WEBVTT 00:00:00.243 --> 00:00:03.893 Allah'ın rahmeti, bereketi üzerinize olsun. Cumanız mübarek olsun. 00:00:04.780 --> 00:00:13.800 Yarın 29 Mayıs, İstanbul'un fethinin yıldönümü. 00:00:13.330 --> 00:00:26.256 Bu sene de Osmanlı Devlet-i Aliyyemizin, yani ta tarihin derinliklerinden beri devam eden devletimizin 00:00:22.643 --> 00:00:27.378 Osmanlı devresinin 700. kuruluş yıldönümü. 00:00:27.403 --> 00:00:34.100 Bu münasebetle seçmiş olduğum hadîs-i şerîflerden size okumak istiyorum. 00:00:36.453 --> 00:00:45.198 Allahu Teâlâ hazretleri bu dîn-i mübîn-i İslâm için hizmet edenlerden razı olsun. 00:00:45.857 --> 00:00:52.306 Makamlarını yüceltsin. O şehitlerin, o mübarek gazilerin şefaatlerine bizleri nâil eylesin. 00:00:52.306 --> 00:00:55.344 Bizleri de onların yolundan ayırmasın. 00:00:55.495 --> 00:00:59.390 Onlar gibi dîn-i mübîn-i İslâm'a güzel hizmetler etmeyi nasip eylesin. 00:00:59.858 --> 00:01:06.581 Nice nice fütuhât ve füyuzâtı bizlere de ihsân eylesin. 00:01:08.612 --> 00:01:15.622 Sa'yedenlerin sa'yi meşkur olsun. Allah hepinizden, böyle çalışanların hepsinden razı olsun. 00:01:15.876 --> 00:01:18.384 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, 00:01:18.994 --> 00:01:25.615 Ahmed b. Hanbel'den, Tirmizî'den rivayet olunan ve Tirmizî'nin "hasen sahih hadis" dediği, 00:01:25.615 --> 00:01:30.812 İbn Mes'ud radıyallahu anh'in rivayet ettiği bir hadîs-i şerîfinde şöyle buyuruyor: 00:01:32.271 --> 00:01:37.501 İnneküm mansûrûne ve musîbûne ve meftûhun leküm 00:01:38.195 --> 00:01:40.383 fe-men edrake zâlike minküm 00:01:40.589 --> 00:01:47.641 fe'l-yettekı'llâhe ve'l-ye'mur bi'l-ma'rûfi ve'l-yenhe ani'l-münkeri ve yesıli'r-rahim. 00:01:48.290 --> 00:01:53.279 Ve men kezebe aleyye müteammiden fe'l-yetebevve' mak'adehû mine'n-nâr. 00:01:54.913 --> 00:01:59.454 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in İstanbul'un fethiyle ilgili, 00:02:01.959 --> 00:02:06.727 "İstanbul muhakkak ve muhakkak fetholunacaktır." diye müjdesi var. 00:02:09.386 --> 00:02:15.969 "O ordu ne güzel ordudur, o ordunun komutanı ne güzel komutandır!" diye 00:02:15.969 --> 00:02:20.625 Peygamber Efendimiz'in hadîs-i şerîfinde methedildiği için "O şerefe nâil olalım." diye, 00:02:22.434 --> 00:02:24.557 müslümanların asırlarca peşinden koştukları bir güzel amaç. 00:02:26.430 --> 00:02:32.832 Peygamber Efendimiz'in müslümanlara verdiği müjdeli haberler, 00:02:32.832 --> 00:02:40.867 sadece İstanbul'un fethine dair o hadîs-i şerîften ibaret değil; nice nice hadîs-i şerîfler var. 00:02:41.399 --> 00:02:48.398 O hadîs-i şerîf meşhur olduğu için ben başka hadîs-i şerîflerden sohbetimin malzemesini derledim. 00:02:49.263 --> 00:02:55.809 İşte bu hadîs-i şerîf de Tirmizî'den, Ahmed b. Hanbel'den sahih, hasen bir hadîs-i şerîf. 00:02:55.809 --> 00:03:01.299 Râvîsi de mübarek Abdullah b. Mes'ud radıyallahu anh hazretleri. 00:03:01.739 --> 00:03:06.319 Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, -Allah şefaatine erdirsin- 00:03:06.319 --> 00:03:08.455 bu hadîs-i şerifte ne buyurmuşlar? 00:03:09.240 --> 00:03:11.386 İnneküm mansûrûn. 00:03:12.757 --> 00:03:20.820 "Siz Allah'ın nusretine, yardımına mazhar olacaksınız, mansur olacaksınız." 00:03:22.534 --> 00:03:26.756 Ve musîbûn. "Ve çok mallara isabet edeceksiniz. 00:03:26.756 --> 00:03:32.994 Yani çok ganimetler, mallar mülkler elinize geçecek." 00:03:34.732 --> 00:03:43.695 Ve meftûhun leküm. "Ve size diyarlar, imkânlar, rahmet kapıları, zafer, galibiyet kapıları açılacak." 00:03:45.484 --> 00:03:46.733 Bunlar nedir? 00:03:46.943 --> 00:03:52.300 Peygamber Efendimiz'in istikbale ait, Allah'ın kendisine bildirmesi, vaad etmesi, 00:03:53.963 --> 00:04:02.501 ikram etmesi, müjdelemesi üzerine ashabına verdiği istikbal haberleri. 00:04:03.243 --> 00:04:06.891 Bunlar söylendiği zaman, sahabe-i kirâmın durumları 00:04:08.510 --> 00:04:13.713 hiç öyle ileriye umutla bakacak durumlar değildi; 00:04:14.376 --> 00:04:22.654 hatta hepsi mahzun, mazlum, mağdur, müstad'af ve perişan idi. 00:04:24.128 --> 00:04:29.310 "Sabretmiyorsunuz; sabredince bunlar değişecek, önünüzde güzel günler gelecek, sabredin." 00:04:29.997 --> 00:04:32.930 diye Efendimizin davranışları öyle olmuştur. 00:04:33.630 --> 00:04:39.671 Hatta kütüphanenizdeki o güzel kitaplardan İslâm tarihini okumuşsanız 00:04:40.881 --> 00:04:45.251 belki içinizden okumaya meraklı bazı kardeşlerimiz rastlamış olabilir. 00:04:45.287 --> 00:04:52.397 Hendek harbinde müşrikler Medine'yi tahrip etmeye, müslümanları yok etmeye gelmişler. 00:04:52.678 --> 00:04:56.465 Çare olarak savunma düşünülmüş, hendek kazılıyor; 00:04:56.969 --> 00:05:03.930 o sırada amansız, parçalanmayan sert bir kaya çıkmış. Ashâb-ı kirâm âciz kalmışlar. 00:05:03.431 --> 00:05:08.623 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, o muazzam sert engelin, 00:05:09.256 --> 00:05:17.101 o kazılan siperdeki, hendekteki parçalanamayan kayanın parçalanması için eline aleti almış, 00:05:17.497 --> 00:05:20.166 bir vurmuş, bir ateş çıkmış. 00:05:20.694 --> 00:05:23.923 Sahabeler bunu görüyorlar, rivayet ediyorlar. 00:05:24.513 --> 00:05:27.236 Herkesin gözünün önünde cereyan eden bir olay. 00:05:28.512 --> 00:05:32.540 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuş: 00:05:32.645 --> 00:05:42.397 "İşte bu ışıyan ateşten, kıvılcımdan, bu parıltıdan istikbale ait bazı olayları gördüm; 00:05:43.738 --> 00:05:48.600 Kayserlerin, Kisraların diyarlarını Allah size bahşedecek." 00:05:48.160 --> 00:05:54.978 diye açıkça, o büyük devletlerin bile yenileceğini 00:05:55.555 --> 00:06:03.266 ve onların diyarlarının o anda savunmada olan müslümanların eline geçeceğini söylemiş. 00:06:03.266 --> 00:06:09.571 En ümitsiz anda, hiçbir ümit kıpırtısının görülmediği, ihtimalinin belirmediği bir zamanda söylemiş. 00:06:09.571 --> 00:06:11.174 Hatta müşrikler de; 00:06:11.353 --> 00:06:16.916 "Şunlara bak! Kendilerinin hayatı devam edecek mi etmeyecek mi belli değil; 00:06:17.629 --> 00:06:26.573 başlarındaki zât Kayserlerin, Kisrâların, imparatorlukların diyarlarının ellerine geçeceğini söylüyor. 00:06:26.889 --> 00:06:32.973 Ne olmayacak iş!" diye garipsemişler ve bu inançsızlıklarını dile getirmişler. 00:06:33.730 --> 00:06:34.791 Ama tabi öyle oldu. 00:06:35.720 --> 00:06:38.211 Bu hadîs-i şerîfte de Peygamber Efendimiz böyle buyurmuş: 00:06:38.484 --> 00:06:43.940 "Allah'ın nusretine mazhar olacaksınız, mansûrûn olacaksınız." 00:06:43.332 --> 00:06:47.735 Mansûr; "nusrete mazhar olmuş" demek, "kendisine yardım edilmiş" demek. 00:06:47.735 --> 00:06:50.392 Mansûr olacaksınız, muzaffer olacaksınız. 00:06:51.928 --> 00:06:58.697 Hakikaten de savaşlara girdiler, az kuvvetle çok düşmanı yendiler. 00:06:58.994 --> 00:07:08.713 Bu olağanüstü, Allah'ın yardımıyla olan galibiyetler, yüz akı zaferler Bedir'den başladı. 00:07:09.145 --> 00:07:14.578 Nice nice diyarlarda, nice nice devirlerde, nice güzel misallerle devam etti. 00:07:16.420 --> 00:07:21.252 Tabi az kuvvetle büyük orduları perişan etmek, Allah'ın yardımıyla oluyor. 00:07:21.699 --> 00:07:25.648 Ve men nasru illâ min indi'llâhi'l-azîzi'l-hakîm. 00:07:26.220 --> 00:07:32.399 "Yardım ancak Allah'tandır. Allah yardım etmezse büyük ordular bile mağlup olabilir." 00:07:32.475 --> 00:07:35.269 Çok güçlü kuvvetli ordular mağlup ve perişan olur. 00:07:35.478 --> 00:07:40.185 Nitekim Peygamber Efendimiz Mekke-i Mükerreme'yi fethettikten sonra, 00:07:40.185 --> 00:07:47.820 Huneyn Gazvesi'nin ilk zamanlarında, başlangıcında sahabe-i kirâm; 00:07:48.141 --> 00:07:53.839 "Biz Bedir harbindeyken düşmanın üçte biri kadardık, azıcıktık. 00:07:53.839 --> 00:08:01.781 O zaman bile Allah'ın lütfuyla, Allah nasip etti, galip olduk. 00:08:01.781 --> 00:08:08.393 Şimdi artık şu halimize bakın, vadiyi doldurmuş binlerce asker var, çok kalabalığız. 00:08:08.717 --> 00:08:16.966 Artık düşman bizi yenemez!" diye yanlış bir duygu, düşünce zihinlerine, gönüllerine geldi. 00:08:17.413 --> 00:08:20.301 "Kalabalığız, karşı taraf bizi yenemez!" dediler. 00:08:20.805 --> 00:08:24.495 Halbuki yenmek kalabalıktan değil, Allah'ın yardımından. 00:08:24.869 --> 00:08:29.714 Allah onlara bunun böyle olduğunu öğretmek için önce bir hezimeti tattırdı, 00:08:29.739 --> 00:08:31.940 dünya başlarına dar geldi. 00:08:33.273 --> 00:08:38.224 Yönlerini düşmandan çevirip sırtlarını dönüp kaçmaya başladılar. 00:08:38.288 --> 00:08:42.981 Ve dâkat aleyhimü'l-ardı bimâ rahubet sümme velleytüm müdbirîn. 00:08:42.990 --> 00:08:49.486 "Dünya bunca genişliğine rağmen başınıza dar geldi. Arkanızı dönerek geri dönüp kaçıp gittiniz." 00:08:49.515 --> 00:08:51.318 diye âyet-i kerîmede bildiriliyor. 00:08:51.564 --> 00:08:56.215 Yardım çoklukta değil; Allah'ın vereceği bir şey. 00:08:56.240 --> 00:09:05.251 Verirse Allahu Teâlâ hazretleri yardım ederse nusret, zafer verirse az bir kuvvet çok kuvveti yeniyor. 00:09:05.276 --> 00:09:06.481 Âyetlerde de bu böyle bildiriliyor. 00:09:09.178 --> 00:09:16.620 Siz mansur olacaksınız; savaşlarda nusret-i ilâhiyeye mazhar olacaksınız. 00:09:16.866 --> 00:09:24.921 Ve musîbûn. "Çok mala, mülke, ganimete, maddî nimete, imkânlara sahip olacaksınız." 00:09:24.921 --> 00:09:33.427 Ve meftûhun leküm. "Araziler, diyarlar, ülkeler, sizin için açılmış olacak kapıları fethedeceksiniz. 00:09:33.750 --> 00:09:41.410 Oralar elinize geçecek." Tamam, Efendimiz'in söylediği gibi oldu. 00:09:41.106 --> 00:09:49.637 Hiç ümit yokken, yiyecekleri bile tam yetmediği zaman, çok sabrettikleri zamanlarda; 00:09:53.159 --> 00:10:00.126 malları, yiyecekleri, hurmaları ortaya toplayıp taksim edip hurmayı emip emip 00:10:00.839 --> 00:10:04.746 bir avuç hurmayla seyahat ettikleri zamanlarda 00:10:05.531 --> 00:10:10.812 Cenâb-ı Resûl Efendimiz hazretleri böyle müjdeler verdi. 00:10:11.219 --> 00:10:14.382 Peygamber Efendimiz arkasından nasihat ediyor: 00:10:15.161 --> 00:10:18.698 "İnsan nimete mazhar olursa, zafere mazhar olursa, 00:10:20.126 --> 00:10:26.540 önüne kapılar açılırsa; nimet kapıları, zafer kapıları, ikram kapıları, 00:10:27.450 --> 00:10:34.821 lütuf kapıları, diyarlar, ülkeler, tarlalar, bağlar, bahçeler, mallar, mülkler, ticaretler 00:10:35.750 --> 00:10:40.110 çok olursa ne olacak?" Devamında onu anlıyoruz: 00:10:40.463 --> 00:10:42.124 Fe-men edrake zâlike minküm. 00:10:42.226 --> 00:10:50.750 "Ey beni dinleyenler! Sizden bu anlattığım duruma yetişenler olursa 00:10:50.750 --> 00:10:52.995 yaşayıp da o günleri görenler olursa." 00:10:53.200 --> 00:10:56.656 Fe'l-yettekıllâh. "Allah'tan korksun!" 00:10:56.741 --> 00:11:01.774 Ve'l-ye'mur bi'l-ma'rûf. "İyiliği emretsin." 00:11:01.798 --> 00:11:06.498 Ve'l-yenhe ani'l-münker. "Ve münkerden nehyetme vazifesini yapsın!" 00:11:06.520 --> 00:11:11.882 Ve'l-yasıli'r-rahim. "Ve sıla-i rahim yapsın; 00:11:12.286 --> 00:11:19.942 eşini, dostunu, akrabasını gözetsin, kollasın, ziyaret etsin; ihtiyacı varsa yardım etsin." 00:11:23.320 --> 00:11:27.250 "Dinî vazifelerini, farzları ihmal etmesin. 00:11:27.820 --> 00:11:31.213 'Mal mülk sahibi oldum.' diye şımarmasın, şaşırmasın. 00:11:31.443 --> 00:11:40.663 Bunları görünce dinden imandan uzaklaşmasın." buyuruyor. 00:11:40.663 --> 00:11:43.668 Ondan sonra da değişik bir cümle geliyor: 00:11:46.214 --> 00:11:48.951 Ve men kezebe aleyye müteammiden. 00:11:49.116 --> 00:11:55.860 "Kim bana kasten yalan isnat ederse 00:11:57.273 --> 00:12:01.669 benden bir şey duymuş gibi 'Resûlullah'tan şöyle duydum.' deyip de 00:12:01.978 --> 00:12:10.584 aslında benim söylemediğim sözü söylemişim gibi bir yalan ortaya atarsa." 00:12:10.865 --> 00:12:14.552 Fe'l-yetebevve' mak'adehû mine'n-nâr. 00:12:14.790 --> 00:12:20.487 "Cehennemde oturacağı yere kendisini hazırlasın, hazırlansın!" buyuruyor. 00:12:21.121 --> 00:12:25.253 "Cehenneme girecek, bilsin!" mânasına geliyor. 00:12:29.534 --> 00:12:35.510 Bugün okumak istediğim hadîs-i şerîflerden birisi bu. 00:12:35.460 --> 00:12:37.580 İkinci hadîs-i şerîf; 00:12:37.590 --> 00:12:43.181 yine ashabın çeşitli meşakkatler çektiği günlerde 00:12:43.190 --> 00:12:47.104 Abdullah b. Büsr radıyallahu anh'ten Taberânî rivayet etmiş. 00:12:47.367 --> 00:12:50.529 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor: 00:12:50.766 --> 00:12:58.395 Ve'llezî nefsî bi-yedihî le-tüftehanne aleyküm Fârisü ve'r-Rûmü 00:12:59.166 --> 00:13:03.231 ve le-tesubbenne aleykümü'd-dünyâ sabbâ 00:13:03.922 --> 00:13:13.422 ve le-yeksüranne aleykümü'l-hubzü ve'l-lahmü hattâ lâ yüzkeru alâ kesîrün minhü'smü'llâhu teâlâ. 00:13:14.222 --> 00:13:17.243 Sadaka Resûlullâh, fî mâ kâl, ev kemâ kâl. 00:13:17.617 --> 00:13:24.563 Taberânî'nin rivayet ettiği bu hadîs-i şerîfte Efendimiz yine istikbale ait müjdeli bir haberi veriyor. 00:13:24.563 --> 00:13:27.714 Le-tüftehanne'l-konstantıniyye. 00:13:28.240 --> 00:13:34.305 "Muhakkak ve mutlaka Konstantin'in şehri fetholunacaktır." dediği gibi… 00:13:34.954 --> 00:13:44.438 Ve'llezî nefsî bi-yedihî "Şu nefsimin elinde olduğu Yaradan'ıma, Rabbime yemin olsun ki." 00:13:45.576 --> 00:13:48.853 Nefsinin Allah'ın elinde olması ne demek? 00:13:50.423 --> 00:13:57.381 Dilerse yaşatır dilerse öldürür; dilerse izzetli eder, dilerse zilletli eder. 00:13:58.166 --> 00:14:04.833 İnsanın kaderi Cenâb-ı Hakk'ın takdiri iledir, nasıl olacaksa Cenâb-ı Hak öyle diler. 00:14:05.323 --> 00:14:10.990 Peygamber Efendimiz Allah'a yemin ederken bu ifadeyi kullanırdı. 00:14:10.990 --> 00:14:19.713 Böyle hadîs-i şerîflerden de size epeyce miktarda okumuştuk, bu da onlardan birisi. 00:14:21.883 --> 00:14:26.442 "Canım elinde olana, yani Allah'a yemin olsun ki 00:14:26.442 --> 00:14:32.793 şu hayatım, mematım, her şeyim yed-i takdirinde olan Allah'a yemin olsun ki." 00:14:32.818 --> 00:14:39.710 Le-tüftehanne aleyküm. "Mutlaka ve mutlaka muhakkak ve kesin olarak size açılacak." 00:14:40.270 --> 00:14:46.341 Fârisun. "Fars diyarı, yani İranlılar'ın olduğu yer." 00:14:46.521 --> 00:14:54.273 Bu İranlılar'ın olduğu yer, başşehirleri Bağdat'ın güneyinde "Medâin" denilen bir şehirdi. 00:14:54.298 --> 00:14:56.692 Batılılar buna "Ptezifon" diyorlardı. 00:14:56.797 --> 00:15:03.338 Başşehirleri Irak'ın ortasındaydı, Arabistan'a da pek uzak değildi. 00:15:04.300 --> 00:15:07.168 Hatta Arabistan'ı, Yemen'i hâkimiyetlerine almışlardı. 00:15:07.881 --> 00:15:10.176 O zaman Sâsânî İmparatorluğu vardı. 00:15:10.812 --> 00:15:16.662 Ordan tâ Horasan'a kadar uzanıyordu ve Türklerle hudut savaşları yapıyorlardı. 00:15:16.979 --> 00:15:21.470 Bu taraftan da Bizanslılarla hudut savaşı yapıyorlardı. 00:15:22.545 --> 00:15:31.390 "Fârisun" dediği; "Bütün onların o imparatorluklarının, devletlerinin kapladığı alanlar 00:15:31.390 --> 00:15:33.992 muhakkak, kesinlikle size fetholunacak." 00:15:34.208 --> 00:15:43.785 Ve'r-Rûmu. "-Muhakkak ki-Roma İmparatorluğu'nun toprakları size fetholunacak." 00:15:46.951 --> 00:15:53.691 diye kesin bir ifade ile şeksiz şüphesiz, nûn-u te'kid-i sakîle ile söylüyor. 00:15:53.889 --> 00:15:56.735 Ve le-tusabbenne aleykümü'd-dünyâ sabbâ. 00:15:56.760 --> 00:16:06.877 "Dünya sizin üzerinize, yağmurun bardaktan boşanırcasına döküldüğü gibi saçılacak, dökülecek, akacak. 00:16:06.653 --> 00:16:14.153 Dünya, mal, mülk, zenginlik, izzet, itibar vesaire artacak." 00:16:14.585 --> 00:16:17.552 Ve le-yeksüranne aleykümü'l-hubzü ve'l-lahm. 00:16:18.122 --> 00:16:26.684 "Ve sizin üzerinize ekmek, et öyle çoğalacak, öyle çoğalacak ki çok fazla olacak." 00:16:30.190 --> 00:16:31.879 Şimdi bizim için zaten öyle. 00:16:33.560 --> 00:16:42.964 Türkiye'nin fakir bölgeleri var, zengin bölgeleri var; şehirlerin fakir mahalleleri var, zengin mahalleleri var; 00:16:43.512 --> 00:16:45.818 eti yiyebilenler var, yiyemeyenler var. 00:16:46.841 --> 00:16:52.128 "Zavallı! Bir kuru ekmek yiyor." diye biz mesela eti bulamayıp da sırf ekmek yiyene acırız. 00:16:52.205 --> 00:16:58.225 Ama eski devirde, Peygamber Efendimiz'in yaşadığı devirde, bir hurma ile günleri geçerdi. 00:16:58.593 --> 00:17:03.750 Hurma yiyerek, su içerek yaşarlardı. Ekmek büyük nimetti. 00:17:03.937 --> 00:17:12.824 Ekmeğin bir de hangi undan yapıldığı meselesi var. Buğday ekmeği çok kıymetli, çok âlâ idi. 00:17:13.241 --> 00:17:20.587 Bembeyaz bir ekmek. Çünkü arpa ekmeği olur, çavdar olur vesaire. Onlar sert, kuru ve acı olur. 00:17:20.824 --> 00:17:23.429 Buğday ekmeği tatlı olur. 00:17:26.970 --> 00:17:29.340 Ekmek aziz bir gıda, kıymetli bir gıda. 00:17:29.340 --> 00:17:37.506 Hem mânevî bakımdan hürmet edilecek bir yemek, hem de içinde her türlü besleyici madde var. 00:17:37.570 --> 00:17:44.410 Netice itibariyle buğdayın veya bir başka tohumun ezilmesinden, un haline getirilmesinden yapılmış. 00:17:44.734 --> 00:17:51.177 Unun içinde insana yarayan, yetişmesine, gelişmesine sebep olan bütün malzeme var. 00:17:51.177 --> 00:17:57.247 Zaten birçok yiyeceğimiz, adlarının arkasındaki asıl maddesine bakacak olursak 00:17:57.621 --> 00:17:59.667 hepsi gider una dayanır. 00:18:00.214 --> 00:18:01.984 Ekmeğin akrabası, kardeşi. 00:18:02.176 --> 00:18:07.630 Pasta, onun gibi bir şey. Börek, onun gibi bir şey. Makarna, onun gibi bir şey. 00:18:07.846 --> 00:18:12.792 Hepsi sonuç itibariyle o ana zümreden olmuş oluyor. 00:18:13.800 --> 00:18:15.400 Bir de et; insanoğlunun önemli bir gıdası. 00:18:17.727 --> 00:18:20.945 Yaratıkların bir kısmı ot yiyor bir kısmı et yiyor; 00:18:21.190 --> 00:18:27.967 kitaplarda "otoburlar, etoburlar" diye isimlendirmişler. 00:18:28.839 --> 00:18:32.977 İnsanoğlu hepsini yiyor; ot da yiyor, tohum da yiyor, 00:18:33.236 --> 00:18:35.829 yeri gelince et de yiyor. 00:18:35.854 --> 00:18:41.678 Balık eti de yiyor, kuş eti de yiyor, koyun, keçi vesaire etlerini de yiyor. 00:18:43.867 --> 00:18:49.711 "Ekmek ve et artacak." demek, "Sofralarınız çok kıymetlenecek." demek. 00:18:49.984 --> 00:18:56.550 Bunları duyanlar; "Oooh, ekmek de var, et de var!" diye yutkunmuşlardır. 00:18:57.301 --> 00:19:01.469 "İleride bunlar o kadar artacak ki" diye Peygamber Efendimiz anlatıyor: 00:19:01.779 --> 00:19:10.620 "O derece artacak ki, hatta…" Hatta'nın sonundaki cümle sizi biraz tebessüm ettirecek: 00:19:10.481 --> 00:19:14.247 Hattâ lâ yüzkeru alâ kesîrun minhü'smü'llâhu teâlâ. 00:19:14.810 --> 00:19:17.269 "Bu yiyeceklerin çoğunun üstüne 00:19:18.440 --> 00:19:28.598 millet yiyecekleri yerken, ağzına alırken Allah'ın adını anmayacaklar, besmeleyi çekmeyecekler." 00:19:29.354 --> 00:19:36.153 diye bunu bir garip hadise olarak Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz söylüyor. 00:19:36.326 --> 00:19:44.436 Tabi mü'min kimseler, sahabe-i kirâm, Peygamber Efendimiz, ârif, alim kimseler 00:19:45.387 --> 00:19:50.885 rızkın Allah'tan geldiğini bilir, Allah'a şükreder, besmeleyle yer. 00:19:51.165 --> 00:19:58.405 Besmele ne demek? "Yâ Rabbi! Ben bu nimetin senden geldiğinin şuurundayım, idrakindeyim. 00:19:59.624 --> 00:20:05.543 Bunu sen bana nasip ettin, önüme getirdin de, ben şimdi bunu ağzıma koyabiliyorum, yiyebiliyorum. 00:20:06.754 --> 00:20:10.439 Sana minnet duygusuyla, şükür duygusuyla doluyum yâ Rabbi! 00:20:11.232 --> 00:20:15.503 Senin adınla, sen verdiğin için sen müsaade ettiğin için 00:20:15.806 --> 00:20:19.166 helal olduğu için bunu yiyorum yâ Rabbi!" demek. 00:20:19.938 --> 00:20:25.944 Benim rahmetli anacığımın da bir duası vardı: "Niyet ettim nimete, kuvvet olsun ibadete, taate!" derdi. 00:20:26.360 --> 00:20:34.100 Çok hoşuma gidiyor. Sade bir söz ama "Yediğim nimet ibadet etmeye harcansın!" demek. 00:20:34.217 --> 00:20:36.940 Çok güzel bir duygu. İnsan yiyor. Ne yapıyor? 00:20:39.120 --> 00:20:42.474 Mesela benim hatırladığım, gençlerden birileri vardı: 00:20:42.600 --> 00:20:46.178 "Günde iki kilo pirzola yiyorum!" diyordu. "Niye böyle yapıyorsun?" 00:20:46.386 --> 00:20:52.490 "Başka bir şey yemiyorum. Ekmek yersem kilo yapıyor, sırf et yiyorum. 00:20:52.490 --> 00:20:54.308 Çünkü haltere çalışıyorum." diyordu. 00:20:54.474 --> 00:20:55.896 Kasları gelişecek, yük kaldıracak. 00:20:56.451 --> 00:20:58.585 Mübarek, haltere çalışma! 00:20:58.873 --> 00:21:06.545 İki kilo eti haftanın bir iki gününde fukarâcıklardan birisinin evine götür de 00:21:06.545 --> 00:21:10.390 o da orada çoluk çocuğuyla yesin; sevap kazan! 00:21:13.790 --> 00:21:19.214 Böyle düşünceleri olanlar da olabiliyor: 00:21:20.760 --> 00:21:24.830 "Yiyeyim de, kuvvetleneyim de, şöyle yapayım, böyle yapayım! 00:21:27.398 --> 00:21:30.825 Keyfim artsın, şehvetim artsın!" gibi şeyler olabiliyor. 00:21:31.683 --> 00:21:33.183 Halbuki müslüman öyle yapmaz. 00:21:34.410 --> 00:21:37.417 Gıdanın da yenilmesinde bir amaç vardır. O amaç nedir? 00:21:38.405 --> 00:21:46.138 Dinçleşip, güç ve tâkat kesbedip kazanıp onunla Cenâb-ı Hakk'a kulluk vazifelerini güzel yapmak. 00:21:46.168 --> 00:21:54.120 Tabi besmele çekilmesinin bile unutulması, Allah'ın isminin anılmadan gıdanın yenilmesi 00:21:54.145 --> 00:21:56.636 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz için 00:21:56.661 --> 00:22:00.561 onun etrafındaki ashabı için çok şaşılacak bir olay. 00:22:00.886 --> 00:22:01.991 Onun için böyle buyurmuş. 00:22:02.914 --> 00:22:10.158 Et, ekmek ve nimet artacak ki millet artık bolluğundan dolayı nimeti küçümsüyor, onu tabii sanıyor. 00:22:10.158 --> 00:22:16.755 Halbuki yine dünyanın birçok yerinde bugün bile ekmeği, eti bulamayan nice insanlar var. 00:22:16.805 --> 00:22:24.483 Ben biliyorum ki yağmur yağdığı zaman arazilere solucan toplamaya giden milletler var. 00:22:24.508 --> 00:22:26.443 Onları yiyip de karınlarını doyuracaklar. 00:22:26.739 --> 00:22:32.529 Öyle yerler var ki yağmuru yok, yağmur olmadığı için ot yok, ot olmadığı için hayvanlar ölüyor. 00:22:32.875 --> 00:22:39.724 İnsanlar bir deri bir kemik kalmış. Ağızlarına alacak bir gıda, bir şey bulamıyorlar. 00:22:39.724 --> 00:22:48.479 Onun için nimetin Allah'tan olduğunu bilip Allah'a şükretmek lazım, hamd etmek lazım. 00:22:48.739 --> 00:22:51.984 Bir de Allah'ın nimetini yiyip Allah'a ibadet etmek lazım. 00:22:52.192 --> 00:22:55.788 Allah'ın nimetini yiyip de Allah'a âsî olmamak lazım. 00:22:56.133 --> 00:23:01.168 Allah'a karşı gelmemek lazım, kâfir olmamak lazım. Bu çok önemli bir husus. 00:23:02.550 --> 00:23:04.795 Üçüncü hadîs-i şerîf. 00:23:10.541 --> 00:23:15.610 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuş: 00:23:16.807 --> 00:23:24.371 Le-yazharanne'l-îmânü hattâ yeridde'l-küfre ilâ mevâtınihî 00:23:25.190 --> 00:23:28.710 ve le-yehâdanne'l-bihâru fi'l-İslâmi 00:23:29.377 --> 00:23:36.701 ve le-ye'tiyenne ale'n-nâsi zemânün yeteallemûne fîhi'l-Kur'âne fe-yuallimûnehû ve yakraûnehû 00:23:36.765 --> 00:23:44.470 sümme yekûlûne kad kara'nâ ve alimnâ fe-men zellezî hüve hayrun minnâ fe-hel fî ülâike min hayr. 00:23:44.545 --> 00:23:47.388 Kâlû: Yâ Resûlallâh! Ve men ülâike? 00:23:47.863 --> 00:23:52.333 Kâle: Ülâike minküm ve ülâike vekûdü'n-nâr. 00:23:52.455 --> 00:23:53.812 Allah saklasın! 00:23:54.460 --> 00:24:02.511 Bu hadîs-i şerîfi Abdullah b. Abbas rivayet etmiş. Taberânî Abdullah b. Abbas'tan almış. 00:24:02.839 --> 00:24:06.280 Bir de annesi Ümmü Fadl rivayet etmiş. 00:24:07.335 --> 00:24:12.117 Demek ki Peygamber Efendimiz'den duymuşlar. Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuş: 00:24:12.354 --> 00:24:20.230 Le-yazharanne'l-îmânü. "İman galip gelecek, hâkim olacak, ortaya çıkacak." 00:24:21.379 --> 00:24:23.180 İman, din ve İslâm. 00:24:24.503 --> 00:24:27.682 Hattâ yerüdde'l-küfre ilâ mevâtınih. 00:24:28.350 --> 00:24:35.856 "Ve küfrü hangi gediklerde, deliklerde yaşayabiliyorsa 00:24:37.312 --> 00:24:44.751 oralara kadar tıkıştıracak, sıkıştıracak ve inine sokacak. 00:24:45.205 --> 00:24:51.266 İman o kadar gelişecek, genişleyecek ki küfrü yuvasına sokacak." 00:24:51.266 --> 00:24:53.798 Hani yılan dışarıya çıkmış, zarar veriyor. 00:24:54.860 --> 00:24:58.604 Ama yuvasına kaçırılıyor, taşlanıyor, sopalanıyor, yuvasına giriyor. 00:24:59.217 --> 00:25:05.500 İfadeden, kelimelerden onun gibi bir şey anlamak lazım. 00:25:06.721 --> 00:25:12.450 Küfrü deliğine tıkıncaya kadar, iman aşikâr olacak, galip olacak. 00:25:14.331 --> 00:25:16.933 Ve le-yehâdanne'l-bihâru fi'l-İslâm. 00:25:19.580 --> 00:25:29.926 Hâdâ-muhâda, dad ile hı ile "oynaşmak, kımıldamak" demek. 00:25:30.463 --> 00:25:38.471 Ve le-yehâdanne'l-bihâr. "Denizler çalkalanacak." Fi'l-islâm. "İslâm'da." 00:25:38.535 --> 00:25:41.886 Bu ne demek? Denizler İslâm denizi olacak. 00:25:43.257 --> 00:25:48.249 İslâm, Arabistan'da kalmayacak, Hicaz'da kalmayacak, Medinecikte kalmayacak; 00:25:49.475 --> 00:25:52.928 denizleri aşacak, denizler İslâm'la çalkalanacak. 00:25:52.953 --> 00:25:56.918 Denizlerde Allah denilecek, Allah'ın dini hâkim olacak, 00:25:57.105 --> 00:26:00.755 Allah'ın lâ ilâhe illallah, tevhid bayrağı dalgalanacak. 00:26:01.837 --> 00:26:05.298 Ta deniz ötelerine kadar İslâm gidecek. 00:26:05.536 --> 00:26:13.140 Evet gitti. Efendimiz'in bildirdiği, istikbale ait, o zaman için istikbal olan bu olaylar oldu. 00:26:13.331 --> 00:26:17.412 Dünyanın bilinen her yerine kadar İslâm gitti. 00:26:17.830 --> 00:26:21.396 Ukbetü'bnü Nâfî bütün Afrika kıtasını geçti. 00:26:21.396 --> 00:26:29.790 Düşünün, haritayı göz önüne getirin; bir kere Mısır alınıyor, Hicaz'dan ne kadar uzak. 00:26:30.237 --> 00:26:37.417 Mısır'dan sonra Libya, Tunus, Cezayir, Fas. 00:26:37.496 --> 00:26:43.935 Hepsi koca koca, Türkiye'nin kaç misli alanları olan büyük diyarlar. 00:26:44.656 --> 00:26:48.178 Müslümanlar buraların hepsini geçti, Atlas Okyanusu'na dayandı. 00:26:48.509 --> 00:26:57.280 Ukbetü'bnü Nâfî, devesini okyanusa, ummana yürütebildiği kadar yürüttü, 00:26:57.530 --> 00:27:01.250 nereye kadar gidebiliyorsa bacaklarını soktu; orada ellerini açtı: 00:27:01.250 --> 00:27:06.358 "Yâ Rabbi! Önüme bu uçsuz bucaksız, engin deryayı çıkarmasaydın, 00:27:06.971 --> 00:27:09.400 senin dinini daha öteye de götürebilecektim. 00:27:09.400 --> 00:27:13.730 Buraya kadar gelebiliyorum, burdan öteye gücüm yetmiyor; beni affet!" diye dua etti. 00:27:13.730 --> 00:27:21.559 Ama ben Amerika'ya gidip geldiğim zaman, orada okuduğum makalelerden öğrendim ki; 00:27:22.539 --> 00:27:29.836 800'lü tarihlerde Afrika'da İslâmî bir devlet tamamen hâkim olmuş 00:27:29.836 --> 00:27:38.430 ve bu devletten bir büyük hükümdarın çocuğu 200 kadar gemiyle Amerika kıtasına gitmiş. 00:27:38.430 --> 00:27:42.494 Bazıları geri gelmiş, bir kısmı da oraya yerleşmiş. 00:27:42.817 --> 00:27:51.598 Daha sonraki asırlarda ki Kolomb'dan daha kaç yüzyıl önce oralara nice müslümanlar gitmiş. 00:27:51.778 --> 00:27:58.730 Hatta oralara gidenler, oralarda üzerinde Arapça yazılar olan paralar bulmuşlar. 00:27:58.730 --> 00:28:05.621 Demek ki o Atlas Okyanusu'nun da ötesine kadar, bazı mübarekler İslâm'ı götürebilmiş. 00:28:05.995 --> 00:28:14.523 Ondan sonra Târık b. Ziyad, Cebelitarık'ı geçti, İspanya fethedildi. 00:28:15.301 --> 00:28:22.897 Yeni okuduğum makalelere göre Fransa ve İsviçre'de çok ileri noktalara kadar, 00:28:22.961 --> 00:28:29.692 şu anda isimlerini söyleyemeyeceğim noktalara kadar İslâm girdi ve yerleşti. 00:28:30.261 --> 00:28:35.385 Sicilya, Malta, İtalya'nın bir kısmı müslüman oldu. 00:28:35.680 --> 00:28:41.796 Balkanlar İslâm'ı tanıdı. İngiltere krallarından birisi İslâmiyet'i kabul etti. 00:28:42.207 --> 00:28:45.858 İsveç'in kralı, İspanya'da okutmak için çocuğunu gönderdi. 00:28:45.858 --> 00:28:47.892 Bunların bir kısmı müslüman oldular. 00:28:49.470 --> 00:28:53.436 Şark'ta Türk diyarına İslâm gitti. 00:28:53.436 --> 00:28:57.601 Güney'de Hint Okyanusu'na dayandı, Hind-i Çinî'ye gitti. 00:28:57.824 --> 00:29:01.146 Oralardan nerelere kadar İslâm yayıldı. 00:29:01.361 --> 00:29:03.448 Efendimiz'in buyurduğu oldu. 00:29:03.686 --> 00:29:15.176 Denizler İslâm'da çalkalandı, Karadeniz "Türk gölü" oldu. Doğu Akdeniz "Türk iç denizi" oldu. 00:29:15.594 --> 00:29:21.138 Hazar Denizi çevresi hep müslümanların oldu. Bir zamanlar bunların hepsi oldu. 00:29:22.680 --> 00:29:28.700 Ama bu bir imtihan. Bu işi başaranlar görevlerini yaptılar. 00:29:28.332 --> 00:29:33.459 Ondan sonra bu başarıyı söndürenler, devam ettiremeyenler veballeri yüklendiler, 00:29:33.993 --> 00:29:35.890 imtihanın soruları değişti. 00:29:36.840 --> 00:29:43.362 Şimdi de müslümanlar her yerde mazlum, her yerde makhur, her yerde mağdur, 00:29:43.758 --> 00:29:47.136 her yerde öldürülüyor, maktul, mahpus. 00:29:48.470 --> 00:29:50.831 Kadınlarda gözyaşı, çocuklarda gözyaşı... 00:29:50.856 --> 00:29:58.543 Televizyonlarda Kosova felaketi, daha önceki yıllar Çeçenistan felaketleri vesaire. 00:29:59.249 --> 00:30:04.678 Bu da işte belki vazifeyi yapmamanın cezası, belki imtihanın bir başka şekli. 00:30:05.723 --> 00:30:11.711 Ama Efendimiz'in buyurdukları oldu. Küfür, deliğine tıkıldı. 00:30:11.711 --> 00:30:16.850 İslâm'ın hak din olduğunu birçok yerde herkes duydu, bildi. 00:30:16.416 --> 00:30:21.982 Şimdi de; "Bakalım hak bilinen dine sarılıp sebat gösterecekler mi?" diye, 00:30:22.184 --> 00:30:26.447 Cenâb-ı Hak başka türlü imtihan soruları çıkarıyor. 00:30:26.624 --> 00:30:32.410 Evet, "İslâm böyle yayılacak." dedi, yayıldı; "Galip gelecek." dedi, galip geldi. 00:30:32.454 --> 00:30:36.629 Hadîs-i şerîfin devamında Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor: 00:30:36.654 --> 00:30:42.166 Ve le-ye'tiyenne ale'n-nâsi zemânün. "İnsanların başına bir zaman gelecek ki." 00:30:44.458 --> 00:30:49.674 Bu ne zaman olacak? İslâm yayıldıktan, yerleştikten, öğrenildikten sonra. 00:30:50.227 --> 00:30:58.491 Yeteallemûne fîhi'l-Kur'ân. "Kur'ân-ı Kerim'i taallüm edecekler, öğrenecekler, anlayacaklar." 00:30:58.531 --> 00:31:02.318 Arapça öğrendiler, tefsir okudular, i'rab okudular, 00:31:02.393 --> 00:31:08.387 Kur'ân-ı Kerîm'in âyetlerinin, kelimelerinin mealini okudular... 00:31:09.792 --> 00:31:17.339 Fe-yuallimûneh. "Sonra da bunu başkalarına da öğrettiler. Çoluk çocuk, isteklilere öğrettiler." 00:31:17.862 --> 00:31:22.255 Ve yakraûneh. "Ve onu okudular." 00:31:23.950 --> 00:31:30.131 İfade şöyle: "Öyle bir zaman gelecek ki insanlar o zamanda Kur'ân-ı Kerîm'i öğrenecekler, 00:31:30.527 --> 00:31:32.989 sonra öğretecekler ve okuyacaklar." 00:31:33.386 --> 00:31:35.784 Kur'an okunuyor, öğreniliyor, öğretiliyor. 00:31:36.870 --> 00:31:39.347 Sümme yekûlûn. "Sonra da diyecekler ki:" 00:31:37.891 --> 00:31:42.737 Kad kara'nâ ve alimnâ. "Kur'ân-ı Kerîm'i okuduk, mânasını da anladık." 00:31:43.729 --> 00:31:48.164 Fe-men ze'llezî hüve hayrun minnâ. "Dünyada bizden daha hayırlı kim var? 00:31:48.576 --> 00:31:50.297 Var mı bizim gibisi?" demek. 00:31:50.701 --> 00:31:53.289 Fe-men ze'llezî hüve hayrun minnâ. 00:31:53.289 --> 00:31:56.707 "Bizden daha hayırlı kim var? Var mı bizim gibisi? En hayırlı biziz." 00:31:56.992 --> 00:31:59.387 Kendilerini "en hayırlı" sanacaklar, böyle diyecekler. 00:32:00.703 --> 00:32:05.512 Demek ki böyle diyecekler ama böyle değiller ki Efendimiz şöyle buyuruyor: 00:32:05.512 --> 00:32:09.626 Fe hel fî ülâike min hayrin. "Bunlarda hiç hayır var mı?" 00:32:09.982 --> 00:32:14.278 Yok! İstifhâm-ı istinkâri; "yok" mânasına. 00:32:14.349 --> 00:32:17.351 Bunlarda hiç hayır var mı? Yani yok, hiç hayır yok! 00:32:17.723 --> 00:32:20.960 Kâlû yâ Resûlallah: Ve men ülâike. 00:32:20.432 --> 00:32:30.306 "Sahabe-i kirâm şaşırmışlar. İstikbale ait bu haber üzerine şaşırdıkları için dediler ki; 00:32:30.306 --> 00:32:32.529 "Yâ Resûlallah! Kim bu adamlar?" 00:32:32.529 --> 00:32:40.411 Ve men ülâike? "Hem Kur'an okuyorlar, öğreniyorlar, öğretiyorlar hem de bunlarda hiç bir hayır yok." 00:32:41.234 --> 00:32:42.234 "Kim bunlar?" 00:32:42.677 --> 00:32:46.357 Efendimiz buyurdu ki; Kâle ülâike minküm. 00:32:46.357 --> 00:32:50.976 "İşte onlar da sizin aranızdan çıkacak, güya sizin gibi müslüman." 00:32:51.181 --> 00:32:58.346 Ve ülâike vekûdü'n-nâr. "Halbuki onlar aynı zamanda hepsi cehennemin yakıtı olacaklar." 00:32:58.346 --> 00:33:04.251 Vekûd ne demek? "Yakıtı" demek. "Cehennemin içine atılacaklar, yanacaklar." 00:33:04.512 --> 00:33:12.284 Cehennemin yakıtı odun değil insanlar, cehennemlikler. Günahkârlar cehenneme atılacaklar. 00:33:12.258 --> 00:33:20.578 İbn Abbas rivayet etmiş; tefsir ilminin en önde gelen isimlerinden. Ümmü Fadl rivayet etmiş. 00:33:21.588 --> 00:33:22.485 Buradan neyi anlıyoruz? 00:33:23.348 --> 00:33:29.572 Kuru kuruya Kur'ân-ı Kerîm'i öğrenmek, öğretmek, okumak, yetmiyor. 00:33:30.360 --> 00:33:32.823 Bir insan yine cehennem odunu olabilir. Neden? 00:33:33.164 --> 00:33:38.558 Okuduğu Kur'an'la amel etmezse Kur'ân-ı Kerîm'in ahkâmına uymazsa 00:33:38.859 --> 00:33:40.361 Müslümanlığını güzel yapmazsa yine cehennem odunu olabilir. 00:33:40.361 --> 00:33:48.531 Şimdi böyle insan çok. O kadar çok ki bu bilgiler sanki bir gazete haberi kadar canlı. 00:33:48.848 --> 00:33:55.997 Okuyan, okutan, öğrenen, öğreten nice insan var. 00:33:56.584 --> 00:34:03.920 Nice insan var ama sağlam bir İslâm, yaşanan bir İslâm nerede? 00:34:04.443 --> 00:34:12.734 İslâm'ı tam olarak ailesiyle, iş hayatıyla, toplum hayatıyla hâlis bir halde, 00:34:13.153 --> 00:34:17.506 tertemiz bir şekilde yaşayan toplum nerede? Hangi diyarda? 00:34:17.815 --> 00:34:25.410 Suud'da mı, Irak'ta mı, Suriye'de mi, Türkiye'de mi, Balkanlar'da mı? Nerede? 00:34:25.890 --> 00:34:34.289 Çok yer gezen kimselere soralım. Ben kendi kendime soruyorum, özenilecek toplum, 00:34:34.614 --> 00:34:40.568 "Ah ben de şunların arasına girebilsem!" diye özeneceğimiz toplum nerede? Çok az! 00:34:41.670 --> 00:34:49.210 Kişisel olarak böyle bazı kimseler var, İslâm'ı biliyorlar, yaşamaya çalışıyorlar 00:34:49.489 --> 00:34:52.908 ama maalesef umumiyetle yok. 00:34:54.280 --> 00:35:04.558 Bizim yörelerde bir söz vardır. Zaman zaman böyle halk tabiri olarak dillerde söylenirdi: 00:35:07.347 --> 00:35:12.398 "Bunların en akıllısı Deli Bekir, o da zincirde yatur." derlerdi. 00:35:14.921 --> 00:35:21.340 En akıllısı "Deli Bekir" olursa -affedersiniz, ismi Bekir olanlar alınmasın, tekerleme böyle- 00:35:22.586 --> 00:35:25.606 en akıllısı "deli" lakaplı bir kimse olursa… 00:35:26.190 --> 00:35:30.321 Zincirle bağlanmış; demek ki zincire bağlanacak kadar deli. 00:35:31.384 --> 00:35:35.609 Demek ki zinciri çözüldüğü zaman cam çerçeve kırıyor, sağa sola yumruk atıyor, 00:35:35.609 --> 00:35:37.891 zarar veriyor ki zincire bağlanmış. 00:35:38.490 --> 00:35:41.520 En akıllısı zincire bağlanmış olursa ötekiler ne olur? 00:35:41.520 --> 00:35:44.858 En akıllısı bu; akıllı olmayanlar, daha az akıllı olanlar ne olur? 00:35:45.794 --> 00:35:49.949 Müslümanların çok dikkat etmesi lâzım. 00:35:50.131 --> 00:35:53.808 Uzun uzun tenkit etmek istemiyorum, herkes kendi kendisini tenkit etsin. 00:35:54.291 --> 00:35:58.146 Çünkü herkes kendisini başkalarından daha iyi bilir. 00:35:58.146 --> 00:36:03.877 Herkes kendi hatalarının muhasebesini çıkarsın; günlük kârını, zararını hesap etsin, 00:36:04.114 --> 00:36:09.666 Kur'an'a ne kadar uyduğuna dikkat etsin. "Bazı ibadetleri yapıyorum." diye kendisini aldatmasın. 00:36:09.824 --> 00:36:13.226 "Camiye gidiyorum, Kur'an okuyorum, okutuyorum, öğretiyorum; 00:36:13.226 --> 00:36:17.900 ne var işte bizden daha hayırlı kim varmış?" demesin. 00:36:17.900 --> 00:36:25.900 Çünkü insan; "Allah kimleri seviyor, kimleri sevmiyor" onları iyi bilmezse yanlış işler yapabilir. 00:36:25.340 --> 00:36:27.473 Zekât verir, zekâtı kabul olmayabilir. 00:36:27.920 --> 00:36:30.635 Hacca gider, haccı kabul olmayabilir. 00:36:31.390 --> 00:36:34.612 Namaz kılar, namazı kabul olmaz, hatta Allah'tan uzaklaştırır. 00:36:37.246 --> 00:36:41.551 Bunların sebepleri var, ibadetlerin kabul olmamasının sebepleri var. 00:36:41.670 --> 00:36:44.613 Biz bunları makalelerimizde, kitaplarımızda 00:36:44.970 --> 00:36:49.662 "Kardeşlerimiz bilsin de o durumlara düşmesinler." diye uzun uzun anlattık. 00:36:49.662 --> 00:36:56.788 İhlâssızlık, riyakârlık, haramla iş yapmak gibi sebeplerden ibadetler kabul olmayabiliyor. 00:36:57.250 --> 00:36:59.509 Onun için incelikleri öğrenmek lazım. 00:36:59.509 --> 00:37:06.539 Öyle kuru kuruya, paldır küldür; "İşte ben böyle yaptım, var mı benim gibisi?" demek yetmiyor. 00:37:06.880 --> 00:37:13.452 Çok düşünmeliyiz, hatalarımızı düzeltmeliyiz, iyi müslüman olmaya çalışmalıyız. 00:37:14.425 --> 00:37:20.816 Fatih'in hayatı hepimiz için çok önemli bir numune. 00:37:21.745 --> 00:37:23.973 Nasıl yaşamış, nasıl yetişmiş? 00:37:23.973 --> 00:37:25.804 12 yaşında bir padişah olmuş. 00:37:26.193 --> 00:37:33.980 Ondan sonra her taraftan hücum olunca babası gelmiş, biraz daha padişahlık yapmış. 00:37:33.264 --> 00:37:39.423 18 yaşında tekrar, ikinci defa padişah olmuş. 00:37:39.423 --> 00:37:42.504 18 yaşından vefatına kadar 00:37:42.702 --> 00:37:55.734 ömrü, -1432'de doğup, 1481'de ölünce 49 sene ediyor- muazzam işler yapmakla geçmiş. 00:37:56.606 --> 00:38:02.400 Yüzlerce cami yapmış, eser vermiş. Arkasında hayrât u hasenât bırakmış. 00:38:02.506 --> 00:38:06.769 Fatih'ten ibret alalım. Evlatlarımızı Fatihler gibi yetiştirelim! 00:38:06.769 --> 00:38:10.220 Allah'ın selamı, rahmeti üzerinize olsun. Allah hepinizden razı olsun.