WEBVTT -1:-1:-1.-100 --> 00:00:02.896 es-Selâmu aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh. 00:00:02.921 --> 00:00:05.615 Allah'ın selâmı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun... 00:00:05.700 --> 00:00:09.253 Cenâb-ı Hak iki cihanda cümlenizi aziz ve bahtiyar eylesin... 00:00:09.278 --> 00:00:20.870 Allah'ın izniyle Bakara sûre-i şerîfesinin 165, 166 ve 167. âyet-i kerîmeleri üzerinde sohbet etmek istiyorum. 00:00:20.155 --> 00:00:25.945 Önce besmele çekerek, âyet-i kerîmelerin mübarek metinlerini okuyalım. 00:00:26.140 --> 00:00:29.564 Eûzubillahimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm. 00:00:29.611 --> 00:00:36.445 Ve mine'n-nâsi men yettehizu min dûnillâhi endâden yuhibbûnehüm ke-hubbillâhi 00:00:36.470 --> 00:00:42.960 vellezîne âmenû eşeddü hubben lillâhi ve lev yerallezîne zalemû 00:00:43.900 --> 00:00:50.615 iz yeravne'l-azâbe enne'l-kuvvete lillâhi cemî'an ve ennellâhe şedîdü'l-azâbi. 00:00:50.618 --> 00:00:59.462 İz teberraellezîne't-tübi'û minellezîne't-tebe'û ve raevü'l-azâbe ve tekatta'at bi-himü'l-esbâbü. 00:00:59.487 --> 00:01:06.622 Ve kâlellezîne't-tebe'û lev enne lenâ kerraten fe-neteberrae minhüm kemâ teberraû minnâ 00:01:06.762 --> 00:01:14.292 ke-zâlike yürîhimullâhu a'mâlehüm haserâtin aleyhim ve mâ hüm bi-hâricîne mine'n-nâri. 00:01:14.300 --> 00:01:16.140 Sadakallâhulazîm. 00:01:16.165 --> 00:01:30.750 Bir önceki sohbetimizde geçen âyet-i kerîmede, Cenâb-ı Hak Teâlâ'nın çeşitli âyetleri, 00:01:30.100 --> 00:01:39.361 âyât-ı kevniyyesi, nimetleri anlatılarak Cenâb-ı Hakk'ın varlığına, birliğine 00:01:39.386 --> 00:01:50.610 bu sayılanların delil olduğu belirtilmiş idi. Onları konuştuk, anlattık, ifade ettik. 00:01:50.635 --> 00:02:00.700 Bu kadar delillere rağmen, yani insan gözünü açıp çevresini ilim ve irfan gözüyle, 00:02:00.688 --> 00:02:09.240 basîretle incelerse, Cenâb-ı Hakk'ın varlığını, birliğini, kudretini, sanatını, 00:02:09.490 --> 00:02:18.682 yaratıklarındaki harika yaratılış özelliklerini görünce, yaradanı anlarlar 00:02:18.691 --> 00:02:24.727 ve Cenâb-ı Hakk'ın varlığını, birliğini böylece çok açık bir şekilde, açık seçik, 00:02:24.779 --> 00:02:31.431 zâhir ve bâhir bir şekilde görürler, görmeleri gerekirken; 00:02:31.456 --> 00:02:36.502 Ve mine'n-nâsi. "İnsanlardan da bazıları vardır ki." 00:02:36.527 --> 00:02:41.570 Oluyor, görüyoruz, tarihte olmuş şimdi de var. 00:02:41.595 --> 00:02:51.653 Men yettehizü min dûnillâhi endâden. "Allah'ı bırakıp da Allah'ın ötesinde, 00:02:51.678 --> 00:03:05.205 Allah'tan ayrı bir takım emsâl, nazîr, misâl, karşıt durumunda 00:03:05.230 --> 00:03:09.342 karşı varlıkları kendilerine mâbud edinirler." 00:03:09.671 --> 00:03:13.247 Yuhibbûnehüm ke-hubbillâh. 00:03:13.257 --> 00:03:21.440 "Ve o edindikleri bâtıl mâbudları, mü'minlerin Allah'ı sevdiği gibi severler." 00:03:21.465 --> 00:03:27.929 Sanki Allah'ı seviyorumuş gibi, Allah'ı sevmeleri lazım geldiği gibi; 00:03:28.296 --> 00:03:32.200 sevgilerini, muhabbetlerini, saygılarını yanlış bir yere sarf ederek, onları, 00:03:32.216 --> 00:03:42.246 o edindikleri putları severler. Vellezîne âmenû. "Halbuki iman eden mü'minler." 00:03:42.348 --> 00:03:50.200 Eşeddü hubben lillâhi. "Allahu Teâlâ hazretlerine karşı içten, 00:03:50.750 --> 00:03:57.704 samimi muhabbetle çok daha [fazla,] en güzel şekilde muhabbete sahiptirler." 00:03:58.820 --> 00:04:05.976 Onlar o kadar da yapmazlar, edindikleri tanrıları mü'minlerin Allah'ı sevdiği kadar da sevmezler. 00:04:06.100 --> 00:04:13.628 Ve lev yerallezîne zalemû. "Bu Allah'tan gayri putlar edinip, onlara tapınan bu kâfirler, 00:04:13.683 --> 00:04:17.970 bu müşrikler keşke görselerdi ki." 00:04:18.303 --> 00:04:24.324 İz yeravne'l-azâbe. "Âhirette, kıyamette azabı gördükleri zaman." 00:04:25.765 --> 00:04:33.388 Enne'l-kuvvete lillâhi cemî'an. "Bütün güç, kuvvet, hepsi Allah'ın elinde olduğunu, 00:04:33.605 --> 00:04:41.882 güç kuvvet sahibi Hâlık Teâlâ, yaratıcı mevlânın Allah olduğunu görürlerdi." 00:04:42.414 --> 00:04:53.864 Ve ennellâhe şedîdü'l-azâb. "Ve orada Cenâb-ı Hakk'ın nasıl şiddetli azabı olduğunu görürlerdi." 00:04:54.301 --> 00:04:58.974 Şimdi burada, ve mine'n-nâsi men yettahizu min dûnillâhi endâden [derken;] 00:04:59.750 --> 00:05:10.496 endâd, niddün kelimesinin çoğuludur. Niddün'ün çoğulu endâd geliyor. 00:05:10.527 --> 00:05:19.889 Yani "emsâl, emsâli, nazîri" demek. Allah'ı bırakıp Allah'ın emsâli, Allah yerine, Allah'a nazîr olarak, 00:05:20.600 --> 00:05:28.629 Allah gibi mâbudlar ediniyorlar. Kim bunlar? Puta tapıcılar, esas itibariyle müşrikler. 00:05:29.358 --> 00:05:37.877 Bu arada bir hadîs-i şerîfi de okuyarak öteki izahata ondan sonra geçeyim. 00:05:38.158 --> 00:05:43.770 Sahihayn'de yani İmam Buhârî ve Müslim rahmetullahi aleyhimâ'nın hadis kitaplarında, 00:05:43.970 --> 00:05:49.212 Abdullah b. Mes'ud radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş bir hadîs-i şerîf var. 00:05:49.845 --> 00:05:57.149 Abdullah b. Mes'ud buyuruyor ki: Kultü: "Ben dedim ki Peygamber Efendimiz'e." Yâ rasûlallâh! 00:05:57.485 --> 00:06:01.657 "Ey Allah'ın elçisi, resûlü!" Eyyü'z-zenbi a'zamu? 00:06:02.770 --> 00:06:10.800 "Kulların işlediği günahlardan en büyüğü, en muazzamı, en korkuncu, en fazîsi ve en fecîsi hangisidir?" 00:06:10.825 --> 00:06:16.550 diye sordum. Kâle. "Bu soruma cevap olarak Peygamber Efendimiz buyurdu ki:" 00:06:16.109 --> 00:06:22.170 En tec'ale lillâhi nidden. "Allah'a emsal düşünmen, tasavvur etmen, 00:06:22.638 --> 00:06:30.908 yani şirk koşup, bir başka mabudu Allah yerine, mâbud yerine koyup ona tapınman." 00:06:31.100 --> 00:06:33.936 Ve hüve halekake. "Seni Allah yarattığı halde..." 00:06:34.610 --> 00:06:41.658 [Seni] O yarattığı halde, aklında Allah'a emsâl ve nazir düşünüp, onu mâbud edinip, ona tapınmandır. 00:06:41.728 --> 00:06:43.261 En büyük günah budur. 00:06:43.404 --> 00:06:49.119 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, en büyük günahları sayarken de, 00:06:49.283 --> 00:06:56.191 Allah'a şirk koşmayı en büyük günah olarak, kesin olarak belirtmiştir. 00:06:56.303 --> 00:07:06.536 Bu hadîs-i şerîften de anlaşılıyor. Onun için mü'minlerin sağlam, doğru itikadda olmaları, 00:07:06.805 --> 00:07:12.981 itikadlarının düzgün olması çok önemlidir. Osmanlı şairlerinden birisi diyor ki; 00:07:13.830 --> 00:07:19.963 Belki makbûl ola noksân-ı amel, Olmasın lîkin akîdende halel!. 00:07:20.158 --> 00:07:26.574 Yani, "İbadetleri çok yapamamışsan, nafile oruçları, namazları, tesbihleri, 00:07:26.629 --> 00:07:33.623 hayırları, hasenâtı çok yapamamışsan bile, belki bunları Cenâb-ı Hak mâzur görür ama, 00:07:33.763 --> 00:07:39.665 akidende bir çatlaklık, bozukluk, yanlışlık olmamasına çok dikkat etmen lazım! 00:07:39.981 --> 00:07:42.381 Akidende böyle bir şey olmasın!" diyor. Doğrudur. 00:07:42.710 --> 00:07:49.751 En önemli işimiz Allah'ın varlığını birliğini doğru anlamak, Allah'a şerik koşmamak, 00:07:49.775 --> 00:07:51.841 Allah'tan gayriye tapmamaktır. 00:07:52.800 --> 00:07:59.614 Bu İkibin ve İkibinden sonrasını Tevhid Yılı, Tevhid Yüzyılı, Tevhid Binyılı diye onun için ilan ettik. 00:07:59.692 --> 00:08:02.910 Çok önemli!.. Bu âyet-i kerîmelerden de görüyorsunuz. 00:08:03.140 --> 00:08:18.190 Bu müşrikler putları, kendi elleriyle yaptıkları mâbudları, kendilerine mâbud ediniyorlar ama 00:08:18.783 --> 00:08:27.496 bunları da tam sevmiyorlar. Biraz daha başkasını gördüğü zaman; 00:08:27.582 --> 00:08:34.146 başka bir kabilenin mâbudunu daha süslü, daha büyük, daha cafcaflı, şâşaalı görünce, 00:08:34.537 --> 00:08:44.308 kendisininkini bırakıp onu alırlarmış. Bir de, müşrikler ferah zamanlarında putlara taparlarmış 00:08:44.394 --> 00:08:49.994 ama başları dara geldiği zaman, o zaman Cenâb-ı Hakk'a dönerlermiş. 00:08:50.482 --> 00:08:56.873 Yani işleri karışık ve yarım yamalak. Fe-izâ rakibû fi'l-fülki. 00:08:57.478 --> 00:09:02.139 "Gemiye bindikleri zaman, fırtına çıktığı zaman, batma tehlikesi belirdiği zaman, 00:09:02.178 --> 00:09:06.369 dalgalar gemiyi dövmeye başladığı zaman." De'avüllâhe muhlisîne lehü'd-dîn. 00:09:06.485 --> 00:09:15.734 "O zaman, başkasına değil, sırf Cenâb-ı Hakk'a hâlisâne ibadet ederler, dua ederler, niyaz ederler." 00:09:15.750 --> 00:09:22.534 "Ama karaya çıktıkları zaman, eski şirklerine, küfürlerine devam ederler." diye, 00:09:22.895 --> 00:09:30.689 böyle döneklikleri de belirtiliyor. Severler ama işte öyle yarım yamalak severler. 00:09:30.732 --> 00:09:37.362 "Bir Allah sevgisi vardır ama şerik koştukları putları vardır, 00:09:37.527 --> 00:09:40.169 Allah'ın sevgisi yanında onları da severler. 00:09:40.388 --> 00:09:46.741 Veyahut o putların sevgisi yanında Allah'ı da severler." mânasına gelir diyor bazı müfessirler. 00:09:47.290 --> 00:09:49.561 Bazı tefsir kitaplarında da buyuruluyor ki; 00:09:49.600 --> 00:09:58.720 "Hayır, onlar putları edinirler ve mü"minlerin Allah'ı sevdiği gibi, o putlarını severler. 00:09:58.153 --> 00:10:03.953 Yani onların Allah sevgisi yok; olsaydı, şerik koşmazlardı." diye anlam veriyorlar. 00:10:04.494 --> 00:10:08.683 Sonra, tefsir kitaplarında ifade ediliyor ki, 00:10:09.542 --> 00:10:22.839 "İnsanların Allah'tan gayri bağlandığı şeyler sadece taştan, ağaçtan yontup, 00:10:22.987 --> 00:10:27.303 heykel yapıp karşılarına diktikleri putlar değildir; 00:10:28.306 --> 00:10:40.762 ayrıca Allah'a isyanda itaat ettikleri seyyidleri, başkanları, reisleri, büyükleri, hükümdarları, 00:10:40.918 --> 00:10:51.863 komutanları... neyse, onlar da bu şeye, yani, yettahizu min dûnillâhi endâden'e dahildir." 00:10:52.251 --> 00:11:01.734 Allah'ı bırakıp da, Allah'tan gayri edindikleri nidler, emsâl ve nazîrler grubuna bunlar da girerler, 00:11:01.812 --> 00:11:11.462 mânasına bunu da beyan ediyorlar. Zaten bu âyet-i kerîmede de buna işaret var. 00:11:11.767 --> 00:11:17.680 "İnsanlardan bir kısmı" ne yapıyorlar? "O kimseler ki, insanlardan bir kısmı." 00:11:17.489 --> 00:11:21.123 Yettahizu min dûnillâhi endâden. 00:11:21.728 --> 00:11:29.325 "Putlar ediniyorlar; nidler, emsal, nazîrler, karşıtlar ediniyorlar, inanıyorlar." 00:11:29.646 --> 00:11:34.579 Yuhibbûnehüm. "Onları seviyorlar." Ke-hubbillâh. "Allah sevgisi gibi..." 00:11:35.800 --> 00:11:46.543 Burdaki hüm Arapça'da, zevil-ukûl yani akıl, can sahibi varlıklar için kullanıldığından bundan maksat, 00:11:46.684 --> 00:11:54.462 insanların kendilerine itaat ettikleri, mafya reisleri, kabile başkanları, haşmet ve kuvvet sahibi, 00:11:55.622 --> 00:12:03.465 ikbal ve mevkî sahibi, hüsün ve gösteriş sahibi, servet ü sâmân sahibi kimler varsa; 00:12:03.710 --> 00:12:11.974 ağaydı, başkandı, bilmem şuydu buydu diye, onlara böyle elpençe divan durup da 00:12:12.591 --> 00:12:20.347 bağlanıyorlar ya, işte onlar da bu âyet-i kerîmede anlatılan insanların durumuna düşüyorlar. 00:12:20.425 --> 00:12:30.348 Çünkü; Yuhibbûnehüm ke-hubbillâh. Seviyorlar, emrini tutuyorlar, itaat ediyorlar... 00:12:30.669 --> 00:12:35.419 İtaat edince, ona tapınmış gibi oluyor. Onun için âyet-i kerîmelerde 00:12:35.700 --> 00:12:40.915 bazı insanların nefsini put edinip ona tapındığı [bildiriliyor.] 00:12:40.952 --> 00:12:45.711 E-fe-raeyte meni't-tehaze ilâhehû hevâhü. 00:12:45.757 --> 00:12:47.757 [Hevâ ve hevesini tanrı edinen kimseyi gördün mü?] Hevâ-yı nefsini put edinmiş. 00:12:47.826 --> 00:12:54.350 Yani ne demek? Nefsinin arzularını esas kabul ediyor, ona uyuyor, onu dinliyor, ona itaat ediyor. 00:12:54.810 --> 00:13:00.454 Demek ki sözünü dinleyip, itaat edip, [emrini] uyguladığını put edinmiş oluyor. 00:13:00.680 --> 00:13:06.347 Bazen bu nefis putu olur, bazen karşısında bir kişi olur, bazen de bir reis olur... 00:13:06.632 --> 00:13:15.765 Bazen de kahramanlar, hükümdarlar, dilberler put edinilmiş oluyor. 00:13:15.882 --> 00:13:24.990 Tarih boyunca işte bunlar hem ayrıca putlara taptıkları gibi, bunlara da itaat ettiklerinden, 00:13:24.240 --> 00:13:27.630 yine Allah'a karşı bunları edinmiş oluyorlar. 00:13:27.949 --> 00:13:31.981 Bazıları da doğrudan doğruya bunları kendilerine mâbud edinmişlerdir. 00:13:31.997 --> 00:13:39.627 Mesela Firavun'a tapınmışlardır, Firavun'u mâbud edinmişlerdir, heykelini yapmışlardır, 00:13:39.682 --> 00:13:45.141 ona ibadet etmişlerdir. Buda'yı mâbud edinmişlerdir, 00:13:45.193 --> 00:13:52.170 halbuki Buda bir insandı, ona tapınıyorlar, vesaire... 00:13:52.519 --> 00:14:00.444 Bazen de Allah'ın sevgili kullarını, sevilen kullarını kendilerine put ediniyorlar, ona tapınıyorlar; 00:14:00.499 --> 00:14:05.352 Hz. İsa'ya, Allah'ın peygamberi olduğu halde tapındıkları gibi. 00:14:05.922 --> 00:14:14.492 İşte Allah varken, birken, yerdeki gökteki bütün gözlemler Allah'ın varlığını, birliğini gösterecekken, 00:14:14.613 --> 00:14:22.849 insanların bir kısmı maalesef başka putlar, başka mâbudlar, başka tapınılan varlıklar bulup; 00:14:23.325 --> 00:14:27.936 kafalarından, akıllarından uydurup onu sevip, ona itaat ediyorlar. 00:14:28.337 --> 00:14:37.194 Ama yanlış tabii, çok büyük suç, çok büyük günah. İnne'ş-şirke le-zulmün azîm. 00:14:37.515 --> 00:14:41.760 "Şirk koşmak çok büyük bir zulümdür." Ve Allah'ın affetmeyeceği [bir günahtır.] 00:14:41.877 --> 00:14:46.717 İnnellâhe lâ yağfiru en yüşreke bihî ve yağfiru mâ dûne zâlike li-men yeşâü. 00:14:46.758 --> 00:14:52.468 "[Allah] müşriki affetmeyecek, ama dilerse başka günahkârların hatalarını affedebilir, bağışlayabilir." 00:14:52.493 --> 00:14:56.430 Dilediği kimseleri bağışlar ama müşriki aslâ affetmesi olmayacak. 00:14:56.516 --> 00:15:04.100 Onun için müşrik olmamağa, Allah'tan gayriye bağlanıp, dalkavukluk edip, yaltaklanıp 00:15:04.125 --> 00:15:07.508 [yoldan çıkmamağa] gayret etmek lazım! 00:15:07.742 --> 00:15:14.710 Bunun yanlışlığını çok kuvvetli bir şekilde öğrenmek ve öğretmek lazım!.. Sonra? 00:15:14.889 --> 00:15:17.838 Vellezîne âmenû eşeddü hubben lillâh. 00:15:18.490 --> 00:15:27.797 "Mü'minler Cenâb-ı Hak Teâlâ'yı böyle, bu müşriklerin putlarını sevdiğine benzer şekilde değil, 00:15:27.867 --> 00:15:38.284 çook kuvvetli bir şekilde severler." Burada mü'minlerin Allah sevgisi anlatılıyor, isbat ediliyor. 00:15:38.633 --> 00:15:45.580 Bana bir korgeneral gelmişti, o zaman fakültede doçent idim. 00:15:45.970 --> 00:15:50.200 "Amerika'da birtakım dostlarım var, onlar bana Paşa Baba derler. 00:15:50.481 --> 00:15:57.231 Mektup gönderdiler, bak Türkçe'de biliyorlar hocam. Mektupta ne diyorlar?" dedi. 00:15:57.434 --> 00:16:04.633 Baktım 20-30 sayfa, başı yazılmamış, belirtilmemiş İngilizce [bir] kitabın 00:16:04.672 --> 00:16:08.255 sayfalarını fotokopi etmişler, Paşa Babalarına göndermişler. 00:16:08.765 --> 00:16:17.920 Korgeneral, kurucu mecliste filan görev yapmış, yüksek bir zât idi. Diyorlar ki: 00:16:17.146 --> 00:16:23.844 "Paşa Baba, hanımımla beraber ellerinden öperiz. Bu sayfaları oku, fikirlerini söyle!" 00:16:23.922 --> 00:16:31.496 Şu kitaptan alınmış demiyor. Demek ki kitap başlığını saklamaları gereken bir kitap; öyle anlaşılıyor. 00:16:31.575 --> 00:16:35.742 İsmini, yazarının kim olduğunu söylemek istemiyorlar demek ki. 00:16:36.760 --> 00:16:41.952 Korgeneral Paşa da bana geldi; "Hocam, ben bu konuları iyi bilmiyorum, bana yardımcı olun. 00:16:42.118 --> 00:16:45.493 Siz cevabını Türkçe yazın, ben İngilizceye çevirip göndereyim. 00:16:45.951 --> 00:16:52.951 Bunlar galiba müslüman olacaklar?" dedi. Ben de tabii ilgilendim, okudum. 00:16:52.992 --> 00:17:01.409 Baktım, baştan sona İslâm'a haksız hücumlar; yersiz, yanlış hücumlarla dolu bir kitap. 00:17:01.534 --> 00:17:11.326 Ondan sonra hıristiyanları öğütlüyor, hıristiyanları müslümanlara karşı kışkırtıyor, diyor ki; 00:17:11.450 --> 00:17:19.951 "Müslümanlar hıristiyanların bu üçlemesini, teslisini, tiriniteyi anlamazlar; 00:17:20.340 --> 00:17:29.201 onun için onlara şöyle hareket edin, böyle hareket edin." diye yalan yanlış şeyler söylüyor. 00:17:29.242 --> 00:17:32.451 Hıristiyanlığı medhediyor, müslümanlığı çok fena halde kötülüyor. 00:17:32.659 --> 00:17:37.118 Paşa Baba'dan da, "Bu hususta ne dersin?" diye cevap istiyor. 00:17:37.325 --> 00:17:43.408 Paşa Baba da onları müslüman olacak sandığı için, bana gelip, benden yardım alıp, cevap gönderecek. 00:17:43.826 --> 00:17:49.577 Ben okudum, yanlış, mesela diyor ki; "Müslümanlar hiç Allah sevgisini bilmezler." 00:17:49.659 --> 00:17:57.701 İşte burada âyet-i kerîme var, Kur'ân-ı Kerîm'in ayeti: Vellezîne âmenû eşeddü hubben lillâh. 00:17:57.826 --> 00:18:03.785 "[Mü'minlerin] Allah'ı sevmek hususunda, müşriklerin hiç yanına yanaşamayacağı derecede 00:18:03.909 --> 00:18:06.785 yüksek sevgileri vardır." Nereden belli bu sevgi? 00:18:07.242 --> 00:18:09.743 Mallarını Allah yolunda vermelerinden belli... 00:18:10.760 --> 00:18:16.243 Canlarını Allah uğrunda cihadlarda fedâ etmelerinden belli... 00:18:16.409 --> 00:18:21.743 İbadetlere sabretmelerinden, Ramazan'da oruç tutmalarından belli... 00:18:22.118 --> 00:18:28.118 Hayır hasenât yapmalarından, çeşmeler, yollar yapmalarından belli... 00:18:28.146 --> 00:18:37.438 Geceleri gözyaşları ile ibadetler edip, Cenâb-ı Hakk'a yana yakıla kulluk etmelerinden belli... 00:18:37.492 --> 00:18:43.761 Yunuslardan belli, Mevlânâlardan bellli... Yalan söylüyor, iftira ediyor, yani garazkâr. 00:18:43.809 --> 00:18:49.685 Ama işte âyet-i kerîme: Vellezîne âmenû eşeddü hubben lillâh. Ben bunları böyle yazıp verdim. 00:18:49.892 --> 00:18:52.101 Paşa hazretleri de göndermişti. 00:18:52.309 --> 00:18:57.851 Ve lev yerallezîne zalemû iz yeravne'l-azâbe enne'l-kuvvete lillâhi cemî'an 00:18:57.898 --> 00:19:03.440 ve ennellâhe şedîdü'l-azâbi. Ve lev yerellezîne zalemû. 00:19:03.767 --> 00:19:10.590 "Ah, keşke zulmedenler, yani şirk edip de, kendilerini tehlikeye sokup da, 00:19:10.590 --> 00:19:18.184 kendilerini azâba müstehak duruma getirip de, kendi kendilerine haksızlık etmiş, 00:19:18.225 --> 00:19:25.600 kötülük etmiş olanlar, keşke görselerdi." Kimler görselerdi? 00:19:25.684 --> 00:19:27.976 Ellezîne zalemû. "Zulüm edenler." 