WEBVTT 00:00:00.100 --> 00:00:02.483 Bismillâhirrahmânirrahîm 00:00:02.508 --> 00:00:11.414 El-hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. 00:00:11.439 --> 00:00:18.826 Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidi'l-evvelîne ve'l-âhirîne ve imâmi'l-muttakîn ve eşrefî'l-mürselîn 00:00:18.918 --> 00:00:25.630 Muhammedini'l-Mustafâ ve alâ âlihi ve sahbihî ve mentebiahû bi-ihsânin zevi's-sıdkı ve'l-vefâ. 00:00:25.368 --> 00:00:29.145 Emmâ ba'dü fe kâle Resûlullâhi sallallahu aleyhi ve sellem: 00:00:29.371 --> 00:00:33.817 Kalbü'l-mü'mini hulvün yuhibbü'l-halâvete. 00:00:34.227 --> 00:00:36.494 Kalp Arapça'da iki mânaya geliyor: 00:00:36.494 --> 00:00:37.577 Bir yürek demek. 00:00:38.364 --> 00:00:42.448 Kayıkçını küreği tıp tıp atar yüreği 00:00:42.989 --> 00:00:47.920 Yürek, et parçası. 00:00:47.880 --> 00:00:49.467 Bir de gönül mânasına geliyor. 00:00:49.717 --> 00:00:50.572 Gönül nerede? 00:00:51.259 --> 00:01:00.288 Vallahi bilmem! Gönül, tarifi zor bir şey, insanın iç âlemi! Ama "şurada burada" denilmez. 00:01:00.288 --> 00:01:03.540 Belki o yüreğin olduğu yerle ilgisi de var. 00:01:04.423 --> 00:01:10.254 Ama gönlün mânası yürek demek değil. Birisi et parçası birisi de insanın iç âlemi. 00:01:10.254 --> 00:01:11.250 "Gönlüm kırıldı." 00:01:12.529 --> 00:01:13.323 Üzüldüm, demek. 00:01:14.357 --> 00:01:16.417 "Gönlüm seni çok sevdi." 00:01:17.100 --> 00:01:19.385 Demek ki sevme kabiliyeti var. 00:01:20.415 --> 00:01:24.664 Kalbü'l-mü'mini hulvün. "Mü'minin kalbi, gönlü tatlıdır." 00:01:25.289 --> 00:01:29.912 Mü'minin içi tatlıdır. Kestiğin zaman bakarsın, içi tatlı. 00:01:30.272 --> 00:01:35.169 Çilek renginde bir meyve var; ince kabuklu, dışı solgun kırmızı. 00:01:35.930 --> 00:01:41.376 Dışarıdan bakıyorsun; "Bu bayatlamış, manavda durmuş, herhalde tatlı değil…" diyorsun. 00:01:42.560 --> 00:01:47.395 İncecik kabuk soyuluyor. Altından sedef gibi pırıl pırıl sulu meyve çıkıyor: Liçi. 00:01:47.461 --> 00:01:48.465 O benim hoşuma gidiyor. 00:01:48.500 --> 00:01:53.770 Dışı mütevazı, içi tatlı. Ben onu dervişlere benzetiyorum: dışı mütevazı, içi tatlı! 00:01:53.435 --> 00:01:57.232 Kalbü'l-mü'mini hulvün yuhibbü'l-halâvete. "Mü'min tatlıdır, tatlılığı sever." 00:01:57.611 --> 00:02:05.720 Mü'min hoş adamdır. Mü'min insan; tatlı insandır, sevimli insandır, tadına doyum olmaz. 00:02:06.134 --> 00:02:16.816 İyi mü'minin tadına doyum olmaz, arkadaşlığına, yolculuğuna, komşuluğuna, ortaklığına doyum olmaz. 00:02:16.816 --> 00:02:21.941 Mü'min tatlıdır; tadına doyamazsın, bayılırsın, ayrılmak istemezsin. 00:02:22.808 --> 00:02:24.275 Bir kere düşünüverin: 00:02:25.650 --> 00:02:31.200 O mübarek evliyâullah büyüklerimiz birbirlerini nasıl sevmişler, nasıl sevdirmişler; 00:02:31.200 --> 00:02:34.359 o dervişler, o mübarekler, nasıl edeple… 00:02:34.359 --> 00:02:38.618 Kapıdan girişleri bir edep, oturmaları bir edep, konuşmaları, 00:02:39.760 --> 00:02:45.448 ayakta durmaları, hizmetleri bir edep, bin bir türlü hizmet… Ne güzel dünya imiş! 00:02:47.370 --> 00:02:53.327 Geçtiğimiz yirminci asrın en büyük hunharlığı nedir? 00:02:54.396 --> 00:03:03.668 Yirminci asrın, gaddar hunhar insanların yirminci asırda yaptıkları en büyük hunharlık nedir? 00:03:04.168 --> 00:03:10.218 Bu güzel medeniyeti, bu mânevî medeniyeti tahrip etmeye çalışmalarıdır, yok etmeleridir! 00:03:10.443 --> 00:03:17.110 Osmanlı medeniyeti, tasavvuf medeniyeti; bu tasavvuf medeniyetini yıkmaları yok mu? 00:03:17.773 --> 00:03:23.839 Bu insanların birbirleriyle tatlı tatlı geçinmeleri, birbirlerine tatlı tatlı kardeşlikleri, 00:03:23.839 --> 00:03:29.864 birbirlerine tatlı tatlı muhabbetleri, hediyeleri, birbirlerinin yollarına can vermeleri... 00:03:30.332 --> 00:03:35.939 Bu güzel duyguların bu dünyadan silinmesi en büyük felakettir, en büyük çevre kirliliğidir. 00:03:36.852 --> 00:03:38.782 En kötü durumdur! 00:03:39.258 --> 00:03:47.547 Maalesef bu güzelim medeniyet kitaplarda kaldı gibi, neredeyse yok oldu gibi! 00:03:48.850 --> 00:03:52.929 İnşaallah biz canlandırırız. Bakarsın tohumlar buralarda yeşerir. 00:03:53.842 --> 00:04:05.158 İnsanlar bir insanlık görsünler, arkadaşlık vefa, dostluk, kardeşlik, fedakârlık görsünler. 00:04:05.775 --> 00:04:15.568 Burada yeryüzünde gezen kanatsız meleklerden müteşekkil bir toplum inşaallah olur. 00:04:16.169 --> 00:04:25.290 Dedikodusuz, gıybetsiz, yalansız dolansız, safî, halis, muhlis bir toplum… 00:04:26.398 --> 00:04:34.345 Her şey güzel, her şey tatlı; kurt kuzuyla ahbap, arkadaş; gelin kaynanayla dost; 00:04:34.993 --> 00:04:39.127 karı koca muhabbetli, birbirlerini şu kadarcık incitmemişler… 00:04:39.524 --> 00:04:43.417 İhvanımızdan birisi öldü de hanımı öyle diyor: 00:04:43.666 --> 00:04:50.947 60-70 yıl ne kadar evlilik sürmüşlerse sürmüşler, "Birbirimizi şu kadar incitmedik!" diyor. 00:04:51.947 --> 00:04:53.767 Evlilikte incitmemek olur mu? 00:04:54.962 --> 00:05:04.380 Evlilik kavgalı gürültülü, fırtınalı, bağırmalı çağırmalı oluyor. Çok şeyler duyuyoruz. 00:05:04.380 --> 00:05:10.419 Belki kendimiz de yapıyoruz. Herkes kendisinin hâlini biliyor. 00:05:11.777 --> 00:05:18.267 "Kazaklık" demişiz, bir huy beğenmişiz ama hangi kitap yazıyor? 00:05:18.267 --> 00:05:24.220 Hadis kitaplarında mı yazıyor, tefsir kitaplarında mı yazıyor, fıkıh kitaplarında mı yazıyor?!.. 00:05:24.758 --> 00:05:30.799 Bir kazaklıktır tutturmuşuz, erkek adam kazak adam diye tutturmuşuz öyle gidiyoruz ama 00:05:31.674 --> 00:05:35.410 acaba Peygamber-i Zîşan'ımızın adabı nasıldı? 00:05:35.410 --> 00:05:39.957 Peygamber Efendimiz acaba nasıl yaşadı, evinde nasıl yaptı? 00:05:40.284 --> 00:05:43.875 Aile yaşantısı, aile fertlerine karşı muamelesi nasıldı?.. 00:05:44.578 --> 00:05:52.559 Bunu arayıp sorup; "Ben böyle yapayım, bunu gaye edinip bunu yapmaya çalışayım…" [diyen yok gibi]. 00:05:52.559 --> 00:05:59.281 60-70 yıl yaşayıp da zerre kadar birbirini incitmemek ne kadar güzel bir şey, ne tatlı şey! 00:06:00.327 --> 00:06:02.491 [Mehmed Zahid Kotku] Hocamız'la beraber Tavşancıl'a uğrardık. 00:06:03.194 --> 00:06:10.350 Tavşancıl'da ihvanımızdan bir hanım teyze vardı. Nur içinde yatsın, makamı âlâların âlâsı olsun! 00:06:10.972 --> 00:06:20.120 Tavşancıl bir köy, Gebze'ye gelirken bir köy. 00:06:21.536 --> 00:06:28.255 Ama o tatlı dili, o güleç yüzü, bizi karşılayışı, 00:06:28.255 --> 00:06:41.942 o ikramı sanki Osmanlı sultanlarının saraylarından arta kalmış, müzeden çıkma bir sultan hanım gibiydi. 00:06:43.347 --> 00:06:50.607 "Efendim!" deyişi, hitap edişi, ikram edişi çok şahane idi. 00:06:51.840 --> 00:06:54.920 Bilin ki belki kelimelerimle anlatamıyorum, 00:06:54.889 --> 00:06:59.592 belki gördüklerimi size anlatmak istesem sabahlar olur, haftalar geçer. 00:07:00.443 --> 00:07:06.501 Bilin ki çok yüksek, çok zarif, çok ince bir ruh medeniyeti vardı. 00:07:06.875 --> 00:07:16.607 Ruhsal medenîlik vardı, ruh dünyası zengin insanların kurduğu bir medeniyet vardı. Her şey güzeldi. 00:07:17.239 --> 00:07:23.998 Yirminci yüzyılda hunharlar, gaddarlar, cebbarlar, zalimler bunu yıktılar. 00:07:25.333 --> 00:07:35.618 Ondan sonra da yerine tangırtılı tungurtulu, cazlı barlı pavyonlu, pis, 00:07:35.892 --> 00:07:44.474 iğrenç radyolarla televizyonlarla çirkin filmlerle evimize [girdiler]. 00:07:44.474 --> 00:07:51.779 Haberleri açarken dinleyemiyoruz, televizyonda reklamları bile kapatmak zorunda kalıyoruz. 00:07:55.451 --> 00:08:02.839 Akılları fikirleri şerde, şeytanlıkta olan insanlardan kurulu bir dünya! 00:08:03.112 --> 00:08:11.312 Peki, akılları fikirleri melekler gibi yaşamak isteyen insanlar yok mu? 00:08:12.510 --> 00:08:20.760 Var ama onlar bir toplum oluşturamamış, onlar kendilerini sunamamış. 00:08:20.882 --> 00:08:29.934 Amerika'da, burada, başka Avrupa ülkelerinde kendi örflerini yaşatmaya çalışan çeşitli dinî gruplar var. 00:08:30.238 --> 00:08:37.830 Ama biz o yüksek tasavvuf medeniyetimizi yaşatamamışız! 00:08:37.598 --> 00:08:47.563 Mevlânâ hazretlerinin mübarek şehri Konya'da Mevlevî tekkesi ve şeyhi yok! Hayretler içinde kaldım! 00:08:48.266 --> 00:08:57.163 İşim olmasaydı Allah nasip etseydi Konya'ya Mevlevî tekkesi açmaya gidecektim! 00:08:58.248 --> 00:09:09.394 Ayıp, Konyalılar'a çok ayıp ki Mevlânâ hazretlerinin [tekkesini] devam ettirememişler. 00:09:10.510 --> 00:09:18.740 Tekkesi kapanmış, şeyh kalmamış. O Mevlevî dervişliği ki zarafetine cümle cihan hayran! 00:09:19.864 --> 00:09:22.400 Yunus Emre'nin yolu devam etmemiş. 00:09:23.710 --> 00:09:33.564 Eşrefoğlu Rûmî'nin hâli, o güzelim İznik'in manzarasıyla türbeleriyle, 00:09:33.564 --> 00:09:38.689 camileriyle, yeşilliği ile gölüyle o güzelim İznik'in güzelleri gitmiş. 00:09:39.767 --> 00:09:46.969 Çıplak pantolonlu, terli kokulu, kıllı, pis, pasaklı insanların istilasında, 00:09:48.227 --> 00:09:55.773 yağlı terli korkunç bir medeniyet, iğrenç bir medeniyet! 