WEBVTT 00:00:00.234 --> 00:00:02.484 es-Selâmu aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh. 00:00:02.472 --> 00:00:05.631 Allah'ın selâmı rahmeti bereketi üzerinize olsun. 00:00:05.631 --> 00:00:08.933 Cenâb-ı Hak dünya ve âhirette hayırlarına cümlemizi erdirsin. 00:00:09.567 --> 00:00:14.420 Tefsir sohbeti derslerimizde, 00:00:14.670 --> 00:00:22.610 Bakara sûre-i şerîfesinin 116 ve 117. âyetlerine vâsıl olduk elhamdülillah. 00:00:22.635 --> 00:00:25.156 116 ve 117. âyetleri okuyorum: 00:00:25.156 --> 00:00:26.381 Bismillâhirrahmânirrahîm. 00:00:26.381 --> 00:00:34.530 Ve kâlü't-tehazellâhü veleden sübhânehû bel lehû mâ fi's-semâvâti ve'l-ardı küllün lehû kânitûne. 00:00:34.780 --> 00:00:40.733 Bedî'u's-semâvâti ve'l-ardı ve izâ kadâ emran fe-innemâ yekûlü lehû kün fe-yekûnü. 00:00:40.733 --> 00:00:47.870 Sadakallahülazim. Bugünkü konuşmamız, sohbetimiz bu iki âyet-i kerîmenin üzerinde. 00:00:47.895 --> 00:00:50.855 Cenâb-ı Hak Teâlâ ve Tekaddes hazretleri buyuruyor ki; 00:00:50.855 --> 00:00:57.456 Ve kâlû. "Dediler." Çoğul sigasıyla, birileri dediler. Ne dediler? 00:00:57.456 --> 00:01:06.289 İttehazellâhü veleden. "Allah oğul edindi." Allah'ın oğlu var dediler. 00:01:06.314 --> 00:01:17.961 Sübhânehû. "Allahu Teâlâ hazretleri bu acayip, yanlış, kafirâne, müşrikâne sözden münezzehtir, 00:01:18.125 --> 00:01:20.285 berîdir, uzaktır, yücedir." 00:01:20.285 --> 00:01:26.940 Yanlış! Yok böyle bir şey! Fesübhanallah! Bel lehû mâ fi's-semâvâti ve'l-ardı. 00:01:26.119 --> 00:01:35.918 "Aksine semalarda ve yerde ne kadar varlık varsa, hepsi O'nun yarattığı yaratıklardır." 00:01:35.918 --> 00:01:42.722 Hepsi O'nun malıdır, mülküdür, kuludur. Küllün lehû kânitûne. 00:01:42.788 --> 00:01:51.979 "Hepsi, bütün varlıklar ona mutîdirler, itaatkârdırlar, ibadet edicidirler, 00:01:52.400 --> 00:01:55.671 ne derse ona tâbidirler." 00:01:55.770 --> 00:01:58.986 Onun hükmündedirler, onun emrindedirler. 00:01:59.110 --> 00:02:04.586 117. âyet-i kerîme; Bedî'u's-semâvâti ve'l-ardı. 00:02:04.654 --> 00:02:11.289 "Göklerin ve yeryüzünün mübdi'idir, yaratıcısıdır." 00:02:11.489 --> 00:02:18.908 Allahu Teâlâ hazretleri emsalsiz yaratıcısıdır, yoktan var edicisidir. 00:02:19.122 --> 00:02:23.462 Ve izâ kadâ emran. "Bir işe hükmettiği zaman, 00:02:23.589 --> 00:02:31.220 Cenâb-ı Hak Teâlâ bir şeyin olmasına karar verdiği zaman." 00:02:31.245 --> 00:02:39.212 Fe-innemâ yekûlü lehû. "O işin [olması için] başka bir şey değil sadece ona buyurur ki." 00:02:39.228 --> 00:02:48.762 Kün. "Ol." Fe-yekûnü. "O ol dediği şey de O'nun muradı üzerine oluverir." 00:02:48.787 --> 00:02:55.136 Allahu Teâlâ hazretleri bu iki âyet-i kerîmede [böyle] buyuruyor. 00:02:55.161 --> 00:03:02.203 Bu âyet-i kerîmeler, bu asırda yaşayan insanlar için 00:03:02.228 --> 00:03:09.202 son derece önemli bir konuyu içeriyorlar, ihtiva ediyorlar. 00:03:09.227 --> 00:03:11.703 Ve kâlü ittehazellâhü veleden. 00:03:11.796 --> 00:03:17.493 Tabii kâlû ile ittihaze'nin ilk elifi vasl elif olduğundan bağlanarak, 00:03:17.604 --> 00:03:20.420 ve kâlü't-tehazellâhü veleden. [diye okumamız lazım.] 00:03:20.449 --> 00:03:25.811 "Allah oğul edindi, Allah'ın oğlu var dediler…" Kim bu diyenler? 00:03:25.879 --> 00:03:33.460 Bir kere nasraniler, yani hıristiyanlar maalesef dediler ki, 00:03:33.485 --> 00:03:38.815 "İsa Allah'ın oğludur." Onların sözü, bir bu… 00:03:38.840 --> 00:03:49.440 Başka? Yahudiler de Üzeyiri'bnullah. "Üzeyir Allah'ın oğludur." dediler. 00:03:49.690 --> 00:03:54.620 Onlar da buna benzer yanlış inançlara saplandılar. Başka? 00:03:54.870 --> 00:04:06.304 Mekke'nin müşrikleri, Arabistan'ın İslâm'dan önceki cahiliye itikadına batmış olan kafirleri, 00:04:06.329 --> 00:04:12.920 kavimleri de melekleri Allah'ın kızları olarak düşünüyürlardı, 00:04:12.920 --> 00:04:14.985 "Melekler Allah'ın kızlarıdır." diyorlardı. 00:04:14.985 --> 00:04:21.921 Veled 'evlad, çocuk' demek; kız ve erkeğe şâmil… 00:04:21.946 --> 00:04:29.393 Demek ki hıristiyanlar Hz. İsa'ya "Allah'ın oğlu" dediler, yanlış; onu reddediyor âyet-i kerîme; 00:04:29.441 --> 00:04:32.910 Yahudiler "Üzeyir Allah'ın oğludur. 00:04:32.935 --> 00:04:39.571 Ezberinden Tevrat'ı yazdı, olağanüstü şeyler gösterdi, hafızası kuvvetlidir." dediler. 00:04:39.571 --> 00:04:42.793 Olsun, hafızası kuvvetli insanlar var. 00:04:42.832 --> 00:04:48.400 Onlar iki; bir de [müşrikler] "Melekler Allah'ın kızlarıdır." dediler. 00:04:48.290 --> 00:04:51.865 Bunların hepsine bu ret âyet-i kerîmesi… 00:04:51.865 --> 00:04:57.423 Onların bâtıl itikatlarını reddeden bu âyet-i kerîme hepsine hitap ediyor, 00:04:57.423 --> 00:04:59.770 hepsinin haksızlığını beyan ediyor. 00:04:59.812 --> 00:05:04.860 Böyle dediler, Allah'ın oğlu var, evladı var dediler. 00:05:04.111 --> 00:05:08.845 Evlat kelimesi Arapça'da çoğul ama biz Türkçe'de tekil olarak kullanırız. 00:05:08.903 --> 00:05:12.194 Karşımızdaki bir tek oğlumuza "Evladım gürültü yapma, uslu otur." deriz. 00:05:12.298 --> 00:05:16.725 Yani çocuğum mânasına, halbuki evlat çoğuldur. 00:05:16.844 --> 00:05:19.787 Biz yanlış olarak çoğulu da tekil olarak kullanıyoruz. 00:05:19.812 --> 00:05:22.931 O manasıyla Allah'ın evladı var dediler. 00:05:22.920 --> 00:05:27.590 Yani Türkçe'de "evlat" deyince kız erkek hepsine şamil oluyor, 00:05:27.840 --> 00:05:30.808 "velet" deyince biraz daha küfür mânası oluyor. 00:05:30.808 --> 00:05:37.246 Türkçe'nin inceliklerini de nazar-ı dikkate alarak tercüme etmek, meal vermek gerekirse, 00:05:37.271 --> 00:05:43.490 "Allah'ın evladı var, Allah evlat edindi." dediler. Sübhânehû. 00:05:43.480 --> 00:05:52.881 Sübhânehû cümlesi mef'ulu mutlakın, mastarın mef'ulune izafesi şekliyle olan şeklidir. 00:05:52.906 --> 00:05:58.183 Yani üsebbihu sübhanallah demek. Hû zamiri Allah'a gidiyor, 00:05:58.208 --> 00:06:01.280 yani "Allahu Teâlâ hazretlerini tesbih eylerim. 00:06:01.395 --> 00:06:03.917 Sübhanallah, sübhanallah, sübhanallah... derim. 00:06:03.942 --> 00:06:09.233 Hâşâ, sümme hâşâ, hiç böyle şey olur mu! Ne kadar şaşılacak, ne kadar acayip, 00:06:09.258 --> 00:06:12.396 ne kadar yanlış ne kadar ters söz!" mânasına, 00:06:12.396 --> 00:06:24.968 "Cenâb-ı Hak bu söylenen âdî, çirkin, yalan, yanlış, eğri sözlerin çok yücesi, üstünde, ötesindedir, 00:06:24.993 --> 00:06:29.237 yoktur böyle bir şey!" demektir. 00:06:29.262 --> 00:06:32.280 Sübhânehû. "Allahu Teâlâ hazretleri böyle bir durumdan, 00:06:32.376 --> 00:06:36.515 evlat edinmiş olmaktan münezzehtir." 00:06:36.540 --> 00:06:46.735 Bel, Arapça'da bazı yerlerde "bilakis" mânasına gelir, burada bilakis mânasına… 00:06:46.824 --> 00:06:51.405 Bazı yerlerde "yahut" mânasına gelir, ama burada aksini ifade ediyor. 00:06:51.405 --> 00:06:58.716 [Bel.] "Öyle değil aksine, bilakis." Lehû mâ fi's-semâvâti ve'l-ardı. "Göklerde, yerde..." 00:06:58.716 --> 00:07:04.529 İnsanoğlu havaya baktığı zaman gökleri görüyor, alta baktığı zaman ayağının altında yeryüzü var… 00:07:04.554 --> 00:07:08.741 "Göklerde ve yeryüzünde ne kadar varlık varsa..." 00:07:08.766 --> 00:07:16.892 Küçük büyük, görünen görünmeyen, hissî, hissedilebilen, hissedilemeyen, aklî, 00:07:16.918 --> 00:07:24.809 ne kadar varlık varsa, hepsi O'nun yaratığıdır, O'nundur diyor kısaca. 00:07:25.270 --> 00:07:30.330 Lehû. "O'nundur." O'nun malıdır, mülkiyetidir, O'nun elindedir; 00:07:30.355 --> 00:07:35.826 her şeyin mülkü, tasarrufu Cenâb-ı Hak'tadır, hepsi O'nundur. 00:07:35.851 --> 00:07:42.368 Küllün lehû kânitûne. "Bütün yaratıklar, canlısı, cansızı hepsi 00:07:42.368 --> 00:07:46.693 O'na mutî haldedir, itaatkârdır." 00:07:46.718 --> 00:07:56.454 Hepsi O'na münkâddır. Ne derse, başkası olmaz onu yapacak, 00:07:56.479 --> 00:08:01.924 iş O'nun dediğinin olmasına gider. 00:08:01.949 --> 00:08:11.819 Düşünelim ki yirminci yüzyıldayız, kâinâtı inceliyoruz, uzaya füze gönderiyoruz, 00:08:11.844 --> 00:08:21.799 aya insan gönderdik, oradan bazı kaya parçaları numuneler aldık, dünyaya getirdik, 00:08:21.824 --> 00:08:24.367 insanoğlu bunları başardı. 00:08:24.382 --> 00:08:31.309 Bu uçsuz bucaksız kâinat hakkında bilgisi eskilerden daha fazla; yıldızları biliyoruz, 00:08:31.334 --> 00:08:40.541 güneş sisteminin kâinâttaki yerinin ne kadar küçük olduğunu... hepsini biliyoruz. 00:08:40.566 --> 00:08:49.558 Şimdi bu yüce, büyük, muazzam kâinâtın var oluşunun, varlığı hakkında insanlar, 00:08:49.567 --> 00:08:55.000 fizikçiler, alimler düşünüyorlar… 00:08:55.250 --> 00:09:04.526 Allahu Teâlâ hazretlerinin oğlu var demek hiç yirminci yüzyılın ilmine, irfanına, bilimsel seviyesine yakışır mı? 00:09:04.692 --> 00:09:12.817 Biyoloji ilmine yakışır mı? Biyoloji hayat, biyo hayat, loji ilim; hayat ilmi. 00:09:12.842 --> 00:09:19.527 Canlılar ilmine yakışır mı? Bir kere bir canlı niye tenasül ediyor? 00:09:19.657 --> 00:09:23.675 Niye çoğalıyor, çoğalması neden? Nesli devam etsin diye. 00:09:23.700 --> 00:09:31.668 Bir kere Cenâb-ı Hakk'ın şerîki, nazîri yok, Hıristiyanlara göre de bir sürü Hz. İsa, 00:09:31.668 --> 00:09:36.845 torun İsa, torununun torunu İsa... tenasül yok ki! 00:09:36.902 --> 00:09:46.757 Orada bile yok. Varlıklar cinslerini devam ettirmek için tenahküh ve tenâsüh ediyorlar, 00:09:46.782 --> 00:09:50.634 yani çoğalsın diye birleşip nesil üretiyorlar. 00:09:50.659 --> 00:10:00.790 Cenâb-ı Hak yerin göğün hâlıkı; O'nun birleşmesi, onun evladı olması son derece saçma, 00:10:00.790 --> 00:10:06.385 son derece yanlış, son derece akıl mantık, ilim irfan dışı bir şey. 00:10:06.385 --> 00:10:11.923 Ama yirminci yüzyılda dünyadaki insanların sayımları yapıldığı zaman 00:10:11.948 --> 00:10:20.336 çok büyük çoğunluğu hâlâ bu itikadın üzerinde ve hâlâ bu sözler söyleniyor 00:10:20.361 --> 00:10:27.423 ve hâlâ bu itikada göre insanlar ömürlerini geçiriyor, dünyalarını, âhiretlerini mahvediyor, 00:10:27.423 --> 00:10:33.228 kendilerini cehennemin odunu yapıyorlar, çok korkunç sözler söylüyorlar. 00:10:33.253 --> 00:10:41.110 Bu husus, yani bunun yanlışlığı, bütün peygamberler tarafından ifade edilmiştir. 00:10:41.135 --> 00:10:48.677 Hz. Âdem, ilk insan, yahudiler de kabul ediyor, hıristiyanlar da kabul ediyor, 00:10:48.702 --> 00:10:53.687 inanıyorlar, Hz. Âdem hakkında bizim gibi inançları var. 00:10:53.712 --> 00:11:00.694 Peki o zaman Hz. İsa yoktu, Hz. Âdem vardı. Hz. Âdem aleyhisselam'dan sonra 00:11:00.774 --> 00:11:02.712 öbür peygamberleri düşünelim; 00:11:02.737 --> 00:11:07.647 Nuh aleyhisselam, İbrahim aleyhisselam, onları da biliyorlar, onları da kabul ediyorlar, 00:11:07.647 --> 00:11:09.436 Nuh tufanını biliyorlar. 00:11:09.461 --> 00:11:14.512 O zaman da Hz. İsa yoktu, Hz. İsa'ya tapınmak yoktu, haça tapınmak yoktu… 00:11:14.581 --> 00:11:17.561 Hıristiyanların bugünkü şeylerinin hiçbirisi yoktu. 00:11:17.701 --> 00:11:25.164 Binaenaleyh, oradan bile gerisi olmamasından, kâinâtın başlangıcından sonuna kadar 00:11:25.164 --> 00:11:32.128 devam eden bir kalıcı, sağlam itikat olmadığı kesin olarak çıkıyor ortaya. 00:11:32.218 --> 00:11:39.551 Buradan da çıkıyor. Sonra Cenâb-ı Hak Teâlâ hazretleri[nin] evladı olacak [denilse,] 00:11:39.551 --> 00:11:46.910 evladı olacağı zaman nasıl evlat olması olacak? 00:11:46.116 --> 00:11:51.650 Allahu Teâlâ hazretleri evlat edinmedi, çünkü eşi yok… 00:11:51.900 --> 00:12:00.419 Ve lem tekün lehû sâhibetün. "Eşi, evlenmesi, vesairesi yok." ki oradan bir evlat hâsıl olsun. 00:12:00.444 --> 00:12:06.962 Başka varlıklar eşleniyorlar, tenâküh oluyor; eşlenme, evlenme oluyor; 00:12:06.987 --> 00:12:10.271 evlenmeden tenâsül oluyor. 00:12:10.296 --> 00:12:16.481 Neslin devamı, bekası için Cenâb-ı Hak varlıkları yeryüzünde dilediği kadar devam ettirmek için 00:12:16.506 --> 00:12:17.953 böyle bir kurala bağlamış. 00:12:17.952 --> 00:12:26.877 Biribirleriyle birleşmek suretiyle nesillere sahip olmak; yahut da başka türlü çoğalmalar da var. 00:12:26.984 --> 00:12:32.918 Bir hücre ikiye bölünüyor, o da tekrar bölünüyor, mitoz çoğalma, 00:12:32.918 --> 00:12:38.752 amitoz çoğalma, bunlar kitapların yazdığı şeyler. 00:12:38.777 --> 00:12:44.968 Cenâb-ı Hak ikiye bölünse, ondan sonra o ikiye bölünse, o ikiye bölünse, böyle bir şey mi? 00:12:44.968 --> 00:12:49.572 Kabul ediyorlar mı? Hayır o da yok. Eşi mi var? 00:12:49.597 --> 00:12:58.694 Eşi varsa bu taraftaki Cenâb-ı Hak ise o eşi ne? Eşi insansa Cenâb-ı Hak insanla nasıl oluyor? 00:12:58.719 --> 00:13:08.711 Yani nereden baksan bu itikadın bilimsel akılla, mantıkla akılsal bir yönü yok. 00:13:08.739 --> 00:13:13.723 Ve bütün dinler Allah'ın birliğini, lâ ilâhe illallah, yerin göğün hâlıkı, 00:13:13.859 --> 00:13:19.315 sahibi olduğunu bildirme amacını taşımışlardır. 00:13:19.315 --> 00:13:22.480 Peygamberlerin hepsinin söylediği budur. 00:13:22.850 --> 00:13:27.328 İbrahim aleyhisselam'ın, Nuh aleyhisselam'ın kavimleri ile mücadelesi buydu; 00:13:27.363 --> 00:13:29.975 Musa aleyhisselam'ın firavunla mücadelesi buydu. 00:13:30.112 --> 00:13:35.271 Birisi kalkıp, bir insan, Firavun, "Ben tanrıyım, Mısır'ın tanrısıyım." dedi diye 00:13:35.271 --> 00:13:39.705 Musa aleyhisselam mücadele etti. Bunlar gayet kesin... 00:13:39.730 --> 00:13:46.268 Bütün bunlara rağmen, "O değil ama bu!" demek yakışır mı? Hiç yakışmayan bir şey. 00:13:46.293 --> 00:13:48.169 Yirminci yüzyılda artık bunun bitmesi lazım. 00:13:48.169 --> 00:14:00.125 Onun için, "2000 yılı, Tevhid Yılı olacak, 2000 yılı ile başlayacak olan 3. bin yıl, 00:14:00.150 --> 00:14:04.380 Tevhid Binyılı, Tevhid Yüzyılı olacak. 00:14:04.176 --> 00:14:12.463 Bu yanlış inançlar bitecek." diye sizi bu konuda çalışmaya teşvik ediyoruz. 00:14:12.488 --> 00:14:19.697 Başka âyet-i kerîmelerde de bu, çok kuvvetle, çok ısrarla bu yanlışlığın düzeltilmesi 00:14:19.697 --> 00:14:24.629 Cenâb-ı Hak tarafından beyan edilmiştir. Şimdi o âyetleri ve hadîs-i şerîfleri okuyacağım. 00:14:24.654 --> 00:14:28.875 Cenâb-ı Hak buyuruyor ki; Ennâ yekûnü lehû veledün. 00:14:28.968 --> 00:14:35.121 "Nasıl O'nun evlat edinmesi olsun, evlâdı olsun ki!" Ve lem tekün lehû sâhibetün. 00:14:35.121 --> 00:14:43.184 "O'nun eşi olmadı ki, Cenâb-ı Hak'ın eşi, zevcesi, hanımı olmadı ki evladı olsun!" 00:14:43.417 --> 00:14:48.953 Ve halaka külle şey'in. "O her şeyi yarattı." Ve hüve bi-külli şey'in alîm. 00:14:48.953 --> 00:14:54.846 "Her şeyi hakkıyla bilicidir. Ve kâlu't-tehaze'r-rahmânu veleden. 00:14:54.960 --> 00:15:02.606 Le-kad ci'tüm şey'en idden. Tekâdü's-semâvâtü yetefattarne minhü ve tenşakku'l-ardu 00:15:02.606 --> 00:15:04.457 ve tehhırü'l-cibâlü hedden. 00:15:04.482 --> 00:15:10.663 En de'av li'r-rahmâni veleden. Ve mâ yenbeğî li'r-rahmâni en yettehıze veleden. 00:15:10.688 --> 00:15:15.877 İn küllü men fi's-semâvâti ve'l-ardı illâ âti'r-rahmâni abden. 00:15:15.877 --> 00:15:20.791 Le-kad ahsâhüm ve addehüm adden. Ve küllühüm âtîhi yevme'l kıyâmeti ferden. 00:15:20.790 --> 00:15:27.761 Meryem sûresinin 88. âyeti ve devamı âyetler. 00:15:27.761 --> 00:15:32.498 Burada çok şiddetli bir şekilde, hiddetli ve şiddetli bir şekilde 00:15:32.564 --> 00:15:39.101 Cenâb-ı Hak bu hususun yanlışlığını beyan buyuruyor. 00:15:39.126 --> 00:15:44.328 Mealini kısaca verelim. Ve kâlu't-tehaze'r-rahmânu veleden. 00:15:44.353 --> 00:15:49.565 "Bu insanların bir kısmı, saydığımız yahudiler, hıristiyanlar, müşrikler, 00:15:49.590 --> 00:15:52.932 Rahman evlat edindi." dediler. 00:15:52.957 --> 00:16:00.533 "Ey böyle diyenler!" Le-kad ci'tüm şey'en idden. "Siz çok çirkin bir söz söylediniz." 00:16:00.533 --> 00:16:08.910 Şey'en idden. "Çok çirkin, çok büyük zulüm, çok müthiş, çok korkunç bir söz." 00:16:08.935 --> 00:16:13.436 Öyle bir söz söylediniz diye Cenâb-ı Hakk'ın onları hitabı, onlara öyle buyuruyor; 00:16:13.487 --> 00:16:18.765 "Öyle bir çirkin söz söylediniz ki!" Tekâdü's-semâvâtü yetefattarne minhü. 00:16:18.790 --> 00:16:23.101 "Bu sözün çirkinliğinden, korkunçluğundan, müthişliğinden, 00:16:23.126 --> 00:16:30.785 Allah'ın rızasına aykırılığından; Allah'ın gazabını, azabını çekmesinin düşüncesinden 00:16:30.810 --> 00:16:34.156 neredeyse semalar, yarılacak." 00:16:34.156 --> 00:16:40.958 Ve tenşakku'l-ardu. "Yeryüzü çatlayacak." 00:16:40.983 --> 00:16:46.390 O kadar, o kadar çirkin bir söz! Ve tehhırü'l-cibâlü hedden. 00:16:46.390 --> 00:16:51.403 "Ve dağlar parça parça parçalanıp yerlere düşecek." 00:16:51.428 --> 00:16:57.172 Öyle bir söz, küçük bir söz değil, basit bir söz değil, çok korkunç bir söz. 00:16:57.197 --> 00:17:01.602 Ve mâ yenbeğî li'r-rahmâni en yettehıze veleden. 00:17:01.627 --> 00:17:05.687 "Niye gereksin Rahman'a evlat edinmek? Ne gerek var ki? Ne sebep var? 00:17:05.687 --> 00:17:11.407 Ne ihtiyaç var? Niçin? Hiç öyle bir şey gerekmez, gerekmesi de yok." 00:17:11.426 --> 00:17:19.241 Ve mâ yenbeğî. "Rahman için evlat var demelerine gerek de yok, sebep de yok." 00:17:19.266 --> 00:17:24.806 Yeryüzündeki ve göklerdeki her şey ancak Cenâb-ı Hakk'ın kuludur, 00:17:24.831 --> 00:17:30.339 O'na kul olarak huzuruna gelecekler; hepsini Cenâb-ı Hak biliyor, 00:17:30.364 --> 00:17:39.760 hepinin sayısını biliyor, hepsinin hâline âşina ve hepsinin durumlarını âhirette hesaba çekecek. 00:17:39.101 --> 00:17:43.614 Bu hususta başka âyet-i kerîmeler; 00:17:43.639 --> 00:17:49.796 Kul hüvallahü ehad allâhüssamed lem yelid ve lem yûled ve lem yekün lehû küfüven ehad. 00:17:49.821 --> 00:17:56.919 İhlâs sûresi. Çok sevaplı, çok önemli hakikatleri bildirdiği için, sevabı sülüs-ü kur'ân kadar, 00:17:56.966 --> 00:18:03.244 üçte bir Kur'an kadar okuyucusuna, okuyanına sevap kazandıran bir sûre. 00:18:03.269 --> 00:18:09.825 Kul. "De ki." Hüve. "O." Allahu. "Allah'tır." Ehadün. "Bir tektir." 00:18:09.894 --> 00:18:16.418 Hiçbir yönden şerîki nazîri yoktur. Hiçbir şekilde başka birilerine de benzemez, 00:18:16.443 --> 00:18:19.828 bir tektir, biricik tektir. 00:18:19.853 --> 00:18:28.885 Bütün mahlûkâtın ihtiyacını gideren, dilediğini veren; hayatiyetini, devamını sağlayan, 00:18:28.910 --> 00:18:35.931 bütün ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarının karşılandığı dergahın sahibi olan Allah'tır. 00:18:35.956 --> 00:18:41.372 Lem yelid. "Kendisi evlat dünyaya getirmedi, doğurmadı." 00:18:41.397 --> 00:18:45.448 Ve lem yûled. "Kendisi dünyaya başka birisi tarafından getirilmiş, 00:18:45.473 --> 00:18:48.838 bir anne baba tarafından dünyaya getirilmiş de değildir." 00:18:48.863 --> 00:18:54.837 Ve lem yekün lehû küfüven ehad. "Hiçbir varlık da O'na eş ve denk olamaz." 00:18:54.837 --> 00:18:57.859 Çünkü O yaratandır, her şeye kâdirdir, her şeyi bilir; 00:18:57.884 --> 00:19:00.878 öteki mahlûkât da hiçbir şeye kâdir değildir, 00:19:00.903 --> 00:19:05.261 Allah'ın verdiği imkanlar kadar biraz hareket eder, ama ondan sonra 00:19:05.286 --> 00:19:09.839 Allahü Teâlâ hazretleri dilediği zaman yığılır kalır, yok olur gider. 00:19:09.864 --> 00:19:16.791 Onun için çok önemli olan bu hususu aklımıza en kuvvetli şekilde yerleştirmeliyiz, 00:19:16.816 --> 00:19:21.734 gönlümüzün semasına nakşetmeliyiz. 00:19:21.759 --> 00:19:29.938 Lâ ilâhe illallah tüm gönlümüzü, içimizi doldurmalı ve Allah'ın birliğini çok kuvvetli öğrenmeliyiz. 00:19:29.963 --> 00:19:40.320 Tasavvufun yani gerçek tasavvufun amacı da Allah'ın birliğinin en derin manasıyla, 00:19:40.367 --> 00:19:46.170 yani dudaklarda, kafada değil de gönlün derinliklerine kadar, 00:19:46.170 --> 00:19:51.560 insanın iliklerine, tüm vücudunun zerrelerine işlemesini sağlamaktır. 00:19:51.810 --> 00:20:00.970 O inanca öyle sahip olacak ki insan, ölümün sıkıntıları bastırdığı zaman bile, 00:20:00.995 --> 00:20:05.952 her türlü ızdırap içinde bile, her hücresi lâ ilâhe illallah diyecek. 00:20:05.977 --> 00:20:13.375 Hiçbir olay, hiçbir basınç, hiçbir zorluk, hiçbir üzüntü, hiçbir hastalık, 00:20:13.400 --> 00:20:20.548 tehlike o inancı bastırmayacak gibi içine, lâ ilâhe illallah'ın işlenmesi. 00:20:20.640 --> 00:20:26.127 Onun için bazı sufiler kendilerine "nakşî" diyorlar. 00:20:26.173 --> 00:20:34.875 Yani o lâ ilâhe illallah'ı içine iyice nakş etmek; yani kitabeye nakş etmek gibi, 00:20:34.900 --> 00:20:40.836 asırlar boyu hiç bozulmayacak şekilde sağlam şekilde böyle kitabeler yazılıyor; 00:20:40.861 --> 00:20:42.906 onun gibi nakşetmek çok önemli. 00:20:42.906 --> 00:20:49.200 Bu hususta âyet-i kerîmeler çok, hadîs-i şerîflere geçelim. 00:20:49.270 --> 00:20:53.109 Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş, Tirmizî'nin rivayet etmiş olduğu 00:20:53.109 --> 00:21:00.160 bir hadîs-i kutsîyi bu münasebetle size nakledeyim. 00:21:00.253 --> 00:21:08.292 Yekûllullahu teâlâ. "Allahu Teâlâ hazretleri buyuruyor ki." diyor Peygamber Efendimiz. 00:21:08.292 --> 00:21:14.605 Hadîs-i kutsî, Allah'ın bildirdiğini, söylediğini, buyurduğunu bize naklediyor. 00:21:14.630 --> 00:21:17.150 Cenâb-ı Mevlâ'mız ne buyuruyor? 00:21:17.400 --> 00:21:28.125 Kezzebeni'bnü âdeme ve mâ yenbeği lehû en yukezzi benî 00:21:28.150 --> 00:21:34.542 ve şetemenî ve mâ yenbeğî lehû en yeştümenî fe-emmâ 00:21:34.567 --> 00:21:44.542 iyyâye fe-kavlühû len yuîdenî kemâ bedeenî ve leyse evvelü'l-halki bi-ehvene 00:21:44.567 --> 00:21:51.417 aleyye min iâdetihî ve emmâ şetmuhû iyyâye fe-kavlühû ittehazellâhu veleden 00:21:51.442 --> 00:21:53.943 ve enallahu'l-ehadü's-samed 00:21:53.968 --> 00:22:01.110 Sadaka Resûlullah. Bu mühim, muazzam hadisin manasını verelim. 00:22:01.109 --> 00:22:05.901 Peygamber Efendimiz bildirsin diye Allahu Teâlâ hazretleri buyurmuş ki, 00:22:05.942 --> 00:22:08.776 Peygamber Efendimiz de bize bildirmiş ki; 00:22:08.776 --> 00:22:11.859 Kezzebenî ibnü âdeme. 00:22:11.859 --> 00:22:20.167 "Hz. Âdem'in evlatları olan şu insanlar, âdemoğlu, insanoğlu, beni yalanladı." 00:22:20.192 --> 00:22:27.751 Yani yapamazsın, yalan söylüyorsun, yanlış gibi itiraz etti, yalanladı. 00:22:27.776 --> 00:22:34.818 Ve mâ yenbeği lehû en yukezzibenî. "Halbuki bir kula, âdemoğluna beni yalanlamak, 00:22:34.818 --> 00:22:39.667 bana karşı çıkmak, inanmamak yakışmazdı." 00:22:39.692 --> 00:22:45.584 Ve şetemenî. "Ve bana bir de küfretti, ağır söz söyledi." 00:22:45.609 --> 00:22:49.692 Mâ yenbeğî lehû en yeştümenî. "Halbuki âdemoğluna, 00:22:49.692 --> 00:22:55.334 kul olmak hasebiyle yaradanı olan ben Mevlâ'sına böyle ağır söz söylemek, 00:22:55.359 --> 00:23:01.000 küfretmek, ağız bozmak, hiç yakışmazdı, yapmamalıydı." 00:23:01.250 --> 00:23:06.776 Fe-emmâ tekzîbühû iyyâye. "Beni yalanlaması, yalan söylüyorsun, doğru değil, 00:23:06.776 --> 00:23:11.151 olmaz böyle şey diye itiraz etmesi hususu; o nedir?" 00:23:11.192 --> 00:23:14.793 Fe-kavlühû len yuîdenî kemâ bedeenî. 00:23:14.818 --> 00:23:19.569 "Allah insanları âhirette insanları tekrar diriltmeyecek, 00:23:19.567 --> 00:23:25.250 Allah beni ilk önce yarattığı gibi öldükten sonra tekrar yaratmayacak, toprak olacağım, 00:23:25.275 --> 00:23:31.358 öldükten sonra dirilmek yok diye, öldükten sonra dirilmeyi inkâr etmesi." 00:23:31.359 --> 00:23:38.000 Allah dirilteceğim buyuruyor, olacak buyuruyor, öldükten sonra insanlar dirilecek buyuruyor, 00:23:38.250 --> 00:23:44.250 ve'l-ba'sü ba'de'l-mevti hakkun ama bazıları da çıkıyor, olmaz böyle bir şey, 00:23:44.275 --> 00:23:50.420 kemiği eline alıyor, ukala olarak, müşrik olarak Peygamber Efendimiz'in karşısına dikiliyor; 00:23:50.670 --> 00:23:53.317 kemiği eliyle, parmaklarıyla ufalıyor, diyor ki; 00:23:53.275 --> 00:23:58.260 "Bu kemik böyle ramîm, kum parçaları gibi ufacık ufacık ufalanmış, 00:23:58.250 --> 00:24:01.626 çürümüş hâle gelmişken bunu mu Allah tekrar diriltecek?" 00:24:01.651 --> 00:24:06.667 Evet. Kul yuhyîhellezî enşeehâ evvele merrah. "Bunu ilk yaratan Mevlâ yine diriltecek." 00:24:06.692 --> 00:24:08.751 Ve hüve bi-külli halkın alîm. 00:24:08.776 --> 00:24:14.917 "Her tür yaratmaya O hakkıyla vâkıftır, kâdirdir, her çeşit yaratmayı bilir." 00:24:14.942 --> 00:24:20.626 Yani yoktan da yaratır, var olan varlıklardan da başka bir varlık yaratır, birleştirir, 00:24:20.651 --> 00:24:26.776 çıkartır, büyütür; bir tohumdan ağacı meydana getirir, yoktan da yaratır, böyle de yaratır. 00:24:26.818 --> 00:24:31.420 Öldükten sonra da, her şey remîm olduktan sonra, 00:24:31.670 --> 00:24:35.125 toz, kum gibi olduktan sonra da yine yaratır. 00:24:35.150 --> 00:24:40.292 Bi-külli halkın alîm. "Her çeşit yaratmaya kâdirdir." buyuruyor. 00:24:40.317 --> 00:24:45.793 Bir kere bu olmaz demesi, âhirete inanmaması, öldükten sonra dirilmeye inanmaması, 00:24:45.818 --> 00:24:50.420 "Ben olacak diyorum, sanki bana yalan söylüyorsun demiş gibidir diyor… 00:24:50.670 --> 00:24:55.250 Bu âhirete inanmamak çok korkunç bir yanlışlık, çok büyük bir küstahlık oluyor. 00:24:55.275 --> 00:24:59.376 Cenâb-ı Hak dirilteceğim diyor. Hem dirilteceğim hem hesap soracağım, 00:24:59.401 --> 00:25:05.209 mahkeme-i kübrâda size bu dünyada yaptıklarınızın hesabını soracağım diyor… Kesin! 00:25:05.234 --> 00:25:09.751 Âhiret var, mahkeme-i kübrâ var, öldükten sonra dirilecek insanlar, 00:25:09.776 --> 00:25:17.667 hesaba çekilecek. Hepsi yazılıyor, bu dünyadaki icraat, faaliyet, iyilikler, kötülükler, 00:25:17.692 --> 00:25:20.334 hepsi yazılıyor, âhirette hepsinin hesabı olacak. 00:25:20.359 --> 00:25:23.985 Zerre kadar hayrın mükafatı, zerre kadar şerrin cezası olacak. 00:25:24.670 --> 00:25:27.917 Bunlar kesin, İslâm bildiriyor bunları. Peki öteki dinler? 00:25:27.942 --> 00:25:35.250 Öteki dinlerde bu inançlar aslında vardı ama sonra saptırılmış, tevil edilmiş… 00:25:35.275 --> 00:25:41.626 Tevil, çok korkunç bir mekanizma. Tevil tevil, çığrından çıkartıyorlar. Bazıları diyorlar ki; 00:25:41.651 --> 00:25:43.943 "Cennet de cehennem de bu dünyada." 00:25:43.942 --> 00:25:48.359 Yalan yanlış, o da Allah'ı yalanlamak gibi bir ters söz. 00:25:48.401 --> 00:25:53.875 Hayır, bu dünyadan sonda, bu hayattan sonra, öldükten sonra dirilecek, 00:25:53.900 --> 00:26:01.167 cennet ve cehennem orada, ebedî saadet orada, ebediyen azap görmek de orada. 00:26:01.192 --> 00:26:05.793 Tabii olmadık bir şeyi, ilerde olacak bir şeyi, burada hayır diyorlar, inkâr ediyorlar. 00:26:05.818 --> 00:26:09.917 "Bu Cenâb-ı Hakk'ı tekzib demektir, yalanlamak demektir. 00:26:09.942 --> 00:26:15.626 Bunu yapmaması lazımdı." buyuruyor Cenâb-ı Hak. Çok mühim bir hadîs-i şerîf. 00:26:15.651 --> 00:26:24.501 Ve emmâ şetmühû iyyâye. "Bana küfretmesi, ağız bozması." Şemete ne demek? 00:26:24.526 --> 00:26:30.603 Ağzına galiz sözler alarak karşı tarafa hakaretamiz laflar yağdırmak demek. 00:26:30.628 --> 00:26:41.751 Böyle şetmesi, o nedir? Fe-kavluhû ittehazellâhu veleden. "Allah evlat edindi demesidir." 00:26:41.776 --> 00:26:48.834 Falanca Allah'ın oğludur, filanca Allah'ın oğludur, şu varlıklar Allah'ın kızlarıdır. 00:26:48.859 --> 00:26:55.350 İşte bu da sövmektir. Şeteme'nin Türkçe'si sövmektir. Bu Allah'a sövmektir. 00:26:55.600 --> 00:26:59.836 "Allah'ın oğlu var." Bu sövmektir. Allah celle celâlühû böyle buyuruyor. 00:26:59.874 --> 00:27:07.459 Bunun derhal bırakılması lazım. Peki yani bunu hıristiyanların içinde anlayanları yok mu? 00:27:07.484 --> 00:27:15.125 Anlayanları da var, üniteryanları var, yani Allah'ın birliğini anlamış olanları var ama 00:27:15.150 --> 00:27:21.109 tarihin verdiği alışkanlıklar akıp gidiyor, devam ediyor. 00:27:21.192 --> 00:27:26.984 O akıntının içinden kendisini çekip de gerçeği Allah'ın istediği şekilde, 00:27:26.983 --> 00:27:33.459 "Tamam böyle yâ Rabbi!" deyip kabul edenler kurtuluyor, etmeyenler helâk oluyor. 00:27:33.484 --> 00:27:38.693 İşte Allah evlat edindi demek, Allah'a sövmektir. Ve enallahu. 00:27:38.651 --> 00:27:42.542 Allahu Teâlâ hazretleri buyuruyor ki böyle bir şey yapmamaları gerekirdi. 00:27:42.567 --> 00:27:50.793 "Ben Allah'ım." el-Ehad. "Bir tek Allah'ım." Yani oğul, kız, hanım, baba, vesairesi olmayan; 00:27:50.818 --> 00:27:54.751 şerîki, nazîri olmayan Allah'ım, Ehad'im, Samed'im. 00:27:54.776 --> 00:28:00.859 Yani her türlü varlık varlığını benden alıyor, ihtiyacını benden karşılıyor, 00:28:01.800 --> 00:28:06.584 ben sağlıyorum; ben olmasam, ben veremesem o şeyi yok olacaklar. 00:28:06.609 --> 00:28:13.667 "Ben Samed'im." Lem yelid ve lem yûled ve lem yekün lehû küfüven ehadün. 00:28:13.692 --> 00:28:22.526 "Doğurmayan, doğmayan, eşi benzeri olmayan, hiçbir şeyin ona denk olamadığı Samed olan, 00:28:22.526 --> 00:28:27.901 Ehad olan Allah'ım ben. Öyle evlat edindi demek bana sövmek demektir." buyuruyor. 00:28:28.192 --> 00:28:35.250 Aziz ve muhterem kardeşlerim! Küllün lehû kânitûne. 00:28:35.275 --> 00:28:45.000 "Bütün yaratıklar yani yerdeki, gökteki bütün varlıklar." Yerde ne var? 00:28:45.250 --> 00:28:57.817 Bütün çeşitleriyle madenler, canlılar, bitkiler, böcekler, mikroplar. Gökte ne var? 00:28:58.250 --> 00:29:06.400 İşte bilmem oksijen, azot, bunların molekülleri, moleküllerin elektronları, vesaireleri, 00:29:06.526 --> 00:29:10.360 ne varsa hepsi: Küllün lehû kânitûne. 00:29:10.567 --> 00:29:18.193 Kânitûne, ism-i fâil sigasının çoğuludur. Kanate, kunût tı ile değil te ile. 00:29:18.526 --> 00:29:25.860 Tı ile olursa mâna değişir. Kanata, tı ile olursa "ümit kesmek" mânasına gelir. 00:29:26.150 --> 00:29:32.250 Kanate olursa te ile, bu "itaat" demektir. 00:29:32.275 --> 00:29:42.834 Küllü harfin mine'l-kur'âni yüzkeru fî'hi'l-kunût. Kunût kelimesi geçen her âyette bu kelime." 00:29:42.859 --> 00:29:48.917 Fe-hüve't-tâ'atü. "Allah'a itaat etmek, mutî olmak, âsi olmamak, karşı gelmemek, 00:29:48.942 --> 00:29:56.000 buyruğunu yapmak, aynen istediği şekilde hareket etmek." demek. 00:29:56.250 --> 00:30:03.609 Allahu Teâlâ hazretleri, bedî'u's-semâvâti ve'l-ardı. Bedî, faîl vezninde mübdi' demek, 00:30:03.609 --> 00:30:09.376 yani if'alin sıfatı böyle geliyor, faîl vezninde geliyor. 00:30:09.401 --> 00:30:19.667 Ebde'a, yubdi'u, ibdaen. "Bir şeyi, herhangi bir varlığı halk etmek" demek ama 00:30:19.692 --> 00:30:22.318 alâ ğayri misâlin sebekat. 00:30:22.526 --> 00:30:30.584 "Daha önce ortada olan bir modele, bir misale bakarak değil, ilk olarak halk etmek" demek. 00:30:30.609 --> 00:30:36.401 Yani ressam çiçekleri karşısına alıyor, ona bakarak bir çiçek resmi, 00:30:36.526 --> 00:30:41.209 bir vazo resmi yapıyor, bu değil… 00:30:41.234 --> 00:30:50.943 Misali, emsali, örneği, numunesi, modeli olmadan, daha evveli olmadan bir şeyi ilk defa yapmak, 00:30:50.942 --> 00:30:52.693 ortaya çıkarmak demek. 00:30:52.734 --> 00:31:00.901 Cenâb-ı Hak hâlıktır, yani yeri göğü halk etmiştir, ama bazı varlıkları evveli olmadan, 00:31:01.670 --> 00:31:04.442 modeli olmadan, mübdî'dir. 00:31:04.526 --> 00:31:14.735 Ebde'a-yubdi'u-ibda', öyle halk etmiştir. Semaları ve yeri mübdî'dir, yoktan var etmiştir, 00:31:14.983 --> 00:31:18.840 benzeri olmayan bir nizamı koymuştur. 00:31:18.109 --> 00:31:23.735 Şu yeryüzünün işleyişine bakın, şu mevsimlere bakın, şu geceye gündüze bakın, 00:31:24.670 --> 00:31:28.776 şu yağmurların gökten yağışına bakın, şu yerden otların bitişine bakın; 00:31:29.109 --> 00:31:34.818 otların, ağaçların köklerinden suyu almasını düşünün, onun köklenmesini düşünün, 00:31:35.250 --> 00:31:40.734 yapraklanmasını düşünün; yaprağın suyu aldıktan sonda bir kimya fabrikası, 00:31:40.900 --> 00:31:49.859 bir kimya laboratuarı gibi çalıştığını, meyvelerin tatlarını meydana getirdiğini, 00:31:49.983 --> 00:31:55.525 ağacın büyüyen öbür taraflarının malzemesini hazırladığını düşünün; şu eşsiz kâinâtın, 00:31:55.526 --> 00:32:05.152 emsalsiz güzelliklerinin ve bu her bir varlığın ve bütünün işleyişindeki ustalığın, 00:32:05.526 --> 00:32:10.834 sanatın, mükemmelliğin hayranı olmamak mümkün değil. 00:32:10.859 --> 00:32:15.942 Her şey o kadar, o kadar güzel ki; hatta bir sivrisineğin kanadı ne kadar güzel! 00:32:15.900 --> 00:32:24.609 Bir sivrisineğin küçüklüğüne rağmen o aklı neresinde! Bir mikrobun koca bir insanı alt edip yıkması, 00:32:24.609 --> 00:32:27.692 öldürmesi ne kadar ilginç bir olay!.. 00:32:28.670 --> 00:32:33.985 Nereye baksan her şey hayret edilip, hayran kalınacak… 00:32:34.250 --> 00:32:40.167 İşte yeri göğü böyle yaratan; emsalsiz, modelsiz, örneksiz, eşsiz olarak, 00:32:40.192 --> 00:32:47.125 kendisi bularak, ortaya koyarak yaratan Cenâb-ı Allah'tır. 00:32:47.150 --> 00:32:54.484 Ve izâ kadâ emran. Emr Arapça'da başlıca iki mânaya geliyor; 00:32:54.484 --> 00:33:04.193 bir, "buyruk" demek, bunun çoğulu evâmir geliyor, evâmir-i ilâhiye, ilahî buyruklar… 00:33:04.609 --> 00:33:08.609 Emr. "Emrediyorum, şunu şöyle yap, ben buyuruyorum, şunu böyle yap." 00:33:09.670 --> 00:33:16.709 Arapça'da emir bir bu mânaya gelir, bir de bundan ayrı bir mânası var, 'iş, husus' demek. 00:33:16.734 --> 00:33:25.652 Bunun çoğulu da umûr gelir, yani 'işler, hususlar'; umûr-u dîniyye 'dinî işler, hususlar'; 00:33:25.776 --> 00:33:28.360 umûr-u dünyeviyye, 'dünyevî işler'. 00:33:28.734 --> 00:33:37.526 Burada emran, ve izâ kadâ emran. "Bir işin, bir hususun olmasına hükmettiği zaman." 00:33:37.609 --> 00:33:47.568 Cenâb-ı Hak, dilediği zaman, diliyor, bu böyle olsun diye ilahî iradesiyle karar veriyor… 00:33:47.900 --> 00:33:54.859 Olmasını istediği zaman nasıl oldurur o şeyi? Fe-innemâ. "Onun için zor değildir. Sadece..." 00:33:54.859 --> 00:33:59.420 İnnemâ. Edât-ı tahsîstir, yani başka bir şeye hacet yok; 00:33:59.670 --> 00:34:05.776 yardıma, desteğe, şerîke, ortağa ihtiyacı yok. 00:34:05.776 --> 00:34:12.943 Yekûlü lehû. "Ona buyurur ki." Kün. "Ol ey o şey!" der, fe-yekûnü. 00:34:12.942 --> 00:34:22.670 "O şey de olur." Yani kün demesiyle, kâne-yekûnü'den kün emirdir. "Ol demesiyle o şey olur." 00:34:22.670 --> 00:34:28.859 Ol dedi bir kerre var oldu cihan, Olma derse mahvolur ol dem heman. 00:34:28.983 --> 00:34:32.484 "Olma" derse veyahut "yok ol" derse yok olur, "defol" derse defolur, 00:34:33.109 --> 00:34:34.693 "müslüman ol" derse müslüman olur. 00:34:34.651 --> 00:34:38.569 Cümle cihan halkları, dilese, "müslüman olun" dese, hepsi müslüman olur. 00:34:38.651 --> 00:34:43.693 Neden? Delilleri gösterir, esbâbını ihsan eder, dilerse müslüman eder. 00:34:43.900 --> 00:34:49.609 İmtihan ediyor! Herkesi serbest bırakıyor; kendisi seçecek, kararını verecek... 00:34:49.734 --> 00:34:54.109 Es'ad Coşan'ı radyoda konuşturuyor, ötekisini kulağıyla dinlettiriyor, 00:34:54.109 --> 00:34:57.680 kararı kendisi verecek, dilese şey yapar… 00:34:57.526 --> 00:35:02.526 Aklını kullanacak, kendisini zorlayacak, menfaati bir kenara bırakacak, 00:35:02.526 --> 00:35:03.985 Allah'ın rızasını düşünecek; 00:35:04.192 --> 00:35:07.818 "Ben Allah'ı sövmeyeyim, Allah'ın kızdığı işi yapmayayım, 00:35:07.983 --> 00:35:10.650 hak yola geleyim, doğruyu bulayım." diyecek. 00:35:10.734 --> 00:35:16.840 Hz. İsa mı dedi beni evlat edinin diye? Hâşâ, sümme hâşâ. 00:35:16.109 --> 00:35:24.270 Geçtiğimiz, izah ettiğimiz tefsir derslerinde de zaman zaman söyledik, ileride de gelecek. 00:35:24.275 --> 00:35:33.958 Allahu Teâlâ hazretleri Hz. İsa'ya, "Seni tanrı edinsinler, insanlara söyle." demedi, 00:35:33.983 --> 00:35:39.567 Allah şirki emretmedi. Hz. İsa da insanlara; "Beni tanrı edinin. 00:35:39.859 --> 00:35:48.777 Benim çarmıha gerilmiş şeklimi yapın, karşıma geçin bana tapın." demedi. 00:35:48.818 --> 00:35:54.793 Çünkü peygamberlerin hepsi Allah'a ibadet etmeye çağırmışlardır. 00:35:54.818 --> 00:36:00.901 Hz. İsa da aynı şeye çağırmıştır. Romalıları putperestlikten kurtarmaya çalışmıştır. 00:36:00.983 --> 00:36:05.692 Romalılar heykel yapmakta çok usta idiler. Çeşit çeşit heykeller yapıyorlardı. 00:36:05.692 --> 00:36:13.670 Roma'nın ve Yunan'ın eski dinleri, çeşitli tanrıları düşünüyorlardı, heykellerini yapıyorlardı 00:36:13.670 --> 00:36:14.317 ve onlara tapıyorlardı. 00:36:14.275 --> 00:36:28.834 Apollo mabedi, güneş mabedi, aşk tanrısı, harp tanrısı... bir sürü efsane, saçma, hikâye ve masal. 00:36:28.859 --> 00:36:33.318 Onların hepsinin yanlış olduğunu anlatmaya geldi Hz. İsa… 00:36:33.526 --> 00:36:40.270 Bir şeye daha geldi, benden sonra âhir zaman peygamberi Muhammed-i Mustafâ gelecek, 00:36:40.192 --> 00:36:45.526 evsafı şu olacak, ümmeti şöyle olacak, şu hususları anlatacaklar diye 00:36:45.651 --> 00:36:48.776 ana özelliklerini bildirmeye geldi. Müjdelemeye geldi. 00:36:49.109 --> 00:36:58.443 Onun için İncil kelimesinin aslı evangelos veya İncil, bu kelime "müjde" demek. 00:36:58.651 --> 00:37:02.000 Hz. İsa aleyhisselam neyi müjdeledi? 00:37:02.250 --> 00:37:08.209 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Muhammed-i Mustafâ, Ebulkasım, 00:37:08.234 --> 00:37:13.943 Muhammed b. Abdillah b. Abdülmuttalib'in, âhir zaman peygamberinin geleceğini, 00:37:14.670 --> 00:37:18.609 geldiği zaman kendisine bağlı insanların, kendisini seven insanların, 00:37:18.567 --> 00:37:23.709 o gelen âhir zaman peygamberine tâbi olmalarını öğütledi. 00:37:23.734 --> 00:37:31.109 Ne dedi? Yâ benî isrâile innî rasûlullahi ileyküm. "Ey çevremdeki İsrailoğulları!" 00:37:31.109 --> 00:37:34.443 Çünkü Hz. İsa yahudilerin sonuncu peygamberiydi. 00:37:34.609 --> 00:37:40.901 Yahudiler kabul etmiyor, itiraz ediyor ama o diyarda, o kavme gelmiş bir peygamberdi. 00:37:41.234 --> 00:37:46.901 "Ey beni İsrail!" dedi. Yâ benî isrâile. "Ey İsrail oğulları!" İnnî rasûlullahi ileyküm. 00:37:47.109 --> 00:37:54.219 "Ben size Allah'ın gönderdiği elçisiyim, peygamberim." 00:37:54.275 --> 00:37:57.692 Musaddikan limâ beyne yedeyye mine't-tevrâti. 00:37:57.859 --> 00:38:03.901 "Tevrat'ta Musa aleyhisselam'ın sizlere bildirdiği ilahî gerçekleri, 00:38:03.942 --> 00:38:08.984 hakikatleri, hükümleri tasdik ediciyim, onları inkâr etmiyorum." 00:38:09.150 --> 00:38:12.436 Hz. Musa, Allah'ın benim gibi bir peygamberidir. 00:38:12.484 --> 00:38:17.943 Onun getirdiği kitap Tevrat Allah'ın vahyidir, onları tasdik ediciyim. 00:38:18.670 --> 00:38:21.150 Ve mübeşşiren bi-rasûlin ye'tî min ba'dî. 00:38:21.150 --> 00:38:25.611 "Benden sonra da gelecek olan bir mübarek peygamberin müjdecisiyim." 00:38:25.692 --> 00:38:31.748 Eskileri tasdikçisi, yeninin müjdecisiyim. Ye'tî min ba'dî. 00:38:31.818 --> 00:38:35.226 "O peygamber benden sonra gelecek." İsmühû ahmed. 00:38:35.317 --> 00:38:38.685 "İsmi Ahmed olacak." diye, [onların] "Paraklit" dedikleri [peygamberimizi müjdeledi.] 00:38:38.818 --> 00:38:44.652 İncilin aslı yok, tercümeleri var… Bu yüzden nice piskopos, nice papaz, 00:38:44.859 --> 00:38:49.671 nice hıristiyan müslüman olmuş, müslüman olduktan sonra kitaplar yazmışlar… 00:38:49.776 --> 00:38:58.350 Mesela benim profesörlükte incelediğim ve fakülteye sunduğum çalışmam da: 00:38:58.109 --> 00:39:06.906 İbrâhim-i Müteferrika. Müteferrika, "sarayda teknik işleri yapma" mesleği demek. 00:39:07.250 --> 00:39:10.859 İbrâhim-i Müteferrika, aslında "sarayın teknisyeni" demek. 00:39:11.670 --> 00:39:16.260 Müteferrikalıktan daha yüksek mevkilere çıkmış, çünkü matbaa vesaire gibi 00:39:16.192 --> 00:39:21.901 çok büyük hizmetler yapmış, matbaada ilk önce Osmanlı'da çok mühim eserler neşretmiş, 00:39:22.670 --> 00:39:23.109 her birisi çok kıymetli. 00:39:23.317 --> 00:39:28.813 Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsın… İbrâhim-i Müteferrika kimdi? 00:39:28.859 --> 00:39:33.459 Bir kitap yazdı, Risâle-i İslamiyye diye. Kimdi İbrâhim-i Müteferrika? 00:39:33.484 --> 00:39:40.402 Romanya'nın Kolojvar şehrinden doğma, Romanyalı, papazlık tahsili yapmış bir hıristiyan idi. 00:39:40.484 --> 00:39:47.929 Papaz olmuştu, sonradan incili inceleyince, eski kitapları inceleyince, 00:39:48.250 --> 00:39:51.192 İslâm'ın hak din olduğunu anladı, müslüman oldu, 00:39:51.234 --> 00:39:58.651 Romanya'dan İslâm diyarına geldi, sarayın hizmetine girdi, İslâm halifelerinin hizmetine girdi… 00:39:58.692 --> 00:40:02.984 Ve müslümanların dünyayı tanımaları için, yükselmeleri için, ilerlemeleri için 00:40:03.275 --> 00:40:09.209 çeşitli güzel çalışmalar yaptı; yani çağına göre çok ileri çalışmalar yaptı. 00:40:09.234 --> 00:40:14.260 Kendi isteği ile geldi, sonra bir de kitap yazdı: Risâle-i İslamiyye. 00:40:14.275 --> 00:40:22.442 Risâle-i İslamiyye nedir? Kendisinin niçin Hıristiyanlığı bırakıp da müslüman olduğunu yazdığı, 00:40:22.442 --> 00:40:25.154 anlattığı, kendi eliyle yazdığı eseri… 00:40:25.234 --> 00:40:32.963 Ben onun için, bu eser çok önemli diye bu eserin Türkçe'sini neşrettim, yayınlandı. 00:40:33.250 --> 00:40:39.365 Ama başkaları bunu saklamak için, hatta İbrâhim-i Müteferrika'nın hayatını 00:40:39.401 --> 00:40:44.292 Belleten'de filan yazmış olan papazlar bu gerçeği saklamak için, 00:40:44.317 --> 00:40:48.901 "İslâm üzerine bir kitap yazmıştır." deyip geçiştiriyorlardı, saklıyorlardı. 00:40:48.900 --> 00:40:52.332 Neden? Papazın müslüman olmasından korktukları için. 00:40:52.401 --> 00:40:55.834 Kendilerinin yanlışlığını o kitapta söylüyor diye, 00:40:55.859 --> 00:41:03.758 Hıristiyanlığın yolunun yanlış olduğunu söylüyor diye saptırıyor, gerçeği anlatmıyor. 00:41:03.818 --> 00:41:06.444 Ben o gerçeği ortaya çıkarttım, o kitabı neşrettim. 00:41:06.526 --> 00:41:08.402 Risâle-i İslamiyye nedir? 00:41:08.401 --> 00:41:14.448 Bir papazın, papaz olarak yetişmiş bir kimsenin incelemesinin sonunda 00:41:14.484 --> 00:41:19.276 müslüman olmasının sebeplerini anlatan, İncil'de ve Hıristiyanlıkta, 00:41:19.401 --> 00:41:25.526 âhir zaman peygamberine tâbi olmayı anlatan âyetleri topladığı bir kitap. 00:41:25.651 --> 00:41:29.235 Çok önemli! Ben okumanızı tavsiye ederim. Ben çok önemli olduğu için neşrettim. 00:41:29.359 --> 00:41:33.693 Okumanızı tavsiye ederim. Ayrıca benim çok beğendiğim bir başka eser var, 00:41:33.651 --> 00:41:39.402 Abdülmesih isminde bir büyük hıristiyan alimi. Abdülmesih ne demek? 00:41:39.401 --> 00:41:43.401 İsa'nın kulu demek. İsa'yı tanrı olarak kabul ediyordu ilk başta, 00:41:43.401 --> 00:41:50.277 Hıristiyanlık devresinde, Abdülmesih, Mesih'in yani Jesus, İsa'nın kulu diyordu. 00:41:50.317 --> 00:41:54.661 Abdullah demiyor da, Abdülmesih, İsa'nın kulu diyordu. 00:41:54.692 --> 00:41:59.721 Ama iki tane doktora yaptı, Cambridge doktora yaptı, Roma'da doktora yaptı, 00:41:59.776 --> 00:42:06.958 çeşitli Hıristiyanlık konularında derinleşti, Vatikan'a gitti, İran'da bulundu, 00:42:06.983 --> 00:42:13.726 üniversitelerde hocalık yaptı, inceledi, inceledi, ondan sonra [müslüman oldu.] 00:42:13.815 --> 00:42:18.209 Kendisi çok dil biliyordu; Yunanca, Latince, Arapça, Farsça, 00:42:18.241 --> 00:42:23.722 Türkçe, İngilizce, İtalyanca, Fransızca... herşeyi [hepsini] biliyordu. 00:42:23.747 --> 00:42:26.469 Çok büyük bir alim, çok sevdiğim bir kimse. 00:42:26.526 --> 00:42:36.983 İncil ve Salîb üzerine bir kitap yazdı, bu kitap eski harflerle de basıldı. 00:42:37.250 --> 00:42:45.907 Önce ismini değiştirdi, Abdulmesih ismini bıraktı, Abdülehad Davud ismini aldı. 00:42:45.942 --> 00:42:53.234 Yani bir tek olan Allah'ın kulu. Yani Hz. İsa'nın Allah'ın oğlu olmadığını anlayınca 00:42:53.442 --> 00:42:58.776 Abdulmesih'i bıraktı, Abdülehad, bir olan Allah'ın kulu ismini aldı. 00:42:58.900 --> 00:43:02.651 İsmi çok güzel, ismi önemli, yani imanının gösteriyor. 00:43:02.900 --> 00:43:07.109 Ondan sonra da o güzel kitabını yazdı. Birkaç kitabı var, hepsi güzel. 00:43:07.150 --> 00:43:11.692 Bence, Türkiye'deki kardeşlerimin bunları inceleyip neşretmesi lazım. 00:43:11.734 --> 00:43:15.483 Bizim neşretmemiz lazım, hıristiyanlar ortadan kaldırmaya çalışır, 00:43:15.567 --> 00:43:19.276 kabahatleri ortaya çıkmasın diye, bizim neşretmemiz lazım ki; 00:43:19.442 --> 00:43:26.664 bir alim papazın, iki defa doktora yapmış, çok büyük bilgisi olan bir kimsenin 00:43:26.734 --> 00:43:34.401 orada ne kadar güzel bilgiler verdiğini, nasıl İncil'deki 00:43:34.401 --> 00:43:40.298 âyetlerin İslâm'ın hak din olduğunu gösterdiğini, 00:43:40.359 --> 00:43:44.943 Muhammed aleyhisselam'ın Allah'ın peygamberi olduğunu gösterdiğini oradan anlasınlar. 00:43:44.968 --> 00:43:50.734 O kitapları da okumanızı, eğer yeni harflerle baskısı yoksa, 00:43:50.734 --> 00:43:55.151 kalmamışsa yeniden basılmasını kardeşlerime tavsiye ediyorum. 00:43:55.150 --> 00:43:58.400 Bir de çok yayılmış güzel bir eser var. 00:43:58.401 --> 00:44:03.520 Abdullah et-Tercüman'ın, Tuhfetü'l-erîb fi'r-reddi alâ ehli's-salîb. 00:44:03.609 --> 00:44:16.540 Yani Ehl-i Salîbe Reddiye mahiyetinde bir eser bu. 14-15. yüzyılda yazılmış, 00:44:16.790 --> 00:44:18.901 yazan bir Mayorkalı papaz. 00:44:19.250 --> 00:44:23.555 Çok büyük bir papaz, bu da Anselmo Turmeda isminde bir papaz. 00:44:23.609 --> 00:44:30.568 İlerlemiş, yükselmiş, papazlıkta mütehassıs olmuş, ondan sonra müslüman olmuş. 00:44:30.776 --> 00:44:37.859 Tunus Beyi'nin hizmetine girmiş ve orada Hıristiyanlığın yanlışlığını, 00:44:38.670 --> 00:44:45.317 İslâm'ın doğruluğunu ve neden böyle olduğunu, delilleriyle bu kitapta belirtmiş, 00:44:45.484 --> 00:44:47.402 bu kitabı da Arapça basmışlar. 00:44:47.518 --> 00:44:53.362 İlk önce rahmetli Mehmed Zihni Efendi, -şu Nimet-i İslâm'ın yazarı, 00:44:53.387 --> 00:44:56.567 çok zevk sahibi bir insan- güzel, önemli bir eser olduğu için 00:44:56.567 --> 00:45:00.260 onu Osmanlıca'ya tercüme etmiş, neşretmişti. 00:45:00.250 --> 00:45:09.917 Sonra Bedir Yayınevi neşretti. Papaz Anselmo adını değiştirdi Abdullah adını aldı. 00:45:09.942 --> 00:45:14.359 Abdullah, Allah'ın kulu adını aldı. Tunus'ta tercümanlık yaptığı için 00:45:14.359 --> 00:45:19.442 Abdullah et-Tercüman diye tanınıyor, lakabı bu. 00:45:19.401 --> 00:45:23.860 Tuhfetü'l-Erîb kitabı, Hıristiyanlığa Reddiye diye Türkçe'ye çevirdiler. 00:45:23.900 --> 00:45:26.830 O kitabın da okunmasını rica ederim. 00:45:26.109 --> 00:45:32.703 Benim bu neşrettiğim İbrâhim-i Müteferrika isimli kitabın da başında, tarih boyunca 00:45:32.780 --> 00:45:38.700 bu gerçekleri görüp de müslüman olmuş, kardinaller, papazlar, 00:45:38.734 --> 00:45:42.984 piskoposlar hıristiyanlardan bir liste var. 00:45:43.670 --> 00:45:48.859 Tabii bunlar çok daha fazladır. Günümüzde de müslüman olanlar, çok önemli kişiler var. 00:45:48.859 --> 00:46:00.209 Biliyorsunuz, Profesör Moris Bükey gibi, sonra büyük filozof Roger Garudy gibi, 00:46:00.234 --> 00:46:04.776 bazı amerikan senatörler gibi dünyanın her yerinde artık müslümanlar var. 00:46:04.900 --> 00:46:10.363 Artık bu gerçeğin ortaya çıkması lazım. Onun için 2000 yılı Tevhid Yılı, 00:46:10.442 --> 00:46:15.859 yirmibirinci yüzyıl Tevhid Asrı, 2000 yılı ile başlayan 3. bin 00:46:16.109 --> 00:46:20.751 artık tevhidin herkes tarafından kabul edildiği, Allah'ın razı olduğu, 00:46:20.776 --> 00:46:28.900 inancın yerleştiği zaman olsun; bu hususta herkes üzerine düşeni yapsın, 00:46:28.150 --> 00:46:35.858 çalışmalarını yapsın, tebliğ çalışmasını yapsın, irşad çalışmasını yapsın, kendisi de iyi bilsin. 00:46:35.900 --> 00:46:38.942 Tevhidi anlatsın ve Cenâb-ı Hakk'a güzel kulluk eylesinler. 00:46:38.942 --> 00:46:46.667 Allahu Teâlâ hazretleri sevdiği, razı olduğu dine bağlı eylesin, 00:46:46.692 --> 00:46:50.250 sevmediği inançlardan korusun. 00:46:50.275 --> 00:46:56.917 Tabii biz onlara hakkı anlatmaya çalışıyoruz, onlar da hıristiyan yapmaya çalışıyorlar, 00:46:56.942 --> 00:46:59.334 müslüman çocuklarını kandırmaya çalışıyorlar. 00:46:59.359 --> 00:47:05.110 Kandırmak için de usulleri önce müslümanı Müslümanlıktan soğutacak, dinsizleştirecek, 00:47:05.275 --> 00:47:12.252 terbiyesizleştirecek, inançsızlaştıracak; ondan sonra, bu geçiş devresinden sonra ham, 00:47:12.317 --> 00:47:16.526 bir şey bilmeyen, boş malzemeyi Hıristiyanlaştıracak. 00:47:16.692 --> 00:47:20.359 Çünkü müslüman iken onu hıristiyan yapamayacağını; 00:47:20.359 --> 00:47:26.420 Kur'an varken, hadîs-i şerîf varken kandıramayacağını bildiği için değiştirecek. 00:47:26.670 --> 00:47:35.334 Bu yapılmıştır, yazılmıştır da bunlar. Eski İslâm mecmualarında bunları teklif etmiş olan 00:47:35.359 --> 00:47:39.464 misyonerlerin yazıları, kaynakları vardır. 00:47:39.526 --> 00:47:46.277 Yapılmıştır, Türkiye'de bazıları da kandırılmıştır, müslüman evlatlarının bazılarının 00:47:46.359 --> 00:47:48.359 maalesef ayağı kaymıştır. 00:47:48.609 --> 00:47:53.260 Allah şaşıranları doğru yola hidayet eylesin. Gerçeği görmeyi nasip eylesin, 00:47:53.359 --> 00:47:55.609 hakkı hak olarak görüp ona uymayı, 00:47:55.734 --> 00:47:59.420 batılı bâtıl olarak görüp ondan korunmayı nasip eylesin. 00:47:59.670 --> 00:48:02.859 Hakka hizmet etmeyi nasip eylesin, rızasını kazanmayı nasip eylesin, 00:48:02.942 --> 00:48:07.192 huzuruna sevdiği, razı olduğu kul olarak varmayı nasip eylesin. 00:48:07.401 --> 00:48:12.401 İnne'd-dîne indellahi'l-İslâm. "Allah'ın indinde geçerli din İslâm'dır." 00:48:12.609 --> 00:48:16.917 Hakîki, kâmil, has müslüman olarak huzuruna varmayı; 00:48:16.942 --> 00:48:20.151 Ve men yebteği ğayra'l-islâmi dînen fe-len yukbele minhü. 00:48:20.150 --> 00:48:25.400 "İslâm'dan başka din edinenlerin, dindarlıklarının, ibadetlerinin kabul olunmayacağı" da 00:48:25.442 --> 00:48:27.859 âyet-i kerîmelerde beyan ediliyor. 00:48:28.109 --> 00:48:33.192 Makbul ibadetler yapıp, ömrü hayırlı geçirip, huzuruna sevdiği kul olarak varıp, 00:48:33.484 --> 00:48:37.459 sevdiği kullarla beraber cennetiyle, cemaliyle, müşerref eylesin… 00:48:37.484 --> 00:48:42.250 Candan temennimiz budur, canla başla da çalışmamız bu uğurda olmalı. 00:48:42.275 --> 00:48:48.193 Çünkü iyi insanlar kötü insanlar kadar gayretli olmayınca kötülük dünyaya hakim oluyor; 00:48:48.192 --> 00:48:56.917 üşvet, hırsızlık… kan gövdeyi götürüyor, zulum bütün cihanı sarıyor, yangın her tarafı mahvediyor. 00:48:56.942 --> 00:49:01.942 Allahu Teâlâ hazretleri hepinize İslâm'a güzel hizmetler etmeyi nasip eylesin. 00:49:01.942 --> 00:49:04.401 es-Selâmu aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh.