WEBVTT 00:00:00.400 --> 00:00:03.440 Euzubillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. 00:00:03.469 --> 00:00:06.621 el-Hamdü lillahi Rabbi'l-âlemîn. Ve'l-âkıbeti li'l-müttekîn. 00:00:06.680 --> 00:00:10.200 es-Salâtü ve's-selâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn. 00:00:11.280 --> 00:00:14.818 İ'lemû eyyühe'l-ihvân enne efdale'l-kitâbi kitâbullah 00:00:15.115 --> 00:00:19.182 ve enne efdale'l-hedyi hedyü Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem 00:00:19.393 --> 00:00:22.937 ve şerra'l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesetin bid'atün 00:00:22.987 --> 00:00:26.135 ve külle bid'atin dalaletün ve külle dalaletin fi'n-nâr 00:00:26.240 --> 00:00:29.400 ve bi's-senedi'l-muttasıli ile'n-Nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem. 00:00:29.440 --> 00:00:49.880 "Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedini'n-nebiyyi'l-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim." 00:00:51.000 --> 00:00:53.800 Cebrail aleyhisselam buyuruyor, sallallahu aleyhi ve sellem'e diyor ki: 00:00:53.800 --> 00:00:53.840 Kâle lî Cibrîlü: Yâ Muhammedü, ış mâ şi'te fe-inneke meyyitün. Ve ahbib men ehbabte fe-inneke müfârikuhû. Ve'mel mâ şi'te fe-inneke mülâkîhi. 00:00:53.880 --> 00:00:59.440 Yâ Muhammedü, ış mâ şi'te. "Nasıl istersen öyle yaşa!" 00:00:59.760 --> 00:01:05.680 Fe-inneke meyyitün. "Ama bil ki neticesi ölüm!" 00:01:05.760 --> 00:01:12.360 Ve ahbib men ehbabte."Neyi seversen sev!" Fe-inneke müfârikuhû. "O sevdiğinden ayrılacaksın!" 00:01:12.440 --> 00:01:19.320 Bu, güzel bir ders... Ve'mel mâ şi'te. "Nasıl istersen öyle amel et! İster hayır, ister şer..." 00:01:19.760 --> 00:01:26.680 Fe-inneke mülâkîhi. "O yaptığın amelle mücâzâtlanacaksın! İyiye iyi, kötüye kötü..." 00:01:28.600 --> 00:01:37.960 "Üç kişi var ki, bunlar gölgenin olmadığı bir günde, arşın gölgesi altında gölgeleneceklerdir." Üç nefer. 00:01:38.520 --> 00:01:47.640 Bunlardan birisi: el-Mütevaddi'ü fi'l-mekârih. "Soğuk havalarda abdestini dikkatle alan, güzel alan." 00:01:48.440 --> 00:01:56.160 Soğuktan acele eder insan da, üşümeyeyim diye... Ve'l-mâşî'i'l-mesâcidi fi'z-zulem. 00:01:56.400 --> 00:02:04.360 Aydınlıklarda gitmek kolay da, karanlıkta gitmek zor olduğu için, Ve'l-mâşî'i'l-mesâcidi fi'z-zulem. 00:02:04.400 --> 00:02:10.320 Karanlık havalarda... O zaman böyle, elektrik yok yollarda filân... 00:02:10.480 --> 00:02:17.320 Karanlıkta ayın ışığıyla gidiyor herkes... "Ay karanlığı da olur, bazen bütün karanlık olur. 00:02:17.560 --> 00:02:23.800 O karanlıkta bile mescide gidenler." Yâni mescidi bırakmıyor hiçbir surette, 00:02:24.000 --> 00:02:28.200 "Karanlık bugün, namazı evde kılıvereyim!" filân demiyor. İlle mescide gitmeye çalışıyor. 00:02:28.520 --> 00:02:33.480 Birisi de, Ve mut'imü'l-câ'i'. "Açları it'âm edenler." 00:02:36.160 --> 00:02:41.960 İbrâhim aleyhisselâm'a demişler ki: "Ne için Allah seni halil edindi, dost edindi? 00:02:42.000 --> 00:02:46.720 Allahu Teâlâ'nın seni dost edinmesine sebep ne?" diye sormuşlar. 00:02:47.160 --> 00:02:49.480 O da demiş: Üç şeyle. 00:02:49.520 --> 00:02:54.400 Üç haslet var bende, o üç hasletten dolayı Cenâb-ı Hak beni kendine dost edindi: 00:02:54.520 --> 00:02:58.960 1. İhtertü emrallâhi teâlâ alâ emri gayrihî. 00:03:00.000 --> 00:03:03.760 Şimdi, iki tane iş çıkar ortaya: Ezan okunuyor, namaz kılınacak. 00:03:03.920 --> 00:03:10.120 Bir de dünya işi çıkar ki, görülmesi lâzım. Yok, Allah'ın emrine evvelâ git! 00:03:10.320 --> 00:03:17.480 Ondan sonra da dünya işiyle meşgul ol! "Ben Allah emrini ihtiyar ettim!" diyor İbrâhim aleyhisselam. 00:03:17.640 --> 00:03:25.440 2. Ve mâ ihtememtü bimâ tekeffele'llâhu lî. "Allahu Teâlâ'nın verdiği rızık için hiç kaygı çekmedim. 00:03:25.800 --> 00:03:31.840 Biliyorum ki Allah verecek! Rezzak Allah! Rezzak'ın Allah olduğunu bildiğim için 00:03:31.880 --> 00:03:39.920 rızık hususunda hiç kaygım olmadı." Allah da ona, o kadar çok verdi. 00:03:40.600 --> 00:03:45.800 3. Ve mâ te'aşşeytü, ve mâ teğaddeytü illâ me'a'd-dayf. 00:03:45.840 --> 00:03:57.480 "Bununla beraber, ne akşam ne de sabah yemeklerini misafirsiz yemedim!" 00:03:58.400 --> 00:04:03.400 İllâ misafir çıkarmış kapının önüne, yolun üstüne yahut... Misafir ararmış. 00:04:03.800 --> 00:04:09.520 Tabii şimdiki gibi kalabalık değildi dünya. Hoşuma gider: 00:04:09.680 --> 00:04:12.280 Gâvur gelmiş, yoldan geçiyormuş. Gâvura işaret etmiş: 00:04:12.320 --> 00:04:17.400 "Gel, gel! Yemeğini ye de öyle git!" demiş. Gâvur gelmiş. Gâvura: 00:04:17.840 --> 00:04:21.920 "Lâ ilahe illallah de!" demiş. Gâvur: "Demem!" demiş. 00:04:22.000 --> 00:04:29.760 "Demezsen git!" demiş. Arkadan Cenâb-ı Hak vahyetmiş: -90 yaşındaymış gâvur- 00:04:29.920 --> 00:04:36.320 "Doksan sene ben ona rızkı verdim de; sen, bir gün ona rızkı vermedin!" demiş. 00:04:36.520 --> 00:04:39.720 Hemen koşmuş arkasından... Demiş: "Gel, gel!" 00:04:40.440 --> 00:04:45.560 "Neden?" "Allah beni ayıpladı!" Demiş: 00:04:46.720 --> 00:04:56.560 "Ne güzel Rabbin var senin! Lâ ilâhe illallah, İbrâhim halîlullah." diyerekten Müslümanlığını ilân etmiş. 00:04:57.640 --> 00:05:03.360 Yani koyunlarının köpeğini söylüyorlar ama hatırımda kalmadı. 00:05:03.400 --> 00:05:09.400 Koyunlarının köpeği, köpek sürüsü çok sayıda. O kadar çok koyunu varmış. 00:05:09.400 --> 00:05:13.800 Cenâb-ı Hak vermiş. Bu da çok bereketli bir mahlûk. 00:05:14.360 --> 00:05:19.000 Salebe isminde ashâbdan bir zât var, çok fakir. 00:05:19.160 --> 00:05:25.880 Cami güvercini koymuşlar adını, camiden çıkmıyor. Fakat fakirlik de var. 00:05:26.800 --> 00:05:31.400 Demiş: "Yâ Rasûlallah, bana bir dua et de, ne olur ben bu fakirlikten kurtulayım! 00:05:31.800 --> 00:05:33.760 Kurtulayım da mal mülk sahibi olayım!" 00:05:33.960 --> 00:05:36.760 Efendimiz, iki defasında hiç kulak asmamış. 00:05:36.760 --> 00:05:43.240 Üçüncüsünde bir dua etmiş. Büyümüş de büyümüş koyunları... Büyümüş de büyümüş. 00:05:43.360 --> 00:05:48.320 Salebe her gün camiden çıkmazken, şimdi haftadan haftaya gelmeye başlamış, cumadan cumaya. 00:05:48.480 --> 00:05:57.800 "Ne oldu bizim Salebe?" "Sürüleri arttı. Dışarıdaki boş arazilere gidiyor. Onun için gelemiyor." 00:05:57.280 --> 00:06:05.720 Sonra diyor ki; "Cumaya da gelemiyor, ne oldu bu?" "Medine havalisi yetmedi, dış memleketlere gitti." 00:06:05.880 --> 00:06:11.120 Derken, zekât âyeti nâzil oldu. "Gidin, isteyin zekâtı ondan!" demişler. 00:06:11.160 --> 00:06:17.560 O da: "Ben bu zekâtı veremem, öyle şey olmaz!" demiş en nihâyet Allah esirgeye. 00:06:18.320 --> 00:06:29.280 Hükemâdan bazıları demişler ki: "Üç şey vardır ki, insanlardan gam ve gussayı giderir: 00:06:29.520 --> 00:06:36.800 1. Birisi: Zikrullâhi teâlâ. Allahu Teâlâ'nın zikrine başladın mıydı, ne gam kalır ne kasavet! 00:06:37.360 --> 00:06:40.480 Ama, güzel bir zikrullah yapmak. 00:06:40.840 --> 00:06:46.520 2. İkincisi: Ve likâi evliyâihî. Allah'ın dostlarına mülâki oldu muydu, 00:06:46.560 --> 00:06:49.160 orada da gam kasavet kalmaz. O da giderir. 00:06:49.400 --> 00:06:52.440 3. Üçüncüsü: Ve kelâmü'l-hükemâi. 00:06:52.480 --> 00:06:56.480 Hükemânın sözlerini dinlersen, o da gam ve kasaveti dağıtır gider." 00:06:57.160 --> 00:07:06.400 Hasan-ı Basrî hazretleri diyor ki; -Hasan-ı Basrî, malûm, büyük bir zât.- 00:07:07.280 --> 00:07:14.240 1. Men lâ edebe lehû, lâ ilme lehû. "Edebi olmayanın ilmi olmaz!" 00:07:16.000 --> 00:07:21.800 Edeb büyük bir devlet yâni. Edebi olmayanın ilmi olmaz! "Çok biliyor." 