WEBVTT 00:00:00.380 --> 00:00:02.687 es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh! 00:00:02.827 --> 00:00:05.748 Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun... 00:00:06.610 --> 00:00:08.530 Cenâb-ı Hak dünya ve âhiretinizi mâmur eylesin. 00:00:08.890 --> 00:00:13.272 Cümlenizi iki cihanda, sevdiklerinizle beraber mesut ve bahtiyar eylesin. 00:00:13.555 --> 00:00:21.920 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz hazretleri, Amr b. Avf'ın rivayet ettiğine göre, 00:00:22.373 --> 00:00:25.960 Deylemî'nin Müsnedü'l-Firdevs'inde yazılmış. Buyuruyor ki: 00:00:26.100 --> 00:00:33.578 Lâ tekûmü's-sâate hattâ yefteha'llâhu ale'l-mü'minîne'l-Kostantîniyyeti'r-rûmiyyete bi't-tesbîhi ve't-tekbîr. 00:00:33.931 --> 00:00:36.459 Sadaka resûlüllâh, fî mâ kâl, ev kemâ kâl. 00:00:37.905 --> 00:00:43.638 Geçtiğimiz iki hafta önce İstanbul'un fethi merasimleri yapıldı, dualar edildi. 00:00:45.491 --> 00:00:48.910 O zaferler, o güzel günler yâd edildi. 00:00:48.764 --> 00:00:52.830 Şu sırada da dünyanın her yerinden 00:00:53.237 --> 00:00:59.207 müslümanların uğradığı sıkıntılarla ilgili haberler radyolarda, televizyonlarda görülüyor. 00:00:59.700 --> 00:01:05.373 Keşmir'de Pakistanlılarla Hintliler mücadele ve çarpışma halinde. 00:01:05.773 --> 00:01:14.385 Kosova'da çok acı olaylar oldu, yüzbinlerce insan hunharca öldürüldü. 00:01:14.511 --> 00:01:17.614 Daha önce de başka yerlerde olaylar olmuştu. 00:01:19.961 --> 00:01:27.255 Tabi bunlar çok üzücü şeyler ama mühim olan insanın müslüman, mü'min, 00:01:27.535 --> 00:01:34.458 Allah'ın sevdiği, Resûlü'nün razı olduğu bir imanlı kişi olması. 00:01:34.852 --> 00:01:43.194 İmanlı bir kişi olduktan sonra bir müslüman, zulmen ölürse veya savaşta ölürse veya gadren, 00:01:43.327 --> 00:01:46.770 haksızlık yapılarak öldürülürse mazlum olur. 00:01:47.170 --> 00:01:52.830 Cenâb-ı Hak mazlumun âhını alır, zalimin burnundan fitil fitil getirir, 00:01:52.147 --> 00:01:59.302 yaptığı zulmün cezasını dünyada, âhirette çektirir. 00:01:59.968 --> 00:02:04.773 Mazlum da o mazlumluğu dolayısıyla âhirette mükâfat alır. 00:02:05.147 --> 00:02:10.913 Eğer ölürse, öldürülürse şehit olur. İşte yüzlercesi nâhak yere katlediliyor, 00:02:11.510 --> 00:02:19.698 ortada hiçbir sebep yokken bir insanlık dışı anlayışla öldürülüyorlar. 00:02:20.272 --> 00:02:25.753 O zaman ölenler de çarpışarak ölürse şehit olur. 00:02:25.973 --> 00:02:29.801 Mazlum ölürse kâr eder; kalırsa da yine kâr eder. 00:02:30.201 --> 00:02:33.567 Mü'min olması dolayısıyla müslümanın her halde, 00:02:33.927 --> 00:02:38.897 her halinin sonunda, eline bir mânevî mükâfat geçer. 00:02:39.217 --> 00:02:42.129 Onun için ölenlere üzülmemek lazım! 00:02:42.235 --> 00:02:47.861 Hatta eskiden savaşlara gidenler, şehit olamayıp döndükleri zaman üzülürlermiş: 00:02:47.952 --> 00:02:50.852 "Niye ben şehit olamadım?" diye gözyaşı dökerlermiş. 00:02:50.939 --> 00:02:55.482 "Allah bana o mertebeyi niye vermedi?" diye şehit olanlara gıpta ederlermiş. 00:02:55.868 --> 00:03:08.245 Mü'min insan biliyor ki dünyadaki nimetlerin hepsi derli toplu kendisine verilse bile cennet 00:03:08.524 --> 00:03:12.373 hepsinden daha güzel! Allah'ın sevdiği kulu olmak en güzel şey. 00:03:12.666 --> 00:03:17.733 Allah'ın sevdiği bir hal üzere ölmek, en iyi sonuç olduğundan, müslümanlar seve seve Allah yolunda, 00:03:17.786 --> 00:03:21.965 Hak yolunda, adalet için insan için din için iman için 00:03:22.511 --> 00:03:28.846 haksızlıkların önlenmesi için zalimle mücadele için canını da verir. 00:03:29.819 --> 00:03:35.306 Her hâlükârda kâr eder; ölürse şehit olur, kalırsa gazi olur. 00:03:35.526 --> 00:03:45.484 Hem dünyada hem âhirette, müslümanın sırtını hiçbir şekilde kimse yere yapıştıramaz, alt edemez. 00:03:45.818 --> 00:03:51.508 Çünkü sonunda Allah'ın azîz ettiğini kimse zelîl edemez. 00:03:51.970 --> 00:03:56.580 Amr b. Avf radıyallahu'ın rivayet ettiği bu hadis-i şerîfte Peygamber Efendimiz, 00:03:56.587 --> 00:04:00.632 İstanbul'un fethini müjdelediği gibi bize bir şeyi daha müjdeliyor. 00:04:00.686 --> 00:04:08.798 Lâ tekumü's-sâate. "Saat kopmaz, kalkmaz, ortaya dikilmez." 00:04:09.384 --> 00:04:12.918 "Kıyametin gelmesi" böyle ifade ediliyor. 00:04:13.172 --> 00:04:16.540 Kıyametin gelmesi çok önemli bir vakit, 00:04:16.174 --> 00:04:22.837 saat olduğu için elif lâm ile es-sâah "o belirli saat" diye söylendiği zaman kıyamet anlaşılıyor. 00:04:23.970 --> 00:04:26.496 Kıyâmet, kâme-yekûmü "dikilmek" demek. 00:04:26.903 --> 00:04:32.336 "Kıyamet insanın karşısına dikilmez, yani kopmaz." 00:04:33.136 --> 00:04:37.798 Hattâ yefteha'llâhu ale'l-mü'minîne'l-Kostantîniyyeti'r-rûmiyyete. 00:04:37.799 --> 00:04:47.931 "Allahu Teâlâ hazretleri mü'min kullarına el-Kostantîniyyetü'r-Rûmiyye'yi açmadıkça, 00:04:48.138 --> 00:04:52.371 vermedikçe, fethini nasip etmedikçe kıyamet kopmaz." 00:04:52.778 --> 00:04:53.955 Neyle olacak bu? 00:04:54.290 --> 00:04:58.737 Bi't-tesbîhi ve't-tekbîr. "Sübhanallah diyerek, tesbih ederek; 00:04:58.984 --> 00:05:03.980 tekbir getirerek, lâ ilâhe illallah, Allâhu Ekber diyerek olacak." 00:05:03.497 --> 00:05:05.781 diye bildiriyor Peygamber Efendimiz. 00:05:06.238 --> 00:05:14.376 Demek ki kıyametten önce oranın da fetholunacağını, İstanbul'un fetholunması gibi metheylemiş. 00:05:14.976 --> 00:05:17.968 "el-Kostantîniyyetü'r-Rûmiyye" diye geçiyor, 00:05:18.280 --> 00:05:33.490 -Râmûz'daki 478. sayfanın 5. hadis-i şerifinde.- Roma Kostantîniyyesi, yani "Roma şehri" demek. 00:05:36.110 --> 00:05:40.435 Araplar bu şehri anlatmak istedikleri zaman, 00:05:40.815 --> 00:05:46.911 "el-Kostantîniyye el-Kübrâ veya er-Rûmiyye el-Kübrâ" derlerdi. 00:05:46.905 --> 00:05:49.667 İstanbul için de "er-Rûmiyye es-Suğrâ" derlerdi. 00:05:49.904 --> 00:05:52.732 Yani Küçük Roma, Büyük Roma; 00:05:53.121 --> 00:05:59.200 Küçük Kostantîniyye, Büyük Kostantîniyye tabirleri Araplar'ın arasında kullanılmış. 00:06:00.700 --> 00:06:06.820 Burada "Roma Kostantîniyyesi de müslümanlara Allah tarafından 00:06:06.893 --> 00:06:08.650 fetholunmadıkça kıyamet kopmaz." diye bildiriliyor. 00:06:08.631 --> 00:06:10.178 Ama nasıl fetholacak? 00:06:10.488 --> 00:06:16.136 Tesbihle, tekbirle; Sübhânallâh diyerek, Allâhu Ekber diyerek fetholunacak. 00:06:16.662 --> 00:06:18.600 Başka hadîs-i şerîflerde de belirtiliyor: 00:06:18.661 --> 00:06:23.964 "Roma'nın etrafına çevrelenirler, tesbih çekerler, 00:06:24.210 --> 00:06:28.974 tekbir getirirler ve Roma fetholunur." diye bildiriliyor. 00:06:29.347 --> 00:06:34.167 Tabi meşhur İstanbul'un fethi hadîs-i şerîfinde 00:06:35.521 --> 00:06:39.970 oranın savaşla alınacağını da Peygamber Efendimiz belirtmiş. 00:06:40.400 --> 00:06:45.713 Bu ikisi arasındaki fark, çok açık olarak ifadelerden ortaya çıkıyor. Orada: 00:06:46.895 --> 00:06:50.517 "İstanbul yani Kostantîniyye mutlaka fetholunacaktır; 00:06:51.399 --> 00:06:56.232 onu fetheden komutan ne mübarek bir komutandır, o ordu ne mübarek bir ordudur!" diyor. 00:06:56.777 --> 00:07:02.456 "Bir orduyla, bir komutanla, bir savaşla, mutlaka İstanbul'un fetholunacağını" 00:07:02.592 --> 00:07:05.469 belirtmiş ve fetholundu; bu tamam... 00:07:05.649 --> 00:07:10.649 Bir de burada Kontantîniyyetü'r-Rûmiyye, Roma'nın da fetholunacağı bildiriliyor. 00:07:10.783 --> 00:07:11.828 Nasıl fetholunacak? 00:07:11.855 --> 00:07:15.291 Sübhânallâh diyerek, Allâhu Ekber diyerek fetholunacak. 00:07:16.408 --> 00:07:24.549 Sübhânallâh; "Cenâb-ı Hakk'ı kâfirlerin, müşriklerin, yanlış, bozuk inanç sahiplerinin 00:07:25.113 --> 00:07:33.550 düşündükleri her çeşit yanlış sıfattan pâk ve münezzeh olduğunu söylemeye" derler. 00:07:33.242 --> 00:07:37.239 "Yâ Rabbi! Sen bu zalimlerin, bu müşriklerin, bu putperestlerin, 00:07:38.186 --> 00:07:42.597 bu zavallıların söylediğinden çok pâksın, çok yücesin! 00:07:42.626 --> 00:07:46.318 Bunların bu söyledikleri ile senin hiç ilişkin yok. 00:07:46.525 --> 00:07:52.400 Onlar seni hakkıyla bilemiyorlar, çok cahiller, çok gafiller. 00:07:52.333 --> 00:07:59.403 Sen münezzehsin, pâksın; her sıfatın en güzeldir." mânasına geliyor. 00:07:59.483 --> 00:08:05.138 Bir zaman gelecek ki müslümanlar buna bastıra bastıra söyleye söyleye; 00:08:05.558 --> 00:08:13.616 yanlış inanç sahipleri, dağlara tapanlar, birtakım yıldızlara, gök cisimlerine, 00:08:13.678 --> 00:08:20.401 güneşlere, aya tapanlar; bir takım hayvanlara, bir takım insanlara tapanlar, 00:08:20.775 --> 00:08:21.677 bu işin yanlış olduğunu anlayacaklar. 00:08:21.889 --> 00:08:25.294 Kur'ân-ı Kerîm, Allah'ın kelamı, çok açık olarak bildiriyor. 00:08:26.500 --> 00:08:28.944 Peygamber Efendimiz Allah'ın resûlü, kesin olarak bildiriyor. 00:08:29.540 --> 00:08:32.270 Müslümanlar bu bildirmeyi ihmal etmeyecek. 00:08:32.940 --> 00:08:37.758 Her yerde, her zaman, çok açık bir şekilde, bunun çok önemli bir husus olduğunu; 00:08:37.978 --> 00:08:41.718 "Allah'ın şânına layık olmayan sıfatları O'na yakıştırmak; 00:08:41.894 --> 00:08:47.514 "O şöyledir, böyledir diye nâkıs, yanlış, bozuk akideler ileri sürmek" 00:08:47.694 --> 00:08:51.138 çok büyük iftira, çok büyük suç ve çok büyük günahtır." diye 00:08:51.324 --> 00:08:53.950 müslümanların bu konuya çok önem vermesi lazım. 00:08:54.296 --> 00:09:02.540 "Sonunda Cenâb-ı Hakk'ın münezzehliği, sıfatlarının yüceliği, varlığı, birliği anlaşılacak." demek. 00:09:02.973 --> 00:09:09.245 Diğeri Allahu Ekber; yani "Allah hiçbir varlıkla mukayese edilemeyecek kadar yüce, 00:09:09.345 --> 00:09:14.287 büyük, azamet sahibi, kudret sahibi, ululuk sahibidir." 00:09:14.733 --> 00:09:18.466 Bunu anlayacaklar. Müslümanlar bunları söyleye söyleye, 00:09:18.652 --> 00:09:24.269 imanın temizliği ve bozuk inançları alt edecek, bastıracak. 00:09:25.714 --> 00:09:30.715 Balkanlar'daki olayları takip ederken, ben burada televizyonları izliyorum; 00:09:32.150 --> 00:09:39.515 kocaman sakallı, başlıklı, cübbeli din adamlarını çıkarıyorlar ve onları kullanıyorlar. 00:09:39.589 --> 00:09:46.377 Kendilerini savunmak, kendilerini haklı göstermek için ya da kendileri gibi inanan öteki milletleri; 00:09:46.397 --> 00:09:51.746 "Bak biz sizdeniz, bizi tutun; haksızlık da yapsak taraf tutun." demek istiyorlar. 00:09:52.146 --> 00:10:01.600 Şunu çok kesin olarak söyleyeyim, bizden başka dinine yan ve yamuk bakan millet çok az! 00:10:01.195 --> 00:10:08.344 Yöneticilerinin çoğu Amerika olsun, Avustralya olsun, İngiltere olsun, 00:10:08.434 --> 00:10:14.240 Fransa olsun, Almanya olsun, Yugoslavya olsun, Yunanistan olsun, 00:10:14.610 --> 00:10:15.905 Bulgaristan olsun hepsi halkın dinî duygusuna hürmet ediyor. 00:10:15.919 --> 00:10:23.888 Hatta geçen gün televizyonda, Yeltsin'le oranın Ortodoks din adamlarının bir merasimi vardı. 00:10:23.978 --> 00:10:29.379 Dinî kıyafetleriyle bir yerde kalabalığın içinde yürüyorlardı. 00:10:29.641 --> 00:10:37.643 Belki de Balkanlar'daki uygulamalarla ilgili toplantılar olmalı. 00:10:37.949 --> 00:10:41.487 Yeltsin bile hazır ol vaziyetinde duruyordu. 00:10:43.244 --> 00:10:52.349 Hepsi halkın dinî duygusuna hürmet ediyor ve din adamları ile yöneticiler barışık! 00:10:53.288 --> 00:11:02.325 Yunanistan Avustralya'ya işçi gönderirken, her 12 aileye bir papaz göndermiş. 00:11:02.545 --> 00:11:08.207 "Aman gittikleri yerlerde Yunanlılıklarını, Ortodoksluklarını kaybetmesinler." diye. 00:11:08.327 --> 00:11:09.777 Her yerde kiliseleri var. 00:11:10.223 --> 00:11:13.400 Bosna savaşları olduğu zaman da size bildirmiştim: 00:11:13.711 --> 00:11:18.605 "Bunlara bu İslâm düşmanlığını veren, asırlarca beraberce oturdukları, 00:11:18.653 --> 00:11:23.215 sulh içinde yaşadıkları komşularına hunharca saldırtıp da onları kestirten, 00:11:23.269 --> 00:11:27.712 yakan, yıkan; çocukları öldürten bu taassuptur. 00:11:27.972 --> 00:11:32.188 Bu taassubu da papazlar kışkırtıyorlar." diye konuşmalarından misaller vermiştim. 00:11:32.979 --> 00:11:38.166 Kilise maalesef; "Yapmayın, etmeyin; insanlar kardeştir." diyecek yerde; 00:11:39.492 --> 00:11:43.375 "Burada hiç müslüman bırakmayacağız." gibi bir mantıkla, 00:11:43.495 --> 00:11:50.413 "Kesilsin, asılsın!" gibi bir şekilde teşvik ettiği için onlar bu zulümleri yapıyorlar. 00:11:52.661 --> 00:12:03.934 İngiltere laik bir yönetim, Amerika seküler bir yönetim ama hepsinde din toplumda fevkalade etkin, 00:12:04.314 --> 00:12:08.976 çok önemli ve din adamları fevkalade saygın; herkesin dinine hürmet ediliyor. 00:12:09.290 --> 00:12:13.842 Bugün bizim eve bir kamyonla eşya getirdiler. 00:12:14.751 --> 00:12:20.126 Yanlış gelmiş. Evdeki eşyaları alacaklar, değiştirecekler, asıl doğrusunu getirecekler. 00:12:20.320 --> 00:12:22.129 Adam ayakkabı ile içeri girmek istiyor. 00:12:22.154 --> 00:12:25.100 "Lütfen ayakkabılarınızı çıkarın!" dedim. 00:12:25.572 --> 00:12:29.803 "Çıkaramam!" diyor, diretiyor, ayakkabısı ile içeriye girecek. 00:12:29.910 --> 00:12:32.925 "Silerim, içeriye girerim!" diyor. 00:12:33.307 --> 00:12:36.223 "Biz müslümanız, bizim evimizin temiz olması lazım. 00:12:36.330 --> 00:12:39.359 Biz evimizde, bu halıların üstünde ibadet ediyoruz. 00:12:39.525 --> 00:12:46.390 Oraya tuvalete girilen, dışarıda nereye basıldığı belli olmayan ayakkabı ile içeri kesinlikle girilmez. 00:12:46.756 --> 00:12:48.815 O zaman eşyaları istemiyorum!" dedim. 00:12:49.169 --> 00:12:53.302 Adam baktı ki vaziyet ciddi; o zaman ayakkabılarını çıkardı. 00:12:52.500 --> 00:12:58.952 Ama dikkat ettim, ilk önce çok katı bir tavır takınmışken, "Çıkarmam!" derken, 00:12:59.132 --> 00:13:06.552 "Bu bizim dinî inancımız!" deyince akan sular durdu, yelkenler suya indi, hemen pabuçlarını çıkardı. 00:13:07.371 --> 00:13:11.850 Çok büyük destek var, çok büyük saygı var. 00:13:12.184 --> 00:13:17.119 İnşaallah İslâm ülkelerinde de durum aynen öyle olur; 00:13:17.906 --> 00:13:22.444 din adamları, dinî duygular, dinî hükümler, dinî yaşantı 00:13:23.390 --> 00:13:26.398 hiçbir baskıya mâruz kalmadan, serbestçe olur. 00:13:26.645 --> 00:13:33.831 Sözde ve fiiliyatta insanın Rabbine, inandığı gibi gönlünce ibadet etmesi serbest olur. 00:13:34.350 --> 00:13:36.758 Ben İlâhiyat Fakültesi profesörüyüm. 00:13:38.193 --> 00:13:44.344 Ansiklopedileri okuyorum, başka bilimsel araştırmaları okuyorum, hatalarını bulabiliyorum; 00:13:44.403 --> 00:13:45.749 çünkü bu benim mesleğim. 00:13:46.589 --> 00:13:52.109 Yazanların yazdıkları şeylerdeki kusurları, hataları biliyorum; çünkü bu işin mütehassısıyım. 00:13:52.481 --> 00:13:56.110 Ömrümü bu mesleğe vermişim, bu hususta kendimi yetiştirmişim. 00:13:56.960 --> 00:14:01.500 Şimdi bunları bilmeyen bazı kimselerin çıkıp da bana "Şunu yap, bunu yapma." demeleri, 00:14:01.915 --> 00:14:08.286 yirmirci yüzyılda çok çağ dışı, hiç akıl mantık ermez, çok yanlış bir şey olur. 00:14:08.673 --> 00:14:15.858 Kimsenin din ve vicdanının baskı altına alınması doğru değil. 00:14:16.650 --> 00:14:19.149 Batılılar; "Yanlış bir şey bile olsa baskı altına alınamaz!" diyor. 00:14:19.416 --> 00:14:25.800 "Yanlışlığını münakaşa ile düzeltelim, doğruyu bulalım." da demiyor. 00:14:25.999 --> 00:14:27.750 O mezhep öyle, bu mezhep böyle; 00:14:28.411 --> 00:14:38.231 Ortodoks, Katolik, Anglikan, Luteryan, Uniteryan vs. binlerce dinî topluluk var. 00:14:38.602 --> 00:14:43.865 Amerika'ya gittiğim zaman çok açık olarak gördüm, hepsi kolonileşmişler. 00:14:44.329 --> 00:14:50.932 Belli yerlere yerleşmişler, orada kendi gönüllerince dinî yaşantılarını sürdürüyorlar. 00:14:51.170 --> 00:14:53.301 Mesela şimdi "Olimpiyatlar yapılacak." 00:14:53.374 --> 00:14:56.925 diye herkesin bildiği Amerika'da Salt Lake City diye bir yer var. 00:14:57.115 --> 00:14:59.809 O Salt Lake City Normonlar'ın oturduğu bir yer. 00:14:59.935 --> 00:15:05.759 Normonlar da –belki bizim aydınlarımız duymamışlardır, duyunca şaşıracaklar- 00:15:06.850 --> 00:15:14.840 Normonlar Amerika'da çok kadınla evlenmeyi dinlerinin müsaadesi olarak doğru gören, 00:15:14.150 --> 00:15:15.448 kabul eden bir topluluk. 00:15:15.688 --> 00:15:22.203 Teaddüd-i zevcât (poligami) dediğimiz çok kadınla evlenme onlarda var. 00:15:23.745 --> 00:15:26.702 Bunlarda içki içmek yasak, sigara içmek yasak. 00:15:26.426 --> 00:15:31.241 Amerikan hükümeti bir şey demiyor; "Tamam, bunların inancı." diyor. 00:15:31.350 --> 00:15:35.741 Başka yerde başka topluluklar var. Bazı yerlerde kumar yasak. 00:15:35.937 --> 00:15:40.148 "Yasak!" demiş, işi bitirmiş. Toplum ona razı olmuş, tamam. 00:15:40.820 --> 00:15:43.368 "Amish" diye bir takım gruplar var; 00:15:43.674 --> 00:15:50.456 otomobil kullanmazlar, elektrik kullanmazlar, çağdaş araçları kullanmazlar. 00:15:50.510 --> 00:15:59.151 At arabalarıyla, giyimleriyle kuşamlarıyla 100, 150 yıl önce Avrupa'dan oraya gittikleri zamanki hallerini 00:15:59.344 --> 00:16:02.120 sürdürüyorlar ve herkes onları ziyarete gidiyor: 00:16:02.145 --> 00:16:06.476 "İşte bunlar da böyle." diyor. Alay etmek yok. 00:16:06.572 --> 00:16:09.471 "Tamam, bunların inancı böyle, inançlarına göre yaşıyorlar." diyorlar. 00:16:09.618 --> 00:16:14.220 Sakalları var, kadınların kıyafetleri örtülü. Birisi ötekisine; 00:16:14.720 --> 00:16:19.823 "Sen niye sakal bıraktın? Sen niye böyle örtündün?" demiyor, herkes kendi inancında hür. 00:16:21.792 --> 00:16:24.730 Niagara şelalelerinin olduğu yere gitmiştik. 00:16:24.113 --> 00:16:28.265 Yakın bir yerin reklamı vardı. Orada da bir ayrı topluluk varmış. 00:16:28.546 --> 00:16:32.545 "Bizim buraları ziyaret zamanımız, hac zamanımız şudur. 00:16:32.570 --> 00:16:36.569 Hacılar şöyle yapsınlar, böyle yapsınlar!" diye o kelimeleri kullanmışlar. 00:16:36.814 --> 00:16:39.270 Kendi toplumlarını kurmuşlar. 00:16:39.123 --> 00:16:46.988 Avustralya'da da öyle. Bir şehre giriyorsunuz, şehrin girişinde bir levha ile karşılaşıyorsunuz. 00:16:47.320 --> 00:16:56.201 "Burası bir centiks city'dir; yani kentlerden oluşan, o kavmin yerleştiği bir yerdir." diyor, 00:16:56.307 --> 00:17:02.642 onunla övünüyor. Onu kendisine alamet edinmiş, bayrak edinmiş; kimse bir şey demiyor. 00:17:03.284 --> 00:17:07.259 Hürriyet Batı'da, Batı ülkelerinin hepsinde böyle. 00:17:08.387 --> 00:17:11.292 Her yerde böyle olması lazım. Çünkü insanın hakkı bu. 00:17:11.338 --> 00:17:13.654 Bir de kaldı ki biz müslümanlar haklıyız. 00:17:14.840 --> 00:17:18.245 Bir zaman gelecek, İslâm'ın haklılığını herkes anlayacak. 00:17:18.702 --> 00:17:28.221 Puta, elle yapılan bir eşyaya sonradan kutsallık kazandırıp tapılmaması gerektiğini anlayacaklar. 00:17:28.281 --> 00:17:30.820 Japonlar, güneşe tapılmaması gerektiğini anlayacak. 00:17:31.470 --> 00:17:39.233 İneğe tapılmaması gerektiğini, ineğin deveden veya koyundan bir farkı olmadığını, 00:17:39.567 --> 00:17:42.766 ona tapınmanın doğru olmadığını bir zaman gelecek, anlayacak. 00:17:43.119 --> 00:17:48.582 Biz haklıyız. Haklıyken müslümanlara baskı, çok daha büyük zulüm oluyor. 00:17:48.902 --> 00:17:55.214 Ama bu zulümler devam etmeyecek. Zulüm pâyidâr olmaz, Roma bile fetholunacak. 00:17:55.267 --> 00:17:57.717 Bunu bir müjde olarak söylemek istiyorum. 00:18:00.241 --> 00:18:07.219 Şimdi iman belli, küfür de belli; isteyen mü'min oluyor, istemeyen inanmıyor, kâfir oluyor. 00:18:07.585 --> 00:18:08.746 Kimisi de açıkça söylüyor. 00:18:08.792 --> 00:18:16.334 Ben bazı yazarların yazılarını okuyorum, Türkiye'den gelen gazetelerden, adam veya kadın: 00:18:16.403 --> 00:18:17.403 "Ben ateistim!" diyor. 00:18:18.141 --> 00:18:21.389 Ateist, "anormal" der gibi, "Tanrı tanımayan" demek. 00:18:21.702 --> 00:18:25.200 Teist, "Tanrı'yı tanıyan" ateist, "Tanrı'yı tanımayan." 00:18:26.680 --> 00:18:27.660 "Ben ateistim, ben inanmıyorum." diyor. 00:18:27.758 --> 00:18:33.986 Kimisi öleceği zaman etrafındakilere söylüyor, vasiyetnâmesine yazıyor: 00:18:34.990 --> 00:18:39.380 "Benim için dinî tören yapmayın, benim ölümü yakın, küllerimi şuraya gömün!" diyor. 00:18:40.787 --> 00:18:43.833 İnançlılık serbest, inançsızlık da serbest. 00:18:44.593 --> 00:18:52.107 Bu anlayış getirilmiş; buna "sekülerizm veya laiklik" denmiş. Herkes istediğini yapabiliyor. 00:18:52.286 --> 00:18:55.274 Ama "Sen benim istediğimi yapacaksın!" diye baskı oldu mu 00:18:55.300 --> 00:18:58.272 buna laik bir hükümetin engel olması lazım. 00:18:58.337 --> 00:19:06.840 Çünkü kendisi bir mezhebi tutmamış, ortada durmuş; onun baskı yapanları engellemesi lazım geliyor. 00:19:07.870 --> 00:19:08.339 Batı'da böyle oluyor. 00:19:08.386 --> 00:19:15.834 Burada da öyle oluyor; inancından dolayı herkes gayet rahat, kimse kınanmıyor. 00:19:16.181 --> 00:19:18.471 Ben de Melbourn'e ilk geldiğim zaman, 00:19:18.550 --> 00:19:25.172 beni havaalanında lâ ilâhe illallah bayraklarıyla, tekbirlerle karşıladılar. Ben tabi; 00:19:25.213 --> 00:19:28.962 "Eyvah! Yahu ne yapıyorsunuz? Sonra başınız derde girmesin!" dedim. 00:19:29.864 --> 00:19:33.645 "Yok, hocam! Burada hiç kimse bir şey demez." dediler. 00:19:33.970 --> 00:19:40.540 Baktım; kimisi sarıklı kimisi cübbeli, yüksek sesle tekbir getirerek bizi karşıladılar. 00:19:42.950 --> 00:19:43.340 Şaşırdım doğrusu... 00:19:43.725 --> 00:19:49.345 Aslında benim şaşırmama şaşırmak lazım, çünkü onlar onun doğru olduğunu düşünüyor, 00:19:49.705 --> 00:19:55.427 o halde insan doğru bildiği şeyi, inancını -başkalarına zararı yoksa- uygulayabilmeli. 00:19:56.701 --> 00:20:00.742 Biz haklılığımızı tatlı tatlı anlatmalıyız. 00:20:01.420 --> 00:20:04.969 Sübhanallah'ı, tesbihi iyi öğrenmeli ve insanlara öğretmeliyiz. 00:20:05.123 --> 00:20:08.952 Tekbir'i, Allahu Ekber'i de iyi bir şekilde öğretmeliyiz. 00:20:09.980 --> 00:20:13.426 Şimdi iman belli, küfür belli de, bir de birileri çıkıyor, 00:20:14.786 --> 00:20:20.166 imanlıyı kandırmak için mü'min gibi önüne düşüyor; "Ben de mü'minim!" diyor, 00:20:20.513 --> 00:20:26.390 ondan sonra da onu yanlış yola çekiyor, ters yola çekiyor. En tehlikeli olanı bu... 00:20:26.988 --> 00:20:30.778 Bu hususta Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in 00:20:30.854 --> 00:20:35.406 bazı hadîs-i şerîflerini size zikretmek istiyorum. Peygamber Efendimiz buyurmuş:. 00:20:35.410 --> 00:20:43.100 Mâ beyne halku Âdeme ilâ kıyâmi's-sâati emrun ekbera mine'd-deccâl. 00:20:43.292 --> 00:20:48.994 "Hz. Âdem aleyhisselam atamızın, ilk insanın yaratılışı zamanından, 00:20:49.520 --> 00:20:53.693 kıyametin kopacağı zamana kadar, insanlığın tarihi içinde 00:20:59.800 --> 00:21:04.753 Deccal'den daha büyük bir iş, konu olmamıştır." 00:21:06.850 --> 00:21:10.578 [Mehmed Zahid] Hocamız rahmetullahi aleyh'i sevenler, onun dua mecmuasını, 00:21:10.619 --> 00:21:13.338 tertip ettiği Evrâd-ı Şerîf kitabını okuyanlar, 00:21:16.140 --> 00:21:21.564 Esmâ-i Hüsnâ'nın arkasındaki sayfada her gün bir dua okurlar. 00:21:20.775 --> 00:21:27.280 Orada Mehmed Zahid Kotku rahmetullahi aleyh Hocamız hadîs-i şerîften alınma bir dua kaydetmiş:. 00:21:29.434 --> 00:21:35.252 Allâhümme innî eûzü bike min azâbi cehenneme ve min azâbi'l-kabri 00:21:35.546 --> 00:21:40.648 ve min fitneti'l-mahyâ ve'l-memâti ve min şerri fitneti'l-mesîhi'd-deccâl. 00:21:41.414 --> 00:21:44.619 Bu duanın manasını Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz talim etmiş, 00:21:45.274 --> 00:21:50.789 Hocamız da "Hatırlayalım." diye dua kitabının bir yerine koymuş, sabahları okuyoruz. 00:21:51.234 --> 00:21:52.165 Bunun mânası ne? 00:21:52.212 --> 00:21:57.740 Allâhümme innî eûzü bike min azâbi cehennem. "Ey benim Rabbim, Mevlâm! 00:21:58.743 --> 00:22:04.160 Cehenneme düşüp orada azap görmekten, cehennem azabına dûçar olmaktan, 00:22:04.157 --> 00:22:06.510 giriftar olmaktan, cehennemlik olmaktan sana sığınırım." 00:22:08.542 --> 00:22:09.658 Dünya bir imtihandır. 00:22:10.232 --> 00:22:15.533 Amaç imtihanı kazanıp başarmaktır; cehenneme düşmemek, cenneti kazanmaktır. 00:22:15.621 --> 00:22:21.668 Başarı cennetle taltif ediliyor; başarısızlık da cehennemle cezalandırılıyor. 00:22:22.740 --> 00:22:28.566 Bu dünya hayatı muvakkat, arkasında ebedî hayat var. O zaman cehennem çok önemli: 00:22:28.633 --> 00:22:30.833 "Yâ Rabbi! Ondan sana sığınırım, beni koru! 00:22:31.111 --> 00:22:38.743 Ona düşmememi sağlayacak neler gerekliyse onları bana nasip et!" demiş oluyor. 00:22:39.160 --> 00:22:40.500 Ve min azâbi'l-kabri. " 00:22:42.760 --> 00:22:52.190 Eğer suçlu ise hak etmiş ise müstahak olmuş ise insanın cehenneme gitmeden önce kabirde de azap görme ihtimali vardır. 00:22:52.192 --> 00:22:53.596 Kabirde de azap vardır." 00:22:53.809 --> 00:22:58.816 Bu kabir azabı hakkında çeşitli hadîs-i şerîfler var; kabirde azap gerçektir, haktır. 00:22:59.196 --> 00:23:03.934 Peygamber Efendimiz'in kesin olarak belirttiği husustur. 00:23:04.434 --> 00:23:12.590 Daha kıyamet kopmadan kabrinde yatarken bile bazı insanların kabri ateş doludur, azap doludur; 00:23:12.957 --> 00:23:17.981 bazı insanların kabri de cennet bahçesi gibidir. Bunu da kesin olarak biliyoruz. 00:23:18.472 --> 00:23:21.157 Onun için "Kabir azabından da koru yâ Rabbi! 00:23:22.910 --> 00:23:25.789 Öyle bir şey de başımıza gelmesin." diye dua ediyoruz. 00:23:26.184 --> 00:23:28.592 Ve min fitneti'l-mahyâ ve'l-memâti. 00:23:28.812 --> 00:23:39.610 Araplar, masdar-ı mîmî diyor. Mahyâ, "yaşamak" demek; "memat" da "ölüm" demek. 00:23:39.881 --> 00:23:45.711 "Ölümün ve yaşamın, ölmenin ve yaşamanın fitnesinden de sana sığınırım." 00:23:48.846 --> 00:23:52.325 Mahyâ'nın, hayatın, yaşamanın fitnesi nedir? 00:23:53.133 --> 00:23:59.282 Yaşarken insanın birtakım olaylarla karşılaşması ve orada aldanması, 00:23:59.622 --> 00:24:09.769 fitneye uğrayıp şaşırması, yanlış davranıp kaybetmesi...Fitne de "imtihan" demek. 00:24:10.476 --> 00:24:14.957 Hayatta insanın başına çeşitli fitneler gelir. 00:24:15.350 --> 00:24:16.788 Bir de ölümün fitnesi vardır. 00:24:17.796 --> 00:24:23.510 Ölürken de insanın iman-ı kâmil ile ölmesi lazım. 00:24:23.937 --> 00:24:28.208 Son nefese kadar imanın korunması önemli. İman kaçabilir. 00:24:28.368 --> 00:24:36.802 Mesela birisi, hastalığın verdiği ıstırapla intihar eder. İşte ölümün fitnesi... 00:24:37.410 --> 00:24:42.329 Çünkü intihar yasaktır, haramdır. İntihar eden cehenneme gidecek; intihar yok! 00:24:43.509 --> 00:24:49.129 Veya kendisini yüksek bir yerden attı veya hapları yuttu. 00:24:49.549 --> 00:24:55.333 Veyahut şeytan karşısına dikildi, aldattı, yanlış fikirler verdi. 00:24:55.367 --> 00:25:03.847 O acıya dayanamayıp Allah'a karşı layık olmayan sözler sarf etti, gitti. 00:25:05.942 --> 00:25:10.538 Ölüm ânı çok zor bir an, önemli bir an... Ölüm zor bir geçit... 00:25:10.818 --> 00:25:15.237 Onun için orada da fitneye, bir imtihana, bir yanlışlığa 00:25:15.557 --> 00:25:21.220 uğramamak hususunda bu dua ile Allah'a sığınıyoruz. 00:25:21.262 --> 00:25:26.171 Hem cehennemde azap görmekten hem cehenneme gitmeden daha kabirde azap görmekten, 00:25:26.244 --> 00:25:32.700 yaşarken böyle birtakım yanlışlıklar yapıp da fitneye mâruz kalıp 00:25:32.812 --> 00:25:37.330 cezalı duruma düşmekten hem de ölürken böyle birtakım fitnelere mâruz kalıp 00:25:38.398 --> 00:25:42.452 yanlış işler yapıp cezalı duruma düşmekten Allah'a sığınıyoruz. 00:25:42.497 --> 00:25:43.510 Ve sonuncusu: 00:25:43.544 --> 00:25:46.857 Ve min şerri fitneti'l-mesîhi'd-deccâl. 00:25:47.730 --> 00:25:52.164 "Mesîhi'd-deccâl'in fitnesinin şerrinden de 'Yâ Rabbi! sana sığınıyoruz.'" 00:25:52.271 --> 00:25:54.523 demiş Peygamber Efendimiz; böyle dua etmiş. 00:25:55.279 --> 00:25:58.517 Biz bu duayı o öğrettiği için her gün okuyoruz, 00:25:58.624 --> 00:26:01.996 Mesîh-i Deccal'in fitnesinden Allah'a sığınıyoruz. 00:26:02.810 --> 00:26:06.205 Bu da karışık bir olay ve insanlar şaşırabiliyorlar. 00:26:06.239 --> 00:26:09.560 Şaşırınca da kaybediyorlar, cehennemlik olabiliyorlar. 00:26:09.370 --> 00:26:14.737 Mesih, "kurtarıcı" demek. Ama deccal, "yalancı" demek. 00:26:14.823 --> 00:26:19.514 el-Mesîhi'd-deccâl, "yalancı kurtarıcı." Deccal burada Mesih'in sıfatı olarak, 00:26:19.801 --> 00:26:22.576 "yalancı mesih, yalancı kurtarıcı." geçiyor. 00:26:22.704 --> 00:26:26.368 Bu cim'e benzeyen noktasız ha iledir. 00:26:26.675 --> 00:26:30.453 Noktalı ha ile de rivayetler vardır, o da "kör" mânasına gelir. 00:26:31.373 --> 00:26:38.940 O da yine olur; âhir zamanda çıkacak 00:26:39.470 --> 00:26:43.705 Deccal'in gözü kör olacağından yine ona dalâlet eder, uygun bir şey. 00:26:44.500 --> 00:26:48.284 Bu izahtan sonra, şimdi gelelim okuduğumuz hadîs-i şerîfe: 00:26:48.492 --> 00:26:54.265 Demek ki yaşam esnasında birtakım şeyler, imtihanlar olabilir; insanın sarsılmaması lazım. 00:26:54.505 --> 00:27:02.979 Ölürken bir takım şaşırtıcı fitneler karşısına dikilebilir; onları da atlatabilmesi lazım. 00:27:03.190 --> 00:27:04.190 Allah yardım etsin. 00:27:04.470 --> 00:27:11.464 Ama "Mesîhi'd-deccâl'in fitnesinin kötülüğünden de sana sığınırım." diyeceğiz. 00:27:13.188 --> 00:27:16.957 "Deccal" kelimesi üzerinde biraz açıklama yapayım. 00:27:17.495 --> 00:27:22.224 Çünkü "Âdem aleyhisselam'ın yaratılışından kıyamet kopuncaya kadar 00:27:22.840 --> 00:27:29.428 bütün insanlık tarihinde Deccal'den daha büyük bir bela, musibet, fitne yoktur." diyor. 00:27:29.470 --> 00:27:34.475 En büyük tehlike. O halde bunu bütün müslümanların bilmesi lazım. 00:27:35.124 --> 00:27:43.395 Deccal'in kelime anlamı, hangi kökten geldiğini söylersek biraz daha iyi anlaşılır. 00:27:43.702 --> 00:27:50.781 Arapça'da "deccal" kelimesi decele-yecdülû-declen fiilinden geliyor. 00:27:50.845 --> 00:28:00.489 Mübalağa-i ism-i fâil derler. "Decl fiilini çok yapan" mânasına. 00:28:00.531 --> 00:28:01.654 Decel ne demek? 00:28:01.814 --> 00:28:10.572 Decele-yedcülü-declen; "yalan söylemek, karşı tarafı aldatmak için yalan düzmek" demek. 00:28:11.501 --> 00:28:19.666 Hatta asıl mânası da decele şey'e "bir şeyi örtmek, üstünü kaplamak" demek. 00:28:20.445 --> 00:28:23.284 Onun için "Deveyi hastalıklardan korusun." diye 00:28:23.307 --> 00:28:31.776 katranla boyamaya da decele cemele "Deveyi katranladı." mânasına bu fiil kullanılır. 00:28:32.132 --> 00:28:38.627 Hatta katranın adı da Arapça'da ed-dücel veya dücâle, "katran" demek. 00:28:39.846 --> 00:28:41.343 Katran kelimesi de kullanılıyor. 00:28:41.989 --> 00:28:47.476 Bu da "yaralı yeri, deriyi" veya ayak, el neresiyse 00:28:47.501 --> 00:28:54.301 katranladıkları yeri katranla örtüp kapladığı için böyle örtmesinden dolayı. 00:28:54.498 --> 00:29:02.201 Decele'l-hakka; "hakkı örtüp saklayıp başka şeyi hakmış gibi göstermek, 00:29:02.288 --> 00:29:07.765 batılı hak gibi göstermek, şaşırtmak" demek. Deccal de buradan "çok yalancı" demek olur. 00:29:10.653 --> 00:29:17.359 Araplar şarlatan doktora da; "deccal" derler. Diploması yok, hakiki doktor değil. 00:29:18.198 --> 00:29:20.142 Ona da "deccal" derler. Yani yalancı. 00:29:20.481 --> 00:29:24.425 el-Mesîhi'd-deccâl; "yalancı mesih demek" diye onun için öyle terceme ettik. 00:29:24.699 --> 00:29:36.238 Şimdi bu deccal âhir zamanın alâmetlerinden birisi, önemli bir olay ve Âdemoğlu'nun yaratılmasından 00:29:36.291 --> 00:29:43.493 kıyamet kopuncaya kadar insanlık tarihinin en önemli olayı olduğu için bunu bildirmek lazım. 00:29:44.340 --> 00:29:47.951 Hatta Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyuruyor: 00:29:48.240 --> 00:29:56.181 İnnehû lem yekün nebiyyün kablî illâ hazzere ümmetehü'd-deccâl a'veru 00:29:57.210 --> 00:30:06.752 aynehü'l-yüsrâ bi-aynihi'l-yümnâ zafratün galîzan 00:30:06.828 --> 00:30:10.462 beyne ayneyhi mektûbün kâfir... 00:30:10.600 --> 00:30:11.858 Hadîs-i şerîf uzun. 00:30:12.322 --> 00:30:18.666 "Benden önceki peygamberlerden hiçbir peygamber yoktur ki 00:30:19.153 --> 00:30:29.846 ümmetini kör Deccal'in, sol gözü kör, sağ gözü perdeli, alnında kâfir yazılı olan 00:30:29.953 --> 00:30:36.461 Deccal'in tehlikesinden ümmetini uyarmasın, haberdar etmesin, tembihlemesin..." 00:30:36.521 --> 00:30:42.621 "Deccal'e uğrarsanız nesilleriniz, torunlarınız, çocuklarınız ileriye doğru 00:30:43.670 --> 00:30:48.360 Deccal ile karşılaşırsa aman aldanmasın!" diye her peygamber Deccal'e 00:30:48.807 --> 00:30:51.387 karşı ümmetini hazırlamış, uyarmış: 00:30:51.479 --> 00:30:59.319 "Aman Deccal gelirse Deccal'e uymayın, aldanmayın!" diye her peygamber Deccal'i anlatmış. 00:30:59.702 --> 00:31:04.860 O Deccal'in sol gözü kör, sağ gözünde bir kalın perde var. 00:31:05.393 --> 00:31:13.632 Ne sağı doğru düzgün görüyor ne solu görüyor. Tek gözlü; bir gözünde de perde var. 00:31:14.457 --> 00:31:18.558 Bir gözü görmüyor; "Sadece dünyayı görüyor." diyelim, âhireti görmüyor. 00:31:18.838 --> 00:31:24.458 Bir gözü de perdeli; dünyayı da doğru düzgün görmüyor, yanlış görüyor. 00:31:24.918 --> 00:31:26.328 Alnında da "kâfir" yazıyor. 00:31:28.213 --> 00:31:36.550 Dikkatli bakan, basireti olan bir mü'min onun "kâfir" olduğunu, "aldatıcı, yalancı" olduğunu anlar. 00:31:36.801 --> 00:31:44.305 Demek ki bütün peygamberler Deccal'in tehlikesini ümmetlerine anlatmışlar. 00:31:44.857 --> 00:31:48.258 O halde eski ümmetlerde de Deccal fikri var; tamam. 00:31:50.752 --> 00:31:57.614 Yahudilerde var; "Deccal gelecek." diye, hıristiyanlarda var, "Deccal gelecek." diye... 00:31:57.967 --> 00:31:59.923 Neden? Çünkü kaynak aynı. 00:32:00.523 --> 00:32:04.533 Allahu Teâlâ hazretleri, kâinatı yaratan Rabbimiz, 00:32:04.613 --> 00:32:08.181 Mevlâmız, peygamberlerine böyle bir imtihanı haber vermiş. 00:32:08.362 --> 00:32:11.849 Nasıl "İnsanlar doğru yolu bulsunlar." diye her asırda peygamberler göndermişse 00:32:11.897 --> 00:32:22.330 nasıl peygamberlere kitaplar gönderip vahyetmişse insanlar şöyle yaparlarsa tehlikeli olacağını, 00:32:22.430 --> 00:32:26.845 sonunda ceza göreceklerini bildirmişse; şöyle şöyle iyi şeyler yaparlarsa 00:32:26.943 --> 00:32:33.162 mükâfat alıp cennete gireceklerini bildirmişse en büyük tehlike olan Deccal'i de her ümmete, 00:32:33.562 --> 00:32:37.724 o ümmetin peygamberi hatırlatmış. Onun için onlarda da bu bilgi var. 00:32:38.471 --> 00:32:46.246 Nitekim bunun gibi mesela cennet fikri, cehennem fikri de eskiden beri var. 00:32:46.366 --> 00:32:47.990 Çünkü cennet var, cehennem var... 00:32:48.500 --> 00:32:50.678 Çünkü onlar hakkında bilgi veren Rabbü'l-âlemîn 00:32:50.718 --> 00:32:55.533 ve bu bilgileri insanlara anlatan peygamberleri gönderen Allahu Teâlâ hazretleri. 00:32:55.564 --> 00:33:04.675 Onun için Allah fikri, cennet fikri, cehennem fikri, âhiret fikri, dünyanın sonunun geleceği, 00:33:04.788 --> 00:33:10.153 kıyametin kopacağı fikri, kıyamete yakın zamanda Deccal'in çıkacağı fikri, 00:33:10.500 --> 00:33:20.125 onu da alt edecek Mehdî'nin geleceği fikri bütün semâvî dinlerde var. 00:33:20.348 --> 00:33:25.242 Bunlar, hakikat olduğu için onlara da bildirildiğinden var. 00:33:27.404 --> 00:33:34.665 Bu Deccal'in aslında en büyüğü var. 00:33:34.813 --> 00:33:40.492 Kıyametten önce insanların başına gelecek, bir büyük aldatma olacak. 00:33:41.233 --> 00:33:46.676 Halbuki çok gariptir, bu çok ilginç bir garabet. 00:33:48.847 --> 00:33:53.974 İnsanlar yaşadıkça tecrübeleri artıyor, ilimde ilerliyorlar, fende ilerliyorlar, 00:33:54.334 --> 00:34:00.948 fezalara gidiyorlar; fakat inançta bir gerileme ve aldatma var. 00:34:01.270 --> 00:34:06.909 En son devirde, insanların bilgisinin en çok geliştiği zamanda 00:34:07.161 --> 00:34:13.782 böyle bir aldatıcı kurtarıcı "Deccal" çıkıyor; çok ilginç! 00:34:14.217 --> 00:34:15.213 Tabi bu bir imtihan. 00:34:15.267 --> 00:34:23.138 Cenâb-ı Hak her an, her devirde, her ümmeti, her insanı imtihan ettiğinden, imtihanlı bir hayat bu. 00:34:24.259 --> 00:34:29.646 Bu da böyle işte. İnsanların ilminin, irfanının en yüksek olduğu zamanda, 00:34:29.999 --> 00:34:33.120 maalesef en büyük aldatıcı da çıkacak. 00:34:33.698 --> 00:34:35.416 Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuş: 00:34:36.900 --> 00:34:44.376 İnne beyne yedeyi's-sâati'd-deccâlü. "Kıyametten evvel Deccal olacak, çıkacak." 00:34:44.756 --> 00:34:48.447 Ve beyne yedeyi'd-deccal. "Deccal'den önce de" 00:34:49.687 --> 00:34:56.163 Kezzâbîne selâsîne ev ekser. "Otuz veya daha fazla yalancılar da gelecek." 00:34:56.242 --> 00:35:02.184 Yine "Deccal gibi yalancı, ama onun kadar büyük şarlatan değil, 00:35:02.255 --> 00:35:06.461 onun kadar dinî hususlarda insanları aldatan değil, 00:35:06.781 --> 00:35:12.678 ona yakın otuz kadar birtakım insanlar gelecek, geçip gidecek." 00:35:12.812 --> 00:35:18.198 Başka bir hadîs-i şerîfte de câddûn diye cemî siygasıyla yapılmış; 00:35:20.604 --> 00:35:26.124 "Asıl Deccal" değil de ondan öncekiler de "Deccaller" diye belirtilmiş. 00:35:27.600 --> 00:35:34.239 Peygamber Efendimiz böyle buyurunca; -tabi merakla dinliyorlar;her sözü tatlı, her haberi hak. 00:35:34.733 --> 00:35:38.542 Sahabe-i kirâm Peygamber Efendimiz konuşmaya başladığı zaman 00:35:38.558 --> 00:35:43.300 başlarına kuş konmuş da kıpırdarlarsa kaçacakmış gibi dikkatle dinlerlerdi. 00:35:44.290 --> 00:35:50.589 Bazen en meraklı yerinde sorular sorarlardı.- sormuşlar: 00:35:50.723 --> 00:35:51.864 Kîle: Mâ âyetühüm. 00:35:52.262 --> 00:36:01.590 "Deccal'in ve Deccal'den önceki deccalciklerin, yalancıların, sahte kurtarıcıların alametleri nedir?" 00:36:01.771 --> 00:36:03.590 Âyet, iki mânâya gelir: 00:36:04.990 --> 00:36:12.135 Bir; "Kur'ân-ı Kerîm'in numaralanmış cümlelerine âyet" diyoruz;bazen büyük bazen küçük oluyor. 00:36:12.200 --> 00:36:17.632 Tefsir dersinde de söyledik: "Kur'ân-ı Kerîm'deki cümlelere âyet" deniliyor. 00:36:17.920 --> 00:36:22.546 Bir de Allahu Teâlâ hazretleri; "Kullar imana gelsin." diye 00:36:23.733 --> 00:36:31.833 "onlara yer gök olayları olarak neler yapmışsa o mucizelere de, 00:36:32.393 --> 00:36:41.854 imanı bağlayacak olan şeylere de âyet" deniliyor, onlara âyât-ı kevniyye deniliyor; 00:36:42.441 --> 00:36:49.790 dış dünyada, yerde gökte olan maddî olaylardan âyetler. 00:36:50.539 --> 00:36:57.260 Ötekiler de Kur'ân-ı Kerîm'in parçacıkları, cümlecikleri; o da âyet. 00:36:57.852 --> 00:37:01.630 Ve mâ âyetühüm? "Burada bunların âyetleri nedir? 00:37:05.471 --> 00:37:12.137 Asıl Deccal ve ondan önceki Deccalcıkların, Deccal bozuntularının, Deccal'i hazırlayan, 00:37:12.570 --> 00:37:19.904 zaman zaman çıkan adamların, insanların alametleri nedir?" diye sordular. 00:37:20.158 --> 00:37:27.301 Kâle: En ye'tûküm bi-sünnetin lem tekûnû aleyhâ yuğayyirûne bihâ sünneteküm ve dîneküm 00:37:27.698 --> 00:37:31.680 fe-izâ raeytümûhüm fe'ctenibûhüm ve âdûhüm. 00:37:31.821 --> 00:37:35.908 Taberânî, İbn Ömer radıyallahu anh'ten rivayet etmiş: 00:37:36.375 --> 00:37:37.823 Onların alametleri nedir? 00:37:37.903 --> 00:37:41.839 Alametleri, yaptıkları icraattır. Ne yapmaları? 00:37:41.999 --> 00:37:44.641 En ye'tûküm bi-sünnetin lem tekûnû aleyhâ. 00:37:44.905 --> 00:37:51.220 "Sizin üzerinizde olmadığınız görünümden ayrı bir görünüm, 00:37:51.649 --> 00:37:56.675 gidişten ayrı bir gidiş, yaşam tarzından ayrı bir yaşam tarzını size getirmeleridir." 00:37:57.101 --> 00:38:02.780 Sünne; "açılan bir çığır, yol, tarz" mânasına geliyor: 00:38:02.411 --> 00:38:09.561 "Siz evvelce, doğru düzgün, Peygamber Efendimiz'in sünnet-i seniyyesi üzere yaşıyordunuz, 00:38:09.968 --> 00:38:14.938 bu sizin üzerinizde yürüdüğünüz cadde-i kübrâ, 00:38:16.810 --> 00:38:22.138 sünnet-i nebeviyye'den ayrı bir sünnet getirmeleridir." Birinci alametleri: 00:38:23.231 --> 00:38:25.880 Yuğayyirûne bihâ sünneteküm ve dîneküm. 00:38:26.274 --> 00:38:30.986 "Sizin sünnetinizi, dininizi bu getirdikleriyle değişitirirler." 00:38:32.160 --> 00:38:33.580 Bu değiştirme nasıl olur? 00:38:33.613 --> 00:38:37.718 İnsan nasıl sünneti bırakır, nasıl Kur'an'ı bırakır, nasıl İslâm'ı bırakır? 00:38:37.984 --> 00:38:41.351 Hakikatleri öğrendikten, gerçek olduğunu anladıktan sonra, 00:38:41.705 --> 00:38:46.130 dünyanın başka yerlerinden inceleyen insanlar müslüman olup dururken nasıl bırakır? 00:38:46.230 --> 00:38:55.326 Tabi başka bir hadîs-i şerîfte onu belirtiyor: Birtakım olağanüstü şeyler gösterecek; 00:38:56.429 --> 00:39:02.709 başarılı sonuçlar, işler, hünerler gösterecek; insanlar aldanacaklar. 00:39:02.763 --> 00:39:06.949 Ona geçmeden önce hadîs-i şerîfi tamamlayım: 00:39:07.252 --> 00:39:12.656 "Sizin dininizi, sünnetinizi değiştirecekler. Bu Deccallerin özellikleri bu." 00:39:13.470 --> 00:39:19.580 Fe-izâ raeytümûhüm. "Onları gördüğünüz zaman." Fe'ctenibûhum. "Onlardan kaçınınız." 00:39:19.271 --> 00:39:24.661 Ve âdûhüm. "Ve onlara düşmanlık ediniz." "Çünkü yanlış iş yapıyorlar, milleti aldatıyorlar. 00:39:24.694 --> 00:39:30.326 İmandan çıkarıyorlar, küfre düşürüyorlar ve gerçekleri çarpıtıyorlar. 00:39:30.812 --> 00:39:35.478 Şeytanlık yapıyorlar, şeytan tarafına hizmet ediyorlar. 00:39:35.521 --> 00:39:40.791 Rahmânî, iyi işlere zararlı olduğu için onlara karşı müteyakkız olun!" buyuruyor 00:39:41.345 --> 00:39:43.995 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz. 00:39:45.972 --> 00:39:49.931 Bunun ölçeği nedir? Nasıl anlayacak, anlaşılacak? 00:39:50.471 --> 00:39:59.775 Kur'an ve sünnet değişiyorsa değiştiriliyorsa din değiştirilmeye çalışılıyorsa işte alamet bu. 00:39:59.912 --> 00:40:03.312 Niye millet bunların peşinden gidiyor? 00:40:04.772 --> 00:40:14.215 Bir gözü kör, bir gözü perdeli, alnında kâfir yazılı, küfre hizmet ettiği besbelli ama neden? 00:40:14.542 --> 00:40:22.831 Peygamber Efendimiz; Ahmed b. Hanbel'in de, Taberânî'nin de daha başka kaynakların da 00:40:23.950 --> 00:40:28.704 Semûre radıyallahu anh'ten rivayet ettiği bir başka hadîs-i şerîfinde belirtiyor: 00:40:28.977 --> 00:40:31.596 Ve innehû yubriü'l-ekmehe ve'l-ebrasa. 00:40:32.543 --> 00:40:43.452 "Baras illeti" var, bir cilt hastalığı; o hastalığa tutulana "ebras" deniliyor; bu hastalığı geçiriyor. 00:40:43.839 --> 00:40:49.174 Ve yuhyi'l-mevtâ. "Ölüyü diriltiyor, körün gözünü açıyor." 00:40:53.713 --> 00:40:56.760 İnsanlara böyle hünerler gösteriyor. 00:40:58.434 --> 00:41:01.781 Ve yekûlü li'n-nâsi ene rabbüküm. İnsanlara; "Ben sizin yaradanınızım, rabbinizim, tanrınızım!" diyor. 00:41:09.550 --> 00:41:14.356 Bu hünerlerinden dolayı insanlar aldanıyor. "Bak, böyle yapıyor!" diyor. 00:41:15.256 --> 00:41:16.798 Fe-men kâle: Ente rabbî. 00:41:18.372 --> 00:41:24.863 Kim; "Madem sen böyle olağanüstü şeyleri yapıyorsun, o halde sen benim rabbimsin!" derse, 00:41:24.913 --> 00:41:28.284 Fe-kad fütine. "Fitneyi yutmuş." demektir, 00:41:28.439 --> 00:41:35.741 "Deccal fitnesine yenik düşmüş, küfre düşmüş, mahvolmuş." demektir. 00:41:36.121 --> 00:41:44.960 Ve men kâle rabbiya'llâh. "Hayır, sen yalancısın; benim Rabbim Allahu Teâlâ'dır." deyip de, 00:41:44.314 --> 00:41:48.756 Hattâ yemûte alâ zâlik. "Bu inanç üzere ölünceye kadar durabilirse." 00:41:49.489 --> 00:41:55.709 Fe-kad ûsime min fitneti'd-deccâl. "Deccal'ın fitnesinden kendisini korumuş olur." 00:41:55.762 --> 00:41:58.920 Ve lâ fitnete aleyhi ve lâ azâb. 00:42:00.660 --> 00:42:06.580 "Ona artık dünyada âhirette başka bir imtihan, bir başka azap olmaz; kurtulmuş olur." 00:42:08.580 --> 00:42:12.843 Bunlar Deccal hakkında topladığım hadîs-i şerîfler. 00:42:12.926 --> 00:42:19.103 Bir de Melbourn'da konuşma yaptım geçenlerde, çok ilgi çekti. 00:42:19.627 --> 00:42:24.590 Demek ki bir kitap hazırlamak nasip olsa iyi olacak. 00:42:26.690 --> 00:42:31.659 Şimdi burada mühim olan, bizim yıllardır söylediğimiz husus; 00:42:32.581 --> 00:42:34.940 "Aman! Kur'an'a sımsıkı sarılın! 00:42:35.994 --> 00:42:43.233 Çünkü imanın hakikatleri, Allah'ın rızası Kur'an'a sarılmakta, Kur'an'ın içinde. 00:42:43.234 --> 00:42:47.958 İmanın hakikatleri, bütün iman gerçekleri orada; aman Kur'an'a iyi sarılın!" 00:42:48.383 --> 00:42:58.769 Hatta bana kalsa ben şimdi elime geçen yetiştirdiğim çocuklara öğretmeye, ezberletmeye Kur'an'dan başlarım. 00:42:58.770 --> 00:42:59.535 Önce Kur'an'ı ezberletirim. 00:42:59.603 --> 00:43:03.577 ondan sonra tamamen Kur'an'a göre yetiştiririm. 00:43:04.100 --> 00:43:04.859 Sonra hadîs-i şerîfleri öğretirim. 00:43:05.190 --> 00:43:10.262 Tabi hadîs-i şerîf Kur'ân-ı Kerîm'i en iyi şekilde izah ediyor ve bir de teferruatı bize bildiriyor. 00:43:10.815 --> 00:43:17.945 Kur'ân-ı Kerîm'de olmayan incelikleri, teferruatı bize tafsil ediyor, açıklıyor. 00:43:18.419 --> 00:43:21.286 "Kur'ân-ı Kerîm'de olmayan" deyince, yanlış anlaşılmasın. 00:43:22.190 --> 00:43:25.224 Mesela Kur'ân-ı Kerîm'de Allahu Teâlâ hazretleri şöyle buyuruyor: 00:43:26.131 --> 00:43:33.870 Ekîmu's-salâte ve âtü'z-zekâh. "Ey mü'minler! Namazı kılınız ve zekâtı veriniz!" 00:43:34.548 --> 00:43:43.830 Biz namazı nasıl kılıyoruz, düşünün: Abdest alıyoruz, azalarımızı yıkıyoruz, 00:43:43.830 --> 00:43:46.619 ondan sonra geliyoruz, kıbleye dönüyoruz, 00:43:47.259 --> 00:43:51.244 ondan sonra Allahu Ekber deyip namaza duruyoruz. 00:43:51.323 --> 00:43:57.838 Namazın kılınış şeklini hatırlayın. Bu teferruatın hepsi Kur'ân-ı Kerîm'de yok. 00:43:57.989 --> 00:44:01.652 Bu teferruat Peygamber Efendimiz tarafından bize bildirilmiş. 00:44:02.181 --> 00:44:03.740 Abdest alıyoruz, çünkü; 00:44:03.960 --> 00:44:07.548 Ve izâ kumtüm ile's-salâti fa'ğsilû vücûheküm ve eydiyeküm. 00:44:07.568 --> 00:44:09.928 âyet-i kerîmesiyle abdest emrediliyor. 00:44:10.370 --> 00:44:12.684 Namazı kılıyoruz; çünkü namaz kılmayı emreden âyet var. 00:44:12.885 --> 00:44:16.312 Abdest alıyoruz; çünkü abdest almayı emreden âyet var. 00:44:16.632 --> 00:44:24.380 Ama namazın nasıl kılınacağı, rekâtler, rükûsu, secdesi, selâmı ve sâiresi, 00:44:24.458 --> 00:44:28.589 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz tarafından bize öğretiliyor. 00:44:28.623 --> 00:44:35.268 Onun için sünnet-i seniyye-i nebeviyye olmadan İslâm olmaz. 00:44:35.317 --> 00:44:38.817 Çünkü teferruat bilinmeyince, emri nasıl uygulayacağını, 00:44:38.891 --> 00:44:41.682 Kur'an'ı nasıl uygulayacağını insanlar bilemezlerdi. 00:44:41.723 --> 00:44:47.723 Onun için Allahu Teâlâ hazretleri 23 yılda Kur'ân-ı Kerîm âyetlerini indirtip uygulattı. 00:44:48.234 --> 00:44:54.550 Peygamber Efendimiz insanlara Kur'an'ın uygulamasıyla beraber İslâm'ı öğretti. 00:44:54.669 --> 00:44:58.588 Onun için bir insan; "Sünnete lüzum yok." derse hapı yutar. 00:45:00.198 --> 00:45:03.590 "Sünneti bırakalım!" diyen de kötü niyetlidir. 00:45:03.612 --> 00:45:07.490 "Sünneti bırakalım!" demek, "İslâm'ı bırakalım!" demektir. 00:45:07.104 --> 00:45:10.809 Çünkü sünnet bırakıldı mı, İslâm'ın nasıl uygulanacağı bilinmez. 00:45:11.636 --> 00:45:13.840 Bilimeyince de bulunmaz. Hani adres bilinmeyince bulunamaz. 00:45:15.847 --> 00:45:19.557 Bizim hemşehrimiz İstanbul'a gitmiş, yerleşmiş. Git, bul bakalım! 00:45:19.821 --> 00:45:28.340 Bulamazsın! Adres lazım, telefon lazım, araç lazım. 00:45:28.116 --> 00:45:29.803 Ona bineceksin, gideceksin. 00:45:30.160 --> 00:45:38.540 Onun için hadîs-i şerîfli, sünnet-i seniyyeli Kur'ân-ı Kerîm bilgisi, 00:45:38.368 --> 00:45:40.643 İslâm'ı tam ve doğru olarak öğretiyor. 00:45:41.846 --> 00:45:48.624 Sapık fırkaların saptığı noktalarda, sünnet-i seniyye insanı saptırmıyor, doğru yolda yürüttürüyor. 00:45:48.677 --> 00:45:52.164 Onun için biz Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat çizgisindeyiz. 00:45:52.459 --> 00:45:58.611 Müslümanların içinde sünnet-i seniyyeye sarılmış müslümanlarız. 00:45:58.795 --> 00:46:04.140 Milletçe, asırlar boyu, dedelerimizden gelme durum böyle ve işin doğrusu da bu. 00:46:05.386 --> 00:46:07.101 Buna aykırı bir şey olduğu zaman, 00:46:07.208 --> 00:46:11.670 karşılaştığımız olayları Kur'ân-ı Kerîm'e ve sünnet-i seniyyeye göre 00:46:12.174 --> 00:46:18.572 tartacağız Doğruysa "Kur'an'da var, hadiste var; doğru söylüyorsun!" diyeceğiz. 00:46:18.812 --> 00:46:21.110 Yanlışsa "Yanlış söylüyorsun!" diyeceğiz. 00:46:21.503 --> 00:46:26.493 Aksi takdirde düşünün ki geçmeyen bir hastalığı iyileştiriyor, 00:46:27.666 --> 00:46:35.447 görmeyen bir gözün görmesini sağlıyor, ölüyü diriltiyor... Bu gibi olağanüstü şeyleri yapıyor. 00:46:37.482 --> 00:46:45.880 Alimler; Deccal'in şahıs mı, daha başka bir şey mi olduğu hususunda çeşitli yorumlar yapmışlardır. 00:46:46.206 --> 00:46:55.586 Hatta hayret ettim: Mekke'ye Giden Yol diye eseri var, 00:46:56.251 --> 00:47:00.110 müslüman olmuş bir Avusturyalı, Muhammed Esed ismini almış. 00:46:59.450 --> 00:47:02.576 O Deccal hakkındaki görüşünde demiş ki; 00:47:02.630 --> 00:47:06.403 "Deccal, münkir Batı medeniyetidir." 00:47:06.998 --> 00:47:15.509 Batı medeniyeti, çağdaş gelişmeleriyle, aletleriyle, cihazlarıyla insanların gözünü kamaştırdı. 00:47:15.955 --> 00:47:20.456 Bazı insanlar da sandılar ki Batı medeniyeti her şeyi yapacak. 00:47:20.779 --> 00:47:22.352 Mesela Tevfik Fikret'i ele alalım. 00:47:22.462 --> 00:47:28.000 Tevfik Fikret; en çok şaşırmış, yanılmış insanlardan birisi. Şiirlerinde bunu açıkça görüyoruz. 00:47:28.420 --> 00:47:34.830 Haluk'un âmentüsü diye, müslümanın âmentüsünün yerine ikame edilecek bir âmentü düzenlemiş: 00:47:34.369 --> 00:47:40.934 "Tekniğe ben de inandım; her şeyi yapacak." diye bir inanç ortaya çıkarıyor. 00:47:41.291 --> 00:47:46.880 Dine; "Canım, bunlar çöl kanunu, hurâfe, eski devirden gelme." diyor. 00:47:46.914 --> 00:47:51.220 Eski ama gerçek. Bazı gerçekler Hz. Âdem'den beri gelen gerçek. 00:47:51.450 --> 00:47:58.860 Belki insanoğlu yaratılmazdan önceden beri gelen geçekler var. İki kere iki dört eder. 00:48:00.641 --> 00:48:03.526 Bazıları böyle bocaladılar ve şaşırdılar. 00:48:03.579 --> 00:48:10.673 Osmanlı toplumu Batı ile tanışınca, bir kısmı kendi milliyetini, örfünü, âdetini, 00:48:10.706 --> 00:48:17.887 inancını, her şeyini kaybetti. Her şeyini kaybetmiş, zayi olmuş insanları görüyoruz. 00:48:17.937 --> 00:48:21.840 Ne biçim kayıp! Düşman kıs kıs gülüyor, şeytan gülüyor. 00:48:22.986 --> 00:48:27.530 Ama maalesef o, kendisinin yanlış olduğunu anlayamıyor. 00:48:28.890 --> 00:48:29.232 Muhammed Esed; 00:48:29.776 --> 00:48:31.755 "Deccal Batı medeniyetidir." demiş. 00:48:31.849 --> 00:48:36.120 Belki böyle bir zihniyettir, belki böyle bir kavramdır, bir akımdır, bir cereyandır, 00:48:36.274 --> 00:48:46.887 bir felsefî düşüncedir. Belki de bunları çok derli toplu bir şekilde insanlara sunup aşılayan, 00:48:46.953 --> 00:48:50.647 insanları kandıran, sürükleyip götüren kişiler olabilir. 00:48:51.894 --> 00:48:58.718 Deccal'in mahiyeti nasıl olursa olsun, mesela rüzgâr gibi gidecek. 00:48:58.765 --> 00:49:04.193 Demek ki tek bir şahıs değil, belki bir cereyan; yayılacak. 00:49:05.315 --> 00:49:15.645 Şimdi burada televizyon yayınlarında görüyorum; one nation "Dünya tek bir millet!" diyorlar. 00:49:15.999 --> 00:49:19.891 Tamam, güzel; bütün insanlar kardeş, tek bir millet olsunlar. 00:49:20.145 --> 00:49:24.263 Demek istiyorlar ki bizim kültürümüz, bizim yönetimimiz altında tek bir millet. 00:49:24.327 --> 00:49:29.472 Yani karşı tarafa hak tanıyarak değil de kendi tarafına çekerek. 00:49:30.235 --> 00:49:37.931 Birliğin olmamasını sağlayan en önemli zıtlık, ters söz nedir? 00:49:38.771 --> 00:49:40.557 "Tamam, birleşelim ama benim tarafıma gel!" sözüdür. 00:49:41.300 --> 00:49:47.720 "Hak ne ise ona gelelim!" değil de; "Benim tarafıma gelin!" demek, işi yokuşa sürmek oluyor. 00:49:48.260 --> 00:49:50.503 Onun için aziz ve muhterem kardeşlerim! 00:49:52.934 --> 00:49:58.939 Allah bizi cehenneme düşürmesin, kabirde azap göstermesin, hayatın ve ölümün fitnelerine uğratmasın. 00:49:59.130 --> 00:50:06.168 Bir de birtakım olağanüstü hünerlerle, başarılarla insanın gözünü boyayıp aldatanlardan korusun. 00:50:07.902 --> 00:50:12.324 Decel sözü, "deveyi katranla boyamak" demekmiş. 00:50:13.500 --> 00:50:18.125 Katranla insanın gözünü, her tarafını boyayabilir. 00:50:18.231 --> 00:50:22.635 Katran da kolay çıkmaz, yıkamakla çıkmaz; yapışkan bir madde. 00:50:24.270 --> 00:50:25.879 Allah böyle aldatmalardan bizi korusun. 00:50:26.660 --> 00:50:27.157 Bunun çaresi nedir? 00:50:29.173 --> 00:50:41.573 İşte yirminci yüzyıldayız. Ben şahsen fen ve ilim seviyesi çok yüksek bir toplumda büyüdüm. 00:50:41.986 --> 00:50:45.477 Etrafımda hep Teknik Üniversite profesörleri vardı. 00:50:45.751 --> 00:50:56.661 Kendim de o tahsili görmüştüm. Çağdaş bilgiler, bilimler, usuller öğrendim. 00:50:56.954 --> 00:51:01.598 Öyle kıymetli kimseler vardı ki kendi sahasında buluşlar, icatlar yapıyordu. 00:51:01.718 --> 00:51:04.107 Uluslararası şöhrete sahip kimselerdi. 00:51:05.667 --> 00:51:16.670 Bunların hiçbirisi İslâm'ın hak oluşunu gölgelemedi, onunla zıt düşmedi. 00:51:16.507 --> 00:51:20.797 Benim imanımı kuvvetlendirdi, herkesin de imanını kuvvetlendiriyor. 00:51:20.850 --> 00:51:22.667 Onun için İslâm, hak dindir. 00:51:23.354 --> 00:51:28.794 Sonunda yine İslâm hâkim olacak; bütün herkes, bütün insanlık İslâm'ı kabul edecek. 00:51:29.157 --> 00:51:34.273 Sımsıkı durun, sarsılmayın, tereddüt etmeyin, yamulmayın, sapmayın, sapıtmayın! 00:51:36.846 --> 00:51:41.853 Elinizdeki dinin, imanın kıymetini bilin. Kur'ân-ı Kerîm'e sımsıkı sarılın. 00:51:41.940 --> 00:51:47.407 Peygamber Efendimiz'in sünnet-i seniyyesini kılı kırk yararak incelemiş büyük alimlerin 00:51:47.507 --> 00:51:53.819 sahih hadis kitapları var; onların Türkçe'ye tercemeleri yapıldı. 00:51:53.979 --> 00:51:59.540 Şerhleri, açıklamaları, yorumları var. Hocalar kalın kalın, yaldızlı yıldızlı, 00:51:59.261 --> 00:52:02.465 kütüphanelerimizin raflarını şereflendiren kitaplar hazırladılar. Onları okuyun! 00:52:02.565 --> 00:52:10.406 Doğru yoldan ayrılmayın ve doğruyu söylemekten geri durmayın. Çünkü insanların çoğu bilmiyorlar. 00:52:10.731 --> 00:52:12.304 Peygamber Efendimiz ne dedi? 00:52:13.343 --> 00:52:18.803 "Yâ Rabbi! Sen benim bu kavmimi, bana karşı çıkan, edepsizlik yapan insanları affet. 00:52:18.893 --> 00:52:22.864 Çünkü onlar bilmiyorlar, bir zaman gelip anlayacaklar." dedi. 00:52:23.564 --> 00:52:28.859 Söylemek lazım, anlatmak lazım. Peygamber Efendimiz'in mesleği söylemek, anlatmak. 00:52:29.146 --> 00:52:34.150 Bu anlatmadan bir an geri durmamak lazım ve anlatmanın bütün araç ve gereçlerini 00:52:35.624 --> 00:52:39.336 var gücüyle düzenlemek ve elde etmek lazım! 00:52:40.908 --> 00:52:45.474 Ben camide vaaz veren, üniversitede ders veren bir hoca iken 00:52:45.950 --> 00:52:48.288 şimdi benim konuşmalarım uluslararası bir boyut kazandı. 00:52:49.118 --> 00:52:52.947 Şu konuşmam dahi anında Amerika'dan vesaireden dinlenebiliyor. 00:52:53.147 --> 00:52:59.847 Her yerden dinlenir duruma geldi. Bu çağın fenninin, ilminin bir başarısı, güzel bir şey. 00:53:00.215 --> 00:53:04.258 Ama bu bakımdan hazırlıklı olmamız lazım. 00:53:04.425 --> 00:53:08.190 Şimdi ben burada elhamdülillah Malezya'yı takip ediyorum, 00:53:08.190 --> 00:53:11.905 Endonezya'yı takip ediyorum, Pakistan'ı takip ediyorum. 00:53:12.850 --> 00:53:16.386 Bu yabancı dil bilgisinin de genişlemesi iyi oluyor. 00:53:17.320 --> 00:53:21.830 İnşaallah gerçekleri anlata anlata yanlışları düzelteceğiz. 00:53:22.197 --> 00:53:30.405 Hz. Âdem'den kardeşimiz olan bütün insanlara gerçekleri ileteceğiz. 00:53:30.751 --> 00:53:33.926 Kabul ederse kurtulur. Kabul etmezse biz müsterih oluruz. 00:53:34.272 --> 00:53:39.875 Allah sözün tesirini halk etsin. Hidayet eylesin, tevfîkini refîk eylesin. 00:53:39.979 --> 00:53:41.661 Bizi de yanıltmasın, şaşırtmasın. 00:53:41.987 --> 00:53:48.576 Başımıza gelen üzücü olaylardan, harplerden, darplerden, sıkıntılardan dolayı bir çökme, 00:53:48.629 --> 00:53:53.470 bir fetret, bir vehim (gevşeklik), bir gayretsizlik, ümitsizlik olmasın! 00:53:53.145 --> 00:53:59.113 Ümitsizlik İslâm'da haramdır. Ümidinizi daima kuvvetli tutacaksınız. 00:53:59.153 --> 00:54:03.495 Allah'a dayanacaksınız. Allah'a dayanıp tevekkül edenin yâveri Hak'tır. 00:54:03.861 --> 00:54:12.237 Cenâb-ı Hak mutlaka üstün kılacak ve yeryüzünün her tarafı, bir zaman sonra müslüman olacak. 00:54:12.436 --> 00:54:15.544 Bunun hizmetinde olalım.Allah hepinizden razı olsun. 00:54:15.582 --> 00:54:18.311 es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!