WEBVTT 00:00:00.758 --> 00:00:03.429 es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berakatüh! 00:00:03.459 --> 00:00:10.673 Cumanız mübarek olsun. Allahu Teâlâ hazretleri sizi dünyada ve âhirette aziz ve bahtiyar eylesin. 00:00:11.455 --> 00:00:17.296 Gönüllerinizin muradlarını; isteklerinizi, taleplerinizi, hacetlerinizi ihsan eylesin, 00:00:17.344 --> 00:00:19.181 reva eylesin, bahşeylesin. 00:00:19.830 --> 00:00:27.363 Sizi sevdiklerinizle; çoluk çocuğunuzla, yakınlarınızla, arkadaşlarınızla beraber iki cihanın hayırlarına erdirip sevindirsin. 00:00:27.949 --> 00:00:32.774 Bugün beş tane hadîs-i şerîf okuyacağım. Birincisi 00:00:36.885 --> 00:00:41.628 pek çok kaynaklarda; Ahmed b. Hanbel, Müslim, Neseî, İbn Mâce 00:00:41.825 --> 00:00:47.986 ve diğer kaynaklarda bulunan bir hadîs-i şerîf. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz 00:00:48.420 --> 00:00:52.744 buyuruyor ki; Men iktetaa hakkan bi-imrai müslimin bi-yemînihî. 00:00:53.132 --> 00:00:56.811 Fe-kad evceballahu lehü'n-nâra ve harrame aleyhi'l-cennete. 00:00:57.310 --> 00:01:02.750 Fe-kâle racülün: Yâ Resûlallah ve in kâne şey'en yesîran. Kâle: 00:01:02.750 --> 00:01:07.264 Ve in kâne kadîben min erâk. Sadaka Resûlallah fi mâ kâl ev kemâ kâl. 00:01:05.594 --> 00:01:12.571 Hadîs-i şerîfler içinde bu hadîs-i şerîf İslâm'ın adalete,doğru hüküm vermeye, 00:01:12.618 --> 00:01:18.535 hakkaniyete insan haklarına, kişilerin mülkiyet haklarına, 00:01:18.539 --> 00:01:28.930 helal kazanca, aldatmadan tertemiz bir şekilde kazanmaya ne kadar önem verdiğini gösteren 00:01:28.131 --> 00:01:32.417 güzel bir bariz numune oluyor. 00:01:33.950 --> 00:01:34.330 Peygamber Efendimiz buyuruyor ki; 00:01:36.719 --> 00:01:48.363 "Herhangi bir kimse ki yemin ederek bir müslüman kişinin hakkından bir parça koparır alırsa 00:01:48.606 --> 00:01:55.807 Allah ona cehennem ateşini vacip kılar, gerekli kılar. O kişi muhakkak cehenneme girecektir. 00:01:57.258 --> 00:01:59.684 Ve cenneti ona haram kılar!" 00:02:02.290 --> 00:02:06.829 Bunu dinleyen sahabelerden, mü'minlerden bir kişi sordu: 00:02:07.770 --> 00:02:07.902 "Yâ Resûlallah! 00:02:05.888 --> 00:02:10.486 Eğer azıcık bir şeyse, küçük bir şeyse de bu hüküm böyle midir?" 00:02:10.825 --> 00:02:18.353 "Eğer misvak ağacının bitkisinin bir dalı bile olsa böyledir!" 00:02:19.510 --> 00:02:27.660 Hani ağızlarını, dişlerini temizlemek için kullandıkları bir dal oluyor ya... 00:02:27.631 --> 00:02:32.220 O zamanlar diş fırçası vs. yok. Şimdi de kullanılıyor, sevabı çok! 00:02:32.475 --> 00:02:37.333 Peygamber Efendimiz onunla dişlerin temizlemesini çok hararetle tavsiye buyurmuş. 00:02:37.732 --> 00:02:40.583 Peygamber Efendimiz diş temizliğine, ağız temizliğine çok önem vermiş. 00:02:42.155 --> 00:02:46.959 Güzel kokuya önem vermiş. Çirkin kokulardan temizlenmek için yıkanmaya, 00:02:49.188 --> 00:02:52.925 ağzını-burnunu yıkamaya, vücudunu yıkamaya önem vermiş 00:02:53.856 --> 00:02:57.707 ve çok hararetle üzerinde durmuş tavsiye buyurmuş. 00:02:57.908 --> 00:03:04.101 Misvak; küçük bir dal parçası ve çöllerde yetişen sahipsiz ağaçlardan birisi. 00:03:04.927 --> 00:03:12.272 Bunlardan bir karış boyunda, 20-25 cm kadar kesiyorlar. 00:03:12.701 --> 00:03:19.797 Sonra bunu dişlerine sürttüğün zaman ucu tel tel fırça gibi telleniyor da ağzın temiz oluyor. 00:03:19.798 --> 00:03:27.549 Ayrıca içindeki madde dolayısıyla da mikropları öldürücü, asitleri söndürücü bir tesiri var. 00:03:27.859 --> 00:03:30.981 O da ağzın diş etlerine sıhhat veriyor. 00:03:31.601 --> 00:03:36.445 Ağzı hastalık yapıcı canlılardan da temizliyor. 00:03:36.492 --> 00:03:41.400 O bakımdan da fevkalâde tesirli bir şey. 00:03:41.805 --> 00:03:45.274 Allah rahmet eylesin, bir doktor kardeşim söylemişti: 00:03:46.376 --> 00:03:52.290 "Misvak kullananlar halkta görülen diş hastalıklarından sâlim oluyorlar, 00:03:52.211 --> 00:03:58.246 onlara tutulmuyorlar. Halkın büyük bir çoğunluğunda olan bir diş kökü iltihabı hastalığı var. 00:03:59.719 --> 00:04:03.456 Misvak kullananlarda o olmuyor, misvak onu geçiriyor!" diye 00:04:04.590 --> 00:04:11.153 bilimsel olarak kendi mesleğinin sonuçlarını bana bildirmişti. 00:04:11.440 --> 00:04:18.659 Bir misvak parçası önemli bir şey değil! Çünkü kırda, dağda, bayırda, çölde bir insan 00:04:18.763 --> 00:04:28.277 dalından misvak yapılabilen bu ağacı görünce bir parça kesip onu kullanabilir. Buna erak deniliyor. 00:04:28.377 --> 00:04:33.844 Allah'ın Resûlü Peygamber Efendimiz Muhammed-i Mustafâ; 00:04:33.869 --> 00:04:41.269 "Erak ağacından bir kadîb; bir dalcık da olsa böyledir." buyuruyor. 00:04:43.390 --> 00:04:49.514 Buradan anlıyoruz ki yalan yere yemin etmek, yalan yere yemin edip de birisinin hakkını yemek, 00:04:49.855 --> 00:04:53.909 almak kesinlikle yok; cezası da bu kadar büyük! 00:04:54.615 --> 00:05:00.772 Hiçbir haksızlık yok hatta İslâm'da yalan hiç yok. Müslüman asla yalan söylemez. 00:05:01.423 --> 00:05:06.117 Hatta şaka yapsa bile yalan söylemez. Gerçeği latife olarak söyler. 00:05:06.568 --> 00:05:10.950 Mesela Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurmuş ki; 00:05:11.251 --> 00:05:17.690 "İhtiyar kadınlar cennete girmeyecek!"Bu söz doğru! "İhtiyar haliyle girmeyecek." 00:05:17.416 --> 00:05:26.257 buyurmuş, sonra da açıklama yapmış: "Genç, sapasağlam, dipdiri, canlı, sıhhatli, 00:05:26.329 --> 00:05:31.604 sağlıklı, sevimli bir kimse halinde cennette olacak." diye buyurmuş. 00:05:33.564 --> 00:05:36.814 İslâm'da yalandan şaka bile yok, 1 Nisan bile yok! 00:05:37.598 --> 00:05:40.343 Bin bir türlü yalan dolan; sonra "1 Nisan" diyorlar. 00:05:40.782 --> 00:05:45.689 Yalan idmanı, yalan provası yapıyorlar; öyle şey yok! 00:05:45.890 --> 00:05:52.122 İslâm'da yalan söylemek yok. Bir de mahkemede "Vallahi, billâhi, tallâhi 00:05:52.201 --> 00:05:56.695 Kur'an üzerine yemin ederim, namusum üzerine, vicdanım üzerine, kanun nâmına…" bilmem ne 00:05:57.670 --> 00:06:03.896 deyip bir de yalan kıvırtıp hukuku saptırırsa hakkı engellerse yine böyledir. 00:06:04.167 --> 00:06:11.540 Ya da mahkemede olmasa bile çarşıda, pazarda, mahallede, evde, köyde, şehirde yemin ediyor: 00:06:11.577 --> 00:06:16.120 "Vallahi şu şöyledir…" Peki o halde. "Bu mal senin mi?" "Evet, benim. Vallahi benim." 00:06:16.175 --> 00:06:21.711 Mesela hâlbuki onun değil; yalan söylüyor! İlle mahkemede olma şartı yok, böyle de olabilir. 00:06:22.259 --> 00:06:26.743 Yalan yeminle bir müslümanın hakkını alan kimseye Allah 00:06:26.846 --> 00:06:31.200 cehennem ateşini vacip kılar ve ona cenneti haram kılar. 00:06:32.650 --> 00:06:40.763 Bunun için müslümanların hukuka, mülkiyet haklarına, doğruluğa; doğru sözlülüğe, 00:06:41.422 --> 00:06:48.429 adaleti korumaya çok dikkat etmesi lazım. Adalet gözümüzün bebeğidir. Adalet egemenliğin temelidir. 00:06:48.637 --> 00:06:54.342 el-Adlü esâsü'l-mülk. Adalet olmazsa toplum kokuşur, mahvolur. 00:06:54.756 --> 00:07:00.797 Suçlu ceza görmez, haklı da hakkını alamaz. Onun için adalet son derece önemlidir. 00:07:01.130 --> 00:07:10.290 Bir millet geri olabilir, kusurlu, iptidaî, basit olabilir, çağın gerisinde kalmış olabilir; 00:07:10.710 --> 00:07:16.356 adil olursa bunların hepsini kısa zamanda düzeltir. Bir çobanın çalışkan çocuğunun 00:07:16.695 --> 00:07:24.431 atom alimi olduğu gibi bakarsınız sonra ilerler. Ama adalet olmadı mı?.. 00:07:24.827 --> 00:07:32.130 Adalet, adaletli olmak ahlâkın en önemlilerinden birisidir. Adalet olmadı mı 00:07:32.299 --> 00:07:37.989 her şey temelinden sarsılıyor, bozuluyor. Onun için "Egemenliğin temeli adalettir!" denilmiş. 00:07:38.131 --> 00:07:43.327 Artık her şey yalan yanlış üzerine bina edilmeye çalışılıyor. 00:07:43.248 --> 00:07:49.347 Çamur üzerine bina yapılmaz. Temelsiz yere, çürük toprağa, heyelan mıntıkasına bina yapılmaz. 00:07:49.686 --> 00:07:55.692 Onun için adalet gitti mi her şey gidiyor. Ticarî hayat gidiyor, aile hayatı gidiyor, 00:07:55.771 --> 00:08:07.170 kazanç haram oluyor, kişiler arasındaki beşerî ilişkiler, kardeşler arasında ilişkiler bozuluyor, 00:08:07.420 --> 00:08:13.546 her şey mahvoluyor. Onun için adalet çok önemli. Doğru söylemek lazım, adaletle hükmetmek lazım. 00:08:14.260 --> 00:08:19.241 Biliyorsunuz, Kur'ân-ı Kerîm'de;Ve-lev alâ enfüsiküm evi'l-vâlideyni ve'l-akrabîn. 00:08:19.374 --> 00:08:23.797 "Kendinizin aleyhine bile olsa, anne-babanızın aleyhine bile olsa -ki insan annesini babasını 00:08:23.902 --> 00:08:30.398 çok sever ve onun için her şeyi yapar- akrabanızın bile aleyhine olsa adaletten ayrılmayın!" buyuruyor. 00:08:30.580 --> 00:08:38.570 Bugün çevremize, toplumlarımıza bakarsak eğer adalet varsa ne iyi! Ama adalet gitmişse, 00:08:38.505 --> 00:08:43.403 adalet yoksa, her türlü haksız kanunsuz, uygunsuz işler yapılıyorsa 00:08:43.759 --> 00:08:47.296 o zaman çok fena! Önce adaleti temin etmek lazım. 00:08:47.976 --> 00:08:52.151 Ben eskiden beri düşünürüm, insanlar niçin adalete gönül veriyor, 00:08:52.182 --> 00:08:57.953 niçin adaleti istiyor? Bu bir karşılıklı pazarlık mıdır? O benim hakkımı yemesin 00:08:57.952 --> 00:09:03.262 ben de onun hakkını yemeyeyim… Hakkım yenilirse benim hoşuma gitmez. 00:09:03.316 --> 00:09:07.789 Onun için ben de karşımdakinin hakkını yemeyeyim. Ben onların hakkını yersem 00:09:07.797 --> 00:09:11.705 onlar da benim hakkımı yerler. Sonuç itibariyle benim hakkım zedelenmiş olur. 00:09:11.756 --> 00:09:16.877 Bu bir materyalist, maddeci mantık… Böyle de olabilir, böyle de düşünebilir ama 00:09:17.171 --> 00:09:24.970 İslâm böyle düşünmüyor. İslâm imanın gereği olarak adil olmayı emrediyor. 00:09:25.365 --> 00:09:30.198 Karşılıksız ve kendisinin aleyhine, akrabasının, ana-babasının aleyhine bile olsa 00:09:30.237 --> 00:09:35.867 doğru sözlü, doğru olmayı tavsiye ediyor. Allah'ın rızasını kazanmak için 00:09:35.939 --> 00:09:39.314 doğru olmayı tavsiye ediyor. O daha tatlı, daha güzel bir şey. 00:09:39.529 --> 00:09:45.863 O halde imanı kuvvetlendirmek lazım. Bence hâkimlerin imanlarının, 00:09:46.579 --> 00:09:49.525 sorumluluk duygusunun son derece kuvvetli olması lazım! 00:09:49.810 --> 00:09:57.364 Yarın mahkeme-i kübrâda kendilerinin de muhakeme olunacağını bilmesi, 00:09:57.625 --> 00:10:00.569 buna inanması ona göre davranması lazım. 00:10:00.625 --> 00:10:07.677 İnsanlar inanmayınca, boşluk bulunca kimsenin anlayamayacağı yerde ve şekilde kusur işliyorlar. Ama 00:10:07.851 --> 00:10:11.260 âhireti bilen insan yalnız kaldığı zaman da suç işlemiyor. 00:10:11.359 --> 00:10:15.957 Onun için herkesin imanı kuvvetlendirmeye var gücüyle gayret etmesi lazım. 00:10:16.394 --> 00:10:21.758 Hatırlıyorum, ben askerlikteyken herkes nöbeti kaytarmaya çalışırdı, 00:10:21.821 --> 00:10:26.623 nöbeti başkasının üstüne atmaya çalışırdı. Ben, "Allah yolunda bir saat 00:10:26.678 --> 00:10:30.477 nöbetçilik edenin gözüne cehennem ateşi değmeyecek!" diye düşünüp 00:10:30.580 --> 00:10:36.607 imanlarının gereği olarak nöbete şevk ile aşk ile giden müslüman kardeşleri biliyorum. 00:10:36.803 --> 00:10:41.617 Hatta Yüksek İslâm Enstitülü bir kardeşimiz konuşmasında 00:10:42.448 --> 00:10:48.159 "İslâm'da bu böyledir!" deyince onun komutanı -albay veya yarbaydı- 00:10:48.397 --> 00:10:53.801 "Aman! Bizim askerlere toplantı yapalım, sen bunları İslâmî bakımdan onlara anlat. 00:10:54.308 --> 00:11:01.507 Nöbet tutmanın faziletini, askerliğin önemini Allah yolunda cihat etmenin önemini anlat!.." demiş. 00:11:02.290 --> 00:11:07.656 İman oldu mu her şey güzel oluyor. Askerlik de güzel, nöbet de güzel, 00:11:07.878 --> 00:11:18.818 hâkimlik de güzel, ticaret de güzel, ailevî ilişkiler de güzel, toplumsal ilişkiler de güzel oluyor. 00:11:18.834 --> 00:11:24.682 İman gitti mi, Allah'tan korkmadıktan sonra… Öyle insandan korkmak lazım; her şeyi yapabiliyor! 00:11:25.592 --> 00:11:33.743 Bir sürü mahkemelik iş, bir sürü polislik iş ortaya çıkıyor. Bir sürü haksızlık yapılıyor.İslâm bunu 00:11:34.409 --> 00:11:39.379 kökünden temizliyor. Sivrisinekleri tek tek yakalayıp öldürmekle bitmiyor, 00:11:39.855 --> 00:11:44.614 bataklıları kurutunca bitiyor. Öyle yapmak gerekiyor. Aziz ve sevgili kardeşlerim! 00:11:44.812 --> 00:11:50.507 Biz de özel hayatımızda bir imtihan hayatı yaşıyoruz yaşayacağız. 00:11:50.626 --> 00:11:55.892 Ondan sonra -Allah iman selametliği versin- hepimiz bir gün ecel şerbetini içip 00:11:56.428 --> 00:12:00.816 kabre konulacağız. Ölümü tadıp âhirete göçeceğiz. 00:12:00.990 --> 00:12:05.442 "Mahkeme-i kübrâda hesap vereceğiz." diyerek her işimizi Allah'ın rızasına uygun 00:12:05.538 --> 00:12:10.163 yapmaya, adaletli, doğru sözlü doğru özlü olmaya dikkat edelim. 00:12:10.203 --> 00:12:16.163 Özellikle yeminde dikkat edelim. Boş yere yemin etmeyelim. Artık yemin günlük 00:12:16.235 --> 00:12:21.278 konuşmaların şakaların bir parçası olmuş; her türlü yalana "vallâhi, billâhi…" diyerek 00:12:23.111 --> 00:12:27.917 destekleme sağlanıyor. Hâlbuki söylenen söz doğru olmuyor, yalan oluyor. 00:12:27.917 --> 00:12:34.370 Bir de yemin edilmiş oluyor. Bu çok tehlikeli bir durum. Mümkün olduğu kadar yemin etmeyelim. 00:12:35.280 --> 00:12:39.270 Yemin edersek doğru şey üzerine yemin edelim. Hak yemeyelim. 00:12:40.326 --> 00:12:46.850 Hak yemek isteyenlere destek olmayalım. Yalancı şahitlik yapmayalım, mahkemede yalan yemin 00:12:47.490 --> 00:12:53.783 ile yalan şahitlik yapmayalım. Sevgili kardeşlerim! İkinci hadîs-i şerîfi 00:12:54.845 --> 00:13:00.381 Abdullah b. Mübârek kitabına yazmış. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki; 00:13:00.436 --> 00:13:05.752 Men akarra bi-ayni mü'minin akarallâhü bi-aynihî yevme'l-kıyâmeti. 00:13:06.208 --> 00:13:11.184 "Kim bir mü'minin gözünü serinletirse; 00:13:11.477 --> 00:13:20.862 gözünü, gönlünü, gönül gözünü serinletirse Allah da onun gözünü kıyamet gününde serinletir." 00:13:21.191 --> 00:13:24.444 Göz serinletmek, gönül serinletmek ne demek? Sevindirmek demek. 00:13:24.499 --> 00:13:32.630 Arapça'da böyle tabir edilmiş. "Gönlünü hoş etmek" demek. 00:13:33.280 --> 00:13:36.627 Sevindiği zaman bir insanın yüzü güler. Gözlerinin içi güler diyoruz ya! 00:13:39.564 --> 00:13:43.503 "Ne oldu? Çok tatlı tatlı gülüyorsun, gözlerinin içi gülüyor ne oldu?.." 00:13:43.790 --> 00:13:49.252 "Bir habere sevindim de ondan…" diyoruz ya, onun gibi bir tabir bu. 00:13:49.684 --> 00:13:55.199 Kim bir müslümanın gözünü serinletirse; onu sevindirirse, gönlünü hoş ederse, 00:13:55.262 --> 00:14:03.900 gönül alırsa, gönül yaparsa, sevindirecek bir davranışta bir ikramda bir tavırda bulunursa 00:14:04.249 --> 00:14:10.703 Allah da onun kıyamet gününde gözünü serinletir. Allah da onu sevindirir. Allah'ın sevindirmesi 00:14:11.530 --> 00:14:17.880 onu affetmesi, mağfiret etmesi, mükâfatlandırması tarzında tecelli eder; çok güzel. 00:14:17.167 --> 00:14:27.608 Onun için biz burada gönül yapmaya, gönülleri hoş etmeye dikkat etmeliyiz. 00:14:27.656 --> 00:14:34.562 Gönül kırmamaya, kimsenin kalbini, gönlünü kırmamaya, yıkmamaya dikkat etmeliyiz, 00:14:34.641 --> 00:14:38.951 kimseyi üzmemeye gayret etmeliyiz. Bir imtihan dünyasına geldik, 00:14:39.228 --> 00:14:43.756 burada bir müddet yaşayacağız gideceğiz. Ben gelmedim davi için 00:14:43.811 --> 00:14:49.881 Benim işim sevi için Dostun evi gönüllerdir Gönüller yapmaya geldim. 00:14:50.860 --> 00:14:55.802 Yunus'umuzun rahmetullahi aleyh, rahimallâhu rahmeten vâsia çok sevdiğim bir dörtlüğü. 00:14:56.151 --> 00:15:01.529 "Ben buraya, dünya hayatına boş bir iddia, palavra için gelmedim. 00:15:02.577 --> 00:15:06.393 Ben sevmek için geldim, benim hayattaki en büyük işim sevgi. 00:15:07.321 --> 00:15:13.783 Gönül yapmaya, gönülleri sevindirmeye geldim. Çünkü kalpler, gönüller Allah'ın evidir. 00:15:14.491 --> 00:15:18.310 Dost'un evi gönüllerdir, onun için gönül yapmaya geldim!" diyor. 00:15:18.248 --> 00:15:24.555 Sevgili kardeşlerim! İnsan Allah'a gönülden inandığı için gönlü Allah'ın evi olarak söylüyor. 00:15:24.945 --> 00:15:29.583 Gönül yapmasının hayatının amacı olduğunu, en büyük işi olduğunu söylüyor. 00:15:29.718 --> 00:15:35.829 Rahmetli hakikaten de başarmış, hâlâ ilâhileri ile gönlümüzü yapıyor, 00:15:35.829 --> 00:15:40.978 gönlümüzü şenlendiriyor, hoş ediyor. Yunus'umuz sevap kazanıp duruyor. 00:15:41.325 --> 00:15:46.146 Allah bizi de böyle tatlı dilli, güleç yüzlü kalp kırmayan 00:15:46.146 --> 00:15:51.498 herkesi sevindiren herkesin duasını alan kimselerden eylesin. 00:15:52.134 --> 00:15:56.538 Hz. Ali Efendimiz biraz latifeci bir kimseymiş. Yemin etmiş: 00:15:56.824 --> 00:16:02.674 "Vallahi ömrümde kimseye iyilik de yapmadım kötülük de yapmadım!" demiş. 00:16:03.470 --> 00:16:04.349 Oradan maksadı ne? 00:16:05.250 --> 00:16:09.176 "İyilik yaptıysam sevabı bana gelecek, kendime iyilik yapmışım demektir. 00:16:05.960 --> 00:16:09.251 uyumsuz kısım 131 kelime oldu ''hz Ali efendimiz kısımı 2. cümlenin sonunda!! 00:16:09.868 --> 00:16:14.635 Kötülük yapmışsam cezası bana gelecek, demek ki kendime kötülük yapmışım demektir. 00:16:14.794 --> 00:16:20.760 Başkasına yapmadım, kötülüğü kendime yaptım. İyilik yaptıysam sanki başkasına yapmadım, 00:16:20.841 --> 00:16:25.633 iyiliği sanki kendime yaptım." demiş oluyor, böyle bir nükteyle ifade etmiş oluyor. 00:16:26.820 --> 00:16:29.863 Hz. Ali Efendimiz radıyallahu anh ve kerremallâhu vecheh. 00:16:30.290 --> 00:16:34.944 Sevgili kardeşlerim! Onun için bizim de hayatta amacımız gönül yapmak olmalı. 00:16:35.190 --> 00:16:40.197 Yunus'un yolu doğru! Biz Yunus'umuzun yolundan; dinimizin, imanımızın gereğini, 00:16:40.229 --> 00:16:44.469 Peygamber Efendimiz'in hadîs-i şerîflerinin, Kur'ân-ı Kerîm'in âyetlerinin 00:16:44.469 --> 00:16:50.157 icabını yapmaya devam edelim. Dinimiz güzel, dinimiz hak din! İmanımız sağlam, 00:16:50.475 --> 00:16:54.765 doğru, mantıklı, ilmî; her şeyimiz güzel elhamdülillah. 00:16:54.956 --> 00:17:00.811 Biz Yunus'umuzun, Mevlânâ'mızın, dinimizin, imanımızın yolunu bırakmayalım. 00:17:00.835 --> 00:17:07.666 Niye Yunus ve Mevlânâ diyoruz? İkide birde niye o mübareklerin ismini zikrediyoruz? 00:17:07.810 --> 00:17:13.360 Onlar samimi müslümanlardı. Onlar İslâm'ı samimiyetle uyguladılar. 00:17:13.717 --> 00:17:19.843 Eserlerine, sözlerine bu samimiyetlerini döktüler. 