WEBVTT 00:00:00.000 --> 00:00:02.000 es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!

00:00:02.000 --> 00:00:06.000 Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi, ihsanı, ikramı üzerinize olsun. 00:00:07.000 --> 00:00:12.000 Allah sizi sevdiği kullar arasına kabul eylesin, sevgisini gönlünüze yerleştirsin, 00:00:12.000 --> 00:00:16.000 ömrünüzü rızâ-i Bârî'ye uygun geçirmeyi nasip eylesin; 00:00:16.000 --> 00:00:19.000 hatalardan, haramlardan, günahlardan cümlenizi korusun.

00:00:19.000 --> 00:00:23.000 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyuruyor:

00:00:23.000 --> 00:00:29.000 Veylün li'l-ağniyâi mine'l-fukarâi yevme'l-kıyâmeti yekûlûne 00:00:30.000 --> 00:00:35.000 Rabbenâ bahilû bi-hukûkine'lletî faradte lenâ aleyhim fi emvâlihim. 00:00:36.000 --> 00:00:43.000 Fe-yekûlü'llâhu teâlâ: Ve izzetî ve celâlî leukarribenneküm ve leubâidennehüm.

00:00:44.000 --> 00:00:47.000 Sadaka resûlullah fîmâ kâl ev kemâ kâl.

00:00:47.000 --> 00:00:49.000 Enes radıyallahu anh'ten rivayet eylemişler.

00:00:50.000 --> 00:00:51.000 Efendimiz buyuruyor ki:

00:00:51.000 --> 00:00:55.000 Veylün li'l-ağniyâi mine'l-fukarâi yevme'l-kıyameti. 00:00:55.000 --> 00:01:02.000 "Kıyamet gününde fakirlerden dolayı vay zenginlerin başına gelecek olanlara!" 00:01:03.000 --> 00:01:05.000 Yekûlûne. "O fakirler derler ki" 00:01:06.000 --> 00:01:11.000 Rabbenâ bahilû bi-hukûkine'lletî faradte lenâ aleyhim fî emvâlihim. 00:01:11.000 --> 00:01:18.000 "Yâ Rabbi! Senin bizler için mallarında onların boynuna yüklediğin, 00:01:20.000 --> 00:01:28.000 farz kıldığın zekât gibi, sadaka gibi malî vazifeleri yapmakta, 00:01:28.000 --> 00:01:35.000 bize fakir olduğumuzdan dolayı haklarımızı vermekte bunlar cimri davrandılar."

00:01:35.000 --> 00:01:40.000 Zenginin malında fakirin hakkı var diye şikâyetlenirler.

00:01:40.000 --> 00:01:43.000 Yüce mevlâmız Allahu Teâlâ hazretleri de buyurur ki:

00:01:44.000 --> 00:01:51.000 Ve izzetî ve celâlî. "İzzetime ve celâlime andolsun ki izzetim celalim hakkı için."

00:01:51.000 --> 00:01:52.000 Büyük yemin!

00:01:52.000 --> 00:01:54.000 Le-ukarribenneküm. 00:01:55.000 --> 00:02:01.000 "Hiç şüphesiz, şeksiz, tereddütsüz bilin ki sizi kendime yakınlaştıracağım, 00:02:01.000 --> 00:02:03.000 yakın kullarımdan eyleyeceğim! 00:02:04.000 --> 00:02:06.000 Mutlaka ve muhakkak yakınlaştıracağım!" 00:02:06.000 --> 00:02:09.000 Ve le-ubâidennehüm. 00:02:09.000 --> 00:02:18.000 "Onları da yanımdan, huzurumdan, rahmetimden muhakkak ve mutlaka kesin surette uzaklaştıracağım!"

00:02:19.000 --> 00:02:23.000 Veyl kelimesi Arapça'da bir tabirdir, edattır; 00:02:24.000 --> 00:02:32.000 "Vay!" mânasına gelir. Türkçe'de "Vay vay! Vay onun haline vay!" dediğimiz gibi. 00:02:34.000 --> 00:02:45.000 Bir de cehennemde şiddetli azap gösterilen vadinin ismi olduğu da hadîs-i şerîfte bildiriliyor. 00:02:46.000 --> 00:02:52.000 "Veyl deresi" denilen bir uçurumdan da hadîs-i şerîfte bahis geçiyor.

00:02:55.000 --> 00:03:01.000 Veylün li'l-ağniyâi. "Vay, zenginlerin başına geleceklere!" 00:03:01.000 --> 00:03:09.000 Yani "şiddetli azap, şiddetli sıkıntı" mânasına.

00:03:10.000 --> 00:03:22.000 "Aslında bu vey idi, ‘l' yoktu; sonra ‘l' ile tabirleşti, kalıplaştı." diye 00:03:22.000 --> 00:03:25.000 bazı dil alimleri ifade etmişler. 00:03:26.000 --> 00:03:33.000 Başına bir büyük musibet, sıkıntı, sorumluluk, ceza, vebal gelecek kimselere;

00:03:34.000 --> 00:03:38.000 Veylün lehû. "Ona veyl olsun!" veya "Veyl olacak!" şeklinde, 00:03:38.000 --> 00:03:41.000 "Allah kahretsin!" filan der gibi bir beddua gibi de kullanılıyor.

00:03:42.000 --> 00:03:48.000 Veylün aleyhi şeklinde alâ ile de, ‘li' harf-i ceriyle de kullanılıyor.

00:03:49.000 --> 00:03:51.000 Kur'ân-ı Kerîm'de de Tatfif, Mutaffifîn sûresi var:

00:03:51.000 --> 00:03:57.000 Veylün li'l-mutaffifîn diye başlıyor; Kur'ân-ı Kerîm'de de geçen bir kelime. 00:03:58.000 --> 00:04:05.000 İbn Abbas radıyallahu anh bu kelimeyi "şiddetli azap" diye açıklamış.

00:04:07.000 --> 00:04:11.000 Veylün li'l-ağniyâi. "Zenginlere şiddetli azap var."

00:04:12.000 --> 00:04:12.000 Neden?

00:04:13.000 --> 00:04:14.000 Mine'l-fukarâ. 00:04:14.000 --> 00:04:24.000 "Fakirlerden yana ihmalleri olduğu için fakirlere yapmaları gereken yardımları yapmadıkları için."

00:04:25.000 --> 00:04:27.000 Yevme'l-kıyâmeti. "Kıyamet gününde."

00:04:27.000 --> 00:04:29.000 O zaman fakirler diyecekler ki;

00:04:29.000 --> 00:04:33.000 Rabbenâ. "Yâ Rabbi! Ey Rabbimiz!" Bahilû. 00:04:33.000 --> 00:04:37.000 "Bunlar cimrilik yaptılar, bahillik yaptılar, nekeslik yaptılar." 00:04:38.000 --> 00:04:41.000 Bi-hukukinâ. "Bizim haklarımızı vermekte." 00:04:41.000 --> 00:04:44.000 Elletî faradte lenâ aleyhim fî emvâlihim. 00:04:44.000 --> 00:04:46.000 "O haklar ki malları konusunda sen onlara bizler için farz kıldın, onların boyunlarına vazife kıldın."

00:04:55.000 --> 00:05:00.000 Kur'ân-ı Kerîm'de;

Ve'llezîne fî emvâlihim hakkun ma'lûm.Li's-sâili ve'l-mahrûm. 00:05:00.000 --> 00:05:06.000 "Zenginlerin mallarında dilenenler için, yoksullar için, mahrumlar için bir hak vardır." buyruluyor.

00:05:07.000 --> 00:05:10.000 Demek ki zengin o hakkı ayıracak; 00:05:10.000 --> 00:05:16.000 "Bu fakirin, yoksulun hakkı!" diyecek; hakkı sahibine verecek, kurtulacak.

00:05:17.000 --> 00:05:19.000 Onu verdiği zaman malı temiz bir mal olacak. 00:05:20.000 --> 00:05:27.000 Çünkü başkasının malına oturmamış, başkasının malını yememiş, gasp etmemiş oluyor.

00:05:28.000 --> 00:05:29.000 "Ama ben bunu kendim kazandım!"

00:05:29.000 --> 00:05:34.000 Sen kendin kazandın ama Allah; "Bu kazandığının şu kadarı fakirin hakkı!" diyor. 00:05:35.000 --> 00:05:42.000 Farz kılmış. Yeri göğü yaratan, seni yaratan, sana sağlık veren, zenginlik veren, akıl veren; 00:05:42.000 --> 00:05:50.000 bu işleri, paraları kazanabilecek kabiliyeti, zekâyı veren Allah, her şeyi sana veren Allah; 00:05:51.000 --> 00:05:55.000 "Malından şu kadarını fakire ver." diye sana mükellefiyet yüklemiş.

00:05:56.000 --> 00:06:00.000 "Peki, Allah, "Ver." demeseydi de onu da zengin etseydi.

00:06:01.000 --> 00:06:06.000 "Allah versin!" diyor ya bazıları. Bu "Allah versin!" sözünü insanlar bilmiyor. 00:06:08.000 --> 00:06:12.000 İstanbul'da filan kullanılır. Dilenci gelip bir şey istediği zaman; "Allah versin!" denilir.

00:06:13.000 --> 00:06:15.000 Hadîs-i şerîfte böyle bir tabir geçiyor. Peygamber Efendimiz;

00:06:16.000 --> 00:06:18.000 "Birisi sizden bir şey istediği zaman verin. 00:06:19.000 --> 00:06:22.000 Yarım bir hurma da olsa isteyene istediğini verin. 00:06:23.000 --> 00:06:26.000 Atın üzerinde de gelse ‘Bunun atı var.' demeyin."

00:06:26.000 --> 00:06:28.000 Atı vardır ama yiyeceği yoktur, istiyor. 00:06:29.000 --> 00:06:36.000 Bir içim su, bir yudum lokma verin; ne verebilirseniz. 00:06:37.000 --> 00:06:41.000 "Veremiyorsanız dua edin" diyor. "Bende de yok kardeşim, ne yapayım? 00:06:41.000 --> 00:06:50.000 Allah sana da bana da versin. Allah acısın." diye, veremediği, vermeye imkânı olmadığı zaman dua edecek.

00:06:50.000 --> 00:06:52.000 Zengin kasıla kasıla;

00:06:52.000 --> 00:06:54.000 "Allah versin!" diyor. "Kardeşim! Ben çalışıyorum, kazanıyorum." diyor.

00:06:55.000 --> 00:06:57.000 Peki, sen çalışıyorsun, kazanıyorsun.

00:06:58.000 --> 00:07:02.000 Bu söz doğru gibi görünüyor; ama Allah sağlık vermeseydi çalışabilecek miydin?

00:07:03.000 --> 00:07:07.000 Çalışamayacaktın.

Güçlü kuvvetli olduğun halde akıl vermeseydi çalışabilecek miydin?

00:07:07.000 --> 00:07:12.000 Çalışamayacaktın. Müşteri göndermeseydi işler ters gitseydi...

00:07:12.000 --> 00:07:16.000 Mesela bir takım kararlardan dolayı Türkiye'de neler yaşadık?

00:07:16.000 --> 00:07:19.000 Bir gecede herkesin malının üçte ikisi gidiverdi. 00:07:19.000 --> 00:07:23.000 Eski hükümetlerden birisi bir karar aldı, 00:07:23.000 --> 00:07:28.000 malının üçte ikisi yok gibi, çalınmış gibi, alınmış gibi oldu. 00:07:29.000 --> 00:07:34.000 Üçte ikisi gitti, üçte biri kaldı. Üçte bir nispetine düşüverdi. 00:07:34.000 --> 00:07:35.000 Millet onu anladı, anlamadı. 00:07:35.000 --> 00:07:41.000 Başka yerde küçücük bir yüzde nispetinde bir değişme olsa hükümeti devirirler. 00:07:42.000 --> 00:07:46.000 Millet onu hazmetti, geçti gitti. Türkiye acayip hazımlı bir ülke!

00:07:49.000 --> 00:07:54.000 Fakirin zenginde hakkı var; o kesin. 00:07:54.000 --> 00:08:03.000 Çünkü zengine zenginliği veren, zenginliği sağlamasını temin eden, imkânları veren Allah. 00:08:03.000 --> 00:08:11.000 Yaratan Allah, yaşatan Allah. Öldürse diriltemezsiniz. Hasta etse iyi edemezsiniz. 00:08:13.000 --> 00:08:19.000 Olayları ters geliştirse takdir, alın yazısı başka türlü olsa, Karadeniz'de gemileri batar, 00:08:20.000 --> 00:08:26.000 tırı çarpar, arabası devrilir, sel olur, yangın olur, afet olur, vesaire. 00:08:28.000 --> 00:08:33.000 Allah vermezse vermez. Veren Allah, alan Allah. İnsanın bunu anlaması lazım.

00:08:33.000 --> 00:08:34.000 Allah bana verdi. 00:08:34.000 --> 00:08:42.000 Beni imtihan etmek için merhametimi ölçmek için bana "Ver." diye emrediyor. 00:08:42.000 --> 00:08:48.000 "Bakalım merhametli mi, fakirlere acıyor mu?" diye imtihan bu; vermesi lazım.

00:08:48.000 --> 00:08:51.000 "Peki, hocam! Sen ileri ülkelerde yaşıyorsun; 00:08:52.000 --> 00:08:56.000 bu Türkiye'de böyle oluyor da öteki ülkelerde nasıl oluyor?"

00:08:56.000 --> 00:09:00.000 Öteki ülkelerde yardım Türkiye'dekinden kat kat fazla. 00:09:00.000 --> 00:09:06.000 Bir kere işsizlik hakkı var, işsiz insanlar dahi alnının akıyla, 00:09:07.000 --> 00:09:10.000 kimseye el açıp avuç açıp dilenmeden yaşayabiliyor. 00:09:10.000 --> 00:09:17.000 Bu Avustralya'da, Avrupa'da, Almanya'da çalışmayanlar bile tıkır tıkır maaş alıyorlar. 00:09:18.000 --> 00:09:22.000 Hasta olursa bedava bakılıyor, ev kiraları düşük oluyor; ev buluyorlar. 00:09:23.000 --> 00:09:25.000 Yani devlet sağlığıyla ilgileniyor; 00:09:25.000 --> 00:09:31.000 onun sağlığını iyi yapmak, iyileştirmek, tedavi etmek boynunun borcu oluyor. 00:09:31.000 --> 00:09:33.000 Bunlar için her türlü tedbiri almış, 00:09:34.000 --> 00:09:38.000 sakatlara her türlü kolaylığı göstermiş; insan hayretler içinde kalıyor.

00:09:39.000 --> 00:09:43.000 Bizim arkadaşlardan birisinin annesi ihtiyarladı, bakıma muhtaç duruma düştü. 00:09:43.000 --> 00:09:47.000 Devlet iş yerinden arkadaşı emekliye ayırdı: 00:09:47.000 --> 00:09:50.000 "Senin annen bakıma muhtaç, en iyi sen bakarsın. 00:09:50.000 --> 00:09:54.000 Ben seni emekli ediyorum, annene bak!" dedi, annesinin bakımını sağladı. 00:09:55.000 --> 00:09:58.000 Sonra evi olmayana ev veriyor. 00:09:58.000 --> 00:10:04.000 "Senin ev sahibi olman lazım." diye ev alacaklara para veriyor, yardım ediyor. 00:10:05.000 --> 00:10:07.000 Yardımlar çok fazla.

00:10:07.000 --> 00:10:14.000 Sonra halkın kendisi -devlet araya girmeden- o kadar yardımsever ki 00:10:14.000 --> 00:10:19.000 iki adımda bir kilise, hastane, okul, hayır müessesesi vesaire. 00:10:19.000 --> 00:10:25.000 Her parselde, her adada, şehir planında bakarsanız en güzel yeri, 00:10:25.000 --> 00:10:31.000 en baş köşesi, mutena yeri bir hayır müessesesinindir veya bir din müessesesinindir. 00:10:32.000 --> 00:10:36.000 Kesinlikle, kesinlikle bizden daha çok hayır yapıyorlar 00:10:36.000 --> 00:10:39.000 ve devlet de hayrı bizden daha çok destekliyor, 00:10:39.000 --> 00:10:43.000 milletine çok çok daha güzel hizmet ediyor. Yüzleri gülüyor.

00:10:44.000 --> 00:10:50.000 Altyapıyı kurmuş. Hayat için gerekli ana maddeler sudan ucuz. 00:10:50.000 --> 00:10:56.000 Süt, sudan daha ucuz; halis, tertemiz süt. Et ucuz. 00:10:58.000 --> 00:11:00.000 Aç kalmak, boyun bükmek, ağzı sulanmak, 00:11:01.000 --> 00:11:05.000 lokantanın önünde açlıktan gözleri kararıp bayılmak gibi şeyler yok!

00:11:07.000 --> 00:11:13.000 Demek ki zengin; Allah'ın kendisine verdiği imkânlarla zengin oldu. 00:11:14.000 --> 00:11:20.000 "Çalıştım, kendim kazandım." dese bile çalışmanın şartlarını da Allah verdi. 00:11:20.000 --> 00:11:22.000 Aklı da sağlığı da Allah verdi. 00:11:23.000 --> 00:11:29.000 Onun için Allah ona, fakire biraz yardım etmesini emretmiş, farz kılmış.

00:11:29.000 --> 00:11:32.000 O fakirler şikâyet edecekler:

00:11:33.000 --> 00:11:37.000 "Yâ Rabbi! Senin onların boynuna bizler için, mallarından ayırsınlar da 00:11:37.000 --> 00:11:44.000 versinler diye farz kıldığın haklarımızı bize vermediler, cimrilik yaptılar!" diyecekler.

00:11:44.000 --> 00:11:47.000 Onun üzerine Allahu Teâlâ hazretleri büyük bir yeminle;

00:11:47.000 --> 00:11:52.000 "İzzetime, celalime yemin ediyorum ki sizi kendime yakınlaştıracağım! 00:11:52.000 --> 00:11:59.000 Muhakkak ve mutlaka şeksiz, şüphesiz sizi kendime, yakınıma alacağım, onları da uzaklaştıracağım. 00:11:59.000 --> 00:12:05.000 Sizi rahmetime erdireceğim, onları da rahmetimden uzaklaştıracağım." buyuracak diyor Peygamber Efendimiz.

00:12:06.000 --> 00:12:15.000 Bu veylün eğer cehennemde şiddetli azabın gösterildiği bir uçurumsa demek ki cehenneme atılacaklar; 00:12:17.000 --> 00:12:23.000 zekâtlarını, sadakalarını, hayrat u hasenâtlarını yapmadıkları için cayır cayır yanacaklar.

00:12:26.000 --> 00:12:32.000 Allahu Teâlâ hazretleri bizi, sizi kimseye muhtaç etmesin, kula muhtaç etmesin. 00:12:32.000 --> 00:12:34.000 Kula muhtaç olmak çok zor. 00:12:34.000 --> 00:12:44.000 Ama muhtaçların da ne kadar ıstırap çektiğini; yoksulluğun, fakirliğin ne kadar zor olduğunu 00:12:44.000 --> 00:12:52.000 tahayyül edelim, idrak edelim, anlamaya çalışalım, anlayalım ve onlara gerekli yardımları yapalım. 00:12:52.000 --> 00:12:59.000 Çünkü yapılmadığı zaman âhirette cezası var. Yapıldığı zaman da dünyada âhirette çok faydası var.

00:13:00.000 --> 00:13:06.000 Afrika'ya çok acıyorum. Türkiye'ye yakın. Afrika'ya mutlaka yardım elini uzatmalıyız. 00:13:07.000 --> 00:13:11.000 Sudan'dan mı başlayacağız, Somali'den mi başlayacağız? 00:13:12.000 --> 00:13:17.000 -Bir ara Somali'ye bazı yardımlar oldu.- Moritanya'dan mı başlayacağız, Senegal'den mi? 00:13:18.000 --> 00:13:24.000 Geçenlerde bir Afrika ülkesinin başkanı da geldi, Türkiye'mizi ziyaret etti. 00:13:24.000 --> 00:13:31.000 Afrika'yla ilişkilerimizde güzel, hayırhah düşüncelerle yardım edelim. 00:13:31.000 --> 00:13:37.000 Teknik yardım edelim, malî yardım edelim, gıda yardımı yapalım; o tarafa eğilelim.

00:13:37.000 --> 00:13:43.000 Çünkü buralarda televizyonlarda bir sürü açıklamalar, davetler, istekler yapılıyor:

00:13:44.000 --> 00:13:50.000 "Bunları doyuracağız, bunlara yardım edeceğiz. Şuraya para yatırın!" diye fakirler gösteriliyor. 00:13:50.000 --> 00:13:55.000 Ondan sonra onları nasıl derleyip toparladıklarını, nasıl üstlerini giydirdiklerini, 00:13:56.000 --> 00:14:03.000 nasıl sınıflarda okuttuklarını, vahşilikten, ilkellikten kurtardıklarını televizyonlarda gösteriyorlar.

00:14:05.000 --> 00:14:10.000 Tabi onları aynı zamanda kendi dinlerine, kültürlerine göre yetiştiriyorlar. 00:14:10.000 --> 00:14:13.000 Hem kendi dillerini öğrettikleri için kendilerine yardımcı oluyor, 00:14:13.000 --> 00:14:16.000 kendilerinin etki alanları genişliyor. 00:14:16.000 --> 00:14:22.000 Hem de dinlerine çektikleri için onların başına papaz gönderiyorlar. 00:14:22.000 --> 00:14:29.000 Sonra onlar vasıtasıyla onların yaşadıkları yerleri de elde ediyorlar, sömürüyorlar vesaire.

00:14:31.000 --> 00:14:34.000 Bizim de hem Türkiye içinde hem Türkiye dışında yardım çalışmalarımız olmalı. 00:14:34.000 --> 00:14:39.000 Tabi evvela yakın akrabalardan başlamak gerektiğine göre 00:14:39.000 --> 00:14:45.000 Azerbaycan'dan başlayarak Orta Asya'daki Türkî cumhuriyetlere her türlü yardımı, 00:14:45.000 --> 00:14:49.000 yardımlaşmayı, iş birliğini mutlaka sağlamalıyız.

00:14:49.000 --> 00:14:53.000 Sonra Balkanlar çok önemli. Bosna bizim kalemiz. 00:14:54.000 --> 00:15:01.000 Bulgaristan'da, Makedonya'da, Arnavutluk'ta, Romanya'da pek çok dindaşımız, kardeşimiz var.

00:15:02.000 --> 00:15:03.000 Geçen gün çok sevindim; bir kardeşimiz 00:15:04.000 --> 00:15:09.000 Bulgaristan'da, Tuna boyunda güzel bir caminin yapımına elini uzatmış. 00:15:09.000 --> 00:15:10.000 Allah hepimize nasip eylesin.

00:15:11.000 --> 00:15:12.000 "Orada durum nasıl?" diye sordum.

00:15:12.000 --> 00:15:18.000 "Gayet güzel. Belediye başkanına çıktık, iyi karşıladılar." dedi.

00:15:20.000 --> 00:15:24.000 Bize muhtaçlar. Türkiye'yi ziyarete Bulgar devlet başkanı da gelecekmiş. 00:15:25.000 --> 00:15:32.000 Yani işbirliğine mecburlar. Biz de akıllıca davranırsak tekrar eski güzel işbirlikleri olabilir. 00:15:33.000 --> 00:15:39.000 Onun için her yönden çok gayretli, çok dikkatli olmanızı âcizâne hatırlatıyorum.

00:15:39.000 --> 00:15:40.000 İkinci hadîs-i şerîf:

00:15:40.000 --> 00:15:48.000 Biraz bizlere de yani ulemâ kısmına da dokunan bir hadîs-i şerîf. 00:15:48.000 --> 00:15:56.000 Ama bunu da okuyalım, çünkü sırası geldi. Kendi aleyhimize de olsa hakkı söylememiz lazım.

00:15:56.000 --> 00:16:08.000 Allahu Teâlâ hazretleri alimleri, "ümmetin emanetçileri" kılmıştır, ümmeti alimlere emanet etmiştir. 00:16:08.000 --> 00:16:15.000 Alimler peygamberlerin varisleridir ve halifeleridir. 00:16:16.000 --> 00:16:18.000 Müslümanları koruyup kollamakla vazifelidir. 00:16:19.000 --> 00:16:24.000 Ama maalesef bazı alimler bu vazifelerinden hiç haberdar değiller. 00:16:24.000 --> 00:16:28.000 Çok yanlış işler yapıyorlar. Onlara da ikazda bulunmak gerekiyor.

00:16:28.000 --> 00:16:29.000 Onun için sayfadaki bu hadîs-i şerîfi de bu duygularla seve seve okuyorum. 00:16:36.000 --> 00:16:41.000 Enes radıyallahu anh'ten, Hâkim Müstedrek'inde rivayet etmiş. 00:16:41.000 --> 00:16:49.000 Veylün li-ümmetî min ulemâi's-sûi yettehizûne hâze'l-ilme ticâreten 00:16:49.000 --> 00:16:59.000 yebteğûne min ümerâihim zemânihim ribhan li-enfüsihim lâ erbaha'llâhu ticâratehüm. 00:17:00.000 --> 00:17:02.000 Sadaka resûlullah fîmâ kâl ev kemâ kâl.

00:17:03.000 --> 00:17:11.000 Kenarda; "Bu hadîs-i şerîfte belki şöyle olsa daha doğru olur." diye bir düzeltme var:

00:17:12.000 --> 00:17:19.000 Min ümerâihim zemânihim yerine; min ümerâi zemânihim olmalı, diye düzeltme yapıyor. 00:17:19.000 --> 00:17:21.000 Biz ona göre mânasını verelim:

00:17:21.000 --> 00:17:25.000 Veylün li-ümmetî. "Vay benim ümmetimin başına geleceklere!"

00:17:26.000 --> 00:17:30.000 Demek ki ümmetin başına çok şeyler gelecek. Peygamber Efendimiz ona üzülüyor.

00:17:31.000 --> 00:17:37.000 Min ulemâi's-sû'. "Kötü alimlerden -vay benim ümmetimin çekeceklerine, 00:17:37.000 --> 00:17:39.000 vay başına geleceklere!-" diyor.

00:17:39.000 --> 00:17:46.000 Burada ümmet suçlu değil, alimler suçlu ama ümmet de o alimlerden çok çekecek. 00:17:47.000 --> 00:17:54.000 Ceza, azap veya şiddetli musibet gibi bir şey çekecekler. Onun için "Vay!" diyor.

00:17:55.000 --> 00:17:57.000 Veylün li-ümmetî min ulemâi's-sû'. 00:17:57.000 --> 00:18:03.000 "Kötü alimlerden vay benim ümmetimin başına gelenlere!" diye terceme edebiliriz.

00:18:04.000 --> 00:18:07.000 Bu alimler niye kötü alimler?

00:18:07.000 --> 00:18:09.000 Ne yapıyorlar, vasıfları ne?

00:18:09.000 --> 00:18:12.000 Yettehizûne hâze'l-ilme ticâreten. 00:18:12.000 --> 00:18:19.000 "Bu ilmi ticaret kaynağı ediniyorlar. Kazanç vesilesi ediniyorlar."

00:18:19.000 --> 00:18:22.000 "İlmi satıp para topluyorlar, ceplerini dolduruyorlar. 00:18:23.000 --> 00:18:30.000 İlmi menfaat için, dünyalık sağlamak için kullanıyorlar." demek olur.

00:18:30.000 --> 00:18:31.000 Kur'ân-ı Kerîm'de de böyle. 00:18:31.000 --> 00:18:37.000 Eski ümmetlerde de dünyalık karşılığında âhireti satan kimselerin olduğunu okuyoruz. 00:18:37.000 --> 00:18:41.000 Onların da şiddetli azaba uğrayacakları zaten Kur'ân-ı Kerîm'de bildiriliyor.

00:18:42.000 --> 00:18:44.000 Bu kötü alimler ne yaparlarmış?

00:18:44.000 --> 00:18:47.000 Peygamber Efendimiz ne yapacaklarını bildiriyor. 00:18:47.000 --> 00:18:55.000 Peygamberlik görüşüyle ileride olacak şeyi bildirip bizlere hatırlatıyor.

00:18:56.000 --> 00:18:57.000 Ne yapıyorlarmış?

00:18:59.000 --> 00:19:03.000 Yebteğûne min ümerâi zemânihim ribhan li-enfüsihim. 00:19:04.000 --> 00:19:10.000 "Zamanlarının emirlerinden, başkanlarından, emir ve komuta sahibi, söz sahibi, 00:19:11.000 --> 00:19:24.000 iktidar sahibi kişilerinden kendi nefisleri, şahısları için kazanç elde ediyorlar."

00:19:25.000 --> 00:19:27.000 Lâ erbaha'llâhu ticâratehüm.

00:19:27.000 --> 00:19:30.000 Bu cümle de Peygamber Efendimiz'den bedduadır:

00:19:30.000 --> 00:19:35.000 "Allah bu ticaretlerini kârlı etmesin! Allah ticaretlerine kesatlık versin! 00:19:47.000 --> 00:19:51.000 İyilik vermesin, ticaretlerini kahretsin, mahvetsin!"

00:19:35.000 --> 00:19:35.000 Neden?

00:19:36.000 --> 00:19:40.000 Çünkü ilmi satıyor, menfaat sağlıyor. 00:19:40.000 --> 00:19:46.000 İlmin gereği olan doğru yolu gösterme vazifesini yapmıyor, doğruyu söylemiyor. 00:19:47.000 --> 00:19:52.000 İktidar sahiplerine dalkavukluk ediyor, zalim sultanlara yanaşıyor. 00:19:52.000 --> 00:19:57.000 Onların yalan yanlış işlerinde de ikaz etmeyip 00:19:57.000 --> 00:20:00.000 onları pohpohlayıp ceplerini doldurmaya bakıyor.

00:20:00.000 --> 00:20:03.000 Bu, toplumun çok büyük bir hastalığıdır. 00:20:03.000 --> 00:20:06.000 Toplum böyle bir duruma düştüğü zaman helak olur. 00:20:06.000 --> 00:20:13.000 Çünkü toplumlara yol gösterecek olanlar bilge ve bilgin insanlardır. 00:20:13.000 --> 00:20:20.000 Ta ilk çağlardan beri; "Devletleri keşke bilge insanlar idare etse." diye özlenmiştir. 00:20:20.000 --> 00:20:29.000 Mesela Eflatun; "Devleti feylesof, ârif, bilge insanlar idare etmeli." diye 00:20:30.000 --> 00:20:32.000 ta kendi zamanından söylemiştir.

00:20:33.000 --> 00:20:38.000 Bilen ve güzel ahlâka sahip olan insanlar idare ettiği zaman toplumlar yükselir. 00:20:39.000 --> 00:20:45.000 İnsanlar müreffeh yaşarlar, mutlu olurlar. Kurt kuzuyla arkadaş olur. 00:20:45.000 --> 00:20:53.000 Tatlı geçim olur. Aldatmaca, sömürme, zulüm olmaz; eza, cefa, haksızlık olmaz.

00:20:54.000 --> 00:20:59.000 Alimler bozulunca toplum da bozulur. 00:20:59.000 --> 00:21:03.000 Çünkü onlar insanları eğitiyorlar, onlar insanları yönlendiriyorlar. 00:21:03.000 --> 00:21:07.000 Hedefleri onlar gösterecekler. 00:21:07.000 --> 00:21:16.000 Onu yapmadıkları zaman iş dünyaperest, zevkperest, menfaatperest kötü insanların aklına kalınca; 00:21:17.000 --> 00:21:20.000 "Ben nereden neyi, nasıl çalar çırparım? Nasıl rüşvet alırım?" 00:21:20.000 --> 00:21:26.000 şekliyle gidecek duruma gelince tabi o zaman toplum bozuluyor.

00:21:26.000 --> 00:21:31.000 Önce alimler bozulur, ondan sonra kıyamet kopar. 00:21:31.000 --> 00:21:33.000 Hadîs-i şerîflerde böyle bildiriliyor. 00:21:33.000 --> 00:21:37.000 Allahu Teâlâ hazretleri alimleri alır, geriye cahil insanlar kalır. 00:21:37.000 --> 00:21:41.000 Sonra kendilerine bir şey sorulduğu zaman da yalan yanlış cevaplar verirler. 00:21:41.000 --> 00:21:44.000 Kendileri de sapıtırlar, dalalete düşerler. 00:21:44.000 --> 00:21:47.000 Kendilerine soru soranları da dalalete düşürürler. 00:21:47.000 --> 00:21:49.000 Onlar insanların en kötüleridir. 00:21:50.000 --> 00:21:57.000 İşte onlardan sonra kıyamet o sapıtan kavimlerin başına kabak gibi patlar. 00:21:58.000 --> 00:21:59.000 Belalar, musibetler yağar.

00:22:00.000 --> 00:22:07.000 Allahu Teâlâ hazretleri ilim bakımından bizleri yükseltsin, sizleri yükseltsin.

00:22:07.000 --> 00:22:09.000 Evlatlarınızı alim yetiştirmeye çok gayret edin.

00:22:10.000 --> 00:22:15.000 Bana soran bütün kardeşlerime ben önce ilim yolunu tavsiye ediyorum:

00:22:15.000 --> 00:22:20.000 "İlimde ilerlemesi, yükselmesi mümkünse ilerlemeye, yükselmeye çalışsın! 00:22:20.000 --> 00:22:23.000 Doktora yapsın, doçent olsun, profesör olsun, alim olsun. 00:22:24.000 --> 00:22:31.000 Zamanında, alanında, kendisinin dalında, çalıştığı dalda bir tane olsun, yegâne olsun. 00:22:32.000 --> 00:22:36.000 Dünyanın her yerinden kendisine soru sorsunlar, bilgi öğrenmeye çalışsınlar. 00:22:36.000 --> 00:22:43.000 Öyle yetiştirsin, öyle olsun!" diye gayret ediyorum, teşvik ediyorum, tavsiye ediyorum.

00:22:44.000 --> 00:22:51.000 "Kendi alanınızda üniversiteye girin, doktora yapın; doçent, profesör olun." diyorum.

00:22:52.000 --> 00:22:58.000 Arkadaşlara şaka yapıyorum. Bu tabi el sanatı gibi kolay bir şey değil ama 00:22:58.000 --> 00:23:02.000 "Oturun, kafanızı yorun, kendi sahanızda bir şey icat edin!" diyorum. 00:23:03.000 --> 00:23:07.000 Bir de latife yapıyorum; "Benim de zamanım olsa ben de oturacağım bir şey icat edeceğim!" diye.

00:23:07.000 --> 00:23:08.000 Tabi gülüyorlar.

00:23:11.000 --> 00:23:17.000 İnsanın her yönden hünerli olması, elinin de hünerli olması iyidir. 00:23:17.000 --> 00:23:24.000 Kafasını, aklını, mantığını, muhakemesini güzel kullanırsa yeni şeyler bulunabilir.

00:23:24.000 --> 00:23:27.000 Biliyorsunuz, duymuşsunuzdur: 00:23:28.000 --> 00:23:34.000 Çengelli iğne; şöyle kıvrılıyor, şuraya takıldıktan sonra şu tarafında takılıyor, tutuyor. 00:23:34.000 --> 00:23:38.000 Bu bir telin kıvrılması, ucuna bir şey eklenmesi, basit bir şey. 00:23:38.000 --> 00:23:42.000 Bunu Amerika'da ilk defa bulan, yapan adam zengin olmuş. 00:23:42.000 --> 00:23:47.000 Yani bir uzun teli iki defa kıvırıyor, bir ucunu batacak gibi sivri yapıyor; 00:23:48.000 --> 00:23:55.000 öteki ucuna da onu geçireceği bir yer takıştırıyor, bunu kaynatıyor. 00:23:55.000 --> 00:23:58.000 Al sana bir çengelli iğne. 00:23:58.000 --> 00:24:05.000 Toplu iğne; o da bir başarı. İğne fırt diye öbür tarafa gitmesin diye arkası topuzlu.

00:24:06.000 --> 00:24:08.000 Burada bizim camimizin tamiri yapılacak. 00:24:08.000 --> 00:24:15.000 Yeni aldığımız caminin mihrabı, minberi yapılacak; orası kesilecek, burası biçilecek. 00:24:16.000 --> 00:24:20.000 Buradaki inşaatla ilgili büyük mağazalara gidiyorum. 00:24:21.000 --> 00:24:31.000 O demirlerin, vidaların, çivilerin, tahtaların çeşitlerine hayret ediyorum, hayran kalıyorum. 00:24:31.000 --> 00:24:37.000 Ne kadar teferruatlı, ne kadar ince. Kendi dallarında işleri ne kadar geliştirmişler. 00:24:38.000 --> 00:24:43.000 Hangi dalda incelerseniz hayran kalıyorsunuz.

00:24:43.000 --> 00:24:47.000 "Bir boya tutturalım." dedik, katalogdan bir boya bulduk:

00:24:49.000 --> 00:24:51.000 "Şundan bir kutu istiyoruz." dedik.

"Yok, bu böyle olmaz." dediler.

00:24:52.000 --> 00:24:54.000 "Nasıl olacak?"

"İstediğini söyle."

00:24:54.000 --> 00:24:57.000 Söyledik. Sonra gittiler, bir boyayı aldılar. 00:24:58.000 --> 00:25:04.000 Orada gözümüzün önünde kitabı açtılar; şundan şu kadar gram, bundan bu kadar gram... 00:25:05.000 --> 00:25:09.000 Önlerindeki kapta, kattılar. Bir çevirme makinesine soktular, çevirdiler. 00:25:10.000 --> 00:25:16.000 Bize verdiler, tam o renk. O tonu tutturdular. 00:25:16.000 --> 00:25:21.000 Her şey bu kadar ince olmuş. Geze geze ayaklarınız yoruluyor. 00:25:22.000 --> 00:25:28.000 Onların sergilendiği büyük mağazaları gezdiğiniz zaman hayretler içinde kalıyorsunuz. 00:25:28.000 --> 00:25:31.000 Çalıştıkları için öyle ilerliyorlar.

00:25:31.000 --> 00:25:38.000 Mesela duvara çivi çakıyoruz; duvar alçıdan olduğu için çivi tutmuyor, levha düşüyor.

00:26:56.000 --> 00:26:59.000 "Vay o valiye! 00:27:00.000 --> 00:27:07.000 Raiyyetten dolayı, tebaadan dolayı; yönettiği, idare ettiği insanlardan dolayı, 00:27:07.000 --> 00:27:14.000 âhirette vay o valinin başına geleceklere! Şiddetli azaba, cezaya uğrayacak." 00:27:15.000 --> 00:27:17.000 İllâ vâliyen. "Ancak şu vali müstesna." 00:27:18.000 --> 00:27:21.000 Yehûtuhüm min verâihim bi'n-nasîhati. 00:27:21.000 --> 00:27:28.000 "Samimiyetle, içtenlikle, hayırhahlıkla, iyiliklerini isteyerek onları arkalarından, 00:27:28.000 --> 00:27:35.000 haberleri olmadan, ihtiyatlı ihtiyatlı, tehlikelerden koruyup himaye eden valiler, 00:27:36.000 --> 00:27:39.000 güzel hizmet eden valiler müstesna."

00:27:39.000 --> 00:27:44.000 Demek ki vazifesini güzel yaptı mı kurtuluyor, hatta mükâfatlar alıyor. 00:27:44.000 --> 00:27:51.000 Vazifesini güzel yapmadığı zaman mevkiinin, makamının gerektirdiği çalışmaları yapmadığı zaman 00:27:51.000 --> 00:27:58.000 âhirette Cenâb-ı Hakk'ın kahrına, gazabına uğrayacak duruma düşebiliyor. Herkes böyle.

00:27:58.000 --> 00:28:04.000 Peygamber Efendimiz'in meşhur hadîs-i şerîfini hemen hatırladık. Tabi siz de hatırlamışsınızdır:

00:28:04.000 --> 00:28:07.000 Küllüküm râin ve küllüküm mes'ûlün an raiyyetihî. 00:28:08.000 --> 00:28:15.000 "Hepiniz çobansınız; hepiniz çobanlık ettiği sürünün korunmasından sorumlusunuz." buyuruyor.

00:28:16.000 --> 00:28:19.000 Mesela aile reisi de çocuklarından sorumlu. 00:28:19.000 --> 00:28:23.000 Hanım da evin eşyasından, kocasının namusundan; 00:28:23.000 --> 00:28:29.000 işe gittiği zaman arkasında emanet bıraktığı şeylerden sorumlu; herkes sorumlu!

00:28:30.000 --> 00:28:33.000 Bunu sadece "bir kimseye bir şey söylemek için" söylemiyoruz. 00:28:33.000 --> 00:28:38.000 Ama yöneticilerin sorumlulukları daha fazladır. 00:28:38.000 --> 00:28:39.000 Çünkü mevkileri daha yüksektir. 00:28:40.000 --> 00:28:45.000 Çünkü ihmalkârlıkları sadece kendilerine zarar vermez, çok büyük topluluklara zarar verir. 00:28:45.000 --> 00:28:48.000 Onun için onların cezaları da daha büyük oluyor.

00:28:48.000 --> 00:28:53.000 O bakımdan, sahâbe-i kirâm göreve çağırıldığı halde reddetmişlerdir;

00:28:53.000 --> 00:28:59.000 "Ben almayayım, kusura bakmayın, kabul etmeyeyim, affedin, bağışlayın." demişlerdir.

00:28:59.000 --> 00:29:04.000 Çok ısrar edilince görevi almışlardır. Görevi almaya atılmamışlardır. 00:29:04.000 --> 00:29:08.000 Çünkü yapılmayınca vebali, cezası çok fazla oluyor.

00:29:08.000 --> 00:29:13.000 Allahu Teâlâ hazretleri hepimize gerçekleri gün gibi, pırıl pırıl görmeyi nasip etsin. 00:29:14.000 --> 00:29:18.000 Doğru ve güzel olan şeyleri yapmaya cümlemizi muvaffak eylesin. 00:29:18.000 --> 00:29:22.000 Her türlü yanlışlıklardan, kötülüklerden; onları işlemekten, 00:29:22.000 --> 00:29:25.000 onlara bulaşmaktan, hepinizi hepimizi korusun. 00:29:26.000 --> 00:29:29.000 Hepimizi hayırlı bir ömür sürmeye muvaffak eylesin. 00:29:30.000 --> 00:29:32.000 Ümmet-i Muhammed'e faydalı olmayı nasip etsin. 00:29:33.000 --> 00:29:38.000 Kur'ân-ı Kerîm'e tam mânasıyla uyup Peygamber Efendimiz'in sünneti yolunda yürüyüp 00:29:38.000 --> 00:29:43.000 sünnet-i seniyyeyi ihya eyleyip şehit sevapları kazanmayı nasip eylesin. 00:29:44.000 --> 00:29:50.000 Huzuruna yüzü ak, alnı açık varalım. Rabbimiz bize lütfeylesin, rahmeylesin. 00:29:50.000 --> 00:29:55.000 Cümlemizi cennetiyle, cemâliyle müşerref eylesin. Cumalarınız mübarek olsun. 00:29:55.000 --> 00:29:58.000 Allah nice cumalara sağlık ve afiyetle cümlenizi eriştirsin…

00:29:58.000 --> 00:30:01.000 es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!