WEBVTT 00:00:00.278 --> 00:00:02.730 es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh. 00:00:02.734 --> 00:00:05.229 Allah cümlenizden razı olsun. Cumanız mübarek olsun. 00:00:05.261 --> 00:00:10.514 Cenâb-ı Hak nice hayırlara dünyada, âhirette hepinizi erdirsin. 00:00:11.766 --> 00:00:14.966 Sevdiği kul eylesin, mes'ud ve bahtiyar olun… 00:00:15.487 --> 00:00:21.138 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hz. Ebû Bekir radıyallahu anh'ın 00:00:21.629 --> 00:00:28.670 ve İbn-i Abbas radıyallahu anh'ten rivayet edildiğine göre buyurmuşlar ki: 00:00:28.372 --> 00:00:40.832 Şeyyebetnî hûdün ve'l-vâkıatü ve'l-mürselâtü ve amme yetesâelûne ve ize'ş-şemsü küvvirat. 00:00:41.781 --> 00:00:48.797 Tirmizî ve Hâkim'in Müstedrek'inde yer alan bir hadîs-i şerîf. 00:00:49.306 --> 00:00:54.643 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş ki: Şeyyebetnî "Beni ihtiyarlattı." 00:00:54.924 --> 00:01:03.904 Şeybe, "saçın sakalın ağarması" mânasına gelen bir kelime. 00:01:04.338 --> 00:01:09.109 Şeyyebe de, "öyle yapmak, insanın saçını sakalını ağartmak" demek. 00:01:09.328 --> 00:01:18.471 Bu saçın sakalın ağarması bir yaşlanınca oluyor, saçlar sakallar aklaşıyor; ihtiyarlık alâmeti... 00:01:19.246 --> 00:01:22.788 Bir de elemden, kederden, üzüntüden dolayı ağarıyor. 00:01:23.184 --> 00:01:32.849 Hatta tıp kitaplarına geçmiş olaylar var, çok vahim, çok acı, çok elim bir haber aldığı için 00:01:32.849 --> 00:01:37.520 veya bir olayla karşılaştığı için bir gecede saçları, 00:01:38.140 --> 00:01:42.610 sakalı bembeyaz oluveren insanlar olduğu söyleniyor. 00:01:43.127 --> 00:01:50.399 Doktorların, tıp alimlerinin söylediğine göre birden bu renk kaçabiliyormuş, 00:01:50.912 --> 00:01:54.686 Onun için, "saçımı sakalımı ağarttı ama telâştan, 00:01:54.979 --> 00:02:02.483 üzüntüden dolayı ağarttı veyahut beni ihtiyarlattı." mânasına. 00:02:02.984 --> 00:02:12.484 Peygamber Efendimiz'in saçını, sakalını telâştan, üzüntüden ağartan ne? Hûdün "Hûd sûresi." 00:02:12.920 --> 00:02:16.970 Sûretü'l-Hûd demiyor, ama hûdün deyince, 00:02:17.741 --> 00:02:22.847 içinde Hûd aleyhisselâm'ın da kıssasının geçtiği sûreyi kastediyor. 00:02:22.946 --> 00:02:31.169 "Vâkıa sûresi ve Mürselât sûresi, ve Amme yetesâelûn Sûresi, ve İzeş-şemsü küvvirat Sûresi; 00:02:31.430 --> 00:02:40.301 bunlar beni ihtiyarlattı, saçımı sakalımı ağarttı, üzdü, telâşlandırdı." mânasına. 00:02:41.667 --> 00:02:49.789 Peygamber-i Zîşânımız sallallahu aleyhi ve sellem, habîbullah, Allah'ın sevgili kulu... 00:02:50.156 --> 00:02:56.520 Hem de ehabbü'l-halk, "insanların, yaratıkların en sevgilisi"... 00:02:56.310 --> 00:03:05.300 Eşrefü'l-mürselîn, habîbullah, halîlullah, safiyyullah, her türlü güzel vasfı kazanmış, 00:03:05.300 --> 00:03:06.853 Makâm-ı Mahmûd'un sahibi ki... 00:03:07.439 --> 00:03:11.970 Makâm-ı Mahmûd cennetin en yüksek derecesi, tek kişiye verilecek; 00:03:12.297 --> 00:03:14.710 o da Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz. 00:03:17.594 --> 00:03:22.859 Hem de hakkında; İnnâ fetehnâ leke fethan mübînâ. 00:03:25.322 --> 00:03:29.475 Liyağfira lekellâhu mâ tekaddeme min zenbike ve mâ teahhara 00:03:29.705 --> 00:03:34.901 ve yütimme ni'metehû aleyke ve yehdiyeke sırâtan müstakîmâ diye 00:03:35.288 --> 00:03:44.537 günahlarının afv ü mağfiret edileceği, geçmiş günahlarının ve gelecek günahlarının bağışlanacağı; 00:03:45.419 --> 00:03:53.196 kendisinin füyûzât ve fütûhâta mazhar olacağı müjdelenmiş olan, Allah'ın en sevdiği peygamberi... 