WEBVTT 00:00:00.334 --> 00:00:02.459 es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh! 00:00:02.781 --> 00:00:06.983 Allah hepinizden razı olsun, dünya ve âhiretin hayırlarına cümlenizi erdirsin. 00:00:07.370 --> 00:00:12.746 Bakara Sûre-i Şerîfesi'nin 157. âyetine kadar gelmiştik. 00:00:12.876 --> 00:00:18.585 158. âyet-i kerîmesi üzerinde sohbetimi yapmak istiyorum. 00:00:18.548 --> 00:00:19.882 Bismillâhirrahmânirrahîm. 00:00:20.256 --> 00:00:26.480 İnne's-safâ ve'l-mervete min şeâirillâhi fe men hacce'l-beyte 00:00:26.256 --> 00:00:30.215 evi'temera fe lâ cünâha aleyhi en yattavvefe bihimâ 00:00:30.583 --> 00:00:34.914 ve men tetavvaa hayran fe innallâhe şâkirün alîmün. 00:00:34.923 --> 00:00:41.549 Sadakallâhü'l-azîm. Önce âyet-i kerîmenin mânasını topluca bir verelim. 00:00:41.739 --> 00:00:45.742 Sonra kelimelerini açıklayalım, diğer bilgileri sunalım: 00:00:46.215 --> 00:00:58.257 "Safa ve Merve, hiç şüphe yok Allah'ın, haccın şeâirindendir, yapılması gereken vazifelerindendir." 00:00:58.715 --> 00:00:59.882 Fe men hacce'l-beyte 00:01:00.215 --> 00:01:12.298 evi'temera fe lâ cünâha aleyhi en yattavvefe bihimâ. "Kim haccederse veya umre yaparak Kâbe'yi ziyaret ederse 00:01:12.317 --> 00:01:23.594 Safa ve Merve'yi tavaf etmesinde, ikisi arasında gidip gelmesinde hiçbir mahzur, günah yoktur." 00:01:24.480 --> 00:01:25.966 Ve men tetavvaa hayran. 00:01:26.173 --> 00:01:34.882 "Kim bir hayrı severek ibadet olarak Allah'ın sevabını kazanmak maksadıyla 00:01:35.632 --> 00:01:37.882 kendisi gayrete gelerek icra ederse. 00:01:38.600 --> 00:01:40.480 Fe innallâhe şâkirun alîmün. 00:01:40.423 --> 00:01:47.341 Allahu Teâlâ hazretleri onun bu temiz niyetini, güzel gayretini kat kat mükâfatlandırır." 00:01:47.632 --> 00:01:56.674 Çünkü her fiilin mükâfatının kıymetinin ne olduğunu O bilir, çok iyi bilir. 00:01:57.900 --> 00:02:00.465 İyi niyetleri O değerlendirir, mükâfatları O verir. 00:02:00.923 --> 00:02:06.382 Âyet-i kerîme bu. Bu kısa mânadan anlaşıldığı üzere 00:02:06.840 --> 00:02:12.700 Mekke-i Mükerreme'de Kâbe-i Müşerrefe'ye yakın yerde, 00:02:12.340 --> 00:02:26.507 Mescid-i Haram'ın kuzeydoğu tarafında bulunan iki tepecik, es-Safâ ve'l-Merve; 00:02:26.506 --> 00:02:30.500 Safâ ve Merve tepeleri var. 00:02:30.345 --> 00:02:36.295 Hacca, umreye gidenler umre yapacakları, haccedecekleri zaman 00:02:36.666 --> 00:02:46.184 Kâbe'yi tavaf ettikten sonra bunların arasında -fıkıh kitaplarında yazılı usullere uygun olarak- 00:02:46.391 --> 00:02:47.470 gidip geliyorlar. 00:02:47.797 --> 00:02:53.229 Buna "Safa ile Merve arasında sa'y etmek" deniliyor. 00:02:54.465 --> 00:03:00.424 "Haccın sa'yini yaptım, umrenin sa'yini yaptım…" diye bu sözleri duymuşsunuzdur. 00:03:00.880 --> 00:03:04.880 Sa'y tek başına, müstakil bir ibadet değildir. 00:03:05.500 --> 00:03:11.672 Tavaftan sonra yapılan bir ikinci işlemdir ama tavafa bağlıdır. 00:03:11.797 --> 00:03:18.880 Her tavafın arkasından değil de bazı tavafların arkasından yapılır. 00:03:18.998 --> 00:03:22.743 Tek başına Safa ile Merve arasında sa'y etmek yoktur. 00:03:24.201 --> 00:03:28.966 Bu Safa ve Merve arasında [sa'y etmek,] Allah'a ibadet maksadıyla 00:03:28.964 --> 00:03:34.715 hac ve umre yapanların yapması gereken vazifelerdendir, şeâirdendir. 00:03:34.632 --> 00:03:38.216 Fe men hacce'l-beyte. "Kim Beyt'i haccederse…" 00:03:38.220 --> 00:03:48.227 Haccetmek; lügatte "sık ziyaret etmek, kastetmek, teveccüh etmek" mânalarına geliyor. 00:03:48.370 --> 00:03:56.916 Ama belli zamanda, belli usullere riayet ederek ihram giyerek yapılan 00:03:57.576 --> 00:04:06.820 ve İslâm'ın beş büyük esasından birisi olan ibadete haccetmek deniliyor. 00:04:06.172 --> 00:04:10.756 İ'temera, "umre" kelimesinin iftial bâbına gelmiş şekli. 00:04:10.840 --> 00:04:13.840 Evi'temera. "Kim umre yaparsa…" 00:04:14.131 --> 00:04:17.340 Fe men hacce'l-beyte evi'temera fe lâ cünâha aleyhi en yattavvefe bihimâ 00:04:17.381 --> 00:04:26.381 "Kim Beyti, o belli zamanda haccetmek üzere gider, tavaf ederse o belli zamanın dışında 00:04:26.381 --> 00:04:33.590 umre yapmak için ziyaret için gidip ziyaretini yapar, tavafını yaparsa bu ikisi arasında, 00:04:33.673 --> 00:04:37.673 Safa ile Merve arasında sa'y etmesinde, ibadet maksadıyla 00:04:37.798 --> 00:04:46.424 gayretli gayretli tekrar tekrar gidip gelmesinde ona hiçbir günah yoktur." 00:04:46.840 --> 00:04:52.382 Yedi defa oluyor, her birine şavt deniliyor, yedi şavtlı oluyor. 00:04:52.423 --> 00:04:56.673 "Bunu böyle yapmasında hiçbir mahzur, hiçbir günah yoktur." 00:04:56.761 --> 00:05:03.637 Allah'tan ecir ve sevap umarak kim böyle gayretle hayır işlerse 00:05:03.727 --> 00:05:06.553 Allahu Teâlâ hazretleri onu mükâfatlandırır. 00:05:06.553 --> 00:05:17.140 Çünkü her kulun yaptığı ibadetteki niyetini, hâlini, düşüncesini, kalbini en iyi şekilde bilir 00:05:17.141 --> 00:05:21.993 ve ona göre gereken mükâfatı ihsan eder. 00:05:23.374 --> 00:05:30.632 Haccın üç yapılış şekli var: Sadece hac, [hacc-ı ifrad.] 00:05:32.694 --> 00:05:36.392 Hac ve umreyi aynı ihramla yapmak, hacc-ı kıran. 00:05:37.632 --> 00:05:43.291 Önce umreyi yapıp sonra elbiseleri değiştirip Mekke ahalisi gibi, 00:05:43.291 --> 00:05:50.339 orada yaşayan insanların tabii yaşantısı gibi, hiçbir hac yasağı olmadan; koku sürünebilir, 00:05:51.346 --> 00:05:57.743 tıraş olabilir, tırnak kesebilir vs. Böyle bir rahatlama devresinden sonra, 00:05:58.430 --> 00:06:04.216 umresinden sonra Mekke'de oturur, haccın günleri geldiği zaman da tekrar ihrama girer, hacceder. 00:06:04.216 --> 00:06:09.196 Bu arada şöyle bir rahatladığı için buna da hacc-ı temettû deniliyor. 00:06:09.196 --> 00:06:20.147 Bu arada temettü etmiş; müt'ah, rahatlama yapmış olarak haccı yapmış oluyor. 00:06:20.498 --> 00:06:26.293 Umreyi yapıyor, ihramlı. Umreyi bitirdikten sonra ihramdan çıkıyor, rahatlıyor; 00:06:26.608 --> 00:06:29.895 keyfine, rahatına bakıyor, tabii bir yaşam yaşıyor. 00:06:29.895 --> 00:06:33.527 Hac günleri gelince yeniden hac yapıyor. Arada o rahatlama olduğu için 00:06:33.527 --> 00:06:35.380 buna Hacc ı temettû deniyor. 00:06:35.380 --> 00:06:39.423 Bazısı da umreyi yapıyor, ihramda kalıyor. 00:06:39.542 --> 00:06:46.743 Yasaklar devam ediyor, vazifeli durum da müteyakkız, olağanüstü hâl devam ediyor. 00:06:46.842 --> 00:06:49.928 Haccın günlerine kadar aynı ihramda bekliyor. 00:06:50.251 --> 00:06:52.853 Haccın günleri gelince haccın vazifelerini yapıyor. 00:06:52.853 --> 00:07:00.420 Buna da umre hac ile bir arada olduğu için "bir arada olmak" mânasına gelen 00:07:00.770 --> 00:07:03.474 mukârenet veya kırân [ismi veriliyor.] 00:07:03.818 --> 00:07:12.255 Mufâale babının bir masdarı da fiâl'dir. Mücâhede ve cihâd, mukâtele ve kıtal gibi. 00:07:12.966 --> 00:07:16.907 Mukârenet, "yakınlaşmak" demek, kırân da "yakınlaşmak" demek. 00:07:17.896 --> 00:07:28.171 Burada niçin "kırân" ismi verilmiş? Umre ile hac ayrılmamış, yakın, birbirine bitişik. 00:07:28.263 --> 00:07:32.193 Aynı ihramla yapılmış, vazife devam etmiş. 00:07:32.387 --> 00:07:37.661 Kesinti olmamış, arada ihramdan çıkma olmamış, demek. 00:07:38.947 --> 00:07:45.801 Hacc-ı ifrad, hacc-ı temettû, hacc-ı kıran; hac, bu üç şekilden biriyle yapılabilir. 00:07:46.542 --> 00:07:50.443 Hacc-ı temettû ve hacc ı kıran'da umre yapıp haccetmek var. 00:07:50.685 --> 00:07:54.803 Hacc-ı ifradda ise umre yapmayıp sadece haccetmek var. 00:07:55.265 --> 00:08:00.644 Bunların hepsinin belirli kuralları, usulleri var. 00:08:00.644 --> 00:08:04.889 O usullere uyularak bu vazife yapılıyor, haccedilmiş oluyor. 00:08:04.980 --> 00:08:06.883 Hac vazifesini yerine getirmiş oluyor. 00:08:06.883 --> 00:08:13.621 Allah bütün hac yapanları mükâfatlandırsın, büyük sevaplar, ecirler versin, afv ü mağfiret eylesin. 00:08:13.621 --> 00:08:16.204 Cennetiyle cemâliyle müşerref eylesin. 00:08:16.251 --> 00:08:18.706 Gitmeyenlere de gitmeyi nasip eylesin. 00:08:20.234 --> 00:08:25.440 "Hacca giden veya umreye giden insan…" Umreye ne zaman gidilir? 00:08:25.440 --> 00:08:30.916 Senenin herhangi bir gününde ve Kâbe'yi ziyaret kastıyla mîkad mahallerinden 00:08:30.916 --> 00:08:38.570 ihrama girerek niyet ederek Mekke'ye gider de Kâbe-i Müşerrefe'yi yedi defa dolaşır, 00:08:38.101 --> 00:08:44.527 tavafını yapar da sonra Safa ile Merve arasında yedi defa gelip giderek sa'yini de 00:08:44.527 --> 00:08:49.725 yapar da ondan sonra tıraş olur, ihramdan çıkarsa umre yapmış olur. 00:08:50.347 --> 00:08:52.726 Senenin herhangi bir zamanında olabilir. 00:08:53.440 --> 00:08:58.760 İlle şu ayın şu günleri arasında olacak diye bir şey yok. 00:08:58.760 --> 00:09:04.569 Umre de Kâbe'yi ziyaret, hac da Kâbe'yi ziyaret. 00:09:04.668 --> 00:09:08.917 Ama buna mukabil hac ziyareti; daha teferruatlı, daha geniş 00:09:09.423 --> 00:09:12.423 bir ziyaret ve belli bir zamanda olabiliyor. 00:09:12.506 --> 00:09:19.700 Onun için umre kısa sürdüğünden, ona hacc-ı asgar denmiş, 00:09:19.700 --> 00:09:20.966 "küçük hac" demek oluyor. 00:09:21.470 --> 00:09:25.424 Öteki bildiğimiz hacca da hacc-ı ekber denmiş. 00:09:25.758 --> 00:09:32.193 Ayrıca Arafat'ta vakfe cuma gününe denk gelirse onda sevap çok olduğundan ona da 00:09:32.197 --> 00:09:34.523 hacc-ı ekber deniliyor; o da ayrı. 00:09:34.381 --> 00:09:39.480 Ama Hacc ı ekber denilince hacc kastedilip hacc-ı asğar denilince umre kastedildiği de 00:09:39.673 --> 00:09:40.882 kitaplarda var. 00:09:40.923 --> 00:09:49.674 Hac ne zaman yapılır? Hac Zilhicce'de yapılır. Zilhicce'nin dokuzuncu günü 00:09:50.131 --> 00:09:53.757 Arafat'ta hacıların toplanması lazım. 00:09:54.131 --> 00:10:03.298 Zilhiccenin dokuzunda Arafat'ta bulunamayan, Arafat vakfesini yapmayan; haccetmiş olmaz. 00:10:03.410 --> 00:10:05.628 Onu kaçıran haccı kaçırmış olur. 00:10:05.813 --> 00:10:09.231 Onun için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir hadîs-i şerîfinde; 00:10:09.231 --> 00:10:15.480 el-Haccü arafatü. "Hac, Arafat'a çıkıp vakfe yapmak demektir." buyurmuşlar. 00:10:15.480 --> 00:10:19.401 Vakfenin günü de senede bir gün: Zilhicce'nin dokuzu! 00:10:20.483 --> 00:10:28.780 Haccetmek maksadıyla Zilhicce'nin dokuzu gelmeden önce Türkiye'den veya bir başka ülkeden 00:10:28.267 --> 00:10:31.215 bir kimse giderse ne yapacak? 00:10:31.510 --> 00:10:39.687 Onun fıkıh kitaplarında usulleri var. Diyelim ki Türkiye'den hareket ediyor. 00:10:40.369 --> 00:10:47.280 Mîkat, mukaddes hudutlar var, yerleri belli. 00:10:47.347 --> 00:10:53.829 Uçağa bindiği zaman da uçakta giderken hoparlörle bildirirler: 00:10:53.940 --> 00:10:58.387 "Şimdi mîkata yaklaştık, oradan geçeceğiz. Buradan öteye ihramlanmış olarak geçin, 00:10:58.387 --> 00:11:00.103 hazırlığınızı yapın!" diye söylerler. 00:11:00.312 --> 00:11:07.762 Tabii o noktaya gelmeden, önceden de ihram giyse ihramlansa ihrama niyet etse olur. 00:11:07.762 --> 00:11:09.679 Evinde bile niyetlense olur. 00:11:10.640 --> 00:11:13.852 İhramlanma neden oluyor? Kâbe'ye hürmetten! 00:11:14.580 --> 00:11:20.652 Bu ibadet ciddi bir ibadettir, diye dünyevî rütbelerden, makamlardan, 00:11:20.794 --> 00:11:23.933 süslü elbiselerden sıyrılıp eşit bir kıyafet. 00:11:24.122 --> 00:11:31.949 Üst havlu, alt peştamal havlu; iki bez parçasına bürünüp ondan sonra; 00:11:31.949 --> 00:11:37.750 "Yâ Rabbi, ben senin Kâbe-i Müşerrefe'ni ziyarete niyet ettim. 