WEBVTT 00:00:00.720 --> 00:00:03.180 es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh! 00:00:03.240 --> 00:00:06.800 Allah'ın selâmı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun. 00:00:06.321 --> 00:00:12.772 Bugün -Medine-i Münevvere'de- bir arkadaşım bana güzel bir hadis kitabı hediye etti. 00:00:13.219 --> 00:00:16.626 Büyük bir alimin yazdığı bir hadis kitabı. 00:00:16.692 --> 00:00:20.515 Ben oradan Sevâbü'l-ameli's-sâlihe inde fesâdi'z-zaman; 00:00:20.625 --> 00:00:33.900 "Zamanın bozulduğu sırada iyi ibadet, kulluk, amel-i salih işlemenin mükâfatı" diye bir bölümden 00:00:33.125 --> 00:00:35.865 üç hadîs-i şerîf okumak istiyorum. 00:00:35.855 --> 00:00:40.340 Zaman, Allah'ın yarattığı bir varlık. 00:00:40.880 --> 00:00:44.651 Onun bozulmasından maksat, fesâdü'z-zaman'dan maksat; 00:00:46.231 --> 00:00:51.764 "o zaman içinde yaşayan insanların dindarlıklarının bozulması, davranışlarının bozulması" demek. 00:00:51.846 --> 00:00:56.174 Yoksa zamanda bir şey yok. "Zaman fesada uğradı!" demek, 00:00:56.240 --> 00:01:01.110 "o zamanda yaşayan insanlar kötü oldular." mânasına gelir. 00:01:01.790 --> 00:01:07.736 Bunlar; insanların iyi olmaları gerektiği halde iyi olmayıp da kötü oldukları zamanda 00:01:07.983 --> 00:01:12.800 amel-i sâlih işlemenin, yani Allah'ın sevdiği güzel işler yapmanın 00:01:12.614 --> 00:01:15.968 sevabını anlatan hadîs-i şerîfler olacak. 00:01:16.464 --> 00:01:22.891 Birincisi Ma'kıl b. Yesâr radıyallahu anh'ten rivayet olunmuş ki 00:01:23.346 --> 00:01:25.901 Resûlullah sallalahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuşlar: 00:01:26.321 --> 00:01:30.471 el-İbâdetü fi'l-herci ke-hicretin ileyye. 00:01:33.901 --> 00:01:37.793 "Herc zamanında ibadet, bana hicret gibidir." 00:01:38.590 --> 00:01:45.864 Aynı kelimelerle tercemeyi bir çerçeve olarak yapayım, sonra açıklamasını yapmaya çalışırım. 00:01:46.371 --> 00:01:49.416 Bu hadîs-i şerîfi Müslim rivayet eylemiş. 00:01:50.318 --> 00:01:54.588 İmam Müslim hadis alimi, Sahîh-i Müslim'in yazarı. 00:01:56.692 --> 00:01:58.472 el-İbâdetü fi'l-herc. 00:01:58.621 --> 00:02:04.680 Herc; re harfi sükunlu olarak. Yani herec değil, herc; 00:02:06.580 --> 00:02:14.456 "İhtilaf ve kıtal" demek. "Karışıklık ve birbirine aykırı hareket etme" mânasına geliyor. 00:02:14.556 --> 00:02:20.118 "Herc ü merc" diye de Türkçe'de az çok tanıdığımız bir kelime. 00:02:22.520 --> 00:02:26.784 "Dinî duyguların, dindarâne yaşantının, ilmin irfanın, 00:02:27.138 --> 00:02:35.508 hatta toplumun örfünün, âdetinin karıştığı ve fitnelerin zuhur ettiği bir zamanda 00:02:36.280 --> 00:02:39.498 Allah'a güzel ibadet etmek, kulluğu güzel yapmak. 00:02:40.578 --> 00:02:46.869 " Ke-hicretin ileyye. "Bana hicret etmek gibidir." diyor Peygamber Efendimiz. 00:02:47.829 --> 00:02:52.640 Peygamber sallalahu aleyhi ve sellem Efendimiz hâl-i hayâtındayken 00:02:53.386 --> 00:02:58.560 Mekke-i Mükerreme'den Medine-i Münevvere'ye hicret oldu. 00:02:59.173 --> 00:03:02.700 Kendisi hicret ettikten sonra da müslümanların onun etrafında t 00:03:02.747 --> 00:03:08.426 oplanması için hicret etmeleri âyet-i kerîmelerde emrolundu. 00:03:10.891 --> 00:03:17.384 Hicret etmeyip de kâfirlerin, müşriklerin sultası, baskısı altında duranların 00:03:20.412 --> 00:03:26.241 eğer kendileri güzel amel işleyememişlerse sorumlu olacakları, 00:03:26.279 --> 00:03:31.697 hicret edip ibadeti güzel yapabilecekleri yere gitmeleri tavsiye ediliyordu. 00:03:32.844 --> 00:03:36.315 Mekke-i Mükerreme fetholunduktan sonra da Peygamber Efendimiz; 00:03:36.369 --> 00:03:37.568 "Artık hicret yoktur. 00:03:37.617 --> 00:03:43.432 Bundan sonra madde hicreti, yani bir şehri bırakıp bir başka yere göç etmek yoktur. 00:03:43.749 --> 00:03:49.156 Bundan sonra hicret, mânevî mânasıyla kötülüklerden, günahlardan hicret etmek, 00:03:49.196 --> 00:03:52.700 onları bırakıp iyi şeylere yönelmek olarak kalmıştır. 