00:03:53.453 --> 00:03:55.670 Niye ihtiyarlıyor? 00:03:54.572 --> 00:04:00.359 Allah'ın en sevgili kulu, ama Allah'a da en güzel ibadet eden, en candan ibadet eden, 00:04:00.542 --> 00:04:06.752 en yüksek seviyede, en yüksek şuurla, en büyük irfanla ibadet eden bir kul... 00:04:07.000 --> 00:04:13.393 Kul ama, emsalsiz bir kul.. Yakut da bir taş ama kıymetli bir taş, 00:04:13.393 --> 00:04:16.206 kıymetli taşların da en kıymetlisi gibi... 00:04:17.777 --> 00:04:20.321 Saçının sakalının ağarması neden? 00:04:20.719 --> 00:04:28.486 Bu sûrelerin içindeki mânalardan, sûrelerin mâhiyetinden, sûrelerin içindeki emirlerden, 00:04:28.733 --> 00:04:37.550 anlatılan konuların öneminden... Hem kendisi, "Cenâb-ı Hakk'a daha iyi kulluk yapayım!" diye; 00:04:37.719 --> 00:04:44.797 E felâ ekûnü abden şekûrâ. "Allah'a çok şükreden bir kul niye olmayayım?" diye, 00:04:45.144 --> 00:04:50.723 gayretinden dolayı böyle endişelenmiş olabilir. 00:04:51.121 --> 00:04:52.782 Hem de ümmeti namına endişelenmiş olabilir. 00:04:53.343 --> 00:05:00.806 Çünkü ümmetine şefkati, merhameti, yarsıması, sevmesi, koruması, 00:05:00.806 --> 00:05:06.765 ümmetine gelecek felâketlerden üzülmesi, ümmetinin üzerine titremesi âyetlerle sabit... 00:05:08.514 --> 00:05:12.145 Hattâ Süleyman Çelebi ne kadar güzel söyler; 00:05:12.170 --> 00:05:17.903 Mevlidhan kardeşler Mevlid'in her tarafını okumuyor, belirli bölümlerini okuyorlar; 00:05:18.900 --> 00:05:26.120 Vilâdet bahri, Mi'rac bahri, Vefat bahri diyorlar. Bir yerinde diyor ki; 00:05:26.277 --> 00:05:30.333 Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem beşikte ümmetini dilemiş. 00:05:30.915 --> 00:05:35.397 Daha doğduğu zaman bir şeyler söylüyormuş. 00:05:35.397 --> 00:05:37.151 "Ne söylüyor?" diye yanaştıkları zaman 00:05:37.151 --> 00:05:41.437 "Ümmetim yâ Rabbi!.. Ümmetim yâ Rabbi!.." diyormuş diye rivayet var. 00:05:42.285 --> 00:05:49.651 Bunu söyledikten sonra Süleyman Çelebi, şâirâne ama çok derin anlamlı bir beyit de kaydediyor: 00:05:49.775 --> 00:05:55.605 Ol beşikte diler idi ümmetin; Sen kocaldın, terk edersin sünnetin! 00:05:55.650 --> 00:05:59.444 Sen beşikte değilsin, çocuk değilsin, kocaman adam oldun; 00:05:59.460 --> 00:06:05.109 O Peygamber, daha beşikteyken, "Ümmetim, ümmetim!.." diye, ümmetini Cenâb-ı Hak affetsin diye dua ederdi. 00:06:05.152 --> 00:06:09.310 hâlâ sünnetine tam uymuyorsun, terk ediyorsun! Bu nasıl iş?" diyor. 00:06:08.620 --> 00:06:11.180 Çok etkileyici bir söz. 00:06:11.668 --> 00:06:19.395 Herkesin, her müslümanın Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in sünnetini ihyâ etmeye, 00:06:19.592 --> 00:06:25.476 îfâ etmeye, icrâ etmeye, yaşamaya, uygulamaya gayret etmesi lazım! 00:06:25.691 --> 00:06:34.458 Onu yapmayınca, böyle itham havasında bir söz söylenir. 00:06:35.963 --> 00:06:44.616 Peygamber Efendimiz'in ümmetine karşı sevgisini, onu korumak istemesini, 00:06:44.617 --> 00:06:48.846 ümmetine şefaat etmesini biliyoruz: 00:06:49.520 --> 00:06:51.603 Lekad câeküm rasûlün min enfüsiküm 00:06:51.900 --> 00:06:55.881 azîzün aleyhi mâ anittüm harîsun aleyküm 00:06:55.966 --> 00:07:03.507 bi'l-mü'minîne raûfün rahîm. "…O size karşı koruyucu, 00:07:03.738 --> 00:07:07.888 mü'minlere karşı son derece re'fetli" bir peygamber. 00:07:08.849 --> 00:07:12.217 Kendi nâmına da daha iyi kulluk yapayım diye 00:07:12.861 --> 00:07:21.830 bu sûrelerin mânalarına bakarak gayretlenmiş, telaşlanmış olabilir. 00:07:21.881 --> 00:07:23.681 Çünkü meselâ, Hûd sûresinde; 00:07:24.100 --> 00:07:28.487 Fe'stakım kemâ ümirte ve men tâbe meake. 00:07:29.198 --> 00:07:36.997 "Sen de, sana tâbî olan yanındaki insanlar da, emrolunduğunuz gibi dosdoğru olun!" diye 00:07:36.997 --> 00:07:38.351 Allahu Teâlâ hazretleri emrediyor. 00:07:38.669 --> 00:07:42.520 Emrolunduğu gibi dosdoğru olunca, bir şeyi en güzel yapmaya çalışmak için, 00:07:43.387 --> 00:07:46.800 Allah'ın en sevgili kulları gayrete gelirler. 00:07:48.484 --> 00:07:54.612 Hûd sûresinde peygamber kıssaları var, her âyeti kıymetli ama 00:07:54.626 --> 00:07:58.475 "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol ve sana tâbî olan 00:07:58.777 --> 00:08:02.337 senin yanındaki ashâbın da böyle olsunlar!" denildiği için, 00:08:02.562 --> 00:08:04.827 özellikle bu âyet-i kerîme [çok önemli.] 00:08:05.240 --> 00:08:16.700 Sonra Vâkıa sûresi; Vâkıa sûresinde de insanların üç sınıf olduğu; 00:08:16.298 --> 00:08:23.474 işte çok yüksek evliyâ, mukarreb kullar; sonra ashâb-ı yemîn, mü'minler; 00:08:23.768 --> 00:08:26.844 ondan sonra bir de ashâb-ı şimâl, kâfirler, günahkârlar, 00:08:26.844 --> 00:08:33.454 cehennemlikler olduğu bildiriliyor ve onların azapları anlatılıyor. 00:08:34.310 --> 00:08:44.963 Oradan da bu ihtiyarlaması, saçının sakalının ağarması, ümmetini cehennemden korumak, 00:08:45.187 --> 00:08:49.790 cennete girmelerini sağlamak için gayreti, telâşı artmış oluyor. 00:08:50.600 --> 00:08:58.680 Ve'l-Mürselât. Yine burada âhiretle, cennetle, cehennemle ilgili; 00:08:58.296 --> 00:09:06.590 oradaki insanların ne durumlarla karşılaşacağını anlatan âyetler var. 00:09:06.299 --> 00:09:13.135 Meselâ; Veylün yevme izin li'l-mükezzibîn. "Allah'ın âyetlerini yalanlayanlar, 00:09:13.480 --> 00:09:19.680 onlara karşı gelenlerin vay hâline! O zaman orada ne azaplar, cezâlar çekecekler." diye... 00:09:20.702 --> 00:09:25.515 Sonra Amme yetesâelûn sûresi... Tabii burada da en sonunda; 00:09:25.515 --> 00:09:27.543 Ve yekûlü'l-kâfiru yâ leytenî küntü türâbâ. 00:09:27.871 --> 00:09:35.956 "Kâfirler âhirette, 'Ah, keşke toprak olaydım da, günahları işlemeseydim! 00:09:35.956 --> 00:09:43.328 Annem beni doğurmasaydı da, insan olmasaydım da, keşke toprak olsaydım da, 00:09:43.623 --> 00:09:51.794 o kusurları işlemeseydim, âhirette bu cezaya çarpılmasaydım!' diyecekler ama iş işten geçmiş olacak." 00:09:52.145 --> 00:09:54.945 Ondan dolayı… İze'ş-şemsü küvvirat. 00:09:55.246 --> 00:10:03.306 Bu da kıyametin korkularını, tehlikelerini, sahnelerini anlatan bir sûre... 00:10:03.712 --> 00:10:11.212 İşte bu sûreler ve bunların içindeki mânalar dolayısıyla Efendimiz telaşlandığından, 00:10:11.721 --> 00:10:18.540 gayretlendiğinden, sabahlara kadar ayakları şişecek kadar ibadet ettiğinden, böyle buyurmuş. 00:10:19.969 --> 00:10:26.100 Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem habîbullah iken bu kadar telaşlanır, gayretlenir, 00:10:26.375 --> 00:10:35.893 ihtimam ederse, ibadete gayret ederse bizim gibi her nefes alışverişinde nice nice kusurları, 00:10:35.893 --> 00:10:44.770 hataları olan insanların, o hatalarını affettirmek için, elbette çok daha fazla gayret etmesi lazım! 00:10:44.770 --> 00:10:48.838 Hatalarını düşünüp, Cenâb-ı Hak'tan affını dilemesi lazım! 00:10:49.192 --> 00:10:54.609 Burada bizim için çok büyük ikaz var, ibret var… 00:10:54.900 --> 00:10:59.528 Biz maalesef, Kur'ân-ı Kerîm okuyoruz ama nasıl okuyoruz bilmem! 00:10:59.592 --> 00:11:04.769 Kur'ân-ı Kerîm'i okuyoruz, ondan sonra yine kimse bildiğinden şaşmıyor! 00:11:05.600 --> 00:11:11.544 Günahlardan uzaklaşmıyor ve çeşitli kusurları âdet haline getirmiş, işlemeye devam ediyor. 00:11:12.394 --> 00:11:19.861 Kur'ân-ı Kerîm'den öğüt almıyor, hâlini düzeltmiyor. Okurken de âyetleri anlamıyor. 00:11:19.861 --> 00:11:26.939 Onun için ben kardeşlerime sonunda pişman olup da, ah vah etmesinler diye, 00:11:27.471 --> 00:11:32.219 "Aman Kur'ân-ı Kerîm'i okuyun, her gün okuyun! Çoluk çocuğunuza da okutun! 00:11:32.219 --> 00:11:35.417 Evde akşamları bir kaç âyet, bir kaç âyet, 00:11:35.728 --> 00:11:41.665 "Şu âyet-i kerîmenin mânası, şu kelimenin mânası nedir?" diyerek okuyun! 00:11:42.191 --> 00:11:45.680 Çoluk çocuk da bilsin, herkes kendini derlesin toparlasın. 00:11:45.981 --> 00:11:50.657 Dışarıda, insanın imanına kasteden bir sürü tehlikeler var. 00:11:51.594 --> 00:11:55.954 İmansız giderse ne olur, âhirette ne gibi cezalara çarptırılır? 00:11:56.344 --> 00:12:01.525 Onları çoluk çocuğumuza, eşimize, dostumuza, yakınlarımıza anlatabilmemiz lazım! 00:12:01.525 --> 00:12:05.842 Bunları anlatmasak, o zaman iyi müslümanlık olmuyor. 00:12:06.221 --> 00:12:12.255 Resûlullah Efendimiz bu sûreleri okuyarak telaşlanmışsa, saçı sakalı ağarmışsa; 00:12:12.554 --> 00:12:16.754 bizim artık sabahtan akşama, akşamdan sabaha ağlamamız lazım! 00:12:17.109 --> 00:12:20.675 İnsafa gelmemiz lazım, iyi kul olmaya çalışmamız lazım! 00:12:21.430 --> 00:12:27.404 Allah gaflet uykusundan uyanan, iyi kul olmaya yönelen, 00:12:27.791 --> 00:12:31.998 Cenâb-ı Hakk'ın rızasına uygun yaşayan müslümanlardan eylesin cümlemizi... 00:12:32.631 --> 00:12:37.812 Diğer bir hadîs-i şerîf, Peygamber Efendimiz buyurmuş ki; 00:12:37.812 --> 00:12:45.518 Şühedâullâhi fi'l-ardı ümenâullâhi alâ halkıhî kutilû ev mâtû. 00:12:45.851 --> 00:12:50.148 Ahmed b. Hanbel rahmetullâhi aleyh, Hanbelî mezhebinin imamı, 00:12:50.148 --> 00:12:56.422 aynı zamanda büyük hadis âlimi; bu hadîs-i şerîfi o rivayet buyurmuş. 00:12:56.843 --> 00:13:01.430 Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki; 00:13:01.811 --> 00:13:09.722 Şühedâullâhi fi'l-ardi. "Yeryüzünde Allah'ın şehitleri," Ümenâu'llâhi alâ halkıhî. 00:13:10.674 --> 00:13:15.759 "Halkının üzerine mürşid olarak görevlendirdiği ve halkı, 00:13:15.759 --> 00:13:22.307 müslümanları kendilerine emanet ettiği kimselerdir." Kutilû ev mâtû. 00:13:22.812 --> 00:13:28.666 Bunlar şehit sıfatıyla anılıyor. "Ama ister harpte öldürülmüş olsunlar, 00:13:29.263 --> 00:13:32.884 isterse kendi ecelleriyle yataklarında öldürülmüş olsunlar." 00:13:34.104 --> 00:13:39.144 Biz sadece sanıyoruz ki, harpte öldürülen şehittir; ama bunlar yataklarında ölse bile, 00:13:39.506 --> 00:13:42.495 Cenâb-ı Hak yine şehit sayacak. Allah'ın şehitleri bunlar. 