WEBVTT 00:00:00.120 --> 00:00:05.480 Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidi'l-evvelîne ve'l-âhirîne seyyidinâ Muhammedin 00:00:05.480 --> 00:00:12.240 ve âlihî ve sahbihî ecmaîn ve men tebiahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. 00:00:12.568 --> 00:00:18.740 Emmâ ba'd: Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah 00:00:18.174 --> 00:00:23.138 ve efdale'l-hedyi hedyü seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem. 00:00:23.485 --> 00:00:30.345 Ve şerre'l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesetin bid'atün ve külle bid'atin dalâletün 00:00:30.463 --> 00:00:33.339 ve külle dalâletin ve sâhibehâ fi'n-nâr. 00:00:33.480 --> 00:00:38.645 Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl: 00:00:39.000 --> 00:00:48.360 Nâruküm hâzihi elleti yûkidu benû Âdeme cüz'ün min seb'îne cüz'en min nâri cehenneme. Kîle: 00:00:48.411 --> 00:00:51.746 yâ Resûlallah, in kânet le-kâfiyeten? Kâle: 00:00:51.746 --> 00:01:00.348 fe-innehâ fuddilet aleyhâ bi-tis'atin ve sittîne cüz'en küllühünne mislü harrihâ. 00:01:00.348 --> 00:01:05.500 Sadaka Resûlullah fîmâ kâl ev kemâ kâl. 00:01:05.389 --> 00:01:09.985 Aziz ve muhterem kardeşlerim! Allahu Teâlâ hazretleri cümlenizden razı olsun. 00:01:10.542 --> 00:01:16.245 Namazlarınızı, ibadetlerinizi kabul eylesin. Dünya ve âhiretin hayırlarına nâil eylesin. 00:01:16.424 --> 00:01:21.956 Peygamberimiz Muhammed-i Mustafâ sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin 00:01:21.956 --> 00:01:28.952 ruh-u saadetlerine hediye olmak üzere ve onun cümle âl'inin, ashâbının, 00:01:28.952 --> 00:01:32.806 etbâının ve ahbabının ruhlarına bağışlanmak üzere; 00:01:33.850 --> 00:01:36.930 sâir enbiyâ ve mürselîn ve evliyâullahın 00:01:36.930 --> 00:01:40.774 ve hâsseten Ümmet-i Muhammed'in mürşitleri olan verese-i enbiyâ sâdât 00:01:40.774 --> 00:01:45.440 ve meşâyih-i turuk-u aliyyemizin, Ebû Bekr-i Sıddîk ve Aliyy-i Mürtezâ'dan 00:01:45.440 --> 00:01:49.825 müteselsilen şeyhimiz ve üstâdımız Muhammed Zahid Kotku hazretlerine kadar 00:01:49.825 --> 00:01:52.979 güzerân eylemiş olan mensuplarının ruhlarına; 00:01:53.367 --> 00:01:58.424 âhirete göçmüş olan bütün sevdiklerimizin, yakınlarımızın, dostlarımızın ruhlarına, 00:01:58.424 --> 00:02:02.447 okuduğumuz eseri telif eylemiş olan Gümüşhaneli Hocamız 00:02:02.784 --> 00:02:05.617 Ahmed Ziyâeddîn Efendi hazretlerinin ruhuna; 00:02:06.181 --> 00:02:12.470 bu hadisleri bize kadar nakletmiş olan râvilerin ve alimlerin ruhlarına, 00:02:12.510 --> 00:02:18.825 içinde bu dersi yaptığımız şu caminin bânisi İskender Paşa'nın 00:02:18.825 --> 00:02:23.797 ve bu âna kadar gelmesine ve genişlemesine, güzelleşmesine 00:02:24.140 --> 00:02:29.564 maddeten ve mânen yardım etmiş olanların kendilerine ve geçmişlerinin ruhlarına; 00:02:29.997 --> 00:02:35.550 bu beldenin medâr-ı iftihârı sahâbe-i kirâmın, Ebû Eyyûb el-Ensârî hazretlerinin 00:02:35.550 --> 00:02:42.643 ve sâir evliyâullahın ruhlarına, fatihlerin, şehitlerin, gâzilerin, mücahitlerin ruhlarına; 00:02:43.203 --> 00:02:48.584 biz yaşayan müslümanların da sıhhat ve selâmetine vesile olması için 00:02:48.920 --> 00:02:52.171 bir Fâtiha, üç İhlâs-ı Şerîf okuyalım, ondan sonra başlayalım. 00:02:52.171 --> 00:02:54.603 Buyurun. Muhterem kardeşlerim! 00:02:54.603 --> 00:03:03.570 Az önce Arapça metnini okumuş olduğum hadîs-i şerîfin konusu cehennem, cehennem ateşi. 00:03:03.570 --> 00:03:08.847 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Ahmed b. Hanbel'de, Buhârî'de, Müslim'de, 00:03:08.976 --> 00:03:13.814 Tirmizî'de mevcut olan bu hadîs-i şerîfte buyuruyor ki; 00:03:13.815 --> 00:03:25.431 Nâruküm hâzihi. "Şu sizin ateşiniz ki..." Elletî yûkidu benû Âdem. "Âdemoğulları yakarlar." 00:03:26.529 --> 00:03:31.541 Kibrit çakarlar, çırayla yakarlar, başka bir sebeple, bir çareyle bulurlar, yakarlar. 00:03:31.974 --> 00:03:37.497 "Âdemoğlu olan sizlerin yakmış olduğunuz şu ateşiniz var ya..." 00:03:37.954 --> 00:03:41.943 Cüz'ün min seb'îne cüz'en min nâri cehenneme. 00:03:42.980 --> 00:03:49.475 "Bu, cehennemin ateşinin 70 bölüğünden bir parçasıdır, yetmişte biridir." 00:03:50.960 --> 00:03:58.400 Kîle: yâ Resûlallah, in kânet le-kâfiyeten? "Dediler ki; 00:03:58.400 --> 00:04:01.760 'Yâ Resûlallah, zaten bu ateş bile olsa insanı yakmaya kâfi.'" 00:04:02.118 --> 00:04:08.403 "Azaplandırmak için, yakmak için bu ateş bile kâfi..." Buyurdu ki; 00:04:08.403 --> 00:04:12.320 Fe-innehâ fuddilet aleyhâ bi-tis'atin ve sittîne cüz'en. 00:04:13.670 --> 00:04:19.784 "Hayır, öyle ama Allah'ın azabı orada daha şiddetli olacak, insanlar daha şiddetli ateşle yanacak." 00:04:20.360 --> 00:04:25.520 "Onun şiddeti bu sizin ateşinizden 69 misli daha fazladır." 00:04:26.543 --> 00:04:29.779 Küllühünne mislü harrihâ. 00:04:30.440 --> 00:04:35.719 "Bu cüz'ün her birisi sizin bu ateşinizin harareti şeklinde olmak üzere..." 00:04:36.560 --> 00:04:42.120 Muhterem kardeşlerim! Eğer mü'min isek, ki mü'miniz, 00:04:43.600 --> 00:04:48.160 hiç tereddüdümüz yoktur ki; âmentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî 00:04:48.163 --> 00:04:53.184 ve rusulihî ve'l-yevmi'l-âhiri ve bi'l-kaderi hayrihî ve şerrihî mina'llâhi teâlâ 00:04:53.184 --> 00:04:55.870 ve'l-ba'sü ba'de'l-mevti hakkun. 00:04:55.480 --> 00:05:02.120 İnanmışız, doğrudur; cehennem var, cennet de var. 00:05:02.840 --> 00:05:08.373 Fakat nasıl oluyor da biz bu cehenneme karşı bu kadar pervâsız yaşayabiliyoruz? 00:05:10.800 --> 00:05:19.400 Bu akıl alacak bir şey değil. İbrahim b. Edhem hazretleri padişahlığı terk etmişti. 00:05:20.240 --> 00:05:25.760 Belh şehrinin hükümdarıydı. Önünden 40 tane arkasından 40 tane altınlı, gümüşlü, 00:05:25.771 --> 00:05:30.623 kalkanlı, müzeyyen elbiseli, zırhlı asker gidermiş. 00:05:30.640 --> 00:05:34.360 Tantanalı bir padişah iken padişahlığı terk etti. 00:05:34.859 --> 00:05:40.600 Dervişliği zamanında birisi ona misafir olmuş, geceleyin aynı odada yatmışlar. 00:05:40.773 --> 00:05:47.124 Gece arada bir uyanıp bakarmış misafir ki İbrahim b. Edhem hazretleri namaz kılıyor, 00:05:47.200 --> 00:05:48.581 gözyaşı döküyor. 00:05:48.760 --> 00:05:52.424 Yine uyurmuş. Biraz sonra yine bir uyanır bakarmış, 00:05:52.424 --> 00:05:56.449 İbrahim b. Edhem hazretleri yine namazda, yine ağlamakta... 00:05:57.680 --> 00:06:00.941 Yine uyurmuş, yine uyanırmış, yine öyle görürmüş. 00:06:00.941 --> 00:06:05.180 Sabaha kadar ne zaman uyandıysa, uykusu bölünüp de baktıysa 00:06:05.170 --> 00:06:08.329 İbrahim b. Edhem hazretleri namaz kılıyor ve ağlıyor. 00:06:09.121 --> 00:06:13.395 Sabahleyin demiş ki; "Yâ İbrahim, ben senin gecen gibi gece görmedim. 00:06:14.177 --> 00:06:17.397 Nasıl bir gece geçirdin? Ben böyle bir gece görmedim. 00:06:17.737 --> 00:06:20.994 Hep gördüm ki namaz kılıyordun, hep gördüm ki ağlıyordun..." 00:06:21.616 --> 00:06:24.250 Böyle bir şey olunca biz olsak güleriz; 00:06:24.326 --> 00:06:28.191 "Bak, benim ibadet yaptığımı gördü, iyi insan olduğumu anladı." 00:06:28.191 --> 00:06:33.887 Koltuklarımız kabarır, seviniriz, böbürleniriz. Çünkü insanoğlu böyledir. 00:06:33.887 --> 00:06:40.154 Güzel bir şey yaptı mı başkasının görmesini ister, çirkin bir şey yaptı mı da saklamak ister. 00:06:41.359 --> 00:06:46.351 Ama İbrahim b. Edhem hiç istifini bozmadan diyor ki; 00:06:46.526 --> 00:06:54.147 "Ben de senin gecen gibi gece görmedim. -O da yattı ya... 00:06:54.499 --> 00:07:01.342 - İnsanın önüne cehennem ateşi gibi bir ateş yakılmış olur da o insan nasıl olur da 00:07:01.342 --> 00:07:02.406 geceleyin uyur?" 00:07:02.412 --> 00:07:11.240 Allahu Teâlâ hazretleri orada kahrı ile tecelli edecek. Orada azabın envâı var. 00:07:11.240 --> 00:07:13.681 Çeşitli hadîs-i şerîfler geldikçe okuyacağız. 