00:11:37.750 --> 00:11:40.594 Hacca niyet ettim [veya umreye niyet ettim]; bunu bana kolaylaştır, 00:11:40.594 --> 00:11:46.262 bunu benden kabul eyle!" deyip iki rekât ihram namazı kılıp dua edip 00:11:46.262 --> 00:11:50.274 lebbeyk çekti mi ihramlanma vazifesi olmuş oluyor. 00:11:50.662 --> 00:11:56.373 Ondan sonra ihrama uygun, ihramlanmış bir kişinin yapması gereken işleri yapabilir. 00:11:56.373 --> 00:11:59.932 Yapmaması gereken işleri yapamama durumu başlıyor. 00:12:00.738 --> 00:12:06.682 İbadetteki sıkıyönetim gibi durum başlamış oluyor. 00:12:06.682 --> 00:12:10.166 Hacı; gayet sıkı, ciddi, dikkatli olacak. 00:12:11.202 --> 00:12:18.274 Tıraş olmayacak, kıl bile kopartmayacak, koku sürünmeyecek, yasaklara riayet edecek. 00:12:18.672 --> 00:12:27.936 Bunlara "haccın cinayetleri" deniliyor. Yasaklar işlenirse cinayet işlenmiş diye isimlendiriliyor. 00:12:28.971 --> 00:12:36.905 İhramlı olarak Mekke'ye geldi. Gelen insan Kâbe-i Müşerrefe'yi bir tavaf ediyor. 00:12:38.473 --> 00:12:42.472 Buna hacılar için kudüm tavafı deniliyor. 00:12:42.705 --> 00:12:44.676 Kudüm; "gelmek" demek, geliş tavafı. 00:12:46.756 --> 00:12:53.900 Belirli usulle Hâcer-i Esved'den başlayarak Hâcer-i Esved'i istilâm ederek dualar ederek 00:12:53.256 --> 00:12:57.339 Kâbe'yi yedi defa dolaşıyor, tavaf yapıyor. 00:13:01.100 --> 00:13:07.910 Üç çeşit haccın -hacc-ı ifrad, hacc-ı temettû, hacc-ı kıran- 00:13:07.910 --> 00:13:10.746 her birisinin yapılışına göre usuller değişiyor. 00:13:11.563 --> 00:13:17.837 Hacc-ı temettûda önce umre yapacak, sonra hac yapacak. 00:13:18.387 --> 00:13:23.835 Zaten senenin öteki zamanlarında da umre yaparken ne yapması lazım geldiğini biliyoruz. 00:13:24.501 --> 00:13:27.577 Ne yapıyor? Mekke'ye gelir gelmez, 00:13:27.653 --> 00:13:33.108 "Ben temettû haccının umresinin tavafını yapmağa niyet ettim. 00:13:33.108 --> 00:13:37.410 Bunu bana kolaylaştır ve bu ibadetimi lütfunla kereminle benden 00:13:37.660 --> 00:13:41.272 kabul eyle Allah'ım, yâ Rabbi!" diyerek Kâbe'yi tavaf ediyor. 00:13:41.272 --> 00:13:47.835 Sonra ne yapıyor? Umrede tavaftan sonra sa'y edecek; Safa ile Merve arasında sa'y ediyor. 00:13:48.883 --> 00:13:52.695 Safa tepesine çıkıyor, Kâbe-i Müşerrefe'ye dönüyor; 00:13:53.572 --> 00:13:57.378 "Ben umremin sa'yini yapmağa niyet ettim. 00:13:57.782 --> 00:14:01.400 Bunu bana kolaylaştır, benden kabul eyle yâ Rabbî!" diye niyet ediyor. 00:14:01.400 --> 00:14:03.667 Bismillâhi allâhu ekber! diye eliyle uzağa, 00:14:03.667 --> 00:14:12.315 Hâcer-i Esved'e doğru işaret edip Safa'dan Merve'ye doğru hızlı adımlarla yürüyüşe geçiyor. 00:14:12.315 --> 00:14:18.401 Safa ile Merve arası dört yüz küsur metre, 420 metre olabilir; o kadar bir mesafe. 00:14:18.895 --> 00:14:27.219 Oraya kadar gidiyor, bir; dönüyor, iki; gidiyor, üç; dönüyor, dört; gidiyor, beş; dönüyor, altı; 00:14:27.219 --> 00:14:28.575 gidiyor, yedi. 00:14:28.575 --> 00:14:35.283 Merve'de yedi defa gidiş gelişle sa'yi tamamlamış oluyor. 00:14:35.314 --> 00:14:37.696 Ondan sonra orada duasını yapıyor. 00:14:38.620 --> 00:14:43.529 Duasını yaptıktan sonra tıraş oluyor, ihramdan çıkıyor; Mekkeliler gibi oluyor. 00:14:43.554 --> 00:14:46.768 Hacc-ı temettû biraz kolay. Umresini yaptı, ihramdan çıktı. 00:14:46.768 --> 00:14:51.137 Artık hac zamanı gelinceye kadar Mekke'de elbise giyer, koku sürünür, 00:14:51.998 --> 00:14:58.677 diğer müslümanların rahatça yaşadığı zaman yaptığı her türlü işlemleri yapabilir. 00:14:58.677 --> 00:15:01.445 Serbestlik var, yasaklar kalktı, Mekkeli gibi oldu. 00:15:01.786 --> 00:15:07.593 Haccın zamanı gelince yeniden ihramlanır, ondan sonra haccı tamamlar. 00:15:07.986 --> 00:15:18.614 "Hacda ve umrede tavaftan sonra Safa ve Merve'ye gitmek ve bunlar arasında sa'y etmek 00:15:19.236 --> 00:15:23.791 Allah'ın şeâirindendir." 00:15:24.161 --> 00:15:38.317 Şeâir çoğul; tekili şaîre, şiâr veya şiâre'dir: "Vazâif, vazifeler, yapılması mutlaka gerekli olan 00:15:38.654 --> 00:15:44.364 ibadet şekilleri, ibadetin önemli bölümleri" demek. 00:15:44.364 --> 00:15:50.518 Safa ile Merve arasında sa'y etmek de Allah'ın şeâirindendir, 00:15:50.801 --> 00:15:57.534 Allah'ın kullara emrettiği, tavsiye buyurduğu ibadet bölümlerinden, yapılması gereken 00:15:57.534 --> 00:16:01.214 vazifelerden bir vazifedir, demek oluyor. 00:16:01.786 --> 00:16:08.293 Safâ kelimesi Sad'dan sonra fe ve düz elif başka hemze vs. yok. 00:16:09.680 --> 00:16:19.460 Elif-i maksûre [ile] "kaygan, parlak, kaypak taş" demek. 00:16:19.489 --> 00:16:22.339 Merve de "yumuşak, küçük taş" demek. 00:16:23.376 --> 00:16:29.230 Safa tepesi, Cebel-i Ebû Kubeys'in Kâbe'ye yakın tarafındaki eteklerindedir. 00:16:29.912 --> 00:16:34.656 Şimdi Cebel-i Ebû Kubeys'te kralın sarayı var. 00:16:35.153 --> 00:16:41.543 Safa tepesi, o sarayın duvarlarından sonra bir kısım olmuş oluyor. 00:16:41.917 --> 00:16:48.991 Tepenin taşları binanın içerisinde bırakılmış, görülüyor. O taşlara kadar çıkılıyor. 00:16:49.357 --> 00:16:56.818 Onda sonra Merve'ye doğru -biraz meyil- aşağı iniliyor, vadinin orta yerine doğru ilerleniyor. 00:16:57.214 --> 00:17:04.928 Merve tepesi yine yüksek. İkisi de, Safâ da Merve de "taş" demek; ama birisi 00:17:04.928 --> 00:17:07.787 "kaygan taş" birisi "yumuşak taş" demek. 00:17:08.500 --> 00:17:15.479 Demek ki oradaki tepenin yapısında o çeşit taş olduğundan, Araplar oralara o ismi vermişler. 00:17:15.883 --> 00:17:21.579 Safa ile Merve, birbirinden dört yüz küsur metre mesafede olan iki kayalık tepecik, 00:17:21.647 --> 00:17:23.897 iki kaya tepeciği demek oluyor. 00:17:24.275 --> 00:17:31.620 Peygamber Efendimiz'in mahallesi Safa'ya yakın yerdeydi. Benî Hâşim yurdu. 00:17:31.620 --> 00:17:39.302 Kâbe'nin etrafı, çeşitli kabileler tarafından yerleşilmiş. 