WEBVTT 00:00:00.156 --> 00:00:05.837 Kemâ revâ ummunâ Âişete radıyallahu anhâ enne'n-nebiyye sallallahu aleyhi ve selleme 00:00:05.899 --> 00:00:12.515 kâle izâ enfekati'l-mer'etü min taâmi beytehâ ğayra müfsidetin kâne lehâ ecrühâ 00:00:12.593 --> 00:00:16.191 bimâ enfekat ve li-zevcihâ ecrühû bi'l-mektesebe 00:00:16.316 --> 00:00:22.400 ve li'l-hâzeni mislü zâlike ve lâ yenkusu ba'dühüm min ecri ba'din şey'â. 00:00:22.540 --> 00:00:26.900 Revâhu'l-Buhârîyyiuve'l-müslim. Aziz ve muhterem kardeşlerim! 00:00:26.970 --> 00:00:30.535 Güzel bir beldede günlerimiz geçiyor. 00:00:30.699 --> 00:00:34.968 Peygamber Efendimiz'in mescidinde kılınan bir namaz, 00:00:35.132 --> 00:00:39.346 başka yerde kılınan namazlardan bin kat daha sevaplıdır. 00:00:39.534 --> 00:00:45.435 Mescid-i Haram Mekke'deki hariç 100 bin kat daha sevaplıdır. 00:00:44.964 --> 00:00:53.628 Zikrullah hakkında biraz mâlumat tazelemek istiyorum. Dünkü okuyuşunda; 00:00:54.490 --> 00:00:57.548 Yâ eyyühe'l-lezîne âmenü'zküru'l-lâhe zikren kesîra. 00:00:59.240 --> 00:01:03.376 "Ey iman edenler! Allah'a çok zikir ile zikreyleyiniz." 00:01:03.493 --> 00:01:10.131 Üzküru'llâhe. "Allah'ı zikrediniz." Zikren kesîra. "Aşırı çok fazla zikirle zikrediniz." 00:01:10.271 --> 00:01:18.237 Ve-sebbihûhü bükreten ve asîlâ. "Sabahleyin akşamleyin Allah'ı tesbih eyleyiniz." 00:01:20.000 --> 00:01:28.311 Fe'zkürûnî ezkürküm ve'şkürûlî ve lâ tekfürûn öncesindeki âyet-i kerîmeye f ile bağlıdır aslında. 00:01:28.811 --> 00:01:38.367 Cenâb-ı Hak fazl u kereminden Peygamber göndermiş; âlemlere rahmet olarak, 00:01:38.367 --> 00:01:43.659 Peygamber Efendimiz'in sıfatlarından birisi de Rahmetullahtır, Allah'ın rahmeti; 00:01:43.737 --> 00:01:47.810 rahmeten li'l-âlemîn âlemlere gönderilmiştir. 00:01:49.528 --> 00:01:58.780 Ben size böyle cennet yolunu gösteren, bilmediğiniz mânevî bilgileri öğreten 00:01:58.780 --> 00:02:05.120 bir peygamber gönderdiğim gibi siz de fe'z-kürûnî "Siz de beni zikrediniz." 00:02:05.472 --> 00:02:09.302 Öyle yaparsanız ezkürküm "Ben de sizi zikrederim." 00:02:09.426 --> 00:02:15.218 Ve'şkürûlî. "Ve bana şükrediniz." Ve lâ tekfürûn. "Küfrân-ı nimette bulunmayınız." 00:02:15.296 --> 00:02:22.780 Allah'ı zikretmek çok önemli bir ibadettir. 00:02:22.210 --> 00:02:31.110 Zikrullah sözü çok geniş kapsamlı yani anlamının kapladığı alan çok geniş olan bir sözdür. 00:02:31.188 --> 00:02:38.382 Bir kere ilk hatırımıza gelen; Allah Allah demek, lâ ilâhe illallah, lâ ilâhe illallah demek, 00:02:38.382 --> 00:02:43.481 sübhânallah, Allahu Ekber demek, salât u selâm getirmek, hasbünallah demek, 00:02:43.676 --> 00:02:48.350 salavat çekmek zikrullahdır, tamam. 00:02:50.210 --> 00:02:55.990 Mübarek kelimeleri, Esmâü'l-Hüsnâ'yı zikretmek 00:02:55.263 --> 00:03:07.190 dinin ana inançlarını kısa kelimelerle özlü olarak ifade eden sözleri söylemek zikirdir. 00:03:07.730 --> 00:03:12.580 Lâ ilâhe illallah, hasbünallah, Allahu Ekber, sübhânallah, elhamdülillah, 00:03:12.112 --> 00:03:16.816 lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahi'l-aliyyi'l-azim, yâ Latîf, 00:03:16.870 --> 00:03:25.648 yâ Hak, yâ Mevlâ, yâ Rab gibi mübarek sözler. Bir zikir budur. Başka? 00:03:25.835 --> 00:03:32.824 Kur'ân-ı Kerîm zikirdir. Zaten Kur'ân-ı Kerîm'in de çeşitli isimleri var. 00:03:32.824 --> 00:03:38.315 İsimlerinden bir tanesi de zikir'dir. İnnâ nahnü nezzelne'z-zikre ve innâ lehû le-hâfizûn. 00:03:38.315 --> 00:03:41.937 Demek ki insan Kur'an okuduğu zaman zikretmiş oluyor. 00:03:41.991 --> 00:03:49.584 Tavsiye ederiz burada bulunmanız, ikametiniz esnasında Harem-i Şerîf'te Kur'an'ı çok okuyun, 00:03:49.584 --> 00:03:56.827 mümkünse bir hatim tamamlayın tamamlayabilirseniz. Çünkü Kur'an okumak da zikirdir. 00:03:56.960 --> 00:04:05.412 Hem de en güzel zikir yollarından birisidir. 00:04:05.732 --> 00:04:10.775 İnsan aynı zamanda bilgilenmiş de oluyor, dininin inceliklerini öğrenmiş oluyor. 00:04:10.829 --> 00:04:23.654 Namaz kılmak da zikirdir. Namazın da bir adı o bakımdan "zikir" diye geçiyor. 00:04:23.935 --> 00:04:28.509 Ve le-zikru'l-lâhi ekber âyet-i kerîmesinde kast edilen namazdır. 00:04:29.493 --> 00:04:32.831 Çünkü namazda hem söz olarak sübhânallah, 00:04:32.831 --> 00:04:36.601 Allahu Ekber, lâ ilâhe illallah sözleri geçiyor hem Kur'an geçiyor. 00:04:36.757 --> 00:04:48.172 Çeşit çeşit zikirler var; sakal-ı şerîfin çeşitli şeylere, örtülere sarıldığı gibi, 00:04:48.281 --> 00:04:57.759 zikir içinde zikir, zikir içinde zikir var. Ulûm-u dîniyye zikirdir. 00:04:57.985 --> 00:05:04.411 İnsanın dinini öğrenmek, öğretmek için konuşulan bütün sözle rzikirdir. 00:05:04.411 --> 00:05:17.800 İsterse içinde Allah sözü, resûlullah sözü geçmesin. Mesela miras hukuku; 00:05:20.777 --> 00:05:24.949 "Vefat ettiği zaman kızı annesinden ne kadar miras alacak, 00:05:25.590 --> 00:05:29.765 oğlan ne kadar miras alacak, koca ne kadar miras alacak?" 00:05:29.882 --> 00:05:38.176 Bu bir hesap meselesi bir de maddiyat meselesi; paranın, malın, emlâkin bölünmesi meselesi, 00:05:38.222 --> 00:05:43.936 onun öğretilmesi, ona ferâiz, ilm-i ferâiz deniliyor; o da zikirdir. 00:05:44.210 --> 00:05:52.916 İçinde isterse o esnada lâ ilâhe illallah, Allah veya Resûlullah sözü geçmesin. 00:05:53.143 --> 00:06:00.142 O fıkrada paragrafta geçmese bile o sözcükler yine zikirdir. 00:06:00.245 --> 00:06:06.200 Çünkü sonuç itibariyle Allahu Teâlâ hazretlerinin emirleri öğreniliyor. 00:06:06.661 --> 00:06:11.832 "Buyruğu neymiş, yasakları neymiş?" O öğreniliyor. 00:06:11.848 --> 00:06:14.835 Dinî ilimlerin hepsi; onlarla meşgul olmak zikirdir. 00:06:14.835 --> 00:06:28.119 Bir insan hocasıyla otursa öğlene kadar okusa ferâiz ilmini okusa o kadar vaktini zikirle geçirmiş olur. 00:06:28.228 --> 00:06:31.104 Binaenaleyh ilim öğrenmeye de çok dikkat edin. 00:06:31.190 --> 00:06:34.968 Hele gençken insanın öğrendiği bilgiler, hatırında çok iyi kalıyor. 00:06:35.450 --> 00:06:44.644 Çocukların gençlik çağı geçmeden, onlara ilim öğretin. Ne kadar çok öğretirseniz o kadar iyi olur. 00:06:44.776 --> 00:06:48.136 Ne kadar tatlı bir şekilde meşgul ederseniz 00:06:48.136 --> 00:06:56.649 -tatlı bir şekilde diyorum yani tatsız değil kabak tadı vermesin- 00:06:56.649 --> 00:07:04.610 tatlı bir şekilde sevdirerek demek istiyorum. İlimle uğraşmak zikirdir. 00:07:04.201 --> 00:07:13.504 Bir de zikir konusunda benim size ikaz olarak söyleyeceğim, işin en mühim tarafı; 00:07:13.652 --> 00:07:22.890 "Bir insan eğer Allah'a itaat ediyorsa, mutî ise Allah'ın istediği, 00:07:22.890 --> 00:07:30.224 emrettiği tarza o anda işlerini yapıyorsa Allah'ı zikrediyor." demektir. 00:07:30.224 --> 00:07:37.703 Çünkü o anda Allah'ın rızası doğrultusunda, o halde bulunuyor. "Allah'ı zikrediyor." demektir. 00:07:38.211 --> 00:07:45.694 Eğer tesbih çekmesi, dilinden o sözlerin geçmesi az bile olsa 00:07:45.788 --> 00:07:51.118 öteki zikirlerin geçmesi az bile olsa Allah'ı zikrediyor demektir; bir. 00:07:51.469 --> 00:07:57.454 Eğer o anda Allah'a isyan yolundaysa rızasına aykırı işler yapmakla meşgulse 00:07:58.617 --> 00:08:01.433 diyelim ki kahvehânede birileri kumar oynuyor. 00:08:01.433 --> 00:08:05.641 O da sandalyeyi çekmiş, kumar oynayanların ellerine bakıyor, seyrediyor. 00:08:05.912 --> 00:08:10.359 Bu ne? Günaha batıyor, günahla meşgul. 00:08:10.542 --> 00:08:15.614 İsterse o esnada elinde tesbih, dilinde Allah'ın zikri olsa bile 00:08:15.677 --> 00:08:19.706 "O anda günah yolunda geçiriyorsa ve Allah'ı zikretmiyor." demektir. 00:08:19.706 --> 00:08:26.970 Binaenaleyh zikir, Allah'a itaat şartıyladır; onu da hiç unutmayalım. 00:08:26.970 --> 00:08:31.658 Televizyon seyrediyor, günahlı bir halde günahlı bir yolda; "O zaman zikretmiyor." demektir. 00:08:31.743 --> 00:08:35.885 Artık misalleri siz zihninizden bulun. 00:08:36.880 --> 00:08:42.777 "O anda yaptığı iş günahlıysa elinde tesbih, dilinde kıpırtı olsa bile zikretmiyor." demektir. 00:08:42.918 --> 00:08:47.504 Çünkü o andaki hâli Allah'ın rızasına uygun değil. 00:08:48.637 --> 00:08:56.618 Burada iki seferdir aşr-ı şerîflerde zikir konusunun gelmesi çok mânidardır. 00:08:57.998 --> 00:09:06.123 "Vaktimizi zikirle geçirelim, boş geçirmeyelim." diye hepimiz için bir mânevî işarettir. 00:09:06.123 --> 00:09:09.220 Çünkü burada yapılan ibadetlerin sevabı çoktur. 00:09:09.289 --> 00:09:13.808 İnsanın vaktini boşuna geçirmemesi zaten her yerde vazifesi. 00:09:13.808 --> 00:09:20.801 Ama özellikle burada az bir zaman bulunacaksınız, misafirsiniz, gideceksiniz. 00:09:21.120 --> 00:09:30.846 Burada vaktin güzel geçmesi, zayi edilmemesi, nefeslerin harcanmaması daha önemli oluyor. 00:09:30.901 --> 00:09:38.383 Onun için burada zikre daha çok dikkat etmeye ihtiyaç var. 00:09:40.146 --> 00:09:48.477 Vakitlerinizi Allah'ın zikriyle meşgul olarak geçirmeye gayret edin. 00:09:48.524 --> 00:10:00.417 Biliyorsunuz ibadetlerin umumi kaide olarak zahmeti çok oldukça sevabı çoğalır. 00:10:00.917 --> 00:10:09.135 Ahmezühâ "en zahmetlisi" ibadetlerin en çok sevap kazandıranı en zahmetlisidir. 