00:13:42.941 --> 00:13:48.354 Şühedâullâh "Allah'ın şehitleri, Yeryüzünde şehitlik mertebesi verdiği mübarekler" demek. 00:13:48.379 --> 00:13:52.832 Fil-ard. "Yeryüzünde." Biliyorsunuz Arapça'da arz, 00:13:53.217 --> 00:13:58.880 ard yani dat harfi Türkçeye geçerken bâzen "d" ile geçmiştir. Bazen "ze" ile kalmıştır. 00:13:58.880 --> 00:14:02.946 Meselâ; kadı dediğimiz zaman, "kadı efendi" yani "hâkim efendi" 00:14:03.182 --> 00:14:09.148 "d" ile geçmiş yani "dad" harfi ama aynı kökten "kazıye" kelimesi kazıye-i muhâkeme diye 00:14:10.105 --> 00:14:15.505 veyahut "kaza" diye hepimizin bildiği bir kelime. "Kaza" diye "ze" ile geçmiş. 00:14:16.776 --> 00:14:25.500 Burada da fi'l-ard "yeryüzünde, arzda" Arz, "yerküre" demek. 00:14:25.501 --> 00:14:30.967 Şimdi dünya kelimesi Arapça'da yeryüzü mânasına kullanılmaz. 00:14:31.483 --> 00:14:36.976 Dünya kelimesi şu anda yaşamakta olduğumuz bu hayat, âhiretin mukabili olarak kullanılır. 00:14:37.357 --> 00:14:41.897 İki hayat var: Birisi, el-hayatü'd-dünyâ, "yaşadığımız şu hayat." 00:14:42.327 --> 00:14:48.981 İkincisi, el-hayatu'l-âhireh "öldükten sonra gideceğimiz âhiret âlemi." 00:14:51.380 --> 00:14:56.603 Dünya kelimesini sonradan biz "yerküre" mânasına kullanmışız. Arapça'da hiç kullanılmaz. 00:14:56.732 --> 00:15:02.160 Arapça'da yerküre kastedildiği zaman arz denir. Fi'l-ard "Yeryüzünde." 00:15:02.789 --> 00:15:10.111 Şühedâullâhi fil-ard. "Yeryüzünde, bu dünya üzerinde yaşayan, 00:15:11.374 --> 00:15:15.514 dünyada bulunan insanların arasındaki şehitler." 00:15:15.514 --> 00:15:17.393 Allah'ın şehitleri kimlerdir? 00:15:17.785 --> 00:15:20.457 Ümenâu'llâhi alâ halkıhî. 00:15:20.526 --> 00:15:27.148 "Halkı üzerine Allah'ın emin kimse diye, görevli olarak tayin ettiği emin kimselerdir." 00:15:27.148 --> 00:15:32.960 Peygamber Efendimiz de emindi. Onun sıfatı, Muhammed el-Emîn sıfatıydı. 00:15:33.141 --> 00:15:37.723 Ondan sonra da Peygamber Efendimiz gibi, Peygamber Efendimiz'in emri üzerine, 00:15:37.723 --> 00:15:44.775 yolu üzerine, insanları Kur'an'a çağıran, İslâm'a çağıran, ümmet-i Muhammed'i korumaya gayret eden, 00:15:44.895 --> 00:15:52.622 yanlışlardan döndürmeye gayret eden, doğru yola gelsinler diye nasihat eden kimseler kimlerdir? 00:15:52.983 --> 00:16:01.763 İşte onlar ümmetin emniyet edildiği, emanet edildiği, havale edildiği, teslim edildiği kimselerdir. 00:16:02.227 --> 00:16:05.555 Allah; "Ben sizi görevlendirdim. 00:16:05.857 --> 00:16:11.329 Siz ümmet-i Muhammed'e nezâret edin; onları koruyun, kollayın, hatalarını söyleyin, 00:16:11.329 --> 00:16:16.735 doğru yollara çekin, yanlış yollara kaymalarına engel olun, gayretli olun!" buyurmuş. 00:16:16.735 --> 00:16:19.200 İşte böyle kimseler şehitleridir. 00:16:20.970 --> 00:16:25.631 Bir bakıma bu anlatıma, bu hadisin anlaşılmasına göre 00:16:25.727 --> 00:16:31.468 "mürşid-i kâmiller, evliyâullah, irşad vazifesiyle görevli kimseler" demek. 00:16:31.801 --> 00:16:34.829 Allah'ın emin kulları, alâ halkıhî ama 00:16:35.102 --> 00:16:38.711 "kullarını kendisine emanet ettiği, teslim ettiği emin kullar." 00:16:39.689 --> 00:16:43.536 Kullar, "kendisine emanet verilmiş kullar" demek. 00:16:43.855 --> 00:16:50.839 Kutilû. "Onlar bir İslâmî savaşta cihat ederken öldürülmüş, şehit edilmiş olsalar." 00:16:51.240 --> 00:16:58.262 Ev mâtû. "Yahut da kendi ecelleriyle ölmüş olsalar." Tabii hepsi ecelle oluyor. 00:16:58.526 --> 00:17:06.869 Kendi yatağında, hastanede veya yolda yürürken diyelim ki kalp krizinden ölmüş bile olsa; 00:17:07.181 --> 00:17:13.936 isterse öyle ölsün isterse savaşta öldürülsün. Savaşta öldürülmese bile şehittir. 00:17:13.960 --> 00:17:18.858 Çünkü bu şeref, bu kıymet, bu rütbe niye veriliyor bunlara? 00:17:18.858 --> 00:17:22.251 Çünkü onlar Ümmet-i Muhammed'i korumak istiyorlar. 00:17:22.622 --> 00:17:27.700 Ümmet-i Muhammed'i cennete götürecek yolları anlatıyorlar, oraya çekmeye çalışıyorlar. 00:17:27.700 --> 00:17:31.259 Cehenneme götürecek yollardan korumaya çalışıyorlar. 00:17:31.408 --> 00:17:36.250 Tehlikeleri haber veriyorlar, "Yapmayın, etmeyin!" diye nasihat ediyorlar. 00:17:37.123 --> 00:17:42.512 Halka Peygamber Efendimiz'in arzusu üzerine, çalışması tarzında, 00:17:42.512 --> 00:17:48.579 o minval üzere, o yolda faydalı olma çalışmaları yapıyorlar. İşte asıl şehitler bunlardır. 00:17:49.476 --> 00:17:54.929 Şehitlere niçin bu "şahit olmak" mânasına gelen kökten gelen bu isim verilmiş? 00:17:54.929 --> 00:18:01.605 Onlar Allah'ın varlığına, birliğine şehâdet ettikleri, gösterdikleri için, 00:18:01.605 --> 00:18:07.693 onun için çarpıştıklarından, Allah'ın güzel sıfatlarının şahitleri olduklarından... 00:18:08.960 --> 00:18:13.684 Burada da tabii erenler, evliyâullah, insanlara marifetullahı öğretiyor. Ne demek? 00:18:13.826 --> 00:18:17.613 Allah'ı tanıtıyor. Allah'ın kudretini, kuvvetini, 00:18:17.951 --> 00:18:23.920 hesabını, ikâbını, azâbını, muhabbetullahı, aşkullahı anlatıyor. 00:18:23.920 --> 00:18:30.643 Çok önemli! Onun için aynı zamanda yeryüzünde Allah'ın şâhitleridir, şehitleridir... 00:18:30.643 --> 00:18:38.953 Her iki mânada üzerlerine gelir. Hem o yönden, hem bu yönden Allah'ın mübarek kullarıdır. 00:18:39.379 --> 00:18:46.415 Allah öyle kimseleri arttırsın, gayret kuvvet versin, korusun... 00:18:46.415 --> 00:18:52.314 Ümmet-i Muhammed'e güzel hizmet eden insanlara, çok büyük imkânlar ihsan eylesin... 00:18:52.314 --> 00:18:55.613 Ümmet-i Muhammed'in kötülüğünü isteyenlere de def etsin. 00:18:56.410 --> 00:19:01.344 Müslümanları ayaklarının kaymasından, yanlış yerlere gitmelerinden, 00:19:01.666 --> 00:19:04.937 kafalarının bozulmasından, kalplerinin kararmasından korusun... 00:19:05.746 --> 00:19:12.167 Şehit sözü açılmışken bir hadîs-i şerîfi daha ekleyelim: 00:19:12.816 --> 00:19:19.515 Şehîdü'l-berri yuğferu lehû küllü zenbin ille'd-deynü 00:19:19.809 --> 00:19:27.533 ve'l-emânetü ve şehîdü'l-bahri yuğferu lehû küllü zenbin ve'd-deynü ve'l-emânetü. 00:19:27.854 --> 00:19:32.736 İlginç bulacağınızı umduğum bir mâna var bu hadîs-i şerifte, 00:19:33.274 --> 00:19:41.832 duymamışsanız hayret edeceksiniz: Şehîdü'l-berr. "Karada çarpışırken şehit olan kimse." 00:19:41.832 --> 00:19:50.979 Ber "kara" demek; berr u bâhir "kara ve deniz" demek. "Toprakta, arazide şehit olan kimse." 00:19:51.525 --> 00:19:57.821 Yuğferu lehû küllü zembin. "Bunun bütün günahları bağışlanır. 00:19:58.297 --> 00:20:01.135 " İlle'd-deynü ve'l-emânetü. 00:20:01.217 --> 00:20:06.617 "Üzerinde birisine borcu varsa o kalır; sahibi âhirette o borcu gelip isteyecek. 