00:17:40.147 --> 00:17:47.341 Mekke'nin asıl sahibi olan, Kâbe i Müşerrefe üzerinde hakları çok olan Benî Hâşim. 00:17:47.341 --> 00:17:51.516 İsmail aleyhisselam'dan itibaren gelen vazifeler onların üzerinde, 00:17:51.920 --> 00:18:00.970 Kureyş kabilesinin üzerinde. Kureyş kabilesinin, Efendimiz'in [mensub] olduğu boyunun yeri 00:18:00.502 --> 00:18:06.874 Safa tepesine yakın. Safa'dan Merve'ye doğru döndüğümüz zaman Kâbe sol tarafta kalıyor. 00:18:06.874 --> 00:18:10.770 Peygamber Efendimiz'in doğduğu ev de sağ tarafta kalıyor, 00:18:10.770 --> 00:18:13.121 şimdi kütüphane olarak orada bulunuyor. 00:18:13.121 --> 00:18:17.874 "Safa ile Merve Allah'ın şeâirindendir." ne demek? 00:18:18.920 --> 00:18:21.742 "Safa ile Merve arasında sa'y vazifesini yapmak, 00:18:22.940 --> 00:18:27.565 Allah'ın kullara emrettiği hac ve umre vazifelerinin bölümlerinden önemli, 00:18:27.738 --> 00:18:29.677 gerekli bir bölümdür." demek. 00:18:29.869 --> 00:18:33.630 Kısa söylenmiş, geniş olarak açılarak söylenmesi böyle. 00:18:33.987 --> 00:18:39.933 Onun için Allahu Teâlâ hazretleri tekrar açıkça buyuruyor ki; 00:18:39.933 --> 00:18:40.852 Fe men hacce'l-beyte. 00:18:40.852 --> 00:18:44.661 Fe, burada "o hâlde" mânasına gelen bir harf. 00:18:45.108 --> 00:18:56.544 Beyt, Arapça'da "ev" demek. Ama el-Beyt; "belirli ev, Beytullâh, Kâbe" demek. 00:18:57.890 --> 00:19:03.464 "Kim Kâbe'yi ziyaret maksadıyla, haccetmek maksadıyla, hac yapacağım diye gelmişse 00:19:03.580 --> 00:19:19.914 veyahut umre yapacağım diye gelmişse o kişiye bir günah yoktur, sorumluluk veya vebal yoktur." 00:19:20.364 --> 00:19:29.820 En yattavvefe bihimâ. "Bu iki yerin arasında gayretli gayretli koşup 00:19:29.820 --> 00:19:33.431 o sa'y vazifesini yapmasında hiçbir günah yoktur." 00:19:33.590 --> 00:19:37.132 Fe lâ cünâha. Burada lâm, nâfiyetü'l-cinstir. 00:19:37.310 --> 00:19:38.786 Fe lâ cünâha. "Hiçbir günah yoktur. 00:19:38.786 --> 00:19:43.750 Öyle bir şey düşünülmesin, bir mahzuru olduğu sanılmasın!" 00:19:43.523 --> 00:19:45.290 Ve men tetavvaa hayran fe innallâhe şâkirün alîm. 00:19:45.290 --> 00:19:52.757 "Kim böyle hayır için Allah'a taat ve ibadet kastıyla, gayretli bir iş yapar 00:19:52.757 --> 00:19:57.754 ve hayır işi işlerse hiç şüphe yok ki Allah onu mükâfatlandırır." 00:19:57.754 --> 00:20:05.933 Çünkü hayırlı iş yapanın mükâfatını [vermek,] sa'yini meşkûr etmek, 00:20:06.205 --> 00:20:13.270 karşılığını vermek Allah'ın şânındandır. 00:20:13.489 --> 00:20:16.579 Onun için Allahu Teâlâ hazretlerinin isimlerinden birisi de 00:20:16.867 --> 00:20:28.780 Şâkir; "İbadet yapıp mükâfatı hak eden kimsenin karşılığını vermek, sa'yini meşkûr kılmak!" demek. 00:20:29.258 --> 00:20:37.612 Alîm; "her şeyi hakkıyla bilen!" demek. Bu sözlerden ne anlaşılacak? 00:20:39.885 --> 00:20:43.413 "Bu vazifeyi yapmakta hiçbir mahzur yoktur!" diye niye deniliyor? 00:20:43.413 --> 00:20:48.926 Demek ki birileri mahzur var diye sanmışlar. Kimler sanmış? 00:20:49.370 --> 00:20:54.240 Hz. Âişe-i Sıddîka validemiz radıyallahu anh'ten naklediliyor ki 00:20:56.740 --> 00:21:03.677 Medineli ensarın Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem oraya gitmeden önce, 00:21:04.280 --> 00:21:07.608 İslâm oraya gitmeden, onlar İslâm'la müşerref olmadan önce 00:21:08.470 --> 00:21:15.651 Medineliler'in Müşellel'de el-Menat isminde bir putları vardı, ona tapınırlardı. 00:21:15.500 --> 00:21:21.500 Hac için ziyarete gelmek İbrahim aleyhisselam zamanından beri Araplar arasında 00:21:21.500 --> 00:21:23.631 yaygın olan bir ibadet. 00:21:23.642 --> 00:21:26.172 Çünkü Allah İbrahim aleyhisselam'a emretmiş. 00:21:26.172 --> 00:21:31.131 İbrahim aleyhisselam'a Beytullah'ı yapmasını emretmiş. 00:21:31.131 --> 00:21:37.162 Yaptıktan sonra da insanların orayı haccetmesini ilan etmesini [emretmiş]. 00:21:37.497 --> 00:21:44.319 Ve ezzin fi'n-nâsi bi'l-hacci ye'tûke ricâlen ve alâ külli dâmirin ye'tîne min külli feccin amîkin. 00:21:44.339 --> 00:21:46.215 âyet-i kerîmesinden anlıyoruz. 00:21:46.838 --> 00:21:50.921 Bu hac ibadeti İbrahim aleyhisselam'ın ettiği bir ibadet. 00:21:51.470 --> 00:21:57.130 Tabii İbrahim aleyhisselam'a, İsmail aleyhisselam'a inanmış insanlar olarak 00:21:57.464 --> 00:22:00.382 onların ümmetleri de bu vazifeyi yapmışlar. 00:22:00.505 --> 00:22:05.890 Onların çocukları da bu hac vazifesini yapmağa devam etmişler. 00:22:05.505 --> 00:22:13.880 Ama sonradan put edindiklerinden puta taptıklarından orada o puta ibadet ettiklerinden; 00:22:14.297 --> 00:22:19.173 "Acaba İslâm gelince bu yaptıklarımızın hangisi doğru hangisi eğri, 00:22:19.589 --> 00:22:24.381 yapmalı mıyız yapmamalı mıyız?.." diye tereddüt etmişler. 00:22:24.714 --> 00:22:28.548 Zor gelmiş, onlara uygunsuz görünmüş. 00:22:28.672 --> 00:22:32.131 "Bu Safa ile Merve arasında biz cahiliye zamanında gider gelirdik. 00:22:32.141 --> 00:22:37.329 Bu cahiliye âdetidir; binâenaleyh bizim herhalde bunu yapmamız doğru olmaz. 00:22:37.329 --> 00:22:42.777 Çünkü İslâm bize cahiliye âdetlerini bıraktırıyor, herhalde bunu da bıraktırır…" diye düşünmüşler. 00:22:43.246 --> 00:22:49.468 Hz. Âişe-i Sıddîka validemiz; "Onun üzerine bu âyet-i kerîme nazil olmuştur." buyuruyor. 00:22:49.875 --> 00:22:54.655 Hiçbir mahzuru yoktur, günah yoktur. Çünkü bozulmamış İbrahim dininin, 00:22:54.928 --> 00:22:58.751 Hz. İbrahim'e emredilen vazifelerin devamı. 00:22:59.395 --> 00:23:01.829 Putperestlik buraya girmemiş. 00:23:01.838 --> 00:23:07.464 Giren tarafı; putlarını getirip oraya koymuşlar, onu selâmlıyorlarmış. 00:23:07.632 --> 00:23:11.299 İbn Kesîr tefsirinde zikrediliyor; 00:23:11.423 --> 00:23:16.465 Ebû Bekir b. Abdurrahman b. Hâris b. Hişâm'dan nakledildiğine göre 00:23:19.390 --> 00:23:26.504 Araplar Safa tepesine İsaf isminde bir put dikmişler. 00:23:28.757 --> 00:23:44.174 Merve tepesine de bir put dikmişler, bunun ismi de Nâil veya Nâile imiş. İsaf ve Nâile, iki put. 00:23:44.481 --> 00:23:53.100 Safa ile Merve arasında gidip oralara geldikleri zaman bunlara selam verirlermiş. 00:23:53.281 --> 00:24:00.646 Herhâlde hürmet izhar ediyorlar; belki ellerini sürüyorlar, eğiliyorlar, kalkıyorlar… 00:24:00.804 --> 00:24:07.213 Tabii müslümanlar [Mekke'yi fethettikden sonra] putlar kırıldı, 00:24:07.213 --> 00:24:09.879 Kâbe-i Müşerrefe'den atıldı, temizlendi. 00:24:09.879 --> 00:24:13.461 Kâbe'nin içinde dışında 360 tane put olduğu söyleniyor. 00:24:14.540 --> 00:24:17.439 Safa ile Merve'deki putlar da atıldı. O zaman bazı müslümanlar, 00:24:17.439 --> 00:24:20.781 "Biz bunların arasında koşar ve bunlara selam dururduk. 00:24:20.935 --> 00:24:24.359 Şimdi Safa ile Merve arasında gidip gelmek herhalde doğru değil?" diye düşünürken 00:24:24.359 --> 00:24:25.493 bu âyet-i kerîme indi: 00:24:25.493 --> 00:24:32.888 "Sizin düşündüğünüz gibi değil! Bu Safa ile Merve arasında sa'y etmek 00:24:32.888 --> 00:24:40.340 Allah'ın emirlerindendir; haccın bölümlerindendir, vecibelerindendir. 00:24:40.340 --> 00:24:44.236 Binâenaleyh bunu yapın! Bunlarda öyle düşündüğünüz gibi bir mahzur, 00:24:44.236 --> 00:24:48.545 bir günah bahis konusu değildir." deyince, 00:24:48.545 --> 00:24:54.640 artık işin aslından olduğunu, İbrahim aleyhisselam zamanından beri 00:24:54.665 --> 00:24:56.235 Allah'ın emri olduğunu anlamışlar. 00:24:56.693 --> 00:25:04.830 Haccın temiz bölümlerinden bir bölüm olduğunu, cahiliye devrinin içine sokuşturduğu 00:25:04.830 --> 00:25:10.656 şeylerden bir şey olmadığını anlamışlar, ondan sonra bu ibadeti böylece yapmışlar. 00:25:12.380 --> 00:25:19.859 Câbir radıyallahu anh'ten rivayet ediliyor ki uzun bir hadîs-i şerîf. 00:25:19.860 --> 00:25:22.673 İmam Müslim Sahîh'inde kaydetmiş: 00:25:23.670 --> 00:25:31.679 "Peygamber Efendimiz Beytullah'ı tavafı bitirdikten sonra Hâcer-i Esved köşesine gelip 00:25:31.679 --> 00:25:33.569 orasını istilâm eyledi. 00:25:33.736 --> 00:25:39.300 Sonra Safa kapısından Mescid-i Haram'ın dışına çıktı." 00:25:39.300 --> 00:25:42.582 O zaman Safa ile Merve mescidin dışında idiler. 00:25:42.718 --> 00:25:45.640 Yakın zamana kadar, 1950'li yıllara kadar öyleymiş. 00:25:45.640 --> 00:25:56.154 Mescid büyütülünce mescidin içinde gibi görünüyor. Ama eskiden dışarıda imiş. 00:25:56.852 --> 00:26:00.908 Safa kapısından mescidin dışına çıkıp Safa tepesine gelmiş. 00:26:00.908 --> 00:26:09.198 Şimdi bir kapıdan çıkmağa lüzum kalmadan mescidin direkleri arasından yürüyoruz, 00:26:09.791 --> 00:26:17.286 Safa'ya geliyoruz. Demek ki daha sonra mescit büyütülerek Safa ile Merve mescidin içine alınmış. 00:26:17.705 --> 00:26:24.388 Peygamber Efendimiz ikisi arasına geldikten sonra buyurmuş ki; 00:26:24.849 --> 00:26:27.928 İnne's-safâ ve'l-mervete min şeâirillâhi. 00:26:27.928 --> 00:26:30.722 Bu âyet-i kerîmenin başındaki ifadeler gibi; 00:26:31.280 --> 00:26:37.360 "Safa ile Merve arasında sa'y etmek, haccın Allah tarafından emredilmiş vazifelerindendir." 00:26:37.601 --> 00:26:41.530 Ebdeü bimâ bedeallâhu bihî. 00:26:41.747 --> 00:26:51.628 "Allah'ın başlanmasını emrettiği şekilde ben de buradan sa'y etmeğe başlıyorum." buyurmuş. 00:26:51.819 --> 00:26:54.352 Sahîh-i Müslim'de olan bir haber. 00:26:54.483 --> 00:27:01.217 Sonra Habîbe b. Ebî Tezzie'den rivayet edildiğine göre şöyle anlatmış: 00:27:02.486 --> 00:27:08.580 "Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'i ben Safa ile Merve arasında; önde insanlar, 00:27:08.580 --> 00:27:12.808 Peygamber Efendimiz de onların arkasında sa'y ederken gördüm. 00:27:12.906 --> 00:27:26.520 Hatta hızla hareketinden dolayı etekleri iki tarafından sıyrılıyordu, dizlerini dahi gördüm. 00:27:27.481 --> 00:27:32.614 O esnada diyordu ki; İs'av fe innallâhe ketebe aleykümü's-sa'y. 00:27:33.530 --> 00:27:43.743 'Haydi bakalım! Gayretli olun, koşun! Çünkü Allahu Teâlâ hazretleri size burada sa'y etmeyi emretti, 00:27:44.123 --> 00:27:47.645 sizin üzerinize vazife olarak yazdı.'" 00:27:47.589 --> 00:27:50.631 Bunu da Ahmed b. Hanbel rivayet etmiş. 00:27:52.317 --> 00:27:57.660 Bütün bunlardan anlaşılıyor ki tavaftan sonra 00:27:57.717 --> 00:28:07.298 Safa ile Merve arasında böyle bir vazife yapılacak. Öyle bazı kimselerin sandığı gibi, 00:28:08.170 --> 00:28:12.397 "Acaba günah mı, makbul olmayan cahiliye âdeti mi acaba?.." diye 00:28:13.186 --> 00:28:14.573 ters düşünmeğe lüzum yok! 00:28:14.922 --> 00:28:23.840 Hatta Urve b. Zübeyr, Zübeyr b. Avvâm radıyallahü anh'ın oğlu Urve; büyük alim. 00:28:23.928 --> 00:28:27.367 Hz. Âişe validemizin de yeğeni oluyor. 00:28:27.367 --> 00:28:32.653 O bu âyet-i kerîmeyi teyzesi Hz. Âişe'nin yanında okumuş. 00:28:34.548 --> 00:28:42.382 "Bu ikisi arasında sa'y etmekte bir günah yoktur, dediğine göre sa'y etmese de olur mu? 00:28:42.840 --> 00:28:49.799 Sa'y etmese de olabilir herhâlde?.." tarzında bir soru sormuş. 00:28:49.902 --> 00:28:58.551 Teyzesi Hz. Âişe validemiz demiş ki; Bi'se mâ kulte yebne uhtî. 00:28:58.721 --> 00:29:04.667 "Ey benim kız kardeşimin oğlu! Ne kadar kötü söyledin, bu yorumun ne kadar ters oldu! 00:29:05.900 --> 00:29:08.966 Eğer senin dediğin gibi olsaydı Allah bu âyet-i kerîmeyi şöyle indirir: 00:29:09.312 --> 00:29:15.318 Fe lâ cünâha aleyhi en lâ yettavvafe bihimâ derdi. Burada yettavvafe bihimâ diyor. 00:29:15.869 --> 00:29:19.590 Senin dediğin gibi değil!" diye izah etmiş. 00:29:20.297 --> 00:29:27.756 "Ensar kendilerini burada eskiden putperest âdeti olarak sa'y ediyoruz sanıyorlardı; 00:29:27.881 --> 00:29:33.465 öyle olmadığını göstermek için Allah bu âyeti indirdi." diye açıklama yapmış. 00:29:33.840 --> 00:29:38.132 Demek ki herhangi bir cahiliye âdeti sanılmasın, 00:29:38.339 --> 00:29:43.714 İbrahim aleyhisselam'dan beri, Hâcer validemizden beri bu vazife vardır ama 00:29:43.904 --> 00:29:50.423 haccın vazifelerindendir, yapılması lazım gelen sevaplı bir vazifedir. 00:29:50.888 --> 00:30:04.600 İbrahim aleyhisselam, sevdiği eşini ve çok sevgili oğlunu, yıllarca bekleyip de olmayıp olmayıp da 00:30:04.102 --> 00:30:12.569 sonradan olan kıymetli oğlu İsmail'i Allah emretti diye Kâbe-i Müşerefe'nin olduğu yere getirdi. 00:30:12.569 --> 00:30:16.609 O zaman Kâbe yok, insanlar yok. Orası ekin bitmez bir vadi! 00:30:16.840 --> 00:30:21.499 Oraya getirdi, bıraktı, döndü gitti. Hâcer validemiz arkasından; 00:30:21.773 --> 00:30:24.700 "Yâ İbrahim, bizi bırakıp nereye gidiyorsun?" dedi. Ses çıkartmadı. 00:30:24.878 --> 00:30:30.930 Çünkü belki de üzülüyor. Düşünün, Allah emretti diye bırakıyor ama 00:30:31.316 --> 00:30:36.603 Allahu Teâlâ'nın koruyacağına güveniyordur, üzülüyordur da! 00:30:36.829 --> 00:30:41.359 Hızlı hızlı giderken Arkasından Hâcer validemiz: "Bunu sana Allah mı emretti?" deyince; 00:30:41.500 --> 00:30:46.692 "Evet, Allah emretti." diye cevap vermiş. Tepeye çıkınca; 00:30:46.824 --> 00:30:53.336 "Yâ Rabbi, ben evlâtlarımdan, ailemden eşimle çocuğumu buraya yerleştirdim. 00:30:53.336 --> 00:31:02.119 Sen helâl rızıklarla bunları rızıklandır! Şükretsinler, sana güzel ibadet etsinler." diye 00:31:02.119 --> 00:31:04.428 de orada dua etmiş, sonra gitmiş. 00:31:05.493 --> 00:31:13.100 İsmail aleyhisselam küçük bir çocuk; İbrahim aleyhisselam'ın oğlu, 00:31:13.298 --> 00:31:14.897 ileride peygamber olacak. 00:31:15.436 --> 00:31:19.115 Hacer validemiz; yiyecek az, içecek az. 00:31:19.115 --> 00:31:25.270 Onlar bitince çocuk susuzluktan helâk olacak, burada öleceğiz, diye korkusundan 00:31:25.593 --> 00:31:32.111 İsmail aleyhisselam'ı ortada kumlarda bırakmış, etrafta ne var ne yok diye anlamak için 00:31:32.536 --> 00:31:35.972 yüksekçe bir yere çıkayım diye Safa tepesine yürümüş. 00:31:35.972 --> 00:31:44.640 "Acaba bir insan, bir çadır, bir deve bir alâmet görür müyüm?" diye etrafa bakınmış, 00:31:45.717 --> 00:31:46.403 bir şey yok! 00:31:46.473 --> 00:31:49.248 Merve tepesine kadar gitmiş, oradan bakınmış. 00:31:49.588 --> 00:31:56.804 Telaş içinde oradan oraya giderken Cebrâil aleyhisselam kanadıyla kumları eşeleyip 00:31:56.804 --> 00:31:58.376 oradan zemzem suyunu çıkartmış. 00:31:58.376 --> 00:32:05.503 Onu görünce sevinerek oğlu İsmail aleyhisselam'ın yanına gelmiş. 00:32:05.528 --> 00:32:08.938 Suyun önünü tutturup havuzlandırıp içirmiş. 00:32:08.938 --> 00:32:15.914 Ondan sonra da Cenâb-ı Hak nice nice lütuflarla orada onları barındırmış, yaşatmış, geliştirmiş. 00:32:16.227 --> 00:32:21.844 Oranın sahibi olmuşlar, zemzem suyunun mâliki olmuşlar. 00:32:22.589 --> 00:32:27.830 Cürhüm kabilesi gelmiş, İsmail aleyhisselam onlardan birisinin kızıyla evlenmiş. 00:32:28.184 --> 00:32:34.200 Onlar, "Bu suyun başında bizim de oturmamıza izin verir misin?" diye müsaade istemişler, 00:32:34.351 --> 00:32:36.550 müsaade vermiş. 00:32:37.267 --> 00:32:44.351 Tabii herkes arkadaş ister, yoldaş ister, komşu ister; kimse yalnızlığı sevmez. 00:32:44.990 --> 00:32:48.690 Ondan sonraki yıllarda İbrahim aleyhisselam gelmiş, 00:32:48.690 --> 00:32:53.854 Kâbe'nin binasını oğlu İsmail aleyhisselam'la beraber yapmışlar. 00:32:54.442 --> 00:33:02.420 Binâenaleyh o zamanki o Hâcer validemizin Allah'tan ümit edip Allah'a yalvarıp 00:33:02.420 --> 00:33:06.632 Allah'ın bir yardım vermesini bekleyerek oradan oraya 00:33:06.804 --> 00:33:15.793 telaşla fakr u zarûret ve tevekkül ile yalvarıp yakararak heyecan ile 00:33:16.350 --> 00:33:22.561 gidip gelmesini şiar olarak bir ödev, uygulanacak bir vazife, bir ibadet bölümü olarak 00:33:22.861 --> 00:33:27.982 Cenâb-ı Hak haccın içerisine yerleştirmiş. 00:33:27.982 --> 00:33:34.400 Burada da emrediyor, bu âyet-i kerîme de sa'yin vacip olduğunu gösteriyor. 00:33:34.520 --> 00:33:42.366 Bu vaciplik ne demektir? İmam Mâlik mezhebinde farzla sünnet arasında vacip diye bir 00:33:42.366 --> 00:33:45.949 kademe olmadığından onlar farz ve rükün diyorlar, 00:33:45.949 --> 00:33:52.209 "Bu olmazsa olmaz!" diyorlar. Buradaki ifadelerden ve hadîs-i şerîflerden, 00:33:52.474 --> 00:33:56.310 bizim imamımız Ebû Hanife hazretleri vacip olduğuna hükmetmiş. 00:33:56.724 --> 00:34:05.187 Farz kadar kesin delilli değil ama hadîs-i şerîflerde de kuvvetle tavsiye ediliyor. 00:34:05.188 --> 00:34:11.301 Binâenaleyh bizim mezhebimizin müçtehitleri, "Bu bir vaciptir." diye hükmetmişler. 00:34:11.633 --> 00:34:16.318 Bu vazife hac ve umre yapanlar tarafından yapılıyor. 00:34:16.318 --> 00:34:20.175 Siz de hacca gittiğiniz zaman yaparsınız. 00:34:20.908 --> 00:34:22.489 Fe lâ cünâha aleyhi. 00:34:22.489 --> 00:34:28.967 "Cahiliye âdeti değildir, böyle yapmakta hiçbir günah, sorumluluk, vebal yoktur." 00:34:29.874 --> 00:34:32.453 Gönül hoşluğu ile bu vazifeyi yapın! 00:34:32.453 --> 00:34:38.131 Çünkü İbrahim aleyhisselam zamanından beri yapılagelen bir doğru vazifedir, 00:34:38.131 --> 00:34:39.363 Peygamber Efendimiz de yapmış. 00:34:39.776 --> 00:34:46.413 En yattavvafa bihimâ. Yattavvafa, idgamlı bir kelimedir, aslı yetatavvafa'dır. 00:34:46.813 --> 00:34:55.695 Tefa'ul babındandır. Yattavvafa ne demek? 00:34:56.447 --> 00:35:05.386 "Bir tavafı, bir yürüme, koşma işlemini gayretle yapmak" mânasına geliyor. 00:35:06.520 --> 00:35:16.149 Tabii bu Safa ile Merve arasında gidip gelmek de bir heyecanlı, nefes nefese bir gayret işidir. 00:35:16.379 --> 00:35:26.254 Onun için bu tabir kullanılmış. İkisi arasında sa'y mânası var. 00:35:26.254 --> 00:35:32.892 Aşk ile şevk ile fakr u zarûret ile tezellül ve boyun büküklüğü ile kendisinin 00:35:32.892 --> 00:35:37.372 Allah'a muhtaç olduğunu; Hâcer validemize Cenâb-ı Hakk'ın yardım ettiği gibi 00:35:38.296 --> 00:35:46.154 kendisinin de Allah'ın lütfunu, rahmetini, fütuhâtını, füyuzâtını istediğini düşünerek koşturması! 00:35:46.154 --> 00:35:49.999 Bu, yapılması gereken bir vazife, buradan anlaşılıyor. 00:35:50.631 --> 00:36:00.714 Ve men tetavvaa hayran fe innallâhe şâkirün alîm yusîbu ale'l-kalîli bi'l-kesîr. 00:36:00.756 --> 00:36:10.600 "İşte bunun gibi vazifeleri, Allah'a itaat ve ibadet kastıyla böyle hayırları kim yaparsa 00:36:10.131 --> 00:36:19.256 Allahu Teâlâ hazretleri kalil olan bir gayreti, az olan bir gayreti, 00:36:19.464 --> 00:36:23.464 az olan bir ibadeti çok mükâfat ile mükâfatlandırır!" 00:36:23.659 --> 00:36:31.530 Çünkü sa'yi meşkûr etmek şânındandır. Cenâb-ı Mevlâ'nın bir sıfatı da Şâkir sıfatıdır. 00:36:31.548 --> 00:36:37.757 Şâkir ne demek? "Yapılan bir ibadeti mükâfatlandıran" mânasına geliyor. 00:36:39.434 --> 00:36:49.795 Alîm. "Yapılan bir haseneyi kat kat mükâfatlandırır, zerre kadar zulmetmez. 00:36:50.176 --> 00:36:58.500 Kime ne miktar mükâfat vereceğini, kulların gönüllerinden geçen niyetlerini pekâlâ bilir." 00:36:58.506 --> 00:36:59.215 mânasına. 00:36:59.694 --> 00:37:08.323 Şâkir sözü Cenâb-ı Hakk'ın cömertliğini gösteren, kulların gayretlerini mükâfatsız bırakmayacağını 00:37:08.323 --> 00:37:10.627 gösteren bir sıfat. 00:37:10.673 --> 00:37:14.382 Alîm de her şeyi bildiğini gösteren bir sıfat. 00:37:14.614 --> 00:37:26.202 Peygamber Efendimiz'in Safa ile Merve arasında böyle dizleri görünecek kadar [koşmuş]. 00:37:28.423 --> 00:37:30.506 O zaman onları neden yapmış? 00:37:30.511 --> 00:37:33.954 Çünkü öyle koştuğu da olmuş yürüdüğü de olmuş. 00:37:34.379 --> 00:37:40.319 Bir seferinde Hz. Ömer Safa ile Merve arasında yürümüş, koşmamış. 00:37:41.480 --> 00:37:42.490 Buyurmuş ki; 00:37:42.531 --> 00:37:51.182 "Eğer koşmayıp sadece yürüyorsam Resûlullah'ı yürüyor vaziyette gördüğüm için yürüyorum. 00:37:51.690 --> 00:37:58.184 Koşmuşsam koştuğum zaman da Resûlullah'ın koştuğunu da gördüğüm için koşuyorum." 00:37:58.184 --> 00:38:02.872 Demek ki Efendimiz her ikisini de yapmış. Pekiyi, koştuğu zaman neden koşmuş? 00:38:02.967 --> 00:38:09.962 Müslüman olmayan müşrik Araplar, onun sa'y ettiği esnada ona bakarken 00:38:10.354 --> 00:38:12.646 onun gayretini görsünler diye! 00:38:12.748 --> 00:38:16.649 Hem tavafta hem sa'yde gayretle koşuşturmuş. 00:38:16.709 --> 00:38:25.430 Safa ile Merve arasında yeşil ışıklarla yeşil direklerle belirtilmiş yer var; 00:38:25.292 --> 00:38:29.459 tam Saf'ya yakın düzde bir yer. 00:38:29.874 --> 00:38:37.453 Kitaplarda el-Mîleyn-i ahdareyn deniyor, "iki yeşil direk arası" deniliyor. 00:38:37.453 --> 00:38:40.460 Şimdi yeşil ışıklarla belirtilmiş. 00:38:40.460 --> 00:38:48.480 Bugün hac ve umre yaparken oraya geldiğiniz zaman onların arasında koşuluyor. 00:38:48.204 --> 00:38:51.335 Erkekler koşuyor, kadınlar için koşmak gerekmiyor. 00:38:51.491 --> 00:38:59.854 Koşarken de; Rabbiğfi'r-verham, va'fu ve tekerrem ve tecâvez ammâ ta'lem 00:39:00.183 --> 00:39:06.387 fe inneke ta'lemü mâ lâ na'lem inneke entellâhü'l-eazzü'l-ekrem diye 00:39:07.968 --> 00:39:15.533 Cenâb-ı Hakk'ın en aziz, en kerim olduğunu beyan edip ondan afv ü mağfiret isteniyor. 00:39:15.857 --> 00:39:19.565 Bu arada işte koşma vazifesi de var. 00:39:20.501 --> 00:39:24.884 Elmalılı [Muhammed Hamdi Yazır] rahmetli diyor ki; 00:39:25.219 --> 00:39:35.507 "Demek ki burada a'dâ-yı dîne karşı izhâr-ı kuvvet için riyâzet-i bedenîyeye dahi bir işaret var." 00:39:35.672 --> 00:39:38.641 Bu tabirler ne demek, bu sözlerden çıkan mâna ne? 00:39:39.400 --> 00:39:48.369 Vücudun sıhhatli, kuvvetli olması için bedenin sağlığı ve hünerli, becerikli olması, 00:39:48.369 --> 00:39:51.792 ham olmaması için çalıştırmak da lazım! 00:39:51.886 --> 00:40:01.495 Arapça'sı idman. Bir şeyi devamlı yapmağa, çok yapmağa idman derler. 00:40:01.958 --> 00:40:07.478 Batı dillerinde jimnastik diyorlar, spor diyorlar; bu ikisi yabancı kelime. 00:40:07.566 --> 00:40:10.189 Eğer yabancı kelimeleri kullanmak istemez de 00:40:10.321 --> 00:40:16.776 Türkçe'sini, kendi dilimizden karşılığını bulmak istersek bulursak buluruz. 00:40:16.824 --> 00:40:21.680 Bulamazsak dedelerimizin kullandığı idman kelimesini kullanırız. 00:40:21.680 --> 00:40:32.580 Bir de dedelerimiz riyâzet-i bedeniyye, "bedeni terbiye etmek için yapılan hareketler" derlerdi. 00:40:32.580 --> 00:40:39.520 Bir de bunun karşılığında riyâzet-i rûhiye var. Ruhu kuvvetlendirmek için yapılan çalışmalar var. 00:40:39.520 --> 00:40:46.815 Tasavvufî çalışmalar, halvetler, zikir vs. çalışmalar var. Riyâzet deniliyor. 00:40:47.767 --> 00:40:52.380 Oruç tutarak, halvete girerek, zikir yaparak, çokça namaz kılarak yapılıyor. 00:40:52.868 --> 00:40:56.879 Ona da riyazet deniliyor ama o riyâzet-i rûhiyye. 00:40:56.879 --> 00:41:04.230 Riyâzet-i bedeniyye denilince bugünkü spor, idman denilen şey, jimnastik denilen şey anlaşılıyor. 00:41:04.704 --> 00:41:09.365 Peygamber Efendimiz'in davranışlarında bedeni sıhhatli, kuvvetli tutmak için 00:41:09.365 --> 00:41:14.907 çalışmaya da teşvik var, bu kesin! 00:41:15.280 --> 00:41:20.582 Hatta güreş yapanları da, yarış yapanları da teşvik ederdi. 00:41:21.409 --> 00:41:29.762 Bunlarda da fayda var. Çünkü vücut serbest zamanda koşmaya, bazı zor işleri yapmaya alışırsa 00:41:30.367 --> 00:41:34.312 cihat zamanı, savaş zamanı geldiği zaman onları kolaylıkla yapar. 00:41:34.368 --> 00:41:42.338 Onun için hepimizin çoluk çocuğumuzu bedenen de hünerli, kuvvetli, becerikli yapmamız lazım! 00:41:42.338 --> 00:41:47.787 Kimisi yürümesini beceremez, koşmasını beceremez, ipe tırmanamaz, 00:41:47.787 --> 00:41:50.190 duvardan atlayamaz, ağaca çıkamaz… 00:41:50.492 --> 00:41:57.214 Bunlar hamlık ve tembellik alameti! Çocuklarımızı böyle hünerli, becerikli yetiştirmeliyiz ki 00:41:57.214 --> 00:42:02.979 her şeyi şıp diye becersinler, kimseden geri kalmasınlar, arkada kalmasınlar. 00:42:03.506 --> 00:42:09.382 Avustralya'da gördüğümüz bir şey var ki biz sabah namazına giderken 00:42:11.964 --> 00:42:17.673 pazar günü herkes uykuda iken evinde keyif yaparken görüyoruz. 00:42:18.609 --> 00:42:22.184 İdman elbiselerini giymişler sırtlarına, bisikletlerine binmişler, 00:42:22.524 --> 00:42:28.203 alaca karanlıkta, daha sabahın aydınlığı bile gelmemişken bastırmamışken 00:42:28.627 --> 00:42:31.360 bisikletle nereden nereye gidiyorlar geliyorlar. 00:42:31.360 --> 00:42:35.914 Başlıklarını takmışlar, idman ayakkabılarını, elbiselerini giymişler. 00:42:36.974 --> 00:42:40.207 İstirahati terk etmişler, erken yatıyorlar, erken kalkıyorlar. 00:42:41.569 --> 00:42:45.302 Çeşitli idmanlarla çok iddialı çalışıyorlar. 00:42:45.943 --> 00:42:52.845 Deniz kenarına bazen gittiğimiz zaman görüyorum, saatlerce yüzen insanlar var. 00:42:52.945 --> 00:42:57.315 Herhalde dünya birincisi olmak için gayret ediyorlar. 00:42:57.988 --> 00:43:07.925 Bunları dedelerimiz de yapardı. Kılıç kullanmak, cirit atmak, ok atmak gibi çalışmaları, 00:43:07.925 --> 00:43:10.229 yarışları yaparlardı. 00:43:10.612 --> 00:43:16.897 Âyet-i kerîmelerde ve hadîs-i şerîflerde de bunlara ait teşvikler ve işaretler var. 00:43:17.162 --> 00:43:22.582 Bu âyet-i kerîme de onlardan birisini gösteriyor. Ve men tetavvaa. 00:43:23.340 --> 00:43:32.114 Tetavvaa, tâat kelimesinden, tav' kökünden geliyor; tı-vav-ayn ile; "itaat etmek" demek. 00:43:32.755 --> 00:43:39.784 Allah'a itaat için ibadet vazifelerini, görevlerini yapmak. 00:43:40.169 --> 00:43:46.758 Hayrı ibadet maksadıyla gönüllü olarak aşk ile şevk ile kim yaparsa 00:43:47.870 --> 00:43:56.106 Allahu Teâlâ hazretleri onun az gayretini çok mükâfatlandırır ve onun gönlünü hoş eder. 00:43:56.640 --> 00:44:04.376 Hadîs-i kudsî var, onu da nakletmiş olalım. Zaten çok duyduğunuz, bildiğiniz bir hadîs-i şerîf: 00:44:04.766 --> 00:44:09.480 Lâ yezâlü abdiye'l-mü'mini yetekarrabü ileyye bi'n-nevâfil. 00:44:09.586 --> 00:44:17.575 "Benim mü'min kulum bana tatavvu ibadetleri, nafile ibadetleri, mecburî olmayan ama 00:44:17.830 --> 00:44:22.375 yaparsa sevap kazanacağı güzel ibadetleri, aşk ile şevk ile kat kat, 00:44:22.610 --> 00:44:26.148 fazla fazla yaparak bana yakınlaşır." 00:44:26.271 --> 00:44:30.671 Kurbiyyet peyda eder, Allah'a yakın kul olur, eren kul olur. 00:44:30.671 --> 00:44:35.300 Hattâ ühıbbehü feekûne sem'ahü'l-lezî yesmeu bihî. 00:44:35.292 --> 00:44:42.631 "Nihâyet öyle bir hâle gelir ki Cenâb-ı Hak onu sever de onun gören gözü olur, işiten kulağı olur, 00:44:43.120 --> 00:44:47.269 idrak ettiği gönlü olur, tuttuğu eli olur, yürüyen ayağı olur." 00:44:49.419 --> 00:44:57.288 Allah'ın lütfuna mazhar olan bir kimse artık insanların yapamayacağı işleri yapacak hâle gelir. 00:44:57.288 --> 00:45:00.786 Buna keramet diyoruz, evliyâullahın kerameti diyoruz. 00:45:01.266 --> 00:45:06.365 O zaman uzaktaki şeyi görür, duyulmayacak şeyi duyar. 00:45:06.668 --> 00:45:11.530 Tayy-ı mekânla tayy-ı zamanla gidilmeyecek yere kısa zamanda varır. 00:45:12.962 --> 00:45:17.770 Karşısındakinin gönlünden geçeni Allah'ın bildirmesiyle bilir. 00:45:18.111 --> 00:45:20.311 Bunlar âyet-i kerîmelerle sabit! 00:45:20.332 --> 00:45:29.101 Bazı dinî bilgileri iyi olmayan, ama eli kalem tutup da dergi vs. çıkartan cüretkâr, 00:45:30.557 --> 00:45:36.957 haddini de bilmez, cahilliğini da anlamaz; eli kalem tuttu diye kendisini allâme sanan insanlar var. 00:45:36.958 --> 00:45:42.441 Bunları kabul etmek istemiyorlar veya ileri geri konuşmak istiyorlar ama işte âyetler, 00:45:42.583 --> 00:45:46.863 işte hadisler, işte sağlam kayıtlar böyle! 00:45:47.723 --> 00:45:54.912 Hayırları tatavvu olarak Allah'a itaat maksadıyla aşk ile şevk ile gönüllü gönüllü olarak yapmak da 00:45:55.409 --> 00:45:58.110 bizim davranış şeklimiz olmalı! 00:45:58.326 --> 00:46:04.343 Mü'minler olarak ibadeti ite kaka değil de; Ve izâ kâmû iles-salâti kâmû küsâlâ. 00:46:04.647 --> 00:46:08.956 "Namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar." diye münafıklar anlatılıyor. 00:46:09.279 --> 00:46:15.348 Öyle değil de aşk ile şevk ile severek isteyerek yapmak lazım! 00:46:15.373 --> 00:46:24.459 Bu âyet-i kerîme onu gösteriyor. Böyle yapanların da nice nice büyük mükâfatlara ereceği; 00:46:24.459 --> 00:46:31.923 çünkü Cenâb-ı Hakk'ın azı çokla mükâfatlandırdığı, 00:46:32.236 --> 00:46:36.906 mükâfatın ne miktarda verilmesi gerektiğini bildiği, 00:46:37.268 --> 00:46:43.963 ekremü'l-ekremîn olduğu, cömert olduğu, eksik ve cimrice davranmadığı, 00:46:44.502 --> 00:46:52.740 sevabını kat kat verdiği, hiç kimseye zulmetmediği, hakkını vermezlik yapmadığı, miskâl-i zere, 00:46:52.926 --> 00:47:03.381 zerre miktarı haksızlık yapmadığı, hasenâtı kat kat mükâfatlandırdığı; bire on, bire yetmiş, 00:47:03.381 --> 00:47:12.741 bire yedi yüz, bire yetmiş bin, bire milyonlarca veya bire karşılık hadsiz hesapsız verdiği kesin! 00:47:13.263 --> 00:47:17.650 O hâlde biz de Cenâb-ı Hakk'a aşk ile şevk ile ibadet edelim! 00:47:18.600 --> 00:47:24.890 Dinimizin menâsikini, evâmirini, vazifelerini bilip ibadetleri Cenâb-ı Hakk'ın istediği şekilde 00:47:24.384 --> 00:47:29.159 uygulayıp rızasına erelim, mükâfatları kazanalım! 00:47:29.159 --> 00:47:32.430 es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!