00:07:21.120 --> 00:07:30.800 Ne kadar bilirse bilsin! Edebi olmayanda lâyıkı gibi ilim bulunmaz. Onun için büyüklerin sözü var: 00:07:30.280 --> 00:07:36.800 Edeb bir tâc imiş nûr-i Hüdâ'dan Giy o tâcı, emîn ol her belâdan 00:07:37.600 --> 00:07:40.520 İlim meclisinde aradım, kıldım taleb, 00:07:40.640 --> 00:07:45.560 İlim geridedir, illâ edeb, illâ edeb! Edeb olmayınca olmaz! 00:07:46.520 --> 00:07:49.960 2. Ve men lâ sabra lehû, lâ dîne lehû. 00:07:50.400 --> 00:07:55.560 "Sabrı olmayanın da dini olmaz!" Dininde kemâl olmaz yâni, kâmil olamaz. 00:07:55.920 --> 00:08:02.240 3. Ve men lâ verâ'a lehû. "Vera' denilen, şübühattan ictinâb ediyor. 00:08:02.520 --> 00:08:07.720 Şüpheli şeylerden ictinâb ediyor, sakınıyor. Ve takvânın üstü, 00:08:07.800 --> 00:08:12.160 -takvâ bundan bir aşağı, takvâdan bir üstüne verâ diyorlar- 00:08:12.240 --> 00:08:17.520 o da olmazsa," Lâ zülfâ lehû. "onun da Allah'a yakınlığı olmaz!" 00:08:18.000 --> 00:08:22.440 Bir rivâyet de yapıyorlar şimdi ki: Enne racülen. "Adamlardan bir adam," 00:08:22.760 --> 00:08:24.960 Harace min benî İsrâil ilâ talebi'l-ilmi. 00:08:24.960 --> 00:08:32.200 "Benî İsrâil'in devrinde, Musa aleyhisselam'ın devrinde ilim öğrenmeye çıkmış." 00:08:33.120 --> 00:08:38.000 Fe-beleğa zâlike nebiyyehüm. O zamanın peygamberine haber vermişler ki: 00:08:38.400 --> 00:08:42.160 'Filân adam memleket dışına gidiyor ilim öğrenmeğe.' O da demiş ki: 00:08:43.800 --> 00:08:50.400 'Çağırın o adamı! Ben ona bir nasihat edeyim, ondan sonra gitsin!' 00:08:50.400 --> 00:08:58.000 Gelmiş adam. Demiş ki: --Ey genç! İnnî eîzuke bi-selâsi hısâl. 00:08:58.400 --> 00:09:02.600 Sana üç şeyle nasihat edeceğim, va'z edeceğim. 00:09:04.320 --> 00:09:11.200 Fîhâ ilmü'l-evvelîne ve'l-âhirîn. Bütün ilimler bu üç şeyin içinde: 00:09:11.640 --> 00:09:22.320 1. Haffi'llâhe fi's-sırri ve'l-alâniyeh. Allah'tan her zaman kork! Gizli ve aşikâr. 00:09:22.960 --> 00:09:30.480 Onun için diyorlar ki: Bazı adam bakar sağına soluna, bunu insanlardan kimse görmüyorsa yapacağını yapar. 00:09:31.200 --> 00:09:37.840 Âlim olan da, Allah'ı arar. Allah görüyor, biliyor. Onun için insanlara iltifat etmez. 00:09:37.920 --> 00:09:42.480 İnsan görsün görmesin, Allah görüyor ya kâfi der. O da onu arar. 00:09:42.560 --> 00:09:48.800 Onun için, "Sen, gizli ve alenî her yerde, Allah'tan kork!" demiş. 00:09:48.360 --> 00:09:54.440 Dünkü münciyâtta da söyledi ya, Fe-haşyetullâh fi's-sırri ve'l-alâniyeh. 00:09:54.480 --> 00:10:00.200 "gizli ve âşikâr Allah'tan korkmak" diye. Her yerde haşyetullah. Yine o, ikisi de bir... Onun için: 00:10:00.480 --> 00:10:07.280 Re'sü'l-hikmeti mehâfetullah. "Hikmetin başı Allah korkusu." 00:10:07.520 --> 00:10:12.400 Bu Allah korkusu içeriye sinmedikçe, insanın hakkından gelinmez. 00:10:12.760 --> 00:10:17.280 İnsanoğlu çok büyük bir mahlûk, acâib mahlûk. 00:10:18.640 --> 00:10:24.200 Onun için, ya melekleri geçer insanoğlu yahut hayvanlardan aşağı düşer. 00:10:24.680 --> 00:10:27.880 Melekleri de geçer, hayvanlardan da aşağı düşer. 00:10:29.640 --> 00:10:35.800 En'âm, hayvânât. "Bunlar hayvan gibidirler, hattâ hayvandan da aşağı." 00:10:35.160 --> 00:10:41.560 Çünkü hayvanın etini yersin. Derisinden, kemiğinden, tüyünden, sütünden istifade edersin. 00:10:41.680 --> 00:10:45.160 Ama insanın neyinden istifade edeceksin? Şerden başka bir şey yok. 00:10:45.480 --> 00:10:49.680 Onun için, Allah korkusu her şeyin başında. O da neden oluyor? 00:10:49.720 --> 00:10:50.840 İmanın kuvvetinden... 00:10:51.000 --> 00:10:55.000 Bu üç yeter! Neydi? Birincisi; Allah korkusu. 00:10:55.000 --> 00:11:00.920 İkincisi; halka karşı dilini tut, kimsenin ayıbını söyleme! Yâni, ayıpları sakla! 00:11:01.200 --> 00:11:05.920 Allah Settâr. Sen de settâr ismine bürün! Örtücü ol. 00:11:06.520 --> 00:11:09.840 Üçüncüsü de; lokmana bak, helâl olsun lokman. 00:11:11.320 --> 00:11:15.320 Ve ruviye enne racülen min benî İsrâil 00:11:15.760 --> 00:11:28.840 ceme'a semanîne tabuten mine'l-ilmi. Yine benî İsrâil devrinden bir adam, seksen sandık ilim, kitap doldurmuş. 00:11:29.560 --> 00:11:36.640 Seksen sandık büyük büyük kitap doldurmuş. Fe-kad ve lem yentefi' bi-ilmihî. 00:11:36.640 --> 00:11:39.560 Bizim gibi, ilminden hiç faydalanamamış zavallı. 00:11:39.840 --> 00:11:50.640 Kitap dolu ama, merkebin arkasına kitapları doldursan merkebin o kitaplardan haberi olur mu? 00:11:51.920 --> 00:11:55.240 Sûre-i Cuma'da Cenâb-ı Hak bize diyor: 00:11:55.400 --> 00:11:58.160 Ke-meselü'l-hımâri yahmilü esfârâ. 00:11:58.280 --> 00:12:01.680 Merkebin arkasına kitapları doldurur gibi doldur kitapları; 00:12:01.960 --> 00:12:06.400 o Allah korkusu olmadıktan sonra, halkın aleyhine konuşursan, 00:12:06.640 --> 00:12:11.120 bir de lokmana dikkat etmezsen o bilgiler sana ne fayda verecek? 00:12:12.160 --> 00:12:20.120 Onun için, şimdi bu adam seksen sandık kitap toplamış, fakat bir türlü faydalanamamış da, 00:12:20.280 --> 00:12:27.840 Fe-evha'llâhu teâlâ ilâ nebiyyihim. O devrin peygamberine Cenâb-ı Hak vahyetmiş: 00:12:30.280 --> 00:12:37.800 En kul li-hâze'l-câmi'. "Bu kadar kitap toplayan adama söyle ey nebî!" 00:12:37.440 --> 00:12:50.880 Lev ceme'te kesîren mine'l-ilmi lem yenfe'ake illâ en ta'mele bi-selâseh. "Yine bu kadar kitap toplasa, okusa 00:12:50.920 --> 00:12:56.000 üç şeyle amel etmedikçe, ne kadar kitap toplarsa toplasın faydası yok ona!" 00:12:56.600 --> 00:13:06.960 1. Lâ tuhibbe'd-dünyâ. "Dünyayı sevme!" Yani dünyada günah işleme! 00:13:07.800 --> 00:13:13.160 Dünya âhiretin tarlası. Burada ne ekersen, onu biçeceksin. 00:13:13.200 --> 00:13:17.760 Onun için, hayırlar yap burada. Paralarını günah yerlere harcama! 00:13:17.760 --> 00:13:24.400 Günah işlerin peşinde koşma! Zevk ü sefaya dalma! 00:13:24.640 --> 00:13:29.800 Dünyayı seveceğiz biz. Niçin? Cennete buradan gideceğiz. 00:13:29.320 --> 00:13:34.360 Kazanacağız, fakirlere bakacağız, muhtaçlara bakacağız. 00:13:34.720 --> 00:13:42.560 Tâlib-i ilmi gözetleyeceğiz, okutacağız……….. 00:13:42.640 --> 00:13:46.200 Ama buradaki "dünyayı sevme" [sözü] "Dünyada günah işleme! 00:13:46.240 --> 00:13:52.520 Günah yerlerine, zevk yerlerine aldanıp da hayatını ifna etme! [mânasına.] 00:13:54.480 --> 00:13:57.400 Çünkü; "Dünya müminlerin yeri değil." 00:13:57.200 --> 00:14:03.640 Mü'minlerin yeri cennet. Burada cennete gidecek amelleri yapabilirsen, ne mutlu sana! 00:14:06.560 --> 00:14:09.400 2. "Şeytanla arkadaşlık yapma!" 00:14:09.280 --> 00:14:15.280 Şeytanla arkadaşlık olmaz tabiatiyle; şeytanı bulamayız, göremeyiz. 00:14:15.320 --> 00:14:21.440 Yâni, şeytanın sözünü dinleme! Şeytan seni sevk eder: "Deniz kıyısına, plaja git!" der. 00:14:21.480 --> 00:14:24.800 Şuraya git der, buraya git der. "Şimdi televizyonun karşısından kalkma!" der, 00:14:24.960 --> 00:14:30.320 "Şimdi ezan okunuyor ama zararı yok, onu seyret!" der. Hep o şeytanın arkadaşlığı. 00:14:30.400 --> 00:14:36.400 Fe-leyse bi-refîki'l-mü'minîn. "Şeytan, mü'minlere refik olmaya lâyık değildir." 00:14:36.640 --> 00:14:42.240 Yani, onu ilminle def et, Allah'ın emrine uy. 00:14:45.800 --> 00:14:48.840 3. "Hiç kimseye eziyet etme!" Ama ne güzel! 00:14:49.000 --> 00:14:52.720 Yukardaki nasihatte dedi ki: "Dilini tut!" 00:14:53.720 --> 00:15:01.680 Burada da diyor ki; "Kimseye ezâ etme!" Kimsenin aleyhinde konuşma demek... 00:15:01.720 --> 00:15:07.360 Aleyhinde konuşursan duyacak insan. Yerin kulağı var diyorlar ya, gelir kulağa. 00:15:07.720 --> 00:15:12.240 Sana karşı bir nefret besler, "Vah, vah! Benim aleyhimde böyle konuşuyormuş." der. 00:15:12.280 --> 00:15:17.400 İnsanın niyeti bozuk tabii. Ben de onun aleyhinde konuşurum. Duramam ki. 00:15:17.800 --> 00:15:20.800 O zaman ben de konuşunca; ben de günahkâr, o da günahkâr. 00:15:20.120 --> 00:15:25.520 Derken fitne büyür. Kavgalara gider. Ölümlere kadar gider. Onun için, 00:15:25.640 --> 00:15:31.200 Ve lâ tü'zi ehaden. "Hiç kimseye eziyet etme." dedi. Kimsenin aleyhinde konuşma. 00:15:31.200 --> 00:15:34.800 "Ama kabahati çok!" Ne yapalım, Allah Gaffar. 00:15:36.400 --> 00:15:42.120 "Çünkü kimseye eziyet etmek müminlerin işi değil! 00:15:42.720 --> 00:15:47.280 Müminler kimseye eziyet etmez!" Ne güzel nasihatlar! Yâ Rabbi, affet kusurlarımızı! 00:15:47.720 --> 00:15:54.680 Demişler ki: Es'adü'n-nâs. "Nâsın saîdi." Şimdi Berat gecesi oldu ya; 00:15:54.840 --> 00:16:00.120 saîd ve şakî diye ikiye bölündük. Saîdlerin eline saadet kâğıdı verildi. 00:16:00.280 --> 00:16:02.960 Şakîlerin de ellerine şekavet kağıdı verildi. Şimdi bu diyor ki; 00:16:03.120 --> 00:16:09.920 Es'adü'n-nâs. "İnsanların saîdi, mes'ud olanı kim?" 00:16:09.960 --> 00:16:16.760 Men lehû kalbün âlimün. "Gönlü var, ilimle, Hak ilmiyle dolu." 00:16:16.960 --> 00:16:19.240 Ve bedenün sâbirun. 00:16:19.360 --> 00:16:25.440 "Bedeni var, sabırlı. Hastalıklara, rahatsızlıklara, her türlü şeye karşı sabrediyor." 00:16:25.560 --> 00:16:31.400 Ve kanâatün bimâ fi'l-yed. "Elinde olana da kanaat ediyor. 00:16:31.120 --> 00:16:35.680 Demiyor ki: 'Yahu, öteki yaşıyor; ben de böyle sürüneyim mi?' 00:16:35.960 --> 00:16:37.520 Gözü yok başkasının malında." 00:16:40.600 --> 00:16:44.240 Allah hepimize böyle güzel huylar nasip etsin Mevlâm. 00:16:44.400 --> 00:16:48.680 Bunları yazmışlar ne güzel de, ama kulaklarımıza girmiyor işte. Ne yapalım? 00:16:49.800 --> 00:16:58.400 İbrâhim-i Nehaî denilen bir büyük var, o da şöyle diyor: İnnemâ heleke men heleke kableküm. 00:16:58.800 --> 00:17:06.440 Sizden evvel helâk olanlar helâk oldu, bi-selâsi hısâlin. üç şeyden dolayı. 00:17:06.720 --> 00:17:11.240 Sizden evvel helâk olan taife var ya, bir sürü kavimler kaybolmuş gitmiş. 00:17:11.360 --> 00:17:15.120 Onların helâki üç şeyden olmuş: 00:17:15.840 --> 00:17:22.400 1. Bi-fudli'l-kelâm. Çok konuştuklarından. Çok konuşuyorlar. 00:17:22.680 --> 00:17:26.760 2. Ve fudli't-taâm. Çok yemek yiyorlar. 00:17:27.640 --> 00:17:39.560 3. Ve fudli'l-menâm. Çok uyuyorlar. Üç şey: Çok konuşmak, çok yemek ve çok da uyumak. 00:17:39.680 --> 00:17:45.640 İyi bir şey değilmiş ki sizden evvel helâk olanlar bu üç şeyden dolayı helâk oldular. 00:17:46.280 --> 00:17:55.120 Çünkü fazla söz senin gönlünü karartır. Allah'ı zikretmeye vakit kalmaz. 00:17:55.280 --> 00:18:03.360 Halbuki o lisan Allah'ı zikredecektir. Sen onu, boşu boşuna fazla sözlerle vaktini geçirirsin. 00:18:03.440 --> 00:18:11.200 Çok taam, fazla taam; o da öyledir. Vücutlarımıza ağırlık veriyor, çeşitli hastalıklar getiriyor. 00:18:12.320 --> 00:18:17.520 Peygamberin yediği gibi: İki öğün yer. Bir gün yer, bir gün yemez. 00:18:17.560 --> 00:18:23.320 Pazartesi perşembeyi bırakmaz, oruç tutar. Bazen üç-beş gün birden tutar. 00:18:23.680 --> 00:18:28.360 Ve bir de, çok uyku! Uykuyu üçe bölmüşler: 00:18:28.480 --> 00:18:38.960 Dört saat, altı saat, sekiz saat. Dört saat, büyüklerin; altı saat, orta insanların; 00:18:39.000 --> 00:18:43.120 sekiz saat de, bizim gibi gafillerin. Ondan fazlası, fazla! 00:18:44.680 --> 00:18:55.240 Yahyâ b. Muaz da diyor ki; 1. Tûbâ li-men terake'd-dünyâ kable en tetrükehû. 00:18:55.440 --> 00:18:57.440 Dünya seni nasıl olsa bir gün bırakacak. 00:18:57.640 --> 00:19:04.200 İş bitmez! Bugün bir Şamlı geldi de öyle diyor: "İş bitmez, ölünce biter." 00:19:04.440 --> 00:19:13.440 Binâenaleyh, "Sen dünyayı terk et, o seni terk etmeden!" Çünkü bir gün bırakacak seni... 00:19:13.560 --> 00:19:17.960 Ölüm gelecek, bırakacak... O seni bırakmadan, sen onu bırak... 00:19:18.400 --> 00:19:25.800 2. İkincisi: Ve benâ kabrehû kable en yedhulehû. "Kabrini yap, oraya girmeden evvel..." 00:19:25.640 --> 00:19:31.320 "E, altınla filan mı yaptıracağız?" Yok, öyle değil! Amel-i sâlihlerle kabrini tezyin et! 00:19:31.320 --> 00:19:35.960 O çok paralar harcayıp da, o kabri yaptıranlara yazık... Allah merhamet versin. 00:19:36.120 --> 00:19:42.280 O tenin toprak oldu, çürüdün gitti. Senin üstündeki mermerin, ziynetin ne kıymeti var? 00:19:42.320 --> 00:19:44.320 Ama saltanatlara meraklı insanlar. 00:19:45.600 --> 00:19:53.920 Men lem yekün indehû sünnetullah ve sünneti rasûlihî ve sünneti evliyaihî fe-leyse fi yedihî şey'ün. 00:19:54.720 --> 00:20:01.480 "Şu üç sünnet; Allah'ın sünneti, Peygamber'in sünneti, evliyânın sünneti bir kimsede olmazsa, 00:20:01.520 --> 00:20:09.960 o kimsenin elinde hiçbir şey yok!" Demişler ki: Mâ sünnetullah. "Allah'ın sünneti nedir?" 00:20:10.320 --> 00:20:19.400 Demiş: Kitmânü's-sırri. "Sırları saklamak." Sırları saklamak Allah'ın sünneti. 00:20:19.120 --> 00:20:26.760 Birisi sana bir şey söyler. Onu kimseye söyleme! Sen de onu sakla! Bu, Allah'ın sünneti. 00:20:26.920 --> 00:20:30.720 Mâ sünnetü'r-Rasûl. "Sünnet-i Resûlullah nedir?" demişler. 00:20:31.000 --> 00:20:35.800 Sünnet-i Resûlullah, bak; namazın, öğlenin sünneti var. Akşamın sünneti var. Sabahın sünneti var… 00:20:36.000 --> 00:20:41.480 Bu sünnetlere sünnet deriz. Abdestin sünneti var. Bunu hep biliyoruz. Demiş: 00:20:41.520 --> 00:20:50.880 El-mudârâtü beyne'n-nâs. "İnsanlar arasında gâyet hoş geçinmek, sünnet-i Resûlullahtır." 00:20:52.920 --> 00:20:59.400 Adamın birisi -işte cahil adam- gelmiş, Efendimiz'in yakasına yapışmış. 00:20:59.200 --> 00:21:07.880 Biraz da tartmış şöyle. İz etmiş boynuna mübareğin. Tabii etrafında bir sürü ashâb var. 00:21:08.120 --> 00:21:13.680 Buna bir tane tokat patlatabilirdi. Ashabına, "Tutun şu adamı!" diyebilirdi. 00:21:13.760 --> 00:21:20.680 Yok, hiç onları yapmadı. Ne etti ya? Para istiyormuş. "Verin şunu!" dediler. 00:21:20.720 --> 00:21:29.120 Koyuverdiler, aldı, gitti. Müdârâtün beyne'n-nâs. İnsanlar arasında tatlı geçim! 00:21:29.640 --> 00:21:38.200 Herkesin mizacına göre. Şimdi onu da diyordum ya. Bir doktor gitmiş köye. 00:21:38.200 --> 00:21:43.280 Köylüyü toplamış. "İşte, hastalık şöyle olur. Bu mikrop buradan gelir, şu mikrop buradan çıkar." 00:21:43.520 --> 00:21:47.920 Köylü... Hiç kulağına bile gitmez onun. Mikroptan filan ne anlayacak? Bir mühendis gider. 00:21:47.960 --> 00:21:51.680 "Köprü böyle yapılır, bina böyle yapılır…" filân… Köylü anlar mı? 00:21:51.880 --> 00:21:56.680 Ona diyeceksin: "Ekin böyle ekilir, tarla bu zaman sürülür." Ondan anlar. 00:21:56.920 --> 00:22:01.720 Herkesin hâline göre söyleyeceksin! Haline göre. 00:22:02.840 --> 00:22:08.800 Mâ sünneti evliyâihî. "Sünnet-i evliyâ nedir?" demişler. Evliyânın da sünneti var! 00:22:08.240 --> 00:22:12.000 Büyüklerin sünnetleri vardır. Bunları da hoş görmek lâzım! 00:22:12.400 --> 00:22:17.840 Bunun yeri yok kitapta filan deyip de, atlatmamağa çalışmak lâzım! Büyüklerin sünnetleri vardır. 00:22:17.920 --> 00:22:20.840 O sünnetlere de dikkat etmek lâzım! Neymiş o? 00:22:20.840 --> 00:22:23.160 İhtimâlü'l-ezâ ani'n-nâs. 00:22:23.200 --> 00:22:28.600 Gördün mü, bak yukarda, "Hiç kimseye ezâ etme!" dedi, 00:22:28.760 --> 00:22:35.520 "Hiç kimsenin aleyhinde konuşma!" dedi. Şimdi burada da "Gelen ezâlara sabret!" diyor. 00:22:35.960 --> 00:22:43.800 Beşer bu. Herkeste bir türlü hilkat var. Kimisi acı söyler, kimisi sert söyler. 00:22:43.120 --> 00:22:48.600 Bunların hepsine ne yapacaksın? İhtimâlü'l-ezâ ani'n-nâs. 00:22:48.640 --> 00:22:53.720 Sabredeceksin! Allah, cümlemizi bu sabırlı kullarından etsin... 00:22:53.800 --> 00:23:01.960 Bunlar dilde kolay... Ama bunlar tatbikat ister. Meselâ pehlivan. 00:23:02.240 --> 00:23:05.240 "İşte şöyle vuracaksın, böyle vuracaksın!" demekle olur mu? Olmaz! 00:23:05.360 --> 00:23:10.840 Çalışacaksın, kuvvetleneceksin de onu yapacaksın. Diğeri doktor. 00:23:10.880 --> 00:23:17.680 Mektepte okuyor ama çıkınca olmuyor. "Üç sene daha çalış da, tatbikat gör de ondan sonra!" diyorlar. 00:23:18.400 --> 00:23:29.920 Diyor ki: Bizden evvelki insanlar, üç şeyle insanlara nasihat ederlerdi. 00:23:30.240 --> 00:23:36.160 Yetevâsavne bi-selâsi hısâl. "Hep birbirlerine üç şeyden vasiyet ediyorlar." 00:23:36.240 --> 00:23:42.760 Ve yetekâtebûne bihâ. "Yazıyor altına: Şu üç şeyi yap, şu üç şeyden kaç!" 00:23:44.160 --> 00:23:49.960 1. Men amile li-âhiretihî kefâhu'llâhu emre dînihî ve dünyâhu. 00:23:50.000 --> 00:23:55.960 "Her kim amel-i âhireti işlerse, Allah'ın emirlerine itaat eder de onun emrettiklerini yaparsa; 00:23:56.000 --> 00:24:03.800 Allah onun dünyasına da, âhiretine de kâfidir!" Dünyada da, âhirette de sıkıntı çekmez. 00:24:03.200 --> 00:24:06.400 Dünyada sıkıntıya gelmez, âhirette de gelmez. 00:24:06.200 --> 00:24:15.600 2. Ve men ahsene serîretehû ahsene'llahu alâniyetehû. "Her kim içini temiz ederse, güzel ederse içini; 00:24:15.600 --> 00:24:17.400 onun dışını da Allah güzel eder." 00:24:19.440 --> 00:24:24.120 3. Ve men eslaha mâ beynehû ve beynallah eslaha'llahu 00:24:24.720 --> 00:24:30.920 mâ beynehû ve beyne'n-nâs. "Kim kendisi ile Allah arasını ıslah eder, düzeltirse; 00:24:31.000 --> 00:24:34.480 Allah da insanlarla onun arasını ıslah eder." 00:24:35.800 --> 00:24:37.880 Herkes onu sever, herkes ona saygı gösterir. 00:24:39.400 --> 00:24:56.160 Ali radıyallahu anh buyuruyor ki: 1. Kün indallahi hayra'n-nâs. "Allahu Celle ve A'lâ'nın indinde nâsın hayırlısı ol!" 00:24:56.240 --> 00:25:02.560 Hayru'n-nâs men yenfe'u'n-nâs. "Nâsın hayırlısı, insanlara hayrı dokunandır." 00:25:02.600 --> 00:25:09.520 Hayırların en büyüğü, en iyisi insanlara imanı telkin eden, imanı aşılayan, 00:25:09.640 --> 00:25:12.480 imanı onda tekemmül ettirmeye çalışan faaliyetlerdir. 00:25:12.800 --> 00:25:23.280 2. Ve kün inde'n-nefsi şerra'n-nâs. "Nefsine göre de, en şerli bir mahlûk bil kendini!" 00:25:23.880 --> 00:25:27.000 3. Ve kün inde'n-nâs raculen mine'n-nâs. 00:25:27.240 --> 00:25:32.800 "İnsanlar arasında da, kendine hiç paye verme! İnsanlardan bir insan ol! 00:25:33.120 --> 00:25:40.680 'Ben alimim, ben fazılım, ben şöyleyim, ben böyleyim…' deme, 'Herkes nasılsa, ben de öyleyim' de! 00:25:45.920 --> 00:25:50.840 Üzeyr aleyhisselam var, Cenâb-ı Hak ona vahyediyor, diyor ki; 00:25:51.600 --> 00:25:57.000 1. Yâ Üzeyr izâ eznebte zenben sağîran. "Ufak bir günah işlediğin zaman…" 00:25:57.920 --> 00:26:04.520 Günahın büyüğü var, küçüğü var. Meselâ, gözlerle harama bakmak küçük bir günah. 00:26:05.160 --> 00:26:10.760 Ama, bu büyük günahları çeker diyor. Büyük günahları çekici... 00:26:10.800 --> 00:26:14.800 Bu, kendisi ufak, ama büyük günahlara vesile olur. 00:26:14.360 --> 00:26:19.400 Fe lâ tenzur ile sığarihî. "Onun ufaklığına bakma sen! 00:26:19.680 --> 00:26:22.560 Sen ufak günah işledin ama, onun ufaklığına bakma;" 00:26:22.600 --> 00:26:27.400 Ve'nzur ilâ meni'llezî eznebte lehû. "onu kime karşı yaptığına bak! 00:26:27.720 --> 00:26:32.400 Bu günahı kime karşı yaptığına bak, ufaklığına bakma!" 00:26:32.360 --> 00:26:39.200 2. Ve izâ esâbeke hayrun. "Eğer bir hayır isabet ederse sana," 00:26:39.240 --> 00:26:47.000 Yesîrun. "ama az bir şey, az bir hayır geldi." Ve lâ tenzur ilâ sığarihî. 00:26:47.160 --> 00:26:51.520 "Onun da azlığına bakma!" Meselâ, bugün birisi beş kuruş verdi. 00:26:51.760 --> 00:26:58.560 Bugünün çocuğu da almıyor ya onu - onun azlığına bakma. Onu sana gönderene bak! 00:26:58.760 --> 00:27:02.960 Onu sana gönderen, onu münâsib görmüş göndermiş. Hiç sesini çıkarma! 00:27:04.440 --> 00:27:13.280 Ve'nzur ilâ meni'llezî rezakake. Onu, o rızkı sana gönderene bak! Az gelmiş. 00:27:13.320 --> 00:27:15.720 Ama gönderen az vermiş, ne yapalım? 00:27:15.840 --> 00:27:21.400 Çok gelince sevinirsin ama, gönderen çok da gönderir az da gönderir. O da onun bir hikmeti. 00:27:21.360 --> 00:27:27.800 3. Ve izâ esâbeke beliyyetün. "Eğer sana bir belâ, bir musibet gelirse;" 00:27:27.240 --> 00:27:32.840 Ve lâ teşkünî ilâ halkî. "halka karşı beni şikâyet etme! ' 00:27:34.160 --> 00:27:39.120 Halka karşı şikâyetçi olma. Vay vay diye bağırıp da, ortalıkta tellallık yapma." 00:27:39.440 --> 00:27:47.360 Kemâ lâ eşkûke ilâ melâiketî izâ saidet ileyye mesâvik. "Senin günahların bana geliyor. 00:27:47.520 --> 00:27:52.760 Senin günahların bana gelince ben de, 'Kulum ne fenalıklar yapıyor!' diye meleklere şikâyet etmiyorum ki! 00:27:52.880 --> 00:27:58.640 Ben seni nasıl şikâyet etmiyorsam, sen de halka beni şikâyet etme!" 00:28:00.160 --> 00:28:02.680 Allah cümlemizi affetsin. (Ezan okunmaya başladı.Eşhedü enne Muhammede'r-Rasûlullah'a gelince, iki ellerini bir araya getirip, başparmak tırnaklarını öpüp gözlerine sürdüler. Sonra dediler ki:) Bu, Ebû Bekr-i Sıddîk hazretlerinin sünnetidir. "Kurrate aynî habîbî yâ Resûlallah!" diyerek böyle yapardı. 00:28:03.160 --> 00:28:08.800 Sübhâne Rabbiye'l-aliyyi'l-a'lel-Vehhâb. el-Hamdü lillâhi hakka hamdihî, 00:28:08.880 --> 00:28:15.640 ve's-salâtü ve's-selâmü alâ hayra halkıhî Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn. 00:28:15.720 --> 00:28:23.400 Yâ Rabbi, bu okuduklarımızdan hâsıl olan sevapları, sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem 00:28:23.640 --> 00:28:28.520 Efendimiz hazretlerinin ve bi'l-cümle peygamberân-ı izâm hazerâtının evlâd, ezvâc, ashâb ve etbâlarının; 00:28:28.680 --> 00:28:34.920 bu ana kadar geçmiş olan bi'l-cümle mü'minîn ü mü'minât ve meşâyih-i izâm hazerâtının ruhlarıyla beraber, 00:28:35.240 --> 00:28:41.680 Halid b. Zeyd Ebû Eyyûb el-Ensârî hazretlerinin ruhu ile, bi'l-umum ashâb-ı güzîn rıdvanullahi tealâ aleyhim ecmaîn; 00:28:42.320 --> 00:28:45.440 selâtîn-i mâzıyyenin ruhlarıyla birlikte İskender Paşa'nın ruhu ile, 00:28:45.560 --> 00:28:52.360 bi'l-umum ashâb-ı hayrâtın da ruhlarına; bâhusus hâzırûn ve cemaat kardeşlerimizin geçmişlerimizin 00:28:52.360 --> 00:28:55.760 ve geçmişlerinin ruhlarına ayrı ayrı hediye eyledik, Mevlâ vâsıl eyleye... 00:28:56.520 --> 00:29:02.760 Cümlesinin ruhlarını mesrûr, kabirlerini pürnûr, makamlarını âlî, derecelerini yüksek eyleyip. 00:29:02.960 --> 00:29:06.720 seyyiâtlarımızı ve seyyiâtlarını da hasenâta tebdil eyleye... 00:29:07.800 --> 00:29:13.000 Bizler dahi onlar gibi bu dâr-ı dünyadan göç vakti gelince, cümlemize az ağrı, âsân ölüm, 00:29:13.240 --> 00:29:20.800 kâmil bir iman ile ve buyurun, "Eşhedü en lâ ilâhe illallah 00:29:20.920 --> 00:29:28.520 ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve rasûlühû" kelime-i tayyibe-i münciyesini de cân u yürekten 00:29:28.560 --> 00:29:34.480 söyleye söyleye, çene kapayıp göz yummayı Mevlâ cümle ümmet-i Muhammed'e, bizlere de nasîb ü müyesser eyleye... 00:29:35.000 --> 00:29:39.960 Allâhümmec'alnâ mine't-tevvâbîn. Ve'c'alnâ mine'l-mütetahhirîn. 00:29:40.280 --> 00:29:48.240 Ve'c'alnâ min ibâdike's-sâlihîn. Ve'c'alnâ mine'llezîne lâ havfün aleyhim ve lâ hüm yahzenûn. 00:29:48.440 --> 00:29:54.880 Allâhümmehdinâ min indik. Ve efid aleynâ min fadlik. Ve esbiğ aleynâ min rahmetik. 00:29:55.800 --> 00:29:59.400 Ve enzil aleynâ min berekâtik. Allâhümme innâ nes'elüke temâme'n-ni'meh. 00:29:59.600 --> 00:30:07.400 Ve devâme'l-afiyeh. Ve hüsne'l-hâtimeh. Bi-hürmeti'l-Fâtihah!.