WEBVTT 00:00:01.250 --> 00:00:04.375 ... Şemsî diye de geçer, o da çok büyük bir şeyh. 00:00:04.517 --> 00:00:11.220 Çok güzel şiirleri de var. Kabri Sivas'ta[dır]. Çok güzel ilmî eserleri de var: 00:00:11.375 --> 00:00:14.876 Menâkıb-ı Çihâr Yâr-i Güzîn'i yazmış. 00:00:14.959 --> 00:00:21.100 Sizden biriniz bana Gümüşhanevî Efendimiz'in Tarikatlarda Usül kitabını verirse bazı şeylere bakarız. 00:00:21.940 --> 00:00:26.320 Kimde varsa ben onu alabilir miyim? 00:00:26.649 --> 00:00:57.198 Mekteb ile medreseyi Ismarladık zahidlere Hay, hay hay… Hakka ibadet etmeye 00:00:57.198 --> 00:01:15.599 Yeter bize viraneler Hay, hay hay… Ey hali pek rana güzel, 00:01:16.720 --> 00:01:24.906 yağmaladın bil mülkünü Hay, hay hay… 00:01:25.778 --> 00:01:44.345 Seni seven aşıkların, Hâşâ senden usanalar Hay, hay hay… 00:01:44.618 --> 00:02:01.764 Seni seven aşıkların, Hâşâ senden usanalar Hay, hay hay… 00:02:02.570 --> 00:02:04.187 Başını sonunu unuttum. 00:02:04.709 --> 00:02:11.792 Bu da Halvetî şeyhlerinin büyüklerinden Şemseddîn-i Sivasî hazretleri[nin]. 00:02:15.250 --> 00:02:20.168 Nakşî şeyhlerinden bazılarının ilahileri var, çok. 00:02:20.959 --> 00:02:32.585 Bazıları ilahi kitaplarında da var, takip edilirse, bakılırsa çıkar. 00:02:32.626 --> 00:02:36.751 Dinleyici: Makamları çok ağır efendim. Hocaefendi: Ne dedin? 00:02:37.209 --> 00:02:40.168 Dinleyici: Ruhumuzun âşina olduğu makamlar değil efendim. 00:02:41.250 --> 00:02:45.625 Hocaefendi: Yani daha mı güzel? Dinleyici: Daha güzel de ama biz [makamları] çıkaramıyoruz. 00:02:46.959 --> 00:02:50.877 Hocaefendi: Ee her bilgi dalı çalışmak ister. 00:02:51.000 --> 00:02:55.792 Çalışmadan, meşk etmeden, uğraşmadan kaybeder insan. 00:02:56.501 --> 00:03:05.127 Hattat Hafız Osman Efendi her gün kâğıtların her tarafını doldururmuş, 00:03:05.709 --> 00:03:07.918 yaza yaza, yaza yaza meşk yaparmış. 00:03:08.292 --> 00:03:16.793 Bir gün bıraksa yazısının evsafı düşermiş. Bırakmaya gelmez. Her gün idman, her gün idman... 00:03:18.250 --> 00:03:19.667 Çalışmadan olmaz! 00:03:21.125 --> 00:03:23.792 Medine'de Hafız Hüseyin diye birisine 00:03:24.542 --> 00:03:30.209 bir ilahiyi çok güzel söylüyorsun dedim de, "Ben dedi, bu ilahiyi öğrenmek için bütün gecemi harcadım. 00:03:30.542 --> 00:03:38.460 Bunun için ne kadar uğraştım hocam bir bilseniz!" dedi. Yani çalışmak gerekiyor! 00:03:38.959 --> 00:03:48.100 Bir de insanın öğrendiği bilgiyi sağlam yerden alması yani üstattan, 00:03:49.000 --> 00:03:52.876 en doğru bilenden, en iyi bilenden alması çok önemli. 00:03:53.000 --> 00:04:02.751 Yarım yamalak oldu mu onlar bozuyorlar, insan bozuk şeyi, yanlış şeyi öğrenmiş oluyor. 00:04:03.250 --> 00:04:12.375 Talimi, eğitimi, iyi üstad arayıp bulup ondan almak, ondan öğrenmek lazım… 00:04:12.626 --> 00:04:24.293 Çok önemli! Üstad ne kadar iyi olursa talebe o kadar iyi yetişir. Üstadın iyiliği çook önemli! 00:04:26.584 --> 00:04:39.502 Bugün ben baktım, televizyonda hafızın birisi 15. cüzü okuyordu. 00:04:40.584 --> 00:04:48.543 Böyle gayri ihtiyarı sallanıyor… Okuyor, güzel de okuyor ama sallanıyor. 00:04:48.959 --> 00:04:51.626 Rahmetli Ali Haydar Hafız aklıma geldi. 00:04:52.501 --> 00:04:59.876 Ali Haydar Hafız böyle oturdu mu heykel gibi, kale gibi, 00:05:00.250 --> 00:05:06.500 çok sağlam dururdu ve çok ciddi okurdu. 00:05:07.334 --> 00:05:12.376 Öyle baş sallamak, vav vav vav... nağmeler yapmak, 00:05:13.420 --> 00:05:17.334 buna benzer şeyler yapmak [mümkün mü?] Kızıverirdi ona! [Müezzin ihlas sûresini okurken,] 00:05:19.709 --> 00:05:25.840 "Ve lem yeküllehüüüüü küfüven ehad." [diyerek] 'Hû'yu uzattı diye caminin içinde müezzine, 00:05:25.125 --> 00:05:31.208 "Şimdi sana bir tane vurursam!" dedi. Şaşırdım! Ne kadar ciddi şey yapıyor. 00:05:32.167 --> 00:05:37.334 Ve lem yeküllehû küfüven ehad diyecek, tabii bir elif miktarı uzatacak 00:05:37.334 --> 00:05:40.960 o dört elif miktarı uzattı, uzatacak bir sebep yok. 00:05:42.876 --> 00:05:45.377 Orada uzun med yapmaya lüzum yok. 00:05:45.709 --> 00:05:51.335 "Bir tane patlatırsam görürsün!" dedi, şaşırdım kaldım. 00:05:51.918 --> 00:06:00.877 Çok ciddi… Böyle oturdu mu, Kur'ân-ı Kerîm'e saygısını göstermek için hiç kıpırdamadan okurdu. 00:06:01.709 --> 00:06:09.501 Çok önemli tabii, çok önemli... Çok [iyi] üstad [idi.] 00:06:10.000 --> 00:06:14.417 Hatırlıyorum, yaşlı başlı adam önünden diz çöktü. Hem de hafız hem de güzel okuyan… 00:06:14.417 --> 00:06:22.542 Hocamız'ın, "Giy bakalım cübbeyi, al bakalım sarığı başına!" diye mihraba gönderdiği bir hafız; 00:06:22.751 --> 00:06:26.377 "Hocam çok zaman geçti aradan, bir daha bir tazeleyelim dersleri." diye 00:06:26.375 --> 00:06:28.834 önünde diz çöküp ondan ders aldığını hatırlıyorum. 00:06:30.626 --> 00:06:40.626 Çok güzel telaffuz ederdi. Harflerin telafuzu, çıkışı çok güzeldi. 00:06:43.209 --> 00:06:46.334 Allah rahmet eylesin. Nur içinde yatsınlar. 00:06:46.918 --> 00:06:52.252 Çok ciddi insanlardı. Yani sallanmayı bile doğru görmüyordu. 00:06:52.250 --> 00:06:52.792 Ciddiyet… 00:06:53.830 --> 00:07:00.750 Bizim Hocamız rahmetullahi aleyh'in sedirinde, şöyle odanın kapısı burası, 00:07:01.250 --> 00:07:04.500 şu köşede otururdu, sedir böyle gelirdi. 00:07:05.459 --> 00:07:12.430 Orada yukarıda şu masa büyüklüğünde büyük bir levha vardı. 00:07:13.830 --> 00:07:20.250 Orada, "Edeb yâ hû!" yazardı. "Edeb yâ hû!" ne demek? 00:07:20.751 --> 00:07:23.460 "Ey kişi, edebini takın!" demek. 00:07:23.834 --> 00:07:28.430 Meşhur hattat Abdülkadir Efendi yazmış, 00:07:28.830 --> 00:07:32.250 kendisi Hocamız'a getirmiş hediye etmiş demek ki. 00:07:32.334 --> 00:07:40.126 Altına da edep ile ilgili şiir yazmış. Edeb bir tâc imiş nûr-u Hüdâ'dan. 00:07:40.834 --> 00:07:51.293 "Edep dediğimiz şey Cenâb-ı Hakk'ın mübarek nurundan insanın başına geçirilmiş bir taçtır." 00:07:52.375 --> 00:08:01.375 Edeb bir tâc imiş nûr-u Hüdâ'dan Giy ol tâcı, emin ol her beladan. 00:08:02.292 --> 00:08:17.584 İlm ü irfan meclisinde aradım kıldım taleb İlim en geridedir, illâ edeb illâ edeb. 00:08:18.417 --> 00:08:20.459 Yani insanın bilgisi olması yetmiyor. 00:08:21.125 --> 00:08:25.840 Edeb edeb, ille edeb olacak, edepli kul olacak! 00:08:26.209 --> 00:08:37.209 Çok önemli… "Edeb yâ hû!.." Yâ hû, "ey o kimse, ey kişi" demek. 00:08:37.876 --> 00:08:45.543 "Edeb yâ hû!.." Edep her şeyde lazım. Her şeyin âdabı, edebi var, 00:08:45.584 --> 00:08:53.210 her şeyde lazım ama en çok lazım olduğu kişi derviş… 00:08:53.542 --> 00:09:02.430 En çok dervişe lazım çünkü derviş Cenâb-ı Hakk'ın rızasını kazanmak istiyor yani amacı yüksek… 00:09:02.709 --> 00:09:08.543 Cenâb-ı Hakk'ın rızasını kazanmak isteyene de her şeyden önce, 00:09:08.501 --> 00:09:11.876 herkesten önce ona edeb lazım oluyor! 00:09:15.125 --> 00:09:22.917 Allah bize edepli olmayı nasip etsin. Tekkeler edep mektepleri yani edebi öğretme yeri. 00:09:23.667 --> 00:09:27.251 Yapamadık, kapattık, bütün edeb mektepleri kapalı. 00:09:28.584 --> 00:09:39.584 Edebi öğreten yer kalmadı veya biz bilmiyoruz, var da saklı, biz bulamadık. 00:09:40.417 --> 00:09:45.876 Hocamız bir kimseye, "Şunu şöyle yap." demezdi. Kesinlikle! 00:09:47.542 --> 00:09:51.460 "Ya dinlemezse, âsi olursa, günaha girerse!" diye. 00:09:52.542 --> 00:09:59.168 Emir vermezdi, "Şunu şöyle yapsanız nasıl olur?" derdi. O, "Böyle yapın." demek. 00:09:59.834 --> 00:10:05.251 Soruyor gibi... Edep... "Şunu şöyle yapsanız acaba?" 00:10:07.542 --> 00:10:14.501 Bilmeyen de, cikcikler, acemiler başlarlardı; 00:10:14.959 --> 00:10:18.251 "Hocam şöyle yapalım da böyle yapalım da, o olmaz da, bu olmaz da..." [demeye.] 00:10:18.918 --> 00:10:25.377 Ben kıs kıs gülerdim. "Nasıl yapalım?" diye soruyor diye akıl öğretmeye kalkıyor. 00:10:25.792 --> 00:10:29.293 Hocamız onun o söylediği şeylerin âlâsını biliyor. 00:10:29.292 --> 00:10:33.430 Biliyorum, içeride konuşuyoruz, daha çok çok, 00:10:33.830 --> 00:10:41.500 kat kat [fazlasını] biliyor… Hocamız'ı bilmiyor sanıp öyle konuşurdu... Edep... 00:10:41.709 --> 00:10:51.709 Edeb; hatalardan, yanılmalardan uzak, işi güzel yapmanın kuralları… Tarif bu. 00:10:52.459 --> 00:11:00.751 Yaptığı her işi, her çeşit hatadan uzak olarak yaptığı işi güzel yapmak. 00:11:01.542 --> 00:11:07.751 Onun için her şeyin âdabı var; yemek yemenin âdabı, su içmenin âdabı... 00:11:07.792 --> 00:11:16.100 Su böyle içilmez, edebe aykırı taraf ne? Sol eliyle içiyor, sol elle içilmez! Neden? 00:11:16.292 --> 00:11:18.542 Peygamber Efendimiz, "Sağ elle içiniz." demiş, nedeni yok. 00:11:18.792 --> 00:11:30.668 Sünnet olan sağ elle içmek! Su, lukur lukur lukur... içilmez. 00:11:31.292 --> 00:11:35.918 Su içmenin âdabı; suyu süze süze, ağır ağır içecek. 00:11:36.667 --> 00:11:39.501 Üçe bölecek, üç yudumda içecek. 00:11:39.751 --> 00:11:45.126 Bismillâhirrahmânirrahîm diye başlayacak, elhamdülillah diye bitirecek. Edep... 00:11:46.420 --> 00:11:52.251 Tıbbî bakımdan da içeriye öyle güp diye suyu gümbür gümbür içmek çok zararlı. 00:11:52.959 --> 00:12:00.918 Tıbbî bakımdan da doğru değil. Sonra konuşmanın âdabı, hutbenin âdabı, 00:12:01.250 --> 00:12:02.459 her şeyin âdâbı var. 00:12:04.667 --> 00:12:11.501 Kitap yazmanın âdabı, evlenmenin âdâbı, düğünün âdâbı, nikâhın âdâbı, gerdeğin âdâbı, 00:12:11.959 --> 00:12:17.100 çocuk terbiye etmenin âdâbı, âdâb âdâb âdâb... 00:12:17.334 --> 00:12:24.850 Hepsi edep. et-Turuku küllühâ âdâbün. 00:12:26.626 --> 00:12:32.430 Tam ben gidelim diyecekken iki soru geldi, saat 10.30 oldu, kısaca cevap vereyim. 00:12:33.250 --> 00:12:37.834 "Milk-i bakâdan gelmişem" ilahisini açıklar mısınız? 00:12:40.918 --> 00:12:48.585 Yarın açıklayalım. İlahiyi getirelim, okuyalım, başından sonuna tam olarak açıklayalım. 00:12:48.876 --> 00:12:55.794 Hem bu soruyu soran da hem bugün merak edenler de yarın gelmiş olur. 00:12:56.292 --> 00:13:05.626 Çok güzel, çok sevdiğim bir ilahi bu. Üç-dört tane bestesi var da bir bestesini çok seviyorum. 00:13:05.918 --> 00:13:07.669 Geçen söylemiştiniz efendim. 00:13:07.876 --> 00:13:14.430 O bestesini seviyorum. Başka başka besteleri var, hepsi kendine göre güzeldir ama 00:13:14.420 --> 00:13:15.751 ben o bestesini seviyorum. 00:13:19.209 --> 00:13:24.850 Buraya yazıldığı kadarıyla, milki bakâdan gelmişim fâni cihanı neylerim demek; 00:13:24.375 --> 00:13:33.840 insanoğlu olarak biz bâki âlemden dünyaya insan olarak yaratıldık geldik. 00:13:33.501 --> 00:13:39.293 Asıl yerimiz âhiret, buraya geldik. Ben burayı ne yapayım, burası fâni cihan... 00:13:39.584 --> 00:13:44.959 Ben tekrar âhirete gideceğim, burayı ne yapayım ben. Bana dünya gerekmez, demek. 00:13:45.292 --> 00:13:48.417 Milk-i bakâdan gelmişim, fâni cihanı neylerim. 00:13:49.830 --> 00:13:51.834 Ben dost cemalini görmüşüm, [hûr-i cinânı neylerem.] 00:13:52.209 --> 00:14:00.850 Yani âhirette Allahu Teâlâ hazretleri bezm-i elestte, ruhlar âleminde ruhlara görünmüş ve; 00:14:00.830 --> 00:14:05.125 elestü bi-rabbiküm. "Ben sizin Rabbınız değil miyim?" buyurmuş. 00:14:06.542 --> 00:14:11.840 "Orada Cenâb-ı Hakk'ın cemalini görmüşüm ben, buradaki güzelleri ne yapayım? 00:14:12.250 --> 00:14:16.667 Başka güzelleri ne yapayım? Dostun kokusunu koklamış bir insanım, 00:14:16.667 --> 00:14:21.418 başka buradaki güzel kokuları napayım, neyleyim?" diyor. 00:14:21.626 --> 00:14:28.168 Yani âhireti tercih ettiğini, dünyaya rağbeti olmadığını anlatıyor. Bu ilahi o. 00:14:29.420 --> 00:14:34.420 Milk-i bâkadan gelmişim, Fâni cihanı neylerim, Ben dost cemalini görmüşüm 00:14:34.420 --> 00:14:39.420 Hûr-i cinânı neylerem. Vahdet meyinin cür'asın 00:14:39.375 --> 00:14:46.100 Ben dost kokusunu almışım Misk-i hotanı neylerim veyahut misk-i reyhanı neylerim. 00:14:47.876 --> 00:14:52.668 Ben şişeyi çaldım taşa Namus-u arı neylerem. 00:14:53.375 --> 00:14:58.792 O da Yunus Emre'nin, birinci Yunus'un ilahisinden bir parça. 00:14:59.459 --> 00:15:04.584 O da mü'minin bir vasfının tezahürü… 00:15:05.000 --> 00:15:11.959 Mü'minin evsafı, bir mü'minin vasıfları neler olmalı? Mü'minin vasıflarından bir tanesi; 00:15:12.417 --> 00:15:21.335 Ve lâ yehâfûne levmete lâim. "Mü'minler Allah yolunda giderken, 00:15:21.459 --> 00:15:28.584 Müslümanlığını yaşarken, hayatını sürerken, dinî vazifelerini yapıyorken kınayanın, 00:15:28.584 --> 00:15:31.709 ayıplayanın kınamasına ayıplamasına aldırmaz." 00:15:32.292 --> 00:15:37.100 Neden? "Ben Allah rızasını kazanmak istiyorum, sen ister beğen istersen beğenme! 00:15:36.959 --> 00:15:40.668 Bana ne senin beğenmen beğenmemen, istersen beğenme!" der. 00:15:41.751 --> 00:15:46.126 Yani eyvallah etmez, başkasının alkışına, beğenmesine bakmaz. 00:15:46.417 --> 00:15:48.959 "Yahu sen niye böyle sakal bıraktın, ben seni hiç beğenmedim." 00:15:49.830 --> 00:15:52.500 Beğenmezsen beğenme, ben sana kendimi beğendirmek istemiyorum ki! 00:15:53.420 --> 00:15:56.960 Benim maksadım o değil ki! Sakalı ben sünnet diye bıraktım. 00:15:57.209 --> 00:16:01.626 "Yahu sen niye böyle giyindin, hiç de yakışmıyor." [filan…] 00:16:01.876 --> 00:16:05.794 Yakışmazsa yakışmasın, beğenmediysen beğenme, bana ne! 00:16:06.000 --> 00:16:07.667 Ben bunu Allah rızası için giydim. 00:16:08.830 --> 00:16:14.750 Evliyâullahtan Süfyân-ı Sevrî hazretleri karanlıkta cübbesini giymiş, çıkmış dışarıya. 00:16:15.334 --> 00:16:22.126 Dışarıda birisi demiş ki; "Yahu üstad selamün aleyküm, cübbeni, hırkanı ters giymişsin..." 00:16:22.792 --> 00:16:30.251 Ters giymiş… Olur ya… Ben de bazen bu kolsuzu filan giyerken bakıyorum cepler içeride, 00:16:30.250 --> 00:16:32.459 anlıyorum ters olduğunu tekrar değiştiriyorum. 00:16:33.459 --> 00:16:36.335 "Çıkart da düzgün giyin" demiş. Demiş ki; 00:16:36.292 --> 00:16:38.210 "Ben onu Allah rızası için giydim, 00:16:38.209 --> 00:16:43.292 Allah rızası için giydiğim şeyi dost rızası için sırtımdan çıkartmam, 00:16:43.709 --> 00:16:45.918 varsın öyle olsun." demiş. Aldırmıyor... 00:16:46.292 --> 00:16:49.417 Ben şişeyi çaldım taşa Namus-u arı neylerem. [demek] o. 00:16:49.501 --> 00:16:54.335 Yani kınayanın kınamasını aldırmam ben, şişeyi vurmuş kırmışım. 00:16:54.417 --> 00:16:59.876 Öyle utanıyorum [mutanıyorum yok.] Kıza diyorsun ki; 00:17:00.292 --> 00:17:04.430 "Kızım örtünsene!" "Utanıyorum." diyor. "Manto giysene kızım." 00:17:04.792 --> 00:17:07.584 "Arkadaşlardan utanıyorum." Allah'tan utanmıyor musun?! 00:17:08.334 --> 00:17:13.850 "Başını örtsene." "Utanıyorum. Gerici derler bilmem ne derler…" 00:17:13.250 --> 00:17:19.420 Kız da utanıyor, babası da utanıyor, anası da utanıyor, herkes utanıyor. 00:17:19.584 --> 00:17:21.709 Adam karısına diyor ki; "Ben senden utanıyorum." 00:17:21.959 --> 00:17:24.376 Nedenmiş efendim? "Sen örtünüyorsun, 00:17:24.417 --> 00:17:27.335 arkadaşların yanından geçerken senden utanıyorum." 00:17:27.792 --> 00:17:33.100 Ya ne olacak? Açılacak kadın, boyanacak, donanacak, koluna takacak, 00:17:33.584 --> 00:17:38.460 gidecek, ötekiler de bakacaklar, "Vay be ne kadın!" diyecekler, o zaman memnun olacak. 00:17:38.459 --> 00:17:41.430 Öyle mi istiyorsun! Öyle şey mi olur! 00:17:41.876 --> 00:17:46.710 "Ben öyle şeylere aldırmam, ben sizin değer hükümlerinize değer vermiyorum. 00:17:47.334 --> 00:17:53.210 Benim değer hükümlerim Allah'ın rızasını kazanmak, yaptığım işi Kur'an-ı Kerîm'e, 00:17:53.167 --> 00:17:55.709 sünnet-i seniyyeye uygun yapmaktır. 00:17:55.834 --> 00:18:02.752 Onun için kimseden utanmam. Kimseden utanmam ama Allah'tan utanırım." demek. 00:18:03.250 --> 00:18:08.420 Biz insanlardan utanıyoruz, Allah'tan utanmıyoruz. 00:18:08.709 --> 00:18:15.100 İnsanların yanında yapmadığımız edepsizlikleri tenhada yapıyoruz. Allah tenhada görüyor! 00:18:15.959 --> 00:18:21.543 Sen bunu meydanda yapsana, haydi git bakalım bu edepsizliği şehrin meydanında yap! 00:18:21.584 --> 00:18:26.335 "Utanırım…" İnsanlardan utanıyorsun da Allah'tan utanmıyor musun?! Utanmıyor… 00:18:27.420 --> 00:18:31.918 Meleklerden utanmıyor musun?! Senin yanında melek yok mu? Var. 00:18:32.459 --> 00:18:35.793 Kâfirin yanında melek yok mu? Kâfirin yanında da var. 00:18:36.542 --> 00:18:38.959 Çünkü günahlarını da yazmak için melek lazım. 00:18:39.334 --> 00:18:42.876 Kâfirin de mü'minin de herkesin yanında meleği var. 00:18:43.375 --> 00:18:46.167 Meleklere inanmış bir insanın meleklerden utanması lazım! 00:18:46.250 --> 00:18:49.959 Meleklere inanmıyor muyuz? İnanıyoruz. 00:18:50.250 --> 00:18:54.876 Âmentü billâhi. "Allah'a inanıyorum." Ve melâiketihî. 00:18:55.209 --> 00:18:59.918 Görünmez melekleri var, bazen görünebiliyor ama görünmez melekleri var. 00:19:00.459 --> 00:19:06.501 Peygamber Efendimiz'e Cebrail aleyhisselam geliyor, yanında Ebû Bekr-i Sıddîk var, görmüyor. 00:19:06.584 --> 00:19:09.959 Ebû Bekr-i Sıddîk olduğu halde görmüyor. 00:19:10.000 --> 00:19:12.584 Peygamber Efendimiz diyor ki; "Cebrail aleyhisselam geldi." 00:19:13.830 --> 00:19:17.917 Peygamber Efendimiz Cebrail aleyhisselam'ı görüyor, ilk gördüğü zamanlar, 00:19:18.501 --> 00:19:22.793 "Gözüme bir görüntü görünüyor, acaba bende bir rahatsızlık mı var?" diye [endişe ediyor]. 00:19:23.501 --> 00:19:30.710 Hatice anamız bilgili, gün görmüş hatun… Üstündeki örtüyü atıyor, 00:19:31.125 --> 00:19:37.459 Peygamber Efendimiz'in yanına geliyor sarılıyor. Yani odada, kendisinin hanımı ya, sarılıyor; 00:19:37.792 --> 00:19:41.584 "Şimdi yine görünüyor mu?" diyor. "Yok şimdi görünmüyor." 00:19:42.501 --> 00:19:46.293 "Tamam, sende bir rahatsızlık yok, görünen melektir." diyor. 00:19:46.834 --> 00:19:51.585 Melek, karı koca birbirine sarılınca utandığı için gidiyor. 00:19:52.751 --> 00:19:55.876 Melek utanıyor, insan melekten utanmıyor. 00:19:56.167 --> 00:20:00.334 Hani nerede kaldı senin meleklere inandığın amentü billâhi ve melâiketihî... 00:20:00.959 --> 00:20:06.585 Sonra Allah her yerde hâzır ve nâzır değil mi? Her yerde görmüyor mu, işitmiyor mu? 00:20:06.918 --> 00:20:10.127 [Allah] her yerde! Ve hüve me'aküm eynemâ küntüm ne demek? 00:20:10.792 --> 00:20:14.543 "Siz nerede olursanız olun Allah sizin yanınızda" demek değil mi? Öyle. 00:20:15.167 --> 00:20:17.918 Peki insanlar bu edepsizlikleri nasıl yapıyorlar? 00:20:18.834 --> 00:20:23.585 Allah yanlarındayken bu edepsizlikleri bu insanlar nasıl yapıyor? 00:20:24.830 --> 00:20:31.709 Çok edepsiz bu insanlar ya!.. Ama bu adamlar, bunları yazan mübarekler öyle değil. 00:20:32.209 --> 00:20:38.100 Onlar [başka...] Ben Ankara'da bunlardan son zamanlara yetişmişlerden bir tanesini gördüm. 00:20:38.584 --> 00:20:42.584 Söylediler; bu adamcağız edebe aykırı diye gece yatarken ayağını hiç uzatmamış. 00:20:43.918 --> 00:20:48.710 Ayaklarını kıvırırmış, böyle ayaklarını gerip oturmazmış. 00:20:49.751 --> 00:20:55.850 Oturmanın da yatmanın da âdâbı var. Şöyle ilişiverirmiş öyle yatarmış mübarek. 00:20:55.292 --> 00:21:03.430 Gördüm… Biz o zaman Erenköy'deydik, Ankara'dan bizim eve geldi. 00:21:03.334 --> 00:21:09.501 Melek gibi, yere basarken sanki halıyı incitmeyeyim der gibi basıyor, çok güzel… 00:21:09.876 --> 00:21:16.377 Sünneti kıldı, bir daha gitti abdest aldı, sıkıştım dedi, sıkışık abdetle namaz kılmak mekruh dedi, 00:21:16.459 --> 00:21:17.584 gitti bir daha abdest aldı. 00:21:18.209 --> 00:21:23.459 Konuşması tatlı… Onlardan bir tanesi Almanya'ya geldi. 00:21:24.167 --> 00:21:27.834 Mevlevî dervişlerinden bir tanesi Almanya'yı fethetmiş. 00:21:28.420 --> 00:21:32.167 Yahu; "Bu ümmî adam bu bilgileri nereden biliyor?" demişler. 00:21:32.250 --> 00:21:34.709 Dinledikçe, tercüme ettikçe Almanlar hayret etmişler. 00:21:35.292 --> 00:21:42.501 Almanya'da şimdi bir sürü Mevlevî var. Alman Mevlevî… Tarikatı yaymış orada. Yani edep... 00:21:44.830 --> 00:21:48.792 İşte bu; ben şişeyi çaldım taşa namus-u arı neylerem, o. 00:21:50.334 --> 00:21:56.918 Yani ben insanların beğenmesine beğenmemesine bakmam, mühim olan Allah'ın beğenmesidir. 00:21:57.334 --> 00:22:00.793 İnsanlar beğenmese de yapılacak güzel işi yaparım. 00:22:01.209 --> 00:22:05.876 İnsanlar istese de yapılmayacak kötü işi yapmam demek. 00:22:06.417 --> 00:22:13.840 Kısacası bu… Ama sonra uzun uzun yarın izah ederiz de kısası bu. 00:22:13.459 --> 00:22:15.126 Yarın sabaha kadar izah ederiz isterseniz. 00:22:17.195 --> 00:22:17.839 el-Fâtiha...