00:03:52.723 --> 00:03:57.385 Maddî olarak hicret yoktur. Çünkü Mekke de fethedildi, 00:03:57.485 --> 00:04:03.129 küfrün kalesi de böylece müslümanların eline geçmiş oldu." diye buyurmuştur. 00:04:06.149 --> 00:04:11.367 Tarih boyunca müslümanların; 00:04:11.774 --> 00:04:15.629 İslâm'ın ilk ortaya çıktığı zamandaki sıkıntılarına benzer, 00:04:15.909 --> 00:04:20.740 hatta daha şiddetli sıkıntılara uğradıkları zamanlar da olmuştur. 00:04:21.140 --> 00:04:22.352 Her devirde oluyor. 00:04:22.605 --> 00:04:24.782 Tarihin bazı zamanlarında olmuş. 00:04:25.511 --> 00:04:31.200 O sıkıntılı zamanlarda insanın, Allah'a kulluğu güzel yapabilmesi için 00:04:31.573 --> 00:04:34.639 Allah'a güzel kulluk yapmasının engellendiği, 00:04:34.686 --> 00:04:41.577 baskı altında olduğu yerden güzel tarafa hicret etmesi yine olur. 00:04:41.897 --> 00:04:45.000 Hatta bizim ülkemizde de Bulgaristan'dan, 00:04:45.270 --> 00:04:48.681 Yugoslavya'dan gelen kimselere "muhacir, muhacirler" deniliyor. 00:04:49.463 --> 00:04:57.300 Çünkü oralarda artık İslâmî yaşam zorlaşıyor, idarî baskılar artıyor, 00:04:57.767 --> 00:05:05.279 ibadetler engelleniyor, günahları işlemeleri için zorlanıyorlar. Onun için onlar da; 00:05:05.806 --> 00:05:09.251 "Bizim için önemli olan âhirettir, Allah'ın rızasını kazanmaktır." diye 00:05:09.778 --> 00:05:12.720 ülkemize geliyorlar, muhacir oluyorlar. 00:05:13.000 --> 00:05:19.190 Demek ki hicret etmek bizim yaşadığımız zamanda da gerçekleşen bir olay... 00:05:20.370 --> 00:05:22.389 Peygamber Efendimiz'in zamanını düşünün. 00:05:22.463 --> 00:05:27.173 Gözünüzü yumun ve Peygamber Efendimiz'in bulunduğu şehre gitmeyi düşünün. 00:05:27.373 --> 00:05:32.322 Oraya hicret etmeyi, Efendimiz'in yanında yer almayı, etrafında halkalanmayı düşünün. 00:05:32.837 --> 00:05:34.980 Ne kadar güzel bir şey olduğunu düşünün. 00:05:34.885 --> 00:05:36.750 Peygamber Efendimiz buna benzetiyor; 00:05:37.136 --> 00:05:45.142 "fitneli, karışık zamanda, karışıklıkların çok olduğu zamanda, kulluğu güzel yapmanın, 00:05:45.455 --> 00:05:52.287 Peygamber Efendimiz'e hicret etmek gibi güzel, sevaplı bir şey olduğunu" beyan buyuruyor. 00:05:53.627 --> 00:05:58.865 Bu hadîs-i şerîften benim çıkardığım şu oluyor: 00:05:59.318 --> 00:06:04.690 Hayat bir imtihan olduğu için müslümanların başına sıkıntılar gelebilir. 00:06:04.363 --> 00:06:17.525 İşte Keşmir, işte Balkanlar, işte Kafkasya, işte Kosova, işte Bosna, işte daha başka diyarlar... 00:06:17.781 --> 00:06:24.160 Sıkıntılar olabiliyor. Ama sıkıntı ne kadar büyük olursa olsun müslümanın 00:06:24.487 --> 00:06:28.816 Cenâb-ı Hakk'a kulluğunu güzel yapmakta gevşememesi lazım. 00:06:28.949 --> 00:06:36.684 Çünkü hayat bir imtihandır. Belki sonunda, alın yazısında şehitlik vardır. 00:06:37.449 --> 00:06:44.238 İmtihanın nasıl bir şekilde geçeceğini insan bilemez. Bazı yazılar yazılmıştır. 00:06:44.878 --> 00:06:52.842 Sıkıntı olabilir ama sıkıntı zamanında, baskı zamanında dahi İslâm'a sımsıkı sarılmak, 00:06:53.322 --> 00:06:58.653 ibadetini yapmak, Cenâb-ı Hakk'ın sevdiği sevaplı işleri işlemek, 00:06:59.366 --> 00:07:05.353 Cenâb-ı Hakk'ın yasakladığı günahlı işlerden kaçınmak, bozulmuş topluma uymamak, 00:07:05.499 --> 00:07:08.441 bozuk toplumun içinde iyi bir insan olarak yaşamak, 00:07:08.961 --> 00:07:14.313 Peygamber Efendimiz'e hicret etmek gibi sevaptır." diye Efendimiz söylemiş. 00:07:14.604 --> 00:07:23.160 Allahu Teâlâ hazretleri hepimize imanda ve İslâm'da; dinde salâbet-i dîniyye sahibi olmayı, 00:07:23.160 --> 00:07:29.979 sebat sahibi olmayı nasip eylesin. İmtihanlardan; fırtınalardan, zelzelelerden, çeşitli sıkıntı 00:07:29.979 --> 00:07:37.124 ve baskılardan dolayı İslâm'a uymayan, imana yakışmayan, 00:07:37.210 --> 00:07:44.218 mü'mine yakışmayan işleri yapar duruma gelmekten, gevşemekten, bozulmaktan, 00:07:47.200 --> 00:07:49.930 vazifelerini ihmal eden insan durumuna düşmekten korusun. 