WEBVTT 00:00:00.280 --> 00:00:04.640 Bismillâhirrahmânirrahîm. el-Hamdü lillâhi rabbil-âlemîn. 00:00:05.200 --> 00:00:12.240 Ves salâtü ve's-selâmu alâ seyyidil evvelîne vel âhirîn, taciru usune ve tabibi gulubine 00:00:12.244 --> 00:00:17.329 ve üsvetinel haseneti muhammedenil-mustafâ ve ala âlihî ve sahbihî 00:00:17.640 --> 00:00:21.800 vemen tebii bi ihsânin ecmaîn tayyibine tahirin. Emma ba'd:" 00:00:22.440 --> 00:00:29.800 Aziz ve muhterem, sevgili kardeşlerim. Allahu Teâlâ hazretleri Kur'ân-ı Kerîm'inin 16. Cüzünde 00:00:29.320 --> 00:00:35.440 Tâhâ sûresinin 124. Âyet-i Kerîmesinde buyuruyor ki: 00:00:35.440 --> 00:00:41.520 Allahu Teâlâ hazretleri bildiriyor ki bu âyet-i kerîmelerde. 00:00:41.680 --> 00:00:56.640 Men ağrada an zikrî. Benim zikrimden kim yüz çevirirse, yani vazgeçerse. 00:00:56.920 --> 00:01:06.280 Ona bakmazsa, onu yapmazsa, ona kulak vermezse, ona tâbi olmazsa, yan çizerse. 00:01:06.520 --> 00:01:21.240 Feinnelehu maişeten danka. Onun için sıkıntılı bir hayat olur, olacaktır veyahut. 00:01:22.480 --> 00:01:28.640 Ve nahşuruhu yevmel kıyameti ağma. Ve kıyamet gününde de biz onu, 00:01:29.280 --> 00:01:38.280 benim zikrimden yüz çeviren bu kâfir, münkir, müşrik kulu âmâ olarak haşredeceğim. 00:01:39.280 --> 00:01:43.800 O, o zaman diyecek ki; Kale rabbilime haşerteni âmâ. Yâ Rabbi! 00:01:44.000 --> 00:01:52.640 Sen beni niye böyle âmâ olarak, iki gözüm görmez, kör olarak âhiret gününde böyle haşrettin? 00:01:53.000 --> 00:01:59.240 Lekat küntü basira. Ben halbuki dünyada gözleri gören bir kimseydim. Âmâ değildim dünyadayken. 00:01:59.360 --> 00:02:06.200 Niye şimdi beni böyle âmâ olarak haşrettin? Allahu Teâlâ hazretleri ona hitabı ederek buyuracak ki: 00:02:06.560 --> 00:02:17.000 Kale kezalike etetke ayatuna. Dünyadayken, aynı şekilde böyle bizim âyetlerimiz sana geliyordu. 00:02:17.440 --> 00:02:26.480 Fe nesîtehâ. Sen o âyetleri dinlemiyordun, kulak asmıyordun. O söylenenleri unutuyordun. 00:02:26.680 --> 00:02:31.160 Kulağına girdiği halde, anladığın halde unutuyordun onları, yapmıyordun. 00:02:31.680 --> 00:02:37.120 Ve kezalike yevme tünsa. İşte bugün de sen, şimdi aynı şekilde, aynı âkibete uğrayacaksın. 00:02:37.120 --> 00:02:40.320 Sen unutulacaksın. Rahmete mazhar olmayacaksın. 00:02:40.560 --> 00:02:47.120 Rahmeti tevzî eden melekler sana rahmet getirmeyecekler. Rahmetten mahrum kalacaksın. 00:02:47.520 --> 00:02:57.960 Ve kezalike neczi men eşrefe. İşte biz (azîmüşşân) alemlerin Rabbi Allahu Teâlâ hazretleri 00:02:58.280 --> 00:03:04.240 günah işleyenleri böyle cezalandırırım. Velem yüğlim bi ayati rabbihi. 00:03:04.560 --> 00:03:10.240 Mevlâsının âyetlerine inanmayanları böyle azapladırırım. 00:03:10.720 --> 00:03:19.960 Vele azabü ahireti eşeddü ve efka. Âhiretin azabı daha şiddetli ve daha kalıcıdır. 00:03:20.400 --> 00:03:23.360 Aziz ve muhterem kardeşlerim. Kim benim zikrimden yüz çevirirse. 00:03:23.400 --> 00:03:35.360 Zikir; Allah'ın kelamı, Kur'ân-ı Kerîm'in bir adıdır. Kim benim zikrimden yüz çevirirse demek; 00:03:35.520 --> 00:03:39.320 bir anlamda, bu bakımdan benim Kur'an'ımdan yüz çevirirse demek. 00:03:41.200 --> 00:03:44.400 Çünkü bir âyet-i kerîmede Allah buyuruyor ki celle celaluhu; 00:03:44.480 --> 00:03:49.920 Ben azîmüşşân indirdim bu zikri yani Kur'an'ı. Ve inna lehû hafizun. 00:03:50.000 --> 00:03:54.760 Ben onu muhafaza edeceğim, koruyacağım. Kimse dokunamayacak. 00:03:54.840 --> 00:03:59.880 Tahrif edemeyecek, bozamayacak. Unutturamayacak. Kıyamete kadar hükmü bâki olacak, buyuruyor. 00:04:00.160 --> 00:04:08.320 Yani Kur'ân-ı Kerîm'in çeşitleri isimleri vardır. Bir ismi de zikirdir. 00:04:08.720 --> 00:04:16.440 Benim zikrimden yüz çevireni ben şöyle cezalandırırım, dediği zaman Rabbimiz. 00:04:16.800 --> 00:04:20.320 Yani benim Kur'anım'dan yüz çeviren mânasına gelebilir. 00:04:20.720 --> 00:04:27.200 Bir de zikir kelime anlamı olarak hatırlama ve hatırlatma demek. 00:04:28.120 --> 00:04:41.240 Unutmamak, hatırında olmak demek. Onun için vaizlere müzekkir derler. 00:04:41.320 --> 00:04:49.160 Yani zikir ettirici. Halka kurdurup da "Allah Allah" dedirtici mânasına değil. Hatırlatıcı mânasına. 00:04:49.320 --> 00:04:58.800 Müzekkir derler. Vaaza da zikir derler. Tezkir, hatırlatma derler. 00:04:58.880 --> 00:05:02.240 O bakımdan, aynı kökten gelen bir kelime. 00:05:02.440 --> 00:05:09.920 Demek ki hatırlama olduğuna göre Cenâb-ı Hak bütün kullarını peygamberler göndererek 00:05:10.600 --> 00:05:20.200 eskiden bildikleri ama dünya hayatında unuttukları bazı gerçekleri hatırlatmaya mazhar ediyor. 00:05:20.680 --> 00:05:26.400 Âdem aleyhisselam ilk insan, ilk Peygamber. 00:05:26.800 --> 00:05:30.000 O zamandan beri hatırlatma var, ihtar var, ikaz var. 00:05:30.360 --> 00:05:34.280 Ondan sonra çeşitli peygamberler gelmiş. Sayısını Allah bilir. 00:05:34.520 --> 00:05:38.440 124 bin rakamı dolaşıyor, daha başka rakamlar söyleniyor. 00:05:38.520 --> 00:05:44.360 Sayısını bilmiyoruz ama bildiğimiz bir şey var ki her topluluğa Allah bir haberci göndermiş. 00:05:44.800 --> 00:05:52.360 Yani habersiz bırakmamış. Mesela ben Türkiye'de oturan bir insanım, 00:05:52.800 --> 00:06:00.640 ama beni de kader buraya sevk ediyor ben de burada oturup koltukta sayfaları açıyorum, 00:06:00.680 --> 00:06:06.760 bir şey hatırlatıyorum. İşte bu da Allah'ın bir hatırlattırması size yani birisini vesile ediyor. 00:06:06.880 --> 00:06:13.880 Bir hatırlatma oluyor yani. Allah'ın bu hatırlatmaları nasihat demek yani. 00:06:14.120 --> 00:06:20.840 Ey insanlar, bak siz Allah tarafından yaratıldınız. Âhiretten dünyaya gönderildiniz. 00:06:21.200 --> 00:06:25.880 Bu dünya hayatı bir imtihan yeridir. Sonra öleceksiniz, imtihan bitecek. 00:06:26.000 --> 00:06:30.400 Âhirete gideceksiniz. Allah'ın huzuruna varacaksınız. Allah'a döneceksiniz yine. 00:06:30.400 --> 00:06:33.360 Bak hatırlayın bunu, bu gerçeği siz biliyordunuz evvelce. 00:06:33.920 --> 00:06:37.560 Bu sizin bilmediğiniz bir şey değil. Bunu hatırlayın, unutmayın. 00:06:37.680 --> 00:06:43.360 Dünyaya geldik diye dünya hayatının keyifleri, zevkleri ya da meşakkatleri, eğlenceleri, 00:06:43.640 --> 00:06:48.280 işleri güçleri, çalışmaları size unutturmasın. 00:06:48.520 --> 00:06:58.680 Binâenaleyh benim zikrimden yüz çeviren demek benim gönderdiğim hatırlatmaları, uyarıları dinlemeyen, 00:06:58.920 --> 00:07:06.640 ona sırt çeviren mânasına gelebilir. İkisi de aynı kapıya çıkıyor ama bu ikisi de mümkün, 00:07:06.720 --> 00:07:12.160 kelime anlamından benim hatırlatmamdan yüz çeviren mânasına da gelebilir. 00:07:12.440 --> 00:07:15.320 Kur'an'ımdan yüz çeviren mânasına da gelebilir. 00:07:15.360 --> 00:07:19.800 Çünkü Kur'ân-ı Kerîm zaten insanlara bir takım gerçekleri hatırlatan bir kitap. 00:07:19.960 --> 00:07:21.480 Onun için adı olmuş. 00:07:21.480 --> 00:07:25.880 Peygamber Efendimiz'in bir adı da zikirdir. Çünkü o da hatırlatıyor. 00:07:25.960 --> 00:07:32.240 O da insanlara Allah'ı hatırlatıyor. Allah'ın yolunu hatırlatıyor. Farzlarını hatırlatıyor. 00:07:32.280 --> 00:07:36.520 Âhireti hatırlatıyor. Ey insanlar, ahireti unutmayın. 00:07:36.960 --> 00:07:42.360 Allah'a güzel kulluk edin demekle geçmiş bütün faaliyetleri, ömrü. 00:07:42.760 --> 00:07:51.520 Şimdi öyle veya böyle veya öteki türlü hepsinde sonuç aynı noktaya geliyor. 00:07:51.840 --> 00:07:58.920 Biz insanlara bir hatırlatma var. Bir takım unutulmuş gerçeklerin anlatılması var. 00:07:59.200 --> 00:08:05.960 Bazı insanlar bunları kabul ediyor. Biz müm'inleriz. Sizler, bizler, 1,5 milyar insan. 00:08:06.280 --> 00:08:13.800 Biz mü'minleriz. Biz Allah'ın bu hatırlatmalarına inanmışız. Bazıları da bunları kabul etmiyor. 00:08:13.680 --> 00:08:18.400 Reddediyor. Ya eskiye bağlılıktan. Yani bir çeşit gericilik. 00:08:18.520 --> 00:08:20.960 "Benim bir dinim var" diyor, "inancım var" diyor. 00:08:21.200 --> 00:08:25.200 Ya da aklı yatmadığından ya da menfaatleri bozulacağı için. 00:08:25.240 --> 00:08:30.120 Ya da iyi düşünemediği için bazıları kabul etmiyor. 00:08:30.240 --> 00:08:35.400 Öyle veya böyle "kim benim bu zikrimden, bu hatırlatmamdan, bu Kur'an'ımdan, 00:08:35.160 --> 00:08:43.800 bu Peygamberimden, bu dinimden yüz çevirirse bu dünyada" diyor Allahu Teâlâ hazretleri. 00:08:44.920 --> 00:08:54.240 Yani uyarılara aldırmazsa, müşrik ve kâfir olarak kalırsa... Feinnelehu maişeten danka. 00:08:54.640 --> 00:09:03.560 Onun için dar bir yaşam olacak demektir. Bu dar yaşam, maişe, aiş, yaşamak demek. 00:09:04.120 --> 00:09:12.160 İşinuş yaşayıp içmek demek. Hani yiyip içip yan gelip yatmak mânasına da duyduğunuz bir kelime. 00:09:12.400 --> 00:09:20.600 Maişet bir de maaş da öyle. Maaş ve maişet yaşam için gerekli para da deniliyor. 00:09:20.960 --> 00:09:28.240 Bu kelimeler, bildiğiniz kelimeler. Maişeten danken. Dar, sıkıntılı bir yaşam. 00:09:28.760 --> 00:09:37.480 Allah'ın zikrinden yüz çevirene dar sıkıntılı bir yaşam olacak. Nerede? 00:09:38.000 --> 00:09:49.760 Hem bu dünyada Allah kafirliğinin, müşrikliğinin cezası olarak ruhî bakımdan, 00:09:50.400 --> 00:09:59.440 imanî bakımdan onu sıkıntılı, sorunlu, gerilimli bunalımlı, tatsız tutsuz bir insan yapacak. 00:09:59.960 --> 00:10:11.600 Ekseriyetle müşriklere bakarsanız, münkirlere bakarsanız veya inançsızlara, Tanrı tanımazlara. 00:10:11.960 --> 00:10:22.280 Allah bilmezlere, bakarsanız çok gerilimli berbat bir ömürleri vardır. Mutlu değillerdir. 00:10:23.320 --> 00:10:34.960 Hatta böyle mütefekkirlerden, filozoflardan, düşünürlerden bazı kimseler var. 00:10:35.280 --> 00:10:41.320 Bazısı inançlı. Bazısı inançsız. Bakıyoruz, inançsızların bir kısmı intihar ediyor. 00:10:43.520 --> 00:10:49.120 Kendi hayatına kıyıyor. Neden? Sıkıntılı hayat da ondan. Çünkü Allah daraltıyor hayatını. 00:10:49.600 --> 00:10:56.560 Mü'minin gönlünü genişletiyor, içini huzurla dolduruyor. Rahatlattırıyor. Mutlu değil misiniz? 00:10:57.240 --> 00:11:03.840 Elhamdülillah! Çok şükür. Ne kadar sıkıntı çekse bir müslüman mutlu oluyor. 00:11:03.920 --> 00:11:07.520 "Yâ Rabbi! çok şükür." "Elhamdülillah" "Bu günüme hamdolsun." 00:11:07.760 --> 00:11:12.840 "Allah'ın verdiği bu lokmaya, bu sıhhate, bu havaya, bu suya hamd ü senâlar olsun." diyor. 00:11:12.960 --> 00:11:21.280 Mü'min mutlu, kâfir mutsuz. İnançsız, sıkıntıda. Allah tabii çeşitli korkular da veriyor. 00:11:21.880 --> 00:11:28.960 Mesela bir profesör vardı. Bizim profesörün hocasıymış. 00:11:29.240 --> 00:11:34.280 İsimleri söylemeyeyim, meşhur bir kimse. Kitaplar yazmış bir herif. 00:11:34.800 --> 00:11:42.920 Böyle ukala ukala kitaplar yazmış bir herif. Bizim hoca anlatıyor. 00:11:44.920 --> 00:11:50.000 Akşamüstü, "Hocam Allah'a ısmarladık, Allah rahatlık versin, siz yatacaksınız, 00:11:50.160 --> 00:11:55.880 istirahata çekileceksiniz, gidelim." dediğimiz zaman yalvarırdı, "Gitmeyin çocuklar." diye diyor. 00:11:55.800 --> 00:12:02.160 "Korkardı." diyor. Koca profesör, çocuklara yalvarırmış talebelere ki; "gitmeyin!" 00:12:02.200 --> 00:12:06.880 Yalnızlıktan korkuyor. Neden? İnançsız. İnancı yok, münkir. 00:12:06.920 --> 00:12:10.000 Bu kitapları yazdı, şimdi ihtiyarladı. 00:12:10.400 --> 00:12:18.680 Ama yazdığı zaman da tam inanmıyordu. Tam tatmin olmamıştı. Şimdi de kafasına dank etti. 00:12:19.800 --> 00:12:24.960 Yalnız kalınca karanlıktan korkuyor. Ölümden korkuyor. Ölmekten korkuyor. 00:12:25.280 --> 00:12:33.800 Tabii ölümün korkusu daha ölüme kavuşmadan evvel gelmeye başlıyor yaşlılara. Beli ağrıyor. 00:12:34.200 --> 00:12:42.800 Eli titriyor. Seziyor ki yavaş yavaş çöküyor. Anlıyor. Ölecek, ne olacak? Çok korkuyor ölümden. 00:12:42.400 --> 00:12:47.800 Mü'min ölümden korkmuyor. Ölüme "Allah Allah" diye diye gidiyor. Ölmeye gidiyor. 00:12:47.720 --> 00:12:51.600 Elhamdülilah diye gidiyor. Çok şükür Allah bana şehitlik nasip olacak diye. 00:12:52.000 --> 00:13:01.400 Ötekisi de ölümden korkuyor. Neden? İşte bunlar inançsızlığın insanı mutsuz etmesi, dünyada. 00:13:01.360 --> 00:13:07.560 Burada da işte söylüyor. "Kim bizim zikrimizden, hatırlatmamızdan, Kur'anımızdan, 00:13:07.640 --> 00:13:14.120 Peygamberimizden, dinimizden, emirlerimizden yüz çevirirse" diyor Allahu Teâlâ hazretleri. 00:13:14.200 --> 00:13:20.440 Niye "biz" diyor? Azamet sigası derler buna. Allahu Teâlâ hazretleri "ben" azîmüşşân demek bu. 00:13:21.200 --> 00:13:28.680 "Kim benim zikrimden yüz çevirirse onun yaşamı dar sıkıntılı bir yaşam olur." Tadı tuzu olmaz. 00:13:29.000 --> 00:13:37.520 Adamın köşkü vardır. Kotrası vardır. Kanatlı, kuyruklu çok yeni arabası vardır. 00:13:38.120 --> 00:13:43.480 Fabrikası, parası, pulu vardır ama mutlu değildir. Ben Koç'u hatırlıyorum. 00:13:44.800 --> 00:13:50.280 Henry Ford için de duydum. Koç birinin ekmeğin içine soğan, 00:13:50.800 --> 00:14:02.840 100 gr. ekmek üç beş köfte, böyle yarım ekmeği ısırıp ısırıp, o Türkiye'nin yaylı lastikli, güzel özlü ekmeklerini 00:14:03.320 --> 00:14:06.400 böyle kenarda iştahlı iştahlı yediğini görünce. 00:14:06.360 --> 00:14:13.360 Şunların sıhhatine sahip olmak için tüm servetimi vermeye razıyım dediğini okudum, kitaplardan. 00:14:13.640 --> 00:14:20.520 Henry Ford da öyle demiş. Yani çeşitli sıkıntılar oluyor. Ailesinden sıkıntılar oluyor. 00:14:21.160 --> 00:14:28.600 Sorunları oluyor. Bazılarını mirasına konmak için mirasçıları öldürüyorlar. 00:14:28.880 --> 00:14:36.680 Hasılı Allah belasını veriyor. Yani dinine uymayanın dünyada belasını veriyor. Âhirette? 00:14:36.960 --> 00:14:42.640 Âhirette de aynı şekilde tabii cehennem azabı, cehennem hayatı diyelim. 00:14:42.960 --> 00:14:51.000 Eğer yaşam denilirse, o da bir çeşit yaşam tabii ama azaplı bir yaşam. Orası tabii çok sıkıntılı. 00:14:51.400 --> 00:14:58.480 Velahşuruhu yevmel kıyameti âmâ. Biz bizim zikrimizden yüz çevirmiş olan 00:14:58.560 --> 00:15:05.400 kâfir, müşrik herifleri kıyamet gününde âmâ olarak haşredeceğiz. Âmâ ne demek? 00:15:05.680 --> 00:15:12.400 Âmâ iki gözü görmeyen demek Arapça'da. İki gözü birden görmeyene âmâ derler. 00:15:12.680 --> 00:15:19.000 İki gözü birden görmüyor. Yani bağsu bağdel mevt hakkun. Öldükten sonra dirilmek hakktır. 00:15:19.440 --> 00:15:26.400 İnsanlar öldükten sonra dirilecekler. Âhiret hayatı başlayacak. Mahşer yerinde toplanacaklar. 00:15:26.760 --> 00:15:32.280 Mahkeme-i kübrâ kurulacak. Hesaplar görülecek. Mükâfatlar verilecek. 00:15:32.520 --> 00:15:38.640 Cennetlikler cennete gidecek. Cezalar verilecek. Cehennemlikler, cehenneme atılacak, yanacaklar. 00:15:39.320 --> 00:15:40.720 Öldükten sonra dirilmek hakk. 00:15:40.920 --> 00:15:46.480 Öldükten sonra dirilmek hakk ama dirilince herifler âmâ olarak haşrolacaklar. 00:15:47.400 --> 00:15:52.000 Kör, görmüyor. Alışmış dünyada gözleri görerek hareket etmeye, 00:15:52.960 --> 00:15:57.480 film seyretmeye, televizyon seyretmeye, manzara seyretmeye, dansöz seyretmeye. 00:15:57.880 --> 00:16:05.280 Gözleri vardı dünyadayken. Şarkıcıyla ağız ağıza verip şarkı söylemeye. 00:16:05.680 --> 00:16:16.640 Sazcıyla oyun oynamaya, coşup ortaya atlayıp dans etmeye filan. Yani alışkın. Âhirette gözleri görmüyor. 00:16:16.800 --> 00:16:24.800 Bu sefer şaşıracak, o görmezlik içinde âmâlık içinde diyecek ki: Rabbi limahaşyerteni âmâ. 00:16:25.800 --> 00:16:28.680 Lekat küntü basira. Ben dünyadayken gözleri gören bir insandım. 00:16:29.400 --> 00:16:36.520 Niye şimdi beni bağsu bağdel mevtten sonra, öldükten sonra diriltince beni niye şimdi âmâ olarak dirilttin? 00:16:36.880 --> 00:16:42.560 Şimdi gözlerim görmüyor. Dünyada görüyordu. Niye beni böyle dirilttin Yâ Rabbi? diyecek. 00:16:43.160 --> 00:16:46.440 O zaman Allahu Teâlâ hazretleri buyuracak ki ona: 00:16:47.640 --> 00:17:00.800 Kezalike etetke ayatuna fenesiteha. Evet böyleydi. Çünkü sana âyetlerimiz geliyordu dünyadayken. 00:17:00.640 --> 00:17:05.600 Âyetler kendisine peygamber olduğundan gelmiyor. Bildiriliyor, tebliğ ediliyor. 00:17:05.720 --> 00:17:12.120 Peygamber Efendimiz tebliğ ediyor. Veya Kur'ân-ı Kerîm'in âyetleri huzurunda okunuyor. 00:17:12.600 --> 00:17:22.400 Fenesiteha. Sen onları unuttun. Yani dinlemedin. İyice anladın Allah böyle buyuruyor diye. 00:17:22.800 --> 00:17:30.880 Ama kararın olumsuz oldu. Yüz çevirdin. Gerçekleri görmedin. Ve kezalike yevmen tünsa. 00:17:30.960 --> 00:17:36.920 İşte bugün de aynı şekilde sen o zaman unuttun. Şimdi sen unutuluyorsun. 00:17:37.280 --> 00:17:47.000 Arapça'da bir söz vardır el cezau min cinsil amel. Yani karşılık işin cinsine göredir. 00:17:47.440 --> 00:18:00.680 Rüzgar eken fırtına biçer. Men dakka dukka. Çalma kapısını çalarlar kapını. 00:18:01.280 --> 00:18:09.920 Veyahut anasına babasına âsilik eden, üzen, çocuğundan âsilik görür, üzüntü çeker mesela. 00:18:10.400 --> 00:18:13.800 Ettiğini bulur yani. Kişi ettiğini bulur, diyoruz ya. Bu bir kural. 00:18:14.280 --> 00:18:22.560 Allahu Teâlâ hazretleri de âhirette insanları amellerine göre karşılıklarını verirken 00:18:23.240 --> 00:18:30.840 işlediği amelin cinsine göre cezasını veriyor. Bu adam ne yapmıştı? Âyetleri unutmuştu. 00:18:31.200 --> 00:18:43.400 Nesiye unutmak, hatırlamamak demek. Zekere'nin zıttı. Yani zekere, hatırlamak demek. 00:18:43.440 --> 00:18:50.920 Zekere vaaz, nasihat etmek demekse; nesiye de vaazı, nasihatı, 00:18:51.360 --> 00:18:58.240 duymama, anlamama, uygulamama demek. Sen onu unuttun ya. Hatırlamadın ya. 00:18:58.600 --> 00:19:03.440 Nasihati tutmadın ya. Şimdi de senin isteğin tutulmuyor. Sen de unutuluyorsun. 00:19:03.440 --> 00:19:10.800 Senin dünyada yaptığının cinsinden mukabele böyle. Dünyada gerçekleri görmedin ya. 00:19:10.880 --> 00:19:17.000 Bu nasıl bir körlük? Mânevî körlük. Kalp körlüğü. İlâhî gerçekleri adam görmüyor. 00:19:17.200 --> 00:19:23.880 Gözü var, gözlüğü var. Fakat mü'min olmuyor. 00:19:23.880 --> 00:19:25.600 Demek ki ilâhi gerçekleri görmüyor. 00:19:26.400 --> 00:19:30.200 O zaman âhirette o adam âmâ olarak haşrolacak. Neden? 00:19:30.480 --> 00:19:36.680 Yaptığı işin karşılığına göre cezalandırıldığı için. Dünyada kör müydün, mânevî bakımdan? 00:19:36.720 --> 00:19:41.880 İslâm'ın nurunu görmedin mi? Kur'ân-ı Kerîm'in âyetlerini anlamadın mı? Anlamadın. 00:19:41.960 --> 00:19:49.960 Tamam. Sen de bugün körsün. Sen de bugün görmeyeceksin. Fezalike nezrimen esrefe. 00:19:50.480 --> 00:20:01.800 İşte biz doğru yoldan sapan, günah işleyenleri, böylece cezalandırırız. 00:20:03.440 --> 00:20:09.800 Esrefe yüsrifi. İsraf Türkçe'dekinden başka bir mâna, günah işlemek demek. 00:20:09.880 --> 00:20:16.760 Hatalı iş yapmak, yanlış iş yapmak demek. İsraf; Türkçe'de harcanması 00:20:17.200 --> 00:20:25.880 gerekmeyen şeyi fazla fazla harcamak mânasına geliyor. "Müsrif bir adam." diyoruz. İsraf yapıyor. 00:20:26.400 --> 00:20:32.880 Yemekler dökülüyor. Mallar çarçur oluyor. Çürüyor. İsraf diyoruz biz. 00:20:33.400 --> 00:20:44.440 Arapça'da israf o mânası da var ama asıl israf yanlış iş yapmak demek. Günah iş yapmak. 00:20:44.680 --> 00:20:51.360 Doğru olmayan iş yapmak demek. Dünyadayken günah işleyen, doğru olmayan iş yapan, 00:20:51.400 --> 00:20:55.320 yanlış yaşam yaşayanı biz böyle cezalandıracağız. 00:20:58.360 --> 00:21:05.520 Velem yüğlim bi ayati rabbihi. Mevlâsının âyetlerine inanmayan insanı işte böyle cezalandıracağız. 00:21:06.640 --> 00:21:14.640 Vele azabün ahireti. Daha şiddetli, daha süreklidir. 00:21:15.200 --> 00:21:25.400 Şimdi âhiret azabı yani âhirette o kafirlerin çekecekleri azap eşeddü, daha şiddetlidir. 00:21:25.240 --> 00:21:34.440 Ve efka. Daimîdir. Bu adamların yaptıkları kâfirlikler dünyada var bir. Tamam. 00:21:35.400 --> 00:21:42.640 Yapsınlar bakalım. Kâfirler, kâfirliklerini yapsınlar. Âhirette onların cezası çok daha şiddetli olacak. 00:21:42.720 --> 00:21:47.760 Kat kat olacak. Fitil fitil burunlarından gelecek. Ve daimî olacak. 00:21:48.560 --> 00:21:54.560 Dünyada bunlar bu kâfirlikleri muvakkat işlediler. Seksen yıl yaşadılar. Seksen yıl kâfirlik yaptı. 00:21:54.520 --> 00:22:01.880 Öldü gitti. Ama âhiret azabı öyle seksen yıl olmayacak. Âhiretin azabı daimî olacak. 00:22:02.160 --> 00:22:12.160 Hem çok daha şiddetli olacak. Kâfirin bir azı dişi Uhud Dağı kadar büyüyecek. 00:22:12.720 --> 00:22:18.360 Büyüyecek ve azabı çok görecek. Devleşecek yani. Her şeyi büyüyecek, devleşecek. 00:22:19.000 --> 00:22:27.960 Muazzamlaşacak. Ve azabı öyle görecek. Ve ölmeyi çok temenni edecekler. 00:22:28.760 --> 00:22:32.520 Ölsek de kurtulsak diye, o azabı çekerken. 00:22:32.800 --> 00:22:38.960 Fakat âhiretin azabı öyle bir azap ki; la yukta aleyhim feyemut. 00:22:40.280 --> 00:22:45.480 İşleri bitmeyecek ki ölüp de kurtulsunlar. Azabı daimî çekecekler. 00:22:46.360 --> 00:22:55.600 Devamlı, ebka, daimî bâki kelimesiyle ilgili. O azabı çekip duracaklar. 00:22:56.400 --> 00:23:03.320 Aziz ve muhterem kardeşlerim kâfirlik, müşriklik, münkirlik, Allah'ın emirlerini tutmamak 00:23:03.440 --> 00:23:11.400 günahkârlık, akıllı bir iş değil. Körlük bu. Son derece tehlikeli bir iş. 00:23:11.800 --> 00:23:16.480 Bunu yapanlar yapıyorlar ama dünya hayatı kısa. Yapsınlar, bu dünyada bu kadar yaparlar. 00:23:16.960 --> 00:23:22.720 Yaparlarsa, âhirette pişman olacaklar. Çok pişman olacaklar. Akıllıca bir iş yapmıyorlar. 00:23:23.160 --> 00:23:30.360 Biz sıkıntı çekiyoruz. Yani mü'minler. Veya bizden önceki selef-i sâlihînimiz. 00:23:30.760 --> 00:23:40.400 Sıkıntı çekmişler, savaşmışlar, gazi olmuşlar, şehit olmuşlar. Kim kârlı? Kim haklı? Kim kurnaz? 00:23:40.880 --> 00:23:49.360 Kim kazançlı? Onlar. Çünkü âhiretin ebedî saadetini elde ettiler. Bunlar? 00:23:49.680 --> 00:23:56.280 Dünyayı tercih ettiler. Dünya nimetlerini tercih ettiler. Dine sırt çevirdiler ama bunlar kâr etmedi. 00:23:56.600 --> 00:24:03.400 Onlar dünyaya sırt çevirdiler, âhireti tercih ettiler. Dünya nimetlerini ittiler. 00:24:03.200 --> 00:24:09.160 "Biz Allah'ın rızasını istiyoruz." dediler. Mallarını ve canlarını feda ettiler. Ama onlar kârlı. 00:24:09.440 --> 00:24:22.440 Kâfirlerin aşamadığı baraj bu işte. Fedakârlık yapmasını istiyor Allah. 00:24:23.400 --> 00:24:29.120 Fedakarlık yapsa, âhireti tercih etse kurtulacak. 00:24:29.520 --> 00:24:35.280 Fedakârlık yapamayınca ahireti tercih edemeyince dünyanın keyfini, zevkini bırakamayınca 00:24:35.640 --> 00:24:40.760 Allah'ın emirleri acı gelse de, tatsız gelse de, zor gelse de onları yapacak. 00:24:40.800 --> 00:24:48.480 Yapmayınca rahatına bakıp küfrün, imansızlığın, inkarın, dinsizliğin, 00:24:48.760 --> 00:25:00.320 serbestliğini daha tatlı görse bile sonunda kurtulamayacağı büyük belalara uğrayacak. 00:25:00.880 --> 00:25:06.880 Çok fena bir duruma gelecek ve bu dünyada işlediği her şeyi 00:25:06.960 --> 00:25:12.560 büyük bir kıyasla olmak üzere büyültülmüş olarak aynen kendisine uygulandığını görecek. 00:25:13.000 --> 00:25:17.160 Bu dünyada o gerçekleri görmedi mi? Görmedi. Âhirette de o kör olacak. 00:25:17.840 --> 00:25:25.440 Bu dünyada Allah'ı unuttu mu Allah da âhirette onu rahmetinden mahrum bırakacak, 00:25:25.480 --> 00:25:30.840 unutmak gibi yani. Unutmaz, Allah her şeyi biliyor ama unutmadığı için zaten mahrum bırakıyor. 00:25:31.800 --> 00:25:35.320 Onun için aziz ve muhterem kardeşlerim. 00:25:35.480 --> 00:25:39.800 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ashâbına daima söylüyordu. 00:25:40.000 --> 00:25:45.480 Eza cefa çektikçe; "ya Resûlallah müşriklere beddua et, bunları Allah kahretsin. 00:25:45.720 --> 00:25:51.320 Biz rahat edelim, bunlar işkence yapıyorlar" filan. "Sabredin." diyordu Peygamber Efendimiz. 00:25:51.600 --> 00:25:58.400 "Sabredin. Sizden önceki ümmetler çok daha fazla sıkıntılara mâruz oldular, sabrettiler. 00:25:58.520 --> 00:26:03.400 Çok sıkıntılara uğradılar, tahammül ettiler. Siz de tahammül edin" diyordu. 00:26:03.160 --> 00:26:09.760 Aziz ve muhterem kardeşlerim, Allah'ın dinini uygulamakta mütehammil olalım. Devamlı olalım. 00:26:10.360 --> 00:26:18.160 Sebatlı olalım. Sabırlı olalım. Sıkıntımız olabilir. Yani dindarlığımızı yürütüyoruz diye, 00:26:18.280 --> 00:26:22.560 uyguluyoruz diye, yaşıyoruz diye, yapıyoruz diye, bazıları yan bakabilir. 00:26:22.600 --> 00:26:26.120 Bazıları sevmeyebilir. Bazı sıkıntılar olabilir. 00:26:26.120 --> 00:26:30.800 Yerinden yurdundan hicret etmek zorunda kalabilir bir insan. 00:26:31.800 --> 00:26:35.520 Ama bunların hepsi kaderin cilvesidir. 00:26:36.200 --> 00:26:44.680 Akıllıca olan iş, Allah'ın iyi kulu olmaktır. Aptalca olan iş de Allah'ın zikrine sırt çevirmektir. 00:26:45.240 --> 00:26:53.360 Allah bizi zikrine sımsıkı sarılanlardan, Kur'an'ına yapışanlardan, Resûlünün izinden gidenlerden, 00:26:53.640 --> 00:26:59.000 uyarılarını anlayıp, dinleyip, uygulayanlardan eylesin. Şu Kur'ân-ı Kerîm'i güzelce öğrenelim. 00:26:59.320 --> 00:27:05.200 Ezberleyelim. Dinimizi öğrenelim. Uygulayalım. Hatta başkalarına öğretelim. 00:27:05.600 --> 00:27:12.520 Bugün konuştuk arkadaşlarımızla, hep hoca isteniyor her yerden. Her yere hoca lazım. 00:27:12.600 --> 00:27:18.640 Fedakâr bir insan lazım. Allah rızası için fedakârlık yapacak, gidecek, o şehirde oturacak. 00:27:18.760 --> 00:27:22.480 Orada bir cami kuracak. Orada İslâm'ı yaymaya çalışacak. 00:27:23.360 --> 00:27:33.960 Bir protestan papazı tarafından yazılmış Avustralya'da İslâm'la ilgili bir kitap okudum ben geçen gün. 00:27:34.120 --> 00:27:42.840 Bir miktar okudum, İngilizce bir kitap. Müslümanların Avustralya'daki durumunu anlatıyor. 00:27:43.280 --> 00:27:47.920 Böyle emekleme durumunu, çırpınışlarını, cami kurmaya çalıştıklarını, 00:27:47.960 --> 00:27:50.680 dernek kurmaya çalıştıklarını anlatıyor. 00:27:50.840 --> 00:27:57.400 Daha fazla bir şey yapamadıklarını tespit etmiş. Yani bir şey yapamıyorlar. 00:27:57.400 --> 00:28:05.920 Halbuki onlar, kendi dinlerinden olmayan başka ülkelere gidiyorlar. 00:28:06.600 --> 00:28:11.960 Başka dinlerden olan insanları, kendi dinlerine çekme çalışması yapıyorlar. Hem de devlet destekli. 00:28:15.800 --> 00:28:23.640 Yani onlar devamlı sayıyı arttırmaya çalışıyorlar. Taraftarlarını çoğaltmaya çalışıyorlar. 00:28:23.840 --> 00:28:30.800 Biz mevcudu korumaya çalışıyoruz. Çok çalışmamız lazım. 00:28:30.320 --> 00:28:34.880 Onlar dünyayı hıristiyan yapmaya çalışıyorlar. Çin'e gidiyorlar. 00:28:35.000 --> 00:28:37.400 Çin'e gittiği zaman kiliseye gidiyor. Neden? 00:28:37.560 --> 00:28:42.520 Danışmanları diyorlar ki "Sayın başkan kiliseye bir git. Gitmen lazım. 00:28:42.880 --> 00:28:48.800 Gerekiyor. Siyaset icabı böyle olması lazım." Söylüyorlar bunu. 00:28:48.440 --> 00:28:55.800 Charles de Gaulle Türkiye'ye geldiği zaman, hemen bir Fransız kilisesine gitti, derhal. 00:28:55.600 --> 00:29:00.920 Devlet adamı. Bizimkiler gitmiyor. Gittikleri yerdeki camilere gidip de; 00:29:01.000 --> 00:29:05.120 "benim bir camiye gitmem lazım" demiyorlar yani. Ama onlar diyorlar. 00:29:05.520 --> 00:29:10.400 Devlet siyaseti olarak dinlerini yaymaya gayret ediyorlar. 00:29:10.680 --> 00:29:16.400 Eskiden bizim ecdadımızın yaptığı gibi veya eski İslâm devletlerinin yaptığı gibi çalışıyorlar. 00:29:16.800 --> 00:29:22.760 Eski İslâm devletleri İslâm'ı Hindistan'a kadar, Çin'e kadar, Endonezya'ya kadar, 00:29:22.960 --> 00:29:28.760 Afrika'ya kadar yaymış. Şimdi oralarda başkaları 00:29:29.800 --> 00:29:33.640 ve onların gitmediği adalarda başkaları başka çalışmalar yapmaya çalışıyor. 00:29:33.720 --> 00:29:38.440 Demek ki biz bir kere kendimizi toparlayacağız. Bir kere kendimiz düze çıkacağız. 00:29:38.760 --> 00:29:41.200 Bir kere kendimiz sahil-i selamete ulaşacağız. 00:29:41.280 --> 00:29:46.240 Ondan sonra da başkalarının sahil-i selamete ulaşması için çalışmalar yapacağız. 00:29:46.560 --> 00:29:48.840 Ve müesseeler kuracağız. 00:29:49.200 --> 00:29:59.760 Mesela Gatton var. 20-30 aile varmış orada, bir imam besleyecek durumları yok cemaatin. 00:29:59.800 --> 00:30:05.640 Bizim bir teşkilatımız olacak. Bizim bir teşkilatımız bir arkadaşı imam tayin edecek. 00:30:06.800 --> 00:30:09.800 Maaşını biz vereceğiz. O arkadaş gidecek, orada vazife yapacak. 00:30:10.800 --> 00:30:13.400 Ve Gatton'da İslâm'ı genişletmeye çalışacak. 00:30:13.440 --> 00:30:20.280 Dünyanın başka yerlerine gidecek. Yakın adalara gidecek. Ben şimdi yarın haritayı alacağım yanıma. 00:30:20.440 --> 00:30:24.600 Öyle geleceğim karşınıza. Belki şuraya yapıştıracağım haritayı. 00:30:25.400 --> 00:30:32.800 İnşallah sağ olursam, Allah ömür verirse, belki başka yerlere gideceğiz. Özel olarak gideceğiz. 00:30:32.880 --> 00:30:40.600 Göndereceğiz. Oralarda bir cami kuracağız. Bir dernek kuracağız. Ve bir çalışma yapacağız. 00:30:41.320 --> 00:30:46.560 Allahu Teâlâ hazretleri bizi İslâm'a çok faydalı işler yapanlardan eylesin. 00:30:47.160 --> 00:30:52.800 Âhirette büyük mükâfatlara erenlerden eylesin. Cennetiyle cemaliyle müşerref eylesin. 00:30:52.120 --> 00:30:57.720 Bi-hürmeti esrârı sûreti'l-Fâtihate maa'ssalavâtı şerîfe.