00:10:09.135 --> 00:10:20.358 Kural budur ama belki zikrullahı bu kuralın dışında görebiliriz. Zikrullahın istisnaî bir meziyeti var. 00:10:20.467 --> 00:10:28.205 Zikrullah en kolay ibadet olduğu halde en sevaplıdır. Hadîs-i şerîflerde Peygamber Efendimiz buyuruyor: 00:10:28.408 --> 00:10:35.475 "En sevaplı meşguliyet zikrullahtır." Halbuki çok kolaydır. 00:10:35.999 --> 00:10:43.734 O kadar kolaydır ki hasta insan bile yapabilir, felçli insan bile yapabilir. 00:10:43.734 --> 00:10:48.662 Dudağı bile kıpırdayamıyor ama şuuru yerindeyse içinden "Allah" der. 00:10:48.856 --> 00:10:55.454 Adamcağız parmağını kıpırdatamıyor; o kadar dermansız, halsiz ama zikrullah yapabiliyor. 00:10:55.454 --> 00:10:59.110 O kadar kolaydır, o kadar hafiftir. 00:10:59.219 --> 00:11:07.165 Sonra Cenâb-ı Hak kendi ismini, ism-i hâsı olan lafza-i celâli 00:11:07.266 --> 00:11:15.118 öyle kolay telaffuz edilen harflerden terkip buyurmuştur ki öyle yaratmıştır ki 00:11:15.275 --> 00:11:33.220 "Allah" söylenişi çok rahat olan bir kelimedir. İnsan onu diyemese "hu" der. "Hu" nefesi bile zikirdir. 00:11:33.220 --> 00:11:40.276 "Hu" da O demek, "huvallah" yani "Allah düşünüldüğü zaman nefesi dahi zikir demek." oluyor. 00:11:40.651 --> 00:11:48.100 Nefes almak hayat alametidir. Bir nefes alımı kadar kolay ibadettir. 00:11:49.119 --> 00:11:53.679 Sevabı bütün diğer ibadetlerin hepsinden daha fazladır 00:11:53.679 --> 00:12:01.498 ve bütün diğer ibadetler zikrullahla yapılırsa zikrullahla birlikte olursa sevabı çok olur. 00:12:01.772 --> 00:12:10.737 Zikrullahsız olursa sevabı olmaz. Zikri çok yaparsa cihadı en sevaplı cihat olur. 00:12:10.814 --> 00:12:16.165 Zikri çok yaparsa, orucu en sevaplı oruç olur gibi. 00:12:16.453 --> 00:12:22.116 Zikrullah hem kendisi ibadetlerin en sevaplısıdır 00:12:22.116 --> 00:12:31.179 hem de bütün ibadetleri en sevaplı hâle getiren mübarek bir iştir. Çok da kolaydır. 00:12:31.249 --> 00:12:40.619 Bir de rütbesi çok yüksektir. Zikrullahın şerefi iki bakımdan çok yüksektir: 00:12:41.174 --> 00:12:45.545 Bir; sen Allah'ı zikrederken Allah da seni zikreder. 00:12:45.677 --> 00:12:53.308 Bu âyet-i kerîme fe'zkürûni madem ben size peygamber gönderdim, bu kadar nimetler ihsan ettim; 00:12:53.308 --> 00:12:57.216 o halde "Siz beni zikredin." Ezkürküm "Ben de sizi zikrederim." 00:12:57.357 --> 00:13:01.628 Allah kendisini zikredeni zikrediyor. Bu çok büyük bir rütbedir. 00:13:01.690 --> 00:13:08.234 Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e Cebrail aleyhisselam gelmişti. 00:13:09.890 --> 00:13:15.820 Peygamber Efendimiz'in yanında Ebû Bekir es-Sıddîk radıyallahu anh Efendimiz de vardı. 00:13:15.223 --> 00:13:22.135 Peygamber Efendimiz ona buyurdu ki; "Yâ Ebû Bekir! Bana şimdi Cebrail geldi." Tabi o görmüyor. 00:13:22.213 --> 00:13:32.583 "Cebrail geldi, sana Allah'ın selamını getirdi." deyince, 00:13:32.817 --> 00:13:36.460 Ebû Bekir es-Sıddîk ağlamaya başladı; "Dayanılır şey değil." dedi. 00:13:36.460 --> 00:13:42.577 Cenâb-ı Hak'tan Cebrail vasıtasıyla, Cebrail'den Peygamber Efendimiz vasıtasıyla 00:13:42.577 --> 00:13:48.520 bir insana selam gelmesi ne devlet, ne saadet, ne nimet, ne şereftir! 00:13:48.205 --> 00:13:59.191 Bir insan Allah'ı zikrederse sizin bizim gibi kimi âciz nâçiz kullar bile Allah'ı zikrederse ne oluyor? 00:13:59.542 --> 00:14:05.554 Fe'zkürûnî ezkürküm. "Siz beni zikredin ben de o zaman sizi zikrederim." 00:14:05.874 --> 00:14:13.359 Allah kulunu zikrediyor; "Ey kulum! Sen beni zikir mi ediyorsun?" diye o da kuluna "Kulum!" diyor. 00:14:13.469 --> 00:14:18.972 Allah'ın kulunu zikretmesi "devlete, nimete ermek" demek. Bu bakımdan şereflidir. 00:14:19.214 --> 00:14:28.767 Benim hatırladığım ikinci şerefi ene celîsü men zekerenî buyurulmuştur: 00:14:29.100 --> 00:14:34.631 "Allah zikredenle beraberdir, zikredenin yanındadır, 00:14:34.748 --> 00:14:41.627 zikredenin sohbetdaşıdır, meclis arkadaşıdır, dostudur, yanındadır." 00:14:41.978 --> 00:14:48.867 O zaman o da tadına doyum olmaz bir müjde oluyor. 00:14:48.867 --> 00:14:53.200 Çok büyük bir nimet oluyor. Onun için zamanınızı boş geçirmeyin. 00:14:54.425 --> 00:15:00.329 Zikrullahtan diliniz fariğ olmasın, boş kalmasın, gafil olmayın. 00:15:00.438 --> 00:15:06.423 Dilinizle ve gönlünüzle Allah'a itaat yolunda olun; yanlış işler yapıyorken değil. 00:15:07.707 --> 00:15:12.883 Bir adamı anlattılar, ismini ben biliyorum da söylemiyorum, öldü. 00:15:13.690 --> 00:15:24.988 Revak Gazinosu'nda, deniz kenarında, safalı yerde içki içiyorlarmış, aynı masada bulunan bir şahıs var, 00:15:25.147 --> 00:15:29.307 -o da bana yakınlık gösteriyor- ben fakültede talebeyken o anlattı. 00:15:29.361 --> 00:15:36.544 Ötekisi meşhur yazar çizer takımından alim diye tanınan bir kimse. İçki içiyorlarmış. 00:15:37.292 --> 00:15:45.224 "Masada kafayı bulunca fırladı, ayağa kalktı, 'Yâ Ali!' diye feryadı bastı." diyor. 00:15:45.310 --> 00:15:55.452 Be adam! İçki masasında yaptığın iş yamuk iken senin öyle "Yâ Ali, yâ Veli!" demenin bir faydası yok. 00:15:56.380 --> 00:16:02.872 Nesi olur?Zararı olur. Hatta Cenâb-ı Hak o zaman cezalandırır. 00:16:03.440 --> 00:16:09.964 Günah yolunda olmadan Cenab-ı Hakk'ı güzelce zikredelim. Gafletle vakit geçirmemeye çalışalım. 00:16:10.570 --> 00:16:16.209 Hepimize nasihat; başta kendi zâtım olmak üzere nâçiz şahsım olmak üzere. 00:16:16.209 --> 00:16:19.618 Çünkü görüyorsunuz Allahu Teâlâ hazretleri emrediyor. 00:16:19.762 --> 00:16:26.400 "Bilgimize yeni bilgi katılsın." diye gelelim yeni bir hadîs-i şerîfe. 00:16:26.216 --> 00:16:35.192 Bu cemaat buraya niye toplanmış?Hadîs-i şerîf okuyoruz, bilgimizi artırıyoruz. 00:16:35.246 --> 00:16:41.423 "Dinden bir bahis öğrenmek, dünyadan ve dünyanın içindeki her şeyden daha kıymetlidir." 00:16:41.423 --> 00:16:46.190 Okuduğumuz hadîs-i şerîf Âişe anamızdan, Âişe-i Sıddıka validemizden. 00:16:46.190 --> 00:16:54.471 Peygamber Efendimiz'in zevcesi, Ebû Bekir es-Sıddîk Efendimiz'in mübarek kızı Âişe anamız; 00:16:54.635 --> 00:17:00.842 alim, fakîh, bilgin, tabip. Doktorluğu da var. 00:17:00.842 --> 00:17:11.181 Hanım doktorlar bilsinler ki Âişe anamızın doktorluğu da var. Hatta sahabeden birisi diyor ki; 00:17:11.181 --> 00:17:12.520 "Anacığım! 00:17:11.815 --> 00:17:14.415 Ben senin fıkıh bilgini garipsemiyorum, 00:17:15.100 --> 00:17:21.640 tefsir bilgini garipsemiyorum, ferâiz bilgini garipsemiyorum. 00:17:21.724 --> 00:17:28.464 Tabi Resûlullah'ın yanındasın, zevcesisin, elbette bunları bileceksin, bunlara hayret etmiyorum. 00:17:28.464 --> 00:17:34.297 Ama sen bu tıp bilgilerini nereden buldun? Nereden öğrendin?" diye sormuş. 00:17:34.368 --> 00:17:43.283 Demek ki meraklı, tabiatinde ilim tabiati var, toplamış; çok güzel bilgilerle faydalı oluyormuş. 00:17:44.165 --> 00:17:50.167 O rivayet ediyor. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuş: 00:17:50.370 --> 00:17:59.530 İzâ enfekati'l-mer'etü min taâmin beytehâ ğayra mufsidetin kâne lehâ ecrühâ bimâ enfekat 00:17:59.530 --> 00:18:05.162 ve li-zevcihâ ecrühû bi-mektesebe ve li'l-hâzini mislü zâlike 00:18:05.162 --> 00:18:08.878 ve lâ yenkusu ba'dühüm min ecri ba'din şey'â. 00:18:09.810 --> 00:18:16.636 Burada dinleyicilerimin bir kısmı hanım hatunlar, muhterem hanımlar, 00:18:16.746 --> 00:18:24.818 bir kısmı da beyler, mübârek kardeşlerimiz; şimdi iki tarafa da yarayan bir hadîs-i şerîf çıktı. 00:18:24.942 --> 00:18:32.271 Çekişmeye lüzum yok, kıskanmaya lüzum yok. Herkesin memnun olacağı bir hadîs-i şerîf çıktı. 00:18:32.380 --> 00:18:50.139 İzâ enfekati'l-mer'etü min taâmi beytehâ. "Hatun, evin yiyeceğinden fukaraya infak ederse." 00:18:50.498 --> 00:18:57.416 Mesela karşıdaki yoksul, dul kulübede yaşayan kadıncağıza bir tabak gönderdi. 00:18:57.471 --> 00:19:07.858 Yahut surların gediğini tenekelerle kapatmış yaşayan zavallı fukaracığa. Ama beyine sormadı. 00:19:08.202 --> 00:19:17.423 Hazırladığı yemekten bir tabak o ihtiyar kadıncağıza götürdü. 00:19:17.544 --> 00:19:28.265 "Kadın evinin yiyeceğinden infak ederse sadaka, hayır verirse." 00:19:28.374 --> 00:19:41.328 Min gayri müfsidetin. "İşi berbat etmeden, hepsini verip de evdekileri sıkıntıya sokmadan, 00:19:41.515 --> 00:19:54.110 fesat, fitnelik sıkıntı hâsıl olmayacak şekilde verirse." Kâne lehû ecrehâ kâne lehâ ecrühâ. 00:19:54.198 --> 00:20:04.567 "Bu verdiği tabak" diyelim. Burada "yemek" diyor ama kıyas yoluyla, yemek olmasa da giyecek olsa, 00:20:04.679 --> 00:20:11.612 giyecek olmasa da para olsa yine aynı kapıya gelir, Allahu a'lem. 00:20:11.636 --> 00:20:13.636 Çünkü parayla da bunlar alınabilir. 00:20:13.706 --> 00:20:23.196 "Bu sadakayı verdi." diye bu kadına sevabı yazılır. 00:20:23.309 --> 00:20:31.790 Allah ne kadar sevap ihsan edecekse bu kadına sevabı verir. 00:20:31.157 --> 00:20:43.417 Sadaka vermeyi aklından geçirdi, düşündü, götürdü verdi; kendi şuuruyla, düşüncesiyle buldu. 00:20:43.417 --> 00:20:46.284 "İnisiyatif" diyorsunuz ya ben yabancı kelimeleri hiç kullanmak istemiyorum 00:20:46.345 --> 00:20:51.268 ama siz iyi anlayın, tercümesi olsun diye onları da söylüyorum. 00:20:51.316 --> 00:20:57.262 Siz de kullanmayın. Yabancı kelimeleri kullanmak bile bir mağlubiyettir. Hiçbir şey kullanmayacağız. 00:20:57.287 --> 00:21:01.210 Hep kendi kelimelerimizi kullanacağız, kendi kelimelerimizi öğreneceğiz. 00:21:01.210 --> 00:21:06.874 Bizi anlamak isteyen de bizim kelimelerimizi öğrensin. O vesileyle belki İslâm'ı da öğrenmiş olur. 00:21:06.320 --> 00:21:11.520 O hayrı düşünüp yaptığından dolayı kadın sevabını alır. 00:21:11.187 --> 00:21:20.622 Ve le zevcihâ ecrühû. "Eşine de kocasına da bu verilen sadakanın sevabı yine yazılır." 00:21:20.749 --> 00:21:30.387 "Ama haberi yok." Olsun, yine yazılır. Adam dükkânda, kadın hayır yaptı; adama sevap yazılır. 00:21:31.615 --> 00:21:38.969 Ama adamı kızdıracak miktarda değil; eve gelince patırtı kopmayacak tarzda, mâkul ölçülerde. 00:21:38.967 --> 00:21:41.100 Adama da sevap yazılır. 00:21:41.314 --> 00:21:48.601 Bi-mektesebe. "'O parayı o kazandı, o yiyeceği o kazandı.' diye adama da sevap yazılır." 00:21:48.665 --> 00:21:53.638 İki. Bitti mi? Bitmedi, dahası var. 00:21:53.639 --> 00:21:58.272 Ve li'l-hâzini mislü zâlik. "Vekilharca da sevabı gelir." 00:21:58.273 --> 00:22:06.587 "Evde kahya veya hizmetçi kadın varsa sevabı ona da gider." 00:22:06.837 --> 00:22:10.567 Ve lâ yenkusu ba'duhüm min ecri ba'dın şey'a. 00:22:10.724 --> 00:22:16.877 "Birisine verilen sevap, ötekisinin sevabından bir şey eksiltmemek şartıyla." 00:22:17.610 --> 00:22:23.694 Cenâb-ı Hak ortaya bir sevap koyup da bunun yarısını adama, 00:22:23.701 --> 00:22:36.103 üçte birisini hanıma, üçte birini bekçiye vermiyor. Hepsine sevabı tam veriyor. 00:22:36.362 --> 00:22:42.375 Üç defa verilmiş gibi oluyor. "Kadın vermiş." gibi sevap alıyor, "adam vermiş" gibi sevap alıyor, 00:22:42.375 --> 00:22:49.917 "vekilharç, hizmetçi, bekçi, dadı neyse o vermiş" gibi sevap alıyor." 00:22:50.116 --> 00:22:56.300 Şimdi öyle evliler kalmadı Şimdiki evliler, kaynanaya bile dayanamıyor. Herkes müstakil evde duracak. 00:22:57.985 --> 00:23:06.265 Eskiden konak varmış. Konakları gördük de içindeki yaşayışlara eremedik. Konak varmış. 00:23:06.349 --> 00:23:10.905 Biz de konaklarda bulunduk. İftarlar verilirdi. 00:23:10.905 --> 00:23:18.474 Yemeklerini yedik biliyoruz ama Erenköy'de filan konağın içinde evin beyi varmış 00:23:18.609 --> 00:23:27.484 artık paşa mıydı yüksek bir devletli miydi kim idiyse. Onun hanımı varmış. 00:23:27.568 --> 00:23:35.892 Adamın kız kardeşi, hala varmış. Kadının kız kardeşi, teyze varmış; yaşlı, dul, muhtaç. 00:23:36.829 --> 00:23:41.860 Ondan sonra köyden gelen çocuğa bakan "mürebbiye dadı" varmış. 00:23:41.764 --> 00:23:47.616 Konak bir âlem imiş. Şimdiki evler gibi değilmiş. 00:23:47.744 --> 00:23:58.148 Şimdi kıza gidiyorlar, talip oluyorlar. "Allah'ın emriyle kızınızı oğlumuza istiyoruz." 00:23:58.354 --> 00:24:04.296 "Oğlanın maaşı ne kadar? Beraber mi oturacak ayrı mı oturacak? 00:24:04.672 --> 00:24:08.202 Ayrı otursunlar. Ayrı otururlarsa veririz." 00:24:08.309 --> 00:24:17.463 Eskiden böyle değilmiş. Hazin, kâhya varmış; o da sevap alırmış. Şimdi evler küçüldü. 00:24:19.436 --> 00:24:22.610 İkinci hadîs-i şerîf. Üç tane okumak niyetindeyim, 00:24:22.610 --> 00:24:32.388 tahammülünüzü çatlatmazsam, sınırı aşmazsam. Bu işi ölçenler kenardan ölçsün, kırmızı işareti yaksın. 00:24:32.388 --> 00:24:42.246 Ve an Ebi'l-Yeser. Yeser diye harekelemiş, radıyallahu anh. Hareke olmasaydı ben yüsur okurdum. 00:24:42.338 --> 00:24:47.182 Ve an Ebi'l-Yeser. Arapça'daki isimler kıyas da kabul etmez. 00:24:47.316 --> 00:24:55.137 Hiç öyle "Benim dilbilgim şöyledir." demeye gelmez. Çocuğun ismi büyükler ne koyduysa öyledir. 00:24:55.265 --> 00:25:02.839 Duyulduğu gibidir. Ebû Yaser yazmış, Ebu'l-Yaseru'bnü Amr el-Ensârî imiş. 00:25:02.903 --> 00:25:07.797 Akabe bey'atinden huravi Bedir harbine de katılmış, 00:25:07.797 --> 00:25:14.853 Bedr-i mübarek ki Aşere-i Mübeşşere'den sonra sahabenin en yüksek tabakası Bedir'e katılanlardır. 00:25:16.223 --> 00:25:19.883 Ve bu Bedir harbinde ne yapmış? 00:25:19.809 --> 00:25:26.124 Hz. Abbas'ı esir almış, Peygamber Efendimiz'in amcası karşı taraftaydı, 00:25:26.124 --> 00:25:29.404 mecburen öyle olmuştu; onu esir almış. 00:25:29.659 --> 00:25:41.646 Esir alan, o esirin üzerinde hak sahibi. Sonra Peygamber Efendimiz zaten onu yaptırdı. 00:25:41.725 --> 00:25:48.189 Çünkü Hz. Abbas'ın eskiden beri Peygamberimiz'e yardımı, muhabbeti, imanı vardı da 00:25:48.260 --> 00:25:55.364 mecburen orada kaldığı için Mekke'de kaldığı için cesaret edememişti; onu esirlikten kurtardı. 00:25:55.364 --> 00:25:59.603 Hz. Abbas'ı esir alan, Abbas'ta s harfi var, 00:25:59.603 --> 00:26:05.292 Ebu'l-Yeser'de de s harfi var, b harfi var; oradan hatırınızda kalabilir. 00:26:05.363 --> 00:26:10.165 Bir şeyin hatırda kalması için başka şeylerle düşünürseniz 00:26:10.421 --> 00:26:15.832 birkaç yönden düşünüp bağlantı kurarsanız, o zaman hatırda kalması kolay olur. 00:26:16.880 --> 00:26:21.970 Hafızanın kuvvetlendirilmesinin kurallarından birisi budur. 00:26:21.281 --> 00:26:26.969 Doktorlar daha iyi bilir; ben biraz kusurlu söylediysem kusuruma bakmasınlar. 00:26:27.225 --> 00:26:33.566 55 yılında Medine'de vefat etmiş, hicretten 55 yıl sonra, demek ki Baki kabristanında. 00:26:33.686 --> 00:26:40.359 Kâle. Bunu râvî diyor. Râvînin sözü. "Şu gözlerimle gördüm." demiş. 00:26:40.359 --> 00:26:43.543 Bu, sözü kuvvetlendirmek için bir unsur. 00:26:43.543 --> 00:26:50.256 İki parmağıyla iki gözü işaret ederek; "Şu gözlerimle gördüm." demiş. O da unutulmaz. 00:26:50.383 --> 00:26:53.616 Onu gören bir daha bu manzarayı, bu hadisi unutmaz. 00:26:53.829 --> 00:27:02.642 Bu da bir görsel eğitime giriyor. "Görsel" kelimesinin kusuruna bakmayın, biraz uydurukçadır. 00:27:05.299 --> 00:27:12.566 "İki gözümle gördüm." demiş, parmaklarıyla işaret etmiş. "Şu iki gözüm gördü." demiş. 00:27:12.772 --> 00:27:17.923 Râvînin söylediği şekilde terceme edelim. "Şu iki kulağımla duydum." demiş. 00:27:18.700 --> 00:27:24.749 Şu iki gözüm gördü, şu iki kulağım işitti ki 00:27:24.884 --> 00:27:28.115 –şimdi hadîs-i şerîfi söyleyecek- bu hadisi artık unutmazsınız, 00:27:28.115 --> 00:27:35.562 Medine hatırası olarak size yeter inşaallah. Bakalım ne demiş? "Ve şu kalbim de onu idrak etti." 00:27:35.932 --> 00:27:40.248 "Şu iki gözüm gördü, şu iki kulağım duydu, şu gönlüm, 00:27:40.248 --> 00:27:44.654 kalbim de meseleyi kavradı." demiş, kalbine de parmağıyla işaret etmiş. 00:27:45.200 --> 00:27:54.284 Ve eşâre ilâ niyyâti kalbihî. "Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kalbi tarafına işaret etmiş." 00:27:54.426 --> 00:28:00.106 "Şu gözlerim Resûlullah'ı gördü, şu kulaklarım işitti, 00:28:00.163 --> 00:28:06.910 şu kalbim Resûlullah'ın sözlerini muhafaza etti, idrak etti, kavradı ki." 00:28:06.524 --> 00:28:10.423 Yekûlu Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem. "Şöyle diyordu:" 00:28:10.565 --> 00:28:17.349 Sahih bir hadîs-i şerîf. Hani bazıları sorarlar, bizim radikaller hemen sorarlar. 00:28:17.349 --> 00:28:22.648 Aman, dikkat edin, hadisi öyle öğrenin: Okuduğunuz hadis sahih mi? "Sahih, buyurun." 00:28:23.880 --> 00:28:26.637 İşte sayfası, isterseniz fotoğrafını çekin. 00:28:26.291 --> 00:28:30.566 Eskiler böyle öğrenmişler; onun için ilim sapasağlam gelmiş. 00:28:30.879 --> 00:28:33.993 Arapça bilenler terceme etsin. Anladınız mı, anlamadınız mı? 00:28:34.720 --> 00:28:42.294 İmam Hatip'te okuyanlar! Arapça'nızı yoklayın. Enzara, nazara kökünden if'al bâbında. Ne demek? 00:28:42.493 --> 00:28:47.123 Aslında nazar, "görmek" demek ama anzara burada "mühlet vermek" demek. 00:28:47.280 --> 00:28:54.291 Mâna biraz başka tarafa kayıyor. Mu'sir ne demek? Mim ayın sin re. 00:28:54.291 --> 00:29:06.407 "Kim bir mü'sire mühlet verirse." Va'sir. İnne maa'l-usri yüsrâ. O ne demekti? 00:29:07.159 --> 00:29:12.810 "Zorluğun yanında kolaylık var." demektir. Mu'sir. "Borcunu ödemekte zorlanan insan." 00:29:12.987 --> 00:29:21.866 Zorlanıyor, borçlu ödeyemiyor. Hâkimler, müfettişler bu kelime size lazım. 00:29:22.842 --> 00:29:27.297 Mugsiren. Adam zorlanıyor; borcunun vadesi geldi. 00:29:27.297 --> 00:29:32.918 Bu hafta falanca kimseye şu kadar para vermeye söz vermiş, veremiyor. 00:29:32.164 --> 00:29:35.906 "Ödemeyen, borcunu ödemekte zorlanan kimseye kim; 00:29:35.956 --> 00:29:39.556 'Hadi biraz daha vaktini uzattım.' derse mühlet verirse." 00:29:39.883 --> 00:29:46.467 Müsamaha gösteriyor, acıyor; "Hadi biraz daha derse." Bazısı ne diyor? 00:29:46.467 --> 00:29:52.984 "Yok, şu anda vermen lazım." diyor. "Sıkışığım." diyor. O da; 00:29:52.984 --> 00:29:56.440 "Yok, ben anlamam. Nereden bulursan bul." diyor. 00:29:56.440 --> 00:30:02.772 Tabi bazen bu gibi olaylar başınıza gelmiştir. Yalandan vermek istemiyor, bu da bastırıyor. 00:30:02.964 --> 00:30:10.475 Yalancı; kasasında para var, kasasında yoksa evde var. Vermek istemiyor; o ayrı. 00:30:10.610 --> 00:30:19.528 İyi niyetli ama ödeyemiyor; "Kim ona mühlet verirse." Ev vadaa lehû. Yahut ne demek? 00:30:19.784 --> 00:30:23.995 Vadaa, yadau. Dat ile koymak ile demek. 00:30:23.540 --> 00:30:28.677 "Borcu onun üzerinden alıp yere koyarsa affederse" demek. 00:30:28.793 --> 00:30:38.703 Ya mühlet verirse ya da borcunu affederse ama ödemek isteyen insan samimi; şimdiki gibilerden değil. 00:30:38.923 --> 00:30:48.871 fî zıllihî. "Allah o kolaylık gösteren alacaklıyı, gölgesinde gölgelendirir." 00:30:49.113 --> 00:30:53.285 "Gölgesinde gölgelendirir." ne demek? 00:30:53.527 --> 00:30:57.311 Buna benzer tabirler başka hadîs-i şerîflerde geçer; 00:30:57.460 --> 00:31:03.928 "Başka gölgenin olmadığı kıyamet gününde Allah onu gölgesinde gölgelendirir." diye geçer. 00:31:03.928 --> 00:31:11.289 Gölge olmayan gün neresi, ne zaman? Mahşer yeri, mahşer günü. Mahşer günü nasıl olacak? 00:31:11.403 --> 00:31:19.761 Bütün insanlar mahşer yerinde Arasat meydanında toplanacaklar ve gökyüzünde mâni, 00:31:19.761 --> 00:31:24.870 engel olmadan güneş tepelerine yaklaştırılacak; 00:31:24.428 --> 00:31:29.243 insanlar, müthiş bir güneşin sıcağın, hararetin altında kalacak. 00:31:29.449 --> 00:31:40.889 Gölge yok; hem de sarık yok, başlık yok, şemsiye yok, takke yok. Korkunç bir sıcaklık var. 00:31:40.995 --> 00:31:44.521 O kadar terleyecekler ki insanlar o günde –bunlar hadîs-i şerîften değil, 00:31:44.521 --> 00:31:46.371 ben açıklamak için söylüyorum- 00:31:46.499 --> 00:31:53.602 o kadar terleyecekler ki terin ıslaklığı yere 70 arşın aşağıya işleyecek. 00:31:53.801 --> 00:31:59.260 O kadar terleyecekler ki adamın günahkârlığına, sorumluluğuna göre ter; 00:31:59.367 --> 00:32:08.200 kimisinin topukları kimisinin dizi kimisinin beli kimisinin göğsü hizasına kadar gelecek. 00:32:08.190 --> 00:32:15.102 Ter deryasında kalacak; kimisinin kulak memeleri hizasına kadar gelecek. 00:32:15.102 --> 00:32:21.128 Demek ki biraz daha yükselse ağzından girecek, o kadar ter olacak. Bu ter neden? 00:32:21.128 --> 00:32:26.780 Korkudan. Fezaü'l-ekber muazzam bir korku. 00:32:26.887 --> 00:32:30.799 "Acaba benim halim ne olacak?" diye insanlar büyük korku çekecekler. 00:32:31.942 --> 00:32:40.312 Mahkeme olmamış, daha bekleşiyorlar. İşte o günde birkaç tane gölge var. 00:32:40.312 --> 00:32:45.908 Bir; hayır yapan, sadaka veren kimsenin sadakası gelecek, üstüne gölge yapacak. 00:32:46.990 --> 00:32:52.997 Hayrât u hasenâtı o kişinin başına gölge yapacak. Ve böylece bazı insanlar; 00:32:52.997 --> 00:32:58.753 Tahte zılli sadakatih. "Sadakasının gölgesinde rahat, esen olacak." 00:32:59.440 --> 00:33:05.530 Ama daha bahtiyar, daha yüksek kimseler Arş-ı âlâ'nın gölgesinde gölgelenecekler. 00:33:06.130 --> 00:33:09.553 Allahu Teâlâ hazretleri; "Yedi sınıf insan"dan bahsediyor, 00:33:09.609 --> 00:33:12.979 "Arş-ı âlâ'nın gölgesinde gölgelenecek bahtiyarlar." 00:33:12.979 --> 00:33:18.186 Onların durdukları yer, mahşer yeri seviyesinde olmayacak, yukarıda olacaklar. 00:33:18.342 --> 00:33:24.366 Mahşer halkı onlara dünyadakilerin gökteki yıldızları seyrettiği gibi aşağıdan bakacaklar. 00:33:24.820 --> 00:33:32.383 Onlar Arş'ın gölgesinde. Bunlar kimler? Allah'ın lütfettiği o kimseler sizler olabilirsiniz. 00:33:32.532 --> 00:33:37.105 "Ben seni Allah için seviyorum, sen de öyle misin?" "Ben de seni Allah için seviyorum." 00:33:37.162 --> 00:33:42.968 "Menfaat var mı?" Yok. "Akrabalık var mı?" Yok. Birimiz Edirne'den, birimiz Kars'tan. 00:33:43.444 --> 00:33:48.334 "Şu var mı?" Yok. "Bu var mı?" Yok. Neden? "Biz müslümanız, din kardeşiyiz; ondan seviyorum." 00:33:48.888 --> 00:33:53.303 Allah için birbirini seven iki kişi el-mütehâbbîne fi'llâh, 00:33:53.303 --> 00:33:57.857 "Allah için muhabbet eden iki kimse, Arş'ın gölgesinde gölgelenecek." 00:33:57.857 --> 00:34:05.707 Siz olabilirsiniz. Çünkü muhabbeti bilse bilse ehl-i aşk bilir, muhabettullah ehli bilir. 00:34:06.651 --> 00:34:12.784 Siz olabilirsiniz. Sonra "Allah'ı çok zikredenler Arş'ın gölgesinde gölgelenecek." 00:34:13.189 --> 00:34:15.833 O kimselerden de olabilirsiniz. Neden olmasın? why not? 00:34:15.939 --> 00:34:22.862 Tesbihi, binlik tesbihi çıkarırsınız, karanlıkta şakır, şakır, şakır şöyle bir çekersiniz; 00:34:22.990 --> 00:34:29.857 "Allah Allah Allah!" gözlerden şıpır şıpır yaşlar, o zaman inci gibi dökülüyor. 00:34:30.560 --> 00:34:32.347 Böyle insanlar da Arş'ın gölgesinde gölgelenir, olabilir. 00:34:33.384 --> 00:34:48.634 Yedi sınıf insan. Onu sonra açıklayayım ama Allah'ın, gölgesinde gölgelendireceği kimseler. 00:34:48.840 --> 00:34:54.138 Tabi burada "Arş'ın" demiyor. Cenâb-ı Hak mahşer yerine fî zulelin mine'l-ğamâm, 00:34:54.138 --> 00:35:02.947 "Bulutlardan bir şeyle beraber tecelli edecek. Meleklerden bir bulut hâlesi ile." 00:35:03.530 --> 00:35:07.330 Mahşer halkının başları önde; başlarını kaldıramayacaktır. 00:35:07.239 --> 00:35:13.129 Öyle bir azamet, öyle bir manzara, peygamberler tir tir titreyecekler. 00:35:13.725 --> 00:35:17.593 Herkes kendi nefsinin telaşına düşecek; öyle bir gün. 00:35:17.727 --> 00:35:22.103 Annelik evlatlık kalmayacak, karılık kocalık kalmayacak, kardeşlik kalmayacak. 00:35:22.216 --> 00:35:26.317 el-Ehillâü yevme'd-dîn ba'duhüm li-ba'dın aduvvün. 00:35:26.977 --> 00:35:32.505 "Bu dünyadaki samimi dostlar, sırdaş, arkadaşlar orada birbirlerinin düşmanı olacaklar." 00:35:32.696 --> 00:35:38.331 İlle'l-müttekîn. "Sizler hariç muttakîler hariç. Muttakilerin dostlukları devam edecek." 00:35:38.878 --> 00:35:42.297 O da olabilir. Arş'ının gölgesi de olur, 00:35:42.731 --> 00:35:46.400 bilmediğimiz başka bir gölgeyi de kast etmiş olabilir Resûlullah Efendimiz. 00:35:46.400 --> 00:35:52.674 Tahte zılli arşî demiyor, tahte zıllihî "Cenab-ı Hakk'ın yarattığı bir gölgede" artık o neyse. 00:35:52.887 --> 00:36:02.603 Meleklerle tecelli ettiği o zaman mı, başka zaman mı Allahu a'lem. Bu hadis sahihtir. 00:36:02.603 --> 00:36:10.322 "Hocam! Şimdi bize öyle bir hadis okudun ki enflasyon denilen bir canavar var. 00:36:10.322 --> 00:36:18.263 Ağzını açtığı zaman etrafa alevler çıkıyor. Kuyruğu uzun, dinozorlar gibi. 00:36:18.263 --> 00:36:27.510 Sağa sola çarptığı zaman binaları yıkıyor, cildi var zırhlı, pençeleri var, tırnakları var. 00:36:27.667 --> 00:36:33.314 O enflasyon canavarı, paraları pulları yutuyor. Servetleri yok ediyor. 00:36:33.410 --> 00:36:36.997 Bu enflasyon canavarı varken, kim kime borç verir de 00:36:36.997 --> 00:36:41.593 kim kimin borcunun vadesini uzatır da kim kime bağışlar? 00:36:41.720 --> 00:36:47.582 Bu düzen değişip de İslâmî düzen gidip de başka düzen gelince buna karışmam. 00:36:47.681 --> 00:36:54.449 Bu hadîs-i şerîf İslâmî ülkeyi anlatıyor. İslâm iktisadını anlatıyor. 00:36:54.669 --> 00:37:00.456 Öyle yandan çarklı, yamuk şeyleri anlatmıyor. 00:37:00.690 --> 00:37:07.370 İslam'da faiz haram, şimdiki düzende faiz cari; 00:37:07.746 --> 00:37:13.225 faiz ne kadar yüksekse enflasyon canavarı o kadar büyük oluyor. 00:37:13.481 --> 00:37:15.697 Enflasyon canavarı, yere göğe sığmıyor. 00:37:15.875 --> 00:37:20.235 Sağa sola çarptığı zaman devletleri yıkıyor, hükümetleri yıkıyor. 00:37:20.469 --> 00:37:27.853 Falanca hükümet devriliyor, falanca hükümet batıyor. İslâm bırakılınca her yerden zarar gelir. 00:37:28.116 --> 00:37:33.540 İslâm'ın olmadığı yerde, her şeyden zarar gelir. 00:37:33.686 --> 00:37:41.290 Allahu Teâlâ hazretleri her işimizi İslâm'a göre yapmaya bizleri muvaffak eylesin. 00:37:41.290 --> 00:37:49.904 Her işimiz İslâm'a göre olsun. Allah'ın rızasına uygun olsun, Resûlullah'ın sünnetine uygun olsun. 00:37:50.259 --> 00:37:52.905 "Hocam! Her işimizle neyi kast ediyorsun?" 00:37:53.182 --> 00:37:59.882 Sakalı bile kast ediyorum; sakalı kazımak veya kazımamayı bile kast ediyorum. 00:38:00.294 --> 00:38:10.725 Pantolonu, çatal ayaklı pantolonu bile kastediyorum, yemek yemenin şeklini bile kastediyorum, 00:38:10.725 --> 00:38:15.139 evlenmeyi bile düğünü bile kast ediyorum. 00:38:15.658 --> 00:38:21.439 "Hocam! Düğün oldu mu düğün günü din iman bir tarafa konur, rafa kaldırılır. 00:38:21.439 --> 00:38:27.703 Düğün bittikten sonra yine raftan aşağı indirilir. Düğün günü onları arama." Neden? 00:38:27.916 --> 00:38:36.591 İşte bir sel, âfet, âdet-i kehanet gelmiş; ona göre düğün olur. Kadın erkek ayrılmaz. 00:38:37.116 --> 00:38:39.973 Tuvaletler hazırlanır kadınlar onu giyer. 00:38:41.740 --> 00:38:55.847 Erkekler grand tuvalet giyinirler; papyon, kravat, kuyruklu ceket, siyah kıyafet, saçlar, 00:38:55.847 --> 00:39:02.549 sakallar, kılıklar, kıyafetler ondan sonra çalgıcılar gelir. 00:39:02.975 --> 00:39:08.491 Veya zaten salonun orkestrası, ışıkları vardır. 00:39:08.825 --> 00:39:14.349 Adam eğilir, reverans yapar; "Bu dansı bana lütfeder misiniz?" der, 00:39:14.349 --> 00:39:16.840 ötekisi de "Peki, lütfederim, niye olmasın?" der. 00:39:17.100 --> 00:39:24.669 Dönerler, dönerler, yerler içerler ve bir yuva böyle kurulur. 00:39:24.932 --> 00:39:30.899 Temeli böyle çamurlu, çürük olan yuvanın âkibeti nasıl olur, varın kıyas eyleyin. 00:39:30.948 --> 00:39:33.476 Perşembe'nin gelişi Çarşamba'dan bellidir. 00:39:33.661 --> 00:39:37.790 Allahu Teâlâ hazretleri bizim her işimizi İslâm'a göre yapmaya muvaffak eylesin, 00:39:37.790 --> 00:39:40.400 Allah hepinizden razı olsun. el-Fâtiha.