00:09:56.804 --> 00:10:02.438 İnşaallah bir yerde bu güzel nadide çiçek açar. 00:10:02.688 --> 00:10:09.800 Bu güzel fidan büyür, inşaallah tekrar o nadide çiçeklerini verir. 00:10:09.369 --> 00:10:16.682 İnşaallah belki olur, Cenâb-ı Hak nasip etsin. Ama çok güzel bir medeniyet! 00:10:17.323 --> 00:10:28.184 Her şeyi ile iç âlemi tatlı insanların birbirleriyle tatlı geçimleri, sabırları, hizmetleri, 00:10:28.769 --> 00:10:34.724 fedakârlıkları, ikramları, ihlâsları, gözyaşları; 00:10:35.403 --> 00:10:42.804 şairane, âşıkane, sadıkane, halisane, muhlisane iç dünyaları… 00:10:43.795 --> 00:10:44.795 Şiirlerini okuyun: 00:10:49.380 --> 00:10:55.610 İbrahim Hakkı Erzurumî hazretleri bir şeyh; 00:10:55.195 --> 00:11:02.567 Mârifetnamesi'ni okuyun, kullandığı kelimelere, anlattığı konulara bakın! 00:11:04.360 --> 00:11:09.694 Eşrefoğlu Rûmî bir şeyh, Müzekki'n-nüfûs isimli eserini okuyun! 00:11:09.850 --> 00:11:11.591 Müzekki'n-nüfûs ne demek? 00:11:12.943 --> 00:11:28.613 "İnsanın içini, nefsini tertemiz eden kitap" demek. Bir okuyun, neler neler var görün! 00:11:29.894 --> 00:11:36.959 İnce, çok ince ayar, mücevheratçılık gibi ince ayar bir irfan medeniyeti. 00:11:38.670 --> 00:11:43.135 Mü'min işte öyle tatlıdır; işte ona âşığız, ona hasretiz onu anlatıyoruz. 00:11:43.765 --> 00:11:46.289 Mü'min öyle tatlıdır, tatlılığı sever. 00:11:46.984 --> 00:12:01.496 Güzel bir hareket, tatlı bir hareket, bir davranış şekli, bir gülücük, bir sözcük gönülleri fetheder. 00:12:03.114 --> 00:12:14.532 Ahlâk harika, âdâb eşsiz, emsalsiz, usul erkân son derece güzel! Şimdi insanlar usul erkân bilmiyor. 00:12:15.828 --> 00:12:24.979 Büyüklere, küçüklere, eşitlere nasıl davranılır, nasıl oturulur nasıl kalkılır?.. 00:12:27.246 --> 00:12:33.293 [Mehmed Zahid Kotku] rahmetullâhi aleyh Hocamız'ın zamanında video olsaydı da Hocamız'ın dervişliğini, 00:12:33.855 --> 00:12:38.490 şeyhinin yanına gidişini gelişini tesbit edebilseydik. 00:12:39.134 --> 00:12:43.319 O eski mübareklerin hayatlarını kaleme alabilseydik. 00:12:44.663 --> 00:12:48.230 Abdülaziz Efendi müridlerinin ağzına lokmayı kendisi tutuverirmiş. 00:12:49.588 --> 00:12:59.100 Muhabbete bak! Bir baba gibi, evlat besler gibi, rahmetullâhi aleyhim ecmaîn. 00:12:59.747 --> 00:13:01.145 Ama nasıl insanlar? 00:13:02.302 --> 00:13:09.901 Hocalarını aramaya giderlermiş. Abdülaziz Efendi, bizim Hocamız Mehmed Zahid [Kotku] Efendi'nin 00:13:09.901 --> 00:13:19.113 elinden tutup da tekkeye getirdiği kimse. İkisi arkadaş, Hocamız tekkeye girişte daha kıdemli. 00:13:20.706 --> 00:13:21.520 Ne yaparlarmış? 00:13:22.409 --> 00:13:31.566 Şeyhlerini arıyorlar. Şeyhleri ya Beyazıt ya da Ayasofya camimizde olurmuş. Orada ders verirmiş. 00:13:33.180 --> 00:13:35.321 Ayasofya bir zamanlar camiymiş kardeşlerim. 00:13:36.609 --> 00:13:44.324 Fatih Sultan Mehmed Han zamanından beri minarelerinden ezan okunurmuş da namaz kılınırmış, 00:13:44.519 --> 00:13:46.445 bir zamanlar hutbeler okunurmuş. 00:13:47.865 --> 00:13:52.716 Şimdi içinde namaz kıldı diye kılmaya teşebbüs eden insanı mahkûm ediyorlar. 00:13:54.980 --> 00:14:00.122 O Ayasofya Camii'nde mi Beyazıt Camii'nde mi bilmiyorlar. 00:14:00.887 --> 00:14:04.253 Hocalarını arayacaklar, Beyazıt Camii'nden başlarlarmış. 00:14:04.542 --> 00:14:06.985 Gidecekler, diz çökecekler, dinleyecekler. 00:14:07.546 --> 00:14:21.805 Çünkü Nakşibendi tarikatının en önemli özelliklerinden birisi sohbet-i şeyhtir; şeyhin sohbetidir. 00:14:22.594 --> 00:14:25.501 Bizim tarikatımızda şeyhin sohbeti çok önemlidir. 00:14:26.630 --> 00:14:30.938 En önemli işlerden birisidir. Şeyhin sohbetinde bulunmak en büyük devlet! 00:14:32.930 --> 00:14:33.934 Beyazıt Camii'ne gelirlermiş. 00:14:33.934 --> 00:14:36.853 İstanbul camilerini bilenler bilirler ki 00:14:37.696 --> 00:14:42.611 camilerin kapıları açık olur ama bir meşin kapısı vardır, perdesi vardır. 00:14:42.611 --> 00:14:46.663 Kalın, meşin perde kaldırılıp öyle girilir; 00:14:46.683 --> 00:14:48.900 rüzgâr iter, zor kaldırırsın. 00:14:50.123 --> 00:14:53.990 Çünkü hava cereyanından dolayı hava oraya tazyik yapar, sağlam da bir şey. 00:14:54.486 --> 00:14:59.975 Taşlara gömülmüş halkalara tutturulmuş sağlam perde, meşin cami kapısı perdesi. 00:15:00.526 --> 00:15:04.110 Beyazıt camisinin avlusuna şadırvanın olduğu yere girerlermiş. 