WEBVTT 00:00:00.516 --> 00:00:07.725 es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh... 1421 hicrî yılınız hayırlı olsun... 00:00:07.857 --> 00:00:14.617 Muharrem hicrî senenin birinci ayıdır, 1 Muharrem de hicrî yılın birinci günü olmuş oluyor. 00:00:14.811 --> 00:00:26.236 Hicrî takvim, müslümanların dinî bakımdan çok dikkatle takip etmeleri gereken bir takvim. 00:00:26.290 --> 00:00:36.287 Çünkü Ramazan, bu hicrî takvimin aylarından birisi oluyor. Hac bu hicrî takvime göre belli oluyor. 00:00:36.287 --> 00:00:45.804 Kandiller bunlara göre belli oluyor. Peygamber Efendimiz'in mevlîd-i şerîfi yine bununla ilgili... 00:00:45.897 --> 00:00:52.646 Aşure günü, önümüzde Muharrem'in 10'u yine bu takvimle ilgili. 00:00:52.646 --> 00:00:55.258 Bu bakımdan hicrî takvim bizler için çok önemli, 00:00:55.508 --> 00:01:01.490 müslümanın dinî hayatındaki ibadetleriyle yakından ilgili. 00:01:01.568 --> 00:01:06.966 1421 yılının ve bundan sonra gelen yılların âlem-i İslâm için 00:01:07.520 --> 00:01:11.110 bütün insanlık için hayırlı olmasını temenni ederim. 00:01:11.730 --> 00:01:18.678 Müslümanlar için hayırlı olması, müslümanların zulümden, kahırdan, baskıdan, elemden, 00:01:18.755 --> 00:01:24.610 haksızlıklardan kurtulması; maddî mânevî musibet ve felaketlerden, 00:01:24.741 --> 00:01:29.627 semâvî, arazî afetlerden mahfuz olması mânasına… 00:01:29.713 --> 00:01:35.656 Bütün insanlığın iyiliğini istemek de hepsinin Allah'ın sevdiği kullar olması, sevdiği yolda yürümesi, 00:01:35.758 --> 00:01:42.900 imana gelmesi, müslüman olması, böylece âhiret saadetini kazanması mânasına... 00:01:42.900 --> 00:01:45.318 Bizim için bu çok önemli ve bunun için çalışmalıyız. 00:01:45.365 --> 00:01:54.889 Bu 2000 yılını da, bu bakımdan önemli bir dönüm noktası olarak ilan ettik. 00:01:54.958 --> 00:02:01.440 Kardeşlerimiz var güçleriyle, hem kendi yakın çevrelerine hem halka halka dışa doğru açılarak 00:02:01.557 --> 00:02:08.899 bütün dünyaya, Allah'ın varlığını, birliğini, İslâm'ın ana güzelliklerini, 00:02:08.985 --> 00:02:16.102 temel özelliklerini anlatacak bir canlılık içine, faaliyet içine girecekler 00:02:16.102 --> 00:02:18.777 ve çok çalışacaklar, güzel anlatacaklar. 00:02:18.777 --> 00:02:27.157 Çünkü müslümanı yanlış göstermek, müslümanlığı yanlış tanıtmak için uğraşan kötü niyetliler var. 00:02:27.274 --> 00:02:34.497 İslâm'ın güzelliğini şöyle bir düşünün; yeri göğü yaratan, âlemlerin Rabbine kul olmak nerde?.. 00:02:34.677 --> 00:02:38.314 Bir de şu Afrika'da, Uganda'da binlerce kişi kendisini öldürmüş, 00:02:38.314 --> 00:02:44.490 intihar etmiş Hıristiyanlık nâmına, Hıristiyanlıktaki bir inanç için... 00:02:44.229 --> 00:02:51.902 Bunların ne kadar yanlış olduğunu anlatsalar ya! Bizim yazarlar bunları bahis konusu etseler ya! 00:02:51.902 --> 00:02:54.379 "Bak İslâm ne kadar güzel, intihar yasak!" 00:02:54.738 --> 00:03:01.885 Bir tanıdığın hanımı bizim hatuna telefon etmiş... Çok üzüntülerinden bahsetmiş: 00:03:01.986 --> 00:03:05.953 "İntiharı düşünüyorum ama İslâm'da intihar etmek olmadığı için etmiyorum!" demiş. 00:03:06.550 --> 00:03:10.725 Tabii edilmez; çünkü can emanettir, emaneti güzel korumak lazım! 00:03:10.803 --> 00:03:14.906 İslâm'ın güzelliklerini bilmek ve bildirmek gerekiyor. 00:03:15.310 --> 00:03:20.619 Bir tarafta İslâm'ın cana bakış tarzı, hayata bakış tarzı, insanlara bakış tarzı, 00:03:20.619 --> 00:03:24.718 onu korumayı ana amaç edinmesi; bir taraftan da 00:03:24.819 --> 00:03:31.705 din nâmına insanları intihara sürükleyen sapık inançlar... Bunların dile getirilmesi lazım! 00:03:31.705 --> 00:03:38.100 İnsanın insana tapınmasının doğru olmadığını, kulun kula kulluk etmesinin iğrenç olduğunu, 00:03:38.100 --> 00:03:45.972 putlara tapmanın yanlış olduğunu, Allah'ın bir olduğunu, varlığını, birliğini, lütfunu, keremini, 00:03:45.972 --> 00:03:50.217 güzel sıfatlarını, esmâ-i hüsnâsını, şöyle Yunus gibi, 00:03:50.217 --> 00:03:53.627 Mevlânâ gibi tatlı tatlı hepimizin anlatması lazım! 00:03:53.657 --> 00:03:59.813 O bakımdan, bu 1421 hicrî yılımız da inşaallah bir atılım yılı olur. 00:03:59.922 --> 00:04:03.226 Herkese İslâm'ın gerçek güzelliklerini; 00:04:03.226 --> 00:04:10.470 "Bakın bu pırlantadır, bu yakuttur, bu zümrüttür bu kocaman bir emsalsiz incidir, 00:04:10.579 --> 00:04:24.708 kocaman bir kolyenin, kocaman baş mücevheri olan, kocaman bir elmas pırlantadır." diye, 00:04:24.832 --> 00:04:27.208 İslâm'ın bütün güzelliklerini anlatmamız lazım! 00:04:27.286 --> 00:04:31.850 "İşte başka inançlar, işte İslâm!" diye göstermemiz lazım! 00:04:31.850 --> 00:04:40.965 Başkaları hırsızlıklardan, soygunlardan, sömürülerden, zulümlerden elde ettikleri paralarla 00:04:40.965 --> 00:04:48.203 zenginleyince, bir de etrafa yanlış inançlarını doğruymuş gibi, efe efe anlatmaya kalkışıyorlar. 00:04:48.320 --> 00:04:57.320 Bu yeni yıl hepimize hayırlı olsun, nice nice yıllara sağlıkla afiyetle, sevdiklerimizle ulaşalım diye, 00:04:57.320 --> 00:05:01.219 bu mübarek vakitte Cenâb-ı Mevlâ'dan niyaz ediyoruz. 00:05:01.320 --> 00:05:08.547 Abdullah b. Ömer radıyallahu anhüma'dan rivayet edilmiş bir hadîs-i şerîfi okuyorum. 00:05:08.624 --> 00:05:22.662 Dervişliğe, tasavvufa, nefis terbiyesine dair bilgileri anlatan ana fikirlerden birisi. 00:05:22.724 --> 00:05:25.795 Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuşlar ki; 00:05:25.888 --> 00:05:33.709 İnne hâzihi'l-kulûbe tasdeu kemâ yasdeu'l-hadîdü izâ esâbehü'l-mâu. 00:05:33.943 --> 00:05:46.830 Kîle: Yâ Rasûlallahi, ve mâ cilâühâ? Kâle: Kesretü zikri'l-mevti ve tilâveti'l-Kur'âni. 00:05:46.960 --> 00:05:51.564 Bu mübarek hadîs-i şerîfin mânası şöyle; 00:05:51.751 --> 00:06:01.920 İnne hâzihil-kulûbe tasdeu. "Bu gönüller, bu kalpler muhakkak ki paslanırlar." 00:06:01.311 --> 00:06:14.931 Kemâ yasdeu'l-hadîdü izâ esâbehü'l-mâu. "Kendisine su değdiği zaman, suya mâruz kaldığı zaman, 00:06:14.931 --> 00:06:20.801 demirin sudan, nemden, rutubetten dolayı paslandığı gibi, 00:06:20.902 --> 00:06:24.634 bu kalpler de paslanır." diyor Peygamber Efendimiz. 00:06:24.657 --> 00:06:31.740 Kalp sözü Arapça'da tam Türkçe'deki gönül sözünün karşılığıdır. 00:06:31.818 --> 00:06:37.496 Gönül, Türkçe'de bir halden bir hâle dönmek fiilinden geliyor. 00:06:37.543 --> 00:06:43.197 Kalp de Arapça'da tekallüb etmek, kalıptan kalıba geçmek mânasına geliyor. 00:06:43.275 --> 00:06:50.260 İnsanın gönlü halden hâle geçiyor, kâh ağlıyor, kâh gülüyor, kâh seviniyor, kâh üzülüyor, 00:06:50.260 --> 00:06:56.188 kâh ümitleniyor, kâh ye'se düşüyor... İnsanın iç dünyasının bin bir türlü duyguları var. 00:06:56.478 --> 00:07:03.511 İşte gönül, kalp bu… Kalp Arapça'da iki mânaya kullanılıyor: 00:07:03.565 --> 00:07:12.234 Bir, Türkçe'deki yürek mânasına; şu canlıların kanlarını vücutlarına pompalayan, 00:07:12.296 --> 00:07:15.129 tık tık atan yürek mânasına kullanılıyor. 00:07:15.129 --> 00:07:22.576 Bir de gönül mânasına; iç dünyası, iç âlemi, iç benliği mânasına kullanılıyor. 00:07:22.676 --> 00:07:32.349 İşte bu gönüller de paslanır; insanın içi kararır, insanın iç dünyası pislenir, kirlenir. 00:07:33.112 --> 00:07:36.632 İnsanın gönlü tatsızlaşır demek. 00:07:36.781 --> 00:07:42.516 "Gönlüm kırgın, sana gönlüm kırgın, bu gün canım bir şey istemiyor, canım sıkılıyor, 00:07:42.601 --> 00:07:47.754 canım daralıyor, canım böyle istedi..." diye can kelimesiyle de bazen bunu ifade ediyoruz. 00:07:47.809 --> 00:07:52.517 Efendimiz, "İşte bu kalpler de kararır, paslanır; 00:07:52.618 --> 00:07:58.380 suya, neme, rutubete mâruz demirin paslandığı gibi." dedi. 00:07:58.690 --> 00:08:04.177 Kîle: "Bunun üzerine denildi ki:" Yâ Resûlallah, ve mâ cilâühâ? 00:08:04.262 --> 00:08:10.850 "Ey Allah'ın Resûlü, bu kalpler paslanırsa, gönüller kararırsa, pas tutarsa, 00:08:10.132 --> 00:08:18.416 bunun cilalanması nasıl olacak?" Demir yağlanıyor, pas sökücüler sürülüyor, cilalanıyor. 00:08:18.548 --> 00:08:24.599 Paslanmış bir makinenin aksâmı cilalandıktan sonra tekrar kullanılır hâle geliyor. 00:08:24.716 --> 00:08:27.304 Makası biraz açıkta bıraktığınız zaman, 00:08:27.437 --> 00:08:32.882 bakıyorsunuz güzelim makasınız musluğun yanında rutubetlenmiş, paslanmış. 00:08:33.620 --> 00:08:39.272 Hemen yağ getiriyorsunuz, makine yağı sürüyorsunuz, siliyorsunuz, tekrar temizleniyor. 00:08:39.327 --> 00:08:44.913 "Bu kalpler paslandığı zaman bunun cilalanması ne sûretle olacak? 00:08:45.300 --> 00:08:52.419 Nasıl cilalanabilir, pası nasıl giderilir yâ Resûlallah?" diye soruldu. 00:08:49.912 --> 00:08:57.290 "Neyle cilâlanacak kalpler, pırıldayacak, çalışacak, insanın iç dünyası aydınlanacak? 00:08:57.290 --> 00:08:58.825 Nasıl olacak bu?" 00:08:59.224 --> 00:09:05.244 Kesretü zikri'l-mevti. "Ölümü anmanın çokluğu ile…" 00:09:05.655 --> 00:09:11.928 Ve tilâveti'l-Kur'âni "ve Kur'ân-ı Kerîm okumanın çokluğu ile." 00:09:12.290 --> 00:09:21.410 Peygamber Efendimiz iki ilaç, tedavi çaresi söylüyor; Birisi, ölümü çok düşünmek… 00:09:22.785 --> 00:09:30.736 Ölüm hepimizin başında. Hepimiz mutlaka bu ölüm denilen olayı yaşayacağız. 00:09:30.736 --> 00:09:38.853 Her hayat sahibi, bu hayat elinden giderken ölümle karşılaşacak, ecel şerbetini herkes içecek. 00:09:38.585 --> 00:09:48.702 Çare yok... "Âdemoğlu ölümlü türemiş." diye eski Türkçe metinlerde de böyle geçiyor. 00:09:48.835 --> 00:09:52.442 Ne yapalım, öleceğiz. Ne yapmak lazım o zaman? 00:09:52.738 --> 00:09:59.792 Ölüm, insanı üzüyor, korkutuyor, heyecanlandırıyor, telaşlandırıyor. "Eyvah, öleceğiz!" 00:09:59.987 --> 00:10:07.120 "Tabi öleceğiz.""Ama nasıl sen tabi öleceğiz diyebiliyorsun; benim yüreğim ağzıma geliyor hocam! 00:10:07.199 --> 00:10:10.631 Sen niye bunu böyle çok tabii bir şeymiş gibi söylüyorsun; 00:10:10.787 --> 00:10:16.622 tüylerim diken diken oluyor, ağzımın tadı kaçtı. Şimdi bak neşem gitti. 00:10:16.927 --> 00:10:22.259 Neşemiz gitse de, ölüm denilen bir olay var. 00:10:22.540 --> 00:10:31.177 Bu bilginin sonucu nedir?İslâm'da, tasavvuf da ölüme hazırlanmaktır, "Ölmeden evvel ölmektir." 00:10:31.177 --> 00:10:34.384 Bu sözü edebiyatçılar çok söylerler. 00:10:34.462 --> 00:10:39.490 Âriflerin sözünden almışlar, kitaplara girmiş ama dinleyenler bu sözleri duyunca, 00:10:39.490 --> 00:10:50.414 söyleyenlerin yaşadıkları mânaları, duyguları acaba duyabiliyorlar mı, yaşayabiliyorlar mı? 00:10:50.500 --> 00:10:52.642 "Ölmeden evvel ölmek." ne demek? 00:10:52.783 --> 00:11:01.789 Ölecekmiş gibi tam hazırlıklı olup huzur içinde canını verecek kadar her işini halletmiş olup 00:11:01.906 --> 00:11:10.540 yüzü ak alnı açık olarak, Cenâb-ı Hakk'a kavuşmaya, ruhunu teslim etmeye can atmak… 00:11:10.390 --> 00:11:19.201 Öldükten sonra, kendisine dünyadaki sorumluluklarıyla, hayatıyla ilgili neler sorulacaksa, 00:11:19.201 --> 00:11:24.646 onların cevabını hazırlamış bir insan olarak, hayatında görevlerini yapmış bir kimse olarak, 00:11:24.763 --> 00:11:31.205 müsterih olarak, gözü arkada kalmadan böylece ölebilmek... 00:11:31.362 --> 00:11:40.201 Bir gül bahçesine girercesine, isteyerek canını Allah yoluna verebilmek, feda edebilmek... 00:11:40.279 --> 00:11:47.126 Ölümden korkmamak, ölümü güzel karşılayabilmek, ölümü sevebilmek... 00:11:47.235 --> 00:11:55.473 Ölümün aslında güzel bir şey olduğunu, dostu dosta kavuşturacak bir olay olduğunu, 00:11:55.566 --> 00:12:01.520 ölümle perdelerin kalkacağını, sevgilinin bulunacağını, 00:12:01.520 --> 00:12:09.251 sevgiliye kavuşulacağını sağlayacak olan bir iş olarak ölümü sevmek, ölümü istemek... 00:12:09.485 --> 00:12:15.768 Ârif insanların, mübarek insanların, evliyâullahın çoğunun böyle duyguları var. 00:12:15.994 --> 00:12:19.227 Her akşam yatağına yatarken "Yâ Rabbi, artık lütfedip bugün canımı alsan da, 00:12:19.320 --> 00:12:24.219 ben de sevdiklerime kavuşsam, şu ayrılık bitse..." diyenler var. 00:12:26.454 --> 00:12:36.112 Ölümü çok düşünen insan hırsızlık, arsızlık, yüzsüzlük, tembellik, gevşeklik yapmaz... 00:12:36.228 --> 00:12:40.796 Öleceğim diye hazırlığını tam yapar. 00:12:40.921 --> 00:12:47.560 Âhirette ölümden sonra mahkeme-i kübrâ var; mahkeme-i kübrâya hazırlanır. 00:12:47.173 --> 00:12:50.197 Onun için Peygamber Efendimiz ölümü çok zikretmeyi 00:12:50.266 --> 00:12:56.470 kalbin pasının gitmesi için çare olarak, ilaç olarak bu hadîs-i şerîfte işaret buyurmuş. 00:12:56.780 --> 00:13:00.175 İnsan ölümü çok andığı zaman kalbinin pası gider, 00:13:00.408 --> 00:13:09.296 süflî duygulardan, kıskançlıklardan, düşmanlıklardan kendisini sıyırır. 00:13:09.413 --> 00:13:14.200 Hakiki bir müslüman olarak nasıl yaşaması gerekirse, öyle yapmaya yönelir. 00:13:14.590 --> 00:13:21.443 İyi bir insan, salih bir kul olur. Melek gibi, pırıl pırıl olur. 00:13:21.490 --> 00:13:25.846 Herkese iyilik yapmaya çalışan bir insan olur. İşte bu, ölümü düşünmekten olur. 00:13:25.978 --> 00:13:33.414 Ölümü düşünmeyen insanlar da, vur patlasın çal oynasın yaşarlar, yaşarlar; birden ansızın ölüm gelir. 00:13:33.617 --> 00:13:38.433 Yahya Kemal'in dediği gibi; Bir tel kopar, âhenk ebediyyen kesilir. 00:13:38.503 --> 00:13:45.951 Çaldıkları sazın teli kopuverince âhengin kesildiği gibi, hayat birden bitiverir; 00:13:45.951 --> 00:13:52.753 hazırlıksız yakalanır, suçüstü yakalanır, âhirete çok perişan şekilde gider. Birisi bu… 00:13:52.753 --> 00:13:57.752 İkincisi de Tilâveti'l-Kur'ân; "Kur'ân-ı Kerîm okumak da kalbin pasını giderir." 00:13:58.250 --> 00:14:05.934 İmanla, "Allah'ın kelâmını okuyorum." diyerek, saygıyla, anlayarak, derinlemesine 00:14:06.184 --> 00:14:12.236 Kur'ân-ı Kerîm okuduğu zaman kalbinin pası gider, iyi müslüman olmaya azmi artar, 00:14:12.361 --> 00:14:20.996 içi dışı nurlanır, ertesi gün hayırlı işler yapmaya yönelir. 00:14:21.293 --> 00:14:26.508 Kur'ân-ı Kerîm'in istediği müslüman olmaya, istediği yönde çalışmalar yapmaya yönelir. 00:14:26.625 --> 00:14:32.387 Kur'ân-ı Kerîm okumak, mânasını anlamak insanı kurtarır. 00:14:32.387 --> 00:14:37.529 Bana e-mail ile soru sormuşlar. 00:14:37.708 --> 00:14:46.775 Bakıyorum "Müslümanım" diyen insanların sorularına, -müslüman olduğunda hiç şüphe etmiyorum- 00:14:46.961 --> 00:14:48.938 Kur'ân-ı Kerîm'i bilmiyorlar. 00:14:49.230 --> 00:14:58.462 delil olarak zikrettikleri âyetin, kendilerinin düşündüğünün aksini söylediğini anlayamıyorlar. 00:14:58.641 --> 00:15:04.455 Kur'an'ı okumadıklarından, dikkatli incelemediklerinden, mânayı iyi takip etmediklerinden, 00:15:04.455 --> 00:15:08.862 iç yüzünü bilmediklerinden, Ondan sonra da başkalarını suçluyorlar: 00:15:08.917 --> 00:15:12.835 "Yâhu bu öyle söylemiş, bu sözünden dolayı tevbe etmesi gerekmez mi?" 00:15:12.835 --> 00:15:16.182 Gerekmez, çünkü sen yanlış biliyorsun bu işi, sen yanlışsın. 00:15:16.315 --> 00:15:20.370 Onun söylediğinde bir yanlışlık yok, senin sözünde yanlışlık var. Neden? 00:15:20.122 --> 00:15:27.429 Çünkü sen Kur'ân-ı Kerîm'i bilmiyorsun. Kulaktan dolma bazı bilgiler kulağından içeriye girmiş... 00:15:27.515 --> 00:15:35.141 Sen de onu doğruluğunu, hudutlarını hiç incelememişsin. Kendine göre bir İslâm anlayışın var. 00:15:35.281 --> 00:15:40.329 O anlayışın dışında daha derin, daha samimi, daha müttakıyâne, 00:15:40.391 --> 00:15:47.198 daha ârifâne bir yaşamla karşılaştığın zaman, irkiliyorsun, şaşırıyorsun. 00:15:47.408 --> 00:15:55.367 Senin maddî, materyalist, sathî yaşamına uymadığı için irkiliyorsun ve onu yanlış sanıyorsun. 00:15:55.367 --> 00:15:59.136 Halbuki sen yanlışsın, yanlış yolda olan, yanlış kafada olan sensin. 00:15:59.136 --> 00:16:01.616 Bu nereden kaynaklanıyor? Kur'an'ı bilmemekten. 00:16:01.733 --> 00:16:05.543 Onun için müslümanın Kur'ân-ı Kerîm'i çok okuması lazım. 00:16:05.793 --> 00:16:10.507 Madem seviyor, -seviyordur inkâr etmiyoruz- madem müslüman, 00:16:10.507 --> 00:16:12.891 -müslüman olduğunu da kabul ediyoruz. 00:16:12.977 --> 00:16:16.132 İnanıyorum ki hakikaten müslüman, o sözleri ondan söylüyor. 00:16:16.288 --> 00:16:22.754 Müslüman ama Kur'an okumamış, Kur'an'ı doğru bilmiyor, itikadından haberi yok, 00:16:22.776 --> 00:16:34.464 Ehl-i Sünnet itikadı ile zıt düşecek fikirlere, kanaatlere saplanmış, kısa aklıyla ileri geri konuşuyor. 00:16:34.534 --> 00:16:38.990 Hiç olmazsa, o konularda konuşma! Ben şuna benzetiyorum; 00:16:38.310 --> 00:16:42.298 Bir insan, eğer televizyonu bozulursa, 00:16:42.610 --> 00:16:47.250 "Şunun arkasını bir açayım, şöyle bir tamir etmeye kalkışayım!" der mi? 00:16:47.476 --> 00:16:53.442 Demez. Bilgisayarı bozulursa, "Arkasını açayım, tamir edeyim!" der mi? Demez. Neden? 00:16:53.677 --> 00:16:55.917 Televizyonu bilmiyor, bilgisayarı bilmiyor. 00:16:55.917 --> 00:16:59.320 Uzmanını çağıracak veya uzmanına götürecek, o açacak, 00:16:59.398 --> 00:17:03.164 şemasına bakacak, aletleriyle ölçecek, tamirini o yapacak. 00:17:03.312 --> 00:17:09.958 Bilmediği yere elini koymuyor, bilmediği aletin arkasını açmıyor; bu güzel... 00:17:10.115 --> 00:17:15.686 Bu saygının, bu haddini bilmenin dinî konularda da olması lazım! 00:17:15.686 --> 00:17:22.138 Dinini bilmeyen insan, dinî konularda konuşmamalı, araştırmalı, bilene sormalı; 00:17:22.356 --> 00:17:27.341 böyle başkalarını suçlamamalı! Bilmiyorsun kardeşim... 00:17:29.515 --> 00:17:36.250 O konunun mahiyetini bilmiyorsun, yanlış bilgilerle, yanlış yönde, 00:17:36.320 --> 00:17:43.480 yanlış cephede yanlış işler yapıyorsun. Onun için Kur'ân-ı Kerîm'i müslümanın çok okuması lazım! 00:17:43.480 --> 00:17:49.346 Kimseyi üzmek de istemiyorum, kırmak da istemiyorum. Aferin, müslüman olmak büyük bir nimettir. 00:17:49.470 --> 00:17:55.116 İslâmî konularla ilgilenmek, bu da bir canlılık alametidir. 00:17:55.209 --> 00:18:01.604 O halde bir şey kalıyor; Kur'ân-ı Kerîm'i okuyup Kur'ân-ı Kerîm'den gerçekleri öğrenmek... 00:18:01.713 --> 00:18:08.502 Ana kitabımız, her şeyimizin kaynağı; ilmimizin, irfanımızın, itikadımızın, tasavvufumuzun, 00:18:08.548 --> 00:18:12.548 ahlâkımızın, her şeyimizin kaynağı Kur'ân-ı Kerîm'dir. 00:18:12.548 --> 00:18:18.140 Onu güzel okur, tam anlarsak, o zaman Kur'ân-ı Kerîm'e sarılan kurtulur. 00:18:18.140 --> 00:18:24.144 Tabi, Kur'ân-ı Kerîm'in tam anlaşılması için de, Resûlullah'ın hadislerinin tam öğrenilmesi lazım! 00:18:24.144 --> 00:18:30.672 İşte burada karşımıza çıkıyor. Zaten Resûlullah Efendimiz de, Kur'ân-ı Kerîm öğrenmeye teşvik ediyor. 00:18:30.781 --> 00:18:37.514 Kur'ân-ı Kerîm'i anlamak istediğiniz zaman, Kur'ân-ı Kerîm de sizi Resûlullah'a gönderecek. Diyecek ki; 00:18:37.584 --> 00:18:44.986 "Beni iyi anlamak istiyorsan, Peygamberimiz Muhammed-i Mustafâ'nın sünnetini iyi öğren! 00:18:44.986 --> 00:18:51.600 Onun sünneti, Kur'ân-ı Kerîm'in en güzel, uygulamalı açıklaması demektir." diyecek. 00:18:51.740 --> 00:18:56.434 İnsanın sünnet-i seniyyeye de saygısı oradan artacak. 00:18:56.519 --> 00:19:00.348 Kur'an'ı okuyunca sünnete bağlanacak, sünneti okuyunca Kur'an'ı daha iyi öğrenecek. 00:19:00.348 --> 00:19:08.372 Çünkü ikisi birbiriyle iç içe ve ikisi birbiriyle bir bütün teşkil ediyor. 00:19:08.473 --> 00:19:12.372 Birisi ötekisinin genişletilmiş, uygulamalı şekli. 00:19:12.700 --> 00:19:18.205 İkinci hadîs-i şerîf aynı sayfadan. Buyuruyor ki Efendimiz; 00:19:18.291 --> 00:19:28.163 İnne yesîre'r-riyâi şirkün. Ve inne men â'dâ veliyyen lillâhi fekad bârazellâhe bi'l-muhârabeti. 00:19:28.366 --> 00:19:36.692 İnnallâhe yuhibbü'l-ebrâre'l-etkıyâe'l-ahfiyâe, ellezîne izâ ğâbû lem yüftekadû 00:19:36.692 --> 00:19:50.715 ve in hadarû lem yüd'av ve lem yu'rafû mesâbîhü'l-hüdâ, yahrucûne min külli ğabrâe muzlimetin. 00:19:51.980 --> 00:19:56.185 İbn Mâce, Muaz radıyallahu anh'ten rivayet etmiş. 00:19:56.185 --> 00:20:04.758 Bunun başka hadis kitaplarından başka rivayetlerini de duymuşsunuzdur. 00:20:04.851 --> 00:20:09.246 Peygamber Efendimiz bu mübarek hadisine bir cümle ile başlıyor: 00:20:09.418 --> 00:20:20.767 İnne yesîre'r-riyâi şirkün. "Muhakkak ki riyanın azı dahi şirktir." Riya ne demek? 00:20:20.978 --> 00:20:32.253 Riya, reâ fiilinden masdar, fiâl vezninde "göstermek" demek. 00:20:32.338 --> 00:20:41.700 Yaptığı âhiret amelini gösteriş için yapmak, hakiki duygularla, ihlâsla değil de, 00:20:41.108 --> 00:20:47.424 başkalarına gösteriş olsun diye, başkalarının dikkatini çekmek, 00:20:47.486 --> 00:20:54.164 başkalarından dünyevî menfaat sağlamak, itibar kazanmak maksadıyla yapmak... 00:20:53.240 --> 00:21:00.937 Bunun azı da, çoğu da doğru değildir. Müslüman bir ibadeti sırf Allah için yapar, buna ihlâs deniliyor. 00:21:00.937 --> 00:21:06.805 Amelin, icraatın, ibadetin halis muhlis Allah için yapılması... 00:21:06.859 --> 00:21:14.146 Bunun karşılığı da, yaptığı ameli böyle bir niyetle yapmıyorsa bir başka art niyetle, 00:21:14.146 --> 00:21:17.210 kötü maksatla, gösteriş için yapıyorsa buna da riya diyorlar. 00:21:17.210 --> 00:21:24.712 İhlâs ve riya birbirinin mukabili olan iki kavram oluyor. İhlâs makbul, riya merdud, makbul değil. 00:21:24.830 --> 00:21:28.983 Riyanın azı bile, az bir riya bile şirktir. 00:21:28.983 --> 00:21:36.687 Çünkü Allah'tan korkmuyor, âdetâ o gösterişle dikkatini çekmek istediği insandan korkuyor... 00:21:36.687 --> 00:21:42.270 Onun fikrine, alkışına veya teveccühüne itibar ediyor. 00:21:42.270 --> 00:21:47.510 Halbuki Allah'ın teveccühüne itibar etmesi lazımdı. Demek ki Allah'a şirk koşuyor. 00:21:47.604 --> 00:21:54.623 Riya oldu mu, orada şirk vardır. Müslüman riyakâr olmayacak; halis, muhlis olacak. 00:21:54.623 --> 00:21:57.134 Sırf Allah rızası için yapacak yaptığı işi... 00:21:57.196 --> 00:22:04.100 Riyadan kaçınmak, ihlâslı olmak, amelleri, ibadetleri, 00:22:04.158 --> 00:22:07.110 her yaptığı işi sırf Allah rızası için yapmak; bu önemli bir şey! 00:22:07.110 --> 00:22:13.444 Onun için bizim büyüklerimiz buyurmuşlar ki; İlâhî ente maksûdî ve rıdâke matlûbî. 00:22:13.444 --> 00:22:19.464 "Yâ Rabbi, benim maksudum sensin; ben her yaptığım işi senin rızanı kazanmak için yapıyorum..." 00:22:19.533 --> 00:22:22.944 Bu çok önemli bir şey! Hepinizin evinde bu levhanın olması lazım! 00:22:22.944 --> 00:22:26.778 Yakasında bir rozet takılı olsa iyi olur. 00:22:26.840 --> 00:22:32.740 Ve inne men a'dâ veliyyen lillâh. "Kim Allah'ın bir velîsine düşmanlık yaparsa…" 00:22:32.959 --> 00:22:35.757 fe-kad bârezallâhu bi'l-muharabeh. 00:22:35.960 --> 00:22:39.691 "Sanki Allah'ın karşısına çıkıp Allah'a meydan okumuş, 00:22:39.691 --> 00:22:43.860 muharebede 'Çık karşıma, seninle savaşacağım!' demiş gibi olur." 00:22:43.860 --> 00:22:52.818 Bâreze, mübâreze demek; iki ordu karşı karşıya geldiği zaman, düşmandan er dileyip 00:22:52.950 --> 00:22:58.299 "Çık karşıma, seninle çarpışacağım!" diye meydan okumak demek. Buna mübâreze deniliyor. 00:22:58.299 --> 00:23:00.792 Böyle yapana da mübâriz deniyor. 00:23:00.886 --> 00:23:09.429 İki tarafta düşman orduları karşı karşıya; beri tarafın ordusu bu tarafta saf bağlamışlar. 00:23:09.514 --> 00:23:16.776 Birisi çıkıyor atıyla ön tarafa, "Var mı benimle çarpışacak içinizde bir adam!" diye er diliyor. 00:23:16.776 --> 00:23:21.634 Onun üzerine karşı taraftan da birisi çıkıyor, çarpışıyorlar; iki taraf seyrediyor. 00:23:21.634 --> 00:23:26.703 Böyle bir tarihî âdet, eskiden olan bir şey... 00:23:26.835 --> 00:23:31.623 Allah'a böyle harpde mübareze teklifi yapmış gibi olur, 00:23:32.774 --> 00:23:35.491 "Çık karşıma da, seninle çarpışacağım!" demiş gibi olur. 00:23:35.537 --> 00:23:40.155 Allah'ın bir sevgili kuluna, mübarek velîsine düşmanlık eden kimse, 00:23:40.319 --> 00:23:49.370 Allah'ın sevgili kullarını aramak, bilmek, sevmek, saymak lazım, kalbini kırmamak lazım! 00:23:49.541 --> 00:23:51.568 Büyükler buna çok dikkat etmişler. 00:23:51.653 --> 00:23:59.225 Şimdi bu devirde ihlâslı mü'min kimseye amansız bir düşmanlık var. 00:23:59.421 --> 00:24:02.926 Hepsini kötülemek için var güçleriyle çalışıyorlar. 00:24:02.926 --> 00:24:06.723 Ama öbür tarafta, "Ormanda bin kişi intihar etmiş, 00:24:06.801 --> 00:24:12.773 bunların başındaki herifler ne biçim heriftir?" diye bir şey demiyorlar. Orada ses çıkmıyor. 00:24:12.882 --> 00:24:14.613 Müslümanlarda böyle bir şey var mı? 00:24:14.613 --> 00:24:22.415 Müslüman, ihlâslı insanların ne kadar güzel şeyler yaptıkları ortada değil mi? 00:24:22.415 --> 00:24:25.808 Küçücük bir şeyi yapan kimseye teşekkür ediyoruz. 00:24:25.917 --> 00:24:30.478 Mahallemizdeki bu çeşmeyi yaptırmış, bu mescidi yaptırmış, burayı vakfetmiş, 00:24:30.478 --> 00:24:36.421 şurayı mektep yapmış, şurayı medrese yapmış, şurayı han yapmış, 00:24:36.421 --> 00:24:41.352 şurasını yolcuların konaklaması için kervansaray yapmış Allah rızası için... 00:24:41.352 --> 00:24:45.288 Bunların bir müteşekkir tarafı yok mu? Bunlar iyi niyetle yapılmış şeyler. 00:24:45.420 --> 00:24:51.626 İyiliğin anlaşılması, fark edilmesi, takdirle karşılanması ve teşekkür edilmesi lazım! 00:24:51.993 --> 00:24:58.703 İyiliği yapana karşı, o iyilikten istifade eden herkesin teşekkür borcu var; suyu içiyorsun… 00:24:58.812 --> 00:25:03.556 "Bu çeşmeyi kim yaptırmış, nerelerden getirmiş suyu; Allah razı olsun yaptırandan!" diye. 00:25:03.657 --> 00:25:08.292 Allah zaten onun mükâfatını verir ama senin de teşekkür borcun var. 00:25:08.292 --> 00:25:17.570 Millet Allah'ın dostunu düşman ediniyor, saldırıyor. Allah'ın dinini düşman ediniyor, saldırıyor... 00:25:17.150 --> 00:25:25.293 Sapık fikirler, inançlar, felsefî ekoller, yollar, mezhepler alkışlanıyor. 00:25:25.394 --> 00:25:26.995 Televizyonu açıyorsunuz... 00:25:27.104 --> 00:25:34.217 Ben bu Avustralya'da açıyorum, bakıyorum kanallara; insanlar ne kadar pespâyeleşmişler! 00:25:34.318 --> 00:25:37.170 Bunları hiç tenkit yok, bunların hepsi tabii karşılanıyor; 00:25:37.170 --> 00:25:41.300 "çağdaşlık" deniliyor, "olabilir" deniliyor, anlayışla karşılanıyor... 00:25:41.300 --> 00:25:44.820 Ama müslümanın güzelliklerine saldırılıyor. 00:25:44.820 --> 00:25:50.215 İslâm'ın güzellikleri, müslümanca yaşayan bir insanın güzel davranışları teşekkürle karşılanmıyor, 00:25:50.332 --> 00:25:55.653 bir de düşmanlık ediliyor. Bu da önemli... Demek ki Allah'ın iyi kullarını bileceğiz. 00:25:55.653 --> 00:26:00.600 Allah'ın iyi kulları, evliyâsı, velîleri nereden bilinir? 00:26:00.810 --> 00:26:09.906 Anlaşılır ama mücevherin kıymetini de kuyumcu anlıyor. Bazen sahte şeyleri millet alıyor. 00:26:09.906 --> 00:26:16.654 Çarşıda pazarda beş kuruşluk, on kuruşluk şeyleri, beş para etmeyen şeyleri kanıp alıyor. 00:26:16.747 --> 00:26:19.794 Bazen mücevher diye aldıkları da sahte oluyor. 00:26:19.887 --> 00:26:25.224 Hakikisini mücevher dükkanındaki uzman biliyor, kuyumcu biliyor. 00:26:25.748 --> 00:26:31.603 Evliyânın da hakikisini bilmek için biraz uzman olmak lazım! 00:26:31.884 --> 00:26:39.440 Evliyânın hakikisi, kendisini gördüğün zaman Allah hatırlanan kimsedir. 00:26:39.440 --> 00:26:46.580 Hâli Kur'an'a uyan kimsedir, Peygamber Efendimiz'in yolunda yürüyen kimsedir. Tam müslümandır. 00:26:46.619 --> 00:26:51.232 Allah için seven, kızacağı zaman da Allah için kızan kimsedir. 00:26:51.232 --> 00:26:57.472 Allah'ın sevgili kulları öyle sessiz sedasız da değildir, bazen de edepsizleri çarparlar... 00:26:59.288 --> 00:27:03.668 Bunu böylece öğrenmek için gayret edelim, Allah'ın iyi kullarını arayalım! 00:27:03.668 --> 00:27:08.500 Allah cümlemizi iyi kullarla buluştursun, iyi kullarla dost eylesin... 00:27:08.114 --> 00:27:10.736 Kötülerden, sahtekârlardan da ayırsın... 00:27:10.814 --> 00:27:15.808 Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerîfinde "âhir zamana doğru 30'a yakın deccal çıkacak" diyor. 00:27:15.886 --> 00:27:19.339 Bu deccalların her birisi de, kendisini Resûlullah sanacak. 00:27:19.339 --> 00:27:24.514 Hem deccal, Allah'ın, dinin karşısında, Allah'ın sevmediği kimseler 00:27:24.647 --> 00:27:26.871 hem de kendisini Resûlullah sanacak. 00:27:26.871 --> 00:27:33.742 Şu hâle bak, şu mantığa bak, insanlar kendi kendilerini bile kandırıyorlar. Tabii başkaları da kanıyor. 00:27:33.900 --> 00:27:37.487 İnnallâhe yuhibbü'l-ebrâre'l-etkıyâe'l-ahfiyâ. 00:27:37.839 --> 00:27:47.523 "Allahu Teâlâ hiç şüphesiz ki iyi kulları, müttakî kulları; ama gizli kulları sever." 00:27:47.617 --> 00:27:54.773 Ebrâr, berr kelimesinin çoğulu. İyi olan, herkese iyilik yapan, 00:27:54.773 --> 00:28:00.553 özellikle anne babasına itaatli olan kimselere berr derler. Ebrâr "iyi kullar" demek. 00:28:00.748 --> 00:28:05.771 Etkıyâ, takî kelimesinin çoğuludur, "muttakî" demek. 00:28:05.935 --> 00:28:10.876 Allah'tan korkan, şüphelilerin yanına bile yanaşmayan, haramlardan sakınan, 00:28:10.876 --> 00:28:16.960 cehenneme düşmekten uzak duran muttakî müslüman. 00:28:16.306 --> 00:28:20.253 Allah onları sever. Ama bu iyi kulların bir sıfatı daha var. 00:28:20.410 --> 00:28:26.119 Hem Allah'tan korkan, haramlardan, günahlardan sakınan kimse olacaklar, etkıyâ olacaklar; 00:28:26.228 --> 00:28:27.507 hem de ahfiyâ olacaklar. 00:28:27.592 --> 00:28:37.536 Öyle gösterişli, şatafatlı, yaldızlı, reklamlı değil de, sessiz sedasız kenarda duruyor; 00:28:37.817 --> 00:28:45.602 anlayan anlar kıymetini... Ama ortada cazgırlık yapan bazı kimseler dolaşıyor. 00:28:45.602 --> 00:28:50.270 Aslında onlar din yolunun haramileridir. İnsanları kandırıyorlar. 00:28:50.270 --> 00:28:58.670 Ondan sonra ormanlarda bin kişi öldü, bilmem ne oldu; kananlar da sonra çok fena oluyor. 00:28:58.184 --> 00:29:00.400 Kanmamaya da dikkat etmek lazım!.. 00:29:00.117 --> 00:29:06.451 Allahu Teâlâ hazretleri gizli, haramlardan, günahlardan sakınan iyi kulları sever. 00:29:06.622 --> 00:29:13.520 Demek ki gösterişi sevmiyor; mütevazı, kenarda saklı duranları seviyor. 00:29:13.224 --> 00:29:16.675 Ellezîne. "Bunlar öyle kimselerdir ki," 00:29:16.675 --> 00:29:25.142 İzâ ğâbû lem yüftekadû. "Orada olmadıkları, bahis konusu bir yerde olmadıkları zaman aranmazlar." 00:29:25.337 --> 00:29:29.181 İtibarlı bir insan oldu mu, "Bir beyefendi vardı, nerede kaldı?" diye 00:29:29.181 --> 00:29:32.320 herkes arar da, bunları kimse aramaz. Neden? 00:29:32.320 --> 00:29:38.496 Çünkü ahfiyâdan, gizli, onların evliyâ olduğunu kimse bilmiyor, halinden tahmin etmiyor. 00:29:38.496 --> 00:29:43.700 Onun için orada yoksa aramıyorlar, "Falanca nerede kaldı?" demiyorlar. 00:29:43.700 --> 00:29:46.371 Arayanı soranı yok, seveni bileni yok... 00:29:50.760 --> 00:30:01.962 Ve in hadarû. "Orada mevcut iseler, insanların arasında olsalar," lem yüd'av. "Davet olunmazlar." 00:30:01.962 --> 00:30:08.654 "Gel, bizim düğünümüz, toplantımız, ziyafetimiz var, sen de buyur!" denmez, davet olunmazlar. 00:30:08.763 --> 00:30:11.658 Ve lem yu'rafû. "Ve kıymetleri bilinmez." 00:30:11.782 --> 00:30:17.868 Adam kenarda sessizce kalıverir. Halbuki Allah'ın asıl velî kulu o, asıl davete çağrılacak olan, 00:30:17.868 --> 00:30:20.553 baş tâcı edilecek olan, baş köşeye oturtulacak olan o... 00:30:20.678 --> 00:30:24.542 Eli öpülecek olan, duası alınacak olan o... Kıymeti bilinmez. 00:30:24.542 --> 00:30:30.791 Mesâbîhu'l-hüdâ. "Bunlar böyle gizlilerdir ama hidayet kandilleridir." 00:30:31.640 --> 00:30:34.913 Etrafı aydınlatırlar, hidayet saçarlar. 00:30:35.202 --> 00:30:39.401 Kendileri doğru yolda yürüdükleri gibi insanlara da doğru yolu gösterirler, 00:30:39.635 --> 00:30:41.247 hidayet yolunu da aydınlatırlar. 00:30:41.247 --> 00:30:44.873 "İşte Allah'ın sevdiği doğru yol budur!" diye belli olur 00:30:44.873 --> 00:30:48.312 onların hallerinden, sözlerinden, tavsiyelerinden. 00:30:48.538 --> 00:31:01.200 Yahrucûne min külli ğabrâe muzlimeh. "Her tozlu topraklı, karanlık yerden çıkarlar." 00:31:03.307 --> 00:31:15.108 Ğabrâ; ağber, "gubarlı, tozlu topraklı yer, mıntıka, zaman" demek. Muzlime "karanlık" mânasına... 00:31:15.248 --> 00:31:27.172 Böyle tozlu topraklı, karanlık zamanlarda çıkarlar, hidayet yolunu aydınlatırlar. 00:31:27.321 --> 00:31:35.623 Karmakarışık, hakkın batılın bilinmediği yerlerde çıkarlar, doğru yolu gösterirler. 00:31:36.209 --> 00:31:40.860 Allahu Teâlâ hazretleri onları hidayet kandili yapmıştır. 00:31:41.710 --> 00:31:48.764 Hakkı onların yanında görürsün, davranışlarından görürsün. 00:31:48.927 --> 00:31:54.437 Onların yanında gidersen, kazanırsın; öyle yapmazsan, aldanırsın. 00:31:54.679 --> 00:32:00.729 Allah'ın sevgili kulları öyle işte... Allahu Teâlâ hazretleri bu özellikleri vermiştir. 00:32:00.916 --> 00:32:05.581 Bunları sevmek lazım! Bunlara düşmanlık yapan da, tepe taklak gider. 00:32:05.838 --> 00:32:14.550 Üçüncü hadîs-i şerîfi de okuyalım, sohbetimiz tamamlansın. 00:32:15.417 --> 00:32:23.503 İnne yevme'l-isneyni ve'l-hamîs yağfirullâhu fîhimâ li-külli müslimin 00:32:23.612 --> 00:32:31.861 illâ mühtecireyni yekûlü da'hümâ hattâ yaslihâ. 00:32:32.330 --> 00:32:36.268 İbn Mâce Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten nakleylemiş. 00:32:36.346 --> 00:32:39.902 "Muhakkak ki yevme'l-isneyni ve'l-hamîs. 00:32:40.324 --> 00:32:49.938 "Pazartesi ve perşembe günü" Yağfirullâhu. "Allah mağfiret eder" 00:32:50.250 --> 00:32:56.312 fîhimâ. "Pazartesi perşembe gününde" li-külli müslimin "her müslümanı." 00:32:56.312 --> 00:33:00.417 Pazartesi perşembe günleri müslümanların mağfiret günüdür. 00:33:00.440 --> 00:33:03.952 Hatta Peygamber Efendimiz Pazartesi ve Perşembe günlerinde oruç tutarmış da, 00:33:04.107 --> 00:33:06.686 oruç tutuşunun da sebebini izah ederken; 00:33:06.686 --> 00:33:11.950 "Bugünlerde kulların amelleri Cenâb-ı Hakk'ın dergâhına arz olunur. 00:33:11.157 --> 00:33:17.663 Ben amellerimin arzolunduğu vakit oruçlu olmayı tercih ediyorum da, ondan oruç tutuyorum." buyururmuş. 00:33:17.749 --> 00:33:21.730 O bakımdan bu günlerde oruç tutmak da iyidir. 00:33:21.730 --> 00:33:25.472 Çünkü oruçluyu Allah sever, mükâfatı da bol olur, bağışlar. 00:33:25.534 --> 00:33:30.691 Demek ki pazartesi perşembe kulların bağışlandığı günler imiş. 00:33:30.808 --> 00:33:35.324 Bunları bilelim, sevinelim; mümkünse pazartesi perşembe oruçlarını tutalım! 00:33:35.394 --> 00:33:40.583 Oruç çok güzel bir ibadet; hem insana sağlık kazandırıyor hem de kalbini nurlandırıyor. 00:33:40.676 --> 00:33:48.598 Her yönden gayet faydalı bir şey. Allahu Teâlâ hazretleri oruçluya bi-gayri hisâb mükâfat veriyor. 00:33:48.872 --> 00:33:52.195 O mükâfatları da kazanmak için, almak için 00:33:52.563 --> 00:33:57.690 başka hadislere de dayanarak oruçlu olmayı ben şahsen tavsiye ediyorum. 00:33:57.193 --> 00:34:00.901 Peygamber Efendimiz burada bir noktaya işaret ediyor: 00:34:01.200 --> 00:34:06.321 "Her müslümanı mağfiret eder de," İllâ mühtecireyn. 00:34:06.547 --> 00:34:13.454 "Birbirinden küsüp, alâkayı kesip uzaklaşmış iki müslümanı affetmez!" buyuruyor. 00:34:13.602 --> 00:34:15.400 "Dargınları affetmez." demek. 00:34:15.978 --> 00:34:23.274 Arası açık olup da birbirinden uzaklaşmış, küsmüş, darılmış müslümanları affetmez. Ne der? 00:34:23.461 --> 00:34:35.931 Yekûlü: Da'hümâ ""Buyurur ki: Ey bunların mağfiretini yazan vazifeli melek, bu ikisini bırak, 00:34:35.962 --> 00:34:39.577 yazma bunların mağfiretini!" Hattâ yaslehâ. 00:34:39.944 --> 00:34:42.671 Cenâb-ı Hak: "Bunlar sulh oluncaya kadar, 00:34:42.756 --> 00:34:48.122 birbirleri ile el uzatıp barışıncaya kadar bunları bırak!" der. 00:34:48.215 --> 00:34:53.121 Demek ki pazartesi, perşembe müslümanların af günüdür, 00:34:53.316 --> 00:34:56.993 Allah tarafından mağfiret olunma günüdür; Allah mağfiret eder. 00:34:57.197 --> 00:35:03.365 Biz de oruç tutarak, bu mağfireti kazanmak için biraz daha kendimize çeki düzen vermiş olalım! 00:35:03.458 --> 00:35:09.880 Amma dargın olanları affetmez. Dargın olanlar için Allahu Teâlâ hazretleri: 00:35:09.259 --> 00:35:15.626 "Bunları bırakın, bunları affetmiyorum! Bunları çıkartın affedileceklerin listesinden!" diye ayırtır. 00:35:15.742 --> 00:35:19.590 O halde ne yapmamız lazım? Aziz ve sevgili kardeşlerim! 00:35:19.754 --> 00:35:24.185 Dargınsak, dargın olduğumuz kimselerle dargınlığımızı düşünelim, gidelim, 00:35:24.185 --> 00:35:27.903 el uzatalım, barışalım, bu dargınlıkları bir kenara atalım! 00:35:28.200 --> 00:35:34.515 "Hocam, ben barışmak istiyorum, adam suratını çeviriyor, benimle barışmıyor!" 00:35:34.515 --> 00:35:39.556 Sen barışmak istiyorsan, el uzatıyorsan; sen kurtulursun. 00:35:39.556 --> 00:35:44.412 O suratını çeviriyorsa, elini uzatmıyorsa sorumluluk ona kalır. 00:35:44.412 --> 00:35:49.306 Ama sen, "Ben Allah rızası için dargınlıktan vazgeçiyorum, hadîs-i şerîfi duydum, 00:35:49.306 --> 00:35:52.632 Es'ad Hocam okudu, ben de dinledim. 00:35:52.725 --> 00:35:58.973 Allah rızası için dargınlığı bırakmaya geldim, barışma teklif ediyorum. 00:35:59.900 --> 00:36:02.399 Senin yanına bunun için geldim." dersin. Kabul ederse, eder; 00:36:02.399 --> 00:36:06.685 etmezse, sorumluluk ona gider, sen paçayı kurtarmış olursun. 00:36:06.903 --> 00:36:12.602 Allahu Teâlâ hazretleri nefislerimizi yenip Cenâb-ı Hakk'ın rızasına uygun hareket etmeyi her yerde, 00:36:12.602 --> 00:36:14.994 hepimize, her zaman nasip eylesin... 00:36:15.135 --> 00:36:22.885 Allah dünya ve âhirette bildiğimiz, bilmediğimiz her türlü hayırlara, sizleri ve bizleri, 00:36:22.885 --> 00:36:26.511 sevdiklerimizle beraber erdirsin, mesut ve bahtiyar eylesin... 00:36:26.511 --> 00:36:29.980 es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!..