WEBVTT 00:00:01.240 --> 00:00:06.800 Bismillâhirrahmânirrahîm. el-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn. 00:00:06.840 --> 00:00:14.320 Seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn ve men tebiahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn.Emmâ ba'd: 00:00:14.388 --> 00:00:16.784 Aziz ve muhterem kardeşlerim! 00:00:16.900 --> 00:00:25.129 Bugün okumuş olduğumuz Kur'ân-ı Kerîm'in 21. cüz'ünde, 00:00:25.320 --> 00:00:31.240 Ahzâb sûresinde Allahu Teâlâ hazretleri buyuruyor ki; 00:00:31.321 --> 00:00:39.379 Yâ eyyühe'llezîne âmenü'zkürû ni'metallâhi aleyküm iz câetküm cünûdün fe-erselnâ aleyhim rîhan 00:00:39.379 --> 00:00:44.521 ve cünûden lem teravhâ ve kâne'llâhu bimâ ta'melûne basîrâ. 00:00:48.440 --> 00:01:04.960 "Ey iman edenler! Allah'ın sizin üzerinize saçtığı, gönderdiği nimetini hatıra getirin, hatırlayın. 00:01:05.640 --> 00:01:18.800 Hani düşmanlar ordu toplayıp sizin karşınıza gelmişlerdi. 00:01:20.620 --> 00:01:30.428 Biz de siz müslümanlara yardım olmak üzere onların üzerine rüzgar göndermiştik 00:01:32.171 --> 00:01:41.336 ve görmediğiniz orduları göndermiştik. Böylece onlardan sizi kurtarmıştık. 00:01:41.970 --> 00:01:46.830 Amellerinizi, icraatınızı görmektedir." 00:01:48.684 --> 00:01:55.129 İz câûküm min fevkıküm ve min esfele minküm ve iz zâgati'l-ebsâru 00:01:55.129 --> 00:01:59.397 ve belegati'l-kulûbü'l-hanâcira ve tezunnûne bi'llâhi'z-zunûnâ. 00:01:59.440 --> 00:02:08.440 "Hani o vaka'lar esnasında onlar sizin yukarınızdan gelmişlerdi ve aşağı tarafınızdan gelmişlerdi. 00:02:08.527 --> 00:02:13.300 Vadinin üst tarafından, alt yanından gelmişlerdi. 00:02:13.800 --> 00:02:23.720 Ve siz de bunalmıştınız, gözler kaymıştı, yılmıştı ve yürekleriniz de ağzınıza kadar gelmişti. 00:02:23.760 --> 00:02:26.960 Ve içinizden bazı zayıf imanlı insanlar da 00:02:27.187 --> 00:02:35.920 Allah hakkında türlü türlü yalan yanlış zanlara düşmeye başlamışlardı. 00:02:36.160 --> 00:02:46.600 Allah hakkında kötü kötü düşünceler düşünmeye, zanlar taşımaya başlamıştınız." 00:02:46.723 --> 00:02:52.902 Hünâlike'btüliye'l-mü'minûne ve zülzilû zilzâlen şedîdâ. 00:02:52.960 --> 00:03:01.960 "İşte orada mü'minler, iman sahipleri bu olaylarla imtihandan geçmişlerdi. 00:03:02.400 --> 00:03:14.472 Ve bazıları şiddetli bir mânevî sarsıntı da geçirmişti. Şiddetli bir mânevî zelzele de olmuştu." 00:03:14.517 --> 00:03:23.713 Ve iz yekûlü'l-münâfikûne ve'llezîne fî kulûbihim meradun mâ veadena'llâhu ve resûlühû illâ gurûrâ. 00:03:23.822 --> 00:03:33.374 "O gün o olaylar esnasında münâfıklar, yani zâhirde inanmış gibi göründüğü halde 00:03:33.374 --> 00:03:39.770 aslında kalbinden imana erememiş olanlar, kalbi bozuk [olanlar], 00:03:39.160 --> 00:03:48.000 dıştan mü'minlerin arasında gibi görünen, kalbi kâfir dışı mü'min olan münâfıklar…" 00:03:48.400 --> 00:03:49.920 Ve'llezîne fî kulûbihim meradun. 00:03:49.960 --> 00:03:58.840 "Gönüllerinde iman hastalıkları olanlar, inancında kusurlar eksiklikler olanlar…" Ne demişlerdi? 00:03:58.840 --> 00:04:09.120 Mâ veadena'llâhu ve resûlühû illâ gurûrâ. "Allah ve Resûlü bize sadece aldatıcı şeyler vaat etmişler. 00:04:10.760 --> 00:04:15.840 Başka bir şey yok!" demişlerdi. Düşman gelince, bunları sıkıştırınca… 00:04:15.920 --> 00:04:23.600 Onlar sanıyorlardı ki belki böyle sıkıntılara uğramayacaklar, yan gelip yatacaklar, rahat edecekler. 00:04:23.680 --> 00:04:33.680 Böyle sıkıntı gelince, düşmanlar gelip kuşatınca Medine-i Münevvere'yi, can boğaza gelince, 00:04:33.720 --> 00:04:43.520 yürekler ağza gelince, korkular olunca, o zaman "Allah ve Resûlü bize aldatıcı şeyler vaat ettiler. 00:04:43.560 --> 00:04:47.240 Daha önce söyledikleri gibi değil. 00:04:47.320 --> 00:04:55.400 İşte başımıza ne sıkıntılar geldi!" diye böyle münâfıkça, kâfirce sözler söylediler. 00:04:55.400 --> 00:05:01.800 Aziz ve muhterem kardeşlerim! Bu olay hicretin beşinci yılında oluyor. 00:05:01.840 --> 00:05:06.400 Peygamber Efendimiz Mekke-i Mükerreme'den Medine-i Münevvere'ye hicret ediyor. 00:05:06.160 --> 00:05:15.200 Kureyş'in müşrikleri düşmanlıklarına devam ediyorlar. 00:05:15.280 --> 00:05:23.280 İşte ondan sonra Bedir harbi oluyor, Uhud harbi oluyor; böyle mücadelelerle beşinci yıla geliniyor. 00:05:23.440 --> 00:05:30.320 Kureyşliler Peygamber Efendimiz Medine'yi seçip gittiği, Mekke'yi terk edip gittiği halde 00:05:30.360 --> 00:05:34.640 yine peşini bırakmıyorlar, Mekke'de müslümanlara eza cefa ediyorlardı. 00:05:34.680 --> 00:05:39.800 Medine'de de rahat bırakmak istemiyorlar. Bu arada bir sürü savaşlar olmuştu. 00:05:39.880 --> 00:05:53.120 Kureyş bazı müşrik kabilelerle birleşti, ittifak etti, "Gidelim, şunları tepeleyelim!" diye. 00:05:53.120 --> 00:06:02.200 Gatafan kabileleriyle Kureyş kabileleri oymakları birleştiler. Medine'ye yürüdüler. 00:06:03.320 --> 00:06:11.400 Medine'nin etrafında müstakil kaleleri olan yahudi toplumları vardı. Medine'nin içinde değil. 00:06:11.160 --> 00:06:13.920 Medine'nin çevresinde ben bazılarını gördüm. 00:06:13.920 --> 00:06:24.520 Harabe şeklindeki kalelerini de gördüm. Benî Nadîr, Benî Kureyza gibi kabileler vardı. 00:06:24.560 --> 00:06:32.120 Daha uzaklarda Suriye tarafına doğru da, Hayber tarafında kuvvetli yahudi toplulukları vardı. 00:06:32.120 --> 00:06:38.400 Medine'de işte oralara kadar yahudiler sarkmışlar. Oralarda kaleleri vardı. 00:06:38.480 --> 00:06:45.600 Bunlar Peygamber Efendimiz'le ahd ü peymân ettikleri halde, söz verdikleri halde, 00:06:45.640 --> 00:06:51.920 Peygamber Efendimiz Medine-i Münevvere'ye gelince Peygamber Efendimiz'e düşmanlıklarından, 00:06:52.400 --> 00:07:02.480 imansızlıklarından Kureyş'le gizlice anlaşma da yapmışlardı. Kureyş'in tarafını tutmuşlardı. 00:07:02.480 --> 00:07:08.480 Hatta Kureyş tarafına kışkırtıcı adamlar göndermişlerdi. Kureyş'le birleşmişlerdi. 00:07:08.480 --> 00:07:19.800 Benî Kureyza kabilesi… Bir kuvvetli ordu geldi ki 12 bin kişi kadar vardı bu ordular. 00:07:19.160 --> 00:07:25.680 Tabii Medine'nin ahalisi şaşırdılar, afalladılar. Büyük bir rakam bu. 00:07:25.920 --> 00:07:33.240 O zamanın şartlarına göre büyük bir ordu. O kadar büyük kuvvet kolay görülen bir şey değil. 00:07:33.360 --> 00:07:36.520 Bedir'de müslümanlar onları yendiler. 00:07:36.720 --> 00:07:43.800 Uhud'da biraz okçular yerlerinde durmadıkları için zâyiat, telefât oldu; 00:07:43.920 --> 00:07:53.240 ama yine müşrikler kalkıp gittiler, yani duramadılar. Şimdi yeni, daha kuvvetli bir şekilde geliyorlar. 00:07:53.320 --> 00:08:01.960 Müslümanların işi bitebilir, bu savaşta yenilirlerse durumları zor olabilir. 00:08:02.400 --> 00:08:07.280 "Ne yapalım?" diye Peygamber Efendimiz [sorduğu] zaman, Selmân-ı Fârisî dedi ki; 00:08:07.280 --> 00:08:15.600 "Yâ Resûlullah, hendek kazalım, düşmanlar geçemesin." 00:08:15.640 --> 00:08:20.800 Medine-i Münevvere'nin etrafı ilginç bir arazi yapısına sahip. 00:08:20.280 --> 00:08:28.320 Yanardağlar patlamış, ovaya yayılmış. Fokurdamış, kaynamış… 00:08:28.480 --> 00:08:39.400 Kalorifer cürufu gibi sivri sivri, çıkıntılı çıkıntılı; toprağın üstüne basmak, [üstünde] yürümek, 00:08:39.400 --> 00:08:45.600 deve sürmek mümkün değil. Bir acayip arazi. Üstünde yürünemiyor. 00:08:45.680 --> 00:08:47.840 Medine-i Münevvere'nin etrafı öyle. 00:08:47.960 --> 00:08:58.440 Ama bu volkanik, ayak basılmaz, ayak bassa kesilir, deve yürüse ayağı zedelenir, 00:08:58.520 --> 00:09:02.360 eciş bücüş, eğri büğrü, çukurlu çıkıntılı, sivri, 00:09:02.480 --> 00:09:10.000 ayaklara zarar veren araziden geçmek mümkün değil de bazı yerlerinden toprak yol, 00:09:10.400 --> 00:09:15.600 böyle Medine'ye giriş var. Medine'nin etrafı sanki korunmuş gibiydi. 00:09:15.800 --> 00:09:20.240 Bu arazi yapısı dolayısıyla düşmanlar topluca gelemezlerdi. 00:09:20.280 --> 00:09:27.800 Tek tük tedbir alıp da gelmeye cür'et eden olsa bile onu da artık oradan bakanlar haklayabilirlerdi. 00:09:27.880 --> 00:09:29.880 Topluca gelmeleri mümkün değil. 00:09:29.920 --> 00:09:37.920 Topluca gelebilecekleri bir yol var; Medine'nin dolanıp gelinecek [bir] yeri var. 00:09:38.000 --> 00:09:44.440 "Oraya hendek kazalım." dediler. Hendek kazdılar. Hendeğin önüne kadar geldiler. 00:09:44.440 --> 00:09:52.440 Bu tarafta müslümanlar. Tabii hendeğe inmeleri lazım, hendekten çıkmaları lazım, zor. 00:09:52.520 --> 00:09:56.800 Bu tarafta bekleyen okçular, müslümanlar ineni tepelerler. 00:09:56.840 --> 00:10:03.000 Çıkmak isteyenin ellerini, kafalarını keserler. Hendek böylece korumaya sebep oldu. 00:10:03.120 --> 00:10:09.280 Sonra tabii uğraştılar, didindiler… 00:10:09.280 --> 00:10:18.240 Müslümanlar epeyce bir açlık, sıkıntı çekti, bunaldılar, sıkıntılara düştüler. 00:10:18.320 --> 00:10:23.800 Münâfıklar da ileri geri konuşmaya başladılar. "İşte başımıza bu Muhammed'den dolayı geldi! 00:10:23.840 --> 00:10:29.960 Medine'de böyle şeyler yoktu. Bütün Arap kabilelerini bizim başımıza [sarıyor.] 00:10:29.960 --> 00:10:36.680 Bunların vaatleri fos çıktı!" gibi neler söyledilerse kâfirce, münâfıkça sözler söylediler. 00:10:36.840 --> 00:10:41.240 Ama bu bunalma esnasında Medine'ye de giremediler. 00:10:41.200 --> 00:10:47.200 Medineliler de çok sıkıştı, sıkıldı; fakat gelen ordu da giremedi, 00:10:47.320 --> 00:10:53.560 Medine-i Münevvere'ye hendeği atlayıp geçemediler. Böyle 15-20 gün bekleyince… 00:10:53.680 --> 00:11:03.600 Tabii 15-20 gün 12 bin kişilik ordu ne yiyecek ne içecek, bunların hepsi hesaplanmalı. 00:11:04.400 --> 00:11:12.480 Erzakları tükenmeye başlayınca, gün uzayınca, su bulmak zorlaşınca, açıkta böyle bekleyince, 00:11:12.480 --> 00:11:16.960 güneş tepesinde, Arabistan'ın sıcağı; zorlandılar. 00:11:17.000 --> 00:11:24.400 O sırada Allahu Teâlâ hazretleri bir soğuk rüzgar çıkarttı, bir fırtına çıkarttı bunların üzerine… 00:11:24.720 --> 00:11:30.560 Fırtına öyle şiddetli esti ki adamların çadırlarını köklüyordu, yıkıyordu. 00:11:30.640 --> 00:11:40.520 Estikçe o kurdukları harp çadırlarını deviriyordu, söküyordu. Atlar ürküyorlardı. 00:11:40.680 --> 00:11:45.800 Düşman toza toprağa gark oluyordu. Üstüne üstüne Allah estiriyordu. 00:11:45.840 --> 00:11:50.120 "Ey iman edenler! Allah'ın sizin üzerinize nimetini hatırlayın. 00:11:50.200 --> 00:11:58.320 Sizin karşınıza, sizi yok etmek için ordular gelmişlerdi, Biz de onların karşısına fırtına, 00:11:58.320 --> 00:11:59.320 rüzgarı göndermiştik ve sizin görmediğiniz mânevî, 00:12:03.160 --> 00:12:10.680 meleklerden ordular göndermiştik…" dediği âyet-i kerîmede [anlatılan] bu olay. Tutunamadılar. 00:12:10.840 --> 00:12:17.320 Muhasara yerine dönüp gitmek zorunda kaldılar. Dönüp gittiler. 00:12:17.440 --> 00:12:23.920 Benî Kureyza bu işi kışkırttı, Kureyş'in tarafını tuttu. Kureşyliler gittiler. 00:12:23.960 --> 00:12:29.000 Benî Kureyza kabilesi kaldı mı şimdi Medine'de yapayalnız? 00:12:29.800 --> 00:12:34.200 Kureyş ordusu müslümanları da yenemedi. Yenip tepeleselerdi rahat edeceklerdi. 00:12:34.200 --> 00:12:36.840 Şimdi kaldılar mı müslümanlarla Benî Kureyza? 00:12:36.880 --> 00:12:44.120 Bu sefer Peygamber Efendimiz onların hıyanetlerinin, azgınlıklarının, sapmalarının, 00:12:44.120 --> 00:13:00.360 vaadi bozmalarının hesabını sordu; onların üzerine yürüdü ve onları muhasara ettiler. 00:13:00.400 --> 00:13:06.400 Sonra oradan hepsini söküp çıkarttılar. Kalelerini vesairelerini fethettiler. 00:13:06.480 --> 00:13:11.280 Konu ile ilgili âyet-i kerîmeler devam ediyor sayfaların ötesine kadar. 00:13:11.280 --> 00:13:20.320 Tabii burada mü'minlerin içinde son derece kahramanca, mü'mince savaşanlar da oldu. 00:13:20.440 --> 00:13:24.480 Onlar hakkında bir âyet-i kerîmeyi okuyalım, bitirelim. 00:13:24.520 --> 00:13:33.920 Mine'l-mü'minîne ricâlün. "Mü'minlerin içinden de öyle er kişiler çıktı ki, öyleleri vardı ki, oldu ki…" 00:13:33.960 --> 00:13:43.000 Sadekû mâ âhedu'llâhe aleyhi. "Allah'a vaat ettikleri sözlerinde sadakat gösterdiler. 00:13:43.400 --> 00:13:51.560 Resûlullah'a bağlılıklarında, dîn-i İslâm'a sarılmalarında sadakat gösterdiler." 00:13:51.640 --> 00:13:52.720 Ne demişlerdi? 00:13:52.720 --> 00:13:57.960 Mekke-i Mükerreme'de Akabe'de Peygamber Efendimiz onlarla görüştüğü zaman, 00:13:58.000 --> 00:14:02.800 "Yâ Resûlallah, gel Medine'ye. Biz seni kendi canımızı korur gibi koruruz. 00:14:02.160 --> 00:14:12.120 Malımızı koruduğumuz gibi senin malını koruruz. Sana himayemizi sağlam yaparız." demişlerdi. 00:14:12.800 --> 00:14:17.800 "Bunun mukabilinde Allah da sizi cennetlik eder." buyurmuştu Peygamber Efendimiz. 00:14:18.000 --> 00:14:24.400 İşte o ahitlerinde durdular. Kureyşliler'le kahramanca çarpıştılar. 00:14:24.480 --> 00:14:28.000 Fe-minhüm men kadâ nahbehû. "Bir kısmı şehit oldu." 00:14:30.000 --> 00:14:34.320 Enes b. Nadr gibi böyle kahramanlar çarpışa çarpışa, 00:14:34.400 --> 00:14:41.120 çok büyük kahramanlıklar göstererek şehit oldu, canını verdi. 00:14:41.160 --> 00:14:46.120 Ve minhüm men yentazir. Kimisi de, ecel gelmedi o zaman, 00:14:46.280 --> 00:14:51.920 "Bir dahaki sefere şehit oluruz." diye sözünde sadık, Peygamber Efendimiz'e bağlı, vefalı... 00:14:51.960 --> 00:14:58.720 Ve mâ beddelû tebdîlâ. "Sözlerini değiştirmediler, ahitlerini bozmadılar." 00:14:58.760 --> 00:15:04.800 Peygamber Efendimiz'e bağlılıklarını ve onun uğrunda çarpışacaklarını değiştirmediler, devam ettiler. 00:15:04.840 --> 00:15:08.920 Bu okuduğum âyet-i kerîmede Allahu Teâlâ hazretleri onları methediyor. 00:15:09.000 --> 00:15:16.200 Li-yecziya'llâhu's-sâdıkîne bi-sıdkıhim. Bütün bunları Allahu Teâlâ hazretleri ne hikmetle yaptı? 00:15:16.280 --> 00:15:21.440 "Sadık olanlara, sadakatli olanlara, doğru olanlara, sözünde duranlara, 00:15:21.520 --> 00:15:25.800 bu sadakatlerinden dolayı mükâfatlarını vermek için." 00:15:25.840 --> 00:15:31.280 Ve yüazzibe'l-münâfıkîne. "Ve münâfıkları azaplandırmak [için.]" 00:15:31.400 --> 00:15:40.960 Münâfıklar ayrıldı. Baklanın kurtlusu eleğin üstünde kalıverdi. Ayrıldı, iyisiyle kötüsü belli oldu. 00:15:41.400 --> 00:15:43.320 İn şâe ev yetûbe aleyhim. 00:15:43.400 --> 00:15:48.840 Bu münâfıklıklarından dolayı dilerse azap etmek, 00:15:48.880 --> 00:15:53.800 dilerse de tevbe ederlerse tevbelerini kabul etmek kapısı da açık. 00:15:53.120 --> 00:16:03.600 Bu imtihan için bu olayları nasip etti, takdir buyurdu. 00:16:03.680 --> 00:16:06.160 İnna'llâhe kâne gafûran rahîmâ. 00:16:06.280 --> 00:16:13.280 "Hiç şüphe yok ki Allahu Teâlâ hazretleri çok mağfiret edicidir, çok merhamet edicidir." 00:16:15.840 --> 00:16:25.600 Ve radde'llâhu'llezîne keferû bi-gayzıhim. "Allahu Teâlâ hazretleri kâfirleri kızgınlıklarıyla, 00:16:25.640 --> 00:16:33.120 öfkeleriyle baş başa bir şey yapamadan, müslümanlara zarar veremeden def etti." 00:16:33.160 --> 00:16:46.960 Ve kefa'llâhu'l-mü'minînel-kıtâl. "Ve savaşta mü'minlere Allah'ın yardımı yâr oldu, yâver oldu, yetti." 00:16:47.400 --> 00:16:54.400 Az oldukları halde, gelen düşmanlar çok oldukları halde Allah mağlubiyet, mahcubiyet tattırmadı. 00:16:54.400 --> 00:17:02.160 Demek ki "Allah ve Resûlü bize boş vaatler yapmışlar!" diyenler yanlış aslında. 00:17:02.160 --> 00:17:11.400 Çünkü Allah korudu. Eğer Allah korumasaydı o 12 bin kişilik ordu Medine'de gövde üstünde baş bırakmazdı. 00:17:11.800 --> 00:17:22.800 Kıtır kıtır hepsini keserlerdi. Allah öylece korudu ve münâfığı, kâfiri, mü'mini ortaya çıktı. 00:17:22.120 --> 00:17:30.120 Ve kâne'llâhu kaviyyen azîzâ. "Allahu Teâlâ hazretleri güç kuvvet sahibidir, izzet sahibidir." 00:17:30.200 --> 00:17:40.440 İsterse hiç başka bir şeye lüzum kalmadan kahredebilir, hayatlarına son verebilir. 00:17:40.480 --> 00:17:48.400 İsterse böyle imtihan için olayı, ipini biraz salıverir. Ortaya çıksın diye. 00:17:48.800 --> 00:17:53.600 Allah dilerse o müşrikleri, o kâfirleri yolda mahvederdi. 00:17:53.760 --> 00:17:59.320 Üzerlerine yıldırım yağdırırdı, canlarını alırdı. Hepsine bir hastalık gelirdi... 00:17:59.280 --> 00:18:05.440 Ebrehe'nin ordusu nasıl helâk oldu? Ebabil kuşları geldi, 'pat pat pat' taşları attılar. 00:18:05.480 --> 00:18:14.760 Bütün ordu yenilmiş ekine döndü. Gıdık gıdık, parça parça, delik gedik ekine döndü. 00:18:14.960 --> 00:18:20.560 Ebrehe'nin fillerle Yemen'den getirdiği ordu perişan oldu. Allah Kâbe'ye sokturmadı. 00:18:20.720 --> 00:18:24.400 O zaman bir savaş da yapmadı. O zaman Abdulmuttalip... 00:18:24.520 --> 00:18:31.920 Ebrehe'nin ordusu yüz tane devesini almışlar. Müzdelife'ye kadar gelmişler. Arafat'ı geçmişler. 00:18:32.200 --> 00:18:37.800 Mina'ya yakın Müzdelife'de durmuşlar. Yüz devesini alınca gidiyor, diyor ki; 00:18:37.280 --> 00:18:41.880 "Benim develerimi almış askerleriniz, söyle de versinler." Şöyle bakıyor Ebrehe, diyor ki; 00:18:41.840 --> 00:18:46.480 "Ben de senin methini duyuyordum. Yüksek bir adam sanıyordum. 00:18:46.880 --> 00:18:52.800 Ben senin şehrini, atalarının şehrini yıkmaya geliyorum, Kâbe'yi yıkmaya geliyorum. 00:18:52.840 --> 00:19:01.120 Sen hiç 'Kâbe'yi yıkma ey komutan!' diye yalvarmıyorsun. Hiç Kâbe'den bahsetmiyorsun. 00:19:01.120 --> 00:19:07.440 'Bizim canımızı bağışla!' demiyorsun. 'Develerimi almış askerlerin, develeri ver!' diyorsun. 00:19:07.520 --> 00:19:14.800 Ne kadar düşüncesizmişsin, ne kadar basit düşünceliymişsin, ne kadar menfaatçi imişsin!" 00:19:14.800 --> 00:19:22.480 Böyle deyince, Abdulmuttalip ona bir cevap veriyor, diyor ki; "Ey komutan! Ben o yüz devenin sahibiyim. 00:19:22.840 --> 00:19:30.280 O develerin sahibiyim ben. Senden onları istiyorum. Kâbe'nin sahibi Allah'tır, o Kâbe'sini korur!" 00:19:30.400 --> 00:19:35.720 Muhteşem bir cevap! Ve Kâbe'yi Allah koruyor. O ordu perişan oluyor. 00:19:35.800 --> 00:19:43.960 İşte; E lem tera keyfe feale rabbüke bi-ashâbi'l-fîl, o sûre bu olay üzerine iniyor. Tarihî bir olay. 00:19:44.400 --> 00:19:51.200 Oraya kadar, yani Müzdelife'den Kâbe-i Müşerrefe'ye ne kadar bir yol var? 00:19:51.360 --> 00:20:03.360 7-8 kilometre. Yaya [olarak] 1,5 saatlik yol. Atla daha kısa. Gelmişler. Ne maksatla gelmişti ordu? 00:20:03.440 --> 00:20:09.800 Kâbe'yi yıkmak, dümdüz etmek niyetiyle gelmişlerdi. Ama Allah Kâbe'sini yıktırmadı. Nasıl yıktırmadı? 00:20:09.800 --> 00:20:14.560 Olağanüstü bir mûcizeyle. Ebabil kuşlarını gönderdi. Kuşlar yukarıdan taş attılar. 00:20:14.680 --> 00:20:24.720 O taş hangi kişiye isabet ettiyse… Küçük taşlar… Ama radyoaktif mi, zehirli mi, Allah bilir. 00:20:24.760 --> 00:20:30.680 Mânevî [özelliği] olan [taşlar...] Kime değdiyse öldü. Ordu perişan oldu. 00:20:30.720 --> 00:20:33.440 Bunları şunu anlatmak için söylüyorum: 00:20:33.520 --> 00:20:40.720 Allahu Teâlâ hazretleri dilerse karşı ordu kurmadan, silah çekmeden de koruyabiliyor mu? 00:20:41.320 --> 00:20:44.960 Onun misali, işte koruyabiliyor. Tamam, korur. 00:20:45.120 --> 00:20:53.560 Dilerse Mekke ahalisini, müşrikleri Mekke'deyken tepelerdi. Dilerse yolda tepelerdi. 00:20:53.640 --> 00:20:58.200 Yine Ebabil kuşlarını gönderirdi, Habibini korumak için. 00:20:58.240 --> 00:21:01.520 Ama tam Medine'ye kadar getirtiyor; 00:21:01.720 --> 00:21:08.120 Medine'nin münâfıkları, mü'minleri fark olsun diye, aziz ve muhterem kardeşlerim. 00:21:08.160 --> 00:21:13.480 Hikmeti anlıyor musunuz? Bunu söylüyor. Söylemese belki herkes anlayamaz. 00:21:13.520 --> 00:21:19.960 Âyet-i kerîmede söylüyor. "Allah sadık olanları, vefalı olanları mükâfatlandırmak için, 00:21:20.400 --> 00:21:27.480 münâfıkları da cezalandırmak için -tevbe ederse belki affeder ama cezalandırmak için- bu işi yaptı." diye bildiriyor. 00:21:27.560 --> 00:21:32.920 Yani mü'min, münafık fark olsun diye Allah imtihan açıyor, muhterem kardeşlerim. 00:21:32.960 --> 00:21:40.280 Burası benim konuşmamın üzerinde durmak istediğim en önemli yönlerinden birisi. 00:21:40.360 --> 00:21:53.560 Allah celle celâlühû herkesi daima imtihan eder. Hepimiz daima imtihandayız. Rahat bırakmaz. 00:21:53.640 --> 00:21:56.640 İlle bir noktaya getirir, sıkıştırır. 00:21:56.680 --> 00:22:02.600 "Bakalım o noktada şu yolu mu seçecek, bu yolu mu seçecek?" diye o yolun ağzına getirir. 00:22:02.680 --> 00:22:10.160 Eğer kul yolun çatallaştığı yerde Allah'ın rızası tarafını tutarsa demek ki sadıkmış, 00:22:10.280 --> 00:22:15.400 vefalıymış diye sadakatinden dolayı mükâfatlandırır. 00:22:15.800 --> 00:22:20.760 Dönerse demek ki münâfıkmış, dönekmiş diye dönekliğinden dolayı cezalandırır. 00:22:20.760 --> 00:22:24.240 Bunu anlatmak istiyorum, aziz ve muhterem kardeşlerim. 00:22:24.280 --> 00:22:28.240 Bu imtihandan biz dışta değiliz. Hepimiz için. 00:22:28.240 --> 00:22:37.240 Türkiye'deki, Bosna'daki, Çeçenistan'daki, Özbekistan'daki, Hindistan'daki, Keşmir'deki, 00:22:37.320 --> 00:22:45.440 Pakistan'daki, Bangladeş'teki, Endonezya'daki, dünyanın her yerindeki müslümanlar bu imtihanın dışında değil. 00:22:45.480 --> 00:22:52.360 Buna benzer imtihanları hayatta Allahu Teâlâ hazretleri kulun başına getirir. Ne yapmak lazım? 00:22:52.480 --> 00:22:58.800 "Aman yâ Rabbi!" demek lazım. "Aman yâ Rabbi! Bana yardım et. İmtihanı başarayım. 00:22:58.840 --> 00:23:01.960 Zorlu soru sorma. İmtihanda yardım eyle. 00:23:02.400 --> 00:23:09.880 Lütfunla, kereminle bu imtihanı alnımın akıyla, başarıyla atlatayım yâ Rabbi! 00:23:09.960 --> 00:23:17.440 Senin yardımına çok ihtiyacım var yâ Rabbi!" demeliyiz. İyyâke na'budu ve iyyâke nestaîn. 00:23:17.560 --> 00:23:23.520 "Sadece sana ibadet ediyoruz yâ Rabbi! Sadece senden yardım istiyoruz yâ Rabbi! 00:23:23.520 --> 00:23:31.160 Başkasından istemeyiz yâ Rabbi!" deyip o İyyâke na'budu ve iyyâke nestaîn'e çok sıkı sarılmamız lazım. 00:23:31.160 --> 00:23:35.680 Gözümüzü açmamız lazım. Allah bizi zorlu imtihanlara uğratmasın. 00:23:36.240 --> 00:23:44.800 Uğradığımız, karşılaştığımız imtihanlarda da tevfîkini refîk eylesin, yardım eylesin. 00:23:44.880 --> 00:23:51.520 Âciziz, âciz olduğumuz zaman da, güçsüz olduğumuz zaman da, bak eski mü'minlere nasıl yardım etmiş? 00:23:51.600 --> 00:23:57.680 Bir fırtına göndermiş. Kâfirlerin ağızlarına burunlarına toz toprak, kum tepmiş. 00:23:57.680 --> 00:24:02.200 Atlarını ürkütmüş, çadırlarını sökmüş. Yıkılıp defolup gitmişler. 00:24:02.200 --> 00:24:07.720 Medine-i Münevvere'nin neresine kadar gelmiş oluyorlar? 00:24:07.760 --> 00:24:15.640 "Yedi Mescitler"e kadar gelmiş oluyorlar. Yedi Mescitler neresi? Bir tepe var. 00:24:15.840 --> 00:24:21.960 Oradan tepeden aşarsanız şu taraf Medine. Ama tepeden aşmak zor. İsterse aşabilir de... 00:24:22.800 --> 00:24:29.320 Aşarken tepelerler. Dolanacak, Seniyyetü'l-Vedâ'dan gidecek. Sultane yolundan gidecek. 00:24:29.400 --> 00:24:35.480 Oradan varacak. Seti oraya yapmışlar. "Dağlardan geçeni tepeleriz. 00:24:35.520 --> 00:24:40.520 Oralardan geçemezler nasıl olsa. Yoldan geleni de geçirtmeyiz." diye hendek yapmışlar. 00:24:40.640 --> 00:24:47.560 O kadar yakın. Allah oradan def ettirmiş. Allah cümlemize tevfîkini refîk eylesin. 00:24:47.680 --> 00:24:54.960 Cümlemize yardım eylesin. Çok âciz olduğumuzu itiraf ediyoruz. Bize acısın, lütfeylesin. 00:24:54.960 --> 00:25:04.160 Lütfuyla, keremiyle, merhametiyle muamele eylesin. İki cihanda her türlü tehlikeden korusun. 00:25:04.280 --> 00:25:08.000 Her türlü nimete nail ve sahip ve mazhar eylesin. 00:25:08.160 --> 00:25:13.280 Bi-hürmeti esmâihi'l-hüsnâ ve habîbihi'l-müctebâ ve bi-hürmeti esrârı sûreti'l-Fâtiha.