00:20:06.814 --> 00:20:11.888 Ve birisi emanet bırakmışsa, 'Şu şeyler sende emanet kalsın.' dedi. 00:20:13.310 --> 00:20:18.665 Emaneti onu da iade edecekti, edemedi, şehit oldu. O sorulur." 00:20:18.922 --> 00:20:22.627 Emanet hariç, borç hariç, bütün günahları bağışlanır. 00:20:23.440 --> 00:20:29.208 Karadaki şehitler âhirette onları da ödeyecektir, ötekileri de ödeyecek. 00:20:29.490 --> 00:20:33.958 Ama şehîdü'l-bahr, "denizdeki şehitlere" gelince; 00:20:35.466 --> 00:20:41.162 Yuğferu lehû küllü zenbin. "Bu mübareklerin hem bütün günahları affolacak." 00:20:41.531 --> 00:20:47.945 Ve'd-deynü ve'l-emânetü. "Borcu da, yanındaki emanetleri de afv u mağfiret olacak." 00:20:48.978 --> 00:20:55.267 Denizdeki şehidin mertebesi, denizdeki savaşta şehit olanın mertebesi, 00:20:55.672 --> 00:21:02.194 karadaki şehit olandan biraz daha yüksek... İkisinin de mertebesi çok yüksek olmasına rağmen, 00:21:02.293 --> 00:21:06.320 biraz daha imtiyazlı. Bu neden böyle oluyor? 00:21:07.116 --> 00:21:17.930 Çünkü denizler çok önemli... Çünkü müslümanın denizlere yönelmesi lazım!.. Bu bir teşviktir. 00:21:17.930 --> 00:21:23.100 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz niye çocuklarınıza, 00:21:24.843 --> 00:21:28.192 "Yüzmeyi öğretin, okumayı, yazmayı öğretin!" buyurdu. 00:21:28.820 --> 00:21:34.931 Yüzmeyle beraber okumayı, yazmayı, beraber niye tavsiye buyurdu. 00:21:35.191 --> 00:21:40.532 Her yönden hazırlıklı olsunlar müslümanlar. Her şeye kabiliyetli olsunlar diye... 00:21:42.940 --> 00:21:48.844 Bu hadîs-i şerif, yüzmek, su, deniz, denizlerde faaliyetler çok önemli olduğundan dolayı. 00:21:49.790 --> 00:21:54.697 Burada da denizde şehit olanın ecrinin, sevabının daha fazla olacağı bildiriliyor. 00:21:55.240 --> 00:22:01.763 Demek ki, müslümanların tâ başından beri ne yapması gerekiyordu? 00:22:03.189 --> 00:22:08.848 Deniz savaşlarına ve deniz savaşlarında kullanılacak cihazlara, 00:22:08.848 --> 00:22:16.660 âletlere vasıtalara, gemilere vesâireye çok önem vermesi gerekiyor idi. 00:22:16.423 --> 00:22:24.342 Eğer bu yapılmamışsa, müslümanların hatasıdır, kusurudur, telâfi edilmesi gerekir. 00:22:25.732 --> 00:22:32.596 Müslümanların denizcilikte dünyanın en ileri toplum olması lazım! 00:22:33.810 --> 00:22:38.193 Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz öyle buyurmuş. 00:22:38.855 --> 00:22:45.702 İşte hadîs-i şerifleri tam okusak, o zaman, tam okuyunca Allah'ın rızasını kazanmak için, 00:22:45.702 --> 00:22:51.270 Peygamber Efendimiz'in şefaatine ermek için neler yapmamız gerektiğini çok iyi öğreneceğiz. 00:22:51.428 --> 00:22:57.739 Bizim gibi üç yanı denizlerle çevrilmiş olan bir ülkenin, 00:22:58.600 --> 00:23:02.857 denizcilikte dünyada birinci gelmesi lazımdı. Çünkü bu hadîs-i şerifler var. 00:23:03.227 --> 00:23:06.385 Hepimizin yüzme bilmesi gerekirdi; çünkü Peygamber Efendimiz 00:23:06.837 --> 00:23:11.376 çocukları yüzme bilerek yetiştirmeyi tavsiye buyuruyor. 00:23:11.882 --> 00:23:20.257 Avustralya'da benim dikkatimi çektiği için sohbetlerimde sizlere nakletmiştim; 00:23:20.630 --> 00:23:27.512 Okullarda, mekteplerde çocuklara verilen derslerin arasında, mecburi olarak yüzme dersi de var. 00:23:28.572 --> 00:23:34.330 Ve yüzmeye çok önem veriyorlar. Yüzmenin çeşitlerinden sekiz-on çeşidini yazıyor. 00:23:34.542 --> 00:23:40.635 Çocuk bunların sahasında başarılı olursa başarılı oluyor; başarılı olmadığında da ikmale kalıyor. 00:23:41.492 --> 00:23:46.600 Şöyle yüzmeyi beceriyor ama sırtüstü yüzmeyi bilemiyor, kurbağalamayı bilemiyor. 00:23:46.249 --> 00:23:52.548 Hepsini öğretmek için, hepsini sıralamışlar, derse koymuşlar. 00:23:52.911 --> 00:23:58.696 Demek ki çocuklarını yüzme bilen insanlar olarak yetiştiriyorlar. 00:23:59.270 --> 00:24:05.688 Bizim de öyle yapmamız lazım! Biz de çocuklarımızı her yönden hazırlıklı yetiştirmeliyiz. 00:24:06.188 --> 00:24:11.331 Sonra burada bir şeye dikkat ediyorum; kadın, erkek, yaşlı, genç, 00:24:11.331 --> 00:24:19.679 herkes vücudunu çok güzel koruyor, idman yapıyor, çalıştırıyor. 00:24:20.132 --> 00:24:26.815 Bakıyorum böyle yürüyüşlerine, lastik gibi, gayet sağlam yürüyüşlüler. 00:24:27.889 --> 00:24:31.788 Kadınlar bile bir yere bastıklarında, yer titriyor neredeyse... 00:24:32.126 --> 00:24:36.163 Çünkü gevşek değiller, çalışıyorlar. 00:24:36.759 --> 00:24:43.341 Biz de bedenimize bakmalıyız, beden eğitimi yapmalıyız, idman yapmalıyız. 00:24:43.341 --> 00:24:48.861 Alıştırmalıyız kendimizi. Çocuklarımıza yüzmeyi öğretmeliyiz, 00:24:49.750 --> 00:24:51.947 dağcılığı öğretmeliyiz, havacılığı öğretmeliyiz! 00:24:52.539 --> 00:25:02.110 Benim deniz ehliyetim var, kaptanlık belgem var, kara ehliyetim var... 00:25:02.480 --> 00:25:06.477 Şimdi imkân olsa, bunların hepsini arttırır, bir de pilot olmak için, 00:25:06.734 --> 00:25:10.947 bir de deniz altında dalgıçlık için bunların hepsine giderim. Neden? 00:25:11.187 --> 00:25:14.680 Bunların hepsi bir çeşit hazırlıktır, hünerdir. 00:25:14.680 --> 00:25:18.964 İnsanın hüneri ne kadar çok olursa hizmeti o kadar güzel olur. 00:25:19.559 --> 00:25:21.127 Aziz ve sevgili kardeşlerim! Onun için 00:25:21.592 --> 00:25:25.968 hayatınıza şöyle bir nazar eyleyin, yaptıklarınıza bakın!.. 00:25:26.510 --> 00:25:30.850 Vücudunuzu koruyor musunuz, yoksa sigarayla içerisini kurum mu dolduruyorsunuz, 00:25:30.892 --> 00:25:34.793 zifir mi dolduruyorsunuz?.. İdmanlarınızı yapıyor musunuz, 00:25:34.866 --> 00:25:41.122 yoksa yürürken her tarafınızdan ağrılar mı geliyor, çatırtılar mı geliyor?.. 00:25:41.926 --> 00:25:47.110 Camilere gidiyor musunuz, gitmiyor musunuz?.. Yürüyor musunuz, yürümüyor musunuz?.. 00:25:48.368 --> 00:25:53.762 Oruçları tutuyor musunuz?.. Artık bunların hepsine dikkat edin!.. 00:25:54.700 --> 00:25:58.470 Hayatınızı yeniden Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in 00:25:58.155 --> 00:26:00.454 güzel tavsiyelerine göre düzenleyin! 00:26:00.864 --> 00:26:03.796 Çünkü bakıyorum, Efendimiz'in tavsiyelerinin bazılarını, 00:26:04.180 --> 00:26:07.570 müslüman olmayan ülkeler daha güzel uyguluyorlar da, 00:26:07.486 --> 00:26:11.572 müslüman olan ülkelerde hiç bu uygulamalardan eser yok! 00:26:11.769 --> 00:26:17.415 Allah hepimizin gözünü açsın, uyandırsın... Güzel müslüman eylesin, güzel insan eylesin... 00:26:17.443 --> 00:26:23.277 İnsan-ı kâmil eylesin... Sevdiği kul olarak yaşatsın, sevdiği güzel işleri yapmayı nasip eylesin... 00:26:23.629 --> 00:26:29.569 Huzuruna sevdiği, razı olduğu kul olarak varmayı cümlenize, cümlemize nasip eylesin... 00:26:29.570 --> 00:26:32.348 es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh.