WEBVTT 00:00:01.459 --> 00:00:06.293 el-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîne hamden kesîran tayyiben mübâreken fîhi 00:00:06.507 --> 00:00:13.941 alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidi'l-evvelîne ve'l-âhirîne 00:00:14.136 --> 00:00:17.707 ve şefîi'l-müznibîn ve imâmi'l-müttakîn 00:00:18.114 --> 00:00:24.204 Muhammedini'l-Mustafâ ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. 00:00:24.352 --> 00:00:34.790 Emmâ ba'd: Çok sevgili ve çok değerli kardeşlerim! 00:00:34.487 --> 00:00:49.584 Hepinize candan dua ediyorum, teşekkür ediyorum. Kısa bir zaman dilimi içinde çok mutlu oldum. 00:00:49.662 --> 00:00:59.210 Sevdiğim kardeşlerimi görüp hasretlik tazelemesi yaptığım için ve yeni kardeşlerimle karşılaştığım için 00:01:00.830 --> 00:01:09.292 bu şartları hazırlayan kardeşlerimizden Allah razı olsun. Sâir hizmetleri meşkûr olsun. 00:01:10.334 --> 00:01:13.430 Allahu Teâlâ hazretleri hepinizden razı olsun. 00:01:13.642 --> 00:01:22.430 Bir mü'min bir mü'mini Allah rızası için ziyaret ederse Allah onu sever; muhakkak sever, mutlaka sever. 00:01:22.304 --> 00:01:27.823 Bu ziyaretler de Allah rızası için olduğundan, "Görüşelim, buluşalım..." diye 00:01:27.870 --> 00:01:35.688 hasretlik gidermek için olduğundan, dilerim ki Cenâb-ı Hak hepinizi sevgili kullarından eylesin. 00:01:37.406 --> 00:01:46.780 Tabii zaman çok az. İki gün, iki buçuk gün az bir zaman. 00:01:46.936 --> 00:01:54.379 Zaten zaman sınırlı, sayılı olunca çok çabuk geçermiş. 00:01:54.876 --> 00:02:10.251 Yunus Emremiz, o mübarek zât, kendi zamanının özel ifadeleriyle; "Tez geçer sağışlı gün." diyor. 00:02:10.334 --> 00:02:18.334 Sayılı gün çabucak geçiverir, birden bitiverir. Tatlı diller tatlı zamanlar da çabuk geçer. 00:02:18.459 --> 00:02:21.418 Izdıraplı dakikalar bitmek bilmez. 00:02:21.834 --> 00:02:38.168 "Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkıt ne bilir, Mübtelâ-yı gama sor kim geceler kaç sâ'at" diyor şair. 00:02:38.333 --> 00:02:46.942 "Yılın en uzun gecesini takvimciler nereden bilsin, asıl sen dertli insana sor bakalım, 00:02:46.967 --> 00:02:52.379 en uzun gece hangisiymiş?" diye. Hakikaten zaman geçmez. 00:02:52.449 --> 00:03:01.438 Bir yeri ağrıdı mı insanın, hasta oldu mu, gece uykusuz inlerken sabah bir türlü gelmez. 00:03:02.246 --> 00:03:07.909 "Sabah gelse de, doktorlar viziteye gelse de derdimi anlatsam..." diye bekler; 00:03:08.281 --> 00:03:12.400 saniyeler geçmez. Güzel günler de çabuk geçer. 00:03:13.856 --> 00:03:21.930 Allah tekrar tekrar güzel günlerde, güzel yerlerde, güzel vesilelerde sağlıkla âfiyetle buluştursun. 00:03:21.501 --> 00:03:24.584 Güneş de yüzümüze güldü elhamdülillah, 00:03:24.712 --> 00:03:32.943 yer de yeşillikler arasında sakin bir yer olduğu için sanırım bu kısa günler içinde sıkılmadınız. 00:03:36.269 --> 00:03:44.508 Allah hepinizden razı olsun. Bu toplantının ilk amacı Allah'ın rızasını kazanmak. 00:03:44.555 --> 00:03:49.380 Çünkü biz her işimizi Allah'ın rızası için yapmakla vazifeliyiz. 00:03:50.230 --> 00:03:55.900 Yapabildiğimiz kadar o amaçla yapıyoruz. Kusurlarımız varsa Allah affetsin. 00:03:55.119 --> 00:04:03.324 Muhakkak vardır, beşer şaşar. Daima, hep, her zaman pür hatayız. Suçumuz kusurumuz çoktur. 00:04:03.349 --> 00:04:08.463 Namazı güzel kılamayız da es-selâmu aleyküm ve rahmetullah, es-selâmu aleyküm ve rahmetullah 00:04:08.549 --> 00:04:12.944 dedikten sonra Estağfirullah el-Azîm, estağfirullah el-Azîm, estağfirullah el-Azîm deriz. 00:04:12.944 --> 00:04:19.160 Çünkü huzura layık davranışı yapamamışızdır. Gönlümüzü kaydırmışızdır. 00:04:19.356 --> 00:04:23.289 Dünya işleri aklımızdan silinmemiştir. Hatamız vardır. 00:04:24.456 --> 00:04:30.164 Cenâb-ı Hakk'ın dergâhına, O'nun şânına layık ibadeti yapamayız. 00:04:30.836 --> 00:04:38.826 Allah bizim kusurlarımızı bağışlayıp, kusurlarımıza nazar etmeyip rahmetine bizi mazhar eylesin. 00:04:39.652 --> 00:04:43.390 Davranışlarımızı rahmetine bahane eylesin. 00:04:43.459 --> 00:04:52.168 Bunlar birer bahanedir. Yoksa birer değerli iş değildir. Her işimiz çünkü değersizdir, kusurludur. 00:04:53.172 --> 00:05:01.200 İlk önce Allah rızası için toplandık. Allah razı olsun. Sevap hâsıl olmuştur. 00:05:01.864 --> 00:05:11.937 Bir insan bir yere Allah rızası için yürür giderse o cennetlik olur. 00:05:14.992 --> 00:05:19.446 Çünkü Peygamber Efendimiz hadîs-i şerîfinde buyuruyor ki: 00:05:20.531 --> 00:05:28.348 Dünya üzerinde eski zamanlarda bir kulun mertebesi, makamı, derecesi, mânevî durumu çok iyi imiş. 00:05:28.411 --> 00:05:35.409 Melekler de bakıyorlarmış, iyi; ama kendisinde böyle bir olağanüstü ibadet, taat, 00:05:35.526 --> 00:05:38.530 gayret görünmüyor. Demişler ki; 00:05:38.593 --> 00:05:42.458 "Yâ Rabbi! Biz bu kulunun bu makama nasıl ulaştığını, bu kadar yüksek 00:05:42.805 --> 00:05:48.700 sevabı nasıl kazandığını bilemiyoruz." "Takip edin onu." buyurmuş. 00:05:48.479 --> 00:05:53.514 Peygamber Efendimiz'in bildirdiği bir olay bu, biz bilemezdik. "Takip edin." 00:05:53.631 --> 00:06:01.966 Melekler takip etmişler, insan sûretinde yolda giderken karşısına çıkmışlar. Sormuşlar: 00:06:02.220 --> 00:06:08.955 "Nereye gidiyorsun?" "Falanca yerde bir kardeşim, arkadaşım, dindaşım, 00:06:09.456 --> 00:06:17.919 sevdiğim bir dostum var, onu ziyarete gidiyorum." "Peki" demiş melek, ama insan sûretinde... 00:06:18.252 --> 00:06:22.417 Melekler insan sûretinde gelebilir mi, onu da söyleyeceğim. Gelir. Gelebilir. 00:06:22.781 --> 00:06:27.666 İnsan sûretinde senin karşına da gelebilir mi şu sırada? Gelebilir. 00:06:27.879 --> 00:06:31.365 Neler olduğunu anlatacağım, misallerle göstereceğim. 00:06:31.964 --> 00:06:36.593 Melek; "Peki niçin gidiyorsun oraya, bir işin mi var?" demiş. "Hayır." 00:06:37.150 --> 00:06:40.440 "Bir alacağın mı var?" "Hayır." "Bir vereceğin mi var?" 00:06:40.240 --> 00:06:45.519 Yani çeşitli ihtimalleri sormuş. "Değil, değil, değil..." "Peki niçin gidiyorsun?" 00:06:46.277 --> 00:06:52.533 "Ben onu Allah için seviyorum da Allah için ziyarete gidiyorum." 00:06:52.682 --> 00:07:03.563 O zaman meleğin cevabı, Arapça hadisteki ifade şöyle: Tıbte ve tâbet leke'l-cennetü. 00:07:04.259 --> 00:07:08.420 kutke tabe yetubuda mâzi siygası; 00:07:08.871 --> 00:07:15.790 "Sen tayyib oldun. Ne hoş, ne iyi oldun. Ne hoş iyi bir iş yaptın!" mânasına. 00:07:15.496 --> 00:07:25.482 Yani kut kelimesi ile ilgili değil, o iki de ile bu hı' ye de ile kıtları ayrı yani kıtke 00:07:25.839 --> 00:07:29.671 "Ne iyi iş yaptın, aşk olsun sana! Aferin sana!" demek. 00:07:29.843 --> 00:07:34.512 Kuttke ve tâbe men şâke. "Ne güzel bir yol tutturmuşsun! 00:07:34.678 --> 00:07:39.272 Yürüyüş yerin, yolun ne kadar güzel, Allah'ın rızasına uygun!" 00:07:39.584 --> 00:07:46.372 Ve tâbet leke'l-cennetü. "Cennet de sana ne hoş yakışır ya! Ne güzel olur, yakışır!" 00:07:46.939 --> 00:07:51.300 Oradan diyorum, "İnşaallah cennetlik etsin." diye. Ümit yani... 00:07:51.662 --> 00:07:55.139 Allah'ın rahmetinden ümitliyiz ya, ümit kesmiyoruz ya... 00:07:55.501 --> 00:08:04.635 İnşaallah bize de cennete girersen ne hoş olur. Ama vetabet leke'l-cennetü. 00:08:05.330 --> 00:08:13.175 Melekler insan sûretinde gelir, görünürler mi? Evet, gelirler. Kur'ân-ı Kerîm'de delili var. 00:08:13.230 --> 00:08:18.430 İbrahim aleyhisselâm'a geldiler. İbrahim aleyhisselam onları hemen misafir etti. 00:08:18.364 --> 00:08:27.355 Fakat yemek sunduğu zaman hemen bir kurban kesti, sundu. Ellerini uzatmayınca şaşırdı. 00:08:28.270 --> 00:08:38.292 Sonradan onlar dediler ki; "Biz azap melekleriyiz. Kavme azap indirmeye geldik." diye söylediler. 00:08:38.417 --> 00:08:43.629 Gelenlerin insan olmayıp melek olduğunu İbrahim aleyhisselam bile anlamadı. 00:08:43.761 --> 00:08:51.994 Sonradan onlar açıkladılar. Cebrail hadisi var, Hz. Ömer tarafından rivayet ediliyor. 00:08:52.375 --> 00:09:01.917 Bir keresinde ashabıyla otururken Peygamber Efendimiz'in yanına 00:09:03.375 --> 00:09:12.584 bembeyaz, tertemiz elbiseli bir zât geldi. Baktılar, hiç tanıdıkları bir şahıs değil. 00:09:12.735 --> 00:09:17.660 Kalabalıktan atladı atladı, Peygamber Efendimiz'in yanına kadar geldi. 00:09:17.655 --> 00:09:22.145 Önüne oturdu, dizini dizine değdirdi. Herkes şaşırdı. 00:09:22.714 --> 00:09:27.305 Herkes öyle yapamıyor; insana "Bu ne samimiyet, ne oluyoruz?" derler. 00:09:27.334 --> 00:09:33.100 "Ya sen de atladın, nasıl oluyor?" derler. Yani o manzarayı düşünürken ben öyle düşünüyorum. 00:09:33.438 --> 00:09:37.192 Dizini dizine dayadı, Peygamber Efendimiz'e dedi ki; 00:09:37.895 --> 00:09:47.246 Ahbirnî yâ Resûlallah, me'l-İslâm? "İslâm nedir, bana bilgi ver yâ Resûlallah?" 00:09:48.203 --> 00:09:56.891 Peygamber Efendimiz de İslâm'ın şartlarını saydı; "İslâm'ın şartları şunlardır." diye, 00:09:56.916 --> 00:10:02.742 çoluk çocuğumuza öğrettiğimiz şeyleri saydı. Bu dedi ki; 00:10:03.711 --> 00:10:09.449 Sadakte. "Doğru söyledin." Herkes yine şaşırdılar. 00:10:10.290 --> 00:10:14.332 Peygamber Efendimiz'e samimi samimi, senli benli soru soruyor; 00:10:14.901 --> 00:10:18.220 Peygamber Efendimiz de cevap verince "Doğru söyledin." diyor. 00:10:18.907 --> 00:10:23.457 Biraz gariplerine gitti, yani şaşırdılar. Sonra dedi ki; 00:10:23.590 --> 00:10:28.799 Fe-ahbirnî ale'l-imân. "İman nedir, onu bildir." 00:10:29.329 --> 00:10:35.371 Peygamber Efendimiz imanın şartları dediğimiz şeyleri de saydı. Dedi ki; 00:10:36.746 --> 00:10:47.438 Sadakte. "Doğru söyledin." Fe-ahbirnî ale'l-ihsân. "İhsan ne demek, onu da söyle." 00:10:48.860 --> 00:10:52.436 İhsan ne demek kelime olarak, önce ben açıklayayım: 00:10:52.782 --> 00:10:59.382 "Bir şeyi hasen yapmak, güzel yapmak, hüsünlü yapmak, uygun yapmak." demek. 00:10:59.934 --> 00:11:04.734 "İhsan nedir?" diye sordu, yani "Güzel yapmak nedir?" diye soruyor. 00:11:05.700 --> 00:11:07.707 Neyin güzel yapılması kastediliyor soruda? 00:11:08.660 --> 00:11:15.269 "İyi kulluk, güzel kulluk nasıl yapılır, en güzel kulluk ibadet nasıl olur?" diye 00:11:16.626 --> 00:11:18.793 soruyu soran onu soruyor. 00:11:18.876 --> 00:11:20.418 Peygamber Efendimiz cevap veriyor. 00:11:20.501 --> 00:11:25.430 İbadeti, kulluğu güzel yapmak, iyi kul olmak nasıl olur, tarif ediyor: 00:11:25.250 --> 00:11:30.584 el-İhsânu en ta'buda'llâhe ke-enneke terâhu. 00:11:31.375 --> 00:11:41.251 "İhsan, Allah'a sanki O karşındaymış, O'nu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir." İyi kulluk bu. 00:11:42.125 --> 00:11:45.751 Fe-in lem tekün terâhu fe-innehû yerâke. 00:11:46.830 --> 00:11:50.250 "Çünkü her ne kadar da sen O'nu görmüyorsan da, göremesen de..." 00:11:50.584 --> 00:11:55.293 Tecelli etse de göremezsin. Çünkü Musa aleyhisselam "göreyim" dedi. 00:11:55.834 --> 00:12:01.793 "Yâ Musa, göremezsin! Yalnız Ben dağa tecelli edeyim, dağ dayanabilirse, bakalım gör. 00:12:02.830 --> 00:12:04.100 O zaman belki görürsün." dedi. 00:12:04.125 --> 00:12:09.542 Felemmâ tecellâ rabbuhû li'l-cebeli cealelû dekken ve harra Mûsâ saikâ. 00:12:09.709 --> 00:12:15.293 Tur dağına Cenâb-ı Mevlâ bir tecelli eyleyince Tur dağı parça parça parçalandı. 00:12:15.375 --> 00:12:20.420 Musa aleyhisselam baygın yere düştü. Yani tecelli etse de göremez. 00:12:20.459 --> 00:12:24.709 Lâ tudrikuhu'l-ebsâru ve hüve yudriku'l-ebsâr. 00:12:24.959 --> 00:12:32.959 Gözlerin O'nu görmeye tâkati yok. Her ne kadar sen O'nu göremesen de O seni görüyor. 00:12:33.209 --> 00:12:39.418 Ama anlıyoruz ki Allah' a en güzel ibadet etmenin, kulluk etmenin şekli neymiş? 00:12:39.667 --> 00:12:45.376 Sanki O'nun karşısındaymışsın, O'nu görüyormuşsun gibi ibadet etmek. 00:12:45.959 --> 00:12:51.840 Çünkü O seni görüyor. Çünkü O her yerde hâzır ve nâzır. 00:12:52.125 --> 00:13:01.500 Bir de dedi ki; "Kıyamet ne zaman kopacak?" Peygamber Efendimiz'in cevabı çok dikkat çekici: 00:13:01.751 --> 00:13:04.751 Me'l-mes'ûlu anhâ bi-a'leme mine's-sâili. 00:13:05.000 --> 00:13:12.167 "Bu konuda soruyu sorandan kendisine soru sorulan daha bilgili değil." Cebrail; 00:13:12.830 --> 00:13:15.917 "Senden ben daha bilgili değilim, sen ne kadar biliyorsan ben de o kadar biliyorum." dedi, 00:13:15.959 --> 00:13:23.168 zaman söylemedi. Çünkü kıyametin ne zaman kopacağı gayb-ı mutlaktır, onu Cenâb-ı Hak bilir. 00:13:23.459 --> 00:13:31.876 Lâ yücellîhâ li-vaktihâ illâ hüve. "Ancak Allah bilir, kıyametin zamanını mahlûkat, kullar bilmez". 00:13:32.918 --> 00:13:33.877 Böyle cevap verdi. 00:13:34.000 --> 00:13:41.918 "Peki o zaman madem zamanı belli değil, kıyametin eşrâtı, alâmetleri nedir, onları söyle." dedi. 00:13:41.959 --> 00:13:48.668 Peygamber Efendimiz onları sıraladı. Sanki bugünü tasvir etti: "Ahlâkın bozulmasıdır." dedi. 00:13:49.417 --> 00:13:56.500 "İyi insanların hor hakir olmasıdır." dedi. "Kız çocuklarının bile şımarmasıdır, bozulmasıdır; 00:13:56.584 --> 00:14:01.834 ana babaya âsi olmasıdır." dedi. Kıyamet şartlarını söyledi. Sonra; 00:14:02.000 --> 00:14:06.834 "Doğru söyledin." dedi, kalktı gitti. Bu adam kim? 00:14:07.918 --> 00:14:11.918 Herkes gördü. Bu olayı Hz. Ömer rivayet ediyor. 00:14:12.420 --> 00:14:16.167 Herkesin gördüğü beyaz elbiseli bir insan; bu adam kim? 00:14:17.830 --> 00:14:26.830 Elbisesi beyaz, tozlanmamış, seyahat alâmeti yok. Oralı olsa bilecekler, orada oturan bir kimse değil. 00:14:26.250 --> 00:14:33.917 Uzaktan gelmiş bir kişi olsa; terleyecek, Arabistan burası, elbisesi tozlanacak, bu kadar beyaz olmayacak. 00:14:34.167 --> 00:14:38.876 Yoldan dönen bir insanın böyle beyaz olması mümkün değil. 00:14:39.830 --> 00:14:43.584 Kalktı gitti. Gidince Peygamber Efendimiz; "Kimdir bu, bildiniz mi?" diye sordu. 00:14:44.501 --> 00:14:48.419 "Allah ve Resûlü bilir." dediler. Onların sözleri daima böyleydi: 00:14:49.420 --> 00:14:52.543 Allahu ve Resûluhû a'lemu. "Allah ve Resûlü bilir." 00:14:52.792 --> 00:14:56.420 Allah bilir, Resûlüne bildirdiği için Resûlü de bilir. 00:14:57.830 --> 00:15:02.959 Bildirmezse bilmez, bildirdiği kadarını bilir, bildirmediğini bilmez. Bazen "üzülmesin" diye bildirmez. 00:15:03.420 --> 00:15:06.543 Bazen bir hikmete mebnî olarak olayın bir tarafını bildirmez. 00:15:06.709 --> 00:15:10.709 Bu hususta âyetler de var. Allah'ın bildirdiği kadarını bilir. 00:15:10.834 --> 00:15:16.626 "Allah ve Resûlü bilir." dediler. Peygamber Efendimiz dedi ki; 00:15:16.918 --> 00:15:24.710 "Bu Cebrail aleyhisselam'dı, size sorulu cevaplı dininizi öğretmek için geldi, 00:15:24.792 --> 00:15:26.584 bu soruları ondan sordu." 00:15:27.417 --> 00:15:35.626 Yani melekler insan şeklinde, bizim gibi kimselerin görebileceği şekilde de karşısına gelebilirler. 00:15:35.667 --> 00:15:39.750 Peygamber Efendimiz'in zamanında gelmiş. Sonra? Sonra da gelmiş. 00:15:40.167 --> 00:15:43.376 Bugün? Bugün de gelebilir. Belli olmaz. 00:15:43.959 --> 00:15:51.420 Ama sen onun melek olduğunu anlamazsın. Kapıdan kovarsın, hakaret edersin. 00:15:51.459 --> 00:15:55.960 Biraz sonra pişman olur, gidersin, arkasından bakarsın ki sokakta kimse yok. 00:15:56.959 --> 00:16:07.585 "Hay Allah! İmtihanı kaybettim!" dersin. Şimdi elhamdülillah sevap hâsıl olmuştur. 00:16:07.792 --> 00:16:13.209 Temenni ediyoruz, umuyoruz, Allah'ın rahmetinden diliyoruz ki Allah bizi rahmetine erdirsin. 00:16:13.250 --> 00:16:15.459 Bize sevap versin. Biz fukarâyız. 00:16:15.918 --> 00:16:20.377 Entümü'l-fukarâu ila'llâh. Vallâhu hüve'l-Ğaniyyü'l-hamîd. O da zengin, Ganî... 00:16:20.501 --> 00:16:27.668 Ğaniyyün ani'l-âlemin "Zenginlerin en zengini..." "İsteyin." diyor. Kendisi teşvik ediyor. 00:16:27.834 --> 00:16:33.251 Ve kâle rabbükümü'd'ûnî. "Bana dua edin." Estecib leküm. "Veririm." diyor. Kendisi emrediyor. 00:16:33.375 --> 00:16:41.251 İstiyoruz yâ Rabbi, hem de neler istiyoruz... Cennette köşkleri istiyoruz. 00:16:41.626 --> 00:16:48.460 Senin Rıdvân-ı ekberine ermeyi istiyoruz. Yâ Rabbi! Peygamber Efendimiz'e cennette komşu etmeni istiyoruz. 00:16:48.876 --> 00:16:52.126 Dünyada da âhirette de aziz bahtiyar etmeni istiyoruz. 00:16:52.417 --> 00:16:58.100 İki cihanda mesut olmak istiyoruz. Kimsenin önünde hor zelil düşmemek istiyoruz. 00:16:58.375 --> 00:17:03.792 Kahrına, gazabına uğramamak istiyoruz. Cehenneme atılmamak istiyoruz. Affedilmek istiyoruz. 00:17:04.459 --> 00:17:14.834 İstemek kulun şânından; çünkü fakiriz. Vermek O'nun şânından; çünkü âlemlerin Rabbi. 00:17:15.542 --> 00:17:19.100 Allah'ın rahmetini istiyoruz. Allah rahmetini bize ihsan etsin. 00:17:19.292 --> 00:17:25.709 Burasını mescit yaptık, burası O'nun evi oldu. Mescitler Allah'ın evleridir. 00:17:26.292 --> 00:17:31.834 Burası Allah'ın evidir. Allah'ın evine geldik. Allah'tan ikrâm istiyoruz. 00:17:32.209 --> 00:17:34.793 Ev sahipleri misafirlere ikrâm eder. 00:17:35.709 --> 00:17:40.126 Allah bizi rahmetine, bildiğimiz bilmediğimiz her türlü hayırlara erdirsin. 00:17:40.751 --> 00:17:47.418 Tanışma oldu, birbirimizi tanıdık, gördük. Bir muhabbet oldu. O da tamam. 00:17:48.125 --> 00:17:57.834 Ama bizim bu toplantılardan bir amacımız da bilgilenmedir, bilgimizi ilerletmektir. Bu tam olmadı. 00:17:57.834 --> 00:17:59.293 Çünkü günler kısaydı. 00:17:59.626 --> 00:18:06.460 Çünkü konuşmacı olarak çağırdığımız her insan vize alamadı, buraya gelemedi. 00:18:06.667 --> 00:18:12.251 Yoksa biz Türkiye'nin en meşhur profesörlerini çağırırız, en selâhiyetli kişilerini çağırırız. 00:18:12.918 --> 00:18:19.430 Bir hafta burayı tutarız. Saygın üç tane konuşma koyarız. İyi bir bilgilenme olurdu. 00:18:20.000 --> 00:18:28.626 Bu sade şöyle bir teşehhüd miktarı, şöyle baldan bir parmak yalamak gibi bir şey, 00:18:28.626 --> 00:18:33.876 yani hafif bir şey oldu. Ama bir şey daha var: 00:18:34.125 --> 00:18:40.751 Müslümanlar bir araya geldi mi, birbirleriyle istişare yaptı mı, 00:18:41.167 --> 00:18:47.959 Ve emrühüm şûrâ beynehüm aralarında meşveret yaptılar mı Allah sever, bereket hâsıl olur. 00:18:48.626 --> 00:19:02.168 Tabii bu toplantı çok bilimsel bir toplantı olamadı. Çok bilimsel konuşmalar olmadı. 00:19:02.375 --> 00:19:09.750 Dün iki tane konuşma oldu. İçeride daha çok konuşabilecek kardeşlerimiz var; 00:19:09.792 --> 00:19:16.251 hoca kardeşlerimiz, öğretmen kardeşlerimiz var. Bu kadarla iktifâ ettik. 00:19:16.584 --> 00:19:19.850 Ben de o arada bereket hâsıl olsun diye, 00:19:19.167 --> 00:19:24.376 Peygamber Efendimiz'in şefaatine erelim diye arada hadîs-i şerîfler okudum. 00:19:24.751 --> 00:19:28.960 Arkadaşlarım düşüncelerine ben müdahale ettim. Diyorum ki; 00:19:29.420 --> 00:19:34.209 "Bu kadar arkadaş bir araya gelmişken bir de müşavere yapalım, meşveret yapalım, 00:19:34.459 --> 00:19:38.668 istişare yapalım aramızda, onun sevabını da alalım. 00:19:38.876 --> 00:19:43.377 Çünkü istişareden bereket hâsıl olur, güzel şeyler olur." 00:19:43.501 --> 00:19:52.793 2000 yılına giriyoruz. Az kaldı. Ekim, Kasım, Aralık, ondan sonra 2000 yılı. 00:19:54.417 --> 00:20:01.126 2000 yılı önemli bir rakam. Yuvarlak bir rakam. Bir yüzyılın başlangıcı. 00:20:01.542 --> 00:20:06.209 Yeni yüzyıl, yani yeni bir yıl değil, aynı zamanda yeni bir yüzyıl. 00:20:06.417 --> 00:20:12.751 Bu yeni yüzyılda İslâm hâkim olacak, evelallah. Allah'ın izniyle müjdeler öyle. 00:20:13.000 --> 00:20:19.000 Yeni yüzyıl, yirmibirinci yüzyıl İslâm'ın yılı olacak. 00:20:19.420 --> 00:20:29.125 Hiç ümidinizde sarsıntı olmasın; İslâm'ın yılı olacak. 2000 yılına ben kardeşiniz "tevhid yılı" dedim. 00:20:29.167 --> 00:20:33.959 Neden? Böyle bir şeyi ilk önce ben atayım ortaya, sevap alayım diye. 00:20:34.420 --> 00:20:39.709 Bezirganlık düşündüm, ticaret düşündüm. "2000 yılı tevhid yılı olsun." dedim. 00:20:40.125 --> 00:20:43.751 Arkadaşlar da bu işi sevdiler. Katılanlar da sevap alır. 00:20:44.125 --> 00:20:49.792 Ben de ilk fikri attığım için ben de sevap alırım diye ümit ediyorum. 2000 yılı ne yılıdır? 00:20:51.209 --> 00:20:59.292 Tevhid yılıdır. Lâ ilâhe illallah yılıdır. Allah var, şerikî nazîri yok; sadece O'na ibadet edilir. 00:20:59.459 --> 00:21:02.834 İyyâke na'budu ve iyyâke nestaîn yılıdır. 00:21:03.209 --> 00:21:09.209 Başka şeylere tapılmaz; heykellere tapılmaz, putlara tapılmaz, atlara tapılmaz, 00:21:09.250 --> 00:21:15.459 itlere tapılmaz, öküzlere tapılmaz, aya güneşe yıldıza tapılmaz, 00:21:16.584 --> 00:21:26.251 resimlere tapılmaz, üçe tapılmaz, ikiye tapılmaz... İkilik yok, birlik var. 00:21:27.420 --> 00:21:33.918 Yanlız bunda dirlik var. Dirlik ne demek? "Hayat, dirilik" demek. 00:21:34.501 --> 00:21:38.835 İkilik yok, birlik var; yalnız bunda dirlik var. 00:21:39.250 --> 00:21:47.792 Yanlız bundadır felah, kurtuluş. Felah yalnız bundadır: 00:21:48.125 --> 00:21:52.792 Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah. 00:21:53.459 --> 00:21:59.542 "Allah'tan başka ilah yoktur, mâbud yoktur, tapılacak yoktur, tapınılacak yoktur. 00:21:59.667 --> 00:22:05.750 Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz hazretleri de -bizim gözümüzün nuru, 00:22:05.792 --> 00:22:12.834 gönlümüzün sürûru, başımızın tacı Efendimiz hazretleri de- O'nun Resûlüdür." 00:22:12.959 --> 00:22:25.100 Bunu herkes bilecek. Herkes duyacak, bilecek. Saklanmaz gayri bu gerçek, artık saklanmaz bu... 00:22:25.334 --> 00:22:32.835 Yaprak yaprak, çiçek çiçek her yere ne yazacağız? "Hak yol İslâm!" yazacağız. 00:22:33.751 --> 00:22:43.252 Her yere... Maddeten ve mânen, kanben ve kalben, kalplerimize İslâm yazacağız. 00:22:43.959 --> 00:22:49.334 Nasıl olacak bu? Nakşedeceğiz. Biz neyiz? Nakkaşız. Bizim işimiz nakış. 00:22:49.626 --> 00:22:59.168 Kalbimize Allah yazacağız. Göğsümüzden Lâ ilâhe illallah fışkıracak. 00:23:00.584 --> 00:23:06.460 Elifler fışkıracak, lamlar fışkıracak, Lâ ilâhe illallah fışkıracak... 00:23:07.209 --> 00:23:15.459 Yaprak yaprak, çiçek çiçek her yere "Hak yol İslâm!" yazacağız. 00:23:15.834 --> 00:23:24.840 Maraşlılar'ın bu işe önderliği vardır, sözlerinde de önderliği vardır, hareketlerinde de önderliği vardır; 00:23:24.375 --> 00:23:30.750 bir yarıştır bu, onu yarışacağız. 2000 yılına giriyoruz, tevhid yılına giriyoruz. 00:23:31.626 --> 00:23:38.210 Sizden önceki selef-i sâlihînimiz, başta asr-ı saadetin mübarekleri, 00:23:38.417 --> 00:23:44.834 ashâb-ı kirâm rıdvânullâhi aleyhim ecmaîn hazretleri ömürlerini İslâm'a vakfettiler. 00:23:46.000 --> 00:23:52.792 Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz'in mesleği ne idi? Manifaturacıydı; bezzâz. 00:23:53.334 --> 00:23:58.626 Hiç duydunuz mu? Duymadınız. Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz'in mesleğini bilmezsiniz. 00:23:58.876 --> 00:24:01.335 Ötekisini bilmezsiniz, berikisini bilmezsiniz... 00:24:01.459 --> 00:24:09.850 Çünkü onların asıl işi İslâm'a hizmet idi ve İslâm'a hizmet için hayatlarını bahşetmişlerdi. 00:24:09.250 --> 00:24:16.876 Öyle yaşadılar, o yolda öldüler, şehit oldular. Kaç tanesi Hicaz'da medfundur? 00:24:19.420 --> 00:24:25.459 Çoğu diyâr-ı gurbetlerde İslâm'ı yayarken ruhlarını teslim ettiler, Mevlâ'ya kavuştular. 00:24:26.000 --> 00:24:33.000 Semerkand'a gittim, orada sahabe kabirleri... Mısır'a gittim, orada sahabe kabirleri... 00:24:33.417 --> 00:24:38.667 Doğu Anadolu'ya gittim, orada sahabe kabirleri... Doğu Anadolu'nun neresi? 00:24:38.959 --> 00:24:44.877 Doğu Anadolu Hz. Ömer zamanında müslüman olmuş, tam İslâm ülkesi! 00:24:46.830 --> 00:24:50.709 Ta Hz. Ömer zamanında İslâm'a girmiş bir yer orası... 00:24:51.459 --> 00:24:59.709 Diyarbakırlar, Mardinler, Maraşlar, ta kuzeyde Elmaraşti vesaire, 00:24:59.751 --> 00:25:06.460 ta o zamanlardan ne mübarekler yetişmiş oralarda... İslâm diyarı, sahabe kabri dolu oralarda... 00:25:07.292 --> 00:25:15.459 Damgalı, kalite belgesi damgası üzerinde... Oraları ilk anda fethettiler. 00:25:16.209 --> 00:25:22.501 Onlar vazifelerini yaptılar, onlar Mevlaları'na kavuştular. Şimdi sıra bizim! 00:25:22.918 --> 00:25:28.752 Tarık b. Ziyad Cebel-i Tarık boğazından ordusuyla geçtikten sonra gemileri yaktı. 00:25:29.542 --> 00:25:32.584 Biz de gemileri yakacağız; geri dönmek yok. 00:25:33.334 --> 00:25:39.501 Onlar İspanya'yı fethettiği gibi biz de cihanı fethedeceğiz. 00:25:40.000 --> 00:25:46.792 Lâ ilâhe illallah diye diye gönülleri fethedeceğiz. Putları yere sereceğiz. 00:25:47.375 --> 00:25:53.420 Niyetimiz büyük konuşmak değil; niyetimiz böyle! İnsanın kıymeti himmeti kadardır. 00:25:53.459 --> 00:25:58.834 Senin kıymetin ne? Esir pazarında satılsan kaç para edersin? 00:25:59.292 --> 00:26:03.751 Beş para etmem ama benim arzum, niyetim güzel; 00:26:04.125 --> 00:26:14.334 "Ben İslâm'ı, hakkı, imanı, Allah'ın razı olduğu inancı yeryüzüne hâkim kılmak istiyorum! 00:26:14.959 --> 00:26:22.100 Bunun için çalışırım, bu yolda ölürüm! Belki görürüm, belki benden sonrakiler görür..." 00:26:22.830 --> 00:26:27.834 Allah göstersin. Yakın zamanda göstersin. İslâm'ın her yere hâkim olduğu, 00:26:27.918 --> 00:26:34.377 Lâ ilâhe illallah bayrağının her yerde dalgalandığını, akl-ı selîmin, dîn-i mübînin 00:26:34.501 --> 00:26:39.200 her yere hâkim olduğunu Allah göstersin. Aziz ve muhterem kardeşlerim! 00:26:39.375 --> 00:26:43.917 Şu fâni dünya için bu yaşa kadar yaşadık, çalıştık. 00:26:44.250 --> 00:26:50.917 Bu 2000 yılından sonra, bugünden sonra biz dinimize hizmet için, Allah'ın rızasını kazanmak için; 00:26:50.959 --> 00:26:54.840 İlâhî ente maksûdî ve rıdâke matlûbî diyoruz. 00:26:55.420 --> 00:27:00.376 Allah'ın rızasını kazanmak için ne yapalım, gelin bunun istişaresini eyleyelim. 00:27:01.209 --> 00:27:05.710 Ne yapacaksak kararları alalım, düşünelim, taşınalım. 00:27:06.501 --> 00:27:13.626 Ondan sonra birbirimize fikirlerimizi söyleyelim, ona göre hareket edelim. 00:27:13.751 --> 00:27:20.918 Bundan sonra gayri bizim işimiz Lâ ilâhe illallah'ı insanlara öğretmek, İslâm'ı yaymak. 00:27:21.542 --> 00:27:29.709 Bazıları da hevesleniyorlarmış ki; "Artık müslümanlar dinlerini unuttu, epeyce gevşedi, 00:27:29.834 --> 00:27:36.501 sulandı, zayıfladı; durum epeyce uygun hâle geldi. 00:27:36.834 --> 00:27:42.917 Artık bir hamle yaparsak onların hepsini İslâm'dan kopartırız, şaşırtırız, sapıtırız, 00:27:43.000 --> 00:27:52.501 ayartırız, kandırırız..." Bazıları da öyle şeylere heves ediyormuş, onları duydum, heveslenmişler. 00:27:52.834 --> 00:27:55.876 Zaten heves hevesten ibaret değil. 00:27:56.626 --> 00:28:03.709 Eski mecmuaların birinde okumuştum ki; 1900 yıllarının başlarında 00:28:04.420 --> 00:28:07.840 karar almışlar. Demişler ki; 00:28:07.830 --> 00:28:11.208 "Müslüman ülkelerde öyle sinsi hareket edelim ki..." Ben kararları okudum. 00:28:11.918 --> 00:28:17.127 Keşke kütüphanem elimin altında olsaydı da belgeyi aynen size okusaydım. 00:28:17.167 --> 00:28:21.668 Ama hatırımda kalanlarıyla naklediyorum. Demişler ki; 00:28:23.292 --> 00:28:26.840 "Müslüman ülkelerinde öyle sinsi davranalım ki..." 00:28:26.167 --> 00:28:31.850 Tabii onlar "sinsi davranalım" demiyorlar, ben söylüyorum; 00:28:31.501 --> 00:28:35.876 duygusal olarak size aktarıyorum, biraz duygularımı da katarak anlatıyorum. 00:28:36.125 --> 00:28:43.959 "Öyle sinsi davranalım, öyle sinsi davranalım ki onları İslâm'dan uzaklaştırmak istediğimizi, 00:28:44.000 --> 00:28:48.626 kendi dinimize çekmek istediğimizi onlar hiç anlamasınlar, hiç farkına varmasınlar, 00:28:48.959 --> 00:28:52.585 uyusunlar, uykudan uyanmasınlar. 00:28:52.959 --> 00:29:00.209 Biz öyle çalışalım ki bunlar yavaş yavaş bizim gibi giyinmeye başlasınlar, 00:29:00.834 --> 00:29:06.585 bizim gibi yemek yemeye başlasınlar, bizim gibi düğün yapmaya başlasınlar, 00:29:06.918 --> 00:29:12.877 bizim gibi ev döşemeye başlasınlar, bizim gibi hayat sürmeye başlasınlar. 00:29:13.918 --> 00:29:18.127 O hâle gelsin ki onlarla bizim aramızda hiç fark kalmasın. 00:29:18.751 --> 00:29:23.293 Bir fark kalsın; onlar müslüman, biz değil, biz başkayız. 00:29:23.709 --> 00:29:28.335 Ondan sonra onlara; 'Ya aramızda bir fark yok.' diyelim, 00:29:28.459 --> 00:29:33.168 kendi dinimize çekiverelim, arkadan itiverelim, uçuruma atıverelim!" 00:29:33.250 --> 00:29:38.375 Öyle düşünmüşler. Bu onların büyük bir meclislerinde alınmış bir karar. 00:29:39.209 --> 00:29:47.918 Müslümanlar için böyle tasarımlar tasarlayan başka topluluklar da var. 00:29:47.792 --> 00:29:52.751 "Bu müslümanların birliğini beraberliğini nasıl bozarız, aralarına fitneyi nasıl sokarız, 00:29:52.834 --> 00:29:59.793 birbirlerine nasıl düşman ederiz, birbirleriyle nasıl çarpıştırırız, ülkelerini nasıl parçalarız, 00:29:59.876 --> 00:30:06.918 nasıl istila ederiz?.." diye düşünen başka topluluklar var. 00:30:06.918 --> 00:30:11.168 Onların da aldıkları kararlar var, onlar "protokol" diyorlar. 00:30:11.375 --> 00:30:13.420 Protokoller var. 00:30:13.125 --> 00:30:19.840 O protokoller aynen işlemiştir. Viyana protokolü var [vesaire...] 00:30:19.667 --> 00:30:24.626 O protokoller on yıllardan beri aynen işlemiştir. 00:30:24.876 --> 00:30:37.168 1900 yılının başlarından 100 yıl içinde müslüman ülkelerde bayağı dediklerini tutturmuşlardır. 00:30:37.792 --> 00:30:42.959 Müslümanlar artık gayrimüslimler gibi giyinir, gayrimüslimler gibi evlenir, 00:30:43.830 --> 00:30:48.834 gayrimüslimler gibi yaşar, gayrimüslimler gibi gelin olur, gayrimüslimler gibi güvey olur, 00:30:48.876 --> 00:30:53.959 gayrimüslimler gibi kazanır, gayrimüslimler gibi tokalaşır... 00:30:54.420 --> 00:30:57.292 Gayrimüslimler gibi, gayrimüslimler gibi, gayrimüslimler gibi... 00:30:57.459 --> 00:31:02.210 Her şeyi onlara benzemiştir, ayırt edemezsin. Bir tek simalarından ayırt edersin. 00:31:02.501 --> 00:31:04.543 "Bunların hangisi müslüman, hangisi değil?" 00:31:04.834 --> 00:31:08.840 "Valla bu biraz esmerce, bu biraz daha böyle şark tipinde; 00:31:08.125 --> 00:31:12.751 herhalde bu ya İtalyan'dır İspanyol'dur, ya da Türk'tür..." Öyle anlarlar. 00:31:12.834 --> 00:31:17.626 Bizleri biraz İspanyollar'a, İtalyanlar'a benzetiyorlar; 00:31:17.709 --> 00:31:24.501 çünkü Tarık b. Ziyad İspanya'ya biraz geçmiş; bizden birileri oralara hâkim olduğu için... 00:31:24.959 --> 00:31:33.100 İspanya'yı geçmiş değil, Fransa'ya geçmiş, İsveç'e geçmiş. İsveç, İsviçre'ye [gitmiş,] oraları almış; 00:31:33.292 --> 00:31:40.959 kitaplarda var ama bize öğretilmiyor. Fransa'nın ortasına kadar gelmişler. Bunlar tarihte bilinen... 00:31:40.959 --> 00:31:46.418 Pireneler'i geçmişler. Pirene sıradağlarını, İspanya'yla İtalya arasındaki yerleri aşmışlar, 00:31:46.417 --> 00:31:51.959 öbür tarafa gitmişler. İngiltere'de kralın birisi müslüman olmuş. 00:31:52.626 --> 00:31:57.293 Müslüman para bastırmış; Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah diye. 00:31:57.709 --> 00:32:05.418 Newcastle'da ben onu sordum. "Tarihte bir kralınız varmış sizin, İslâm'ı kabul etmiş..." diye. 00:32:05.709 --> 00:32:11.430 Dediler ki; "Böyle eski krallardan bahsediyorlar. Bir tanesi putperest olmuş..." 00:32:11.626 --> 00:32:16.293 Putperest filan değil, müslüman olmuş; Lâ ilâhe illallah diyor, puta tapmıyor, 00:32:16.417 --> 00:32:18.584 "Allah var, şerîki nazîri yok!" diyor. 00:32:18.834 --> 00:32:28.100 Norveç'in yanındaki İsveç'ten kral mektup yazıyor İspanya'ya; 00:32:28.501 --> 00:32:35.460 "Şu benim gönderdiğim talebeyi, oğlumu medreselerinizde okutunuz, ne isterseniz yapınız." diye. 00:32:37.830 --> 00:32:43.420 Kral çocukları İspanya'da okumuş; İspanya müslümanken, Endülüs iken, Kurtuba iken... 00:32:43.751 --> 00:32:47.210 En büyük tefsir kitaplarından birisi hangisidir? 00:32:48.420 --> 00:32:52.918 İmam Kurtûbî'nin el-Câmi' li-Ahkâmi'l-Kur'ân-ı Kerîm'idir. 00:32:53.459 --> 00:32:56.626 Muazzam bir eserdir, en sevdiğim tefsir kitaplarından biridir. 00:32:56.918 --> 00:33:01.377 Çok güzel bir usulle yazılmıştır, çok güzel bilgileri ihtivâ eder. 00:33:01.584 --> 00:33:04.418 Şimdi şu sıralar Türkçe'ye de tercümesi yapılıyor. 00:33:04.959 --> 00:33:13.418 Öyle imamlar yetişmiştir ki tarihe böyle imza atmışlardır, tarihe şan vermişlerdir, 00:33:13.792 --> 00:33:17.668 İslâm tarihinin medâr-ı iftihârı kişiler olmuşlardır. 00:33:18.542 --> 00:33:24.501 Şimdi bizi arada hiçbir fark kalmayacak hâle getirdiler! 00:33:24.626 --> 00:33:28.460 Bir mühendis kardeşim anlattı: 00:33:28.209 --> 00:33:36.127 Sirkeci ile Halkalı arasındaki elektrikli trenin yapılması işini Türkler Fransızlar'la beraber yaptılar. 00:33:36.334 --> 00:33:47.850 O elektrifikasyon işini bir Fransız firması yaptı. Eskiden oradan 'çuf çuf çuf...' kara tren giderdi; 00:33:47.459 --> 00:33:52.584 Kumkapı, Yenikapı, Samatya, Yedikule vesaire, öyle giderdi. 00:33:52.626 --> 00:33:56.127 Sonra elektriklendi orası, her şeyi değişti. 00:33:56.501 --> 00:34:00.584 İşte o hattı yapan mühendislerden birisi heyet hâlinde Fransa'ya gidiyorlar. 00:34:01.830 --> 00:34:03.500 Fabrikanın müdürü ile konuşuyorlar. 00:34:04.125 --> 00:34:13.292 Müdür bunlar artık müşterisi olduğu için, büyük de bir iş olduğundan bunları mâlikânesine çağırıyor. 00:34:13.959 --> 00:34:21.334 Zengin adam, fabrikatör; şatosu var, mâlikânesi var. Çağırmış, yemeğe oturmuşlar. 00:34:21.792 --> 00:34:26.100 Bir kız bir oğlan, bir kız bir oğlan, bir erkek bir dişi, bir erkek bir dişi... 00:34:26.292 --> 00:34:29.417 Ev sahibinin karısı, yanında misafirlerin heyet başkanı, 00:34:29.667 --> 00:34:38.917 ev sahibinin kızı, yanında mühendislerden bir tanesi... Onların usullerine göre karma yapıyorlar. 00:34:40.542 --> 00:34:43.917 Bizim mühendislerden birisinin yanına ev sahibinin kızı düşmüş. 00:34:44.209 --> 00:34:51.168 Kız; "Aa!" demiş resmi görünce... Neden demiş? 00:34:51.209 --> 00:34:58.251 Çünkü Türk mühendisi, müslüman mühendisin hanımının gelinlik kıyafetini görünce şaşırmış. 00:34:58.542 --> 00:35:06.840 Gelinlik kıyafeti nasılmış? Beyaz duvak, aşağı doğru gelinlik vesaire... 00:35:06.459 --> 00:35:14.293 "Aa!" demiş. "Niye şaşırdınız?" "Bu bizim kiliseye giderken giydiğimiz gelin kıyafetidir. 00:35:14.334 --> 00:35:18.100 Sizin gelinleriniz böyle mi giyinir?" demiş kız. 00:35:18.459 --> 00:35:25.751 Ben de bu sözü duyuncaya kadar bu işin farkında değildim. 00:35:26.209 --> 00:35:32.835 Kızın bu sorusu bana anlatılınca düşündüm. Ben de uyandım. Yani uyuyordum. 00:35:33.375 --> 00:35:37.167 Kızın sorusu üzerine uyandım. Bizim gelinler nasıl olur? 00:35:37.542 --> 00:35:44.209 Söyleyin bakalım... Allı pullu olur. "Allı pullu gelin" diye şarkılar, türküler yok mudur? 00:35:44.667 --> 00:35:50.626 Anadolu'da, Maraş'ta, Yozgat'ta, Çorum'da, Çankırı'da, Ankara'da... Allı pullu gelin değil midir? 00:35:50.792 --> 00:35:56.584 Bizde al giyinir, başörtüsü örtülür, duvağı örtülür, yüzü görünmez. 00:35:57.000 --> 00:36:03.459 O al başörtünün üstünde de pullar vardır. Allı pullu gelindir, duvağı vardır. 00:36:04.375 --> 00:36:10.417 Ne oldu? Ama hepsi gitti. Şimdi nasıl düğün oluyor? 00:36:11.000 --> 00:36:20.459 Gelinlerimiz tıpkı Fransız'ın kiliseye dinî nikâhı yapmak için gittiği zamanki kıyafeti giyiyor. 00:36:20.626 --> 00:36:26.876 Ama biliyor mu? Farkında değil. Bak nasıl uyutmuşlar, nasıl uygulatmışlar... 00:36:26.918 --> 00:36:32.836 Eskiden olsaydı diretirdik. "Bırakın o gelinliği, alın bu gelinliği." deseydik, 00:36:32.918 --> 00:36:39.168 "Ben öyle gâvur kıyafetini almam!" derdik. Ama uyutunca uyumuşuz. 00:36:39.375 --> 00:36:42.542 Benim şaşırdığım şeylerden bir başkası... 00:36:42.959 --> 00:36:48.501 Nasıl aldatıldığımızı anlayın diye söylüyorum. Uyuyanlar varsa uyansın diye söylüyorum. 00:36:48.501 --> 00:36:53.210 Hepiniz uyanıksınız, en geç uyanan benim; ama yine de söylüyorum. 00:36:54.334 --> 00:37:03.543 Allah rahmet eylesin, Edremitli bir akraba ile onlar İstanbul'a geldi diye geziyorduk. 00:37:03.959 --> 00:37:10.418 Onları Boğaz'a götürdük. Arnavutköy'den, akıntı burnundan Boğaz'a doğru öyle yürüyorken 00:37:11.292 --> 00:37:17.840 karşımızdan tabii gelenler filan var. Biz bir tane aile gördük. 00:37:18.542 --> 00:37:26.251 "Aferin, mâşaallah ya, bak mantolu kadın..." dedik. "Mantolu, başörtülü kadın; aferin!" dedik. 00:37:26.292 --> 00:37:32.876 "Hepsi açık geziyor. Aferin, bu kadının hiç olmazsa üstünde mantosu var, başında başörtüsü var." dedik. 00:37:33.000 --> 00:37:40.420 Manto ve başörtüsü var; biz beğendik. Bizim rahmetli yaşlı akraba dedi ki; 00:37:40.250 --> 00:37:44.417 "Acayip yahu!" "Niye acayip?" dedik. 00:37:45.209 --> 00:37:50.835 "Bu kıyafet eskiden madamların kıyafetiydi, müslümanlar eskiden hiç böyle giyinmezdi. 00:37:52.000 --> 00:37:55.626 Hıristiyan kadınlar böyle manto giyerdi, başörtü örterdi. 00:37:56.830 --> 00:38:06.333 Şimdi başörtülüyü örten, başörtü ve mantoyu giyen beğeniliyor. Dünya ne kadar değişmiş!" dedi. 00:38:06.709 --> 00:38:13.840 Ben o zaman bir daha uyandım. Bak, ne kadar... 00:38:13.751 --> 00:38:19.418 Şimdi biz manto mücadelesi vermiyor muyuz? Uzun manto, başörtü filan? 00:38:19.834 --> 00:38:26.460 Halbuki onlar İstanbul'daki eski gayrimüslimlerin kıyafetiymiş. 00:38:26.834 --> 00:38:29.501 Müslümanlar nasıl kıyafet giyermiş o zaman? 00:38:32.792 --> 00:38:39.668 Çarşaf giyerlermiş; kara çarşaf. Kara çarşaf giyilir mi? Ne giyilir? 00:38:40.830 --> 00:38:43.166 Hıristiyanın mantosu giyilir. Bak bizi ne noktaya getirmişler! 00:38:43.375 --> 00:38:45.917 Şimdi herkes kara çarşafa kızıyor. 00:38:46.626 --> 00:38:52.918 Kıza kara çarşaf giydirmek istesen kıyamet kopar, evden kaçar, anasına babasına karşı gelir. 00:38:53.751 --> 00:38:57.960 Akrabalar da nasihat eder, hocalar bile derler ki; 00:38:58.000 --> 00:39:04.334 "Kızı üzme, raydan yoldan çıkarttırma, evden kaçırma. Bırak onu giysin." 00:39:05.000 --> 00:39:11.420 Ne hâle gelmişiz! Kendi âdetimizi bırakmışız. Eskiden bizim evlerde ne vardı? 00:39:11.626 --> 00:39:21.668 Bizim eskiden evlerimiz nasıl olurdu? Sedir olurdu. Yüklük olurdu. Raf olurdu. 00:39:22.417 --> 00:39:29.293 Kandillik olurdu. Bunlar bizim millî, sabit ev eşyamızdı. Sedir yerinden değişmez. 00:39:31.626 --> 00:39:38.252 Yüklük de sabittir. Sandığımız olurdu; yüklüğe yatağı yorganı koyardık, üst üste 00:39:38.375 --> 00:39:42.792 şilteler, minderler olurdu. Sonra ne oldu? 00:39:42.959 --> 00:39:52.840 Mobilya girdi. Mobilya kelimesi mobil kelimesine benziyor. Demek mobilya, mobil kelimesi ile ilgili. 00:39:52.125 --> 00:39:58.584 Mobile "hareketli" demek. Hareket edebilen, taşınabilen eşyaya "mobilya" denmiş. 00:39:58.918 --> 00:40:02.877 Bizde eşyalar eskiden taşınabilir değildi, büyük ölçüde evde sabitti. 00:40:03.250 --> 00:40:09.709 Yatak yorgan taşınabilirdi, eşyalar dolaplar sabit olurdu, yüklük dolap vesaire... 00:40:09.626 --> 00:40:14.668 Maraş'ta, Ankara'da, Edremit'te, köyde, şehirde böyleydi. Şimdi ne oldu? 00:40:14.667 --> 00:40:27.876 Koltuk, komodin, büfe, gardırop, etejer vs. vs. 00:40:28.420 --> 00:40:38.751 Bu isimler Türkçe değil; çünkü eşyalar da Türk âdeti değil. Röbdeşambır bizde. 00:40:38.792 --> 00:40:44.584 Eskiden böyle değildi. Röbdeşambır yoktu, hırkası vardı. Hırka gitti, o geldi. 00:40:44.876 --> 00:40:49.210 Bunlarla neyi anlatmak istiyorum? Yemeği nasıl yiyiyoruz? 00:40:50.292 --> 00:40:53.292 Eskiden elle yerdik, elimizi yıkardık. 00:40:53.334 --> 00:40:57.918 Bismillâhirrahmânirrahîm, çorba ise kaşıkla yerdik, ötekisi elle olurdu. 00:40:58.420 --> 00:41:04.334 "Ay ne kadar ayıp! Tüh! Vay be, eliyle yiyor!" Nasıl yenilir? 00:41:05.167 --> 00:41:12.459 Bıçağı sağ eline alırsın, çatalı sol eline alırsın, peçeteyi boynuna sıkıştırırsın, 00:41:12.876 --> 00:41:19.293 tabağında bıçakla [eti] kesersin, şöyle sol elinle yersin... Sağ elle değil, ayıp olur. 00:41:19.834 --> 00:41:24.209 Sakın ha! Âdâb-ı muaşerete aykırı! Sol elle yiyeceksin." 00:41:24.501 --> 00:41:34.460 Peygamber Efendimiz; "Sağ elle ye." diyor. Değiştirmişler mi? Yemek değişmiş mi? 00:41:34.834 --> 00:41:41.376 Ev değişmiş mi? Âdet değişmiş mi? Kıyafet değişmiş mi? Nasıl selamlaşırız? 00:41:41.667 --> 00:41:48.543 "Merhaba kardeşim." Eskiden koyunu alırken yapılırdı bu, at alırken verirken, 00:41:48.876 --> 00:41:55.251 elle tutulup omzundan çıkacak gibi sallarlardı. Şimdi de kurbanlık alırken öyle oluyor. 00:41:55.292 --> 00:41:58.876 "Ver elini" diyor, "anlaştık" mânasına... Biz selâmun aleyküm derdik. 00:41:59.417 --> 00:42:03.792 Şimdi adama selâmun aleyküm dediğin zaman şöyle bir bakıyor; 00:42:04.830 --> 00:42:09.709 hemen anlıyor, sakalımızdan bizim gerici olduğumuzu çakıyor; "Günaydın!" diyor. 00:42:10.542 --> 00:42:16.709 Hem de böyle öyle bir "Günaydın!" diyor ki korkunç bir "Günaydın!" diyor. 00:42:16.751 --> 00:42:21.918 Tamam, gün aydınsa aydın, güneş var, dışarısı aydınlık. "Tünaydın!" diyor. O yalan. 00:42:23.000 --> 00:42:26.751 Tünaydın, tünkara; "günaydın" demesi lazım. 00:42:26.834 --> 00:42:31.626 Doğru konuşuyorsa geceleyin de "tünkara" demesi lazımdı, tünkarayı hiç duymadım. 00:42:32.000 --> 00:42:37.584 Günaydın, tünaydın. Tüneyeydin... Çubuğun üstüne çıksaydın, tüneyeydin! 00:42:38.000 --> 00:42:40.000 Ben horoz muyum, tavuk muyum? 00:42:41.709 --> 00:42:47.126 Günaydından, tünaydından bir anlam çıkıyor, ne çıkıyor? "Günün aydınlık olsun." 00:42:47.709 --> 00:42:52.840 Ama es-selâmu aleyküm'de "Allah sana selâmet versin. 00:42:52.292 --> 00:42:58.626 Dünyada her türlü elemden kederden sâlim ol. Âhirette de cehenneme düşmekten kurtul, 00:42:58.709 --> 00:43:03.792 cennete gir, selâmet yurdu olan cennette selâmete er, cennetlik ol." demek. 00:43:04.751 --> 00:43:07.585 O bizim âdetimizdi. "Bırak şu Arap'ın kelimelerini!" 00:43:09.125 --> 00:43:15.167 Arap'ın kelimesi değil artık o, benim ecdâdım yedi asır kullanmış, hâlâ Türkleşmemiş mi? 00:43:16.667 --> 00:43:22.834 Türkçeleşmiş. Türkçedir diyor bazı şeyler bazıları onların hepsi attın, 00:43:22.876 --> 00:43:25.752 peki attın dur bakayım ne yapıyor bu adam atıyor, 00:43:25.751 --> 00:43:32.460 atıyor atıyor atıyor sonra bonjour'lar nereden girdi, bir sürü yabancı kelime niye girdi? 00:43:32.918 --> 00:43:37.502 Bonjour mösyö... How are you today? 00:43:38.420 --> 00:43:42.251 Öyle demiyorlar da, artık o kadar değil; ama birçok yabancı kelime girdi, 00:43:42.417 --> 00:43:53.840 dilimiz değişti, örfümüz değişti, ahlâkımız değişti, sevgimiz saygımız, her şeyimiz değişti. 00:43:53.584 --> 00:44:04.100 Bu tesadüfen de olsa hayır, bir protokol gereği bir uzun planın sinsi çalışmanın sonucu oldu. 00:44:04.420 --> 00:44:07.292 Muhterem kardeşlerim! Ben ilim adamıyım. Ben araştırıcıyım. 00:44:07.876 --> 00:44:10.251 Ben heyecan ticareti yapmıyorum. 00:44:10.918 --> 00:44:16.960 Yüzyılın başıyla yüzyılın sonundan iki kesit aldığın zaman, yan yana koyduğun zaman görürsün. 00:44:17.459 --> 00:44:22.251 Evden kesit al, kıyafetten kesit al, nereden kesit alırsan... 00:44:22.292 --> 00:44:27.876 Arada cumhuriyet ilan edildi. Peki cumhuriyetin başından kesit al. 1930'dan kesit al. 00:44:28.167 --> 00:44:31.584 1940'tan kesit al. Bir de 1999'dan kesit al. 00:44:31.792 --> 00:44:40.126 Bak bakalım, var mı cumhuriyetin ilk yıllarında plajlardaki o kıyafet, bikini var mı? 00:44:41.459 --> 00:44:47.834 Yok! Değiştirdiler. Hatta düşman ettiler. 00:44:49.420 --> 00:44:56.751 Hatta bizim içimizden bazı kimseler İslâm'a düşman yetiştiler. 00:44:57.000 --> 00:45:03.792 İslâm'ı gericilik görüyorlar, müslümanları geri sanıyorlar. Şaşırıyorlar. 00:45:04.167 --> 00:45:13.850 Araba kullanan bir sakallı kardeşimiz vardı, herkes hayretle bakıyordu. 00:45:13.667 --> 00:45:19.334 Ağzı da açık, sinek gelse içeriye girebilir. Sakallı araba kullanabilir mi? 00:45:19.542 --> 00:45:26.584 Hiç ihtimal vermiyorlar. Halbuki o arkadaş kıymetli bir arkadaş, Avrupa görmüş insan oluyor. 00:45:27.626 --> 00:45:36.377 Yavaş yavaş anlıyorlar ki müslümanlardan her şeyi bilenler var, profesörler var. 00:45:36.834 --> 00:45:42.418 Ama içimizden bazılarını bize düşman ettiler. Kesin. 00:45:43.420 --> 00:45:49.918 İsterseniz radyolara bakın, isterseniz gazetelere bakın... Zaten gazeteler cephe cephe ayrılmıştır. 00:45:50.000 --> 00:45:55.125 Birisi ötekisine veryansın eder, aynı milletin fertleri birbirine düşmandır. 00:45:55.584 --> 00:46:01.430 Birbirlerine "Ezeriz, kafasını ezeceğiz! Asacağız, keseceğiz!" derler. Neden? 00:46:01.375 --> 00:46:02.792 Çünkü fikirleri değişmiş. 00:46:03.459 --> 00:46:09.377 Karşı tarafı yakalayacak, asacak, ezecek, kafasını ezecek, yok edecek. Böyle konuşuruz. 00:46:09.417 --> 00:46:13.459 İçimizden bazı kimseleri İslâm'dan koparmışlardır. 00:46:14.830 --> 00:46:18.750 Bazılarının göğüslerine kendi alâmetlerini taktırmışlardır. 00:46:19.417 --> 00:46:28.430 Çok rahat bazı kimseler yılbaşında noel ağacını diker, yılbaşı kutlaması yapar; çok rahat... 00:46:28.918 --> 00:46:34.710 Tüm örflerini, âdetlerini, davranışlarını bize aşılamışlardır. 00:46:35.459 --> 00:46:43.335 Ben bunu tespit eden, ülkesini seven, örfünü âdetini, ecdâdını mâzisini seven, 00:46:43.792 --> 00:46:49.126 kültür meselelerini, kültür değişmelerini bilen bir bilim adamı olarak diyorum ki; 00:46:49.167 --> 00:46:50.876 "Bizim bunun karşısına çıkmamız lazım!" 00:46:51.209 --> 00:46:56.668 Ben benim karşımda bir kardeşim bir yabancı kelime kullandığı zaman 00:46:57.334 --> 00:47:01.668 hangi ülkede kullandıysa o ülkenin parasıyla ceza yazıyorum ona; 00:47:01.834 --> 00:47:09.430 "10 mark!" diyorum, "10 gulden!" diyorum, "10 dolar!" diyorum. Niye? 00:47:09.209 --> 00:47:16.251 İşte bu meseleyi fikir bazında münakaşa edelim. Fikir bazı ne demek? 00:47:15.876 --> 00:47:22.585 Base; temel. Temel varken niye bazı kullanıyorsun? "10 dolar ceza!" Cezayı basıyorum. 00:47:23.292 --> 00:47:25.840 Ama almıyorum, korkmayın. 00:47:26.209 --> 00:47:31.710 Cezayı basıyorum da, yabancı bir kelime kullandılar mı hata ettiklerini bilsinler diye... 00:47:32.417 --> 00:47:36.376 Otobana girdin, 10 dolar ceza, 10 mark ceza! 00:47:36.584 --> 00:47:40.751 Otoban değil, "hız yolu" diyoruz. Her şeyin Türkçesini bulmaya çalışıyoruz. 00:47:41.292 --> 00:47:45.876 Radyoyu televizyonu tutturamadım ama öğrendim, ne olacak diye. 00:47:46.167 --> 00:47:53.209 Birisi ünaldı, birisi sınaldı. Bir tanesi, radyo, ünü alıyor. 00:47:53.709 --> 00:48:00.501 "Dalga" demek. Radyoterapi; dalga ile terapi. Radyo, "dalga" demek. 00:48:00.542 --> 00:48:07.334 Âletin ismi radyo olmuş; saçma! Bu âlet, bunun adı ünaldı, ün alıyor. 00:48:08.250 --> 00:48:15.959 Ötekisi de görüntü alıyor; sınaldı. Ben başka isimler de düşündüm, "Televizyona ne diyeyim?" diye. 00:48:16.000 --> 00:48:20.375 Ama daha inşaallah icatlarımı piyasaya sürmedim. 00:48:20.667 --> 00:48:25.168 Kendim düşünüyorum ama bir kelimenin bile girmesini kayıp olarak görüyorum. 00:48:25.792 --> 00:48:33.209 Çarşı pazarı dolaşıyorsunuz; "butik" [vesaire...] Yere batsın bu butiğin senin yahu! 00:48:34.250 --> 00:48:38.417 Hiç Türkçe karşılığı yok mu? Urba kelimesi görünce hoşuma gidiyor. Neden? 00:48:38.584 --> 00:48:43.502 Urba benim köyde kullandığım kelime. O da Rumca'dan gelme kelime ama Türkçeleştirmişiz. 00:48:43.792 --> 00:48:49.668 O da obadan geliyor, başına "u" eklemişiz, Türkçeleşmiş, halkımın kullandığı, 00:48:49.959 --> 00:48:57.209 benim damgamı yemiş olan artık. Urba dersen Rum anlamaz, onu kabul ediyorum. 00:48:57.250 --> 00:49:11.209 Ama butik, kuaför [vesaire...] Ne kuaförü; berber işte! "Berber başka, kuaför başka." diyorlar... 00:49:11.667 --> 00:49:14.959 Hâsılı, büyük bir oyunla karşı karşıyayız. 00:49:15.292 --> 00:49:21.210 Adamlar bir asır çalıştılar, ondokuzuncu asır, yirminci asır çalıştılar. 00:49:21.459 --> 00:49:26.876 Yirmibirinci asırda hepimizi hıristiyan yapacaklar, hepimizi kendi taraflarına çekecekler. 00:49:27.292 --> 00:49:35.126 Öyle yağma yok! Niye? Biz varız; yağma yaptırmayız! Evelallah, Allah'ın izniyle yaptırmayız! 00:49:35.417 --> 00:49:40.918 Aksine biz onları müslüman edeceğiz. Neden? Hak yol İslâm da onun için. 00:49:42.209 --> 00:49:49.918 İslâm hak yol olduğu için biz İslâm için çalışacağız. "Yahu senin sayın ne? Gücün ne? 00:49:50.830 --> 00:49:57.792 Mâli imkânın ne? Karşıda şöyle büyük devletler var; Rusya var, falanca var, filanca var... 00:49:58.420 --> 00:50:05.751 Sayıları şu kadar, bu kadar..." Benim yanımda Allah var, Peygamber var! 00:50:06.334 --> 00:50:12.709 Ben hak ve hakikatten yanayım. İbrahim aleyhisselam karşı taraftaki insanlar çok diye korktu mu? 00:50:13.709 --> 00:50:19.959 Bütün şehir ahâlisi putperestti, hepsi İbrahim aleyhisselâm'ın karşısındaydı; üvey babası dahil. 00:50:20.417 --> 00:50:26.126 Korktu mu İbrahim aleyhisselam? Korkmadı! Hakkı söyledi. Putları kırdı. 00:50:26.959 --> 00:50:31.209 Ne yaptılar? Öldürmek istediler. Öldü mü? Ölmedi. Neden? 00:50:31.334 --> 00:50:36.543 Allah koruyunca kimse öldüremez. İbrahim aleyhisselâm'ı ateşe atmadılar mı? 00:50:37.501 --> 00:50:43.850 Attılar. Ateş çok fazla değil miydi? Yanına yanaşılmayacak kadar kuvvetli değil miydi? 00:50:43.125 --> 00:50:48.959 Kuvvetliydi. İbrahim aleyhisselâm'ı ateş yaktı mı? Yakmadı. Nasıl yakmadı? 00:50:49.125 --> 00:50:58.626 Allah bilir. Ben o kadar ince hesabı anlayamam. Ama Allahu Teâlâ hazretleri bir insanı korursa korur. 00:50:59.584 --> 00:51:03.376 Sahâbe-i kirâmın sayısı da çok değildi, rıdvânullâhi aleyhim ecmaîn. 00:51:03.751 --> 00:51:06.960 Kureyş'in miktarı daha fazlaydı, müşrik kabileler daha fazlaydı. 00:51:07.542 --> 00:51:15.430 Osmanlı Anadolu'ya geldiği zaman bir avuçtu, bir uç beyiydi. 00:51:15.584 --> 00:51:21.100 Ümmî bir insandı, okuması yazması yoktu ki "Bu nedir?" diye soruyor. 00:51:21.709 --> 00:51:25.335 Kur'ân-ı Kerîm'den haberi yani bilgisi, okuması olsa o zaman sormaz. 00:51:25.417 --> 00:51:26.834 "Bu ne?" Diyorlar ki; "Kur'ân-ı Kerîm." 00:51:27.167 --> 00:51:32.126 Sabaha kadar yatmıyor. "Allah'ın kitabının karşısında yatmak olmaz." diyor. Edepli. 00:51:32.459 --> 00:51:39.430 Öyle ümmî bir beydi, kabile aşiret reisiydi. Allah rızası için çalıştı. 00:51:39.584 --> 00:51:45.210 Çabaları Devleti Aliyye-i Osmaniyye oldu. Allah verdi. 00:51:45.584 --> 00:51:49.126 Allah'ın rızasından ayrıldılar, Allah çökertti. 00:51:49.250 --> 00:51:55.876 Her şeyi Allah nasip ediyor; yazan O, zaferi veren O. 00:51:56.292 --> 00:52:04.584 Zaferi sahâbe-i kirâm bir ara yanlış düşündüler, dediler ki; 00:52:05.125 --> 00:52:09.542 "Bundan önceki savaşlarda sayımız azken düşmanı yenmiştik. 00:52:09.792 --> 00:52:15.668 Şimdi sayımız çok ve Mekke'yi de fethettik. Artık bu ordumuzun karşısında kim durabilir?" 00:52:17.830 --> 00:52:23.667 Huneyn savaşında düşmanlar, kabileler bir saldırdı, 00:52:24.292 --> 00:52:30.751 dünya başlarına dar geldi, çok fena oldular, az kalsın yeniliyorlardı. Neden? 00:52:31.167 --> 00:52:35.850 "Bizim bu sefer sayımız çok fazla, bizi kimse yenemez!" diye düşündüler. 00:52:35.417 --> 00:52:43.751 Zaferin Allah'tan olduğunu düşünmediler de zaferin sayı çokluğundan olduğunu sandılar. Halbuki; 00:52:43.834 --> 00:52:49.917 Kem min fietin kalîletin ğalebet fieten kesîraten bi-iznillâh. 00:52:50.000 --> 00:52:55.918 "Nice az ordular kalabalık zalim orduları Allah'ın izniyle, Allah yardım ederse yenerler." 00:52:56.959 --> 00:53:05.501 Sayıda üstünlük sandılar. Allah sayıda üstünlüğün olmadığını anlattı, hezimete uğrattı. 00:53:05.751 --> 00:53:11.293 Ondan sonra da ordu Peygamber'in, Habibi'nin ordusu olduğundan yine yardım etti, 00:53:11.334 --> 00:53:22.252 düşmanları yine yendirdi. Ama ilk önce anlattı. İlk önce anlattı: Zafer Allah'tandır. 00:53:23.000 --> 00:53:30.918 Muvaffakiyet Allah'tandır. Galibiyet Allah'tandır. Yardım Allah'tandır. 00:53:31.501 --> 00:53:37.793 Sen Allah'a kul olursan senin sırtını kimse yere getiremez. 00:53:38.125 --> 00:53:44.167 Sen ihlâslı olacaksın, sen Allah'ın has kulu olacaksın, sen Allah'ı seveceksin, 00:53:44.459 --> 00:53:48.918 Allah'ın sevdiği işleri yapacaksın; Allah da seni sevecek, koruyacak. 00:53:49.417 --> 00:53:51.792 Korumaz da şehit olursam ne olur? 00:53:51.918 --> 00:53:58.794 Ömer Muhtar'ı İtalyanlar şehit etmiş. Şehit olursun; makamların en üstünü, o da bir koruma. 00:53:59.125 --> 00:54:06.417 Müslümanı hiç kimse zarara uğratamaz. Savaşır da yenerse galip olur, muzaffer olur. 00:54:07.000 --> 00:54:14.830 Şehit olursa şehit olur, cennete gider. Daha kanının ilk damlası yere damlarken 00:54:14.584 --> 00:54:18.376 Allah şehide âhiretteki, cennetteki makamlarını gösterir. 00:54:18.834 --> 00:54:23.585 Şehit daha ilk kan damlası yere damlarken cennetteki makamını görür. 00:54:24.167 --> 00:54:30.850 Şehit ailesi efradı ve yakınlarına şefaat eder, onların da cennete girmesine sebep olur. 00:54:30.459 --> 00:54:34.876 Şehit âhiretten dünyadaki insanlara haber göndermek ister; 00:54:35.000 --> 00:54:40.667 "Korkmayın, şehitliğin makamı mertebesi çok yüksek. Siz de şehit olmaya gayret edin. 00:54:40.751 --> 00:54:44.543 Biz burada çok mutlu olduk, çok mükâfatlara erdik." demek ister. 00:54:45.959 --> 00:54:47.835 Âyet-i kerîmelerde öyle değil mi? 00:54:48.584 --> 00:54:55.543 Ve lâ tahsebenne'llezîne kutilû fî sebîlillâhi emvâtâ. "Sakın onları ölmüş sanma! 00:54:56.420 --> 00:55:02.100 Cenâb-ı Hakk'ın indinde onlar büyük mükâfatlarla rızıklandırılıyorlar, nimetlendiriliyorlar." 00:55:02.420 --> 00:55:08.668 Onlar şehit olur. Şehit olmak en yüksek mertebedir. Şehit olamayınca insanın ağlaması lazım. 00:55:09.375 --> 00:55:15.334 Yatakta murdar mı ölmek iyi, şehit olmak mı iyi? Şehit olmak iyi. 00:55:15.375 --> 00:55:19.840 Ama millet ölümden korktuğu için şehitlikten de korkuyor. 00:55:19.167 --> 00:55:24.918 Halbuki ölüm her yerde gelecek; yatakta da gelecek. Korkacaksan ölümden umumî korku, 00:55:25.000 --> 00:55:29.125 herkes korkacak, herkes korkar. Yatakta kolay mı ölmek? 00:55:30.420 --> 00:55:33.376 Hastalanınca ölmek kolay mı? Kanser olunca ölmek kolay mı? 00:55:33.417 --> 00:55:38.209 Yine zor. O halde şehitlikten niye korkuyorsun; nasılsa öleceksin. 00:55:39.830 --> 00:55:45.125 Ölümden korkmak bütün insanların ortak tarafı. Ölümden korkmayanlar çok az. 00:55:45.584 --> 00:55:49.584 Ama şehitlikten niye korkuyorsun? Şeytan kandırıyor. 00:55:50.459 --> 00:55:55.126 Şehitlikle ölüm aynı şey değil ki. İnsan şehit olmasa da ölecek. Öyle değil mi? 00:55:56.167 --> 00:55:59.876 Öyle olmasa da nasıl olsa ölecek. Ölümden kurtuluş var mı? Yok. 00:56:00.250 --> 00:56:03.667 Azrail aleyhisselam'dan kaçış var mı? Nereye kaçacaksın? 00:56:03.876 --> 00:56:09.627 Her yere erişir. Vade geldi mi nasıl olsa gider. 00:56:09.751 --> 00:56:14.793 O halde ölüm madem herkesin başına mutlaka gelecek, en güzel şekilde ölmek iyi değil mi? 00:56:15.334 --> 00:56:18.376 "İyi ama hocam, yine de bir tereddüt ediyorum; dur, bir düşüneyim." 00:56:18.501 --> 00:56:21.850 Düşün de, bir istihareye yat da, bakalım yarın karar ver... 00:56:21.584 --> 00:56:25.959 Ya şehitlik güzel; aklın yok mu senin? Âyetlerde Allah methediyor. 00:56:26.167 --> 00:56:31.459 Şehitlerin çok iyi olduğunu, âhiretten haber vermek istediklerini âyetler bildiriyor; 00:56:31.584 --> 00:56:34.751 ben uydurmuyorum ki! Kur'an'dan okuyayım isterseniz. 00:56:35.459 --> 00:56:43.751 Onun için, Allah'ın yolunda Allah'a güzel kulluk etmeye çalışın; kimse sırtınızı yere getiremez! 00:56:44.167 --> 00:56:47.626 Sayınızın azlığından korkmayın. Üstelik sayınız da az değil. 00:56:48.250 --> 00:56:57.667 Müslümanların dünya üzerinde sayısı bir buçuk milyar; ama çöp gibi, saman gibi... 00:56:58.667 --> 00:57:04.585 Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki, mucize olarak haber veriyor ki; 00:57:04.709 --> 00:57:11.168 "Bir zaman gelecek, kâfirler sizin üstünüze üşüşecekler, çullanacaklar. 00:57:11.876 --> 00:57:19.460 Yemek kasesine yemek yiyenlerin üşüştüğü gibi 00:57:19.959 --> 00:57:25.168 sizi yemek içmek için düşmanlar sizin üstünüze üşüşücekler." 00:57:27.792 --> 00:57:31.584 O zaman hayret ediyorlar sahâbe-i kirâm; "Vay be! Allah Allah... Nasıl oluyormuş?" 00:57:31.751 --> 00:57:34.627 Yâ Resûlallah ve min kılletin binâ yevme izin? 00:57:34.709 --> 00:57:39.585 "O zaman sayımız çok az olacak da ondan mı kâfirler böyle üşüşücekler?" 00:57:40.375 --> 00:57:43.251 Bel entüm kesîrûn. "Hayır, çok olacaksınız." 00:57:43.667 --> 00:57:48.585 Velâkin ke-ğusâi's-seyl. "Ama selin üzerindeki saman çöpleri gibi olacaksınız." 00:57:50.626 --> 00:57:53.850 Sayı çok ama saman çöpü gibi... 00:57:53.209 --> 00:57:57.292 "Sizi eski ümmetlerin iki hastalığı sarmış olduğundan öyle olacaksınız." 00:57:57.626 --> 00:58:05.876 Değersiz, kıymetsiz, saman gibi... Eski ümmetleri saran iki hastalık: Bir; 00:58:06.417 --> 00:58:14.751 Hubbu'd-dünya; dünyayı sevmek, dünya hayatını sevmek. Âhiret daha güzel... 00:58:15.125 --> 00:58:21.834 Ve'l-âhiretu hayrun ve ebkâ "Daha hayırlı, ebedî..." Âhireti sevsene! 00:58:21.959 --> 00:58:27.460 "Ben âhireti bilmiyorum. Ne var, neme lazım! Pek de emin değilim!" Senin imanın zayıf. 00:58:27.918 --> 00:58:35.127 Âhirete imanın varsa, ve'l-âhiretu hayrun ve ebkâ, "Daha hayırlı, ebedî..." 00:58:36.334 --> 00:58:42.430 Bir; dünya sevgisi. Ayrılmak istemiyor. "Çok güzel bir arabam var hocam, bırakamam." 00:58:42.417 --> 00:58:47.251 Öyle bir bırakırsın ki... "Çok güzel bir evim var, bırakamam." Öyle bir bırakırsın ki... 00:58:47.959 --> 00:58:52.376 "Çok güzel ailem var, çoluk çocuğum var, ticaretim var." Öyle bir bırakırsın ki... 00:58:52.459 --> 00:59:00.584 Öyle bir bıraktırıyorlar ki insanı... O hususta âyetler var, kelimeler var: İnkane abaüküm. 00:59:02.334 --> 00:59:06.376 "Bozulmasından korktuğunuz, ticaretten hoşunuza giden evler, köşkler, 00:59:08.667 --> 00:59:13.543 biriktirdiğiniz mallar, mülkler size daha sevgiliyse başınıza gelecekleri bekleyin!" diye 00:59:13.751 --> 00:59:20.210 Tevbe sûresinde âyet var. Bir, dünyayı sevmek. Hastalığın birisi dünya sevgisi. 00:59:21.459 --> 00:59:23.960 "Hocam, bu dünya da sevilmez mi? 00:59:24.125 --> 00:59:31.840 Baksana güllere, sünbüllere, bülbüllere 'cik cik' ötüyorlar, mis gibi kokuyorlar..." 00:59:32.375 --> 00:59:39.959 Onların hepsi aldatıcı. Bu dünyaya çok insanlar aldandı; bu dünya onların hiçbirisine yâr olmadı, 00:59:40.375 --> 00:59:46.209 hepsi bırakıp gittiler. Hani babaların, dedelerin? Hani akrabaların, yaşlılar? 00:59:46.751 --> 00:59:52.126 Dünya onlara yâr oldu mu ki sana yâr olsun? Sana da yâr olmayacak, sen de bırakacaksın. 00:59:52.792 --> 00:59:56.792 Senin de mallarını mirasçılar yiyecek, bölüşecek, belki dua bile etmeyecek. 00:59:57.417 --> 01:00:03.293 "Enayi, harcamadı da, bir şey yapmadı da, biriktirdi de, biz de yiyoruz..." diyecekler. 01:00:06.751 --> 01:00:14.669 İşin gerçeği bu. Dünya kime yâr olmuş? Sen seviyorsun ama o seni sevmiyor ki, bîvefa dünya... 01:00:15.292 --> 01:00:24.126 "Yalan dünyasın!" diyor Yunus Emre. Yalan mı söylüyor? Doğru söylüyor; yalan dünya. 01:00:24.250 --> 01:00:27.292 Bir varmış bir yokmuş, işte geldik işte gidiyoruz... 01:00:27.417 --> 01:00:32.792 Bir; dünya sevgisi yanlış. Bunu atmamız lazım. "Neyi seveceğiz hocam?" 01:00:32.876 --> 01:00:38.876 Âhireti sev. Cenneti sev. Allah'ı sev. Resûlullah'ı sev. Kur'an'ı sev. Hayrı sev. İyiliği sev. 01:00:38.959 --> 01:00:44.100 Fedakârlığı sev. Mertliği sev. Güzel huyları sev. Sevecek o kadar güzel şeyler var ki... 01:00:44.000 --> 01:00:49.959 Bula bula bu cîfeyi mi buldun? Bu lâşeyi mi buldun? Bu leşi mi buldun sevecek? 01:00:50.751 --> 01:00:56.543 Ne kadar gafiliz yâ Rabbi! Sen bizi gafletten uyandır. Bir; hubbu'd-dünyâ... 01:00:57.420 --> 01:01:04.209 Ben size ters şeyler söylüyorum ama ters mantıkla yetiştiğiniz için size ters geliyor, benimki doğru. 01:01:04.584 --> 01:01:09.418 Siz amuda kalkmışsınız, bana öyle bakıyorsunuz, beni ters görüyorsunuz; benimki doğru. 01:01:09.542 --> 01:01:14.501 Siz ayaküstü kalkmışsınız, tepesi üstü, amuda kalkmış, bakıyorsunuz her şeye... 01:01:14.584 --> 01:01:19.502 Sizin düzgün gördüğünüz şeyler ters aslında. Siz Batılı terbiye ile yetişmişsiniz, 01:01:19.542 --> 01:01:24.126 materyalist yetişmişsiniz, dünyayı ondan seviyorsunuz, bırakamıyorsunuz, bırakamıyoruz. 01:01:24.167 --> 01:01:29.834 Bana da bulaşmış, ben bu sözleri söylüyorum ama benim de bulaşığım var içinde... 01:01:30.125 --> 01:01:33.208 Kolay değil, dünyayı sevmek bir hastalık. 01:01:33.584 --> 01:01:39.850 İster inan ister inanma, ister kabul et ister kabul etme, bir gün acı bir şekilde 01:01:39.830 --> 01:01:45.417 o sana bu hakikati öğretecek, bir gün bu dünyadan acı acı ayrılacaksın; istesen de istemesen de... 01:01:45.501 --> 01:01:48.626 "Es'ad Hoca söylemişti. Kaç yıl önce söylemişti..." 01:01:48.959 --> 01:01:51.835 Ben söylemiyorum; Kur'an söylüyor, Peygamber Efendimiz söylüyor. 01:01:51.876 --> 01:01:59.418 Birisi dünya sevgisi, hubbu'd-dünyâ. Birisi de; kerâhiyetü'l-mevt; ölümden korkmak. 01:01:59.959 --> 01:02:02.376 Müslüman ölümden korktu mu biter; 01:02:02.542 --> 01:02:10.501 Müslümanlığın ne mertliği kalır, ne şehâmeti kalır, ne yiğitliği kalır. 01:02:10.667 --> 01:02:17.420 Ölümden korktu mu mertlik gider, nâmertlik başlar, dalkavukluk başlar, 01:02:17.250 --> 01:02:26.417 tabasbus başlar, kötü huy başlar. Müslüman mertçe ölümü karşılamasını bilmeli. 01:02:28.751 --> 01:02:32.585 Feridüddîn-i Attar neden yola gelmiş, büyük bir şeyh olmuş? 01:02:34.667 --> 01:02:40.750 Dervişin birisi dükkânına gelmiş, yani Aktar, koku, baharat filan satan bir dükkânı varmış. 01:02:42.000 --> 01:02:45.584 Dervişin birisi gelmiş, buna nasihat etmiş. O da; 01:02:45.626 --> 01:02:47.751 "Ya sen bu söylediklerini yapabilir misin?" demiş. 01:02:47.918 --> 01:02:53.960 Yani âhiret filan gibi, neler söylediyse... "Yaparım." demiş. "E yap bakalım..." demiş. 01:02:54.209 --> 01:03:00.876 Derviş yapmış; Feridüddîn-i Attar'ın gözü önünde yapmış. Bismillâhirrahmânirrahîm. 01:03:01.420 --> 01:03:07.793 Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve resûluhû demiş, 01:03:07.876 --> 01:03:13.710 gözünün önünde orada ruhunu teslim etmiş. Şu hâle bak! 01:03:13.834 --> 01:03:18.168 Bu bir hikâye, menkıbe, belki olmadı; ama olan bir şeyi anlatayım: 01:03:18.459 --> 01:03:27.751 Bizim ihvânımızdan Tekirdağlı bir hacı amca babasının olayını anlattı. 01:03:30.420 --> 01:03:35.543 Hacı Fazıl, nur içinde yatsın, mert bir insandı. 01:03:36.000 --> 01:03:43.000 İskerderpaşa camiinin alt kapısının yanında birinci katta bir evi vardı, 01:03:43.417 --> 01:03:49.667 sabah namazından sonra misafirleri alır, orada kahvaltı yaptırırdı, iyilik yapmaya çalışırdı. 01:03:49.792 --> 01:03:55.459 Bazen de ben Ankara'dan İstanbul'a vaaza geldiğim zaman çekip kenara 01:03:55.501 --> 01:04:00.918 "Yahu sen nasıl yapıyorsun bu işi? Nasıl başa çıkıyorsun bu uçak parasıyla? 01:04:00.959 --> 01:04:06.293 Al, uçak parası da benden!" diye bana uçak parası filan verdiği de olmuştu. Hayır sahibi. 01:04:06.459 --> 01:04:12.501 O anlatıyor. Onun babası Tekirdağ'ın müftüsünü ziyarete gitmişler. 01:04:12.584 --> 01:04:19.293 Dünyayı anlayın, bilin ki dünyanın, bu hayatın sizin bilmediğiniz çok tarafları var. 01:04:20.000 --> 01:04:24.459 Tekirdağ müftüsünü ziyarete gitmişler. Tekirdağ müftüsü evliyâullahtan. 01:04:24.876 --> 01:04:33.168 Bizim Hocamız Mehmed Zahid'in Hocası'nın kardeşi, Mustafa Feyzi Efendi'nin biraderi Tekirdağ müftüsü. 01:04:34.420 --> 01:04:41.584 Onu ziyarete gitmişler. Tekirdağ müftüsü evliyâullahtan; evinde misafirsiz yemek yemiyor, 01:04:42.792 --> 01:04:47.710 misafir olmadığı zaman hanlara gidiyor, hanlardan işçileri buluyor, 01:04:47.792 --> 01:04:51.334 "Gelin bizim evde yemek yiyelim." diye, ille sofrada misafir olacak. 01:04:51.667 --> 01:04:58.168 Cömert, iyiliksever, müftü efendi, dürüst, efendi, namazlı niyazlı müftü efendi... 01:04:58.626 --> 01:05:03.793 Bu bizim Fazıl amcayla birisi onu ziyarete gitmiş, el öpmüşler. 01:05:04.542 --> 01:05:13.293 Çıkarken müftü efendi o ikinci şahsı çağırmış. 01:05:13.501 --> 01:05:20.668 Fazıl Efendi'nin babasını değil, ötekisini çağırmış, kulağına bir şey söylemiş. O da demiş ki; 01:05:20.709 --> 01:05:22.876 "Peki efendim, olur. Baş üstüne efendim." 01:05:23.542 --> 01:05:29.840 Gizli bir şey söylemiş, o da; "Peki, baş üstüne." demiş. Şu işe bak... 01:05:29.918 --> 01:05:34.544 Fazıl Efendi'nin babası dışarı çıktığı zaman sıkıştırmış: 01:05:34.667 --> 01:05:39.420 "Müftü efendi seni niye geri çağırdı? Niye benden gizli sana bir şey söyledi?" "Ya sır... 01:05:40.125 --> 01:05:46.792 Sana da söyleseydi, söyleyecek bir şey olsaydı seni de çağırırdı. Seni çağırmadı, bana söyledi." 01:05:47.501 --> 01:05:50.210 Israr etmiş. Belki and vermiş, nasıl olduysa... 01:05:50.417 --> 01:05:54.293 "Söyle Allah aşkına!" dedi, "Allah aşkına!" deyince dayanamadı belki... 01:05:54.751 --> 01:05:55.960 Müftü efendi ne demiş? 01:05:57.420 --> 01:06:05.334 Aklınız durur; 40 yıl düşünseniz aklınıza gelmez. Bilenler biliyor. Ama bilmeyenler için söylüyorum. 01:06:06.000 --> 01:06:08.792 Müftü efendi o çağırdığı kimseye demiş ki; 01:06:09.000 --> 01:06:12.830 "Biz seninle iyi kardeşiz, küçüklükten beri ahbabız; 01:06:12.125 --> 01:06:16.334 mahalleden, tahsilden, mektepten, medreseden arkadaşız. 01:06:16.709 --> 01:06:20.959 Ben yarın âhirete göçeceğim, gel beraber gidelim." 01:06:22.667 --> 01:06:28.840 Vallâhi böyle anlattı Fazlı Efendi! O da; "Baş üstüne efendim." demiş. 01:06:29.209 --> 01:06:34.501 Fazıl Efendi anlatırken diyor ki; "Tübe vallah, ertesi gün ikisi birden öldü!" diyor. 01:06:35.417 --> 01:06:40.792 Tekirdağ şivesiyle, tevbe demiyor; "Tübe vallah, ertesi gün ikisi birden öldü!" 01:06:42.542 --> 01:06:49.840 Bak, aklın alıyor mu bu işi? Müftü efendi; "Gel beraber gidelim." diyor, "Baş üstüne efendim." diyor, 01:06:49.830 --> 01:06:54.917 beraber gidiyorlar ertesi gün... Nereye? Ölüyorlar yahu, âhirete gidiyor. Ölümden korkmuyor. 01:06:55.250 --> 01:06:59.792 "Peki efendim." "Ya işim var, gücüm var... Borcum var, harcım var... Çocuğu evlendireceğim..." 01:06:59.834 --> 01:07:09.460 vesaire değil; "Peki efendim!" Allahu Ekber! Biz hayatı bilmiyoruz. İslâm'ı da bilmiyoruz. 01:07:10.000 --> 01:07:13.417 Tasavvufu da bilmiyoruz. Bizim hiçbir şeyden haberimiz yok. 01:07:13.459 --> 01:07:18.751 Biz haberdar olsaydık, iyi müslüman olsaydık dünya çok değişir. 01:07:19.209 --> 01:07:22.292 Bu dünyadaki pisliklerin çoğunun sebebi biziz! 01:07:22.751 --> 01:07:27.543 Bizim çalışmamamız! Dünyayı sevmek, bir; ölümden korkmak, iki. 01:07:27.626 --> 01:07:31.377 Ne korkuyorsun ölümden? Ölünce nereye gideceksin? "Cennete." 01:07:31.584 --> 01:07:37.100 Cennete gideceksen burada durduğun kabahat senin yahu, burada durduğun ziyan! 01:07:37.292 --> 01:07:39.251 "Cehenneme gideceğim" diye korkuyorsun, değil mi? 01:07:39.375 --> 01:07:45.293 Kabahatlerini hatırlıyorsun, tabii ondan korkuyorsun. Diyoruz ki; 01:07:45.334 --> 01:07:50.417 "Biraz daha yaşayayım; tevbe edeyim de, sevap biriktireyim de cennete öyle gideyim..." 01:07:50.792 --> 01:07:56.376 Bu da güzel. Tabii müslümanın yaşaması, sevap kazanması iyidir. Yani az çok iyi. 01:07:56.584 --> 01:08:00.502 Kimisi böyle düşünmeden ölümden korkuyor, kaçıyor. Nereye kadar? 01:08:00.792 --> 01:08:08.543 Kov gitsin, nereye kaçacaksın ölümden? Mümkün değil. O halde mertçe yaşa. 01:08:08.918 --> 01:08:12.168 Ölüme hazırlıklı yaşa. Ölüme hazırlığını yap. 01:08:12.209 --> 01:08:16.209 Son nefeste Lâ ilâhe illallah demek için Lâ ilâhe illallah idmanı yap. 01:08:16.459 --> 01:08:21.430 Bu adam bu halteri niye böyle boyuna kaldırıyor yahu, Allah Allah? Kaç defa kaldırıyor... 01:08:21.292 --> 01:08:23.459 Bu adam niye böyle her sabah koşuyor? 01:08:23.584 --> 01:08:27.376 Biz sabah namazına gidiyoruz; o eşofmanını, idman elbisesini giymiş. 01:08:27.626 --> 01:08:34.960 boyuna koşturuyor. Biz camiye gidiyoruz, o ihtiyar karı koca koşturuyor. Niye? 01:08:35.000 --> 01:08:42.667 İdman yapıyor; "Kuvvetli olayım. Kalbim rahat etsin. Yağlarım erisin." diye. 01:08:43.292 --> 01:08:46.709 Sen de Lâ ilâhe illallah'a idman yapsana. 01:08:46.792 --> 01:08:51.251 O ölümün sıkıntısı geldiği zaman bakalım aklına Lâ ilâhe illallah gelecek mi? 01:08:51.626 --> 01:08:54.460 "Yandım! Ah anam, vah babam!" dersen ne olacak? 01:08:54.501 --> 01:08:56.876 Son nefeste Lâ ilâhe illallah lazım. 01:08:57.209 --> 01:09:01.543 Eşhedü en lâ ilâhe illallah demek lazım. Onun idmanını yapsana. 01:09:02.626 --> 01:09:11.918 "Yok hocam, tesbihten namazdan pek nasibim yok, bana öyle şeyleri pek söyleme. İlericiyim. 01:09:12.250 --> 01:09:17.209 Cami için benden para isteme. Mektep için olursa veririm." Millet öyle... 01:09:19.000 --> 01:09:25.250 "Sakın hû deyicilerden olma..." Televizyonda da bir iki sahne yakalamışlar, saçı başı dağınık, 01:09:25.375 --> 01:09:29.840 Allah diyen bir iki tane dervişi yakalamışlar, ikide bir de onu çıkartıyorlar. 01:09:29.334 --> 01:09:36.960 Peki siz diskotekte bundan beterini yapmıyor musunuz? Bre insafsızlar! 01:09:38.830 --> 01:09:40.750 Sizin diskotekteki danslarınız; 01:09:40.918 --> 01:09:48.335 kadının erkeğin karşı karşıya geçip hoplayıp zıplayıp saçı başı dağıtması daha mı mantıklı? 01:09:48.709 --> 01:09:51.418 Bunlar hiç olmazsa Allah diyor, kendinden geçiyor. 01:09:51.501 --> 01:09:59.960 bilmem şöyle olmuş, korkutuyor vah erbabı tarikat vay, işte aczimendiler, işte bilmem neler. 01:10:00.375 --> 01:10:04.959 "Zaten bunların hocaları da ahlâksızdı... İşte bunların işi de hep budur..." 01:10:05.000 --> 01:10:10.459 Canım bir meslekten bir ahlâksız insanı bulup da onu ortaya koymak istersen 01:10:10.834 --> 01:10:15.376 ben her mesleği yerin dibine batırabilirim. Doktorluğu batıramaz mıyım? 01:10:15.626 --> 01:10:19.544 Kötü misalleri alarak doktorluğu yerin dibine geçirebilir miyim, geçiremez miyim? 01:10:19.667 --> 01:10:23.876 Geçiririm. Kürtaj yapan var, sömüren var... 01:10:23.918 --> 01:10:31.419 Öğretmenleri yerin dibine batırabilir miyim, batıramaz mıyım? Var, ne öğretmenler var... 01:10:31.501 --> 01:10:37.210 Ama asil mesleklere olumsuz propaganda yaptırılmıyor. 01:10:37.501 --> 01:10:42.751 Amerika'da radyo ve televizyonun sekiz kuralı var; "Polise çatmak yok. 01:10:43.830 --> 01:10:47.208 Din adamına çatmak yok, iğnelemek yok, onu kötü düşürmek yok. 01:10:47.459 --> 01:10:51.501 Ana fikir olarak şunlar şunlar yok..." diye [kuralları] koymuşlar. 01:10:51.626 --> 01:10:57.544 Amerikan filmlerinde en sonunda gangasterler hep ölmez mi? Hep öyle mi olur hayatta? 01:10:57.667 --> 01:11:04.126 Olmaz. Ama öyle yapacak, sonunda halka kötülük yapan kötülük bulur, mahvolur diye [anlatacak.] 01:11:04.626 --> 01:11:09.793 Halbuki her zaman öyle olmaz. Anlıyor musunuz? 01:11:09.834 --> 01:11:15.251 Amerikan filmlerinin ben sonunu, kim ölecek kim kalacak, size filme başlayınca söyleyeyim. 01:11:15.417 --> 01:11:16.918 Hafiyesi ölmez bir kere... 01:11:16.792 --> 01:11:22.543 Polisten biraz iş birliği yapan olursa sonunda tevbekâr olur, yaralanır, ölür. 01:11:22.918 --> 01:11:24.544 Ama sonunda tevbekâr olur. 01:11:24.876 --> 01:11:29.210 Eğer senaryoya tevbekâr olduğunu koymasalar o filmi Amerika oynattırmaz. 01:11:29.834 --> 01:11:38.168 Enayi mi Amerika? Amerika ne? Amerika pragmatist; işin sonucuna bakıyor. 01:11:41.834 --> 01:11:46.376 Avustralya o kadar dindarları tutuyor ki, o kadar kiliseyi tutuyor ki, 01:11:46.417 --> 01:11:55.834 İstimor'da kilise şey yapıyor destekçisi kilise. Çünkü adamlar sonuca bakıyorlar. 01:11:56.667 --> 01:12:02.750 Herkes böyle çalışırken sen benim elimi kolumu bağlarsan, kelepçelersen, çalıştırmazsan, 01:12:02.834 --> 01:12:08.376 herkes bana yumruk vururken mertlik mi bu yahu? Bırak, benim de elimi çöz, 01:12:08.542 --> 01:12:13.430 hiç olmazsa mertçe bir mücadele vereyim, ben de bir vurayım da görsünler bakalım! 01:12:13.292 --> 01:12:18.501 Sen benim elimi ayağımı tut, dört kişiyle karşı taraftaki de geçsin bana yumruk atsın. 01:12:18.542 --> 01:12:22.959 Yumruk attırtıyorsun sen, bu mertlik mi yahu? Bu gangaster işi, çeteler yapar bunu... 01:12:23.334 --> 01:12:28.501 Çete reisinin adamları hafiyesini kolundan bacağından tutarlar, o da yumruk vurur. 01:12:28.584 --> 01:12:34.293 Ama hafiyesi bir kurtulur, sonunda şöyle yapar böyle yapar... Bayılıyorum o Japon filmlerine... 01:12:34.334 --> 01:12:39.168 Havada bir uçuyor, bir takla atıyor, bir ayağıyla vuruyor, dokuz tane adamı yere seriyor... 01:12:39.209 --> 01:12:44.501 Oh, rahatlıyor, benim gerilimim gidiyor; bir Japon filmi gördüm mü çok hoşuma gidiyor. 01:12:45.420 --> 01:12:49.334 "Ben de öyle yapacağım!" diye uğraşmak lazım. 01:12:50.209 --> 01:12:59.793 Hubbu'd-dünyâ, dünyayı sevmek; seveceksin. Ve kerâhiyetü'l-mevt, ölümden korkmak... 01:12:59.876 --> 01:13:05.876 Seveceksiniz, ölümden korkuyorsun çünkü hazırlıklı değilsin, çünkü kendini toparlamamışsın. 01:13:06.209 --> 01:13:12.626 Kendini toparla, ölüme hazırlıklı ol. Yarın ölecekmiş gibi ölüme hazır ol da bin yıl yaşa. 01:13:13.830 --> 01:13:17.667 Allah uzun ömür versin. Ama yarın ölecekmiş gibi hazırlıklı ol. 01:13:17.876 --> 01:13:22.418 Müftü efendi; "Gel, beraber gidelim." dediği zaman kaç kişi gidebilir? 01:13:24.250 --> 01:13:32.375 Var mı bir babayiğit, "Ben gidebilirim." diyen? Yok. Belki anayiğit vardır. 01:13:32.584 --> 01:13:36.850 Babayiğitlerden yoksa anayiğitlerden belki vardır. 01:13:36.830 --> 01:13:40.750 Bazen anayiğitler babayiğitlerden daha babayiğit oluyor. 01:13:41.417 --> 01:13:49.335 Öyle bir kasabaya gidiyorlar, alimallah orada ses geliyor, İslâm'ı güldür güldür tanıtıyorlar, 01:13:49.375 --> 01:13:51.458 Allah razı olsun çalışanlardan... 01:13:52.000 --> 01:13:57.542 Gayrete gelin. Gafleti bırakın. Allah'ın rızasını kazanmaya çalışın. 01:13:58.626 --> 01:14:03.751 Allah tevfîkini refîk etsin. Sevdiği kul eylesin. Ömrümüzü bereketlendirsin. 01:14:04.000 --> 01:14:09.167 Salih ameller işlemeyi nasip etsin. Arkada güzel eserler bırakmayı nasip etsin. 01:14:09.459 --> 01:14:17.459 Ben istişare diyecektim ama lafı uzattım, bu işin istişarelik tarafı kalmadı gibi geliyor bana. 01:14:17.834 --> 01:14:21.710 Ama yine söz almak isteyen varsa bunları bırakabilirim. 01:14:21.876 --> 01:14:27.876 Yalnız şunu söyleyeceğim: Etrafımızdaki ülkelerin hepsinin gözü bizdedir. 01:14:29.000 --> 01:14:33.375 Sırbistan'ın amacı sadece müslümanları Balkanlar'dan atmak değildir. 01:14:34.125 --> 01:14:38.417 Bu adamların amacı müslümanları Anadolu'dan da atmaktır, haberiniz olsun! 01:14:38.626 --> 01:14:45.585 Söylüyorum, bilerek söylüyorum! Konuşmalarımdan naklederek söylüyorum, algıladıklarımdan söylüyorum. 01:14:46.125 --> 01:14:50.375 Etrafımız düşman doludur. Etrafımız ateş çemberidir. 01:14:50.709 --> 01:14:59.335 Kafkasya'da yangın vardır, Balkanlar'da yangın vardır. Gözünüzü açın, hazırlıklı olun, dikkatli olun! 01:14:59.709 --> 01:15:10.100 Dininizden taviz vermeyin. Dininize sımsıkı sarılın. Haklarınızı koruyun. İyi insanlara yardımcı olun. 01:15:10.542 --> 01:15:16.584 Kötülükleri engellemeye çalışın. Emr-i mâruf nehy-i münker'i bırakmayın. 01:15:16.918 --> 01:15:24.168 Bırakırsanız Allah başınıza bir bela sarar, salih kullar dua ettiği halde duanızı Allah kabul etmez; 01:15:24.751 --> 01:15:32.585 emr-i mâruf nehy-i münkeri terk ettiniz diye... Kötülüğü engelleyeceksiniz, iyiliği yaptıracaksınız. 01:15:33.334 --> 01:15:39.252 Başörtü örtmek her kızın, kadının, namuslu müslümanın dinî hakkıdır; 01:15:39.292 --> 01:15:42.542 bunu engellemek anayasaya aykırıdır. Türkiye'de hukuk çiğneniyor. 01:15:42.709 --> 01:15:46.959 Yargıtay başkanının dediği gibi, hakkınızı koruyacaksınız. 01:15:48.000 --> 01:15:52.250 Cami kurmak, camide ibadet etmek hakkınız; hakkını koruyacaksın. 01:15:53.000 --> 01:15:58.830 Sakal bırakmak hakkındır; hakkını koruyacaksın. Bunlar küçük şeylerdir ama diyorlar ki; 01:15:58.292 --> 01:16:01.168 "Küçük şeylerle uğraşma." Peki karşı taraf niye uğraşıyor? 01:16:01.959 --> 01:16:08.835 Başörtüsü bir partinin simgesi oluyor, peki MHD'den de birisi meclise girdi, o partinin simgesi değil. 01:16:09.000 --> 01:16:13.250 Müslümanların simgesi, imanın simgesi. Niye yalan söylüyorsun? 01:16:13.375 --> 01:16:18.667 Bir partinin simgesi bile olsa parti meşru olduktan sonra partinin simgesi yasak değil ki, 01:16:19.209 --> 01:16:22.626 kanunsuz suç olmaz, ne demek bu? Hukukçular bilir. 01:16:22.959 --> 01:16:29.376 Yani kanunda tarif edilmemiş bir şey suç diye bir insana yüklenip de ondan cezalandırılamaz. 01:16:31.420 --> 01:16:38.125 Suçun kanunîliği prensibi esası ana esastır. Yargıtay başkanı da onu söylüyor. 01:16:38.209 --> 01:16:43.209 Ben Yargıtay başkanının dediklerini satır satır okudum, hepsini anlıyorum, çok iyi anlıyorum. 01:16:43.542 --> 01:16:50.418 Neden rahatsız olduğunu gayet iyi anlıyorum. "Türkiye'deki teokratik devlet oldu." diyor. 01:16:50.542 --> 01:16:56.834 Aksi teokratik yani anti İslâm dine sahip oldu, onu diyor. Doğru söylüyor. 01:16:57.626 --> 01:17:01.850 Ben söyleseydim, "Es'ad Coşan söyledi." derlerdi. 01:17:01.542 --> 01:17:08.840 Yargı ahlâkı, hukuk ahlâkı olduğu için doğru söylüyor. Laikliği çiğniyor. 01:17:08.250 --> 01:17:12.100 Çünkü laik bir devlet böyle dine karşı karar almaz. 01:17:13.830 --> 01:17:18.417 Başını örttü diye fakültenin en çalışkan kızını atamaz. 01:17:20.167 --> 01:17:24.668 Birincilikle fakülteyi bitirmiş, başörtülü diye diploma merasimine kattırmıyor. 01:17:24.876 --> 01:17:26.752 Yamyamlıktır bu, yanlıştır! 01:17:28.751 --> 01:17:35.502 Onu desteklemezseniz, onun yanında yardımcı destekçi olmazsanız bela size de gelir. 01:17:36.420 --> 01:17:43.209 Hem de belayı, cezayı Allah verir. Neden? Mazluma yardım etmek mü'minin vazifesidir. 01:17:43.792 --> 01:17:49.100 Peygamber Efendimiz bildiriyor ki; "Bir insan, mü'min kabre konuluyor. 01:17:49.334 --> 01:17:55.376 Konulur konulmaz azap meleği başına ateşten bir topuzu bir tane patlatıyor, 01:17:55.834 --> 01:17:59.543 kabrin içi ateş ve duman doluyor! Diyor ki; 01:17:59.626 --> 01:18:02.544 'Ben müslümanım, niye bana vuruyorsunuz bunu? Yapmayın, etmeyin! 01:18:02.542 --> 01:18:05.293 Ben Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah diyen insanım.' 01:18:05.375 --> 01:18:12.100 'Evet, öylesin; ama sen yaşarken zalimler bir mazluma eza cefa ediyorlardı, 01:18:12.167 --> 01:18:15.834 onların yanından geçtin de mazluma yardım etmedin. Bu azap ondan!' diyor." 01:18:15.959 --> 01:18:19.100 Peygamber Efendimiz hadîs-i şerîfinde böyle buyuruyor. 01:18:19.542 --> 01:18:25.959 Mazluma yardımcı olmazsanız, hakkı tutmazsanız, dinden taviz vermeye hakkınız yok. 01:18:26.125 --> 01:18:33.840 Din sizin değil; din Allah'ın. Dinin ahkâmını törpülettirirseniz bela size gelir. 01:18:34.667 --> 01:18:37.376 Yani Allah sizi de cezalandırır. 01:18:37.459 --> 01:18:44.501 Onun için, eğri de otursanız doğru konuşacaksınız, hakkı söyleyeceksiniz. Hakkınızı çiğnemeyecek. 01:18:44.584 --> 01:18:48.543 Karşınızdaki adam sizin gibi bir vatandaştır, size bir üstünlüğü yok. 01:18:48.959 --> 01:18:53.126 Kanun karşısında bütün insanlar eşittir. Anayasayı çiğnettirmeyeceksiniz. 01:18:53.250 --> 01:18:57.667 Kanunları çiğnettirmeyeceksiniz. Madem kanun konulmuş, kanunu uygulattıracaksınız. 01:18:58.000 --> 01:19:05.792 Uygulamayanın karşısına çıkabileceksiniz. Medeniyet budur. Medenî idareler böyle yapar. 01:19:06.792 --> 01:19:08.293 İngiltere, Fransa, Amerika böyle yapar. Bizde medeniyet de böyle 01:19:08.334 --> 01:19:16.501 ısmarlama ve böyle takma olduğu için millet demokrasiyi de kullanmasını bilmiyor. 01:19:17.918 --> 01:19:23.502 Onun için, sizi medeniyete davet ediyorum. İnsafa, hakkaniyete davet ediyorum. 01:19:23.709 --> 01:19:27.100 Hizmete davet ediyorum. 01:19:27.584 --> 01:19:33.709 Çok büyük oyunların karşısında olan mazlum ve masum bir milletin fertlerisiniz; 01:19:34.830 --> 01:19:39.625 millete hizmet etmeye davet ediyorum! Allahu Teâla hazretleri cümlenize tevfîkini refîk etsin. 01:19:39.667 --> 01:19:44.840 Hepinizi hayırları işlemeye muvaffak etsin. Cennetiyle cemâliyle müşerref eylesin. 01:19:44.125 --> 01:19:46.100 İki cihanda aziz ve bahtiyar eylesin. 01:19:46.250 --> 01:19:48.917 es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû...