WEBVTT 00:00:00.120 --> 00:00:03.120 Eûzubillahimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm. 00:00:03.606 --> 00:00:07.286 el-hamdülillahi rabbilâlemin ve'l-âkibetü li'l-müttekîn. 00:00:07.560 --> 00:00:12.280 Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn. 00:00:12.600 --> 00:00:20.680 İ'lemû eyyühe'l-ihvân enne efdale'l-kitâbi kitâbullah ve enne efdale'l-hedyi hedyü muhammedin 00:00:20.720 --> 00:00:27.400 sallallahu aleyhi ve sellem ve şerra'l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesin bid'ah 00:00:27.480 --> 00:00:31.480 ve külle bid'atin dalâleh ve külle dalâletin fi'n-nâri. 00:00:31.560 --> 00:00:36.240 Ve bi's-senedi'l-muttasıli ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl. 00:00:36.560 --> 00:00:46.960 Ve't-tulekâü min kurayşin. "Gayet güzel görüş, konuşma imkanı Kureyş'e verilmiş." 00:00:47.160 --> 00:00:52.400 Kureyş kabilesi gayet güzel, kibar ve edip bir şekilde konuşuyor. 00:00:52.800 --> 00:00:56.320 Fesahat, belagat onlara tînet itibari ile verilmiştir. 00:00:56.360 --> 00:01:00.800 Eski İstanbullular, cahilleri bile çok güzel konuşurlar. 00:01:00.280 --> 00:01:03.840 Okumamıştır ama veraset tarikiyle anasından, babasından, 00:01:03.880 --> 00:01:11.400 komşusundan intikal etmek suretiyle kelimeleri ezberlemiş bellemiş, güzel konuşma yolunu bulmuştur. 00:01:11.120 --> 00:01:16.680 "Onun için bu tulakâ, fusahâ Kureyş'e aittir." buyrulmuş. 00:01:16.800 --> 00:01:20.520 Ve'l-utekâü min sakîfin. "Bu utekâ da Sakif denilen kavme [aittir]." 00:01:20.640 --> 00:01:26.800 Bu utekâ, Mekke fetholunduğu vakitte tabi birtakım insanlar esir oldular. 00:01:26.160 --> 00:01:29.440 Bu esirler ama bilahare serbest bırakıldılar. 00:01:29.600 --> 00:01:34.000 Serbest bırakılanlar bunlar Sakif kabilesinden olduklarından dolayı; 00:01:34.400 --> 00:01:39.160 Ve'l-utekâü min sakîfin ba'duhüm evliyâü ba'di fi'd-dünyâ ve'l-âhirati. 00:01:39.200 --> 00:01:43.360 "Bunlar da dünya ve âhiret birbirlerinin dostlarıdırlar." 00:01:43.480 --> 00:01:50.320 Ama bizim dostluk gibi değil ha. Bizim dostluklar ya paraya dayanır ya bir kuvvete dayanır. 00:01:50.400 --> 00:01:56.360 Yardım etme münasebetiyle o oradan dost olmuştur ama maksat dünyadır. 00:01:56.400 --> 00:02:00.320 Bu öyle değil, dünya ve âhirette birbirlerinin dostlarıdırlar. 00:02:07.145 --> 00:02:12.265 Bunların ravileri de Ebû Dâvud et-Tayalisî, Ahmed b. Hanbel, Ebû Yâlâ, İbn Hibban, 00:02:12.320 --> 00:02:15.720 Taberanî Kebîr, Hâkim, Ziyâ el-Makdisî Cerîr radıyalllahu anh'ten; 00:02:15.720 --> 00:02:19.680 Taberanî Kebîr, İbn Mes'ûd radıyallahu anh'ten. 00:02:20.360 --> 00:02:24.320 Şimdi bu ise mühlikât, tehlikeler. 00:02:24.890 --> 00:02:31.610 Şimdi biz tehlikeyi sorarsanız, "Tehlikeler nelerdir?" desek, herkes bir şey der. 00:02:31.635 --> 00:02:34.395 Fakat Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bak tehlike nedir diyor. 00:02:34.440 --> 00:02:42.120 el-Mühlikâtü selâsün. "Üç şeydedir tehlike." Tehlike, insanı felakete sürükleyen şey üç şeydir. 00:02:42.720 --> 00:02:49.400 İ'câbü'l-mer'i bi-nefsihi. "En büyük tehlike insanın kendini beğenmesidir." 00:02:50.400 --> 00:02:55.520 En büyük tehlike gerek ilim cihetinden tefavvuk etmiş üstün bir adam olmuş, 00:02:55.880 --> 00:03:02.520 gerek sanatçı cihetinden tefavvuk etmiş, gerek servet cihetinden tefavvuk etmiş emsali olmayan bir adam. 00:03:02.640 --> 00:03:06.640 Çok zengin, çok bilgin, çok güzel bir adam. 00:03:06.760 --> 00:03:13.680 Ha bunlar insana bir ucup denilen, kendini beğenme, herhangi bir cihetten kendini beğenme [getirir]. 00:03:13.760 --> 00:03:20.280 Bazı fakir de de olur, garip de de olur, derviş de de olur kimde olursa olur. 00:03:20.560 --> 00:03:25.880 Ha en büyük tehlike, i'câbü'l-mer'i bi-nefsihi. "Kendi nefsini beğenmesi." 00:03:26.520 --> 00:03:33.760 Halbuki haddizatında düşünürsek, şöyle kendimizi bir yoklarsak en zayıf ve en âciz bir mahlukuz. 00:03:34.747 --> 00:03:39.747 Yani sinekten de âciz karıncadan da âciz bir mahlukuz. Şu kadar. 00:03:40.600 --> 00:03:48.400 Kendimizde bir güç var işte gökte de uçuyoruz aya da gidiyoruz ama acz itibarı ile çok aciz bir mahlukuz. 00:03:48.720 --> 00:03:55.160 Ne tarafa sürüklenirsek o tarafa gitmek mecburiyetinde kalan bir zuafâ tabakasıyız. 00:03:55.400 --> 00:04:00.640 Binâenaleyh insanın kendisini beğenmesi kadar tehlikeli korkunç bir şey yoktur. 00:04:01.640 --> 00:04:06.800 Neden beğeniyorsun kendini? Kendinde olan varlıkların hepsi senin malın mıdır? 00:04:06.160 --> 00:04:13.000 Bunları sana hep Allah vermiştir. Bir dükkân var bir mağaza var, içerisinde çok eşya var mal var. 00:04:13.400 --> 00:04:15.320 Sen de oraya aylıkçı olarak girmişsin. 00:04:15.600 --> 00:04:20.280 Bu aylıkçı olarak girdiğin halde çok da para kazanıyorsun akşama kadar. Ama sana ne? 00:04:20.440 --> 00:04:26.360 Sen aylığını alacaksın akşam. Aydan aya yahut haftalığını alacaksın yahut gündeliğini alacaksın. 00:04:26.640 --> 00:04:34.440 Sahibi kimse onundur. Binâenaleyh bu bizdeki kuvvetin, kudretin, varlığın, becerilerin bütün sahibi Allah'tır. 00:04:34.600 --> 00:04:37.120 Gökçe de uçsak Allah veriyor onu. 00:04:37.360 --> 00:04:43.200 Yerin altında da gitsek, denizin altında da gitsek o iktidarı veren, o kuvveti veren hep Allah'tır. 00:04:43.400 --> 00:04:45.720 Onu kendine mal ettin miydi yandın. 00:04:46.289 --> 00:04:51.529 "Bu Allah'ımın lütfu bana vermiş, işte oluyor." dersen ne âlâ. 00:04:51.560 --> 00:05:00.400 Yoksa "Bu benim bilgimle, becerikliğimle oluyor." dersen yanar gider insan. Onun için burada söyle demiş; 00:05:00.480 --> 00:05:03.240 Ru'yetü nefsihî kâmilen. 00:05:03.360 --> 00:05:08.440 "Kendini kamil görüyor, olgun görüyor evliyayım diyor, oldum diyor, 00:05:08.520 --> 00:05:11.400 artık kutbuzzamanım." diyor, kendini böyle görüyor. 00:05:11.640 --> 00:05:14.200 Me'a nisyâni uyûbihî. 00:05:14.320 --> 00:05:22.800 İnsan doğduğu günden yahut buluğa erdiği günden son gününe kadar hep günahsız mı geçer ömrü dersin? 00:05:22.320 --> 00:05:29.880 Mutlaka insanın gençliğinde, çocukluğunda, cahilliğinde birtakım fenalıklar yapmıştır, günahlar işlemiştir. 00:05:29.920 --> 00:05:33.880 Bunların hepsini unutmuştur da bugün tabi artık elinden bir şey gelmiyor. 00:05:34.560 --> 00:05:40.160 Eh bugün de ibadet taatle meşgul, ondan kendini beğeniyor, "Benden daha iyisini mi var? diyor. 00:05:40.320 --> 00:05:47.240 Me'a nisyâni uyûbihî. "Büyük günahlarını, kusurlarını unutuyor." 00:05:48.520 --> 00:05:53.640 Bu ucbun afatındandır ki, ennehû yahcibu ani't-tevfiki. 00:05:55.480 --> 00:06:04.288 Bizim çocukluğumuzda okuduğumuz bir yerde caminin şeysin de el-ucbu hicâ'ü't-tevfîk diye bir levha vardı yazılı. 00:06:04.440 --> 00:06:05.960 O kafamızda kalmış. 00:06:06.000 --> 00:06:13.840 Yani insanın kendini beğenmesi Cenâb-ı Hak'tan gelecek feyzi ilahiyeye manidir. 00:06:14.500 --> 00:06:16.130 Yani cereyan gelmez lambaya. 00:06:16.320 --> 00:06:21.400 Cereyan lambaya gelmeyince nasıl kuru kalıbı kalır, insan da kuru kalıptan ibaret kalır işte. 00:06:21.760 --> 00:06:27.160 Çünkü cereyan gelmedikçe hiçbir hareket olmaz sen de. Bütün hareketlerin nefsanidir. 00:06:27.280 --> 00:06:35.160 Onun için nefsini beğenmek tevfikat-ı ilahiyenin gelmesine mâni olan en büyük âmildir. 00:06:36.440 --> 00:06:43.680 Ve lâ şey'e esrau minhu ile'l-helâki. "En süratle helaka vesile olan ucbun kendisiymiş." 00:06:44.000 --> 00:06:49.560 Ucub yani insanın kendisini beğenmesi. Onun için İsa aleyhisselam demiş ki; 00:06:49.640 --> 00:06:56.800 Yâ ma'şera'l-havariyyîn. Onun da talebeleri vardı ya, onlara havârî diyorlardı. 00:06:56.880 --> 00:06:59.960 O havârîlere hitap ederek diyor ki İsa aleyhisselam; 00:07:00.200 --> 00:07:10.320 Kem min siracin kad etfe'athu'r-rîh. "Bilir misiniz ne kadar aydınlıklar vardır ki rüzgar onları söndürmüştür?" 00:07:10.720 --> 00:07:14.640 Tabi eski zamanda böyle bizim lambalarımız gibi muntazam lambalar yok. 00:07:14.680 --> 00:07:20.760 Fenerler de mumlarla filan. Rüzgar geldi miydi her taraftan girer içeriye onu söndürürdü. 00:07:20.840 --> 00:07:21.840 Biliyorsunuz hepiniz. 00:07:22.330 --> 00:07:27.793 Binâenaleyh bilirsiniz ki çok ışıklar vardır, aydınlıklar vardır ki 00:07:27.800 --> 00:07:30.760 onlara hep rüzgar söndürmüştür, sönmüştür. Arkası; 00:07:30.880 --> 00:07:39.440 "Binâenaleyh çok abidler vardır ki çok abitler vardır ki ucub onların ibadetini ifsat etmiştir." 00:07:40.640 --> 00:07:47.440 Gece kalkar sabaha kadar ibadet eder, gündüzleri oruçlar tutar, tesbihler çeker, okur filan eder; 00:07:47.520 --> 00:07:50.200 "Oo daha benden iyisi mi var? der. 00:07:50.240 --> 00:07:54.680 Daha ne olacak, işte gece kılıyorum namaz, gündüzleri de böyle ibadet ediyorum. 00:07:54.880 --> 00:07:58.200 Hayr u hasenatım da ona göre. Eh benden daha iyisi kim olabilir? 00:07:58.240 --> 00:08:01.400 Cennete en önce girecek benim." diyerekten de kurulmaya başlar. 00:08:01.520 --> 00:08:06.840 İşte bu sirkenin balı ifsat ettiği gibi bütün amelleri ifsad eder, 00:08:06.920 --> 00:08:12.280 rüzgarın ışıkları söndürdüğü gibi söndürür. Birisi bu. 00:08:12.440 --> 00:08:22.200 İkincisi; Ve şühhun mutâun. "Helak üç şey. Biri kendini beğenmek, ikincisi de sıkılık." 00:08:22.840 --> 00:08:29.880 Sıkılık, bahillik. Lazım olan yere [vermemek.] Evvela faraiz olan zekât farzdır o. 00:08:30.440 --> 00:08:35.400 İkincisi sünnettir ki, farzını yapmışsın. 00:08:35.400 --> 00:08:39.760 Nasıl ki namazdan evvel sünnet kılıyoruz, arkadan farz kılıyoruz 00:08:39.885 --> 00:08:47.525 Verilen hayırların bir kısmı zekâta sayılmaz, hayırdır o. Zekât hesapla verilir. 00:08:47.880 --> 00:08:52.440 O hesabın haricinde insanın yaptığı hayırlar vardır ki onlara sünnet derler. 00:08:52.520 --> 00:08:57.520 Bir takımı da vardır ki müstehaptır. O da ayrıca bir şeydir. Mürüvvet diyorlar. 00:08:58.800 --> 00:09:01.440 Verir, hesap kitap bilmez. 00:09:02.120 --> 00:09:07.240 Fakat bu ne farzını yapıyor, namazı kılmadığı gibi bu zekâtı da vermiyor, 00:09:07.360 --> 00:09:14.240 ne de sünnet olan diğer hayırlarını yapmıyor, bana ne diyor. İşte ikinci helak buradadır, diyor. 00:09:14.388 --> 00:09:22.628 Çünkü cemiyetlerin idame ve ikamesi, cemiyetlerin yaşaması bu vergiye bağlıdır. 00:09:22.800 --> 00:09:28.720 Bu vergiler dolayısıyla cemiyetler ayakta durabilir ve ilerler, genişler. 00:09:28.760 --> 00:09:35.160 E bunları yapamazsak, o cemiyet doğan çocuğun büyümediği gibi öyle olduğu yerde körelir kalır. 00:09:36.200 --> 00:09:42.120 İnsan kendisine pekala birçok yerlerde birçok fuzuli harcamalar yapıyor. 00:09:42.240 --> 00:09:49.320 Ve bunları hesap etmiyor da başka bir hayırları yapacağı vakitte uzun uzun ince ince hesaplar yapıyor. 00:09:49.840 --> 00:09:55.400 Ki bu şuhhun mutâun içine girer ki helakin birisi de bu oluyor. 00:09:55.560 --> 00:09:59.640 Üçüncüsü; Ve heven müttebe'un. Bu çok önemli. 00:09:59.840 --> 00:10:03.480 Heven müttebâ. "Arzusuna göre hareket etmek." 00:10:04.800 --> 00:10:08.680 Kendi arzusuna göre hareket ediyor ve arzusuna uyuyor. 00:10:08.760 --> 00:10:14.360 Bu arzusunun İslâm'a muvafık olup olmadığını hesaba katmıyor. 00:10:14.640 --> 00:10:21.400 Bu benim hareketim İslâm'a muvafık mıdır, uygun mudur değil midir, burayı hesap etmiyor. 00:10:22.280 --> 00:10:34.360 Mesela bugünkü gibi. Sahiller istediği gibi serbest yaşamanın en güzel hayatı. 00:10:34.400 --> 00:10:40.840 Kimse bir şey demez. Fakat sor bakalım bir kere bu İslâm'a uygun mudur bu hareket? 00:10:41.400 --> 00:10:47.800 Doğru mudur bu hareket? de. Ona için kanaat ediyorsa ne mutlu sana. 00:10:47.200 --> 00:10:52.360 Kanaat etmiyorsa o gibi yerlerden uzak kalmak [lazımdır]. Yalnız o değil de her şey de böyle. 00:10:52.640 --> 00:10:58.600 Her şeyde; evinde, yiyeceğinde, içeceğinde, giyeceğinde, konuşacağında, gittiğin yerde, 00:10:58.640 --> 00:11:07.800 oturduğun yerde, her yerdeki hareketini ölçmeye mecburuz. 00:11:07.360 --> 00:11:13.160 Ölçemedik miydi ölçüsüz olan hareketler nasıl yanlışsa, bu hareketimiz de yanlıştır. 00:11:13.400 --> 00:11:19.840 Binâenaleyh istediğine uymak [olmaz.] Çünkü İslamiyet istediğine uyumakla yaşamaz. 00:11:20.520 --> 00:11:25.400 İslamiyet ancak Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in sünen-i seniyesine, 00:11:25.440 --> 00:11:31.600 Cenâb-ı Hakk'ın da emirlerine uymak suretiyle yaşar. Bu ikisi yok mu orada da İslamiyet yok demektir. 00:11:32.840 --> 00:11:41.920 Bak iyi dinleyin bunu!el-Mevâzînü bi-yedillâhi yerfeu kavmen ve yedau kavmen 00:11:42.800 --> 00:11:53.400 ve kalbü'bni âdeme beyne isbeayni min esâbii'r-rahmâni izâ şâe ezâğahu ve izâ şâe ekâmehu. 00:11:54.280 --> 00:12:03.200 Takdîr-i Hüda vardır, Allah'ın takdiri. "Bu Allah'ın takdiri Cenâb-ı Hakk'ın yed-i kudretindedir." 00:12:03.400 --> 00:12:11.720 Vaktiyle bunu takdir etmiştir nasıl ettiyse. "Bir kavmi yükseltir bir kavmi yerin dibine batırır." 00:12:11.960 --> 00:12:18.480 Kimse karışamaz işine. Niçin bunu batırdın niçin bunu çıkardın demeye kimsenin hakkı yoktur. 00:12:19.400 --> 00:12:25.200 Bu kavimler de böyle olduğu gibi insanlarda bir kalp var ya, bu et değil ama. 00:12:25.520 --> 00:12:29.280 Kalp denildiği vakitte bu bizim makine, içerideki makinemiz değil. 00:12:29.414 --> 00:12:35.374 Bu makineye de tasarrufu olan bir varlık var. O varlığın adına kalp diyorlar. 00:12:35.520 --> 00:12:41.280 "O kalp." Beyne isbeayni min esâbii'r-rahmâni. "Cenâb-ı Hakk'ın iki parmağı arasında." 00:12:41.400 --> 00:12:46.640 İki parmağı demek, iki tecellisi arasındadır. Birisi celal birisi de cemal. 00:12:46.680 --> 00:12:56.560 İki tasarrufunun arasındadır. İstediği zaman da celali ile bakar istediği zamanda da cemali ile bakar. 00:12:56.680 --> 00:13:03.560 Celali ile baktığı vakitte harap olur insanlar. Cemali ile baktığı vakitte de rahatlıklara kavuşur insanlar. 00:13:03.680 --> 00:13:10.440 Binâenaleyh herkesin de yani kendi iradesi Allah'ın elindedir. 00:13:10.520 --> 00:13:14.560 Senin iraden Allahu Teâlâ'nın iradesine bağlıdır. 00:13:14.960 --> 00:13:19.240 Binâenaleyh sen kendi kendine bunları ben yapıyorum dersen çok büyük hata edersin. 00:13:19.280 --> 00:13:22.440 Çünkü cereyan depodan gelmedikçe bu lamba yanmaz. 00:13:22.640 --> 00:13:27.520 Bu cereyan depodan gelmeyince yanmadığı gibi kalbe de Allah'tan varidat gelmedikçe 00:13:27.560 --> 00:13:31.840 o kalbin sahibi de insandan başka her şeye benzer o. 00:13:32.640 --> 00:13:38.600 el-Mevtü ğanîmetün ve'l-ma'siyetü musîbetün. 00:13:39.755 --> 00:13:45.595 Şu ölüm var ya, hepimizin başına gelecek. Allah cümlemize hayırlısıyla ihsan buyursun. 00:13:45.770 --> 00:13:50.170 Günahlarımızı affetsin ve hüsn ü hatimeler nasib-i müyesser buyursun. 00:13:50.195 --> 00:13:55.115 "Bunun [yani ölümün] gelmesi ganimettir." 00:13:55.240 --> 00:14:00.840 Çünkü burada 100 [sene] de yaşasan, 200 [sene] de yaşasan lâ râhate fi'd-dünyâ. 00:14:00.960 --> 00:14:07.320 Dünyada rahat olmadığı gibi günahtan da kendini kurtarmanın imkânı yoktur. Böyle bir yer. 00:14:08.360 --> 00:14:15.280 Binâenaleyh mâsiyet, içte ve dışta hatalar, kusurlar, günahlar... 00:14:15.520 --> 00:14:19.840 Bazen bakarsın ki ben hiç günah işlemeyen birisiyim. 00:14:20.960 --> 00:14:25.280 Günahlar mâlum, bunu yapmıyorum, bunu yapmıyorum, bunu da yapmıyorum. 00:14:26.160 --> 00:14:34.320 Ama içerisinde bazı kuruntular vardır ki, onlar da masiyetten ibarettir. O kuruntuları da Allah istemez. 00:14:34.480 --> 00:14:39.800 Çünkü gönül âlemi Allahu Teâlâ'nın zikri ile meşgul olması lazımdır. 00:14:39.840 --> 00:14:46.320 Onu yapamıyor, boş şeylerle vaktini kaybediyor, öldürüyor. Bu da ayrıca bir masiyettir. 00:14:47.800 --> 00:14:54.800 Bu da bir musibettir. Masiyet aynı zamanda musibettir. Musibetlerin tabi çeşidi oluyor. 00:14:54.240 --> 00:14:59.720 Çeşidi oluyor, bazısı insanları yataklara düşürür, doktorların ellerinde inletir, 00:14:59.840 --> 00:15:06.240 hastane köşelerinde inletir. İşte bazen sakatlıklar olur, şöyle olur böyle olur, bunların hepsi musibettir 00:15:06.600 --> 00:15:15.400 En büyük musibet gafletle vaktini geçirmektir. Musibetin en büyüğü gafletle vaktini kaybetmektir. 00:15:15.880 --> 00:15:21.400 Bugün Hilal Mecmuası'nı yollamışlar da, şöyle bir bakın vereyim dedim başına. 00:15:21.360 --> 00:15:29.480 Baştan Âl-i İmrân'ın tercümesine gitmiş. Bunu yaparken izahat de vermiş. Bir ömür var ya diyor. 00:15:29.560 --> 00:15:34.400 Ömür var, fakat bu ömrü diyor acaba nereye harcayalım? 00:15:34.640 --> 00:15:41.120 Dünyaya mı harcayalım yoksa ölümden sonraki âhiret için mi harcayalım? diye bir sual de koymuş oraya. 00:15:41.360 --> 00:15:44.160 Şimdi bir ömür var fakat bu ömrü nasıl yapacağız? 00:15:44.360 --> 00:15:51.160 Önümüzde dünyanın 1001 çeşit zorlukları, ihtiyaçları karşımızda. Bunları hep yenmek mecburiyetindeyiz. 00:15:51.280 --> 00:15:53.680 E ömrü burada bununla mı kaybedelim? 00:15:53.800 --> 00:15:57.640 Bunları yeneceğiz diye uğraşırken uğraşırken bir gün Azrail aleyhisselam gelir, 00:15:57.640 --> 00:16:01.680 "Yeter artık, haydi der gideceğiz." der. Ne oldu? Hepsi muattal kaldı. 00:16:02.200 --> 00:16:08.320 Binâenaleyh bu ömrü öldükten sonraki âhiret gününe harcamak için insan müteyakkız olmalı. 00:16:08.400 --> 00:16:12.320 Onun için gününü dörde bölmek mecburiyetinde insan. 00:16:12.600 --> 00:16:18.520 Gününü dörde bölmek mecburiyetinde, bir kısmını dünyasına harcayacak, 00:16:18.800 --> 00:16:26.440 bir kısmını âhiret işlerine harcayacak, bir kısmını ibadetini harcayacak, bir kısmını da istirahatine harcayacak. 00:16:26.640 --> 00:16:34.800 Bunları yapmaz da sırf dünyasıyla vaktini geçirirse elbette büyük zararlara düşmüş olur. 00:16:35.000 --> 00:16:42.280 Onun için masiyet musibettir, masiyetin en fenası da insanın gafletidir. 00:16:42.320 --> 00:16:49.280 Allah'tan uzak oluşu, ibâdât u tâatten de mahrum oluşudur. En büyük, en büyük musibet! 00:16:49.880 --> 00:16:54.880 Ve'l-fakru râhatün fi'd-dünyâ ve'l-ğinâ ukûbetün. 00:16:55.360 --> 00:17:02.840 Fakirlik râhatün fi'd-dünyâ demiş. Buna ne diyeceksiniz, inanmamazlık olmaz da? 00:17:03.400 --> 00:17:07.520 Ve'l-fakru râhatün diyor, biz de hep zenginlikte arıyoruz rahatı. 00:17:08.200 --> 00:17:13.000 Efendimiz demiş ki; "Rahat fakirliktedir." Biz diyor ki; "Hayır, zenginliktedir o." 00:17:13.240 --> 00:17:19.720 Çünkü zengin olursak apartmanımız olacak, gelirlerimiz olacak, uşaklarımız hizmetkarlarımız olacak. 00:17:19.800 --> 00:17:23.480 Kapımızda arabacımız olacak, emrimize âmâde olacak. 00:17:23.520 --> 00:17:27.160 E bununla fakirlik bir olur mu ya şimdi, ne diyeceksiniz bu işe? 00:17:27.480 --> 00:17:34.560 Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş ki; Ve'l-fakru râhatün fi'd-dünyâ. Niçin? 00:17:34.600 --> 00:17:46.280 Li-firâğı kalbihi. "Kalbi müsterih, Allah'a zikre vakit buluyor, ibâdât ü tâate vakit buluyor." 00:17:46.320 --> 00:17:49.560 Böyle her fakir değil ama. Bu Allah'a muhtaç olan bir fakir. 00:17:49.640 --> 00:17:56.320 Yoksa öteki dünyasını da bilmeyen âhiretini de bilmeyen fakirler, onlar ayrı. Onların hesabı yok. 00:17:56.560 --> 00:18:03.120 Bu böyle bir fakir. Çünkü Cenâb-ı Peygamber de varlıkların hiçbirisine iltifat etmedi. 00:18:06.200 --> 00:18:09.320 Fakirlik aynı zamanda çok zordur. 00:18:10.160 --> 00:18:16.520 Kâde'l-fakru en yekûne küfran. "Fakirlik insanı küfre sevk edebilir, küfre kadar götürebilen bir derttir." 00:18:16.680 --> 00:18:23.160 "Ateşten gömlektir." demişler, "Demirden leblebidir." demişler. Herkes tahammül edip yapamaz. 00:18:23.240 --> 00:18:31.960 Fakat aynı zamanda da çook rahatlığı vardır. Çünkü âhirette hesabı yok. Âhirette uzun boylu hesabı yoktur. 00:18:33.227 --> 00:18:38.427 Ve'l-ğinâ ukûbetün. "Zenginlik de ukubettir." demiş. 00:18:38.640 --> 00:18:46.880 Canım bu kadar rahatlığın içerisinde nasıl ukubet olur zenginlik? Ha, fi'l-âhirati diyor. 00:18:47.120 --> 00:18:54.000 Fi'l-âhirati. Niçin? Hesabı büyük. 00:18:54.280 --> 00:19:00.200 Kazancı kazanırken nasıl kazandın, nasıl harcadın hepsinin hesabı ayrı ayrı. 00:19:00.600 --> 00:19:08.400 Bu dört sorgudan kendisini cevap veremedikçe kurtaramayacak insan. Olduğu yerde saplanıp kalacak. 00:19:08.720 --> 00:19:15.400 Dört şeyin sorgusunun cevabını verecek ondan sonra oradan kendisine izin verilecek. Bunlardan birisi de; 00:19:15.440 --> 00:19:21.600 "Bu parayı nereden kazandın, nereye harcadın?" "Ömrünü nasıl harcadın?" 00:19:21.880 --> 00:19:26.360 Bunların hesabı kolay bir şey değildir tabi. 00:19:29.520 --> 00:19:36.000 Ve'l-aklü hediyyetün minallâhi. Bir aklımız var ya, hepimiz de. 00:19:36.120 --> 00:19:47.280 Şimdi bazı dinsiz mi diyeceksiniz imansız mı diyeceksiniz, ne derseniz deyin. Diyorlar ki; 00:19:47.320 --> 00:19:53.160 Allah'ı görüyor musun sen? Yoo... E görmediğine niye inanıyorsun? 00:19:54.659 --> 00:20:00.379 Birisi bir köye gitmiş de; "Şu camiyi görüyor musunuz?" demiş. "Görüyoruz." demişler. E demek var? 00:20:00.600 --> 00:20:06.880 "E Allah'ı görüyor musunuz?" demiş. Şaşırmış köylü, ne bilecek, âciz kalmış. 00:20:07.400 --> 00:20:12.720 Ama bir ihtiyar çıkmış demiş; "Efendi, dur dur, ben onu sana söyleyeceğim." demiş. 00:20:13.520 --> 00:20:19.920 "Senin aklın var mı?" demiş. Var ya!.. "Nerende göster bakayım, ben görmüyorum ki senin aklını?" demiş. 00:20:20.240 --> 00:20:24.640 Göster senin aklın nerede, göreyim ben? İşte yaptığım işlerden belli canım. 00:20:24.840 --> 00:20:29.760 Akıllıca iş yapıyorsam akıllıyım, akıllıca iş yapamıyorsam akılsızım demektir. 00:20:30.000 --> 00:20:34.920 "E senin aklın senin yaptığın işten belli de bu varlıkların sahibi olan Allah 00:20:34.960 --> 00:20:41.560 bu kadar kainatı gözün görmüyor mu senin?" demiş.Kör müsün sen, şu varlıklara bak bakalım bir? 00:20:42.000 --> 00:20:44.440 Ben sana desem ki; Şu cami kendisinden olmuştur. 00:20:44.459 --> 00:20:48.939 Evvel de bir rüzgarlar olmuş, fırtınalar gelmiş, seller gelmiş. 00:20:49.120 --> 00:20:53.160 Buraya çamurlar yığılmış, işte rüzgarlar gelmiş delik delmiş, 00:20:53.240 --> 00:20:56.360 içerisini de insanlar boşaltıvermiş, olmuş bir cami. 00:20:56.680 --> 00:21:01.280 Yahut buna benzer bir şeyler dese insan inanır kimseyi bulabilir misiniz? 00:21:01.360 --> 00:21:05.800 Ufacık bir cami işte. Bir ev, üstünde oturduğunuz bir halı. 00:21:05.840 --> 00:21:12.120 Bunu desek ki işte koyunların üstünden yünler kırpılmıştır, gelmiştir, böyle bitişmiş de olmuş. 00:21:12.280 --> 00:21:16.600 İnanan olur mu canım? Başımızdaki takkeye bile inanmaz kimse ki bu böyledir! 00:21:17.960 --> 00:21:24.480 Ya bu kadar varlık var kâinatta, yerinde göğünde hesabı yok. Bunların hiç sahibi olmasın olur mu canım? 00:21:25.000 --> 00:21:32.160 Olur mu?Kim ne derse desin, Allah'ın verdiği bu akılla insan anlar ki bu varlıkların bir sahibi var yahu. 00:21:32.200 --> 00:21:35.600 Bu hesapsız olmaz o iş. Bak şu aydaki gündeki hesaba bak. 00:21:35.640 --> 00:21:40.800 Saniye şaşmadan senelerden beri böyle vazifelerine devam edip geliyorlar. 00:21:40.840 --> 00:21:44.840 Bunların kendi elinde ne var ki? Bunları sevk eden bir kudret var. 00:21:44.960 --> 00:21:49.880 Sen ona tabiat kanunu filan deyip aldatma kendini. Allah'ın kanunudur bu. 00:21:53.163 --> 00:22:01.283 Onun için; Ve'l-aklü hediyyetün minallâhi. "Bu akıl Allahu Teâlâ'dan kullarına bir hediyedir." 00:22:01.840 --> 00:22:06.600 İhsan-ı ilahi! O olmasa hepimiz tımarhanelik oluruz işte. 00:22:06.640 --> 00:22:09.840 Hiçbir işe yaramayız; birbirimizi boğarız, birbirimizi yeriz. 00:22:09.960 --> 00:22:14.400 Bütün bu fenalıklar da bu aklın olmayışından ileri geliyor. 00:22:14.440 --> 00:22:19.000 Bu akıl sen zannetme ki [bir tanedir.] Akl-ı maaş ak-lı mead diye ikiye ayırmışlar onu. 00:22:19.400 --> 00:22:24.960 Mesela göğe gitmek, tayyare yapmak, balon yapmak, otomobil yapmak, vapur yapmak, tank yapmak... 00:22:25.400 --> 00:22:30.160 bunlar dünyaya ait akıldır. Bu akıl akıldır ama sinek de de var bu akıl. 00:22:30.600 --> 00:22:33.400 O hiç göremediğimiz mikrop da da var bu akıl. 00:22:33.760 --> 00:22:38.960 Görmüyor musun, derhal neslini çoğaltmak için girdiği yerde faaliyete başlıyor. 00:22:39.120 --> 00:22:42.000 Her mahlukun kendisine göre bu dünyaya ait bir akıldır. 00:22:42.000 --> 00:22:46.170 Cenâb-ı Hak onu yaşamamız için herkese vermiş. Her yarattığına vermiş yani. 00:22:46.120 --> 00:22:47.360 Rabbü'l-âlemîn'dir çünkü. 00:22:47.520 --> 00:22:51.120 Her yarattığına onu vermiş ki, dünyada nasıl yaşayacağım, 00:22:51.160 --> 00:22:58.280 nasıl idame-i hayat edeceğim o bilgi tabiat itibariyle insanlara verilmiştir. Bunun kıymeti yok. 00:22:58.880 --> 00:23:03.520 Asıl akıl âhireti ve Allah'ı bilebilmek ve bulabilmek içindir. 00:23:04.720 --> 00:23:09.280 Onun içindir ki Âdem aleyhisselam yaratıldığı vakitte sormuş Cenâb-ı Hak; 00:23:10.400 --> 00:23:17.320 "Aklı mı vereyim sana imanı mı vereyim?" demiş. Âdem aleyhisselam düşünmüş düşünmüş, aklı ver yâ Rabbi! 00:23:18.320 --> 00:23:23.680 Bak şimdi imanla aklı soruyor, hangisini istersin diyor, Âdem aleyhisselam diyor ki, "Aklı ver yâ Rabbi!" 00:23:24.800 --> 00:23:28.680 Aklı deyince, iman akla takılmış, o neredeyse ben de oradayım demiş. 00:23:29.160 --> 00:23:35.960 Akıl neredeyse ben de oradayım demiş. İman akılla beraberdir, akıl yoksa iman da yoktur. 00:23:40.910 --> 00:23:48.131 Ve'l-cehlü dalâletün. "Akıl imanla beraber olmakla beraber cehil de dalâlettir." Cehil nedir? 00:23:48.520 --> 00:23:51.800 Allah'ı bilmemek. Cahillik Allah'ı bilmemek. 00:23:51.840 --> 00:23:59.160 Bu varlığa bakıyorsun, bu saltanatın sahibine Allah diyemiyorsun, lâ ilâhe illallah diyemiyorsun. 00:23:59.400 --> 00:24:04.320 İşte bu cahilliktir. Görüyorsun bakıyorsun, nâmütenahî. 00:24:04.400 --> 00:24:11.000 Şöyle bir yaprak gösterdiler bize, 25.000 tane delik varmış yaprağın içerisinde, şu kadarcık yaprağın içinde. 00:24:11.160 --> 00:24:20.000 Aklım ermedi ama nebatçılar söylüyor. E kimin kudreti bu? Allahu Teâlâ'nın kudreti. 00:24:21.999 --> 00:24:29.119 Onun için cehalet dalâletten ibarettir. Ama gökte uçuyor? Nerede uçarsa uçsun, sinekler de uçuyor. 00:24:29.640 --> 00:24:33.200 Sinekler de uçuyor gökte, sineğin şimdi efdal olması mı lazım? 00:24:33.880 --> 00:24:35.680 Ve'z-zulmü nedâmetün. 00:24:35.840 --> 00:24:43.320 Her nerede olursa olsun zulüm, eziyet, işkence, hakka tecavüz, insanların hakkına tecavüz. 00:24:43.440 --> 00:24:52.000 "Bu hakka tecavüzler, hukuka tecavüzler zulümden ibarettir ki 00:24:52.400 --> 00:24:57.320 netice itibariyle nedamettir, pişmanlıktır, felakettir." 00:24:58.800 --> 00:25:06.120 Ve't-tâatü kurratü'l-ayni. "Tâat ise, ibadet, tâat, namaz, hayr u hasenat, doğruluk, 00:25:06.160 --> 00:25:10.600 istikâmet bunlar da gözümün bebeğidir." buymuş sallallahu aleyhi ve sellem. 00:25:11.280 --> 00:25:15.480 Ve'l-bekâü min haşyetillâhi. "Allah korkusundan [ağlamak.]" 00:25:15.520 --> 00:25:24.280 Bakıyor yaptığı işlere, ooo hep uygunsuz. Bir türlü insanlık merhalelerine geçememiş. 00:25:24.520 --> 00:25:29.800 Ne olacak, yaş kemale geldi diyor, hâlâ böyle hayvan gibi yaşayacak mıyım ben diyor. 00:25:29.800 --> 00:25:38.520 İçine bir sızı geliyor başlıyor ağlamaya. Havf-ı ilahi, haşyet-i ilahi kendisini istila ediyor, ağlıyor artık. 00:25:38.640 --> 00:25:44.800 "İşte bu ağlamalar." en-Necâtü mine'n-nâri. "Cehennemden kurtulmaya sebebi bu olacak." 00:25:45.400 --> 00:25:48.600 Bak ne kadar güzel diyor! Cehennemin ateşini hiçbir şey söndüremez. 00:25:48.760 --> 00:25:53.320 Dünyanın denizlerini de oraya sevk etseniz cehennemin ateşini söndüremezsiniz. 00:25:53.480 --> 00:25:59.000 Onun ateşini söndürecek mü'minlerin gözlerinden akan gözyaşıdır. Bak ne kadar şey! 00:25:59.520 --> 00:26:05.960 Onun için mümkün mertebe insan ağlamaya alışmalıdır. Ağlayamasan da ağlar gibi olmalıdır insan. 00:26:06.440 --> 00:26:11.480 Bazı insanlar ağlar gibi öyle yapar da, adam şu adam, ne gösterişçi adam bak. 00:26:11.640 --> 00:26:16.240 İçinden gelmediği halde yalancıktan ağlıyor. Sen de ağla yalancıktan zararı yok. 00:26:16.280 --> 00:26:19.280 O yalancıktan ağlarken sahiden de ağlarsın sonra artık. 00:26:20.760 --> 00:26:23.840 Ve'd-dahikü helâkü'l-bedeni. ["Gülmek bedenin felaketidir."] 00:26:23.960 --> 00:26:29.320 E ağlayamıyor ama gülmesini biliyor. İki de bir hahahaha diyor gülüyor. 00:26:29.360 --> 00:26:32.560 Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ömrü hayatında hiç gülmemiştir. 00:26:32.960 --> 00:26:36.320 Tebessüm buyurmuşlardır, tebessüm. Hoşuna giden bir şeye tebessüm ediyor. 00:26:36.440 --> 00:26:41.800 Fakat gülmeye böyle haha diyerekten gülmeye insana da yakışmaz, müslümana da hiç yakışmaz. 00:26:42.678 --> 00:26:48.758 "Bu gülme helâkü'l-bedeni, bedenin de helâkidir." Oraya aklım ermez nasıl helâk oluyor beden. 00:26:48.840 --> 00:26:55.360 İnsan diyorlar ki serbest oluyor, gülüyor, şen adam yani. Şen adam, gülüşü çok. 00:26:55.600 --> 00:26:59.800 Şen olunca hayatı da muntazam olacak, rahat olacak. 00:26:59.920 --> 00:27:07.320 Ama helâkü'l-bedeni diyor Efendimiz. "O gülmeler netice itibariyle bedene helâk getirir." 00:27:08.000 --> 00:27:14.880 Yani düşüncesiz bir adam demek. Ve't-tâibü mine'z-zenbi ke-men lâ zenbe lehû. 00:27:15.640 --> 00:27:23.320 "Hatadan salim olmadığımız için daima tevbe-i istiğfar ederekten devam etmemiz lazımdır ki 00:27:23.480 --> 00:27:28.000 bu tevbeler devam ettiği müddetçe hiç günah işlememiş gibi olur." 00:27:28.960 --> 00:27:33.428 Ve't-tâibü mine'z-zenbi ke-men lâ zenbe lehû. "Günahı olmamış adamlar gibidir." 00:27:34.800 --> 00:27:41.960 Yine buyurulmuş ki; el-Mevtü keffâratün li-külli müslimin. Ölüm demek yani sekeratü'l-mevt. 00:27:42.280 --> 00:27:49.400 Ölümden evvel bir hal geliyor ya insanlara. Ölüme gidiyor artık, sekerat diyorlar onlara. 00:27:49.240 --> 00:27:53.600 Kendinden geçiyor, nefesleri değişiyor, yüzünün rengi değişiyor, 00:27:53.618 --> 00:28:03.258 gözler kayboluyor, burun eğiliyor bükülüyor. O hal geldi mi ıstıraplar da ona göre oluyor vücutta. Ha bu; 00:28:03.400 --> 00:28:12.120 Keffâratün li-külli müslimin. "O sıkıntı, o meşakkat, o zorluk bütün müslümanlar için kefaret oluyor." 00:28:12.240 --> 00:28:19.000 Allahu Teâlâ'nın o da ayrı bir rahmeti bizlere. Onun için buyurmuş ki; 00:28:19.190 --> 00:28:23.979 el-Mevtü tuhfetü'l-mü'mini. "Mü'minin en büyük hediyesi ölüm." 00:28:24.640 --> 00:28:31.920 O geliyor, günahları da dökülerekten. Onun için sıkıntı ile ölmek makbuldür. 00:28:32.400 --> 00:28:40.160 O ansızın ölüm, sekte-i kalp diyorlar işte, ansızın ölüm makbul değildir o. 00:28:40.640 --> 00:28:45.640 Ancak şunlar için makbuldür ki adam günahsız adam, hazırlıklı adam. 00:28:45.840 --> 00:28:51.800 Vasiyetnamesini yazmış, her şeysi hazır, kimseye bir alacağı vereceği yok. 00:28:51.360 --> 00:28:57.400 Ölüm nerede gelirse gelsin hazırım diyor. Bir kelime-i şehadet borcum var diyor, onu da yapıveriyor. 00:28:57.440 --> 00:29:03.920 Onun için iyidir. İbrahim aleyhisselam da sekeratü'l-mevtten gitmiştir. Onun mevti de öyledir. 00:29:03.960 --> 00:29:08.200 Binâenaleyh iyi insanlar için ölüm, sekerat-ı mevt o da ayrı bir devlettir. 00:29:08.320 --> 00:29:13.800 Etrafına sıkıntı vermez, rahatsızlık vermez, güzel güzel çekilir gider. 00:29:13.920 --> 00:29:19.640 Ama bir de ızdıraplar vardır ki çok acıdır; aylarca yatar, senelerce yatanlar vardır. 00:29:19.760 --> 00:29:27.960 Etrafındakiler bıkmıştır artık, ölse de kurtulsak derler. O da Allah'ın, o da ayrı bir âfet. 00:29:29.320 --> 00:29:32.672 Ve'd-dirhemü ve'd-dînâru rabîu'l-münâfiki. 00:29:33.280 --> 00:29:44.200 "Dinar u dirhem yani para münafıkların bayramı de, yazı de, istedikleri şeydir." 00:29:44.320 --> 00:29:53.320 Rabî, ilk ayların böyle ilkbahar mevsiminde ne kadar hani güzellikler, ağaçlar açar, yeşillikler olur. 00:29:53.600 --> 00:29:59.200 İlkbaharın kendisine göre bir güzelliği vardır, kokulu çiçekler açarlar filan. 00:29:59.360 --> 00:30:03.000 "Münafık için de para böyledir. Para böyledir ama." 00:30:03.160 --> 00:30:10.440 Ve hümâ zâdühu ile'n-nâri. "O paralar onu cehenneme sürükler." Niçin? 00:30:10.520 --> 00:30:15.240 Hayra veremez bir, şerlere harcar iki, kötü günahlara harcar üç. 00:30:15.320 --> 00:30:22.600 Günahları kazanır onunla, çalım satar onunla, her şey yapar onunla. O da bilahare onu cehenneme sürükler. 00:30:22.720 --> 00:30:29.240 Binâenaleyh paranın suçu kabahati yok tabi. Para bir madenden yahut kağıttan bir şey. 00:30:30.800 --> 00:30:37.800 Onu kullanan da iş. Onu hayra harcarsan hayırları kazanırsın şerre harcarsan şerleri kazanırsın. 00:30:40.580 --> 00:30:44.778 Onun için münafıkı koydu. Münafıkın imanı yalancıktan iman. 00:30:44.920 --> 00:30:49.680 Yalancı imanı olan kimseleri o paraları kendisini cehenneme sürükler farkına da varmaz. 00:30:50.680 --> 00:30:55.640 Mü'min için öyle değildir, mü'minin parası devleti, saadetidir. 00:30:55.960 --> 00:31:00.840 Onunla hayırlar kazanır birçok sevaplar kazanır, onlarla cenneti de kazanır. 00:31:01.520 --> 00:31:05.760 Onun için cennete girerken dört kişi gelmişler: 00:31:05.762 --> 00:31:15.200 Şehit gelmiş, gazi gelmiş, alim gelmiş, bir de zengin, cömert gelmiş. 00:31:15.480 --> 00:31:20.800 Demişler ki; "Ben şehidim." demiş öteki, "Durun ben gireceğim önce." demiş. 00:31:20.877 --> 00:31:25.317 Öteki gazi; "Ben gireceğim." demiş. Alim demiş; "Ben gireceğim." Yok. 00:31:25.342 --> 00:31:31.262 Cömert demiş; "Ben gireceğim." demiş. Oradan bir melek gelmiş; "Nedir davanız? demiş. 00:31:31.440 --> 00:31:34.640 "İşte ben Allah yolunda canımı verdim yahu. Benden daha iyisi mi olacak? 00:31:34.645 --> 00:31:37.365 Binâenaleyh hak benim, cennete önce ben gireceğim." demiş. 00:31:37.800 --> 00:31:43.600 "Peki!" demiş, "Sen bunun cennete gireceğini nereden öğrendin?" demiş. Hocalar söyledi yahu? 00:31:43.640 --> 00:31:49.840 "E demiş, hocanın önüne geçme, dur. Geriye çekil!" demiş. Hoca efendiye demiş ki; Ne istiyorsun? 00:31:49.880 --> 00:31:54.640 "E işte bu kadar ilim tahsil ettim. Benim hakkım cennete girmek. 00:31:54.920 --> 00:31:59.680 Bak bu kadar insanların hayrına vesile oldum." demiş. "Sen ilmi ne ile kazandın?" demiş. 00:31:59.920 --> 00:32:06.520 "Cömertlerin hayırları ile kazandım." Demiş. "Öyleyse onlara da sen tecavüz etme. 00:32:06.920 --> 00:32:11.760 Mademki o cömertlerin sayesinde sen bu ilmi öğrendin. Binâenaleyh sen de onların önüne geçme." demiş. 00:32:11.880 --> 00:32:23.840 Cömert kazanmış hakkı. Onun için para, cömertlik sayesinde imanlıları cennete girmeye vesile olur. 00:32:23.920 --> 00:32:32.680 Bir hikayedir ama yerindedir. Münafık için de imansızlığı dolayısıyla cehenneme girmesine vesile olur. 00:32:35.621 --> 00:32:44.381 Buna iyi dikkat edin! el-Meyyitü yuazzebü fî kabrihi bi-mâ nîha aleyhi. 00:32:44.520 --> 00:32:56.560 Şimdi ölüm hepimize gelecek. Evdeki çoluk çocuklarımız, ailelerimiz bağrışmaya başlayacaklar; 00:32:56.800 --> 00:33:01.600 "Ah babacağızım, vah anacağızım, vah dedecağızım!" bağırıyorlar, 00:33:01.880 --> 00:33:05.680 feryad u figan ediyorlar, üstlerini başlarını yırtıyorlar. 00:33:06.400 --> 00:33:11.520 Bu bazı böyle çirkin hadiseler görülegelmektedir. 00:33:11.600 --> 00:33:17.520 Yani bunlar insanların cahilliği dolayısıyla bu feryad u figan bir vazife sayıyor. 00:33:17.600 --> 00:33:21.840 Ağlamazsa, böyle feryad u figan etmezse, "Ne katı kalpli adammış bak! 00:33:21.920 --> 00:33:27.480 Anası babası öldü de hiçbir kere bağırıp çağırmadı bile!" demesinler diyerekten 00:33:27.640 --> 00:33:31.560 çeşitli böyle üstlerini başlarını yırtmak suretiyle feryad u figan ederler. 00:33:31.680 --> 00:33:34.840 "Bu meyyitin azab omasına vesile olur." 00:33:35.160 --> 00:33:37.880 Çünkü meyyit vazifesini yapmamıştır. 00:33:38.120 --> 00:33:44.840 Meyyit sağlığında iken çoluk çocuğuna diyecek ki, her ara sıra böyle sırası geldikçe; 00:33:44.859 --> 00:33:51.925 "Evladım ölüm haktır, Allah'ın emridir. İcabında siz gidersiniz ben kalırım, ben giderim siz kalırsınız. 00:33:52.970 --> 00:33:56.177 Binâenaleyh bizim arkamızdan feryad u figan sakın etmeyeceksiniz ha! 00:33:56.400 --> 00:34:02.480 Elinizden gelirse okuyunuz ruhumuza, hayırlar yapınız ruhumuza bizi memnun edersiniz. 00:34:02.560 --> 00:34:08.240 Yok feryad u figan ederseniz hakkımızı helal etmeyiz size!" diye onları bir de korkutacaksın. 00:34:08.320 --> 00:34:16.600 Bu vazifeyi yapmazsan öldükten sonra bunlar da bağırır çağırırlarsa bunun cezası olaraktan o ölüye ceza yapılır. 00:34:17.400 --> 00:34:19.000 Onunla cezalacak. 00:34:19.120 --> 00:34:23.160 Onun için daima bu gibi nasihatleri hem vasiyetnameye yazmalı hem de sırası geldikçe 00:34:23.200 --> 00:34:33.800 gerek sofralarda, gerek muhabbetlerde ara sıra bunları böyle lisanen tekrar etmelidir. 00:34:34.992 --> 00:34:36.792 Bakınız bunu daha bir açık söylüyor. 00:34:36.840 --> 00:34:47.886 el-Meyyitü yuazzebü bi-bükâi'l-hayyi izâ kâlû vâ adudâhu vâ kesebâhu vâ nâsirâhu 00:34:48.400 --> 00:34:50.960 vâ cebellâhu ve nahve hâzâ yete'atta'u ve yükâlü ente ke-zâlike ente ke-zâlike? 00:34:51.800 --> 00:34:53.360 Bunlar gibi birçok şeyleri söylüyorlardır. 00:34:53.480 --> 00:35:02.400 el-Meyyitü yuazzebü. "Meyyit, ölü azaplanıyor, rahatsız oluyor, müteezzî oluyor." 00:35:02.160 --> 00:35:06.600 Bi-bükâi'l-hayyi. "Arkasından dirilerin ağlamasından dolayı." 00:35:06.920 --> 00:35:10.840 Arkasından diriler ister kendisine ait evlâdı olsun, 00:35:10.848 --> 00:35:16.208 gerek başkaları olsun bunlardan da ağlayanlardan dolayı muazzep oluyor. Ne gibi? 00:35:16.240 --> 00:35:21.160 Vâ adudâh. "Ah benim babam gitti, artık bundan sonra bize kim bakacak, bize kim getirecek. 00:35:21.280 --> 00:35:27.800 Vay bize kim yardım edecek, vay bizi kim evinde barındıracak?" gibi böyle sıralıyor. 00:35:29.245 --> 00:35:34.205 Bunların hiçbirisi [caiz değil.] Çünkü biliyorsunuz ki hepimizin gözünün önünde. 00:35:34.440 --> 00:35:38.920 Babalar ölüyor çocukları yetim kalıyor fakat herkesten daha iyi yetişiyorlar. 00:35:39.200 --> 00:35:43.840 Etraftan yardım görüyorlar, Allahu Teâlâ kalpleri çeviriyor bir şeyler yapıyor. 00:35:43.960 --> 00:35:49.520 Onlar da yetişip çıkıyorlar ortaya. Binâenaleyh bağırmaya çağırmaya hiç de lüzum yok. 00:35:51.565 --> 00:35:57.405 Yete'atta'u ve yükâlü ente ke-zâlike ente ke-zâlike. 00:35:57.583 --> 00:36:02.543 "Bir melek de oradan diyor ki; 'Sen de öleceksin, bağırma!' 00:36:02.568 --> 00:36:05.848 Sen de öleceksin, yarın bunun hâli senin başına da gelecek." diyor. 00:36:05.920 --> 00:36:16.480 Hiç boşu boşuna ne feryat ediyorsun? el-Meyyitü yündahu aleyhi'l-hamîmü bi-bükâi'l-hayyi. 00:36:16.560 --> 00:36:20.480 Bak bunlar ayrı ayrı hadisler, ayrı ayrı raviler tarafından zikredilmiş. 00:36:20.753 --> 00:36:33.330 el-Meyyitü yündahu aleyhi. "Meyyitin üzerine dökülür." el-Hamîm. "Kızgın sular." 00:36:33.600 --> 00:36:34.960 Hamîm, hamamdan. 00:36:35.000 --> 00:36:39.480 Hani bizim kaynarca hamamlarının, hamam deyişlerinin sebebi kaynar sular vardır. 00:36:39.560 --> 00:36:41.120 Kudretten geliyorlar ya o kaynar sular. 00:36:41.280 --> 00:36:45.920 O kaynar sular bazı 80 derecesinde, 90 derecesinde, 100 derece olanları var. 00:36:46.000 --> 00:36:47.680 İnsan içine tahammül edip de giremez. 00:36:47.677 --> 00:36:55.770 İşte bu hamîm olan kaynar sular, vaktiyle evlatlarına nasihat etmediğinden dolayı, 00:36:55.102 --> 00:37:01.222 o meyyitin üzerine dökülecek. Nasihat etmediğinden dolayı, onlara bunun lüzumunu bildirmediklerinden dolayı. 00:37:02.683 --> 00:37:10.300 Şimdi bakınız yine burada; el-Meyyitü yüb'asü fî siyâbihi'l-letî yemûtü fîhâ. 00:37:10.840 --> 00:37:17.280 el-Meyyitü yüb'asü. "Meyyit ba's olunur." Kıyamette ba's olunacağız ya. 00:37:17.960 --> 00:37:24.480 Yeniden dünyaya çıkacağız, hayata kavuşacağız. İkinci bir hayat diyorlar ona: Ve'l-ba'sü ba'de'l-mevti. 00:37:24.760 --> 00:37:31.400 Bu üzerinde çok incelikle durulması lazım olan bir şey. Lâ ilahe illallah demesi kolay. 00:37:31.920 --> 00:37:37.400 Fakat öldükten sonra dirilecek deyince akıllar bayağı bir duraklıyor bazen. 00:37:37.520 --> 00:37:41.400 "Nasıl oluyor yahu?" diyor, "Ben orada çürüyeceğim, toz olacağım. 00:37:41.480 --> 00:37:45.400 Orası sürülecek tarla olacak, şu olacak bu olacak. 00:37:45.200 --> 00:37:50.600 Sonra ben nasıl olacağım da yine dirileceğim?" diyor, kudret-i ilahiye de şüpheye düşüyor. 00:37:50.960 --> 00:37:56.800 Canım senin ana rahminden şu dünyaya gelişin nasıl oldu, hiç bunu tetkik etmiyor musun? 00:37:56.400 --> 00:38:01.280 Şu ana rahminden dünyaya gelişin ne şekilde oldu, bunu hiç bir tetkik etmiyor musun? 00:38:01.360 --> 00:38:07.280 Bu kuvvetin sahibi olan Allahu celle ve alâ'ya güç müdür ki yok olan bir şeyi bir daha yapamasın? 00:38:08.160 --> 00:38:12.640 Bugün bir tayyare düşüyor, bir vapur, bir zırhlı gemi batıyor. 00:38:12.800 --> 00:38:18.560 Fakat bir daha âlâsını insan yapabiliyor da, daha âlâsını insan yapabiliyor da 00:38:18.566 --> 00:38:22.646 Allahu celle ve alâ'ya onu tekrar yapmak güç müdür yahu? 00:38:22.800 --> 00:38:26.400 Şu hayatı bize bahşeden, şu varlıkları bize bahşeden Allah Teâlâ'ya? 00:38:26.120 --> 00:38:34.000 Onun için ölümden sonraki hayata imanı güzel yapmak lazım. O muhakkak dirileceğiz. Onun için diyor ki; 00:38:34.120 --> 00:38:38.320 el-Meyyitü yüb'asü. "Meyyit ölmüş, çürümüş, toprak olmuş [olsa da tekrar dirilecek]." 00:38:38.360 --> 00:38:43.920 Bu tabi Yasin'de de okuyorsunuz ya. Kul yuhyîhâ ellezî enşeehâ evvele merratin diyor. 00:38:44.400 --> 00:38:47.760 Çünkü ölümden sonra ba's olunacak diyor Efendimiz. 00:38:47.880 --> 00:38:51.400 Geldi adam, kemiği getirmiş, çürümüş bir kemiği böyle sıkıyor, toz halinde döküyor, 00:38:51.440 --> 00:38:56.600 "Bu mu dirilecek?" diyor. "Bu toz olan mı dirilecek?" İnanamıyor gâvur. 00:38:56.920 --> 00:38:59.760 Kul. "De ki Habibim!" Yuhyîhâ ellezî enşeehâ evvele merratin. 00:38:59.840 --> 00:39:04.400 "Onu ilk evvel yapan Allah yine sonradan yapacak onu işte!" Nasıl yapacak? 00:39:04.520 --> 00:39:11.280 Hangi işine aklımız eriyor ki bu işine aklımıza ersin? Kudret O'nun. Binâenaleyh; 00:39:11.284 --> 00:39:16.524 00:39:16.720 --> 00:39:25.400 "[Meyyit] hangi elbise ile gömüldü ise o elbiseyle haşrolunacak, ba's olunacak." Şimdi diyorlar ki; 00:39:25.800 --> 00:39:28.600 "Kefen elbette çürüyecek. Kefen hiç çürümeden olur mu? 00:39:28.640 --> 00:39:32.880 100 sene de çürümese, 1000 sene de çürümese en nihayet yine çürüyecek. 00:39:33.200 --> 00:39:39.720 E o kefen ne olacak, nereden gelecek?" E o kemikleri yapan, o eti yapan Allah o esvabı da yapacak. 00:39:40.440 --> 00:39:44.440 Ama diyor ki; "Buradaki manâ o değil. O esvap değil. 00:39:44.600 --> 00:39:51.000 Buradaki manâ herkes ölürken hangi amel üzerine öldüyse o ameli üzerine haşrolunacak." diyor. 00:39:54.130 --> 00:40:00.130 Lâ ilahe illallah. Şimdi bunun evveli de var, hangi amel üzerine yaşıyorsan o amel üzerine öleceksin. 00:40:00.440 --> 00:40:06.240 Yaşayış hayatın nasılsa, hangi tarzda yaşıyorsan ölümün de o tarzda öyle olacaktır. 00:40:06.685 --> 00:40:10.885 Nasıl öldüysen, hangi amel üzerine öldüysen o amel üzerine de haşrolunacaksın. 00:40:11.200 --> 00:40:14.960 İmanla yaşadıysan imanla öleceğini ben sana şehadet ederim. 00:40:16.800 --> 00:40:20.920 Eğer iman ile öldüysen imanlılar ile beraber haşrolunacaksın, ba's olunacaksın. 00:40:21.720 --> 00:40:27.480 Peygamberimizin livâülhamd sancağı altında toplanacağız inşaallah. Onun için; 00:40:28.400 --> 00:40:38.200 el-Meyyitü yüb'asü fî siyâbihi'l-letî yemûtü fîhâ yânî el-âmâl kemâ kîle temûtûne kemâ te'îşûne. 00:40:38.246 --> 00:40:44.566 "Nasıl yaşıyorsan ölümün öyle olacaktır. Nasıl öldüysen öyle haşrolunacaksın, ba's olunacaksın." 00:40:44.800 --> 00:40:49.520 Allahu celle ve alâ cümlemizi affetsin, gafletten muhafaza etsin kurtarsın. 00:40:49.640 --> 00:40:52.360 Hayatımızı bize vermiş muvaffak bir hayattır. 00:40:52.600 --> 00:40:59.800 Bu hayatı dünyaya değil dünyanın arkasında olan âhireti kazanmak için de 00:40:59.980 --> 00:41:05.818 harcamayı ganimet bilen kullarından eylesin. Bir tane daha var, onu da okuyalım. 00:41:06.600 --> 00:41:18.160 en-Nâdimü. "Pişman olan."Bir kabahat etti, bir kabahat yaptı fakat pişman oldu, 00:41:18.280 --> 00:41:22.400 "Neden yaptım ben bunu?" dedi. Beşeriyet, hatadan salim değil insan. 00:41:22.640 --> 00:41:29.920 Yaptı hatayı, arkasından nâdim oldu. İşte bu nedamet dolayısıyla o insan tâibtir. 00:41:30.200 --> 00:41:34.760 Estağfirullah demese de, tevbe yâ Rabbi demese de o nedamet, 00:41:34.960 --> 00:41:40.280 o pişmanlık tevbesi yerine geçer ve onun için rahmet-i ilahiyeye intizar vardır. 00:41:41.320 --> 00:41:48.480 Ve'l-mu'cibü. Şimdi kendini beğenen yukarıda geçti ya, helak üç şey dedi. Birisi kendini beğenmesi. 00:41:48.640 --> 00:41:52.680 Ve'l-mu'cibü. "Bu kendini beğenenler de." Yenteziru'l-makte. 00:41:52.800 --> 00:41:57.680 "Onlar da şekavete ve haktan uzak olmaya layık olurlar." 00:41:58.960 --> 00:42:06.400 Ve küllü âmilin se-yakdimü alâ mâ eslefe inde mevtihi. 'Herkes yaptığına kavuşacaktır." 00:42:06.920 --> 00:42:12.560 Herkes hayatında yaptığı neyse ona kavuşacak. Hatta şunu şöyle tasvir ediyorlar. 00:42:12.960 --> 00:42:16.200 Şimdi insan sekerât-ı mevt diyorlar ya. O ölüm hali geliyor. 00:42:16.360 --> 00:42:24.120 O ölüm hali gelirken dikkat ediniz, korkmayınız. Mevtalar mesela ölüm halinde gözünü şöyle bir diker. 00:42:24.640 --> 00:42:30.480 Bir noktaya diker, diktiği vakitte onun karşısında sinema perdeleri açılmıştır. 00:42:30.640 --> 00:42:34.920 Sinema perdeleri açılmıştır hayatı gözünün önünde oynar böyle. 00:42:35.200 --> 00:42:41.000 Ta ilk devresinden son devresine kadar bütün hayatı gözünün önünden bir sinema perdesi gibi geçer. 00:42:41.200 --> 00:42:43.520 Gözünü dikmiştir artık oradan ayıramazsın sen onu. 00:42:43.640 --> 00:42:48.880 O bakıyor o hâline, nedamet, pişmanlık, ne dersen de artık hepsi gözünün önünde. 00:42:49.000 --> 00:42:53.800 "Ah neden ben bunları yaptım!" diyerekten [pişmanlık duyar] ama sırası geçti artık. 00:42:53.800 --> 00:43:00.280 Firavun suda boğuluyor, "Musa'nın iman ettiği Allah'a ben de inandım." dedi. 00:43:01.480 --> 00:43:09.560 Bazıları firavun iman etti dediler. Hayır! Çünkü sekerat halindeki iman makbul değildir. 00:43:11.404 --> 00:43:19.924 O artık geçti elden fırsat. O iman makbul iman değildir. Onun için firavunun imanı katiyen iman değildir. 00:43:20.360 --> 00:43:25.800 Binâenaleyh herkes yaptıklarına mülaki olacak yani kavuşacaktır. 00:43:26.400 --> 00:43:31.800 Hayırlar yaptıysan karşına hayırların çıkacak, iyilikler yaptıysan iyiliklerin çıkacak, 00:43:31.200 --> 00:43:34.160 kötülükler yaptıysan kötülüklerin çıkacak karşına. 00:43:34.240 --> 00:43:37.840 Buna çok dikkat etmek lazım ve bunu prensip edinmek lazım. 00:43:38.000 --> 00:43:45.120 Evet insan bir an için belki yaramaz bir insandır ama sonra tevbe etmiş, nedamet etmiş iyiliğe dönmüştür. 00:43:45.200 --> 00:43:52.800 Binâenaleyh kalp kırmaktan, gönül yıkmaktan son derece sakınmalıdır. Gönül sırça bir saraydır. 00:43:53.320 --> 00:43:59.280 Sırça kırıldığı vakitte nasıl tamiri mümkün değilse, gönüllerin de tamiri mümkün değildir; 00:43:59.294 --> 00:44:06.414 elini de öpsen ayağını da öpsen para etmez. Gönül kırılmıştır bir kere. O el öpmekle ayak öpmekle o olmaz. 00:44:06.520 --> 00:44:11.520 Binâenaleyh gönlü kırmamaya çalış. Bu gönül kırması en çok kendini beğenmekten ileri gelir. 00:44:11.680 --> 00:44:15.400 Varlıklarına güvenir, kuvvetine güvenir, karşısındakini hiçe sayar. 00:44:15.600 --> 00:44:19.240 Hiçe sayması dolayısıyla elinden gelen her şeyi yapmaya çalışır ki, 00:44:19.280 --> 00:44:22.760 gözünü yumarken o da onun karşısına çıkacaktır. 00:44:24.200 --> 00:44:31.000 Fe-inne milâke'l-a'mâli bi-havâtimihâ. 00:44:31.240 --> 00:44:39.880 Buna dikkat edin bak! "Bütün amellerin kıvamı sonrasıdır, havâtim. Son nefestedir." 00:44:40.400 --> 00:44:45.320 Son zamanın nasıl geçiyor bakalım? Gençliğin geçti, son zamanlarında nasılsın? 00:44:46.200 --> 00:44:51.760 O gençlikteki ibâdât u tâatlarını, hayr u hasenâtlarını devam ettirebiliyor musun, 00:44:51.920 --> 00:45:00.360 yoksa ihtiyarladığın vakitte bunları bırakı mı verdin?Havâtim. "Tüm şeyler buna bağlıdır." 00:45:00.920 --> 00:45:09.800 Bak ne güzel! Ve'l-leylü ve'n-nehâru. "Gece ile gündüz." Matiyyetâni. "Onlar bizim bineklerimizdir." 00:45:10.280 --> 00:45:17.160 Bu gece ile gündüz bizim bineklerimizdir. Biz bu gece ile gündüzden istifade edeceğiz. 00:45:17.440 --> 00:45:22.840 Gündüzün gündüz ibadetlerini yapacağız, geceleri de gece ibadetlerini yapacağız. 00:45:23.400 --> 00:45:27.240 Fe'rkebûhümâ belâğan ile'l-âhirati. "Bunlar sizin bineklerinizdir. 00:45:27.320 --> 00:45:36.760 Siz bu bineklerle âhirete ulaşmak için elinizden ne geliyorsa onu yapın." Ve iyyâküm. "Sakının!" 00:45:36.880 --> 00:45:41.560 Ve't-tesvîfe bi't-tevbete. Şimdi benim gençliğim var dursun biraz da 00:45:41.563 --> 00:45:45.830 şu ihtiyarladığım vakitte bir tevbe ederim işleri hallederiz inşaallah. 00:45:45.160 --> 00:45:49.280 Şu gençlik şöyle bir gidiversin bakalım. Ve iyyâküm. "Sakın ha!" 00:45:49.320 --> 00:45:54.120 Ve't-tesvîfe bi't-tevbete. "Bu gibi hareketlerden son derece sakının ve kaçının." 00:45:54.280 --> 00:45:59.560 Çünkü gençlikteki hayatının âhirete son devre kadar yaşayacağını kim bilir? 00:45:59.880 --> 00:46:08.760 Belki biraz sonra Hz Azrail gelip alıp gidecektir seni!..Ve'l-ğirrate bi-hilmillâhî. 00:46:08.840 --> 00:46:15.520 Allah Gafûr'dur canım! Kerîm Allah, Rahîm Allah! İşte çok bol rahmeti yani. 00:46:15.640 --> 00:46:21.120 Şeytan bile Allah'ın rahmetine ümit bağlamış, o da bende affolunanların arasında olurum belki demiş. 00:46:21.280 --> 00:46:23.160 Şeytan da ümit ediyor yani. 00:46:23.480 --> 00:46:28.920 Fakat Allahu Teâlâ'nın rahmetinden böyle bu kadar kendinizi aldatmayın, aldatmayın!" 00:46:29.840 --> 00:46:36.120 Va'lemû. "İyi biliniz!" Enne'l-cennete ve'n-nâra. "Gerek cehennem gerek cennet." 00:46:36.240 --> 00:46:45.360 Akrabü ilâ ehadiküm min şirâki na'lihi. "İkisi de size giydiğiniz ayakkabının tasmasından daha yakındır." 00:46:45.600 --> 00:46:47.720 Cennet ve cehennem, ikisi de. 00:46:48.120 --> 00:46:55.800 Size en yakın olan ayakkabınız var ya, o ayakkabının taksması burada, orada o zaman onlar giyiliyormuş. 00:46:55.240 --> 00:47:10.400 O tasma dediğimiz şeyden size daha yakındır. Binâenaleyh zerre diye ufacık bir şeye zerreye diyorlar. 00:47:10.280 --> 00:47:15.800 Fe-men ya'mel miskâle zerratin hayran. 00:47:15.320 --> 00:47:21.760 "Kim ki zerre miktar da o ufacık bir zerre, hayır yapsan." Yerahû. "O yaptığı hayrı görecektir." 00:47:22.200 --> 00:47:26.600 O yaptığı hayrı görecektir. Ve men ya'mel miskâle zerratin şerran. "Ufacık bir de şer yapmış." 00:47:26.840 --> 00:47:34.360 Hayran, şerran. "Hayır yaptıysa onu görecek." Şerran yerahu. "Şer yaptıysa o şerrini de görecektir." 00:47:34.680 --> 00:47:37.400 Onun için diyor ki; en-Nedmü tevbetün. 00:47:37.520 --> 00:47:43.640 Yukarıda dedi ya en-nâdimü, nâdim olan Allah'ın rahmetini intizar eder. 00:47:43.840 --> 00:47:46.240 en-Nedmü tevbetün. "Nedametin kendisi asıl tevbedir." 00:47:46.480 --> 00:47:52.400 Bu içeriden nedamet gelmedikçe dil estağfirullah demiş, bir daha yapmayacağım demiş, kıymeti yok. 00:47:52.440 --> 00:47:56.422 Asıl hüner içeriden pişmanlık gelip de ondan vazgeçmektir. 00:47:57.800 --> 00:48:03.640 en-Nâsü ya'melüne bi'l-hayri. "İnsanlar hayırları işlerler." 00:48:04.800 --> 00:48:08.400 Ve innemâ yu'tavne ücverahüm alâ kadri ukûlihim. Bak şimdi buraya! 00:48:08.160 --> 00:48:12.560 Demin Âdem aleyhisselam aklı istedi, iman da ona takıldı. Şimdi diyor ki; 00:48:12.760 --> 00:48:16.960 "İnsanlar hayır yaparlar ama akılları kadar sevap alırlar." 00:48:17.920 --> 00:48:23.920 İki kişi namaza durmuşlar, ikisi de aynı Kur'an okuyor, ikisi de aynı namazı kılıyorlar 00:48:24.000 --> 00:48:29.640 fakat birinin sevabı çook üstün birinin sevabı çok zayıf. Niçin? Akıllarına göre. 00:48:31.740 --> 00:48:39.140 Bunu da okuyalım.Şu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in tebliğine bakın! 00:48:39.360 --> 00:48:47.800 en-Nâsü. "Bütün insanlar." Raculâni. "İki kişiden ibarettir." Bütün insanlar iki kişiden ibarettir. 00:48:47.800 --> 00:48:57.720 Âlimün. "Birisi öğrenmiş." Ve müteallimün. "İkincisi de öğrenen." 00:48:57.760 --> 00:49:03.560 İnsanlar şu iki şeyden ibarettir; ya öğrencidir ya öğrenendir, ya öğrenmiştir ya öğrenicidir. 00:49:03.800 --> 00:49:07.400 Öğrenci değilsen öğretemezsen de arada kaldın. 00:49:08.400 --> 00:49:13.480 Onun için; en-Nâsü raculâni âlimün ve müteallimün. 00:49:13.600 --> 00:49:20.160 "Cenâb-ı Peygamber insanları ikiye bölmüş; ya âlimdir ya öğrenici, ya öğrenmiş ya öğrenmeye çalışıyor. 00:49:20.760 --> 00:49:26.400 Ondan gayrısın da hayır yoktur." Ve lâ hayra fîmâ beynehümâ mine'n-nâsi. 00:49:26.120 --> 00:49:30.440 "Arasında olan diğer insanlarda hayır yok." demiş. 00:49:32.444 --> 00:49:38.404 Şunu da okuyacağım; en-Nâsü sevâün. "İnsanlar müsavidir." 00:49:38.680 --> 00:49:47.800 Ke-esnâni'l-muşti. Muşt kelimesini bundan belki 10 sene evvel mi 15 sene evvel mi, 00:49:47.920 --> 00:49:52.760 İsmail Hakkı Efendi, bizim Fatih müftüsü diyanet reisi olmuştu. 00:49:53.160 --> 00:49:58.640 O diyanet reisliği esnasında böyle bir, bir yerde konuşma yapmış; 00:49:58.840 --> 00:50:03.800 "İnsanlar tarakların dişleri gibi müsavidir." [demiş.] 00:50:03.440 --> 00:50:10.640 Bunu insanlar dillerine doladılar. Bazı gazetecilerin de diline düştü; 00:50:10.840 --> 00:50:15.920 "Vay! Nasıl laf bu?" dediler. "Öyle mi olur, insanlar hiçbir olur mu?" dediler. 00:50:16.400 --> 00:50:20.800 Canım mahluk Allah'ındır yahu. Allah'ın mahlukudur bu. 00:50:20.280 --> 00:50:26.400 Allah'ın mahluku olduktan sonra artık senin, "Ben üstünüm, ben bilginim!" demeye ne hakkın var? 00:50:26.200 --> 00:50:32.400 en-Nâsü. Nâs denince bütün insanlar yani. Yahudisi de içinde çingenesi de içinde. 00:50:32.200 --> 00:50:37.280 en-Nâsü. "Bütün insanlar." Sevâün. "Birdir yahu!" Ke-esnâni'l-muşti. 00:50:37.920 --> 00:50:41.840 "Tarağın dişleri nasıl bir, onun gibi bunlar da birdir." 00:50:42.400 --> 00:50:47.600 Ve innemâ yetefâdalûne bi'l-ibâdeti. "Ancak iman ve ibadet ile ayrılır insanlar." 00:50:48.400 --> 00:50:55.520 Yoksa senin şununla bununla üstünlük taslamaya hiç hakkın yoktur. Ancak bir ibadet! 00:50:56.200 --> 00:51:02.200 Ve lâ tashabenne ehaden lâ yerâ leke mine'l-fadli misle mâ terâ lehû. 00:51:03.400 --> 00:51:12.280 Orada yukarıda bir ders geçti galiba, biz birbirimize daima hüsn ü zan etmek mecburiyetindeyiz. 00:51:12.400 --> 00:51:17.640 Hüsn ü zan eder de birbirimize hürmet gösterirsek, hürmet gösterirsek, 00:51:17.880 --> 00:51:22.160 "Bunu seviyorum, hürmete şayandır bu adam." [diyerekten] hürmet ediyor. 00:51:22.320 --> 00:51:29.280 Fakat o adam ki seni hiç sayıyor ve bu ne olacak diyor. "O adamla sohbet etme." diyor. 00:51:29.840 --> 00:51:34.960 "Sohbet ettiğin adam senin kadr u kıymetini bilen bir adamsa onunla sohbet et. 00:51:35.800 --> 00:51:38.600 Eğer senin kadr u kıymetini bilmiyor, sana kadir kıymet vermiyorsa 00:51:38.640 --> 00:51:44.840 o adamın dünya onun olsa ona iltifat etme." Dünyada olsun onun varsın, iltifat etme. 00:51:48.285 --> 00:51:52.485 Şurada bir tanecik daha varmış. Bu da bu şeysine ait, onu da okuyalım. 00:51:52.880 --> 00:51:59.880 en-Nâihatü. "Bu ölenler için ağlayanlar, feryad u figan edenler, üstlerini başlarını yırtanlar." 00:52:00.400 --> 00:52:06.560 İzâ lem tetüb mevtihâ. 'Tevbe edemedi, o haliyle ölüm geldi yakaladı kendisini." 00:52:07.360 --> 00:52:12.240 Tükâmü yevme'l-kıyâmeti. "Kıyamet gününde o haşrolunur." 00:52:12.680 --> 00:52:15.240 Ve aleyhâ sirbâlün min katirânin. 00:52:15.640 --> 00:52:26.680 "Ona, 'Senin o dünyadaki feryad ü figanın cezası' diyerekten cehennemin katran denilen ateşlerinden bir gömlek giydirilir." 00:52:27.120 --> 00:52:36.560 Ve dira'un cerabin. "Bir de gömlek giydirilir ki yine kalkancıların zırhlılarını giydikleri gibi, 00:52:37.160 --> 00:52:47.400 insanların giydikleri kamis mıydı ne. O uyuzların kaşındığı gibi kaşındırmak suretiyle seni rahatsız edecek." 00:52:47.280 --> 00:52:52.160 Öyle bir gömlek giydirecekler ki kaşına kaşına kendi kendini harap edecek. 00:52:52.560 --> 00:52:55.560 Ve öteki de yakmak suretiyle harap edecektir. 00:52:55.760 --> 00:53:02.160 Sebebi de Allah'ın takdirine razı olmadı, feryad ü figan ile ortalığı alt üst etti. 00:53:02.320 --> 00:53:06.560 Onun cezası olaraktan da bu hal ona mukabele-i bi'l-misil olaraktan. 00:53:06.640 --> 00:53:10.800 Tevbe etmediği takdirde ama. Tevbe ederse Allah dokunmuyor. 00:53:10.162 --> 00:53:14.695 Allah cümlemizi affetsin. Tevfikatı samadaniyesine mazhar eylesin. 00:53:15.899 --> 00:53:20.699 Şu hayatı dünyada şu günlerimizin kıymetini bilerekten 00:53:20.800 --> 00:53:24.640 onları ibâdât u tâatlere harcamak nasibi müyesser eylesin. 00:53:24.960 --> 00:53:29.320 Son nefeste de hüsn ü hatimelerle Cenâb-ı Hakk'a kavuşmak nasip etsin. 00:53:29.680 --> 00:53:31.840 Lillahil-Fâtiha.