WEBVTT 00:00:00.190 --> 00:00:02.950 el-Hamdülillâhi rabbi'l-âlemîn. 00:00:03.206 --> 00:00:09.487 Ve'sselâtu ve'sselâmu alâ seyyidi'l-evvelîne ve'l-âhirîn seyyidinâ ve senedinâ 00:00:09.852 --> 00:00:16.365 ve mededinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. 00:00:17.151 --> 00:00:22.392 Emmâ ba'd: Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-kitâbi kitâbullâh 00:00:22.712 --> 00:00:27.472 ve efdale'l-hedyi hedyü seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem 00:00:27.678 --> 00:00:34.531 ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesin bid'atün ve külle bid'atin dalâletün 00:00:34.677 --> 00:00:37.660 ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. 00:00:37.249 --> 00:00:41.928 Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl: 00:00:42.527 --> 00:00:48.254 Men emera bi'l-ma'rûfi ve nehâ ani'l-münkeri fe-hüve halîfetullâhi fi'l-ardi 00:00:48.555 --> 00:00:55.484 ve halîfetu kitâbihî ve halîfetu resûlihî. Sadaka Resûlullah fîmâ kâl ev kemâ kâl. 00:00:55.944 --> 00:00:57.759 Çok aziz ve muhterem kardeşlerim! 00:00:57.950 --> 00:01:04.348 Allahu Teâlâ hazretlerinin selamı, rahmeti, bereketi, lütfu, ihsanı, ikramı cümlenizin üzerine olsun. 00:01:05.229 --> 00:01:09.175 Allahu Teâlâ hazretleri sizleri iki cihanda aziz eylesin. 00:01:09.847 --> 00:01:13.573 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in ehâdîs-i şerîfesini 00:01:13.665 --> 00:01:17.466 Râmûzü'l-ehâdîs isimli hadis mecmuasından okumaya devam edeceğiz. 00:01:18.569 --> 00:01:24.993 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Sevban radıyallahu anh'ten bize rivâyet edildiğine 00:01:25.231 --> 00:01:31.396 ve Deylemî'nin Müsnedü'l-Firdevs isimli kitabına kaydettiğine göre buyurmuşlar ki; 00:01:31.624 --> 00:01:42.614 Men emera bi'l-ma'rûfi. "Kim mârufu emrederse." Ve nehâ ani'l-münkeri. "Münkerden men ederse." 00:01:42.971 --> 00:01:45.427 Mârufu emretmek, münkerden nehyetmek ne demek? 00:01:46.940 --> 00:01:48.649 Arapça kelimeleri aynen kullanıyoruz, nasıl terceme bu? 00:01:49.126 --> 00:01:55.353 Kim aklın ve şeriatin hoş gördüğü şeyleri yapmak, yaptırmak için tavsiyede bulunur, koşuşursa; 00:01:55.607 --> 00:02:00.759 kim de aklın ve şeriatin beğenmediği, istemediği, "Bu güzel bir şey değil." diye 00:02:01.402 --> 00:02:06.166 uygun görmediği şeyi yaptırmamak için gayret sarf ederse, o gayrette olursa... 00:02:06.364 --> 00:02:07.556 Ne demek yani? 00:02:07.730 --> 00:02:13.279 İşi gücü akl-ı selîmi ve şer-'i şerîfi hâkim kılmak; emrettiğini yaptırmaya çalışmak, 00:02:13.739 --> 00:02:19.652 yasakladığını da yaptırmamaya çalışmak. Kim böyle yaparsa, böyle yapan kimse nedir, kimdir? 00:02:19.772 --> 00:02:25.490 Fe-hüve halîfetullâhi fi'l-ardi. "O, yeryüzünde Allah'ın halifesidir." 00:02:27.410 --> 00:02:28.376 Daha büyük bir şeref var mı? 00:02:28.796 --> 00:02:30.412 Ben bıraktım başka mesleği; 00:02:32.182 --> 00:02:38.713 ne mühendislik isterim, ne doktorluk isterim, ne esnaflık isterim, ne tüccarlık isterim. 00:02:38.872 --> 00:02:46.324 Allah'ın halifesi oluyor insan! Halîfetullâhi fi'l-ard, yeryüzünde Allah'ın halifesi oluyor! 00:02:47.102 --> 00:02:52.122 Acaba bundan daha yüksek bir rütbe biliyor musunuz? Olabilir mi? 00:02:52.583 --> 00:02:57.908 Mümkün değil. Onun için gelin emr-i mâruf edelim, nehy-i münker edelim. 00:02:58.535 --> 00:03:02.340 Gelin iyilikleri yaptırmaya çalışalım, kötülükleri engellemeye çalışalım. 00:03:02.800 --> 00:03:05.991 İnsanın yan gelip yatmasıyla kazanç avucuna gelmez. 00:03:06.618 --> 00:03:13.828 Dünyada çalışmak için kazanmak, rahat etmek için çalışmak gerektiği gibi âhiret için de çalışalım. 00:03:17.765 --> 00:03:21.459 İnsan hüsrandadır. "Asra andolsun ki insan hüsrandadır. 00:03:21.879 --> 00:03:29.279 İman eden, salih amel işleyen müstesna. Hakkı tavsiye eden, sabrı tavsiye eden müstesna." 00:03:29.509 --> 00:03:32.742 Yoksa hüsrandadır, ziyandadır, mahvoluyor gidiyor. 00:03:33.194 --> 00:03:37.772 Sonra çok pişmanlık çekecek, dizini dövecek, "Ah vah!" edecek, saçını başını yolacak. 00:03:37.806 --> 00:03:41.926 Ne yaparsan yap; yüzünü yırt istersen, tırnaklarınla parça parça et; fayda yok! 00:03:42.307 --> 00:03:45.793 Burada aklını başına devşirip yapman gereken şeyi yapacaksın. 00:03:46.356 --> 00:03:49.988 Allah'ın halifesi oluyor. Allahım, yâ Rabbi çok şükür elhamdülillah. 00:03:50.377 --> 00:03:54.425 Ve halîfetu kitâbihî. Kur'an'ın halifesi oluyor. 00:03:55.661 --> 00:04:00.221 Nedir Allah'ın kitabı? Kur'ân-ı Kerîm. Kur'ân-ı Kerîm'in halifesi oluyor. 00:04:00.951 --> 00:04:06.944 Ve halîfetu resûlihî. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ki 00:04:07.119 --> 00:04:10.400 yoluna canımız feda olsun, anamız babamız feda olsun, 00:04:10.107 --> 00:04:16.687 fidâke ebî ve ümmî yâ Resûlallah diye hitap ederlerdi, o zât-ı celil-i kadrin halifesi oluyor. 00:04:19.901 --> 00:04:24.202 Bir hadîs-i şerîfte okudum ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuş; 00:04:24.646 --> 00:04:30.984 "Kıyamet gününde insanların hasret, hüsran, nedamet, pişmanlık bakımından en şiddetlisi; 00:04:31.320 --> 00:04:34.723 en çok pişmanlık duyacak, diz dövecek insan o kimsedir ki 00:04:35.398 --> 00:04:39.327 Allah ona ilim öğrenme imkânı vermiştir de öğrenmemiştir." 00:04:41.730 --> 00:04:48.296 İmkânı vardı, Arapça'yı öğrenebilirdi, fıkh-ı şerîfi, hadisi, tefsiri öğrenebilirdi. Öğrenmedi. 00:04:48.454 --> 00:04:50.749 Ya ne öğrendi? Bir şey öğrenmedi. 00:04:50.934 --> 00:04:55.477 "Yazın deniz kenarına gittik, çok güzel yüzdük. 00:04:56.556 --> 00:05:01.935 Güneş banyosu yaparsa insan kışın nezle olmazmış diye güneşte yandık, sıhhat kazanmak için..." 00:05:02.316 --> 00:05:05.308 Hepsinin bir mâkul sebebi var, herkes bir sebep ileriye sürüyor. 00:05:05.792 --> 00:05:09.450 "Kışın çok çalıştığımızdan yorulduk, yazın dinlenmemiz gerekiyordu, 00:05:10.130 --> 00:05:13.345 moralimizin yerine gelmesi gerekiyordu. Moral eğitimi oldu. 00:05:13.512 --> 00:05:15.562 Moralimiz yerine geldi, eğlendik, rahatız." 00:05:15.712 --> 00:05:16.958 E hadi bakalım, şimdi çalış. 00:05:20.300 --> 00:05:23.289 Bu hadisi hatırınızda iyi tutun, iyi tutalım da böyle hareket edelim. 00:05:23.583 --> 00:05:27.363 Ya emr-i mâruf, nehy-i münker yaparsınız ey cemaat-i müslimîn, 00:05:27.704 --> 00:05:31.788 ya da Allahu Teâlâ Peygamber Efendimiz'in haber verdiğine göre 00:05:31.843 --> 00:05:39.505 başınıza öyle bir bela musallat eder ki dua edersiniz, edersiniz, kaldırılmaz. 00:05:39.568 --> 00:05:42.461 Salihleriniz dua eder, salihlerinize bile Allah şey yapmaz. 00:05:43.167 --> 00:05:45.450 Bir hadîs-i şerîfte okudum: 00:05:44.435 --> 00:05:48.914 Allah'ın sevgili, salih kulları var ya -her devirde olacak, eksik olmaz- 00:05:49.938 --> 00:05:53.843 âhir zamanda ellerini kaldırır dua edermiş; -Onlar kendilerini düşünmezler, Ümmet-i Muhammed'i düşünürler.- 00:05:53.970 --> 00:05:55.706 "Yâ Rabbi! Ümmet-i Muhammed'e rahmet eyle. 00:05:55.754 --> 00:05:59.179 Yâ Rabbi! Hallerini hoş eyle. Yâ Rabbi! Dertlerden kurtar..." 00:05:59.616 --> 00:06:01.627 Allahu Teâlâ hazretleri diyecekmiş ki; 00:06:02.103 --> 00:06:06.472 "Sen kendine dua et! Bırak onları, ben onlara kızgınım. 00:06:06.502 --> 00:06:12.210 Allahu Teâlâ hazretleri salih kimselere onlar için dua ettirmeyi bile istemeyecekmiş. 00:06:12.982 --> 00:06:14.907 Onun için emr-i mâruf, nehy-i münker yapın. 00:06:15.111 --> 00:06:19.554 Kime yapacağız? Dışarı çıksak yapabilir miyiz? Ne olacak? 00:06:20.150 --> 00:06:26.456 Evine yap. Hanıma söyle. Piyazla, pohpohla, hediye al. 00:06:27.258 --> 00:06:31.186 "Etme eyleme hatun, gel şu hadisleri okuyalım, âyetleri okuyalım, Allah yolunca gidelim." de. 00:06:31.630 --> 00:06:34.950 Çocuğuna yalvar yakar, bisiklet al, sev, okşa; 00:06:36.286 --> 00:06:39.198 "Hadi sen büyük adam olacaksın, ben senin ekmeğini yiyeceğim, bana bakacaksın. 00:06:39.287 --> 00:06:43.996 Hadi evladım, canım ciğerim." de, ne diyeceksen de, çocuğuna Allah'ın dinini, 00:06:44.840 --> 00:06:51.770 imanını, adaleti, insafı, iyiliği, hoşluğu, aklın ve şeriatin güzel gördüğü şeyleri öğret. 00:06:53.148 --> 00:06:54.998 Ve kötü şeylerden de engellemeye çalış. 00:06:55.236 --> 00:07:00.338 Müslüman adam, çocuğuna bakıyorsun; bir entari giydirmiş, donu görünüyor. 00:07:00.906 --> 00:07:05.330 Müslüman adam, o tarafa bakıyorsun öyle, bu tarafa bakıyorsun böyle. 00:07:05.800 --> 00:07:07.200 Ticarethânesine bakıyorsun öyle, işine bakıyorsun öyle. 00:07:07.781 --> 00:07:11.492 Müslümansak Müslümanlığımızın eseri üzerimizde görünsün, bilinsin; 00:07:11.524 --> 00:07:14.500 müslüman olmayan insanlardan bizim bir farkımız olsun. 00:07:14.376 --> 00:07:22.430 Konuşma, giyinme, tavır, hareket, düşünce tarzı, zerafet, adalet, insaf ölçüsü bakımından... 00:07:22.652 --> 00:07:24.284 "Herkes yiyor efendim bu haramı." 00:07:24.649 --> 00:07:26.550 Herkes yer ama sen yiyemezsin; 00:07:26.118 --> 00:07:30.350 sen yedin mi kırk gece namazın kabul olmaz, kırk sabah duana icabet olunmaz. 00:07:30.736 --> 00:07:33.249 İstersen ye, sen bilirsin. 00:07:33.448 --> 00:07:38.111 O yediğin lokmadan hâsıl olan eti cehennem paklar, başka türlü temizlenmez. 00:07:38.404 --> 00:07:40.293 Onun temizlenmesi başka türlü olmaz. 00:07:41.566 --> 00:07:47.665 Emr-i mâruf, nehy-i münker yaparsanız yaparsınız, yoksa düşmanlar üstünüze çullanır; 00:07:47.691 --> 00:07:53.658 sizin çocuğunuzu alır komünist yapar, dinsiz yapar, şöyle yapar, böyle yapar; 00:07:54.700 --> 00:07:55.653 sizin çocuğunuz sizin karşınıza gelir. 00:07:56.606 --> 00:07:58.587 Bu milletin sırtı yere mi gelirdi? 00:07:59.825 --> 00:08:05.514 Onaltıncı asırda, Kânûnî devrinde bir sefir, Baron de Büsbek elçi olarak gelmiş de 00:08:07.540 --> 00:08:09.920 kitabının sonunda diyor ki; "Yahu bu Osmanlı ordusu yenilir mi? 00:08:12.545 --> 00:08:18.733 Şöyle baktığın zaman mızrakları orman gibi, kendileri deniz gibi çalkanıyor. Koca ordu. 00:08:18.795 --> 00:08:21.123 Bu ordunun önünde kim durabilir?" diyor idi. 00:08:21.713 --> 00:08:24.659 Ne hale geldik? Ne diye kaçırdık o fırsatı? 00:08:25.238 --> 00:08:27.216 Buradan dosdoğru Mekke-i Mükerreme'ye giderdik. 00:08:28.406 --> 00:08:31.164 Ne vize mecburiyeti olurdu ne başka bir zorluk olurdu. 00:08:32.132 --> 00:08:38.602 Petroller bizim olurdu. Yani dünya metaı değil de derdimiz; elde bir nimet vardı, gitti. 00:08:38.655 --> 00:08:39.956 Nimet neden gider? 00:08:40.519 --> 00:08:44.291 Mânevî sebebi; nimet, şükrü eda edilmeyince elden gider. 00:08:45.449 --> 00:08:49.516 Nimete küfrânda bulunulunca, küfrân-ı nimet olduğu zaman nimet elden gider. 00:08:49.762 --> 00:08:57.304 İstersen bir dene. Zenginsin, bakalım zenginliğinin gereğini yapma, şükretme; gör bakalım. 00:08:58.431 --> 00:09:06.529 Onun için Allah celle celâlüh, her şeyimizle O'na muhtacız, her şeyimiz O'ndandır, 00:09:07.140 --> 00:09:10.445 halimiz çok haraptır; bizi O tamir ederse tamir eder. 00:09:10.898 --> 00:09:14.619 Çamura batmışız, bizi çıkartırsa O çıkartır. 00:09:15.635 --> 00:09:20.963 Cehenneme doğru yuvarlanıyoruz; bizi bu yuvarlanıştan durdurup çekerse O kurtarır. 00:09:21.270 --> 00:09:25.851 Çok yalvaralım. Allah'ın dinine yardımcı olalım, emr-i mâruf, nehy-i münker yapalım. 00:09:26.383 --> 00:09:27.973 "Beş tane evladım var hocam." 00:09:28.457 --> 00:09:32.106 Eğer beş tanesi senden daha iyi müslüman olmazsa vebaldesin! 00:09:34.908 --> 00:09:38.167 Çocukların ne oldu? "Şunu oldu, bunu oldu, hık mık..." 00:09:38.401 --> 00:09:39.643 Hiç orasını sorma. 00:09:39.937 --> 00:09:43.912 Sokakta gittiğin zaman bakıyorsun, üç nesil yan yana gidiyor; 00:09:44.134 --> 00:09:50.621 anneanne, onun kızı olan anne, onun kızı olan torun. 00:09:51.580 --> 00:10:00.223 Torun, anne, nine. Yan yana. Anneanne çarşaflı farz edelim veya iyice örtünmüş. 00:10:01.549 --> 00:10:08.554 Anne başını yarım örtmüş, mantosu dizlerinin birazcık altında. Kızı hiç sorma. 00:10:09.373 --> 00:10:12.370 E ne oldu, ne oluyor, nereye doğru gidiyor şimdi bu çizgi? 00:10:14.147 --> 00:10:17.447 "Görülüyor işte... Daha ne soruyorsun hocam, ne tarafa doğru gittiği belli." 00:10:18.439 --> 00:10:24.870 Çocuklarımızı terbiyeli, edepli yetiştireceğiz. Şu dinimizin emirlerini öğreneceğiz. 00:10:25.600 --> 00:10:32.186 Kendimiz bilmiyoruz ki... O zaman kendimiz öğreneceğiz. 00:10:32.405 --> 00:10:34.942 Kitaplar çok, kütüphaneler dolu. 00:10:35.210 --> 00:10:40.307 Hatta bizim evimizde de, aç misafir odasının kapısını, gir içeri, bak ne kadar kitap vardır; 00:10:40.368 --> 00:10:44.468 sırtı yaldızlı, kalın kalın, böyle dört parmak, beş cilt, dokuz cilt, on bir cilt... 00:10:45.320 --> 00:10:47.271 Kitap çok ama okuyacak insan lazım. 00:10:47.596 --> 00:10:52.813 Okuduğunu hazmedecek, hazmettiğini de başkasına "Buyurun, işin aslı budur." diye arz edecek. 00:10:53.346 --> 00:10:59.896 Bunu yaparsak yaparız; yapmazsak, gelenler yetmedi mi, daha ne söyleyeyim? 00:11:00.111 --> 00:11:05.162 Başa gelenler kâfi gelmedi mi, daha ne geleceğini uzun boylu anlatayım? 00:11:05.821 --> 00:11:12.700 Şu şerefe bakın; emr-i mâruf, nehy-i münker yapan insan Allah'ın yeryüzünde halifesidir, 00:11:13.342 --> 00:11:16.850 Kur'an'ın halifesidir, Resûlullah'ın halifesidir. 00:11:18.577 --> 00:11:25.908 Men intekâ min veledehî li-yufaddıhahû fi'd-dünyâ 00:11:29.154 --> 00:11:39.323 faddahahu'llâhu yevme'l-kıyâmeti alâ ruûsi'l-eşhâd kısâsun bi-kısâs. 00:11:42.696 --> 00:11:48.463 Ahmed b. Hanbel, İbn Hibban, İbn Ömer radıyallahu anh'ten rivâyet eylemiş. 00:11:49.844 --> 00:11:53.909 Garip bir hadîs-i şerîf. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuş ki; 00:11:54.631 --> 00:12:04.458 "Kim evladını 'Bu benim oğlum değil.' diye inkâr ederse, evladından teberri ederse." 00:12:04.688 --> 00:12:09.681 Neden? Onu mahcup etmek için, hor rezil etmek için. 00:12:11.117 --> 00:12:15.580 Nesebi gayri sahihmiş gibi söylemek istiyor. Evladına kızmış. 00:12:15.407 --> 00:12:20.208 "Bu benim evladım değil, bilmiyorum babası kim..." gibi böyle bir şeyle 00:12:20.605 --> 00:12:25.184 evladını rezil rüsva etmek için evladından teberri ederse... 00:12:27.595 --> 00:12:36.651 Dünyada böyle yapar, evlattan hıncını alır ama; faddahahu'llâhu yevme'l-kıyâmeti alâ ruûsi'l-eşhâd. 00:12:37.151 --> 00:12:44.930 "Bütün insanların şahitliği karşısında, şahitlerin başında, karşısında Allah da onu rezil eder." 00:12:45.914 --> 00:12:50.249 Bu işlerin bir hesabı yok mu? Bu zulümler, bu gadirler, bu haksızlıklar, 00:12:50.662 --> 00:12:55.884 bu çalmalar, çırpmalar, hırsızlıklar, bu dolandırıcılıklar cezasız mı kalacak? 00:12:57.274 --> 00:12:58.632 Bir adalet günü yok mu? 00:12:59.860 --> 00:13:05.460 Var. O ona öyle yaptı mı Allah da onu mahşer halkının karşısında öyle bir rezil edecek, 00:13:05.550 --> 00:13:07.527 öyle bir rezil edecek ki tariflere sığmaz. 00:13:08.424 --> 00:13:09.968 Garip bir hadîs-i şerîf. 00:13:10.790 --> 00:13:12.849 Kısâsun bi-kısâs. "Kısasa kısas" diyor Peygamber Efendimiz. 00:13:13.310 --> 00:13:16.508 Dünyada evladına o öyle yaptı, Allah da ona âhirette öyle yapar. 00:13:16.960 --> 00:13:18.977 Güzel de garipliği nereden? 00:13:19.200 --> 00:13:26.754 Yahu baba evladına böyle mi yapar? Garip olan bu. Değil mi? Baba evladına böyle yapar mı? 00:13:27.492 --> 00:13:34.175 Kardeşlerim, bu dünya bir acayip dünyadır. Çok acayiptir. 00:13:34.597 --> 00:13:41.110 Bu yalan dünya babayı evlada düşürür, evladı babaya düşürür, kardeşi kardeşe düşürür. 00:13:42.308 --> 00:13:50.148 Bu maddî menfaat. Maddî menfaat yok; mânevî kızgınlık, hınç, haset, kibir, ucub, 00:13:50.719 --> 00:13:59.611 kötü huylar yani, bizim hani içimizden atmak için uğraştığımız bu kötü huylar yok mu; 00:14:00.000 --> 00:14:06.506 sırf hınç almak için insan işte böyle yapar. Kardeş kardeşe yapar, Allah korusun. 00:14:06.943 --> 00:14:10.773 Baba evlada yapar. Evlat babaya daha beterini yapabilir. Bunlar olabiliyor. 00:14:11.430 --> 00:14:15.118 Bizim ailelerde pek olmaz. Müslüman aileler Allah'tan korktuğu için, 00:14:15.138 --> 00:14:20.615 o evladına karşı mesuliyet duygusu duyar, yapmaz; evlat da babasına karşı saygı, hürmet duyar, 00:14:21.110 --> 00:14:24.617 yapmaz deriz ama bak hadîs-i şerîfte böyle şeyler de oluyor. 00:14:24.669 --> 00:14:32.341 Demek ki olmuş ki bir daha olmasın diye Peygamber Efendimiz onun cezasını söylüyor. 00:14:33.126 --> 00:14:37.201 Onun için umumi bir kâide çıkartmak gerekirse; 00:14:37.463 --> 00:14:44.171 kimsenin haysiyetine, şerefine dokunmak, onu burada rezil rüsvâ etmek için bazı laflar ortaya çıkartmak, 00:14:44.465 --> 00:14:50.660 "Efendim şu şöyledir, bu böyledir..." doğru değildir. Diyenler sonra çok pişman olur. 00:14:51.136 --> 00:14:54.128 Hasan-ı Basrî hazretleri bir tabak meyve almış, 00:14:54.652 --> 00:14:59.397 güzel bir tabağın içine koymuş, filanca tanıdığa göndermiş. 00:15:00.516 --> 00:15:01.241 Neden? 00:15:01.376 --> 00:15:06.900 O tanıdık, Hasan-ı Basrî aleyhinde konuşurmuş, dedikodu edermiş, gıybet edermiş. 00:15:06.558 --> 00:15:14.898 O ona bir tabak meyve göndermiş. Gönderdiği şahısla beraber o şahsa dedirtmiş ki, demiş ki; 00:15:15.747 --> 00:15:21.275 "Duydum ki ibadetler yapıp da kazandığın sevapları bana bağışlıyormuşsun. 00:15:21.457 --> 00:15:25.343 Başka bir şey verecek bir halim yok, teşekkür ederim, bu meyveleri lütfen kabul et." 00:15:27.256 --> 00:15:27.756 Neden? 00:15:28.358 --> 00:15:31.101 O onu gıybet etti mi onun sevapları bu tarafa gelir de ondan. 00:15:31.307 --> 00:15:34.776 Gıybet edilen zarar etmez, gıybet eden zarar eder. 00:15:35.543 --> 00:15:38.190 Kötülenen zarar etmez, kötüleyen zarar eder. 00:15:38.456 --> 00:15:43.150 İftira eden zarar eder, iftiraya uğrayan mânevî bakımdan kazanır. 00:15:43.718 --> 00:15:47.800 Bir şeyi biliyor musun? Katî olarak biliyorsan öyle söyle; 00:15:47.824 --> 00:15:55.511 bilmiyorsan sonra kısasa kısas -kısâsun bi-kısas buyurmuş- başına aynısı gelir. 00:15:55.765 --> 00:16:00.587 Hatta bir kimse bir kimseye "Kâfir!" dese; kızdı, "Kâfir!" dedi. 00:16:00.809 --> 00:16:06.251 "O laf havada dolaşır döner, eğer karşısındaki adam hakikaten kâfirse ona gider 00:16:06.518 --> 00:16:10.275 ama kâfir değilse dönüp sahibine gelir." diyor Peygamber Efendimiz. 00:16:11.140 --> 00:16:16.242 Onun için öyle kâfir, münafık, yalancı, dolancı, iftiracı, bilmem ne... 00:16:17.543 --> 00:16:23.258 Bu dünya imtihan dünyasıdır. Aklını başına topla; kimsenin hakkını alma, âhını alma. 00:16:23.409 --> 00:16:27.203 "Alma mazlumun âhını, çıkar âheste âheste." 00:16:27.926 --> 00:16:32.317 Âheste âheste çıkar, dumanı göğe böyle yavaş yavaş, ağa ağa çıkar. 00:16:32.706 --> 00:16:37.120 Onun için mazlum olmak, zalim olmaktan daha iyidir. 00:16:37.458 --> 00:16:40.711 "Haklı olduğu halde münakaşadan kendisini çekene 00:16:40.957 --> 00:16:44.644 cennetin avlusunda bir köşkü tekeffül ediyorum." diyor Peygamber Efendimiz. 00:16:45.286 --> 00:16:47.278 Haklı olduğu halde, baktı ki iş büyüyecek; 00:16:47.667 --> 00:16:51.578 "Peki peki kardeşim, Allah'a ısmarladık..." çekildi, münakaşayı büyütmedi. 00:16:51.784 --> 00:16:54.929 Ama haklıydı, isteseydi müdafaa edebilirdi, şahit getirebilirdi. 00:16:55.683 --> 00:17:01.147 "Cennetin avlusunda bir köşk garanti ederim." diyor Peygamber Efendimiz. 00:17:01.742 --> 00:17:04.910 Aklımızı buna göre devşirelim, işimizi bunlara göre yapalım. 00:17:05.609 --> 00:17:17.437 Men ensafa'n-nâse min nefsihî zafire bi'l-cenneti'l-âliyeti ve men kâne'l-fakru ehabbe ileyhi 00:17:17.741 --> 00:17:29.882 mine'l-ğınâ fe-lev ictehede ubbâdu'l-harameyni en yüdrikû mâ u'tiye mâ edrekû. 00:17:30.318 --> 00:17:39.795 Bu hadîs-i şerîfi, Deylemî Abdullah b. Amr radıyallahu anh'ten rivâyet eylemiş. 00:17:41.265 --> 00:17:42.523 Buyurmuş ki Peygamber Efendimiz; 00:17:42.896 --> 00:17:45.413 Men ensafa'n-nâse min nefsihî. 00:17:46.706 --> 00:17:53.705 "Kim insanlara kendisinden pay biçip adaletle, ölçülü hareket ederse." 00:17:54.189 --> 00:17:57.846 "Bunu bana yapsalar ben hoşlanmam, o halde ben de ona yapmayayım. 00:17:57.957 --> 00:18:01.253 Bu haksızlığı bana yapsalardı dayanamazdım, o halde ben de ona yapmayayım. 00:18:01.476 --> 00:18:05.610 Bana böyle muamele yapsalardı çok üzülürdüm, o halde ben de ona öyle yapmayayım." diye 00:18:05.346 --> 00:18:15.152 içinden gelen bir ölçü, adalet duygusuyla insaflı, adaletli davranırsa, ne olur? 00:18:15.755 --> 00:18:19.899 Zafire bi'l-cenneti'l-âliyeti. "Yüce cenneti kazınır, elde eder." 00:18:22.105 --> 00:18:26.449 Adalet güzel bir duygudur. Haklıya "Sen haklısın." diyebilmek; 00:18:26.941 --> 00:18:29.580 haksıza "Yoo bu doğru değil!" diyebilmek; 00:18:30.231 --> 00:18:33.855 hak sahibine "Hakkını al, bu senin hakkındır." diye verebilmek. 00:18:34.291 --> 00:18:40.800 Sekiz ay çalıştırmış arkadaşlarımızı, işçileriyle beraber, şirket olarak; hâlâ parasını vermemiş. 00:18:41.467 --> 00:18:48.557 Gidiyor kamyon alıyor, bilmem ne alıyor. Hey şaşkın hey... Zavallı çalışmış, ter dökmüş. 00:18:50.970 --> 00:18:57.776 Kim adaletli olursa yüce cenneti kazanır, kesbeder, elde eder. 00:18:59.173 --> 00:19:01.868 Ve men kâne'l-fakru ehabbe ileyhi mine'l-ğınâ. 00:19:02.114 --> 00:19:06.269 "Kime ki fakirlik zenginlikten daha sevimli, daha hoş gelirse..." 00:19:12.317 --> 00:19:13.905 Kulaklarınız yanlış duymadı. 00:19:14.291 --> 00:19:16.518 Fakirliği daha çok seviyor, zenginliği istemiyor. 00:19:16.581 --> 00:19:20.482 "İstemem ben zenginliği, bana fakirlik daha hoş." diyorsa. 00:19:23.220 --> 00:19:25.159 Fe-lev ictehede ubbâdu'l-harameyni. 