WEBVTT 00:00:00.360 --> 00:00:07.800 el-Hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh 00:00:07.120 --> 00:00:11.880 kemâ yenbegî li-celâli vechihî ve li-azîmi sultânih. 00:00:11.920 --> 00:00:21.120 Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ seyyidi'l-evvelîne ve'l-âhirin ve imâmi'l-müttakîn ve senedi'l-âşıkîn 00:00:21.155 --> 00:00:24.645 ve şefîi'l-müznibîn Muhammedini'l-Mustafâ 00:00:24.680 --> 00:00:32.880 ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi-ihsânin ilâ yevmi'l-cezâ'. Emmâ ba'd: 00:00:32.960 --> 00:00:39.400 Aziz ve muhterem kardeşlerim! Sabah namazını camide kılmak çok sevaptır; 00:00:40.408 --> 00:00:44.476 insan günün yarısını ibadetle geçirmiş gibi mükâfât alır. 00:00:44.520 --> 00:00:50.280 Yatsı ile sabah [namazını] camide kıldığı zaman bütün gününü ibadetle geçirmiş gibi sevap alır. 00:00:50.335 --> 00:00:54.633 Sabah namazından sonra da güneş doğup işrâk vakti gelinceye kadar, 00:00:54.663 --> 00:01:00.141 kerâhat vakti çıkıncaya kadar camide oturmak Efendimiz'in âdet-i seniyyesidir, sevaptır. 00:01:00.172 --> 00:01:07.598 Her zaman anlattığımız bir husus. Bu sebeplerle namazı kılmamıza rağmen camide oturuyoruz. 00:01:07.660 --> 00:01:11.494 Yorgun da olsak, biraz uyumak da istesek, oturuyoruz ki 00:01:11.533 --> 00:01:16.854 o sevapları Allah bizlere de ihsan etsin diye arzumuz, hevesimiz var. 00:01:16.900 --> 00:01:23.140 Allah bize o mükâfâtlarını ihsan eylesin. Rahmetine erdirsin. 00:01:23.165 --> 00:01:25.815 Bizleri sevdiği razı olduğu kullardan eylesin. 00:01:27.678 --> 00:01:33.243 Ahzâb sûresinin 65. âyet-i kerîmesinde Allahu Teâlâ hazretleri buyuruyor ki; 00:01:33.268 --> 00:01:43.820 İnna'llâhe leane'l-kâfirîne ve eadde lehüm saîrâ hâlidîne fîhâ ebedâ lâ yecidûne veliyyen ve lâ nasîrâ. 00:01:45.760 --> 00:01:53.535 "Allahu Teâlâ hazretleri hiç şüphe yok ki, muhakkak ki kâfirlere lanet etmiştir." 00:01:54.331 --> 00:02:02.995 Kâfirler lanetliktir, mel'undur. İlk lanetlik mahluk şeytandır. 00:02:03.410 --> 00:02:06.451 Allahu Teâlâ hazretleri şeytana lanet eyledi. 00:02:06.480 --> 00:02:17.360 Cennetinden kovdu ve cehennemlik olduğunu bildirdi. Şeytân-i laîn, 00:02:17.480 --> 00:02:23.920 "lanete uğramış şeytan" demek. Lâin, "lanete uğramış" demek oluyor. 00:02:24.720 --> 00:02:30.960 Ama kâfirler de lanete uğramışlardır. İnna'llâhe leane'l-kâfirîn. 00:02:31.000 --> 00:02:38.680 Allahu Teâlâ hazretleri onlara da lanet etmiştir. Onlar da mel'undur, laîndir. Onlar da şeytan gibidir. 00:02:38.760 --> 00:02:46.400 Neden? Çünkü kâfir. Çünkü Yaradanını bilemedi, bulamadı. 00:02:46.440 --> 00:02:51.360 Çünkü Yaradanının istediği şekilde ibadet etmedi. 00:02:51.960 --> 00:02:58.400 Bir yaratılmışın, bir kulun, bir mahlukun en başta gelen vazifesi 00:02:58.400 --> 00:03:06.000 Yaradanını bilmektir ve Yaradanına kulluk etmektir. İlk vazifesi bu. Çünkü hayatı O veriyor. 00:03:06.800 --> 00:03:15.000 Erzakı da O veriyor. Nimetleri de O veriyor. Sıhhati de O veriyor. Her şeyi O veriyor. 00:03:15.800 --> 00:03:20.240 Her şeyi Allah'tan alıp da Allah'a inanmamak, Allah'ı tanımamak, Allah'la savaşmak, 00:03:20.280 --> 00:03:26.480 Allah'a karşı gelmek mel'unca bir tarzdır, meş'um bir harekettir; 00:03:26.520 --> 00:03:35.400 çok kalleşçe, çok nankörce bir harekettir. Hangi kelimeyi söylerseniz rahatlıkla söyleyin. 00:03:35.400 --> 00:03:36.520 Her şeye müstehâktır. 00:03:36.520 --> 00:03:41.440 Ben bu İngilizler'e, bazı iyi terbiye görmüşlerine hayran oluyorum. 00:03:41.560 --> 00:03:48.920 Bir şey [yapıyorsun;] excuse me diyor, thank you diyor. Gayet güzel. 00:03:49.000 --> 00:03:55.280 Mesela evine gittiğimiz, dere nehir kenarındaki kadın; 00:03:55.240 --> 00:03:59.240 gayet tatlı. Biz bir şey yapmadan "Teşekkür ederim." diyor. 00:03:59.280 --> 00:04:03.400 Ufacık bir şeye teşekkür ediyor. İnsanoğlu böyle olmalı. 00:04:03.160 --> 00:04:05.720 Bizim ecdadımız da öyle. 00:04:05.760 --> 00:04:15.360 Bizim de kendi yerleşmiş ailelerimizde muazzam bir nezaket ve zerafet var; tatlılık, kibarlık var. 00:04:15.400 --> 00:04:20.320 "Özür dilerim, afedersiniz." diye yaklaşırız biz de. "Rahatsız ettiysem özür dilerim. 00:04:20.400 --> 00:04:25.480 Çok teşekkür ederim. Allah razı olsun." deriz. Bunlar güzel şeyler. 00:04:26.000 --> 00:04:31.880 Bir kulun yaptığı küçücük bir iyiliği bile teşekkürle karşılıyoruz da 00:04:31.880 --> 00:04:37.520 her şeyimizi veren Allah'a ibadet etmek zor mu geliyor? 00:04:38.440 --> 00:04:47.560 Allahu Teâlâ hazretleri bize çok mu ağır emirlerde bulunmuş? Çok mu zor Müslümanlık? 00:04:47.640 --> 00:04:54.760 Yok. Çok rahat, çok güzel, çok tatlı, çok huzurlu, çok sevimli. 00:04:54.800 --> 00:05:01.280 Allah bizi niye sabah namazına kaldırıyor? Güzel; sıhhate uygun, faydası var. 00:05:01.320 --> 00:05:06.680 Niye gece kaldırıyor? Gece uykuyu bölmenin de daha büyük faydası var. Teheccüdün de faydası var. 00:05:06.720 --> 00:05:11.800 Niye oruç tutturuyor? Oruç tutmanın da senin sıhhatine faydası var. Âzâların dinlenecek. 00:05:11.920 --> 00:05:20.560 Her şeyin kötü gibi görünen, hoşumuza gitmiyor durumda olan şeylerin bile faydası var. 00:05:20.640 --> 00:05:24.520 Doktorlar bize hep hoşumuza giden şeyler mi söylüyorlar? 00:05:24.560 --> 00:05:33.680 İğneyi batırıyorlar, karnımızı, vücudumuzu kesiyorlar. Etlerimizin bazısını alıyorlar, dikiyorlar. 00:05:33.760 --> 00:05:38.800 Acı ilaçları veriyorlar. "Yatacaksın" diyorlar, "yemeyeceksin" diyorlar. 00:05:38.800 --> 00:05:44.640 Nedir bu doktorlardan çektiği bu insanların ya, Allah Allah! Amma zalim adamlar ha! 00:05:44.680 --> 00:05:48.560 Asıyorlar, kesiyorlar… Boyuna yasaklar... 00:05:48.560 --> 00:05:53.680 Hiç kimse doktora kızıyor mu?Kızmıyor; herkes gidiyor, teşekkür ediyor. 00:05:53.760 --> 00:05:59.320 Para veriyor, kuyruğa giriyor, muayene oluyor. "Hastaneye geldim." diyor, tıpış tıpış gidiyor. 00:05:59.360 --> 00:06:05.640 "Ameliyat olacağım da hocam, 15 gün sonra inşaallah…"Niye gidiyorsun, kesecekler seni? 00:06:05.720 --> 00:06:13.280 "Kesecekler ama sonra iyi olacak." Trafik polisleri bir sürü yasak koymuşlar. 00:06:13.280 --> 00:06:17.000 Sağa dönülmez. Sola dönülmez. U dönüşü yapılmaz. Kırmızıda şöyle olmaz… 00:06:17.000 --> 00:06:21.120 Bunların niçin anlatıyoruz? 00:06:21.200 --> 00:06:28.120 Allah'ın emirleri de güzeldir, yasakları da güzeldir, yerli yerincedir; onu anlatmak için. 00:06:28.800 --> 00:06:34.120 İnsanların da hayatlarında, toplumsal yaşantılarında bir sürü yasak var. 00:06:34.160 --> 00:06:37.000 Ve bu yasakları insanlar kendileri isteyerek koyuyorlar. 00:06:37.400 --> 00:06:42.520 Yine insanların iyiliği için koyuyorlar. Doktorlar da bir sürü yasaklar koyuyor; hastanın iyiliği için. 00:06:42.600 --> 00:06:48.400 "Fazla yeme." "Ama çok tatlı hocam." "Doktor bey, bunu yemek çok hoşuma gidiyor." 00:06:48.440 --> 00:06:53.840 Çok hoşuna gidiyor ama çok yersen hasta oluyorsun. Tansiyonun çıkıyor, şekerin çıkıyor. 00:06:53.880 --> 00:07:00.280 Sonra gözün görmez olacak. Gözün patlayacak, göz damarların patlayacak. Daha mı iyi? 00:07:00.360 --> 00:07:07.880 Kâfirler çok kötü iş yapıyorlar; çok mel'unluk, nankörlük yapıyorlar. 00:07:07.960 --> 00:07:12.680 İnna'llâhe leane'l-kâfirîn. "Allah kâfirlere lanet etmiştir." 00:07:12.720 --> 00:07:17.000 Ve eadde lehüm saîrâ. "Onlara saîre hazırlamıştır." 00:07:17.400 --> 00:07:22.800 Saîr, "alevli ateş" demek. Ateşler çeşitli şekillerde olabilir. 00:07:22.800 --> 00:07:25.560 Alevleri havalara yükseliyorsa ona saîr derler. 