00:07:14.000 --> 00:07:22.200 Ama "Bir damla zakkum suyu şu dünyanın okyanuslarına damlasa hepsini acılaştırırdı." 00:07:22.360 --> 00:07:25.320 diyor bir hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz. 00:07:25.320 --> 00:07:29.880 Cehennem ehli onu yiyecekler, yani taamları o zakkum olacak. 00:07:30.637 --> 00:07:36.238 Ama bir damlası damlasa burada bütün dünya denizlerini acı yapacak kadar keskin acısı olan bir şey. 00:07:36.840 --> 00:07:43.360 Azabın her çeşidi var. Allahu Teâlâ hazretleri bize insaf versin, akıl versin, iz'an versin. 00:07:44.309 --> 00:07:49.787 Her yerde aklım erdiğince şunu söylüyorum: Allah bizi mahrum mu bıraktı? 00:07:50.754 --> 00:07:58.802 Hâşâ sümme hâşâ! Sıhhat verdi, akıl verdi, iman verdi, evlat verdi, mal verdi, 00:07:59.102 --> 00:08:04.650 meyve verdi, güzel bir memleket vermiş, nasip etmiş; her şeyimiz var. 00:08:04.638 --> 00:08:07.962 Helaller kâfi mi değil? Hâşâ sümme hâşâ! 00:08:08.219 --> 00:08:16.737 Helallerle insan meşgul olsa; elma helal, portakal helal, mandalina helal, baklava helal, 00:08:16.909 --> 00:08:21.852 kaymak helal, et helal, süt helal, bal helal... 00:08:22.364 --> 00:08:27.603 Arılar topluyor, biz el koyuyoruz; helal. Arılar bizim için çalışıyor. 00:08:28.501 --> 00:08:33.579 Meyve ağaçları bizim için çalışıyor. Hayvanlar bizim için otluyor. 00:08:33.579 --> 00:08:39.342 Ne insafsız insanlarız biz ki bu kadar helal varken üç tane beş tane kıyıda köşede 00:08:39.342 --> 00:08:43.852 Allahu Teâlâ hazretleri "haram" demiş, "Şuna şuna şuna dokunmayın." ona gidiyoruz. 00:08:44.649 --> 00:08:50.277 Ya içki içmesen kıyamet mi kopar? Faiz yemesen Allah seni aç açık mı bırakıyor? 00:08:51.106 --> 00:08:55.677 Harama bakmasan sana evindeki gül gibi hanımın yetmez mi? 00:08:56.462 --> 00:09:03.610 "Benim hanımım yok hocam." Evlen. Peygamber Efendimiz teşvik ediyor. 00:09:03.534 --> 00:09:11.134 Allah bizi helalleriyle perverde eylesin. O helalleriyle bizi haramlarından mahfuz eylesin, 00:09:11.587 --> 00:09:16.462 müstağnî eylesin. Cennetinin şevkini içimize yerleştirsin. 00:09:17.770 --> 00:09:22.910 Cehenneminin korkusunu içimize yerleştirsin. Kalbimize insaf versin. 00:09:22.910 --> 00:09:27.244 Aklımıza şuur versin. Şu hayatta aklımız başımızda bize yâr iken 00:09:27.711 --> 00:09:31.279 şu cehennemden kurtulmanın çarelerini arayıp bulmayı nasip etsin, 00:09:31.637 --> 00:09:38.297 onun için çalışmayı nasip etsin. Şu "cennet" denilen nimetlerin en güzellerinin toplandığı, 00:09:38.297 --> 00:09:44.630 gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, insanların hatırlarına hayallerine sığmayacak kadar 00:09:44.811 --> 00:09:51.501 güzelliklerin mevcut olduğu Allah'ın nimetler yurdunu kaçırmamayı nasip etsin. 00:09:54.800 --> 00:09:57.160 O kaçırılacak bir şey mi? O cennet kaçırılır mı? 00:09:57.420 --> 00:10:02.440 Bu cehennemden kaçınmak için insan duyduktan sonra çalışmaz mı? 00:10:03.201 --> 00:10:08.828 Allahu Teâlâ hazretleri cenneti yarattığı zaman -burada aylar önce hadîs-i şerîfte geçmişti- 00:10:09.000 --> 00:10:10.640 Cebrail aleyhisselâm'a dedi ki; 00:10:10.642 --> 00:10:16.245 "Yâ Cebrail, cennet yarattım, git bak." Cebrail aleyhisselam gitti, geldi. 00:10:16.971 --> 00:10:21.171 "Nasıl buldun cennetimi?" "Yâ Rabbi! Öyle güzel bir yer ki 00:10:22.239 --> 00:10:27.365 benim kanaatime göre kim bunu duyarsa mutlaka burayı kazanmak için çalışır, buraya gelir. 00:10:27.750 --> 00:10:33.220 Çok güzel!" Onun üzerine Allahu Teâlâ hazretleri cennetin etrafını 00:10:33.220 --> 00:10:36.781 nefse nâhoş gelecek şeylerle çevreledi, kapattırdı. 00:10:36.993 --> 00:10:42.470 Nefse hoş gelmeyecek zor gelecek şeylerle etrafını çepeçevre çevrelettirdi. 00:10:42.283 --> 00:10:45.176 "Git bir daha bak." Cebrail aleyhisselam gitti, geldi. 00:10:45.176 --> 00:10:51.806 "Yâ Rabbi! Korkarım ki nefse hoş gelmeyen şeyler olduğundan kimse bu cennete gidemez." 00:10:52.838 --> 00:10:57.111 Etrafında nefse hoş gelmeyen şeyler var. Cehennemi yarattı. 00:10:57.111 --> 00:11:01.154 "Git cehenneme bak, cehennem yarattım yâ Cebrail." Gitti, baktı geldi. 00:11:01.339 --> 00:11:06.406 "Nasıl buldun?" "Yâ Rabbi! Öyle kötü bir azap diyarı ki, öyle korkunç ki 00:11:06.622 --> 00:11:09.787 bunu duyan insanlar buraya girmemek için ne yapar yapar, 00:11:09.787 --> 00:11:13.334 uğraşır, kaçar, çaresini bulur, buraya girmez." 00:11:13.721 --> 00:11:18.480 Cehennemin etrafını da Allahu Teâlâ hazretleri şehevât ile doldurdu, 00:11:18.267 --> 00:11:22.521 yani nefse tatlı, hoş, lezzetli, sevimli gelen 00:11:23.560 --> 00:11:26.360 şeylerle doldurdu, etrafını çepeçevre çevreledi. 00:11:26.374 --> 00:11:29.720 "Git bir daha bak!" Cebrail aleyhisselam gitti, geldi. Dedi ki; 00:11:29.720 --> 00:11:35.384 "Yâ Rabbi! Bu insancıklar bu şehvetleri görünce korkarım hepsi bu cehenneme düşerler." 00:11:35.902 --> 00:11:44.864 Cennetin etrafı nefse zor gelen şeylerle doludur, yolunda onlar vardır; onları aşıp geçeceksin. 00:11:45.320 --> 00:11:48.520 Ezeceksin, aşacaksın, cennete öyle gideceksin. 00:11:49.560 --> 00:11:56.900 Cehennemin yolunda da tuzaklar, şehvetler, zevkler, lezzetler vardır; 00:11:56.415 --> 00:11:59.926 ama onlara takılırsan cehenneme yuvarlanırsın. 00:12:00.376 --> 00:12:05.148 Onlara heves edersen elini uzatırken cehennemin katranlarının içine, 00:12:05.148 --> 00:12:07.339 gayyâlarının içine insan düşüverir. 00:12:07.699 --> 00:12:10.588 Onun için, aklını başına toplayacaksın. 00:12:10.588 --> 00:12:15.820 Bu dünya imtihan dünyası, buraya biz boşu boşuna gönderilmedik. 00:12:16.202 --> 00:12:22.214 E fe-hasibtüm ennemâ halaknâküm abesen ve enneküm ileynâ lâ turceûn? 00:12:22.591 --> 00:12:28.800 "Siz sandınız mı ki Biz sizi abes yere yarattık? Bize dönmeyeceksiniz mi sandınız?!" 00:12:28.272 --> 00:12:36.300 Muvakkaten, hangi insan kalmış? Hangisi var ki peygamberlerden, salihlerden, velîlerden, 00:12:36.481 --> 00:12:43.276 hükümdarlardan, komutanlardan, pehlivanlardan, kuvvetlilerden hangisi var ki kalmış? 00:12:43.962 --> 00:12:48.113 Hızır aleyhisselam ile İsa aleyhisselâm'ın hâli müstesna, kim kalmış? 00:12:49.348 --> 00:12:56.700 Hepsi geldi, hepsi geçti. O ölüm o pehlivanların pazularını büktü. 00:12:56.647 --> 00:13:00.552 O sırtı yere gelmeyen insanların sırtını yere getirdi. 00:13:00.909 --> 00:13:04.899 O padişahların başlarından o taçları yerlere düşürdü. 00:13:05.371 --> 00:13:11.786 O yellere hükmeden, cinlere inslere hükmeden Süleyman aleyhisselam da öldü. 00:13:11.968 --> 00:13:17.871 O seyyidü'l-evvelîn ve'l-âhi rîn olan Peygamberimiz Muhammed-i Mustafâ hazretleri de göçtü. 00:13:18.540 --> 00:13:29.101 Biz mi kalacağız? Necâ evvelü hâzihi'l-ümmeti bi'l-yakîni ve'z-zühdi ve 00:13:29.850 --> 00:13:34.294 yehlikü âhiru hâzihi'l-ümmeti bi'l-buhli ve'l-emeli. 00:13:34.460 --> 00:13:39.770 Bu hadîs-i şerîfi Peygamber Efendimiz'den Hatîb-i Bağdâdî nakletmiş, 00:13:39.770 --> 00:13:42.703 İbn Ebi'd-dünyâ kitabında nakletmiş. 00:13:43.650 --> 00:13:45.589 Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki; 00:13:46.200 --> 00:13:51.830 "Bu ümmetin evveli yakîn ve zühd sayesinde kurtuldu. 00:13:51.725 --> 00:14:00.118 Bu ümmetin sonu da cimrilik ve emel ile helâk olacak." Yakîn ne demek? 00:14:00.420 --> 00:14:03.964 Türkçe'de bir yakın var. "Filanca köye gitmek istiyorum." 00:14:03.964 --> 00:14:09.409 "Yakın yakın, on dakika yürürsen varırsın." Bu yakın başka, "uzak değil" mânasında. 00:14:10.615 --> 00:14:18.206 Bir de Arapça yakîn diye bir kelime var ki "içinde şek bulunmayan, tereddüt bulunmayan, 00:14:18.560 --> 00:14:22.480 pırıl pırıl, sapasağlam, temiz, sâfî inanç" demek. 00:14:23.940 --> 00:14:27.676 Hiç tereddüt yok; yakîn. "Benim Allah'ın varlığına kalbimde yakînim var. 00:14:27.676 --> 00:14:33.725 Yani Allah'ın varlığında ufacık bir tereddüdüm bile yok, en katî şekilde biliyorum." 00:14:33.920 --> 00:14:41.760 "Benim âhiretin varlığına yakînim var. Yani içimde hiç şeksiz şüphesiz bir iman var." 00:14:42.349 --> 00:14:46.900 "Benim o arkadaşın bu işte suçsuz olduğuna yakînim var. 00:14:46.265 --> 00:14:49.552 Yani çok iyi biliyorum ki o bu işi yapmaz." 00:14:49.828 --> 00:14:53.448 "Yakînen biliyorum ki şu adam şöyle yaptı, şöyle yaptı, şöyle yaptı..." 00:14:53.448 --> 00:14:57.510 Yapar veya yapmaz, "çok iyi biliyorum ki" demek. 00:14:57.936 --> 00:15:02.462 Yakîn, yani şek olmayan, içinde tereddüt olmayan katî inanç. 00:15:03.180 --> 00:15:05.985 Bu ümmetin evveli bu sıfat ile kurtuldu. 00:15:07.115 --> 00:15:12.534 İmanları o kadar pak idi ki, o kadar temiz idi ki, o kadar candan idi ki... 00:15:12.960 --> 00:15:17.400 Hz. Ali Efendimiz diyor ki, -babası ölmüş de- "Yâ Resûlallah, 00:15:17.640 --> 00:15:22.600 o ihtiyar münkir öldü." diyor, babası için. İnanmadı ya... 00:15:24.284 --> 00:15:30.365 Babalarından geçmişler, evlatlarından geçmişler, kardeşlerinden geçmişler, 00:15:30.754 --> 00:15:32.635 Resûlullah'a öyle bağlanmışlar. 00:15:33.442 --> 00:15:41.382 Uhud harbinde bir kadıncağızın -ismini hep ezbere hatırımızda tutmamız lazım- oğlu ölüyor, 00:15:41.400 --> 00:15:45.480 kocası ölüyor, babası ölüyor, harpte şehit oluyor. 00:15:46.233 --> 00:15:52.810 Haber veriyorlar. Ordu yaralı, yorgun, argın, düşmanla çarpışmışlar, 00:15:52.840 --> 00:15:53.800 Medine'ye dönüyorlar. 00:15:54.970 --> 00:15:56.688 Kadınlar da yollara düşmüşler; "Bizimkiler ne oldu acaba? 00:15:56.688 --> 00:16:03.798 Hangisi sağ, hangisi [şehit?]" diye... Buna bildiriyorlar ki oğlu ölmüş, kocası ölmüş, babası ölmüş. 00:16:03.798 --> 00:16:06.665 Diyor ki; "Muhammed nasıl? Peygamber Efendimiz nasıl?" 00:16:06.911 --> 00:16:10.549 Diyorlar ki; Bi-hayrin elhamdülillah. "Hayırda, yani ona bir şey yok." 00:16:10.653 --> 00:16:14.782 "Eh, o sağ olduktan sonra her musibet bana kolaydır." diyor. 00:16:15.352 --> 00:16:22.430 Kocası ölmüş, oğlu ölmüş, babası ölmüş, "Resûlullah sağ ya, yeter bana!" demek istiyor. 00:16:22.346 --> 00:16:29.700 Öyle iman, öyle yakîn üzere idiler. Ve'z-zühdi. Dünyaya metelik vermezlerdi. 00:16:30.876 --> 00:16:36.437 Dünya malıymış, dünya mevkisiymiş, makamıymış, mertebesiymiş, aldırmazlardı. 00:16:36.938 --> 00:16:42.896 Peygamberimiz'in has sahabesinden nice kimseler fethedilen yerlere sonradan vali oldu. 00:16:43.780 --> 00:16:46.973 Dediler ki; "Efendim, vilayet konağı şurası, buyur burada otur." 00:16:46.973 --> 00:16:51.629 "Ben öyle yerde oturmam. Bana küçük bir kulübe bulun, bana burası yeter." dedi. 00:16:52.100 --> 00:16:59.694 Üstündeki kıyafeti bile değiştirmedi. Hatta öyleleri var ki şehrin valisi olmuş ama 00:16:59.694 --> 00:17:03.154 kıyafetinde hiç valilik saltanatı vesairesi yok. 00:17:03.355 --> 00:17:07.538 Tüccarın birisi kenara mal indirmiş, birisine taşıtacak, etrafa bakıyor, 00:17:07.538 --> 00:17:10.200 köşede bir hırpânî kılıklı adam var. 00:17:10.200 --> 00:17:12.931 "Gel buraya!" diyor, geliyor. "Yüklen şu çuvalı!" diyor. 00:17:13.700 --> 00:17:19.160 Parası var ya cebinde, zengin ya adam, ağa ya; her istediğini yaptırır. 00:17:19.451 --> 00:17:24.721 "Al şunu!" Adam sırtına alıyor, götürüyor. 00:17:24.720 --> 00:17:27.360 Yolda geçenler; "es-Selâmu aleyküm yâ emîre'l-mü'minîn, 00:17:27.360 --> 00:17:29.280 es-selâmu aleyküm yâ emîre'l-mü'minîn..." diyor. 00:17:30.360 --> 00:17:35.800 Hem hayretle bakıyorlar, zenginin birisi göbeğini kasmış dimdik gidiyor, 00:17:36.160 --> 00:17:40.800 vali de çuvalın altında 'ıh ıh' taşıyor. 00:17:40.423 --> 00:17:44.590 "Ey mü'minlerin emiri, sana selam olsun." diyene aleyküm selam diyor. 00:17:44.279 --> 00:17:47.640 Bir iki, "Allah Allah... Bizim hamal vali mi ne?" 00:17:47.360 --> 00:17:53.120 "Efendim afedersiniz, kusura bakmayın, ben bilemedim, hata ettim, hemen indirin." 00:17:53.675 --> 00:17:57.479 "Yok, nereye taşıyacaksan oraya kadar taşıyayım." diyor, taşıyor. 00:17:57.940 --> 00:18:02.842 Sırtından indirmiyor. Öyle yaşadılar. Bu nedir? 00:18:02.842 --> 00:18:07.840 Bu zühttür, yani dünyaya aldırmamak, dünyaya metelik vermemek. 00:18:07.448 --> 00:18:11.899 "Hocam biz duyuyoruz ki sahabeden bazıları zenginmiş." 00:18:12.471 --> 00:18:20.291 Zühd, "fakir olmak" demek değil. Zühd, "dünyaya metelik vermemek, dünyaya aldırmamak, 00:18:20.291 --> 00:18:22.200 dünyayı hedef yapmamak" demek. 00:18:22.212 --> 00:18:26.641 Ebû Bekr-i Sıddık Efendimiz'in müslüman olduğu zaman 90 bin dinarı vardı. 00:18:27.319 --> 00:18:30.525 Zengindi tabii, ağaydı, ağaların ağasıydı, çok zengindi. 00:18:30.525 --> 00:18:33.245 Ama hepsini Resûlullah'ın emrine tahsis etti. 00:18:33.266 --> 00:18:37.205 "Ne istersen yap yâ Resûlallah. İşte ailem, işte malım, işte canım! 00:18:37.398 --> 00:18:39.577 Ne istersen buyur ya Resûlallah!" 00:18:40.318 --> 00:18:44.401 Ne derlerdi Peygamber Efendimiz'e? Fidâke ebî ve ümmî yâ Resûlallah! 00:18:44.401 --> 00:18:48.355 "Anamız babamız sana feda olsun ey Allah'ın Resûlü, şu şöyle mi, bu böyle mi?.." 00:18:48.626 --> 00:18:50.320 Konuşurken böyle konuşurlardı. 00:18:50.473 --> 00:18:57.433 Peygamber Efendimiz'in önüne ganimetten bir yığın para getiriyorlar. 00:18:58.123 --> 00:19:02.326 Bir yaygı yaydırıyor, parayı yığıyor. Gelene veriyor, gidene veriyor, 00:19:02.326 --> 00:19:07.430 gelene veriyor, gidene veriyor, o para yığını tükeniyor. 00:19:08.703 --> 00:19:13.236 Miktarını şu anda söyleyemeyeceğim kadar çok bir para... Yığın yapmışlar. 00:19:13.236 --> 00:19:19.612 Altın para veya gümüş para... Buğday yığını gibi yığılmış. 00:19:19.810 --> 00:19:25.876 Bir gün içinde gelene gidene vermiş. Bu işte dünyaya metelik vermemek, dünyaya aldırmamak. 00:19:26.490 --> 00:19:30.597 Biz ne yapıyoruz? Biz de dünyalık için ne kardeşlik, 00:19:30.756 --> 00:19:39.566 ne dostluk, ne komşuluk, ne arkadaşlık, ne ahbaplık, ne vefa, ne sadâkat, ne dürüstlük... 00:19:40.427 --> 00:19:43.137 Dünya metâı için adam ne yapacağını şaşırıyor. 00:19:43.219 --> 00:19:49.600 Ya yiyeceğin kadar var ya paran, bu ne? Allah gözünü doyursun! 00:19:49.360 --> 00:19:56.520 Doymaz ki... Lev kâne li'bni Âdeme vâdiyâni min zehebin lebteğâ ileyhi sâliseten. 00:19:56.840 --> 00:20:01.360 Benî Âdem'in iki vadi dolusu altını olsa üçüncüsünün peşine düşer." 00:20:01.880 --> 00:20:05.160 Üçüncüsünü almaya çalışır. Gözü doymaz, dolmaz. 00:20:05.480 --> 00:20:10.160 Gözünü ne doldurur? Toprak doldurur. 00:20:10.411 --> 00:20:15.227 Onlar dünyanın fâniliğini bildiler, Allah yolunda cihada gittiler. 00:20:15.575 --> 00:20:22.802 Şu bizim beldemizin medâr-ı iftihârı Ebû Eyyûb el-Ensârî hazretleri yaşlı bir kimse idi. 00:20:23.145 --> 00:20:28.667 Kur'ân-ı Kerîm'i açtı, okuyordu, okurken karşısına cihadı emreden bir âyet-i kerîme geldi, 00:20:29.352 --> 00:20:30.823 bıraktı Kur'ân-ı Kerîm'i, dedi ki; 00:20:30.823 --> 00:20:33.595 "Bana zırhımı, kılıcımı getirin." Dediler ki; 00:20:33.595 --> 00:20:40.204 "Dede sen yaşlandın. Sen burada otur, biz senin yerine cihat ederiz, sen zaten vazifeni yaptın." 00:20:40.396 --> 00:20:45.646 "Yok, burada ihtiyarlar müstesna değil, hitap hepsine..." 00:20:45.646 --> 00:20:50.265 "Ey iman edenler!" Câhidû. "Cihat edin." diye hepsine emir var, diye 00:20:50.520 --> 00:20:54.160 kılıcını kalkanını aldı, ihtiyar hâliyle geldi. 00:20:54.400 --> 00:20:55.960 Kolay mı buraya kadar gelmesi? 00:20:56.334 --> 00:21:00.553 Medine-i Münevvere'den buraya kadar o ihtiyar hâlinde cihat için geldi. 00:21:00.553 --> 00:21:03.350 Allah'ın dinini yaymak için geldi. 00:21:03.636 --> 00:21:11.306 Ama burada, surların öbür tarafında düşmanla çarpışırken surların beri tarafına düşman çekildi. 00:21:11.480 --> 00:21:14.640 Arada su hendeği var, su hendeğini geçemiyorlar. 00:21:14.840 --> 00:21:18.160 Düşmanın kalesine o zamanki imkânlarla tırmanamıyorlar. 00:21:18.320 --> 00:21:24.100 Beklerken, muhasara ederken, çarpışırken vefat etti, âhirete göçtü. 00:21:24.481 --> 00:21:31.979 Âhirete göçerken dedi ki; "Kardeşlerim düşmana hücum ederken benim tabutumu da alsınlar. 00:21:32.520 --> 00:21:39.760 Çarpışa çarpışa sura ne kadar yakın gelebilirlerse orada mezarı kazsınlar, gömsünler." 00:21:40.648 --> 00:21:43.726 Araplar'dan bir tanesi buraya misafir olarak gelmişti, götürdük. 00:21:44.760 --> 00:21:48.259 O bu menkabeyi biliyor da bana diyor ki; 00:21:48.301 --> 00:21:52.392 "Hocam, Ebû Eyyûb el-Ensârî hazretleri, 00:21:52.392 --> 00:21:55.625 Peygamber Efendimiz'i Medine'de kendisine misafir etmiş olan, 00:21:55.813 --> 00:21:57.854 - Peygamber Efendimiz'in akrabası da olur - 00:21:58.207 --> 00:22:01.495 hem hayatta mücahitti, hem de vefatından sonra mücahitti. 00:22:01.495 --> 00:22:07.844 Çünkü onun vasiyeti üzerine tabutunu aldılar, düşmanla çarpışa çarpışa surlara yaklaştılar, 00:22:08.393 --> 00:22:10.817 gömdüler, karanlıkta kapattılar. 00:22:10.973 --> 00:22:16.940 Tabii düşman ne olduğunu anlayamadı, çarpışmadan sonra geldiler. 00:22:16.887 --> 00:22:22.961 Sonra ne oldu? İstanbul fethedildiği zaman... 00:22:23.280 --> 00:22:26.705 Tarih kitapları yazıyor; "Peygamber Efendimiz'in mihmandârı 00:22:26.773 --> 00:22:31.704 Ebû Eyyûb el-Ensârî hazretleri İstanbul'u fethederken vefat eylemiş de 00:22:31.904 --> 00:22:34.131 sura yakın bir yerde gömülmüş." 00:22:34.308 --> 00:22:40.650 Fatih, hocası meşâyih-i kirâmdan Akşemseddin hazretlerine dedi ki; 00:22:42.557 --> 00:22:46.632 "Hocam, acaba bunun kabri nerede ola ki? Yeri belli değil, nerededir?" 00:22:47.125 --> 00:22:51.459 "Şurasıdır evlâdım." dedi, Akşemseddin hazretleri yer gösterdi. 00:22:52.830 --> 00:22:58.574 Oraya bir işaret koydular. Toprak, bir şey yok. "Şurasıdır evlâdım." dedi, yürüdü. 00:22:58.575 --> 00:23:02.738 İşaret koydular. Fatih Sultan Mehmed hocasını meşgul ederken, 00:23:02.738 --> 00:23:11.152 başka bir şeyle oyalarken mızrağın yerini aldı, değiştirdi, hocasını dolaştırdı. 00:23:11.152 --> 00:23:14.995 "Hocam, yeri neresi, bir daha göster." dedi. 00:23:15.100 --> 00:23:22.260 Akşemseddin hazretleri mızrağı, işareti başka yere saplattırdı. 00:23:22.260 --> 00:23:25.409 O saplanan yere "Demin buraya saplattırdım." demedi. 00:23:25.931 --> 00:23:29.798 Eski yerine geldi. "İşte burası evlâdım." dedi, tekrar. 00:23:31.440 --> 00:23:37.360 Fatih Sultan Mehmed akıllı insan. Birkaç defa denedi. 00:23:37.627 --> 00:23:42.393 O zaman orayı kazdılar. Kazınca kabri çıktı. Bu nasıl olur? 00:23:42.913 --> 00:23:48.747 Sen de Allah'a güzel kul olursan anlarsın. Ama olmazsan o zaman inkâr eder durursun. 00:23:49.800 --> 00:23:55.480 Bu ümmetin evveli şeksiz imanıyla, dünyaya metelik vermemesiyle, 00:23:55.461 --> 00:23:57.909 zühdüyle necat buldu, kurtuldu. 00:23:58.180 --> 00:24:04.870 Âhiri nasıl helâk olacak? Âhiri de cimrilikten helâk olacak. Eli sımsıkı... 00:24:05.700 --> 00:24:09.894 Bizim Antep'te bir dostumuz vardı, Allah razı olsun, emekli hâkim. 00:24:10.762 --> 00:24:13.534 "Hocam, bir rüya gördüm..." diyor. Başkasına da anlatmış. 00:24:13.534 --> 00:24:22.305 Şaka yapıyor, rüya filan gördüğü yok. "Rüyada bir çelimsiz adam çıktı ortaya, elini uzattı. 00:24:22.392 --> 00:24:24.385 'Bu benim yumruğumu kim açabilir?' dedi." diyor. 00:24:24.385 --> 00:24:31.783 Çelimsiz bir adam, yumruğunu sıkmış. "Rüyamda bir pehlivan adam geldi, koca Yusufmuş. 00:24:32.161 --> 00:24:37.978 'Tamam' dedim, bu çelimsiz adam, bu da Koca Yusuf, bu yumruğu açar. 00:24:38.621 --> 00:24:43.340 Koca Yusuf sarıldı, parmaklarını geçirdi, uğraştı, didindi, açamadı. 00:24:43.553 --> 00:24:51.247 Terledi, mahçup oldu, kenara gitti. Çolak Molla geldi, -anlaşılan güreşçilerin hepsini biliyor- 00:24:51.247 --> 00:24:53.617 o geldi olmadı, bu geldi olmadı..." diyor. 00:24:53.873 --> 00:24:59.684 Eski tarihin pehlivanlarına geçiyor. "Şu geldi yapamadı, bu geldi yapamadı..." 00:24:59.684 --> 00:25:04.478 Araplar'ın meşhur Amr b. Ma'dikerîb'i var; kılıcı şu kadar uzunmuş, 00:25:05.228 --> 00:25:07.874 vücudu şu kadar cüsseliymiş, şöyle pehlivanmış filan..." 00:25:07.874 --> 00:25:14.437 O geldi kuşağıyla, o da uğraştı didindi, mahçup oldu, o da açamadı. 00:25:15.120 --> 00:25:23.120 Yunanlılar'ın Herkül dedikleri herif geldi, o da pazusu, boyu posu [ile] o da uğraştı, açamadı..." 00:25:23.311 --> 00:25:29.377 "Acaba hocam, bu adam kim?" diyor. Hem çelimsiz hem de yumruğu bir türlü açılmıyor. 00:25:29.732 --> 00:25:33.119 Ama tatlı tatlı 10-15 dakika anlatıyor, insan merakla [dinliyor.] 00:25:33.285 --> 00:25:41.704 Hem de cazgırın güreşi anlattığı gibi öyle güzel anlatıyor. "Kimmiş?" dedik. 00:25:41.846 --> 00:25:45.173 "Müslüman zengini hocam, müslüman zengini!" diyor. 00:25:45.910 --> 00:25:48.848 Yani, "Müslüman zenginin eli açılmıyor." diyor. 00:25:49.210 --> 00:25:55.832 Tabii biz o kanaatte değiliz. Allah razı olsun, bizim şu camimiz yan tarafı kümeslik idi, 00:25:56.221 --> 00:25:58.710 minarenin yan tarafı pırıl pırıl cami oldu. 00:25:58.998 --> 00:26:02.822 Arka tarafı odalar idi, açıldı, pırıl pırıl [oldu.] 00:26:02.822 --> 00:26:07.539 Şimdi caminin avlusundan aşağıya yol yapılıyor, 00:26:07.539 --> 00:26:10.317 yemek yenilen yere kolay [giriş-çıkış] yapsınlar diye... 00:26:10.988 --> 00:26:14.830 Benim âcizâne kanaatim; doğru olduğuna, 00:26:15.297 --> 00:26:19.442 yenilip çar çur edilmediğine inandığı zaman bizim zenginimiz parayı verir. 00:26:19.440 --> 00:26:22.400 Ben öyle cimri olduğu kanaatinde değilim. Ama 00:26:22.880 --> 00:26:28.360 -bizim kardeşlerimizi tenzih ederim- ekseriyet bakılırsa hak yolda cimri... 00:26:29.800 --> 00:26:32.520 Muhterem kardeşlerim! Şimdi kanun müsait. 00:26:33.520 --> 00:26:38.960 Eğer paran varsa bir üniversite kurabilirsin. Müsait. 00:26:39.280 --> 00:26:45.280 Devlet kendisi üniversiteleri yapmak, işletmek çok büyük masraf olduğu için, 00:26:45.760 --> 00:26:48.240 öğrenciler de kapılara yığıldığından; 00:26:48.560 --> 00:26:53.960 "Özel üniversite kurabilirsiniz, özel kolej kurabilirsiniz." diye müsaade etmiş. 00:26:54.480 --> 00:27:02.600 Benim tanıdığım 30-40-50-70-100 tane profesör var. Para olsa üniversiteyi kuracağım. 00:27:02.560 --> 00:27:09.440 Para olsa şu işi yapacağım. Bir güzel neşriyat yapılabilir. 00:27:09.445 --> 00:27:13.828 Kitaplar, gazeteler, mecmualar vesaireler, her şey paraya bakıyor. 00:27:13.840 --> 00:27:18.320 Ama ekseriya bakıyorsun ki para vermiyorlar. 00:27:19.250 --> 00:27:25.556 Bizim Ankara'da bir camimiz vardı. Ben de orada hadis okurdum. 00:27:26.542 --> 00:27:29.626 "Ey cemaat, bak üşüyorsunuz..." Koca cami, kubbeli... 00:27:29.626 --> 00:27:33.482 Ankara'nın ayazı sıfırın altına indiği zaman çatır çatır soğuk oluyor. 00:27:33.833 --> 00:27:37.365 "Şuraya bir kalorifer yapalım. Hadi bakalım, biraz yardım edin." 00:27:37.778 --> 00:27:44.414 Dışarıda sergi açılıyor; toplanan para 25-30 bin lira. 00:27:44.414 --> 00:27:49.940 Ya ben onu kendim veririm; 30 bin lira bu devirde para mı? 00:27:50.690 --> 00:27:54.100 Ben 30 bin lirayı kendim veririm. Fukarâcık, benim talebe kardeşlerim, 00:27:54.100 --> 00:27:57.779 evlatlarım harçlığından çıkartıyor, otobüs parasından veriyor. 00:27:58.446 --> 00:28:03.330 Ya bunu bir zengin yapar. Nihayet bir caminin kalorifer [sistemi...] 00:28:04.102 --> 00:28:12.370 Ama torunu nişanlanacak; en lüks otel hangisi, git oraya, şu kadar düğün masrafı... 00:28:12.544 --> 00:28:15.634 Yılbaşında nerede eğleneceğiz, şu kadar eğlence... 00:28:16.160 --> 00:28:22.360 Yazın neresinin denizi güzel; Marmara artık kirlendi, Bodrum, Marmaris... 00:28:24.560 --> 00:28:31.240 Şu kadar yazlık, bu kadar kışlık... Tekirdağ'dan bu tarafa sahilde koca koca apartmanlar var. 00:28:31.418 --> 00:28:34.610 Millî servetler orada yatıyor, hazineler meydanda yatıyor. 00:28:35.315 --> 00:28:40.679 Koca koca evler kışın bomboş, yazın bir-iki ay orada tatil yapılacak diye. 00:28:41.000 --> 00:28:45.720 Oraya çok paralar akıyor, bu taraftaki hizmetler aksarsa olmaz. 00:28:46.375 --> 00:28:50.711 Eğer aksarsa, eğer cimrilik yaparsa müslüman ne olur? Helâk olur. 00:28:50.711 --> 00:28:55.962 Bu ümmetin âhiri cimriliğinden helâk olacak. Buhl, "bahillik" demek. 00:28:55.962 --> 00:29:00.797 Anadolu'da "pahalılık" derler. Cimrilikten helâk olacak, bir. 00:29:01.187 --> 00:29:07.159 Bir de; ve'l-emel, emelden helâk olacak. Emel ne demek? Tûl-i emel derler. 00:29:07.354 --> 00:29:10.297 Burada emel buyurmuş Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. 00:29:10.393 --> 00:29:16.393 Yani insanın arzularının, emellerinin, tasarılarının, vehimlerinin, isteklerinin, 00:29:16.707 --> 00:29:19.460 temennilerinin uzayıp gitmesi... 00:29:19.881 --> 00:29:21.931 "Nasılsın hacı amca, ne var ne yok?" 00:29:22.369 --> 00:29:25.825 "İşte inşaallah önümüzdeki sene bir tane fabrika yapacağım da, 00:29:25.825 --> 00:29:30.860 ondan sonra onun arkasından şu olacak da, beşinci senenin arkasından..." 00:29:30.860 --> 00:29:36.449 Ya senedin mi var yarına çıkacağına? "Hadi tevbe et. Hadi hacca gel. Hadi ibadet yap." 00:29:36.877 --> 00:29:43.220 "İşte dur bakalım, emekli olayım da öyle..." Ya emekli olacağına dair senet var mı elinde? 00:29:43.515 --> 00:29:47.504 Vazifeyi hemen şimdi yapsana. Namaza başlasana! Tevbe etsene! 00:29:47.520 --> 00:29:52.440 "Hocam, kusura bakma, biraz daha yaşlanalım da, şu sırada olmaz da..." 00:29:52.840 --> 00:29:56.480 "Gel, haccet!" "Hocam hacca gidince zemzem içiliyor. 00:29:56.520 --> 00:30:00.400 Zemzem içildikten sonra sigara içmek, içki içmek doğru değilmiş. 00:30:00.340 --> 00:30:01.863 Gel ben bu haccı biraz daha tehir edeyim." 00:30:02.600 --> 00:30:07.560 İçkiyi bırakmıyor da haccı bırakıyor, haccı tehir ediyor. 00:30:07.614 --> 00:30:13.824 Emeller, arzular, istekler, temenniler uzayıp giderse... Şeytan uzatıyor. 00:30:14.556 --> 00:30:18.889 Şeytan insana uzattırıyor. Şeytanın oyunları çok fazla değildir. 00:30:19.355 --> 00:30:23.204 Tecrübeli bir insan bilebilir; 3, 5, 7, 9 tane... 00:30:23.387 --> 00:30:26.240 Hani güreşçinin karşı tarafı yenmek için oyunları var ya... 00:30:26.400 --> 00:30:32.400 Şeytanın insanoğlunu "pes" dedirtmek için, sırtını yere getirmek için, 00:30:32.400 --> 00:30:35.000 Allah'ın rahmetinden uzak düşürmek, günaha batırmak için 00:30:34.994 --> 00:30:38.466 oyunlarından bir tanesi hayrı geciktirmektir. 00:30:39.520 --> 00:30:45.640 Şeytan hayrı yaptırmayı engelleyemezse bu sefer geciktirmeye çalışır. 00:30:46.320 --> 00:30:50.480 Mesela ilk başta der ki; "Ey âdemoğlu, gel şu günahı işle. 00:30:50.520 --> 00:30:53.680 Bak ne kadar tatlı, ne kadar lezzetli, ne kadar güzel. 00:30:53.640 --> 00:30:56.520 Ama bir gelsen, bir görsen tadına doymazsın. Gel!" 00:30:56.760 --> 00:31:03.840 "Yok. Haram. Ben harama el uzatmam. Ne kadar tatlı olursa olsun, arkası acı gelir. 00:31:03.840 --> 00:31:07.800 Ben haram yemem. O işi yapmam. Günah, yapmam." 00:31:08.680 --> 00:31:15.800 Baktı ki haram işlettirmiyor, o zaman hayırdan geri tutmaya çalışır. 00:31:15.200 --> 00:31:19.720 "Şu hayrı yapma öyleyse..." "Yok, o da Allah'ın emri, onu da yapmam lazım." 00:31:20.160 --> 00:31:22.680 "Canım yapma..." "Yok, yapacağım!" 00:31:22.960 --> 00:31:27.120 "Terk ediver canım, işte bak bazı kimseler namazları kılmıyorlar. 00:31:27.480 --> 00:31:32.880 Allah'ın rahmeti geniştir, sen de kılmayıver." "Yok, her vakit kılacağım!" 00:31:33.418 --> 00:31:37.588 Baktı ki hayrı da yapmaktan alıkoyamıyor, o zaman der ki; 00:31:37.600 --> 00:31:43.480 "Şu işini bitir de biraz sonra yap bari... Anlaşıldı, sen iyi müslümansın, ağasın paşasın, 00:31:43.865 --> 00:31:46.510 sen bu namazı mutlaka kılacaksın. 00:31:46.320 --> 00:31:51.200 Hadi şu önündeki işi bitir de, şu yazıyı yazıver de, hadi şu müşterinin de arzusunu yapıver de 00:31:51.641 --> 00:31:55.358 ondan sonra kılarsın. Hadi bakalım, şu iş de bitsin, şunu da tamamlayıver. 00:31:55.360 --> 00:32:00.240 Bak işi yarım bırakmak da iyi değildir, Peygamber Efendimiz de 'yarım bırakmayın' dememiş mi?" 00:32:01.360 --> 00:32:04.000 O allar pullar, sen o işe dalarsın. 00:32:04.320 --> 00:32:09.280 Bir de bakarsın ki Allahu ekber Allahu ekber... ikindi ezanı okunuyor. 00:32:09.320 --> 00:32:15.960 "Tüh, hay Allah ya! Ben öğle ezanı okunurken tam kalkacaktım, şeytan bak gördün mü, 00:32:16.120 --> 00:32:19.440 içimden 'Şu işi de yap, ondan sonra yap.' dedi, şimdi ikindi ezanı okunuyor. 00:32:19.440 --> 00:32:24.320 Bizim bu öğle namazı yine kaçtı!" Şeytan tehir ettirdi. Engellemeyi öyle sağlar. 00:32:24.440 --> 00:32:28.000 "Şu öğle namazını kılma." dedi, "Yok kılacağım, vazifem." dedin. 00:32:28.000 --> 00:32:34.240 Ama tehir ettirdi, yine kıldırtmadı. Onun için, hayrı tehir etmek iyi değil. 00:32:35.460 --> 00:32:39.705 İnsan hayrı çarçabuk yapacak, tevbeyi çarçabuk yapacak, iyi işi hemen yapacak. 00:32:39.960 --> 00:32:41.240 Kötü işi yapmayacak. 00:32:42.821 --> 00:32:49.790 Bu ümmetin âhiri cimrilikten ve arzularının, emellerinin, tûl-i emellerinin yüzünden helâk olacak. 00:32:50.530 --> 00:32:58.756 Allah bize cömertlik nasip etsin. Cömert cennete yakındır. 00:32:59.134 --> 00:33:00.785 Bir de uyanıklık nasip etsin. 00:33:00.785 --> 00:33:05.573 Saflık edip "Şunu şöyle yapacağım da, bu da böyle olacak da..." deyip de 00:33:06.164 --> 00:33:10.893 insana kendisini aldatmaca ettirmesin. Hep her yerde söylüyorum. 00:33:11.167 --> 00:33:16.330 Bizim Erzurum taraflarında Van taraflarında vazifemiz olduğu zamanlarda, 00:33:16.475 --> 00:33:19.392 otobüse biniyorum, bir yerde duruyoruz. Durduk. 00:33:19.558 --> 00:33:21.987 İlk defa, ben hiç bilmiyorum, o tarafa gitmemişim. 00:33:22.291 --> 00:33:25.495 Bir yerde durduk, daracık bir vadide bir benzin istasyonunda 8-10 dükkân var. 00:33:25.495 --> 00:33:36.983 Baktım lastikçi var, yedek parçacı var, motor yağı satan dükkân var, çeşit çeşit dükkânlar var. 00:33:37.617 --> 00:33:42.659 "Bu istasyonun mescidi nerede?" dedim. "Mescidi yok." dediler. "Ne olacak? 00:33:42.659 --> 00:33:45.964 Namaz kılacaktık..." "Yukarıda lokanta var, orada kılarsın." dediler. 00:33:45.964 --> 00:33:50.167 Yukarıya çıktım, baktım ki içkili lokanta... 00:33:50.692 --> 00:33:56.704 Hakikaten bir köşesinde bir-iki seccade var ama o da yıpranmış hasırlar, yağlanmış, yıpranmış... 00:33:57.522 --> 00:34:00.379 Müslüman olarak temiz olmak zorundayız. Hoşuma da gitmedi. 00:34:00.487 --> 00:34:06.682 İçkiden dolayı da hoşuma gitmedi. Sonra içimden öyle geldi; "Buranın sahibi kim?" dedim. 00:34:07.167 --> 00:34:13.683 Gösterdiler. Sakalı yok ama tıraşı biraz uzamış, bıraksa beyaz olacak, 00:34:13.731 --> 00:34:15.689 şişmanca kırmızı yüzlü bir kimse... 00:34:16.640 --> 00:34:20.360 Bir-iki günlük ihmalli tıraşı, bembeyaz, belli... 00:34:20.480 --> 00:34:26.120 Hacca da gitmiş. "Hacı amca, bak burada her türlü dükkân seninmiş, bu istasyon seninmiş. 00:34:26.120 --> 00:34:30.640 Kaç tane dükkânın var, bir de mescit yapsana." Şöyle bir baktı yüzüme... 00:34:30.680 --> 00:34:37.200 Ben hakkı söylediğim için; "Yapacağım yapacağım..." dedi. Biz de gittik. 00:34:37.400 --> 00:34:42.000 Bir zaman geçti, aradan birkaç hafta geçti galiba, bir daha bir seyahatimiz oldu. 00:34:42.160 --> 00:34:48.400 Otobüs yine aynı istasyonda durdu. "Hacı amca, buranın sahibi bir mescit yapacaktı, 00:34:48.360 --> 00:34:50.480 bir oda yapıverecekti buraya, yaptı mı?" 00:34:50.800 --> 00:34:53.280 "Daha yapmadı." dediler. "Yapacak yapacak..." 00:34:53.640 --> 00:34:59.120 Ondan sonra birkaç defa daha gittim geldim, hâlâ yapılmamış. Sonra bir nasip oldu, gittim. 00:34:59.320 --> 00:35:03.760 "Ya hacı amca vardı burada, bir mescit yapacaktı..." 00:35:04.320 --> 00:35:11.600 "Sizlere ömür, vefat etti." dediler. Şeytan böyle yapar. "Yapacağım yapacağım..." 00:35:11.600 --> 00:35:18.520 Al iki tane işçi, kazmaları ver eline, şuradaki kenara da şu yağ dükkânının yanına, 00:35:18.560 --> 00:35:24.880 parça dükkânının yanına da kazsın, şu vadinin şurasında üçe üç metre bir odacık da yapıversin, 00:35:24.887 --> 00:35:26.841 orası da mescit olsun, kıyamet mi kopar! 00:35:26.970 --> 00:35:33.494 Bir günde biter. Ama şeytan insanı kaç çeşit oyunla oynattırır, onu yaptırmaz. 00:35:33.642 --> 00:35:36.201 Onun için, aklınıza bir hayır geldi mi hemen yapın. 00:35:36.364 --> 00:35:41.164 Tehir etmek şeytanın meşhur oyunlarından biridir. Tûl-i emele düşmeyin. 00:35:41.685 --> 00:35:47.339 Hemen hemen bugününüzü en son gün bilin. "Bugünüm benim en sonuncu günüm." deyin, 00:35:47.339 --> 00:35:49.480 âhirete öyle hazırlanın. 00:35:49.827 --> 00:35:56.385 Nahnü'l-âhirûne ve'l-evvelûne yevme'l-kıyâmeti ve inne'l-müksirîne 00:35:57.194 --> 00:36:07.514 hümü'l-esfelûne'l-ekallûne yevme'l-kıyâmeti illâ men kâle hâ kezâ ve hâ kezâ. 00:36:07.514 --> 00:36:13.956 Ve mâ uhibbu enne lî misle uhudin zeheben unfikuhû fî sebîlillâhi azze ve celle. 00:36:14.502 --> 00:36:18.603 İbn Mes'ûd radıyallahu anh'ten. Peygamber Efendimiz buyurmuş ki; 00:36:18.919 --> 00:36:23.242 Nahnü'l-âhirûne. "Biz dünyaya sonradan gelmişiz." 00:36:23.880 --> 00:36:29.480 Hz. Âdem atamızdan beri nice insanlar, nice kavimler, nice ümmetler yaşamış. 00:36:29.760 --> 00:36:35.240 Ve'l-evvelûne yevme'l-kıyâmeti. "En sonrayız ama kıyamette en öne geçecek olan, 00:36:35.249 --> 00:36:37.561 cennete ilk girecek olanlarız. 00:36:37.864 --> 00:36:43.469 En şerefli ümmetiz, âhirette önceliğimiz var." buyurdu Peygamber Efendimiz. 00:36:44.280 --> 00:36:47.800 Sonra buyurdu ki; Ve inne'l-müksirîne hümü'l-esfelûne'l-ekallûne. 00:36:48.112 --> 00:36:53.776 "Bu dünyada mal devşirmek için, para mal biriktirmek için, zengin olacağım diye 00:36:53.880 --> 00:36:58.840 malını mülkünü Allah yolunda sarf etmeyip de yanında tutarak, depo ederek çoğaltan 00:36:59.160 --> 00:37:05.920 âhirette esfel olacak, aşağı olacak ve ekallûndan yani sermayesi, 00:37:05.898 --> 00:37:08.886 işe yarar malzemesi az olan insanlardan olacak." 00:37:09.400 --> 00:37:13.360 Bu dünyanın zengini âhiretin fukarâsı olacak. Bu dünyada mal devşirip de 00:37:13.353 --> 00:37:19.500 Allah yolunda onu harcamayan, vazifelerini yapmayan âhirette yoklukta ve sefalette olacak. 00:37:19.800 --> 00:37:23.640 En sefil onlar olacak, en az varlığı olan onlar olacak. 00:37:23.680 --> 00:37:29.280 İllâ men kâle hâ kezâ ve hâ kezâ. "Ancak şöyle şöyle diyenler müstesna..." diye, 00:37:29.527 --> 00:37:35.509 Peygamber Efendimiz Allah yolunda parayı sağa sola infak etmeyi işaret etti. 00:37:36.600 --> 00:37:42.640 Allah bir insana mal verebilir, Allah yolunda sarf edenler müstesna... 00:37:42.641 --> 00:37:47.302 Onu Allah'ın rızası yolunda cihada, hayra, hasenâta, 00:37:47.360 --> 00:37:50.600 müslümanların faydasına harcayanlar müstesna. 00:37:50.651 --> 00:37:54.993 Onlar sefalette olacaklar, aşağılarda olacaklar, onlar az olacaklar, 00:37:54.993 --> 00:37:59.790 eğer harcamazlarsa, biriktirirlerse... Ve buyurdu ki; 00:37:59.790 --> 00:38:05.827 Ve mâ uhibbu enne lî misle uhudin zeheben. "İstemem ki benim Uhud dağı kadar altınım olsun..." 00:38:06.668 --> 00:38:09.230 Herkes zengin olmayı ister ya... 00:38:09.626 --> 00:38:12.818 Peygamber Efendimiz; "Benim Uhud dağı gibi altınım olmasını istemem..." [diyor.] 00:38:12.917 --> 00:38:18.665 Unfikuhû fî sebîlillâhi azze ve celle. "Olsa Allah yolunda onun hepsini harcardım." 00:38:18.665 --> 00:38:24.566 Nitekim de harcadı. Ganimet olarak bir günde kendisine o kadar çok para gelirdi ki 00:38:24.566 --> 00:38:30.366 -demin de söylediğim gibi- örtünün üstüne yayıp gecelettirmeden herkese dağıtıverirdi. 00:38:30.900 --> 00:38:36.222 Herkese dağıtırdı da, adaletini anlayın ki Peygamber Efendimiz'in, 00:38:37.000 --> 00:38:40.480 Fâtımatü'z-Zehra ki cennet hatunlarının efendisidir, 00:38:40.447 --> 00:38:43.707 Peygamber Efendimiz'in mübarek kızıdır, 00:38:44.400 --> 00:38:49.640 Hz. Ali ki Allah'ın arslanıdır, müslümanların evvellerindendir... İkisi 00:38:50.800 --> 00:38:55.000 -evliler ya- babaları Peygamber Efendimiz'e geldiler. 00:38:55.160 --> 00:39:01.920 Ellerini gösterdiler; elleri kanamış, nasırdan acımış, parçalanmış, şişmiş, su toplamış. 00:39:03.400 --> 00:39:06.880 Hz. Ali Efendimiz el değirmenini çevireceğim çevireceğim derken 00:39:07.880 --> 00:39:12.680 veyahut kuyudan kovayla su çekeceğim derken Hz. Fâtıma, 00:39:13.320 --> 00:39:19.200 Hz. Ali Efendimiz radıyallahu anhümâ ellerinin yaralarını gösterdiler, dediler ki; 00:39:20.400 --> 00:39:28.680 "Ev işlerinde çok sıkıntı çekiyoruz, şu ganimetten gelen kölelerden bir tanesini bize hediye et. 00:39:30.640 --> 00:39:35.200 Hizmetçimiz olarak o çalışsın da bu sıkıntıdan kurtulalım." 00:39:35.560 --> 00:39:41.240 Peygamber Efendimiz dedi ki; "Ashâb-ı suffenin ihtiyaçlarını karşılayamadım. 00:39:41.640 --> 00:39:45.400 Camide yatıp kalkan yoksul mü'minlerin yiyecekleri bile yok. 00:39:45.400 --> 00:39:51.640 Bu köleleri satacağım da elde edilen paraları onların gıdasına tahsis edeceğim. 00:39:51.760 --> 00:39:53.200 Ben size tesbih öğreteyim, 00:39:53.200 --> 00:39:57.400 onu çekerseniz köle sahibi olmanızdan o daha hayırlı olur." dedi, vermedi. 00:39:58.800 --> 00:40:02.200 Efendimiz'in hayat tarzı öyle... 00:40:03.000 --> 00:40:07.120 Birisi geldi, ganimetten gelmiş olan bir sürüyü beğendi. 00:40:07.976 --> 00:40:11.208 Koyunlar güzel demek ki, yağlı, besili, anlaşılan... 00:40:11.341 --> 00:40:13.929 "Aman ne kadar güzel sürü yâ Resûlallah!" dedi. 00:40:14.112 --> 00:40:16.829 Peygamber Efendimiz; "Çok mu beğendin?" diye sordu. 00:40:16.896 --> 00:40:21.162 "Çok güzel yâ Resûlallah!" "Al öyleyse..." dedi. "Hepsini mi yâ Resûlallah?!" 00:40:21.503 --> 00:40:27.847 "Hepsini al!" dedi. Sürüyü kattı önüne, gülerek kabilesine götürdü. 00:40:27.920 --> 00:40:33.360 Halbuki fukarâcık kabilesinden sabah yoksul çıkmıştı, hiçbir şeyi yokken çıkmıştı. Akşama 00:40:35.600 --> 00:40:38.280 bir sürüyle beraber dönünce; "Ya bu ne hal?" dediler. 00:40:38.516 --> 00:40:41.370 "Hz. Muhammed'in yanından geliyorum. 00:40:42.240 --> 00:40:48.640 Fakirlikten korkmayan bir insanın verişiyle veriyor o mübarek." dedi. "Ya, öyle mi?" 00:40:48.840 --> 00:40:52.920 Efendimiz'in cömertliği böyle idi. Fiilen böyle yaptı. Bu ne demek? 00:40:52.920 --> 00:40:59.360 "Siz de öyle yapın." demek. Bizim de öyle cömert olmamız, bizim de hayra öyle gayretli olmamız, 00:40:59.721 --> 00:41:03.572 bizim de öyle paramızı hak yolda infak etmemiz icap eder. 00:41:04.477 --> 00:41:06.287 Bizden duyurması... 00:41:07.469 --> 00:41:14.680 Nahlu'l-cenneti cüzûuhâ zehebün ahmeru ve kermuhâ zümürrüdün ahdaru 00:41:14.440 --> 00:41:23.800 ve saafuhâ el-hulelu ve semerühâ emsâlü'l-kılâli ve elyenü mine'z-zübdi leyse lehû acmün. 00:41:24.400 --> 00:41:28.560 Bu hadîs-i şerîfte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyuruyor ki; 00:41:28.880 --> 00:41:43.720 "Cennetin hurmaları, cennetin ağaçlarının -cüzûuhâ- dalları kırmızı, kıpkızıl altındandır. 00:41:46.320 --> 00:41:57.440 Meyveleri, üzümleri, salkımları yeşil zümrüttendir." 00:41:57.880 --> 00:42:08.360 Dalları kırmızı altından, kıpkızıl altın; üzüm salkımları gibi meyveleri de yeşil zümrüttendir. 00:42:08.681 --> 00:42:17.458 Ve saafuhâ. "Dalları hullelerdendir." Ve semerühâ emsâlü'l-kılâli. 00:42:17.560 --> 00:42:24.960 "Meyveleri kubbeler gibidir." Elyenü mine'z-zübdi. "Kaymaktan daha yumuşaktır." 00:42:26.890 --> 00:42:30.105 Leyse lehû acmün. "Çekirdeği de yoktur." 00:42:30.607 --> 00:42:35.164 Cennetin nimetlerinden bir tanesini, işin bir yönünü 00:42:35.164 --> 00:42:41.320 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bu tarzda anlattı. 00:42:42.400 --> 00:42:53.284 Buyurdu ki; "Cennet ağaçlarının, cennet hurmasının kökü kırmızı altındandır, 00:42:53.890 --> 00:43:02.413 meyveleri yeşil zümrüttendir, yaprakları hullelerdendir, ipeklerdendir, meyveleri kubbeler gibidir; 00:43:02.748 --> 00:43:07.268 ama çekirdeksiz ve kaymaktan daha yumuşaktır." 00:43:07.360 --> 00:43:12.917 Allahu Teâlâ hazretleri o nimetlerle mütena'im olmayı cümlemize nasip eylesin. 00:43:14.440 --> 00:43:25.360 Nezea raculün lem ya'mel hayran kattu ğusne şevkin ani't-tarîki immâ kâne 00:43:25.600 --> 00:43:30.880 fî şeceretin fe-kataahû fe-elkâhu ve immâ kâne mevdûan 00:43:31.710 --> 00:43:36.229 fe-emâtahû fe-şekera'llâhu lehû bihâ fe-edhalehü'l-cennete. 00:43:36.229 --> 00:43:42.334 Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten. İbn Hibbân ve Ebû Dâvud'da olan bir hadîs-i şerîf. 00:43:43.480 --> 00:43:45.440 Peygamber Efendimiz buyuruyor ki; 00:43:46.951 --> 00:44:00.357 "Bir adam ki hiç ömründe başka hayır yapmamış, hayrı yok; ama dikenli bir dalı yoldan alıyor..." 00:44:00.986 --> 00:44:06.697 Nasıl alıyor? "Ya ağaçtan sarkmışsa onu koparıyor ve atıyor." 00:44:06.920 --> 00:44:10.280 "İnsanlar buradan geçerken devenin üstünde, merkebin üstünde 00:44:10.288 --> 00:44:17.305 veya yürürken çarpar da gözünü çıkartır, zarar verir, yüzünü çizer." diye, ya kırarak alıyor... 00:44:17.444 --> 00:44:17.966 Veyahut; 00:44:20.800 --> 00:44:25.400 Ve immâ kâne mevdûan fe-emâtahû. "Yere düşmüşse yerden alıyor." 00:44:25.374 --> 00:44:30.160 "Bu hayvanların ayağına dolaşır, yayaların ayağına batar." diye alıp kenara atıyor. 00:44:30.723 --> 00:44:37.170 "Bundan dolayı Allah onun bu işini karşılıksız bırakmadı, 00:44:37.360 --> 00:44:40.200 mükâfatlandırdı ve onunla cennete soktu." 00:44:41.503 --> 00:44:47.373 Muhterem kardeşlerim! Allahu Teâlâ hazretlerinin lütfu çoktur. 00:44:48.445 --> 00:44:54.823 Bizim âciz, fakir insanlar olarak şu İstanbul gibi dünyanın bir yerinde veya 00:44:54.823 --> 00:45:00.461 Türkiye'nin bir yerinde bir ev sahibi bile olmak için dünya kadar çalışmamız gerektiği halde 00:45:00.792 --> 00:45:04.937 kimimiz kiradayız, kimimiz memuruz, kimimiz işçiyiz. 00:45:05.103 --> 00:45:08.356 Ya gecekondumuz vardır yoktur, ya dairemiz vardır yoktur... 00:45:08.578 --> 00:45:13.440 Yani burada bir şey alamazken biz koca cennet mülklerini nasıl alırız? 00:45:13.906 --> 00:45:21.562 Alamayız. Ama Allah lütf u kereminden bahaneler buluyor, bir bahane ediyor; 00:45:21.698 --> 00:45:26.760 "Şu kulum gözyaşı döktü de tesbih çekti; al cenneti... 00:45:26.478 --> 00:45:33.705 Şu kulum şehvetini dizginledi de benim emrimi tuttu; al cenneti... 00:45:33.968 --> 00:45:40.183 Şu kulum soğuk günde kalktı da, titreye titreye abdestini aldı da, 00:45:40.183 --> 00:45:43.291 soğuktan çekinmedi de camiye namaza geldi; al cenneti..." 00:45:43.416 --> 00:45:47.378 Küçük şeyleri vesile ediyor. Dünyada böyle bir şeyi kim verir? 00:45:48.410 --> 00:45:52.477 Sabahtan akşama işçi çalışıyor da terler burnundan akıyor, 00:45:52.920 --> 00:45:56.840 ikide bir de kenara [çekilir] belini doğrultur, alnını siler; 00:45:57.600 --> 00:46:00.200 akşama insana ancak bir yevmiye veriyorlar. 00:46:00.922 --> 00:46:05.537 Yoksa biz cenneti alamazdık. Ama Allah lütf u kereminden fazlalaştırıp öyle [veriyor.] 00:46:05.537 --> 00:46:11.192 İşte bir insan da bazen yoldan bir dikenli dalı kenara kaldırdığı için 00:46:11.200 --> 00:46:16.680 veyahut insanlara değmesin diye daldan kırıp oradan uzaklaştırdığı için 00:46:16.720 --> 00:46:19.880 onun mükâfatı olarak Allah cennetine sokar. 00:46:19.880 --> 00:46:22.240 Bu hadis üzerine iki şey söylemek istiyorum: 00:46:23.320 --> 00:46:26.800 Bu adam bu işi neden yaptı? Başka insanlara acıdığı için yaptı. 00:46:27.216 --> 00:46:30.815 Öteki müslümancıklar buradan geçerken zarar görmesin diye yaptı. 00:46:31.120 --> 00:46:35.761 Başkasını düşünene Allah büyük mükâfat veriyor. Hep bencil olmayalım. 00:46:35.760 --> 00:46:40.640 Nalıncı keseri gibi "Hep bana, hep bana..." diye hep kendimiz için yapmayalım. 00:46:40.751 --> 00:46:43.464 Başka insanlara iyilik yapmaya çalışalım, bir. 00:46:43.997 --> 00:46:49.130 Aziz ve muhterem kardeşlerim! İkincisi; madem ki Allahu Teâlâ hazretleri 00:46:49.130 --> 00:46:55.897 bazen böyle bir dikeni bile kenara atıvermek sûreti ile bir güzelce iş yapan insanı 00:46:55.897 --> 00:46:57.439 bile cennete sokuyormuş, 00:46:58.460 --> 00:47:02.239 "Bu cenneti kazanamasak bize yazıklar olsun!" demek layık değil mi? 00:47:02.666 --> 00:47:04.561 "Yuf olsun!" demek layık değil mi? 00:47:04.777 --> 00:47:10.645 "Yuf sana, yazıklar olsun sana ki bu kadar rahmeti bol olan Rabbinin cennetini kazanamadın! 00:47:12.840 --> 00:47:18.200 Estağfirullah desen affedecekti, küçük bir hayra birazcık bir gayret etseydin 00:47:18.494 --> 00:47:22.534 cennetini nasip edecekti, şöyle bir şey yapsaydın bağışlayıverecekti... 00:47:22.943 --> 00:47:30.740 Ne adamsın sen!" Cehennemde cehennemin vazifelileri -hep 00:47:30.800 --> 00:47:35.840 Tebâreke'yi okuruz da mânasını bilmek lazım- diyecekler ki; 00:47:36.945 --> 00:47:41.179 E lem ye'tiküm nezîrun? "Allah Allah... Siz ne biçim insanlarsınız; 00:47:41.558 --> 00:47:45.793 hiç bu cehennemin olduğunu, böyle tehlikelerin bulunduğunu, 00:47:45.793 --> 00:47:51.109 böyle azapların bulunduğunu size dünyada anlatan bir ihtarcı, bir ihbarcı, 00:47:51.109 --> 00:47:56.573 bir haberci, size bu tehlikeleri anlatan bir insan, bir peygamber size hiç gelmedi mi?" 00:47:57.495 --> 00:48:01.824 Cehennemdekilere soracaklar: "Ne biçim insansınız, nasıl düştünüz bu cehenneme yahu? 00:48:02.262 --> 00:48:04.501 Hiç size bunu söyleyen bir insan gelmedi mi?" 00:48:04.501 --> 00:48:09.777 Kâlû: belâ. Onlar başlarını sallayacaklar, diyecekler ki; "Geldi ama..." 00:48:10.471 --> 00:48:13.280 Fe-kezzebnâ ve kulnâ mâ nezzela'llâhu min şey'. 00:48:13.280 --> 00:48:18.873 "Biz onları yalanladık, 'Yalan söylüyorsunuz!' dedik. 'Allah bir şey indirmemiştir! 00:48:18.873 --> 00:48:21.539 Peygamber göndermemiştir!' dedik." 00:48:21.539 --> 00:48:25.455 Ve kâlû lev künnâ nesmau ev na'kılü mâ künna fî ashâbi's-saîr. 00:48:25.701 --> 00:48:33.812 "Ah ah! Keşke kulağımıza girseydi de, keşke o sözleri dinleseydik de, akletseydik de 00:48:33.812 --> 00:48:39.146 şu cehennem ehlinden olmasaydık! Dinleseydik olmazdık!" diye esef edecekler. 00:48:39.523 --> 00:48:43.800 Yani melekler, vazifeliler şaşırarak soracaklar; "Ya size hiç haberci gelmedi mi? 00:48:44.420 --> 00:48:49.696 Nasıl da düştünüz bu cezanın içine?" diye... Bu kadar cenneti kazanmak kolayken, 00:48:49.696 --> 00:48:53.274 Rabbimiz'in lütfu bu kadar çokken yazıklar olsun! 00:48:53.932 --> 00:48:56.571 Peygamber Efendimiz'in bir hadîs-i şerîfinde geçiyor ki; 00:48:56.803 --> 00:49:02.924 "Annesi babası sağken ona yetişip de cenneti kazanamayanın burnu yere sürtsün, 00:49:02.924 --> 00:49:03.726 yazıklar olsun!" 00:49:05.350 --> 00:49:09.308 Demek ki annesine bir hizmet ediverse, babasına bir hizmet ediverse cenneti kazanacak, 00:49:10.190 --> 00:49:15.177 bu kadar kolay. Tabii epeyce de zor... 00:49:17.467 --> 00:49:24.326 Muhterem kardeşlerim! İslâm'ı öğrenmeniz lazım. 00:49:24.755 --> 00:49:30.194 "Hocam, okumaya vaktim yok." Hadi oradan! Her gün kaç tane gazeteyi devirirsin, 00:49:30.672 --> 00:49:36.138 okumaya vakti yokmuş! Herkesin okumaya vakti var, gönlü olsun yeter ki... 00:49:37.178 --> 00:49:41.429 Gönlü olsun. Talebe de okur, esnaf da okur, memur da okur; 00:49:41.535 --> 00:49:44.762 sabahtan akşama kadar okurlar, döner döner yine okurlar. 00:49:46.520 --> 00:49:49.160 Ama şeytan hayırlı şeyi okutturmuyor. 00:49:49.418 --> 00:49:54.521 Hayırlı kitabı önüne açtı mı bir uyku, bir baş ağrısı, hadi kapat. 00:49:54.813 --> 00:50:00.459 "Ben bunu anlayamıyorum ya..." Anlarsın, sabret biraz. İşte okutturmuyor. 00:50:00.440 --> 00:50:04.440 Allah cümlemize hayırları öğrenmek ve yapmak nasip etsin. 00:50:04.850 --> 00:50:14.557 Nezele Âdemu bi'l-hindi ve'stevhaşe fe-nezele Cibrîlu fe-nâdâ bi'l-ezâni: 00:50:15.540 --> 00:50:20.520 "Allahu ekber Allahu ekber eşhedü en lâ ilâhe illallah" 00:50:20.974 --> 00:50:26.175 merrateyni "eşhedü enne Muhammeden Resûlullâhi" merrateyni. 00:50:26.175 --> 00:50:31.649 Kâle Âdemu: Men Muhammedün? Kâle: Âhiru veledike mine'l-enbiyâi. 00:50:32.457 --> 00:50:36.980 Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş, İbn Asâkir'de bir hadîs-i şerîf. 00:50:37.447 --> 00:50:45.780 Âdem aleyhisselam cennetten çıkarıldı, dünya üzerine diyâr-ı Hint tarafında bir yere indirildi. 00:50:47.193 --> 00:50:54.553 Hz. Âdem atamız aleyhisselam cennetteydi de şeytana uydu. 00:50:55.430 --> 00:51:00.535 Allahu Teâlâ hazretleri; "Şu ağaca yaklaşmayın, şunun meyvesinden yemeyin." buyurdu. 00:51:00.535 --> 00:51:05.139 Şeytan geldi, vesvese verdi, dedi ki; "Ben sana hiç bitmeyecek 00:51:05.139 --> 00:51:08.252 bir ebedî mülk saltanatı öğreteyim mi? 00:51:08.636 --> 00:51:14.291 Şunu yaparsan hep cennette ebedî kalacaksın, hiç saltanatın [gitmeyecek], 00:51:14.485 --> 00:51:18.233 çok hayırları elde edeceksin." diye... "Evet, öğret." deyince; 00:51:18.258 --> 00:51:23.845 "Şu ağaçtan ye." dedi. O da cennette ebedî kalmanın tamâhından dolayı, ona tamah ettiğinden, 00:51:23.845 --> 00:51:29.165 ayrılmak istemediğinden dolayı -Havva anamız ile- o ağaçtan yedi. 00:51:30.765 --> 00:51:35.596 Cennetten çıkartıldı, Hint'e indirildi. Bildiğiniz şeyler de... 00:51:35.596 --> 00:51:43.583 Tabii rumuzlu, esrarlı, nice incelikleri, nice hikmetleri olan hâdiseler. 00:51:44.840 --> 00:51:53.240 Musa aleyhisselam demiş ki; -Âdem dedesi oluyor tabii, hepimizin dedesi Hz. Âdem- 00:51:53.360 --> 00:51:57.680 "Sen değil misin o ağaçtan yiyip de bizi cennetten çıkartan?" 00:51:57.720 --> 00:52:02.920 Musa aleyhisselam biraz asabî. Öyle deyince, hadîs-i şerîften öğreniyoruz, 00:52:03.280 --> 00:52:05.520 Hz. Âdem atamız da diyor ki; 00:52:07.440 --> 00:52:12.777 "Yazının yazılıp da kalemin kuruduğu şeyden dolayı mı bana levmediyorsun yâ Musa?" 00:52:13.599 --> 00:52:16.460 Allah'ın takdiri demek ki... O öyle olacak da, 00:52:16.338 --> 00:52:19.846 insanoğulları yeryüzünde türeyecek de ondan olacak. 00:52:19.931 --> 00:52:24.924 "Kader kaleminin yazıp da mürekkebinin kuruduğu şeyden dolayı mı levmediyorsun, 00:52:24.924 --> 00:52:31.646 beni kınıyorsun yâ Musa?" dedi. Ruhlar aleminde öyle konuşması hadîs-i şerîfte naklediliyor. 00:52:32.431 --> 00:52:38.482 Hint'e indi. Ve'stevhaşe. "Ve yalnızlık hissetmeye başladı." 00:52:38.482 --> 00:52:42.310 Dünyada yapayalnız, hiç kimsesi yok, 00:52:42.385 --> 00:52:48.890 cennetin hasreti yüreğinde; cennetten çıktı diye ağladı ağladı ağladı, yalnızlığına yakındı. 00:52:49.293 --> 00:52:51.941 Fe-nezele Cibrîlu. "Cebrail aleyhisselam indi." 00:52:52.520 --> 00:52:56.600 Fe-nâdâ bi'l-ezâni. "Ezanı nidâ etti, ezanı okudu." 00:52:57.960 --> 00:53:01.240 Ne dedi? Allahu ekber, Allahu ekber. 00:53:01.665 --> 00:53:06.682 "Allah en büyüktür, Allah en büyüktür." Eşhedü en lâ ilâhe illallah. 00:53:07.152 --> 00:53:12.253 "Allah'tan gayri bir ilah olmadığına, mâbut olmadığına şehadet ederim." diye 00:53:12.253 --> 00:53:20.503 iki defa eşhedü en lâ ilâhe illallah dedi. İki defa da; eşhedü enne Muhammeden Resûlullah. 00:53:20.725 --> 00:53:25.842 "Yine şehadet ederim ki Muhammed Allah'ın Resûlü'dür." deyince 00:53:26.444 --> 00:53:31.255 Hz. Âdem atamız sordu: Men Muhammedün? "Muhammed kimdir, yâ Cebrail?" 00:53:31.533 --> 00:53:35.273 Dedi ki; Âhiru veledike mine'l-enbiyâi. 00:53:35.273 --> 00:53:42.726 "Peygamberlerden olup da en sonuncu gelecek olan evlâdın Hz. Muhammed, odur." dedi. 00:53:42.962 --> 00:53:46.296 Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah deyince Hz. Âdem atamız sordu, 00:53:46.446 --> 00:53:47.741 o da öyle cevap verdi. 00:53:48.895 --> 00:53:55.343 Allahu âlem orada da tabii Muhammed aleyhisselâm'ın faziletinden bahsedilmiştir. 00:53:55.680 --> 00:53:59.120 "İşte o öyle olsun diye bu işler böyle oldu." diye teselli olmuştur... 00:54:00.480 --> 00:54:06.280 Allah'a hamd ü senâlar olsun ki bizi o peygamberlerin en yükseğine, en şereflisine ümmet eyledi. 00:54:06.555 --> 00:54:12.470 Bu nimetin kadrini bilip de o Resûl-i Edîb'e en güzel tarzda ümmetlik etmeyi Allah nasip eylesin. 00:54:12.569 --> 00:54:18.488 İnsanların çoğunun dinini unutup da şaşırdığı şu zamanda, dünyanın zevklerine daldığı, 00:54:18.616 --> 00:54:25.715 paranın pulun peşine koştuğu, plajlara koştuğu, zevklere, piyangolara heves ettiği zamanda 00:54:25.831 --> 00:54:31.265 Rabbimiz bizi şeriatinin yolunun ahkâmına tâbi eylesin. 00:54:31.280 --> 00:54:35.360 Hak yoldan bir kıl payı kadar uzaklaştırmasın, ayırmasın. 00:54:35.558 --> 00:54:42.199 Efendimiz'in sünnetini sımsıkı kendisine prensip edinip, tutunup ihyâ edenlerden eylesin. 00:54:42.824 --> 00:54:46.404 Öylece şehit sevapları almayı Rabbimiz cümlemize nasip eylesin. 00:54:46.718 --> 00:54:49.572 Aramızdaki sevgiyi, muhabbeti ziyâde eylesin. 00:54:49.876 --> 00:54:52.277 Cümlemizi cennetiyle cemâliyle müşerref eylesin. 00:54:52.814 --> 00:54:55.480 Bi-hürmeti esrâr-ı sûreti'l-Fâtiha!