00:17:20.200 --> 00:17:24.196 Sözleri samimiyetlerinin eseri, seviyoruz; onun için onları misal gösteriyorum. 00:17:25.336 --> 00:17:29.715 Misal göstermek öğretim için çok önemlidir. 00:17:29.700 --> 00:17:35.596 Bir şeyi uzun uzun anlatmak yerine kısa yoldan misalini gösterirseniz, herkes anlar. 00:17:35.905 --> 00:17:41.445 Nasıl bir insan olayım? Yunus gibi ol! Şimdi birçok kardeşimiz var. Gözümün önüne geliyor, 00:17:41.580 --> 00:17:45.439 mesela çocuğunun ismini Emre koyuyor veya Yunus koyuyor. Neden? 00:17:45.636 --> 00:17:50.778 Onu sevdiği için, güzel. Biz o yoldan ayrılmayalım inşaallah. Herkesi sevindirelim, 00:17:51.610 --> 00:17:56.755 kalp kırmayalım gönül yıkmayalım; sonra pişman olacak iş yapmayalım. 00:17:56.969 --> 00:18:04.671 Birçok kimse günlük hayatın kısır çekişmeleri içinde bunları anlayamıyor 00:18:04.671 --> 00:18:10.822 ve çok kalp kırıyor. Hele hele bir insan yüksek mevkilerde olur, sorumluluk makamlarında olur da 00:18:11.108 --> 00:18:16.304 halkın kalbini kırarsa ne kadar kötü olur. Cenâb-ı Hakk'ın rızasına aykırı iş yaparsa 00:18:16.392 --> 00:18:20.753 ne kadar fena olur, ne kadar büyük yanlış olur, onun telafisi ne kadar zor olur. 00:18:20.754 --> 00:18:24.710 Sonra pişman olsa, ağlasa, gözyaşı dökse bile!.. 00:18:24.103 --> 00:18:26.537 Allahu Teâlâ hazretleri kul haklarını affetmiyor. 00:18:26.505 --> 00:18:31.172 "Git onunla helalleş!" buyuruyor. Adam esiyor tozuyor, zulmü yapıyor. 00:18:31.212 --> 00:18:35.843 İhtiyarladıktan sonra aklı başına geliyor. Ölüm döşeğine düştüğü zaman, 00:18:35.978 --> 00:18:41.346 eli ayağı titremeye başladığı zaman; "Ben de mü'minim. Ben de müslümanım…" filan. 00:18:41.432 --> 00:18:47.190 Camiye gitmeye başlıyor vs. Ama o eski kul haklarını Allah ondan soracak! 00:18:47.310 --> 00:18:50.832 En iyisi üzerine kul hakkını hiç almamak! Sevgili kardeşlerim! 00:18:51.147 --> 00:18:55.660 Üçüncü hadîs-i şerîf. Peygamber Efendimiz -üçüncü ve dördüncü hadîs-i 00:18:55.660 --> 00:19:01.294 şerîfler aşağı yukarı zikir üzerine- buyuruyor ki; 00:19:01.417 --> 00:19:06.468 Men eksera mine'l-istiğfâri cealallâhu lehû min külli 00:19:06.468 --> 00:19:13.116 hemmin feracan ve min külli dıykın mahracen ve rezakahû min haysü lâ yehtesib. 00:19:13.969 --> 00:19:25.205 Ahmed b. Hanbel, Hâkim, İbn Sinnî, diğer kaynaklarda ve Abdullah b. Abbas radıallahu anh'ten 00:19:25.483 --> 00:19:29.311 rivayet edilmiş bir hadîs-i şerîf. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki; 00:19:29.497 --> 00:19:34.290 "Kim estağfurullah el-Azîm, tevbe yâ Rabbi, affet yâ Rabbi diye tevbeyi, 00:19:34.290 --> 00:19:40.412 istiğfarı, o cümleden olan sözleri faaliyetleri çoğaltırsa, çok yaparsa, 00:19:40.690 --> 00:19:44.843 çok istiğfar ederse aziz ve celil olan Allah 00:19:45.489 --> 00:19:56.580 ona her sıkıntıdan bir çıkış yolu yaratır. Her sıkıntıdan, her üzüntüden onu sevince çıkartır. 00:19:56.190 --> 00:20:02.415 Her darlıktan bir kurtuluş noktasına, çıkış noktasına ulaştırır. 00:20:02.821 --> 00:20:08.519 Ve onu hiç ummadığı, tahmin etmediği, beklemediği yerden mükâfatlandırır, 00:20:08.761 --> 00:20:15.841 rızıklandırır. Rızık verir, mükâfat verir, nimet verir, rahmet eder." 00:20:16.297 --> 00:20:20.888 Aziz ve sevgili kardeşlerim! Onun için tevbe ve istiğfarı çok yapacağız. 00:20:21.341 --> 00:20:27.597 Büyüklerimiz, tasavvuf yolunun büyükleri, tarikat büyüklerimiz, mübarek evliyâ büyüklerimiz 00:20:28.261 --> 00:20:34.320 hadîs-i şerîfleri okuyarak hayatına uygulamış, işi sözde bırakmamış mübarek insanlar, 00:20:34.175 --> 00:20:39.678 salih insanlar. İlmiyle âmil insanlar. Ömürlerini hep böyle geçirmişler. 00:20:40.280 --> 00:20:45.429 Siz de tevbe ve istiğfarı çok yapın. "Affet beni Allahım! Benim kusurlarım çok!.." deyin. 00:20:45.493 --> 00:20:49.848 Kusurlarınızı düşünün, gözyaşı dökün. Bir daha yapmamaya niyetlenin. 00:20:50.229 --> 00:20:54.584 Yanlış yoldan dönün, doğru yola girin. Allah tevbe edeni, istiğfar edeni, 00:20:54.852 --> 00:21:00.320 yanlıştan döneni sever, bağışlar, affeder. Yanlış yolda yürümenin sonucu yok! 00:21:00.320 --> 00:21:04.317 İnsan çıkmaz sokakta sonunun çıkmaz olduğunu sonunda anlar, 00:21:05.530 --> 00:21:08.336 dönmek zorunda kalır ama bu iş işten geçmeden olmasın! 00:21:08.471 --> 00:21:15.433 Buralarda bakıyorum, bazı sokaklara baş tarafına yazıyı, levhayı koyuyorlar: 00:21:15.561 --> 00:21:22.300 No through route. "Yol devam etmiyor, bu yol çıkmaz yol. Bunun arkası yok, 00:21:22.443 --> 00:21:26.553 devamı yok, bir noktada bitecek…" demek. İnsan oraya girmiyor. 00:21:26.783 --> 00:21:31.578 "Demek ki bu yol benim aradığım adrese, arkadaşın evine gitmiyormuş. 00:21:31.864 --> 00:21:35.119 buradan öbür tarafa çıkamazmışım." diye oraya girmiyor. 00:21:35.246 --> 00:21:38.627 Bir insan çıkmaz yollarda yürüyorsa ne yapacak? 00:21:38.808 --> 00:21:43.849 Amacına ulaştırmayan çıkmaz yollarda yürüyorsa o zaman dönecek. Dönüş nedir? 00:21:43.921 --> 00:21:49.257 Tevbedir, istiğfardır. İnsanın kendi kendisinin hatasını anlaması büyük fazilettir. 00:21:49.408 --> 00:21:54.231 Hatalarımızı idrak edelim. Birçok insan hatasında inat ediyor, ısrar ediyor. 00:21:54.612 --> 00:22:02.248 Hatada ısrar çok kötü bir büyük beladır, suçtur. Küçük suçlar bile ısrar edildiği zaman büyür. 00:22:02.460 --> 00:22:06.154 Küçük günah işliyor, önemsiz bir günah işliyor ama laf dinlemiyor. 00:22:06.154 --> 00:22:10.384 Söyleyenlerin nasihatlerini kabul etmiyor, küçük işi yapmaya devam ediyor. 00:22:10.432 --> 00:22:16.301 İşte o küçük günah ısrarla büyür. Lâ sağiran mea'l-isrâr. 00:22:16.493 --> 00:22:22.240 "Israr ile küçük günah kalmaz, günah büyükleşir." Neden? Günah küçüktü ama ısrar ediyor. 00:22:22.357 --> 00:22:27.139 İnsan; "Israr vaziyeti fena yapar." diye ısrarı bırakmalı, günahı, 00:22:27.139 --> 00:22:33.794 yanlış yolu bırakmalı, çıkmaz yoldan dönmeli, tevbe ve istiğfarı çok yapmalı. 00:22:34.560 --> 00:22:38.374 O zaman Allah üç mükâfat veriyor: Üzüntülerini sevince çeviriyor, 00:22:38.731 --> 00:22:43.647 darlıktan genişliğe çıkartıyor, ummadığı noktadan rızklandırıyor. 00:22:44.745 --> 00:22:50.102 Rızık da geliyor, tevbe ve istiğfar edene rızık da geliyor. Kazancı da bol oluyor. 00:22:50.324 --> 00:22:56.242 Ne yapması lazım? İyi kul olmaya yönelmesi, tevbe ve istiğfarı çok yapması lazım. 00:22:56.258 --> 00:23:01.410 Onun için hepinize rica ediyorum. Lütfen; Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerîfinde buyurmuş: 00:23:01.201 --> 00:23:06.139 "Günde en az 100 defa istiğfar edin!" Bir başka hadîs-i şerîf var o daha güzel. 00:23:06.368 --> 00:23:11.351 Onu da söyleyeyim. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bir hadîs-i şerîfinde 00:23:11.376 --> 00:23:18.176 her namazın arkasından 100 defa istiğfar etmenin çok mükâfatı olduğunu buyurmuş. 00:23:18.566 --> 00:23:27.280 Her namazın arkasından 99'luk bir tesbih çevirin, 100 defa estağfirullah deyiverin, 00:23:27.353 --> 00:23:31.440 mükâfatı kazanın. Bundan sonraki hadîs-i şerîf de zikirle ilgili demiştim. 00:23:31.506 --> 00:23:37.283 Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ın ve bütün râvileri güvenilir kişiler diye de kaydetmiş 00:23:37.665 --> 00:23:40.963 Hocamız Ahmed Ziyâeddin-i Gümüşhânevî Efendimiz hazretleri. 00:23:43.151 --> 00:23:47.253 Men eksera zikrallâh fe-kad berie mine'n-nifâk. 00:23:47.697 --> 00:23:55.305 "Kim Allah'ın zikrini çok yaparsa münafıklıktan beraat etmiş, kurtulmuş, 00:23:55.535 --> 00:24:00.648 o töhmetten sıyrılmış olur." Münafık olmaz, demek. Bu çok önemli! 00:24:00.918 --> 00:24:03.911 Aziz ve muhterem kardeşlerim! İnsan mü'minken 00:24:04.101 --> 00:24:10.163 bazı işlerinden dolayı münafıklık durumuna düşebilir. 00:24:10.399 --> 00:24:11.242 Münafık ne demek? 00:24:11.289 --> 00:24:17.478 İçi başka dışı başka demek. İnsan içi başka dışı başka duruma düşebilir. 00:24:17.732 --> 00:24:21.616 Onun için münafıkların sıfatlarından bir tanesi nedir? 00:24:23.484 --> 00:24:28.949 Âyet-i kerîmeden söyleyeyim: İzâ kâmü ile's-salâti kâmû kusâlâ. 00:24:29.298 --> 00:24:35.520 "Namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar." Demek namaz kılıyor ama tembellenerek. 00:24:35.520 --> 00:24:37.767 İsteyerek değil. "Tembel tembel kalkarlar." 00:24:39.529 --> 00:24:44.940 Yürâûne'n-nâs. "Mürâîlik, riyakârlık yaparlar." 00:24:44.308 --> 00:24:49.553 Ve lâ yezkurûnallâhe illâ kalîlâ. "Allah'ı da anarlar ama az anarlar!" 00:24:49.577 --> 00:24:55.820 Allah Allah! Demek ki hem namaz kılıyor ama namazı tembel tembel kılıyor, 00:24:55.368 --> 00:25:00.386 hem zikir yapıyor ama zikri çok az yapıyor. Allah'ı çok az zikrediyor. İşte bu 00:25:00.472 --> 00:25:04.639 münafıklığın alâmeti oluyor. Onun için bu duruma düşmemek lazım. 00:25:04.639 --> 00:25:08.155 İnsan bu durumdaysa kendisini toparlaması lazım. "Eyvah! 00:25:08.664 --> 00:25:13.993 Benim münafıkların hallerine benzer hallerim var!" deyip hemen kendisini toparlaması lazım. 00:25:14.160 --> 00:25:20.624 Biliyorsunuz, meşhur hadîs-i şerîfler var. Bir tanesinde münafığın sıfatı nedir? 00:25:20.786 --> 00:25:27.536 İzâ haddese kezebe. "Konuştuğu zaman yalan söyler." Ve izâ vaade ahlefe. 00:25:27.536 --> 00:25:33.210 "Vaat ettiği zaman vaadini tutmaz." Ve ize'tümine hâne. "Kendisine 00:25:33.770 --> 00:25:36.563 güvenilse güvenci boşa çıkartır, hıyanet eder." deniliyor. 00:25:37.173 --> 00:25:41.550 Öyle böyle zikzaklı gidiliyor. Kaypak adam oluyor. 00:25:41.822 --> 00:25:46.830 Müslümanlar öyle değildir ama bazen o sıfatlar olur. 00:25:46.893 --> 00:25:50.416 Namazı zorla kılıyorsa demek ki içine münafıklık girmek istiyor. 00:25:50.662 --> 00:25:53.809 Şeytan onu münafık yapmak istiyor. Namazı sevecek. 00:25:54.637 --> 00:26:01.653 Mürâîlik yapmayacak. Allah'a zikri az yapmayacak. Bazıları sevgiden Allah'ı çok zikrediyor. 00:26:02.200 --> 00:26:07.475 İnsan bir şeyi sevdi mi çok zikreder. Dervişler, Yunuslar Allah'ı çok zikretmişler. Neden? 00:26:07.571 --> 00:26:12.754 Allah aşkı var da ondan. Allah âşıkı olan insan Allah'ı çok zikreder. 00:26:13.135 --> 00:26:19.749 Onun için; "Zikrullahı çoğaltan, münafıklıktan beraat etmiş olur. 00:26:19.963 --> 00:26:24.408 Münafık değildir!" deniyor. Bu devirde birtakım şeyler moda oldu. 00:26:24.503 --> 00:26:30.253 Hatta İlâhiyat tahsili yapmış, din tahsili yapmış insanlarda bile bunlar belirdi. 00:26:30.948 --> 00:26:36.716 Zikrin karşısında!.. Zikri Kur'an emrediyor! Zikri Resûlullah emrediyor! 00:26:36.795 --> 00:26:43.998 Âyet-i kerîmelerde var, hadîs-i şerîflerde var; gene bu zikrin karşısında! 00:26:44.335 --> 00:26:51.111 Zikredenlerin hasmı, zikredenlere düşman… Böyle şey olmaz. Müslümansak Kur'an'a uyacağız, 00:26:51.111 --> 00:26:54.732 Peygamber Efendimiz'e, hadîs-i şerîfe ittibâ edeceğiz. 00:26:55.100 --> 00:27:01.295 Böyle Kur'ân-ı Kerîm'e, Peygamber Efendimiz'e aykırı gide gide Müslümanlık olmaz, 00:27:01.678 --> 00:27:05.706 bunu hatırlatıyorum. Allah'ın zikrini çok yapın, her zaman yapın. Ne olacak… 00:27:05.761 --> 00:27:11.597 Mesela yolda yürüyorsunuz, yapılacak başka ne var? Kalbinizden, dilinizden Allah Allah… 00:27:11.597 --> 00:27:18.892 diye Allah'ı zikredin. Çalışıyorsunuz, eliniz çalışıyor; eliniz kârda gönlünüz yârda olsun. 00:27:19.910 --> 00:27:21.752 Gönlünüzle Allah'ı zikredin, diliniz serbest. 00:27:22.215 --> 00:27:26.372 Hanım mutfakta çalışıyor, yemek yapıyor; diliyle Allah'ı zikretsin. 00:27:26.476 --> 00:27:30.818 Örgü örüyor; diliyle Allah'ı zikretsin. Allah'ı çok zikredin ki 00:27:31.330 --> 00:27:35.729 münafıklıktan beraat edebilesiniz. Aziz ve sevgili kardeşlerim! 00:27:38.813 --> 00:27:44.607 Sonuncu hadîs-i şerîfi okumak istiyorum. Enes radıyallahu anh'ten; 00:27:45.828 --> 00:27:57.210 Men ekremehû ehûhü'l-müslimü fe'lyakbel kerâmetehû fe-innemâ hiye kerâmetullâhi 00:27:57.370 --> 00:28:05.327 fe-lâ teruddû alellâhi kerâmetehû. Kelimeleri aynen izah da edeceğim. 00:28:05.583 --> 00:28:11.707 "Her bir kimse ki ona bir müslüman kardeşi bir ikramda bulunmuş, 00:28:12.199 --> 00:28:16.678 müslüman kardeşi ona bir şey, bir hediye vermiş, bir ikramda bulunmuş; 00:28:16.941 --> 00:28:23.462 diğeri onun ikramını kabul etsin!" Arkadaşı kendisine kalem vermiş, yarım elma vermiş 00:28:23.495 --> 00:28:32.542 gönül almak için diyelim... Bir tavır, bir davranış, bir sevgi emaresi, işareti küçük bir şey yapmış, 00:28:33.748 --> 00:28:34.747 ikramda bulunmuş… 00:28:35.391 --> 00:28:40.134 "Onun ikramını kabul etsin!" Kerâmet; Arapça'da ikram demek. 00:28:40.301 --> 00:28:43.900 Peki, evliyâullahın da kerameti var, o ne demek? 00:28:43.247 --> 00:28:46.956 O da o evliyâullaha Allah'ın ikramı demek. 00:28:46.956 --> 00:28:50.684 Onun için keramet denmiş. Kerametin bu mânasını bilirse 00:28:50.684 --> 00:28:53.516 insanın kerameti anlaması daha kolay olur. 00:28:53.730 --> 00:28:57.830 Bazıları kerameti inkâr ediyorlar: "Olur mu böyle şey?!.." 00:28:57.162 --> 00:29:01.510 Olur. Allah ikram ederse Allah'ın ikramı olduğu için olur. 00:29:01.916 --> 00:29:03.389 "Eskiden olmuş, şimdi de olur mu?" 00:29:03.564 --> 00:29:08.580 Eskiden de olur, şimdi de olur, ileride de olacak! Keramet Allah'ın ikramıdır. 00:29:08.580 --> 00:29:14.607 Allah dilediği kullarına ikram eder, dilediği kullarını öyle mükâfatlarına erdirir. 00:29:16.471 --> 00:29:21.464 "Arkadaşının kendisine kerametini, ikramını kabul etsin!" Neden? 00:29:21.510 --> 00:29:26.300 Çünkü o Allah'ın ikramıdır. O arkadaşı ona veriyor ama Allah o arkadaşın 00:29:26.133 --> 00:29:31.305 gönlüne onu ilham ediyor, ona "Git şunu ver." diye düşündürüyor, 00:29:31.464 --> 00:29:37.656 aklına onu getirtiyor; o da gidiyor o arkadaşına o ikramı yapıyor. "Gönlümden geldi, içim istedi. 00:29:38.450 --> 00:29:42.270 Sana şunu veriyorum, al kardeşim, hediyem olsun…" filan diyor. 00:29:42.373 --> 00:29:46.400 Neden? Allah ona yaptırtıyor. Biliyorsunuz, 00:29:46.477 --> 00:29:51.903 Allah istemezse bir şeyi istemek bile elinizde değil. İsteten Allah, gönderen Allah! 00:29:52.284 --> 00:29:59.231 O vasıta oluyor, sebep oluyor; müsebbib, müsebbib-i hakikî Allahu Teâlâ hazretleri oluyor. 00:29:59.436 --> 00:30:04.965 Onun için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz; "O Allah'ın ikramıdır!" diyor. 00:30:05.640 --> 00:30:08.735 "Kime bir müslüman kardeşi bir hediye verirse, 00:30:08.856 --> 00:30:14.772 bir ikramda bulunursa o ikramı, o hediyeyi kabul etsin çünkü o Allah'ın hediyesi, ikramıdır. 00:30:14.937 --> 00:30:21.640 Allah'ın gönderdiği ikramı geriye reddetmeyin, kabulden kaçınmayın, 00:30:22.930 --> 00:30:25.821 kabul etmeyip de Allah'ın ikramını reddetme durumuna düşmeyin!" 00:30:25.805 --> 00:30:34.968 buyuruyor Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz. Acaba niye ikramı reddetmemek gerekiyor? 00:30:35.221 --> 00:30:40.419 Çünkü ikram müslümanlar arasında sevginin işaretidir: 00:30:40.483 --> 00:30:43.562 Birincisi; seven insan sevdiğine ikramda bulunur. 00:30:43.700 --> 00:30:46.786 İkincisi; olmayan sevgiyi de hâsıl eder. 00:30:47.222 --> 00:30:53.386 İnsan sağa sola ikram ede ede kendisine düşman insanlar bile dost olur, onu sevmeye başlar. 00:30:53.723 --> 00:31:02.653 İkram sevgi hâsıl eder. Onun için sevgi de önemli bir şey! Dinin önemli amaçlarından birisi 00:31:02.685 --> 00:31:07.102 insanlar arasında sevginin yayılması, sevgi bağlarının kuvvetlenmesi. 00:31:07.244 --> 00:31:14.613 Onun için ikramı birisi alacak. "O bana bu ikramı verdi. Şimdi ben ona medyûn-u şükran oldum." 00:31:14.651 --> 00:31:19.492 Tabi olacaksın, elbette medyûn-u şükran olacaksın; teşekkür edeceksin. 00:31:19.739 --> 00:31:23.430 "O ikramın altında kalmak istemiyorum." 00:31:23.170 --> 00:31:28.666 Tabi kalma. Sen de ona götür bir ikramda bulun, böylece aranızda sevgi, muhabbet artsın. 00:31:28.825 --> 00:31:33.757 Ama bazıları ikramı çok haşin bir şekilde kaba saba yapıyor, ben beğenmiyorum. 00:31:33.995 --> 00:31:38.233 Sen götürüyorsun birisine bir şey veriyorsun. Hemen; "Yok, teşekkür ederim…" diyor. 00:31:38.233 --> 00:31:42.634 "Lütfen al…" diyorsun, alıyor. Hemen sağına soluna bakıyor, kalemini cebinden çıkartıyor; 00:31:42.753 --> 00:31:49.695 "Bu da senin olsun…" Dur bakalım mübarek! Böyle hemen karşılıklı takas 00:31:49.750 --> 00:31:52.923 usulü gibi ikram bana biraz garip geliyor. 00:31:53.450 --> 00:31:57.850 Onu aklında tutarsın, "Bu kardeşim bana ikram etmişti." dersin bir vesileyle 00:31:58.100 --> 00:32:02.768 yumuşak, güzel bir tarzda sen de ona ikramda bulunursun. 00:32:02.879 --> 00:32:07.798 Biz bu aile-eğitim çalışmalarını nerede yaparız, diye seyahat yaptık. 00:32:07.925 --> 00:32:13.796 Dağ başında güzel manzaralı bir araziye orayı alabilir miyiz filan diye gittik. 00:32:14.200 --> 00:32:20.335 Orada bir İngiliz perişan, hırpanî yaşıyor. Robinson Crusoe'un gemiden kurtulup 00:32:20.335 --> 00:32:24.613 adaya çıkıp da orada perişan yaşadığı gibi dağ başında tek başına yaşıyor. 00:32:24.891 --> 00:32:30.763 Baktık, acıdık. Ben arkadaşlara dedim ki; "Şuna bir ikramda bulunsak… 00:32:31.400 --> 00:32:34.385 Ne yapabiliriz?" Yoldan portakal almıştık. Bir paket, 00:32:35.591 --> 00:32:41.274 3-5 kilogramlık portakalı arkadaş götürdü ona verdi ama zarif bir şekilde verdi. 00:32:41.288 --> 00:32:46.542 Adam sebzeyi filan kendisi yetiştiriyor o arazide elması var, 00:32:46.597 --> 00:32:52.556 biberi, domatesi, lahanası, maydanozu var… "Her şeyiniz var ama galiba portakalınız yok, 00:32:52.630 --> 00:32:59.332 buyurun." dedi. Adam da güldü, memnun oldu, aldı. Bir de verişin zarif olması önemli oluyor. 00:32:59.000 --> 00:33:01.280 Birbirimizi sevelim, birbirimize ikram edelim. 00:33:01.255 --> 00:33:04.800 Bu güzel sözlerden eşyalar bile heyecana geliyor! 00:33:04.115 --> 00:33:09.369 Allah sizi sevsin, Allah'ın sevgili kulu olun, Allah'ın sevgisi içinize yerleşsin. 00:33:09.623 --> 00:33:15.225 Allah sizi mârifetullaha, muhabbetullaha erdirsin. Yunuslar gibi, evliyâullah büyüklerimiz, 00:33:16.140 --> 00:33:20.975 mürşid-i kâmillerimiz gibi siz de evlatlarınızla, yakınlarınızla beraber 00:33:21.000 --> 00:33:27.800 Allah'ın sevgisiyle dolun, Allah'ın sevgisiyle yaşayın, Allah'ın mükâfatlarına erin. 00:33:28.200 --> 00:33:31.403 es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!