00:19:25.612 --> 00:19:28.398 "Harameyn-i Muhteremeyn'in, Mekke-i Mükerreme'nin, 00:19:28.398 --> 00:19:33.199 Medine-i Münevvere'nin âbid kulları çalışsa, çabalasa. 00:19:34.334 --> 00:19:36.511 " En yüdrikû mâ u'tiye. 00:19:36.725 --> 00:19:40.732 "Ona verilen dereceyi, sevabı elde etmek, kazanmak, 00:19:41.570 --> 00:19:45.481 ona ulaşmak, erişmek için ibadette, taatte çalışsa, çabalasa. 00:19:45.806 --> 00:19:48.126 " Mâ edrekû. "Onun seviyesine ulaşamazlar." 00:19:49.475 --> 00:19:52.646 Allah Allah, şimdi gel işin içinden çık. 00:19:52.821 --> 00:19:54.460 Tam "Bir ev sahibi olayım." diyordum, 00:19:54.833 --> 00:19:57.840 "Bir köşküm olsaydı. Bir de Mercedes arabam olsaydı. 00:19:57.156 --> 00:19:59.930 Bir de deniz kenarında yalım olsaydı. 00:20:00.322 --> 00:20:05.530 Bir güzel ticarethânem olsaydı, ben çalışmadan ayda üç milyon lira gelirim olsaydı, 00:20:05.101 --> 00:20:10.710 onlarla gezerdim, tozardım, hac da ederdim..." derken şimdi çıktı karşıma bir hadîs-i şerîf, 00:20:10.924 --> 00:20:12.560 fakirliğe daha çok uygun diyor. 00:20:17.726 --> 00:20:24.740 ed-Dünyâ bahrun amîkun kesîrun mine'n-nâsi yuğraku fîhâ. 00:20:24.811 --> 00:20:28.952 "Bu dünya bir dipsiz derin denizdir, burada çokları boğuldu." 00:20:29.143 --> 00:20:30.820 Sade sen gelmedin ki bu dünyaya; 00:20:31.438 --> 00:20:33.410 senden önce çok kimseler boğuldu. 00:20:33.521 --> 00:20:35.584 Peygamber Efendimiz yemin ederek söylüyor, diyor ki; 00:20:35.645 --> 00:20:44.317 "Vallahi, ben sizin bir şeye sahip olmayıp ihtiyaç içinde kalmanızdan ziyade, 00:20:44.690 --> 00:20:48.656 fazlasıyla sahip olmanızdan, zenginliğinizden korkarım." Neden? 00:20:49.362 --> 00:20:53.781 Kellâ inne'l-insâne le-yetğâ en reâhu's-tağnâ. 00:20:53.876 --> 00:20:57.724 Kendisini müstağni gördü mü, paralı pullu gördü mü insanoğlu, sapıtır. 00:20:58.541 --> 00:21:03.646 "Hocam ben sapıtmam. Köyümden çıkarken söz verdim; zengin olsam bile yolumu değiştirmeyeceğim." 00:21:03.868 --> 00:21:05.182 Ben senin oğlunu görürüm. 00:21:06.476 --> 00:21:09.786 Hele sen adını adresini bir ver bakalım. 00:21:11.373 --> 00:21:12.191 Oğul sapıtır. 00:21:12.985 --> 00:21:14.597 Babası köylüdür, köylülüğünü bilir. 00:21:14.644 --> 00:21:20.411 Sırtında küfeyle pazarda yük taşıdığını bilir; maydanoz, dereotu sattığını bilir ama evlat bilmez. 00:21:21.300 --> 00:21:23.175 "Benim babam zengin." der, "Mercedesliyim" der. 00:21:23.286 --> 00:21:26.458 Mercedes'ten indirip Murat'a bindirirsen suratı asılır. 00:21:29.450 --> 00:21:30.446 Oğul sapıtır. 00:21:31.780 --> 00:21:33.445 Zenginlik, para pul gelir... 00:21:33.683 --> 00:21:35.273 Avustralya'ya gittim. 00:21:39.638 --> 00:21:41.964 Bizim işçiler gidince orada çok gariplik çekmişler; 00:21:42.130 --> 00:21:44.529 bilmedikleri bir diyar, dillerini bilmiyorlar. 00:21:45.713 --> 00:21:48.792 "Orada bize Yunanlılar yardım etti." diyor. 00:21:49.460 --> 00:21:55.931 Bak şimdi, hani doğruyu söyleyeceğiz ya, kavga gürültü, onlar bize hücum edecek gibi şeyler, 00:21:56.248 --> 00:22:02.617 ihtilaflarımız var arada ama orada devlet tahriki olmayınca yardım etmişler. 00:22:02.966 --> 00:22:06.244 Yunanlı hiç olmazsa benimle konuşan kardeşe yardım etmiş. 00:22:06.720 --> 00:22:11.150 "Müşküllerimizi çözmekte bize epeyce yardımcı oldular." dedi. 00:22:11.703 --> 00:22:17.147 Yeni geldiği için bizim Türk işçileri, oradaki Yunanlı sormuş; 00:22:17.196 --> 00:22:18.634 "Nasıl buldun bu Avustralya'yı?" 00:22:18.911 --> 00:22:23.513 "E yeşillik, temiz havalı, güzel manzaralı bir yer." 00:22:25.736 --> 00:22:27.850 "Zehir zemberek buranın havası." demiş. 00:22:29.143 --> 00:22:30.341 "Niye öyle diyorsun?" 00:22:30.706 --> 00:22:35.694 "Çocukların biraz yetişsin de gör." demiş. 00:22:36.142 --> 00:22:41.152 Tabii orada para var, pul var, zenginlik var, imkân var, zevk var, sefa var, eğlence var; 00:22:41.700 --> 00:22:46.970 çocuklar anaya babaya âsi olup zevke sefaya dalıveriyorlarmış. 00:22:47.250 --> 00:22:49.640 Yunanlıcığın, zavallının bile yüreği yanmış da 00:22:49.823 --> 00:22:52.330 "Hele hele sen bir görürsün..." demiş çocuklarını [kast ederek] şey yaparak. 00:22:53.120 --> 00:22:57.617 Zengin olup da şaşırmamak çok zordur. 00:22:58.368 --> 00:22:59.567 Ne yapalım? 00:23:01.477 --> 00:23:06.175 Allah'tan her şeyin helalini isteyelim. Allah bize hayırlısını, helalini versin. 00:23:06.617 --> 00:23:09.511 "İnsanın gırtlağından içeriye bir haram lokma girerse 00:23:09.916 --> 00:23:11.924 kırk gece kıldığı namaz kabul olmuyor, 00:23:12.297 --> 00:23:14.480 kırk sabah yaptığı dua kabul olmuyor." diye okuduk. 00:23:15.910 --> 00:23:17.260 Allah bize helalini versin, helalinden versin. 00:23:17.967 --> 00:23:23.420 Meşhur bir hikâye vardır, hadîs-i şerîf kitaplarında geçer. Birisi geliyor; 00:23:23.660 --> 00:23:28.961 "Yâ Resûlallah, çok sıkıntıdayım, bana dua et de zengin olayım." 00:23:29.705 --> 00:23:35.760 "Ey Salebe, şükrünü edâ edebileceğin az bir mal, sana çok maldan çok daha hayırlıdır." 00:23:35.623 --> 00:23:38.678 "Peki yâ Resûlallah." Çekiliyor. Aradan bir zaman geçiyor; 00:23:38.750 --> 00:23:41.665 "Yâ Resûlallah, fakirlik canıma tak dedi, evde çok sıkıntı çekiyorum, 00:23:41.697 --> 00:23:43.724 yoksulluk çekiyorum, dua et de zengin olayım." 00:23:44.382 --> 00:23:47.607 "Yâ Salebe, şükrünü edâ edeceğin az bir mal, 00:23:47.670 --> 00:23:52.325 sana şükründen uzak kalacağın çok maldan daha hayırlı olur." 00:23:52.809 --> 00:23:54.421 "Peki yâ Resûlallah." Yine çekiliyor. 00:23:54.889 --> 00:23:57.557 Üçüncü sefer, bir zaman geçtikten sonra geliyor; 00:23:57.581 --> 00:24:00.579 "Yâ Resûlallah, fakirlik canıma tak dedi, dua et zengin olayım." 00:24:02.508 --> 00:24:06.320 "Yâ Rabbi, Salebe'ye istediğini ver." demiş Peygamber Efendimiz. 00:24:06.347 --> 00:24:08.380 Allahu Teâlâ hazretleri istediğini vermiş. 00:24:08.411 --> 00:24:11.139 Salebe'nin koyunları doğurmaya başlamış, 00:24:11.427 --> 00:24:13.874 develeri çoğalmaya, sürüleri artmaya. 00:24:14.350 --> 00:24:17.114 Arada namaza, Mescid-i Nebevî'ye gelmemeye başlamış. 00:24:17.828 --> 00:24:19.921 Diyor ki Peygamber Efendimiz; "Salebe nerede?" 00:24:21.596 --> 00:24:24.592 "Koyunlarını otlatıyor da yetişemedi namaza..." 00:24:25.338 --> 00:24:27.428 Aradan bir zaman geçiyor; "Salebe nerede?" 00:24:27.499 --> 00:24:29.158 "Cuma'dan Cuma'ya gelebiliyor." 00:24:29.618 --> 00:24:31.919 Aradan bir zaman geçiyor; "Salebe nerede?" 00:24:32.792 --> 00:24:33.911 "Medine'nin dışında. 00:24:34.189 --> 00:24:39.510 Buranın otları, otlakları yetmedi de uzaklarda otlatmak için." 00:24:39.772 --> 00:24:47.615 O şey, artan şeyler ibadetten, Resûlullah'ın meclisinden, mescidine devamdan kestirtmiş. 00:24:47.988 --> 00:24:49.454 Zekât âyeti inmiş. 00:24:50.619 --> 00:24:54.242 Resûlullah her yere zekât âmilleri, vazifeliler gönderiyor; 00:24:54.305 --> 00:24:58.291 "Zekât âyeti indi, koyunlarınızdan şu kadar, develerinizden şu miktar, 00:24:59.315 --> 00:25:03.164 paralarınızdan şu miktar vereceksiniz." diye tebliğ ediyorlar. 00:25:04.610 --> 00:25:09.582 Salebe vermemiş. Yahu bu malları kim verdi sana? 00:25:10.320 --> 00:25:12.506 Allah verdi. Kimin sayesinde kazandın? 00:25:12.610 --> 00:25:15.800 Bilmiyor muydun Resûlullah'ın duasıyla olduğunu? Kaç defa gittin istedin. 00:25:15.966 --> 00:25:17.355 Ondan sonra verilmedi mi bu? 00:25:17.640 --> 00:25:22.970 Allah istiyor işte; sana o zenginliği Resûlullah'ın duası bereketiyle veren 00:25:22.184 --> 00:25:27.381 Allahu Teâlâ hazretleri bu malı Allah yolunda zekât olarak vermeni istiyor. 00:25:27.691 --> 00:25:30.560 Vermedi. Resûlullah'a geldiler, söylediler. 00:25:30.607 --> 00:25:31.696 "Bir daha ona gitmeyin." dedi. 00:25:31.914 --> 00:25:35.170 Darıldı Resûlullah Efendimiz. Bir daha gitmedi. 00:25:35.880 --> 00:25:38.276 Resûlullah âhirete göçtü, irtihal eyledi. 00:25:38.871 --> 00:25:40.876 Yerine Ebû Bekr-i Sıddîk geçti. 00:25:41.201 --> 00:25:46.250 Ondan sonra aklı başına geldi adamın, göndermeye çalıştı ama kimse zekâtı kabul etmedi. 00:25:46.622 --> 00:25:51.472 Ebû Bekr-i Sıddîk geçince idare değişti, 00:25:51.789 --> 00:25:54.300 "O alır." diye ona zekât gönderdi. 00:25:54.297 --> 00:25:56.168 Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz; 00:25:56.192 --> 00:25:59.872 "Resûlullah'ın almadığı bir malı ben ne hakla nasıl alırım, almam!" dedi. 00:26:00.539 --> 00:26:02.587 Zekâtını almadılar, öyle gitti. 00:26:03.317 --> 00:26:04.855 Her şeyin hayırlısını istemek lazım. 00:26:05.540 --> 00:26:08.115 Mal verir de sonunda azgınlık olacaksa iyi değil; 00:26:08.417 --> 00:26:12.912 fakirlik verip de sonunda hırsızlık, arsızlığa gidecekse o da iyi değil. 00:26:12.983 --> 00:26:14.766 "Yâ Rabbi bana helal mal ver. 00:26:15.280 --> 00:26:21.298 Dünyada, âhirette hayırlısını nasip eyle, afiyet ihsan eyle." diye Allah'tan hayırlısını isteyin. 00:26:21.386 --> 00:26:23.186 Allah her şeyin hayırlısını versin. 00:26:23.400 --> 00:26:27.875 Ama zenginlikten ziyade gönlü fakirliğe meyyal. 00:26:27.951 --> 00:26:28.590 Neden? 00:26:28.876 --> 00:26:33.354 "Ne yapayım ben şu dünya metâını." diyor,âhirete rağbet ediyor. 00:26:34.384 --> 00:26:41.188 Buna "zühd" derler; dünyaya kıymet vermemek, dünya malına aldırmamak, âhirete rağbet etmek. 00:26:42.450 --> 00:26:46.789 Evliyâullahtan bir zâta bir kese içinde şu kadar bin altın getirmişler. 00:26:47.336 --> 00:26:49.388 "Bunu al, sana veriyorum." 00:26:50.920 --> 00:26:52.231 Şöyle keseye bakmış; 00:26:53.342 --> 00:26:57.340 "Ne kadar var bunun içinde?" "Şu kadar bin altın var." Bayağı bir para. 00:26:59.191 --> 00:27:01.333 "Daha fazla altının olsa ister misin?" 00:27:02.373 --> 00:27:05.291 "İsterim tabii." demiş. Altın değil mi, zenginlik değil mi? 00:27:05.434 --> 00:27:11.338 "Neyse al, sen buna daha muhtaçsın, ben hiç istemiyorum." demiş. 00:27:11.487 --> 00:27:15.909 O eskilerin hallerini anlayamayız. Kitaplarda yazıyor da onu da anlayamayız. 00:27:15.948 --> 00:27:21.152 İlle bizim aklımız, fikrimiz; mal, mal, mal, para, para, paradır. 00:27:21.557 --> 00:27:24.226 Para nereden gelirse gelsin ona bakarız. 00:27:24.282 --> 00:27:28.364 Bu devirde insanlar ekseriyetle hiç helalini, haramını düşünmüyor. 00:27:28.396 --> 00:27:32.800 Gözlerini bir hırs bürümüş, dünyadan zühd yok. 00:27:36.522 --> 00:27:39.645 Münebbihât diye bir kitap var, İbn Hacer el-Askalânî'nin. 00:27:39.954 --> 00:27:45.326 Burada bir hadîs-i şerîf karşımıza geldi, orada da çeşitli hadislerden çeşitli yerlerde gelmiş. 00:27:45.517 --> 00:27:48.920 Terceme eden zât-ı muhterem hemen altına not düşmüş; 00:27:49.230 --> 00:27:50.346 "Buradan kasıt şudur, budur." 00:27:50.989 --> 00:27:53.601 Peygamber Efendimiz istememiş işte, bunun ötesi var mı? 00:27:53.649 --> 00:27:57.848 Anlaşılıyor. Parayı pulu sen istiyorsun ama Peygamber Efendimiz pek istememiş. 00:27:59.277 --> 00:28:02.302 "Yâ Resûlallah, Allah gönderdi beni, 00:28:02.477 --> 00:28:07.885 istersen şu Medine-i Münevvere'nin dağlarını sana altın edeyim." buyuruyor. 00:28:08.559 --> 00:28:13.472 "İstemem. Ben bir gün tok olayım, 00:28:13.678 --> 00:28:15.731 Allah'a şükredeyim; iki gün aç olayım, 00:28:16.357 --> 00:28:20.611 sabredeyim, oruç tutayım, öyle ecir kazanayım. İstemem." demiş. 00:28:21.334 --> 00:28:23.549 Peygamber Efendimiz hasırın üstüne yatmış. 00:28:23.676 --> 00:28:26.317 Hz. Ömer gelmiş. Uyanmış. 00:28:26.356 --> 00:28:29.877 Bakmış ki yüzünde, elinde hasırın izleri kıpkırmızı iz bırakmış. 00:28:30.441 --> 00:28:32.268 Yatak değil, yumuşak değil; hasır. 00:28:32.760 --> 00:28:34.956 Onun o haline ağlamış. Demiş ki; 00:28:34.994 --> 00:28:39.127 "Yâ Resûlallah, sen ki Allah'ın sevgili peygamberisin, bak şu haline. 00:28:39.357 --> 00:28:43.183 Halbuki Kisralar, Kayserler ne nimetlerin içinde yüzüyorlar." 00:28:44.697 --> 00:28:50.485 "Ey Ömer, onlar öyle bir kavimdir ki onların alacaklarını bu dünyada Allah onlara veriyor, 00:28:50.628 --> 00:28:53.380 âhirette bir şey yok; bizimkini âhirete tehir etmiştir." demiş. 00:28:53.879 --> 00:28:59.896 Onun için bizim gayemiz para toplamak, mal edinmek, devşirmek, 00:29:00.690 --> 00:29:03.703 zengin olmak, köşkler, saraylar yaptırmak değil. 00:29:03.766 --> 00:29:06.561 Bizim gayemiz ne? Allah'ın rızasını kazanmak. 00:29:07.180 --> 00:29:10.453 Ama dosta düşmana muhtaç olmayalım diye helal kazanç sahibi olacağız. 00:29:11.640 --> 00:29:17.634 Allah helalinden çok verirse onun da vazifesini bileceğiz, harcanacak yerlere harcayacağız. 00:29:17.940 --> 00:29:20.335 Yani zenginlik ayıp değil. Allah verirse verir. 00:29:20.975 --> 00:29:26.834 Bazı kimseye Allah güldür güldüri verir. O da bir imtihan. 00:29:26.840 --> 00:29:30.608 Medine-i Münevvere'nin fakirleri sızlana sızlana gelmişler; 00:29:30.790 --> 00:29:36.190 Zehebe ehlü'd-düsûri bi'l-ucûri yâ Resûlallah. 00:29:36.611 --> 00:29:39.141 "Yâ Resûlallah, zenginler sevapların hepsini aldı götürdü." 00:29:39.354 --> 00:29:41.667 "Hayrola, nereden bildiniz?" 00:29:42.720 --> 00:29:46.298 "Paraları var, zekât veriyorlar, sevap kazanıyorlar. 00:29:46.758 --> 00:29:49.633 Paraları var, hayr u hasenât yapıyorlar, sevap kazanıyorlar. 00:29:49.998 --> 00:29:53.324 Paraları var, cihada veriyorlar, çok sevap kazanıyorlar. 00:29:53.713 --> 00:29:55.575 Şunu yapıyorlar, sevap; bunu yapıyorlar sevap..." 00:29:56.670 --> 00:29:59.777 "Ben size bir şey tavsiye edeyim mi, onu yaparsanız siz de onlar gibi çok sevap alırsınız." 00:29:59.904 --> 00:30:01.156 "Buyur yâ Resûlallah." 00:30:01.807 --> 00:30:07.833 "Her namazın arkasından 33 Sübhanallah deyin, 33 Elhamdülillah deyin, 33, 34 Allahu Ekber deyin." 00:30:07.873 --> 00:30:13.109 diye- 33, 34 rivâyetleri var- tesbih tavsiye etmiş. Sevine sevine gitmişler fukarâlar. 00:30:13.284 --> 00:30:18.830 Yani onları söyleyince o kadar ecirlere ereceğiz diye. Aradan bir zaman geçmiş, yine gelmişler; 00:30:18.890 --> 00:30:24.647 "Yâ Resûlallah, zengin kardeşlerimiz de öğrenmiş, onlar da çekiyor bu tesbihi, o sevabı onlar da alıyor." 00:30:24.814 --> 00:30:28.715 "E bu Allah'ın fazlı keremi." Öyle zengin oldu mu Allah verir. 00:30:28.977 --> 00:30:34.621 Ebû Bekr-i Sıddîk çok zengindi. Hz. Osmân-ı Zinnûreyn çok zengindi, malını Allah yolunda verdi. 00:30:34.695 --> 00:30:40.474 Kıtlık senesinde 100 deve ticaret malı getirdi. 00:30:40.723 --> 00:30:43.709 Ticaret mallarını getirmeden önce Medine yolunda karşıladılar; 00:30:43.757 --> 00:30:45.240 "Bize devret, şu kadar kâr verelim." 00:30:45.328 --> 00:30:51.142 Vermedi; bütün malları fukarâya tasadduk etti. Bütün develeri kestirdi, etlerini dağıttı. 00:30:52.464 --> 00:30:57.456 İnsanın gönlünde olmayıp da Allah yolunda harcamayı yapabiliyorsa, 00:30:57.488 --> 00:31:01.137 o zaman o insanın zenginliği zarar vermez. 00:31:01.494 --> 00:31:04.468 Ne demiş Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir hadîs-i şerîfinde? 00:31:04.905 --> 00:31:08.300 Ni'me'l-mâlu's-sâlihu li'r-racüli's-sâlih. 00:31:08.665 --> 00:31:13.990 "Salih, iyi bir insana helal, salih bir mal ne kadar yakışır." 00:31:13.885 --> 00:31:17.389 Niye yakışır? Çünkü o onunla hayr u hasenât yapar; 00:31:17.691 --> 00:31:20.137 kibre, gurura harcamaz, zevke sefaya harcamaz, 00:31:20.454 --> 00:31:25.800 eğlence gecelerinde, pavyonlarda, şuralarda buralarda zâyi etmez. 00:31:28.217 --> 00:31:30.893 İnşaallah anlatabilmişimdir. Allah kusurum varsa affetsin. 00:31:30.983 --> 00:31:42.241 Men enzara mu'sıran ev vadaa anhu ezallehu'llâhu fî zıllihî yevme lâ zılle illâ zılluhû. 00:31:42.518 --> 00:31:45.258 Ahmed b. Hanbel, Müslim ve İbn Hibban'da; 00:31:46.100 --> 00:31:51.672 Ebu'l-Yusuf, Kâb b. Amr es-Sülemî isimli sahabe, 00:31:51.783 --> 00:31:56.765 radıyallahu anh, Bedir'de bulunmuş sahabe, o rivâyet eylemiş. Ebu'd-Derdâ da rivâyet eylemiş. 00:31:56.837 --> 00:32:00.887 -Radıyallahu anhüm ecmaîn.- Taberanî'nin rivâyeti de ondan. 00:32:01.299 --> 00:32:05.663 Alacaklıya bir tavsiye, bir mükâfat. 00:32:05.898 --> 00:32:11.966 Men enzara mu'sıran. "Kim sıkışmış bir insana mühlet verirse." 00:32:12.601 --> 00:32:14.262 Enzara "mühlet vermek" demek. 00:32:14.913 --> 00:32:18.369 "Hadi, biraz daha sonra verirsin, acele etme bakalım." diye. 00:32:18.805 --> 00:32:25.437 "Kim bir sıkışmış, başı daralmış borçluya müddetini uzatıverirse." 00:32:25.787 --> 00:32:27.192 Ev vadaa anhu. 00:32:27.359 --> 00:32:34.310 Ya tehir ediyor, borcunu tecil ediyor; yahut da "Hadi, ödeme, tamam, affettim, ziyanı yok." diyor. 00:32:34.786 --> 00:32:36.147 Ondan o yükü kaldırıyor. 00:32:36.179 --> 00:32:40.986 Vadaa anhu. "Tamam, artık borçlu değilsin, bağışladım." diye kaldırıyor. 00:32:41.415 --> 00:32:43.117 Ya öyle yapıyor ya öyle yapıyor. 00:32:43.363 --> 00:32:44.363 Ne yapar Allah? 00:32:44.697 --> 00:32:49.692 Ezallehu'llâhu fî zıllihî. "Allah onu gölgesinde gölgelendirir." 00:32:50.406 --> 00:32:50.906 Ne zaman? 00:32:51.270 --> 00:32:53.227 Yevme lâ zılle illâ zılluhû. 00:32:53.298 --> 00:32:59.792 "O'nun gölgesinden gayrı gölgenin olmadığı günde, kıyamet gününde o kimseyi gölgelendirir." 00:33:01.808 --> 00:33:03.304 "Allah'ın gölgesi" ne demek? 00:33:03.542 --> 00:33:06.123 Allahu Teâlâ hazretleri bizim bildiğimiz hiçbir şeye benzemez. 00:33:06.250 --> 00:33:09.951 Güneşte durduğu zaman bu tarafta gölgesi olsun, o mânaya değil. 00:33:10.562 --> 00:33:13.401 Allahu Teâlâ hazretlerinin Arşı'nın gölgesi. 00:33:13.933 --> 00:33:19.733 Çünkü -siz nasıl terliyorsunuz- mahşer halkının tepesine güneş yaklaştırılacak. 00:33:20.240 --> 00:33:25.915 Terler kulakları hizasına çıkacak. Bir de heyecan var; "Kâr mı edeceğiz, zarar mı edeceğiz? 00:33:26.490 --> 00:33:30.816 Borçlu mu çıkacağız, alacaklı mı çıkacağız? Acaba ne günahlarım arz olunacak?" 00:33:30.880 --> 00:33:34.113 diye insanların ödleri patlayacak. Kimse kimseye bakamayacak. 00:33:35.279 --> 00:33:37.570 Kimsenin kimseye bakacak hâli olmayacak. 00:33:39.810 --> 00:33:44.491 O günde bazı makbul kullar Arş-ı Âlâ'nın gölgesinde gölgelenecekler. Gölge, o gölge. 00:33:45.158 --> 00:33:48.551 Hem de nurdan minberlerin üstüne kurulup öyle gölgelenecekler. 00:33:49.131 --> 00:33:54.143 Arş-ı Âlâ'nın gölgesi gölge olacak. Gölge ki ne sefalı gölge... Onu kastediyor. 00:33:54.183 --> 00:34:03.110 Veyahut "Gölgeden murad, Allahu Teâlâ hazretlerinin muhabbetidir, himayesidir." diye de izahlar var. 00:34:03.779 --> 00:34:08.821 "Kendisinin gölgesinden gayri gölgenin olmadığı günde Allah o kimseyi gölgelendirir." 00:34:09.107 --> 00:34:14.169 O güneşin alnında bırakıp da onu ter içinde bırakmaz, sıkıntılardan kurtarır demek. 00:34:14.899 --> 00:34:24.880 Onun için gücünüz yettiğince borçluya merhamet edip borcunu tecil ederseniz iyi olur. 00:34:24.231 --> 00:34:29.700 Veyahut baktınız çoluk çocuğu çok, gayret sarf ediyor, ödeyemedi; affediverirseniz iyi olur. 00:34:29.498 --> 00:34:37.800 Ama bu devirde borcu ödememek mesleği olmuş, alacaklıyı dolandırmak mesleği olmuş insanlar da var. 00:34:37.135 --> 00:34:38.854 Bunu da dobra dobra söyleyelim. 00:34:39.251 --> 00:34:43.846 "Ben bu malı bu adamdan alırım, doksan bir vadeli bir senet veririm, alırım. 00:34:43.933 --> 00:34:49.997 Şimdi parayı ödemem. Doksan bir vadesi gelince ödemem. Ödemeyince icraya verir. 00:34:50.315 --> 00:34:54.890 Senet bankaya gider, ben protesto olurum, mahkemeye gideriz. 00:34:55.223 --> 00:34:59.676 Mahkemede 'Borcum yok. Ödeyeyim, bir takside bağla hakim bey.' derim, oradan da iki sene kazanırım. 00:35:00.490 --> 00:35:04.508 Onları verinceye kadar zaten paranın yılda yüzde elliden 00:35:04.674 --> 00:35:08.340 iki sene, üç sene sonra benim çerez param kadar bir para olur. 00:35:08.594 --> 00:35:11.100 Ben onu öderim, mal da benim yanıma kâr kalır. 00:35:11.153 --> 00:35:14.962 Böylece bedavadan, kestirmeden epeyce bir para sahibi olurum." 00:35:15.160 --> 00:35:19.249 Bu hesabı herkes yapıyor. Benim gibi ticaretten anlamaz bir hoca bile duymuşsa bunu... 00:35:19.606 --> 00:35:22.516 Ticaret erbabı bu işin gediğini, incesini, her şeyini biliyor. 00:35:23.950 --> 00:35:25.959 Onun için işi gücü karşı taraftan borç para alıp 00:35:26.158 --> 00:35:32.430 aradan geçen zamanda paranın değerinin düşmesinden bilistifade keyif çatmak. 00:35:32.953 --> 00:35:36.260 Peki sen o parayı versen de o keyfi o alacaklı çatsa daha iyi değil mi? 00:35:36.557 --> 00:35:39.454 Sana bir iyilik yapmışsa niye pişman ediyorsun, burnundan getiriyorsun? 00:35:39.827 --> 00:35:46.902 Getirir. Bu devrin insanı, yani borçlusu da alacaklısı da, kötülerinden illallah! Öyleleri de vardır. 00:35:47.184 --> 00:35:53.350 Onların yüzünden hakikaten burada namus ehli bir kimse aç açık kalır, 00:35:53.146 --> 00:35:57.929 çoluk çocuğuna içmek için su bile götürecek hâli kalmaz; kimse de borç vermez. 00:35:58.151 --> 00:36:02.480 Bilir ki borcu verdiği zaman bir sene sonra geçtiğinde borcunun 00:36:02.207 --> 00:36:04.318 parası geri gelse şu kadar olacak, bu kadar olacak... 00:36:04.548 --> 00:36:07.409 Karz-ı hasen müessesesi böylece öldürülmüştür. 00:36:07.711 --> 00:36:12.230 Suistimal ile, kötülüklerle kimse kimseye borç para vermez duruma gelmiştir. 00:36:12.817 --> 00:36:15.254 Kötülükler kötülükleri meydana getiriyor, işte görüyorsunuz. 00:36:21.334 --> 00:36:23.460 Buna benzer bir hadîs-i şerîf de peşinden geliyor: 00:36:23.620 --> 00:36:34.703 Men enzara mu'siran ba'de hulûli ecelihî kâne lehû bi-külli yevmin sadakaten. 00:36:35.258 --> 00:36:43.571 Borçlu bir kimsenin müddeti dolmuş; ödeyecek, ödeyemedi. 00:36:43.674 --> 00:36:46.320 Sahibi de diyor ki; "Hadi sana şu kadar daha mühlet verdim." 00:36:46.950 --> 00:36:46.595 Ne olur? 00:36:47.314 --> 00:36:52.117 Kâne lehû bi-külli yevmin. "O mühleti veren alacaklı için, 00:36:52.165 --> 00:36:55.408 her gün karşılığında o kadar sadaka vermiş gibi sevap olur." 00:36:56.852 --> 00:36:59.789 Kaç bin lira alacağın vardı? "200 bin lira hocam." 00:37:00.162 --> 00:37:03.486 Ne kadar şey yaptın? "İki ay daha tecil ettim." 00:37:03.597 --> 00:37:08.752 Sana mübarek olsun; 60 gün 200 bin lira sadaka vermiş gibi ecir kazanacaksın. 00:37:09.625 --> 00:37:15.613 Yani her gün için sadaka oluyor. Bu da borcu tehir etmenin sevabını gösteren bir şey. 00:37:18.971 --> 00:37:27.191 Men en'ame'llâhu aleyhi ni'meten fe'l-yahmedillâh ve men istebdea'r-rızka 00:37:29.397 --> 00:37:42.287 fe'l-yestağfirillâh ve men hazenehû emrun fe'l-yekul lâ havle velâ kuvvete illâ billâh. 00:37:43.255 --> 00:37:50.195 Bu, Hz. Ali Efendimiz'den rivâyet edilmiş bir hadîs-i şerîftir. Peygamber Efendimiz buyurmuş ki; 00:37:50.302 --> 00:37:54.186 Men. "O kimse ki." En'ame'llâhu aleyhi ni'meten. 00:37:54.264 --> 00:37:59.795 "Allah ona bir nimet vermiş, ihsan eylemiş." Fe'l-yahmedillâh. "Allah'a hamd etsin." 00:38:00.810 --> 00:38:04.307 "Elhamdülillah, yâ Rabbi verdiğin nimete hamd ü senâlar olsun. 00:38:04.418 --> 00:38:08.238 Ben buna layık değildim; fazlından, kereminden ne güzel ihsan ettin. 00:38:08.492 --> 00:38:13.486 Sen ne yücesin yâ Rabbi! Ne cömertsin yâ Rabbi! Ben sana isyan ediyorum, sen bana ikram ediyorsun. 00:38:13.859 --> 00:38:16.462 Ne büyüksün yâ Rabbi! Dünyanın insanları, 00:38:16.509 --> 00:38:19.657 bir insan bir insana kötülük yaptı mı intikam almak peşinde koşar. 00:38:19.895 --> 00:38:23.151 Ben her gün sana bin defa isyan ediyorum, sen rızkımı kesmiyorsun. 00:38:23.294 --> 00:38:27.464 Bu akşam sofranın hâli ne yâ Rabbi! Şu nimetlere bak, yine nimetlerle doldurmuşsun. 00:38:27.749 --> 00:38:30.120 Sanki isyanıma karşı çok veriyormuşsun gibi..." 00:38:31.310 --> 00:38:35.963 Yani halimiz hep öyle. Sabahtan akşama, gece gündüz işleri isyan kamu; 00:38:36.652 --> 00:38:40.708 işimiz gece gündüz günah, mâsiyet ama Allah rızkı hiç kesmiyor. 00:38:40.812 --> 00:38:43.215 Hah, böyle bir rızkı gördü mü Elhamdülillah desin; 00:38:43.683 --> 00:38:47.220 bilsin ki Allahu Teâlâ hazretlerinin büyüklüğünden, bizde bir şey olduğundan değil. 00:38:47.482 --> 00:38:50.160 Velev sabahtan akşama ibadet eden bir insan olsa... 00:38:50.460 --> 00:38:53.798 "Hocam, ben senin bildiğin gibi bir insan değilim." Maşaallah. Nasılsın? 00:38:54.164 --> 00:38:56.968 "Ben sabahleyin camiye girerim, gece yarısına kadar ibadet ederim, 00:38:57.000 --> 00:39:00.488 tesbih çekerim, Kur'an okurum, hayır ederim, hasenât ederim..." 00:39:00.671 --> 00:39:03.154 Öyle bile olsa Allah'ın nimetlerinin hangisini karşılayacaksın? 00:39:03.527 --> 00:39:08.330 Göz nimetinin bedelini mi ödeyeceksin, kulak nimetinin mi, akıl nimetinin mi, 00:39:08.664 --> 00:39:12.754 fikir nimetinin mi, Müslümanlık nimetinin mi? Senin yaptığın hangi nimetin karşılığıdır? 00:39:13.400 --> 00:39:16.726 Bir adam sabahtan akşama çalıştığın zaman kaç para veriyor sana dünyada? 00:39:17.441 --> 00:39:19.893 Sabahtan akşama kadar ırgat gibi çalışıyorsun, 00:39:20.123 --> 00:39:24.317 taş taşıyorsun, harç yapıyorsun, sırtında çıkartıyorsun; kaç para veriyor? 00:39:25.769 --> 00:39:29.898 İki bin lira veriyor, üç bin lira veriyor. Beş bin verildiği zaman insanın hoşuna gidiyor. 00:39:30.970 --> 00:39:34.899 Hele on bin verilse; insan "Vay be, dünyada ne cömert insanlar var, on bin veriyor!" der. 00:39:35.264 --> 00:39:36.554 Bir gün çalışıyorum, on bin veriyor. 00:39:36.713 --> 00:39:38.157 Sen Allah'ın verdiği nimetlere bak. 00:39:39.474 --> 00:39:43.391 Yani velev sabahtan akşama ibadet etsen yine onun karşılığı olmaz, demek istiyorum. 00:39:43.565 --> 00:39:48.825 Kaldı ki bizim işimiz gece gündüz isyan. Onun için hamd etsin. Elhamdülillah desin. 00:39:49.238 --> 00:39:54.869 Bu duygular içinde haddini bilsin, hâlini bilsin, Allah'ın lütfunu, keremini bilsin. Hamd etsin, bir. 00:39:56.488 --> 00:40:01.150 Ve men istebdea'r-rızka (ya'nî teahhara). 00:40:01.309 --> 00:40:04.309 "Kimin rızkı geride kalırsa, yani biraz eli darlaşırsa; 00:40:04.372 --> 00:40:07.497 rızk gelmedi, biraz sıkıntıya düştü, aç açık kaldıysa." 00:40:07.648 --> 00:40:09.783 Fe'l-yestağfirillâh. 00:40:10.735 --> 00:40:15.477 "Estağfirullah el-Azîm, 'Allah'tan afv u mağfiret dilerim.' diye tevbe istiğfar etsin." 00:40:16.720 --> 00:40:19.990 Biraz eliniz sıkışırsa, geçim sıkıntısı olursa tevbe ve istiğfar. 00:40:20.252 --> 00:40:23.445 Bir nimet gelirse Elhamdülillah diye hamd ü senâ. 00:40:24.707 --> 00:40:29.180 Üstübtia diye de okunabilir, nâib ani'l-fâil okunur rızk, öyle de olur. 00:40:29.228 --> 00:40:32.574 "Rızk bir kimseye geciktirilirse" mânasına da böyle okumak mümkün. 00:40:32.621 --> 00:40:40.731 Ve men hazebehû. "Bu 'be' iledir." demiş. Ama 'nu' ile de rivayeti var. 00:40:42.170 --> 00:40:52.827 Yani ehemmehû iştedde aleyhi mânasına. Kime bir iş, gam kasâvet verirse, başına bir sıkıntı olursa, 00:40:52.883 --> 00:40:56.963 ona tahammül etmek zor gelirse, öyle bir hal başına gelen insan da ne diyecek? 00:40:57.308 --> 00:41:04.859 Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh diyecek. Üç tane mânevî ilaç. 00:41:05.884 --> 00:41:09.556 Nimete, rızka mazhar olursan Elhamdülillah diyeceksin. 00:41:10.183 --> 00:41:14.140 Nimet, rızık biraz gecikir, daralırsan Estağfirullah diyeceksin. 00:41:14.846 --> 00:41:21.961 Bir iş seni biraz sıkıştırırsa, o zaman da Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh diyeceksin. 00:41:22.291 --> 00:41:27.132 Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh Arş-ı Âlâ'nın altındaki hazinelerden bir hazinedir. 00:41:27.667 --> 00:41:32.650 Bunu söyleyebilmek için insanın öyle sağlam bir imanı olması lazım ki... 00:41:32.541 --> 00:41:39.473 Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh, lâ havle an mâsiyetillâh illâ bi-kuvvetillâh, 00:41:39.814 --> 00:41:44.526 ve lâ kuvvete alâ taatillâh illâ bi-tevfîkillâh. 00:41:45.288 --> 00:41:50.120 Mevlâ hidayet etmeyince, yardım etmeyince günahlardan dönüp hak yola girmek mümkün değil. 00:41:50.662 --> 00:41:57.431 Mevlâ tevfîkini refîk etmeyince hayırlara, ibadetlere güç yetirmek, onlara gitmek, onları yapabilmek mümkün değil. 00:41:57.534 --> 00:41:59.925 Her şey O'ndan. Her lütuf O'ndan. 00:42:00.131 --> 00:42:05.263 Allahu Teâlâ hazretleri dilerse öne alır, dilerse arkaya; dilerse yükseltir, dilerse alçaltır; 00:42:05.359 --> 00:42:11.778 dilerse zengin eder, dilerse fakir eder; dilerse hor zelil eder, dilerse aziz eder. 00:42:12.643 --> 00:42:20.309 Yusuf aleyhisselam hapisteydi, hapishâneden çıktı, Mısır'a aziz oldu, Azîz-i Mısır oldu. 00:42:20.365 --> 00:42:21.176 Allah diledi. 00:42:22.438 --> 00:42:28.684 Firavun, Mısır mülkü kendisinde olan bir insandı, Allah onu hor zelil etti, baş aşağı eyledi. 00:42:30.534 --> 00:42:35.176 Karun, nimetler içindeydi, Allah onu yerin dibine batırdı. 00:42:36.478 --> 00:42:42.512 Tez çıkarırlar fevka'l-ulâya, Şol İsa gibi dünya koyanı. 00:42:44.120 --> 00:42:48.733 Dünyayı terk edip zühd içinde olanı Hz. İsa gibi göğe çıkartırlar. 00:42:50.818 --> 00:42:59.470 Karun gibi dünyalık peşinde koşup kibir edeni de yerin dibine geçirirler. Kâide böyle. 00:42:59.519 --> 00:43:02.558 Hepsi Allah'tan. Onun için Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh; 00:43:02.635 --> 00:43:09.380 "Yâ Rabbi bildim ki her şey sendendir, sana teslim oldum." Bir teslimiyet ifade ediyor bu. 00:43:09.181 --> 00:43:10.871 İnsan, Allahu Teâlâ hazretlerine 00:43:11.300 --> 00:43:14.744 "Tamam yâ Rabbi, teslim oldum, her şeyin senden olduğunu bildim." diyor; 00:43:15.181 --> 00:43:20.910 onun bereketine Allah onun üstüne gelen o şiddeti def eder, onu rahata kavuşturur. 00:43:20.990 --> 00:43:26.201 Hem maddeten kavuşturur hem de huzur ve teselli vermek bakımından kavuşturur. Ne gelirse gelsin... 00:43:28.377 --> 00:43:31.260 Felek her türlü esbâb-ı cefasın toplasın gelsin, 00:43:31.526 --> 00:43:33.979 Dönersem kahpeyim millet yolunda bir azimetten. 00:43:34.749 --> 00:43:39.715 "Ne kadar belası, derdi varsa toplasın gelsin, korkmam." demiş ya şair. 00:43:40.136 --> 00:43:44.745 Bizim öyle bir şey dediğimiz yok da, hani öyle bir babayiğit çıkıp diyebiliyorsa neden? 00:43:44.801 --> 00:43:46.208 Allah'a dayandı mı der insan. 00:43:47.250 --> 00:43:50.940 Allah'a dayandı mı, dünya gözüne görünmez. 00:43:52.300 --> 00:43:55.680 Bütün insanlar toplandı, orduyu çektiler, sana doğru geliyor. 00:43:55.250 --> 00:43:58.432 Hasbunallâhu ve ni'me'l-vekîl, gelirse gelsin, Allah bana yeter. 00:43:58.988 --> 00:44:00.644 Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh. 00:44:00.962 --> 00:44:04.555 İşte imandan olduğu için bunu böyle dedi mi şimşekler çıkar, 00:44:04.654 --> 00:44:07.552 ne hayırlar olur, Allah onu sıkıntılarından kurtarır. 00:44:08.426 --> 00:44:16.437 Men en'ame'llâhu aleyhi ni'meten fe-erâde baka'ahâ fe'l-yüksir 00:44:18.302 --> 00:44:24.700 (yükessir de okumak mümkün) min lâ havle velâ kuvvete illâ billâh 00:44:24.740 --> 00:44:29.864 süme kara'a velevlâ iz dehalte cenneteke kulte mâşâallah lâ kuvvete illâ billâh. 00:44:31.142 --> 00:44:37.952 Bu hadîs-i şerîfi Ukbetub'ni Âmir el-Cühenî radıyallahu anh rivâyet eylemiş. 00:44:38.389 --> 00:44:40.976 Peygamber Efendimiz bu hadîs-i şerîfe göre buyurmuş ki; 00:44:41.286 --> 00:44:44.210 "Kime ki Allah bir nimet ihsan eylemiştir." 00:44:45.734 --> 00:44:50.680 Fe-erâde baka'ahâ. "O kimse de o nimet kendisinde kalsın, elinden kaçmasın istiyor." 00:44:50.886 --> 00:44:53.581 "Çok şükür yâ Rabbi, bunu bana verdin, beni bundan mahrum eyleme. 00:44:53.764 --> 00:44:58.215 Attan indirip eşeğe bindirme. Varlıktan sonra darlığa düşürme, yokluğa düşürme." 00:44:58.265 --> 00:45:02.824 diye o nimetin kalmasını istiyor. Sımsıkı yapışsa yine kaçar. 00:45:02.896 --> 00:45:05.750 Nimet kaçacak oldu mu, balık gibi kaçar insanın elinden. 00:45:05.972 --> 00:45:06.766 Ne yapacak, çare? 00:45:06.876 --> 00:45:08.379 Peygamber Efendimiz buyurmuş ki; 00:45:08.997 --> 00:45:14.268 Fe'l-yüksir. "Çoğaltsın." Min lâ havle velâ kuvvete illâ billâh. 00:45:14.530 --> 00:45:19.889 "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh sözünü çok söylesin, o zaman o nimet elinde kalır." 00:45:20.333 --> 00:45:24.439 Allah bu söylediği dua bereketine o nimeti elinden çekip almaz. 00:45:24.517 --> 00:45:26.690 Lâ havle velâ kuvvete illa billah desin. 00:45:26.840 --> 00:45:29.840 Sonra Peygamber Efendimiz Kur'ân-ı Kerîm'de, 00:45:29.338 --> 00:45:33.119 Kehf sûresindeki âyet-i kerîmeyi okumuş ki orada buyruluyor ki; 00:45:33.357 --> 00:45:41.379 Ve levlâ iz dehalte cenneteke kulte mâşâallahu lâ kuvvete illâ billâhi in tereni ekalle minke mâlen ve veleda. 00:45:41.935 --> 00:45:48.133 İki kişi var. Bahçeleri var. Bir tanesi diyor ki; 00:45:49.546 --> 00:45:52.261 "Benim senden daha çok malım var, mülküm var, bahçem daha iyi." 00:45:52.317 --> 00:45:54.445 Karşısındaki ârif zât da diyor ki; 00:45:59.319 --> 00:46:06.397 "Keşke böyle böbürlenmesen. Bahçene girdiğin zaman; 'Mâşâallah, Allah vermiş. 00:46:06.438 --> 00:46:11.459 Mâşâallah, şu nimete bak. Lâ kuvvete illâ billâh, Allah'tan gayri kuvvet yoktur. 00:46:11.582 --> 00:46:15.440 Ben yoksa buna güç getirebilir miydim? Bu bitmeseydi bitirebilir miydim? 00:46:15.599 --> 00:46:16.695 Bu meyveler olur muydu? 00:46:16.896 --> 00:46:18.629 Allah'ın lütfu.' deseydin. 00:46:18.752 --> 00:46:24.519 Görmüyor musun ki benim senden malım, mülküm az. Böyle desen daha iyi değil mi?" 00:46:24.813 --> 00:46:30.969 O âyet-i kerîmeyi zikrederek, Peygamber Efendimiz oradan delil göstererek bize diyor ki; 00:46:31.300 --> 00:46:35.956 "Nimetin kalmasını isteyen Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh sözünü çok söylesin." 00:46:36.167 --> 00:46:39.454 "E hocam, o zaman lafla işler düzeliyor?" 00:46:40.224 --> 00:46:44.527 İşler lafla düzelmiyor da Allah'ın emrine uymakla düzeliyor. 00:46:44.662 --> 00:46:48.421 Allah'ın "çalış" dediği yerde çalışacaksın, "dua et" dediği yerde dua edeceksin. 00:46:48.715 --> 00:46:52.403 "Şöyle dua edersen veririm." dediği yerde verir. Lafla da verir, çalışarak da verir. 00:46:52.467 --> 00:46:57.360 Çalışınca da vermez, lafla da vermez. Tehdit de etsen vermez. Vermeyince vermez. 00:46:57.701 --> 00:47:02.310 Veren O olduğu için sözle de verir, gözyaşıyla da verir, yalvarınca da verir, 00:47:02.961 --> 00:47:06.361 duayla da verir, her türlü şekilde, hepsi O'ndan. 00:47:06.727 --> 00:47:11.244 O'ndan olduğunu bilirsen Allah sever ve ihsan eder. 00:47:11.601 --> 00:47:16.296 Allahu Teâlâ hazretleri bizi kendisine öyle candan bağlananlardan eylesin. 00:47:17.340 --> 00:47:22.720 Verdiği nimetlere şükredici eylesin. Kendisini zikredici eylesin. 00:47:22.185 --> 00:47:25.178 O Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh nedir? Zikirdir. 00:47:25.496 --> 00:47:27.693 "Hocam ikide birde hep zikre getiriyorsun sözü." 00:47:27.780 --> 00:47:35.233 Ben getirmiyorum, hadisler getiriyor. Ben hadîs-i şerîfleri alfabetik sırasıyla okuyorum. 00:47:35.271 --> 00:47:42.549 Bak görüyorsunuz, dinimizin kaç yerinde, hadîs-i şerîfin kaç tanesinde zikrin ehemmiyeti ortaya çıkıyor. 00:47:42.589 --> 00:47:46.567 Demek ki büyüklerimiz -Allah bizleri şefaatlerine nâil eylesin.- 00:47:46.766 --> 00:47:49.639 bu dini güzel öğrenmişler de bize doğru öğretmişler. 00:47:50.393 --> 00:47:53.703 Dilimiz zikirli olacak, kalbimiz şükürlü olacak. 00:47:54.370 --> 00:48:00.910 Allah bizi zikrinde, şükründe dâim etsin. Kendisine güzel kulluk yapmayı nasip eylesin. 00:48:00.350 --> 00:48:05.928 Kendisine tam tevekkül etmeyi nasip eylesin. Üzerimizdeki nimetleri dâim eylesin. 00:48:06.996 --> 00:48:11.220 Bizi iki cihanda izzet sahibi eylesin. Zillete düşürmesin. 00:48:11.624 --> 00:48:14.591 Nimetleri verdikten sonra bizi mahrumiyete uğratmasın. 00:48:15.226 --> 00:48:20.849 Hidayetten sonra küfre düşürmesin. Kabulden sonra kapısından kovmasın, reddetmesin. 00:48:21.578 --> 00:48:24.175 İki cihanın hayrına nâil eylesin. Lütuf, kerem O'nundur. 00:48:24.325 --> 00:48:26.446 Fâtiha-ı şerîfe mea'l-Besmele.