00:15:04.461 --> 00:15:14.810 Oradan ara kapıya gelirlermiş, perdeyi çekerlermiş, içeriyi bir koklarlarmış. 00:15:14.502 --> 00:15:19.295 İçeri girmiyorlar, içeri bakmıyorlar, içeri bakmak yok! 00:15:20.622 --> 00:15:27.337 Perdeyi kaldırıp koklarlarmış, "Hocamız burada değil!" derlermiş, yürüyüp Ayasofya'ya giderlermiş. 00:15:27.461 --> 00:15:35.225 Ayasofya'da bulurlarmış. Kokusundan bilirlermiş, kuzuların koyunları, analarını buldukları gibi! 00:15:36.544 --> 00:15:45.595 Şeyhleri de öyle kokarmış demek ki! Ne derviş ne şeyh! Allahu ekber, ne insanlarmış! 00:15:47.733 --> 00:15:51.412 Tasavvufu kitaplarda anlatırken şiirle anlatmışlar. 00:15:52.872 --> 00:15:59.393 Çünkü içleri şiir dolu, şairanelik dolu, hassasiyet dolu! 00:16:00.885 --> 00:16:08.741 Gençler Beyazıt meydanında karşılaştığı zaman birbirlerine derlermiş ki; 00:16:10.373 --> 00:16:11.577 "Nasılsınız mirim?" 00:16:12.818 --> 00:16:18.750 Mirim: "komutanım, emirim" demek. 00:16:18.770 --> 00:16:27.627 "Emir" sözünün e'si düşüyor "mir" kalıyor. "Ey benim kumandanım, üstüm" mânasına. 00:16:28.149 --> 00:16:30.446 "Nasılsınız mirim, iyi misiniz?" derler. 00:16:31.633 --> 00:16:42.165 Bizim zamanımızda Beyazıt'ın ahalisini biz biliriz. Birbirleriyle karşılaştıkları zaman; 00:16:42.758 --> 00:16:48.600 "Vay, ulan sen nerelerdeydin, günlerdir yoktun. Allah kahretsin, özledim seni, gel bir sarılayım!.." 00:16:48.178 --> 00:16:56.810 Niye "kahretsin" diyorsun? Niye "ulan" diyorsun, niye bağırıp çağırıyorsun?!.. Sevgiden [ama] seviye düşmüş. 00:16:56.713 --> 00:17:04.814 Eskiden "Nasılsın mirim?" derlermiş, sonra da; "Hangi tekkeden feyz alıyorsunuz?" diye sorarlarmış. 00:17:06.400 --> 00:17:18.237 Çünkü gençler eğitim görmek için bir tekkeye giderlermiş, futbol kulübüne değil; moda oymuş. 00:17:19.747 --> 00:17:26.198 Bir tekkeye giderlermiş de oturmanın kalkmanın konuşmanın âdâbını öğrenirlermiş. 00:17:27.440 --> 00:17:28.576 Osmanlı medeniyeti nedir? 00:17:28.895 --> 00:17:33.909 Serâpâ bir tasavvuf medeniyetidir: Usul, erkân, edep! 00:17:34.417 --> 00:17:43.544 Evliyâ Çelebi Seyahatname'sini okursanız satır satır ifadelerine, Osmanlı'ya hayran kalırsınız. 00:17:44.480 --> 00:17:47.277 Osmanlı'nın saraylarına bakın, konaklarına bakın, 00:17:50.480 --> 00:18:02.587 çinilerine, şadırvanlarına, sibyan mektebine, çeşmesine, haznesine, hanına hamamına bakın; 00:18:02.884 --> 00:18:03.938 her şeyi güzeldir. 00:18:05.375 --> 00:18:10.974 Her cami yapılırken yanına bir de hamam yapmışlar, şarıl şarıl suları akar. Gir yıkan kardeşim. 00:18:14.230 --> 00:18:19.794 Hepsinin yanında hamamları vardır. Hepsinin avlusunda şadırvanları vardır. 00:18:20.239 --> 00:18:23.470 Hele Bursa camilerinin içinde şırıl şırıl sular akar. 00:18:24.837 --> 00:18:31.332 Bir su medeniyeti, bir ses medeniyeti, bir ışık medeniyeti, bir renk medeniyeti, 00:18:31.707 --> 00:18:35.449 bir zevk medeniyeti, bir edep medeniyeti!.. 00:18:36.621 --> 00:18:46.530 Tariflere sığmaz, anlatılamaz güzellikte bir medeniyet vahşiler tarafından yok edildi! 00:18:48.545 --> 00:18:53.626 Vahşiler tarafından ayaklar altında çatur çutur yok edildi gitti. 00:18:56.250 --> 00:18:59.966 Ben şimdi bakıyorum da İznik çinisi yapamıyorlar, 00:18:59.966 --> 00:19:04.723 on beş-on altıncı yüzyıldaki İznik çinisini yapamıyorlar. 00:19:05.300 --> 00:19:10.864 Süleymaniye Camii'nin çinisinin renklerini yirminci yüzyılda bulamıyorlar. 00:19:12.746 --> 00:19:14.442 Öyle bir eser ortaya koyamıyorlar. 00:19:15.372 --> 00:19:20.712 Süleymaniye Camii yapılırken Haliç'in suları çıkıncaya kadar temelleri kazılmış. 00:19:22.797 --> 00:19:30.950 Yaptığı işlerin sağlamlığına bakın! Taşı kıpırdamamış, duvarı çatlamamış. Ne tedbirler almışlar. 00:19:31.895 --> 00:19:34.534 Bir inceleyin bu caminin etrafında neler var? 00:19:35.650 --> 00:19:49.735 Hastane, şifahane var, sonra fukaraya yemek dağıtılan aşhane var, medreseler var… 00:19:52.715 --> 00:19:58.866 Millet sanıyor ki; Süleymaniye Camii'nin duvarının kapısından içeriye adımımızı attığımız zaman 00:19:59.318 --> 00:20:00.899 Süleymaniye Camii budur! 00:20:00.931 --> 00:20:04.630 Hayır! Sokak da Süleymaniye'nin, 00:20:04.367 --> 00:20:09.293 sokağın karşısındaki, sağındaki, solundaki, aşağısındaki binalar da Süleymaniye'nin! 00:20:09.793 --> 00:20:18.143 Fatih Camii'nin müştemilatı, binaları, eskiden bulvara kadar gelirmiş, Saraçhane başına kadar gelirmiş. 00:20:18.791 --> 00:20:25.524 Yıka yıka külüstür apartmanlar, evler yapmışlar, tuğla yığınları yapmışlar. Mezarlığa çevirmişler! 00:20:27.384 --> 00:20:31.554 Evlatlar; ecdadın güzelliklerini koruyamayan, güzelliği anlamayan, 00:20:32.483 --> 00:20:37.466 güzelliği sevemeyen, yaşatamayan hâle gelmiş. 00:20:38.683 --> 00:20:40.848 Yamyamlaşmış, maddîleşmiş. 00:20:41.714 --> 00:20:46.117 Sigara dumanı, küfürlü kahve sohbetleri, 00:20:46.531 --> 00:20:52.631 iskambil, domino, tavla şıkırtıları tıkırtıları, patlatmaları çatlatmaları, 00:20:53.732 --> 00:21:02.956 bira şarap içki kumar, ana avrat küfür… bu hâle gelmişler. 00:21:03.853 --> 00:21:10.485 Mü'min tatlıdır tatlılığı sever. Mü'minin her işi tatlıdır, güzeldir, hoştur, sevimlidir, beğenilir! 00:21:11.742 --> 00:21:12.742 İkinci hadîs-i şerîf: 00:21:14.600 --> 00:21:18.902 Kalbün leyse fî hi şey'ün mine'l-hikmeti ke beytin harib. 00:21:19.492 --> 00:21:28.474 Fe teallemû ve allimû ve tefekkahû ve lâ temûtû cühâlâ fe innallâhe lâ ya'zuru ale'l-cehl. 00:21:30.715 --> 00:21:33.469 Hadîs-i şerîf İbn Ömer radıyallahu anhümâ'dan. 00:21:34.290 --> 00:21:36.944 Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş ki; 00:21:37.584 --> 00:21:46.882 Kalbün leyse fî hi şey'ün mine'l-hikmeti. "Bir gönül ki hikmet namına içinde hiçbir şey yok!" 00:21:48.765 --> 00:21:49.703 Hikmet ne demek? 00:21:49.735 --> 00:21:57.190 "Bilgelik, engin olgunluk" demek. 00:21:57.891 --> 00:22:09.857 Ke beytin haribin. "Kalbinde hikmetten hiçbir şey olmayan bir gönül yıkık harap bir eve benzer!" 00:22:11.131 --> 00:22:14.807 Hikmet olacak, mü'minin gönlünde hikmet olacak! 00:22:15.730 --> 00:22:17.610 Hikmet nedir, sadece bilgi midir? 00:22:17.860 --> 00:22:34.495 Hayır, sağlam bilgiye dayanan -zaten sağlam olan şeye muhkem derler, hikmet oradan geliyor- 00:22:35.136 --> 00:22:43.830 sağlam düşünce, sağlam zevk, sağlam duygu demek. Çok önemli! 00:22:44.809 --> 00:22:50.789 Çünkü herkesin fikri sağlam değildir. Kısaca; "Eşek hoşaftan ne anlar?!" demişler. 00:22:53.851 --> 00:22:58.901 Güzelliği anlamak için insan olmak lazım, insan-ı kâmil olmak lazım. 00:22:59.951 --> 00:23:04.406 "İçinde hikmet olmayan bir gönül harap bir ev gibidir!" 00:23:04.406 --> 00:23:06.482 Binâenaleyh o hâlde; 00:23:07.700 --> 00:23:16.700 Fe teallemû. "Bilgi öğrenin, bilginizi artırın, hikmetinizi çoğaltın!" 00:23:17.293 --> 00:23:24.924 Tabi öğreneceksiniz düşüneceksiniz uygulayacaksınız; iç âleminizde bu hazineler, mücevherat çoğalacak. 00:23:25.909 --> 00:23:31.120 İç âleminiz hazine olacak, iç dünyanız hazine gibi olacak! 00:23:31.791 --> 00:23:33.613 Teallemû. "Öğrenin, okuyun!" 00:23:34.490 --> 00:23:40.193 Hadisler var, âyetler var, büyüklerin güzel sözleri var, kitaplar var; 00:23:41.130 --> 00:23:45.782 her birisi hazine gibi kitaplar var, kütüphanelerde duruyor. 00:23:45.934 --> 00:23:56.231 Ve allimû. "Çoluğunuza çocuğunuza, hanımınıza, komşunuza, arkadaşınıza, küçüklere, gençlere öğretin!" 00:23:56.949 --> 00:23:58.414 Hem öğrenin hem öğretin!" 00:23:59.359 --> 00:24:08.918 Ve tefekkahû. "Dininizin inceliklerini de farkları da kafanıza iyice yerleştirin; 00:24:08.918 --> 00:24:11.852 fakih olun, dinin inceliklerini bilin!" 00:24:13.124 --> 00:24:17.811 Müftü Efendi Eskişehir'in bilmem hangi kasabasında musafaha edenleri görmüş; 00:24:18.303 --> 00:24:19.849 "Bırakın bu bid'at işleri!" demiş. 00:24:20.574 --> 00:24:29.326 Bre cahil müftü! Sen bid'atın ta kendisisin! Musafaha etmek sünnet! Sakal bırakana kızıyor; 00:24:29.966 --> 00:24:43.320 çünkü kendisi sakalsız, tıraşçı, bol sabunlu tıraşçı! Cemaatin sakallılarına kızıyormuş. 00:24:45.172 --> 00:24:47.412 Tefakkahû. "Dinin inceliklerini öğrenin!" 00:24:48.888 --> 00:24:55.482 Öğrenmezse hadisleri okumazsa hangisinin yaptığının doğru olduğunu bilmez ki! 00:24:56.333 --> 00:24:59.258 Pabuçları giyerken giymeye hangisinden başlayacağız? 00:24:59.672 --> 00:25:00.330 "Sağ ayağından." 00:25:00.330 --> 00:25:00.888 Çıkarırken? 00:25:01.841 --> 00:25:02.220 "Sol." 00:25:02.220 --> 00:25:04.373 Buyur, bunu okumasaydık bilir miydik? 00:25:04.927 --> 00:25:07.226 Bilmezdik, okuyacaksın ki bileceksin! 00:25:07.691 --> 00:25:09.379 Dinin inceliği... 00:25:09.660 --> 00:25:14.656 Medine-i Münevvere'de emekli paşayı ziyarete gittik, general. 00:25:14.656 --> 00:25:23.804 Dindar; kale gibi, başlı başına fethedilemez bir kale! İhtiyar, eski devrin adamı! 00:25:25.545 --> 00:25:27.589 Güzel koku ikram etti ben [sağ elimi] uzattım: 00:25:28.522 --> 00:25:29.967 "O değil, sol!" dedi. 00:25:30.552 --> 00:25:31.512 Ben "Sağ el!" dedim. 00:25:32.129 --> 00:25:32.998 "Yok, sol!" dedi. 00:25:34.510 --> 00:25:36.916 Sonradan Peygamber Efendimiz'in hadisine rastladım. 00:25:37.166 --> 00:25:40.181 Peygamber Efendimiz güzel kokuyu sol avucuna koyarmış, 00:25:40.618 --> 00:25:46.202 oradan alıp bıyıklarına, kaşlarına oradan sürermiş. 00:25:46.202 --> 00:25:53.396 Burası dağıtım merkezi! Sola almıyor, solu dağıtım merkezi yapıyor; yine sağla dağıtıyor. 00:25:54.669 --> 00:26:00.340 Bu, okumadan bilinmiyor. Ben sağ elimi uzattım; adamcağız ikaz etti, düzeltti. 00:26:00.620 --> 00:26:05.830 Öldüyse Allah rahmet eylesin, yaşıyorsa ömür versin, derecesi yüksek olsun. 00:26:06.470 --> 00:26:11.750 Tefakkahû. "Fakih olun, dinin inceliklerini öğrenin, cahil kalmayın!" 00:26:11.395 --> 00:26:16.640 İnsan her gün bir iki sayfa okusa öğrense çoluk çocuğuna öğretse; 00:26:16.516 --> 00:26:24.163 "Bak evladım, şöyle yap canım, bunun sevabı çok…" filan dese çoluk çocuk yavaş yavaş öğrenir. 00:26:25.655 --> 00:26:33.733 Zaten anne-baba nasıl yoldan giderse çocuklar da o yoldan gider, onları takip ederler. 00:26:36.990 --> 00:26:45.141 Çocukların yamukluğu annesinin-babasının yamukluğundandır. Anne-baba doğru gitse çocuklar da doğru olur. 00:26:46.437 --> 00:26:53.442 Annesi-babası fiilen gözle görülen numune olsa çocuk oradan gördüğünü yapar. 00:26:54.113 --> 00:26:57.820 Bir de sokağa çıkartırsan yaramaz çocuklarla karşılaşırsa 00:26:58.187 --> 00:27:02.279 yaramaz çocuklarda bir başka bir şey gördü mü hemen onu yapar. 00:27:03.107 --> 00:27:08.425 Çünkü gördüğünü yapar: "Aman evladım o yanlıştır!.." diye artık onu anlatıncaya kadar bir hâl olursun. 00:27:08.479 --> 00:27:14.874 Çünkü kötü arkadaş felakettir! Bir çocuk parkına götür, bir küfür öğrensin, 00:27:14.874 --> 00:27:19.125 akşam misafir geldiği zaman o sunturlu küfürü çocuk söyler. 00:27:20.406 --> 00:27:23.381 Kötü olduğunu bilmez ki! Duymuştur, 00:27:23.381 --> 00:27:28.346 bilmediği kelime olduğundan papağan gibi kapmıştır, kulağına yerleştirmiştir, mânasını bilmez. 00:27:28.916 --> 00:27:36.726 Anne-baba, ev halkı kıpkırmızı kesilir. O küfrü çocuk parkından almıştır, mânasını da bilmez. 00:27:39.576 --> 00:27:46.360 Anne-baba; çocuğa en çok tesiri olandır ama çoluk çocuktan, arkadaşlardan, oradan buradan da alır. 00:27:46.735 --> 00:27:50.110 Daima iyi arkadaş bulup iyilerle olmak lazım! 00:27:52.361 --> 00:27:57.791 İlim öğrenin ve öğretin ve dinin inceliklerini de kavrayın 00:27:58.111 --> 00:28:01.433 fakih olun dinin inceliklerini bilen insanlar olun! 00:28:01.824 --> 00:28:07.840 Ve lâ temûtû cühâlâ. "Cahil herifler olarak ölmeyin! diyor Peygamber Efendimiz. 00:28:08.435 --> 00:28:14.970 " Fe innallâhe lâ ya'zuru ale'l-cehl. "Çünkü Allahu Teâlâ hazretleri 00:28:14.667 --> 00:28:19.467 cahilliği mazeret saymaz, mazeret olarak kabul etmez!" 00:28:19.734 --> 00:28:20.773 "Bilmiyordum yâ Rabbi!.." 00:28:21.300 --> 00:28:23.743 "Bilseydin! Niye okumadın, niye öğrenmedin? 00:28:23.859 --> 00:28:30.100 Peygamber gönderdim, Kur'an-ı Kerim'i indirdim, niye onları okumadın?!.." 00:28:30.376 --> 00:28:37.127 Kur'ân-ı Kerîm'de yazıyor. Kur'ân-ı Kerîm'in Fâtiha sûresini okusa insana yeter. 00:28:39.595 --> 00:28:44.820 Bakara sûresinin Elif-lâm-mîm sayfasını okusa ondan arkadaki sayfasını okusa bütün siyaseti öğrenir. 00:28:45.304 --> 00:28:48.133 Çünkü orada insanların kimisinin nasıl; 00:28:48.133 --> 00:28:52.178 "Biz ıslah ediciyiz!" deyip dünyayı fesada verdiklerini gayet güzel anlatıyor. 00:28:53.256 --> 00:29:00.278 Fâtiha, elif lam mim, arka sayfa; münafıkları, "Mü'miniz!" dedikleri hâlde kâfirlik yapanları, 00:29:00.700 --> 00:29:03.872 küfre hizmet edenleri hemen üçüncü sayfada anlatıyor. 00:29:04.418 --> 00:29:15.128 İnsan onu iyice öğrense gidip fâsığa, facire, münafığa, müşrike kanmaz ki! Kanmaz ama okumazlar ki! 00:29:15.915 --> 00:29:24.503 Gazete okur, roman okur, Tommiks okur. Çocuğunun resimli kitabını alır, kenarda, tatilde onu okur… 00:29:25.292 --> 00:29:29.108 Yalı kazığı kadar adamsın, sen Tommiks okuyacak yaşta mısın? 00:29:30.264 --> 00:29:34.590 "Yaz tatili, ne olacak!" der, onu okur. Kur'ân-ı Kerîm okumaz! 00:29:34.582 --> 00:29:37.947 Türkiye'de Kur'ân-ı Kerîm'i bilmemek hiç ayıp sayılmıyor! 00:29:38.439 --> 00:29:43.724 Çok ayıp, ayıpların en büyüğü! Herkes ayıplı olduğu için kimse kimseyi ayıplamıyor! 00:29:44.653 --> 00:29:49.300 "Kardeşim, sen Kur'ân-ı Kerîm'i bilmiyor musun? Aman ne kadar ayıp…" demiyor. 00:29:49.979 --> 00:29:56.951 Herkes hayatından memnun! Hocalar da memnun, diyanet de "Elemtera'dan aşağısını okuyun, kâfi!" diyor. 00:30:00.919 --> 00:30:04.569 Zaten imamın, müezzinin işine geliyor. 00:30:04.595 --> 00:30:11.306 Köşede dükkânı var; namazı kıldırdıktan sonra dükkanını açacak, para kazanacak! Bir acayip dünya! 00:30:13.665 --> 00:30:15.181 Sabah namazına gelmez! 00:30:15.586 --> 00:30:23.119 Çok yere; "Ben gelmediğim zaman cemaat soğukta ayazda kalmasın!" diye cemaatteki hacı babalara anahtar vermiştir. 00:30:23.282 --> 00:30:27.193 Hacı baba kapıyı açar, cemaatten birisi öne geçer, namazı kıldırır. 00:30:27.193 --> 00:30:31.482 Türkiye'nin pek çok camiinde durum böyledir. Allah bizleri ıslah eylesin. 00:30:31.482 --> 00:30:37.183 Allah celle celâlüh cahilleri mazur saymıyor. "Öğrenin!" diyor. 00:30:37.794 --> 00:30:39.390 Peygamber Efendimiz buyuruyor ki; 00:30:41.377 --> 00:30:51.308 Kıyâmü'l-mer'i mea ehîhi'l-müslimi efdalü min i'tikâfi senetin fi'l-mescidi. 00:30:52.909 --> 00:30:57.642 Enes radıyallahu anh'ten rivayet olunmuş ki Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuş: 00:30:57.666 --> 00:31:06.223 Kıyâmü'l-mer'i mea ehîhi'l-müslimi efdalü min i'tikâfi senetin fi'l-mescidi. 00:31:06.248 --> 00:31:14.890 "Bir kişinin din kardeşinin işini görmek için onunla beraber bulunması, onun yanında yürümesi, 00:31:14.914 --> 00:31:22.814 gitmesi, işini görmek için onun yanında beraber duruşu mescitte bir sene itikâfa girmekten 00:31:22.838 --> 00:31:26.810 daha faziletli, daha üstün, daha hayırlıdır!" 00:31:26.835 --> 00:31:35.120 İtikâf, Ramazan'ın son on gününde bayağı fedakârlık oluyor değil mi? 00:31:35.370 --> 00:31:38.154 Evinden ayrılıyorsun, camiye geliyorsun; 00:31:38.179 --> 00:31:48.192 yastık, yorgan, yatak konforu azalıyor, bir de caminin düzenine uymak icap ediyor. 00:31:48.217 --> 00:31:55.356 Uyku azalıyor. İstediğin zaman uyuyamıyorsun, istediğini yiyemiyorsun; bir de oruç var. 00:31:55.381 --> 00:31:57.869 Ondan sonra bir de gece kalkıp ibadet edeceksin, 00:31:57.894 --> 00:32:02.552 bir de şu zikirleri çekeceksin, şu kadar Kur'an okuyacaksın… 00:32:02.577 --> 00:32:12.865 Bayağı ağırca bir vazife, meşakkatli ama çok da tatlı. 00:32:12.890 --> 00:32:16.991 Bittiği zaman çok tatlı oluyor, sonuçta insan çok memnun oluyor. 00:32:17.160 --> 00:32:25.703 Ama on gün. Biraz fazla olsun diye istiyoruz kabadayılıktan; 00:32:25.728 --> 00:32:33.105 "Daha da olsaydı, doyamadık…" filan ama daha fazla olsa vaziyet nasıl olur bilmem! 00:32:33.130 --> 00:32:42.600 Motorun kapağı çatlar, fazla tazyike gelemez, conta yakarız. 00:32:42.310 --> 00:32:53.131 Bir müslüman kardeşinin işini görüvermek bir sene mescitte itikâf etmekten hayırlıymış! 00:32:53.156 --> 00:32:55.911 Devlet dairesinde işi oluyor, İngilizce bilmiyor. 00:32:55.936 --> 00:33:01.950 Belediyede işi oluyor, gidecek, konuşmasını, takip etmesini bilmiyor… 00:33:01.120 --> 00:33:06.630 Aman kardeşim, geliver... "Gel." diyor arabasına alıyor, götürüyor. 00:33:06.655 --> 00:33:14.191 Bir müslüman kardeşinin işini görmek için yanında bulunmak bir sene mescidde itikâftan efdal, 00:33:14.216 --> 00:33:16.250 daha faziletli! 00:33:16.275 --> 00:33:16.996 Neden? 00:33:17.210 --> 00:33:22.584 Mü'minin mü'mini sevmesine Allah çok mükâfat veriyor. Ondan. 00:33:22.609 --> 00:33:28.753 "Bir müslüman bir müslüman kardeşini hastayken ziyaret ederse Allah, 00:33:28.778 --> 00:33:35.254 o ziyaret eden kardeşe yetmiş bin melek görevlendirirmiş. 00:33:35.279 --> 00:33:39.824 Günün hangi saatinde ziyaretine gitmişse 00:33:39.849 --> 00:33:45.340 akşam oluncaya kadar o melekler ona salât u selâm getirip dua ederlermiş. 00:33:45.590 --> 00:33:48.705 Gece ziyaretine gitmişse evinde 00:33:48.730 --> 00:33:55.482 gecenin hangi saatinde gitmişse sabah oluncaya kadar yetmiş bin tane melek 00:33:55.507 --> 00:33:58.988 ağız birliğiyle o kimseye salât u selâm edip 00:33:59.130 --> 00:34:08.332 o ziyaret eden mü'min için Allah'a dua ediveriyorlar!" diye hadis okumuştuk. 00:34:08.357 --> 00:34:09.857 Neden? 00:34:09.882 --> 00:34:16.591 Mü'minin mü'mini sevmesi sevap, hastayken ziyaret etmesi vazife 00:34:16.616 --> 00:34:25.942 ve sevap ve işini görüvermesi, gönlünü hoş etmesi, duasını alıvermesi de sevap! 00:34:25.967 --> 00:34:34.293 Mü'minin gönlünü yapmak, "Allah razı olsun." demek sevap, işini görüvermek sevap! 00:34:34.318 --> 00:34:44.250 Allah ne türlü ödüller koymuş ki mü'minler mü'minleri sevsin diye ama yine de sevmiyor. 00:34:44.275 --> 00:34:51.897 Yine de birbirlerine yorgun öküzün sabana yan baktığı gibi bakıyorlar; yamuk yumuk, kızgın kızgın! 00:34:51.922 --> 00:35:00.165 Yine de bir muhabbet yok! Ziyaret ederler, hanımlar birbirlerine küser; 00:35:00.190 --> 00:35:06.557 iş kurarlar, çatır çutur işleri ayırırlar; hacca giderler, dargın dönerler… 00:35:06.582 --> 00:35:08.740 Duymadık mı görmedik mi? 00:35:08.765 --> 00:35:12.712 Hacda kavga ediyor ondan sonra; "Ben seninle bir daha ebediyen konuşmam." 00:35:12.737 --> 00:35:16.578 Türkiye'ye karayoluyla hacdan geliyor. Antakya'dan Adana'ya geliyor. 00:35:16.603 --> 00:35:24.660 Adana'da bir kavga, Adana'dan içeriye Orta Anadolu'ya küs olarak giriyorlar! 00:35:24.910 --> 00:35:30.223 Hacı babalar, siz hacca gitmemiş miydiniz, hacdan dönmüyor musunuz? 00:35:30.248 --> 00:35:34.623 "Hacdan dönüyoruz ama onun Adana'da bana yaptığını bir bilsen… 00:35:34.648 --> 00:35:38.629 Yakalasam tenhada keratayı kör testereyle kıtır kıtır keseceğim!" 00:35:38.654 --> 00:35:44.392 Hacım dur, ne oluyorsun kestiğin müslüman, hacı arkadaşın!.. 00:35:44.417 --> 00:35:47.359 Hacı amcanın eline bir salahiyet versen kesecek. 00:35:47.384 --> 00:35:55.320 Hem de keskin değil kör testereyle kesecek ki bağırsın diye! Ciyak ciyak bağırınca zevk alacak! 00:35:55.345 --> 00:36:00.738 Fesubhanallah, şu şeytanın işine bak şu müslümanları nasıl kandırıyor? 00:36:00.763 --> 00:36:05.537 Hacca giderken kandırıyor, gelirken kandırıyor, hacda kandırıyor. 00:36:05.562 --> 00:36:13.479 Neler duyuyoruz neler… Allahu Teâlâ bize yardım eylesin. 00:36:13.504 --> 00:36:19.456 Eğitimimiz çok zayıf! Sınıfta kalmışız, sınıfta kalmışız, sınıfta kalmışız, 00:36:19.481 --> 00:36:26.502 belge almışız, atılmışız satılmışız; çok kusurlarımız var! 00:36:26.527 --> 00:36:31.352 Çevremiz çok bozuk! Günahlar çok, şeytanlar ortada oynuyor. 00:36:31.377 --> 00:36:40.149 Kuyrukları, kulakları, mızrakları kıpkırmızı; ortalıkta dolaşıyorlar, sürünüyorlar. 00:36:40.174 --> 00:36:46.861 Bizi yemek için ağızlarını açıyorlar. Öyle bir tehlikeli ortamdayız ki! 00:36:46.886 --> 00:36:49.818 Nereye kaçacağız? 00:36:49.843 --> 00:36:52.210 Şeytandan kaçacak üç tane yer var: 00:36:52.235 --> 00:37:02.900 1. Mescid: Buraya kaçacağız. Buraya getirmemek için şeytan size kırk tane mâni çıkartır. 00:37:02.115 --> 00:37:05.245 Yemeği yersiniz gözünüz mahmurlaşır: 00:37:05.270 --> 00:37:10.588 "Evde kılayım, şimdi yatıyım da ondan sonra kılayım…" Buraya getirmemek için şeytan bastırıyor. 00:37:10.613 --> 00:37:21.651 Dikkat, tuşa geliyorsunuz! Mescide giren temizlenir, kurtulur. 00:37:21.676 --> 00:37:33.668 2. Zikrullah: Zikrullah yapan, zikrullahı seven, zikrullaha devam eden kurtulur. Zikrullah kurtarır. 00:37:33.693 --> 00:37:44.849 3. Kur'ân-ı Kerîm: Bunları sırayla söylemiyorum. Üç tane sayıyorum, önceliklilik bakımından söylemiyorum. 00:37:44.874 --> 00:37:46.440 Kur'ân-ı Kerîm'e sarılan kurtulur. 00:37:46.465 --> 00:37:56.700 Yoksa dışarıda şeytanlar oynaşıyorlar, kıvır kıvır yılan gibi çıyan gibi dolaşıyorlar. 00:37:56.725 --> 00:38:03.419 Size sürünüyorlar farkında değiliz; ağzınızdan giriyor, burnunuzdan giriyorlar, sofranıza oturuyorlar. 00:38:03.444 --> 00:38:07.935 Besmelesiz evinize girdiğiniz zaman sizinle giriyor, 00:38:07.960 --> 00:38:10.798 besmelesiz yemeğe başladığınız zaman sizinle yiyor. 00:38:10.823 --> 00:38:14.834 Besmelesiz bir iş yaptığınız zaman aynen o işleri yapıyor. 00:38:14.859 --> 00:38:21.612 Hatta besmelesiz olunca şeytanın çocukları oluyormuş. 00:38:21.637 --> 00:38:29.993 Besmelesiz olunca adamın kendi evlâdı değil de şeytanın evlâdı oluyormuş. 00:38:30.180 --> 00:38:32.324 Hadîs-i şerîflerde geçiyor. 00:38:32.349 --> 00:38:35.696 Besmelesiz olduğu zaman, Allah adıyla olmadığı zaman [şeytanın evladı oluyor]. 00:38:35.721 --> 00:38:39.599 Allah bize yardımcı olsun, affetsin. 00:38:39.624 --> 00:38:45.544 Tevfîkini refîk eylesin. Her işimizi rızasına uygun yapmaya muvaffak eylesin. 00:38:45.569 --> 00:38:46.662 Allah hepinizden razı olsun. 00:38:46.687 --> 00:38:48.291 el-Fâtiha.