00:07:28.320 --> 00:07:31.400 Alevli ateşler hazırlamıştır; 00:07:31.440 --> 00:07:39.160 o kâfirler, o inanmayanlar, o münkirler, o müşrikler cayır cayır alevlerin içinde yanacaklar. 00:07:39.240 --> 00:07:47.720 Hâlidîne fîhâ ebedâ. "Ebediyen o ateşin içinde kalacaklar." 00:07:47.760 --> 00:07:52.560 Bir müddet yanıp çıkmak değil, kebap gibi kavrulup kenara gelmek değil, 00:07:52.640 --> 00:08:00.440 azıcık kızarıp ondan sonra dışarı çıkmak değil. Hâlidîne fîhâ. "Ebedîler olarak orada kalacaklar." 00:08:00.560 --> 00:08:11.440 Devamlı kalıcılar. Yani cehenneme giren kâfirler ebediyen yanacaklar. "Yanarlar, ölürler; kurtulurlar." 00:08:12.600 --> 00:08:16.800 Bizim köyde cahil, terbiyesi kıt birisi demiş ki; 00:08:16.800 --> 00:08:21.520 "Ben öldükten sonra ne olacak, beni yıkamayın. Yıkayıp da ne olacak? 00:08:21.600 --> 00:08:28.480 Atın beni dereye; kurtlar, çakallar yesin. Nasıl olsa ölmüşüm. Isırdıklarını göremem." 00:08:28.600 --> 00:08:33.440 İnanmıyor. Öldükten sonra acı duymayacağını sanıyor. 00:08:33.480 --> 00:08:40.240 Halbuki ölü, kabrinin üstüne basılmasından, taşına oturulmasından bile azap görürmüş. 00:08:41.840 --> 00:08:47.200 Dünyadaki oğlunun kızının yaptığı kötülükler kendisine gösterilince bile azap görürmüş. 00:08:48.480 --> 00:08:54.760 Onlardan haberi yok, inancı yok, bilgisi yok. "Atın beni dereye." dermiş. 00:08:54.880 --> 00:08:58.400 Sonra, ayağında -dizleri- romatizma olduğu için, 00:08:59.480 --> 00:09:04.880 kahvede; "Ben bir romatizma ilacı buldum." demiş. "Nasıl buldun? Ne yaptın?" 00:09:04.960 --> 00:09:12.880 Demiş ki; "Varilin içine giriyorum. Altına da ocağı koyuyorum. 00:09:12.960 --> 00:09:21.480 Ateş yavaş yavaş, yavaş yavaş ısınıyor. Ayaklarım da ısınıyor, ısınıyor; dayanabileceğim kadar. 00:09:21.560 --> 00:09:25.480 Ondan sonra çıkıyorum, ayaklarım çok rahat ediyor, romatizmam geçiyor. 00:09:25.640 --> 00:09:31.200 Çok iyi bir usul." diye böyle kahvede buluşunu anlatmış. 00:09:32.720 --> 00:09:39.680 Sonra bakmışlar, adam yok. Bir gün yok, iki gün yok, üç gün yok… "Yahu ortalıkta görünmüyor. 00:09:39.840 --> 00:09:50.120 Ne oldu bu?" Hanımı filan da yok. [Anası] da kasabaya gitmiş, o da yok. Kimse yok. 00:09:54.560 --> 00:10:00.120 Bir açıyorlar ki; bidonun içine girmiş, altına ocağı yakmış, 00:10:00.160 --> 00:10:04.880 herhalde ocağın gazlarından bayılmış, bidonun içine yığılmış. 00:10:04.920 --> 00:10:11.000 İçindeki su, altındaki ateş, bir güzel pişmiş ki sağlam çıkartamamışlar. 00:10:11.400 --> 00:10:12.720 Kemikleri etlerinden ayrılmış… 00:10:12.800 --> 00:10:18.520 Neden? Allah geride kalanlara ibret gösteriyor. İnanmayanların âkıbeti böyle olacak. 00:10:19.440 --> 00:10:27.400 Kur'ân-ı Kerîm'de bildiriyor ki; Lâ yukdâ aleyhim fe-yemûtû. "Ölmezler ki kurtulsunlar." 00:10:27.720 --> 00:10:32.600 Mahvolsalar, ölseler cezalarından kurtulacaklar. 00:10:32.720 --> 00:10:38.760 Ve lâ yuhaffefü anhümü'l-azâb. "Azapları da azaltılmaz…" Ölmezler de… 00:10:38.880 --> 00:10:45.520 Nasıl ölmeyecek? Küllemâ nadicet cülûdühüm beddelnâhüm cülûden gayrahâ li-yezûkü'l-azâb. 00:10:45.560 --> 00:10:51.120 "Derileri, etleri, kemikleri yandıkça Allah yenileştirecek, yeniden yakacak, 00:10:51.160 --> 00:10:52.440 yeniden azap çekecekler." 00:10:52.480 --> 00:10:59.000 Li-yezûkü'l-azâb. "Azabı devamlı çeksinler diye Allah yeniden yaratacak, yeniden azabı çekecekler." 00:10:59.400 --> 00:11:05.320 Derisi yanacak. Yenilenecek, yeniden yanacak. Yeniden yenilenecek, yeniden yanacak. 00:11:05.400 --> 00:11:08.960 Ölmek yok. Ölüm bir kurtuluş. Ölüm dünyada da bir kurtuluş. 00:11:10.000 --> 00:11:18.120 Benim dedem biraz fazla ızdırap çekmiş. 70-80 yaşında "Artık al Allahım emanetini." demiş. 00:11:18.160 --> 00:11:24.400 -Biz İstanbul'daydık.- "Al emanetini yâ Rabbi! Yaşadım, bıktım." demiş. 00:11:24.440 --> 00:11:26.800 Lebid b. Rebia diye bir Arap şair var. 00:11:26.800 --> 00:11:32.960 Diyor ki; "Hayatın uzamasından ve insanların 'Nasılsın?' demesinden bıktım artık. 00:11:33.000 --> 00:11:36.400 Ölmek istiyorum." 156 yıl yaşamış. 00:11:36.520 --> 00:11:42.000 Herkes yaşamak istiyor ama yaşamanın bazen tadı da kalmıyor. Ölüm bir kurtuluş oluyor. 00:11:42.160 --> 00:11:46.880 Şöyle az ağrı, âsân ölüm, kâmil bir iman ile; 00:11:46.920 --> 00:11:50.800 "Üç gün yatak, dördüncü gün toprak." demişler büyüklerimiz. 00:11:50.880 --> 00:11:57.800 Ölüm de bir şey ama ölmek yok; cehennem azabı hazırlanmıştır, ebedî kalacaklar. 00:11:57.120 --> 00:12:00.000 Lâ yecîdûne veliyyen ve lâ nasîrâ. 00:12:00.160 --> 00:12:05.360 Orada ne yardım edecek bir kimse ne de bir dost bulacaklar." 00:12:06.560 --> 00:12:12.760 Cehennemde arkadaş yok, dost yok. Kendilerine iyilik yapacak bir kimse yok. 00:12:12.760 --> 00:12:14.680 Yardım edecek bir kimse de yok. 00:12:14.840 --> 00:12:17.360 Yevme tukallabu vücûhühüm fi'n-nâr. 00:12:17.440 --> 00:12:22.800 "Yüzleri cehennemde bir öyle bir öyle çevrilecek, döndürülecek." 00:12:22.880 --> 00:12:29.920 Yekûlûne. Onlar bu azabı çektikçe çok pişman perişan olacaklar da diyecekler ki; 00:12:30.000 --> 00:12:38.800 Yâ leytenâ eta'na'llahe ve eta'na'r-rasûlâ. "Ah ah! Keşke Allah'a ve Resûlüne itaat etseydik. 00:12:38.840 --> 00:12:43.000 Keşke Allah'ı dinleseydik, Kur'an'a uysaydık. 00:12:43.400 --> 00:12:49.200 Keşke Muhammed-i Mustafâ'yı dinleseydik, sünnet-i seniyyesine uysaydık, itaat etseydik! 00:12:49.240 --> 00:12:53.320 Âsî olmasaydık, münkir olmasaydık keşke!" diyecekler. 00:12:53.440 --> 00:12:58.800 Tabii iş işten geçmiş. O zamanki pişmanlıktan Allah bir mükâfât vermeyecek. 00:12:58.800 --> 00:13:01.880 "Bunlar pişman oldu, çıkartın bunları azaptan." demeyecek. 00:13:02.400 --> 00:13:06.720 En kötü pişmanlık âhiretteki pişmanlıktır ki faydası yoktur. 00:13:07.160 --> 00:13:09.240 Dünyadaki pişmanlığın faydası vardır. 00:13:09.240 --> 00:13:14.960 Adam içki içiyor, günah işliyor; pişman oluyor, içki şişesini kırıyor, tevbe ediyor. 00:13:15.400 --> 00:13:22.160 Ondan sonra hacca gidiyor, namaz kılıyor, iyi bir insan olabiliyor. Mâzîsi eşkıyâ, ondan sonra evliyâ. 00:13:22.200 --> 00:13:29.480 Mâzîsi haydut, ondan sonrası mahbub, makbul bir kul. Böyle olabilir. Tevbekâr olabilir. 00:13:29.480 --> 00:13:35.120 Hırsız, yol kesici, ayyaş, sarhoş; tevbe ediyor, iyi bir insan oluyor. 00:13:35.280 --> 00:13:40.680 Kız peşinde, kumar peşinde gecelerini geçirirken tevbe ediyor, iyi insan oluyor. 00:13:40.760 --> 00:13:45.560 Dünyadaki pişmanlığın faydası vardır. Dünyadaki pişmanlık insanı günahından döndürüyor. 00:13:45.560 --> 00:13:47.800 Âhiretteki pişmanlığın faydası yok; 00:13:47.800 --> 00:13:52.360 çünkü ne kadar pişmanlık yapsa yüreğinin yangını daha çok artıyor. 00:13:52.400 --> 00:13:57.400 "Ah keşke Allah'a itaat etseydim! Ah keşke Resûlullah'a itaat etseydim! 00:13:57.400 --> 00:14:09.280 Ah be, vah bu kafa!" Oranın acısı daha beter. O da bir ruhsal ve fikirsel azap. 00:14:09.360 --> 00:14:14.640 Ve kâlû rabbenâ innâ ata'nâ sâdetenâ ve küberâenâ fe-edallûne's-sebîlâ. 00:14:14.680 --> 00:14:24.280 Çare arıyorlar. Diyecekler ki; "Yâ Rabbi! Biz saadetimize ve büyüklerimize itaat ettik. 00:14:24.360 --> 00:14:27.800 Onlar da bizi yoldan saptırdılar." 00:14:27.160 --> 00:14:34.520 Saadet ve sâdât, "seyidler" demek. Seyyid de "bir kavmin başkanı" demek. 00:14:34.800 --> 00:14:42.480 "Biz kavmimizin başkanlarına…" Ve küberâenâ. "Ve ulularına…" Küberâ, "kebirler" demek. 00:14:42.480 --> 00:14:47.680 "Ulularına itaat ettik." Kabile başkanı ne dediyse öyle yaptık. 00:14:47.720 --> 00:14:52.320 Çete başkanı ne dediyse öyle yaptık. Mafyanın reisi ne dediyse öyle yaptık. 00:14:52.360 --> 00:14:56.440 Öyle yapıyorlar. "Şunu öldür!" diyor; hapse gireceğini vesaireyi düşünmüyor, gidiyor öldürüyor. 00:14:56.440 --> 00:15:01.200 Polisin gözü önünde tabancayı çekiyor, takır takır kurşunları boşaltıyor. 00:15:01.240 --> 00:15:05.160 Kaçmıyor da, polisler yakalıyor, götürüyor. "Niye yaptın?" "Reis böyle emretti." 00:15:06.480 --> 00:15:09.520 Mafyadaki itaate hayret ediyor insan. 00:15:09.400 --> 00:15:15.120 Rabbenâ. "Ey Rabbimiz!" İnnâ ata'nâ sâdetenâ. "Biz kavmimizin başkanlarına." 00:15:15.800 --> 00:15:22.720 Ve küberâenâ. "Ulularına itaat ettik de…" Fe-edallûne's-sebîlâ. "İşte onlar bizi yoldan saptırdılar." 00:15:24.000 --> 00:15:28.680 Rabbenâ âtihim dı'feyni mine'l-azâbi vel'anhüm la'nen kebîrâ. 00:15:28.800 --> 00:15:37.400 "Ey Rabbimiz, onlara azabı iki misli, iki kat ver. Çünkü bizi onlar saptırdı yâ Rabbi!" 00:15:37.720 --> 00:15:42.840 Vel'anhüm la'nen kebîrâ. "Çok büyük bir lanetle onlara lanet eyle yâ Rabbi!" 00:15:43.800 --> 00:15:47.280 Burada cevap yazılmıyor, başka bir konuya geçiliyor. 00:15:47.400 --> 00:15:57.400 Ama başka âyet-i kerîmelerde buyuruluyor ki; "Hepsine azap kat kat verilecek." 00:15:57.400 --> 00:16:02.600 Öyle aldatana daha çok, aldanana daha az değil. Çünkü aldanmak da aldatmak kadar suç. 00:16:02.800 --> 00:16:06.400 İnsan aldanmayacak. Aldanmayacaksınız, muhterem kardeşlerim! 00:16:06.560 --> 00:16:11.160 Birçok insan aldanıyor. Benim yüreğim parçalanıyor. 00:16:11.240 --> 00:16:18.280 Kardeşlerime bakıyorum, insanlara bakıyorum; öyle aldanıyorlar ki… 00:16:19.560 --> 00:16:26.120 Tasavvuf yolunda aldanıyorlar. Sapık insana tâbi oluyor. 00:16:26.160 --> 00:16:30.520 Geçen gün bizim hacı hanım duymuş. Manisa'da birisi varmış. 00:16:30.640 --> 00:16:34.520 Bütün müridleri topluyormuş bağ zamanı oldu mu, "Hadi bağları toplayın." 00:16:34.560 --> 00:16:45.840 Mürid orada bir işçi gibi… "Hadi hepsini toplayın." Müridler senin hizmetçin mi? Müridler uşak mı? 00:16:46.200 --> 00:16:53.120 Müridler işçi mi? Müridin görevi ne? İsteği ne? Mürid, "isteyen" demek. Ne istiyor? 00:16:53.120 --> 00:16:58.360 Allah'ın rızasını istiyor. Sen ona Allah'ın rızasının yolunu göstereceksin. 00:16:58.400 --> 00:17:04.400 Peygamberlerin -aleyhimü's-salâtü ve's-selâm- görevleri ne? İnsanları hak yola çağırmak. 00:17:07.400 --> 00:17:13.840 Mâ es'elüküm aleyhi min ecrin. "Ben bu yaptığım görevden dolayı sizden bir ücret istemem." 00:17:13.880 --> 00:17:16.840 "İstemiyorum" diyor peygamberler, ücret istemiyorlar. 00:17:16.920 --> 00:17:21.960 İn ecriye illâ alâ rabbi'l-âlemîn. "Benim mükâfâtımı Allah verir. Ben sizden ücret istemiyorum." 00:17:21.960 --> 00:17:27.000 "İtaat edin, kâfi." diyor. "Şu haramdır, şu haramdır. Şu günahtır, şu günahtır. 00:17:27.000 --> 00:17:30.560 Bunları yapmayın. Şunları şunları yapın. 00:17:30.600 --> 00:17:35.160 Şunları yaparsanız cehenneme gidersiniz, bunları yaparsanız cennete gidersiniz." 00:17:35.240 --> 00:17:40.720 İn aleyke ille'l-belâg. Vazife, tebliğ etmek. Kullardan da bir şey istemiyor. 00:17:40.800 --> 00:17:46.520 Allahu Teâlâ hazretleri sevdiği kulunu kullardan da müstağnî eyler, 00:17:46.520 --> 00:17:49.200 kullara muhtaç etmez, kullara el açtırmaz. 00:17:49.200 --> 00:17:54.640 Vazife sömürmek değil; vazife insanları Cenâb-ı Hakk'ın yoluna davet etmek, 00:17:54.720 --> 00:17:58.520 Kur'ân-ı Kerîm'i, hadîs-i şerîfleri, dini öğretmek. 00:17:58.600 --> 00:18:05.800 Şimdi ben bakıyorum arkadaşlara, müslümanlara, Türkiye'de bakıyorum, bir kasabaya gidiyorum… 00:18:05.920 --> 00:18:19.760 Acıyorum; sapık bir insana tâbi olmuşlar. Alenen sapık; ya içkici ya başka bir şey ya başka bir şey… 00:18:19.840 --> 00:18:26.400 Bana kadının birisi mektup yazdı. Mektubu neşretsem yer yerinden oynar. 00:18:26.800 --> 00:18:36.680 Diyor ki; "Biz falanca dergâhtanız hocam." Ama dergâhın başkanını uçururlar. 00:18:36.800 --> 00:18:43.680 Müridleri havalarda gezdirirler, medhede ede bitiremezler. Adam öldü. Yerine birisini bıraktı. 00:18:43.680 --> 00:18:53.520 Veya yerine birisi geçti, nasılsa… Kadına demiş ki; "Sen biraz geriye kal." 00:18:53.560 --> 00:19:00.280 "İşim var, evime gideceğim." "Yok, biraz geriye kal." Herkes gitmiş. 00:19:00.760 --> 00:19:08.280 Bu mektubu yazan kadın… -Üç beş sene önce, mektubu koruyorum ama fazla teferruâtını unuttum.- 00:19:08.320 --> 00:19:16.680 Ondan sonra "Yukarı gel." demiş. Yukarı gitmiş. "İçerideki odada bekliyorum." diyor. 00:19:16.720 --> 00:19:21.120 "Bekledim, uzadı; bekledim, uzadı. Şöyle kapıyı açtım…" 00:19:21.120 --> 00:19:27.880 -Ne söyleyeceksen söyle, benim de kocam var, evde işim var.- 00:19:28.800 --> 00:19:37.520 Mektupta yazıyor; "Vallâhi hocam, orada kadınlarla [sevişiyordu.] Kapattım, kaçtım gittim." diyor. 00:19:37.560 --> 00:19:39.880 Yani içeride başka kadınlar varmış. 00:19:39.920 --> 00:19:44.440 "Onlarla -"flört" diyelim artık, daha ötesinin ne olduğunu bilmiyorum.- 00:19:44.400 --> 00:19:49.400 sevişiyordu." diyor mektupta. Ona da bilmem ne "baba" demişler. 00:19:49.440 --> 00:19:55.480 Bir şehirde meşhur… Hacda bir grup gördüm. 00:19:55.720 --> 00:20:06.800 Böyle selvi gibi kızlar, kadınlar; seçme hepsi. Hani riyaset-i cumhurun bando mızıka bölüğü gibi. 00:20:06.160 --> 00:20:09.680 En uzun boyluları, gösterişlileri seçerler. 00:20:09.920 --> 00:20:23.600 Şöyle hepsi pembe başörtü, mor manto; giyimleri Bir Türk'ten güzel vesaire… 00:20:23.680 --> 00:20:36.440 Bir kalkışları var; canlı, diri diri kalkıyorlar. Grup hâlinde tavaf… Kim bunlar? 00:20:36.520 --> 00:20:38.280 "Onlar işte o cemaat." dediler. 00:20:38.480 --> 00:20:47.640 "Allah Allah, amma düzenli, amma şevkli, amma iştiyaklı genç kızlar…" dedim. Hacda bir grup. 00:20:47.680 --> 00:20:49.800 Ondan sonra bu mektubu gördüm. 00:20:49.160 --> 00:20:58.760 İşte başlarındaki herif bunları özel odasına alıp grup hâlinde veya tek tek sevişiyormuş. 00:20:58.840 --> 00:21:00.600 Kadın yazıyor mektubunda. 00:21:01.160 --> 00:21:08.440 Ağlayarak şikâyet ediyor. Bunun da peşine gidiyorlar. Niye gidiyorlar? 00:21:08.520 --> 00:21:13.680 Çünkü bunun çığırtkanları çok medhediyor. "Bizim baba havalarda uçar. 00:21:13.800 --> 00:21:21.520 Denizlerde yürüyerek geçer." Neler diyorsa diyor. Aldanıyor. 00:21:21.560 --> 00:21:23.240 Niye aldanıyorsun? Aldanma. 00:21:23.360 --> 00:21:27.400 Sen bunu madem gördün, bana mektup yazacağına bütün o kadınların hepsine; 00:21:27.400 --> 00:21:31.880 "Kardeşim, burası din yolu değil. Burası şeytanın [yeri.] Buradan gidelim. 00:21:31.920 --> 00:21:35.880 Bu herife bir daha yüzüne bakmayalım, tükürelim!" de. 00:21:35.960 --> 00:21:44.400 Aldanmak da aldatmak kadar suç. Aldanmasın. Kur'ân-ı Kerîm var, hadîs-i şerîf var. 00:21:44.480 --> 00:21:54.440 O hadîs-i şerîfin ve Kur'ân-ı Kerîm'in çizgisinde, çizgi neyse öyle olsun. 00:21:54.640 --> 00:22:04.160 Ben kadınların eğitimine çok [önem verdim.] Baktım, acıdım, çok eksik gördüm. 00:22:04.160 --> 00:22:06.160 Mecmua çıkarttık. Kadın dernekleri kurduk. 00:22:06.200 --> 00:22:10.200 Camilerimizin kadınlar kısmının mutlaka olması gerektiğini, 00:22:10.200 --> 00:22:13.720 kadınların camiye gelip vaaz dinlemesini söyledim. 00:22:13.760 --> 00:22:22.360 Çok camimizin altında kadın derneğimiz var; kurslar yapar, çalışmalar yapar vs. vs. 00:22:22.400 --> 00:22:29.520 Kadınların eğitimi çok önemli. Erkeklerin eğitimi çok önemli. Çocukların eğitimi çok önemli. 00:22:29.600 --> 00:22:34.560 Aldanmayacak. Dinin aslını öğrenecek. Âyeti, hadisi öğrenecek. 00:22:34.560 --> 00:22:39.120 Diyecek ki; "Bu senin yaptığın âyete aykırı. Bu senin yaptığın hadise aykırı." 00:22:39.240 --> 00:22:44.360 Birisi diyor ki; "Hocam ben birisine bağlıydım…" Bunları neden anlatıyorum? 00:22:44.400 --> 00:22:49.800 "Biz kavmin başkanlarına ve ulularına itaat ettik, onlar da bizi saptırdı." 00:22:50.240 --> 00:22:54.880 İtaat etmek de suç, sapmak da suç, saptırmak da suç. Onu anlatıyorum. 00:22:55.760 --> 00:23:02.480 "Ben bir şeyhe tâbi olmuştum." Bana anlatıyor. Anadolu'da bir köye gittim. Geldi bizden ders aldı. 00:23:04.400 --> 00:23:16.240 "Ama iyi bir insan olarak biliyorum. Sonra bir gün sünnete, dine aykırı bir durumunu gördüm. 00:23:16.280 --> 00:23:23.960 Dedim ki; 'Bu sizin yaptığınız şey hadîs-i şerîfe aykırı. Böyle yapmayın. Hadis var bu hususta efendim.'" 00:23:24.000 --> 00:23:32.920 Demiş ki; "Var ama olsun, sen yapmaya devam et." "Aslında uyanmam lazımdı. Uyanmadım." diyor. 00:23:33.000 --> 00:23:38.760 "Hadis var da olsun, sen yine böyle yapmaya devam et." Yani hadise aykırı iş yapmaya devam et. 00:23:39.920 --> 00:23:48.320 "Sonra biraz zaman geçti. Yine bir şey oldu. Yine baktım, hadîs-i şerîfe aykırı bir şey. 00:23:48.320 --> 00:23:52.800 Yine gittim; 'Efendim böyle bir hadis var bu konuda. Bu yanlış olmuyor mu?'" 00:23:52.840 --> 00:23:56.240 "Hadis var ama olsun, sen yine öyle yapmaya devam et." 00:23:56.400 --> 00:24:04.520 "Yine uyanmadım. 'Bir bildiği vardır.' dedim." diyor."Sonra bir gece rüya gördüm. 00:24:04.560 --> 00:24:08.800 Rüyamda tekkemizde yangın çıkmış." diyor. O tekkesini anlatıyor. 00:24:08.920 --> 00:24:15.320 Yani bağlı olduğu tekkede yangın çıkmış. Bu da "Yangın çıktı, eyvah!" diye dışarıya fırlamış. 00:24:15.360 --> 00:24:20.280 Kova arıyor, su arıyor. Su taşıyacak, suyu dökecek, yangını söndürecek. 00:24:20.320 --> 00:24:27.760 Yolda Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ile karşılaşmış. -Rüyada- Nefes nefese… 00:24:27.720 --> 00:24:33.000 Demiş ki; "Yâ Resûlallah, tekkemizde yangın çıktı da kova arıyorum, su arıyorum. 00:24:33.400 --> 00:24:38.840 Tekkemizde yangın çıktı…" deyince Peygamber Efendimiz; "Bizim öyle tekkemiz yok!" demiş. 00:24:40.440 --> 00:24:50.840 Resûlullah'ın razı olduğu bir tekke olmadığı rüyada anlaşıldı. O zaman yolunun yanlışlığını anlamış. 00:24:50.920 --> 00:25:00.640 Nasıl anlaşılır? Âyete aykırıdır, hadise aykırıdır. İçkili düğün salonu çalıştırıyor. Olmaz! 00:25:00.800 --> 00:25:03.560 İçki haram, sunmak da haram, sundurmak da haram. 00:25:03.520 --> 00:25:09.800 Sakal yok, bıyık yok. Bu sakalın, bıyığın kazınması yirminci yüzyılda çıktı. Haram bu. 00:25:09.160 --> 00:25:14.400 Sakalın bıyığın kazınması haram! Niye hepimiz sakallıyız? 00:25:15.120 --> 00:25:22.280 Çünkü bırakmak sünnet; kazımak haram. Şimdi niye böyle oluyor? 00:25:22.360 --> 00:25:27.560 Kimisi öğrenci, belki okula sakallı gelmesine müsaade etmiyorlar. 00:25:27.560 --> 00:25:37.600 Kimisi işyerinde sakal bıraktırmıyorlar. Ama mecbur olmadığı halde kimisinde sakal yok. 00:25:37.640 --> 00:25:43.200 Bir arkadaşı Melbourne'de göremedim. Seviyorum, bana da iltifat ediyor. 00:25:43.240 --> 00:25:52.320 Yok, ortalıktan kayıp. Mehmet Ali'ye söyledim; "Ya göremedim falancayı." dedim. 00:25:52.400 --> 00:25:57.600 "Hocam, o kabahatli de yanına ondan gelmiyor." dedi. "Ne oldu?" dedim. 00:25:57.680 --> 00:26:00.280 "Türkiye'ye gideceğim diye sakalını kazımış." 00:26:00.640 --> 00:26:15.800 "Sakalı kazıyınca senden utanıyor." dedi.Nasıl olacak? Herkes sünnete uyacak, Kur'ân-ı Kerîm'e uyacak. 00:26:17.200 --> 00:26:25.240 Sigara içmek tahrîmen mekruh. İçilmemesi lazım! Biz söylüyoruz, "içilmesin" diye. 00:26:25.320 --> 00:26:30.120 Kimisi kitaplarında yazmış, kimisi de bana destan gibi mektupla itiraz ediyor: 00:26:30.120 --> 00:26:36.360 "Sen 'içilmesin' diyorsun ama Doğu Anadolu'daki meşhur şeyhlerden bazıları içiyor." 00:26:36.440 --> 00:26:38.760 Benim örneğim şeyhler değil! 00:26:39.520 --> 00:26:45.400 Benim örneğim Peygamberimiz Muhammed-i Mustafâ sallallahu aleyhi ve sellem. 00:26:45.520 --> 00:26:51.720 Şeyhler içiyorsa hesapları kendilerine ait. Ne hesapla içiyorlarsa bilmem. 00:26:51.800 --> 00:26:56.000 Ama içmemesi lazım. İçilmemesi lazım. 00:26:56.400 --> 00:27:03.200 Bazen şeyhler bazı işleri bazı sebeplerden yaparlarmış. 00:27:03.280 --> 00:27:12.320 Ama işin aslı öyle değilmiş de dışarıdan gören öyle görürmüş. Bazen öyle şeyler olabilir. 00:27:12.320 --> 00:27:17.800 Ama benim bildiğim, Allah bana "Falancaya uy." demiyor. 00:27:17.800 --> 00:27:24.840 "Peygamberim Muhammed-i Mustafâ'ya uy." diyor. "Kur'ân-ı Kerîm'e uy." diyor. O kadar! Ölçü bu. 00:27:24.920 --> 00:27:27.000 Şeyhin vazifesi ne? 00:27:27.400 --> 00:27:35.120 Şeyhin vazifesi; insanları Allah'ın yoluna davet etmek, Allah'ın dinini insanlara incelikleri ile öğretmek. 00:27:35.160 --> 00:27:37.920 "Herkes Allah'ın dinini öğretiyor." Herkes öğretmiyor. 00:27:38.000 --> 00:27:44.600 Yarım öğretiyor, bir kısmını saklıyor. Aşağıya dipnot düşüyor, işine gelmeyen yerde itiraz ediyor. 00:27:44.640 --> 00:27:50.320 Gülüyorum. Kitabı okuyorum, hadisi okuyorum; dipnotta "Şöyledir de böyledir de…" 00:27:50.320 --> 00:27:56.320 Kendisi ona uygun değil; aşağıda dipnotta kıvırttırıyor, çırpınıyor. Gülüyorum. 00:27:56.800 --> 00:28:07.200 Kendisinin pozisyonunun ofsayt olduğunu anlıyor, orada kıvırttırmaya başlıyor. 00:28:07.240 --> 00:28:10.160 Onu hiç [karıştırmayacaksın;] hadis öyle, o kadar. 00:28:10.200 --> 00:28:14.720 İnnâ ata'nâ sâdetenâ ve küberâenâ fe-edallûne's-sebîlâ. 00:28:14.800 --> 00:28:21.320 "Biz başkanlarımıza, ulularımıza uyduk, onlar da bizi yoldan saptırdılar yâ Rabbi! 00:28:21.280 --> 00:28:26.560 Onlara iki misli azap ver!" Hınçlarından "Bizim reisleri daha çok azaplandır!" diyor. 00:28:26.560 --> 00:28:36.640 Hepsine katmerli katmerli azap verecek. Yani onlara az azap verilmeyecek. 00:28:36.680 --> 00:28:42.480 Demek ki buradan anlıyoruz ki saptırmak da sapmak da suç. Sapmasın. 00:28:43.800 --> 00:28:48.320 Allah akıl vermiş herkese, bir de peygamber göndermiş, bir de kitap indirmiş. 00:28:48.360 --> 00:28:51.760 Kur'ân-ı Kerîm'in herkesin evinde olduğunu biliyoruz. 00:28:51.800 --> 00:28:58.800 Kur'ân-ı Kerîm'in meâlinin olduğunu da biliyoruz. Kur'ân-ı Kerîm'e uyan alimleri de biliyoruz. 00:29:01.760 --> 00:29:10.560 Bir kadının mahremi olmadan sefer mesafesine uzağa gitmesi doğru değil! 00:29:10.600 --> 00:29:17.160 Peygamber Efendimiz; "Kim ki Allah'a ve âhiret gününe inanıyorsa Allah'tan korksun, 00:29:17.160 --> 00:29:22.360 mahremi olmadan seyahate, sefere çıkmasın." diyor. Hadis var, size gösterebilirim. 00:29:23.240 --> 00:29:32.880 Burada hoca hanım diyor ki; "Kararlaştırdık, ben Diyanet'ten hacıları götüreceğim, hacca gideceğim. 00:29:32.880 --> 00:29:34.920 Evvelsi senede de gittik." 00:29:35.400 --> 00:29:39.400 "Bizim mezhebimizde yok. Kadının [mahremi olmadan] hacca gitmesi yok." dedim. 00:29:39.440 --> 00:29:41.920 Hastalansan ne olacak? Bayılsan ne olacak? 00:29:41.960 --> 00:29:46.200 Sübhâneke lâ ilme lenâ illâ mâ allemtenâ inneke ente'l-alîmü'l-hakîm. 00:29:46.200 --> 00:29:48.760 Sübhâne rabbinâ rabbi'l-izzeti ammâ yasifûn. 00:29:48.800 --> 00:29:53.160 Ve selâmun ale'l-cemîi'l-enbiyâi ve'l-mürselîn ve alâ âlihî ecmaîn. 00:29:53.200 --> 00:29:55.560 Ve'l-hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn. el-Fâtiha!