WEBVTT 00:00:00.830 --> 00:00:04.208 Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm 00:00:04.644 --> 00:00:13.208 el-Hamdülillâhirabbilâlemîn hamden kesîran tayyiben mübâreken fîhi alâ külli hâlin ve fî külli hîn 00:00:13.396 --> 00:00:19.697 ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidi'l-evvelîne ve'l-âhirîn Muhammedini'l-Mustafâ 00:00:20.140 --> 00:00:28.910 ve alâ âlihî ve sahbihî ve mentebiahû bi-ihsânin ecmaîne't-tayyibîne't-tâhirîn. Emmâ ba'd: 00:00:28.459 --> 00:00:31.960 Fe kâle Resûlullâhi sallallahu aleyhi ve sellem: 00:00:32.167 --> 00:00:38.501 İzâ eznebe'l-abdü nükite fî kalbihî nüktetün sevdâü 00:00:38.855 --> 00:00:48.579 fe in tâbe sakule minhâ fe in âde zâdet hattâ ta'zume fî kalbihî. 00:00:49.327 --> 00:00:52.625 Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten 00:00:53.400 --> 00:00:58.280 rivayet edilmiş ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor: 00:00:59.000 --> 00:01:11.844 İzâ eznebe'l-abdü nükite fî kalbihî nüktetün sevdâü. "Kul bir günah işlediği zaman kalbinde, 00:01:12.992 --> 00:01:20.434 gönlünde kara bir benek, kara bir lekecik meydana gelir." 00:01:20.964 --> 00:01:31.684 Fe in tâbe sakule minhâ. "Eğer tevbe ederse bu kara leke silinip kalbi tekrar cilalanır." 00:01:32.223 --> 00:01:39.245 "Affet beni Allah'ım! Ben pişman oldum, vazgeçtim, döndüm. İyi kul olmaya geldim…" 00:01:39.699 --> 00:01:50.109 diye tevbe edince silinir, kalbi tekrar cilalanır. O lekeli kısmı cilalanır, her tarafı cilalı olur. 00:01:50.507 --> 00:01:59.843 Fe in âde zâdet. "Eğer günahı işlemeye devam ederse o kara lekeler artar." 00:02:00.150 --> 00:02:04.395 Tabii her günah işleyişte bir leke meydana gelecek, artar. 00:02:05.640 --> 00:02:15.979 Hattâ ta'zume fî kalbihî. "Nihayet kalbinde kocaman leke, muazzam leke hâline gelir." 00:02:16.627 --> 00:02:21.248 Sonra kalp katılaşır, taştan da katı olur. 00:02:21.804 --> 00:02:30.376 Kalbin katı olması sonunda insan gerçekleri, mânevî hakikatleri anlayamaz. 00:02:31.129 --> 00:02:38.975 Doğru yolu göremez, sevemez. Günahları sevmeye başlar, zulümleri sevmeye başlar. 00:02:39.366 --> 00:02:49.153 Ahlâkı kötüleşir, günahları işleye işleye imandan uzaklaşır. 00:02:49.178 --> 00:02:57.732 Sonra imanı da sevmemeye başlar, İslâm'ı da sevmemeye başlar. Oradan da bağlarını kopartır. 00:02:58.390 --> 00:03:08.100 Kâfir olarak âhirete göçer, ebedî hüsrana, ziyana uğrar. 00:03:08.688 --> 00:03:22.398 İşin kötüsü bu: Yavaş yavaş önemsemediği lekeler büyür büyür, kalbi kaplar. Kalp çalışmaz hâle gelir. 00:03:22.632 --> 00:03:34.373 Kalp nedir? Kalp, insanın idrak vasıtasıdır. Bizim gönül dediğimiz şeydir. 00:03:34.867 --> 00:03:40.470 Gönlü kararır, gönlü nursuzlaşır, taşlaşır. 00:03:41.253 --> 00:03:50.595 O zaman nasihat edersin, tesir etmez; doğruyu söylersin, anlamaz. 00:03:51.790 --> 00:04:03.566 Allah tevfîkini selbettiği, aldığı için âkıbeti günden güne daha kötü hâle gelir, çok büyük felaket olur. 00:04:04.129 --> 00:04:09.161 Onun için çare nedir? 00:04:05.323 --> 00:04:08.790 metinde yok 00:04:09.763 --> 00:04:17.394 İnsan yanılıp şeytana kanıp nefsine mağlup olup bir günah işlemişse 00:04:17.546 --> 00:04:22.255 hemen arkasından sevaplı bir iş yapmalıdır. "Yahu ben bu günahı neden işledim? 00:04:22.356 --> 00:04:24.816 Dur düşüneyim, bir sevaplı iş yapayım…" 00:04:24.934 --> 00:04:30.149 Bir sadaka vermelidir, Kur'an okumalıdır, bir namaz kılmalıdır, bir şey yapmalıdır. 00:04:30.514 --> 00:04:39.732 Bir hasene, güzel olan bir amel işlemelidir ki o hasene o seyyieyi, o günahı silsin. 00:04:40.579 --> 00:04:49.360 "Yahu ben ne yapayım? Şu kötülüğü yaptım, şimdi bir iyilik yapayım. Ne yapayım ne yapayım?.." 00:04:49.505 --> 00:04:55.658 Düşünecek, çevresinden, hayatından onu arayıp bulacak. Hiçbir şey bulamazsa; 00:04:56.780 --> 00:05:03.155 "Ey nefsim! Sen bana zulmü işlettin, ben de bugün oruç tutarın, seni aç bırakırım! Hadi bakalım. 00:05:03.180 --> 00:05:10.750 Sabah kahvaltısından, öğle yemeğinden mahrum [olarak] sabret bakalım. Biraz cezanı çek!" 00:05:10.969 --> 00:05:16.676 Çünkü oruç da sevap! Hem de nefsi zayıflatıyor, gönlü nurlandırıyor. 00:05:17.199 --> 00:05:27.869 Ya da oturur tesbih çeker, kitaptan bir bahis okur, on rekât, sekiz rekât, dört rekât namaz kılar. 00:05:28.423 --> 00:05:33.713 Daha evvel yapmadığı güzel, sünnete uygun bir şeyler yapar. 00:05:33.832 --> 00:05:39.871 "Elhamdülillah, iyilik yapmak ne kadar güzelmiş?.." filan diye içine bir ferahlık gelir. 00:05:40.510 --> 00:05:45.773 O silindiğinin alameti, günahın tesirinin silindiğinin alameti! 00:05:46.235 --> 00:05:49.829 Allahu Teâlâ hazretleri bizi haramlardan, günahlardan korusun. 00:05:50.322 --> 00:05:56.240 Ama eğer bir günah işlemişsek hemen arkasından bir iyilik yapalım, 00:05:56.634 --> 00:06:01.330 bir hasene, sevaplı bir şey işleyelim ki onu silsin. 00:06:01.416 --> 00:06:10.334 Çünkü önemsenmeyen günahlar bir araya gelince damlaya damlaya göl olup sel olup zarar verdiği, 00:06:10.482 --> 00:06:19.890 her tarafı suların bastığı gibi, felaket, âfet hâline geldiği gibi âfet hâline getirmemeye gayret edelim. 00:06:19.120 --> 00:06:22.159 Hiçbir iyiliği küçüksememek lazım. 00:06:22.512 --> 00:06:27.712 "Canım, ne olacak? Taşı alıyorsun, kenara koyuyorsun. Bunun sevabın ne?.." 00:06:27.929 --> 00:06:33.490 Hiçbir iyiliği küçümsememek lazım, hiçbir kötülüğü de küçümsememek lazım. 00:06:33.552 --> 00:06:38.934 "Canım ne olacak? İşte bu da bizim kusurumuz olsun, bu kadarcık bir şey, bunu da hoş görüver hocam. 00:06:39.106 --> 00:06:44.205 İşte şunu yapıyoruz, bunu yapıyoruz…" Ama senin o küçük gördüğün kusur [kalbi karartıyor]. 00:06:44.292 --> 00:06:51.251 Bu zihniyetin zaten yanlış. Yavaş yavaş büyür büyür, sonra seni felakete sürükler. 00:06:51.751 --> 00:06:53.460 İkinci hadîs-i şerîf: 00:06:54.121 --> 00:07:05.943 İzâ erâdallâhü bi-abdin hayran fekkahahû fi'd-dîni ve zehhedehû fi'd-dünyâ ve bassarahû uyûbehû. 00:07:06.767 --> 00:07:11.531 Deylemî Enes radıyallahu anh'ten rivayet etmiş. 00:07:11.687 --> 00:07:20.260 Daha başka kaynaklarda da mevcut olan bir hadîs-i şerîf. Başka râvilerden de rivayet edilmiş. 00:07:20.767 --> 00:07:27.465 Allah bir kulunu sevince; "Bu kulum hayra ersin, saadete ersin. 00:07:27.834 --> 00:07:44.793 Durumu iyi olsun, âhireti kurtulsun…" diye bir hayra ermesini murad ettiği zaman ona ne nasip eder? 00:07:44.918 --> 00:07:51.293 1.Fekkahahû fi'd-dîni. "Dinde bilgilendirir." 00:07:51.735 --> 00:08:04.174 Anlayışlı; dinini, dininin inceliklerini bilen; haramları, günahları, hatalı yanlış işleri şıp diye anlayan; 00:08:04.510 --> 00:08:10.768 'Bu, dinen doğru olmaz. Şöyle yapmayayım böyle yapayım…' diye nefsinin oyunlarını, 00:08:11.348 --> 00:08:17.893 şeytanın oyunlarını bilen; dünyanın aldatıcılığını vs. bilen; 00:08:18.322 --> 00:08:25.648 başka insanların ayaklarının kaymasına sebep olacak durumları anlayan bir insan hâline gelir. 00:08:25.703 --> 00:08:30.598 Kendisini korur. Allah, dinî bakımdan bilgili yapar. 00:08:30.785 --> 00:08:41.804 Fakih demek, "anlayışlı sezgisi kuvvetli, bilgin, meseleyi derinlemesine anlayabilen" demek. 00:08:42.271 --> 00:08:47.400 Sathî bakarsın, başka türlü görünür ama derinlemesine baktığın zaman, 00:08:47.810 --> 00:08:54.925 işin iç yüzünü bildiğin zaman durum değişir. Uzmanlar, ustalar işin inceliklerini bilirler. 00:08:55.347 --> 00:09:03.280 Çıraklar, acemiler, işi ilk defa yapanlar bilmezler; hatalı iş yaparlar. Usta der ki; 00:09:03.440 --> 00:09:08.420 "Öyle yapılmaz, onu niye öyle yapıyorsun?" "Ustam, bu böyle daha iyi değil mi?" 00:09:08.174 --> 00:09:09.795 "İyi görünüyor ama öyle değil. 00:09:09.897 --> 00:09:14.429 Bak benim hayat tecrübeme göre öyle yapmamak lazım, böyle yapmak lazım…" der. 00:09:14.718 --> 00:09:24.420 Anneler öğretir çocuklara, hocalar öğretir talebelere, ustalar öğretir çıraklara; 00:09:25.480 --> 00:09:30.864 doğruyu yaparlar. Dinde ustalık, uzmanlık da fakihliktir. 00:09:31.216 --> 00:09:35.634 Allah, bir insanı dinde fakih yaptı mı demek ki hayrını istiyor. 00:09:35.704 --> 00:09:43.332 Demek ki iyileri öğretiyor, kötüleri öğretiyor. İyileri yapabilecek imkânı eline veriyor. 00:09:43.418 --> 00:09:48.144 Kötülüklerin de kötü olduğunu anlayacak tefrik kabiliyeti veriyor, 00:09:48.191 --> 00:09:52.954 kötülüklerden sakınmasını sağlayacak imkân veriyor demektir. 00:09:53.513 --> 00:10:00.911 2.Ve zehhedehû fi'd-dünyâ. "Dünyanın da faniliğini anlattırır." 00:10:01.319 --> 00:10:08.656 Dünya sevgisini kalbinden çıkarttırır. Dünyaya karşı müstağni, soğuk [olmasını sağlar]. 00:10:11.100 --> 00:10:18.981 "Seni yalancı dünya seni! Kaç kişiyi aldattın, bende aldanacak göz yok! Hadi bakalım…" diye 00:10:19.569 --> 00:10:24.620 dünyanın faniliğini anlayan, âhirete rağbet eden; 00:10:24.211 --> 00:10:31.681 fâni dünya lezzetlerine aldanmayan insan hâline getirir. Böyle insana zahid derler. 00:10:32.390 --> 00:10:38.590 "Falanca adam çok âbid, zahid…" Demek ki menfaat için dinini zedelemiyor, 00:10:38.480 --> 00:10:47.563 demek ki âhireti için çalışıyor, fedakâr, tok gözlü, demek ki yalanı dolanı sevmeyen iyi bir insan! 00:10:48.197 --> 00:10:57.602 Âbid, ibadet eden; zahid, dünyaya tamah etmeyen mânasına. 00:10:58.304 --> 00:11:05.329 Allah insana bu duyguyu da veriyor. Şu fâni dünya hiç kimsenin elinde kalmamış. 00:11:06.770 --> 00:11:14.445 İnsan evdi barktı, paraydı puldu, çoluktu çocuktu, servetti, mevki idi makamdı, 00:11:14.847 --> 00:11:20.327 rütbeydi derken ölüm geliveriyor. 00:11:20.800 --> 00:11:31.229 Asarım keserim derken Azrail'in avucuna düşüyor, pençesine düşüyor; kara toprağa giriyor. 00:11:31.686 --> 00:11:38.758 Birtakım yöneticiler, milletleri mahvediyor. 00:11:39.196 --> 00:11:44.339 Türkiye'de kötü yöneticiler dini zayıflattı, dindarları saptırdı. 00:11:44.448 --> 00:11:50.826 Dinî [hayırları] yapmak isteyenlere "Siz bir siyasî partisiniz!.." diyerek engel oldu. 00:11:51.600 --> 00:11:55.139 Hâlbuki biz o partiden değiliz ama yine dindarız, besbelli. 00:11:55.227 --> 00:11:58.396 Şu partiden de bu partiden de bu partiden de dindarlar var! 00:11:58.741 --> 00:12:04.767 Böyle bahanelerle elinde birtakım mevki makam, güç kuvvet olan insanlar 00:12:04.892 --> 00:12:13.861 dinin canına okudu ve çok büyük günahlara girdi. Firavunların, Nemrutların yaptığı işleri yaptı. 00:12:14.158 --> 00:12:22.147 Ama hayat onlara da kalmıyor, dünya onlara da kalmıyor. Azrail pençesine geçirdi mi işini bitiriyor. 00:12:22.321 --> 00:12:27.973 O zaman âhireti ebedî hüsran oluyor. Omuz kalabalıklığı para etmiyor. 00:12:28.937 --> 00:12:38.964 Mevki makam, rütbe, alkış, rey burada kalıyor. Rey idi, oy idi; hiçbirisinin kıymeti kalmıyor. 00:12:39.469 --> 00:12:42.594 Âhirete eli boş gidiyor. 00:12:42.974 --> 00:12:49.246 Bu gerçeği anlayıp âhiretin önemli olduğunu anlayıp âhirete çalışan insana zahid derler. 00:12:49.870 --> 00:12:54.870 Eğer bir müslüman bu durumu anlayamamışsa dini iyi anlayamamış demektir. 00:12:54.995 --> 00:13:03.205 Fani dünya, yalan dünya! Yunus Emre boşuna mı söylemiş, yanılmış mı? 00:13:03.239 --> 00:13:07.123 Hayır, yanılmamış, doğruyu söylemiş. 00:13:07.455 --> 00:13:15.748 Âyeti, hadîs-i şerîfi Türkçeleştirmiş, halk anlasın diye ilahî hâlinde doğruyu söylemiş. 00:13:16.344 --> 00:13:21.501 Yalan dünyasın, yalan dünyasın Sevdiklerimi alan dünyasın 00:13:21.901 --> 00:13:27.270 Sevdiğim aldın, beni ağlattın Dönüp uzaktan gülen dünyasın 00:13:27.470 --> 00:13:37.380 Anlamış: Seni yalan dünya, yalancı dünya! Seni aldatıcı, fettan, seni koca karı seni! 00:13:37.411 --> 00:13:42.678 Seni cadaloz! Yüzünü gözünü boyamışsın, allamışsın pullamışsın, 00:13:42.982 --> 00:13:49.726 güzel ipekli elbiseleri, renkleri giymişsin. Uzaktan millet seni şahane, dünya güzeli sanıyor. 00:13:49.843 --> 00:13:54.322 Seni cadaloz seni, ben senin dişlerinin nasıl dökük olduğunu bilirim, 00:13:54.377 --> 00:14:02.259 yüzünün nasıl buruşuk olduğunu bilirim, ne kambur felek olduğunu bilirim… 00:14:03.339 --> 00:14:06.948 Zahid olan insan ona meyletmez. 00:14:07.333 --> 00:14:14.100 Allah bu duyguları bildirtir; bir kulu sevdi mi, hayrını murad etti mi, 00:14:14.186 --> 00:14:18.600 "Bu kulum hayra ersin de âhirette rahat etsin." dedi mi böyle yapar. 00:14:18.836 --> 00:14:30.980 3.Ve bassarahû uyûbehû. "Ve bu zata ayıplarını göstertir, adam ayıplarını görür." 00:14:30.237 --> 00:14:35.577 "Yahu bana ne oluyor? Ben böyle değildim yahu, nedir bu hâlim? 00:14:35.742 --> 00:14:44.545 Bende bir hastalık başladı, bir kusur başladı. Günde bir cüz Kur'an okurdum, okumaz oldum; 00:14:44.606 --> 00:14:50.653 bir sayfa Kur'an ezberlerdim, ezberlemez oldum; şu kadar tesbih çekiyordum, çekmez oldum; 00:14:51.330 --> 00:14:55.302 şöyle sadaka veriyordum, vermez oldum… Ne oldu bana yahu? 00:14:55.630 --> 00:15:04.219 Yaşlandıkça müttakî olmam gerekirken daha salih, daha ihlâslı olmam gerekirken şu hâle bak; 00:15:04.242 --> 00:15:10.753 namazlara bile gelemez oldum, cumaları bile kaçırmaya başladım. Vay be! Ne oluyor bana?.." 00:15:10.815 --> 00:15:19.400 Hemen kendisini toparlar: "Demek ki şeytan beni bir yerden yakaladı, beni yavaş yavaş çekiyor, 00:15:19.870 --> 00:15:24.651 cehennemin uçurumuna doğru oradan itiverecek. Uçuruma yuvarlayacak, mahvedecek beni…" 00:15:24.742 --> 00:15:28.910 Hemen kendisini toparlar, kişi ayıplarını görür. 00:15:29.420 --> 00:15:34.483 Allah o kişinin hayrını murad etti mi ayıplarını görür, anlar. 00:15:34.616 --> 00:15:41.219 "Ben ayıp işledim, ayıp ediyorum, böyle yapmamam lazım…" der, döndürtür. 00:15:41.851 --> 00:15:48.148 Demek ki bu üç şey güzel, bunları aklımızda tutmamız lazım: 00:15:48.156 --> 00:15:58.747 "Allah bir kulun hayrını murad etti mi dinde onu bilgili, anlayışlı, kavrayışlı, alim, fakih eyler." 00:15:58.762 --> 00:16:02.495 O hâlde hemen kitapları alalım, okumaya başlayalım. 00:16:02.555 --> 00:16:08.253 "Dünyaya karşı zahid, müstağni eyler. Ayıplarını gösterir." 00:16:08.683 --> 00:16:13.920 Benim ayıplarım neler, ne yapmam lazım diye ayıplarımızı da düşünelim. 00:16:20.742 --> 00:16:28.103 İzâ erâdallâhü bi-abdin hayran ceale senâyiahû ve ma'rûfehü fî ehli'l-hifâzi 00:16:28.204 --> 00:16:34.676 ve izâ erâdallâhü bi-abdin şerren ceale senâyiahû ve ma'rûfehû fî gayri ehli'l-hifâzi. 00:16:35.486 --> 00:16:41.868 Hadîs-i şerîfi Câbir radıyallahu anh'ten Deylemî rivayet etmiş. 00:16:42.435 --> 00:16:51.746 "Allah bir kulun hayrını, sevap kazanmasını, kârlı olmasını diledi mi 00:16:51.895 --> 00:17:04.386 yaptığı iyilikleri hayrât u hasenâtı; iyilikten anlayan, ağzı dualı, dindar, iyi insanlara yaptırtır. 00:17:05.824 --> 00:17:12.234 İyiliğini onlara yaptırtır. Onlar da ona dua ederler. Hayır, sadaka yerini bulmuş olur. 00:17:12.384 --> 00:17:23.100 Böylece adam kâr eder. Bir kulun da kötülüğünü murad etti mi sevap kazanmasın, 00:17:23.124 --> 00:17:28.820 iyi bir kul değil diye tevfîkini refîk etmediği zaman da 00:17:28.953 --> 00:17:32.498 adam hayrı hasenâtı gider, olmadık yerlere yapar." 00:17:33.256 --> 00:17:38.528 "Yahu senin bu barın çatısı çok güzel değil, 00:17:38.614 --> 00:17:43.992 ben sana biraz para vereyim de burayı biraz daha süsle!.." "Vay be, ne cömert adam!.." 00:17:44.390 --> 00:17:48.857 Nereye veriyor? Barın, pavyonun sahnesi, çatısı düzgünleşsin diye veriyor. 00:17:48.997 --> 00:17:57.923 Veyahut falanca futbol kulübüne şu kadar milyar ayırıyor. 00:17:58.538 --> 00:18:03.149 Ben rakamları duyduğum zaman mahvoluyorum. 00:18:04.350 --> 00:18:12.479 Millet hayırlı bir yere değil, boş yerlere muazzam paralar ayırıyor. 00:18:13.171 --> 00:18:24.302 Düğündü dernekti, falanca yeri tutmak derken paralar hep istenmeyen; 00:18:24.701 --> 00:18:34.640 Allah'ın sevmediği, kötü taraflara gidiyor. Yapılan iyilikler de ehil olmayan kimselere gidiyor. 00:18:34.539 --> 00:18:40.361 "Sen o adama o parayı verdin ama o adam bu parayla şimdi esrar içecek, 00:18:41.744 --> 00:18:47.788 sen onu ona verdin ama bu adam buranın mâruf bir serserisidir. 00:18:48.451 --> 00:18:54.120 Gidecek o parayı kötülükte harcayacak. Sen niye ona verdin?.." 00:18:54.238 --> 00:19:01.409 "Ne bileyim, üstünü hırpanî gördüm de…" Cenâb-ı Hak, senin hayrını isabetli yere verdirtmedi. 00:19:01.565 --> 00:19:08.268 Demek ki kusurlusun. Bir ağzı dualı mübarek insana verseydin; 00:19:08.432 --> 00:19:16.194 ağzı dualı, Allah'ın sevdiği kul, namazın arkasından elini açardı, gözyaşı içinde sana candan dua ederdi. 00:19:16.240 --> 00:19:21.441 İyi bir kulun duası berekâtına nice hayırlara ererdin. 00:19:23.140 --> 00:19:35.517 Cami yardımına gidiyorsun; adam sakalı bıyığı traşlı, kravatlı, altın yüzüklü, altın kravat iğneli… 00:19:35.728 --> 00:19:41.969 "Cami yapıyoruz. Semtimizde mahallemizde cami yok…" 00:19:42.258 --> 00:19:52.819 "Yok, vermem. Okul için gelseydin verirdim. Okul için olsaydı verirdim. Camiye para vermem." diyor. 00:19:53.406 --> 00:19:56.242 "Yurt olsaydı yurda da verirdim…" 00:19:56.633 --> 00:20:06.686 Bizim rahmetli arkadaş Türkiye'nin en büyük zenginlerinden birine gitmiş. Allah ıslah etsin. 00:20:06.873 --> 00:20:14.980 Demiş ki; "Bizim vakfımız var, hocamız var, biz şu cemaatiz. 00:20:17.178 --> 00:20:27.820 Senin şu memleketinde de hiçbir şeyimiz yok, bize hayır yapsan…" Demiş ki; 00:20:27.867 --> 00:20:35.445 "Biz hayrı nereye yapacağımızı müesseselerimizde kararlaştırıyoruz, oralara veriyoruz. 00:20:35.827 --> 00:20:41.347 Böyle yerlere değil. İşte falancaya yurt yaptım ya!" demiş. 00:20:41.496 --> 00:20:48.733 O yurdun içinde ne günahlar işleniyor biliyor musun? O yurtta kimler kalıyor? 00:20:49.197 --> 00:20:53.298 Akşamları o yurtta ne işretler, ne âlemler oluyor biliyor musun?.. 00:20:53.564 --> 00:21:01.930 Oradan yetişen adamlar senin fabrikanı yakacak. Orada senin fabrikanı yıkacak adamlar yetişiyor. 00:21:01.537 --> 00:21:11.780 İyi insanlara versen ne olur? Memlekete hayrı olan evlatlar, okuyamadığı için köyüne gidiyor. 00:21:11.830 --> 00:21:15.875 Parası olmadığından zavallı, tahsilsiz kalıyor. Onlara versen ne olur? "Yok!" 00:21:16.876 --> 00:21:22.959 Demek ki Allah bir kulu sevdi mi hayrı isabetli yere verdirtiyor. 00:21:23.125 --> 00:21:28.584 Sevmedi mi hayır da yapsa hayrı da yamuk yere gidiyor, boşa gidiyor, havaya cıvaya gidiyor. 00:21:28.933 --> 00:21:34.799 Allah bizi sevdiği kul eylesin, sevdiği işleri yapmaya muvaffak eylesin. el-Fâtiha!