WEBVTT 00:00:00.000 --> 00:00:03.308 es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh! 00:00:03.308 --> 00:00:07.847 Size Orta Avustralya'dan, yani biraz kıyılardan içeride, 00:00:07.847 --> 00:00:14.740 Renmark denilen bir meyvecilik-sebzecilik şehrinden telefon ediyorum. 00:00:14.740 --> 00:00:17.934 Allah hepinizden razı olsun. Cumanız mübarek olsun. 00:00:17.934 --> 00:00:23.366 Ramazan'dan sonra müslümanların en çok dikkat etmesi gereken nokta; 00:00:23.366 --> 00:00:31.300 Ramazan'da kazandığımız güzel alışkanlıkları Ramazan'dan sonra elden kaçırmamak, kaybetmemek, 00:00:31.325 --> 00:00:37.579 iyi evsafı tekrar bozmamak, pırıl pırıl pırıldamış, nurlanmış olan şeyleri 00:00:37.579 --> 00:00:41.848 tekrar tozlanıp paslanmış hale getirmemek. Çok önemli. 00:00:41.848 --> 00:00:46.179 Çok dikkat etmek lazım. Hepimiz uyanık olmalıyız. 00:00:46.204 --> 00:00:48.404 Ramazan'da güzel şeyler kazandık. 00:00:48.404 --> 00:00:54.457 Mesela sabrı öğrendik. Ramazan sabır ayıdır, oruç tutarak sabrı öğrendik. 00:00:54.457 --> 00:00:55.981 Sabrı nasıl öğrendik? 00:00:55.981 --> 00:00:58.186 İnsanın en çok muhtaç olacağı şey nedir? 00:00:58.186 --> 00:01:04.774 Kendisinin yaşamı için gerekli su, gıda... Onları bile karşımızda dururken 00:01:04.774 --> 00:01:09.729 yememeyi, içmemeyi, böylece kendimizi tutmayı, sabretmeyi öğrendik. 00:01:09.729 --> 00:01:16.675 Demek ki sabır işinde devamlı olmalıyız. Bu güzel vasfı kaybetmemeliyiz. 00:01:16.675 --> 00:01:18.569 Sabrın çeşitleri var. 00:01:18.569 --> 00:01:26.717 Bir, ibadetleri yapmaya devam için sabır. Bu sabra "sebat" diyoruz. Sebatlı olmak, bu önemli... 00:01:26.717 --> 00:01:34.335 Bir de, bir işi yapacağı zaman insan çeşitli meşakkatlerle, zorluklarla karşılaşır. 00:01:34.335 --> 00:01:41.264 O zorluklara göğüs germek, tahammül etmek, yılmamak, bu da bir çeşit sabır. 00:01:41.264 --> 00:01:52.460 Bir de, çeşit çeşit cazibeli, avantajlı, avantalı -bunları mahsustan kullanıyorum, 00:01:52.710 --> 00:02:01.360 külhanî edebiyatta mevcut olduğundan- bazı insanların gözlerini açarak, ağzının suyu akarak 00:02:01.360 --> 00:02:06.799 atıldığı günahlar, haramlar vardır; tatlıdır, caziptir ama günahtır, haramdır, 00:02:06.799 --> 00:02:13.300 yasaktır, olmaması gerekiyor; onlara karşı da insanın kendisini tutması lazım. 00:02:13.300 --> 00:02:18.940 Yani o cazibesine kapılıp da günaha düşmemesi lazım. 00:02:18.940 --> 00:02:28.526 Sabrı öğrendik. Sebat olsun, tahammül olsun, ibadetleri yapmakta insanın dişini sıkması olsun, 00:02:28.526 --> 00:02:34.760 günahların cazibesine rağmen günahlara kapılmamak, direnmek, kendisini korumak, kollamak, 00:02:34.760 --> 00:02:39.298 takvâya sahip olmak olsun, bunların hepsi güzel vasıflar. 00:02:39.298 --> 00:02:43.899 Ramazan'da bunların bir ay talimini, idmanını yaptık. 00:02:43.899 --> 00:02:51.279 Askerin mesela sabahtan akşama bazı şeyleri yapa yapa, yapa yapa o işi artık 00:02:51.279 --> 00:02:59.561 alt şuuruna iyice yerleşmiş olarak rüyada bile yapması, şuuru olmadığı zaman bile otomatik olarak, 00:02:59.561 --> 00:03:07.545 mihaniki olarak yapması durumu olduğu gibi güzel şeyleri devam ettirmemiz lazım. 00:03:07.545 --> 00:03:10.344 Bunları yaptık, yaptık; bundan sonra devam etmeliyiz. 00:03:10.344 --> 00:03:18.170 Güzel alışkanlıklarımızdan birisi de Kur'ân-ı Kerîm; Ramazan'da her gün bir cüz okunuyordu 30 günde, 00:03:18.170 --> 00:03:23.732 29 gün sürse bile biraz acele ediliyordu, 30 cüz tamamlanıyordu. 00:03:23.732 --> 00:03:28.730 Bence Ramazan'dan sonra da Kur'ân-ı Kerîm'le olan bu güzel bağlantımız devam etmeli; 00:03:28.730 --> 00:03:36.576 her gün bir cüz okunmalı, bir cüz takip edilmeli. Hafızlar okumalı, cemaatler de dinlemeli. 00:03:36.576 --> 00:03:40.320 Sonra mesela Ramazan'da hep camiye gitmeye alıştık. 00:03:40.320 --> 00:03:47.200 Her akşam mutlaka, iftardan sonra ne yapıp yapıp bir camiye gidiyorduk, cemaatle namaz kılıyorduk. 00:03:47.200 --> 00:03:52.421 Biliyorsunuz cemaatle namaz kılmak, evde namaz kılmaktan en aşağı 27 kat sevaplı. 00:03:52.421 --> 00:04:01.150 Eğer gittiği cami mahalle mescidi, yani Cuma kılınmayan bir namazgâh ise fıkıh kitaplarının yazdığına göre 00:04:01.150 --> 00:04:05.538 sevabı 27 kattır. Cuma namazı kılınan büyük bir mescit ise 00:04:05.538 --> 00:04:12.976 -böyle büyük mescitlere el-mescidü'l-câmi derler Araplar- orada sevap 50 mislidir. 00:04:12.976 --> 00:04:19.830 Cemaate alıştık, bu da güzel bir alışkanlıktı; yemeği yiyorduk, her ne pahasına olursa olsun 00:04:19.830 --> 00:04:22.542 teravih namazı kılacağız diye camiye gidiyorduk. Ne kadar güzel... 00:04:22.542 --> 00:04:29.715 Bu alışkanlıkları devam ettirmek lazım. Ramazan'dan sonra cemaatten kopmak, Kur'an'ı rafa kaldırmak, 00:04:29.715 --> 00:04:38.664 sabrı bir tarafa bırakmak, Ramazan'da edindiği güzellikleri unutmak doğru değil. 00:04:38.664 --> 00:04:46.857 İşte biz de bu meyanda, yani bu cümleden olarak, bu düşüncelerle arkadaşlarımızla burada karar verdik, 00:04:46.857 --> 00:04:51.318 size de iletiyoruz ki siz de yapın diye: Her gün bir cüz okunacak. 00:04:51.318 --> 00:04:59.931 Mesela o gün kamerî-hicrî ayın hangi günü? 14. günü. Tamam, 14. cüz okunacak. 00:04:59.931 --> 00:05:01.923 Hangi günü? 22. günü. 00:05:01.923 --> 00:05:06.505 Tamam, 22. cüz okunacak diye, böyle karar verdik. 00:05:06.505 --> 00:05:11.955 Allahu Teâlâ hazretleri Kur'an'la bağlantılarımızı çok canlı, kuvvetli eylesin. 00:05:11.955 --> 00:05:13.430 Biz Kur'ân-ı Kerîm'i sevelim, 00:05:13.455 --> 00:05:17.422 Kur'ân-ı Kerîm de, dileriz, bize Allahu Teâlâ hazretlerinin huzurunda şefaatçi olsun. 00:05:17.447 --> 00:05:22.500 Ben de kendi kendime karar aldım, bana her gittiğim yerde konuşma teklif ediyorlar 00:05:22.500 --> 00:05:30.413 "Hocam bir konuşma yap." diye. Ben de o gün hangi cüzdeysem o cüzden bir konu seçme kararı almıştım. 00:05:30.413 --> 00:05:38.925 Size bu içinde bulunduğum günün cüzü içinden bazı âyetleri açıklamak istiyorum. 00:05:38.925 --> 00:05:48.236 Allahu Teâlâ hazretleri anlayıp, dinleyip, uyup rızasını kazanmayı nasip eylesin. 00:05:48.236 --> 00:05:54.763 Bu, Ankebût sûresinin 64. âyet-i kerîmesi. Zaten tamamı 69 âyet. 00:05:54.788 --> 00:05:58.833 Okuduğum birinci âyet-i kerîmede buyuruyor ki Mevlâmız, 00:05:58.833 --> 00:06:06.180 âlemlerin Rabbi, Yaradanımız Yüce Allahu Teâlâ celle ve alâ hazretleri; 00:06:06.430 --> 00:06:10.430 Ve mâ hâzihi'l-hayâtü'd-dünyâ illâ lehvün ve laibün 00:06:10.430 --> 00:06:16.730 ve inne'd-dâre'l-âhirete le-hiye'l-hayevânü lev kânu ya'lemûn. 00:06:16.755 --> 00:06:18.420 Sadakallâhü'l-azîm. 00:06:18.420 --> 00:06:25.529 Bu birinci âyet-i kerime neyi anlatıyor bize? 00:06:25.529 --> 00:06:33.745 Ve mâ hâzihi'l-hayâtü'd-dünyâ. "Bu hayât-ı dünyâ değildir." İllâ lehvün ve laibün. 00:06:33.745 --> 00:06:40.703 "Ancak bir oyalanma ve bir oyundur, başka bir şey değildir." 00:06:40.703 --> 00:06:43.374 Bu el-hayâtü'd-dünyâ ne demek? 00:06:43.374 --> 00:06:51.709 Bize yakın olan, içinde bulunduğumuz hayat demek. Dünya burada "yeryüzü-yer küre" mânasına gelmez. 00:06:51.709 --> 00:06:59.480 el-Hayat kelimesinin sıfatı; el-hayât ed-dünyâ, yani en yakın olan hayat, daha yakın olan hayat. 00:06:59.480 --> 00:07:00.690 İki tane hayat var; 00:07:00.690 --> 00:07:07.168 Birisi el-hayâtü'l-âhire; sonraki hayat, "öbür hayat, öbür dünyadaki hayat" diyoruz. 00:07:07.168 --> 00:07:13.334 Bu biraz hatalı oluyor. Bu çeşit tabirler Arapça bilenlerin kulaklarını tırmalar ama 00:07:13.334 --> 00:07:19.419 Türkçe'de yerleşmiş; öteki hayat, ölümden sonraki hayat, ona kısaca "âhiret" diyoruz. 00:07:19.419 --> 00:07:26.877 el-Hayâtü'l-âhire, âhiret "sonraki" demek, "sonraki hayat." el-Hayâtü'd-dünyâ da şimdiki, 00:07:26.902 --> 00:07:32.459 şu andaki hayat. Yani yakın olan, içindeyiz ya, yakın ya bize, işte içinde olduğumuz için 00:07:32.459 --> 00:07:38.382 el-hayâtü'd-dünyâ. Şu anda biz birinci hayattayız şu konumda. Bu bir hayat, 00:07:38.382 --> 00:07:40.545 buna el-hayâtü'd-dünyâ diyoruz. 00:07:40.545 --> 00:07:48.180 İnsan öldükten sonra, kıyamet koptuktan sonra el-hayâtü'l-âhire, ikinci, öteki hayat başlayacak. 00:07:48.180 --> 00:07:53.565 Bu dünya hayatını nasıl tarif ediyor Rabbimiz? 00:07:53.565 --> 00:07:57.712 Ve mâ hâzihi'l-hayâtü'd-dünyâ. "Bu birinci hayat." 00:07:57.712 --> 00:08:04.300 İllâ lehvün ve laibün. "Bir oyalanmadan, oyundan ve eğlenceden başka bir şey değildir." 00:08:04.300 --> 00:08:06.500 Lehiv ne demek? 00:08:06.500 --> 00:08:15.256 "İnsanın gafilce oyalanması, havaya boş zaman harcaması" demek. 00:08:15.256 --> 00:08:22.640 Laib ne demek? O da "oyun", "oyun oynamak" demek. Yani havaya harcama ve bir oyun... 00:08:22.640 --> 00:08:29.668 Bu dünya hayatı böyle bir gaflet ve bir oyundur. Birçok kimse için böyle... 00:08:29.668 --> 00:08:36.437 Maalesef birçok kimse hayatın önemini anlayamıyor, hayat boşa geçiyor. 00:08:36.437 --> 00:08:44.394 Bu hayât-ı dünyâ birtakım oyunlarla, eğlencelerle ziyan oluyor. 00:08:44.394 --> 00:08:45.900 Peki işin doğrusu ne? 00:08:45.900 --> 00:08:52.553 İşin doğrusu; hayât-ı dünyânın bir imtihan olduğunu bilmek, âhirete hazırlanmak, 00:08:52.553 --> 00:08:55.595 bir saniyesini bile boşa harcamamak. 00:08:55.620 --> 00:08:58.537 Nitekim âyet-i kerîmenin devamında buyuruluyor ki; 00:08:58.537 --> 00:09:10.600 Ve inne'd-dâre'l-âhirete le-hiye'l-hayevânü. "Âhiret dârına -ikinci ev, ikinci yurt- gelince..." 00:09:10.600 --> 00:09:15.467 Dâr, "yurt", "ev" demek. Âhiret de "sonraki" demek. "O sonraki yurda, 00:09:15.467 --> 00:09:20.374 yani bu hayât-ı dünyâdan sonra gelecek olan yurda gelince..." 00:09:20.374 --> 00:09:24.755 Le-hiye'l-hayevânü. "İşte asıl yaşam o..." 00:09:24.755 --> 00:09:33.707 Hayevân kelimesi, hayat kelimesi gibi mastardır aslında; "yaşam", "yaşamak" demek. 00:09:33.707 --> 00:09:42.530 Yani asıl yaşamak işte o, asıl hayat o. Yaşayan mahluklara da biz "hayvan" diyoruz, yine aynı kelime. 00:09:42.530 --> 00:09:47.620 Yalnız hayevân demiyoruz, "hayvan" diyoruz, "canlı" demek. 00:09:47.620 --> 00:09:50.800 Hatta belki duymuşsunuzdur, biraz da garibinize gitmiştir; 00:09:50.800 --> 00:09:54.698 el-İnsânu hayevânun nâtıkun diye Arapça bir tarif var. 00:09:54.698 --> 00:09:55.930 İnsanoğlu nedir? 00:09:55.930 --> 00:10:05.606 İnsan canlıdır. Hayevân, "canlı" demek. Nâtıkun, "konuşan canlı." Konuşma meziyeti çok önemli olduğundan 00:10:05.606 --> 00:10:10.624 bir düşünür insanı öyle tarif etmiş, el-İnsânu hayevânun nâtıkun diye... 00:10:10.624 --> 00:10:16.306 Tabii "hayvan" deyince insan, Türkçe'de bu bir hakaret mânasında kullanıldığından garipsiyor. 00:10:16.306 --> 00:10:18.300 Ama burada hayevân ne demek? 00:10:18.300 --> 00:10:21.474 "Yaşam", "yaşamak", "hayat" demek. 00:10:21.474 --> 00:10:29.163 Asıl hayat işte o. Öteki yurt var ya; insanlar öldükten sonra, dünyanın bozulmasından, 00:10:29.163 --> 00:10:33.356 kıyametin kopmasından sonraki asıl öbür taraf var ya, 00:10:33.356 --> 00:10:42.801 âhiret yurdu, işte asıl yaşam o, diyor Rabbimiz, âlemlerin Rabbi. 00:10:42.801 --> 00:10:50.140 Lev kânû ya'lemûn. "Ah keşke cahiller, imansızlar, gafiller bunun böyle olduğunu 00:10:50.140 --> 00:10:56.311 bir anlayabilselerdi, bilselerdi!" diye de bir ifade ile bitiyor. 00:10:56.311 --> 00:11:01.314 Düşündürücü, heyecanlandırıcı bir sözle bitiyor âyet-i kerime. 00:11:01.314 --> 00:11:05.860 Demek ki bu dünya hayatı neymiş bazı kimseler için, maalesef? 00:11:05.860 --> 00:11:15.739 Bir oyalanma, bir oyun, bir eğlence, gidiyor işte... Ama işin doğrusu; burası insanın asıl yeri değil, 00:11:15.739 --> 00:11:23.650 istese de kalamıyor; asıl yurdu, asıl güzel yaşamın olacağı yer âhiret. 00:11:23.650 --> 00:11:26.876 "Keşke bunu insanlar bilmiş olsalardı." diyor. 00:11:26.876 --> 00:11:35.493 Evet, Allahu Teâlâ hazretleri böyle buyuruyor fakat birçok insan böyle düşünmüyor. 00:11:35.493 --> 00:11:42.618 Bir kere bizden önce yaşamış olan milletlerin inançla ilgisi olmayan düşünürlerinin 00:11:42.618 --> 00:11:48.762 ortaya attıkları sözler, görüşler var. Onlar felsefe tarihine girmiş. 00:11:48.762 --> 00:11:54.343 "İşte filanca filozoffeylesof şöyle dedi, falanca feylesof böyle dedi..." 00:11:54.343 --> 00:12:04.259 Feylesofa Araplar "hakîm" derler, biz de "düşünür" diyoruz ama bu -hindi de düşünür ama- 00:12:04.259 --> 00:12:12.507 tabii sistemli, düzenli, derli toplu düşünmek ve bayağı yüksek seviyede düşünmek demek. 00:12:12.507 --> 00:12:19.495 Birçok kimse "Boş ver âhireti..." diyor. Âhirete inanmıyor, âhireti inkâr ediyor. 00:12:19.496 --> 00:12:25.322 "Ne varsa bu dünyadadır." diyor. Bazı inanç sahipleri bile böyle inanıyor. 00:12:26.425 --> 00:12:33.815 Vur patlasın çal oynasın, eğlenmeye bakıyor. Tabii eğlenmek ve keyif için de para lazım olduğundan, 00:12:33.815 --> 00:12:44.103 parayı her ne yolla olursa olsun elde etmek önemli oluyor. Maddeci, gözünü hırs bürümüş insanlar için 00:12:44.103 --> 00:12:50.793 para her şey oluyor. Din, iman, her şey para oluyor. Onu kazanmak için de icabında yol kesiyor, 00:12:50.793 --> 00:13:01.453 soygun yapıyor, insan kandırıyor, kan döküyor, can yakıyor, safları aldatıyor. 00:13:01.453 --> 00:13:08.268 Bir çaresini buluyor, milyonları, milyarları, trilyonları yutuyor. 00:13:08.293 --> 00:13:11.555 Hatta bu işin fecaatini belirtmek için diyorlar ki; 00:13:11.580 --> 00:13:14.182 "Bu adam deveyi görse hamutuyla yutar." 00:13:14.207 --> 00:13:19.892 Deve kocaman bir mahluk, üstünde de "hamut" denilen oturmaya mahsus semer gibi şeyi var. 00:13:19.892 --> 00:13:25.000 Onu bile çıkarmayacak, neredeyse bütünüyle ağzına atacak; o kadar hırslı, 00:13:25.000 --> 00:13:29.563 o kadar haramdan korkmayan insan mânasına... Birçok kimse böyle. Batı böyle. 00:13:29.563 --> 00:13:36.821 Batı materyalist. Komünistler de materyalist. Onlar da âhireti, dini inkâr ediyorlar. 00:13:36.821 --> 00:13:50.438 Her şey para, maddiyat. Karl Marks'a, Lenin'e, falanca düşünüre, filanca dinsiz feylesofa göre böyle. 00:13:50.438 --> 00:13:56.887 Ama bu doğru değil. Yani âhiret var. Dünya hayatı geçici, kısa. 00:13:56.887 --> 00:13:59.678 Hani bu lafları söyleyen o insanlar? 00:13:59.703 --> 00:14:05.460 Hepsi toprağın altında. Bir ara heykelleri dikilmişti, şimdi heykelleri parçalandı. 00:14:05.710 --> 00:14:10.532 İpleri taktılar, heykellerini devirdiler. Biz Azerbaycan'a, Özbekistan'a gittiğimiz zaman 00:14:10.532 --> 00:14:21.657 devrilmiş, parça parça edilmiş çok heykel gördük. Siz de belki mecmualarda resimlerini görmüşsünüzdür. 00:14:21.657 --> 00:14:29.102 Birçok şey aldanıyor bu dünyaya, hiç bitmeyecekmiş sanıyor ama dünya hayatı bitiyor. 00:14:29.102 --> 00:14:34.761 Gençlik de elde kalmıyor, hayat da elde kalmıyor, fâni dünya, muvakkat dünya, 00:14:34.761 --> 00:14:40.186 sayılı günler, gelip geçiveriyor; bir de bakıyor ki insan, iş bitmiş. 00:14:40.186 --> 00:14:44.810 İşin sonuna geldiğin zaman da, şairin dediği gibi, geriye doğru baktığın zaman... 00:14:44.810 --> 00:14:47.459 Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, 00:14:47.459 --> 00:14:51.840 Eteklerinde gümüş rengi bir yığın yaprak, 00:14:51.840 --> 00:14:54.457 Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak. 00:14:54.457 --> 00:15:03.617 Tabii o zaman ağlayarak bakıyor. Ziyan edilmiş ömür yapraklarını merdivenin aşağısına yığılmış görünce, 00:15:03.617 --> 00:15:10.830 havanın da akşam olmak üzere olduğunu görünce, o zaman ağlıyor ama iş işten geçmiş oluyor. 00:15:10.830 --> 00:15:17.486 Bence bu gerçekleri yaşamış insanlar, yaşlı insanlar daha iyi anlarlar. Onlara sormak lazım. 00:15:17.486 --> 00:15:26.327 Asıl hayat olan -işte asıl hayat; le-hiye'l-hayevân- âhiret yurduna rağbet etmek, onu kazanmak, 00:15:26.327 --> 00:15:31.807 yani cenneti kazanmaya çalışmak lazım. Allah'ın rızasını elde etmeye çalışmak lazım. 00:15:31.807 --> 00:15:37.811 Bu gerçekleri biz mü'minler şimdiden biliyoruz. Peygamber Efendimiz bildirdiği, 00:15:37.811 --> 00:15:43.915 Kur'ân-ı Kerîm yazdığı için biliyoruz da gayrimüslimler veya dinsizler -"ateist" diyorlar, 00:15:43.915 --> 00:15:51.930 tanrı bile tanımıyor- hiç bunlara inanmıyor, onlar ne zaman anlayacaklar bu gerçekleri? 00:15:51.930 --> 00:15:56.536 Dank ettiği zaman başlarına, âhirette bu gerçekleri gördükleri zaman; 00:15:56.536 --> 00:16:01.349 Eleyse hâzâ bi'l-hakki? "Sizin dünyadayken inkâr ettiğiniz bu şeyler gerçek miymiş?" 00:16:01.349 --> 00:16:05.784 Kâlû belâ ve rabbinâ. "Rabbimize yemin olsun ki gerçekmiş!" diyecekler ama 00:16:05.784 --> 00:16:12.723 o zaman iş işten geçmiş olacak. Onlara "Hadi bakalım azabı çekin; cezanızı, belanızı bulun!" denilecek. 00:16:12.723 --> 00:16:19.895 Asıl mühim olan, işte asıl hayat orası, onu anlayıp onu elden kaçırmamak, güzel bir yaşam sürmek. 00:16:19.895 --> 00:16:25.112 Müslüman âhireti, cenneti hedef aldığı zaman ne kaybediyor? 00:16:25.112 --> 00:16:33.757 Hiçbir şey kaybetmiyor. Âhireti kazanıyor; dünyası da, toplumu da, ailesi de, 00:16:33.757 --> 00:16:40.417 işi de daha düzenli oluyor. Kalbi de daha huzurlu oluyor. Sıhhati de daha güzel oluyor. 00:16:40.417 --> 00:16:47.664 Her şey tam müslüman için daha güzel oluyor. Ama insanların çoğu bunu anlayamıyorlar maalesef. 00:16:47.664 --> 00:16:53.258 Keşke anlasalar da, akıllarını başlarına toplasalar da iş işten geçmeden 00:16:53.258 --> 00:16:59.987 Allah'ın istediği çizgiye gelseler, tavrı takınsalar. 00:16:59.987 --> 00:17:07.193 Biliyorsunuz Kur'ân-ı Kerîm'de geçiyor; Firavun bile, Musa aleyhisselam'ın karşısına çıkan, 00:17:07.193 --> 00:17:17.174 onu üzen, kadınları sağ bırakıp da erkek çocukları öldüren Firavun, 00:17:17.449 --> 00:17:24.765 "Musa aleyhisselam ve ashabını öldüreyim!" diye arkasından kovalayıp da 00:17:25.338 --> 00:17:32.786 denizin kenarına kadar gelince, onlar karşıya geçince, denize bineklerini sürdüğü zaman 00:17:32.786 --> 00:17:38.436 sular kapanıp boğulan Firavun, ne diyor en son anda? 00:17:38.436 --> 00:17:43.218 "Benî İsrail'in inandığı, şu Musa'nın, Harun'un inandığı 00:17:43.218 --> 00:17:46.913 Tanrı'ya ben de şimdi inandım, ben de müslümanlardandım!" diyor. 00:17:46.913 --> 00:17:55.627 Daha âhirete gitmeden, dünyada öleceği zaman, gözünden perdeler kalktığı zaman gerçekleri anlıyor. 00:17:55.627 --> 00:17:59.778 Keşke iş işten geçmeden bütün insanlar anlasa! 00:17:59.778 --> 00:18:02.103 Biz bütün insanların iyiliğini istiyoruz. 00:18:02.103 --> 00:18:06.262 Dünyada ne kadar insan varsa bunların hepsi bizim kardeşlerimiz. 00:18:06.262 --> 00:18:07.661 Nereden kardeş oluyor? 00:18:07.661 --> 00:18:14.711 Hz. Âdem'in evlatları olduğu için kardeşlerimiz. Benî Âdem; Âdem'in evlatları. 00:18:14.711 --> 00:18:21.431 Benî, "evlatları" demek, benîn kelimesinin "nun" düşmüş şekli. Âdem'in evlatları, hepsi kardeşlerimiz. 00:18:21.431 --> 00:18:30.801 Ama imansız, kâfir, cahil, fasık, facir... Keşke doğru düzgün insanlar olsalar. 00:18:30.801 --> 00:18:38.203 Kur'ân-ı Kerîm onların durumunu gözümüzün önüne sermek için 65. âyet-i kerîmede buyuruyor ki; 00:18:38.203 --> 00:18:42.711 Fe-izâ rakibû fi'l-fülki de'avu'llâhe muhlisîne lehü'd-dîne 00:18:42.711 --> 00:18:46.768 fe-lemmâ neccâhüm ile'l-berri izâ hüm yuşrikûn. 00:18:46.768 --> 00:18:53.850 "Bu gibi herifler, bu cahiller, bu anlayışsızlar; asıl hayatın âhiret olduğunu, 00:18:53.850 --> 00:19:02.781 cenneti kazanmak gerektiğini, dünya hayatının ise bir eğlence, boş bir şey, oyun olduğunu anlayamayanlar 00:19:02.781 --> 00:19:08.963 gemiye bindikleri zaman, dalga çıktığı zaman, gemi sallanmaya başladığı zaman…" 00:19:08.963 --> 00:19:17.613 De'avu'llâhe muhlisîne lehü'd-dîne. "Tamamen Allah'a inançlı olarak, dinin şeriksiz olarak, 00:19:17.638 --> 00:19:24.865 doğrudan doğruya ibadetin Allah'a yapılması gerektiğine kâni olarak -Muhlisîne lehü'd-dîne, 00:19:24.890 --> 00:19:29.553 yani "Allah'tan başkasını düşünmüyorlar, şirk koşmuyorlar- 00:19:29.553 --> 00:19:36.150 hâlisâne, katıksız olarak dini Allah için düşünür bir vaziyette başlarlar Allah'a dua etmeye..." 00:19:36.150 --> 00:19:42.420 "Yâ Rabbi aman şu gemi batmasın! Aman kurtulayım! Kurtulursam neler yapacağım; 00:19:42.420 --> 00:19:47.220 kurbanlar keseceğim, fakirlere şunları dağıtacağım, açları doyuracağım, 00:19:47.220 --> 00:19:51.202 çıplakları giydireceğim; şu kadar hayır, bu kadar hasenât yapacağım..." 00:19:51.202 --> 00:20:00.809 Fe-lemmâ neccâhüm ile'l-berri. "Allah onların dualarını kabul edip, dalgalar gemiyi batırmayıp da 00:20:00.809 --> 00:20:07.778 bu şiddetli fırtınadan, kasırgadan kurtulup Allah onları karaya çıkardığı, kurtardığı zaman..." 00:20:07.778 --> 00:20:08.968 Ne yaparlar? 00:20:08.968 --> 00:20:13.472 İzâ hüm yuşrikûn. "Başlarlar Allah'a şirk koşmaya..." 00:20:13.472 --> 00:20:18.737 Hani sırf Allah'a dua ediyordunuz, ne oldu şimdi? 00:20:18.737 --> 00:20:26.726 Başlarlar putlara, vesairelere müşrikâne tapmaya... Denizde verdikleri sözü; 00:20:26.726 --> 00:20:34.112 gemi sallanırken, kasırga eserken korkuyla yaptıkları vaatleri unuturlar. 00:20:34.112 --> 00:20:38.331 Li-yekfurû bimâ âteynâhüm ve li-yetemette'û fe-sevfe ya'lemûn. 00:20:38.331 --> 00:20:41.457 66. âyet-i kerîme tehditli… 00:20:41.457 --> 00:20:46.717 "Hadi bakalım kâfirliklerine devam etsinler; verdiklerimize küfrân-ı nimette bulunmaya 00:20:46.992 --> 00:20:53.751 ve verdiğimiz nimetlerle nimetlenip nimetlenip de kâfirliklerini yapmaya devam etsinler... 00:20:53.751 --> 00:20:58.870 " Fe-sevfe ya'lemûn. "İleride anlayacaklar." 00:20:58.870 --> 00:21:02.711 İleride ne zaman? İlerideki en yakın zaman nedir? 00:21:02.711 --> 00:21:09.979 Gözlerinden perde kaldırılıp ölecekleri zamandır, Firavun'un iman ettiği zaman gibi. 00:21:09.979 --> 00:21:11.290 Ondan sonrası nedir? 00:21:11.290 --> 00:21:18.512 Âhirette cenneti, cehennemi, sıratı, mahkeme-i kübrâyı görüp şafak attığı zamandır. 00:21:18.512 --> 00:21:23.985 O zaman anlayacaklar. Anlayacaklar ama iş işten geçmiş olacak. 00:21:23.985 --> 00:21:26.112 Bu dünya hayatında biraz keyif yaptılar. 00:21:26.112 --> 00:21:30.538 Kâr mı? Hayır, onlar fitil fitil burunlarından gelecek. 00:21:30.538 --> 00:21:36.400 Evelem yerav ennâ ce'alnâ haramen âminen. Ve yutahattafu'n-nâsu min havlihim. 00:21:36.425 --> 00:21:41.976 "Ey Resûlüm, ey Habibim, görmüyorlar mı bu Mekke'nin müşrikleri; 00:21:41.976 --> 00:21:47.653 biz bu beldeyi emniyetli bir belde kıldık, muhterem Harem-i Şerif kıldık, 00:21:47.653 --> 00:21:53.270 insanlar burada rahat yaşıyorlar…" Ve yutahattafu'n-nâsu min havlihim. "Etrafındaki insanlar harp, 00:21:53.270 --> 00:22:00.380 darp, sıkıntı, baskın, bozgun, savaş, neler çekerken, bak burası emniyetli, görmüyorlar mı?" 00:22:00.405 --> 00:22:03.735 E fe-bi'l-bâtıli yu'minûne ve bi-ni'metillâhi yekfurûn. 00:22:03.735 --> 00:22:11.989 "Batıla inanıp da hâlâ Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük etmeye devam ediyorlar, 00:22:12.140 --> 00:22:16.700 devam mı edecekler?.. Niye böyle nimeti idrak edip de Allah'a şükretmiyorlar, 00:22:16.700 --> 00:22:23.290 Allah'ın yoluna gelmiyorlar, senin davetini anlamıyorlar, İslâm'ı kabul etmiyorlar?" 00:22:23.290 --> 00:22:29.799 Ve men azlamu mimmeni'fterâ ale'llâhi keziben ev kezzebe bi'l-hakkı lemmâ câehû. 00:22:29.799 --> 00:22:39.345 "Allah'a yalan isnat eden, yalan söylemek suretiyle yalan şeyleri ‘Allah böyle söylüyor.' diyerek, 00:22:39.345 --> 00:22:47.196 yalanları iftira olarak Allah'a isnat edenler veyahut da kendilerine tebliğ edilen hakkı 00:22:47.196 --> 00:22:54.463 yalanlayanlar, kabul etmeyenler, kendilerine hak geldiği zaman kabul etmeyen, 00:22:54.463 --> 00:23:00.114 Allah hakkında yalan yanlış, uydurma, yanlış inançları, fikirleri 00:23:00.114 --> 00:23:03.193 söyleyenlerden daha zalim kim olabilir?!" 00:23:03.193 --> 00:23:07.733 Demek ki dünyanın en zalimleri kimlermiş? 00:23:07.733 --> 00:23:14.862 Allah'ın söylemediği şeyleri "Allah söyledi." diye yalan olarak insanlara yutturmaya çalışanlar, 00:23:14.862 --> 00:23:21.645 Allah'a böylece iftira edenler veyahut da Allah'ın hak peygamberleri, hak kitapları ile 00:23:21.645 --> 00:23:29.519 kullara göndermiş olduğu gerçekler kendilerine geldikleri halde, mucizeleri, güzel şeyleri 00:23:29.519 --> 00:23:34.439 gördükleri halde inkâr edenlerden daha zalim kim olabilir? 00:23:34.439 --> 00:23:39.167 Evet, en zalim bunlardır çünkü bütün kötülükler inançsızlıktan başlıyor. 00:23:39.167 --> 00:23:44.661 İnançsız insanın etrafa verdiği zararın haddi hesabı olmuyor, asırlarca da devam ediyor. 00:23:44.661 --> 00:23:52.405 Bir inançsız feylesofun yalan yanlış, yamuk fikirleri asırlarca nice insanları raydan çıkartıyor. 00:23:52.430 --> 00:23:58.556 Ondokuzuncu yüzyılın korkunç materyalizmi yirminci yüzyılda bizim memleketimizin, 00:23:58.556 --> 00:24:07.340 şehitlerin, Türkiye'deki imanlı insanların evlatlarını nasıl kâfir yaptı? Nasıl dinsiz oldular? 00:24:07.340 --> 00:24:10.645 Nasıl inkâra girdiler? Nasıl İslâm'dan koptular?.. 00:24:10.645 --> 00:24:13.552 Allah saklasın, 00:24:13.552 --> 00:24:20.775 bir inançsız insanın yazdığı bir kitabın, söylediği zehirli bir sözün ne kadar büyük zararı oluyor; 00:24:20.775 --> 00:24:22.689 asırlar boyu zararı devam ediyor. 00:24:22.689 --> 00:24:27.916 İyi insanların güzel sözlerinin faydası devam ederken ötekilerin de zararı devam ediyor. 00:24:27.916 --> 00:24:31.772 Bir Mesnevî'nin güzel tesirleri 00:24:31.772 --> 00:24:37.215 Avrupa'da, Avustralya'da, Amerika'da insanların Mevlevî olmasına, müslüman olmasına sebep oluyor. 00:24:37.215 --> 00:24:44.823 Bir yere davetliydik. İngiliz birisi geldi. Hanımı çok terbiyeli, kendisi çok müeddeb. 00:24:44.848 --> 00:24:49.230 Hanımlar kısmında bizim hanımla görüşmüşler, bizim hanım terbiyesini beğenmiş. 00:24:49.230 --> 00:24:54.959 Ben de kendisini gördüm erkekler kısmında. Mevlevîymiş. 00:24:54.959 --> 00:24:59.785 Bizim de Mevlânâ Efendimizle tabii irtibatımız var, ilgilendim ben. 00:24:59.785 --> 00:25:05.943 Onun bağlı olduğu şeyh Avustralyalı birisiymiş, bize de selam göndermiş. 00:25:05.944 --> 00:25:17.289 Bak, iyi insanların iyiliği, evliyâullahın kerametleri, faydaları, faziletleri ne kadar devam ediyor. 00:25:17.288 --> 00:25:22.784 Yirminci yüzyıl nerede, Mevlânâ Celaleddîn-i Rûmî Efendimiz'in Mesnevî'sini yazdığı asır nerede? 00:25:22.784 --> 00:25:28.703 Mesnevî hâlâ insanlara nasıl güzel etki ediyor... 00:25:28.703 --> 00:25:35.943 Yunus Emre'nin ilâhileri nasıl hâlâ dillerden düşmüyor... Nice insan doğru yola giriyor. 00:25:35.943 --> 00:25:43.261 Allahu Teâlâ hazretleri iyinin tesirini devam ettiriyor. Aksine, bunun zıttı-karşıtı olarak da 00:25:43.261 --> 00:25:50.166 kötü insanların; inkârcıların, kâfirlerin, müşriklerin, Allah'a yalan isnat eden, 00:25:50.166 --> 00:25:54.726 yalan din uyduran, yalan yolda yürüyen insanların da zararları devam ediyor. 00:25:54.726 --> 00:25:55.733 Ama ne olacak? 00:25:55.733 --> 00:25:58.293 E leyse fî cehenneme mesven li'l-kâfirîne. 00:25:58.293 --> 00:26:02.858 "Cehennemde kâfirlere yer mi yok? Onlar hepsi cehenneme tıkılacaklar." 00:26:02.848 --> 00:26:06.763 Mesva, "mekân" demek. 00:26:06.763 --> 00:26:09.478 Kâfirlere yer mi yok, mekân mı yok cehennemde? 00:26:09.478 --> 00:26:11.784 Hepsi cehenneme tıkılacak, hepsinin yerleri hazır. 00:26:11.784 --> 00:26:23.993 Ankebût sûresinin en sonuncu, 69. âyetine ulaştık. Allahu Teâlâ hazretleri; 00:26:23.993 --> 00:26:35.860 Vellezîne câhedû fînâ. "Bizim uğrumuzda, bizim rızamızı kazanmak için hak yolda 00:26:35.860 --> 00:26:44.923 cihat edenlere gelince..." Le-nehdiyennehüm sübülenâ. "Biz onları hidâyet yollarına, 00:26:44.923 --> 00:26:58.225 güzel yollara, faziletli yollara, bize getiren, kulu Allah'a erdiren yollara sokacağız, hidâyet edeceğiz. 00:26:58.225 --> 00:27:04.860 O güzel yollardan bize gelecekler, bize kavuşacaklar, Allah'ın sevgili kulu olacaklar. 00:27:04.860 --> 00:27:09.854 Bizim uğrumuzda cihat edenlere biz yollarımızı gösteririz. 00:27:09.854 --> 00:27:16.846 Yollarımıza onları sevk ederiz, kılavuzlarız." buyuruyor, cihat edenleri müjdeliyor. 00:27:16.846 --> 00:27:22.932 Ve inne'llâhe le-me'al muhsinîn. "Hiç şüphe yok ki Allahu Teâlâ hazretleri muhsin kullarıyla 00:27:22.932 --> 00:27:26.697 -onları severek, destekleyerek- beraberdir." buyuruyor. 00:27:26.697 --> 00:27:28.703 Aziz ve muhterem kardeşlerim! 00:27:28.703 --> 00:27:34.841 En son âyet-i kerîmede cihat edenlerin Allah'ın ne kadar sevgili kulu olduğunu anladık. 00:27:34.841 --> 00:27:36.196 Cihat ne demekti? 00:27:36.196 --> 00:27:47.756 Allah yolunda, hakkın hâkim olması, batılın silinmesi, yok olması, kaldırılması, 00:27:47.756 --> 00:27:54.952 insanla İslâm arasındaki bütün engelleri kaldırmak için yapılan bütün gayretler cihattır. 00:27:54.952 --> 00:28:01.710 İnsanın bazen kendisi, kendi nefsi mâni olur; nefsiyle cihat edecek. 00:28:01.710 --> 00:28:06.180 Bazen şeytan karşısına çıkar; şeytanla cihat edecek, onu def edecek. 00:28:06.180 --> 00:28:09.728 Bazen kâfir çıkar; kâfirle cihat edecek. 00:28:09.728 --> 00:28:18.120 Bazen münafık, dışı müslüman görünüşlü ama içi kâfir herifler çıkar; onlarla uğraşacak. 00:28:18.120 --> 00:28:23.594 Hakkı tutacak, hayrı tutacak, güzeli tutacak, güzel şeyleri yapmaya gayret edecek. 00:28:23.594 --> 00:28:24.499 Muhsin ne demek? 00:28:24.499 --> 00:28:32.986 "Güzel şeyleri yapan" demek. Hüsün kelimesiyle ilgili muhsin, onun if'al bâbından şekli. 00:28:32.986 --> 00:28:38.140 Hüsün, "güzellik" demek. Hasen, "güzel" demek. İhsan, "güzel yapmak" demek. 00:28:38.140 --> 00:28:40.113 Muhsin de "güzel yapan insanlar" demek. 00:28:40.113 --> 00:28:45.467 Yaptığı işi güzel yapan insanlarla Allah muhakkak ki beraberdir. 00:28:45.467 --> 00:28:48.659 Ama âyet-i kerîmenin başına da baktığımız zaman, 00:28:48.659 --> 00:28:52.736 bu her işi güzel yapan insanların mücahitler olduğu da anlaşılıyor. 00:28:52.736 --> 00:28:56.258 Allah'ın dinini, hayrı hâkim kılmak, 00:28:56.258 --> 00:29:02.999 bâtılı yok etmek için cihat eden insanların muhsin kullar olduğu buradan anlaşılıyor. 00:29:02.999 --> 00:29:10.633 Allahu Teâlâ hazretleri hepimizi maddeten-mânen, aklen-fikren, kavlen, her yönden, 00:29:10.633 --> 00:29:16.972 bütün çalışmalarını dinimizi geliştirecek, yükseltecek, müslümanlara faydalı olacak şekilde, 00:29:16.997 --> 00:29:24.600 o yönlere yönelmeyi hepimize nasip etsin. Öyle olan kullarından eylesin. Muhsin kullarından eylesin, 00:29:24.600 --> 00:29:30.411 her şeyi en güzel yapan kullarından eylesin. Rabbimiz bizi o rızası yollarına, 00:29:30.411 --> 00:29:36.484 kendisine kavuşturan yollara sevk etsin, o yolları bizlere buldursun, o yollara bizi soksun. 00:29:36.484 --> 00:29:43.631 Kendisine kavuşanlardan, rızasını kazananlardan, cemaline erenlerden, cennetine girenlerden, 00:29:43.631 --> 00:29:47.982 Rıdvân-ı Ekber'ine vasıl olanlardan eylesin cümlemizi; 00:29:47.982 --> 00:29:55.738 sizleri, bizleri, sevdiklerimizi, anne babalarımızı, evlatlarımızı, dostlarımızı, arkadaşlarımızı 00:29:55.738 --> 00:29:59.542 hep bu duaya dâhil eylesin. İki cihanda aziz ve bahtiyar olun. 00:29:59.542 --> 00:30:01.623 es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh.