WEBVTT 00:00:00.590 --> 00:00:03.739 Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm 00:00:04.922 --> 00:00:10.198 el-Hamdülillâhi rabbi'l-âlemîn. Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ seyyidi'l-evvelîne ve'l-âhirîne 00:00:10.223 --> 00:00:16.757 Muhammedini'l-Mustafâ ve âlihi ve sahbihî ve men tebi'âhû bi-ihsânin ilâ yevmi'l-cezâ'. 00:00:18.440 --> 00:00:22.800 Emmâ ba'd. Fa'lemû eyyühel ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah 00:00:22.838 --> 00:00:27.257 ve efdale'l-hedyi hedyü seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem. 00:00:27.800 --> 00:00:31.560 Ve şerre'l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesetin bid'atün 00:00:31.929 --> 00:00:35.925 ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sahibehâ fi'n-nâri. 00:00:35.960 --> 00:00:41.200 Ve bi's-senedi'l-muttasıli ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl: 00:00:41.530 --> 00:00:48.784 el-Cünübü ve'l-hâidu lâ yekraâni şey'en mine'l-kur'âni. Sadaka Resûlullah fî mâ kâl ev kemâ kâl. 00:00:49.418 --> 00:00:51.113 Aziz ve muhterem kardeşlerim! 00:00:51.786 --> 00:00:57.446 Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi dünya ve âhirette üzerinize olsun. 00:00:57.878 --> 00:01:01.161 Rabbimiz Teâlâ ibadetlerinizi, taatlerinizi kabul eyleyip 00:01:01.207 --> 00:01:05.915 dünya ve âhirette müteallik dileklerinizi, taleplerinizi ihsan eylesin. 00:01:06.494 --> 00:01:10.986 Peygamberimiz Efendimiz Muhammed-i Mustafâ sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin 00:01:11.275 --> 00:01:16.408 mübarek hadislerinden, bize olan öğütlerinden, emirlerinden, tavsiyelerinden 00:01:16.982 --> 00:01:23.212 bir demet okuyup tefeyyüz, taallüm etmek üzere toplanmış bulunuyoruz. 00:01:23.596 --> 00:01:26.955 Bu hadîs-i şerîflerin okunmasına ve izahına başlamazdan önce 00:01:27.190 --> 00:01:32.194 Efendimiz'e olan sevgimizin, bağlılığımızın, saygımızın bir nişânesi olsun, 00:01:32.390 --> 00:01:34.866 rûh-u pâkine hediye olsun diye 00:01:35.288 --> 00:01:40.652 ve onun cümle âl'inin ve ashabının ve etbaının ve ahbabının ruhlarına ayrı ayrı hediye olsun; 00:01:41.238 --> 00:01:45.394 sair enbiyâ ve mürselin ve cümle evliyâullâh-ı mukarrebînin ruhlarına 00:01:45.439 --> 00:01:50.345 ve bilhassa ümmet-i Muhammed'in mürşitleri olan ulemâ ve sadât 00:01:50.517 --> 00:01:54.114 ve meşâyih-ı turuk-ı aliyyemizin ruhlarına hediye olsun diye; 00:01:54.356 --> 00:01:57.870 okuduğumuz hadisleri nakil ve rivayet eden hadis alimlerinin 00:01:58.276 --> 00:02:04.239 kitabı telif eyleyen zâtın, üstatlarımızın, hocalarımızın ruhlarına hediye olsun diye; 00:02:04.908 --> 00:02:10.342 içinde yaşadığımız beldeleri Allah Allah diye çarpışarak, mallarıyla, 00:02:10.491 --> 00:02:16.291 canlarıyla cihat ederek fethetmiş olan ecdadımızın, fatihlerin, şehitlerin, gazilerin, 00:02:16.319 --> 00:02:21.586 cümle hayrât-u hasenât sahiplerinin, şu içinde toplandığımız caminin yapılmasına, 00:02:21.601 --> 00:02:26.189 yaşamasına sebep olanların ruhlarına ve geçmişlerine hediye olsun; 00:02:26.360 --> 00:02:30.842 biz yaşayan müslümanlar da Rabbimiz'in rızasına uygun yaşayalım, 00:02:31.248 --> 00:02:36.430 Kur'ân-ı Kerîm yolunda yürüyelim, Peygamber Efendimiz'in sünnetini ihya eyleyip 00:02:36.547 --> 00:02:40.130 şehit sevapları kazanalım ve huzûr-u Rabbi'l-izzete 00:02:40.410 --> 00:02:42.593 sevdiği razı olduğu kullar olarak varalım diye 00:02:42.638 --> 00:02:45.657 bir Fatiha üç İhlâs-ı Şerîf okuyup öyle başlayalım buyurun. 00:02:45.535 --> 00:02:49.649 Taberânî'nin rivayet etmiş olduğu metnini az önce okumuş bulunduğumuz 00:02:49.732 --> 00:02:57.573 birinci hadîs-i şerîf cünüplük ve hayz haliyle ilgilidir. 00:02:58.280 --> 00:03:02.760 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyuruyorlar ki; 00:03:03.254 --> 00:03:10.887 "Cünüp olan ve hâiz olan Kur'an'dan herhangi bir âyet, bir şey okuyamaz.” 00:03:12.206 --> 00:03:25.522 Cünüp erkek veya kadının olabileceği bir durumdur. Hayz da hanımların aybaşı halidir. 00:03:26.197 --> 00:03:36.284 Cünüp olan erkek ve hayz halinde bulunan kadınlar, Kur'ân-ı Kerîm'i okuyamazlar. 00:03:36.781 --> 00:03:43.497 Bir âyet, bir sûre okuyamazlar. Yıkandıktan, temizlendikten sonra okuyabilirler. 00:03:44.515 --> 00:03:49.807 Bu Kur'ân-ı Kerîm'e hürmetin, saygının bir nişanesidir. 00:03:50.495 --> 00:03:59.548 Ne kadar muhterem, ne kadar ihtirama şâyeste mübarek bir kitabımız vardır ki 00:03:59.969 --> 00:04:07.488 insanın ağzı, dili var fakat kendisi onu okumaya layık bulunmayan bir sıfatla 00:04:08.315 --> 00:04:10.708 muallel bulunduğu zaman okuyamıyor. 00:04:11.177 --> 00:04:18.960 Kur'ân-ı Kerîm'in bu kadar şânının yüceliğini her anımızda hissetmeliyiz. 00:04:18.527 --> 00:04:25.417 Kur'ân-ı Kerîm'e layık olmaya, Kur'ân-ı Kerîm'in elimizde bulunduğunu bir ganimet bilmeye 00:04:25.479 --> 00:04:32.780 gayret etmeliyiz. Kur'ân-ı Kerîm'i abdestli olarak okumalıyız. 00:04:32.291 --> 00:04:41.188 Okunmasını öğrenmeliyiz, tefsirini takip etmeliyiz, ahkâmını bellemeliyiz, hayatımıza tatbik etmeliyiz. 00:04:41.500 --> 00:04:47.475 Kur'ân-ı Kerîm şahsiyet-i mâneviyesinin insan üzerinde şefaat hakkı vardır. 00:04:47.787 --> 00:04:50.122 Kur'ân-ı Kerîm'in şefaatine ermeliyiz. 00:04:50.192 --> 00:04:58.101 Allahu Teâlâ hazretleri bizi Kur'ân-ı Kerîm kendilerinden davacı olan kimselerden eylemesin. 00:04:59.238 --> 00:05:07.222 "Yâ Rabbî! Ben bu zatın evinde idim beni açmadı, okumadı, duymadı, dinlemedi, 00:05:07.331 --> 00:05:15.752 bana uymadı, benim emirlerime tâbi olmadı.” diye Allah'a şikâyet edilen kimselerden olmayalım. 00:05:16.307 --> 00:05:20.973 Kur'ân-ı Kerîm'in hakîki ehli olalım, Kur'ân-ı Kerîm'in şefaat ettiği, 00:05:21.168 --> 00:05:26.530 "Yâ Rabbî! Evet bu beni okudu, sevdi, bu benim ayetlerime tâbi oldu, 00:05:27.194 --> 00:05:34.189 ben ona şefaat ediyorum.” dediği ehli Kur'an olan şefaat-i Kur'ân'a eren kimselerden olalım. 00:05:34.423 --> 00:05:42.384 Evlatlarımıza, nesillerimize, zürriyetlerimize Kur'ân-ı Kerîm'i en güzel tarzda sevdirerek öğretmeyi, 00:05:42.767 --> 00:05:48.336 bu öğretmenin müesseselerini tesis etmeyi başlıca gayemiz bilelim. 00:05:49.196 --> 00:05:52.845 Sevgili kardeşlerim! Geçenlerde de bir vesileyle söylediğim gibi 00:05:53.330 --> 00:05:57.421 İstanbul Türkiye'nin kültür merkezidir. 00:05:57.884 --> 00:06:06.209 Asırlarca koskoca üç kıtaya yayılmış olan Devlet-i Aliyye-i Osmaniye'nin hilafet merkezi olmuştur. 00:06:06.577 --> 00:06:14.811 Sayısız medreseleri, camileri, ilim müesseseleri, çeşit çeşit üniversiteleri, okulları vardır 00:06:15.256 --> 00:06:25.930 fakat Kur'ân-ı Kerîm'i okumak isteyen bir münevver kimseye Kur'ân-ı Kerîm'i öğretecek bir müessese, 00:06:25.421 --> 00:06:29.963 şimdiki zamane insanlarına hitap edecek bir sistem 00:06:30.650 --> 00:06:32.938 geliştirememiş olduğumuz için büyük vebal altındayız. 00:06:33.500 --> 00:06:42.852 Bana Şişli'den, İstanbul'un sosyete ve zengin insanlarının yaşadığı semtinden bir müracaat olmuştu, 00:06:43.102 --> 00:06:48.720 birisi Kur'ân-ı Kerîm öğrenmek istiyor diye haber getirdiler. 00:06:48.345 --> 00:06:55.940 Kendisi de hanımı da doktor münevver iki kişi Kur'ân-ı Kerîm'i öğrenmek istiyorlar hocam dediler. 00:06:55.462 --> 00:06:58.493 Ben de memnuniyetle, hay hay öğreteyim. 00:06:58.626 --> 00:07:06.335 Kendim öğretemezsem Kur'ân-ı Kerîm'i öğretebilecek talebelerim var onlara söylerim. 00:07:06.648 --> 00:07:10.416 Eğer bu şahıslar doktor oldukları için meşguliyetleri fazlaysa 00:07:11.166 --> 00:07:16.808 benim tayin ettiğim talebem onların evine gider Kur'ân-ı Kerîm'i öğretir dedim. 00:07:17.500 --> 00:07:21.632 Hayır, onlar Kur'ân-ı Kerîm yazısını öğrenmek istemiyorlar, 00:07:22.000 --> 00:07:29.274 Kur'ân-ı Kerîm'in âyet âyet mânasını kendilerine anlatacak bir insan, bir müessese arıyorlar dediler. 00:07:30.525 --> 00:07:36.503 Ben de filanca hoca gayet güzel Kur'ân-ı Kerîm'i anlatır, onun yanına gidin. 00:07:36.651 --> 00:07:42.351 Filanca müessese bu iş için çalışmaktadır, oraya kaydolun diyemedim; çünkü yok. 00:07:42.920 --> 00:07:48.680 Sordum tefsir dersi veren bir hoca var mı diye bana bir müspet cevap veremediler. 00:07:48.720 --> 00:07:53.720 Koskoca İstanbul'da, koskoca daru'l-hilafeti'l-aliyye olmuş olan, 00:07:53.858 --> 00:08:03.761 bütün dünya üzerindeki müslümanların tâbi olduğu bir devletin kültür başkenti olan yerde. 00:08:04.215 --> 00:08:09.404 Eskiler yapmamışlar mı, eskiler belki yapmışlar; ama biz muhafaza edememişiz. 00:08:09.545 --> 00:08:16.970 Biz bu asra, bu çağa, zamana, bu zamanın insanının ihtiyacına 00:08:16.604 --> 00:08:20.602 cevap verecek bir tarzda dönüştürememişiz hizmetleri. 00:08:20.977 --> 00:08:26.304 Bir de müslümanız diye ortada dolaşıyoruz. Paradan vazgeçememişiz, 00:08:26.500 --> 00:08:32.911 dünya işinden kendimizi çekememişiz, âhirette kendimize yarayacak işler yapamamışız. 00:08:33.320 --> 00:08:38.505 Sadece bir cami yapmayı biliyoruz, minare, şadırvan yapmayı biliyoruz; 00:08:38.560 --> 00:08:45.697 ama camileri yapacak, dini ayakta tutacak, ilmi, 00:08:47.267 --> 00:08:52.807 dindar insanı yetiştirecek müesseseleri kurmakta o titizliği göstermiyoruz. 00:08:54.509 --> 00:09:01.808 Bir ara rahmetli Eşref Efendi diye tüccardan bir takva ehli kimse, 00:09:02.253 --> 00:09:08.735 Dâru'l-Kur'ân yapacağım dedi, yer aldı, bina yapımına başlandı. 00:09:09.230 --> 00:09:14.330 O zaman Anadolu'nun fakir çocukları, orada okuyan çocuklar 00:09:14.556 --> 00:09:20.481 ellerinde teskerelerle tuğla, harç taşıdılar, binasını yaptılar. 00:09:20.817 --> 00:09:26.688 Kocaman bir bina ortaya koydular ki ben de şöyle inşaat halindeyken gezdim, sevindim. 00:09:26.923 --> 00:09:31.851 Bu koca bina, koca müessese Kur'an'a hizmet mi edecek Dâru'l-Kur'ân mı olacak? 00:09:31.906 --> 00:09:33.997 Evet, Dâru'l-Kur'ân olacak. 00:09:34.247 --> 00:09:40.968 Hepimiz sevinç içinde bitmesini bekledik. Bitti, Dâru'l-Kur'ân olmadı. 00:09:41.785 --> 00:09:45.883 Şu anda kolej olarak hizmet görüyor. Kolej olması başka. 00:09:46.160 --> 00:09:49.433 Dünya kadar kolej var İstanbul'da, Türkiye'de. 00:09:49.550 --> 00:09:54.510 Türkiye'nin her yerinde para da getiren bir şey olduğu için bir yığın kolej var. 00:09:54.230 --> 00:10:00.603 Bizim müslümanların zenginleri, alimleri, bilginleri nerde, 00:10:01.696 --> 00:10:06.470 Allah'ın dinine hizmet edecek babayiğitler nerde?! Eskiler canlarını vermiş, 00:10:06.289 --> 00:10:11.970 şimdi can vermeye lüzum yok para verecek insan, vakit verecek insan nerde? 00:10:12.173 --> 00:10:17.777 Niçin Kur'ân-ı Kerîm'i öğretecek, sabahtan akşama öğretecek müesseseler kuramamışız. 00:10:19.990 --> 00:10:25.372 Topkapı sarayında, Peygamber Efendimiz'in mukaddes emanetlerinin, 00:10:25.443 --> 00:10:31.560 kılıcının, sakalının, mübarek dişinin, ayağının izinin bulunduğu 00:10:31.431 --> 00:10:38.874 mukaddes emanetlerin yer aldığı emanât-ı mukaddese dairesinde padişahlar ferman eylemişler ki 00:10:39.440 --> 00:10:47.120 her gün, geceli gündüzlü, sabahtan akşama, hiç fasılasız Kur'ân-ı Kerîm okunurmuş. 00:10:47.680 --> 00:10:52.920 Hafızlar nöbet değiştirirlermiş, birisinin bıraktığı yerden Eûzü Besmele çekip ötekisi başlarmış, 00:10:53.400 --> 00:10:56.680 devamlı Kur'ân-ı Kerîm okunurmuş, 00:10:57.280 --> 00:11:04.920 İstanbul'a o mukaddes emanetlerin Yavuz tarafından getirilmesinden itibaren çağımıza kadar bu devam etmiş. 00:11:05.400 --> 00:11:11.720 Kur'ân-ı Kerîm cıvıl cıvıl, şırıl şırıl, pırıl pırıl orada okunmuş durmuş. 00:11:12.480 --> 00:11:19.640 Bizim de Kur'ân-ı Kerîm'i böyle cıvıl cıvıl, pırıl pırıl, insanlara öğretecek müesseseler kurmamız lazım. 00:11:20.560 --> 00:11:24.520 Hayır sahipleri hayırlarını götürüyorlar bir yerlere veriyorlar. 00:11:24.960 --> 00:11:30.840 Devlet teşvikte bulunuyor; devlet-millet iş birliğiyle okul[lar] [yapılıyor]. 00:11:31.000 --> 00:11:35.000 İlkokul, ortaokul yapılmış, 40 milyona, 50 milyona çıkmış; 00:11:35.160 --> 00:11:38.840 gazetelerde, televizyonlarda, radyolarda haber olarak duyuyoruz. 00:11:39.640 --> 00:11:47.440 Binlerce ilkokul, binlerce lise, binlerce kolej var, bir sürü üniversite, bir sürü fakülte var. 00:11:47.880 --> 00:11:56.000 Yüzde 99'u müslüman olan bir ülkede Kur'ân-ı Kerîm'in her yaştaki insana öğretileceği, anlatılacağı 00:11:56.240 --> 00:11:59.680 müslümanlar bir müessese kuramamışlar; yazıklar olsun bize! 00:12:00.400 --> 00:12:04.520 Ben bu hususta başka bir şey diyemeyeceğim. Hepimiz büyük vebal altındayız. 00:12:04.640 --> 00:12:10.800 Allah bizleri ıslah eylesin. Öyle bir Kur'ân-ı Kerîm ki abdestsiz el değdiremiyorsunuz. 00:12:10.200 --> 00:12:14.720 Öyle bir Kur'ân-ı Kerîm ki hayızlı olan bir kadın el değdiremiyor; 00:12:14.800 --> 00:12:21.000 değdirmek şöyle dursun, dudaklarından o âyetleri okuyamıyor el değdirmiyor ama 00:12:21.520 --> 00:12:27.000 o da yetmiyor, dudaklarından bile okuyamıyor. Temizlenecek, pak olacak ondan sonra okuyacak. 00:12:27.240 --> 00:12:32.880 Bu ne demek? Demek ki biz Kur'an'a layık değiliz ki Allah bize Kur'an'a hizmeti nasip etmiyor. 00:12:33.840 --> 00:12:38.800 Layık değiliz ki Allah Kur'ân-ı Kerîm'e hizmeti bize nasip etmiyor. 00:12:38.400 --> 00:12:44.960 Allah bizleri kahrına uğratmadan gazabıyla ezmeden rahmetiyle ıslah eylesin. 00:12:45.840 --> 00:12:50.760 Kendi dinine hizmet etmeyi, etmeye koşmayı cümlemize nasip eylesin. 00:12:51.160 --> 00:12:55.560 Şu mübarek Kur'ân-ı Kerîm'e en güzel tarzda hizmet etmeyi nasip eylesin. 00:12:55.960 --> 00:13:02.760 Anadolu'nun hangi kasabasını gezdiysem oralarda çok muhteşem, tepenin üstünde, 00:13:02.920 --> 00:13:11.600 etrafı avlulu, bahçeli bağlı çok büyük Kur'ân-ı Kerîm kursları gördüm. 00:13:12.400 --> 00:13:18.320 Kimisi Süleyman Efendi merhum rahmetullahi aleyh'in talebeleri tarafından tesis edilmiş 00:13:18.640 --> 00:13:24.560 Kur'ân-ı Kerîm kursları, kimisi Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 00:13:24.760 --> 00:13:30.360 şu anda idare edilmekte olan Kur'ân-ı Kerîm kursları. 00:13:30.960 --> 00:13:38.320 O Süleyman Efendi'ye bağlı talebelerin yönettiği Kur'ân-ı Kerîm kurslarından bazılarından 00:13:38.440 --> 00:13:43.240 bazı dostlar gelip benimle konuştular. Bende bazı kursları ziyarete gittim. 00:13:43.760 --> 00:13:50.680 Hafız yetiştirme çok zayıf, yetişenler az. 00:13:51.800 --> 00:13:58.240 Kur'ân-ı Kerîm'in diyanet müesseselerinde, Kur'an kurslarında eğitimine baktım talep az, 00:13:58.760 --> 00:14:04.520 yetiştirilen talebelerin bir senelik bir eğitim programı var. 00:14:05.800 --> 00:14:10.920 Bir sene siyer okuyacak, şunu okuyacak, bunu okuyacak, ondan sonra dağılıp gidecek, 00:14:11.120 --> 00:14:14.400 göstermelik yani. Kur'ân-ı Kerîm'e yetmez. 00:14:14.960 --> 00:14:20.400 Bir sene bir talebeyi al, birazcık öğret ondan sonra, yetmez! Hafızlık da yetmez! 00:14:20.920 --> 00:14:26.120 Bir kenarda Kur'ân-ı Kerîm ayetlerini başını sallaya sallaya, belini sallaya sallaya 00:14:26.480 --> 00:14:34.560 büyük bir gayretle bir çocuk öğreniyor. Sonra? Sonra Allah ıslah eylesin. 00:14:35.280 --> 00:14:40.000 Yani yeterli değil. Kur'ân-ı Kerîm'e hizmeti ciddi yapmalıyız. 00:14:40.720 --> 00:14:48.320 Kur'ân-ı Kerîm Allah'ın kelamı, Kur'ân-ı Kerîm bizim bütün dinimizin ahkâmının kaynağı. 00:14:48.720 --> 00:14:53.400 Biz ona Selimiye Kışlası gibi binalar yapmalıyız. 00:14:53.760 --> 00:15:00.720 Çeşit çeşit dallarında çeşit çeşit ilimlerinin öğretildiği yüzlerce, binlerce alimin girdiği çıktığı 00:15:00.920 --> 00:15:06.800 müesseseler olmalı, hafızlarımız sadece lafızlarını ezberlememeli ahkâmını bilmeli. 00:15:06.960 --> 00:15:11.840 Ahkâmını bilmekle yetinmemeli hayatta onu kendisine tatbik etmeli. 00:15:12.160 --> 00:15:15.680 Dün akşam evime beni birisi getirdi Allah razı olsun. 00:15:16.800 --> 00:15:18.160 Benim dedem diyor, bayağı büyük alimdi. 00:15:18.240 --> 00:15:23.360 Filanca yerde yetişmişti ama ben dedeme buğuz ederdim. 00:15:23.600 --> 00:15:27.800 Çünkü tam benim istediğim, hayalimdeki alim tipinde değildi. 00:15:27.480 --> 00:15:35.280 Domino oynardı, şöyle yapardı, böyle yapardı, fötr şapka giyerdi, filan filan böyle anlatıyor, 00:15:35.320 --> 00:15:40.720 tenkit ediyor. Yani kendi dedesi olduğu halde tutarsızlıklarını tenkit ediyor. 00:15:40.840 --> 00:15:47.320 Muhterem kardeşlerim! Kur'ân-ı Kerîm'in sadece lafızlarını, sözlerini ezberlemek yetmez. 00:15:47.680 --> 00:15:55.800 Oku bakalım hafız efendi diyorsun okuyor, mânayı yarım başlıyor öbür tarafta yarım bırakıyor. 00:15:55.680 --> 00:16:02.880 Başlamış olan paragrafın yarısından alıyor öbür yarısına gelmeden bitiriyor; çünkü Arapça bilmiyor. 00:16:03.400 --> 00:16:10.400 Siz bakıyorsunuz tam yarım yerde kaldı, hadi devam et biraz daha, sadakallahulazim diyor. 00:16:10.480 --> 00:16:13.120 Neden? Yetişme yeterli değil. 00:16:13.840 --> 00:16:20.480 Hafız olacak, Arapça bilecek, ahkâmını bilecek, yaşayacak ve başkasına da 00:16:20.880 --> 00:16:28.960 o duygusuyla, o Kur'ân-ı Kerîm ehli olmasıyla ışık tutacak. Tutamıyor, yanlış yol gösteriyor. 00:16:29.320 --> 00:16:33.800 Doğru yolda gidecek insanın önüne çıkıyor öyle yapma şöyle yap diyor. 00:16:33.320 --> 00:16:39.240 Bir takım misalleri var zihnimde, bildiğim şeyler. Yola gitmiş doğru bir iş yapacak, 00:16:39.520 --> 00:16:45.320 caminin [imamıyla] karşılaşmış, sen öyle yapma böyle yap demiş yanlış yol göstermiş. 00:16:46.440 --> 00:16:55.320 Yanlış yol göstermiş, neden? İlim azalmış, taklit başlamış. Öz gitmiş, ruh gitmiş; şekil kalmış. 00:16:56.160 --> 00:17:00.440 Yani çekirgenin kendisinin içinin gidip de kabuğunun kalması gibi. 00:17:02.160 --> 00:17:09.840 Ağustos böceğinin çatlayıp kabuğunun kalması, içinin gitmesi gibi bir durum var. 00:17:10.280 --> 00:17:19.120 Allah bizi samimi, candan, heyecanlı, gayretli, şuurlu müslüman eylesin. 00:17:19.520 --> 00:17:27.800 Dinimizin ahkâmını Kur'ân-ı Kerîm'in mânasını, tefsirini, ruhunu iyice anlayıp, kavrayıp 00:17:27.280 --> 00:17:33.720 güzel kulluk yapmaya muvaffak eylesin. Kur'ân-ı Kerîm'e olan sevgimizi ve saygımızı arttırsın. 00:17:34.440 --> 00:17:37.320 Bakın Kur'ân-ı Kerîm'e abdestsiz el değdirilmiyor. 00:17:37.720 --> 00:17:43.640 Kur'ân-ı Kerîm cünüpken, hayızken ağızdan bile okunamıyor, o kadar hürmete layık bir kitap 00:17:43.800 --> 00:17:48.200 ama biz o hürmete layık kitabın hiç bir şeyinden haberdar değiliz. 00:17:48.720 --> 00:17:52.360 Ahkâmını bilmiyoruz, çocuklarımız da bilmiyor, hanımlarımız da bilmiyor, 00:17:52.960 --> 00:17:57.760 profesörler de bilmiyor, kimse bilmiyor. 00:17:58.360 --> 00:18:05.400 Üniversitedeki profesörler bilmiyor, ondan sonra da müslümanız diyoruz geziyoruz. 00:18:05.120 --> 00:18:09.200 Allah'ın gazap edeceği, başımıza taş yağdıracağı şeye de umursamıyoruz; 00:18:09.280 --> 00:18:13.800 canım olsa da olur olmasa da olur diye bir fetva veriyoruz. 00:18:13.200 --> 00:18:19.360 Şöyle yapsan ziyanı yok, zaman sana uymuyorsa sen zamana uy, Allah gafûru'r-rahîm'dir, 00:18:19.720 --> 00:18:24.920 affeder diyerek öyle günahlara teşvik ediliyor ki müslümanlar başlarına taş yağar. 00:18:25.760 --> 00:18:27.800 Zaten günahların çokluğundan da belli. 00:18:28.120 --> 00:18:33.000 Yok mu bunlara bunun günah olduğunu söyleyecek bir zümre? 00:18:34.800 --> 00:18:39.120 Dinde tefakkuh eylemiş, derinleşmiş bir zümre, Allah'tan korkan bir zümre 00:18:39.360 --> 00:18:46.320 bu yaptığınız yanlıştır diye söylese bu insanların çoğu hakikaten belki ıslah olacak? 00:18:46.400 --> 00:18:48.400 Yaptığı şeyin yanlış olduğunu bilmiyor. 00:18:48.520 --> 00:18:55.560 Bilakis ona ters teşvikte bulunuyorlar diyorlar ki bu yaptığın şey de mahsur yoktur yapadur, devam et. 00:18:56.400 --> 00:19:00.680 O da ferah ferah yapıyor. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu? 00:19:00.720 --> 00:19:06.320 "Sen müslümansın niye içki içiyorsun, kumar oynuyorsun; niye açılıp saçılıyorsun; 00:19:06.400 --> 00:19:12.600 niye böyle fitne çıkartıyorsun, dargınlık yapıyorsun? 00:19:12.640 --> 00:19:18.200 Sen müslümansın niye böyle Allah'ın emirlerine ters işler yapıyorsun.” diyorsun; 00:19:18.560 --> 00:19:22.400 benim kalbim temiz diyor, mahsur yok sanıyor. 00:19:22.360 --> 00:19:27.520 Hep bunlar cahillikten doğan, kıyamet alametleri olan şeyler gibi görünüyor. 00:19:27.840 --> 00:19:36.480 Allah tez elden bizleri halini, hatasını anlayıp da tevbe edip, yoluna dönenlerden eylesin. 00:19:37.480 --> 00:19:39.640 İkinci hadîs-i şerîfe geçiyorum. 00:19:39.960 --> 00:19:44.440 Ama birinci hadîs-i şerîfin mucebince kendi kendimize söz verelim ki; 00:19:44.640 --> 00:19:52.360 bugünden itibaren Kur'ân-ı Kerîm'imizin her gün birer sayfasını okuyup mânasını anlayacağız, 00:19:52.480 --> 00:19:56.840 tatbik edeceğiz. Kur'ân-ı Kerîm'e daha büyük saygı ve bağlılık göstereceğiz. 00:19:57.120 --> 00:20:01.280 Kur'ân-ı Kerîm'e daha çok hizmet edeceğiz diye söz verelim şu anda kendi kendimize. 00:20:01.600 --> 00:20:05.800 Bugünden itibaren tevbe edelim eski gafletimize, tembelliğimize, 00:20:06.200 --> 00:20:09.480 hepimiz Kur'ân-ı Kerîm'in hizmetkarı ve ehli olalım. 00:20:10.200 --> 00:20:16.520 İkinci hadîs-i şerîf: el-Cennetü tahte akdâmi'l-ümmehâti. 00:20:19.800 --> 00:20:32.320 Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem "Cennet annelerin ayakları altındadır.” buyurmuş. 00:20:32.760 --> 00:20:41.800 Tabii "Kaldır bakalım ayağını altında cenneti görebilecek miyim?” gibi bir mantığa girmeye lüzum yok. 00:20:41.440 --> 00:20:43.840 Burada mecazî bir mâna var. 00:20:44.000 --> 00:20:49.320 "Annenin bastığı yerin altı cennettir.” diye bir mâna çıkartmaya lüzum yok. 00:20:50.160 --> 00:20:53.800 Cennet annelerin ayakları altında demek; 00:20:53.440 --> 00:20:59.160 annelere olağanüstü hürmet edin, hizmet edin ki cenneti bulasınız demek oluyor. 00:20:59.200 --> 00:21:04.000 Mecazî bir mâna var. O bakımdan hepimiz analarımıza 00:21:04.160 --> 00:21:10.560 bilhassa analarımıza olağanüstü sevgi, saygı, gösterelim ve hizmet edelim. 00:21:10.840 --> 00:21:21.880 Peygamber Efendimiz'e sahabeden birisi "Kime hürmet, hizmet edeyim?” diye sormuş. Anana. 00:21:22.200 --> 00:21:25.360 "Kime hizmet edeyim?” Anana. "Kime hizmet edeyim?” Anana. 00:21:25.480 --> 00:21:27.760 "Kime hizmet edeyim?” Dördüncüde "Babana.” Demiş. 00:21:27.840 --> 00:21:33.800 Üç defa annene hizmet et diye tavsiye ettikten sonra, sonra babana demesinden 00:21:33.320 --> 00:21:43.880 alimlerimiz anneye saygı ve hürmetin, hizmetin daha önde geldiğini haklı olarak çıkartmışlar. 00:21:44.120 --> 00:21:46.240 Annenin hakkı daha büyük olduğu için. 00:21:46.760 --> 00:21:58.800 Baba dışarıdadır, çocuğun bakımıyla direkt meşgul olmaz, sabahleyin çıkar akşamleyin gelir. 00:21:58.160 --> 00:22:03.320 Evet, bir yorgunluk çekiyor ama sırf çocuk için çekmiyor, 00:22:03.720 --> 00:22:07.680 ailenin bütün fertleri için, anne için çekiyor. 00:22:08.720 --> 00:22:16.280 O bakımdan annelerin kocalarına, hanımların kocalarına tabii borçları var, 00:22:16.360 --> 00:22:26.240 hakkı geçiyor fakat çocuğun üzerinde asıl zahmeti çekip de hakları biriken anne oluyor. 00:22:27.200 --> 00:22:32.680 Bir kere dokuz ay kendi vücudunda bir ağırlık olarak taşıyıp büyütüyor, 00:22:32.960 --> 00:22:37.000 bin bir meşakkat çekiyor, midesi bulanıyor, yemek yiyemiyor, aş eriyor, 00:22:37.400 --> 00:22:43.360 zorlukla yürüyor, ondan sonra son derece korkulu, tehlikeli bir 00:22:43.560 --> 00:22:47.400 hayat memat meselesi olan doğum hadisesi gelip çatıyor; 00:22:47.280 --> 00:22:56.840 bin bir üzüntü, sıkıntı, ızdırap ve acı ile hatta ölüm tehlikeleri de bazen tahakkuk ediyor. 00:22:57.320 --> 00:23:00.640 Çocuğunu dünyaya getirirken anne ruhunu teslim edebiliyor. 00:23:01.200 --> 00:23:13.240 Ondan sonra iki sene altını temizle, sütünü yemeğini ver, vesaire vesaire, bunları baba çekmiyor. 00:23:13.920 --> 00:23:19.760 Geceleyin kalkıyor, meşgul oluyor, hasta olduğu zaman şey yapıyor, 00:23:19.800 --> 00:23:25.520 ağladığı zaman eline, kucağına alıyor, ayağına koyuyor, sallıyor filan. 00:23:25.880 --> 00:23:32.440 O bakımdan annenin hizmeti çocuğuna fevkalade yüksek olduğundan 00:23:32.520 --> 00:23:38.360 annelerin hakkı ödenmez derecede fazladır, babalardan da önde gelir. 00:23:38.600 --> 00:23:44.400 O bakımdan evlatların annelerine büyük büyük hizmetler etmeleri, 00:23:44.680 --> 00:23:49.280 sonuna kadar onlara sevgi, saygı ve hizmet göstermeleri icap ediyor. 00:23:50.120 --> 00:23:57.960 Zayıf mahlûklar oldukları için ihtiyarladıkları zaman himayelerine almaları gerekiyor. 00:23:59.240 --> 00:24:01.600 Böyle yaparsa bir insan cenneti kazanıyor. 00:24:02.200 --> 00:24:07.440 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, "Burnu yere sürtsün ol kimsenin ki 00:24:07.680 --> 00:24:12.880 annesinin veya babasının sağlığına yetişmiş olsun da cenneti kazanamasın.” diyor. 00:24:13.480 --> 00:24:19.760 Demek ki sağlığına yetişebildi mi insan, yani küçükken benim annem ölmüş hatırlayamıyorum, 00:24:19.840 --> 00:24:22.320 babam ölmüş hatırlayamıyorum diyenler vardır. 00:24:22.680 --> 00:24:28.760 Eh o fırsat onların elinde yok ama annesi veya babası veya her ikisine birden yetişmiş bir evlat 00:24:29.120 --> 00:24:33.640 onlara hizmet edip, gönüllerini alıp, duasını kazanıp da cenneti kazanamamışsa 00:24:33.880 --> 00:24:36.440 yazıklar olsun mânasında Peygamber Efendimiz diyor ki, 00:24:36.440 --> 00:24:44.920 rağime enfühû. "Burnu yerlerde sürtsün o evladın.” diye söylüyor. 00:24:45.000 --> 00:24:50.120 O bakımdan anne ve babaya hizmetin ve bilhassa anneye hizmetin 00:24:50.320 --> 00:24:53.640 cenneti kazanma vesilesi olduğunu bileceğiz 00:24:53.920 --> 00:25:01.280 ve onlara son derece büyük hürmet göstereceğiz, saygı besleyeceğiz. İkinci hadîs-i şerîf de bu. 00:25:01.640 --> 00:25:07.520 Bunlar bilinmeyen şeyler değil; anneye hürmet babaya hürmet klasik bir vaaz mevzuudur. 00:25:07.760 --> 00:25:13.280 Herkes bunu biliyor ki, annelere hürmet gösterilir fakat fiilen gösterilmiyor. 00:25:13.520 --> 00:25:26.800 Fiilen gösterilmiyor, şeklen, fikren, bilgi olarak, ilmen biliniyor ki anneye babaya hürmet etmek lazım. 00:25:26.200 --> 00:25:31.760 Ama çocuk bir kere annesini saymaz, hele biraz böyle ilkokul çağı geçti mi 00:25:32.000 --> 00:25:36.800 annesinin, babasının sözünü dinleyen çocuk parmakla gösterilecek kadar az olur. 00:25:36.920 --> 00:25:43.600 Evladım oraya gitme! Dinlemez, "Bana ne!” der kalkar kapıyı yüzüne çalar çarpar, 00:25:43.760 --> 00:25:45.360 pat diye kapatır gider. 00:25:45.720 --> 00:25:50.680 Biraz daha büyüdü mü daha dinlemez, artık o biraz daha büyüdü mü 00:25:50.720 --> 00:25:54.360 aldığı terbiyenin eksikliğine fazlalığına göre karşı gelmeye başlar, 00:25:54.760 --> 00:25:57.240 biraz daha büyüdü mü hakaret etmeye başlar, 00:25:57.720 --> 00:26:02.280 biraz daha büyüdü mü icabında üstüne yürüyüp dövmeye, tartaklamaya kalkışır. 00:26:02.480 --> 00:26:07.520 Türkiye'de, etrafımızda gördüğümüz fiilî durum budur. 00:26:07.800 --> 00:26:14.400 Annesine kusursuz saygı gösteren insan çok az. 00:26:14.720 --> 00:26:20.160 Bir tanesini gördüm onu da müspet misal olarak zikredeyim. 00:26:20.800 --> 00:26:30.480 Zonguldak'a giderken orda bir küçük kasaba üzerinde bir zâta uğradık. 00:26:30.760 --> 00:26:37.920 Beni götüren kardeşimizin, arkadaşımızın sınıf arkadaşı mıymış neymiş bir kimseye gittik. 00:26:38.800 --> 00:26:44.160 Ben o şahsın üzerine onun hayatını bir kitaba geçirmek, 00:26:44.360 --> 00:26:49.520 onun sözlerini banda almak, başkalarına örnek olsun diye dinlettirmek isterim. 00:26:49.680 --> 00:26:56.800 Onun kadar tatlı dilli, güzel konuşan, tatlı kelimeler bulup ifade eden; 00:26:57.800 --> 00:27:02.880 onun kadar annesine hürmet, izzet eden, sözleriyle insanı eriten, 00:27:02.920 --> 00:27:07.360 böyle hayran bırakan bir kimse ömrümde daha görmedim. 00:27:07.800 --> 00:27:13.680 Hemen gideceksin yanına hatta istedim ki kendi oğlumu o şahsın yanına vereyim 00:27:13.720 --> 00:27:19.720 üç ay konuşma öğrensin. Öyle bir insan. Böyleleri de var nâdirattan. 00:27:19.880 --> 00:27:22.120 Hiç yok demeyelim Allah'ın nice kulları var. 00:27:22.800 --> 00:27:30.400 O kadar tatlı dilli, güleç yüzlü, hassas, sevgili, sevimli, hürmetli. 00:27:30.920 --> 00:27:35.480 Ben her sabah anamın elini öperim... yani neler neler diyor. 00:27:35.560 --> 00:27:39.960 Artık şu anda hatırlamayacağım da ama belki bir daha bir ziyaretine gidersem 00:27:40.800 --> 00:27:47.800 cebime bir gizli teyp koyup sözlerini alacağım. Sözlerini alacağım çok çok müstesna. 00:27:47.320 --> 00:27:51.640 Yanımda bir telefon etti, hepimizin yaptığı şey telefon etmek, 00:27:51.880 --> 00:27:57.000 santraldeki kıza bir numara verecek beni şuraya bağla diyecek, bu kadar basit. 00:27:57.840 --> 00:28:04.480 O konuşması bile tarihî, edebiyat kitabına geçmesi gereken bir konuşmaydı. 00:28:05.800 --> 00:28:08.920 Ona nasıl tatlı hitap etti! Ben öbür taraftaki santralcı kız olsam 00:28:09.360 --> 00:28:13.800 bütün her işi bırakırım onun işini yaparım, çok tatlı. 00:28:13.480 --> 00:28:18.480 Bunları öğrenmeliyiz, güzel şeyleri bilmeli, bulmalı, öğrenmeli, tatbik etmeliyiz. 00:28:18.840 --> 00:28:24.920 Böyleleri de var; hep tersten, ters misallerle dünyanızı karartmayalım, 00:28:25.240 --> 00:28:33.760 aydın aydın gününüzü kara gün etmeyelim böyle kalbinizi gözünüzü şey yapmayalım, iyiler de var. 00:28:34.400 --> 00:28:35.640 İyi misalleri bulursak, 00:28:36.600 --> 00:28:45.160 terviç edersek, teşvik edersek, çoluk çocuğumuza numûne alırsak, aldırırsak gelişiriz. 00:28:45.240 --> 00:28:48.800 Şu anda ne kadar kusurlu olsak üç beş sene sonra toparlarız. 00:28:49.400 --> 00:28:54.400 Kötüleri örnek alırsak o zaman şimdi ne kadar iyi durumda olursak olalım 00:28:54.520 --> 00:28:56.680 üç beş sene sonra tepetaklak gideriz. 00:28:57.440 --> 00:29:07.440 Bir kızın hayalinde gidip de gazinoda barda artist olmak varsa bu memleket bitmiştir. 00:29:08.800 --> 00:29:11.440 Bir çocuğun hayalinde sahâbe-i kirâm gibi 00:29:12.200 --> 00:29:16.960 temiz, safî bir İslâm'ı yaşama arzusu varsa bu memleket kalkınmıştır. 00:29:17.400 --> 00:29:23.360 İşin aslı budur. O bakımdan inşallah güzel misalleri bulalım. 00:29:23.720 --> 00:29:32.600 Mecmualarımda ben dedim ki hep eski kitaplarda okuduğumuz eskiden yaşamış insanların 00:29:32.960 --> 00:29:33.960 hayatlarını yazıyoruz. 00:29:34.280 --> 00:29:41.600 Sahâbe-i kirâmdan filanca, meşhur hatunlardan filanca diye eskileri anlatıyoruz. 00:29:41.840 --> 00:29:46.360 Zamanımızda müslüman bir insan yok mu, müslüman bir hanım yok mu? 00:29:46.920 --> 00:29:51.480 Gidin onu bulun, onunla röportaj yapın, onun hayatını bilsin halk. 00:29:51.680 --> 00:29:56.800 Çünkü şu 20. yüzyılda şu şartlar altında yaşıyoruz. 00:29:56.400 --> 00:30:04.520 Bizim röportajcı kızlar, erkekler, mecmualarımızda bir seri başlattılar, güzel oluyor. 00:30:04.920 --> 00:30:10.320 Yaşayan insanları, yaşayan insanların iyilerini numûne olarak ortaya koymalıyız ki 00:30:10.360 --> 00:30:15.120 gençler onları kendilerine örnek alsınlar, biz de rahat edelim. 00:30:15.960 --> 00:30:18.800 Uzun boylu söze lüzum yok filancayı örnek al, 00:30:19.640 --> 00:30:23.960 filanca sana numûne olsun demek daha kestirme bir yol oluyor sevgili kardeşlerim. 00:30:24.280 --> 00:30:26.440 Üçüncü hadîs-i şerîf. 00:30:28.960 --> 00:30:36.320 el-Câru kable'd-dâri ve'r-refîku kable't-tarîki ve'z-zâdü kable'r-rahîli. 00:30:36.640 --> 00:30:41.520 Efendimiz ne güzel buyurmuş. Zaten başka hadîs-i şerîfinde biliyoruz ki 00:30:41.920 --> 00:30:49.240 Peygamber Efendimiz'e Allah güzel konuşma melekesi vermiş. Ama nasıl güzel konuşma? 00:30:49.680 --> 00:30:57.440 Az kelime ile çok mâna ifade etmek; derli toplu her birisi vecîze, 00:30:57.680 --> 00:31:09.960 her birisi atalar sözünden üstün olan ölçülü, konsantre, öz, hülasa, kıymetli sözler. 00:31:10.240 --> 00:31:18.440 Bu hadîs-i şerîfi de öyle. Efendimiz üç kelimeyle ne mâna cihanları ifade ediyor, önümüze seriyor. 00:31:18.760 --> 00:31:25.240 el-Câru kable'd-dâri. el-Câru, komşu; kabl, önce; dar, ev. 00:31:25.800 --> 00:31:31.320 el-Câru kable'd-dâr. "Evden evvel komşu.” Bu kadar. 00:31:31.760 --> 00:31:38.680 Ama bu sözün altında yatan mâna ben açayım ağzımı sende teybe bandı koy, 00:31:38.880 --> 00:31:47.280 bir saat söyleyeyim bitmez. Çünkü Efendimiz öyle konuşurdu, az sözle öz konuşurdu. 00:31:47.520 --> 00:31:53.800 Nice mânaları ifade ederdi, burada da öyle. Evden evvel komşu. 00:31:54.200 --> 00:32:01.800 Bunu bizim ecdadımız nasıl söylemiş? "Ev alma da komşu al.”, "Ev alma komşu al.” demiş. 00:32:01.120 --> 00:32:09.480 Önce komşu çünkü evin güzel olabilir ama yanındaki komşu Allah'ın belası olur, 00:32:09.880 --> 00:32:12.720 o güzel evi zindan eder insana. 00:32:13.280 --> 00:32:20.000 Ev acizâne, fakîrane, mütevâzi bir şey olur, yanında bir evliyâullah, Allah'ın sevgili kulu, 00:32:20.200 --> 00:32:25.800 halim selim, komşuluktan anlayan, zarif, kamil bir insan olur, 00:32:25.320 --> 00:32:30.800 oh "İki gönül bir olunca samanlık seyran olur.” dedikleri gibi 00:32:30.400 --> 00:32:36.440 o vîrâne bile insana saray gibi, kâşâne gibi gelir. Komşu çok önemli. 00:32:37.120 --> 00:32:44.440 Komşu evden önemli, o bakımdan iyi komşuları bulmaya çalışmalı, 00:32:44.760 --> 00:32:49.600 daha kestirmesi bu işin, iyiler mahalle kurmalı. 00:32:49.960 --> 00:32:56.920 İyi komşuyu arayacaksın tamam, bir yere gidiyorsun sağdaki komşu iyi, soldaki komşu fena. 00:32:57.160 --> 00:32:59.360 Öndeki komşu iyi, arkadaki berbat. 00:32:59.600 --> 00:33:04.720 Geceleyin açıyor şeyi sonuna kadar bangır bangır bağırttırıyor. 00:33:05.400 --> 00:33:11.280 Balkona çıkıyor rakı sofraları kuruyor, herkesin gözü önünde zıkkımlanıyor 00:33:11.600 --> 00:33:18.400 veyahut falanca karşıdaki komşu perdeyi açıyor içerde soyunuyor mesela. 00:33:19.000 --> 00:33:21.800 Allah cezasını versin, hay Allah, ben bu mahallede durmam, 00:33:21.960 --> 00:33:24.000 kalkıp şehirde başka bir yere gidiyor mesela. 00:33:24.240 --> 00:33:30.880 Birisi gitmiş Beyoğlu'nda bir ev tutmuş ama 00:33:31.320 --> 00:33:34.800 bir gün sonra karısı karakola müracaat etmek zorunda kalmış. 00:33:34.880 --> 00:33:39.600 "Karşıdaki komşu perdeleri açıyor içerde çıplak soyunup geziyor.” 00:33:40.400 --> 00:33:46.120 Karakolda demiş ki: Ne yapalım beyefendi, hanımefendi, evin içine biz karışamayız. 00:33:46.400 --> 00:33:52.400 İslâm karışır. İşte bak dünya nizamının eksikliği, İslâm nizamının tamlığı. 00:33:52.840 --> 00:33:59.240 İslâm olsaydı o evin içinde de öyle gezemezdi. Biz karışamayız, ne yapalım. 00:33:59.880 --> 00:34:10.400 Erkek çocuk kız kardeşini kötü yolda görmüş, dövmüş, karakola gitmişler, 00:34:12.480 --> 00:34:16.920 karakolda dövülen kız şikâyetçi. Oğlan da diyor ki: 00:34:16.960 --> 00:34:24.680 "Kötü yolda gördüm ondan dövdüm.” Kıza dönüyor, kız da diyor ki: 00:34:24.760 --> 00:34:27.800 "Ben 18 yaşını bitirdim ne istersem onu yaparım.” 00:34:27.280 --> 00:34:33.640 Buyur! Ben artık hürriyeti elde ettim ne istersem onu yaparım. 00:34:35.360 --> 00:34:41.160 Polis de insaflı "Git! Burası şikâyet yeri değil. 00:34:41.480 --> 00:34:45.920 Şikâyetin yeri savcılık, oraya ver.” demiş, mevkii muameleye vermemiş. 00:34:46.160 --> 00:34:50.200 Dayağı atan çocuk, davacı olan kız ama polis kızı kovmuş; 00:34:50.560 --> 00:34:55.840 çünkü bakmış bir insafsızlık var ortada, "18 yaşıma geldim istediğim edepsizliği yaparım.” diyor. 00:34:57.480 --> 00:35:04.400 O bakımdan komşular önemli. Çevre fevkalade önemli. 00:35:04.720 --> 00:35:10.160 Her zaman söylediğim gibi insan zengin mahallesi der, 00:35:10.240 --> 00:35:15.240 gider sosyetik bir muhite yerleşir, çoluk çocuğu baştan çıkar. 00:35:15.800 --> 00:35:23.640 Benim akrabamdan tanıdığım kimselerden var; İstanbul'un Bağdat caddesinde, tanesi 250 milyon, 00:35:23.680 --> 00:35:30.840 500 milyon, 700 milyon olan evlerde, dairelerde, lüks yerlerde oturuyorlar. 00:35:31.440 --> 00:35:36.920 Orda cadde üzerindeki bir dükkân bir milyar, bir buçuk milyara satılıyor. 00:35:37.280 --> 00:35:40.200 Türkiye'nin, İstanbul'un en lüks semti filan ama 00:35:40.520 --> 00:35:46.360 çocuklar dinden, imandan, ahlâktan, âdabtan uzak yetişiyor. 00:35:46.720 --> 00:35:51.800 Ne yapayım ben orayı? İstemez, orası bana gerekmez. 00:35:51.120 --> 00:35:55.760 Giderim ben bir gecekondu muhitinde benim müslüman vatandaşlarımla, 00:35:55.800 --> 00:35:59.400 kardeşlerimle seve seve otururum. Elhamdülillah, çok şükür 00:35:59.360 --> 00:36:04.440 bak bu evinde birazcık bir şey pişince onu getiriyor, bahçesinde bir meyve olunca onu getiriyor; 00:36:04.640 --> 00:36:09.880 hastalanınca ziyaret var, komşunun işiyle ilgilenmek var, ne güzel! 00:36:10.440 --> 00:36:16.840 İslâmî terbiye neredeyse o komşuyu tercih etmek lazım; manzarayı, lüksü değil. 00:36:17.440 --> 00:36:22.800 Olmuyorsa o zaman müslümanlar mahalle kurun. Müslüman mahalle kurun. 00:36:23.240 --> 00:36:28.360 Çekilin bir kenara, biraz şehirden uzakta olsun, etrafı çevrili bir arazi alın, 00:36:28.600 --> 00:36:34.520 50-100 tane ev yapın; kendi kendinize hepiniz birbirinize benziyorsunuz, 00:36:34.720 --> 00:36:39.640 hepiniz aynı zevke sahipsiniz, çocuklarınız aynı terbiye içinde şey yapmış tamam. 00:36:42.800 --> 00:36:45.840 Bakıyorsun çocuklar güzel yetişiyor, leb demeden leblebiyi anlıyor, 00:36:46.240 --> 00:36:51.480 sormadan İslâm'ın şartı kaç biliyor, Peygamber Efendimiz'in ismi ne, babasının ismi ne, 00:36:51.520 --> 00:36:54.960 anasının ismi ne, sütannesinin ismi ne, sütkardeşinin ismi ne, 00:36:55.280 --> 00:36:58.560 kızlarının ismi ne, çocuklarının ismi ne biliyor, nerden öğrendi bunları? 00:36:59.560 --> 00:37:04.960 Muhit, mahalle güzel. Öbür taraftaki çocukta artistlerin ismini öğreniyor. 00:37:05.600 --> 00:37:11.600 Avrupa'daki, Amerika'daki artistlerin ismini öğreniyor. Neden? Orası sosyetik muhit. 00:37:12.560 --> 00:37:15.280 el-Câru kable'd-dâr. 00:37:15.440 --> 00:37:22.120 Evden evvel komşu lazım insana lüks lazım değil, dünya lazım değil, âhiret lazım. 00:37:23.960 --> 00:37:28.000 Ve'r-refîku kable't-tarîk. Bak bu da ne kadar kısa ne kadar güzel. 00:37:28.320 --> 00:37:30.320 er-Refîku kable't-tarîk. 00:37:30.880 --> 00:37:38.600 "Yoldan evvel yol arkadaşı.” Refîk, refakat edecek kimse, refakatçi, yol arkadaşı. 00:37:38.840 --> 00:37:45.200 İlk önce o lazım insana. Bir yola çıkarsın gidersin, diyelim ki hac yolu, umre yolu, 00:37:45.280 --> 00:37:50.160 diyelim ki Avrupa yolu, Anadolu'da bir yerden bir yere gitmek. 00:37:50.440 --> 00:37:59.440 Eskiden bu biraz daha kervanlarla olurdu, malum. Bir kasabadan bir kasabaya gidiş. 00:37:59.680 --> 00:38:07.400 O kervanların işlerini kolaylaştırmak için de hayır sahipleri durak yerlerine kervansaraylar yaparlardı, 00:38:07.480 --> 00:38:13.120 develer atlar geldiği zaman bir tarafa bağlanırdı, insanlar bir tarafta rahat ederlerdi. 00:38:14.800 --> 00:38:17.920 Yola çıkmadan evvel yol arkadaşını iyi seçmek lazım; 00:38:17.960 --> 00:38:22.520 yol arkadaşı adam olmazsa yarı yolda insanı hançerler, parasını alır kaçar. 00:38:22.920 --> 00:38:28.400 Veyahut yarı yolda bırakır gider, bir küçük şeyden bir münakaşa çıkartır, bırakır gider. 00:38:28.520 --> 00:38:32.760 Yola beraber başladınız, yolda yapayalnız kalıverirsiniz 00:38:33.320 --> 00:38:40.680 veya in arabamdan veya in atımdan deyiverir, neyse insan şeyde kalabilir. 00:38:41.800 --> 00:38:49.720 O bakımdan yolculuğa çıkmadan evvel yol arkadaşını insanın tespit etmesi, seçmesi lazım. 00:38:50.280 --> 00:38:54.600 Bir de İslâm'da çok güzel prensipler vardır. 00:38:54.880 --> 00:39:00.960 Bir yolculuk prensibi de üç beş kişi yola gittiği zaman bir tanesinin imam olmasıdır esas. 00:39:01.880 --> 00:39:08.160 İmam, yani başkan olmasıdır. Yol yolculuğun, kafilenin başkanı olacak birisi, 00:39:08.200 --> 00:39:14.840 ötekiler seçecekler ve o son söz, karar onun olacak. Ona göre hareket edilecek. 00:39:16.400 --> 00:39:20.880 Üç kişi yola gitse bir tanesinin başkan olması gerekiyor. 00:39:21.480 --> 00:39:25.800 Bir de bunun fıkrasını anlatayım mahiyeti iyice anlaşılsın diye. 00:39:25.520 --> 00:39:30.800 Birkaç böyle müslüman eski zamandan Türkistan'dan bir yerden bir yere yola gidiyorlarmış 00:39:30.840 --> 00:39:36.760 ama derviş tasavvuf erbabı olgun kimseler, bir tanesinin imam seçilmesi lazım. 00:39:37.440 --> 00:39:42.680 İçlerinde yaşlı bir mübarek zat varmış genç birisine demiş ki: 00:39:43.960 --> 00:39:47.840 İmam sen ol, yani kafilenin başkanı sen ol. 00:39:48.160 --> 00:39:53.240 Estağfirullah efendim, ne demek! Zât-ı âliniz varken bize başkanlık mı düşer siz olun. 00:39:53.320 --> 00:40:01.640 Yok yok evladım sen ol. Aman efendim asla kabul etmem. "Siz olun.” demiş. 00:40:01.920 --> 00:40:06.000 İhtiyar boynunu bükmüş, peki öyleyse demiş. 00:40:06.440 --> 00:40:15.600 Yola çıkmışlar yağmur başlamış, bir ağaç kavuğuna sığınacaklar, iki kişilik yer var bunlar üç kişi. 00:40:16.800 --> 00:40:20.760 Başkan ikisini içeri koymuş kendisi dışarıda. Efendim siz içeri buyurun. 00:40:20.920 --> 00:40:26.800 Yok demiş, ben başkanım söz benim, benim sizi himaye etmem lazım. 00:40:27.160 --> 00:40:29.840 Onlara öncelik tanımış kendisi zahmet çekmiş. 00:40:30.480 --> 00:40:36.880 Daha başka bir şey olmuş onlara yine öyle bir konfor ve rahatlık sağlamış kendisi sıkıntıda kalmış. 00:40:37.800 --> 00:40:44.120 Daha başka bir şey olmuş yine onları kollamış kendisi sıkıntıda kalmış. 00:40:44.440 --> 00:40:48.320 O zaman genç anlamış ki başkanlık hizmet makamıymış, 00:40:49.120 --> 00:40:54.600 hizmet etmek için ona başkanlığı kabul etmek daha uygun düşermiş. 00:40:54.920 --> 00:41:02.400 Bu başkan olunca hizmeti kendisi yapıyor, gençler şeyde kalıyorlar, kendisi zahmeti çekiyor. 00:41:02.320 --> 00:41:10.000 Yol başkanlığı da bir kuru böbürlenme, ben başkan oldum diye çalım satmak meselesi değildir, 00:41:10.240 --> 00:41:13.800 kafileyi koruyup gözetmektir. 00:41:13.240 --> 00:41:20.000 Allah indinde vebal artık onun oluyor o sürünün çobanı o olmuş oluyor, yani sorumluluktur. 00:41:21.760 --> 00:41:25.600 İşte böyle yola gidecek insanların yol arkadaşını iyi seçmesi lazım gelir. 00:41:26.400 --> 00:41:33.360 Bizim hacılar karayoluyla hacca gitmeye karar vermişler, bizim yakınlardan da birkaç kişi. 00:41:33.680 --> 00:41:39.640 Yaşlı bir zat onlara demiş ki; "Aman bu hac yolculuğunda sevaba girmek için sabır şarttır, 00:41:40.320 --> 00:41:43.960 yolda birbirinizle çekişmeyin, münakaşa, kavga etmeyin 00:41:44.240 --> 00:41:51.480 çünkü şeytan haccın sevabını kaçırttırmak için kışkırtır aman şeytana uymayın.” demiş. 00:41:52.520 --> 00:42:01.280 Peki demişler, daha Şam'a gelmeden kafilenin içinde kavga, ihtilaf, çekişme başladı diyor. 00:42:01.520 --> 00:42:09.200 Şeytan oyunu oynuyor tabii. Onun için yolda yolculuğa çok dikkat etmek lazım. 00:42:09.440 --> 00:42:17.800 Ben de hatırlıyorum, bir kafileyle gitmiştik, hacdan geldik, Adana'da hacılar bir kavga ettiler; 00:42:17.120 --> 00:42:20.840 iki tanesi önden gitti, üç tanesi geriden gitti, birbirlerine küstüler müstüler, 00:42:21.240 --> 00:42:23.800 hacılık gidiyor gümbürtüye. 00:42:23.720 --> 00:42:28.920 Öbür tarafta kazanılmış sevaplar hemen Türkiye'ye gelince kaçırılıyor farkında değiller. 00:42:29.280 --> 00:42:36.800 Onun için yol arkadaşını iyi seçmek, yol arkadaşına hürmet etmek, yol arkadaşına eza etmemek, 00:42:36.880 --> 00:42:43.440 yol arkadaşına hizmet etmek, yol arkadaşını kollayıp gözetmek lazım. İslâmî terbiye bu. 00:42:44.400 --> 00:42:47.120 Ve'z-zâdü kable'r-rahîl. 00:42:48.240 --> 00:42:55.560 "Bu da göçten, seyahatten evvel yol azığı tedarik etmek lazım.” mânasına geliyor. 00:42:56.000 --> 00:42:57.680 Zâd. "Yol azığı.” demek. 00:42:57.880 --> 00:43:05.720 Kable'r-rahîl. "Seyahatten, yola çıkmadan, göçe başlamadan evvel.” yol azığını almak lazım. 00:43:06.120 --> 00:43:13.520 Bu her çeşit hazırlığa şamildir, yola gidecek insanın bayağı bir düşünüp taşınıp 00:43:13.600 --> 00:43:18.400 yolda bana neler lazım olur diye hazırlığını ona göre yapması uygun olur. 00:43:18.800 --> 00:43:24.640 Yapmazsa yolda yaya kalabilir. Biz de hacca gideceğimiz zaman 00:43:25.400 --> 00:43:28.920 arabamızın hangi parçaları bozulabilir [diye düşünüp] onları bile almıştık. 00:43:29.200 --> 00:43:39.600 Bilmem debriyaj teli, vantilatör kayışı yedek, filanca şey falanca şey yedek; 00:43:39.960 --> 00:43:48.560 hastalanırsak şu şu şu ilaçlar; yolda acıktığımız zaman yiyebileceğimiz bozulmayan yiyecekler filan. 00:43:48.840 --> 00:43:50.800 İşte bunlar azık. 00:43:51.240 --> 00:43:58.760 Bir de mânevî yolculuk olan âhiret yolculuğu var ki dünyadan insan geçiyor, 00:43:58.880 --> 00:44:04.920 küçüklükten ihtiyarlığa doğru, ihtiyarlıktan sonra da âhirete gidiyor; bu da bir yolculuktur. 00:44:05.320 --> 00:44:11.400 Bu âhiret yolculuğunda, âhirete doğru gidişimizde de bize azık lazım. 00:44:11.400 --> 00:44:16.600 Bu da bir mânevî yolculuktur, buna bir mânevî yol azığı icap ediyor. 00:44:16.640 --> 00:44:21.920 O nedir? Fe-inne hayra'z-zâdi'd-takvâ. 00:44:22.480 --> 00:44:27.880 "Âhiret yolculuğunun azığı, en hayırlı azık da takvadır.” 00:44:28.440 --> 00:44:32.240 Madem hepimiz bu dünyaya geldik işte yaşlanıyoruz, 00:44:32.320 --> 00:44:39.600 işte günler, aylar, yıllar geçiyor, ölüme doğru gitmekteyiz, işte göç vakti yaklaştı. 00:44:39.880 --> 00:44:45.760 O halde ne lazım bize de? Yolculuk için bir şeyler tedarikatta bulunmak lazım. 00:44:45.920 --> 00:44:47.600 O nedir? Takvadır. 00:44:47.920 --> 00:44:54.880 Hepimiz takvayı kendimize azık edinelim, takva ehli olalım, Allah'tan korkalım, 00:44:54.960 --> 00:45:01.920 günahlardan sakınalım çekinelim, günahlı yollara adım atmayalım, günahlı taraflara dönmeyelim, 00:45:01.960 --> 00:45:04.680 bakmayalım, günahlı işleri yapmayalım, 00:45:05.240 --> 00:45:11.920 hangi iş günahsa hangi iş yasaksa ondan son derece uzak duralım. Nefse uymayalım. 00:45:12.400 --> 00:45:17.880 Bu şeytan ki bizi her fırsatta kandırıp aldatıp günahlara bulaştırır, 00:45:17.880 --> 00:45:21.320 Allah'a asi etmeye çalışır, şeytana uymayalım. 00:45:21.560 --> 00:45:30.120 Bu dünya ki zevkleri, eğlenceleri, hırsları, tamahları insanı Allah yolunda çalışmaktan alıkoyar, 00:45:30.200 --> 00:45:36.120 Allah'ın rızasını kazanmasına mani olur, bu dünyanın fâni lezzetlerine takılmayalım. 00:45:36.440 --> 00:45:41.640 Âhireti düşünelim, âhireti gözden uzak tutmayalım; cehennemi düşünelim, 00:45:41.640 --> 00:45:44.200 cehennemdeki azapların şiddetini düşünelim, 00:45:44.400 --> 00:45:48.200 cehenneme düşmemek için ne yapmamız gerekiyorsa tedbirleri alalım. 00:45:48.440 --> 00:45:51.560 Cenneti düşünelim, o nimet yurdunu kaçırmamak, 00:45:51.960 --> 00:45:59.160 o ebedi saadet diyarına mutlaka gitmek için neler yapmamız gerekiyorsa her türlü fedakârlığı yapalım. 00:45:59.680 --> 00:46:07.640 Cihatsa cihat, zekâtsa zekât, fedakarlıksa fedakarlık, hizmetse hizmet, 00:46:07.960 --> 00:46:14.800 nasihatse nasihat, ne yapmamız gerekiyorsa onu yapalım. Allah'tan korkalım, gayrıdan korkmayalım. 00:46:14.840 --> 00:46:19.760 Başka kimseden çekinmeyelim, hakkı söyleyelim hakkı işleyelim, takva ehli olalım, 00:46:20.240 --> 00:46:25.320 bu yolda bize o lazım olacak. Âhirette bize fayda verecek olan o dur. 00:46:29.800 --> 00:46:35.840 Diğer hadîs-i şerîfe geçtik. el-Câru ehakku bi-şuf'ati ahîhi. 00:46:38.160 --> 00:46:50.800 "Komşu kardeşinin şuf'asına daha layıktır.” Kardeşi dediği burada komşusu demek. 00:46:50.960 --> 00:46:57.920 Komşu müslüman kardeşi olan öbür komşusunun şuf'asına daha layıktır. 00:46:58.120 --> 00:47:14.200 Şuf'a, "Satılan bir malda komşu olanın satın almada öncelik sahibi, ona öncelik tanınmasıdır.” 00:47:14.520 --> 00:47:16.760 Diyelim ki ben tarlamı satıyorum. 00:47:17.440 --> 00:47:22.760 Bir yerde üç dönüm bir tarlam var; satmam gerekmiş, para lazım olmuş satacağım. 00:47:23.920 --> 00:47:34.400 Birisi gelmiş bir fiyat vermiş. Tarlaya bitişik olan komşular veyahut 00:47:34.520 --> 00:47:40.400 tarlada küçük bir hissesi bulunan kimse onu almaya daha salahiyetlidir, haklıdır; 00:47:40.600 --> 00:47:43.440 iddia da edebilir, mahkemeye de verebilir ve alır. 00:47:44.160 --> 00:47:47.200 Aynı parayı verdikten sonra öncelikle 00:47:47.320 --> 00:47:54.600 -ben istediğime satarım, ona satmıyorum buna satıyorum filan olmaz- komşunun hakkı var. 00:47:54.680 --> 00:48:02.320 Çünkü onun malı ona bitişik, onun işi görülsün diye satılacak şeyi ona satıvermek gerekiyor. 00:48:02.640 --> 00:48:10.000 İşte komşunun malında öteki komşunun şuf'a hakkı, hakk-ı şuf'ası vardır diye 00:48:10.400 --> 00:48:12.720 Efendimiz bu hakikate ifade ediyor. 00:48:21.760 --> 00:48:28.920 Diğer hadîs-i şerîf. Habbibbullâhe ilâ 'ibâdihî yuhbibkümullâhu. 00:48:30.640 --> 00:48:35.160 Bu da son derece mühim bir vazifemizi bize hatırlatıyor 00:48:35.880 --> 00:48:43.560 ve kârlı, bize kâr getirecek, bizi saadete erdirecek bir tavsiye. 00:48:44.800 --> 00:48:48.800 Efendimiz buyuruyor ki, Habbibbullâhe ilâ 'ibâdihî. " 00:48:48.280 --> 00:48:58.920 Allah'ı kullarına sevdirtin. Allah celle celalühü hazretlerini kullarına sevdirtin.” 00:48:59.240 --> 00:49:06.160 Yani kullarda aşkullah, muhabbetullah, Allah sevgisi uyandıracak işler yapın. 00:49:07.200 --> 00:49:13.120 Onların gönlüne Allah sevgisini yerleştirecek işler yapın, yerleştirin nasıl yerleştirirseniz, 00:49:13.360 --> 00:49:19.400 Allah'ı sevdirmeyi yapın. Böyle yaparsanız yuhbibkümullâhu. 00:49:19.440 --> 00:49:28.280 "Allah sizi sever.” Siz kullarına Allah'ı sevdirtin ki Allah da sizi sevsin. 00:49:28.560 --> 00:49:35.520 Demek ki Allah'ın bizi sevmesini istiyorsak başvuracağımız çalışma, yön neymiş? 00:49:36.120 --> 00:49:46.160 Öteki kullara Allah'ın sevgisini aşılamak, kullara Allah'ı sevdirtmek. 00:49:46.720 --> 00:49:53.720 Çocuğunuza Allah'ı anlatırsınız. Allahu Teâlâ hazretleri kudret, kuvvet sahibidir; 00:49:54.800 --> 00:50:05.400 her şeye Kâdir'dir, Kahhâr'dır, Cebbâr'dır ama lütfu çoktur, bize çok nimetler veriyor, 00:50:05.520 --> 00:50:12.280 affediyor, mağfiret ediyor; bir tevbe istiğfar ediverince nice yıllık günahları siliveriyor, 00:50:12.440 --> 00:50:16.840 bağışlayıveriyor, örtüyor, başkalarına göstermiyor, setrediyor. 00:50:17.120 --> 00:50:26.480 Böyle rahmeti geniş, merhameti çok, ikramı bol Rabbimiz diye mesela bunları çocuklara anlatarak 00:50:26.720 --> 00:50:31.800 Allah'ı sevdirmek, Allah sevgisini onların gönlüne yerleştirmek olabilir. 00:50:31.400 --> 00:50:41.200 Diğer insanlara da yerleştirmek mümkün. Mesela bizim köyde birisi varmış, bir yaşlı imam, 00:50:41.680 --> 00:50:49.400 eskiden yaşamış bir kimse, çocukları ölüyormuş, ölünce feryat figan. 00:50:49.400 --> 00:50:53.800 Doğuyormuş biraz yaşıyormuş ölüyormuş, doğuyormuş biraz yaşıyormuş ölüyormuş. 00:50:53.200 --> 00:50:58.640 Kaç tane öldüyse, feryat figan, ağlama sızlama, gözyaşları. 00:50:59.160 --> 00:51:04.840 Ârif bir zat gelmiş, böyle ehl-i dil bir kimse. 00:51:05.160 --> 00:51:09.120 Bu bizim bahis konusu hocaefendiye demiş ki, 00:51:09.600 --> 00:51:13.800 yahu sen kendini bu kadar paralıyorsun bu iş için üzülüyorsun. 00:51:14.400 --> 00:51:21.560 Sana bu yavruları veren kim? Elbette Allahu Teâlâ hazretleri. 00:51:21.920 --> 00:51:26.920 Alan kim? Elbette Allahu Teâlâ hazretleri. 00:51:27.200 --> 00:51:31.320 Peki sen utanmıyor musun bu kadar itiraz etmeye, bu kadar bağırmaya çağırmaya? 00:51:32.120 --> 00:51:38.520 Boynunu bükmüş ama bu söz tesir etmiş ona, haklı demiş, ne yapalım Allah verdi Allah alıyor, 00:51:38.840 --> 00:51:41.640 kendisi bilir, hikmetinden sual olmaz. 00:51:42.200 --> 00:51:48.640 Ondan sonra itiraz içindeki isyan, ileri geri söz söyleme geçmiş. 00:51:48.920 --> 00:51:54.800 Ondan sonra bir çocuğu olmuş yaşamış. 00:51:54.280 --> 00:52:01.800 Bazen bir küçücük söz karşıdaki bir insanın ıslahına güzelce vesile olur. 00:52:02.440 --> 00:52:07.960 Tatlı bir şekilde yerinde bir müdahale, güzel bir itiraz, 00:52:08.240 --> 00:52:12.560 sevgiyle yapılan bir şey karşı tarafı hatasından döndürtür. 00:52:14.400 --> 00:52:22.200 Allahu Teâlâ hazretlerini kullara sevdirmenin yolları herhalde çok çok çeşitlidir. 00:52:22.280 --> 00:52:33.320 Şu anlattığım misallerden ibaret değildir, daha nice yolları vardır. O da erbabına malum. 00:52:33.360 --> 00:52:38.160 Yalnız şu kadar söyleyelim ki Allahu Teâlâ hazretlerinin 00:52:38.440 --> 00:52:48.840 kulun içinde sevgisinin uyanması için yol tasavvuf yoludur. Yol tasavvuf yoludur. 00:52:49.320 --> 00:52:58.800 Tasavvufun esaslarına, zikrine, fikrine, âdabına, erkânına bir kimse iyice uyarsa 00:52:59.320 --> 00:53:07.240 onun gönlünde Allah sevgisi hâsıl olur. Onun gönlünde Allah sevgisi hâsıl olduğuna göre demek ki 00:53:07.320 --> 00:53:16.280 tasavvufî eğitimi yapan kimseler de böylece Allah'ın sevgili kulu olacaklar müjdesi çıkıyor buradan. 00:53:16.800 --> 00:53:34.920 Çünkü kulda Allah sevgisi hâsıl oluyor. O da o sevginin hâsıl olmasına yardımcı olmuş oluyor. 00:53:35.320 --> 00:53:41.120 Allahu Teâlâ hazretleri cümlemizi elimizden geldiğince dine hizmet etmeye muvaffak eylesin. 00:53:41.560 --> 00:53:51.400 Allah'ın sevgisini kullara yaymakta çalışmaya muvaffak eylesin, yolunda zikrinde daim eylesin. 00:53:52.000 --> 00:53:54.240 Fâtiha-i şerîfe meâl besmele.