00:19:28.590 --> 00:19:34.226 Bu müşrikler, bu zâlimler, bu haksız işi yapanlar, bu puta tapanlar görselerdi. 00:19:34.434 --> 00:19:43.180 İz. "O zamanı ki." Yerevne'l-azâbe. "Onlar azâbı âhirette karşılarında görürler." 00:19:43.180 --> 00:19:48.352 Mahkeme-i kübrâda mahkum olurlar, cehennemlik oldukları belli olur, azâb karşılarında... 00:19:48.684 --> 00:19:58.268 Enne'l-kuvvete lillâhi cemîâ. "Bütün gücün kuvvetin, kudretin, kâinatın tasarrufunun 00:19:58.559 --> 00:20:04.268 Allah'ta olduğunu o zaman görürlerdi." Ve ennellâhe şedîdü'l-azâb. 00:20:04.309 --> 00:20:11.392 "Ve Allah'ın bu müşriklere, kâfirlere ne kadar şiddetli azâb edici olduğunu görürlerdi." 00:20:11.767 --> 00:20:18.393 Burada ki yerâ kelimesi yazılış bakımından aynı olan, 00:20:18.726 --> 00:20:23.477 bir başka şekilde de bir kıraat daha var, terâ [okunur.] 00:20:23.851 --> 00:20:32.769 O zaman terâ kıraatine göre mâna ne olur? Ve lev terâ. "Ey Resûlüm! Sen görseydin." 00:20:32.934 --> 00:20:40.435 Ellezîne zalemû. "İşte bu müşrikleri, bu zâlimleri, onlar azâbı gördükleri zaman, 00:20:40.809 --> 00:20:47.101 gücün kuvvetin Allah'ta olduğunu anladıkları ve azâbın ne kadar korkunç olduğunu 00:20:47.142 --> 00:20:51.684 farkettikleri zaman görseydin!" Başka âyetlerde de böyle başlangıçlar var. 00:20:52.100 --> 00:20:57.976 Başka sûrelerde, Ve lev terâ izizzâlimûne diye başlayan âyetler de gelecek. 00:20:58.350 --> 00:21:06.101 Bu rivayet de olabilir. Bu rivayet de var ama bizim Kur'ân-ı Kerîm'deki yazılan rivayet yerâ diye; 00:21:06.100 --> 00:21:11.100 yani muzâri, müfred, gâib sigasıyla. 00:21:13.392 --> 00:21:20.101 Burada "Ve görselerdi.." deniliyor, ondan sonra sonucu bırakılıyor. 00:21:21.590 --> 00:21:27.726 Bu, "Azâbın ne kadar şiddetli olduğunu kendileri idrak etsinler, söz onlara tesir etsin." diyedir. 00:21:27.940 --> 00:21:37.121 Türkçe'de de, "Sen bunu yaptın ama başına neler gelecek olduğunu bir bilsen!.." deriz, 00:21:37.146 --> 00:21:45.370 "Bir bilsen başına gelecekleri!.." deriz, sonucu, cezayı söylemeyiz. O daha tesirli olur. 00:21:45.620 --> 00:21:59.880 Onun için, onların ne kadar korkunç cezalara mâruz bırakılacakları böyle bir ifadeyle anlatılmış. 00:21:59.113 --> 00:22:07.548 Elmalılı rahmetli, bu âyet-i kerîmenin izâhında geniş bir bölüm ayırmış. 00:22:07.573 --> 00:22:13.576 İnsanlar tabii târih boyunca Allah'tan gayrı nelere tapmışlar? 00:22:13.601 --> 00:22:20.867 Mâhiyetini anlayamadıkları gök cisimlerine, kudret izâfe ederek güneşe, aya, yıldızlara tapmışlar. 00:22:20.892 --> 00:22:27.573 Başka nelere tapmışlar? Kendi içlerinden yetişmiş hükümdarlara tapmışlar. İnsan... 00:22:27.598 --> 00:22:32.117 Onlar gibi insan. Mesela firavunlara taptıkları gibi, Nemruda taptıkları gibi... 00:22:32.142 --> 00:22:38.367 Onlar "Ben tanrıyım!" demiş. Ötekileri de "Haydi sen bizim tanrımızsın!" demişler, tapmışlar. 00:22:38.392 --> 00:22:42.601 Bazıları da başka hayvanlara tapmışlar. 00:22:42.684 --> 00:22:50.643 İşte öküze tapmak gibi, timsaha, kobra yılanına, beyaz ayıya tapmak gibi... 00:22:51.350 --> 00:22:57.892 Vahşi kabilelerin çeşitli mahluklara tapınması gibi şeyler... 00:22:58.590 --> 00:23:07.309 Bir de tabii kendilerine sevgiyle, saygıyla bağlanılıp, itaat ediyen hükümdarlar, 00:23:07.434 --> 00:23:11.935 komutanlar, kahramanlar filan... Bu da doğru olmuyor. 00:23:12.392 --> 00:23:20.767 Yani Allah'a isyanda birilerine itaat edildi mi ona ibadet edilmiş gibi oluyor. 00:23:21.180 --> 00:23:24.769 Burada bir açıklama yapmak gerekiyor: 00:23:26.180 --> 00:23:29.227 Biz Peygamber Efendimiz'i sevmeyecek miyiz? Seveceğiz. 00:23:29.225 --> 00:23:33.184 Çünkü zaten Kur'ân-ı Kerîm'de Allahu Teâlâ hazretleri buyurmuş; 00:23:33.225 --> 00:23:38.892 Kul in küntüm tuhibbûnellâhe fettebi'ûnî yuhbibkümullâhu ve yağfirleküm zünûbeküm. 00:23:39.590 --> 00:23:46.184 Yani Peygamberi seveceğiz. Evliyaullahı sevecek miyiz, hocalarımızı sevecek miyiz, 00:23:46.517 --> 00:23:51.184 babamızı sevebilir miyiz, annemizi sevebilir miyiz, çocuğumuzu sevebilir miyiz? Tabii severiz... 00:23:51.350 --> 00:24:00.976 Yani sevginin meşrû olanı var ve hududu var. İnsan babasını sever ama babası günahı emrederse, 00:24:01.183 --> 00:24:07.225 "Oğlum haydi bakalım, ben sana yankesiciliği öğrettim, git şu adamın cebinden cüzdanını çal!" [derse;] 00:24:07.350 --> 00:24:12.517 işte bu itaat edilecek bir emir değil. Babasının emri yanlış. 00:24:12.559 --> 00:24:22.435 Yanlış emir, Allah'a isyanı, günahı [emreden] emir dinlemez ama Allah yolunda giden 00:24:22.601 --> 00:24:27.643 Allah'ın iyi kullarını sevmek de dinin esaslarındandır. 00:24:28.392 --> 00:24:34.143 Mesela ezanımızda, ikâmetimizde Peygamber Efendimiz'e sevgimizi ifade ediyoruz. 00:24:34.309 --> 00:24:41.392 Namazımızda, tahiyyatımızda, salât ü selâmımızda Peygamber Efendimiz'e sevgimizi ifade ediyoruz. 00:24:41.475 --> 00:24:48.475 Çünkü o sevgi emredilmiş, ona salât ü selâm getirmek emredilmiş, bağlılık emredilmiş. Bu nedir? 00:24:48.642 --> 00:24:57.851 Burada bir incelik şudur: Birisi, Allah'a karşı rakip olarak bir şeyi sevmek, şirk oluyor; 00:24:58.183 --> 00:25:03.475 ötekisi de makbul olan, emredilen de Allah için sevmek oluyor. 00:25:03.684 --> 00:25:09.257 Allah'ı seven, Allah için de Allah'ın bazı kullarını sever. 00:25:09.282 --> 00:25:12.284 Allah için, Allah'la ilgili olan şeyleri sever. 00:25:12.309 --> 00:25:17.185 Allah'ın kitabını severiz. Neden? Allah'ın kitabı, Allah'ın kelâmı; onun için severiz. 00:25:17.434 --> 00:25:22.352 Allah'ın peygamberini severiz. Peygamberimiz Muhammed-i Mustafâ Efendimiz'i seviyoruz. 00:25:22.392 --> 00:25:27.310 Hz. İsâ Efendimiz'i seviyoruz. Hz. Meryem vâlidemiz'i seviyoruz. 00:25:27.392 --> 00:25:32.851 Hz. Musâ aleyhisselam'ı seviyoruz. Neden? Allah'ın mübarek kulları diye seviyoruz. 00:25:33.142 --> 00:25:38.559 Yani Allah için sevmek câizdir, güzeldir, sevaptır, tavsiye edilmiştir. 00:25:38.684 --> 00:25:47.726 Çünkü İslâm sevgi ve muhabbet, kardeşlik ve toplum yaşamı dinidir. Elbette bir sevgi olacak. 00:25:48.183 --> 00:25:53.350 Kendisi için sevdiğini kardeşi için de sevecek, kardeşini Allah rızası için sevecek. 00:25:53.392 --> 00:25:56.351 Kardeşiyle, Allah rızası için din kardeşliği yapacak. 00:25:56.392 --> 00:26:04.642 Âhiret kardeşi olacak, "âhiretlik" dediğimiz âhiret kardeşliğini yapacak. 00:26:04.684 --> 00:26:07.767 Bunlar güzel. Bunu şey yapmak, [geliştirmek] lazım. 00:26:07.892 --> 00:26:14.892 Burada bir noktaya daha işaret ediyor. Yani Allah için sevmek; bunu ayırmak lazım! 00:26:14.934 --> 00:26:22.476 el-Hubbu fillâh, el-hubbu lillâh; bunlar makbul sevgiler. 00:26:22.517 --> 00:26:34.726 Bir de, bazıları da bu Allah'tan gayrı nidd edinmek, yani emsâl edinmek meselesinde 00:26:34.851 --> 00:26:40.893 Allah'ın mübarek evliyâsını sevmeyi de bu şirke bağlamak istiyorlar. 00:26:40.976 --> 00:26:48.268 Bu da çok yanlış bir şey. Elmalılı, buna da bir bahis ayırmış, güzel izahat vermiş. 00:26:48.309 --> 00:27:00.810 Bunun yanlışlığını gayet güzel beyan etmiş. Onlar böyle kabirleri ziyareti uygun görmüyorlar. 00:27:00.976 --> 00:27:06.643 Geçmiş insanları ziyareti uygun görmüyorlar. Rahmetle yâd etmeyi uygun görmüyorlar. 00:27:06.976 --> 00:27:10.810 Hepsini kesmek isteyen halleri var. Bu da yanlış... 00:27:11.309 --> 00:27:21.143 "Eğer siz böyle bütün sevgileri istemiyorsanız o zaman kendi başınızdaki emirlere sevgi göstermemeniz, 00:27:21.267 --> 00:27:27.392 tâzim etmemeniz, ziyaret etmemeniz lazım. Peygamber Efendimiz'in kabrini ziyareti bile 00:27:27.434 --> 00:27:31.851 çok görüyorsan o zaman saraya hiç gitme! Emir'i hiç ziyaret etme!" diye 00:27:31.934 --> 00:27:40.934 yıllar önceden bu şeyleri güzel teşhis etmiş, tefsir sayfalarında gayet güzel şey yapmış [izah etmiş.] 00:27:41.590 --> 00:27:50.184 Bu kabir ziyaretini yasaklamaya kalkışanların, Peygamber Efendimiz'in kabrini ziyarete karşı olanların 00:27:50.434 --> 00:27:53.684 vesairenin hatalarını da beyan etmiş. 00:27:54.100 --> 00:28:02.517 Yani Allah için sevgiyle, Allah'ın sevmediği sevgi cinsini güzelce açıklamak gerekiyor. 00:28:02.601 --> 00:28:08.726 Güzel açıklama yapmış; Allah razı olsun, Allah rahmet eylesin... 00:28:11.267 --> 00:28:13.851 İz teberraellezîne't-tübi'û [minellezîne't-tebe'û ve raevü'l-azâbe ve tekattaat b-ihimü'l-esbâbü.] 00:28:13.982 --> 00:28:20.608 Bu, 166. âyet-i kerîme de yine edat-ı tezkirle, yani hatırlatma, 00:28:20.726 --> 00:28:26.560 eski bir olayı hatırlatımak bâbında kullanılan bir edatla başlıyor. 00:28:27.180 --> 00:28:31.393 İz "Hatırla hani o zamanı ki..." Ama bu sefer eski değil, 00:28:32.225 --> 00:28:38.559 ileride âhirette olacak bir olayı Cenâb-ı Hak kendi ilm-i ilâhîsiyle olacağı 00:28:38.892 --> 00:28:43.184 olmadan evvel, Peygamber Efendimiz'e "İleride böyle olacak!" diye bildiriyor. 00:28:43.517 --> 00:28:50.590 Teberraellezîne't-tübi'û. "Kendilerine tâbi olunanlar teberrî edecekler." 00:28:50.142 --> 00:28:57.180 Yani, "Bizim ilişkimiz, alâkamız yok, biz bunlardan değiliz, bunlar bizden değildir." diye 00:28:57.142 --> 00:29:04.768 kendilerini çekecekler, kendilerine bağlı olanlarla bağlantıları inkâr edecekler. 00:29:04.851 --> 00:29:13.602 Bakın burada da endâden yühibbûnehüm. Reisler, mafya çetesi başkanları vesaireler, 00:29:13.892 --> 00:29:19.601 yanlışlıkla kendilerine bağlanan kimseler, hepsi giriyor işin içine. 00:29:19.809 --> 00:29:30.351 Ama önce ne dediklerini söyleyelim, sonra başka izahları, başka görüşleri de anlatacağım: 00:29:30.767 --> 00:29:37.226 "Kendisine tâbi olunanlar teberrî edecekler. Yani 'Yâ Rabbi! Yok bizim alâkamız bunlarla... 00:29:37.309 --> 00:29:40.893 Biz bunlardan değiliz, bunların yaptıklarına razı değiliz.' diyecekler." 00:29:41.225 --> 00:29:48.184 Kimlerden teberrî edecekler, kendilerini sıyıracaklar, alâkamız yok diye reddedecekler, 00:29:48.225 --> 00:29:50.600 inkâr edecekler? Minellezîne't-tebe'û. 00:29:50.684 --> 00:29:57.310 "Kendilerine tâbi olanlardan sıyrılacaklar, alâkalarını reddedecekler." 00:29:58.684 --> 00:30:07.393 Ve raevü'l-azâb. "Ve azabı görecekler." Ve tekatta'at bi-himü'l-esbâbü. 00:30:07.851 --> 00:30:15.934 "Ve aralarındaki bütün bağlantılar, birbirleriyle dünyadayken mevcut olan alâkalar, 00:30:16.309 --> 00:30:25.185 hepsi kesilmiş olduğu zaman, ah o zamanı da bir görsen ey Resûlüm!" veyahut, "Ey mü'minler! 00:30:25.267 --> 00:30:32.350 O zamanı bir düşünseniz, bir görmüş olsanız." gibi bu 166. âyet-i kerimede böyle bildiriliyor. 00:30:32.434 --> 00:30:35.492 Bu kendisine tâbi olunanlar kimler? 00:30:35.517 --> 00:30:42.642 Dünyadayken kendisine tapınılan putlar, âhirette kendi putperestlerini, 00:30:42.684 --> 00:30:47.101 kendilerine tapanları reddedecekler; bir bu mâna var... 00:30:47.684 --> 00:30:52.767 Bir de, "Bunlar meleklerdir." demiş bazı alimler. 00:30:53.976 --> 00:31:00.643 Kendilerine, "Melekler Allah'ın kızlarıdır." diye tapınanlar olmuş, Kur'ân-ı Kerîm'den biliyoruz. 00:31:00.684 --> 00:31:05.976 Melekleri kendilerine mâbud edinenler olmuş. Onlar diyecekler ki; 00:31:06.180 --> 00:31:14.519 "Yâ Rabbi! Bizim bunlarla hiç alâkamız yok!" Teberra'nâ ileyke mâ kânû iyyânâ ya'budûne. 00:31:14.559 --> 00:31:18.768 "Biz bunlardan sıyırıyoruz kendimizi; onlar bize tapmıyorlardı." 00:31:18.809 --> 00:31:23.727 Kâlû sûbhâneke ente veliyyünâ min dûnihim. "Seni tesbih ve takdis ederiz yâ Rabbi, 00:31:23.809 --> 00:31:27.601 sen bizim velîmizsin! Bizim onlarla hiç alâkamız yok..." 00:31:27.851 --> 00:31:32.934 Bel kânû ya'budûne'l-cinne. "Belki bunlar bize değil, cinlere tapıyorlardı. 00:31:32.976 --> 00:31:35.143 Ekseruhüm bi-him mü'minûne, diyecekler. 00:31:35.183 --> 00:31:42.183 Cinler de, kendilerine tapınan kimselerden böyle teberrî edecekler. 00:31:44.100 --> 00:31:48.684 Ve izâ huşira'n-nâse kânû le-hüm a'dâen. 00:31:48.976 --> 00:31:53.143 "Mahşer yerinde düşman gibi davranacaklar kendilerine tapınanlara." 00:31:53.517 --> 00:31:59.143 Ve kânû bi-ibâdetihim kâfirîne. "Onların tapışlarına inkârda bulunacaklar." 00:31:59.517 --> 00:32:05.476 Bu hususta çok âyetler var. Vettahizû min dûnillâhi âliheten liyekûnû lehüm izzân kellâ 00:32:05.517 --> 00:32:08.934 se-yekfurûne bi-'ibâdetihim ve yekûnûne aleyhim dıddâ. 00:32:09.100 --> 00:32:11.976 diye onlara karşı zıd olacakları bildiriliyor. 00:32:12.180 --> 00:32:17.810 İnneme't-tehaztüm min dûnillâhi evsânen meveddete beyniküm fi'l-hayâti'd-dünyâ 00:32:17.934 --> 00:32:27.768 sümme yevme'l-kıyâmeti yekfüru ba'düküm bi-ba'dın. Sizler ötekileri inkar edeceksiniz. 00:32:27.934 --> 00:32:34.685 Ve yel'anü ba'düküm ba'dâ. "Siz onlara, onlar size; tapanlar, tapınanlar birbirlerine lânet edecek." 00:32:35.309 --> 00:32:38.976 Ve me'vâkümü'n-nâru. "Hepinizin yeri cehennem olacak." 00:32:38.976 --> 00:32:44.935 Ve mâ leküm mi'n-nâsırîne. "Kimse de size yardım etmeyecek. Bir yardımcı bulamayacaksınız." 00:32:45.142 --> 00:32:51.180 Ve lev terâ izi'z-zâlimûne mevkûfûne inde rabbihim yerci'u ba'duhüm ilâ ba'dıni'l-kavle. 00:32:51.100 --> 00:32:54.934 "Cenâb-ı Hakk'ın huzurunda biribirleriyle söz dalaşı yapacaklar." 00:32:55.267 --> 00:33:05.809 Yekûlüllezînestud'ifû lillezînestekberû. "Aldatılan, horlanıp, zayıf görülüp de tâbi kılınanlar, 00:33:05.809 --> 00:33:12.476 o kibirli, kendilerine tâbi olunan kimselere diyecekler ki." 00:33:12.517 --> 00:33:14.517 Lev lâ entüm le-künnâ mü'minîne. 00:33:14.601 --> 00:33:20.435 "Bre insafsızlar, zalimler! Siz olmasaydınız biz mü'min olurduk. Siz bizi aldattınız!" diyecekler. 00:33:20.642 --> 00:33:27.642 Kâlellezînestekberû. "O tâbi olunan ruesâ takımı, kibirli, ululanan; 00:33:27.684 --> 00:33:35.560 tanrıyım, bilmem neyim diye kendisini yükseklere çıkartıp da insanları kendisine bağlayanlar da diyecekler ki." 00:33:35.767 --> 00:33:45.309 Lillezînestud'ifû. "O aldatılıp, zayıf görülüp, gücü olmayan o insanlara, düşkünlere diyecekler ki." 00:33:45.392 --> 00:33:47.226 E nahnü sadednâküm ani'l-hüdâ ba'de iz câeküm. 00:33:47.309 --> 00:33:54.180 "Size geldikten sonra, hidâyet yolundan biz mi sizi saptırdık? Bel küntüm mücrimîn. 00:33:54.142 --> 00:33:56.726 "Asıl suçlu sizsiniz!" diyecekler. 00:33:56.809 --> 00:34:02.435 Ve kâlellezînestud'ifû lillezînestekberû. "O düşkünler büyüklük taslayanlara diyecekler ki." 00:34:03.100 --> 00:34:10.475 Bel mekru'l-leyli ve'n-nehâri iz te'mürûnenâ en nekfüra billâhi. 'Gece gündüz hilelerle, 00:34:10.642 --> 00:34:16.268 Allah'a kâfir olmamızı bize siz emredip duruyordunuz. Bizi yanlış yollara sevkediyordunuz." 00:34:16.767 --> 00:34:23.268 Ve nec'ale lehû endâden. "Onun yerine emsallerine, başka şeylere gönül bağlamamızı, 00:34:23.309 --> 00:34:28.392 tapınmamızı siz söylüyordunuz." diyecekler. Böyle söz dalaşları olacak. 00:34:28.475 --> 00:34:32.642 Bu tapınanlarla tapınılanlar, bağlananlarla bağlanılanlar, 00:34:32.684 --> 00:34:38.767 başkanlarla onların tebâları böyle dalaşacaklar. 00:34:38.851 --> 00:34:42.560 Ve eserrü'n-nedâmete lemmâ raevü'l-azâbe. 00:34:42.726 --> 00:34:47.600 "Azabı gördükleri zaman da, çok pişmanlık izhâr edecekler. 00:34:47.183 --> 00:34:50.684 Ve ce'alne'l-ağlâle fî-ağnâkıllezîne keferû. 00:34:50.767 --> 00:34:58.726 "Ve bu kâfirlerin boyunlarına demir boyunduruklar bağlanacak." 00:34:58.892 --> 00:35:06.601 Hel yüczevne illâ mâ kânû ya'melûne. "Cezalarını çekecekler ama kendi ettiklerini bulacaklar." diye 00:35:06.726 --> 00:35:11.976 çeşitli âyet-i kerîmelerde böyle bildiriliyor. 00:35:12.180 --> 00:35:18.185 Bir de bu kendisine tâbi olunanlar, tâbi olanlar meselesinde deniliyor ki: Bunlar şeytanlardır. 00:35:18.350 --> 00:35:24.642 Çünkü şeytanları da insanlar dinlediler ve şeytana aldandılar. 00:35:25.180 --> 00:35:29.810 Şeytanlar da orada yine bizim ilgimiz yok diyecekler. 00:35:29.851 --> 00:35:36.602 Onlar hakkında da bu konuda âyet-i kerîmeler var. Ne diyecek şeytanlar? 00:35:36.976 --> 00:35:42.435 Ve kâle'ş-şeytânu lemmâ kudiye'l-emru. 00:35:42.559 --> 00:35:48.268 "Allah'ın hükmü takdir olunup, cehennemlikler ayrıldığı zaman, şeytan diyecek ki." 00:35:48.684 --> 00:35:51.226 İnnellâhe ve'adeküm va'de'l-hakkı. 00:35:51.309 --> 00:35:56.893 "Cenâb-ı Hak size peygamber gönderdi, kitaplar indirdi, cenneti vaad etti, 00:35:56.976 --> 00:36:04.351 cehennemi ihtar eyledi ve va'dini yerine getirdi, mü'min kullarını cennetine soktu. 00:36:05.590 --> 00:36:11.434 Yine vaîdini yerine getirdi, cehennemlikleri de cehennemliklerin arasına ayırdı. 00:36:11.517 --> 00:36:15.726 Cenâb ı Hakk'ın va'di haktır, va'dinden hulfü yoktur." 00:36:15.851 --> 00:36:20.310 Ve ve'adtüküm. "Ben de sizi kandırmak için çeşitli vaadlerde bulundum." 00:36:20.350 --> 00:36:23.892 Fe-ahleftüküm. "Ama yapmadım." 00:36:24.100 --> 00:36:31.726 Ve mâ kâne liye aleyküm min sultânin. "Benim için size herhangi bir güç kuvvetim yoktu." 00:36:32.180 --> 00:36:40.435 İllâ en de'avtüküm fe-stecebtüm lî. "Ancak, ben size vesvese verdim, sizi kışkırttım, fikir verdim; 00:36:40.642 --> 00:36:46.143 siz de bu fikre uydunuz, bana tâbi oldunuz. Şeytana uydunuz, günahı işlediniz." 00:36:46.392 --> 00:36:53.180 Fe-lâ telûmûnî. "Beni kınamayın, bana laf söylemeyin, bana bağırıp çağırmayın." 00:36:53.142 --> 00:36:59.851 Ve lûmû enfüseküm. "Kendi kendinizi kınayın!' diyecek şeytan. Böyle bildiriliyor. 00:37:00.183 --> 00:37:08.684 İz kâle li'l-insânikfur. "Şeytan kullara, 'Kâfir ol!' der, 'Küfre git!' der." 00:37:08.767 --> 00:37:14.559 Fe-lemmâ kefera kâle innî berîün minke innî ehâfullâhe rabbe'l-âlemîne. 00:37:14.559 --> 00:37:19.809 "Ondan sonra kâfir olunca da, 'Ben senden berîyim, seninle alâkam yok; ben Allah'tan korkarım!' der." 00:37:19.934 --> 00:37:27.518 İşte bu bütün şeytan olsun, cinler olsun, melekler olsun, insanlar olsun, putlar olsun; 00:37:27.809 --> 00:37:32.601 cansız putlara da Allah orada bir hal verecek, dil verecek; 00:37:32.642 --> 00:37:36.892 onlar da kendisine tapınanlardan teberrî edecekler... 00:37:37.180 --> 00:37:45.143 Onlar da, "Bizim alâkamız yok!" diye inkâr edecekler. Hâsılı hepsi suçu biribirlerine yükleyecekler. 00:37:45.267 --> 00:37:51.976 Hakîkaten de insan şirke düştü mü, küfre düştü mü, suç kendisinindir. 