WEBVTT 00:00:00.870 --> 00:00:05.532 el-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidi'l-evvelîne ve'l-âhirîn 00:00:06.320 --> 00:00:09.198 seyyidinâ ve senedinâ Muhammedin ve âlihi ve sahbihî ecmaîn 00:00:10.310 --> 00:00:12.712 ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmid-dîn. 00:00:12.815 --> 00:00:18.286 Emma ba'd: Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah 00:00:18.318 --> 00:00:22.940 ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem. 00:00:22.958 --> 00:00:26.378 Ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesin bid'atün 00:00:26.839 --> 00:00:31.439 ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fi'n-nâr. 00:00:31.716 --> 00:00:36.566 Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl: 00:00:36.741 --> 00:00:44.689 Men nesiye salâten felem yezkürhâ illâ ve hüve mea'l-imâmi fe'l-yusalli mea'l-imâmi 00:00:44.777 --> 00:00:51.264 fe-izâ ferağa min salâtihî fe'l-yuidi's-salât elletî nesiye sümme 00:00:51.558 --> 00:00:57.388 yuîdu's-salât elletî sallâhâ mea'l-imâmi. Sadaka Resûlullah fî mâ kâl ev kemâ kâl. 00:00:57.729 --> 00:00:59.201 Aziz ve muhterem kardeşlerim! 00:00:59.281 --> 00:01:03.470 Allahu Teâlâ hazretlerinin selâmı, rahmeti, bereketi cümlenizin üzerine olsun. 00:01:03.533 --> 00:01:07.750 Allahu Teâlâ hazretleri ibadet ve taatlerinizi kabul eyleyip 00:01:07.218 --> 00:01:10.989 dünya ve âhirete müteâllik muradlarınıza cümlenizi nâil eylesin. 00:01:11.561 --> 00:01:17.270 Şurada Efendimiz, Peygamberimiz, başımızın tacı, rehberimiz, numûne-i imtisâlimiz 00:01:17.590 --> 00:01:22.696 Muhammed-i Mustafâ aleyhi efdalü's-salavât ve ekmelü't-tahiyyât ve't-teslimât 00:01:23.275 --> 00:01:29.692 hazretlerinin mübarek hadislerinden bir nebze okumaya devam edeceğiz. 00:01:29.960 --> 00:01:34.526 Bu hadîs-i şerîflerin okunmasına ve izahına geçmeden önce, buyurun beraberce, 00:01:35.161 --> 00:01:43.922 evvela Efendimiz'in ruh-i pâkine hürmetlerimizi, tazimlerimizi ifadeye vesile olsun diye sunmak üzere, 00:01:44.191 --> 00:01:51.590 sonra onun cümle âl'inin, ashabının, etbâının, ahbabının, sâir enbiyâ ve mürselînin, 00:01:51.638 --> 00:01:55.949 cümle evliyâullahın, Ümmet-i Muhammed'in mürşit ve mürebbîleri olan 00:01:56.280 --> 00:01:58.681 sâdât ve meşâyih-i turûk-u aliyyemizin 00:01:58.969 --> 00:02:02.873 ve onlara bağlı halifelerinin, müritlerinin, muhiplerinin ruhlarına; 00:02:03.548 --> 00:02:10.367 bu beldeleri fetheden fatihlerin, ashâb-ı hayrât u hasenâtın, şehitlerin, gazilerin, mücahitlerin, 00:02:10.820 --> 00:02:17.507 caminin bânisinin ve tamircilerinin, içinden gelip geçen cemaatlerin, imamların, müezzinlerin; 00:02:17.848 --> 00:02:24.871 okuduğumuz eseri yazan Gümüşhaneli Hocamız Ahmed Ziyâeddîn hazretlerinin, 00:02:25.508 --> 00:02:33.296 bu içindeki hadislerin bize kadar ulaşmasına emek sarf etmiş olan râvilerin ve alimlerin; 00:02:33.579 --> 00:02:38.375 uzaktan yakından bu hadîs-i şerîfleri dinlemek üzere şu meclise 00:02:39.730 --> 00:02:44.280 toplanmış, gelmiş olan siz kardeşlerimizin de âhirete göçmüş bütün sevdiklerinin 00:02:44.319 --> 00:02:46.451 ve yakınlarının ruhlarına hediye olması 00:02:46.903 --> 00:02:52.534 ve biz yaşayan müslümanların da Rabbimiz'in rızasına vâsıl olup dünya ve âhirette 00:02:52.573 --> 00:02:56.642 bahtiyar olmamıza vesile olması için bir Fâtiha, üç İhlâs-ı Şerîf okuyalım. 00:02:57.758 --> 00:03:02.577 Hadîs-i şerîf Râmûzü'l-ehâdîs'in 445. sayfasının sonlarındadır. 00:03:02.967 --> 00:03:06.157 Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki; 00:03:06.611 --> 00:03:16.600 Men nesiye salâten felem yezkürhâ. "Kim bir namaz kılmayı unutursa, hatırlamazsa..." 00:03:18.557 --> 00:03:27.520 İllâ ve hüve mea'l-imâm. "Ancak öteki namazı, müteakip namazı imamla kılarken hatırına gelirse..." 00:03:27.623 --> 00:03:32.687 "Ya ben bir önceki namazı kılmamıştım, hay Allah!.." diye o zaman hatırlarsa... 00:03:33.187 --> 00:03:34.976 "İmamla namazını kılsın. 00:03:35.611 --> 00:03:43.217 O namazdan fâriğ olduktan sonra o unutmuş olduğu namazı iade etsin, onu kılsın." 00:03:43.232 --> 00:03:48.814 Sümme yuîdu's-salât elletî sallâhâ mea'l-imâmi. "Ondan sonra da 00:03:48.981 --> 00:03:54.163 imamla beraber kıldığı namazı iade etsin." buyurmuş Efendimiz. 00:03:54.274 --> 00:03:58.577 Bunlar sâhib-i tertip olan kimseler hakkında. 00:03:58.982 --> 00:04:03.779 Tertibe riâyet etme mecburiyetinden olan bir tavsiye. 00:04:04.519 --> 00:04:05.619 Diğer hadîs-i şerîf: 00:04:05.722 --> 00:04:14.708 Men nazara ilâ avreti ahîhi müteammiden lem yakbeli'llâhu lehû salâte erbaîne leyletin. 00:04:16.115 --> 00:04:19.294 İbn Asâkir'in Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten 00:04:20.516 --> 00:04:28.143 naklen kaydettiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyuruyorlar ki; 00:04:29.298 --> 00:04:33.196 "Kim kardeşinin avret yerine bakarsa..." 00:04:34.244 --> 00:04:40.700 Müteammiden. "Tesadüfen, kazâra değil de kasten bakarsa..." 00:04:41.575 --> 00:04:45.765 "Allahu Teâlâ hazretleri onun kırk gecelik namazını kabul etmez." 00:04:46.471 --> 00:04:54.970 Avret yerinin görülmesi, o devirlerin biraz şartlarıyla ilgili. 00:04:54.867 --> 00:05:02.780 Kıyafetler, dikiş imkânları yok, terzi, kumaş yok, imkânları mahdut. 00:05:02.682 --> 00:05:09.396 Kendilerini hamamdaki gibi bir peştemalle koruyabilirlese o bile bir kâr oluyor. 00:05:09.757 --> 00:05:12.878 Mâlum, hacca giden insanlar bilirler. 00:05:13.219 --> 00:05:19.100 Hacda alt tarafa bir ihram, bir parça, üst tarafa bir parça örtünülür. 00:05:20.493 --> 00:05:28.400 İnsanın kendisini koruması lazım. Kimisi de pek dikkat etmiyor, oturmasına kalkmasına itina etmiyor. 00:05:28.487 --> 00:05:30.494 Hâlbuki dikkat etmek lazım. 00:05:30.693 --> 00:05:36.907 Gerek o gibi durumlarda gerek sâir zamanlarda dikkat etmesi lazım, etmiyorlar. 00:05:38.410 --> 00:05:47.398 Şer'an örtülmesi gereken yeri açılırsa, ötekisi de ona bilerek bakarsa 00:05:47.502 --> 00:05:55.158 -Gözü takılmak suretiyle, kazâra, istemeye istemeye oluverdi, öyle değil de bilerek bakarsa- 00:05:55.182 --> 00:05:59.149 Allah onun kırk gece namazını kabul etmez. 00:06:00.270 --> 00:06:06.599 Demek ki bu gözün bize çok zararları dokunabilir. 00:06:07.325 --> 00:06:21.216 Bu hadîs-i şerîf her ne kadar müslüman kardeşi önünde namaz kılan insan gibi "kardeşinin avreti" diyorsa da 00:06:21.921 --> 00:06:29.230 bizim için bu devirde bu göze çok dikkat etmek gerektiğinin de bir işareti oluyor. 00:06:29.909 --> 00:06:42.604 Bu devirde eskisinden farklı olarak bazı insanlar adeta kendilerini göstermek hevesinde oluyorlar. 00:06:43.162 --> 00:06:51.767 İşin zor tarafı orasıdır. Çok dikkat etmemiz lazım. Gözümüze hakim olmamız lazım. 00:06:52.433 --> 00:07:00.556 Peygamber Efendimiz arefe gününde İbn Abbas radıyallahu anhümâ'ya dönüp demiş ki; 00:07:01.612 --> 00:07:06.341 "Ey oğul, yapma. -Gözü bir tarafa baktığı zaman- 00:07:06.444 --> 00:07:15.720 Bakma çünkü bugün kim gözüne ve diline sahip olursa Allah onun günahlarını afv u mağfiret eder." 00:07:15.223 --> 00:07:23.120 Demek ki bu göz çok dikkat etmemiz gereken, üzerine ciddiyetle eğilmemiz gereken, 00:07:24.247 --> 00:07:29.474 günahlara insanı bulaştırabilecek bir uzuvdur. Gözümüze sahip olalım! 00:07:31.630 --> 00:07:36.403 Büyüklerimiz bu işin çaresini şu prensibi koymakta bulmuşlar: 00:07:36.483 --> 00:07:44.118 Nazar ber kadem. "Müslümanın bakışı ayağının üzerine olacak." 00:07:44.851 --> 00:07:50.600 Pabucunun ucuna bakarak yürüyecek, başı yerde, gözü yerde yürüyecek. 00:07:50.559 --> 00:07:58.134 Nazar ber kadem; bakışı ayağı üzerinde. Etrafa bakarsa gözü takılır. 00:07:58.700 --> 00:08:01.125 İsteyerek istemeyerek takılır. 00:08:02.540 --> 00:08:02.554 Peygamber Efendimiz; "Tesadüfen takılmanın, ilk görünmenin bir mahzuru yoktur. İkinci bakış şeytandandır." diyor. 00:08:08.881 --> 00:08:13.329 Bitip bir daha dönüp baktı, bir daha gözünü kaldırdı baktı, o şeytandandır. 00:08:14.670 --> 00:08:18.192 Onun için bu devirde insanlar gözden çok şeyler kaybediyor. 00:08:18.416 --> 00:08:23.957 Açık saçık insan çok olduğu için gözden çok kayıplar oluyor. 00:08:24.107 --> 00:08:28.771 Kış mevsiminde kapatıyorlar soğuğun zoruyla, yazın daha zor oluyor. 00:08:30.330 --> 00:08:35.690 Allah akıl fikir versin. Bizlere de sağlam irade nasip eylesin. 00:08:35.854 --> 00:08:38.858 446. sayfanın ilk hadîs-i şerîfi: 00:08:39.381 --> 00:08:46.770 Men neffese an mü'minin kürbeten neffesa'llâhu anhu kürbete yevmi'l-kıyâmeti 00:08:46.514 --> 00:08:51.714 ve men setere alâ mü'minin avreten setera'llâhu aleyhi avretehû 00:08:52.167 --> 00:08:56.812 ve men ferrece an mü'minin kürbeten ferreca'llâhu anhu kürbetehû. 00:08:58.157 --> 00:09:03.242 Bu hadîs-i şerîf geçen haftalarda da geçmiş olan müslümanın müslümana 00:09:03.416 --> 00:09:10.773 hizmeti, yardımı, el uzatması hususuna işaret eden bir hadîs-i şerîftir. Buyurmuş ki Efendimiz: 00:09:11.652 --> 00:09:13.529 Men neffese an mü'minin kürbeten. 00:09:13.791 --> 00:09:22.143 "Kim bir müslümanı uğradığı bir sıkıntıdan nefes alacak bir rahatlığa kavuşturursa..." 00:09:23.539 --> 00:09:31.280 Başına bir sıkıntı gelmiş; malî, bedenî, sosyal, herhangi bir şekilde bir derde uğramış, 00:09:31.319 --> 00:09:36.947 o da onun imdadına yetişiyor bir rahat nefes aldırtıyor, rahatlattırıyor. 00:09:37.354 --> 00:09:46.795 "Böyle yapan bir kimseye Allahu Teâlâ hazretleri kıyamet gününün sıkıntısını giderir, 00:09:47.310 --> 00:09:49.247 o günde ona rahatlık verir." 00:09:50.112 --> 00:09:57.723 "Sen mü'min kuluma kardeşliğinin gereği olarak böyle bir güzel davranışta bulundun." diye 00:09:57.786 --> 00:10:01.772 kıyamet günü Allah da onun sıkıntısını giderir. 00:10:03.232 --> 00:10:11.985 Ve men setere alâ mü'minin avreten. "Kim bir müslümanın avretini kapatıverirse, örtüverirse" 00:10:12.839 --> 00:10:17.960 Setera'llâhu aleyhi avretehû. "Allah da onun avretini kapatıverir." 00:10:17.389 --> 00:10:23.590 Şimdi bu avretten maksat, yani insanın avret yerleri dediğimiz yerler mesela nedir? 00:10:23.289 --> 00:10:26.520 Kimseye göstermediği, giyinip örttüğü yerlerdir. 00:10:27.107 --> 00:10:29.931 İnsanların başkasına anlatmak istemediği, 00:10:30.580 --> 00:10:34.354 duyurmak istemediği, duysalar utanacağı hâlleri de avrettir. 00:10:35.414 --> 00:10:41.510 Bir müslüman böyle bir başka müslümanın öyle bir ayıbını, öyle bir kusurunu, 00:10:41.812 --> 00:10:48.876 öyle bir hâlini yani yayılmasını istemez ama yapıvermiş işte, bir hata, bir hata olarak, 00:10:49.321 --> 00:10:56.854 beşer hâlidir, insanoğlu aynı kuvvette duramıyor, ya şeytana yeniliyor ya nefse yeniliyor. 00:10:57.350 --> 00:11:03.244 Bir hata işlemiş ama pişman, işte onun ayıbını örterse... 00:11:04.259 --> 00:11:12.520 Yatmış olsa mesela bir insan, yatarken ayağını oraya buraya atarken örtüsü açılsa 00:11:12.671 --> 00:11:14.827 sen de onun örtüsünü örtüversen... 00:11:15.287 --> 00:11:20.223 Uyuyor çünkü farkında değil ne olduğunun, örtüversen; bu maddî bir örtme. 00:11:21.480 --> 00:11:26.400 Bir de mânevî örtme vardır ki, arkadaşın kusurlu bir hâli vardır, söylemiyorsun kimseye. 00:11:27.510 --> 00:11:29.378 Bir kabahat işlemiş, kimseye duyurmuyorsun. 00:11:29.926 --> 00:11:37.622 Çünkü duyurulursa çok üzülecek, zaten yaptığından pişman, örtüveriyorsun, tamam… 00:11:38.179 --> 00:11:41.525 İşte böyle maddî bir durumu veya mânevî bir hâlini 00:11:41.989 --> 00:11:47.542 ona acıdığından, merhametinden, sevginden dolayı başkalarından örtüverirsen... 00:11:47.875 --> 00:11:53.402 "Sen kusursuz musun?" Allah da senin kusurunu kıyamet gününde örter, 00:11:53.783 --> 00:11:56.104 senin ayıbını başkasına göstermez. 00:11:57.153 --> 00:12:03.443 Malum pekçok kimse rûz-u mahşerde çok çok utançlara düşecekler; 00:12:04.246 --> 00:12:08.980 hesaplar açıldığı zaman, defterler açıldığı zaman ki 00:12:08.891 --> 00:12:13.235 karşılarında böyle amel defterlerini yazılı görünce insanlar diyecek ki: 00:12:13.742 --> 00:12:16.624 Bismillâhirrahmânirrahîm. Mâ li hâze'l-kitâb. 00:12:17.235 --> 00:12:21.597 "Allah Allah, bu kitap nasıl bir kitap ki amel defteri..." 00:12:21.946 --> 00:12:25.967 Lâ yugâdiru sağîraten ve lâ kebîraten illâ ahsâhâ. 00:12:26.761 --> 00:12:30.459 "Ne küçük ne büyük hiçbir şey bırakmamış, hepsini buraya sıralamış saymış." 00:12:31.380 --> 00:12:33.206 Ve vecedû mâ amilû hâzırâ. 00:12:33.341 --> 00:12:38.389 "Dünyada ne işlemişlerse karşılarında onları hazır görürler, hiç unutulmamış görürler." 00:12:38.794 --> 00:12:45.424 O ayıplar faş olunca mahşer halkına rezil rüsva olurlar. 