WEBVTT 00:00:00.992 --> 00:00:07.251 Soru: Bekâr olan bayanlar doksan kilometreden yukarı mesafelere konferans veya sohbet için 00:00:08.221 --> 00:00:12.152 erkeklerle haremliğe, selamlığa riayet ederek yolculuk edip gidebilirler mi? 00:00:12.370 --> 00:00:17.380 Cevap: Bizim mezhebimize göre olmuyor ama "Yol emniyeti varsa 00:00:18.401 --> 00:00:22.908 ve bir fitne bahis konusu değilse olabilir." diyen bazı kimseler de var. 00:00:23.400 --> 00:00:29.454 Tehlikeden hâlî değil; mahremini alıp öyle gitsin. Mezhebimize uygun hareket etsin. 00:00:32.855 --> 00:00:38.163 Soru: Sizce bir gazete nasıl olmalı? En iyi, doğruyu söyleyen gazete hangisidir? 00:00:41.359 --> 00:00:47.822 Cevap: Müslümanların çıkardığı gazeteler var. Onları sorup öğrensin. Biz buradan söylemeyelim. 00:00:49.500 --> 00:00:58.741 Bir de gazetesini öyle gözü kapalı takip etmesin. Bazen "İslâmî gazete" diyoruz 00:00:59.209 --> 00:01:04.409 ama yalan yanlış şeyler oluyor; onu da takip etsin. "Bak şunu şöyle yaptınız, iyi olmadı. 00:01:04.655 --> 00:01:09.961 Bu, İslâm'a aykırı. Şurasında şu hata var, bu hata var." diye de söylesin. 00:01:14.900 --> 00:01:17.523 Soru: Bir kardeşimiz, herkesin işine karışıyor; "Bunu şöyle yapma, böyle yapma" 00:01:17.523 --> 00:01:22.396 diye birçok şeyler söylüyormuş. Ben; "Böyle yapma, kimseye karışma!" diyorum, 00:01:22.396 --> 00:01:26.331 o da bana; "Ben emr-i mâruf nehy-i münker yapıyorum." diyor. 00:01:26.331 --> 00:01:34.750 Ben de ona Bakara sûresinin 44. âyetini okuyorum: "Kendi nefsinize bakmaz da başkalarına mı bakarsınız?" 00:01:34.750 --> 00:01:41.553 O da bana; "Sen müctehid misin, işime karışma." diyor. Lütfen bu konuyu biraz aydınlatır mısın? 00:01:42.143 --> 00:01:49.346 Cevap: Emr-i mâruf nehy-i münker bir vazifedir. Yapılacak, söylenecek; karışmamak diye bir şey yok. 00:01:50.600 --> 00:01:55.273 Söylenecek ama emr-i mârufun nehy-i münkerin âdâbına uygun olarak söylenecek. 00:01:55.558 --> 00:02:00.807 Bir de emr-i mâruf ve nehy-i münker yapan kimse emr-i mâruf nehy-i münker yaptığı, 00:02:00.806 --> 00:02:04.258 konuştuğu konuyu iyi bilecek. Bilmeden olursa olmaz! 00:02:04.464 --> 00:02:10.927 Mezhep farklarını, içtihat farklarını, fetvaları bilmezse haksız ve yanlış bir şey yapabilir. 00:02:11.602 --> 00:02:19.756 Mesela ben bir Cuma namazından sonra; "Bu Râmûz kitabında geçen bazı vazifeler vardı, 00:02:19.756 --> 00:02:24.700 onları yapayım." diye oturdum. Arkamdaki bir hacı efendi bana kızmış, köpürmüş; 00:02:24.442 --> 00:02:31.813 "Bu niye sünneti kılmadı?" diye söylenmiş. Yanında da bizim arkadaşlardan birisi var. 00:02:32.186 --> 00:02:37.200 "O hocadır, profesördür. Buradan kızacağına gidip ona söylesene" demiş. 00:02:37.409 --> 00:02:40.759 Gelip bana da söylemiyor, söylese ben izah edeceğim. 00:02:40.759 --> 00:02:51.249 "Kardeşim! İmam farzı bitirdikten sonra kalkıp sünneti kılmak mecburiyeti yok. 00:02:51.543 --> 00:02:55.548 Şöyle biraz tesbihat var, onları çekeceğim; ondan sonra ötekileri kılacağım" diyeceğim 00:02:55.786 --> 00:02:58.972 ama adamcağız bilmediği için orada oturmuş, kalkmış, köpürmüş. 00:02:59.282 --> 00:03:04.798 Dur! Ne oluyorsun? Bilmediğin konuda konuşuyorsun. Konuyu bilmek lazım. 00:03:09.724 --> 00:03:15.642 Soru: Ben sinir hastasıyım. Hap kullanıyorum. Bazen neredeyse intihar edesim geliyor. 00:03:17.840 --> 00:03:21.486 Çabuk sinirleniyorum. Lütfen bana bir yol gösterin! 00:03:26.234 --> 00:03:34.848 Cevap: Abdestli gezerse şeytan yanına sokulamadığı için bu sinirlilik biraz geçer. 00:03:35.799 --> 00:03:41.900 Bir de zikr-i kalbîye devam etsin yani eli zikirli olsun. 00:03:41.381 --> 00:03:47.861 Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ bi'l-lâhi'l-aliyyi'l-azîm'i de çokça çeksin ki kendisini tutmayı öğrensin. 00:03:49.500 --> 00:03:55.178 Soru: "Hanımların kabir ziyaretlerinde yedi kat bez kullanmaları gerekir. 00:03:55.286 --> 00:04:00.989 Aksi takdirde kabir ehli onları çıplak görür." deniliyor, doğrusu nedir? 00:04:01.101 --> 00:04:02.650 Cevap: Böyle bir şey yoktur. 00:04:02.243 --> 00:04:08.886 İslâm tarihinde sahabe-i kirâm gibi mübarek insanlar yedi kat değil, bazen bir kat elbiseyi bulamamış. 00:04:09.490 --> 00:04:11.856 Öyle "Yedi kat olacak." diye bir şey yok. Tabi altı görünmeyecek ama 00:04:12.461 --> 00:04:17.481 battaniye gibi kalın bir şeyse yedi kat battaniyeye lüzum yok, mühim olan örtünmesidir. 00:04:17.481 --> 00:04:18.829 Asılsız bir şeydir. 00:04:19.357 --> 00:04:21.684 Soru: Kadınların erkek çorabıyla namazları olur mu? 00:04:21.763 --> 00:04:28.712 Cevap: Altını göstermeyen çorap nispeten iyidir. Altını gösteren tesettürü sağlamış olmaz. 00:04:28.960 --> 00:04:36.317 Ama zaten kadınların topuklarına kadar örtülü olması lazım. Eteklerinin uzun olması lazım. 00:04:36.890 --> 00:04:42.810 Kısa olup da kalın olan, altını göstermeyen çorap giymesi kifayet etmez. 00:04:42.152 --> 00:04:46.481 Vücudunun hatları belli olduğu için örtünmüş sayılmaz. 00:04:47.520 --> 00:04:51.391 Soru: Bazı zikir meclislerinde zikir esnasında ilâhi söyleniyor, uygun mu? 00:04:51.576 --> 00:04:54.757 Uygun ise ilâhili zikir mi daha evlâdır, ilâhisiz mi? 00:04:54.947 --> 00:05:02.487 İlâhili zikirden daha çok hoşlanmak bir kusur mudur ya da hoşlanmakta bir kusur var mıdır? 00:05:02.725 --> 00:05:17.217 Cevap: Bu biraz uygun olmuyor. Zikir Allahu Teâlâ hazretlerinin zikri. Sade olması daha iyi oluyor. 00:05:17.804 --> 00:05:24.699 Zikir karışıyor, zikri yapan insanın aklı ve dikkati dağılıyor. O bakımdan pek uygun olmuyor. 00:05:24.893 --> 00:05:36.100 Bazıları bunları yapmışlar. Büyük evliyâullahtan bazıları zikir meclislerinde bazı ilâhileri, 00:05:36.520 --> 00:05:42.814 bazı mânaları öğretmek için kullanmışlar. Ama biz böyle yapmasak daha iyi olur. 00:05:42.814 --> 00:05:44.855 Şahsen benim tercihim böyle. 00:05:46.466 --> 00:05:49.863 Soru: Bir düğüne davet olunduk, gittik. Düğünde gece misafir ettiler; 00:05:49.863 --> 00:05:56.208 yakın bir akrabalarının evine beni yerleştirdiler. Sabah kalktığımızda banyoyu gerektiren bir durum oldu; 00:05:56.208 --> 00:06:01.392 gittiğimiz yer yabancı, büyük şehir değil, hamamı da yok bu durumda ne yapmak icap eder? 00:06:01.716 --> 00:06:04.625 Namazlar teyemmümle kılınabilir mi? 00:06:05.290 --> 00:06:12.989 Cevap: "Ev sahibinin garip karşılayacağı, hazmedemeyeceği bir durum olursa 00:06:13.409 --> 00:06:20.920 böyle bir durumda su hükmen yokmuş gibi olur, teyemmümle olur" diyen alimler var. 00:06:21.372 --> 00:06:27.320 Yani söyleyemiyor, söylese karşı taraf anlayamayacak. O zaman su, hükmen yok sayılıyor. 00:06:27.333 --> 00:06:29.929 Soru: İbadetlerimden aldığım zevk ve uhrevî hava sürekli olmuyor. 00:06:29.929 --> 00:06:32.776 Bunun sürekli olması için ne tavsiye edersiniz? 00:06:32.979 --> 00:06:38.607 Cevap: Takvâyı tavsiye ederim, günahlardan sakınmaktaki titizliği tavsiye ederim. 00:06:38.773 --> 00:06:43.991 Günahlardan sakınınca Allah ibadetin zevkini ihsan eder. 00:06:44.490 --> 00:06:47.292 Soru: Marmara İlâhiyat hazırlıkta okumaktayım. 00:06:49.768 --> 00:06:53.352 İyi bir ilâhiyatçı olmak için bizlere neler tavsiye edersiniz? 00:06:53.851 --> 00:07:03.903 Cevap: Bir kere size de takvâyı tavsiye ederim. Çünkü takvâ en önemli iştir, temeldir. 00:07:04.292 --> 00:07:10.612 Abdestli gezin ve Kur'ân-ı Kerîm'e çok çalışın. Arapça'yı iyi öğrenmeye gayret edin. 00:07:10.818 --> 00:07:19.213 Dersleri sınıf geçmek için değil de "Bir dinî bilgidir, sevabı vardır." diye aşk ile şevk ile öğrenin. 00:07:19.618 --> 00:07:23.409 Sadece hocanın anlattığıyla yetinmeyin. O konuda başka kitapları da karıştırın. 00:07:23.409 --> 00:07:30.764 O bâbı öğrenip öyle devam etmeye gayret edin. Ciddi olun. Çalışma saatleriniz belli olsun. 00:07:31.477 --> 00:07:38.604 Çünkü sizin bu girdiğiniz yol cennet yoludur. "İlâhiyat yolu, cennet yolu demektir." 00:07:39.496 --> 00:07:43.616 Soru: Bazı hocalar "Cuma günü kılınan zuhr-u âhir namazı yerine 00:07:43.616 --> 00:07:47.902 kazaya kalmış namaz kılınması daha uygundur." diyorlarmış. 00:07:48.903 --> 00:07:56.903 Cevap: Zaten o, o demektir. Zuhr-u âhir demek, "Kazaya kalan en sonuncu öğle namazımı kılıyorum." demektir. 00:07:57.260 --> 00:08:04.241 Ama böyle niyet ettiğin zaman eğer Cumanın şartları olmamış da 00:08:04.241 --> 00:08:11.497 Cuma kabul olmamışsa o zaman o günkü namaz yerine de geçtiğinden daha iyidir. 00:08:12.874 --> 00:08:15.986 Soru: Hocam dün İLKSAV'da da söylemiştim. "Bosna Hersek'e gitme hususunda 00:08:15.986 --> 00:08:21.516 izninizi ve duanızı almak istiyorum. Allah rızası için bana yardımcı olun!" diyor. 00:08:22.530 --> 00:08:31.910 Cevap: Bosna Hersek'e gidilince oradaki kardeşlerimiz memnun oluyor fakat şahıslar 00:08:32.113 --> 00:08:42.568 bu gitme hususunu danışacak, istişare edecek beş tane samimi arkadaş veya insan bulsunlar, onlara sorsunlar. 00:08:42.916 --> 00:08:48.904 Çünkü şahısların özel durumları; anne babalarına, ailelerine karşı sorumlulukları oluyor. 00:08:49.390 --> 00:08:54.690 Kendi başlarına karar vermesinler. Bazen ötekiler öncelik kazanabilir. 00:08:54.454 --> 00:09:00.228 Soru: Eğer bir kimse kanser gibi ölümcül bir hastalığa yakalanmışsa 00:09:00.688 --> 00:09:05.797 "Zaten yakında öleceğim." diye düşünüp Bosna'ya giderse savaşırken ölürse şehit olur mu, 00:09:05.788 --> 00:09:07.808 yoksa intihar mı etmiş olur? 00:09:08.333 --> 00:09:14.518 Cevap: Hayır! Savaş için giden bir insan ya gazi olacak ya da ölecek. 00:09:14.843 --> 00:09:22.401 Tabi cihat maksadıyla gittiği için o intihar olmaz. Kâfirle yapılan bir savaş oluyor. 00:09:22.964 --> 00:09:32.430 Ama sevabının derecesini Allah bilir. Ama şehitlik olur. 00:09:33.551 --> 00:09:38.940 Soru: Hocam Türkçe hocamız dinimizi kötülüyor, yobazlık olduğunu söylüyor. 00:09:38.940 --> 00:09:40.802 Bunun karşısında ne yapmalıyız? 00:09:41.830 --> 00:09:47.137 Cevap: Buna ne kanunen hakkı vardır ne de ilmen durum böyledir. 00:09:47.533 --> 00:09:53.825 Yalandır, yanlıştır, terbiyesizliktir ve hocalık mesleğinde olmayan bir şeydir. 00:09:54.125 --> 00:10:00.341 Hem Türkçe hocası hem başka bir konuya karışıyor; buna; "Hariçten gazel okumak." derler, 00:10:00.586 --> 00:10:03.437 bir de; "haddini tecavüz etmek" derler. 00:10:05.316 --> 00:10:12.336 Ona hakkı söyleyerek; "Şu konuda yanlış yapıyorsun, yanılıyorsun; doğrusu şöyledir." diyerek 00:10:12.495 --> 00:10:19.260 bu konuda bazı kitaplar gönderilip yanlışlığı mektuplarla anlatılabilir. 00:10:19.687 --> 00:10:23.955 Soru: İki ay önce bir kardeşim vefat etti, askerden geleli altı ay olmuştu. 00:10:24.562 --> 00:10:28.775 Askerdeyken bazı günler orucunu tutamamıştı ve namaz borcu da vardı. 00:10:28.861 --> 00:10:31.519 Ölünün arkasından bu borçlar için bir şey yapılabilir mi? 00:10:31.519 --> 00:10:35.792 Benim kardeş olarak onun için yapabileceğim en değerli şey nedir? 00:10:35.982 --> 00:10:43.982 Cevap: Ölü için iskât-ı salât ve kefâret-i savm vardır; onları yapar. 00:10:44.397 --> 00:10:51.963 Hocalara sorup onların kefaretini öder. Hayatta olan bir kimse, vefat etmiş bir kimse için 00:10:51.962 --> 00:10:56.928 böyle şeyler yaparsa hayır yaparsa, parasını verirse, kefaretini verirse 00:10:56.974 --> 00:11:00.595 veya kendisi tutarsa sevabını bağışlarsa ona fayda eder. 00:11:01.102 --> 00:11:05.294 Soru: Muhiddin İbnü'l-Arâbî hazretlerinin vahdet-i vücûd görüşü hakkında 00:11:05.294 --> 00:11:11.825 çeşitli felsefî kitaplarda farklı görüşler var. Bu konuda bizleri biraz aydınlatır mısınız? 00:11:12.164 --> 00:11:19.233 Cevap: Muhiddin İbnü'l-Arâbî hazretleri vahdet-i vücûd kanaatiyle meşhur olan bir zâttır, 00:11:20.153 --> 00:11:36.157 hakkında çeşitli görüşler vardır. Bizim hocalarımızın ve büyüklerimizin bakışı, tavrı, değerlendirmesi müsbetti. 00:11:36.385 --> 00:11:44.695 Tenkit edenlerin tenkitleri de sanıyorum o halleri tatmayan insanların 00:11:44.695 --> 00:11:46.947 hal ehlinin hallerini bilmemesinden kaynaklanıyor. 00:11:47.514 --> 00:11:53.736 Bizim İmâm-ı Rabbânî Efendimiz hazretleri de; "Zikir esnasında bir ara ben de 00:11:53.736 --> 00:12:02.863 'Acaba vahdet-i vücûd mu en doğru?" noktasına gelmiştim, o kanaati beslemeye başlamıştım. 00:12:03.180 --> 00:12:10.859 Fakat daha ilerleyince anladım ki vahdet-i vücûdtan öte vahdet-i şuhûd vardır." diyor. 00:12:11.650 --> 00:12:19.183 Yani bütün mahlukât ve bütün eşya Allahu Teâlâ hazretlerinin varlığına şahitlik eder, şehadet eder, 00:12:19.183 --> 00:12:25.920 onu gösterir ama vahdet-i vücûd değildir. "O bir neşedir, o bir haldir, bir duygudur 00:12:25.920 --> 00:12:31.194 ama doğru değildir." demiş oluyor İmâm-ı Rabbânî Efendimiz. Vahdet-i vücûd yerine 00:12:31.194 --> 00:12:39.959 vahdet-i şuhûdu söylemiş oluyor. Buna rağmen hocalarımızın bize gösterdiği edep; 00:12:40.340 --> 00:12:47.849 onların o hallerinin zikir esnasında, seyr ü sülûk esnasında, bir makam, bir hal olduğu 00:12:47.849 --> 00:12:53.825 çok net olarak anlaşıldığından müspet olduğu ve onların aleyhinde konuşmamak gerektiğidir. 00:12:54.626 --> 00:12:59.345 Soru: Finans kurumlarının çalışması hakkında ne buyurursunuz? 00:12:59.575 --> 00:13:05.232 Cevap: Bu her zaman sorulan ve cevabı çok verilmiş konulardandır. 00:13:05.573 --> 00:13:15.433 Finans kurumları bankalara alternatif olarak kurulmuş müesseselerdir. Alternatifliği şundan kaynaklanıyor. 00:13:15.794 --> 00:13:26.190 Banka bir parayı alıyor ona maktuan, maktu olarak faiz veriyor. Ayda şu kadar, üç ayda bu kadar, altı ayda bu kadar." 00:13:26.168 --> 00:13:38.957 İslâm dinine göre; "Bir paranın bir kimseye verilmesinde alınan fazlalık faizdir, haramdır." 00:13:39.100 --> 00:13:51.210 Onun için bu muamele haram oluyor. Finans kurumları şahıstan parayı ortaklık olarak alıyor; 00:13:52.332 --> 00:14:00.639 o parayla şirketinin ortağı olmuş oluyor. O para orada durduğu müddetçe ne kadar kâr etmiş 00:14:00.639 --> 00:14:09.114 ne kadar zarar etmişse kanunda belirtilen bir ölçü nispetinde ortağına bu parasının 00:14:09.114 --> 00:14:18.126 hissesine düşen kadar kâr veriyor. Birisi bir ortaklık; kârsa kar, zararsa zararı paylaşmak; 00:14:18.415 --> 00:14:28.222 ötekisinde ise kesin bir faiz vermek suretiyle İslâm'ın yasakladığı bir şeyi yapmak var. 00:14:28.753 --> 00:14:33.961 Finans kurumları böyle çalışıyor. Kâr ortaklığı Amerika'da da varmış. 00:14:35.699 --> 00:14:40.416 Bu parayı kayıtsız şartsız alıp "Ben ne kadar çalışırsam kazanırım, karışma. 00:14:40.594 --> 00:14:47.914 Sana şu kadar faiz vereyim." demek yerine kâr ortaklığını tercih ediyorlarmış, "daha iyi" diyorlarmış. 00:14:48.246 --> 00:14:51.520 Bu sistem de Türkiye'ye gelmiş oluyor. 00:14:51.917 --> 00:15:00.289 Soru: Evde İslâmî tuvalet var. Hanım; "Temizliğe riayet edemiyorum. Oturaklı modern tuvalet istiyorum." diyor, 00:15:00.559 --> 00:15:03.832 bu durumda anlaşamıyoruz. Ne buyuruyorsunuz? 00:15:04.387 --> 00:15:12.118 Cevap: Muhterem kardeşlerim! Tuvaletin İslâmîsi, gayr-i İslâmîsi olmaz. Kelimelere dikkat edelim. 00:15:17.300 --> 00:15:21.931 Onun İslâmî dediği tuvalet, bizim an'anevî olarak kullandığımız "alaturka" denilen tuvalet. 00:15:22.970 --> 00:15:32.716 "Alaturka, alafranga" denilebilir. Ben şahsen alaturka tuvalette şu mahzuru görüyorum. 00:15:33.517 --> 00:15:38.777 Bilhassa kadınlar küçük abdestini yaparken etrafa muazzam bir sıçrama oluyor. 00:15:39.443 --> 00:15:47.720 Çünkü doğrudan doğruya taşına gidiyor. İdrar kurşun gibi, etrafa bomba gibi patlayıp idrar zerreleri dağılıyor. 00:15:48.132 --> 00:15:58.319 Tahminim alaturka tuvalette; ayakları, etekleri, her tarafı necis oluyor. 00:15:58.707 --> 00:16:05.972 Ya oturulan yerin önünün -eski Osmanlı camilerinde vardı- açık olması lazım, 00:16:05.972 --> 00:16:17.416 yani idrar bir satıha çarpıp etrafa sıçramamalı, aşağı gitmeli, çarpma olmadığı için idrar sıçraması olmamalı. 00:16:17.812 --> 00:16:22.637 Ama şimdi arka tarafına şu kadarcık bir delik yapıyorlar, ön tarafı satıh oluyor. 00:16:22.851 --> 00:16:31.501 Oraya idrar yapıldığı zaman tabi erkekler ayarlayabiliyorlar, sevk etme imkânı oluyor. 00:16:31.707 --> 00:16:34.694 "Kadınların o sevk etme imkânı olmuyor." diye söylüyorum. 00:16:35.900 --> 00:16:42.868 İslâm'da ayıp yok. Mahrem bir mesele ama konuşmamız lazım. İdrar sıçradı mı olmaz. 00:16:43.335 --> 00:16:48.370 Onun için bence bu alaturka tuvalet dediğimiz aslında alaturka da değil; 00:16:49.330 --> 00:16:57.123 Avrupa'dan gelmiş yarı alafranga tuvalet. Bizim asıl alaturka tuvalette ecdat üstüne sıçratır mıydı? 00:16:57.384 --> 00:17:05.980 Ön tarafı genişti ve oradan hiç sıçrama olmazdı, yarık devam ederdi. Köylerde bile bu böyleydi. 00:17:06.341 --> 00:17:12.931 Katiyen sıçrama olmazdı. O halde o, alaturka bile değil. "Birisi yarı alafranga, birisi tam alafranga" diyelim. 00:17:13.248 --> 00:17:17.636 "Birisi kırk model, birisi seksen model diyelim." ama ikisi de alafranga. 00:17:17.699 --> 00:17:25.990 İslâm'da üstü kirletmek yoktur. Dedelerimiz ona çok dikkat etmişlerdir. 00:17:25.452 --> 00:17:28.349 Tuvaleti evin ötesine atmışlardır; hem kokusu duyulmasın 00:17:28.349 --> 00:17:35.234 hem ses duyulmasın diye her şeye dikkat etmişlerdir. Temizliğe çok riayet etmişlerdir. 00:17:35.320 --> 00:17:41.879 Doksan model -model demem, "anlaşılsın" diye, hani arabaların numara modelleri gibi- 00:17:41.990 --> 00:17:50.570 kapaklı olduğu için bu sıçrama işi olmuyor, bir. İkinci bir nokta insanlar şişmanladığı zaman 00:17:50.570 --> 00:17:58.998 göbekleri 1940 modellere tuvalet yapmaya imkân vermiyor. 00:17:59.537 --> 00:18:04.253 Tuvalet yapsa bile göbeği dolayısıyla altını temizlemeye imkân vermiyor. 00:18:04.752 --> 00:18:12.752 Ayağını kıvıramıyor; kıvırdığı zaman da biraz iş uzadığında ayaklarına bir haller oluyor, ağrılar giriyor. 00:18:13.715 --> 00:18:19.200 İhtiyarların halleri öyle gençlerinki gibi olmuyor. Bu kardeşimiz genç, bu durumları hiç bilmiyor ama 00:18:19.192 --> 00:18:26.311 ben bazı yaşlı hocalardan hatırlıyorum, biliyorum. Bir zaman geliyor, 00:18:26.310 --> 00:18:31.150 kendilerine özel tuvalet yaptırmak zorunda kalıyorlardı. Bu seksen modeller çıkmasa bile 00:18:31.474 --> 00:18:34.839 ya lazımlık kullanıyorlardı ya başka bir şey kullanıyorlardı. 00:18:35.190 --> 00:18:42.394 Onun için mühim olan pisliğin etrafa sıçramaması, bulaşmaması, bir. 00:18:43.473 --> 00:18:50.799 Temizlenme, taharetlenme işinin sağlam olması, iki. Bu ikincide biraz daha rahat taharetlenme oluyor. 00:18:51.814 --> 00:18:58.881 Yaşlıların da haline biraz daha uygun düşüyor. Benim kendi görüşüme göre böyle. 00:18:59.418 --> 00:19:05.700 Bir evde bir de mutlaka 80 modeli olmalı. 40 modeli varsa bile bir 80 modeli olmalı diyorum şahsen ben. 00:19:05.991 --> 00:19:12.772 İki tane olmasında fayda var. Tecrübeye, akla mantığa dayanan durum bu. 00:19:14.484 --> 00:19:18.280 Soru: Kadınların kendilerine özgü veya sadece kadınların olduğu bir yere giderken 00:19:18.840 --> 00:19:22.409 makyaj ve benzeri şeyleri kullanması doğru mu? Bunlar kapalı kadınlara mahsus… 00:19:22.846 --> 00:19:24.846 Mesela ruj.. 00:19:25.600 --> 00:19:36.323 Cevap: Kadınların kendi başlarına süslenmeleri olabilir. Eşine, helaline karşı da süslenmesi olabilir. 00:19:36.441 --> 00:19:44.308 Nâmahreme, sakınması gereken kimselere karşı süsünü göstermesi haramdır. 00:19:44.863 --> 00:19:52.632 Elbisesinin süsünü bile göstermez. Örtünür. Ama kendi helaline süslenebilir. 00:19:52.695 --> 00:20:00.724 Kendi arasında da bazı süslenme şeylerine müsaade vardır. 00:20:00.834 --> 00:20:09.866 Ruj. Rujun malzemesine dikkat etmek lazım. Domuz yağı filan diyorlar. Ruj ayrı bir mesele. 00:20:10.875 --> 00:20:17.660 Sürmeyi ele alalım mesela. Sürme çekmek İslâm'da da var, o göze de bazı fayda sağlıyormuş. 00:20:17.359 --> 00:20:22.114 Ruj domuz yağından olmak dolayısıyla ayrı bir hikaye. O ayrı bir haram. 00:20:22.257 --> 00:20:32.822 Ama mesela yanaklara allık sürmek, pudra sürmek veya kaş göz kendi aralarında olur. 00:20:32.822 --> 00:20:35.864 Ama süslendiği zaman başkaları görürse o da haram olur. 00:20:36.140 --> 00:20:40.450 Süslü halini başka erkekler görürse o da haram olur, günah olur. 00:20:40.679 --> 00:20:44.988 Soru: Bizim evin karşısında alkol satan bakkal var. Biz oradan alışveriş yapmıyoruz. 00:20:44.988 --> 00:20:48.642 Ama bazı müslüman insanlar bir şeyler alıyorlar. Sizce doğru mu? 00:20:50.403 --> 00:21:00.499 Mecburiyet varsa kendisi esasında helal bir şey alıyor, alabilir. Fakat zorlamak iyi. 00:21:01.860 --> 00:21:05.860 "Sen içki satıyorsun ben senden alışveriş yapmıyorum. İçki satmazsan alışveriş yaparım." diye 00:21:05.860 --> 00:21:12.870 zorlamak daha iyi. Yani alsa alabilir. Çünkü aldığı şey ekmektir, şekerdir, helaldir. 00:21:12.404 --> 00:21:19.517 Mahzuru yok ama içki satma şuursuzluğunu gösteren, günah işleyen bir kimseye para kazandırmak doğru değil. 00:21:19.517 --> 00:21:26.301 Bir de onu helale teşvik etmek için "İçkiyi bırakırsan, satmayı bırakırsan 00:21:26.301 --> 00:21:30.369 alışveriş yapacağım." demek daha iyi. Karşı taraf bu hususta o kadar şuurlu ki 00:21:30.752 --> 00:21:35.733 namazlı niyazlı bakkala gelip "İçki satmıyorsun diye senden alışveriş yapmıyorum." diyorlar. 00:21:36.420 --> 00:21:40.650 Bu hainliği güzel yapıyorlar. "Sen içki satmadın diye senden alışveriş yapmıyorum." diye 00:21:40.721 --> 00:21:42.721 birde gelip söylüyorlar. 00:21:44.899 --> 00:21:50.262 Soru: Ruh ve cin çağırmanın aslı var mı? Varsa günahı var mı? Lütfen belirtir misiniz? 00:21:50.547 --> 00:21:53.681 Cevap: Hocamız rahmetullâhi aleyh'e de sormuştum üniversitedeyken. 00:21:53.950 --> 00:22:01.298 Bizim arkadaşlar Edebiyat Fakültesi'nden "Böyle çağırıyoruz filan…" dediler. Ben o zaman sormuştum. 00:22:01.504 --> 00:22:11.218 "Ruhlar öyle herkesin maskarası olmaz. Gel dediği zaman gelecek gidecek; öyle şey değildir. 00:22:11.313 --> 00:22:17.853 Aziz varlıklardır. Öyle şey olmaz." dedi. Demek ki işin içinde bir maskaralık var. Onlarınki oyun. 00:22:18.519 --> 00:22:21.849 Soru: Tasarrufa teşvik adı altında bizden kesilen paraların nema adı altında 00:22:21.849 --> 00:22:25.447 her sene bir parası veriliyor. Alıp kullanmakta mahzur var mı? 00:22:28.483 --> 00:22:34.182 Cevap: Adı nema olsun, şu olsun bu olsun fark etmez. Alınan paradan fazlası haram oluyor. 00:22:34.182 --> 00:22:43.620 Ama bu konuda fetva veren müftü efendilerin itimat ettiğimiz kısmının da sözü şu. 00:22:43.292 --> 00:22:50.714 "Bir kimse bir kimseye borç verdiği zaman enflasyondan dolayı paranın değeri düşmüşse aldığı, 00:22:50.881 --> 00:22:55.518 verdiği borcu aynı miktarda aldığı zaman değerinden daha aşağı almış oluyorsa 00:22:55.922 --> 00:23:01.444 o farkı telafi etmesi gerekir. Hatta adaletin icabıdır." diyor. 00:23:01.630 --> 00:23:11.877 Bu onu karşılıyorsa o zaman bu fetvaya göre alınabilir. Karşılamıyorsa fazlaysa maktu olması mahzurlu oluyor. 00:23:11.940 --> 00:23:17.339 Devlet anlamış bu faizin haram olduğunu da nema demiş, öyle anlaşılıyor yani parayı ille kesecek. 00:23:17.521 --> 00:23:24.984 Millet de nema diyor ama nemada maktu olmaz yani kâr neyse o bölüşülür. 00:23:25.182 --> 00:23:29.882 Burada biraz maktu oluyor galiba. O mahzurlu oluyor. Yalnız devlet 00:23:29.882 --> 00:23:37.100 "Çalıştırıyorum, oradan sana şu kadar kâr veriyorum." Belki biraz mâzur olur. 00:23:37.663 --> 00:23:42.880 İhtiyaten takvâ cehliyle almamalı. Yani almalı da kendisi kullanmamalı. 00:23:42.880 --> 00:23:47.519 Hayırlara vermeli. Şeklen faiz durumundadır.