WEBVTT 00:00:00.310 --> 00:00:04.767 Fekâle nebiyyü sallallahu aleyhi ve sellem: 00:00:04.792 --> 00:00:13.422 Selâsün yüdrikü bihinne'l-abdü ragâibe'd-dünyâ ve'l-âhireti: 00:00:13.447 --> 00:00:25.787 es-Sabru inde'l-belâi ve'r-ridâ bi'l-kadâi ve'd-duâü fi'r-rehâi. 00:00:25.812 --> 00:00:34.460 İmrân b. Husayn radıyallahu anh'ten rivayet olunduğuna göre 00:00:34.125 --> 00:00:41.842 Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuşlar ki; 00:00:41.867 --> 00:00:58.390 "Üç şey vardır ki kul bununla dünyanın ve âhiretin mükâfatlarına nâil olur, 00:00:58.465 --> 00:01:07.798 rağbet edilecek, heves edilecek, arzu, temenni edilecek güzel sonuçlara vâsıl olur." 00:01:07.823 --> 00:01:17.303 Bu üç şey: 1.es-Sabru inde'l-belâi. "Belâya sabretmektir." 00:01:17.328 --> 00:01:21.951 Belâ, Arapça'da "imtihan" mânasına geliyor. 00:01:21.976 --> 00:01:29.479 Kulun imtihan edilmesi için sınanması, denenmesi için Allahu Teâlâ hazretlerinin 00:01:29.542 --> 00:01:37.209 ona musallat etmiş olduğu bir olay, başına getirmiş olduğu bir hadise, bir sıkıntı, bir üzüntü vs. 00:01:37.265 --> 00:01:44.495 "Bakalım kul; bu olayın karşısında nasıl tavır takınacak, nasıl hareket edecek? 00:01:44.541 --> 00:01:56.236 İmtihanı başaracak mı başaramayacak mı?.." diye biraz keyfine aykırı, canına biraz sıkıntı verecek bir iş. 00:01:56.623 --> 00:02:01.318 İnsanın başına her zaman kendisinin temenni ettiği hâller gelmez. 00:02:01.630 --> 00:02:07.714 Bazı kere de hiç istemediği, hiç arzu etmediği, temenni etmediği bir şeyler gelebilir. Kim getiriyor? 00:02:07.792 --> 00:02:12.584 Allah celle celâlüh! Allah nasip ediyor, Allah yazmış, Allah'ın kaderi, Allah'ın takdiri geliyor. 00:02:12.709 --> 00:02:20.210 Allahu Teâlâ hazretlerinin her hareketinde, her yaratışında, her fiilinde hayırlı ve faydalı sonuç olacaktır! 00:02:20.225 --> 00:02:25.261 O, kâinatın hâlıkıdır, her şeyi bilir, yaptığı da güzeldir. 00:02:25.385 --> 00:02:33.335 Ârifler yaptıklarını inceledikleri zaman hepsini sevmişler: 00:02:33.584 --> 00:02:42.293 Hoştur bana senden gelen Ya gonca gül yahut diken Ya hil'at ü yahut kefen [Lütfun da hoş kahrın da hoş] 00:02:42.454 --> 00:02:53.400 diye hepsini sevmişler. Mevlâ görelim neyler Neylerse güzel eyler diye ifade etmişler. 00:02:53.188 --> 00:03:03.261 Allah bize, başımıza üzüleceğimiz bir şey geldiği zaman sabretmeyi nasip etsin. 00:03:03.323 --> 00:03:06.455 Çünkü insan sabrettiği zaman büyük sevap kazanır. 00:03:06.501 --> 00:03:14.514 Diyelim ki bir hastalık geldi, çocuk bir kazaya uğradı veyahut ticarette bir olmadık gelişme oldu; 00:03:14.569 --> 00:03:21.639 Karadeniz'de gemileri battı, şu oldu bu oldu… Ne yapacak? Sabredecek! 00:03:21.817 --> 00:03:25.502 Sabretmenin aksi ne, sabretmemek ne? 00:03:25.604 --> 00:03:34.454 Sabretmez; bağırır, çağırır, kızar, söver sayar, isyan eder. Allah'a karşı gelir, ileri, geri laflar söyler: 00:03:35.125 --> 00:03:41.250 "Bu da mı benim başıma gelecekti?.."Sen bu edepsizlikle gidersen daha neler gelir başına!.. 00:03:42.120 --> 00:03:45.350 Onun için sabretmeyi öğrenmeli! 00:03:45.420 --> 00:03:50.569 Eğer kişi sabrederse Allah sabreden kullarla beraberdir, büyük mükâfat vaad etmiştir. 00:03:50.615 --> 00:03:54.360 Kul sabrettiği takdirde çok büyük mükâfata erer, kazanır. 00:03:54.209 --> 00:03:58.543 "Acaba Allah, bir insana kızdığı için mi o belâları veriyor?" 00:03:58.575 --> 00:04:04.462 Bilemeyiz ama sevdiği kullarına daha çok vermiş. Hatta Peygamber Efendimiz diyor ki; 00:04:04.462 --> 00:04:11.443 Eşeddü'l-belâyâ ale'l-enbiyâi. "En şiddetli imtihanlar, belalar, musibetler peygamberlere gelir." 00:04:11.505 --> 00:04:15.732 Onlar onları başarırlar, atlarlar, geçerler; onlara vız gelir. 00:04:15.833 --> 00:04:20.950 "Ondan sonra evliyâullaha gelir, çeşit çeşit sıkıntılara uğrarlar. 00:04:20.197 --> 00:04:24.131 Ondan sonra salih kullara gelir, ondan sonra sıradan mü'minlere gelir." 00:04:24.216 --> 00:04:30.863 Firavun'un başı bile ağrımamış. Uzun bir ömür yaşamış da bir baş ağrısı bile çekmemiş. 00:04:31.580 --> 00:04:40.855 Demek ki hasta olmak, sıkıntıya uğramak, üzülmek, dertlenmek vs. bunlar normal şeyler, olabilir. 00:04:40.909 --> 00:04:48.374 Hatta "Allah Allah, ne oluyor?!.." filan diye; biraz olmamasından işkillenmek, tedirgin olmak lazım. 00:04:48.561 --> 00:04:54.460 Eskilerden bir tanesi bakmış: 00:04:54.179 --> 00:05:01.488 Evi bereketli, vücudu sıhhatli, işleri tıkırında, her şeyi güzel! İşkillenmiş: 00:05:01.534 --> 00:05:03.212 "Yahu, benim hâlim ne oluyor? 00:05:03.259 --> 00:05:10.435 Yoksa Allah beni dünyaya daldırdı da Firavun gibi başıma hiçbir sıkıntı gelmeden yaşayacağım da 00:05:10.466 --> 00:05:17.362 sonra âhirette mi vaziyet fena olacak?!.." filan diye gitmiş bir hocaefendiye, alime sormuş. Demiş ki; 00:05:17.362 --> 00:05:19.834 "Hocam, benim her şeyim yerli yerinde…" 00:05:19.880 --> 00:05:24.703 Biz sıkıntıdan şikâyete gideriz, o da rahatlıktan şikâyet gitmiş: 00:05:24.796 --> 00:05:31.246 "Benim her şeyim rahat, her şeyim yerli yerinde, hiçbir sıkıntım yok. Acaba ben istidraca mı uğruyorum?" 00:05:31.331 --> 00:05:36.747 Vellezîne kezzebû bi-âyâtinâ senestedricühüm min haysü lâ ya'lemûne ve emlî lehüm inne keydî metînün. 00:05:36.786 --> 00:05:40.689 Allah kâfirlere bir mühlet verir, bir fırsat, bir imkân verir. 00:05:40.758 --> 00:05:48.695 Kâfir küfrünü yapar, bağırır, çağırır. Şişeyi kırar, nârâ atar, söver sayar. Her şeyi yapabilirim, sanır. 00:05:48.788 --> 00:05:52.746 Ama Allah ona bir belâ verir, sonra kıpırdayamaz hâle gelir! 00:05:52.918 --> 00:05:56.627 "Bakalım ne yapacak?" diye müddet veriyor. 00:05:56.626 --> 00:05:59.127 İpini biraz salıveriyor ama ipi yine Allah'ın elinde! 00:05:59.546 --> 00:06:01.209 Sadece biraz salıveriyor, o kendisini serbest sanıyor. 00:06:01.250 --> 00:06:07.250 Allah'ın kaderi ipiyle bağlı olduğunun farkında değil; ortalıkta biraz dolaşınca 00:06:07.523 --> 00:06:11.100 bağırıyor çağırıyor, küstahlaşıyor. Yumruğunu havaya sallıyor: 00:06:11.000 --> 00:06:15.210 "İn aşağı, göreyim!.." filan gibilerden ama ne yapacak? Hiç bir şey yapamaz! 00:06:15.830 --> 00:06:20.100 Karınca gelse size hakaret etse Süleyman aleyhisselam gibi sen de onun sesini duysan; 00:06:20.100 --> 00:06:24.829 "Vay be! Şu küçücük karıncaya bak, bana çatıyor. 'Gel de yanıma, göstereyim sana!' diyor." 00:06:24.898 --> 00:06:34.270 "Üstüne bassam yamyassı olacak, toprağa resmi çıkacak. Gelmiş bana bağırıyor!.." diye güler geçersin. 00:06:34.449 --> 00:06:37.306 Peki, bir de Allah'a karşı gelenler?!.. 00:06:37.783 --> 00:06:45.759 Ne kadar cahil, ne kadar zavallı, bîçare, ne kadar kafasız; ne kadar tehlikeli bir iş yapıyorlar! 00:06:48.125 --> 00:06:54.751 O adamcağız da "Acaba ben Allah'ın sevmediği bir kul mu oluyorum?" filan diye gitmiş, hocaya sormuş: 00:06:54.793 --> 00:06:59.966 "Benim her şeyim tıkırında, her şeyim rahat; acaba ben Allah'ın iyi bir kulu değil miyim? 00:07:00.200 --> 00:07:04.708 En şiddetli belalar peygamberlere gelirmiş, evliyâya gelirmiş; 00:07:04.965 --> 00:07:08.836 benim hiçbir derdim, sıkıntım yok." filan deyince hoca demiş ki; 00:07:08.836 --> 00:07:11.362 "Olabilir, senin dediğin mümkün. 00:07:11.573 --> 00:07:17.243 Onun için sen biraz ekmek ve bir miktar peynir al; sokakta ye, öyle dolaş. 00:07:17.292 --> 00:07:27.501 Ama sokakta yiyeceksin, gezerken yiyeceksin. Bir hafta dolaş, ondan sonra gel." 00:07:28.751 --> 00:07:33.585 Bir hafta sonra gelmiş. Hoca merakla sormuş: "Ne oldu durumun?" 00:07:33.657 --> 00:07:40.110 "Vallahi hocam, evimizden bereket akıyor, ambarlar taşıyor, mutfağımız dolu. 00:07:40.125 --> 00:07:43.208 Sıhhatim daha iyi, her şeyim yerli yerinde…" demiş. 00:07:43.334 --> 00:07:50.126 Hoca; "Ben sana 'Sokakta yemek ye, ekmek ye!' demedim mi?" "Dedin." demiş. "Ne yaptın?" 00:07:50.653 --> 00:07:56.569 "Ekmeği elime aldım ama kırıklar yere düşer belki diye önüme bir örtü aldım. 00:07:56.803 --> 00:08:01.724 Ondan sonra sakına sakına, kimseye göstermeden yedim. Çünkü görürse göz hakkı olur. 00:08:01.817 --> 00:08:08.364 Ondan sonra tanelerin düşmemesine çok dikkat ettim. Bir keresinde ısırırken bir parça sıçradı. 00:08:08.501 --> 00:08:11.377 Eğildim, aradım aradım toprağın üstünde, 00:08:11.334 --> 00:08:15.835 o kırıntıyı bulamadım, sıçrayan ekmek kırığını bulamadım. 00:08:15.959 --> 00:08:19.710 Birisi gelir de ayağı ile basar filan diye onun etrafına taşlar dizdim ki kimse gelip de üstüne basmasın. 00:08:19.792 --> 00:08:23.501 Ben göremedim ama buralarda kimse üstüne basmasın diye…" 00:08:23.584 --> 00:08:28.168 Hoca gülmüş: "Git evladım, git! Hadi evine selametle git! 00:08:28.292 --> 00:08:31.876 Allah sana daha çok mükâfat versin. 00:08:31.918 --> 00:08:36.502 Sen, bu terbiye ile bu edepten dolayı o bolluğa, berekete eriyorsun. 00:08:36.542 --> 00:08:44.100 Seninki kâfirin başına gelen istidrac, kâfire verilen aldatıcı bolluk değil. 00:08:44.420 --> 00:08:47.420 Hadi, senin durumun iyi!.." diye göndermiş. 00:08:47.125 --> 00:08:53.417 Demek ki eski insanlar, kendileri çok rahat oldukları zaman rahatsız olmuşlar. 00:08:53.459 --> 00:08:58.293 Doğrusu bizim kardeşlerimiz arasında da hakikaten rahatı çok iyi olduğu hâlde 00:08:58.292 --> 00:09:01.751 rahatsız olan kimseler biliyorum. "Hocam, her şeyim var. 00:09:01.751 --> 00:09:07.100 Emekliyim, evim var barkım var, arabam var, malım var, param pulum var… 00:09:07.167 --> 00:09:12.376 Afganistan'da kardeşlerim sıkıntı çekiyorlar; dağlarda Ruslar'la uğraşacağız diye aç, açık… 00:09:12.459 --> 00:09:16.584 Ben ise buralarda rahatım yerimde. Olur mu hocam, bırak Afganistan'a gideyim!.." diyor. 00:09:16.626 --> 00:09:20.127 "Gidersen mâşaallah, cihat sevabı kazanırsın." 00:09:20.830 --> 00:09:29.834 Dikkat ediyorum, rahatından rahatsız oluyor. Bu, imandan dolayıdır. 00:09:29.959 --> 00:09:33.626 Çünkü mü'min, öteki kardeşinin derdiyle dertlenir. 00:09:33.709 --> 00:09:38.627 Peygamber Efendimiz; "Komşusu aç iken kendisi tok yatan bizden değildir!" buyurduğu için 00:09:38.709 --> 00:09:43.585 müslüman kardeşlerine elinden geldiğince hizmet etmek, yardım etmek ister. 00:09:43.667 --> 00:09:49.840 Bizim zenginlerimiz biraz para kazandı mı cami yapmış, medrese yapmış, 00:09:49.167 --> 00:09:58.250 çeşme yaptırmış, hayır yapmış, sıbyan mektebi yapmış; iki adımda bir cami, mescit, hayrat, hasenât… 00:09:58.417 --> 00:10:04.840 Neden? Bizim kavmimiz mü'min kavim, imanlı kavim olduğu için; 00:10:04.125 --> 00:10:09.250 "Ben öldükten sonra da sevap bana gelsin!" diye parasını hayra sarf etmiş. 00:10:09.459 --> 00:10:18.377 Bakıyorsun Mahmud Paşa, cami yapmış. Sinan Paşa, cami yapmış. Rüstem Paşa, cami yapmış…Neden? 00:10:18.417 --> 00:10:24.840 Paşa olmuş, parası var, harp etmiş, ganimet kazanmış, geliri iyi. Parayı ne yapsın? 00:10:24.209 --> 00:10:29.626 Hemen hayra sarf etmiş! Allah bizi de âfiyet üzere yaşatsın. 00:10:29.626 --> 00:10:35.585 Ama sabredilecek bir durum geldiği zaman; ağrı, sızı, hastalık, üzüntü, sıkıntı, dert, gam, 00:10:35.667 --> 00:10:40.543 keder, elem geldiği zaman, sabredip de sevap kazananlardan eylesin. 00:10:40.584 --> 00:10:45.210 Onları bize göndermesin, rahat edelim, rahat yaşayalım diye temenni ediyoruz 00:10:45.250 --> 00:10:50.126 ama gelirse de sabretmek edebini bize nasip eylesin. 00:10:50.250 --> 00:10:52.792 Neden onların gelmesini istemiyoruz? 00:10:53.417 --> 00:11:00.667 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bir hastanın ziyaretine sahabesiyle beraber 00:11:00.667 --> 00:11:06.418 rıdvanullâhi teâlâ aleyhim ecmaîn gitti. Beraberce gittiler. Hadîs-i şerîfte deniliyor ki; 00:11:06.459 --> 00:11:10.377 "Adama bir de baktılar ki kuş yavrusu gibi kalmış." 00:11:10.459 --> 00:11:17.430 Demek ki hastalıktan erimiş, küçülmüş, büzülmüş, kamburlaşmış; kuş yavrusu gibi bir şey kalmış. 00:11:17.626 --> 00:11:20.252 Peygamber Efendimiz hayret ederek ona diyor ki; 00:11:20.459 --> 00:11:25.335 "Ey filanca, sen Allah'a dua etmesini bilmez misin, Allah'a dua etmedin mi?" 00:11:25.459 --> 00:11:29.335 Dua edilince Allah duaya icabet eder. 00:11:29.417 --> 00:11:34.751 Dua edenin duasını kabul eder, hastalığa şifa verir, hayırlar ihsan eder. 00:11:34.751 --> 00:11:38.751 Allah -hâşâ sümme hâşâ- boş durmuyor ki! Kul istediği zaman, ihsan ediyor. 00:11:38.792 --> 00:11:41.376 Hep görüyoruz, hep biliyoruz, istediğimizi verip duruyor. 00:11:41.417 --> 00:11:46.667 "Sen dua etmesini bilmez miydin yâ filanca?" diye ona ismiyle hitap edince o da demiş ki; 00:11:46.667 --> 00:11:50.420 "Yâ Resûlallah! Dua etmesini bilmez olur muyum, bilirim ama; 00:11:50.125 --> 00:11:55.292 'Yâ Rabbi! Bana dertleri âhirette vereceğine dünyada ver! 00:11:56.000 --> 00:12:00.918 Tek âhirette rahat edeyim de dünyada ne derde uğrarsam uğrayayım.' diye 00:12:01.000 --> 00:12:03.375 dua ediyordum." deyince Peygamber Efendimiz demiş ki; 00:12:03.375 --> 00:12:07.917 "Hayır! Öyle yapmayın, Allah'tan âfiyet isteyin. Çünkü Allah'ın hazinesi sonsuz." 00:12:08.000 --> 00:12:12.209 İlle; "Bir yerde vereceğim, öbür tarafta vermeyeceğim." diye bir şart koşmamış ki! 00:12:12.584 --> 00:12:15.876 "Ya dünyada ya âhirette, tercih et bakalım!.." dememiş ki!.. 00:12:16.830 --> 00:12:19.875 Bize Kur'ân-ı Kerîm'de öğretmiş ki şöyle dua edelim: 00:12:20.000 --> 00:12:26.125 Rabbenâ âtinâ fi'd-dünyâ haseneten ve fi'l-âhireti haseneten ve kınâ azâbe'n-nâr. 00:12:26.167 --> 00:12:30.376 "Yâ Rabbi! Bize dünyada da iyilik ver, âhirette de iyilik ver! 00:12:30.501 --> 00:12:34.918 Ve bizi cehenneme düşmekten, cehennem ateşinde yanmaktan koru, kurtar!" 00:12:35.830 --> 00:12:40.750 Çünkü biz kuluz, isteriz; O da Rabbimiz, verir. Hazineleri sonsuz. 00:12:40.876 --> 00:12:50.418 Cümle cihan halkı, bütün kâinattaki varlıklar, bütün gökteki, fezadaki yaratıklar, 00:12:50.459 --> 00:12:54.335 hepsi Allah'tan bir şey istese hepsinin istediğini vermeye kâdir! 00:12:54.542 --> 00:12:59.792 Hepsi Allah'a itaat etse hazinesine bir şey eklenmez. 00:12:59.834 --> 00:13:04.376 Hepsi Allah'a âsî olsa; hiçbir kimse Allah'ı tanımıyor, hepsi münkir, 00:13:04.459 --> 00:13:09.168 kıpkızıl, kapkara [olsa] Allah'ın hazinesinden bir şey eksilmez! Ne olacak? 00:13:09.334 --> 00:13:17.835 "Ol!" dedi bir kerre var oldu cihân "Olma!" derse mahvolur ol dem hemân 00:13:17.876 --> 00:13:24.752 Kün fe yekûn. "Ol der, olur." Kâinata "Ol." dedi, oldu. O yarattı. 00:13:24.876 --> 00:13:30.293 Yarattığını isterse yok eder; onlar isterse kulluk etsinler, isterse etmesinler! 00:13:30.375 --> 00:13:32.167 Biz muhtacız, O muhtaç değil! 00:13:32.292 --> 00:13:38.542 Biz kulluğuna muhtacız; O bizim ibadetimize, taatimize muhtaç değil! İstersek etmeyelim. 00:13:38.626 --> 00:13:42.127 Biz ibadeti, taati, kendimize fayda sağlasın diye yapıyoruz. 00:13:42.167 --> 00:13:47.834 Veyahut O'nun bize nimetlerine şükür olsun diye yapıyoruz. Yoksa Allah'ın ihtiyacı yok ki!.. 00:13:48.209 --> 00:13:54.501 Bizim emekli ilkokul öğretmenlerinden bir dervişimiz vardı. 00:13:54.626 --> 00:14:01.335 İlkokulda çok güzel, ballandıra ballandıra din dersi anlatırmış. 00:14:01.417 --> 00:14:07.100 Sınıftaki çocuklar -tabii hocaları güzel anlatınca- onun tesiri altında kalıyor. Bir gün demiş ki; 00:14:07.420 --> 00:14:12.100 "Çocuklar! Allah bize emrediyor, günde beş vakit namaz kılmamız lazım! 00:14:12.830 --> 00:14:15.875 Farzdır, yapmamız gerekiyor. Yapmazsak olmaz!" 00:14:15.876 --> 00:14:20.794 Bunun üzerine sınıfın en çalışkan çocuğu elini kaldırmış: 00:14:20.792 --> 00:14:24.543 "Öğretmenim, biz şimdi yapmıyoruz; bunu yapmamız mı lazımdı?" 00:14:24.626 --> 00:14:31.544 "Evet, farzdır, mecburî ödevdir. Ev ödevi gibi mutlaka yapman gereken bir şeydir." 00:14:31.626 --> 00:14:38.418 "Ben bunu bilmiyordum öğretmenim. Bundan sonra söz veriyorum, bu görevimi de muntazaman yapacağım!" demiş. 00:14:38.459 --> 00:14:42.668 Kız öğrenci; çünkü çalışkan, dördüncü veya beşinci sınıfta. 00:14:42.751 --> 00:14:45.293 Öğrenciye; "İyi yaparsın evladım! 00:14:45.334 --> 00:14:49.501 Sen ibadetini yaparsan Allah da seni mükâfatlandırır, sevaba girersin, 00:14:49.501 --> 00:14:52.584 uygun olur, böyle olmanız gerekir." demiş. [Öğretmen anlatıyor:] 00:14:52.626 --> 00:14:55.960 "Çocuğun böyle duygulanmasına ve söz vermesine sevindim. 00:14:55.959 --> 00:15:04.877 Fakat birkaç gün geçti; kravatlı, lacivert elbiseli, jilet gibi ütülü, yakışıklı, boylu poslu, 00:15:05.420 --> 00:15:12.125 beyaz, çember yüzlü, ay parçası gibi kırk beş yaşlarında filan bir adam geldi…" 00:15:12.209 --> 00:15:17.100 "Siz filanca hoca hanım mısınız?" diye sordu. "Evet, benim." dedim. 00:15:17.125 --> 00:15:21.334 "Ben sizin öğrencilerinizden filancanın babasıyım." dedi. 00:15:21.375 --> 00:15:26.500 "Sizin çocuğunuz çok çalışkan, ondan çok memnunum. 00:15:26.542 --> 00:15:30.126 Böyle bir çocuğa sahip olduğunuz için sizi tebrik ederim." dedim… 00:15:30.209 --> 00:15:36.127 Ama babası demiş ki; "Hoca hanım, ben Teknik Üniversite'de profesörüm!" 00:15:36.209 --> 00:15:38.430 "Mâşaallah, iyi pek âlâ." 00:15:38.000 --> 00:15:42.292 "Siz bizim kıza; 'Namaz kılmak mecburî!' demişsiniz." Hoca; 00:15:42.459 --> 00:15:46.251 "Ben demedim! Ben demedim, Allah diyor!" demiş. 00:15:46.334 --> 00:15:53.960 "Neyse, Allah'ın dediğini siz naklediyorsunuz. 'Namaz kılmak mecburî!' demişsiniz. 00:15:54.000 --> 00:15:58.292 Şimdi bizim kız günde beş vakit namaz kılıyor…" demiş. "Normal, güzel." 00:15:58.459 --> 00:16:00.251 "Yok, normal olur mu? 00:16:00.292 --> 00:16:05.793 Sabahleyin erken kalkıyor, uykusu yarım kalıyor. Soğuklarda abdest alıyor, üşütecek!.." demiş. 00:16:05.792 --> 00:16:13.209 Allah insanın üşüyeceğini, ısınacağını, uykusuz kalacağını bilmiyor mu?!.. Allah emretmiş! 00:16:13.292 --> 00:16:19.168 "Beyefendi, bunlar vazife!" "Yok! Ben de dini bilirim. 00:16:19.167 --> 00:16:24.501 Ben de küçükken Amme cüzünü okumuştum, dinden imandan anlarım. 00:16:24.584 --> 00:16:27.584 Allah'ın bizim ibadetimize ihtiyacı yoktur. 00:16:27.834 --> 00:16:33.251 Hele hele bizim kızın ibadetine, küçük çocuğun ibadetine hiç ihtiyacı yoktur!.." demiş. 00:16:33.334 --> 00:16:34.960 Öğretmen hanım demiş ki; 00:16:35.000 --> 00:16:38.125 "Beyefendi! Hem siz 'Dini biliyorum.' diyorsunuz 00:16:38.250 --> 00:16:42.292 hem Teknik Üniversite'de profesörüm diyorsunuz hem de cahilce konuşuyorsunuz! 00:16:42.417 --> 00:16:46.918 Hangimiz 'Allah muhtaç!..' diye ona ibadet ediyoruz? 00:16:47.125 --> 00:16:49.792 İçinizde 'Allah muhtaç!' diye ibadet eden var mı? 00:16:49.834 --> 00:16:51.959 Biz bu namazları; 'Allah'ın biraz bizim ibadetimize ihtiyacı var, 00:16:51.959 --> 00:16:55.251 aman onu biraz destekleyelim…' diye mi kılıyoruz? 00:16:55.334 --> 00:17:00.960 Muhtaç olan biziz, bizim ihtiyacımız var, o emrettiği için bunu yapıyoruz!.." demiş. 00:17:01.000 --> 00:17:05.167 Ne söylediyse; ağzından girmiş, burnundan çıkmış. Profesörü pes ettirmiş. 00:17:05.250 --> 00:17:11.834 Sırtını mindere yatırmış, tuşa getirmiş, tuşla galip gelmiş. Profesör kıpkırmızı gitmiş. 00:17:12.830 --> 00:17:17.458 Teknik Üniversite'de profesör ama bu sahada cahil! 00:17:17.584 --> 00:17:22.751 Bu sahada kızından daha cahil! Kızı daha bilgili, profesör daha cahil! 00:17:22.792 --> 00:17:27.840 Hoca hanım; "Aradan bir zaman daha geçti. 00:17:27.250 --> 00:17:31.333 Bu sefer kürklü, süslü püslü, boyalı bir hanım geldi. 00:17:31.417 --> 00:17:37.459 Filanca hoca hanım siz misiniz, diye bana sordu." diyor. "Evet, benim!" dedim. 00:17:37.542 --> 00:17:43.126 "Hoca hanım, sizinle burada mı konuşalım müdür beyin odasında mı konuşalım?" dedi. 00:17:43.209 --> 00:17:47.376 Tehdit ediyor, abanın altından sopa gösteriyor. 00:17:47.375 --> 00:17:50.251 "Bak burada sopa var, görürsün!" filan gibilerden diyor. 00:17:50.334 --> 00:17:56.709 Hoca hanım: "Müdürü rahatsız etmeye lüzum yok, burada söyleyeceğinizi söyleyebilirsiniz." 00:17:56.792 --> 00:18:02.840 "Ben filanca öğrencinizin annesiyim." demiş, "Memnun oldum." demiş. 00:18:02.125 --> 00:18:07.500 "Siz bizim kıza; 'Namaz kılın!' demişsiniz, o zamandan beri boyuna namaz kılıyor. 00:18:07.501 --> 00:18:13.584 Babası geldi, size söylemiş. Bizi yine dinlemiyor, namaz kılmaya devam ediyor. 00:18:13.584 --> 00:18:17.793 'Öğretmenime söz verdim.' diyor. Siz lütfen söyleyin de namaz kılmasın!" demiş. 00:18:17.876 --> 00:18:22.642 "Hanımefendi, siz şaşırdınız mı? Ben öğrencilerime doğru bildiğim şeyi söylerim. 00:18:22.667 --> 00:18:31.420 Ben ona bir kere namazı doğru bildiğim için kılın diye söylemişken sonra şimdi kılmayın der miyim? 00:18:31.830 --> 00:18:32.542 Öyle şeyi yapmam!" demiş. 00:18:32.584 --> 00:18:35.667 Kadın: "Ama sıhhati bozulacak da bilmem ne olacak da…" 00:18:35.709 --> 00:18:39.876 Yine bir sürü şeyler söylemiş. O da; "Olmaz! 00:18:39.876 --> 00:18:47.100 Sizin sözünüz, fikriniz yanlış, siz de kılın! Çocuğunuz haklı, siz yanlışsınız!" demiş. 00:18:47.260 --> 00:18:56.642 "Kadın kızdı, kalktı gitti. Sonra ne yaptılar biliyor musunuz?" diyor. Belki de tahmin edemezsiniz: 00:18:56.667 --> 00:19:04.267 Çocuklarını okuldan almışlar; kızlarını okuldan almışlar, başka bir okula kaydetmişler! 00:19:04.292 --> 00:19:11.455 "Ah bir hoca bulsak da çocuğumuzu doğru düzgün terbiye etse çocuğumuzu güzel eğitse!" diye biz yana yakıla dindar hoca ararız. 00:19:11.480 --> 00:19:16.455 O, çocuğunu dindar hocadan kaçırmış. Hoca hanım; "Ama aradan bir zaman geçti. 00:19:16.480 --> 00:19:19.728 O çalışkan kızdan bir mektup aldım: 00:19:19.753 --> 00:19:25.420 'Öğretmenim, benim namaz kılmam dolayısıyla beni sizden ayırdılar, 00:19:25.559 --> 00:19:31.226 çok üzgünüm ama elimde bir çare yok. Fakat size verdiğim söze aynen devam ediyorum. 00:19:31.267 --> 00:19:34.590 Size verdiğim söze aynen devam ediyorum.' [yazmış]." diyor. 00:19:34.267 --> 00:19:39.226 İşte ne mutlu böyle olanlara! İnşaallah hâlâ devam ediyordur. 00:19:39.350 --> 00:19:44.142 Ben bunu dinleyeli on beş sene oldu; inşaallah büyüyünce şaşırmamıştır. 00:19:44.225 --> 00:19:50.600 Demek ki üç şey insanı dünyanın ve âhiretin en yüksek mükâfatlarına erdiriyor. 00:19:50.642 --> 00:19:53.239 Bir tanesi: Belaya sabretmek! 00:19:53.267 --> 00:20:02.993 2.Ve'r-ridâ bi'l-kadâi. "Allahu Teâlâ hazretlerinin kazâsına, kaderine, hükmüne razı gelmek." 00:20:03.180 --> 00:20:07.810 Kazâ, "arabaların birbirine çarpışması" mânasına gelmiyor. 00:20:07.934 --> 00:20:12.934 Aslında "Allah'ın hükmü, fermanı, hükmetmesi" demek. 00:20:13.180 --> 00:20:18.977 Otomobillerin çarpışmasına, accident neden kaza ismini vermişiz? 00:20:18.976 --> 00:20:24.602 "Allah yazmış, Allah'ın hükmü gereği böyle oldu." mânasına. Onun için ona kaza demiş oluyoruz. 00:20:24.684 --> 00:20:32.180 Allah'ın hükmüne, ne takdir eylemişse ne yazmışsa ona razı gelmek! 00:20:32.100 --> 00:20:42.726 "Eh, ne yapalım, Allah bize nasip etmiş. Avustralya'da yaşıyoruz. Pekâlâ, hükmüne itirazımız yok." 00:20:42.767 --> 00:20:45.393 "Biz de Türkiye'de yaşıyoruz, bizim de itirazımız yok…" 00:20:45.517 --> 00:20:52.393 "Allah bana şu mesleği nasip etmiş, bir itirazımız yok. Şu şöyle olmuş, bir itirazımız yok…" 00:20:52.434 --> 00:20:55.601 Allah'ın hükmüne, fermanına [razıyız]! 00:20:55.684 --> 00:21:03.809 Hükm-i kazâya zerre kadar yok inâdımız Allah'adır tevekkülümüz i'timâdımız 00:21:03.851 --> 00:21:13.769 Yok iştikâ-yı cevr-i felekten nisâbımız Serlevhasında hamd ile başlar kitâbımız 00:21:13.892 --> 00:21:18.142 "Bizim feleğin cevr ü cefasından itiraz huyumuz yoktur. 00:21:18.225 --> 00:21:23.559 Çünkü bizim Kur'an'ımız Elhamdülillâh ile başlıyor. Biz öyle şikâyetlenmeyiz." diyor. 00:21:23.642 --> 00:21:25.393 Bu Osmanlı kafası tabii! 00:21:25.434 --> 00:21:29.851 Yok iştikâ-yı cevr-i felekten nisâbımız 00:21:29.892 --> 00:21:39.170 "Feleğin cevr-i cefasından şikâyetlenmek gibi bir huyumuz yok, öyle bir payımız yok; 00:21:39.142 --> 00:21:40.726 biz öyle bir şey yapmayız. 00:21:40.809 --> 00:21:45.809 Çünkü bizim kitabımız Elhamdülillâhirabbi'l-âlemîn diye başlıyor, Allah'a hamd ile başlıyor." diyor. 00:21:45.976 --> 00:21:48.768 Demek ki Allah'ın takdirine rıza göstermek önemli! 00:21:48.892 --> 00:21:50.434 "Ne yapalım, takdir-i ilâhî böyleymiş." demek gerekiyor. 00:21:50.517 --> 00:21:59.101 Bizim köyde bir imam varmış; çocuğu olurmuş, birkaç gün yaşar ölürmüş. 00:22:01.767 --> 00:22:04.809 Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi… Boyuna çocukları ölüyor. 00:22:04.892 --> 00:22:11.142 İmam efendi de her ölümünde iki gözü iki çeşme, gözlerinden seller akıtır gibi ağlarmış. 00:22:11.225 --> 00:22:15.767 "Yahu bir çocuğum olmayacak mı? Oldu, yaşamadı…" diye ağlarmış. 00:22:15.809 --> 00:22:20.310 Bir seferinde bir çocuğu olduğu zaman köye bir ârif kimse gelmiş. 00:22:20.350 --> 00:22:26.725 Ona, o zamana rastlamış. İmamın yine doğmuş olan çocuğu ölüvermiş. 00:22:26.851 --> 00:22:31.352 Yine imam iki gözü iki çeşme ağlıyor. Bayağı ağlıyor, dertleniyor. 00:22:31.434 --> 00:22:35.476 O ârif kimse, biraz sert bir şekilde; 00:22:35.559 --> 00:22:38.851 "Bana bak, bu çocukları sana kim veriyor?" demiş. 00:22:39.851 --> 00:22:48.310 Soru biraz sert sorulunca kendini toparlamış:"Allah veriyor!" demiş. 00:22:48.475 --> 00:22:56.101 "Peki, kim alıyor?" demiş. Kim alacak; yaşatan Allah, öldüren Allah!"Allah alıyor." demiş. 00:22:56.267 --> 00:23:01.476 "Öyleyse sana ne oluyor? Veren Allah, alan Allah! 00:23:01.559 --> 00:23:08.600 Mal mülk onun, hüküm onun, kaza onun kader onun; sana ne oluyor!" demiş. 00:23:08.601 --> 00:23:14.102 "Doğru söylüyorsunuz efendim! Bir daha üzülmemeye çalışayım." demiş, boynunu bükmüş, sabretmiş. 00:23:14.183 --> 00:23:16.142 Ondan sonraki çocuğu ölmemiş. 00:23:16.684 --> 00:23:24.101 Sabredince hükm-i kazâya, kadere razı gelince ondan sonra ölmemiş. 00:23:24.225 --> 00:23:27.559 Demek ki o imam öyle imtihan ediliyormuş. Bizim bir arkadaşımız vardı. 00:23:27.726 --> 00:23:33.518 Arkadaş değil, yaşça büyük bir kimse. Hasib Efendi'ye derviş olmuş, intisap etmiş. O anlatıyor: 00:23:33.726 --> 00:23:37.809 "[Hasib] Hocaefendi filanca camide imamlık yapıyor. 00:23:37.908 --> 00:23:42.117 Evi de Mahmud Paşa'nın filanca mahallesinde. Yaya gidiyor, geliyor. 00:23:42.142 --> 00:23:51.180 Arada öğleyin patlıcan, biber, domates, pırasa, ıspanak vs. alıyor, zembillere koyuyor. 00:23:51.475 --> 00:23:57.725 Evi uzak olduğu için sabahtan yatsıya kadar oralarda oyalanıyor, yatsı namazından sonra evine gidiyor. 00:23:57.767 --> 00:24:01.873 Ben ona derviş olduğum için hocaya zembil mi taşıttırılır; 00:24:01.898 --> 00:24:06.857 zembilleri ben alıyorum ama pırasanın ucu çıkıyor, ıspanak kenarından sarkıyor. 00:24:06.882 --> 00:24:11.826 Ben de grand tuvalet giyinen, giyimine çok düşkün bir insanım…" diyor. 00:24:11.851 --> 00:24:17.101 Kendisi diş tabibinin oğlu. Münevver bir aileden, çok şık giyinen bir kimse. 00:24:17.100 --> 00:24:21.133 Ayakkabısının üstüne baktığın zaman saçını tara, ayna gibi! 00:24:21.158 --> 00:24:27.340 Ütülü pantolonlu, kravatlı, tertemiz, bembeyaz gömlekli bir kimse. 00:24:27.590 --> 00:24:32.142 "Zembilleri elime alıyorum, gidiyorum ama iki tarafa korkuyla bakıyorum. 00:24:32.142 --> 00:24:33.726 Şu sokaktan bir tanıdığım çıkar da 00:24:33.767 --> 00:24:41.726 beni bir ihtiyar adamın arkasından zembil taşırken görürse nasıl ayıp olur, 00:24:41.809 --> 00:24:46.180 filan diye utancımdan korka korka taşıyorum. 00:24:46.180 --> 00:24:51.443 Her seferinde kabahat yapıyormuş gibi, hırsızlık yapıyormuş gibi korkuyorum. 00:24:51.468 --> 00:24:57.476 Nihayet epeyce [Hasib] Hocamız'ın arkasından filesini, zembilini taşıdık." diyor. 00:24:57.517 --> 00:24:59.684 Bir zaman sonra artık kendi kendine demiş ki; 00:24:59.684 --> 00:25:06.767 "Yahu görürlerse görsünler be, ne olacak? Beğenen beğensin, beğenmeyen beğenmesin!" 00:25:06.809 --> 00:25:11.493 "İçimden böyle bir rahatlık geldi, isterlerse görsünler diye bir rahatlık geldi. 00:25:11.518 --> 00:25:19.974 Ertesi gün baktım, hocanın zembili, filesi yok! O zamandan sonra hiç zembil file taşımadım!" diyor. 00:25:19.999 --> 00:25:27.873 Demek ki hocası onun nefsini terbiye temek için taşıttırıyormuş. 00:25:27.898 --> 00:25:32.867 "Ben o duyguya ulaşınca oradaki imtihan bitti." diyor. 00:25:32.892 --> 00:25:37.351 Hoca efendi çocuklarına ağlamayı bırakınca çocuklar yaşamaya başladı. 00:25:37.392 --> 00:25:42.767 Onun için Allah insanları imtihan ediyor. Allah'ın hükmüne razı gelmek lazım. 00:25:42.851 --> 00:25:46.180 Nihayet hadîs-i şerîfin üçüncü bölümü: 00:25:46.180 --> 00:25:50.936 "Üç şey vardır ki kul onunla dünya ve âhiretin en yüksek mükâfatlarına erişir: 00:25:50.976 --> 00:25:58.779 Belâ geldiği zaman sabretmek; hükm-ü kazaya, Allah'ın takdirine razı gelmek…" 00:25:58.804 --> 00:26:12.534 3.Ve'd-duâü fi'r-rehâi. "Bolluk, ferahlık, genişlik zamanında dua!" Millet ne zaman dua eder? 00:26:12.559 --> 00:26:21.388 Kur'ân-ı Kerîm'de âyet-i kerîmede bildiriliyor ki; Fe izâ rakibû fi'l-fulki deavûllâhe muhlisîne lehü'd-dîn. 00:26:21.413 --> 00:26:28.867 "Gemiye bindikleri zaman fırtına çıkınca gemi batma tehlikesine uğrayınca 00:26:28.892 --> 00:26:31.810 fındıkkabuğu gibi deryada sallanmaya başlayınca; 00:26:31.892 --> 00:26:35.351 'Aman yâ Rabbi, etme yâ Rabbi, söz yâ Rabbi! 00:26:35.434 --> 00:26:38.185 Namaz kılacağım yâ Rabbi, iyi kul olacağım yâ Rabbi! 00:26:38.225 --> 00:26:42.475 Hele bir karaya beni selametle çıkar, on tane kurban keseceğim ya rabbi! 00:26:42.475 --> 00:26:45.435 Adak adayacağım yâ Rabbi!.." derler. Neden? 00:26:45.460 --> 00:26:53.951 Sıkıştı, canı tehlikeye girdi, denizde hayatî tehlike başladı; başladı dua etmeye! 00:26:53.976 --> 00:26:57.180 Ekseriya insanlar böyle sıkışınca dua eder. 00:26:57.590 --> 00:27:01.977 Hastalık gelir; "Aman yâ Rabbi, etme yâ Rabbi, geçir yâ Rabbi!.." der. 00:27:02.180 --> 00:27:08.680 Çocuğu olmaz, hoca hoca dolaşır… Daha önce neredeydin, aklın neredeydi? 00:27:08.930 --> 00:27:14.367 Camiye gelmezdin, hocayı sevmezdin, bu tarafa bakmazdın; kızardın, bağırırdın, çağırırdın! Şimdi?.. 00:27:14.392 --> 00:27:19.642 "Şimdi çocuğum olmuyor." Bizim bir felsefe profesörü vardı, şaşırdım. 00:27:19.642 --> 00:27:27.865 Benden de yaşça büyük, ağabey pozisyonunda. Ben de o zaman gencim. Baktım, diyor ki; 00:27:27.890 --> 00:27:36.142 "Es'ad, bizim hanımın çocuğu olmuyor. Hangi hocaları biliyorsun, götürelim dua ettirelim!" diyor. 00:27:36.183 --> 00:27:41.170 Şaşırdım, felsefe profesörü; böylesi taraklarda bezi olan bir insan değil. 00:27:41.100 --> 00:27:46.267 Çocuğu olmayınca sıkışınca çare arıyor. Amansız bir hastalığa düşer, çare arar. 00:27:46.309 --> 00:27:49.227 Başı sıkışır, çare arar… Bu kıymetli değil! 00:27:49.267 --> 00:27:56.893 Kıymetli olan rahat zamanında, ihtiyacı yok gibi göründüğü zamanda Allah'ı unutmamak, vefalı olmak! 00:27:56.934 --> 00:27:59.934 Bizim şu anda sıhhatimiz yerinde mi? Yerinde! 00:27:59.976 --> 00:28:01.602 Karnımız ağrımıyor, sırtımız ağrımıyor. 00:28:01.559 --> 00:28:08.268 Sıkıntımız yok, bir endişemiz yok, yüreğimiz küt küt atmıyor, çevremiz rahat. 00:28:08.350 --> 00:28:16.226 Barbeküde Adana kebapları pişmekte, etler görünmeye başladı. Her şeyimiz tıkırında… 00:28:16.309 --> 00:28:20.810 Tamam, insan genişlik zamanında şükrederse o kıymetli oluyor. 00:28:20.976 --> 00:28:26.685 Darlık zamanında, başı sıkıştığı zaman ne diyorlar?"Yumurta kapıya geldiği zaman!" 00:28:26.767 --> 00:28:31.601 Yumurta kapıya geldiği zaman tavuk başlıyor bağırmaya, onun kıymeti yok! 00:28:31.684 --> 00:28:35.851 İlk başta, genişlik zamanında insanın dua etmesi lazım! 00:28:35.934 --> 00:28:40.685 Onun için ne zaman rahatsanız ne zaman geniş, ne zaman ferah, 00:28:40.809 --> 00:28:45.601 ne zaman hoş hâlliyseniz, ne zaman neşeliyseniz Allah'ı unutmayın, 00:28:45.601 --> 00:28:47.851 Allah'a güzel kulluk edin, Allah'a dua edin! 00:28:47.934 --> 00:28:55.393 Ama millet umumiyetle genişlik, ferahlık, bolluk, neşe, zevk, sefa zamanlarında Allah'ı unutur. 00:28:55.642 --> 00:28:57.268 "Hava güzel mi?" "Güzel." 00:28:57.267 --> 00:29:03.350 "Hadi bakalım, Çamlıca Tepesi'ne çıkalım, içki şişeleri hazır olsun, kebaplar gelsin, masalar kurulsun…" 00:29:03.392 --> 00:29:04.684 Ne oluyor, hayrola? 00:29:04.809 --> 00:29:08.851 Manzara güzel, hava güzel, zevk var, sefa var; Allah'a âsi geliyor! 00:29:08.934 --> 00:29:14.601 Fırsatı buldu ya, her şey güzel ya! Deniz kenarı, manzara güzel, zevk iyi! 00:29:14.642 --> 00:29:19.170 Yaz mevsimi, meyveler tepsinin içine dolmuş, buzdolabından çıkmış, 00:29:19.180 --> 00:29:23.185 üstünde buzlu buzlu damlacıklar meydana gelmiş… 00:29:23.225 --> 00:29:26.590 "Getir içkileri içelim, keyif yapalım, zevk yapalım! 00:29:26.590 --> 00:29:32.393 Akşam da kalkalım filanca bara gidelim, filanca pavyonda güzel program varmış…" Neden? 00:29:32.475 --> 00:29:37.620 Keyfi tıkırında, Allah'ı düşünmek hiç hatırına gelmiyor; bu kötü! 00:29:37.645 --> 00:29:45.750 İyi olan; imkân zamanında, fırsat zamanında, ferahlık, zevk zamanında, sefa, 00:29:45.100 --> 00:29:49.934 güzellik zamanında, ihtiyaçsız göründüğü zamanda Allah'a dua etmek, unutmamak! 00:29:49.959 --> 00:29:54.418 "Yâ Rabbi! Bu nimetleri bana veren sensin, kâinatın sahibi sensin! 00:29:54.475 --> 00:30:00.558 Bunları bana verdin ama ben senin en sevgili kulun olmadığım hâlde, lütfundan verdin. 00:30:00.601 --> 00:30:04.393 Benim nice günahlarım olduğu hâlde verdin. Ne kadar büyüksün yâ Rabbi! 00:30:04.475 --> 00:30:09.200 Ne kadar kerem sahibisin yâ Rabbi, ne kadar cömertsin yâ Rabbi! 00:30:09.225 --> 00:30:12.158 Ben olsam kızdığım bir kimseye hiçbir şey vermem; 00:30:12.183 --> 00:30:17.930 kâfirlere bile rızık veriyorsun, nimet veriyorsun, fırsat veriyorsun yâ Rabbi!.." diye 00:30:17.118 --> 00:30:23.340 insan genişlik zamanında Allah'ı daha çok anmalı, daha çok hatırlamalı, duayı daha çok etmeli! 00:30:23.590 --> 00:30:28.300 Demek ki insan genişlik zamanında dua ederse dünyanın ve âhiretin 00:30:28.325 --> 00:30:31.597 en büyük mükâfatlarına erermiş, siz de öyle yapın! 00:30:31.622 --> 00:30:40.456 Bolluk ve genişlik zamanlarınızda Allahu Teâlâ hazretlerine dua etmekten gafil olmayın, onu unutmayın! 00:30:40.481 --> 00:30:42.217 Bizi de duanızdan esirgemeyin! 00:30:42.242 --> 00:30:46.701 Allahu Teâlâ hazretleri size ve bize, dünya ve âhiretin hayırlarını ihsan eylesin. 00:30:46.726 --> 00:30:49.976 Hepimizi cennetiyle cemâliyle müşerref eylesin. 00:30:49.976 --> 00:30:55.951 Bi-hürmeti esmâihi'l-hüsnâ ve bi-hürmeti habîbihi'l-müctebâ Muhammedini'l-Mustafâ 00:30:55.976 --> 00:31:01.664 ve bi-hürmeti esrâr-ı sûreti'l-Fâtiha!