00:12:46.340 --> 00:12:51.133 İyi biliniyordu; mahşer halkı ayıpları görünce rezil rüsva olur. 00:12:52.102 --> 00:13:00.852 Allahu Teâlâ hazretlerinin Settâr ismi; kullarının ayıplarını örtücüdür, başkasına duyurmaz. 00:13:01.623 --> 00:13:07.597 Bir hadîs-i şerîfte "Mü'min kuluna Allahu Teâlâ hazretleri yanaşır." diyor, "Fısıl fısıl ona: 00:13:07.700 --> 00:13:13.950 'Sen dünyada şu kabahati işlemedin mi, bu kabahati işlemedin mi, şunu işlemedin mi?' diye söyler. 00:13:13.134 --> 00:13:16.944 Kul o yaptığı kabahatlerden dolayı kıpkırmızı olur. 00:13:17.670 --> 00:13:22.951 Allahu Teâlâ hazretleri; 'Ben onu dünyada örttüm, burada açacak değilim, meraklanma.' der." diyor. 00:13:24.710 --> 00:13:30.509 Allah bizi bir kere edepli kul eylesin, edepsiz etmesin, 00:13:30.779 --> 00:13:34.642 ârif eylesin, kâmil eylesin, güzel huylu eylesin. 00:13:35.790 --> 00:13:39.436 Ama ne kadar uğraşsak yine bir hatadan kurtulamayız; 00:13:39.778 --> 00:13:43.997 ayıplarımızı da setreylesin, günahlarımızı da mağfiret eylesin. 00:13:45.819 --> 00:13:50.200 Ve men ferrece an mü'minin kürbeten ferreca'llâhu anhu kürbetehû. 00:13:50.600 --> 00:13:55.584 "Kim müslümanın sıkıntısında üzüntüsünü sevince çevirtirse 00:13:56.155 --> 00:14:02.254 -teselli verip, mükâfat verip, para verip, destek olup onu sevindirirse- 00:14:02.293 --> 00:14:07.828 Allah da onu onun sıkıntılı zamanında sevindirir." Karşılıklı... 00:14:08.330 --> 00:14:12.262 Peygamber Efendimiz bir başka hadîs-i şerîfinde buyurmuş ki: 00:14:12.699 --> 00:14:19.545 Karada veya denizde müslümanın bir malı telef oldu, gemisi battı, arabası çarptı, 00:14:20.117 --> 00:14:28.544 yangın çıktı, dolu geldi, meyvelere hastalık düştü, ağaçlara kurt sardı... 00:14:29.991 --> 00:14:38.377 "Karada veya denizde müslümanın malına bir telef gelmişse bu ancak zekâtın verilmemesindendir." 00:14:37.856 --> 00:14:43.468 Onun için mallarınızı zekât vermek suretiyle teleften koruyun. 00:14:45.158 --> 00:14:51.735 Zekât vermek suretiyle mallarınızı koruyun. Hastalarınızı sadaka vererek tedavi edin. 00:14:52.792 --> 00:14:57.660 Hastanın tedavisi normal olarak doktora gitmektir, ilaç almaktır, 00:14:57.447 --> 00:15:02.398 istirahâttir ama bu da mânevî bir çare. Çünkü şifayı Allah veriyor. 00:15:03.529 --> 00:15:10.880 Şifa ilaçta değil, doktorda değil; şifayı Allah veriyor, dilerse verir dilemezse vermez. 00:15:10.851 --> 00:15:14.139 Sadaka verdiğin zaman o sadakanın hürmetine sıhhat verebilir. 00:15:16.290 --> 00:15:23.860 Peygamber Efendimiz "Sadakayla hastalarınızı tedavi ediniz." buyuruyor. 00:15:24.153 --> 00:15:29.858 "İnen, başınıza gelip musallat olmuş olan veya henüz gelmemiş de 00:15:30.191 --> 00:15:34.952 size gelmekte olan belalara karşı dua ile kendinizi müdafaa edin. 00:15:35.794 --> 00:15:43.179 Çünkü dua hem başa geleni hem de gelmekte olanı, henüz gelmemiş de yolda olanı çevirir. 00:15:43.733 --> 00:15:48.870 Geleni kaldırır, gelmekte olanı yoldan çevirir." diyor. 00:15:48.674 --> 00:15:50.507 Bunlar mânevî tedbirlerdir. 00:15:51.269 --> 00:15:57.254 Bu mânevî tedbirlerin en kıymetlilerinden bir serisi de müslümana hizmettir. 00:15:58.690 --> 00:16:01.747 Sen müslümanın derdine çare olursun, Allah senin derdine çare olur. 00:16:01.977 --> 00:16:07.279 Sen müslümanın üzüntüsünü feraha çevirtirsin, Allah senin üzüntünü feraha çevirttirir. 00:16:07.326 --> 00:16:10.356 Sen müslümanın ayıbını örtersin, Allah senin ayıbını örter. 00:16:10.665 --> 00:16:14.939 Sen müslümanın imdadına koşarsın, Allah senin imdadına koşar. Bu böyle. 00:16:15.153 --> 00:16:22.991 Bu imtihan dünyasında müslümanların yapacakları en kurnazca, en akıllıca, en basiretlice iş; 00:16:23.443 --> 00:16:25.705 müslüman kardeşlerinin hizmetinde olmaktır. 00:16:26.585 --> 00:16:32.368 Hizmet ehli olmak kadar kârlı, faydalı, kestirme bir yol yoktur. 00:16:32.416 --> 00:16:36.627 Hastalık da geçer, sıkıntı da geçer, üzüntü de geçer. 00:16:37.191 --> 00:16:42.551 Sen ona merhamet edince, sen onun yardımına koşunca aynı muameleyi Allah sana yapar. 00:16:43.669 --> 00:16:47.284 Sana nasıl muamele yapılmasını istiyorsan sen etrafındakilere öyle yap. 00:16:48.578 --> 00:16:51.679 Bir arkadaş anlatıyordu; Hindistan'da gezmiş. 00:16:52.584 --> 00:16:58.619 Bir adamın serkeş bir oğlu var, babası salih kimse, oğlu berbat. 00:17:00.560 --> 00:17:05.923 "Oğlum, etme eyleme, yakışmaz." Söz dinlemiyor. "Namaz kıl." kılmıyor; "Yola gel." gelmiyor. 00:17:06.967 --> 00:17:14.470 Babası bir arkadaş grubuyla başka bir beldeye va'z u nasihat etmeye gitmiş, 00:17:14.468 --> 00:17:18.413 İslâm'ı tebliğ edelim, nasihat edelim diye gitmiş. 00:17:19.389 --> 00:17:22.221 Memleketten haber geliyor: "Çocuğun ıslah oldu." diye. 00:17:24.522 --> 00:17:30.456 Söyleye söyleye, bağıra çağıra yaptıramadığı şey, kendisi hak yolda hizmete gidince 00:17:30.679 --> 00:17:34.831 öbür başka beldeye, oradan haber geliyor ki çocuk kendiliğinden ıslah oldu. 00:17:35.133 --> 00:17:41.986 Kendiliğinden ıslah olmadı; Allah o babanın Allah'ın dinini yaymak için, 00:17:42.613 --> 00:17:45.937 İslâm'ı tebliğ etmek için, başka insanları ıslah etmek için 00:17:46.127 --> 00:17:51.399 yaptığı seyahatten razı oldu da onun ailesine o iyiliği ihsan eyledi. 00:17:52.760 --> 00:17:57.833 Onun için Allah yolunda çalışmaya, müslümanlara hizmet etmeye büyük gayret edin. 00:17:58.635 --> 00:18:00.601 Öyle olalım, gayretli olalım inşaallah. 00:18:01.410 --> 00:18:07.735 Arkasındaki hadîs-i şerîf de bu vadide, bu mânayı takviye eden bir hadîs-i şerîf. 00:18:07.791 --> 00:18:14.400 Enes radıyallahu anh'ın rivayet ettiğine göre, Beyhakî'de yazılmış, Efendimiz buyurmuş ki; 00:18:14.820 --> 00:18:20.189 Men nasara ehâhu bi-zahri'l-ğaybi nasarahu'llâhu fi'd-dünyâ ve'l-âhireti. 00:18:21.380 --> 00:18:32.675 "Kim bir müslüman kardeşine o yokken, arkasından, gıyabında, mevcut değilken yardım ederse 00:18:33.379 --> 00:18:37.532 Allahu Teâlâ hazretleri de ona dünyada âhirette yardım eyler." 00:18:38.690 --> 00:18:42.790 Arkadaş yokken ben ona nasıl yardım ederim? 00:18:43.817 --> 00:18:49.969 Gıybeti yapılıyorsa yanında, "Yapmayın, iyi insandır." derim, karşısına çıkarım, müdafaa ederim. 00:18:50.485 --> 00:18:51.731 Bu ona bir yardımdır. 00:18:52.731 --> 00:19:00.367 Veyahut birisi ona zulmediyorsa o zulmedene giderim; "Bana bak, o arkadaşa zulmetme. 00:19:00.494 --> 00:19:05.276 Bak ben de senin âmirinim, senden üstünüm, sonra senin canına okurum, bırak bu edepsizliği!" 00:19:05.888 --> 00:19:09.258 Onun zulmünü engelledim, tamam. Bu da bir yardımdır. 00:19:09.560 --> 00:19:15.612 Yani böyle haysiyetine tecavüz, malına tecavüz, canına tecavüz... 00:19:15.731 --> 00:19:23.258 Mesela adam bırakmış evini gitmiş seyahate; başkası onun malını evini yağmalamak istiyor, 00:19:24.386 --> 00:19:28.102 tarlasının mahsülünü almak istiyor, onu bir zarara uğratmak istiyor; 00:19:28.539 --> 00:19:31.188 komşusu karşı çıkıyor, yaptırtmıyor. Böyle olur. 00:19:31.323 --> 00:19:36.899 Mala karşı, mal hususunda olabilir, haysiyet, şeref, ırz, namus hususunda olur, 00:19:37.100 --> 00:19:38.568 daha başka hususlarda olur. 00:19:39.132 --> 00:19:45.353 "Kardeşine o yokken kim yardım ederse Allah da ona hem dünyada hem âhirette yardım eder." 00:19:46.133 --> 00:19:53.564 Onun için etrafa dikkatli dikkatli bakacağız; "Acaba elime bir yardım fırsatı geçer mi, 00:19:53.636 --> 00:20:00.394 bir hizmet imkânı olur mu?" diye hizmeti vesile edineceğiz, hizmete vesileler arayacağız. 00:20:00.897 --> 00:20:05.765 Bu tarzda hareket ede ede Allahu Teâlâ hazretlerinin lütuflarına ereceğiz inşaallah. 00:20:06.630 --> 00:20:10.741 Üçüncü hadîs-i şerîf -bu sayfanın üçüncü hadisi- 00:20:11.662 --> 00:20:17.546 zamanımızın meşhur, yaygın bir edepsizliği ve illeti ile ilgili. 00:20:17.618 --> 00:20:25.430 İbn Abbas radıyallahu anhümâ -babası da sahabe kendisi de- rivayet etmiş 00:20:25.573 --> 00:20:32.483 ve İbn Cerîr "sahih bir hadistir" diye rivayet eylemiş, tavsif eylemiş. 00:20:32.753 --> 00:20:34.530 Peygamber Efendimiz buyuruyor ki; 00:20:34.598 --> 00:20:42.800 Men vecedtümûhu ya'melu amele kavmi Lûtin faktulu'l-fâile ve'l-mef'ûle bihî. 00:20:44.150 --> 00:20:51.713 "Her kim ki siz onu Lût kavminin o edepsizliğini yaparken görürseniz, bulursanız, 00:20:53.940 --> 00:20:55.876 hem o yapanı hem yapılanı öldürün." 00:20:57.350 --> 00:21:01.243 Lût kavmi helak olan kavimlerden, 00:21:01.354 --> 00:21:06.586 edepsizliğinden dolayı yerin dibine geçirilen kavimlerden birisidir. 00:21:07.513 --> 00:21:11.603 Bu kavmin içinde, Allah uzak eylesin, 00:21:12.630 --> 00:21:20.635 "homoseksüellik" denilen, şimdi "eşcinsellik" diyorlar, almış yürümüş. 00:21:21.405 --> 00:21:25.694 Bu Yunanlılar'ın eski bir illetidir. Yunanistan'da yaygındır. 00:21:26.359 --> 00:21:29.561 Kitaplar yazmışlar, o kitapları Türkçe'ye tercüme etmişler. 00:21:30.220 --> 00:21:36.731 Büyük tanınan filozofların edepsizlikleri var. Avrupa'ya geçmiştir. 00:21:36.858 --> 00:21:45.300 Lût diyarı tabii Suriye'de, o civarda ama oralara da gelmiş çünkü Akdeniz havzası. 00:21:45.360 --> 00:21:46.482 Oralara da gelmiş. 00:21:46.918 --> 00:21:52.220 Oranın ahâlisi bu işte azıtmışlar, adamakıllı edepsizlikte ilerlemişler. 00:21:52.677 --> 00:21:55.800 Şehirlerini Allahu Teâlâ hazretleri Lût gölünün içine batırmış. 00:21:57.697 --> 00:22:02.773 Şehirlerini bütünüyle Lût gölünün içine batırmış, o kavmi helak eylemiş. 00:22:03.564 --> 00:22:07.950 Bu hususta Peygamber Efendimiz böyle buyuruyor. 00:22:08.841 --> 00:22:14.973 Men vecedtümûhu vaka'a alâ behîmetin faktulûhu vaktulu'l-behîmete. 00:22:16.200 --> 00:22:22.237 İbn Abbas radıyallahu anh'ten. Tirmizî'de, Beyhakî'de, Müstedrek'te yazılmış bir hadîs-i şerîf: 00:22:24.142 --> 00:22:32.829 "Kim ki bir hayvan ile münasebet-i cinsiyyede bulunur, onu ve o hayvanı öldürün." 00:22:35.280 --> 00:22:37.100 Muhterem kardeşlerim! 00:22:37.820 --> 00:22:44.511 İnsan tabii hadis diye, sırada geldi diye bunu okuyor, yüzü kızara kızara okuyor. Zor bir iş. 00:22:44.900 --> 00:22:52.774 Bu insanoğullarının bir özel hayatı, cinsel hayatı denilen bir hayatı var. 00:22:53.114 --> 00:22:59.369 Perdeli, evinin içinde, gizli olan bir hayat. Herkesin gözü önünde değil. 00:23:00.580 --> 00:23:06.549 Fakat burada çok kuvvetli duygular hakim oluyor. Şeytan insanları parmağında oynatıyor. 00:23:06.644 --> 00:23:12.499 Bu duyguları kullanıp insanları parmağında oynatıyor, Allah'a âsi ediyor. 00:23:12.609 --> 00:23:16.679 Bu kuvvetli duygudan faydalanarak Allah'a âsi ettiriyor. 00:23:16.743 --> 00:23:21.505 Allahu Teâlâ hazretleri insanın mayasına bu arzuyu koymuş, neden? 00:23:21.893 --> 00:23:26.422 Bu arzuyu başka mahluklarına da koymuş; nesiller devam etsin diye. 00:23:27.398 --> 00:23:37.280 İnsanoğlunun nesli devam etsin, ağaçların, hayvanların, balıkların, kuşların nesli devam etsin diye 00:23:37.488 --> 00:23:44.448 Allahu Teâlâ hazretlerinin bu kâinatta koyduğu bir nizam. Nizam olduğuna göre normal, tabiî. 00:23:45.313 --> 00:23:50.835 Ama normal yollarla, Allah'ın müsaade ettiği yollarla olunca normal. 00:23:51.263 --> 00:23:57.199 Onun dışında olduğu zaman insanları çok perişan ediyor, çok rezil rüsva ediyor. 00:23:57.350 --> 00:23:59.121 Son günlerde gazetelerde okudunuz. 00:23:59.415 --> 00:24:07.684 Cihan halkı perişan, yerlerin içinde solucan gibi sürünüyorlar... Çok perişan... 00:24:08.330 --> 00:24:11.101 Dikkat edin ki bu duygu sizi de perişan etmesin! 00:24:12.370 --> 00:24:18.569 Kuvvetli bir duygudur. Allah evlatlarına baksın diye analara babalara bu duyguyu kuvvetli vermiştir. 00:24:18.871 --> 00:24:20.929 Bu duyguyu iyi kontrol etmek lazım. 00:24:21.762 --> 00:24:29.571 Meşru yoldan, nikâh yoluyla evlenirsiniz. Hatta sevaptır. Peygamber Efendimiz: 00:24:29.650 --> 00:24:34.600 "Benim sünnetime uymayan benden değildir." buyuruyor, nikâha teşvik ediyor. 00:24:34.219 --> 00:24:37.340 Kendisi de evlenmiş ki "Bak, peygamber de evlenir." diye 00:24:37.867 --> 00:24:40.745 insanlar çekinmesin, numune olarak görsünler diye. 00:24:41.673 --> 00:24:45.648 Evlilik insanın sevaplarını artırır, dinini kurtarır. 00:24:47.266 --> 00:24:50.866 Hatta Peygamber Efendimiz bu evlilik münasebetlerine 00:24:50.937 --> 00:24:57.134 Allahu Teâlâ hazretlerinin sevap ve mükâfat verdiğini bildirmiş. Demişler ki; 00:24:57.222 --> 00:24:59.890 "Ya Resûlallah, Allah Allah, böyle şey olur mu? 00:25:00.419 --> 00:25:05.146 İnsan hem şehvetini teskin ediyor hem de sevapmış." 00:25:05.712 --> 00:25:11.650 "Gayrimeşru yolda sarf etseydi günah olacaktı ya, meşru yolda olunca sevap oluyor." diyor. 00:25:12.110 --> 00:25:17.363 Bunun böyle olduğunu bilin ve bu duygunun çok kuvvetli bir duygu olduğunu bilin. 00:25:17.664 --> 00:25:22.274 Bu duygu sizi yerden yere çalmasın, dikkat edin! İnsanlar perişan oluyor. 00:25:23.322 --> 00:25:28.381 Çocuklarınızı çabuk evlendirin. Sokakta haylaz haylaz gezmesin. 00:25:28.913 --> 00:25:34.144 Çünkü evlilik çağına gelen bir çocuğu anası babası evlendirmez ise, 00:25:34.541 --> 00:25:40.366 o çocuk da bir cahillik yaparsa vebali evlendirmeyen babasının annesinindir. 00:25:40.613 --> 00:25:44.657 Burada hadisi okuduk, evvelki derslerde geçti. Çocukları evlendirin. 00:25:44.975 --> 00:25:49.115 Tamam, genç yaşta bak işte genç bir gelin, genç bir güvey. 00:25:49.488 --> 00:25:52.643 Bir güzel küçük ev verin, tamam. 00:25:53.240 --> 00:25:56.542 "Bak evladım, ev bark sahibi oldun, ciddiyetini takın." dersininiz, 00:25:56.717 --> 00:25:59.726 o da günahtan kurtulur, Allah'ın yoluna güzel hizmet eder. 00:26:00.916 --> 00:26:03.657 Kırk yaşına geliyor, elli yaşına geliyor, hâlâ evlenmiyor! 00:26:04.617 --> 00:26:07.139 Evlenmiyor da bu coşkun duygu ne oluyor? 00:26:07.837 --> 00:26:12.369 "Hocam orayı ne sen sor ne ben söyleyeyim..." Orada insanlar ne günahlara giriyor... 00:26:12.488 --> 00:26:14.425 Kırk yaşına kadar evlenmezse olur mu? 00:26:15.488 --> 00:26:19.587 Ya içine ata ata, bastıra bastıra ruh hastası oluyor; 00:26:20.627 --> 00:26:24.426 ya da içine atmayıp da gayrimeşru yollardan tatmin edince 00:26:24.719 --> 00:26:28.624 boyundan büyük veballere, günahlara düşüyor. 00:26:29.362 --> 00:26:38.499 Onun için evlilik ictimâî nizamı, dinî nizamı sağlayan çok kıymetli, kuvvetli bir müessesedir. 00:26:38.808 --> 00:26:42.197 Çocuklarınızı erkence evlendirin, bu tür günahlara fırsat vermeyin. 00:26:45.360 --> 00:26:46.546 Çok acayip şeyler oluyor. 00:26:47.268 --> 00:26:55.814 Bir gazetede okudum ki, birisi demiş, söylemeye de dilim varmıyor, öyle aşırı şeyler söylemiş ki... 00:26:56.536 --> 00:26:59.410 "Şu şöyle olsa ne olurmuş, bu böyle olsa ne olurmuş, 00:26:59.120 --> 00:27:01.215 şu şöyle olsa ne olurmuş, bu böyle olsa ne olurmuş?.." 00:27:01.485 --> 00:27:06.129 Söylemeye bak utanıyorum, biliyorum, size söyleyemiyorum. Ne olacak? 00:27:06.827 --> 00:27:12.480 Avrupalılar zina ettiler, frengi hastalığı oldu. İşte öyle oldu. 00:27:12.683 --> 00:27:16.256 Lût kavminin işini yaptılar, AIDS hastalığı oldu, öyle oldu. 00:27:17.478 --> 00:27:22.435 Öteki şeyleri de yaparsa daha ne belalar gelir, ne belalar gelir... 00:27:23.576 --> 00:27:28.360 Yol, Allah'ın koyduğu yoldur. En güzel nizam, İslâm nizamıdır. 00:27:29.312 --> 00:27:36.650 İnsanların ictimaî nizamı, bedenî nizamı, cinsî nizamı, ırkî nizamı; 00:27:36.800 --> 00:27:40.214 her şeyi İslâm güzel tanzim etmiştir. 00:27:40.468 --> 00:27:45.672 Çünkü bizi yaratanımız Allahu Teâlâ, bizim her şeyimizi en iyi O biliyor. 00:27:46.688 --> 00:27:48.583 Nasıl olursa iyi olacağımızı O biliyor. 00:27:49.607 --> 00:27:54.358 Bu söylenmeyen, gizli kapaklı, perde arkasındaki hayatınıza çok dikkat edin 00:27:54.937 --> 00:27:59.840 ki nefis ve şeytan Allah'ın yolundan ayırıp da sizi cehennemlere düşürmesin. 00:28:00.705 --> 00:28:11.652 Men vessea alâ iyâlihî fî yevmi âşurâe vessea'llâhu aleyhi fî senetihî küllihâ. 00:28:12.520 --> 00:28:16.733 Ebû Said el-Hudrî'den İbn Hibban ve Tayâlisî kaydetmiş. 00:28:17.110 --> 00:28:26.970 Aşure gününün faziletine dair bir hadîs-i şerîf ve o günde yapılacak ikrama ait bir tavsiye. 00:28:26.645 --> 00:28:33.149 Efendimiz buyurmuş ki; "Kim ki çoluk çocuğuna, bakımıyla mükellef olduğu hanesi halkına 00:28:33.752 --> 00:28:39.125 Aşure gününde bir bolluk sağlarsa..." 00:28:39.892 --> 00:28:46.731 Fileler doldu, kucaklar dolu eve meyve, et, sebze, şunu bunu getirdi. 00:28:47.760 --> 00:28:49.854 Aşure gününde, Muharrem'in 10'unda. 00:28:49.949 --> 00:28:55.262 Muharrem geçti, Safer geçti. Bir-iki ay oldu. 00:28:56.532 --> 00:29:01.616 Mevlid ayı geliyor, Peygamber Efendimiz'in doğum ayı, Rebiü'l-evvel geliyor. 00:29:02.680 --> 00:29:03.959 Geçti ama hatırınızda olsun ki; 00:29:04.700 --> 00:29:12.536 "Kim Aşure gününü bolluk bereket ile doldurursa, evini, hanesi halkını ihyâ ederse 00:29:12.766 --> 00:29:16.645 Allah ona bütün senesi boyunca bir bolluk, genişlik verir." 00:29:17.399 --> 00:29:21.882 Bütün sene... Aşure gününün mübarekliğinden dolayı. 00:29:23.111 --> 00:29:26.860 O günde eve kucaklarımız dolu gideceğiz; 00:29:26.435 --> 00:29:33.424 meyveler, sebzeler, kuru yemişler, kuru yiyecekler, etler, sütler, neyse... 00:29:33.861 --> 00:29:36.932 Dolu gideceğiz ki bütün sene hoş olacak. 00:29:37.606 --> 00:29:39.378 Arkasındaki hadîs-i şerîf: 00:29:39.640 --> 00:29:45.300 Men vakara sâhibe bid'atin fekad eâne alâ hedmi'l-İslâmi. 00:29:46.470 --> 00:29:50.701 Aşure günüyle ilgili iki tane hadismiş. Mânası ikisinin de aynı. 00:29:50.931 --> 00:29:55.260 Bir tanesini söylemiş olduk, ikisinin de mânası aynı kapıya çıkıyor. 00:29:56.558 --> 00:29:58.391 Diyor ki ikinci hadîs-i şerîfte; 00:29:58.772 --> 00:30:05.183 "Kim Aşure gününde kendisine ve ailesine genişlik bolluk sağlarsa..." 00:30:05.255 --> 00:30:10.839 Demek ki kendisine de biraz bolca ikram edecek. 00:30:11.456 --> 00:30:14.410 "O zaman Allah bütün senesi boyunca, 00:30:14.130 --> 00:30:19.151 Aşureden sonraki bütün senesinde ona bolluk nasip eder." diye ikinci hadis öyle. 00:30:20.513 --> 00:30:22.116 Demin okuduğum hadîs-i şerîf: 00:30:22.164 --> 00:30:24.417 Men vakara sâhibe bid'atin. 00:30:24.845 --> 00:30:31.188 "Kim bir bid'at sahibine ihtiram ederse, hürmet gösterirse, 00:30:31.267 --> 00:30:40.780 saygı gösterirse dinin yıkılmasına yardım etmiş olur." 00:30:40.728 --> 00:30:45.430 Bid'at, dinde aslı esası olmayan; 00:30:46.614 --> 00:30:54.806 keyiften, kafadan, işkembeden insanların çıkarmış olduğu yalan yanlış usûller. 00:30:56.510 --> 00:31:01.490 Bizim bütün gayretimizle dinin asliyetini korumaya çalışmamız gerekir. 00:31:02.170 --> 00:31:05.366 Duvarcılar duvar yaparken ne yaparlar? 00:31:06.985 --> 00:31:11.334 Bir tarafa bir kazık çakarlar, oraya bir ip bağlarlar, 00:31:11.754 --> 00:31:15.972 bu tarafa da bir kazık çakarlar, o ipe göre tuğlalarını dizerler. 00:31:16.583 --> 00:31:20.135 Birkaç tuğla yükselttikten sonra yukarıdan bir çekül sarkıtırlar, 00:31:21.881 --> 00:31:25.964 tuğlaları hep o çeküle göre yerleştirirler, duvar muntazam olur. 00:31:26.686 --> 00:31:27.670 Öyle yapmasa? 00:31:28.456 --> 00:31:34.742 Öyle yapmasa, ona bakmasa, hizaya bakmasa duvarın bir yeri girinti olur bir yeri çıkıntı olur, 00:31:34.760 --> 00:31:39.462 bir yeri içe doğru olur bir yeri dışa doğru olur, eğri büğrü olur… 00:31:39.492 --> 00:31:45.310 Biz de bu duvar işçiliği gibi İslâm'ı neye göre yapacağız? 00:31:45.349 --> 00:31:50.463 Peygamber Efendimiz'in tarifine göre, Peygamber Efendimiz'in sünneti göre, 00:31:51.185 --> 00:31:53.250 Kur'ân-ı Kerîm'in ahkâmına göre yaşayacağız. 00:31:53.647 --> 00:31:59.685 Herkes aklından "Bu iyi olsa gerek, kanaatimce bu doğrudur." diye bir yol tuttursa ne olur? 00:32:00.343 --> 00:32:05.517 Her tuğlada bir santim bir santim oynaya oynaya duvarın yıkıldığı gibi bu din yıkılır. 00:32:07.290 --> 00:32:10.770 Hepimiz bütün gayretimizle sünnet-i seniyyeye sarılacağız. 00:32:10.632 --> 00:32:15.455 Sünnetin zıddı bid'attır. Bid'atın doğrusu sünnettir. 00:32:16.237 --> 00:32:20.194 Efendimiz'in yoluna bağlanacağız, sünnete bağlanacağız. 00:32:20.265 --> 00:32:22.579 Dinde yeni bir usûl çıkartmamaya dikkat edeceğiz. 00:32:23.769 --> 00:32:28.912 Şimdi hatırıma geldi: Din büyüklerimizden bir tanesi; 00:32:29.936 --> 00:32:35.627 "Ramazan'ın hilali göründü mü görünmedi mi, yarın oruç tutalım mı tutmayalım mı, 00:32:35.707 --> 00:32:41.348 acaba Şaban'ın 30'u mu olacak yoksa Şaban 29'da kalıp da yarın Ramazan mı olacak?" 00:32:41.403 --> 00:32:47.248 diye bir tereddütlü gün var, ona yevm-i şek derler, "Acaba Ramazan mı değil mi?" diye. 00:32:49.167 --> 00:32:50.933 "İhtiyaten acaba oruç tutsak mı?" 00:32:52.468 --> 00:32:54.558 O büyük zât diyor ki; "Vallâhi tutmam!" 00:32:56.765 --> 00:33:01.391 "Çünkü hıristiyanlar öyle yapa yapa, yapa yapa dinlerini bozdular. 00:33:01.660 --> 00:33:08.500 Usûl neyse o usûlü aynen yaparım, ne az yaparım ne fazla yaparım, dinin özünü muhafaza ederim." 00:33:08.423 --> 00:33:16.529 Hepimiz o titizlikte olacağız. Sünnetten fazla yapmak da doğru değil az yapmak da doğru değil. 00:33:17.688 --> 00:33:19.332 Sünnete uygun yapmak esas. 00:33:20.317 --> 00:33:25.395 Bursa'nın valiliğini yapmış merhum paşalardan bir tanesi demiş ki; 00:33:25.768 --> 00:33:30.316 "Bu caddeyi başından şu türbenin yanına kadar ağaçlandırın!" 00:33:31.244 --> 00:33:37.562 Emrindeki şahıslar girişmişler çalışmaya. Bir zaman sonra teftişe gitmiş. 00:33:37.713 --> 00:33:43.754 Paşa binmiş faytonuna, o caddeden yürümüş, türbenin yanına kadar gelmiş, 00:33:44.429 --> 00:33:47.365 bakmış ağaçlar daha ileriye kadar dikilmiş. 00:33:47.897 --> 00:33:49.658 "Buradan ilerideki ağaçları sökün." demiş. 00:33:50.254 --> 00:33:54.871 "Neden efendim?" demişler. "Dediğinden de fazlasını yaptık, ileriye doğru." 00:33:55.196 --> 00:33:59.708 Demiş: "Ben sizi bilirim; bugün bir bahane bulursunuz fazlasını yaparsınız, 00:33:59.812 --> 00:34:06.230 yarın bir bahane bulursunuz dediğim kadar da yapmazsınız. Tam söz dinlemeye alışın!" 00:34:06.915 --> 00:34:11.173 Bu bir fıkra ama güzel bir şeydir. Tam yapmaya alışmak lazım. 00:34:11.697 --> 00:34:14.703 Nasreddin Hoca'nın kazan-tencere hikayesine döner. 00:34:16.956 --> 00:34:19.768 Komşudan ödünç kazan almış. 00:34:20.474 --> 00:34:24.594 Ondan sonra verirken içine bir tencere koymuş öyle vermiş. Komşusu soruyor: 00:34:25.285 --> 00:34:28.590 "Ne oldu, bu tencere ne oluyor?" 00:34:28.273 --> 00:34:35.560 "Sizin kazan bizdeyken doğurdu. Bu tencere onun yavrusu, doğurdu, al." demiş. 00:34:35.215 --> 00:34:39.560 Adam bir kazanla beraber bir de tencere geldi diye sevinmiş. 00:34:39.660 --> 00:34:42.917 Bir zaman sonra Nasreddin Hoca yine kazan istemiş. 00:34:43.920 --> 00:34:45.432 Bildiğiniz fıkra ama [konuya] uyuyor. 00:34:46.683 --> 00:34:49.176 Seve seve vermiş, "Oh bir tencere daha gelecek" diye. 00:34:49.223 --> 00:34:52.568 Beklemiş, beklemiş, beklemiş, kazan geri gelmiyor. 00:34:52.909 --> 00:34:56.173 "Hocaefendi biz size bir kazan vermiştik." 00:34:56.744 --> 00:35:00.533 "Ha, sorma, innâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn, kazan öldü." demiş. 00:35:01.731 --> 00:35:08.856 "E hoca kazan ölür mü?" "Doğurduğuna inandın da öldüğüne niye inanmıyorsun?" demiş. 00:35:10.229 --> 00:35:13.772 Böyle bir şeyi yapmamıştır ama bir fıkra, güzel bir şey. 00:35:13.954 --> 00:35:18.575 İnsanoğlu kendi tarafına geldi mi istiyor, aleyhine oldu mu istemiyor. 00:35:19.234 --> 00:35:22.326 Sünneti tam [uygulayacağız]; az da değil fazla da değil. 00:35:22.589 --> 00:35:26.788 Peygamber Efendimiz "Dört rekât kılın." demiş; "Ben sekiz, on altı, otuz iki rekât [kılarım.]" 00:35:26.875 --> 00:35:31.596 Olmaz. "Daha fazla yapıyorum!" Hayır. 00:35:31.889 --> 00:35:37.770 Ne kadar dediyse o kadar yap. Ölçüye uygun olsun çünkü onun ölçüsünde [hikmet] vardır. 00:35:37.241 --> 00:35:42.957 Resûlullah Efendimiz "33 sübhanallah deyin." demiş; "Ben daha fazla derim." 00:35:43.348 --> 00:35:47.425 Hayır. Tam diyelim diye bak dedelerimiz tesbih çıkartmışlar. 00:35:48.559 --> 00:35:53.900 33 rakamı tam olsun diye dedelerimiz tesbih yapmışlar. 00:35:53.129 --> 00:35:58.900 33 Sübhanallah, 33 Elhamdülillah, 33 Allahu ekber. 00:35:58.336 --> 00:36:03.642 Rakam tutsun diye, şaşırmayalım diye tesbih yapmışlar. Sözü tam tutmak için. 00:36:06.460 --> 00:36:11.287 "Efendim 33 yerine 35 olsa ne olur?" Söz yerini bulmamış olur. 00:36:13.239 --> 00:36:15.996 Söz dinlemeye alışacağız, işi muntazam yapmaya alışacağız. 00:36:17.710 --> 00:36:20.303 Bir yere gideceksek saatinde gitmeye alışacağız. 00:36:21.279 --> 00:36:24.725 "Yarın saat üçte seninle buluşacağım." Tamam. 00:36:25.300 --> 00:36:31.773 Üçte, başına taş yağmadığı takdirde orada buluş, sözünü yerine getir. 00:36:31.842 --> 00:36:34.378 "Yarın sana şunu vereceğim, şunu yapacağım." 00:36:34.719 --> 00:36:39.412 Ya vaad etme, ya "inşaallah" de, ya şüpheli söyle, ya da yap! 00:36:40.499 --> 00:36:44.985 Yapamazsan da elinde olmayan sebepten büyük bir özür olsun; 00:36:45.170 --> 00:36:49.500 "Ne yapayım arabaya bindim, araba kaza yaptı. Hastaneye gittim, kendimde değilim..." 00:36:49.865 --> 00:36:55.694 O zaman karşı taraf da "tamam" der, "haklısın" der. Ama kendimizi bu intizama alıştırmalıyız. 00:36:56.130 --> 00:37:01.675 Umumiyetle bizi tenkit ediyorlar, diyorlar ki; "Bu müslümanlar zamanın kıymetini bilmez." 00:37:03.104 --> 00:37:08.154 Hâlbuki ne demek bilmemek; bizden önceki müslümanlar zamanın kıymetini çok iyi biliyordu. 00:37:08.931 --> 00:37:12.403 "Zaman bir kılıç gibidir, iyi kullanmazsan seni keser." demiş. 00:37:14.291 --> 00:37:17.823 Zamanın kıymetini bilmeyi asıl bizim büyüklerimiz tavsiye etmişler ama 00:37:17.918 --> 00:37:22.377 biz o büyüklerin iyi talebeleri değiliz de ondan. Biz gevşedik. 00:37:22.695 --> 00:37:29.118 Sosyal yapımız sarsıldı, eski töreyi kaybettik, yeni töreyi almadık; 00:37:29.809 --> 00:37:32.222 iki cami arasında beynamaz durumuna düştük. 00:37:33.635 --> 00:37:38.569 Sünnete sımsıkı sarılacağız. Bid'atlerden korunacağız. 00:37:39.536 --> 00:37:43.518 Yaptığımız işin bir aslı esası, delili var mı, ona göre yapacağız. 00:37:43.851 --> 00:37:52.367 Bana soruyorlar: "Hocam, Âyete'l-kürsî'yi okuduktan sonra tesbihe bir üfleniyor, neden?" 00:37:53.570 --> 00:37:53.954 Dedim ki; 00:37:54.385 --> 00:38:02.894 "Tesbihe üflemek yok ki; o üfleme Âyete'l-kürsî'den sonra kendisini hıfz etmek için olan üflemedir. 00:38:04.380 --> 00:38:09.726 Okuduğu duanın, Âyete'l-kürsî, tesbihe üflemek değil o." 00:38:09.853 --> 00:38:12.446 Ama kimse bilmiyor; öyle tutturmuş öyle gidiyor. 00:38:13.692 --> 00:38:16.763 Peygamber Efedimiz hadîs-i şerîfinde buyurmuş ki; 00:38:16.900 --> 00:38:20.620 "Sabah namazının arkasından her kim üç defa 00:38:20.620 --> 00:38:25.480 Eûzü billâhi's-semîi'l-alîmi mine'ş-şeytâni'r-racîm dedikten sonra Bismillâhirrahmânirrahîm, 00:38:26.880 --> 00:38:29.336 Sûre-i Haşr'ın sonundaki üç âyeti, Hüvallâhüllezî'yi okursa 00:38:29.368 --> 00:38:31.633 yetmiş bin melek ona akşama kadar dua eder." 00:38:34.498 --> 00:38:39.779 Kimisi başlıyor: Eûzü billâhi's-semîi'l-alîmi mine'ş-şeytâni'r-racîm, estağîzü billâhi... 00:38:39.953 --> 00:38:45.261 bilmem ne, ondan sonra bilmem ne, ondan sonra bilmem ne... E peki Efendimiz böyle demedi ki! 00:38:46.103 --> 00:38:51.425 Efendimiz'in dediğini yapmak lazım. Başına âyet ekliyor, sonuna âyet ekliyor… 00:38:51.925 --> 00:38:53.581 Efendimiz söylemedi ki... 00:38:54.541 --> 00:39:01.680 Daha gerideki Hadid sûresinin âyetlerini ekliyor sonuna… daha evvelki şeylerin 00:39:01.592 --> 00:39:03.470 Her şeyimiz sünnete uyacak. 00:39:03.708 --> 00:39:10.425 Bid'at olmayacak. Hele itikatta bid'at olmamasına, amelde de bid'at olmamasına çok itina edeceğiz. 00:39:10.655 --> 00:39:14.481 Titiz müslüman olun, saat gibi; ne az ne fazla. 00:39:15.505 --> 00:39:18.759 Bir fabrikatör tanıdık anlatıyordu: 00:39:20.299 --> 00:39:26.701 Askeriye ihâle açmış, 110 dirençli battaniye alacak. 00:39:27.336 --> 00:39:33.917 "Bizim battaniyemizi biz götürüyoruz, ölçüyor, vuruyor, 125 çıkıyor. Adam alıyor. 00:39:34.187 --> 00:39:39.342 Tabii 125 daha sağlam demek. 125 kilo taksan bile battaniye yırtılmıyor. 00:39:40.720 --> 00:39:45.429 130 çıkıyor, daha sağlam oluyor. Ama biz ziyan ediyoruz, daha çok iplik harcamışız. 00:39:47.480 --> 00:39:53.173 Zarar bizden, o alıyor tabii. Ölçüyor, 90 olursa 'Bu zayıf.' diye almıyor. 00:39:53.482 --> 00:39:59.178 Bizimki bir öyle geliyor bir öyle geliyor; kimisi ıskataya çıkıyor, kimisi iyi oluyor. 00:39:59.892 --> 00:40:04.902 Filanca efendi, fabrikası ciddi, o geldi, battaniyeleri koydu; 00:40:05.100 --> 00:40:09.588 tartıyorlar 110, tartıyorlar 110, tartıyorlar 110, tartıyorlar 110..." 00:40:10.741 --> 00:40:18.220 Geçen gün bilmem nereden kuzu gelmiş, hepsi şu kiloda gelmiş. Adamlar nasıl... 00:40:18.530 --> 00:40:21.656 Kuzu birazcık şişman olur, birazcık zayıf olur. Hayır. 00:40:22.180 --> 00:40:28.970 Hepsinin kilosu tartıya vurmuşlar, tıkır tıkır aynı. İntizam müslümana yakışır. 00:40:30.219 --> 00:40:33.491 Çünkü Allah bize intizamı öğrenelim diye namaz vakitleri koymuş, 00:40:33.578 --> 00:40:38.330 belirli vakitlerde ibadetler koymuş. Bizim her şeyimiz saat gibi çalışmalı. 00:40:39.713 --> 00:40:45.177 Onun için kim bir bid'at sahibine hürmet ederse dinin yıkılmasına yardım etmiş olur. 00:40:45.248 --> 00:40:52.591 Çünkü o bir bid'at çıkartır, alkış toplar, beğenilir; ötekisi bir bid'at çıkartır, alkış toplanır, beğenilir; 00:40:52.679 --> 00:40:58.170 ötekisi bir bid'at çıkartır, sonunda bu dinin doğrusu kalmaz ortada. 00:40:58.654 --> 00:41:05.656 Arnavutluk'ta adamlar -Cumhuriyet gazetesinden röportajcılar gitmiş de orada okumuştum- 00:41:06.664 --> 00:41:11.858 tekke varmış, gidenlere rakı ikram etmişler. Böyle şey olur mu? 00:41:13.326 --> 00:41:20.600 Nereden nereye gitmiş... Tekke ne, içki ne! İslâm nerede, içki nerede! O kadar bozulmuş. 00:41:21.981 --> 00:41:24.384 Onun için sünnete sımsıkı sarılacağız. 00:41:25.154 --> 00:41:29.400 Peygamber Efendimiz'in sünnet-i seniyyesine sımsıkı sarılacağız. 00:41:29.258 --> 00:41:33.543 Bid'atten uzak duracağız. Bid'at ehli bir insana da hürmet etmeyeceğiz. 00:41:33.980 --> 00:41:36.380 "Senin bu yaptığın doğru değil, hizaya gel. 00:41:37.236 --> 00:41:42.383 Benim sana sevgim senin dindarlığından, iyi hâlliliğinden, ahlâkından..." 00:41:42.629 --> 00:41:46.484 Edepsiz bir kimseyi alkışlarsanız edepsizliğini artırır. Hatta çocuklara bile... 00:41:46.509 --> 00:41:50.215 Hatta ben çocuklara bile söylüyorum. Annesine babasına söylüyorum. 00:41:50.578 --> 00:41:54.280 "Kızım gülme şu çocuğa... Yanlış bir şey yaptığı zaman gülme!" 00:41:55.169 --> 00:41:58.121 Küçük çocuktur diye gülüyorlar, ondan sonra huyu bozuluyor. 00:41:58.287 --> 00:42:03.610 Bir yerde çocuk babasının sigarasını almış, tüttürüyor; bütün ahâli gülüyor. 00:42:03.109 --> 00:42:04.272 Ya niye gülüyorsunuz? 00:42:04.812 --> 00:42:12.195 Men veliye [Burada harekelemiş ama vüliye de olabilir bu kelime] 00:42:13.307 --> 00:42:22.671 min emri'n-nâsi şey'en fe-ağlaka bâbehû dûne'l-miskîni evi'l-mazlûmi ev zevi'l-hâceti 00:42:22.877 --> 00:42:38.497 ağlaka'llâhu dûnehû ebvâbe rahmetihî inde hâcetihî ve fakrihî efkare mâ yekûnu ileyhi. 00:42:39.286 --> 00:42:48.113 Bu hadîs-i şerîfi İbn Asâkir ve Ahmed b. Hanbel yazmışlar. Peygamber Efendimiz buyurmuş ki; 00:42:48.229 --> 00:42:52.598 "İnsanların başına bir memuriyetle bir insan getirilmişse..." 00:42:54.500 --> 00:42:57.372 "Sen git falanca yere, şu vazifenin başına geç, 00:42:57.467 --> 00:43:02.837 insanların tepesine çık, idareci ol." diye bir vazifeye getirilmişse bir kimse... 00:43:03.610 --> 00:43:11.216 Fe-ağlaka bâbehû. "O da kapısını kapatmışsa..." Kime karşı? 00:43:11.366 --> 00:43:14.713 Dûne'l-miskîni evi'l-mazlûmi ev zevi'l-hâceti. 00:43:16.626 --> 00:43:25.776 "Fakir ve miskinlere, zulüm gören insanlara, ihtiyaç sahibi kimselere karşı kapatmışsa." 00:43:27.189 --> 00:43:34.229 Fakir geldiği zaman "Ben açım açığım, sen de buranın reisisin, valisisin, beyisin, paşasısın. 00:43:34.639 --> 00:43:39.735 İşte ihtiyacım var, ver." diyemiyor ki, kapı kapalı. 00:43:40.790 --> 00:43:46.217 Veyahut mazlum, birisi onu dövmüş, elinden malını almış, 00:43:47.470 --> 00:43:49.837 "Nereye şikâyet edersen et, korkmuyorum!" diyor. 00:43:49.900 --> 00:43:55.537 O da gelmiş o yüksek adama şikâyet edecek; kapı kapalı, adamın yanına giremiyor, 00:43:56.690 --> 00:43:59.327 derdini anlatamıyor. Zulme uğramış, derdini anlatacak yer yok. 00:43:59.652 --> 00:44:05.780 Veyahut bir başka işi var, başka bir ihtiyacı var; kapısı kapalı... 00:44:05.205 --> 00:44:11.260 "Sen misin hem memuriyete geçmişsin, bir vazife ile vazifelendirilmişsin hem de 00:44:11.288 --> 00:44:14.520 yanına adam yanaştırmıyorsun, kapıları kapatmışsın, 00:44:14.123 --> 00:44:16.897 nöbetçileri dikmişsin, kimseyi yanına sokmuyorsun..." 00:44:17.512 --> 00:44:22.401 "Allah da ona rahmetinin kapılarını kapatır." Ne zaman? 00:44:22.901 --> 00:44:24.884 İnde hâcetihî ve fakrihî. 00:44:25.510 --> 00:44:33.419 "Allah'ın rahmetine çok ihtiyacı olduğu zaman, çok muhtaç olduğu zaman, çok sıkıntıda olduğu zaman" 00:44:33.808 --> 00:44:35.760 Allah da ona kapısını kapatır. 00:44:35.132 --> 00:44:37.521 "Sana rahmetimi vermiyorum, nasip etmiyorum. 00:44:37.743 --> 00:44:41.884 Sen o zaman ihtiyaç sahiplerine karşı kapını kapattın." diye. 00:44:42.236 --> 00:44:43.794 Efkare mâ yekûnu ileyhi. 00:44:44.159 --> 00:44:49.150 "En çok muhtaç olduğu zamanda Allah da ona rahmetinin kapılarını kapatır." 00:44:50.758 --> 00:44:55.185 Bu da deminki hani o müslümanların hizmetine koşmanın karşılığında bir hadîs-i şerîf; 00:44:55.281 --> 00:44:57.100 koşmamanın cezası… 00:44:58.542 --> 00:45:04.385 Demek ki memuriyetler, âmirlikler, idarecilikler halka hizmet içindir; 00:45:04.857 --> 00:45:13.931 halka hizmet için koşacaklar, gayret edecekler ve şikâyetleri dinleyecekler, 00:45:14.113 --> 00:45:16.855 ihtiyaç sahibinin kendisine ulaşmasına yardım edecekler. 00:45:17.101 --> 00:45:25.105 Çünkü bu makamların hastalıklarından birisidir; kişi, etrafına toplanan dalkavukları aşamaz. 00:45:25.716 --> 00:45:31.380 Etrafını bir halka çevirir; "Haa falanca yere falanca yüksek dereceli şahıs geldi. 00:45:31.347 --> 00:45:33.275 Tamam, biz bunun etrafını alalım. 00:45:33.759 --> 00:45:40.545 Bunu yağlarız ballarız, işimizi yürütürüz, bütün çıkarları bizim tarafımıza döndürürüz. 00:45:40.949 --> 00:45:49.148 Ötekileri de yanına sokmayız." Etrafını alırlar. O da hak sözleri, şikâyetleri vesaireleri duymaz. 00:45:49.902 --> 00:45:52.408 Aracılar bu tarafa getirmezler. 00:45:52.765 --> 00:45:57.355 Onları aşabilmek lazım. Halka inebilmek lazım. Halktan dinleyebilmek lazım. 00:45:57.537 --> 00:46:01.917 Söylediği zaman kızmamak ve koşmak lazım, takip ettirmek lazım. 00:46:02.218 --> 00:46:10.528 Yüksek makamların tehlikesi, etrafını saran dalkavuklardır ve halktan kesilmesidir. 00:46:11.770 --> 00:46:18.490 Halktan kesilmeyecek, hizmete koşacak. İnsanların efendisi hizmet edenidir. 00:46:19.194 --> 00:46:23.739 Efendilik diye bir şey yok, hizmet var, hizmetten şeref kazanmak var. 00:46:25.272 --> 00:46:29.966 Bu mânanın bir-iki hadîs-i şerîfle daha devamı var, 00:46:30.378 --> 00:46:34.906 bir tanesini daha okuyalım, ötekisi öbür haftaya kalsın. 00:46:35.272 --> 00:46:44.788 Men vülliye minküm amilen [diye bunu da harekelemiş amelen olabilir] fe-erâda'llâhu bihî hayran 00:46:45.367 --> 00:46:52.973 ceale lehû vezîran sâlihan izâ nesiye zekkerehû ve in zekere eânehû. 00:46:53.161 --> 00:46:58.260 Hz. Âişe validemizden rivayet. Beyhakî kitabında rivayet etmiş. 00:46:58.673 --> 00:47:08.501 "Sizden biriniz bir işe tayin olunursa veyahut devlet memuru olarak tayin edilirse 00:47:08.664 --> 00:47:14.542 -iki okunuşa göre mâna böyle- ve Allah da o kimsenin hayrını istiyorsa, 00:47:15.693 --> 00:47:21.534 o kimseyi seviyor da ona hayır murad ediyorsa Mevlâmız..." 00:47:21.819 --> 00:47:28.902 Ne yapar? Ceâle lehû vezîran sâlihan. "O adama bir salih vezir nasip eder." 00:47:29.553 --> 00:47:36.300 Vezir, "vizr ü vebali taşımakta yardımcı olan muavin" demek. 00:47:36.386 --> 00:47:39.572 İlle padişahın sadrazamı veziri mânasına değil. 00:47:40.214 --> 00:47:46.200 "O kimseye o vebali, mesuliyeti taşımakta yardımcı olacak bir hayırlı muavin tayin eder." 00:47:46.666 --> 00:47:49.216 "Bir işin başına gelen kimsenin hayrını istiyorsa Allah, 00:47:49.446 --> 00:47:52.420 ona güzel bir yardımcı, salih bir yardımcı nasip eder. 00:47:52.737 --> 00:47:59.272 O salih yardımcı eğer o âmir hayrı unutursa hatırlatır." 00:47:59.415 --> 00:48:02.418 "Efendim şöyle yapacaktık, şöyle yapmamız doğru olurdu." 00:48:02.545 --> 00:48:06.405 "Haa, iyi hatırlattın, öyle yapalım." Unutursa hatırlatır. 00:48:06.974 --> 00:48:11.840 Ve in zekere eânehu. "Eğer hatırındaysa..." 00:48:11.359 --> 00:48:16.810 "Hadi, ey muavin bey, hani şu işi yapacaktık bugün?" 00:48:16.259 --> 00:48:21.166 "Tamam efendim, müdür bey, beraberce koşturalım, gidelim..." yapılışına yardım eder. 00:48:21.508 --> 00:48:29.776 İnsanın yanındaki muavininin, yardımcısının salih bir kimse olması Allah'ın hayır murad etmesinin emaresidir. 00:48:30.781 --> 00:48:37.795 Allah cümlemize her hususta, her yerde salih arkadaşlar, unuttuğumuz zaman bize hatırlatacak, 00:48:38.104 --> 00:48:42.968 hatırladığımız zaman onu yapmakta yardımcı olacak güzel dostlar nasip eylesin. 00:48:43.309 --> 00:48:49.634 İşleri şevk ile zevk ile yapıp Allah'ın rızasını kazanmayı cümlemize nasip ve müyesser eylesin. 00:48:49.960 --> 00:48:51.940 Fâtiha-i Şerîfe mea'l-Besmele.