00:37:52.434 --> 00:37:58.559 Bugün dünyada, resmen dinsizliği telkin eden milletler var. 00:37:58.601 --> 00:38:08.601 Rusya yıllarca inançsızlığı, dinlerin afyon olduğunu, inançların yalan olduğunu anlattı durdu. 00:38:09.183 --> 00:38:16.517 Ama hayret ettim, bu eski reisicumhur [Yeltsin] ihtiyarlıktan [dolayı görevinden] ayrılırken, 00:38:16.517 --> 00:38:22.143 baktım ki yine papazların huzurunda oturmuşlar [merâsim yapıyorlar.] 00:38:22.183 --> 00:38:35.350 Hâsılı işte böyle, biribirleriyle ilgisi olmadıklarını söylüyecekler, teberrî edecekler, inkâr edecekler 00:38:35.559 --> 00:38:42.642 ve azabı görecekler; Ve tekatta'at bi-himü'l-esbâbe. "Aralarında hiçbir bağlantı kalmayacak." 00:38:42.684 --> 00:38:47.934 Bu esbâb, Arapça'da sebeb kelimesinin çoğuludur. Aslında ip demek. 00:38:48.267 --> 00:38:53.601 İşçiler hurma ağacına çıkmak için ip kullanırlardı. 00:38:53.642 --> 00:38:57.642 Bellerinden ve ağaçtan geçen yuvarlak bir sarılı ip. 00:38:57.726 --> 00:39:03.393 O iple yukarıya kadar böyle attıra attıra çıkar, düşmezlerdi; bellerinden de bağlı çünkü. 00:39:03.475 --> 00:39:07.351 Hurmayı topladıktan sonra da, aşağıya doğru attıra attıra inerlerdi. 00:39:07.809 --> 00:39:13.768 Sebeb, esbâb "ip" demek; yani bütün bağlar, ipler orada kopacak. 00:39:13.976 --> 00:39:20.185 Tapanla tapılan arasındaki, kandırılanla kandıran arasındaki bütün bağlar kopacak. 00:39:20.309 --> 00:39:24.180 Hepsi inkâr edecekler, hepsi kendisini temize çıkarmağa çalışacak, 00:39:24.142 --> 00:39:33.184 hepsi suçu ötekisinin üstüne atmağa çalışacak... Ama hiçbir faydası olmayacak. 00:39:34.726 --> 00:39:41.600 Bütün bu bağlar da kurtuluş sebebleri de olmayacak. 00:39:41.642 --> 00:39:47.184 Bir de bu suçlular kurtulmak için uğraşacaklar, inkâr edecekler. 00:39:48.590 --> 00:39:54.643 Cenâb-ı Hak onların yalanlarını şahitlerle isbat edecek, amel defterleriyle isbat edilecek, 00:39:54.934 --> 00:39:59.226 ve mâ lehüm min nâsirîn. "Hiç yardım edecek kimse de olmayacak!" 00:39:59.851 --> 00:40:07.180 Yardımcılar da, her türlü kurtuluş imkânları da, kendi aralarındaki dünyadaki sevgi bağları, 00:40:07.180 --> 00:40:11.180 hürmet bağları, hepsi kopmuş olacak o zaman... 00:40:11.475 --> 00:40:22.976 Ana, baba, evlât olsalar bile, reis ve taife olsalar bile hepsi biribirini suçlayacak 00:40:23.180 --> 00:40:26.600 ve biribirinden alâkaları olmadığını söyleyecekler. 00:40:26.434 --> 00:40:34.268 Ve kâlellezîne't-tebe'û. "Bunun üzerine o reislere, putlara, önderlere, kavmin ulularına, 00:40:34.350 --> 00:40:38.475 nemrutlara, firavunlara tapanlar diyecekler ki." 00:40:38.684 --> 00:40:44.393 Lev enne lenâ kerraten fe-neteberrae minhüm ke-mâ teberraû minnâ. 00:40:44.726 --> 00:40:50.518 "Vay, bunlar şimdi bizden hiç alâka yok diye teberrî ediyorlar, alâkayı reddediyorlar; 00:40:50.684 --> 00:41:05.560 keşke bize tekrar dünyaya dönüş imkânı, eski dünya hayatına bir daha dönme imkânı olsaydı da; 00:41:05.892 --> 00:41:12.267 biz de bunlardan alâkayı kesseydik, hiç alâkamız yok deseydik, mü'min olsaydık!.." 00:41:13.434 --> 00:41:20.768 Bu reisler bizden teberrî ediyorlar, biz de onlardan teberrî eyleseydik diyecekler ama bu da yalan... 00:41:20.976 --> 00:41:25.435 Başka âyet-i kerîmelerde bildiriliyor ki; Ve lev ruddû. 00:41:25.434 --> 00:41:30.559 "Bu kâfirler bu pişmanlıkları söyledikleri zaman, 'Peki, haydi sizi bir daha dünyaya gönderiyoruz!' diye 00:41:30.726 --> 00:41:33.644 eğer dünyaya tekrar gönderilecek olsalardı." 00:41:33.767 --> 00:41:39.643 Ve lev ruddû. "Dünya hayatına tekrar reddolunmuş, döndürülmüş olsalardı." 00:41:39.976 --> 00:41:47.852 Le'âdû li-mâ nühû anhü. "Yasaklanmış olan suçları, günahları işlemeye yine düşerlerdi, 00:41:47.934 --> 00:41:52.643 yine avdet ederlerdi, yine yaparlardı." Ve innehüm le-kâzibûn. "Doğrusu onlar yalancıdırlar." 00:41:52.767 --> 00:41:56.892 Bu sözleri de yalan. Hiçbir şeyleri itimada şâyan değil. 00:41:57.180 --> 00:42:02.560 Ama biribirlerine kızdıkları için böyle diyecekler: "Vay, siz bizimle alâkanızın olmadığını söylüyorsunuz; 00:42:02.601 --> 00:42:08.310 ah keşke dünyaya dönmüş olsaydık da, biz de, 'Sizinle hiç alâkamız yok!' deseydik!" diyecekler. 00:42:08.517 --> 00:42:13.180 Kezâlike yürîhimullâhu a'mâlehüm haserâtin aleyhim. 00:42:13.590 --> 00:42:17.180 "Böylece Allah onlara işledikleri amellerin; 00:42:17.309 --> 00:42:25.434 ne kadar boş olduğunu, ne kadar sebeb-i hasret ve hüsrân olduğunu, ne kadar pişmanlık ve nedâmet kaynağı olduğunu gösterecek." 00:42:25.559 --> 00:42:31.226 Yani dünyadaki yaşayışlarının, dünyadaki tapınmalarının, dünyadaki bağlanmalarının. 00:42:31.309 --> 00:42:34.935 Bu mafya reisi emrediyor: "Git, falancayı vur!" 00:42:35.180 --> 00:42:40.435 O da gidiyor, Uludağ'da otelde, filanca kadıncağızı, "Güm, güm, güm..." vuruyor. 00:42:40.559 --> 00:42:46.226 Falanca mafya reisi hapishaneden telefon açıyor: "Filanca kimseyi vur!.." 00:42:46.601 --> 00:42:51.477 Fedâisi vuruyor. Hapse girecek, asılacak, kesilecek, hiç [çekinmiyor.] 00:42:51.517 --> 00:42:58.351 Bütün bu amellerin, bu dünyadaki yanlış işlerin, eğer putlara tapıyorlarsa bu tapınmalarının, 00:42:58.475 --> 00:43:00.934 putlar için para harcadılarsa [harcadıklarının her birisi pişmanlık sebebi olacak.] 00:43:01.726 --> 00:43:07.935 Dediler ki; "Budistler Wollongong'da yüzlerce dönüm arazi üzerine bir mâbed yaptılar..." 00:43:08.142 --> 00:43:20.476 Yirmialtı milyar mı, 32 milyar [dolar] mı dediler, ne kadar muazzam paralar harcamışlar, 00:43:20.517 --> 00:43:27.851 o binaları yapmışlar. Bu paralar, bu gayretler, bu tapınmalar, bu bağlılıklar, 00:43:27.851 --> 00:43:35.893 bu faaliyetlerin hepsinin her birisi ayrı ayrı haserâtin aleyhim, hasret olacak, nedâmet kaynağı olacak, 00:43:35.934 --> 00:43:45.976 pişmanlık duyacaklar, dizlerini döğecekler, "Ah keşke yapmasaydık!" diyecekler, pişman olacaklar. 00:43:46.934 --> 00:43:56.393 Bir de bu hususta deniliyor ki: Bunlara cennetlik olsalardı, Allah'ın emrini dinleselerdi, 00:43:56.517 --> 00:44:03.976 cennette ne köşkler verilecek, ne nimetlere erecek oldukları gösterilir. Allah gösterecek... 00:44:04.183 --> 00:44:08.975 Çünkü Cenâb-ı Hak her insanı yarattığı zaman, hem cennette yerini hazırlamış, 00:44:08.976 --> 00:44:15.477 hem cehennemde yerini hazırlamış. Allah'ın emrini tutup, mü'min-i kâmil olarak ihlâsla hareket ederse, 00:44:15.517 --> 00:44:20.767 cennetteki yerine sahip olacak... Allah'ın emrini tutmayıp, günah işlerse, 00:44:20.809 --> 00:44:25.768 haramları yerse, işlerse, kâfir olur, müşrik olursa, o zaman cehenneme gidecek. 00:44:25.892 --> 00:44:31.351 İki tarafta da yer sıkıntısı yok veya hazırlıksız değil. Her tarafta yerleri hazır. 00:44:31.475 --> 00:44:36.892 O cennetteki yerleri, nimetleri bir bir bunlara gösterilecek. Hepsine pişman olacaklar, 00:44:36.892 --> 00:44:41.810 hepsine saç baş yolacaklar, "Vay neler kaybetmişiz, vay bana!.." [diyecekler.] 00:44:42.100 --> 00:44:46.809 Fuzuli'nin şiiri gibi: Vay yüzbin vay kim, ne nisbet yârdan ayrılmışam; 00:44:46.892 --> 00:44:56.892 Bir kadd-i şimşâdd ü gül-ruhsârdan ayrılmışam! dediği gibi, nelerden mahrum kaldıklarını görecekler. 00:44:57.590 --> 00:44:59.893 Ve mâ hüm bi-hâricîne mine'n-nâri. 00:45:00.225 --> 00:45:04.143 "Cehenneme atılacaklar da bir de işin en kötüsü, [cehennemde ebedî kalacaklar.] 00:45:04.225 --> 00:45:08.101 "Cehenneme atılmak kötü ama, cehenneme atılmaktan daha kötü bir şey var mı?.." 00:45:08.183 --> 00:45:12.142 Hz. Ali Efendimiz buyuruyor ki; "Evet var!" "Nedir o?.." 00:45:12.142 --> 00:45:15.684 "Cehennemde ebedî kalmak, cehenneme atılmaktan da kötü!.." 00:45:15.767 --> 00:45:20.976 Çünkü bir müddet sonra yanıp çıkacaksa, ötekisine göre yine bir güzel tarafı var. 00:45:21.434 --> 00:45:26.893 Mü'minlerin günahkârları ne kadar yansa, yine cehennemden kurtulacaklar da, 00:45:27.434 --> 00:45:35.226 kâfirler ebediyyen, hüm fîhâ hâlidûn, kalacaklar. En beteri o, cehennemden hiç çıkmak yok. 00:45:35.267 --> 00:45:37.934 Ve mâ hüm bi-hâricîne mine'n-nâri. 00:45:37.976 --> 00:45:43.602 "Onlar cehennemden çıkacak da değillerdir." diye Cenâb-ı Hak bildiriyor. 00:45:43.726 --> 00:45:47.602 Allahu Teâlâ hazretleri bizleri aldanmaktan korusun... 00:45:47.642 --> 00:45:53.351 Demek ki, şu Hz. Âdem atamızın evlatları, hemcinslerimiz olan insanlar; 00:45:53.392 --> 00:45:59.310 işte Avrupalılar, işte Asyalılar, işte Çinliler, işte Hintliler, işte Amerikalılar... 00:45:59.453 --> 00:46:08.325 İşte dünyanın her yerindeki, ileri-geri, yüksek-alçak, medenî, gayr-i medenî, ilkel insanlar... 00:46:08.350 --> 00:46:16.684 hepsi, hepimiz kardeşiz aslında. İnsanlar biribirlerinin kardeşi ama aldanıyoruz, aldanıyorlar. 00:46:16.851 --> 00:46:22.727 Yani yanlış hareket edenler aldanıyor. Cenâb-ı Hakk'a güzel kulluk etmeyenler, 00:46:22.809 --> 00:46:28.892 yanlış itikatlara saplananlar, yanlış inanç tutanlar, yanlış yolda yürüyenler çok pişman olacak. 00:46:29.392 --> 00:46:35.559 Elhamdülillâh, hamd ü senâlar olsun Cenâb-ı Hak bize İslâm'ı nasip etti. 00:46:35.976 --> 00:46:43.518 İslâm olarak, müslüman olarak bizler müslüman doğduk. Elhamdülillâh müslüman ülkede yetiştik. 00:46:43.517 --> 00:46:50.809 Allah dedelerimizden, babalarımızdan, büyüklerimizden, hocalarımızdan, mürşid-i kâmillerimizden, 00:46:50.976 --> 00:46:52.935 evliyâullah büyüklerimizden razı olsun... 00:46:53.392 --> 00:46:58.767 Bize imanı öğrettiler, Kur'an'ı öğrettiler, Arapçayı öğrettiler. 00:46:58.809 --> 00:47:05.143 Kur'ân-ı Kerîm'i, âyetleri okuyoruz, anlıyoruz; tefsirleri okuyabiliyoruz. 00:47:05.225 --> 00:47:11.892 Ne büyük nimet, elhamdülillâh, gerçekleri öğreniyoruz. Bunları herkesle konuşabiliriz. 00:47:12.100 --> 00:47:18.517 Herkesin itiraz edemeyeceği muazzam gerçekler... 00:47:19.100 --> 00:47:23.183 Allahu Teâlâ hazretleri bizi bu imanda dâim eylesin... 00:47:23.350 --> 00:47:30.101 Dünyaya aldanıp, şeytana aldanıp da yolu sapıtanlardan etmesin... 00:47:30.225 --> 00:47:39.101 Şaşıranlardan, imandan sonra küfre düşenlerden eylemesin... İzzetten sonra zillete uğratmasın... 00:47:39.350 --> 00:47:45.170 Kabulden sonra redde mâruz olanlardan, kovulanlardan eylemesin... 00:47:45.350 --> 00:47:54.590 Öteki şaşıran, sapıtmış, yanılmış, olmadık şeylere tapan ve yanlış taptıklarını da gördüğümüz, 00:47:54.142 --> 00:48:02.643 gösterdiğimiz şaşkın kardeşlerimize de, -Hz. Âdem'den kardeşlerimiz- onlara da imanı öğretelim! 00:48:02.892 --> 00:48:10.101 Doğruya onları çağıralım, kurtaralım!.. Ben bugün Avusturalya'da bulunuyorum ve görüyorum; 00:48:10.183 --> 00:48:18.590 yaşlısıyla, genciyle çok büyük gayret içinde dinlerine sarılıyorlar, dinlerini yaymaya gayret ediyorlar. 00:48:18.350 --> 00:48:22.226 Televizyonlarına sabah namazından sonra haberleri dinlemek için bakıyorum; 00:48:22.267 --> 00:48:28.893 vaazlarını koyuyorlar, kilise merasimlerini naklediyorlar. 00:48:29.475 --> 00:48:36.434 Kiliselerin büyük üniversiteleri, mektepleri, yurtları, binaları, hastaneleri var. 00:48:36.475 --> 00:48:47.684 Rahibeler, papazlar profesör olmuşlar, her yerde, toplumun bütün hizmetlerinde çalışıyorlar. 00:48:47.726 --> 00:48:50.143 Yani sivil toplum kuruluşları da ellerinde... 00:48:50.267 --> 00:48:58.590 Biz de sivil toplum kuruşlarına yapılan muamelere bakıyorum, vakıflar takibat altında, vesaire vesaire... 00:48:58.392 --> 00:49:08.351 Yani iyi niyetle yapılan şeylerin de rekabet, siyaset yüzünden baltalanması, engellenmesi... 00:49:08.434 --> 00:49:14.180 Mukayese ediyorum üzülüyorum. Allah yanlış yolda yürüyenlere de hatalarını göstersin... 00:49:14.183 --> 00:49:17.725 Onları da doğruya hidayet eylesin... 00:49:17.767 --> 00:49:20.559 Allahu Teâlâ hazretleri 00:49:20.642 --> 00:49:26.184 hepinizi, hepimizi dünya ve âhirette mesud ve bahtiyar kıldığı kullarından eylesin... 00:49:26.309 --> 00:49:30.684 Azabına giriftâr eylemesin... Cennetiyle cemaliyle müşerref eylesin... 00:49:30.767 --> 00:49:33.351 es-Selâmu aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh.