WEBVTT 00:00:00.391 --> 00:00:03.356 es-Selâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh. 00:00:03.809 --> 00:00:09.551 Allah'ın her türlü lütf u ihsanı; dünyevî uhrevî, maddî mânevî, 00:00:09.762 --> 00:00:16.346 bedenî rûhî bütün ikramları, iyilikleri üzerinize olsun. 00:00:16.400 --> 00:00:25.665 Cenâb-ı Hak iki cihanda cümlenizi aziz, izzetli, kıymetli ve bahtiyar eylesin, mutlu eylesin... 00:00:26.898 --> 00:00:32.405 Câbir radıyallahu anh'ten Tayâlisî rahmetullahi aleyh rivayet etmiş ki 00:00:32.475 --> 00:00:35.166 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor: 00:00:35.596 --> 00:00:42.317 Lâ yenbeğî li'l-âlimi en yesküte alâ ilmihî ve lâ yenbeğî 00:00:42.317 --> 00:00:51.812 li'l-câhili en yesküte alâ cehlihî kâlellâhu teâlâ: Fes'elû ehle'z-zikri in küntüm lâ ta'lemûn. 00:00:53.777 --> 00:01:04.376 Bu hadîs-i şerîf bizler, sizler, hepimiz için çok önemli bir çalışmayı gösteriyor. 00:01:04.595 --> 00:01:08.689 Hayatımızda neyi yapmamız gerektiğini gösteriyor. Çok önemli! 00:01:09.250 --> 00:01:15.295 Her zaman için geçerli, hepimiz için geçerli... Buyuruyor ki Peygamber Efendimiz; 00:01:15.295 --> 00:01:18.931 Lâ yenbeğî li'l-âlimi en yesküte alâ ilmihî: 00:01:19.157 --> 00:01:25.445 "Alime, bilgisine rağmen susmak gerekmez, yakışmaz, uygun düşmez, caiz olmaz." 00:01:25.792 --> 00:01:28.880 Konuşsun, bilgisini öğretsin! 00:01:29.700 --> 00:01:35.518 Bilgiyi saklamasın, bildiği hâlde susmasın! Yanlışını gördüğü hâlde kenarda durmasın! 00:01:35.909 --> 00:01:47.574 Yanlışını, hatasını o işleyen kimseye söylesin, ilmini ortaya koysun ve yanlışlık düzelsin. 00:01:47.894 --> 00:01:52.633 Bu, alimlerin vazifesi… Alimler bildiğini Allah için dosdoğru söyleyecek. 00:01:52.734 --> 00:01:56.178 Eğmeden, bükmeden, korkmadan, yılmadan… 00:01:56.373 --> 00:02:04.817 Çünkü cihadın en üstünü, zalim idarecinin karşısında durup hak sözü söylemek, çekinmemek, korkmamaktır. 00:02:05.975 --> 00:02:10.740 Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hadîs-i şerîfin devamında: 00:02:12.318 --> 00:02:15.670 Ve lâ yenbeğî li'l-câhili en yesküte alâ cehlihî: 00:02:16.840 --> 00:02:26.463 "Cahile de cahilliği üzerindeyken, cahil olmasına rağmen susması caiz olmaz, gerekmez." buyuruyor. 00:02:26.666 --> 00:02:39.270 Cahil de susmayacak, soracak, araştıracak, öğrenmeye gayret edecek. Öyle, bir kenarda durmayacak. 00:02:39.426 --> 00:02:44.357 "Hocam, bu işin aslı nedir, bu nasıl olmalı? 00:02:44.724 --> 00:02:49.413 Bu hususta ne buyurursunuz, ben bu meseleyi bilmiyorum, bana anlatır mısınız?" diyerek 00:02:49.733 --> 00:03:00.912 cahilliğini izale etmeye çalışacak, bilmediğini öğrenmeğe çalışacak. Bu da bütün halkın vazifesi. 00:03:01.680 --> 00:03:03.476 Alimler bildiğini söylemekle vazifeli; 00:03:03.733 --> 00:03:09.149 cahiller de bilmediğini öğrenmekle, sormakla, araştırmakla vazifeli... 00:03:09.266 --> 00:03:14.340 İlgilenmiyor, çalışmıyor, öğrenmiyor… Televizyonun karşısında vakit geçiriyor. 00:03:14.473 --> 00:03:21.508 Gazetenin bilmeceleriyle, boş şeyleriyle, kutu oyunlarıyla vakit geçiriyor. 00:03:21.508 --> 00:03:27.820 Akşama kadar idman diyorlar, oyun diyorlar; 00:03:27.820 --> 00:03:34.625 bu aziz ömür, mücevher gibi kıymetli olan zaman gitti mi 00:03:34.625 --> 00:03:42.114 bir daha ele geçmeyecek olan, son derece kıymetli zaman çok boş şeylerle geçiyor. 00:03:42.317 --> 00:03:45.200 Yıllar geçiyor, ömürler geçiyor. 00:03:45.372 --> 00:03:50.474 Ömür bitiyor; hayırlı, faydalı hiçbir şey yapmamış, hiçbir şey öğrenmemiş… 00:03:51.680 --> 00:03:57.557 En az çalışma ile yetiniyor, en az kazanmaya razı oluyor, 00:03:57.869 --> 00:04:02.284 en sefil şartlar altında hayatını sürmeye razı oluyor, çalışmıyor. 00:04:02.284 --> 00:04:10.319 Hâlbuki kalksa uğraşsa, etrafını silse süpürse, hiç olmazsa çevresini güzelleştirse... 00:04:12.255 --> 00:04:14.542 Kenara iki tane çiçek koysa... 00:04:14.612 --> 00:04:20.520 Çünkü İslâm'da bir şeyi yapmak var, bir de güzel yapmak vazifesi var. 00:04:20.520 --> 00:04:27.889 İşin güzellik tarafı da var. Evin güzelliğine dikkat etmiyor, temizliğine dikkat etmiyor. 00:04:27.889 --> 00:04:33.580 İşyerine dikkat etmiyor. İşini geliştirmeye dikkat etmiyor, işinde ustalaşmaya dikkat etmiyor. 00:04:33.900 --> 00:04:41.179 Bana hangi öğrencim, hangi ihvanımızdan genç soru sorarsa, ben onlara daima diyorum ki; 00:04:41.397 --> 00:04:48.925 "Aman ihtisas yapın! Aman bilginizi arttırın! Aman ilim bakımından en ileri dereceye gitmeye çalışın!" 00:04:49.420 --> 00:04:53.112 Hatta şaka yapıyorum; "Oturun kalkın, bir şeyler icat edin! 00:04:53.534 --> 00:04:58.914 O kadar çalışın, o kadar meseleye hâkim olun ki kendi dalınızda bir şeyler icat edin!" diyorum. 00:04:59.220 --> 00:05:04.699 Çünkü akıl çeşit çeşit şeyleri ortaya koyabiliyor. 00:05:04.878 --> 00:05:11.959 Akıl akıldan üstün, siz de bir şey bulursunuz, onu uygularsınız; sevilir. 00:05:12.139 --> 00:05:17.117 Bakın bir toplu iğneden veya çengelli iğneden, 00:05:17.157 --> 00:05:18.951 Amerika'da onu bulan şahıs milyoner, milyarder olmuş. 00:05:18.990 --> 00:05:25.710 Uzun bir teli şöyle bir kıvırmış, bir ucunu öbür ucuna bağlayacak bir tertibatı yapmış. 00:05:25.944 --> 00:05:29.820 Sırf bunu yaptığı için milyoner, milyarder olmuş. 00:05:30.266 --> 00:05:36.338 Küçük bir buluşla, küçük bir uygulama ile insan ne paralar kazanabiliyor. 00:05:36.338 --> 00:05:40.220 Onun için ben arkadaşlara, "Oturun bir şey icat edin!" diyorum. 00:05:40.657 --> 00:05:41.778 Hatta şaka yapıyorum, 00:05:41.778 --> 00:05:45.964 "Benim boş zamanım olsa, oturacağım ben de bazı şeyler icat edeceğim!" diyorum. 00:05:46.260 --> 00:05:49.796 Maddî işler ile uğraşmak bize pek uygun olmuyor. 00:05:49.796 --> 00:05:56.230 İlimle, irfanla, hadisle, Kur'an'la uğraşmak daha uygun oluyor. 00:05:56.447 --> 00:06:03.848 İnsanın kendinin bir şeyi bulması güzel... Cahil de cahilliğiyle kalmayacak, soracak, öğrenecek. 00:06:04.176 --> 00:06:07.970 Bunları böyle tavsiye buyurduktan sonra Efendimiz, 00:06:08.322 --> 00:06:13.239 kendisini dinleyenlere Kur'ân-ı Kerîm'den bir âyet-i kerîmeyi hatırlatmış: 00:06:14.400 --> 00:06:17.903 Kâlellâhu teâlâ: "Yüce Allah buyuruyor ki"; 00:06:18.496 --> 00:06:29.700 Fes'elû ehle'z-zikri in küntüm lâ ta'lemûn. "Eğer bilmiyorsanız zikir ehline konuyu sorun!" 00:06:29.281 --> 00:06:36.812 Zikir ehli; yani ilim ehli, o meseleyi bilen kimseler demek… Bilene sormak çok önemli. 00:06:36.921 --> 00:06:40.582 Bir sorun çıktı karşınıza. Arayıp, bulup bilene sormak lazım! 00:06:40.691 --> 00:06:50.537 Şimdi bizim bahçede ağaç var, bütün yapraklarını böcekler sarmış. "Ne yapacağız?" diye sordum. 00:06:50.693 --> 00:06:58.230 "Hocam, bu ağacın yaprağını böylece alacaksınız, tarım ilaçları satan yere götüreceksiniz. 00:06:58.139 --> 00:07:03.160 ‘İşte bu böcekler bunun üstünde; buna ne ilacı lazım?' diyeceksiniz, ona göre verecekler." 00:07:03.180 --> 00:07:07.189 "Aman benim şu aletin şurası bozuldu, ne yapmam lazım?" 00:07:07.486 --> 00:07:11.350 "Tamam, hocam, onun şurada tamircisi var, oraya götüreceksiniz." 00:07:11.427 --> 00:07:17.990 Daima insan bilmediği şeyi başkalarına soruyor; sorunca da iyi oluyor. 00:07:17.865 --> 00:07:24.925 O bakımdan sorarak, öğrenerek, öğreterek zamanımızı değerlendireceğiz. 00:07:25.260 --> 00:07:33.990 İslâm'da en sevaplı çalışma, faaliyet; ilim öğrenmek ve ilim öğretmektir. 00:07:33.990 --> 00:07:38.414 En yüksek rütbe ilim rütbesidir, alimin rütbesidir. 00:07:38.414 --> 00:07:48.638 Rütbetü'l-ilmi a'le'r-rutebi: "Alimin rütbesi rütbelerin en üstünüdür, en yüksek rütbedir." buyruluyor. 00:07:48.810 --> 00:07:57.377 Onun için alime kıymet vermeliyiz, ilme kıymet vermeliyiz, öğrenmeye kıymet vermeliyiz. 00:07:57.884 --> 00:08:01.499 Cahil cahilliğiyle kenarda yıllarca kalmamalı, 00:08:01.499 --> 00:08:06.681 cahil gelip cahil gitmemeli! Cahil yaşayıp cahil göçmemeli! 00:08:07.640 --> 00:08:20.447 Alim de durmamalı! Odasını mı açar, artık evinin bir yerini mi hazırlar; nasıl yaparsa... 00:08:20.939 --> 00:08:26.887 Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsın, makamı, mekânı yüce olsun, âlâ olsun, 00:08:27.120 --> 00:08:33.554 Hüsrev Hoca'yı anlatıyorlar; Fatih camiinde bir mübarek zât. 00:08:33.773 --> 00:08:46.425 Tam 1940'lı, 1950'li yıllarda, bildiğini öğretmek için gece gündüz ders verirmiş. Hatta birileri gelmiş: 00:08:46.745 --> 00:08:52.881 "Hocam bizim başka zamanımız yok, sahurda müsait oluyoruz, acaba sahurda gelsek olur mu?" demişler. 00:08:53.500 --> 00:08:54.142 "Tamam, sahurda gelin!" demiş. 00:08:54.142 --> 00:08:58.756 Sahurda evini açıyor, ilim öğrenmek isteyenlere sahurda ders veriyor. 00:08:58.756 --> 00:09:02.962 Bir istekli olduktan sonra, o öğretmeye her zaman için razı. 00:09:03.157 --> 00:09:08.219 Ne uyku düşünüyor, ne rahat düşünüyor, ne evinin keyfini… 00:09:06.876 --> 00:09:10.468 Misafirler kendisini meşgul edecek, rahatsız edecek diye düşünüyor. 00:09:10.858 --> 00:09:20.390 Hepimiz böyle olmalıyız! İkinci ve çok mühim bir konuyu bize anlatan hadîs-i şerîfe geçiyorum. 00:09:20.257 --> 00:09:26.390 Enes radıyallahu anh'ten, Peygamber Efendimiz'in şöyle buyurduğu rivayet ediliyor; 00:09:26.297 --> 00:09:39.213 Lâ yezâlü kavlü lâ ilâhe illallah yedfa'u sehatallâhu ani'l-ibâdi hattâ izâ nezele bi'l-menzilillezî 00:09:39.463 --> 00:09:43.736 lâ yübâlûne mâ nekasa min-dînihim izâ selimet lehüm 00:09:43.931 --> 00:09:48.922 dünyâhüm fe-kâlû inde zâlike kâlellâhu lehüm: Kezebtüm. 00:09:52.365 --> 00:09:59.302 "Lâ ilâhe illallah sözü, yani kelime-i tevhîd, ‘Allah var; şerîki, nazîri yok! 00:09:59.598 --> 00:10:07.148 Vardır, birdir!' demek", yedfa'u sehatallâhu ani'l-ibâdi: 00:10:07.226 --> 00:10:14.742 "kulların üzerinden Allah'ın gazabını, kızgınlığını, kahrını def eder, giderir." 00:10:15.468 --> 00:10:21.472 Kulların Allah'ın kahrına, gazabına, cezasına, belasına uğramamasını sağlar. 00:10:21.558 --> 00:10:25.783 Gerçekten, lâ ilâhe illallah sözünün bir özelliği vardır. 00:10:25.931 --> 00:10:32.431 Birçok güzelliğinin, özelliğinin yanında bir özelliği de insanı korumasıdır. 00:10:32.712 --> 00:10:38.330 Hem dünyevî hem uhrevî, hem maddî hem mânevî tehlikelerden gerçekten korumasıdır. 00:10:38.846 --> 00:10:44.583 Sıkıntıdan sıyırmasıdır, tehlikeden kurtarmasıdır. Böyle bir özelliği, hâssesi vardır. 00:10:45.262 --> 00:10:54.200 Mesela, "Şu bitkinin şu özelliği, hâssesi var; bunu içtiğin zaman tansiyonun düşer." diyoruz. 00:10:54.168 --> 00:10:57.594 "Sarmısak yediği zaman şöyle olur." diyoruz. 00:10:57.594 --> 00:11:03.302 "Şu bitkiyi kaynatıp içtiğin zaman, mide rahatsızlıkları anında geçer." diyoruz. 00:11:03.513 --> 00:11:05.857 Tamam, hâssesi, özelliği... 00:11:06.440 --> 00:11:09.202 İşte lâ ilâhe illallah'ın da böyle bir özelliği var; 00:11:09.513 --> 00:11:15.317 kulları Cenâb-ı Hakk'ın kahrına, gazabına, hışmına uğramaktan korur. 00:11:16.716 --> 00:11:22.451 Cenâb-ı Hak lâ ilâhe illallah diyenlere kızmaz, kahrını gazabını, 00:11:22.451 --> 00:11:31.880 cezasını, belasını, musibetini, fitnesini göndermez, korur. Yani lâ ilâhe illallah sözüyle korunurlar. 00:11:33.106 --> 00:11:34.346 Ne zamana kadar? 00:11:34.487 --> 00:11:39.546 Hattâ izâ nezele bi'l-menzili: "Şöyle bir duruma gelinceye kadar", 00:11:39.859 --> 00:11:47.592 Ellezî lâ yübâlûne mâ nekasa min-dînihim izâ selimet lehüm dünyâhüm: 00:11:47.943 --> 00:11:52.213 "Öyle bir durum ki dünyalıkları tıkırında olduğu zaman, gidiyorken, 00:11:52.432 --> 00:11:56.602 dinlerinden bir şeylerin kaybolmasından, eksilmesinden 00:11:57.310 --> 00:12:02.930 üzülmedikleri zamana kadar, aldırmadıkları zamana kadar..." 00:12:03.468 --> 00:12:12.867 O zaman, dünyalıkları yerinde iken, dinleri, ibadetleri eksiliyor, dindarlıklarında kusurlar belirmiş, 00:12:13.800 --> 00:12:18.518 Cenâb-ı Hakk'a karşı görevlerini, vazifelerini yapamıyorlar; ama hiç üzülmüyorlar bu durumdan. 00:12:18.741 --> 00:12:21.268 Fe-kâlû inde zâlike: 00:12:21.772 --> 00:12:25.181 "O duruma geldikleri zaman da onlar yine arada bir lâ ilâhe illallah derler, 00:12:25.290 --> 00:12:30.754 ‘Elhamdülillah müslümanız!' derler." Diyorlar zaten… 00:12:31.280 --> 00:12:38.538 "Benim, anam, babam, dedem, büyük dedem müftüydü, hocaydı, çok büyük zâttı." filan diye söylüyorlar. 00:12:38.538 --> 00:12:49.837 Allah rahmet eylesin onlara. Ama evlat çalışmadıktan sonra, dedenin evlada faydası yok! Aldırmıyorlar! 00:12:50.630 --> 00:12:55.709 "Yâhû bizim çocuklar hiç namaz kılmıyor! Torunlar berbat durumda. 00:12:55.905 --> 00:12:59.696 Hanım şu duruma geldi, bey bu duruma geldi. 00:12:59.977 --> 00:13:07.789 Ama yaşamları güzel, maaşları güzel, ev kendilerinin, arabaları var. Her şeyleri yerli yerinde..." 00:13:09.433 --> 00:13:12.784 Dindarlıklarındaki eksiklikler kendilerini üzmüyor. 00:13:13.972 --> 00:13:18.396 "Cenâb-ı Hakk'a güzel kulluk yapamıyoruz, ibadetlerimizi yapamıyoruz. Bozulduk! 00:13:18.458 --> 00:13:23.953 Ramazan'da ne kadar güzeldi hâlimiz, gevşedik, hay Allah!" filan diye üzülmüyorlar. 00:13:24.242 --> 00:13:27.664 Dünyalıkları yerindeyken, üzülmüyorlar. 00:13:27.922 --> 00:13:32.516 Niye bunu böyle söylüyor Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz hazretleri? 00:13:32.625 --> 00:13:35.411 Çünkü dünyalıkları berbat olduğu zaman, 00:13:35.583 --> 00:13:40.405 insanın başına dert, bela, sıkıntı geldiği zaman herkes dua eder. 00:13:41.600 --> 00:13:44.447 Amansız hastalık olduğu zaman dua eder. 00:13:44.642 --> 00:13:47.170 Çocuğu olmadığı zaman hocaları dolaşır; 00:13:47.263 --> 00:13:51.782 "Aman bize dua edin efendim, dua edin de çocuğumuz olsun!" der. 00:13:51.961 --> 00:13:56.712 Başına bir sıkıntı geldiği zaman kalkar, dua eder. 00:13:56.712 --> 00:14:02.112 Yarın imtihanı olacak; kalkar, güzelce abdest alır, dua eder: 00:14:02.112 --> 00:14:11.228 "Yâ Rabbi beni bu imtihanda başarılı eyle!" İşine geldiği zaman işi düştüğü zaman ibadet ediyor; 00:14:11.509 --> 00:14:17.419 başka zaman etmiyor. Sıkıntı olduğu zaman, zaten insanlar Allah'a yalvarırlar. 00:14:17.684 --> 00:14:23.395 Gemiye bindikleri zaman, fırtına çıktığı zaman, gemi batacak hâle geldiği zaman ne yapar? 00:14:23.833 --> 00:14:28.286 Biz çok görürdük böyle. İstanbul'da Kadıköy'e giden vapura binerdik. 00:14:28.333 --> 00:14:33.807 Şiddetli lodosta, Akıntı burnundan şöyle açıldı mı, 00:14:33.995 --> 00:14:42.469 Marmara'nın rüzgârı gemiye vurmaya başladı mı, bir burnu batar geminin, bir arkası batar. 00:14:42.532 --> 00:14:44.640 Sallanır, batacak gibi olur. 00:14:44.640 --> 00:14:48.827 O zaman bütün gemi ahalisi, çocuk büyük herkes, 00:14:48.827 --> 00:14:54.991 bakarsın benzi sapsarı sararmış, dudakları kıpırdıyor, dua ediyor. Neden? 00:14:55.170 --> 00:15:00.695 Ölüm tehlikesi var, gemi batar mı diye korkuyorlar. "Aman, batmasın yâ Rabbi!" diye dua ediyorlar. 00:15:00.725 --> 00:15:07.747 Sıkıntı oldu mu herkes Cenâb-ı Hakk'a yalvarır. Ama bu mertlik değil! 00:15:07.903 --> 00:15:15.389 Asıl mertlik, dünyalıkları yerinde iken, ihtiyaçları yok gibi görünürken, 00:15:15.459 --> 00:15:20.318 Cenâb-ı Hakk'ın nimetleri bolken Cenâb-ı Hakk'ı unutmamak! 00:15:20.576 --> 00:15:24.316 Sıkıntıya düştüğü zaman, nasıl olsa hatırlayacak, elbette el açacak. 00:15:24.566 --> 00:15:32.795 En imansız, en edepsiz, en şaşkın, en sapkın insanlar bile 00:15:33.810 --> 00:15:37.549 başlarına böyle hadiseler gelince yola geliyorlar. İhtiyarlayınca yola geliyorlar. 00:15:38.486 --> 00:15:43.218 Musibetlerden sonra bir akrabası, bir yakını öldükten sonra uslanıyorlar, tevbekâr oluyorlar. 00:15:43.304 --> 00:15:52.499 Çünkü işin aslı o. Mühim olan, dünyalık güzel giderken Cenâb-ı Hakk'a kulluğu güzel yapmak. 00:15:52.789 --> 00:15:58.627 Dünyalık güzel giderken, ibadetlerinde, dinlerinde eksiklik olduğu zaman aldırmıyorlarsa 00:15:58.909 --> 00:16:02.328 o zaman lâ ilâhe illalah deseler bile, dedikleri zaman; 00:16:02.461 --> 00:16:08.890 kâlellâhu lehüm: "Allah onlara der ki", kezebtüm: "Yalancılar, yalan söylüyorsunuz! 00:16:08.253 --> 00:16:15.194 İçten söylemiyorsunuz, inanarak söylemiyorsunuz, yalancısınız siz!" der. 00:16:15.470 --> 00:16:21.935 Onun için Cenâb-ı Hakk'a kulluğunuzu samimi yapın! 00:16:22.428 --> 00:16:31.718 Yeri göğü yaratan, yağmurları yağdıran, ekinleri bitiren; bu dünya üzerinde insanların yaşaması için 00:16:31.718 --> 00:16:40.799 gerekli olan bütün yaşam şartlarını, ayı, güneşi, ışını, suyu, havayı yaratan 00:16:40.830 --> 00:16:45.409 ve bütün mahlukâtı da insanların emrine veren yahut insanları 00:16:45.409 --> 00:16:52.302 bütün mahlukâttan istifade edecek kadar meziyetli, kabiliyetli yaratan, cihanın gücünü, 00:16:52.403 --> 00:17:01.480 kuvvetini, elektiriğini, suyunu, havasını kendi lehine hizmet ettirecek aklı, zekâyı onlara veren, kendilerini yaratan Allah! 00:17:01.666 --> 00:17:06.629 İnsanoğlu kendisinin yaratılışını kendisi mi tayin etti? Bu akla mantığa aykırı. 00:17:06.738 --> 00:17:12.534 Kendisi yaratıldı ve âciz olarak yaratıldı, bebek olarak yaratıldı. Sonra büyüdü. 00:17:12.534 --> 00:17:20.139 İnsanı bu hâle getiren insanın dışındaki yüce varlık, Allahu Teâlâ hazretleri. Yerin göğün sahibi Allah! 00:17:20.256 --> 00:17:21.709 İnsanoğlu ne sanıyor yani? 00:17:22.123 --> 00:17:26.501 Bu kendisindeki üstün meziyet, akıl, konuşma kabiliyeti, 00:17:26.563 --> 00:17:33.876 düşünme kabiliyeti, görmesi, işitmesi, hafızası… Bunların hepsi nedir? 00:17:33.882 --> 00:17:38.435 Bunların hepsi birer kıymettir, birer meziyettir. Başka mahlûklarda yok böyle bir şey. 00:17:38.514 --> 00:17:42.877 Çevremizdeki mahlûklara bakıyoruz; en mükemmel yaratılmışız. 00:17:43.550 --> 00:17:48.851 O bizi yaratanı, bize bunları vereni arayıp bulacağız. Bunlar nereden geldi diye hesabını soracağız. 00:17:48.981 --> 00:17:54.698 Her gün sofrada yemek yiyorsun, bu nereden geldi diye sormuyorsun. 00:17:54.833 --> 00:17:59.662 Haydi bakalım, güneş doğmasa ne yapacaksın? Haydi bakalım, yağmur yağmasa ne yapacaksın? 00:17:59.833 --> 00:18:02.590 Haydi bakalım hava olmasa ne yapacaksın? 00:18:02.165 --> 00:18:09.690 Şimdi mayıs ayında bir şey olacakmış; ay, güneş, yıldızlar bir hizaya gelecekmiş. 00:18:09.846 --> 00:18:16.476 Onların çekim kuvvetleri üst üste bindiği için suları çekmesi fazla olacakmış. 00:18:16.653 --> 00:18:25.559 Bazı yerlerde med-cezir olayının fazlalığından dolayı sular basacakmış. Bir telaş, bir telaş… 00:18:26.653 --> 00:18:33.975 İşte bütün bu yerin göğün nizamının ince hesabı, ufacık bir ekleme 00:18:33.975 --> 00:18:40.800 veya çıkartma olduğu zaman bak nasıl bozuluyor! O zaman ortalık ne hâle geliyor, görüyoruz. 00:18:41.186 --> 00:18:48.105 Gördük, tarihten de biliniyor. Fizik, kimya, yerbilim, gökbilimden de biliniyor. 00:18:48.382 --> 00:18:56.528 Onun için daima Cenâb-ı Hakk'ın varlığını, birliğini idrak edip, 00:18:56.578 --> 00:19:05.721 ona güzel kulluk etmeye çalışmak gerekiyor! Bu bizim teşekkür borcumuz. İyilikleri görüyoruz. 00:19:05.842 --> 00:19:08.881 Bu gördüklerimiz, aldıklarımız nimetler iyilik değil mi: 00:19:08.881 --> 00:19:11.449 İyilik. Pekiyi, bunlar için kime teşekkür edeceğiz? 00:19:11.591 --> 00:19:12.996 Adam Allah'a inanmıyor. 00:19:13.209 --> 00:19:23.720 Yerin göğün Hâlık'ını, bu nizamın düzenleyicisini, bu düzenin kurucusunu tanımıyor. 00:19:23.178 --> 00:19:25.916 Bir düzen var, düzeni düzenleyen de var! 00:19:26.650 --> 00:19:34.375 Ama onu tanımıyor, ona karşı görevi olduğunu düşünmüyor ve ona karşı şükür duygusu beslemiyor. 00:19:34.716 --> 00:19:39.317 Günahlarla, haramlarla, zulümlerle, gadirlerle ömür geçiriyor. 00:19:39.417 --> 00:19:41.593 İnanan inanır, inanmayan inanmaz!.. 00:19:41.670 --> 00:19:48.963 İnanmayanın inanmamasından Cenâb-ı Hakk'ın azametine, saltanatına bir zarar gelmez; kula zarar gelir. 00:19:49.183 --> 00:19:56.268 İnananın inanmasından Cenâb-ı Hakk'ın saltanatına, azametine bir ilave olmaz; kul kâr eder. 00:19:56.488 --> 00:20:02.909 Kul doğruyu bulmuş, doğru olanı yapmış olur. Efendiliğini yapmış olur, şükür borcunu ödemiş olur. 00:20:02.951 --> 00:20:09.995 Centilmenlik yapmış olur, küstahlık yapmamış olur. İşin gerçek yüzü bu! 00:20:10.287 --> 00:20:12.948 Allahu Teâlâ hazretleri gerçekleri anlamayı nasip etsin. 00:20:13.690 --> 00:20:19.320 Bir hadîs-i şerîf daha okuyayım. Sohbetimi bu üç hadisle tamamlamak istiyorum. 00:20:19.281 --> 00:20:24.460 Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten mühim kaynaklar rivayet etmişler. 00:20:24.159 --> 00:20:31.145 Ahmed b. Hanbel, İbn Hibbân, Hulvânî, Hâkim'in Müstedrek'inde, Beyhakî Sünen'inde kaydetmiş. 00:20:32.400 --> 00:20:34.884 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki; 00:20:34.884 --> 00:20:39.928 Lâ yezâlü'l-belâü bi'l-mü'mini ve'l-mü'mineti fî-cesedihî 00:20:39.928 --> 00:20:46.417 ve mâlihî ve veledihî hattâ yelkallâhe ve mâ aleyhi hatîetün. 00:20:47.270 --> 00:20:53.109 Bu hadîs-i şerîfi kimlere ithaf edeyim? 00:20:55.169 --> 00:21:03.230 Çeşitli sıkıntılara, musibetlere uğrayan kardeşlerime hediye edeyim, ithaf edeyim, bilsinler. 00:21:03.683 --> 00:21:05.179 Buyuruyor ki Peygamber Efendimiz; 00:21:05.292 --> 00:21:15.439 "Mü'min kula -erkek olsun, kadın olsun- daima bela gelir durur." Hangi konularda? 00:21:15.482 --> 00:21:26.121 Fî-cesedihî: "Bazen vücuduna bela gelir, hastalık gelir, ağrı gelir, sızı gelir. Üzülür, ağrır, acır…" 00:21:26.235 --> 00:21:30.360 Ve mâlihî: "Bazen malına, mülküne hasar gelir." 00:21:32.270 --> 00:21:35.418 Ama bu Allah'ın sevmediği kul olduğundan mı? Hayır! 00:21:35.815 --> 00:21:42.239 Ve veledihî: "Bazen çoluk çocuğuna hastalık gelir, musibet gelir, dert gelir. 00:21:42.367 --> 00:21:47.100 Veya çocuğunda üzücü bir şeyler olur." Ne zamana kadar bu devam eder? 00:21:46.919 --> 00:21:52.745 Hattâ yelkallâh: "Allah'a kavuşuncaya kadar..." Ama nasıl kavuşuncaya kadar? 00:21:52.986 --> 00:21:55.217 Ve mâ aleyhi hatîetün: 00:21:55.295 --> 00:22:00.896 "Üzerinde hiç günah kalmamış olarak, Allah'a tertemiz bir şekilde kavuşuncaya kadar…" 00:22:00.981 --> 00:22:14.922 Buradan mühim bir İlâhî kanun anlaşılıyor. Müslümanın işin bu yönünü, inceliğini bilmesi lazım: 00:22:15.299 --> 00:22:18.802 Musibetler, belalar, üzücü olaylar mü'minlere gelir. 00:22:18.802 --> 00:22:24.340 Mü'min diye onlara gelmeme durumu olmaz, mü'mine de gelir. 00:22:24.155 --> 00:22:30.668 Ama mü'mine bunlar geldiği zaman; malına, vücuduna veyahut çoluk çocuğuna bir şey geldiği zaman; 00:22:30.668 --> 00:22:37.953 bundan dolayı Allah onun günahlarını affeder, mağfiret eder, suçunu bağışlar, siler. 00:22:38.230 --> 00:22:44.966 Sonunda hiç suçu, günahı kalmamış olarak, tertemiz, pırıl pırıl bir kul olarak Mevlâsı'na ulaşır. 00:22:45.650 --> 00:22:48.510 Neden? Bu dünya hayatı imtihan olduğu için. 00:22:48.193 --> 00:22:56.208 "Pekiyi hocam, inanmamış kullara ceza olarak Allah bazen böyle musibet vermez mi?" 00:22:56.208 --> 00:23:01.180 Evet, inanmamış kullara da bazen kahır olarak, ceza olarak Allah musibet verir. 00:23:02.750 --> 00:23:07.645 "Nerden bildin?" İşte Firavun'u o kadar zulmetti diye suda gark etti. 00:23:08.930 --> 00:23:14.161 İşte Nemrut'u mahvetti. İşte Kârun'u yerin dibine öyle batırdı. 00:23:14.240 --> 00:23:16.192 Tarihten misaller. 00:23:16.442 --> 00:23:21.960 İşte Peygamber Efendimiz'in zamanından, Asr-ı Saadet'ten Ebû Cehiller, Ebû Lehebler… 00:23:22.101 --> 00:23:30.958 İşte günlük hayatımızda, çevremizde ibretle bakarsak, ibret alan gözler için nice nice sahneler! 00:23:31.121 --> 00:23:41.312 Cenâb-ı Hak bu dünya hayatında mü'minlere iyilikler verir. 00:23:41.604 --> 00:23:47.305 Hayatımızda çok çok iyiliklere, lütuflara, nimetlere sahibiz. Çok şükürler olsun. 00:23:47.305 --> 00:23:49.336 Ama bazen musibet de verir. 00:23:49.542 --> 00:23:54.731 Mü'min, "Acaba Allah beni sevmiyor da ondan mı veriyor?" demesin, bunlar imtihandır. 00:23:54.780 --> 00:24:00.840 Hastalık mü'mine gelir. Peygamber Efendimiz'e de geldi, sahâbe-i kirâma da geldi. 00:24:00.460 --> 00:24:05.962 Onlar Allah'ın en mübarek kulları; hasta oldular. Çoluk çocuklarına da geldi. 00:24:06.610 --> 00:24:08.727 Peygamber Efendimiz'in çocuklarına da geldi. 00:24:08.933 --> 00:24:21.950 Hele torunlarına; hele Hz. Hüseyin Efendimiz'in Kerbelâ faciasına nasıl tahammül edilir? 00:24:21.816 --> 00:24:28.219 Onlara sabredecek mü'min, "Hayatın cilvesidir, kaderin cilvesidir." diyecek. 00:24:28.397 --> 00:24:30.934 Sabredince, mükâfatını alacak. 00:24:31.615 --> 00:24:39.160 Kâfirlere de iyilikler gelir bazen ve çok nimetler içinde yüzerler. Cezalar da gelir. 00:24:39.473 --> 00:24:42.651 Kâfirlerin de çeşitleri var. 00:24:42.651 --> 00:24:49.147 Ben burada bakıyorum, kiliseye o kadar bağlılar, o kadar düşkünler, öyle ibadet ediyorlar. 00:24:49.255 --> 00:24:53.710 Herkesi hıristiyan yapmak için harıl harıl çalışıyorlar. 00:24:53.163 --> 00:24:56.542 Yanlış yoldasınız dediğimiz zaman, şaşırıyorlar. 00:24:56.649 --> 00:25:03.453 İyi bir şey yaptıklarını sanarak ev ev, kapı kapı dolaşıyorlar, çalışıyorlar. 00:25:03.453 --> 00:25:06.791 İşte bu iyi niyetli bir şey... Şöyle biraz daha anlatılsa: 00:25:06.791 --> 00:25:11.436 "Yâhû kardeşim, senin bu yaptığın şu bakımdan yanlış, akla mantığa uymuyor. 00:25:11.556 --> 00:25:15.848 Gel şu işin doğrusuna, mü'min ol, imana gel; 00:25:16.671 --> 00:25:21.114 kendini, dünyanı, âhiretini kurtar!" denilse, iyi bir insan olacak. 00:25:21.220 --> 00:25:26.692 Bazıları da var, hunhar, gaddar, cellât, kasap! 00:25:26.798 --> 00:25:38.585 Sırp kasabı, Rus kasabı! Duyuyoruz, gazeteler yazıyor. Öyleleri de var. Firavunlar var, Nemrutlar var. 00:25:39.139 --> 00:25:43.685 "Doğan erkek çocuklarını kesin, yaşatmayın!" diye emretmiş. 00:25:43.820 --> 00:25:49.550 Ne kadar korkunç!.. Tarihte ne kadar zulümler olmuş, günümüzde ne kadar zulümler oluyor. 00:25:49.673 --> 00:25:59.129 Onları da anında dünyada da insanlar görsün diye, Cenâb-ı Hak cezasını verebilir, veriyor. 00:25:59.278 --> 00:26:00.313 Onları da anlamak lazım! 00:26:00.313 --> 00:26:08.270 Olan olayların mahiyetini, çeşidini anlayabilecek bir irfana sahip olmak lazım! 00:26:08.426 --> 00:26:15.137 Bize düşen Cenâb-ı Hakk'ın nimetlerine sonsuz şükretmek, 00:26:15.386 --> 00:26:23.232 şükran duygusunu, minnet duygumuzu içimizde hiç eksik etmemek; 00:26:23.409 --> 00:26:28.712 her an Allah'a hamd eden, şükreden kul olmak. 00:26:28.953 --> 00:26:37.654 Nimetlerine şükretmek; mihnetlerine, meşakkatlerine, musibetlerine, fitnelerine de, 00:26:37.717 --> 00:26:43.242 "Bunlar da bir cilve, bir imtihan sorusu." diye sabretmek lazım! 00:26:43.341 --> 00:26:49.943 Sabır ve şükürle güzel kulluğu devam ettirmek lazım, iyi işler yapmak lazım! 00:26:50.710 --> 00:26:55.995 Hayatın bir dakikasını bile boş geçirmemek lazım! Çünkü herkes çalışıyor, çok çalışıyor. 00:26:56.230 --> 00:26:58.316 O kadar çok çalışıyorlar ki... 00:26:58.316 --> 00:27:08.799 Şu Avustralya Türkiye'nin on misli büyük, nüfusu üçte biri kadar; otuz misli fark var arada. 00:27:08.934 --> 00:27:17.767 Ama dağları taşları imar etmişler, yolları yapmışlar, çalışmışlar, gayret ediyorlar. 00:27:18.137 --> 00:27:23.605 Bizde daha şehirlerarası yollar, şehirlerin ilçelerle bağlantıları, 00:27:23.605 --> 00:27:29.340 ilçelerin bucaklarla bağlantıları bile tam değil. Bazı köylerde su bile yok. 00:27:29.510 --> 00:27:35.782 Çalışılmamış, hizmet yapılmamış, eksiklikler çok. Çok çalışmamız lazım! 00:27:35.945 --> 00:27:40.774 Allahu Teâlâ hazretleri aşk ile şevk ile imanla gayretinizi arttırsın, 00:27:40.774 --> 00:27:45.783 güzel çalışmalar yapmayı nasip etsin. Ömrümüzü hayırlı, verimli geçirmeyi nasip etsin. 00:27:45.925 --> 00:27:49.843 Belalara, musibetlere sabredip ecir kazanmayı nasip etsin. 00:27:49.843 --> 00:27:55.901 Nimetlere şükredip nimetlerin artmasını, çoğalmasını, daimî olmasını sağlamayı nasip etsin. 00:27:55.964 --> 00:28:02.258 Huzuruna üzerimizde hiç günah kalmamış olarak, sevdiği kul olarak varmayı nasip etsin. 00:28:02.286 --> 00:28:06.190 Cennetiyle Cemâli'yle cümlemizi, cümlenizi müşerref eylesin. 00:28:06.318 --> 00:28:10.239 Habîb-i Edîb'i sallallahu aleyhi ve sellem'e komşu eylesin… 00:28:10.518 --> 00:28:13.578 es-Selâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh.