atamız ne demiş?Demiş ki; "Yâ Musa! Beni takdir kaleminin yazdığı 00:20:47.800 --> 00:20:54.960 ve yazının kaleminin kuruduğu bir mukadder olaydan dolayı mı kınıyorsun? 00:20:55.000 --> 00:21:01.280 Allah takdir etmiş, bu böyle olacak. Ondan oldu bunlar, yani ondan dolayı mı beni kınıyorsun?" dedi. 00:21:01.320 --> 00:21:05.240 Adem atamız Musa aleyhisselam'a böyle cevap vermiş. 00:21:05.320 --> 00:21:11.680 Yani Musa aleyhisselam'ı susturdu, ikna etti, ağzının payını verdi, 00:21:11.720 --> 00:21:13.560 yani cevabı verdi, diyor [Peygamber Efendimiz.] 00:21:13.600 --> 00:21:24.720 Tabii bunlar hep hakikaten, mukadderattan dolayı [olan şeylerdir]. Allah yazmış, dünyaya inecekler. 00:21:24.760 --> 00:21:28.800 İnsan nesli dünyada gelişecek ve ne olacak? 00:21:28.880 --> 00:21:34.360 Sonunda insanlar şu kadar milyon sene yaşayacaklar, âhir zaman peygamberi gelecek. 00:21:34.440 --> 00:21:39.480 Âhir zaman peygamberinden sonra ne olacak? Kıyamet kopacak. 00:21:39.560 --> 00:21:43.240 Kıyamet kopmasının alametilerini bile söylemedi mi Peygamber Efendimiz? 00:21:43.320 --> 00:21:51.480 Bak, aradan 1400 küsur sene geçti. "Kıyamet kopacağı zaman şu olacak, şu olacak, şu olacak... " diye 00:21:51.520 --> 00:21:56.400 kıyamet alametlerinin çoğunu söylemedi mi? Yarın isterseniz okuyayım o hadisleri? 00:21:56.160 --> 00:22:00.600 "Şöyle olacak, şöyle olacak, şu olacak..." diye olacakları söyledi. 00:22:00.600 --> 00:22:04.200 Demek olacakları söylemek nereden mümkün olur? 00:22:04.520 --> 00:22:10.760 İş bilindiği için, tasarımlandığı için, yazıldığı için, mukadder olduğu için olur değil mi? 00:22:10.840 --> 00:22:15.160 Mukadder olduğu için eski ümmetler Peygamber Efendimiz'in geleceğini biliyordu. 00:22:15.160 --> 00:22:18.400 Tevrat'ta İncil'de bizim ümmetimiz yazılıydı. 00:22:18.160 --> 00:22:22.680 Mukadder olduğu için Peygamber Efendimiz kıyamet alametlerini bildiriyor. 00:22:23.760 --> 00:22:34.200 Muhterem kardeşlerim! Bu mukadderât arasında biz mübarek bir ümmetiz, görevli bir ümmetiz. 00:22:34.280 --> 00:22:41.160 Ümmet-i Muhammed, bizler, yani sen ve ben ve öteki arkadaşlarımız, Ümmet-i Muhammed, 00:22:41.240 --> 00:22:50.360 bizden önceki selef-i salihinimiz, bizden sonraki salih nesillerimiz... Biz neyiz? 00:22:50.480 --> 00:22:57.680 Görevli bir ümmetiz. Ne görevi bu? Ne görevin var senin? Bunu bilmen lazım. 00:22:57.760 --> 00:23:04.520 Bu konuşmayı ben zaten onun için yapıyorum. Senin görevini sana hatırlatmak için yapıyorum. 00:23:04.600 --> 00:23:14.720 Küntüm hayra ümmetin. "Siz en hayırlı ümmetsiniz." Ümmetlerin en hayırlısı kimmiş?Biz. 00:23:14.840 --> 00:23:18.600 Peygamber Efendimiz peygamberlerin serveri, seyyidi: 00:23:18.680 --> 00:23:26.640 Seyyidü'l-evveline ve'l-âhirîn server-i kâinât Muhammed-i Mustafâ. Ümmeti de ümmetlerin serveri. 00:23:26.720 --> 00:23:31.960 Hayra ümmetin. "En hayırlı ümmet." Uhricet li'n-nâsi. 00:23:32.920 --> 00:23:37.720 İnsanlar için özel olarak çıkartıldınız siz, özel imalatsınız." 00:23:37.760 --> 00:23:45.840 Allah sizi özel olarak takdir eyledi, Ümmet-i Muhammed gelsin diye. Görüyor musunuz halinizi? 00:23:45.880 --> 00:23:48.880 Vay be siz neymişsiniz, biz neymişiz! 00:23:48.920 --> 00:23:55.800 Uhricet li'n-nâs. "İnsanlar için özel olarak ortaya çıkartılmış bir ümmetiz." 00:23:55.800 --> 00:24:04.240 Te'murûne bi'l-mârûfi ve tenhevne ani'l-münkeri. "Emr-i mâruf yaparsınız, nehy-i münker yaparsınız." 00:24:04.320 --> 00:24:12.200 Yani bu ümmetin görevi ne? Hakkı tutmak, hakkı desteklemek, emr-i mâruf yapmak, nehy-i münker yapmak. 00:24:12.240 --> 00:24:24.120 Emr-i mâruf ne demek?"İyi olan, sevaplı olan, doğru olan, mantıklı olan, bilimsel olan, hayırlı olan, 00:24:24.160 --> 00:24:33.440 faydalı olan her şeyi yapılsın diye çalışmak, yapılmasını zorlamak ve yapılmasına yardımcı olmak." 00:24:33.440 --> 00:24:36.840 Emr-i maruf bu. Nehy-i münker ne demek? 00:24:36.880 --> 00:24:43.920 Kötü olan, akla aykırı olan, mantığa ters düşen, zararlı olan, çirkin olan, şerli olan, 00:24:43.920 --> 00:24:47.360 her şeyi de yaptırtmamaya çalışmak. 00:24:48.920 --> 00:24:54.960 O olmasın diye, ortadan kalksın diye, yapılmasın diye uğraşmak. Görevimiz var. 00:24:58.000 --> 00:25:04.800 Dünyadaki insanların jandarması kim? Biz. Görevimiz ne? 00:25:04.880 --> 00:25:09.280 Emr-i mâruf yapmak, nehy-i münker yapmak, Allah yolunda cihat etmek. 00:25:09.360 --> 00:25:14.800 Allah'ın dinini, emrini, ahkamını hakim kılmaya çalışmak. 00:25:14.880 --> 00:25:19.480 Kötüyü hoş görmek yok, kötüye eyvallah yok. Öyle yağma yok! 00:25:19.680 --> 00:25:23.680 Kötüye şakşakçılık yok, kötüye "kötü" diyecek, "yanlış bu" diyecek, 00:25:23.760 --> 00:25:29.920 "kötü" diyecek, "bu koca göbekli puta tapılmaz" diyecek. Nereden çıkarttınız buna tapmayı?! 00:25:30.000 --> 00:25:32.760 Ne güzel söyledi Salih kardeşimiz, kulağımdan çıkmıyor. 00:25:32.800 --> 00:25:38.400 Hintliler'in on tane putları varmış, şimdi onu da gitmiş, kalmışlar putsuz. 00:25:38.240 --> 00:25:40.360 Nereden öğrenmiş, çok hoşuma gitti o şey. 00:25:40.680 --> 00:25:46.920 Tabii kuru dallara tutunursan tutunduğun dallar elinde kalır, kırılır. 00:25:46.960 --> 00:25:54.960 Sağlam yere yapışmazsan öyle olur. Kendi elinle yaptığın putlara taparsan o putların hükmü kalmaz. 00:25:55.400 --> 00:25:59.360 Kötüyü söyleyeceğiz ama nasıl söyleyeceğiz? 00:25:59.480 --> 00:26:06.800 Tatlı tatlı, yani karşı tarafı kışkırtmayacak, fışkırtmayacak, isyan ettirmeyecek, 00:26:06.880 --> 00:26:11.480 kabul edecek tarzda, münasip bir şekilde söyleyeceksin. O [yumuşak söylemek] nereden çıkıyor? 00:26:11.480 --> 00:26:18.400 Biz cihat edeceğiz, kavgacıyız, bak bıyıklarımız aşağı sarkık, biraz daha uzarsa kıvırırız koç bıyığı gibi olur. 00:26:18.800 --> 00:26:23.840 Kimimiz karateye çalıştık, kimimiz Judoya, kimimiz yumruğa çalıştık? 00:26:23.880 --> 00:26:28.320 "Boks" demiyorum, acayip bir kelime, hiç de hoşuma gitmiyor. Yumruk... 00:26:31.400 --> 00:26:37.760 Allahu Teâlâ Musa aleyhisselam'ı Harun aleyhisselam ile Firavun'a gönderirken ne dedi? 00:26:37.960 --> 00:26:47.840 "O Firavun'un yanına gidin." Fe-kûlâ lehû kavlen leyyinâ. "Yumuşak yumuşak konuşun onlara." 00:26:47.880 --> 00:26:52.920 Firavun'a nasıl konuşacak Musa aleyhisselam ve Harun aleyhisselam? 00:26:53.400 --> 00:27:00.440 Fe-kûlâ lehû kavlen leyyinâ. Leyyin ne demek? "Yumuşak" demek. "Yumuşak söz söyleyin ona. 00:27:00.440 --> 00:27:06.360 Yumuşak yumuşak konuşun, tatlı tatlı konuşun, sevimli sevimli konuşun. 00:27:06.440 --> 00:27:11.520 Öyle isyan ettirmeyecek, karşı getirmeyecek, 'Yok ya! Kabul etmiyorum! Vay! Bilmem ne..." [dedirtmeyecek,] 00:27:11.600 --> 00:27:16.800 kavgaya döndürmeyecek tarzda akıllı uslu, hikmetli hikmetli konuşun." 00:27:16.800 --> 00:27:20.200 Le'allehû yetezekkeru ev yahşâ. 00:27:20.360 --> 00:27:28.120 "Belki siz böyle konuşunca, adam gerçekleri hatırlar, Allah'tan korkar, belki doğru yola gelir." 00:27:28.120 --> 00:27:33.760 "Tamam, ben tanrı manrı olamam, ben küçük bir bebektim, büyüdüm. 00:27:33.760 --> 00:27:39.320 Ondan sonra 'Mısır'ın tanrısıyım' diye millete böyle söylemeye başladım ama böyle şey olmaz. 00:27:40.280 --> 00:27:46.160 Vazgeçtim ben bu davadan. Musa aleyhisselam'a iman ettim, doğru yola geldim." der belki. 00:27:46.280 --> 00:27:52.160 Yumuşak söyleyeceğiz. Demek ki yumuşak yumuşak söylemek, kavli leyyin ile, 00:27:52.200 --> 00:27:54.440 yumuşak konuşmayla konuşmak çok önemli. 00:27:54.560 --> 00:28:00.720 Tatlı, güzel, güleç yüzle, severek, karşımızdaki insana acıyarak; 00:28:00.800 --> 00:28:06.480 "Bu, beni inkar ettiği zaman, benimle zıtlaştığı zaman imanı kabul etmeyecek, 00:28:06.480 --> 00:28:08.320 cehenneme düşecek, yanacak zavallı. 00:28:08.360 --> 00:28:15.280 En iyisi ben bunu kışkırtmadan, fışkırtmadan bu işi ona kabul ettirmeye çalışayım." [diye düşünmeliyiz.] 00:28:15.360 --> 00:28:24.560 Bizim köyümüzde bir söz vardır, halk tabiri. "Elleri kınalı Zeynebim, üstüne varsam kuyuya kaçacak" derler. 00:28:24.640 --> 00:28:26.920 yani kuyuya düşecek. 00:28:27.000 --> 00:28:32.880 Kuyuya arkasını dönmüş, üstüne varsan, o geri giderken 'pat!' diye kuyuya düşecek. 00:28:32.920 --> 00:28:36.960 Kuyuya düşürmemek lazım, yumuşak konuşmak lazım, kaçırtmamak lazım. 00:28:37.000 --> 00:28:42.480 Çocuğa 'höt!', 'möt!', bilmem ne filan, çocuk kaçayım derken 'cup!' ocağa düşer, 00:28:42.440 --> 00:28:47.800 mangalın üstüne devrilir mesela. Ne yapacağız? Yumuşak davranacağız. 00:28:47.120 --> 00:28:49.960 Görevimiz var muhterem kardeşlerim! 00:28:50.800 --> 00:28:56.400 Görevimiz var, emr-i mâruf yapacağız, nehy-i münker yapacağız, Allah yolunda cihat edeceğiz, 00:28:56.800 --> 00:29:05.200 Allah'ın dinini yayacağız, Allah'ın emrini öğreteceğiz, çalışacağız. Cihat... 00:29:05.360 --> 00:29:11.200 Cuma hutbesinde Mehmet Ali [Torlak] kardeşimiz, Mehmet Ali Hoca güzel bir söyledi, dedi ki; 00:29:11.160 --> 00:29:15.280 "Cihat sadece kılıçla, hudutta düşmanla çarpışmak değildir." 00:29:15.320 --> 00:29:24.160 Burada bizim şu mescidi açmamız, şurada, beş vakit namazı burada kılmak için uğraşmamız, 00:29:24.240 --> 00:29:30.240 kendi kendimizi zorlamamız, ezan okumamız, çoluk çocuğumuza burada namaz kıldırmamız, 00:29:30.240 --> 00:29:35.680 iftar etmemiz bu da bir cihat. Şu anda bir cihat bu! Neden? 00:29:35.680 --> 00:29:43.960 Küfür deryasında bir selamet ada burası: Lâ ilâhe illallah deniliyor. 00:29:44.160 --> 00:29:47.160 Dünyada Allah'ın en sevdiği yerler nerisidir? 00:29:47.400 --> 00:29:53.760 Koylar mı, körfezler mi, adalar mı, dibi görünen pırıl pırıl parlayan 00:29:53.840 --> 00:30:01.000 Coral Sea'nin kumlu denizleri mi, plajları mı? Allah'ın en sevdiği yer neresi? Look outlar mı? 00:30:01.120 --> 00:30:11.440 Allah'ın en sevdiği yerler en manzaralı yerler mi? Değil. Allah'ın en sevdiği yerler mescitler. 00:30:11.440 --> 00:30:15.720 Biz burada, Allah'ın en sevdiği yer yaptık burayı. Tertemiz temizledik burayı. 00:30:15.720 --> 00:30:21.920 Halısını üç defa sabunla, köpürte köpürte makineyle yıkadık, çamur çıktı buradan. 00:30:22.400 --> 00:30:29.840 Halısı temiz oldu, maddesini temizledik. Bu duvarlar lâ ilâhe illallah'ı duydu. 00:30:29.920 --> 00:30:34.960 Bu duvarlar bize dua ediyor, bu maddelerin zerreleri bize; 00:30:35.200 --> 00:30:39.880 "Bunlar Allah'ın mü'min kulları, lâ ilâhe illallah diyorlar, Kur'an okuyorlar, 00:30:39.960 --> 00:30:41.760 ibadet ediyorlar burada." diye dua ediyor. 00:30:41.800 --> 00:30:47.880 Burayı hem maddeten temizledik hem manen temizledik. Çünkü müşriklik ve küfür pisliktir. 00:30:48.000 --> 00:30:53.680 İnneme'l-müşrikûne necesün. "Müşrikler, necistir." diyor. 00:30:53.760 --> 00:31:01.720 Yani büyük abdest gibi küçük abdest gibi necaset. Müşriklik necasettir, iman temizliktir. 00:31:01.760 --> 00:31:06.720 Tertemiz yaptık burayı; maddeten de temiz yaptık manevî bakımdan da temiz yaptık. 00:31:06.800 --> 00:31:09.640 Görünmeyen yönünden de nurlandı burası. 00:31:09.680 --> 00:31:14.120 Biz burada Allahu ekber, Hayyâlessalah, Hayyâlelfelah dediğimiz zaman dönüp, 00:31:14.800 --> 00:31:19.600 kaç tane erkek var, kaç tane kız var diye, cemaatimizi sayıyoruz, şurada cetvele işliyoruz. 00:31:19.640 --> 00:31:23.560 Bunlar görünenler. Görünmeyen cemaatler var, melekler var. 00:31:23.680 --> 00:31:32.400 Bahçeler dolu, arabaların üstünde namaz kılıyorlar. Her taraf dolu... Neden? Lâ ilâhe illallah diyoruz. 00:31:32.480 --> 00:31:37.520 Semalara kadar melekler dolu. Buraya yığılı durumda. 00:31:37.560 --> 00:31:43.200 Vay! Brisbane'de bir mescit açılmış diye melekler yığılıyor. Bu da bir cihat. 00:31:43.280 --> 00:31:50.240 Biz Allah'ın, siz ve biz Allah'ın görevli kullarıyız. Görevi unutmayalım. 00:31:50.280 --> 00:31:57.640 Biz burada üç kişi görevli, nöbetçi tayin ediyoruz. Her gün nöbet çizelgesi, cetveli var.Neden? 00:31:57.640 --> 00:32:01.400 Biz düzenli bir insanız. Müslümanlar düzenlidir. 00:32:01.800 --> 00:32:04.760 Nöbeti bana da yazsınlar, ben de yüznumarayı temizlerim. 00:32:04.800 --> 00:32:09.520 İstersen şimdi gideyim, kollarımı sıvayayım, temizleyeyim. Temizlerim.Neden? 00:32:09.640 --> 00:32:16.120 Düzen, intizam önemli. Zaten bizim büyük mürşitlerimiz nefsi kırmak için neler yapmışlar! 00:32:16.120 --> 00:32:22.800 Yüznumara temizliği yapmışlar, bulaşık yıkamışlar, çobanlık yapmışlar... Bunların hepsi yapılır. 00:32:22.880 --> 00:32:31.600 Görevli bir ümmetiz, görevli ümmetsiniz, vazifeniz var. Mü'minsiniz, müslümansınız, vazifeniz var. 00:32:31.600 --> 00:32:39.000 Vazifeniz ne? Kebap dükkanı çalıştırmak mı? Değil. İşçilik yapmak mı? Değil. 00:32:39.160 --> 00:32:45.120 Ticaret yapmak mı? Değil. İşsiz olarak yan gelip yatmak mı? O da değil. 00:32:45.440 --> 00:32:50.640 Göreviniz ne? Allah'ın dinine yardımcı olmak. 00:32:50.680 --> 00:32:53.880 Cihat etmek, emr-i mâruf, nehy-i münker yapmak. 00:32:54.000 --> 00:32:59.720 Cihadın ceşitleri, hizmetlerin çeşitleri çoktur, onları yapmak. Görevli ümmetsiniz. 00:33:02.520 --> 00:33:06.120 Hüve semmâkümü'l-müslimîne min kablü ve fî hâzâ. 00:33:06.240 --> 00:33:11.400 "Allah, eski insanların da mü'minlerine müslim adını verdi, bize de." 00:33:11.440 --> 00:33:16.320 Biz de müslümanız, Musa aleyhisselam'ın zamanında ona iman edenler de müslümandı, 00:33:16.360 --> 00:33:22.360 Lût aleyhisselam'ın zamanında ona iman edenler de müslümandı: Hüve semmâkümü'l-müslimîn. 00:33:22.400 --> 00:33:28.000 Bizleri müslüman diye isimlendiren kim? Allah. Hüve. 00:33:28.160 --> 00:33:32.880 Hüve semmâkümü'l-müslimîn. "Allah sizi isimlendirdi müslüman diye." 00:33:32.960 --> 00:33:36.400 Min kablü fî hâzâ. "Eskiden de, şimdi de." 00:33:36.120 --> 00:33:40.720 Li-yeküne'r-rasûlü şehîden aleyküm ve tekûnû şühedâe ale'n-nâsi. 00:33:40.720 --> 00:33:49.960 İnsanlara karşı biz Allah'ın mahkeme-i kübrâda neleriyiz? "Allah'ın şahitleriyiz." 00:33:51.280 --> 00:34:00.800 Mahkeme-i kübrâda kâfirlere karşı, mü'min olmayan, gayrimüslim olan, müşrik olan, kâfir olan, 00:34:00.120 --> 00:34:12.280 dinsiz olan, ateist olan insanlara karşı biz Allah'ın neleriyiz? Mahkeme-i kübrâda şahitleriyiz. 00:34:13.720 --> 00:34:19.360 Li-yeküne'r-rasûlü şehîden aleyküm ve tekûnû şühedâe ale'n-nâsi. 00:34:19.400 --> 00:34:27.520 "İnsanlara karşı mahkeme-i kübrâda Allah'ın şahitleriyiz." O mahkeme-i kübrâda görevimiz var. 00:34:27.600 --> 00:34:32.760 Burada cihat edeceğiz, Allah'ın dinini yaymaya çalışacağız, çalışacaksınız. 00:34:32.760 --> 00:34:36.360 Herkesin görevi, benim de sizin de, çoluk çocuğunuzun da babanızın da, 00:34:36.400 --> 00:34:39.240 hanımların da beylerin de, herkesin görevi. 00:34:39.320 --> 00:34:44.120 Burada çalışacaksınız, yarın da mahkeme-i kübrâda diyeceksiniz ki; 00:34:46.320 --> 00:34:51.600 "Yâ Rabbi! Ben Avustralya'da çalıştım, Brisbane bölgesinde Toowoomba'ya kadar, 00:34:51.600 --> 00:34:55.800 oradanda Townsville'e kadar, aşağıdan Sydney'e kadar, 00:34:55.240 --> 00:34:58.920 filanca mıntıkada faaliyet gösterdim, çalıştım ben yâ Rabbi! 00:34:58.960 --> 00:35:06.800 Ezan okudum, sarıkla gezdim, cübbeyle gezdim, parklarda ezan okuyup cemaatle namaz kıldık. 00:35:06.200 --> 00:35:16.120 Yazı çıkarttık, İngilizce küçük kitapçıklar, risaleler çıkarttık, dağıttık onları, 'İslâm Hak dindir' dedik, 00:35:16.240 --> 00:35:22.240 kitaplar bastırdık yâ Rabbi! Biz anlatmaya çalıştık Avustralyalı insanlara, 00:35:22.280 --> 00:35:27.600 Hazreti Adem'den kardeşlerimize anlatmaya çalıştık yâ Rabbi! Biz görevi yaptık. 00:35:27.640 --> 00:35:30.200 Biz bunlara söyledik ama bunlar dinlemediler." 00:35:30.600 --> 00:35:36.200 Şahitliğimizi yapacağız, Allah bunları cezalandıracak. Diyecek ki; 00:35:36.200 --> 00:35:41.800 Bak, benim mü'min kullarım gelmiş oraya. Ezan okumuşlar, namaz kılmışlar. 00:35:41.120 --> 00:35:44.240 Kitap basmışlar, ingilizce yayın yapmışlar. 00:35:44.360 --> 00:35:49.960 Radyolarda yayın yapmışlar, siz hiç dinlememişsiniz. Edepsizler! 00:35:50.240 --> 00:35:56.840 Bir de "Bilmiyoruz, haberimiz olmadı" diyorsunuz. Niye haberiniz olmadı? Bak, şahitler ne diyor? 00:35:57.800 --> 00:36:04.320 Ne diyor şahitler!? Bak! Bildiğiniz, duyduğunuz halde, lâ ilâhe illallah'ın Hak yol olduğunu 00:36:04.400 --> 00:36:11.280 İslâm'ın Hak din olduğunu bildiğiniz halde, puta tapmanın, Buda'ya tapmanın doğru olmadığını bildiğiniz halde 00:36:11.320 --> 00:36:13.840 on tane put edindiniz, hepsi havaya gitti. 00:36:13.880 --> 00:36:19.560 Onları gördüğünüz, bildiğiniz halde yine müslüman olmamışsınız! Bak, şahitler söylüyor. Haydi bakalım! 00:36:19.920 --> 00:36:23.520 Haydi cehenneme!.. Cehennem diyecek ki... 00:36:23.560 --> 00:36:29.680 Zebaniler cehenneme böyle zincirlerle, Allahu Teâlâ hazretlerinin huzuruna getirecekler. 00:36:29.800 --> 00:36:36.840 Sağa sola saldırarak, böyle alevlerini uzatarak, muazzam böyle, hararetle, şeyle gelecek cehennem... 00:36:37.440 --> 00:36:45.240 Allahu Teâlâ hazretleri kötüleri, mahkemede suçlu bulunanları cehenneme atacak, atacak. Şahit biziz. 00:36:45.360 --> 00:36:51.920 Suçlular cehenneme atılacak, atılacak... Yevme nekûlü li-cehenneme hel imtele'ti. 00:36:52.200 --> 00:36:56.880 Sonra Allahu Teâlâ hazretleri her şeyi bildiği halde cehenneme hitaben soracak: 00:36:57.000 --> 00:37:00.880 "Doldun mu yâ cehennem?" Nasıl durumun? 00:37:01.800 --> 00:37:07.440 Kafirler içeri girdikçe doldun mu, sıkışıklık, izdiham var mı? Yer darlığı var mı, doldun mu? 00:37:07.400 --> 00:37:13.920 Hel imtele'ti. "Doldun mu?" Ve tekûlü. "Cehennem diyecek ki." Hel min mezîdi. "Var mı daha yâ Rabbi? 00:37:13.920 --> 00:37:19.800 Varsa gönder de yakayım ben onları da."Ve tekûlü hel min mezîdi. Gönder de yakayım." diyecek. 00:37:20.200 --> 00:37:30.800 Çünkü her insanın, kâfir ve mü'min her insanın, hem cehennemde hem cennette mekanı hazır. 00:37:31.400 --> 00:37:35.560 Yeri hazır, yer var. Yer ne kadar var cennete? 00:37:35.560 --> 00:37:40.000 En aşağı derecede, en sonuncu cennetlik, en aşağıda. 00:37:40.160 --> 00:37:44.720 En sonuncu cennetliğin cennetteki yeri, arazisi kaç eykır [ache] ? 00:37:44.680 --> 00:37:49.840 Eykrıc [acreage] mı, küçük mü, büyük mü; hücre mi, oda mı, ne kadar? 00:37:50.800 --> 00:37:56.160 En son cennete girecek cennetlik insanın, cehenneme girip cezasını çekip yandıktan sonra 00:37:56.160 --> 00:38:06.240 cennete giren en son insanın cennetteki yeri, bu yeryüzü ve bu semalar –semâvât-i seb'i– 00:38:06.320 --> 00:38:10.480 yedi kat sema kadar büyük olacak. En sonuncunun yeri! 00:38:10.640 --> 00:38:15.400 Ne yapacak, oraları nasıl gezecek? İstediği yere gidecek, uçacak cennette. 00:38:15.520 --> 00:38:20.440 Çocuklar! Siz uçmak istemiyor musunuz ya? Cennette uçmak var, istemiyor musunuz? 00:38:20.480 --> 00:38:26.320 Hepimiz istiyoruz, ben de istiyorum. Ooh!.. Şuradaki mülküme gideyim, 'hop!' oraya gidecek. 00:38:26.400 --> 00:38:29.400 Oradaki mülküme gideyim, oraya gidecek. İstediği yere gidecek. 00:38:29.520 --> 00:38:35.120 Cennette uçacak, istediği yere gidecek, istediği şey kendisine gelecek. İstediği değişiklikler olacak. 00:38:35.440 --> 00:38:41.840 Allahu Teâlâ hazretleri görevini bilen, görevini idrak eden, 00:38:41.880 --> 00:38:46.960 görevinin idraki içinde olan, uyanık [kullarından eylesin.] 00:38:47.000 --> 00:38:58.160 Allah'ın sevdiği, Allah tarafından sevilen ve Allah'ı seven kullar olmamızı cümlemize Allah nasip eylesin. 00:38:58.200 --> 00:39:07.360 Bir şey soracağım: Biz mi Allah'ı seviyoruz, Allah mı bizi seviyor? 00:39:07.440 --> 00:39:12.520 Allah bizi seviyor da ondan sonra bize İslâm'ı nasip ediyor. 00:39:12.640 --> 00:39:16.760 Neden bize İslam'ı nasip ediyor da falanca insana nasip etmiyor? 00:39:16.880 --> 00:39:21.320 Bize hidayet vermiş de başkasına hidayet vermemiş, neden? 00:39:21.440 --> 00:39:29.400 Allah, edepli kullarını, merhametli kullarını, terbiyeli kullarını, 00:39:29.480 --> 00:39:34.120 güzel davranışlarla bulunan kullarını seviyor, onlara hidayet veriyor. 00:39:34.200 --> 00:39:43.800 Edepsiz kullarına vermiş bile olsa hidayeti alıyor, ayağını kaydırıyor. Her şeyin başı güzel duygular. 00:39:43.800 --> 00:39:51.720 Edep. Allah'a karşı edep. Bizim en büyük edebimiz takınacağımız en büyük edep kime karşı? 00:39:51.760 --> 00:39:57.720 Allah'a karşı. Buna ne diyoruz? Tasavvufta en önde öğrenilmesi gereken nedir? 00:39:57.760 --> 00:40:01.680 el-Edebu ma'allah. "Allah'a karşı edep." 00:40:01.760 --> 00:40:09.120 Her kulun ilk önce öğrenmesi gereken en mühim şey, Allah'a karşı edep. 00:40:09.160 --> 00:40:14.200 Kul Allah'a karşı edebli oldu mu, merhametli oldu mu, mütevazi oldu mu, 00:40:14.240 --> 00:40:20.640 Allah'ın sevmediği kötü huylardan kurtulmuş, iyi huyları iktisap etmiş oldu mu, böyle yaparsa bir kul, 00:40:20.680 --> 00:40:28.960 kâfir de olsa dalalette de olsa Allah ona ışık verir, hidayet eder, doğru yola çeker. Edepsizse vermez. 00:40:29.000 --> 00:40:32.320 Bir misal anlatacağım. Çok anlattığım bir hikayedir. 00:40:32.320 --> 00:40:38.720 Bilmeyen de vardır bilen de vardır içinizde ama çok önemli bir olay. Bu zamanımızda olmuş bir olay. 00:40:38.760 --> 00:40:46.640 Almanya'daki işçi kardeşlerimizden bir tanesi yaz aylarında hac olduğu zaman, düşünüyor. 00:40:46.640 --> 00:40:51.160 Ağustos ayında hacca gideceğim. Gidiyor patrona diyor ki; 00:40:51.160 --> 00:40:57.520 "Ağustos'un şu vaktinden şu vaktine izin almak istiyorum, yıllık iznimi almak istiyorum." 00:40:57.640 --> 00:41:08.560 "Olmaz" diyor, patron. "Olmaz, olmaz gidemezsin." "Niye?" "Çünkü o zaman imalatımız devam ediyor. 00:41:08.600 --> 00:41:13.120 Sen bana çok lazımsın. Sana o zaman izin veremem. Başka zaman verebilirim." 00:41:13.160 --> 00:41:16.360 "Hayır o saatte gitmem lazım, o günlerde gitmem lazım." diyor. 00:41:16.360 --> 00:41:22.520 Çünkü hac ya. Haccın tarihlerini, Kurban Bayramı'nın zamanını, gidecek zamanını hesaplıyor. 00:41:22.600 --> 00:41:30.120 "O tarihte gitmem lazım." "Veremem." "Efendim vermeseniz de gitmek zorundayım." diyor. 00:41:30.360 --> 00:41:39.120 "Olmaz" diyor, vermiyor. "Vermesiniz de gitmek zorundayım." "E işinden atılırsın." 00:41:39.160 --> 00:41:45.360 "İşimden atılsam da gitmek zorundayım." "E maddi bakımdan mağdur olursun, zarar edersin." 00:41:45.400 --> 00:41:50.920 "Zarar etsem de gitmek zorundayım." Allah Allah! Adam şaşırıyor bu sefer, diyor ki; 00:41:50.920 --> 00:41:56.520 "Ya niye bu kadar israr ediyorsun sen, yani inat ediyorsun? Başka zaman git." 00:41:56.560 --> 00:41:59.280 "Bu saatte gitmem lazım." diyor. "Niye ısrar ediyorsun?" 00:41:59.320 --> 00:42:04.520 "Bu saatte, bu tarihlerde benim dini görevim var, hac yapacağım. 00:42:06.920 --> 00:42:10.720 Kabe'ye gideceğim, Peygamber Efendimiz'i ziyaret etmeye gitmem lazım. 00:42:10.720 --> 00:42:16.680 Dini bakımdan görevim var, o da bu zamanlarda olduğundan, bu saatte." "Haa, Tamam. 00:42:16.760 --> 00:42:23.360 O zaman pekala. Madem dini bir sebep var pekala. O zaman izin veriyorum, git." diyor. 00:42:23.600 --> 00:42:28.640 Bunun o tarihlerde izne çıkmasını kabul ediyor, "Bir çare düşünürüz" diyor. 00:42:28.680 --> 00:42:35.320 Bu da hazırlık yapıyor. Tam gideceği sırada patronun yanına gidiyor, diyor ki; 00:42:35.440 --> 00:42:41.160 "Ben izne ayrılıyorum Allah'a ısmarladık." Onlar "Allah'a ısmarladık"ı Almanca auf wiedersehen diyorlar. 00:42:41.160 --> 00:42:49.760 Tekrar görüşmek üzere, see you again, tekrar görüşelim gibi..."Allah'a ısmarladık!" diyor. 00:42:50.720 --> 00:42:58.000 Adam giderken diyor ki; "Peki, güle güle. Tatilin hayırlı olsun. İyi tatiller filan. 00:42:58.200 --> 00:43:07.840 Ha Muhammed'e benden selam söyle!" diyor. Alman!... Yani Hicaza gidiyor, Medineye'de gidecek diye; 00:43:08.400 --> 00:43:11.120 "Muhammed'e benden selam söyle" diyor. [Arkadaş anlatmaya devam ediyor;] 00:43:12.680 --> 00:43:17.440 "Ben hacca gittim, hac vazifemi yaptım, Medine-i Münevvere'ye geçtim. 00:43:17.480 --> 00:43:20.720 Peygamber Efendimiz'in türbesini ziyarete gittim. 00:43:20.680 --> 00:43:28.200 Tam türbede Peygamber Efendimiz'in o yattığı yerin karşısında el pençe divan durmuştum. 00:43:28.360 --> 00:43:32.880 Gözlerim kapalıydı, salât ü selam getiriyordum, dua ediyordum. 00:43:32.920 --> 00:43:39.160 Tam o sırada, bizim patronun Peygamber Efendimiz'e selam söylediği aklıma geldi." diyor. 00:43:39.320 --> 00:43:43.480 Patronun ismi Hans'mış. Almanlarda da Hans ismi çok oluyor. 00:43:43.520 --> 00:43:47.880 Yani burada [Avustralya'da] John ismi gibi bir şey, böyle çok kullanılan bir isim. 00:43:47.960 --> 00:43:52.760 Demiş ki, yani böyle gözü kapalı, hitap ediyor; 00:43:52.840 --> 00:43:56.440 "Ya Resûlallah! Bizim patron Hans size selam da söylemişti. 00:43:56.440 --> 00:43:59.280 Yani gayrimüslim ama, selam da söylemişti. 00:43:59.240 --> 00:44:04.720 Selam da tebliğ edilmesi gereken bir emanet, selam söylemişti." diyor. 00:44:04.840 --> 00:44:11.120 Onun selamını orada söylüyor. Ondan sonra Türkiye'ye geliyor. Türkiye'de benimle konuştu; 00:44:11.280 --> 00:44:19.520 "Hocam, vallahi daha Almanya'ya gitmedim, Almanya'dan Hans'ın müslüman olduğu haberi geldi. 00:44:19.680 --> 00:44:26.400 Hans'ın, patron Hans'ın müslüman olduğu haberi geldi." dedi.Şimdi bu neden? 00:44:26.320 --> 00:44:32.200 Hans, o arkadaş hacca giderken, "Muhammed'e selam söyle" dedi. 00:44:32.280 --> 00:44:35.800 Bir nezaket gösterdi, bir centilmenlik yaptı. 00:44:35.760 --> 00:44:41.960 Güzel bir şey, yani "güle güle" demedi, "Muhammed'e benden selam söyle" dedi. 00:44:42.000 --> 00:44:48.280 Bu selam söylemek, bu kibarlık, bu nezekat, bu zarafet güzel bir şey. 00:44:49.000 --> 00:44:53.480 Bundan dolayı Peygamber Efendimiz'e selamı gidince; 00:44:53.480 --> 00:44:59.160 "Yâ Resûlallah! Hans sana selam söyledi." [deyince] Peygamber Efendimiz ne demiştir? 00:44:59.320 --> 00:45:08.400 "Pekala. Peki, ona da selam olsun." demiştir. Peygamber Efendimiz bir insana selam olsun dedi mi ne olur? 00:45:08.240 --> 00:45:12.880 Selamet bulur insan. Hans ondan imana geldi. 00:45:13.000 --> 00:45:18.200 Allah kalbine yumuşaklık verdi, aklına akıl verdi, çizgiyi geçti. 00:45:18.240 --> 00:45:23.880 Aptallar âleminde kalmadı, akıllılar âlemine ayak attı, mü'min oldu. Ama neden? 00:45:23.920 --> 00:45:29.720 Terbiyesinden, selam gönderdiğinden, edebinden... Anlatabiliyor muyum? Çok mühim bir olay! 00:45:29.880 --> 00:45:37.920 Yani insan edepliyse iltifata mazhar olur, kafirse bile imana gelir, Allah lütfeder. 00:45:37.960 --> 00:45:43.520 Edepsizse, mü'minse bile kâfir olarak ölebilir. Edepsizse!.. 00:45:43.600 --> 00:45:49.680 Bir edepsizliğinden, imandan düşebilir. Bundan da tir tir titremek, korkmak lazım. 00:45:49.720 --> 00:45:53.800 Edepsizlik yapmamak lazım. Görevi bilmek lazım. 00:45:53.920 --> 00:46:00.440 Edeb ma'allah, Allah'a karşı edebini takınmak lazım. Güzel kulluk etmek lazım. 00:46:00.600 --> 00:46:07.480 Vazifeyi güzel yapmak lazım. İslâm için güzel çalışmak lazım. Güzel çalışmak ne derecede olacak? 00:46:07.560 --> 00:46:13.120 Hocam, maaşımızın ne kadarını vereceğiz, ne kadar çalışacağız? 00:46:13.280 --> 00:46:27.680 Senin canını da –canın!- malını da, Allah kendi yolunda feda etmeni istiyor. Hepsini istiyor. 00:46:27.800 --> 00:46:38.720 Az değil. Yani zekat miktarı değil bu iş, malının birazını ver demiyor. 00:46:38.800 --> 00:46:45.680 İnnallahe'ş-terâ mine'l-mü'minîne enfüsehüm ve emvâlehüm bi-enne le-hümü'l-cennete. 00:46:45.640 --> 00:46:52.240 "Cennet mukabilinde malını da vereceksin, canını da vereceksin." diyor. Böyle!.. 00:46:52.680 --> 00:46:57.800 Yâ eyyühellezîne âmenû hel edüllüküm alâ ticâretin tüncîküm min azâbin elîm. 00:46:57.840 --> 00:47:03.560 Tû'minûne billâhi ve resûlihî ve tücâhidûne fî sebîlillâhi bi emvâliküm ve enfüsikum. 00:47:03.560 --> 00:47:04.720 "Malınla ve canınla. 00:47:04.760 --> 00:47:10.800 Malını da ortaya koyarak, canını da ortaya koyarak, İslâm için çalışacaksın, çalışacağız." 00:47:10.120 --> 00:47:15.600 Vazife bu, vazife böyle. Yarım değil. Sadaka vermek, iâne vermek değil. 00:47:15.640 --> 00:47:18.800 Şimdi burada cuma günü kova dolaştırıldı. 00:47:18.160 --> 00:47:19.920 Kağıt paraların sesi çıkmıyor, 00:47:20.400 --> 00:47:24.880 kovanın dibine indikçe madeni paraların tıngır tıngır tıngır... tıngırtısı duyuluyor. 00:47:25.880 --> 00:47:32.400 Öyle değil! Malını ve canını Allah yoluna verecek. Zor! 00:47:32.760 --> 00:47:39.120 Yani istenen şey, herkesin yapabileceği bir şey değil ama öyle olması lazım. 00:47:39.160 --> 00:47:43.560 Öyle olduğu zaman hayrı ve bereketi oluyor, yarım yamalak olunca olmuyor. 00:47:43.640 --> 00:47:50.680 Allah gerçekleri görüp, gerçekleri anlayıp, gerçek müslüman olmayı nasip etsin. 00:47:50.720 --> 00:47:54.400 Hatalardan, günahlardan, edepsizliklerden bizi korusun. 00:47:54.480 --> 00:47:58.000 İslâm'a güzel hizmet etmeyi, görevi güzel yapmayı nasip etsin. 00:47:58.160 --> 00:48:01.880 Âhirette şahitliğimizi güzel yapmayı nasip etsin. 00:48:01.880 --> 00:48:06.400 Dünyada emr-i mâruf, nehy-i münker ve cihadımızı güzel yapmamızı nasip etsin. 00:48:07.440 --> 00:48:10.400 İki cihan saadetine erdirsin. el-Fâtiha...