WEBVTT 00:00:00.000 --> 00:00:03.830 Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ hayra halkıhî 00:00:03.236 --> 00:00:10.404 Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. 00:00:10.459 --> 00:00:17.430 Emmâ ba'du Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe inne efdale'l-hadîsi kitâbullah 00:00:17.125 --> 00:00:22.430 ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem 00:00:22.830 --> 00:00:30.420 ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesin bid'ah ve külle bid'atin dalâleh 00:00:30.760 --> 00:00:35.705 ve külle dalaletin ve sâhibehâ fi'n-nâr ve bi's-senedi's-sahîhi'l-muttasılı 00:00:35.705 --> 00:00:40.270 ile'n-Nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl: 00:00:40.333 --> 00:00:47.844 Lâ te'kül müttekien ve lâ alâ ğırbalin ve lâ tettehızenne mine'l-mescidi musallen 00:00:47.844 --> 00:00:54.873 lâ tusallî illâ fîhi ve lâ tetehattâ rıkâbe'n-nâsi yevme'l-cumuati 00:00:54.920 --> 00:01:02.605 fe-yec'alekallâhu cisren lehüm yevme'l-kıyâmeti. Sadaka Resûlullah fî mâ kâl ev kemâ kâl. 00:01:02.990 --> 00:01:10.940 Çok aziz ve muhterem kardeşlerim!Allah'ın selâmı, rahmeti, bereketi cümlenizin üzerine olsun. 00:01:10.940 --> 00:01:17.116 Allahu Teâlâ hazretleri dünyanın ve âhiretin her türlü hayırlarına sizleri ve bizleri nâil eylesin. 00:01:17.140 --> 00:01:24.159 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin mübarek hadislerinden bir demet, 00:01:24.377 --> 00:01:32.555 feyz almamıza vesile olsun, sohbetimiz şereflensin diye okuyup izah etmek için 00:01:32.618 --> 00:01:37.892 burada toplanmış bulunuyoruz. Allah niyetlerimizi halis eylesin. 00:01:38.550 --> 00:01:43.291 Halis niyetlerimize göre ecr-i cezil ile cümlemizi mükâfatlandırsın. 00:01:43.386 --> 00:01:47.463 Bu hadîs-i şerîflerin okunmasına ve izahına geçmeden önce 00:01:48.245 --> 00:01:53.646 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine sevgimizin, saygımızın, bağlılığımızın, 00:01:53.960 --> 00:02:04.519 ümmetliğimizin bir ifadesi olmak üzere, onun ruhuna ve cümle âlinin, ashabının, etbâının, 00:02:04.519 --> 00:02:09.733 ahbabının ruhlarına ayrı ayrı dereceleri üzere hediye olsun diye; 00:02:09.772 --> 00:02:16.159 sâir enbiyâ, mürselîn, evliyâullah ve mukarrabînin, bilhassa 00:02:16.159 --> 00:02:21.461 Ümmet-i Muhammed'in mürşitleri olan ulemâ-i muhakkıkîn, verese-i enbiyâ, 00:02:21.461 --> 00:02:24.293 sâdât ve meşâyıh-ı turuk-u aliyyemizin ruhlarına; 00:02:24.372 --> 00:02:30.670 Ebû Bekr-i Sıddîk, Aliyy-i Murtazâ ve sair sahabeden rıdvanullahi teâlâ aleyhim ecmaîn 00:02:30.114 --> 00:02:36.517 müteselsilen hocamız, üstadımız Muhammed Zahid Kotku hazretlerine kadar güzerân eylemiş olan 00:02:36.517 --> 00:02:40.745 cümle din büyüklerimizin, alimlerimizin ruhlarına hediye olsun diye; 00:02:40.808 --> 00:02:45.291 bu beldeleri fethetmiş olan fatih ecdadımızın, şehitlerin, gazilerin, 00:02:45.291 --> 00:02:51.244 mücahitlerin ruhlarına hediye olsun diye; cümle hayrât u hasenât sahiplerinin ve bilhassa 00:02:51.244 --> 00:02:56.622 içinde toplanıp şu hadis dersini yapabildiğimiz caminin bu ana gelinceye kadar 00:02:56.622 --> 00:03:03.822 ayakta kalmasına sebep olmuş olan bânisinin, tamircilerinin ve içinden güzerân eylemiş olan 00:03:03.822 --> 00:03:08.143 imamların, hatiplerin, cemaatlerin ruhlarına hediye olsun diye; 00:03:08.214 --> 00:03:13.669 uzaktan yakından bu hadisleri dinlemek üzere bu mescitte toplanmış bulunan 00:03:13.669 --> 00:03:18.553 siz vefalı kardeşlerimizin de âhirete intikal eylemiş olan cümle geçmişlerinin 00:03:18.553 --> 00:03:23.571 ve yakınlarının ruhlarına hediye olsun diye; yaşayan biz müslümanların da 00:03:23.571 --> 00:03:29.441 Rabbimizin rızasına uygun ömür sürüp huzuruna sevdiği, razı olduğu kullar olarak varmamıza 00:03:29.512 --> 00:03:33.605 ve Peygamber Efendimiz'in şefaatine ermemize vesile olsun diye 00:03:33.959 --> 00:03:37.209 bir Fâtiha, üç İhlâs-ı şerif okuyup öyle başlayalım. 00:03:37.207 --> 00:03:40.541 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuş ki; 00:03:40.624 --> 00:03:51.893 Lâ te'kül müttekien. "Yan yatıp yaslanmış olarak yemek yeme!" 00:03:52.240 --> 00:04:00.728 Sofranın bir adabı var, kendini derle topla bakalım. Bir tarafa dayanmış, yaslanmış tarzda yemek yeme... 00:04:00.791 --> 00:04:12.668 Ve lâ alâ ğırbalin. "Kalbur gibi bir şeyin üstüne oturarak da yeme." O zamanlar için sandalye yok tabi. 00:04:12.746 --> 00:04:19.793 Baş tarafta yemeğe saygı göstererek usûlü ile yemeyi emretmiş. Sonra buyuruyor ki; 00:04:19.793 --> 00:04:24.347 Ve lâ tettehızenne mine'l-mescidi müsallen lâ tusallî illâ fîhi. 00:04:24.434 --> 00:04:29.775 "Mescitte muayyen bir yer belleyip de orada namaz kılma." 00:04:29.838 --> 00:04:37.396 Hani başka bir yerde kılmaya gönlü razı olmuyor. İlle bir yer bellemiş, oraya gidecek; öyle şey yok. 00:04:37.475 --> 00:04:41.409 Mescidin her tarafı mescittir. Nerede yer bulursan orada kıl. 00:04:41.659 --> 00:04:46.364 "Yer belleyip de mescitte kendine özel yer edinme." buyurmuş. 00:04:46.659 --> 00:04:54.155 Bunların hepsi bir bakıma bir saplantıyı veyahut bir saygısızlığı ifade ediyor. 00:04:54.155 --> 00:04:58.610 Yaslanarak yemek yemek filan... Sonra buyurmuş ki; 00:04:58.610 --> 00:05:00.965 Ve lâ tetehattâ rıkâbe'n-nâsi yevme'l-cumuati. 00:05:00.957 --> 00:05:08.875 "Cuma gününde insanların omuzlarını adımlayıp adımlayıp atlayıp geçme." Nasıl olur? 00:05:08.957 --> 00:05:10.999 Cuma günü saflar bağlanır. 00:05:11.109 --> 00:05:17.942 Arkadan birisi gelir, adamların omuzlarından atlaya atlaya öne kadar gelir. 00:05:18.470 --> 00:05:23.834 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bunu da yapmasını yasaklamış. 00:05:23.881 --> 00:05:28.797 Bu mevzuda başka hadîs-i şerîfler de var. Burada da arkasından şöyle izah ediyor; 00:05:28.880 --> 00:05:33.730 Fe-yec'alekallâhu cisren lehüm yevme'l-kıyâmeti. "Ceza olarak, 00:05:33.105 --> 00:05:36.117 Allah da seni kıyamet gününde onlara köprü yapmasın." 00:05:36.351 --> 00:05:39.495 Senin onları köprü gibi yapıp da omuzlarından atladığın gibi 00:05:39.566 --> 00:05:42.409 onlar da kıyamet gününde senin üstünden atlayıp 00:05:42.409 --> 00:05:48.597 seni köprü gibi kullanmasınlar istiyorsan cuma günü öyle yapma. Peki nasıl yapacağız? 00:05:48.815 --> 00:05:59.343 Yemeği güzelce oturup yiyeceğiz. Bir yere yaslanarak, ağalar gibi kasılarak, gerilerek filan yemeyeceğiz. 00:05:59.525 --> 00:06:04.428 Mütevazı ve ciddi bir tarzda yiyeceğiz. 00:06:04.558 --> 00:06:12.467 Mescitte özel yerler yapıp, özel şekiller yapıp özel tutumlara girmeyeceğiz. 00:06:12.331 --> 00:06:17.832 Bir de şimdi hatırıma geldi; sandalye modası çıktı. Herkes bir sandalye kapmış; 00:06:17.985 --> 00:06:22.230 mescide getiriyor, kenara koyuyor, üstüne oturuyor, namaz kılıyor. 00:06:22.230 --> 00:06:26.564 Sen bu sandalyeyi boynuna takıp her yerde taşıyacak mısın? "Taşıyamam hocam!" 00:06:26.664 --> 00:06:29.594 Her yerde namaz borç değil mi sana? "Borç hocam." 00:06:30.420 --> 00:06:34.280 "Peki, her yerde taşıyamayacağına göre mescide ne diye sandalye âdeti getiriyorsun?" 00:06:34.713 --> 00:06:44.519 Bir yerde otur kıl, bitsin. Anladık eğilemeyeceksin, rükû ve secde yapamayacaksın, tamam. 00:06:44.519 --> 00:06:48.736 Kenarda oturduğun yerde kılarsın. Böyle bir adet yok. 00:06:49.121 --> 00:06:53.818 Şimdi herkes bir sandalye edinmiş, hem de evin yırtık sandalyesini… 00:06:53.873 --> 00:06:58.791 Benim kaldığım kasabada öyle. Bari güzel bir sandalye getir! 00:06:58.998 --> 00:07:03.555 Mescidin manzarasını da bozacak bir sandalye getiriyor oraya koyuyor, oturuyor. 00:07:03.706 --> 00:07:09.123 Lüzum yok!Dinde zorlama yok, ille bir âlet edavat gerekmez. 00:07:09.123 --> 00:07:14.415 Nasıl oturabilirsen, oturduğun yerde namazını kılarsın. Çoğaldı, kimse de bir şey demiyor galiba. 00:07:14.620 --> 00:07:21.224 Ben söylüyorum ki böyle şeyler bidat. Yok böyle bir şey. Oturduğun yerden güzelce namazını kıl. 00:07:21.224 --> 00:07:26.940 Eğilemiyorsan eğilmezsin; gözünle, başınla ima edersin, kılarsın ama öyle şey yok. 00:07:27.285 --> 00:07:33.470 Sonra saplantı halinde… Mesela adam sabahleyin kalkarmış, gidermiş, dükkânını açarmış. 00:07:33.193 --> 00:07:37.335 Dükkânını açıncaya kadar kimseyle konuşmazmış. Ondan sonra evine gelirmiş. 00:07:37.406 --> 00:07:43.880 Niye konuşmazsın Efendim? "Öyle geliyor içimden." Öyle geliyor yok! 00:07:43.393 --> 00:07:48.234 Dinimizin emri neyse o var. Onun dışında sana öyle geliyor, bana öyle geliyor, 00:07:48.234 --> 00:07:54.235 benim ictihadım öyle, senin ictihadın öyle; herkes bir âdet çıkartırsa bu işler çorba olur. 00:07:54.414 --> 00:08:03.600 Dinin aslı, özelliği yani Peygamber Efendimiz'in zamanındaki safiyeti, temizliği, pırıl pırıllığı kalmaz. 00:08:03.131 --> 00:08:06.276 Herkes bir şey eklemiş olur ve dinimizin emirleri darmadağın olur. 00:08:06.339 --> 00:08:10.880 Selam verdi mi selam alacaksın. Birisi hatır sordu mu, sorgusuna cevap vereceksin. 00:08:10.927 --> 00:08:14.532 "Efendim, ben öyle edindim kendi kendime, konuşmam." Olmaz! 00:08:14.555 --> 00:08:19.955 Dinimizde konuşmamak diye bir şey yok, selam verdi mi almak var. Karşındaki darılıyor sana. 00:08:19.999 --> 00:08:23.951 "Bu adam nedir? Deli midir, divane midir? Selam veriyoruz, almıyor. 00:08:23.951 --> 00:08:29.207 Hatır soruyoruz, cevap vermiyor." diye onlar yadırgıyorlar. Yadırganacak şeyi ne diye yapıyorsun? 00:08:29.418 --> 00:08:34.875 Ölçülü olacağız. Burada Peygamber Efendimiz güzel söylemiş, her şeyi güzel de… 00:08:34.938 --> 00:08:44.740 Mescitte adam özel bir yer ediniyor. Başkası oraya geldi mi, yan yan bakıyor; gözüyle yiyecek neredeyse. 00:08:44.129 --> 00:08:49.520 Vay, onun yerine niye o geldi? Canım, o mübarek bilmiyor; affet, kusurunu bağışla. 00:08:49.520 --> 00:08:53.167 Oraya gelmiş, bu sefer senin yerinde kılacak, sen de şu tarafta kılıver. 00:08:53.353 --> 00:08:56.978 "Yok, ille ben orayı bellemiştim, orada kılacağım." Öyle şey yok! 00:08:57.860 --> 00:09:00.610 Buna "saplantı" veya "fikr-i sabit" derler. 00:09:00.610 --> 00:09:08.404 Bu saplantılara kapı açıldı mı insanı deliliğe divaneliğe kadar götürür. Öyle şey yok! 00:09:08.475 --> 00:09:12.210 Ölçülü müslüman olacaksın. "Efendim! Orası çok sevaplı yerdi." 00:09:12.273 --> 00:09:17.220 Sevaplı yer de, biraz da kardeşin kullansın. Ondan önce gelseydin, sen kapardın. 00:09:17.850 --> 00:09:23.584 İmamın arkası vs. en sevaplı yer ama… Tamam. Bir de bir kardeşimiz var. 00:09:23.584 --> 00:09:26.154 Sabah namazlarında burada en önde namaz kılıyor. 00:09:26.233 --> 00:09:31.110 Güzel, dinliyor; ondan sonra kalkıp geriye gidiyor. Ona da lüzum yok. 00:09:31.110 --> 00:09:36.465 Hazır yeri kazanmışsın, en öndesin, sevaplı bir yer, geriye gitmene de lüzum yok. 00:09:36.528 --> 00:09:40.281 Yani sevaplı yeri de boş yere kaçırmana lüzum yok. 00:09:40.336 --> 00:09:43.886 Bir de insan onu başkasına kızgınlıktan yapıyorsa o zaman günaha da girer. 00:09:44.144 --> 00:09:48.652 Kızgınlıktan olan şeyden günah; sevgiden olan şeyden sevap olur. 00:09:48.696 --> 00:09:53.325 "Haydi kardeşime benim ikramım olsun, sevabı o alsın." derse sevap alır da 00:09:53.372 --> 00:09:57.193 kızgınlıktan olursa günah olur. Gönlümüze dikkat edeceğiz. 00:09:57.538 --> 00:10:00.922 Dinimizde, kendi kendimize âdetler çıkartmak yok. 00:10:01.220 --> 00:10:06.267 "Şu ağacın etrafında yedi defa dönmeden işime gitmem. Hem işime gittiğim zaman rast geliyor." 00:10:06.429 --> 00:10:12.954 Sen şimdi çok büyük, hatalı bir söz söyledin. İşini sana rast getiren Allahu Teâlâ hazretleridir. 00:10:13.810 --> 00:10:17.376 Senin o ağacın etrafında yedi defa dolanman da bidattir. Bidatten hayır gelmez. 00:10:17.642 --> 00:10:21.601 "Yıldız falına baktım, gazetedeki fala baktım; doğru çıktı." 00:10:21.835 --> 00:10:26.572 Büyük hatalı söz! Onu tasdik edersen çok büyük günaha girersin. 00:10:26.663 --> 00:10:30.965 "Ama benim falımda bugün misafir gelecek demişti, misafir geldi." 00:10:31.200 --> 00:10:33.585 Tesadüfen gelebilir, şeytan da getirtir. 00:10:33.585 --> 00:10:38.739 Seni doğru yoldan saptırtmak için, o fala inanasın diye şeytan da getirtir. 00:10:38.818 --> 00:10:45.617 Dinimizde fala inanmak, falcının sözünü tasdik etmek yok. Her şeyimizi hadise uygun yapalım. 00:10:45.617 --> 00:10:48.327 Efendimiz her şeyleri bize ne güzel anlatmış. 00:10:48.374 --> 00:10:52.433 Onun yolunda yürüyelim, sevabı kazanalım, iltifatına erelim. 00:10:52.433 --> 00:10:56.469 Peygamber Efendimiz'in teveccühünü kazanalım, has ümmeti olmaya bakalım. 00:10:56.493 --> 00:11:01.321 Böyle saplantılarla hareket etmeyelim. Sonra, öteki kardeşlerimize de saygı gösterelim. 00:11:01.321 --> 00:11:03.715 Onlar saf bağlamışlar. Kimseyi incitme! 00:11:03.770 --> 00:11:07.557 Ne diye onun omzuna basarak, diğerinin ayağına basarak, onu iterek, 00:11:07.604 --> 00:11:09.327 bunu kakarak en öne geçiyorsun? 00:11:09.406 --> 00:11:13.840 Önce gelseydin en öne otururdun, önce gelmediğine göre arkada otur. 00:11:14.180 --> 00:11:20.441 Orada kıl namazını, ne yapalım… Başkasını rahatsız etme. İslâm'da rahatsız etmemek önemli oluyor. 00:11:20.516 --> 00:11:26.849 Hadiste böyle söylendiği halde her cuma bu iş olur. Çünkü dinimizi bilmeyenler var. 00:11:26.920 --> 00:11:32.161 En arkadan atlaya atlaya, atlaya atlaya en öne gelir. Neden? 00:11:32.161 --> 00:11:36.805 Alışmış orada kılmaya, "bu benim yerim" diye düşünüyor. Mescitte yer edinmek yok. 00:11:36.959 --> 00:11:42.614 Lâ te'küli'ş-şerîkate fe-innehâ zebîhatü'ş-şeytâni. 00:11:42.833 --> 00:11:46.852 Ebû Hureyre radıyallahu anh'ten, Peygamber Efendimiz buyurmuş ki; 00:11:46.852 --> 00:11:56.475 İki rivayeti var; şerîka veya şerîta. "Bu cins hayvanı yeme, çünkü o şeytanın kesmesidir." 00:11:56.725 --> 00:12:02.717 Hocamız'ın rahmetullahi aleyh şerhini, izahını okudum. Şerhte diyor ki; 00:12:02.717 --> 00:12:08.568 "Cahiliye devrinde adamlar hayvanın bir yerinden bir yerinden, birazcık birazcık keserlerdi. 00:12:08.639 --> 00:12:16.348 Asıl boynunun tam kesilecek yerini kesmezlerdi. Hayvan o halde ölürdü. 00:12:16.725 --> 00:12:27.507 Malum, iki taraftaki damarları keseceksin, omuriliğe kadar dayandıracaksın. 00:12:27.570 --> 00:12:30.981 Biraz kanı aktıktan sonra omuriliği de kesip ayıracaksın. 00:12:31.200 --> 00:12:39.185 Onlar derinden kesmeyip hafifçe kesip hayvana çok eza verdiklerinden dolayı o çeşit uygun olmuyor. 00:12:39.364 --> 00:12:42.480 Peygamber Efendimiz, 'Bıçağınızı bileyin.' diyor 00:12:42.551 --> 00:12:47.208 ve başka hadîs-i şerîflerde de, 'Hayvana eziyet etmeyin.' diye tavsiyeleri var. 00:12:47.331 --> 00:12:54.242 Yarısı kesilmiş, hafifçe kesilmiş, yarım bırakılmış bir halde, debelene debelene 00:12:54.242 --> 00:13:01.543 uzun zaman hayatta kalan yaralı hayvan, o halde tabii ölmüş gibi oluyor. 00:13:01.865 --> 00:13:08.244 Yani, 'Cahiliye devrinin âdetlerindendir, öyle yapmayın. Artık bizim zamanımızda böyle şeyler olmaz. 00:13:08.307 --> 00:13:13.382 Çünkü bu, şeytanın kesmesidir. Şeytanın kurbanıdır, öylesini yemeyin.' diyor." 00:13:13.935 --> 00:13:26.784 Lâ te'külû bihâteyni ve eşâra bi'l-ibhâmi ve'l-müşîreti, külû bi-selâsin fe-innehâ sünnetün 00:13:26.831 --> 00:13:31.647 ve lâ te'külû bi'l-hamsi fe-innehâ ekletü'l-ağrâbi. 00:13:31.834 --> 00:13:35.653 İbni Abbas radıyallahu anhümâ'dan, Peygamber Efendimiz 00:13:35.653 --> 00:13:44.136 baş parmakla işaret parmağını göstererek buyurmuş ki; "Bu ikisi ile yemek yemeyin, üçüyle yiyin." 00:13:44.136 --> 00:13:54.464 İkisi ile tutturup orta parmağı da [katarak] yenilecek, diye tarif buyurmuş. 00:13:54.960 --> 00:14:00.850 Üçüyle yemek sünnettir. Yani uygun olan ikisiyle tutup, 00:14:00.165 --> 00:14:04.582 üçüncüsüyle kolaylaştırıp lokmayı öyle almak, yemek sünnet oluyor. 00:14:04.915 --> 00:14:10.457 Hepsiyle birden almak da [uygun değil]… Araplar bazı yemekleri öyle yerler. 00:14:10.464 --> 00:14:15.591 Bizim memlekette dedelerimiz bize sünnet olan şekli güzelce öğretmişler de, 00:14:16.000 --> 00:14:21.678 orada hepsiyle yemek bedevilerin âdetidir. Peygamber Efendimiz, "Öyle de yemeyin." diyor. 00:14:21.706 --> 00:14:27.415 İki parmağı ile tutturacak, üçüncüyle kolaylaştıracak, öyle yiyecek, diye tarif buyurmuş. 00:14:27.706 --> 00:14:32.956 Lâ te'külû bi-şşimâliküm ve lâ teşrebû bi-şimalüküm. 00:14:33.280 --> 00:14:36.439 Peygamber Efendimiz, "Sol elinizle yemeyin, sol elinizle içmeyin. 00:14:36.625 --> 00:14:42.698 Çünkü şeytan soluyla yer, soluyla içer." diyor. 00:14:42.857 --> 00:14:50.537 Şimdi bizim ülkemizde lokantaya giderseniz, önünüze tabak koyarlar; 00:14:50.640 --> 00:14:57.529 sol tarafa çatalı, sağ tarafa bıçağı ve kaşığı koyarlar. 00:14:57.676 --> 00:15:04.900 Yani sağ eline bıçağı, sol eline çatalı alacaksın, keseceksin, batıracaksın ve sol elinle yiyeceksin. 00:15:04.720 --> 00:15:11.755 Neden? Avrupalının âdeti, töresi her şeyiyle bize geçmiştir. 00:15:11.850 --> 00:15:14.793 Halbuki bizim her şeyimizin markası başkadır. 00:15:15.138 --> 00:15:20.290 Bizim yememizin, içmemizin, selamlaşmamızın, oturmamızın, kalkmamızın, 00:15:20.533 --> 00:15:25.694 ailevi ve ticari işlerimizin hepsinin markası İslâm'dır. 00:15:26.365 --> 00:15:31.542 Şimdi bu markaların hepsi bitmiş, yerine Avrupa'dan giyim gelmiş. 00:15:31.645 --> 00:15:37.274 Eskiden, dedelerimizin zamanında yakalı gömlekler yoktu. Şimdi hiç yakasız gömlek giyen yoktur. 00:15:37.345 --> 00:15:44.740 Bugün ben dahil -bana öyle rastlamış- yakalı gömlek… Bunun adı eskiden Frenk gömleğiydi. 00:15:44.308 --> 00:15:50.208 Dedelerimizinki böyle değildi, yaşlılar bilirler. Şimdi Frenk gömleğini herkes giyiyor. 00:15:50.403 --> 00:15:55.162 Pantolon eskiden böyle değildi. Daracık! 00:15:55.241 --> 00:16:02.722 Birazcık diz çöktüğün zaman şurası çektirtiyor, burası çektirtiyor; terde, sıcakta yapış yapış oluyoruz. 00:16:02.816 --> 00:16:10.460 Frenk pantolonu bu. Dedelerimizinki boldu. Bununla ata nasıl binsin dedelerimiz? 00:16:10.109 --> 00:16:14.968 Ayağını kaldırdığı zaman apış arası "cart" diye yırtılırdı, bu daracık pantolonla. 00:16:14.968 --> 00:16:20.327 Nasıl düşmanla çarpışsın? Biraz şöyle yapsa, biraz böyle yapsa bir yerinden patlardı. 00:16:20.406 --> 00:16:26.419 Yani bol, güzel bir şalvar; ata atladığı zaman [rahat eder]… Bol güzel bir gömlek… 00:16:26.466 --> 00:16:32.290 Yani her şey kendi yaşayışımıza uygundu. Biz şimdi bir kültür değişimi içindeyiz. 00:16:32.290 --> 00:16:39.500 Her şeyimiz değişiyor. Dedelerimizin her şeyini bırakıyor, Batı'dan alıyoruz. Batı dediğimiz kim? 00:16:39.500 --> 00:16:45.400 Yunanlı, Romalı menşeli Batı kültürü… İki temeli var; 00:16:45.400 --> 00:16:52.397 birisi her zaman kavga ettiğimiz Yunanistan, birisi Roma. Bu ikisinden kaynaklanan Batı medeniyeti… 00:16:52.397 --> 00:16:57.909 Adamların geliştirdiği her şey makbulümüz; el tutması, selam vermesi, 00:16:57.996 --> 00:17:06.435 oturması kalkması, yemesi içmesi… Bu kadar şahsiyetsizlik olmaz! İnsanın inat için yapmaması lazım. 00:17:06.538 --> 00:17:08.541 Neden? "Benim kendi şahsiyetim var. 00:17:08.541 --> 00:17:11.944 Ben başkasını taklit etmek zorunda değilim." diye yapmaması lazım. 00:17:11.944 --> 00:17:16.562 Kaldı ki bir de inceliyoruz, bakıyoruz ki bizimki daha güzelmiş. 00:17:17.810 --> 00:17:20.876 Mesela Almanya'da bizim Süreyya Bey kardeşimize birisi sormuş; 00:17:20.955 --> 00:17:24.542 "Benim pantolonum mu daha iyidir, yoksa bol şalvar mı?" 00:17:24.542 --> 00:17:29.644 "Elbette pantolon daha iyidir." demiş. O da modern tahsil gören bir kardeş olarak… 00:17:29.644 --> 00:17:36.496 "O zaman ben öyle cevap verdim." diyor. Alman demiş ki; "Yanılıyorsun! Şalvar daha iyidir. 00:17:36.968 --> 00:17:41.435 Şu faydası vardır, şu faydası vardır, şu faydası vardır…" Bilmem kaç tane fayda saymış. 00:17:42.249 --> 00:17:50.586 "İlk önce alay ediyor sandım, sonra baktım, gayet ciddi." diyor. Yani, "Eskimez, sıhhatli, vs." demiş. 00:17:50.586 --> 00:17:58.115 Adamlar faydayı düşünüyorlar. Dikkat edilirse mesela, faydalı buldukları herşeyi alıyorlar. 00:17:58.178 --> 00:18:05.774 İcabında şalvar modasını bile alıyor. İcabında "şark usûlü" diyor, "şark odası" diyor, 00:18:05.774 --> 00:18:12.208 "şark hamamı" diyor, "şark kahvesi" diyor; uygun gördüğü şeyi alıyor. 00:18:12.402 --> 00:18:18.350 Ama biz uygun gördüğümüz şeyi kontrol etmiyoruz. "Şu iyidir, şu kötüdür." demiyoruz. 00:18:18.660 --> 00:18:22.832 Naylona herkes nasıl sarıldı bir ara! Naylon gömlekler, naylon çoraplar... 00:18:22.879 --> 00:18:27.540 Sonra hepimizin ayağı hastalandı, kaşıntı olmaya başladı. 00:18:27.603 --> 00:18:36.861 O zaman yün çorabın, pamuk elbisenin kıymetini anladık. Dedelerimiz bir ayrı medeniyetti. 00:18:36.924 --> 00:18:42.401 Onlar dünyayı İslâmî esasa göre tanzim etmişlerdi. Batı ayrı bir medeniyet. 00:18:42.401 --> 00:18:46.650 Batı medeniyeti ve Osmanlı medeniyeti iki ayrı medeniyetti. 00:18:46.159 --> 00:18:49.266 Biz kendi medeniyetimizin içinde tutarlı bir durumdaydık. 00:18:49.313 --> 00:18:55.950 Evimiz, bahçe tarzımız, haremliğimiz, selamlığımız, büyüğe saygımız, 00:18:55.166 --> 00:19:00.508 küçüğe sevgimiz, yardımlaşma anlayışımız vesaire… Avrupa'da bu yoktu. 00:19:00.758 --> 00:19:07.838 İşçinin patrona saygısı, patronun işçiye sevgisi… Bunlar, Avrupa'da olmayan şeyler. 00:19:07.838 --> 00:19:11.937 Biz, bizim iyi şeyleri tamamen bıraktık ve oranın kötü şeylerini aldık. 00:19:12.480 --> 00:19:18.806 Her şeyimiz onlara benzedi. Bu arada da sanki çok önemliymiş gibi sol elimizle yemeği aldık. 00:19:18.893 --> 00:19:23.937 Halbuki sol elini mi daha kolay kullanırsın, sağ elini mi? "Sağ elimi kullanıyorum." 00:19:23.937 --> 00:19:30.778 Umumiyetle insanların %95'i, belki daha fazlası sağ elini kullanır. 00:19:30.897 --> 00:19:35.784 Taşı sağ eliyle atar, yazıyı sağ eliyle yazar, işi sağ eliyle yapar. 00:19:35.784 --> 00:19:39.443 Peki, bu yemek işini niye sol elinle yaptırtıyorsun? 00:19:39.443 --> 00:19:48.470 Şaşırıp da çatalı, bıçağı yanlışlıkla dudağına batırasın diye mi? Yani niye? Mantık yok! 00:19:48.710 --> 00:19:55.172 Biz mesela arabada yolun sağından gidiyoruz. Ben yolun sağından gidiyorum, 00:19:55.172 --> 00:20:00.873 karşıdaki de sağından gidiyor; her şeyimiz trafikte sağ. İngiltere solundan gidiyor. 00:20:01.219 --> 00:20:08.186 Huyunu bırakmıyor. Hep soldan gidiyor, yolun solundan gidiyor; karşıdaki de soldan geliyor. Neden? 00:20:08.288 --> 00:20:10.646 Öyle tutturmuş, inat ediyor, bırakmıyor. 00:20:10.857 --> 00:20:18.404 Bizim ondalık sistem ölçü sistemimiz var; metre sistemi, gram sistemi vs. 00:20:18.451 --> 00:20:23.218 Onun kendisinin başka bir ölçü sistemi var, onu inadından bırakmıyor. 00:20:23.658 --> 00:20:29.972 Şu kadar inç, şu kadar yarda, şu kadar fit filan diye kendi usulünü [koruyor]… 00:20:29.972 --> 00:20:35.200 Libre diyor, bilmem ne diyor; sen de, "Allah Allah! Bu kaç grammış?" diye 00:20:35.160 --> 00:20:39.897 cetvelden karşılığını arıyorsun. Ama İngiliz, bırakmıyor. 00:20:40.374 --> 00:20:43.566 Niye bırakmıyor? Konuşuyorlar kendi aralarında ve 00:20:44.620 --> 00:20:47.994 "Biz, bunu bırakırsak kendi kültürümüzden fedakarlık yapmış oluruz." diyorlar. 00:20:48.400 --> 00:20:53.207 Biz bunları anlamamışız, bilememişiz; ne kadar güzel şey varsa bırakmış, 00:20:54.207 --> 00:20:58.624 ne kadar kötü şey varsa almışız. Şimdi cezasını çekiyoruz. 00:20:59.370 --> 00:21:03.367 Allah rızası için söyleyin; namusluluk mu iyi, namussuzluk mu iyi? 00:21:03.430 --> 00:21:11.460 Bir kadının evine bağlı olması mı iyi, serçe kuşu gibi herkesin yanına konması, göçmesi mi iyi? 00:21:11.193 --> 00:21:20.495 Bizim örfümüz, töremiz, terbiyemiz mi iyi, ötekisi mi iyi? İyileri bırakmış, kötüleri almışız. 00:21:20.495 --> 00:21:21.919 Allah bizi ıslah eylesin. 00:21:22.873 --> 00:21:27.915 Bizim yolumuz Peygamber Efendimiz'in yoludur, inşaallah her işimizi öyle yapalım. 00:21:28.331 --> 00:21:36.581 Eskiden, çocukken bazı şeylere utanırdım ben. Mesela namaz vakti geçecek, namaz kılacak yer yok. 00:21:36.583 --> 00:21:39.464 Utanırdım; nerede kılacağım, ne yapacağım filan… 00:21:39.737 --> 00:21:45.101 Sonradan aklıma geldi, "Ben bu namazı kaçırsam, Allah'tan utanmam lazım! 00:21:45.101 --> 00:21:49.871 Çünkü vaktinde kılamazsam namaz kaçıyor. Ben bu çimende bu namazı kılarım." "Allahu Ekber!" 00:21:50.129 --> 00:21:56.514 Çimende namaz kıldım sonra. Hastanede namaz kılma yeri yapmamışlar, ben de çimende namazı kıldım. 00:21:56.609 --> 00:22:05.960 Eskiden başkası görecek diye utanıyordum. İnsan hak bildiği şeyi yapmakta utanmama durumuna gelmeli. 00:22:05.402 --> 00:22:08.219 Doğru bildiği şeyi yapma durumuna gelmeli. 00:22:08.219 --> 00:22:13.878 Buna Kurân-ı Kerîm'de, âyet-i kerîmede "mü'minlerin vasıfları" olarak deniliyor ki; 00:22:13.878 --> 00:22:21.720 Ve lâ yehâfûne levmete lâimin. Müslüman hak bildiği yolda, şahsiyetle, vakarla, ciddiyetle, 00:22:21.720 --> 00:22:27.319 güzel ahlâkla, düşünceli, mütefekkirâne bildiği yolda dosdoğru yürür 00:22:27.466 --> 00:22:30.601 ve kınayanın kınamasından kokmaz, çekinmez. 00:22:31.890 --> 00:22:35.278 "Sen aptal mısın niye bu parayı verdin? Çantayı bulmuşsun, sahibine niye verdin?" 00:22:35.341 --> 00:22:39.396 "Ben veririm! Milyonlar da olsa veririm! Çünkü ben haram mal yemem. 00:22:39.781 --> 00:22:47.948 Ben başkasının hakkını çiğnemek istemem." gibi... Elhamdülillah, yolumuz güzeldir. 00:22:47.948 --> 00:22:55.300 Biz bunu yaptığımız zaman, asırlar boyu dünya üzerinde mutlu yaşadık. Tecrübe ile sabit. 00:22:55.109 --> 00:23:00.777 Ve âhiretimiz de mutlu olacak. Onlar daha hala çalkantı halindeler. 00:23:00.777 --> 00:23:06.653 Hala kendi memleketlerinde nizamlarını doğru düzgün kuramadılar. Komünizmi onlar çıkarttı. 00:23:07.140 --> 00:23:12.646 Komünizm Rusya'ya gitti de, biz Batı'yı kapitalist biliyoruz. 00:23:12.769 --> 00:23:20.279 Komünizmin de babası Batı, başka değil ki. Ortaya başkası çıkartmadı, onlar çıkarttı. Neden? 00:23:20.326 --> 00:23:28.132 Kapitalizmin zulmünden komünizm zulmü doğdu. Bir aşırıdan öteki aşırı dünyaya geliyor. 00:23:28.437 --> 00:23:34.953 Çünkü kapitalizmde merhametsiz bir patron ve sömürebildiği kadar sömürebildiği işçi gurubu vardı. 00:23:35.800 --> 00:23:38.129 Bu sefer işçiler, patronlara karşı teşkilatlandılar. 00:23:38.200 --> 00:23:42.706 Bu sefer işçiler sömürebildiği kadar başkalarını sömürme durumunda... 00:23:42.761 --> 00:23:47.316 İnsanların şahsiyetlerini engelleme durumuna geldiler. Bizim öyle değil! 00:23:47.463 --> 00:23:56.460 Bizde her şey hak ve ölçü esasına göre. Biz karşımızdaki adamı kendi yerimize koyarız, ona acırız. 00:23:56.686 --> 00:24:02.523 Biz merhamet eder, işimizi öyle yaparız. İslâm böyle... Onun için biz bu güzel yolu bırakmayalım. 00:24:02.590 --> 00:24:08.240 Hem dünyada kâr ederiz, hem âhirette. Onların arayıp bulamadıkları nizam bizim elimizde. 00:24:08.390 --> 00:24:12.880 Kardeşlerim!Onların bir kısmı bu nizamın iyiliğini anlayıp müslüman oluyor. 00:24:12.988 --> 00:24:18.763 Onların bir kısmı müslüman olup dururken senin burada elinde bulunan nimetin kadrini bilmeyip de 00:24:18.763 --> 00:24:23.960 gidip onların âdetini taklit etmenden büyük şaşkınlık olur mu? 00:24:23.362 --> 00:24:29.461 Şimdi hadîs-i şerîfteki meseleye gelelim. Ben sağ elimle yiyorum, Avrupalı sol eliyle yiyor. 00:24:29.461 --> 00:24:36.960 Ne olur? Kıyamet mi kopar? Ben sağ elimle yedim diye kıyamet mi kopar, geri mi kalırım? 00:24:36.960 --> 00:24:40.851 Hayır! Hiç öyle bir şey yok. Ben hür düşündüğüm zaman ileri giderim. 00:24:41.165 --> 00:24:46.791 Ben ölçülü düşündüğüm ve güzel olanı bulup onu yaptığım zaman kendimi geliştiririm, ileri giderim. 00:24:46.915 --> 00:24:51.820 "İlle bu böyle olacak." diye saplandığım zaman geri kalırım. 00:24:51.832 --> 00:25:00.333 Onun için ölçülü, dengeli, düşüne taşına; elimizdeki nimetlerin, 00:25:00.315 --> 00:25:09.238 doğru yolumuzun kıymetini bilici olmalıyız. Bizim bir kusurumuz, başka sistemleri incelememişiz. 00:25:09.238 --> 00:25:14.250 Yahudilik nedir? Bilmiyoruz. Ama İsrail'in yaptıklarından gör işte; 00:25:14.235 --> 00:25:20.869 her gün zulüm, her gün zulüm, her gün zulüm… Ortadoğu'da yapılanı gör, Amerika'da yapılanı gör... 00:25:20.948 --> 00:25:26.250 Hıristiyanlık nedir? Görmemişiz. Dikkat edersen görürsün. İşte Avrupa! 00:25:26.313 --> 00:25:32.184 Asırlar boyu, İslâm'la karşılaşmadan evvelki halleri gün gibi ortada. 00:25:32.184 --> 00:25:38.381 İşte Hindistan; işte Budizm, işte Hinduizm… Hepsi ortada. İslâm en güzeli. 00:25:38.472 --> 00:25:45.487 Mukayese etsek o zaman âşık olacağız. Tekrar dönüp, "Vay benim elimdeki nimet ne güzelmiş!" diyeceğiz. 00:25:45.673 --> 00:25:49.288 Allah cümlemizi elimizdeki nimetin kadrini bilenlerden eylesin. 00:25:49.179 --> 00:25:54.882 Enes radıyallahu anh'ten Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in yeni bir hadisine geldik: 00:25:54.941 --> 00:25:55.949 Muhterem kardeşlerim! 00:25:55.949 --> 00:25:59.886 Çok dikkatle dinleyin. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki; 00:25:59.886 --> 00:26:08.599 Lâ te'merenne. "Sakın, iki kişinin başına emir olma." Yani velev iki kişicik bile olsa; 00:26:08.655 --> 00:26:15.355 sen de onların başına emir, komutan, başkan, idareci, reis durumuna geçecek olsan… 00:26:15.414 --> 00:26:22.123 Peygamber Efendimiz, "Sakın ha! İki kişinin bile başına başkan olma." diyor. Ve arkasından buyuruyor ki; 00:26:22.163 --> 00:26:30.330 Ve lâ tekaddemehümâ. "Onlardan öne geçme." Neden böyle dedi? 00:26:30.414 --> 00:26:34.456 Ebû Zer-i Gıfârî hazretlerine de bir hadîs-i şerîfinde buyurmuş ki: 00:26:34.439 --> 00:26:41.216 "Yâ Ebû Zer! Sen iyi bir insansın, ben seni seviyorum. Sen zayıf, naif bir kimsesin. 00:26:41.271 --> 00:26:46.520 Sakın iki kişiye bile imam olma. Sakın onların önüne geçme. 00:26:46.520 --> 00:26:51.354 Sakın yetimin malına idareci durumuna geçme." Niye? 00:26:51.870 --> 00:26:57.120 Tehlikeli ve veballi olduğu, sorumluluk olduğu için… 00:26:57.196 --> 00:27:01.227 Güzel yapamadığı zaman âhirette cezası büyük olduğu için… 00:27:01.897 --> 00:27:08.424 Peygamber Efendimiz, insanların âhiretteki saadetini düşündüğünden, 00:27:08.487 --> 00:27:12.675 "Varsın bu dünyada lalettayin, sade, sıfatsız bir vatandaş ol 00:27:12.730 --> 00:27:18.870 ama vebal yüklenme." diye tavsiye ediyor. Başkan olmak çok tehlikelidir. 00:27:18.933 --> 00:27:26.139 Reis olmak çok veballidir. Bir işin başına geçmiş olmak; vali olmak, reisicumhur olmak öyle… 00:27:26.139 --> 00:27:32.580 Koca bir milletin vebali insanın omzundadır. Hocamızın bantını hiç unutmuyorum. 00:27:32.506 --> 00:27:36.155 Kendisi, kendi sesiyle diyor ki; 00:27:36.341 --> 00:27:47.675 "Bir insanın kendi kendine heves edip de şeyhlik yapmaya kalkması deliliktir." Neden? 00:27:47.675 --> 00:27:56.681 Çok büyük bir vebal de ondan. "Ancak vazifelenmiş olmak müstesna." diyor. Vazife olunca emir oluyor. 00:27:56.760 --> 00:28:01.320 "Gel buraya!" "Buyur efendim." "Yap şu işi!" "Başüstüne efendim." 00:28:01.119 --> 00:28:07.470 Emir olması durumu ayrı. Aksi taktirde bu işler yapılacak işler değil. 00:28:07.533 --> 00:28:12.641 En iyisi bir kenarda kendi başın rahat [olursun]. 00:28:12.693 --> 00:28:19.208 Eğer vebal duygusu içindeyse yukarıdaki adamların gece uykusu kalmaz. Hazreti Ömer ne diyor? 00:28:19.287 --> 00:28:25.700 "Dicle'nin kenarında bir kurt bir kuzuyu çalsa Ömer mesul…" 00:28:25.344 --> 00:28:29.920 Geceleyin uyku uyumayıp, "Ben bu kavmin başındayım." diye dolaşıyor. 00:28:30.140 --> 00:28:31.599 Başkan olmak çok zordur. 00:28:31.854 --> 00:28:39.561 Peygamber Efendimiz'in hadîs-i şerîfinde bildiriliyor ki; "Başkan, emir, reis olanların hepsi 00:28:39.593 --> 00:28:50.403 kıyamet gününde hesaba elleri bağlı olarak getirilecekler." Hani mevkuf gibi getirilecekler. 00:28:50.466 --> 00:28:55.519 Ancak hesabı düzgün çıkarsa elleri çözülecek, öyle kurtulacaklar. 00:28:55.519 --> 00:28:58.250 Aksi taktirde büyük veballer olacak. 00:28:58.250 --> 00:29:03.324 Onun için Peygamber Efendimiz, "Sakın iki kişiye bile emir olma." diyor. 00:29:03.527 --> 00:29:11.678 Peki, o emir olmasın, bu emir olmasın; bu memleketin, bu ümmetin işlerini, hayr u hasenâtı, 00:29:11.749 --> 00:29:21.691 irşadı vesairi kim yapacak? Tabii o vazifeye ehil olan insanlar o vazifeyi alacaklar, yapacaklar. 00:29:21.853 --> 00:29:29.500 Vazife istenmez, teveccüh edip geldiği ve "Sen şunu yapacaksın." dendiği zaman boyun bükülecek; 00:29:29.500 --> 00:29:36.610 "Yâ Rabbi! Ben bu vazifeye layık değilim ama başıma bu emir geldi, bu vazife yüklendi. 00:29:36.780 --> 00:29:39.495 Sen bana yardım et." denilecek, elinden geldiği kadar çırpınacak. 00:29:39.579 --> 00:29:44.371 O zaman mânevî yardım olur ve o işin sevabı da çok olur. 00:29:44.507 --> 00:29:50.111 Allahu Teâlâ hazretleri hepimizi mevki makam hırsından azade eylesin. 00:29:51.245 --> 00:29:59.454 Dünya ve âhirette her türlü sorumluluklardan, tehlikelerden, veballerden bizleri pak eylesin. 00:30:00.523 --> 00:30:04.805 Huzuruna sevdiği ve razı olduğu kullar olarak varmayı nasip eylesin. 00:30:04.900 --> 00:30:12.290 Bu, emirliği ve başa geçmeyi kendisi isteyenlere bir ihtar. 00:30:12.115 --> 00:30:18.141 Ama bir grup, bir insanın başına geliyorlar, "İlle bunu yapacaksın." diye söylüyorlar. 00:30:18.212 --> 00:30:22.000 O zaman o iş yapılacak. O da Allah'a sığınır, yapar. 00:30:22.990 --> 00:30:27.717 Acizane ben mesele iyi anlaşılsın diye, kendi başıma gelmiş bir hadiseyi anlatayım. 00:30:27.804 --> 00:30:31.236 Üniversitede daha genç bir hocayım. 00:30:31.676 --> 00:30:37.330 Bana geldiler ve "Filanca üniversitenin gece bölümünde şu dersi vereceksin." dediler. 00:30:37.781 --> 00:30:44.430 Gittim, kocaman bir müessese. Baktım, talebelerin yaşları benden büyük. 00:30:44.952 --> 00:30:49.955 Gece bölümü olduğu için her yaştan insan -hatta yaşlı insanlar, emekli 00:30:49.955 --> 00:30:54.478 veyahut vazifeli subayların akşam serbest olanları bile- geliyor. 00:30:54.744 --> 00:30:59.130 "Ben kim, bunlara hocalık yapmak kim?" dedim, vazifeyi reddettim. 00:30:59.680 --> 00:31:03.184 "Ben bu vazifeyi yapamam." dedim, fakültedeki odama geldim, oturdum. 00:31:03.255 --> 00:31:10.156 Birkaç gün sonra üç tane profesör arkadaş odama geldiler; 00:31:10.212 --> 00:31:18.850 "Selamun aleyküm." "Aleyküm selam." "Biz sana tercih hakkı bırakmadık. Bu hizmet yapılacak. 00:31:18.140 --> 00:31:22.213 Bu hizmeti yapacak başka kimse yok. Bunu mecburen sen yapacaksın." dediler. 00:31:22.479 --> 00:31:29.239 "Ben yapamam, gücüm yetmez. Zor bir iş. Yaşları benden büyük insanlar filan…" 00:31:29.350 --> 00:31:38.573 "Yok!" dediler. "Vazife!.. Vazifeden kaçmak olmaz." Boynumuzu büktük, yapmaya gayret ettik. 00:31:38.573 --> 00:31:46.451 O işin içine yani vazifeye bizi zorla tayin ettiler. Elhamdülillah orada çok da tecrübe kazandık, 00:31:46.506 --> 00:31:57.983 çok faydası oldu; bilgi ve tecrübe bakımından. Sayısız hürmete şayan talebeler kazandık. 00:31:58.380 --> 00:32:01.188 Talebelerimizin içinde nice kıymetli kimseler vardı. 00:32:01.251 --> 00:32:06.920 Demek istiyorum ki bir vazife istenmeden gelirse hayırlı oluyor. O zaman yaparsın. 00:32:06.920 --> 00:32:11.540 Ama kendin de bu işlerin peşine koşup talip oldun mu o zaman çok zordur. 00:32:11.540 --> 00:32:16.393 Aslında talip olunacak şeyler değil. "Kendi işine bak, daha ne istiyorsun?" diye 00:32:16.445 --> 00:32:19.394 insanın kendisini bu gibi şeylerden sakınması lazım. 00:32:19.457 --> 00:32:24.616 Biliyorsunuz; mezhep imamlarımız kendilerine kadılık yapmak teklif edildiği halde 00:32:24.616 --> 00:32:29.800 hapse girmeyi tercih ettiler de o veballi işleri yüklenmediler. 00:32:29.580 --> 00:32:36.870 Onun için eskiler, dünya mevki makamına hemen mal bulmuş mağribî gibi atılmamışlardır. 00:32:36.182 --> 00:32:42.208 Daima vebalinden korkup çekinmişlerdir. Biz de vebal duygusu ile hareket edelim. 00:32:43.266 --> 00:32:52.943 Lâ te'mur bi'l-ma'rûfi ve lâ tenhe ani'l-münkeri hattâ tekûne âlimen ve ta'leme mâ te'mürü bihî. 00:32:53.153 --> 00:32:58.478 İbn Ömer radıyallahu anhümâ'dan, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 00:32:59.325 --> 00:33:04.933 "Emr-i ma'ruf nehy-i münkeri, söylediğin konuyu bilmeden yapma!" 00:33:05.929 --> 00:33:14.365 Emr-i ma'ruf; iyi, aklın ve şeriatin uygun gördüğü bir şeyi yapmayı teşvik etmek, 00:33:14.365 --> 00:33:16.830 söylemek, yaptırmaya çalışmak. 00:33:16.885 --> 00:33:22.597 Nehy-i münker de aklın ve şeriatin uygun görmediği bir şeyi yaptırmamak için 00:33:22.597 --> 00:33:29.631 her türlü imkânı kullanarak kötülüğü engellemeye çalışmak. Müslümanın farzlarından birisi bu. 00:33:29.742 --> 00:33:33.574 Her müslümanın boynunun borcu olan farzlar var. 00:33:33.644 --> 00:33:41.488 O farzlardan birisi de emr-i ma'ruf nehy-i münker; iyiliği yaptırmaya, kötülüğü yaptırmamaya çalışmak. 00:33:42.240 --> 00:33:45.880 Ana yapısı bu. Bunu kim yapacak? 00:33:46.289 --> 00:33:52.223 Derecesine göre herkesin kendine göre bir çalışma sahası vardır da 00:33:52.294 --> 00:33:57.294 emr-i ma'ruf nehy-i münker yapacak kişinin konuştuğu konuyu bilmesi lazım. 00:33:57.349 --> 00:34:05.655 Bilmese hata eder, söylediği adamın karşısında küçük düşer, söylediği şeyler yanlış olur. 00:34:06.389 --> 00:34:11.960 Mesela, "Şunu şöyle yapma, bu günah." filan der, o da der ki, "Kardeşim, niye günah olsun? 00:34:11.960 --> 00:34:21.980 İşte hadîs-i şerîfte şöyle var." İnsan mahcup olur. Umre'de elimize bir kitap geçti; Şevkânî. 00:34:21.284 --> 00:34:27.645 Mescide koymuşlar, karıştırdık, bir şeyler araştırmıştık, konuya baktık. 00:34:27.645 --> 00:34:38.760 Şevkânî, oranın mezhebinin, Suudi Arabistan'daki insanların muteber saydığı bir alim. 00:34:38.760 --> 00:34:43.602 Kitabına itibar ediyorlar, kitaplarını beğendikleri bir alim… Orada diyor ki; 00:34:43.602 --> 00:34:51.165 "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri rükn-i Yemâniyi öptü, yanağını koydu." 00:34:51.541 --> 00:34:57.893 Hacer-i Esved'in olduğu köşeden bir evvelki köşe, rükn-i Yemâni köşesine 00:34:57.949 --> 00:35:03.607 Peygamber Efendimiz hem elini sürmüş, istilam etmiş hem yanağını koymuş, öpmüş. 00:35:03.607 --> 00:35:08.997 Orada melekler var, orası mübarek, kıymetli bir köşe. 00:35:09.520 --> 00:35:16.650 Bu hadîs-i şerîfe göre bizim kardeşlerimizden bir tanesi de tavaf esnasında rükn-i Yemâniyi öpmüş. 00:35:17.369 --> 00:35:21.985 Hemen oradaki vazifeli Arap, "Hâzâ haram, hâzâ haram" diye bağırmaya başlamış. 00:35:22.710 --> 00:35:25.901 "Haram! Bu yaptığın şey doğru değil. Taş öpülür mü?" filan diyor. 00:35:25.995 --> 00:35:29.412 Anladık lalettayin taş öpülmez ama bu Kâbe'nin köşesi. 00:35:29.782 --> 00:35:33.470 Sonra Peygamber Efendimiz öpmeseydi ben de öpmezdim. 00:35:33.470 --> 00:35:37.213 Peygamber Efendimiz öptü diye öpüyoruz. Haramı helali biz de senin kadar biliriz. 00:35:37.213 --> 00:35:42.638 Sen bizi ne sanıyorsun? Dağdan inme, dini hiç bilmeyen bir kimse mi sanıyorsun? 00:35:42.638 --> 00:35:48.712 Bizim kardeşimiz de çok mütebessim, güleç yüzlü bir kimse. O da gülmüş, dönmüş; 00:35:48.787 --> 00:35:56.787 "Peygamber Efendimiz'in hadisinde var bu. Ben bunu hadise uygun olarak yapıyorum." demiş. 00:35:56.870 --> 00:36:03.412 O da hala; "Yok öyle şey." diye, -Arapça lâ- kesip atıyor, tutuyor. 00:36:03.454 --> 00:36:03.955 Olmaz. 00:36:04.100 --> 00:36:08.833 Bak, burada ne diyor Peygamber Efendimiz? "Emr-i ma'ruf nehy-i münker yaparken, 00:36:08.920 --> 00:36:20.162 yaptığın konuyu bileceksin." Adam eline kırbacı, sopayı alıyor; pat pat pat hacılara vuruyor. 00:36:20.454 --> 00:36:25.330 "Burayı öpme! Şöyle yapma! Böyle yapma!" Sen bu konuyu bilmiyorsun, yapma işte. 00:36:25.423 --> 00:36:30.838 Bilmediğin konuya böyle karışma. İnsan bildiği şeyi konuşacak. 00:36:30.925 --> 00:36:36.502 Efendimiz'in tavsiyesi de böyle, akıl mantık da bunu böyle gösteriyor. 00:36:36.581 --> 00:36:40.779 Biz de inşaallah bilmediğimiz konularda konuşmayalım. 00:36:42.379 --> 00:36:50.490 Mesela burada geçti ki bir alim için ayağa kalkılır.Hadîs-i şerîften misalleri var. 00:36:50.676 --> 00:36:59.296 Peygamber Efendimiz kendisi Medinelilere buyuruyor ki; Kûmû li-seyyidiküm. "Efendiniz için ayağa kalkın." 00:36:59.375 --> 00:37:04.980 Sa'd hazretleri gelirken, "Onun için ayağa kalkın." diye ashâbına kendisi emrediyor. 00:37:05.270 --> 00:37:10.247 Fatımatü'z-Zehra radıyallahu anha eve geldiği zaman kendisi kalkardı. 00:37:10.329 --> 00:37:14.621 Demek ki sevgiden, saygıdan bir kimseye ayağa kalmak var. 00:37:14.701 --> 00:37:20.243 Peygamber Efendimiz bir kere de içeri girdiği zaman sahâbe-i kirâm ayağa kalkınca dedi ki; 00:37:20.448 --> 00:37:24.454 Lâ tekûmû lî, kemâ tekûmû li-ba'di'l-eâcib. 00:37:24.521 --> 00:37:27.748 "Bazı yabancılara kalktığınız gibi benim için ayağa kalkmayın." 00:37:27.827 --> 00:37:32.161 Yani, "Lüzum yok, ikide bir de girip çıktıkça benim için kalkmayın." diye Efendimiz öyle söyledi. 00:37:32.184 --> 00:37:38.400 Ama hürmet edilen, sevilen bir kimseye kalkmak vardır. Onun için, "Kalkma, haramdır." sözü 00:37:38.478 --> 00:37:41.707 bilinmeden söylenmiş bir söz oluyor, o da doğru olmuyor. 00:37:41.707 --> 00:37:48.609 Demek ki bir insanın "yap" ve "yapma" dediği şeyin hadisten ve âyetten delilini bilmesi lazım. 00:37:48.796 --> 00:37:55.700 Bizim fakültede bir kızcağız vardı, Allah ıslah eylesin, başka yerlere gitti, 00:37:55.114 --> 00:37:58.597 ünvanı doçent oldu, profesör oldu filan… 00:37:58.697 --> 00:38:07.193 Bizim arkadaşımızla münakaşa etmiş de saçma sapan konuşmuş. Mesela bizim kardeşimiz demiş ki; 00:38:07.514 --> 00:38:14.794 "Başörtüsü var." Şam'da okumuş, Arapçası var, bilgisi var, her şeyi yerli yerinde. 00:38:14.857 --> 00:38:23.876 "Başörtüsü Kurân-ı Kerîm'de âyet-i kerîme ile sabit." diyor. O bizim şaşkın kızcağız, "Mensuh!" demiş. 00:38:24.181 --> 00:38:28.685 Tabi karşısındaki hoca. O da demiş ki; "Sen nasıl mensuh dersin? 00:38:28.685 --> 00:38:33.101 Mensuh olması için nâsih bir âyet olması lazım. Söyle bakalım o âyeti." 00:38:33.248 --> 00:38:40.315 O âyeti söyleyememiş. Mensuh âyet için, âyeti mensuh eden bir nâsih âyet olması lazım. 00:38:40.370 --> 00:38:44.860 Bir şey bilmiyor ki! Bir "mensuh" kelimesi kulağına nereden girmişse girmiş. 00:38:44.860 --> 00:38:51.832 Kulağına kar suyu kaçar gibi bir yerden "mensuh âyetler var" diye bir şey kaçmış, 00:38:51.895 --> 00:38:57.516 "Bu âyet mensuhtur." diyor, atıyor. Ama karşısındaki [bilgisiz] insan değil ki; 00:38:57.555 --> 00:39:02.995 "Siz Arapça bilir misiniz? Al bakalım elimdeki usûl-i fıkıh kitabını. 00:39:02.995 --> 00:39:06.397 Aç bakalım, bir satırını oku bakalım…" Arapça bilmiyor. 00:39:06.600 --> 00:39:11.437 "Sen müctehide misin? İctihat yapmaya selahiyetin, kabiliyetin var mı?" Yok! 00:39:11.437 --> 00:39:13.205 "Bunu bile okuyamadıktan sonra yapamazsın. 00:39:13.344 --> 00:39:19.495 Size bazı ünvanları veriyorlar, o aldığınız bazı ünvanlarla yalan yanlış şeyler söylüyorsunuz. 00:39:19.495 --> 00:39:22.564 Bilmediğin konulara karışma." demiş, yüzüne karşı. 00:39:22.564 --> 00:39:26.936 İnsan bildiği konuya karışsın, bilmediği konuya karışmasın. 00:39:27.630 --> 00:39:32.336 Şimdi ben gidip de doktora, elinde neşteri varken, "Oradan kesme, buradan kes." desem, 00:39:32.336 --> 00:39:36.706 alimallah beni hasta bakıcılar alırlar, dışarı atarlar, karakola bile verirler. 00:39:36.753 --> 00:39:40.183 "Sen hocasın, hocalığını bil. Ameliyathanede işin ne?" derler. 00:39:40.238 --> 00:39:51.975 Dini konularda herkes eline bıçağı, bıçağı değil baltayı, otomatik elektrikli testereyi almış geliyor. 00:39:52.700 --> 00:39:58.423 Dinin neresini tuttursa orasını kesip gidiyor; burası yok, burası nâsih, burası mensuh, 00:39:58.423 --> 00:40:07.233 burası iptal, burası çağ değişti, burası zaman değişti… Budaya budaya dinde bir şey kalmaz ki! 00:40:07.319 --> 00:40:13.819 Sen böyle yaparsan dinin aslı kalmaz. Dinin aslı Kur'ân-ı Kerîm'dir, farzlardır. 00:40:13.866 --> 00:40:19.428 Bunları kimse değiştiremez! Hakkında nass-ı kâtı' olan şeyi kimse değiştiremez. 00:40:19.725 --> 00:40:28.570 İctihat var ama ictihadın da usûlü, yeri, sahası, kaynakları var. İşkembeden atmakla olmaz ki… 00:40:29.249 --> 00:40:36.870 İlim işidir bu, ince bir iştir.Her mesleğin erbabı var. Eczacının işine kimseyi karıştırmazlar. 00:40:36.870 --> 00:40:39.245 Neden? Yanlış ilaç verdiği zaman hasta ölür diye. 00:40:39.245 --> 00:40:48.527 Dine müdahale edildiği zaman yanlış bilgiyle bu halkı öldüreceksin. 00:40:49.184 --> 00:41:00.318 Mâneviyâtı ölecek; kominist, ruhsuz, şahsiyetsiz, kozmopolit bir insan, dejenere bir tip olacak. 00:41:00.373 --> 00:41:05.643 Aile, baba, hoca tanımayacak, sevgi saygı kalmayacak. 00:41:05.746 --> 00:41:12.629 Bunun mâneviyâtını öldürme; bu da bir öldürmek... Bu daha beter öldürmek çünkü âhireti de ölüyor. 00:41:12.863 --> 00:41:17.742 Ama herkes dinden konuşuyor. Geçen gün gazetenin birisi yazmış. 00:41:17.992 --> 00:41:26.174 Kızlar ve erkekler beraberce karma Kur'an kursu yapmaya başladık. Karma Kur'an kursu olmaz ki!.. 00:41:27.233 --> 00:41:35.555 Kız ayrı, erkek ayrı. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, Hz. Fatımatü'z-Zehrâ'nın 00:41:35.654 --> 00:41:42.900 evine yanında sahabeden birkaç kişi ile giderken dışarıdan sesleniyor ve diyor ki; 00:41:42.193 --> 00:41:49.812 "Kızım! Yanımda birkaç kişi var, perdenin arkasına geç." 00:41:50.244 --> 00:41:57.328 Fatımatü'z-Zehrâ hazretleri elbette örtülüdür ama evin içinde perdenin arkasına... 00:41:57.328 --> 00:42:01.920 Yani öteki odaya geç demek ister gibi. O zaman tabii odalar yok, bölmeler yok; 00:42:01.920 --> 00:42:04.674 evin içinde bir perde var, "Öbür tarafına geç." diyor. 00:42:04.753 --> 00:42:10.755 Birisi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in kendi zât-ı şerifi, 00:42:11.124 --> 00:42:18.683 birisi Peygamber Efendimiz'in cennet hatunlarının efendisi olan mübarek kızı Fatımatü'z-Zehrâ anamız, 00:42:18.854 --> 00:42:22.824 ötekiler de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in mübarek, 00:42:22.903 --> 00:42:28.156 her birisi yıldız gibi olan sahabileri... Bunlardan bir kötülük beklenir mi? Beklenmez! 00:42:28.211 --> 00:42:32.862 Peygamber Efendimiz niye, "Perdenin arkasına geç." dedi? Usul öyle olduğu için. 00:42:33.960 --> 00:42:41.730 Sadece o meclis için değil; kâide kıyamete kadar her yer için cari olsun diye… 00:42:41.813 --> 00:42:47.800 Yoksa onlardan bir kötülük gelmez. Bizim fakültede hocaların bazıları dediler ki; 00:42:47.950 --> 00:42:51.492 "Efendim! Biz bir aile gibiyiz; açılın, saçılın." Olmaz! 00:42:51.531 --> 00:42:58.970 "Hocamsın, baş üstünde yerin var, güzel ama olmaz!" Usule aykırı. 00:42:58.168 --> 00:43:02.138 Ben halkımızın biraz içindeyim. Bana mektuplar geliyor. 00:43:02.539 --> 00:43:09.878 O mektupların içinde öyle dehşetli şeyler duyuyorum ki, öyle acaip şeyler yazılıyor ki… 00:43:09.933 --> 00:43:19.230 Allah korusun! Erkek kardeşinin karısı ile gizli münasebetleri olanlar oluyor, 00:43:23.669 --> 00:43:29.324 kocasından kaçıp gelen misafirin odasına gidenler oluyor… Allah korusun! 00:43:29.574 --> 00:43:34.624 Bunlar bana gelmiş mektuplarda… Kimseye ismen açmıyorum. 00:43:34.695 --> 00:43:39.657 Veyahut şahsın kendisi söylüyor, "Hocam! Bende şöyle bir kusur kabahat, 00:43:39.892 --> 00:43:44.969 şöyle bir edepsizlik var." diyor. Bana dert yanıyor. Hasta! "Hastayım ben hocam. 00:43:44.969 --> 00:43:51.250 Bu benim bir illetim. Ben bu illetten nasıl kurtulabilirim? Şöyle kötü bir huyum var. 00:43:51.306 --> 00:43:55.861 Lut kavminin huyu gibi kötü bir huyum var. Bilmem ne huyum var…" diyor. 00:43:55.955 --> 00:44:04.683 Dinimiz tek bir şahıs için inmiyor. Dinimiz bütün insanlığa indiği için insanların çoğunun da 00:44:04.794 --> 00:44:13.560 hâlet-i rûhiyesi mâlum olduğundan… Usûl, kötülük ortaya çıkmadan kötülüğe meydan vermemek... 00:44:13.661 --> 00:44:14.870 Usûl bu. 00:44:15.590 --> 00:44:20.985 Nasıl biz cereyan başka yere kaçak yapmasın diye cereyanın her tarafını örtüyoruz. 00:44:21.400 --> 00:44:27.223 "Olur mu yirminci yüzyılda örtünmek? Aç cereyan kablosunun üstündeki örtüleri!" 00:44:27.369 --> 00:44:34.953 "Açar mıyım? Cereyan olan telin üstünü açacakmışım, açılır mı ya?" 00:44:35.430 --> 00:44:41.573 "Canım, yirminci yüzyılda kapalılık olur mu?" "Ya tel bu! Bunun içinde cereyan var. 00:44:41.628 --> 00:44:48.177 Bunun üstündeki örtüyü açarsam cereyan çarpar." Oldu, o zaman telin üstündeki örtüyü açma. 00:44:48.244 --> 00:44:50.745 Ama onda da cereyan var, o da çarpar. 00:44:51.803 --> 00:44:57.535 Bak, burada teli kapatmaya razı oluyorsun, o zaman ilericilik, tamam; bir şey zayi olmuyor. 00:44:57.629 --> 00:45:01.570 Burada niye anlamıyorsun? Burada da bir takım kaideler var. 00:45:01.570 --> 00:45:04.701 Onu ona değdirirsek iş bozulur, diye yaptırmak istemiyoruz. 00:45:04.756 --> 00:45:08.433 Yani dinimiz yaptırmak istememiş. Bunu anlasana. 00:45:08.683 --> 00:45:14.538 "Efendim, bırak da kızla erkek kendi keyfine baksın." Bak, o zaman iş değişir. 00:45:15.431 --> 00:45:21.436 Seni bilmem ne seni!.. O zaman iş değişir. "Bırak, herkes keyfince yaşasın." 00:45:21.742 --> 00:45:27.976 Seni ayağımın altına alırım o zaman. Öyle şey yok! Biz istiyoruz ki aile bozulmasın. 00:45:28.253 --> 00:45:35.702 Aile bizim teminatımız. Aile yuvası, mutlu [devam] etsin. Hanım ve bey evine bağlı olsun. 00:45:35.905 --> 00:45:40.871 Çocuğun kimden olduğu belli olsun. Nesep sahih olsun, ortada veled-i zina olmasın. 00:45:41.343 --> 00:45:49.830 Biz istiyoruz ki namuslu, temiz, pak annelerin temiz, helal süt emmiş çocukları olsun. 00:45:50.411 --> 00:45:53.411 Öyle yuvalar istiyoruz biz. "Efendim! Avrupa'da böyle değil." 00:45:53.411 --> 00:45:58.745 Avrupalıların öyle olmamasının [sonucunda] neler çektiğini biz biliriz, sen bilmezsin ki… 00:45:58.937 --> 00:46:04.892 Onlar gelip bize dert yanıyorlar; "Siz nasıl böyle sağlam kaldınız?" İsveç mesela... 00:46:04.979 --> 00:46:12.869 Soysal hakların hepsi sağlanmış yani adam isterse yan gelsin yatsın, para cebine geliyor. 00:46:12.952 --> 00:46:16.744 İsveç'te aç kalmak, açık kalmak yok. 00:46:15.176 --> 00:46:19.831 Ama intiharların ve seksüel cinayetlerin en çok olduğu ülke… 00:46:20.180 --> 00:46:26.547 Her şey serbest, para bol, geçim sıkıntısı yok; bu adamların zıpırlığı neden? 00:46:27.853 --> 00:46:35.170 İslâm yok da ondan! Her şeyi sağlasan İslâm olmayınca bu insanlar yola gelmez. 00:46:35.800 --> 00:46:39.524 Sanıyorlar ki cinsî bakımdan bir insan tatmin olununca ertesi gün bir şey yapmaz. 00:46:39.595 --> 00:46:45.986 Hayır! Arzusu iki misli artar. İki misli artar, bu sefer bu işin delisi olur. 00:46:46.323 --> 00:46:50.556 Onun için İslâm'ın getirdiği tabii kanunlara uygun olacak. 00:46:50.659 --> 00:46:55.391 Serbest bıraktığın zaman ar, namus, haysiyet, şeref kalmaz. 00:46:55.657 --> 00:47:01.421 İsveçli bir kaptan, bizim arkadaşlardan bir tanesine anahtarı teslim ediyor; 00:47:01.476 --> 00:47:06.539 "Al, evimin anahtarı." diyor. Bizim arkadaş, gözleri fal taşı gibi açılmış; 00:47:06.924 --> 00:47:12.716 "Ne olacak bu anahtar?" diyor. "Ben üç ay seyahate gidiyorum. Karım yalnız, buyur." diyor. 00:47:13.538 --> 00:47:19.400 Bunu mu istiyorsunuz? "Yok! Kendi ailem için istemem ama başkası ne olursa olsun." 00:47:19.471 --> 00:47:25.560 Bu da insanlık değil! Sen kendi ailen için istemediğin şeyi başkasına nasıl istersin? 00:47:25.671 --> 00:47:28.219 Bizim dinimiz, vicdansız bir din değil. 00:47:28.219 --> 00:47:32.423 Bizim dinimizde herkesi kendisi gibi görüp herkesin iyiliğini 00:47:32.423 --> 00:47:34.517 kendisinin iyiliğini ister gibi istemek vardır. 00:47:34.493 --> 00:47:41.743 Gazetelerde üstsüzler altsızlar, yüzsüzler arsızlar bir sürü şey görüyorsunuz zaten. 00:47:42.204 --> 00:47:50.244 Allah bizi İslâm'dan ayırıp da lanete müstehak bir kavim hâline getirmesin. 00:47:50.307 --> 00:47:58.753 Başımıza ateş yağar, taş yağar. "Hocam sen de, yirminci yüzyılda taş yağar mıymış?" 00:47:59.300 --> 00:48:09.740 Çernobil atom santrali patlama yaptı. Ne oldu, söyle bakalım? Çernobil neresi, Türkiye neresi? 00:48:09.740 --> 00:48:15.689 Ama burada süt içmekten vazgeçtiniz. Ne yapacağınızı şaşırdınız. Karadeniz'e kimse gitmez oldu. 00:48:15.824 --> 00:48:21.302 Akdenizlerde dolaşmaya başladınız. Daha zenginler atladılar uçağa, başka yerlere gitmeye başladılar. 00:48:21.302 --> 00:48:26.572 Neden? Ya radyasyon varsa… Ya tehlikeliyse… Ya kanser olursa… 00:48:26.659 --> 00:48:32.112 Allah dilerse Çernobili patlatır, dilerse Bulgaristan'daki santrali patlatır, 00:48:32.112 --> 00:48:37.780 dilerse başka türlü bir zarar yapar. Kardeşlerim! Hepimiz Allah'a kul olmak zorundayız. 00:48:38.450 --> 00:48:43.964 Allah'a âsi olmakla, Allah'ın emirlerine karşı gelmekle bir şey elde edilmez; 00:48:44.151 --> 00:48:47.764 ne dünya mutluluğu, ne âhiret mutluluğu... 00:48:48.140 --> 00:48:51.685 Aile faciaları her gün gazetelerde; okuyun okuyabildiğiniz kadar. 00:48:51.685 --> 00:48:57.941 Artık insan söylemekten bıkacak hâle geldi. Karı kocasını kesmiş, koca karısını kesmiş, 00:48:57.996 --> 00:49:05.957 kız babasını kesmiş, babası kızını doğramış; hep kasaplık işleri… Her yerde böyle. 00:49:06.151 --> 00:49:11.670 Ayrı yaşadıkları karısını sokak ortasında delik deşik etmiş. 00:49:11.660 --> 00:49:18.494 Bıçak resmi burada, kadın resmi orada, üstü örtülmüş vs. Aile faciaları oluyor. 00:49:18.534 --> 00:49:25.659 Tamam, o katili yakaladığımız zaman da muhakeme edeceğiz ve gerekirse boynuna ipi dolayacağız, 00:49:25.701 --> 00:49:29.327 astıracağız kepazeyi, yok olup gidecek, cezasını çekecek. 00:49:29.379 --> 00:49:34.430 İyi, güzel ama kardeşim, "Bu hadiseler neden oluyor?" diye bir de temeline in bakalım. 00:49:34.825 --> 00:49:36.492 Neden oluyor bu hadiseler? 00:49:36.293 --> 00:49:46.835 Bu hadiseler senin muzır yayınlarınla ve her şeyinle, para kazanmak için veyahut bu memleketin, 00:49:46.934 --> 00:49:54.308 bu milletin ahlâkını dejenere etmek isteyenlerin oyununa geldiği için körüklediğin seks furyasından, 00:49:54.379 --> 00:50:03.778 eğlence için kayık, plaj sefalarından, içkilerden, kumarlardan doğuyor. 00:50:04.251 --> 00:50:06.210 Bu bozukluk ondan doğuyor. 00:50:06.477 --> 00:50:11.551 Biz de onları bildiğimizden ve işi mukayeseli olarak inceleyebildiğimizden 00:50:11.551 --> 00:50:17.990 bunun böyle yapılmamasını söyleyip duruyoruz. Ne yapalım? Uslanmıyorlar, susalım mı? 00:50:17.990 --> 00:50:21.594 Hayır! Ne ben susacağım, ne siz susacaksınız. Neden? 00:50:21.689 --> 00:50:25.428 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir hadîs-i şerîfinde buyuruyor ki; 00:50:25.607 --> 00:50:33.248 "Benî İsrail'in alimleri, Benî İsrail günah işlediği zaman yanlarından geçerken onlara, 00:50:33.311 --> 00:50:38.727 'Bu günahı yapmayın. Allah bundan razı gelmez.' dediler. 00:50:38.913 --> 00:50:43.592 Ertesi gün geçtikleri zaman baktılar, yine o günahı yapıyorlar. 00:50:43.719 --> 00:50:47.156 Bu sefer, 'dün söyledik' diye o gün söylemekten vazgeçtiler. 00:50:47.208 --> 00:50:54.175 'Dün söylemiştik ya bugün söylemeyelim.' diye o günahı söylemekten, 'yapmayın' demekten vazgeçtiler. 00:50:54.282 --> 00:50:58.773 Vazgeçince birbirleri ile konuşmaya, oturmaya, kalkmaya başladılar. 00:50:58.773 --> 00:51:01.939 Allah kalplerini birbirlerine benzetti, vurdu." 00:51:01.939 --> 00:51:09.736 Daraballâhu kulûbe bağdun. "Kalplerini birbirlerine vurdu." diye bildiriyor. 00:51:09.736 --> 00:51:17.490 Demek ki hatayı kırk defa görsek söyleyeceğiz. Madem onlar hatayı yapmaktan uslanmıyorlar, 00:51:17.880 --> 00:51:20.914 biz de hakkı söylemekten çekinmeyeceğiz. Çünkü sevap var. 00:51:21.100 --> 00:51:23.368 Biz de bu vazifeyi yapmaya devam edeceğiz. 00:51:23.368 --> 00:51:30.637 Ta ki şu memleketimize, dünyanın öteki ülkelerindeki sosyal hastalıklar bulaşmasın. 00:51:30.879 --> 00:51:38.140 Ta ki memleketimiz, insanımız Allah'ın sevdiği bir topluluk olsun, dünyada da âhirette de mutlu, 00:51:38.232 --> 00:51:42.900 mesut, bahtiyar olsun; onu istiyoruz. Yoksa başka bir şey istediğimiz yok. 00:51:43.102 --> 00:51:48.985 Onların bildiği her şeyi biliyoruz.Ne tahsilimiz, ne görgümüz onlardan eksik. 00:51:48.985 --> 00:51:53.178 Onların görmediği ülkeleri gördük. Onların görmediği hadiseleri görüyoruz. 00:51:53.246 --> 00:52:01.167 Onların bilmediği aile facialarını duyuyoruz, biliyoruz. İslâm'dan ayrılmayalım. 00:52:01.631 --> 00:52:07.837 İslâm'dan ayrılmanın cezası, âhirette cehennem dünyada da felakettir. 00:52:08.539 --> 00:52:14.938 Bu milletin felaketi İslâm'dan ayrılması ile olur. İslâm bizi ayakta tutan şeydir. 00:52:14.938 --> 00:52:19.810 İnsanlığı ayakta tutan, dünyayı ayakta tutan İslâm'dır. 00:52:19.196 --> 00:52:25.513 Peygamber Efendimiz'in hadislerinden biliyoruz ki müslümanlar oldukça kıyamet kopmayacak. 00:52:25.703 --> 00:52:29.269 Müslümanlar dünyanın ayakta durmasının sebebidir. 00:52:29.327 --> 00:52:33.119 Müslümanlar gitti mi dünya direksiz kalmış bir ev gibi yıkılır gider. 00:52:33.364 --> 00:52:37.709 Onun için iyi müslüman olmaya çalışın, İslâm'dan kopmayın, ayrılmayın. 00:52:38.160 --> 00:52:39.410 Diğer hadîs-i şerîf : 00:52:39.493 --> 00:52:47.119 Lâ imâme izâ kebbere fe-kebbirû ve izâ kâle "vele'd-dâllîne" fe-kûlû "âmîn" 00:52:47.316 --> 00:52:52.887 ve izâ rekea ferkeû ve izâ kâle "semiallâhu li-men hamideh" 00:52:52.951 --> 00:52:58.618 fe-kûlû "Allahümme rabbenâ ve leke'l-hamd" Ve lâ terfeû kablehû. 00:52:58.660 --> 00:53:05.119 Ebû Hureyre radıyallahu anh'ten, Efendimiz'in namaz hakkındaki bazı emirleri. Efendimiz buyuruyor ki; 00:53:05.333 --> 00:53:14.410 "İmama uydunuz. Siz tâbisiniz, o sizin başkanınız, önderiniz… İmamdan evvel davranmayın. 00:53:14.535 --> 00:53:19.369 Allahu ekber dediği zaman Allahu ekber deyin. Ondan evvel Allahu ekber demeyin. 00:53:19.353 --> 00:53:28.806 Vele'd-dâllîne diye Fâtiha'yı bitirince siz Âmîn deyin. Rükû ettiği zaman siz de rükû edin. 00:53:28.868 --> 00:53:36.619 Rükûdan kalkıp Semiallâhu li-men hamideh dediği zaman siz de Allahümme rabbenâ ve leke'l-hamd deyin. 00:53:36.966 --> 00:53:42.190 Ve secdeye vardıktan sonra başınızı ondan evvel kaldırmayın." 00:53:42.410 --> 00:53:50.744 İmama uyan kimsenin esas dikkat edeceği iş imamdan evvel yapmamaktır. 00:53:50.827 --> 00:53:59.910 Lâ tübâşirü'l-mer'etü bi'l-mer'eti illâ ve hümâ zâniyetâni ve lâ yübâşiru'r-racülü bi'r-racüli illâ 00:53:59.913 --> 00:54:04.201 ve hümâ zâniyâni. Ebû Mûsa radıyallahu anh'ten… 00:54:04.498 --> 00:54:13.856 "Bir kadın bir kadınla çıplak bir araya gelmez; ancak ikisi de zani olur." 00:54:14.630 --> 00:54:16.760 Yani bir araya gelirse zani olur. 00:54:16.783 --> 00:54:23.248 "Bir erkek bir erkekle örtüsüz, gömleksiz bir araya gelir; ancak ikisi zani olur." 00:54:27.115 --> 00:54:32.148 Tübâşirü… Beşere; cilt demek, cildin yüz kısmı demek. 00:54:32.148 --> 00:54:42.221 İki kadın cilt cilte, deri deriye, bir örtü, bir mâni olmadan bir araya sarmaş dolaş olurlarsa… 00:54:42.296 --> 00:54:45.810 "Canım erkek değil, işte iki kadın." Hayır! 00:54:45.810 --> 00:54:49.709 Peygamber Efendimiz, "İki kadın da olsa ikisi zinakâr olurlar." diyor. 00:54:49.864 --> 00:54:57.629 İki erkek? İki erkek zinakâr olurlar. Yani bunlar o kötülüğü başlangıç teşkil ediyor. 00:54:57.712 --> 00:55:01.909 Velev en son noktasına varmasa bile. Peygamber Efendimiz diyor ki; 00:55:01.964 --> 00:55:07.937 "Gözler de zina eder. Bakar, zina olur. Eller de zina eder. Tutar, zina olur." 00:55:07.976 --> 00:55:14.951 Onun için zina olmamasına dikkat etmesi lazım. Bazen kalabalık yerlerde yatmak falan gerekir. 00:55:14.951 --> 00:55:19.627 Bir örtü altında yatmak olmaz. Örtülerinin ayrı olması lazım gelecek. 00:55:19.909 --> 00:55:25.887 Ayrı ayrı örtüler altında olması gerekiyor. Hani seyahatlerde, kamplarda, 00:55:25.887 --> 00:55:32.725 hac ve umre yolculuklarında bu gibi durumlar olur. Bazen eve çok misafir gelir; olur. 00:55:32.796 --> 00:55:35.221 Örtülerini ayrı yapmak gerekiyor. 00:55:36.209 --> 00:55:40.898 Lâ tubâu's-subretü mine't-taâmi bi's-subreti mine't-taâmi 00:55:40.898 --> 00:55:45.230 ve le's-subretü mine't-taâmi bi'l-keyli'l-müsemmâ mine't-taâmi. 00:55:45.340 --> 00:55:51.725 "Bir yığın yiyecek, bir yığın yiyecek mukabilinde satın alınmaz, satılmaz." 00:55:51.936 --> 00:55:58.615 Bir yığın yiyecek belli bir miktarda, ölçülmüş bir şey karşılığında satılmaz. 00:55:58.678 --> 00:56:03.589 Yani takribi, kararlamadan, uydurma iş yok. 00:56:03.589 --> 00:56:12.416 Her şey tartıya, ölçüye uygun olacak ki aralarında riba cereyan edebilen mallarda fazlalık olursa faiz, 00:56:12.519 --> 00:56:17.376 riba işlemi olur. Öyle olmasın diye ölçülüp biçilmesini 00:56:17.368 --> 00:56:20.163 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz tavsiye ediyor. 00:56:20.257 --> 00:56:26.595 Ana tavsiyeleri; ticarette, alışverişte kimsenin hakkı kimseye geçmesin, belli olsun, 00:56:26.595 --> 00:56:32.729 aldatmaca olmasın tarzındadır. Bu da o konuda söylenmiş bir söz olmuş oluyor. 00:56:30.240 --> 00:56:40.907 Allah bizleri ticaretimizde, ailevî hayatımızda, oturmamızda kalkmamızda, her işimizde 00:56:40.994 --> 00:56:51.137 rızâ-i Bârî'ye uygun, adalete muvafık, hakkaniyete uygun, haksızlığa meydan vermeyen tarzda 00:56:51.236 --> 00:56:56.468 hareket eden kimselerden eylesin. Kazancımızı helal kazanç eylesin. 00:56:56.468 --> 00:57:02.603 Helal kazançlarımızla hayırlar, hasenatlar yapıp âhirete göçtükten sonra da 00:57:02.603 --> 00:57:05.997 arkamızdan çok sevaplar kazanmayı nasip eylesin. 00:57:05.997 --> 00:57:12.801 Hasılı cennetine azaba uğramadan, cehenneme düşmeden, 00:57:13.138 --> 00:57:17.602 ceza çekmeden ilk gelenlerle beraber cümlemizi dahil eylesin. 00:57:17.673 --> 00:57:21.344 Şu camide bizleri "hadis dinleyeceğiz" diye topladığı gibi, 00:57:21.344 --> 00:57:26.402 Peygamber Efendimiz'in Livâü'l-hamd'i altında da haşr u cem eylesin. 00:57:27.740 --> 00:57:33.990 Havz-ı Kevser'in başında da böylece toplayıp terlediğimiz, susadığımız zaman 00:57:33.990 --> 00:57:38.616 Havz-ı Kevser'den kana kana, şırıl şırıl içmeyi nasip eylesin. 00:57:39.320 --> 00:57:41.282 Bi-hürmeti esrâr-ı sûreti'l-fâtiha.