00:07:50.615 --> 00:07:56.520 Kendisine daima, her zaman rızasına uygun ibadet etmeyi nasip eylesin. 00:07:57.496 --> 00:08:02.478 Peygamber Efendimiz'in "Çok kıymetli bir duadır." diye 00:08:02.540 --> 00:08:05.719 methettiği ve tavsiye buyurduğu bir duası var; hep yapıyoruz: 00:08:06.758 --> 00:08:14.658 Allâhümme einnâ alâ edâi zikrike ve şükrike ve hüsni ibâdetik. 00:08:15.200 --> 00:08:20.854 "Yâ Rabbi! Seni zikretmekte, sana şükretmekte ve sana güzel kulluk etmekte 00:08:21.334 --> 00:08:23.670 bize yardım eyle, tevfîkini refîk eyle!" 00:08:22.583 --> 00:08:27.573 Böyle dua edelim. Cenâb-ı Hak bizi öyle eylesin; zikrini şükrünü yapan, 00:08:27.680 --> 00:08:30.607 ibadetini güzel icra eden mü'minlerden eylesin. 00:08:32.370 --> 00:08:41.723 İkinci hadîs-i şerîf: Taberânî rivayet etmiş. Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten; isnadı kusursuz. 00:08:42.452 --> 00:08:44.766 Peygamber sallalahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor: 00:08:45.680 --> 00:08:50.729 Men temesseke min sünnetî inde fesâdi ümmetî fe-lehû ecrün şehîd. 00:09:00.486 --> 00:09:07.439 "Ümmetimin bozulduğu zamanda, benim sünnetime sıkı sarılan, tutunan, yapışan, ihya eden, 00:09:08.345 --> 00:09:14.685 uygulayan kimseye şehit sevabı vardır." 00:09:16.577 --> 00:09:20.210 Şehit olmak "çok yüksek bir rütbeye ermek" demek. 00:09:20.574 --> 00:09:26.618 Çünkü Cenâb-ı Hak şehitlere daha kanının ilk damlası yere damladığı zaman 00:09:27.900 --> 00:09:30.406 cennetteki makamını gösteriyor. Cennetlik olacak, 00:09:31.806 --> 00:09:35.510 âhiretin tehlikelerinden kurtulacak. Şehit olmak çok güzel! 00:09:35.461 --> 00:09:43.780 Ama savaşmadan, kanı dökülmeden de Cenâb-ı Hak o sevapları veriyor. Nasıl? 00:09:44.200 --> 00:09:47.379 Toplum bozulsa bile hatta müslümanlar bozulsa bile. 00:09:47.677 --> 00:09:54.103 Çünkü imanlarının zayıflaması, ibadetleri bırakmaları ve günahlara, 00:09:54.222 --> 00:09:58.644 şeytana, nefse uymaları dolayısıyla müslümanların da bozulması bahis konusu olabilir. 00:09:58.644 --> 00:10:04.588 Allah korusun, Allah etmesin ama olabiliyor. Olduğunu şu devirde de görüyoruz. 00:10:05.300 --> 00:10:11.324 İşte böyle ümmetin bozulduğu bir zamanda Peygamber Efendimiz'in sünnetine tutunan; 00:10:11.484 --> 00:10:13.296 onu tutan, uygulayan kimseye şehit sevabı veriliyor. 00:10:13.719 --> 00:10:18.419 Şüphesiz Peygamber sallalahu aleyhi ve sellem Efendimiz, sözleriyle hareketleriyle, 00:10:18.444 --> 00:10:26.744 davranışlarıyla bizim için en güzel numunedir. Bakarak kendimizi ayarlayacağımız en güzel insandır. 00:10:27.200 --> 00:10:33.529 Onun sünnetine sarılmak insanı kurtarır; dünya ve âhiret saadetine erdirir. 00:10:34.147 --> 00:10:42.876 Bir müslüman için en önemli ilk nasihat, en önde söylenecek şey, 00:10:43.252 --> 00:10:48.210 Kur'ân-ı Kerîm'e sarılması; ikincisi de, Peygamber Efendimiz'in sünnetine sarılmasıdır. 00:10:48.601 --> 00:10:51.569 Çünkü Kur'ân-ı Kerîm, Allahu Teâlâ hazretlerinin kelâmıdır. 00:10:51.998 --> 00:10:53.503 Peygamber Efendimiz'in sünneti de 00:10:53.503 --> 00:10:58.778 "Kur'ân-ı Kerîm'in hayata uygulanışını bize gösteren tatbikatlar" demektir. 00:10:59.577 --> 00:11:04.948 Onun için bir insan Kur'an ehli olmak istiyorsa yani "Ben Kur'an-ı seviyorum, 00:11:05.162 --> 00:11:10.261 Allah'ın kelâmına uyacağım, hayatımı ona göre sürdüreceğim!" diyorsa 00:11:10.653 --> 00:11:15.833 mutlaka Peygamber Efendimiz'in sünnet-i seniyyesine sarılması lazım. 00:11:18.680 --> 00:11:23.927 Bunun dışında kendisi eğer başka zihniyetler ortaya koyuyorsa… 00:11:25.845 --> 00:11:32.714 O sünnetten ayrı fikirler koyma gibi şeylere "bid'at" deniyor. 00:11:33.240 --> 00:11:40.438 Peygamber Efendimiz hadîs-i şerifinde; "Her bid'at dalalettir ve dalaleti çıkaran kimse cehennemliktir." buyuruyor. 00:11:40.647 --> 00:11:45.611 "Bid'at ehli cehennemin köpekleridir!" diye de şiddetli bir hadîs-i şerîf var. 00:11:45.852 --> 00:11:51.648 Demek ki müslümanın sünnete sarılmaktan başka kurtuluş yolu yok. 00:11:51.804 --> 00:11:56.806 Bir tek yol var, tek doğru yol var; o da Peygamber Efendimiz'in sünnetine sarılmak! 00:11:57.226 --> 00:12:06.192 Hakikaten, Peygamber Efendimiz'in sünnetini hadîs-i şerîf kitaplarında gördüğümüz, 00:12:06.192 --> 00:12:11.370 okuduğumuz, izlediğimiz, dinlediğimiz, öğrendiğimiz zaman, 00:12:11.642 --> 00:12:20.709 hayatın teferruatlarını Peygamber Efendimiz'in bize ne kadar güzel öğrettiğini görüyoruz. 00:12:21.117 --> 00:12:24.879 Peygamber Efendimiz'in sünnetine sarılan müslüman; 00:12:25.600 --> 00:12:29.523 Pakistan'da da olsa Hindistan'da da olsa Malezya'da da olsa Avrupa'da, 00:12:29.583 --> 00:12:34.270 Amerika'da da olsa dünyanın neresinde olursa olsun iyi müslüman oluyor. 00:12:34.949 --> 00:12:41.640 Sünnet-i seniyyeden uzaklaştıkça, bid'atlere bulaştıkça; başka zihniyetlere, 00:12:41.640 --> 00:12:48.121 başka akımlara, başka yollara ayağı kaydıkça adım adım kötüleşiyor, 00:12:48.201 --> 00:12:53.853 gaddarlaşıyor, zalimleşiyor, insafsızlaşıyor. Haram helal ayırmaz oluyor. 00:12:54.319 --> 00:13:04.556 Başkalarının gözyaşından kalbi yumuşamaz oluyor. Sırf kendisini düşünen bir insan oluyor. 00:13:04.767 --> 00:13:06.786 Her türlü kötülük ondan çıkıyor. 00:13:08.193 --> 00:13:13.329 Peygamber Efendimiz her türlü sıkıntının karşısında nasıl davranmamız gerektiğini de 00:13:13.548 --> 00:13:15.429 hadîs-i şerîflerinde bize öğretmiş. 00:13:15.725 --> 00:13:21.985 Çünkü evveli ve âhiri bilen Cenâb-ı Hak Teâlâ hazretleri ona istikbale ait bilgileri de vermiş. 00:13:22.344 --> 00:13:26.953 "Âhir zamanda şunlar olacak, şunlar olacak, şu olaylar zuhur edecek." diye 00:13:27.368 --> 00:13:32.923 birçok hadîs-i şerîfde, sahih hadislerde bize bunları bildirdiğini de hatırlarsınız. 00:13:33.202 --> 00:13:39.160 Peygamber Efendimiz -dikkat edilirse- burada da ümmetin fesada uğrayacağını ifade etmiş oluyor. 00:13:39.272 --> 00:13:48.240 Halbuki bazı hadîs-i şerîflerde de sahâbe-i kirâmı teşvik ediyordu, teselli ediyordu: 00:13:48.240 --> 00:13:54.900 "Üzülmeyin! Bir zaman gelecek, siz Kisraları'n saraylarına, Kayserler'in saraylarına, 00:13:55.482 --> 00:13:59.958 Bizans'a, Sâsâni İmparatorluğu'na hâkim olacaksınız." diyordu. 00:14:01.499 --> 00:14:09.230 Oldu. Hatta "Bu bayrak, bu İslâm, denizleri aşacak, 00:14:09.453 --> 00:14:15.535 okyanusların ötesinde dalgalanacak." diye bildirmişti. Oldu, Endülüs'e geçti, Avrupa'ya geçti. 00:14:17.940 --> 00:14:22.110 Malta adası, Sicilya adası, İtalya'nın bir kısmı, İsviçre'nin bir kısmına kadar, 00:14:22.170 --> 00:14:26.651 Fransa'nın yarısına kadar Avrupa İslâm'la tanıştı. 00:14:27.871 --> 00:14:33.574 Arapların fütuhatı devrinde mücahitler oralara kadar gittiler. 00:14:34.610 --> 00:14:42.503 Endülüs'te bir İslâm devleti kuruldu. Kalıntılarını, saraylarını, 00:14:42.503 --> 00:14:46.513 medenî eserlerini ziyaretçiler hâlâ hayranlıkla izliyorlar. 00:14:47.507 --> 00:14:51.203 İslâm her tarafa yayıldı. Peygamber Efendimiz onu da söylüyor ama ondan sonra 00:14:51.203 --> 00:14:52.921 bir bozulma olacağını da söylüyor. 00:14:53.331 --> 00:14:59.264 Bu da Peygamber Efendimiz'in hak peygamber olduğunun nişânesidir. 00:14:59.790 --> 00:15:04.692 "Ümmetim âhir zamanda bozulacak." diyebiliyor. Ümmet bozulacak! 00:15:05.600 --> 00:15:07.425 Hakikaten çevremize bakacak olursak bu durumu anlarız. 00:15:08.441 --> 00:15:13.713 "Müslümanım." diyen milletlerin, devletlerin çoğunu gezdim; Sudan'a gittim, 00:15:16.840 --> 00:15:26.361 Libya'ya, Mısır'a, Bosna'ya, Orta Asya ülkelerine, Pakistan'a gittim. Birçok ülkeyi dolaştım. 00:15:29.600 --> 00:15:35.170 Türkiye'yi biliyorum, tabi sizler de biliyorsunuz. Kur'ân-ı Kerîm'i okuyoruz, 00:15:35.605 --> 00:15:40.153 Peygamber Efendimiz'in hadîs-i şerîflerini biliyoruz, fıkıh kitaplarını okuyoruz: 00:15:40.784 --> 00:15:48.372 Nerede tarif edilen müslüman, nerede karşımızda olan, hâl-i hazırda yaşayan insan? 00:15:48.372 --> 00:15:53.652 Her ülkede çok iyi insanlar var, kesinlikle çok temiz insanlar var. 00:15:54.173 --> 00:15:57.289 Onlar bu temizliği nereden almışlar, nasıl temiz olarak yaşıyorlar? 00:15:57.337 --> 00:15:59.366 Çünkü Kur'an'a ve Sünnet'e sarılıyorlar. 00:15:59.688 --> 00:16:03.290 Çok da bozulmuş insan var. Bir müslüman ülke diyorsunuz; 00:16:03.750 --> 00:16:08.150 bakıyorsunuz gayrimüslim bir ülkeden hiç farkı kalmamış. Sokakta baktığımız zaman da anlaşılıyor. 00:16:08.297 --> 00:16:13.630 Tabi iyi insanların bulunduğu yerlerde ararsanız iyi insanları da görebiliyorsunuz. 00:16:13.465 --> 00:16:20.584 İşte o umumi bozulmadır, ümmetin fesadıdır. Çünkü bir zamanlar umumi olarak iyiydi. 00:16:21.220 --> 00:16:23.701 İslâm hayatın her yerine damgasını vurmuştu. 00:16:24.160 --> 00:16:28.728 Her şey güzeldi, ahlâk güzeldi. Şimdi ahlâksızlık tabii karşılanıyor 00:16:28.728 --> 00:16:31.907 ve çok büyük ahlâksızlıklar gözler önünde işlenebiliyor. 00:16:32.507 --> 00:16:35.214 Peygamber Efendimiz; "İşte o zamanda." diyor, o zamanı, 00:16:35.214 --> 00:16:40.863 o ilerideki zamanı söyleyerek sünnete sarılmanın önemini anlatıyor: 00:16:41.192 --> 00:16:47.518 "Benim sünnetime sarılan kimseye şehit sevabı vardır." buyuruyor. 00:16:47.934 --> 00:16:53.714 Muhterem kardeşlerim! Onun için toplumumuz ne durumda olursa olsun; 00:16:54.156 --> 00:17:00.911 istersek Amerika'da veya Avustralya'da veya Avrupa'da nerede olursak olalım, 00:17:00.959 --> 00:17:03.524 çevremiz nasıl yaşarsa yaşasın, 00:17:03.701 --> 00:17:07.954 biz Peygamber sallalahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in sünnetine sarılmalıyız! 00:17:08.174 --> 00:17:12.767 Bunun çaresi nedir? Sahih bir hadis kitabını, herkesin baş tâcı ettiği, 00:17:12.767 --> 00:17:19.341 öpüp başına koyduğu bir hadis kitabını almak, okumak, okuduğunu da uygulamaktır. 00:17:20.289 --> 00:17:24.322 Bunun tek başına yapılabilecek, en güzel kullanma şekli budur. 00:17:24.792 --> 00:17:29.952 Daha güzel şekli; İslâm'ı güzel bilen ve güzel yaşayan insanlarla bir araya gelip 00:17:30.265 --> 00:17:33.663 bir İslâmî toplum oluşturmaktır. O zaman çok daha rahat olur. 00:17:33.743 --> 00:17:37.887 Hanımlar, çocuklar rahat ederler, büyükler rahat ederler. 00:17:38.282 --> 00:17:43.734 Çünkü beraberlikten çeşitli faydalar, feyizler, bereketler hâsıl olur. 00:17:44.345 --> 00:17:53.453 Üçüncü hadîs-i şerîf, Ebû Ümeyye eş-Şa'bânî rahmetullahi aleyh'ten rivayet edilmiş: 00:17:55.107 --> 00:17:58.760 Seeltü Ebâ Sa'lebete'l-Huşeniyye. 00:17:58.470 --> 00:18:02.133 İsmini saydığım bu şahıs; "Ben Ebû Sa'lebe el-Huşenî'ye sordum." diyor. 00:18:02.612 --> 00:18:05.921 Yâ Ebâ Sa'lebe, keyfe tekûlü fî hâzihi'l-âyeh? 00:18:06.303 --> 00:18:15.687 Kur'ân-ı Kerîm'de bir âyet-i kerîmenin parçası: 00:18:17.813 --> 00:18:23.105 Aleyküm enfüseküm lâ yedurruküm men dalle ize'htedeytüm. 00:18:23.394 --> 00:18:26.146 "Siz kendi nefsinize dikkat edin, kendinize bakın. 00:18:27.721 --> 00:18:33.844 Siz hidayet üzere olursanız sapık olan insanlar size zarar veremezler." buyuruluyor. 00:18:34.367 --> 00:18:38.866 "Bu âyet-i kerîmeyi nasıl izah edersin? Ne demek bu?" diye 00:18:38.891 --> 00:18:44.791 Ebû Ümeyye isimli şahıs Ebû Sa'lebe'ye bu âyet-i kerîmeyi soruyor: 00:18:44.934 --> 00:18:51.367 O da cevap vermiş: Kemâ va'llâhi le-kad seelte anhâ habîran. 00:18:52.927 --> 00:18:59.109 "Allah'a yemin olsun ki sen bu soruyu bu konuyu bilen bir kimseye sormuş bulundun." demiş. 00:18:59.197 --> 00:19:02.979 Demek ki kendisi bunu biliyormuş. Nereden biliyormuş? 00:19:03.407 --> 00:19:06.924 Anlatıyor: Seeltü anhâ Resûlallah sallalahu aleyhi ve sellem. 00:19:07.569 --> 00:19:15.857 "Ben de Peygamber Efendimiz'e, ‘Bu aleyküm enfüseküm ne demek?' diye sormuştum. 00:19:16.187 --> 00:19:18.235 O cevabını vermişti. Sen de bana sordun." 00:19:19.171 --> 00:19:25.703 "Vallahi bu konuyu bilen bir kimseye sormuş oldun." diye kuvvetli bir üslupla anlatmış. 00:19:26.188 --> 00:19:31.859 Ebû Sa'lebe el-Huşenî Peygamber Efendimiz'in şöyle buyurduğunu naklediyor: 00:19:32.240 --> 00:19:38.849 İ'temirû bi'l-ma'rûfi ve'ntehû ani'l-münkeri hattâ izâ raeyte: 00:19:38.902 --> 00:19:44.530 Şuhhan mutâan ve heven müttebean ve dünya mü'sereten 00:19:44.414 --> 00:19:53.288 ve i'câbe külli zî re'yin bire'yihî ve aleyke bi-nefsike veda' anke'l-avâm. 00:19:54.323 --> 00:20:03.237 Fe-inne min verâiküm eyyâmen essiabiru fîhinne mislü'l-kâbıdı ale'l-cemri, 00:20:03.310 --> 00:20:09.890 li'l-âmili fîhinne mislü ecri hamsîne racülen ya'melûne misle amelihî. 00:20:14.383 --> 00:20:17.437 Peygamber Efendimiz'in sözü burada bitiyor. 00:20:17.463 --> 00:20:23.404 Peygamber Efendimiz'in bu sözlerini İbn Mâce ve Tirmizî rivayet etmişler, "hadîs-i hasen" demişler. 00:20:23.857 --> 00:20:32.943 Ebû Dâvud da -o da büyük bir hadis alimi- biraz daha bir ilave ile açıklama yapmış: 00:20:34.406 --> 00:20:39.138 Kîle: Yâ Resûlallah! Ecrü hamsîne racülen minnâ ev minhüm. 00:20:39.833 --> 00:20:45.263 "Yâ Resûlallah! Bizden elli adam mı, onlardan mı?" 00:20:45.742 --> 00:20:49.225 Kâle: Bel ecru hamsîne minküm buyurmuş. 00:20:49.982 --> 00:20:55.962 Bu hadîs-i şerîfi açıklayalım, ana çerçeveyi "başı sonu belli olsun" diye 00:20:56.220 --> 00:21:02.550 söyledikten sonra açıklamaya geçelim: Peygamber Efendimiz ne buyurmuş? 00:21:02.630 --> 00:21:10.225 İ'temirû bi'l-ma'rûf. "Aklın ve şeriatin güzel ve doğru bulduğu, 00:21:10.445 --> 00:21:18.800 mâruf denilen işleri emredin; emr-i mâruf yapın!" Ve'ntehû ani'l-münker. 00:21:18.800 --> 00:21:23.623 "Aklın ve şeriatin çirkin, kötü olarak değerlendirdiği çirkin olan, 00:21:23.623 --> 00:21:27.385 kötü olan şeyleri nehyedin, yaptırmayın." Hangi ölçeğe göre çirkin ve kötü? 00:21:27.442 --> 00:21:30.334 Dinimize göre kötü, akla göre kötü olan... 00:21:30.584 --> 00:21:36.979 Çünkü bizim dinimize göre kötü olan bir şey bir gayrimüslimin ülkesinde tabii karşılanabilir; 00:21:39.308 --> 00:21:45.620 ama bizde kötü. Bir kâfire göre tabii karşılanabilir ama mü'mine göre yanlış. 00:21:46.203 --> 00:21:54.108 Onun için "Akla ve İslâm'a göre güzel olan şeyi emredin, 00:21:54.319 --> 00:22:00.501 akla ve İslâm'a aykırı olan şeyi de engelleyin, yapmayın, yaptırmayın. 00:22:02.240 --> 00:22:04.210 Emr-i mâruf, nehy-i münker yapın." demek. 00:24:29.877 --> 00:24:34.199 Öyle sabır günleri gelecek ki İslâm'a tutunanlar 00:24:34.199 --> 00:24:40.449 elinde ateş tutmuş da avucunun içi yanmış gibi cayır cayır yanacak; 00:24:41.230 --> 00:24:43.513 müslüman olmak, müslümanca yaşamak zor olacak. 00:24:45.749 --> 00:24:53.570 Li'l-âmili fîhinne. "O günlerde İslâm'ı uygulayan, ibadetlerini yapan kimseye." 00:24:53.837 --> 00:25:00.612 Mislü ecri hamsîne racülen. "50 adamın ecrinin karşılığı verilir." 00:25:00.944 --> 00:25:14.552 Bir kişiye 50 kişinin sevabının karşılığı veriliyor. Kendi amelini yapan daha 50 insan varmış gibi 00:25:14.987 --> 00:25:17.156 onların hepsinin yaptığı sevaplar kadar sevap veriliyor. 00:25:19.900 --> 00:25:28.830 Demek ki o sabır günlerinde, zor günlerde ibadet ve taati yapan kimselere 50 kişilik sevap veriliyor. 00:25:28.629 --> 00:25:35.330 Şimdi o alim Ebû Dâvud rahmetullahi aleyh'teki ilaveye gelelim: 00:25:35.720 --> 00:25:39.496 Bu sözleri duyunca sahabe-i kirâm, Peygamber Efendimiz'e sordular: 00:25:40.800 --> 00:25:43.790 Kîle: Yâ Resûlallah! Ecrü hamsîne racülen minnâ ev minhüm. 00:25:44.812 --> 00:25:49.137 "Biz sahabilerin içinden 50 adamın ecri kadar mı ecir verilir? 00:25:49.501 --> 00:25:57.729 Yoksa o devirdeki insanların 50 tanesinin sevabı gibi mi sevap verilir?" 00:25:58.680 --> 00:26:01.600 Sahabe nedir? 00:26:01.602 --> 00:26:07.829 Hayru'l-kurûni karnî. "Devirlerin en hayırlısı benim asr-ı saadetimdir 00:26:08.331 --> 00:26:13.249 ve benimle beraber olan insanlardır, yani sahabedir." Sümme'llezîne yelûnehüm. 00:26:13.378 --> 00:26:15.910 "Sonra onlardan sonra gelenlerdir, yani tâbiîndir." Sümme'llezîne yelûnehüm. 00:26:16.110 --> 00:26:17.477 "Sonra onlardan da sonra gelenlerdir, yani tebe-i tâbiîndir." buyurulmuştur. 00:26:17.604 --> 00:26:22.887 Hadîs-i şerîflerde bu kesin. Asr-ı saadetin müslümanları en kıymetli insanlardır. 00:26:22.952 --> 00:26:25.290 Hiçbir kimse onların derecesine yükselemez. 00:26:25.300 --> 00:26:28.937 Çünkü onlar Peygamber Efendimiz'i yüz yüze, dünya gözüyle gördüler, 00:26:29.610 --> 00:26:33.255 sohbetlerini dinlediler, öyle feyz aldılar. Onlar kıymetli. 00:26:33.928 --> 00:26:40.876 "Yâ Resûlallah! Biz sahabilerden 50 kişi mi, yoksa o devirdeki o insanlardan, o müslümanlardan 50 kişi mi?" 00:26:40.938 --> 00:26:43.707 diye sorunca; Peygamber Efendimiz buyurmuş ki: 00:26:43.708 --> 00:26:48.806 Bel ecru hamsîne minküm. "Hayır, sizin öteki söylediğiniz gibi değil! 00:26:50.265 --> 00:26:59.809 Aksine sizden, sahabeden 50 adamın sevabı kadar sevap verilecek." diye 00:26:59.809 --> 00:27:02.558 Peygamber Efendimiz müjdelemiş. 00:27:02.840 --> 00:27:07.206 Aziz ve sevgili kardeşlerim! Demek ki müslümanlar bulundukları ülkede 00:27:07.254 --> 00:27:12.789 dindarlıklarından dolayı sıkıntıya uğrarlarsa sabredecekler. 00:27:14.649 --> 00:27:24.960 Veyahut fitne, fesat, aksine propaganda, reklam, şeytanî şaşırtmacalar, kışkırtmacalar 00:27:24.488 --> 00:27:29.436 veyahut çevredeki herkesin dünyaya dalması karşısında şaşırıp da; 00:27:29.450 --> 00:27:32.830 "Herkes yaparken bir elin aptalı ben miyim?" deyip 00:27:32.830 --> 00:27:37.839 onlara kapılmak, toplumun akışına kendini kaptırmak gibi şeyler olabilir. 00:27:38.215 --> 00:27:40.849 Müslüman öyle yapmayacak. 00:27:41.273 --> 00:27:45.601 Kur'ân-ı Kerîm'e sarılacak, Peygamber sallalahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in 00:27:45.748 --> 00:27:48.550 sünnet-i seniyyesine sarılacak; öyle yaşayacak! 00:27:48.838 --> 00:27:59.748 Müslüman öyle yaşadığı zaman kendisine sahabeden 50 kişinin sevabı kadar sevap veriliyor, 00:28:00.390 --> 00:28:05.999 Peygamber Efendimiz'in etrafında hicret etmiş insan gibi sevap kazanıyor; 00:28:07.164 --> 00:28:14.769 şehit olmuş, kanını, canını Allah yoluna feda etmiş insan gibi sevap kazanıyor. 00:28:15.470 --> 00:28:17.261 O halde ne yapmamız lazım? 00:28:17.441 --> 00:28:22.678 Bu güzel hadîs-i şerîfler bir bakıma müjde, bir bakıma bize yol gösteren hadîs-i şerîfler. 00:28:23.340 --> 00:28:25.647 Bu hadîs-i şerîfleri duyduktan sonra ne yapmamız gerekiyor? 00:28:26.533 --> 00:28:28.400 İslâm'ı güzel öğrenmemiz gerekiyor. 00:28:28.680 --> 00:28:34.482 Çünkü Allahu Teâlâ hazretleri İslâm'ı bize en büyük nimet olarak gönderdi. 00:28:34.893 --> 00:28:42.244 İslâm olmasaydı diğer toplumlar gibi dünyanın başka ilkel kabileleri, vahşiler, 00:28:42.679 --> 00:28:47.364 kötü âdetleri yapan, uygulayan milletler var; 00:28:48.574 --> 00:28:53.640 hayret ettiğimiz, dudak ısırdığımız onlar gibi olabilirdik. 00:28:53.219 --> 00:29:00.377 İslâm en büyük nimet ve Peygamber Efendimiz'in gelmesi mü'minler için rahmettir. 00:29:00.590 --> 00:29:07.276 Peygamber Efendimiz'in mescid-i saadetinde mihraba yakın yerde şöyle yazılmış; 00:29:07.276 --> 00:29:13.296 Peygamber Efendimiz'in isimlerinden birisi de rahmetün li'l-mü'minîn; "mü'minlere rahmet"tir. 00:29:13.674 --> 00:29:19.696 İslâm, mü'minler için insanlar için rahmettir. Kur'ân-ı Kerîm bizler için rahmettir. 00:29:19.879 --> 00:29:24.128 Bizzat Peygamber Efendimiz sallalahu aleyhi ve sellem, bizler için rahmettir. 00:29:24.227 --> 00:29:29.224 Biz o rahmetlere, nimetlere mazhar olmuş insanlar olarak ne yapmalıyız? 00:29:29.753 --> 00:29:33.903 Kur'ân-ı Kerîm'i öğrenmeliyiz, Peygamber Efendimiz'i tanımalıyız, 00:29:33.903 --> 00:29:39.161 hadîs-i şerîflerini öğrenmeliyiz ve böylece Allah'ın nasıl insanı sevdiğini; 00:29:39.752 --> 00:29:44.770 nasıl düşünüp nasıl davranan insanı sevdiğini doğru olarak algılamalıyız. 00:29:44.837 --> 00:29:51.579 Çünkü bu devir de fikirlerin çoğaldığı devir. Herkesin kendini beğendiği, 00:29:51.721 --> 00:29:56.913 kendi fikrini doğru sandığı devir. Herkes başkalarını da o tarafa çekmeye çalışıyor. 00:29:57.235 --> 00:30:06.232 Ama basiretli, bilge, bilgin bir insan yanlış olduğunu çok açık olarak uzaktan görüyor: 00:30:06.474 --> 00:30:10.120 "Bunlar yanlış yapıyor." diyor ama söz dinletemiyor. 00:30:10.405 --> 00:30:14.137 O halde biz ne yapacağız? Kur'ân-ı Kerîm'i bu günden itibaren, 00:30:14.270 --> 00:30:19.869 bu sözleri duyduğumuz günden itibaren daha iyi bir öğrenmeye gayret edeceğiz. 00:30:20.392 --> 00:30:25.169 Peygamber sallalahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in hadîs-i şerîflerini daha bir uygulamak aşkı 00:30:25.460 --> 00:30:30.215 ve şevkiyle dikkatle dinleyeceğiz, okuyacağız ve hayatımıza uygulayacağız. 00:30:31.302 --> 00:30:41.806 Allah'ın sevdiği, salih, hâlis, muhlis, âbid, zahid, âşık, sâdık bir kul olmaya gayret edeceğiz. 00:30:41.909 --> 00:30:44.880 Böyle yaşayacağız ki hayat bir imtihandır. 00:30:44.778 --> 00:30:49.438 Böyle yaşayıp Cenâb-ı Hakk'ın huzuruna vardığımız zaman sevenin sevdiğine 00:30:49.511 --> 00:30:59.959 kavuştuğu gibi bir kavuşma günü olsun, şeb-i arûs olsun. Cenâb-ı Hak kendisini seveni sever. 00:31:00.366 --> 00:31:08.662 Kendisinin rızasını düşünenden razı olur. Kendisinin rahmetini umanı rahmetine erdirir. 00:31:09.197 --> 00:31:17.235 Kendisinden cenneti isteyeni cennete sokar. Kendisine cehenneme atılmaktan sığınanı, 00:31:18.410 --> 00:31:23.480 atılmamayı isteyeni de cehennemden korur. Hadîs-i şerîflerde bu müjdeler verilmiş. 00:31:23.615 --> 00:31:26.677 Allahu Teâlâ hazretleri bizi cehenneminden, kahrından, gazabından, 00:31:26.677 --> 00:31:29.610 azabından, ikâbından uzak eylesin. 00:31:29.952 --> 00:31:33.909 Rahmetine erdirdiği, sevdiği, razı olduğu kullarının zümresine dâhil eylesin. 00:31:34.456 --> 00:31:39.694 Hem salih insanlar olarak yaşayalım hem de bundan daha güzel bir rütbe var; 00:31:41.954 --> 00:31:47.443 "muslih insan" olalım! Yani "başkalarını da ıslah etmek, doğru yola getirmek için 00:31:47.972 --> 00:31:52.736 başkaları da salih insan olsun" diye çalışmak. O daha yüksek bir mertebedir. 00:31:53.661 --> 00:31:58.102 Daha cevval, daha faal olalım, İslâm'a daha çok hizmet edelim. 00:31:58.985 --> 00:32:03.230 Önümüzdeki günler, önümüzdeki çağlar -inşaallah- İslâm çağıdır. 00:32:04.158 --> 00:32:09.361 İslâm'ı insanlara götüren insanlardan birisi de biz olalım, o sevapları biz alalım. 00:32:09.408 --> 00:32:13.980 Allahu Teâlâ hazretleri; gayretinizi, aşkınızı, şevkinizi ziyade eylesin. 00:32:14.767 --> 00:32:19.915 Sevdiği şekilde yaşamanızı nasip eylesin. Sevdiği işleri yapmanızı nasip eylesin. 00:32:20.421 --> 00:32:23.142 Hayırlı uzun ömürlerle muammer eylesin. 00:32:24.630 --> 00:32:27.600 Âhirete irtihal ettiğiniz, göçtüğünüz zaman cennetlik eylesin. 00:32:27.694 --> 00:32:34.718 Arkanızda da sevap kazanmanızı devam ettiren hayırlı evlatlar, hayırlı eserler, 00:32:35.920 --> 00:32:38.717 hayırlı müesseseler, hayrât u hasenât bırakmayı nasip eylesin. 00:32:39.265 --> 00:32:41.294 Cümlenizi rıdvân-ı ekberine vâsıl eylesin. 00:32:41.294 --> 00:32:43.537 es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh