WEBVTT 00:00:00.800 --> 00:00:14.280 Çok değerli kardeşlerim, sözlerime Allahu Teâlâ hazretlerinin adıyla başlar, 00:00:14.440 --> 00:00:24.240 sizi Allahu Teâlâ hazretlerinin Resûlünün bize öğrettiği selâmıyla selâmlarım. 00:00:24.280 --> 00:00:32.280 Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. es-Selâmu aleyküm ve rahmetullahi ve berekatuhu. 00:00:37.160 --> 00:00:51.360 Bizi yaratan, yaşatan, sayısız lütuflara, nimetlerine mazhar eyleyen 00:00:56.400 --> 00:01:03.400 Allahu Teâlâ hazretlerine sonsuz hamd ü senâlar olsun. 00:01:06.520 --> 00:01:27.960 Bize Allahu Teâlâ hazretlerinin rızası yollarını öğreten Allah'ın en sevgili kulu, gerçek elçisi 00:01:28.178 --> 00:01:41.433 ve bizim numûne-i imtisalîmiz, örneğimiz, rehberimiz, Muhammed Mustafâ hazretlerine 00:01:44.650 --> 00:01:58.142 ve onun mübarek âline ve ashabına ve cihan durdukça ona tâbi olup 00:01:58.400 --> 00:02:14.400 onun izinden gidecek olan cümle etbâına, ahbabına salât ü selâm ve dualarımızı arz ederim. 00:02:14.640 --> 00:02:17.800 Muhterem kardeşlerim. 00:02:17.227 --> 00:02:27.468 Konuşulacak binbir mesele içinden, şu hususu sayılı günlerin, 00:02:27.520 --> 00:02:37.960 dakikaların, saniyelerin geçtiği ömrümüzde, en faydalılarını seçmeliyiz. 00:02:38.780 --> 00:02:59.422 Bize en çok yararı dokunacak olanları arayıp bulmalıyız. Onun için en önemli soruyu soruyorum. 00:03:01.960 --> 00:03:11.960 Bu dünya neden yaratıldı? Neden Allahu Teâlâ hazretleri bizi bu dünyaya gönderdi? 00:03:12.960 --> 00:03:22.744 Neden gönderdikten bir müddet sonra da buradan bizi alıyor. Göçüp gidiyoruz. 00:03:26.680 --> 00:03:36.640 Bu gelmenin, gitmenin sebebi ne? Bu hayatın özü ve hakikati ne? Mânası ne? 00:03:36.880 --> 00:03:45.840 Bu hayatta en önemli olan, kaçırmamamız gereken püf noktası, bamteli neresi? 00:03:45.960 --> 00:03:59.720 Hiç şüphesiz ki bu hayat biteceği zaman, çünkü bizden öncekiler de gitti peygamberler de 00:03:59.720 --> 00:04:06.480 hükümdarlar da padişahlar da her şeyi gördüler, gittiler. 00:04:06.560 --> 00:04:17.800 Gideceğimiz anda "bu ömrü yanlış geçirmişim, hay Allah olmadı, yanlış oldu, 00:04:17.840 --> 00:04:27.280 tamamen yanılmışım, beceremedim, başaramadım, ters yolu tutturmuşum" dememek, en önemlisi bu. 00:04:27.320 --> 00:04:34.880 Çünkü hayat cd değil ki geriye döndürüp tekrar dinlemek mümkün olsun. 00:04:34.920 --> 00:04:44.680 Tekrar yaşamak mümkün olsun. Bir kere yaşadıktan sonra geriye dönüşü olmayan tek yönlü bir akış. 00:04:46.400 --> 00:04:57.440 Benim demin sorduğum soruların cevabında büyük alimimiz kendisiyle iftihar ettiğimiz 00:04:57.520 --> 00:05:10.680 Erzurumlu İbrahim Hakkı hazretleri ve onun gibi binlerce alimler, abidler, bilginler, 00:05:10.720 --> 00:05:20.440 din büyükleri onun diliyle öğrendi, hepsine tercüman oldu çünkü. 00:05:20.760 --> 00:05:41.160 İki alemin yaratılmasında yani dünya ve âhiret, ve alemin insanoğluyla doldurulmasından 00:05:41.440 --> 00:05:54.800 maksad-ı aslî yani asıl gaye, temeldeki özlem, asıl ilâhî maksad mârifet-i Mevlâ'dır, diyor. 00:05:56.360 --> 00:06:09.840 Kullarının Allahu Teâlâ hazretlerinin bilmeleri, bulmacayı çözmeleri, bilmeceyi doğru olarak cevaplandırmaları. 00:06:09.880 --> 00:06:21.360 İşin özü, aslı budur. Biliyorsunuz İbrahim Hakkı Erzurumî, Tefvîznâme'yi yazmış. 00:06:21.640 --> 00:06:29.680 Hak şerleri hayreyler Zannetme ki gayreyler Ârif anı seyreyler 00:06:29.760 --> 00:06:33.880 Mevlâ görelim neyler Neylerse güzel eyler. 00:06:34.520 --> 00:06:46.160 Galiba bizim hocamızın da hemşehrisi oluyor. Böyle anlatmış. Yani asıl gayemiz Allahu Teâlâ hazretlerini bilmek oluyor. 00:06:46.240 --> 00:06:58.000 Allahu Teâlâ hazretleri bir âyet-i kerîmede şöyle buyuruyor. Bismillâhirrahmânirrahîm. 00:07:03.400 --> 00:07:17.640 Ben insanları ve cinleri başka bir şey için yaratmadım. Ancak bana ibadet etsinler diye yarattım. 00:07:18.840 --> 00:07:26.920 Bzim buraya gelmemizden, burada çalışmamızdan, meşguliyetlerimizden, mesleklerimizden, 00:07:26.960 --> 00:07:31.360 gecelerimizin gündüzlerimizin geçmesinden, değerlerimizin olmasından maksat 00:07:31.920 --> 00:07:39.400 Allah'a güzelce kulluk yapalım. Kulluğumuzu başarılı bir şekilde yapalım. 00:07:39.520 --> 00:07:48.840 Ve ömrümüzü böyle geçirelim. Tebâreke sûresinde buyuruyor ki Allahu Teâlâ hazretleri: 00:07:54.360 --> 00:08:04.120 Sizi, ölümü, hayatı icat edip de dünyaya gönderen Allahu Teâlâ hazretleri ne için yapmış bunu? 00:08:05.160 --> 00:08:14.520 Ölümü ve hayatı yarattı, sizin hanginiz kendisine daha güzel kulluk edeceksiniz, onu bildirmek için. 00:08:14.560 --> 00:08:20.720 Allah'ı bilmek ve ona güzel kulluk etmektir. 00:08:23.640 --> 00:08:35.400 Allahu Teâlâ hazretlerinin Esmâü'l-hüsnâ'sı için de bir hadîs-i şerîfte Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den 00:08:35.400 --> 00:08:39.160 ve daha başka âlimlerden bildirildiğine göre; 00:08:42.000 --> 00:08:48.560 "Allah'ın 99 tane ismi vardır ki onları sayan cennete girer veya ihata eden 00:08:48.600 --> 00:08:55.840 veya ezberleyen veya manasına âşinâ olan veya onu içine sindiren cennete girer." 00:08:55.880 --> 00:09:00.880 Tabii doksan dokuz Esmâ' nın üzerinde daha çok esmâsı vardır Allahu Teâlâ hazretlerinin. 00:09:00.840 --> 00:09:06.400 Ama bunları bilen, bildi mi o maksada ulaşıyor. 00:09:06.600 --> 00:09:16.120 Bu isimlerin içinde Allahu Teâlâ hazretlerinin bir ismi Nûr. Allahu Teâlâ hazretlerinin nûru. 00:09:16.160 --> 00:09:26.400 Bir ismi Zâhir. Zâhir hepimizin bildiği gibi âşikâre demek, görünen demek. 00:09:26.360 --> 00:09:37.360 Allahu Teâlâ hazretleri karanlıklarda değildir ki görülmesin. Nurlu ve zâhirdir. 00:09:37.440 --> 00:09:51.320 Ve Mübîn'dir, âşikârdır, görünücüdür. Ve uzakta değildir, sarihtir, yakındır. 00:09:51.520 --> 00:09:58.320 Bir keresinde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in huzurunda tekbiri yüksek sesle, 00:09:58.280 --> 00:10:03.280 fazlaca bağırarak almışlar sahâbe-i kirâm. Peygamber Efendimiz buyurdular ki: 00:10:03.320 --> 00:10:07.320 Kendinize gelin, kendinize çeki düzen verin, sakin olun. 00:10:07.400 --> 00:10:14.680 Çünkü siz duymayan veya uzakta olan bir zâta, Allah'a dua ediyorsunuz. 00:10:14.920 --> 00:10:21.920 O bize yakındır. Fısıldasanız, gönlünüzden geçse bile duyar, demiş Peygamber Efendimiz. 00:10:21.960 --> 00:10:28.680 Benim hayret ettiğim bir nokta var değerli kardeşlerim. Hepimiz nâmına hayret ettiğim bir nokta. 00:10:28.760 --> 00:10:36.440 Allahu Teâlâ hazretleri Zâhir iken, Nûr iken, Mübîn iken biz niye bu kadar uzağız? 00:10:36.560 --> 00:10:44.160 Biz niye bu konuya yabancıyız? Biz niye bu konuya bu kadar yayayız? Biz niye bu kadar cahiliz? 00:10:44.200 --> 00:10:53.160 Evet Allah bize bir akıl vermiş, bizden başka hemcinslerimize de vermiş. 00:10:53.160 --> 00:10:59.480 Kâh bizler kâh onlar çalışarak şu dünyada bir hayli büyük işler peydah etmişiz. 00:10:59.520 --> 00:11:04.480 Havalarda uçuyoruz, denizlerde geziyoruz. Deniz altlarında araştırmalar yapıyoruz. 00:11:04.640 --> 00:11:12.240 Fezalara füzeler fırlatıyoruz. Aya ayak basmışız. Uzaya doğru yolculuk yapmaktayız. 00:11:12.240 --> 00:11:20.120 Kelebekler var, küçük küçük aletler var, bir insanın kendi gücüyle yapamayacağı birçok şeyi aletlere yaptırtıyoruz. 00:11:20.360 --> 00:11:35.440 Aklımız var, zekâmız var fakat bu aklı, bu zekayı en önemli meseleye yöneltip yormuyoruz. 00:11:35.680 --> 00:11:39.800 O meseleyle ilgilenmiyoruz. O meselenin üstüne eğilmiyoruz. 00:11:39.960 --> 00:11:50.840 Keza ona dikkatli bir şekilde baksak Allahu Teâlâ hazretlerinin varlığını, 00:11:50.920 --> 00:11:54.960 delillerini, emareleri, izleri göreceğiz. 00:11:55.400 --> 00:12:01.960 Biliyorsunuz polis bir cinayeti bazen bir saç teli ile aydınlatır. 00:12:02.400 --> 00:12:12.280 Katilin tırnağının kenarına sıkışmış; maktulün, öldürülenin tırnağının kenarına sıkışmış bir saç teli 00:12:12.360 --> 00:12:17.280 bazen bir mikroskop incelemesi vesaire katilin bulunmasına sebep oluyor bir tel. 00:12:17.360 --> 00:12:26.920 Bazen bir parmak izi, bazen bir pabuç çamuru bir şeyin ispatına yarıyor, bir insanı ipe götürüyor. 00:12:27.000 --> 00:12:31.240 O kadar kesin gerçeklerin bulunmasına yardımcı oluyor. 00:12:31.280 --> 00:12:38.280 Biz de kâinâta, çevremize baktığımız zaman delilleri görmeli ve delilleri kullanmasını, 00:12:38.320 --> 00:12:46.000 değerlendirmesini bilmeli ve onun sonucuna göre Rabbimize kulluğumuzu güzel yapmalıyız. 00:12:46.760 --> 00:12:56.800 Çevremize baktığımız zaman iyi, son derece bilgin, fizikçi, kimyacı, matematikçi alim insanlar 00:12:56.800 --> 00:13:03.280 bizim gibi sade vatandaşlar da sizler gibi mesleği başka olan kimseler de 00:13:03.480 --> 00:13:11.840 birçok ipuçları bulabilir, birçok emareler bulabilir. Birçok şeyler sezebilir, anlayabilir. 00:13:11.920 --> 00:13:17.520 Ama ben size birkaç tane çok dikkat çekici olan şeyleri söyleyeyim. 00:13:17.560 --> 00:13:27.120 Biliyorsunuz ki Allah bizim dünyamızı güneşin etrafında döndürüyor. 00:13:27.160 --> 00:13:38.720 Ama daire şeklinde döndürmüyor yani güneş tam ortada bizde güneşe aynı mesafedeyiz, o tarzda dönmüyor. 00:13:38.800 --> 00:13:44.560 Güneş'e kâh yaklaşıyoruz kâh uzaklaşıyoruz. Yani elips şeklinde. 00:13:44.640 --> 00:13:47.440 Uzunlamasına bastırılmış bir tarzda 00:13:47.960 --> 00:13:55.720 ve güneş yine tam ortada değil, elipsin odaklarından birinde. Yani bir köşeye yakın, bir tarafa uzak. 00:13:55.840 --> 00:14:05.640 Dünya, Güneş'e yaklaştığı zaman durum başka türlü oluyor, uzaklaştığı zaman durum başka türlü oluyor. 00:14:05.720 --> 00:14:18.880 Bu; o kadar muntazam bir şekilde hesaplanmış ki bu mesafeler değişse dünya üzerindeki hayatın tadı kaçacak. 00:14:19.440 --> 00:14:30.400 Sonra daire şeklinde dönmediği gibi Dünya Güneş'in etrafında böyle dik olarak da dönmüyor. 00:14:30.200 --> 00:14:45.360 Şöyle yamuk olarak dönüyor. Dönme düzleminde 60 küsur derece eğim yapacak şekilde dönüyor. 00:14:45.320 --> 00:14:54.800 Tam dik olarak 90 derece değil. Böyle meyilli döndüğü için de dünyada mevsimler meydana geliyor. 00:14:54.280 --> 00:14:58.440 Türkiye'de kış, Avustralya'da yaz. 00:14:58.600 --> 00:15:04.000 Biz uçağa biniyoruz kar yağarken, buraya geliyoruz gömlek bile fazla geliyor. 00:15:04.320 --> 00:15:09.360 Kâh burasını Allahu Teâlâ hazretleri ısıtıyor, kâh öbür taraf ısıtıyor. 00:15:09.480 --> 00:15:15.560 O meyilden dolayı dünyanın bazı yerleri buz tutmuyor. 00:15:15.720 --> 00:15:21.960 Ve Dünya'nın her tarafı hayata faydalı olacak bir tarzda güneşten istifade ediyor. 00:15:22.800 --> 00:15:33.520 Demek ki meyili bir hesapla verilmiş. Dönüşü bir hesapla kesilmiş. Sonra kendi etrafında dönüşü var. 00:15:33.720 --> 00:15:39.800 Kendi etrafında dönmesinden gece gündüz meydana gelmiş. 00:15:37.360 --> 00:15:43.680 Devamlı güneş tepende ne olursun? Hayat ne olur? Bitkiler ne olur? Mahvolur. 00:15:43.720 --> 00:15:52.200 Ama bir gece var, bir gündüz var. Ben şöyle anlatıyorum bazen. Arkada genç küçük yavrular da var. 00:15:52.280 --> 00:15:58.240 Hani çocuklar geceleyin anneleriyle babalarıyla uyku uyumak istemezler 00:15:58.320 --> 00:16:05.560 ama elektriği söndürdün mü mecburen çocuk uyur. Karanlıkta kaldı mı çocuk uyur. 00:16:05.640 --> 00:16:11.560 Allahu Teâlâ hazretleri de kullarım istirahat etsinler de dinlene dinlene yaşasınlar diye 00:16:11.560 --> 00:16:15.760 elektriği bazen söndürüyor ki insanlar geceleri dinlensin. 00:16:22.240 --> 00:16:26.280 Burada istirahat için yaptığını belirtiyor Allahu Teâlâ hazretleri. 00:16:26.320 --> 00:16:28.160 Yani bir sebebe dayalı olarak. 00:16:28.000 --> 00:16:35.320 Kimya okuyan kardeşlerimiz çok iyi bilirler. Kimyada maddelerin halleri vardır. 00:16:35.440 --> 00:16:42.600 Katı, sıvı, gaz. Katı bir maddeyi ısıtırsanız erir. 00:16:43.200 --> 00:16:47.400 Onun istediği bir sıcaklık vardır, hepsinin bir erime derecesi vardır. 00:16:47.520 --> 00:16:51.320 O erime derecesi geldiği zaman erir, demir bile erir. 00:16:51.520 --> 00:16:59.560 Sonra daha fazla ısıtırsanız erimiş olan şey kaynamaya başlar. 00:16:59.600 --> 00:17:01.600 Bu sefer hava yoluyla gaz olur. 00:17:01.600 --> 00:17:09.480 Katı iken sıvı olur, sıvı iken gaz olur ve tabii her seferinde moleküllerin arasındaki mesafe 00:17:09.520 --> 00:17:18.400 biraz daha açıldığı için yani kesareti azaldığından katı hali en ağırdır. Sıvı hali biraz daha hafiftir. 00:17:18.520 --> 00:17:20.480 Gaz hali en hafiftir. 00:17:20.640 --> 00:17:28.160 Buna mukabil ters tarafa doğru gidecek olursak bir gazı belli kimyevi dönmesi için 00:17:28.200 --> 00:17:34.960 şartları hazırlarsınız havayı sıvı hâle getirmek mümkündür. 00:17:35.160 --> 00:17:40.240 Şu teneffüs ettiğimiz havayı laboratuvarda sıvı hâle getirirler, sıvı hava. 00:17:40.440 --> 00:17:43.240 Biraz daha toparlarsak katı hâle geliyor. 00:17:43.240 --> 00:17:57.200 Ve katı halin sıvı halinden daha ağır olduğunu genel bir kâide olarak görüyoruz. Fakat suyun katı hali nedir? 00:17:57.320 --> 00:18:24.120 Buz. Suyun 3 halini biliyoruz buz, su, buhar. Suyun katı hâli, sıvı hâlinden daha hafif. 00:18:24.240 --> 00:18:30.640 Onun için suyun üstüne bir buz parçası atarsanız buzdolabından çıkartıp veya başka bir yerden, 00:18:30.760 --> 00:18:34.360 üstünde yüzer yani dibe batmaz. 00:18:34.520 --> 00:18:40.120 "Hocam bunda ne var, bunu niye anlatıyorsun, hep bildiğimiz şeyleri ne diye böyle bize hatırlatıyorsun?" 00:18:40.200 --> 00:18:44.960 Bunda çok büyük bir ipucu var, delil var, biz şimdi mercekle böyle arıyoruz. 00:18:45.000 --> 00:18:48.000 Delil arıyoruz, çok büyük bir ipucu var. 00:18:48.200 --> 00:18:57.880 Allahu Teâlâ hazretleri hayatın ana maddesi olan suyu bu özellikle yaratmak sureti ile 00:18:57.960 --> 00:19:00.640 dünya üzerinde hayatı korumuş kardeşlerim. 00:19:00.800 --> 00:19:10.440 Eğer mevsimler olmasaydı, gece olmasaydı, gündüz olmasaydı, demin saydığım bir sürü şey olmasaydı 00:19:10.480 --> 00:19:19.920 ve suyun bu özelliği olmasaydı, kış geldiği zaman, soğuk olduğu zaman, su donunca 00:19:20.800 --> 00:19:28.400 denizin dibine gidecekti. Nerede birikmiş suyla karşılaştığı zaman donacaktır. 00:19:28.440 --> 00:19:33.360 Donan dibe gidecektir, donan dibe gidecektir, donan dibe gidecektir. 00:19:33.480 --> 00:19:37.440 Bu sefer okyanusun on bin metre midir derinliği on beş bin metre midir 00:19:37.520 --> 00:19:45.320 kaç kilometre kalınlığında bir buz kaplayacaktır, dünyamızın etrafını ve o buzun içinde, 00:19:45.320 --> 00:19:48.520 o suyun içindeki varlıkların hepsi donacaklardı. 00:19:48.600 --> 00:19:54.760 Bir kış mevsimi geçti de şöyle ilkbahar geldi mi hayattan eser kalmayacaktı. 00:19:54.800 --> 00:20:01.120 Bütün bitkiler de donmuş, bütün balıklar ölmüş, bütün canlılar bitmiş duruma gelecektir. 00:20:01.120 --> 00:20:12.440 Demek ki bütün kâinatın, her şeyin, suyun, hatta ağırlığının ve diğer mevsimin şartlarını 00:20:12.560 --> 00:20:23.200 hepsini hesaplayan son derece bilgili, son derece sanatkâr, son derece güçlü, 00:20:23.280 --> 00:20:34.480 eşsiz, emsalsiz bir bilgi ve akıl sahibi, bir varlık var. Bunu bütün bilim adamları kabul ediyor. 00:20:34.560 --> 00:20:42.920 Kâinatta bir düzen ve bu düzenin düzenleyen intizamlı bir yönetici ve varlıkların 00:20:43.000 --> 00:20:50.760 belli bir istikamete muntazam bir tarzda sürülüp götürüldüğü tespit edilmiş durumda. 00:20:50.760 --> 00:20:55.280 Mesela Ordinaryüs Profesör Akif Önder 00:20:55.720 --> 00:21:00.400 bu konuda bir kitap yazmış "Din Bakımından Ahlâk" diye. 00:21:00.120 --> 00:21:06.680 Bu kitapta bizim tespit ettiğimize göre, bilim adamlarını kastediyor yani, 00:21:06.720 --> 00:21:14.640 kendisi de ordinaryüs profesör olduğu için şu kâinattaki bütün varlıkları şöyle belli bir intizam içinde, 00:21:14.640 --> 00:21:21.440 belli bir gayeye muntazaman bir görünümle şuur ve güç kuvvet var, diyor. 00:21:21.440 --> 00:21:32.800 Demek ki çevremize dikkatli baktığımız zaman birçok deliller bulabiliriz. 00:21:32.880 --> 00:21:47.440 Öyle uzaklara gitmeden bir iki misal daha vermek istedim. Biliyorsunuz Avustralya'da 00:21:48.200 --> 00:21:52.800 gördükçe hayranlık duyuyoruz, güzel şeyler düşünüyoruz. 00:21:52.160 --> 00:22:03.200 Çeşit çeşit meyveler var, çeşit çeşit bitkiler var. Bunlar nerede yapılıyor? Bitkilerde yapılıyor. 00:22:03.240 --> 00:22:14.560 Bitki dediğimiz varlıkların ana mahiyeti nedir? Toprakta kökleri var veyahut suda kökleri var. 00:22:14.640 --> 00:22:18.680 Köklerinden suyu alıyor ve suyun içinde erimiş maddeleri alıyor. 00:22:18.680 --> 00:22:26.560 Sonra güneş ışını ile onlar üzerinde işlem yapıyor. 00:22:26.680 --> 00:22:33.960 Ve ağacın, bitkinin üzerinde gördüğünüz her şey öyle meydana geliyor. Elma, yaprak yapıyor. 00:22:34.240 --> 00:22:40.800 Odun, yaprak yapıyor. Diğer yapraklar, yaprak yapıyor. 00:22:40.800 --> 00:22:46.400 Yaprağın içinde bir klorofil hücresi şöyle mikroskopla baktığınız zaman 00:22:46.480 --> 00:22:51.200 küçük küçük tuğla taneleri gibi varlıklardan meydana geldiğini görüyorsunuz. 00:22:51.280 --> 00:23:05.360 Küçücük bir bitki hücresi kökten aldığı suyla, güneşten aldığı ışığını kullanarak şeker yapıyor, 00:23:05.360 --> 00:23:15.160 tatlı yapıyor, ekşi yapıyor, vesaire vesaire yapıyor ki bir toplu iğnenin başı kadar küçücük bir hücre bunu yapıyor. 00:23:15.160 --> 00:23:20.480 Bir toplu iğnenin ucu kadar olan bir hücre neler yapıyor. 00:23:20.560 --> 00:23:34.440 Eğer bugün teknoloji, ilim ve fen hücrenin yapabildiğini yapabilse buyursun. Yapabilse 00:23:34.480 --> 00:23:35.480 dünyanın ekonomisi her şeyi altüst olacak. 00:23:37.920 --> 00:23:42.200 Ancak ısıtacaksın, süzdüreceksin, kaynatacaksın, ilaçlayacaksın. 00:23:42.240 --> 00:23:49.680 Ondan sonra şöyle edeceksin, böyle edeceksin, şekerler eriyecek. Veyahut daha başka şeyler. 00:23:49.920 --> 00:23:57.440 Sadece güneş ışığıyla hücrelerle bağı birleştirerek yapamıyoruz, yani biz insanlar yapamıyoruz. 00:23:57.520 --> 00:24:01.400 Gözümüzün önünde meydana gelen hadiseyi taklit edemiyoruz. 00:24:01.120 --> 00:24:10.760 Ama bir hücre bu kadar büyük işleri başarıyor, demek ki kâinatta eşsiz bir nizam var, engin bir nizam var. 00:24:10.800 --> 00:24:16.400 İnceledikçe insanın hayranlığı artıyor. Avustralya'da bir ağaç adından bahsettiler. 00:24:16.480 --> 00:24:24.400 180 metre oluyormuş, bilmiyorum görenleriniz var mı? Herhalde bu ekvatora yakın kısımlardadır. 00:24:24.120 --> 00:24:31.760 Amerika'da varmış bunlara benzer bir ağaç, 220 metreye kadar boyu oluyormuş. 00:24:31.960 --> 00:24:35.520 220 metre çok büyük bir rakamdır. 00:24:35.640 --> 00:24:49.400 Üç katlı bir binanın boyu 6-7 metredir, sekiz 220 metre olunca 70-80 katı mı oluyor? Doksan katlı mı oluyor? 00:24:49.480 --> 00:24:56.600 Koca bir bitki olmuş oluyor. Muazzam, muhteşem bir gökdelen olmuş oluyor böyle bir tarif. 00:24:56.720 --> 00:25:00.280 Allah da böyle yaratmış, dersiniz. 00:25:00.320 --> 00:25:09.520 Bunu dersiniz ama eğer bir ziraatçı olsanız, arazinizde su olmasa, kuyu kazsanız, 00:25:09.600 --> 00:25:13.160 o kuyudan o suyu çıkartmak için akla karayı seçersiniz. 00:25:13.240 --> 00:25:18.800 Belli bir mesafeden sonra her tulumbacı da su çekemez. 00:25:18.800 --> 00:25:24.560 Çıkmaz su, ondan sonra şamandıralı tulumba kullanacaksınız. 00:25:24.560 --> 00:25:34.240 O suyun yüzeyinde dururken asıl dış kuvvet ile suyu kaldıracak. Yukarıya çıkartacak. 00:25:32.680 --> 00:25:37.560 Onun 20-25 metre ya da 30 metre gücü vardır. 00:25:37.600 --> 00:25:42.440 Ondan sonrasında kademe yapmak lazım, ikinci bir motor takmak lazım, onla çıkartmak lazım. 00:25:42.480 --> 00:25:53.560 Fakat 220 metre boyundaki ağacın tepesine yeşilliği sağlayan su nereden geliyor? Nasıl geliyor? 00:25:53.800 --> 00:25:59.400 Yani çok büyük bir zafer. Çok büyük, çok harika icraatlar var. 00:25:59.600 --> 00:26:05.400 Suyun altında, kaç bin metre aşağıda yaşayan balıklar var muhterem kardeşlerim. 00:26:05.480 --> 00:26:14.200 Bu balıklar yaşıyorlar orada ama insanoğlu aşağısını incelemek için bir küre yapsa, 00:26:14.280 --> 00:26:23.640 aşağı sarkıtsa belli bir derinlikten sonra denizin tazyikinden çatır çatır kırılıyor. 00:26:23.640 --> 00:26:27.520 Ama Allah o kadar derinliklerde o balıkları yaşatıyor. 00:26:27.520 --> 00:26:35.600 Muhterem kardeşlerim kısaca söylemek gerekirse insan etrafını bilimsel bir merakla, 00:26:35.840 --> 00:26:43.880 ilgiyle incelerse her şeyde Allah'ın varlığını, büyüklüğünü, sanatını, suretini görebilir. 00:26:43.720 --> 00:26:49.400 Arap şairlerinden birisi onun için. Neye baksam o Allah'ın varlığının bir delil vardır. 00:26:49.800 --> 00:26:49.920 Onun bir delilini gösteriyor. 00:26:49.960 --> 00:26:57.800 Şu kâinatın sayfalarını çevir. Etrafı dikkatli incele, bir kitabı okurmuş gibi kâinata bak. 00:26:58.120 --> 00:27:03.400 Göreceksin ki bunlar sana Allah tarafından gönderilmiş, sana iman etmeyi ihtar ediyor. 00:27:03.400 --> 00:27:13.240 Muhterem kardeşlerim akıl ve mantık, ilim ve irfan, insanı mü'min olmaya sevk eder. 00:27:13.280 --> 00:27:21.240 Gerçekten de biz Allah'ın mü'min kulları olarak etrafı bu gözle seyrettiğimiz zaman, 00:27:21.280 --> 00:27:26.000 hikmetlerini incelediğimiz zaman biz de biliyoruz ki; 00:27:26.120 --> 00:27:32.680 Allah'ın varlığından, birliğinden o kadar faniyiz ki; 00:27:32.880 --> 00:27:37.520 çünkü Allah zalimden intikamını alıyor, gözünün önünde onu cezalandırıyor. 00:27:37.600 --> 00:27:42.320 Gördün mü bak Allah nasıl intikam alıyor, Allah nasıl mahvetti onu. 00:27:42.400 --> 00:27:47.160 Bak sonunda, nasıl perişan oldu Allah'ın hikmetine bak diyoruz, anlıyoruz. 00:27:47.200 --> 00:27:53.440 Sonra geceleyin sıkışıyoruz, işimizde sıkışıyoruz, başımıza bir üzüntü geliyor, sıkışıyoruz. 00:27:53.520 --> 00:27:59.480 Sonra elimizi kaldırıyoruz, istiyoruz, Allah bize veriyor. İstiyorum, istediğimi veriyor. 00:27:59.560 --> 00:28:06.800 Biliyoruz ki Allahu Teâlâ hazretleri duaları kabul edicidir, istediğimizi ihsan ediyor. 00:28:06.280 --> 00:28:12.720 Adaletle hükmediyor ve adaletini gösteriyor. 00:28:12.760 --> 00:28:18.680 Şu önümüzdeki Ay, Güneş, insan vücudu hepsi Allah'ın varlığını gösteriyor. 00:28:18.760 --> 00:28:24.480 Demin ismini zikrettiğim o meşhur Erzurumlu İbrahim Hakkı hazretleri büyük bir alim. 00:28:24.680 --> 00:28:29.840 Zamanına göre olağanüstü ileri gitmiş çok büyük bir âlim. 00:28:29.840 --> 00:28:36.680 Onun yaşadığı dönemlerde Dünya'nın Güneş etrafında döndüğünü bilmezler. 00:28:36.760 --> 00:28:41.440 O diyor ki; "Dünya Güneş etrafında döner." 00:28:40.400 --> 00:28:46.400 o kadar uzak mesafelerde pırıltılı o kadar büyük bir varlığın o kadar kısa zamanda 00:28:46.400 --> 00:28:52.600 O kadar büyük bir mesafeyi alması akıl işi değil, görünüşe aldanmamalı diyor. 00:28:52.720 --> 00:29:01.680 Bugünün kıymetini kâinattaki hızın sınırlı olduğunu bilen insanlar anlarlar hakikaten, adil biri. 00:29:01.720 --> 00:29:06.400 Bir de kitabına Marifetname ismini koymuş. 00:29:06.120 --> 00:29:12.920 Belki bazılarınızın kütüphanesinde kitabı vardır İbrahim Hakkı hazretlerinin Marifetname'si. 00:29:13.400 --> 00:29:20.720 Bu diyor ki; Allah'ı bilmeye gitmek için insan çevresini incelemeli. 00:29:20.840 --> 00:29:34.640 Tabiatı, gökleri, yıldızları, ayı, güneşi, dünyayı, yeryüzünü, yerin tabakalarını, bunları öğrenmek lazım diyor. 00:29:34.680 --> 00:29:38.160 Yani bir ilim adamı olarak, din adamı olarak daha doğrusu. 00:29:38.200 --> 00:29:48.400 Daha da ötesi bir tarikat şeyhi olarak diyor ki bunları bilmeniz lazım, gök ilmini bilmek lazım. 00:29:48.400 --> 00:29:53.160 Kitabının bir bölümünü ilm-i heyete ayırmış, bir bölümünü astrolojiye ayırmış. 00:29:53.240 --> 00:30:00.400 Ondan sonra tabiatı bilmek lazım, yeryüzünü bilmek lazım, diyor. Bir bölümünü jeolojiye ayırmış. 00:30:00.240 --> 00:30:05.160 Kıtaları, iklimleri vesaire anlatıyor. 00:30:05.360 --> 00:30:11.560 Sonra insan vücuduna iyi incelerse insan oradan deliller çıkartır, diyor. 00:30:11.640 --> 00:30:13.640 İnsan vücudunu anlatmaya geçiyor. 00:30:13.640 --> 00:30:19.880 İbni Sinâ'dan ve diğer İslâm tabiplerinin yapmış olduğu 00:30:19.960 --> 00:30:23.840 çok güzel araştırmalardan güzel faydalanarak onu anlatıyor. 00:30:23.920 --> 00:30:33.920 Ondan sonra ruhu, insan nefsini, onun mahiyetini anlatmaya geçiyor, oradan tasavvufa geçiyor. 00:30:33.960 --> 00:30:42.840 Ve tasavvufu da insanı Allahu Teâlâ hazretlerinin varlığını ayan beyan sezen, 00:30:42.920 --> 00:30:47.960 hisseden ârif bir kimse hâline getiren bilim olarak ifade ediyor. 00:30:49.520 --> 00:30:55.760 Bir mü'min İslâm aliminin meseleye bakış tarzı bu. 00:30:55.920 --> 00:31:06.400 Meseleye böyle bakmadığı zaman kuru bir ilmin, maddî bir ilmin sana çok fayda vermediğini de 00:31:06.800 --> 00:31:10.160 bendeniz âcizane kendi muhitimde çok görüyorum. 00:31:10.600 --> 00:31:15.520 Yani ilim her zaman gerçekleri göstermeye yeterli olmuyor. 00:31:15.640 --> 00:31:22.320 İlim adamları arasında da çeşitli konularda çekişmeler oluyor, ihtilaflar oluyor. 00:31:22.400 --> 00:31:27.400 Doktorların bir tanesi diyor ki vitaminler vücudumuza çok lüzumludur, faydalıdır. 00:31:27.400 --> 00:31:29.840 A vitamini, B vitamini, C vitamini, D vitamini... 00:31:29.840 --> 00:31:32.360 Biri üste çıkıyor diyor ki; vitaminlerin hepsi zararlıdır. 00:31:32.520 --> 00:31:41.320 Birisi çıkıyor; aşı yapalım çocuklara faydalıdır. Seneler sonra anlaşılıyor aşı zararlı. 00:31:41.160 --> 00:31:43.960 Aşı yapmaya gelirlerdi, öcü görmüş gibi korkardık. 00:31:43.960 --> 00:31:46.640 Şimdi son senelerde anlaşıldı ki zararlıymış. 00:31:46.760 --> 00:31:53.280 Bizzat kendisi verem yapmaya sebep oluyormuş ama bir devlet politikası olarak bir müddet kullanıldı. 00:31:53.480 --> 00:31:55.480 Zararı sonradan ortaya çıktı. 00:31:58.720 --> 00:32:01.480 Tedavi edilen bir sürü hastalık var. 00:32:01.600 --> 00:32:06.560 Şu takvim meselelerinde bakıyorsunuz şu şöyle olacak, 00:32:06.640 --> 00:32:10.320 bu böyle olacak Arapların hesabı başka bizim hesap başka. 00:32:08.960 --> 00:32:12.960 Onlar takvimi Şaban'ı şu günde başlatıyor, bizim takvim bu günde başlatıyor. 00:32:13.400 --> 00:32:17.760 Bilim adamları arasında da ihtilaflar oluyor. 00:32:18.320 --> 00:32:25.520 Teknik üniversitede bir profesör varmış. Kubbe basıncını sıfıra indirecek bir formül bulmuş. 00:32:25.800 --> 00:32:30.240 Kubbe basıncı demek şu: Betondan yuvarlak bir kubbe yapıyorsunuz. 00:32:30.320 --> 00:32:38.320 Bu kubbe yapılan bütün kubbeler gibi duvarlara tazyik yapar yani duvarları ittirmek ister. 00:32:38.360 --> 00:32:48.800 Bu tazyiki kubbenin şeklini öyle bir özel eğri, meyil bulmuş ki bu meyili içinde sıfıra indirmiş profesör. 00:32:46.880 --> 00:32:53.640 Amerikalılar ilan ettiler. Uzaya şu gün füze fırlatacağız, diye. 00:32:53.760 --> 00:32:58.440 Fırladı gözlerinin önünde, televizyonlarda seyrederken patladı. 00:32:58.560 --> 00:33:03.320 Hata yapmak istemezlerdi ama patladı, öyle oldu. 00:33:03.320 --> 00:33:11.160 Daha önceden de bu asrın başında Almanlar da zeplin yapmışlardı. 00:33:11.200 --> 00:33:16.320 Yani havada ilk uçma tecrübeleri, uçaklar filan yoktu o zaman. 00:33:16.360 --> 00:33:21.120 300 kişi alacak kadar bir hava gemisi yaptılar, hafif gazla çalışan. 00:33:21.160 --> 00:33:30.240 Şişirilmiş bir metal, uzun, içinde lokantası bilmem nesi olan, en seçkin yolcular bindiler. 00:33:30.280 --> 00:33:41.440 Almanya'dan bindiler balona. Okyanusu geçtiler havadan, tam New York'a gidiyorlardı. 00:33:41.520 --> 00:33:50.880 Bir patladı balon, içindeki helyum gazı yanıcı olduğu için bir patladı, herkesin gözü önünde yukarıda. 00:33:51.000 --> 00:33:59.520 Mahvoldu, ondan sonra da balonla hava seyahati olmadı, başka çareler aradılar, uçakları falan buldular. 00:33:59.600 --> 00:34:08.840 Demek ki böyle kazalar olabiliyor. Hatta 00:34:09.520 --> 00:34:17.280 Abdülhamid'in babası eczacıymış. O şaka yoluyla levha asmış eczanesine. 00:34:17.400 --> 00:34:32.200 "Ne ararsan bulunur, derde devadan gayrı." İlaç satıyor. Ne ararsan bulunur, her şey var. 00:34:32.280 --> 00:34:37.800 Derde devadan gayrı, nasıl bir şeyle geçer bilmiyorum diye. 00:34:37.240 --> 00:34:43.520 İlmin böyle tabii eksikleri, ihtilafları, kusurları var. 00:34:43.640 --> 00:34:50.160 İlmi bununla küçümsemiyoruz ama ilim her şeyi tam olarak halletmiyor, onu anlatmak istiyoruz. 00:34:50.160 --> 00:34:55.960 İlim gelişiyor, bugünün ilmi dünkü ilime ekleniyor, yarının ilmi bugünkü ilmi ilerletecek. 00:34:56.120 --> 00:35:09.200 Devamlı bir gelişme halinde. Eskiden bize ilkokulda öyle okuturlardı, ışık doğru yol boyunca yayılır. 00:35:09.480 --> 00:35:13.720 Biz de inandık. Neden? Fizik kitaplarında öyle yazıyor çünkü. 00:35:14.200 --> 00:35:20.800 Fizik kitabı yazdıktan sonra artık itiraz edilir mi, bitti. Fizik kitabına itiraz edilmez. 00:35:21.400 --> 00:35:27.520 Işık doğru yol boyunca yayılır diye bize öğrettiler öğrettiler. Biz de etrafa fiyaka sattık ortaokuldayken. 00:35:27.560 --> 00:35:31.800 Köye filan gittiğimiz zaman hep böyle yaptık. 00:35:31.120 --> 00:35:38.200 Ama lise ikinci sınıfa geldik, ışık dalga hareketiymiş, difüzyon olayı varmış. 00:35:38.280 --> 00:35:46.400 Meğer doğru yol boyunca yayılmazmış, bazen köşeyi de dönermiş, yani o zaman anladık ki iş başka türlü. 00:35:46.000 --> 00:35:53.000 Newton'a göre artım çekim kanunu bir şey. Einstein [Aynştayn]'a göre daha başka bir şey. 00:35:53.400 --> 00:35:56.760 O daha genel olarak çeviriyor kitleleri. 00:35:56.840 --> 00:36:01.720 İtmesini çekmesini falan daha başka formüllere bağlayarak anlatıyor. 00:36:01.720 --> 00:36:05.600 Yani ilim gelişiyor, ilimde de ihtilaflar olabiliyor. 00:36:05.840 --> 00:36:14.600 Sosyal ilimlere gelince, mânevî ilimlere gelince, yani felsefî ilimler, içtimaî ilimler, 00:36:14.640 --> 00:36:22.400 inanca ait konular bu gibi şeylere gelince bu hatalar daha da fazla. 00:36:22.800 --> 00:36:25.560 Yani betonarme hesabında matematikte formülde hata yaparsa 00:36:26.600 --> 00:36:28.960 sosyal meselelerin zaten ispatı kolay değil. 00:36:29.000 --> 00:36:35.520 Laboratuvara alınması kolay değil, deneylerinin tekrar tekrar yapılması kolay değil. 00:36:35.640 --> 00:36:39.520 Onun için sosyal ilimlerde hata çok daha fazla oluyor. 00:36:39.720 --> 00:36:47.680 Din ilmine gelince; Hz. Âdem'den kardeşlerimiz olan insanların çoğu çuvallıyor. 00:36:47.840 --> 00:36:55.640 Yani koca koca deryalar geçip de böyle bir kaşık suda boğulmak diye bir söz vardır bizim dilimizde. 00:36:55.760 --> 00:37:06.680 Adam uzaya füze gönderiyor. Japonya, imparatoru tanrının oğlu sanıyor. Ayıkla pirincin taşını. 00:37:06.760 --> 00:37:14.720 Japonya sana ne oldu, o kadar bilgi toplumu iken imparator güneşin oğluymuş. 00:37:14.880 --> 00:37:18.760 Sübhanallah güneşin oğlu olmuş olsa sen şimdiye çoktan buhar olmuştun. 00:37:18.840 --> 00:37:28.160 Yanıp gitmiştin, bunu bilmez mi Japonya. Bilir. Hintlilere göre inek tanrıdır. 00:37:28.240 --> 00:37:38.200 Hâşâ, sümme hâşâ. Hindular da öyleymiş. Onların birtakım tanrıları var, çeşit çeşit. 00:37:38.280 --> 00:37:46.000 Yunanlılar'dan mı esinlendiler, ilham aldılar, ne yaptılarsa. Bir şu tanrıları var, bir bu tanrıları var. 00:37:46.800 --> 00:37:50.760 Bir tanrıları da öküz, inek. Hatta buzağı yapmışlar. 00:37:50.920 --> 00:38:00.440 Musa aleyhisselâmın kavmi de firavundan kurtuluyorlar, denizi geçiyorlar, sahil-i selâmetle çıkıyorlar. 00:38:00.520 --> 00:38:03.160 Musa aleyhisselâm'ın kerametlerini görüyorlar. 00:38:03.240 --> 00:38:08.400 Musa aleyhisselâm Tur Dağı'na vahiy indiği zaman arkadan Sâmirî diyor ki; 00:38:08.200 --> 00:38:18.240 "altınları, gümüşleri eritelim, bir buzağı yapalım." o da buzağı yapıyor. 00:38:18.320 --> 00:38:23.760 Bir yeri delik, öbür tarafı bilmem ne, böyle bir böğürme sesi çıkartıyor. 00:38:23.760 --> 00:38:24.600 Firavundan kaçmış kavim bunu yapıyor. 00:38:26.960 --> 00:38:31.760 Ne kadar büyük şaşkınlık. O peygamber gelir gelmez tabii sinirinden ne yapacağını şaşırıyor. 00:38:31.800 --> 00:38:37.680 Harun aleyhisselâmın sakalına yapışmış. Sakalını sinirden sımsıkı tutmuş. 00:38:37.760 --> 00:38:41.560 Allah'ın varlığı birliği nasıl satıyorlar, 00:38:41.600 --> 00:38:45.000 sen bunların başlarında vekilken nasıl böyle bir şey yaptılar, diye kızıyor. 00:38:45.120 --> 00:38:54.440 Harun aleyhisselâm Hz. Musa'ya, "Ey anamın oğlu, şu saçımı sakalımı çekiştirip durma. 00:38:59.680 --> 00:39:05.000 Bu adamlar beni neredeyse öldüreceklerdi. Benim sözümü dinlemediler. 00:39:05.200 --> 00:39:10.480 Dostu düşmanı bize güldürme, bırak şu sakalımı." diyor Musa aleyhisselâm'ın sinirlenmesi sırasında. 00:39:10.560 --> 00:39:18.400 Akıl almaz bir şey bizim için, akıl almaz çünkü müslüman olarak gerçekleri görmüşüz. 00:39:18.480 --> 00:39:23.000 Öküze tapmışlar. O zaman tapmışlar, şimdi Hintliler tapıyor. 00:39:23.800 --> 00:39:28.400 Müslümanlara hücum ediyorlar, "bizim tapındığımız inekleri niye kesiyorsunuz." 00:39:28.560 --> 00:39:34.560 Caddenin bir tarafından öbür tarafında inek geçerken bütün arabalar duruyor. İnek geçecek. 00:39:34.560 --> 00:39:40.000 Amerika'da bir kitap; meşhur bir alim yazmış bir sürü inanç var. 00:39:40.400 --> 00:39:45.400 Tabii oraya dünyanın muhtelif yerlerinden çeşitli kavimler gittiği için çeşitli inançlar olabilir denilebilir. 00:39:45.400 --> 00:39:48.000 Öyle değil, kendi içlerinde de birçok çeşit var. 00:39:48.400 --> 00:39:56.760 Rahibin birisi çıktı, ben size şöyle yapacağım, böyle yapacağım, dedi insanların hepsini aldı götürdü. 00:39:56.920 --> 00:40:06.800 Meksika taraflarında bir yerde, bir ormanda, Güney Amerika'da hepsi toptan intihar ettiler din namına. 00:40:06.880 --> 00:40:14.600 Yani ne kadar yanlış yollarda olabiliyor insanlar, onu göstermek için söylüyorum. 00:40:14.640 --> 00:40:23.120 Amerika teknikte ilerlemiş ama inanç bakımından böyle, Japonya inanç bakımından böyle. 00:40:23.240 --> 00:40:33.280 Çin, Hint artık bir hal. Demek ki Avrupa'da da doğru düzgün bir dindarlık yok, % 85'i ateist olmuşlar. 00:40:33.320 --> 00:40:43.800 Felsefî ekoller insanları kurtarıcı olmaktan çok uzak. Her birisi bir önceki filozofa çapraz olarak gidiyorlar. 00:40:43.120 --> 00:40:47.360 Felsefe tarihi okuyan adam fıttırıyor. Ne yapacağını şaşırıyor. 00:40:47.400 --> 00:40:50.720 Sokrat'ın dediği mi doğru, Eflatun'un dediği mi doğru? 00:40:50.840 --> 00:40:53.480 Hak mı doğru söylemiş, filozof mu doğru söylemiş? 00:40:54.400 --> 00:40:59.400 Şu şöyle, bu böyle derken herhalde bunlar birbirleriyle çekiştiklerine göre 00:40:59.400 --> 00:41:04.400 hiçbiri doğru değil galiba, diyor, hepsini inkâr ediyor. Kendisini boşlukta buluyor. 00:41:04.240 --> 00:41:07.240 Moral bakımından bunaltmak istemiyorum. 00:41:07.280 --> 00:41:13.520 Yalnız şu noktaya dikkatinizi çekmek isterim ki muhterem kardeşlerim, 00:41:13.560 --> 00:41:27.400 dünya hayatındaki kullandığımız âlet edevâtlar dünyevî bilimlerde hata yapılırsa nihayet bir zarar olur. 00:41:27.800 --> 00:41:30.600 Yani otomobilin hatalı gezmesinden bir kaza olur. 00:41:30.760 --> 00:41:38.640 Elektrik fişinin yanlış takılmasından, yanlış volta oturtulmasından, ayarlanmamasından bobin yanar. 00:41:38.880 --> 00:41:46.840 Yanlış bir yere bir şey yaparsan eline elektrik çarpar, yangın çıkar, ev yanabilir ahşapsa. 00:41:46.840 --> 00:41:53.720 Bina hesapları yanlış yapılmışsa bakarsın çöker. Betonarme yapılacağında bina çöker. 00:41:53.840 --> 00:41:59.240 Tedavi olacaksa adam iyi, iyi olacaksa fena olur. 00:41:59.320 --> 00:42:04.800 Adamın birisi bir doktora gitmiş, bir tedavi görmüş, daha kötü olmuş. 00:42:04.800 --> 00:42:10.160 Öteki doktora gitmiş, daha beter olmuş. Birisi kocakarı ilacı söylemiş, onu yapmış, daha beter olmuş. 00:42:10.320 --> 00:42:13.480 Daha başka bir kimseye gitmiş, daha beter olmuş. 00:42:13.680 --> 00:42:16.640 Bana bir kağıt getirin demiş, getirmişler. 00:42:16.680 --> 00:42:24.280 Ben ölünce benim kabir taşıma şöyle yazın, öleceğimi biliyor, besbelli oldu. 00:42:24.280 --> 00:42:34.400 "İyi idi, daha iyi olayım derken öldü." yazın benim kabrime de insanlara ibret olsun, demiş. 00:42:34.440 --> 00:42:41.240 Dünya hayatındaki tıpta, teknikte bir hata olsa insan şok olsa ölür. 00:42:41.680 --> 00:42:46.520 Çok olsa ölüm ne demek yani işin bütün püf noktası hayat değil mi? Hayır. 00:42:46.520 --> 00:42:51.560 İşin bütün sonucu hayat değil. Bize göre hayat hiçbir şey. 00:42:51.800 --> 00:42:55.800 Hayat bize göre sıfıra yakın, küçük bir değerde, çünkü ebedî hayat var. 00:42:55.840 --> 00:43:02.240 Âhiret var, ebedî hayatın yanında dünya hayatının rakamı seksen olsa ne olacak 00:43:02.200 --> 00:43:05.680 yüz sene olsa ne olacak, bir şey ifade etmez. 00:43:05.760 --> 00:43:10.920 Çünkü hangi yüksek rakam olursa olsun bir rakamın sonunda öldüğün zaman sonuç sıfır. 00:43:11.280 --> 00:43:17.960 120 bölü sonsuz, sıfır diyoruz. Neden? 00:43:18.400 --> 00:43:23.120 Yani sonsuz küçük parçaya böldüğün zaman sıfır olur, neyi bölersen sıfır olur. 00:43:23.240 --> 00:43:30.560 Onun için nispet ettiğin zaman onu buna, dünya hayatı, âhirete nispet edecekse, âhiretin nazarında sıfır. 00:43:30.680 --> 00:43:34.600 O bakımdan mühim olan âhiretin kaybolmamasıdır. 00:43:34.800 --> 00:43:42.200 Kaldı ki âhiret ilimlerinde gerçekleri bulmak da çok daha fazla zor oluyor. O halde 00:43:42.200 --> 00:43:48.720 muhterem kardeşlerim, insan âhiret ilminde hata ettiği zaman ebedî hayatı çökecek. 00:43:48.800 --> 00:43:54.680 O da başka bir şeye benzemediğinden, demek istiyorum ki; 00:43:54.640 --> 00:44:09.360 insanları bu yanlışlıklara düşmeyecek şeyler neyse onları konuşalım, onların üzerinde duralım. 00:44:09.480 --> 00:44:11.640 Asıl önemli olan bu. 00:44:13.800 --> 00:44:21.600 Bendeniz âcizane üniversitede uzun süreler hocalık yapmış, sonra oradan genç yaşında emekli olmuş bir kimse olarak, 00:44:21.680 --> 00:44:31.400 dinî kitaplardan okuduğuma göre, dinin doğrultusundaki hükümden söyleyebilirim ki; 00:44:31.360 --> 00:44:46.520 muhterem kardeşlerim, din konusundaki gerçekleri bulmanın şartı edep ve tevazudur. 00:44:46.640 --> 00:44:55.520 Allah zalimlere, edepsizlere, fâsıklara, kâfirlere, hidayetini vermiyor. Belirtmiş açıkça Kur'ân-ı Kerîm'de. 00:44:55.560 --> 00:44:59.560 mesela Peygamber Efendimiz'in ne kadar sevgili kulu olduğu belli. 00:44:59.560 --> 00:45:07.400 Ey Resûl'üm boşuna çırpınma, sen istediğini doğru yola çekemezsin, buyurmuş. 00:45:07.120 --> 00:45:14.520 Allah dilediğini doğru yola çekerse çeker, çekmezse çekmez. Yani insanlara tebliğini yap sen, bildir. 00:45:19.960 --> 00:45:25.600 Hidayet, senin vazifen değil, senin üzerinde değil Allah dilediğine hidayet eder, diyor. 00:45:25.800 --> 00:45:34.480 Allah'ın dilediğine hidayet etmesi, layık olmayanlara bu hakları vermemesi demek. 00:45:34.640 --> 00:45:39.280 Çünkü hidayeti buldu mu insan hem dünya mutluluğunu elde etmiş oluyor 00:45:39.360 --> 00:45:43.200 hem de âhiretin sonsuz ebedî saadetini elde etmiş oluyor. 00:45:43.280 --> 00:45:52.800 Allah onu kâfire vermiyor, biliyoruz kâfire vermediğini. Fâsıka da vermiyor. Zalime de vermiyor. 00:45:52.120 --> 00:45:59.800 Demek ki fitne fücuru bırakacak, zulmü bırakacak, boynunu bükecek. 00:45:59.880 --> 00:46:05.280 İnsan hata edebilir, günah işlemiş olabilir, bir zamanlar içkici olabilir, ayyaş olabilir, 00:46:05.320 --> 00:46:08.600 esrar kullanmış olabilir, adam öldürmüş olabilir. 00:46:09.760 --> 00:46:15.480 Ama hatasını anlar, boynunu büker, tevazu gösterirse affolabilir. 00:46:15.600 --> 00:46:21.680 Allah'tan ümidi kesmek yok bizim dinimizde. Kur'ân-ı Kerîm'de Allahu Teâlâ hazretleri buyuruyor ki; 00:46:26.240 --> 00:46:32.520 "Ey günah işleyip nefislerine zulmetmiş, kendi başlarını derde sokmuş, belaya uğramış, 00:46:32.600 --> 00:46:37.560 zamanla çökmüş olan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. 00:46:37.720 --> 00:46:43.720 Allah günahların hepsini bağışlar." buyuruyor. Onun için Allah'ın rahmetinden ümit kesmek haramdır. 00:46:43.680 --> 00:46:49.480 Allahu Teâlâ hazretleri bütün günahları affedeceğini vaat ettiği halde fâsıka, 00:46:49.520 --> 00:46:54.960 zalime hidayet etmeyeceğim, diye bildirdiği için fısk u fücuru, zulmü bırakmamız lazım. 00:46:55.120 --> 00:47:02.400 Yani doğru yolu bulmanın mânevî temel şartı boynunu bükmek 00:47:02.480 --> 00:47:12.120 ve Allahu Teâlâ hazretlerinin karşısında kulluk edebini takınmak, suçunu itiraf etmek. 00:47:12.240 --> 00:47:22.200 Âcizâne ve nâcizâne yaptığım çalışmalarda gördüğüm şu ki; kul ne zaman hatasını anlarsa, 00:47:22.200 --> 00:47:29.720 ne zaman boynunu bükerse, ne zaman gözyaşı dökerse, ne zaman Rabbine her türlü hatasıyla, 00:47:29.800 --> 00:47:36.960 samimi kalple irtica ederse o zaman çok büyük rahmete mazhar olur. En büyük rahmete o zaman mazhar oluyor. 00:47:37.000 --> 00:47:44.920 Demek ki edebimizi takınmalıyız, iyi niyetli olmalıyız. Mütevazı olmalıyız. 00:47:45.400 --> 00:47:53.800 Biliyorsunuz Hz. Âdem atamız, dedemiz, insanoğlunun babası, hepimizin babası 00:47:53.200 --> 00:48:01.440 Hz Âdem Cennette bir sözü dinlememiş, cezaya uğramış. Şeytan da dinlememiş, o da bir cezaya uğramış. 00:48:01.600 --> 00:48:08.600 Âdem aleyhisselâm affoluyor, peygamber oluyor. Şeytan ebediyen mel'un kalıyor. Neden? 00:48:08.680 --> 00:48:10.760 Birisi kibrine devam ediyor. 00:48:10.800 --> 00:48:21.160 Ötekisi gözyaşı döküyor, pişmanlıkla Allahu Teâlâ hazretlerine yana yakıla özür diliyor, affını istiyor. 00:48:21.200 --> 00:48:26.560 Şeytan ki kibrinden dolayı her şeyden mahrum kalıyor. 00:48:27.000 --> 00:48:33.160 İnsan yanlış yolda olsa iyi niyetli olsa Allah ona doğru yolu gösterir. 00:48:33.320 --> 00:48:39.920 Benim hayat tecrübelerimle, kendi şahsi bilgilerimde, binlerce misallerle denemişim, 00:48:39.960 --> 00:48:46.240 böyle olduğunu ben çok iyi biliyorum. Size de hatırlatırım ki, siz de kendi hayatınızı şöyle bir inceleyin. 00:48:46.480 --> 00:48:52.200 Kendi hayatınızda böyle, buna benzer hadiseler göreceksiniz. 00:48:52.280 --> 00:48:58.000 Allah size gıyabında yaptığınız hatayı göstermiştir, kıyametin koptuğunu göstermiştir. 00:48:58.200 --> 00:49:03.800 Bu işten vazgeçip "yarın kalkınca inşaallah bu işi bırakayım" dedirtmiştir. 00:49:03.880 --> 00:49:08.720 Yani gerçekleri insana Allah çeşitli vesilelerle gösteriyor muhterem kardeşlerim. 00:49:08.760 --> 00:49:15.400 Ama insan gördükten sonra yapmıyor. Gördükten sonra da yapmayınca cezaya uğruyor. 00:49:15.160 --> 00:49:23.880 Bu konuda bir misalle devam etmek istiyorum. Nijeryalı bir kabile reisinin oğlu varmış. 00:49:24.000 --> 00:49:30.800 İsmi Fanon. Hakkında kitap yazılmış. Ve Türkçe'ye de tercüme edilmiştir. 00:49:30.800 --> 00:49:40.240 Bu Nijeryalı Fanon zeki bir çocuk kabile reisinin de oğlu olduğu için önem vermişler hıristiyan teşkilatları. 00:49:40.320 --> 00:49:48.480 Bunu almışlar, eğitmişler. Papaz Okulu'na sokmuşlar, orada okumuş, papaz olmuş. 00:49:48.600 --> 00:49:56.320 Pastör derecesine yükselmiş ülkede ve kendisi mahallî dilleri, kabile dillerini bildiği için 00:49:56.360 --> 00:50:00.680 Nijerya'da Hıristiyanlığı öğretmek ve yaymak için çalışmaya başlamış. 00:50:00.680 --> 00:50:06.400 Ama canla başla çalışıyor, sevgi ile çalışıyor. Aşk ile çalışıyor. 00:50:06.560 --> 00:50:13.280 İnsanları hak bildiği yola davet etmek için gecesini gündüzüne katarak uğraşıyor her gün. 00:50:13.480 --> 00:50:21.000 Ve eğitim esnasında kendisine öğretildiğine göre Müslümanlık yanlış bir yol. 00:50:21.200 --> 00:50:29.320 Hıristiyanlık'tan sapma, bozuk inançlı bir yol. Böyle diyor kendisi. 00:50:29.480 --> 00:50:34.400 Hz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e de büyük bir düşmanlık besliyor. 00:50:34.160 --> 00:50:40.280 İlk rekabet çıkartmış. Birçok insanı kandırıp arkasına 1 milyara yakın insanı tutuyor. 00:50:40.360 --> 00:50:46.680 Fakat kendi kalbi temiz, Allah'ın dinine hizmet edeceğim, diye çalışıyor. 00:50:46.680 --> 00:50:55.960 Şimdi bu şahsın hayatı önemli. Bir gece rüya görüyor. Rüyasında bakıyor ki mübarek insanlar var. 00:50:56.120 --> 00:51:03.400 O mübarek insanlar ayağa kalkıyor, çok daha mübarek bir insanın etrafında pervane gibi dönüyorlar. 00:51:03.480 --> 00:51:11.160 Kim bu, diyor rüyada. Bu müslümanların peygamberi Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem, diyorlar. 00:51:11.240 --> 00:51:19.440 Rüyada hayran kalıyor cemâline Peygamber Efendimiz'in. Uyanıyor, gördüğü rüyadan canı sıkılıyor. 00:51:19.600 --> 00:51:21.400 "Ben nasıl olur da böyle bir rüya görebilirim, 00:51:21.440 --> 00:51:26.400 nasıl olur da öyle bir insana sevgi duyabilirim." filan diye kızıyor kendisine. 00:51:26.360 --> 00:51:35.000 Ben bozuluyor muyum, ne oluyorum diyor. Fakat ona benzer veyahut aynen o rüyayı bir daha görüyor. 00:51:35.720 --> 00:51:42.520 Gene kızıyor kendisine. Bir başka gece bir daha görünce, o gece Peygamber Efendimiz rüyasında: 00:51:42.480 --> 00:51:50.520 "Fanon müslüman ol. Bak senin Müslümanlığın şu şahsın eliyle olacak. 00:51:50.600 --> 00:51:56.680 Şu şahsa iyi davran, onun ismi İbrahim İnan." diye isim söylemiş Peygamber Efendimiz. 00:51:56.680 --> 00:52:08.240 Bu şahsın adı İbrahim İnan'dır. Sakallı bir adam göstermiş. Uyanınca İbrahim İnan adını yazıyor kağıda. 00:52:08.360 --> 00:52:13.640 Nijerya'daki çalışmaları esnasında soruyor burada İbrahim İnan diye bir tanıdığınız kimse var mı? 00:52:13.640 --> 00:52:14.880 Gittiği yerlere soruyor, yok. 00:52:14.920 --> 00:52:24.000 Civar köylere veya şehirlere gittiği zaman çalışmaları esnasında oralara soruyor yok. Burada soruyor, yok. 00:52:24.120 --> 00:52:28.960 Nihayet bir ülkenin bir şehrine gidiyor. 00:52:29.200 --> 00:52:38.800 Orada indiği zaman, şehre geldiği zaman papazlara vesaire soruyor İbrahim İnan diye bildiğiniz birisi var mı? 00:52:38.920 --> 00:52:48.240 Var diyorlar. Ama o müslümanların bir şeyhidir, diyorlar. Olsun, diyor. Ne yapacaksın onu, diyorlar. 00:52:48.240 --> 00:52:57.800 Adını duydum da, nerede diyor. Şehrin şu semtinde. O tarikat şeyhidir, diyorlar. 00:52:57.240 --> 00:53:05.520 Peki, diyor işlerini bitirdikten sonra bir taksiye atlıyor, dosdoğru İbrahim İnan Bey'in yanına gidiyor. 00:53:06.840 --> 00:53:15.760 Huzuruna geliyor, bakıyor ki rüyada kendisine ne kadar zaman önce rüyada gösterilen şahıs. 00:53:15.840 --> 00:53:20.600 Ve o İbrahim İnan da o rüyayı bildiğine dair birkaç latife ediyor. 00:53:20.760 --> 00:53:26.960 Kendi de o rüyayı bildiğini göstermiş oluyor yani. O da orada müslüman oluyor, Talha, müslüman oluyor. 00:53:27.000 --> 00:53:32.160 Ve ondan sonra da hem kendisinin müslüman oluşunu anlatıyor çevreye hem de ondan sonra 00:53:32.160 --> 00:53:39.360 artık var gücüyle İslâm'ın hak din olduğunu anlatmaya başlıyor çevresindeki insanlara. 00:53:39.360 --> 00:53:43.520 Bu hadiseyi Bedir Yayınevi'nin neşr etmiş olduğu 00:53:43.480 --> 00:53:51.320 bir kitapta okudum. Onu okuduktan sonra tecrübemi teyit ettim. 00:53:51.600 --> 00:53:55.520 Fano niçin Müslüman oldu? İyi niyetli olduğu için. 00:53:55.640 --> 00:54:02.680 İyi niyetli, Allah'ın dinine hizmet etmek istediğinden ama doğru yolu şurası sandığından 00:54:02.840 --> 00:54:08.000 ama kalbi temiz olduğundan Allah ona doğruyu rüyada gösterdi. Yani benim değerlendirmem böyle. 00:54:07.960 --> 00:54:13.920 İnsanın kalbi temiz olduğu zaman Allah gösteriyor. Bizim bir mebus arkadaşımız vardı. 00:54:13.920 --> 00:54:19.120 Doktorasını İngiltere'de yaptı. Hatta bir İngiliz hanımla da evlendi. Müslüman oldu İngiliz hanım da. 00:54:19.320 --> 00:54:23.480 Beş vakit namazında, başörtülü, güzel bir hanımdır. 00:54:23.440 --> 00:54:29.400 Allah selâmet versin çocukları da İmam Hatip okuluna gidiyorlar. Yani hakiki müslüman insanlar. 00:54:29.520 --> 00:54:33.600 Onun bir arkadaşı İngiltere'de dinleri incelemiş. 00:54:33.800 --> 00:54:40.120 Kendi bulunduğu dini beğenmemiş, başkasını beğenmemiş, başkasını beğenmemiş. 00:54:40.160 --> 00:54:44.160 Konuşmuş, danışmış akla mantığa uymuyor diye. 00:54:44.280 --> 00:54:49.240 Sonunda demişler ki; sen madem böyle akla mantığa uygun bir din istiyorsun 00:54:49.240 --> 00:54:53.760 Hindistan'da Budizm akıl, mantık dinidir. 00:54:53.720 --> 00:55:04.960 Sen git Budist ol.O da Hindistan'a gitmek üzere İngiltere'deki emlakını satıyor. 00:55:05.120 --> 00:55:10.840 Hepsini paraya döndürüyor. Sağlam araba alıyor. Ailesini arabaya koyuyor. 00:55:10.840 --> 00:55:16.200 Ve Hindistan'a gitmek üzere yola çıkıyor. Hindistan'a gidecek Budist olacak, doğru din budur diye. 00:55:16.320 --> 00:55:24.520 Türkiye'ye gelmiş Türkiye'de üç defa rüyasında "hak din İslam'dır, müslüman ol." diye kendisine söylemişler. 00:55:24.520 --> 00:55:33.360 Türkiye'de müslüman oluyor. Bu benim söylediğim kardeşimi tanıyorlar. Türkiye'de müslüman oluyor. 00:55:33.400 --> 00:55:40.520 Bu da zamanımızdan bir misal. Yani insan iyi niyetli oldu mu Allah kendisine doğruyu gösteriyor. 00:55:40.640 --> 00:55:51.240 Siz kendiniz de gerçeği bulmak için herhangi bir konuda tecrübe sahasına müracaat edebilirsiniz. 00:55:51.240 --> 00:55:57.560 Zaten biliyorsunuz dinimizde istişare sünnet, istihare de Peygamber Efendimiz'in tavsiye ettiği bir şey. 00:55:57.560 --> 00:56:03.160 Şaşırdınız mı, hayır. İnsan istihare yapar, istiharede Allah bir şey gösterir diye. 00:56:03.280 --> 00:56:07.400 Zaten kitaplarımızdan biliyoruz muhterem kardeşlerim. 00:56:07.160 --> 00:56:16.880 Sözlerimin bu mantıkî örgüsü içerisinde çok noktaya geldim. 00:56:17.000 --> 00:56:23.320 Gerçeği insan bulacak ki ebedî saadete ersin dünyada. 00:56:23.400 --> 00:56:29.160 Asıl vazifemiz Allah'a kulluk etmek, hakiki sağlam inançlı olmak, hidayet üzere olmak. 00:56:29.200 --> 00:56:36.360 Ve bunu da felsefe sağlayamıyor, kuru bilim olduğu zaman ilimler yeterli olmuyor. 00:56:36.440 --> 00:56:43.760 Öteki dinlerin hepsine bakıyoruz, şöyle böyle. İncelendiği zaman insan bir noktaya varacaktır. 00:56:43.760 --> 00:56:49.800 Ben bu hususta şu şöyledir demiyorum, inceleyin diyorum. Kimseye bir şey demiyorum. 00:56:49.120 --> 00:56:53.520 Herkes incelesin, inceledikten sonra sonucuna tâbi olsun. 00:56:53.680 --> 00:56:59.720 Ama kalbini temiz tutsun, edebini bozmasın, boynunu büksün, "Ya Rabb'im bana gerçeği göster." desin. 00:56:59.760 --> 00:57:05.200 İncelesin. Nereye giderse gitsin, beni ilgilendirmez. Benim menfaatim yok bu işten. 00:57:05.280 --> 00:57:09.120 Menfaatim belki bu usulü ona öğretmek olabilir. Kendisi incelesin. 00:57:09.320 --> 00:57:14.760 Biliyorsunuz Fransız profesör Morris Bükey Fransız İlimler Akademisi üyesiymiş. 00:57:14.800 --> 00:57:25.880 Tıp profesörü kendisi. Bilime göre Tevrat İncil ve Kur'an diye bir çeşit araştıma yapmış kendisi. 00:57:25.920 --> 00:57:34.800 Kendisi bilim adamı, profesör. Tevrat'ı, İncil'i ve Kur'an'ı bilim yönünde incelemeyi kararlaştırmış. 00:57:34.160 --> 00:57:38.400 Hıristiyan asılında. Tevrat'ı incelemiş. 00:57:38.120 --> 00:57:43.400 Kendisinin o zaman ki ilim bilgilerine göre, o zamanki dediğim, 00:57:43.400 --> 00:57:45.920 yaşıyor Morris Bükey'le görüştük biz İstanbul'da kendimiz. 00:57:46.400 --> 00:57:57.320 Tanıştım kendisiyle, görüştüm. Tevrat'ı inceliyor. Tevrat'ta mesela Tekvin Bâbı var. 00:57:57.400 --> 00:58:03.920 Kâinatın Yaratılışı bâbı var. Kâinat yaratılalı 600 bilmem kaç sene oldu diye başlıyor. 00:58:04.400 --> 00:58:07.280 Daha başında adam diyor ki: Bu kadar sene değil. 00:58:07.280 --> 00:58:14.560 İlmen biliyoruz ki o kadar sene önceden dünya vardı, ondan önceki senelerde de vardı; oradan başlıyor. 00:58:14.560 --> 00:58:21.320 Ondan sonra başka itirazlar çıkıyor, bakıyor ki bu kitap içinde gerçeğe uymayan noktalar var. 00:58:21.360 --> 00:58:24.800 Bu, Morris Bükey'in kendi tespiti. 00:58:24.480 --> 00:58:29.160 Kitap kendilerinin kitabı, daha henüz müslüman olmuş değil. İncil'i inceliyor. 00:58:29.240 --> 00:58:33.480 İncil'de de aynı itirazları, ona benzer şeyleri buluyor. 00:58:33.600 --> 00:58:38.560 Bu sefer rakip bir dinin kitabı olarak Kur'ân-ı Kerîm'i incelemeye başlıyor. 00:58:38.600 --> 00:58:41.600 Rakip din, çünkü kendisi henüz müslüman değil. 00:58:41.760 --> 00:58:53.680 İnceliyor, inceliyor ve Kur'ân-ı Kerîm'in bütün muhtevasını, içinde ifade edilen bilgileri ilme uygun buluyor. 00:58:53.840 --> 00:58:58.240 Sonra toplantı yapmış. Kendi bilim adamı arkadaşlarını toplamış diyor ki; 00:58:58.320 --> 00:59:02.920 "Siz diyorsunuz ki; Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem.. 00:59:02.880 --> 00:59:11.800 Eğer o kaynaktan aldıysa alınan şeyin de elbette hatalı olması lâzım. Hâlbuki bu doğru. Şimdi bu neyi gösterir?" 00:59:11.840 --> 00:59:16.960 Soruyor kendi çevresindeki bilim adamlarına. Yani Bilimler Akademisi'ndeki arkadaşlarına soruyor. 00:59:17.800 --> 00:59:20.600 Bu neyi gösterir? Bu, bunu burdan almadığını gösterir. 00:59:20.720 --> 00:59:24.320 Doğru kaynaktan aldığını gösterir, diyor ve bunun doğru olduğunu gösterir. 00:59:24.360 --> 00:59:27.320 Bunun yanlışlığı da İncil'in bozulmuş olduğunu gösterir, diyor. 00:59:27.320 --> 00:59:30.600 Zaten Kur'ân-ı Kerîm de hak kitaptır ama bozulmuş, diyor. 00:59:32.120 --> 00:59:36.800 Hak kitap olduğunu biz kabul ediyoruz, Hz. İsa aleyhisselâm, peygamberimiz. 00:59:36.880 --> 00:59:41.000 Peygamberlerden bir peygamberimiz. Hz Musa aleyhisselâm peygamberimiz. 00:59:41.400 --> 00:59:46.120 Hz. İbrahim aleyhisselâm, peygamberimiz. Çoğumuzun küçük kardeşinin adı İbrahim'dir. 00:59:46.120 --> 00:59:52.640 Neden İbrahim adını koymuş? Bizim Peygamberimiz olduğu için. Yani hiç yadırgamayız biz. 00:59:52.720 --> 00:59:58.400 Hepsini peygamber tanırız, bizim sözümüzdür o, bizim sesimizdir o. 00:59:58.400 --> 01:00:02.920 Bizim tercümemiz olduğu için ama bu benim iddiam olabilir. Çünkü ben müslümanım. 01:00:03.000 --> 01:00:08.640 Fakat Morris Bükey bunu söylerken biraz farklı. Çünkü kendisi bir hıristiyan olarak inceliyor. 01:00:08.720 --> 01:00:11.120 Ve vardığı sonuçları bir kitap halinde yazmış. 01:00:11.320 --> 01:00:16.240 Türkiye'de benim talebelerimden Profesör Murat Yıldırım tercüme de etti. 01:00:16.360 --> 01:00:26.760 Türkçe'ye de neşretti, yayınlattı. Gerçekler böyle tetkikler sonunda anlaşılabilir muhterem kardeşlerim. 01:00:26.880 --> 01:00:36.760 Fakat gerçeklerin zaruriyeti başka bir şeydir, anlaşılması başka bir şey, kabul edilmesi başka bir şey oluyor. 01:00:36.800 --> 01:00:41.560 Gerçeklerin insanlar arasında yaygınlaşmasının, 01:00:41.600 --> 01:00:47.400 herkes tarafından benimsenmemesinin sebeplerinden birisi cahilliktir. Ona bir şey demiyorum. 01:00:46.920 --> 01:00:51.840 Sonra yarım ilim. Meseleyi tam bilmiyor, yanlış biliyor, yalan biliyor. 01:00:52.000 --> 01:01:02.560 O zaman bizim büyükler çok güzel söylemişler. Yarım doktor candan eder, yarım hoca dinden eder demişler. 01:01:02.720 --> 01:01:10.720 Yarım olur mu dinden imandan çıkartır insanı. Yarım ilim tabii yanlış gösteriyor gerçekleri, çarpıtıyor. 01:01:10.920 --> 01:01:16.400 Ters gösteriyor o mâni oluyor. Sonra taassup. Tutturmuş bir şey. 01:01:16.400 --> 01:01:22.360 Fenerbahçe, Beşiktaş takımı tutar gibi bilmem ne. Küçüklüğünde Beşiktaş takımını tutmuş. 01:01:22.400 --> 01:01:24.480 Tutmaz olaydın, hep yeniliyor. 01:01:24.360 --> 01:01:30.720 Bırakamıyor Beşiktaş'ı. Yenilse de Kara Kartal yenilmese de Kara Kartal. Bırakamıyor bir türlü. Neden? 01:01:30.800 --> 01:01:34.800 Taassup, yani bir çeşit ona bağlanmak, bırakamamak. Mantık yok. 01:01:34.960 --> 01:01:39.800 Galatasaray birinci gelse de yine Beşiktaş'ı tutuyorum. Fenerbahçe bir gelse de yine Beşiktaş'ı tutuyorum. 01:01:39.880 --> 01:01:48.560 Neden. Bir kere gönül vermişim, olmuş bir kere. "Sevmiş bulundum bir kere derde ne çare" dediği gibi şairin. 01:01:48.720 --> 01:01:55.640 Din konusunda böyle olmaz. Taassup olduğu zaman olmaz. Taassup karışıyor. 01:01:55.640 --> 01:01:59.520 Fenerbahçe, Beşiktaş takımını tutar gibi tutuyorlar. Ondan oluyor. 01:01:59.640 --> 01:02:06.360 Bir de kalın kafalılıktan oluyor. Kalın kafalıyı torna ile inceltmek mümkün değildir. 01:02:06.400 --> 01:02:15.880 Onun o kalın kafası olmuyor. Sinek mesela sabahleyin uçar camın üstünde. 01:02:16.000 --> 01:02:20.840 Camın öbür tarafına geçecek, çünkü camın varlığını görmüyor. Cam şeffaf olduğu için. 01:02:20.880 --> 01:02:28.720 Burnunu sürte sürte, sürte sürte camda uçar. 01:02:28.840 --> 01:02:35.200 Yukarıya kadar gider, tamam, yoksa buraya kadar çıkacak yer yok. Oradan aşağıya doğru iner. Orada da yok. 01:02:35.320 --> 01:02:38.480 Gene yukarıya çıkar, yine aşağıya iner. 01:02:38.560 --> 01:02:46.360 Ta ki güneşten artık vücudu kuruyup bacaklarından takat gelinceye kadar sinek orada uçar. 01:02:46.560 --> 01:02:53.600 Onun kafasını nasıl olduğunu bilmiyorum ama insanlar kalın kafalı oldukları için bir türlü değişmiyorlar. 01:02:53.520 --> 01:02:57.960 Bir çıkış yolu aramıyorlar. Buradan çıkılmıyor, deyip başka bir tarafa dönmüyorlar. 01:02:58.120 --> 01:03:06.600 Gerçi kamuoyuna mâni olan şeylerin mânevî bakımdan biz müslümanlar olarak kaynağı biz biliyoruz. 01:03:06.840 --> 01:03:10.720 Dinî konuda gerçeği kavramaya mâni şeytandır. 01:03:10.880 --> 01:03:20.560 Şeytan aldatmak amacında olduğu için müsaadeyi de almış, çalışma ruhsatını almış. Ruhsatlı çalışıyor. 01:03:24.120 --> 01:03:27.800 Bırak da kullarını aldatayım, diye müsaade almış. 01:03:27.840 --> 01:03:41.520 Peki, kıyamet günü kopuncaya kadar müsaaden var. Müsaade var ama vesvese veriyor. 01:03:42.760 --> 01:03:45.400 Kulağın arkasından vesvese veriyor. 01:03:45.160 --> 01:03:51.280 Dinlerse dinler, dinlemezse dinlemez insanoğlu ama bir kaynak şeytan, bunu biliyoruz mânevî olarak. 01:03:51.360 --> 01:04:00.960 Bu, nefsi de kışkırtıyor. İnsanın nefsi şeytanla birlik olup geldiklerini kabul etmiyor. 01:04:01.400 --> 01:04:07.560 İnat meydana geliyor, inadına gerçeği görse bile kabul etmeden kenarda da durabiliyor. 01:04:07.640 --> 01:04:18.120 Gerçekleri kabul etmiyor. Onun için Allah tabii cahillikten, taassuptan, şeytanla nefisten bizleri korusun. 01:04:18.200 --> 01:04:25.880 Bir de gerçekleri kabul etmeye mâni kötü huylar var. Mesela kibir, mesela hased. 01:04:25.920 --> 01:04:31.280 Mesela Cenâb-ı Hak'tan değil, halktan korkmak gibi falan. 01:04:31.320 --> 01:04:34.560 Bu yüzden Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş ki; 01:04:34.560 --> 01:04:37.000 kalbinde zerre kadar kibir olan cennete giremez. 01:04:37.400 --> 01:04:42.520 Diyorlar ki; "Yâ Resûlallah, insan güzel giyinmeyi sever, güzel yemeyi sever, bu da kibir midir?" 01:04:42.600 --> 01:04:49.280 Bu da kibirse onu da bırakalım yani. Mütevazi giyinelim. Hayır, kibir gerçeği kabul etmemek demek. 01:04:49.360 --> 01:04:53.120 Gerçeği öğrendiği zaman kabul etmiyor, kibrinden kabul etmiyor. 01:04:53.160 --> 01:05:02.920 Kibir, ucb kendini beğenmek ve kıskanmak. Mesela şeytanın bizimle uğraşması hasetinden, kıskançlığından. 01:05:03.000 --> 01:05:08.800 Kâfirlerin uğraşması İslâm'ın gerçek din olduğunu bildikleri halde hasetlikten. 01:05:08.800 --> 01:05:12.200 Peygamber Efendimiz'in hak peygamber olduğunu anladılar. 01:05:12.440 --> 01:05:16.600 Zamanında bunu seyredip gördüler, fakat inanmadılar. 01:05:16.680 --> 01:05:21.000 Kendi içlerinden gelmesini bekliyorlardı peygamberin. Gelmeyince haset ettiler. 01:05:21.400 --> 01:05:27.480 Bir de Allah'tan korkmuyor insanlar, halktan korkuyorlar. 01:05:27.600 --> 01:05:33.520 Nemrut'tan korkuyor, firavundan korkuyor, onun akıl sağlığına inanıyor. 01:05:33.520 --> 01:05:39.840 İbrahim aleyhisselâm gibi merdâne, küfrün karşısına çıkıp da tek başına kalsa bile 01:05:39.880 --> 01:05:43.320 gerçeği söyleyebilecek bir babayiğitliği herkes gösteremiyor. 01:05:43.440 --> 01:05:49.400 Gösteremeyince elden gelen düğün bayram, deyip millet nereye giderse oraya gidiyor. 01:05:49.600 --> 01:05:58.200 Bizim yirmi birinci yüzyılda müslümanların yani Türkiyeli müslümanların da yaygın felsefesi birçoklarının da bu. 01:05:58.240 --> 01:06:05.000 "Zaman sana uymazsa sen zamana uy." Nereden çıkarmışlarsa bu kaideyi çıkarmışlar. 01:06:05.400 --> 01:06:16.800 Her şey serbest. Olur mu? Öyle bir şey yok dinimizde, böyle bir kaide yok. Zamana uymakmış. 01:06:16.120 --> 01:06:20.280 Allah'ın farzlarını çiğneyerek, hadisleri çiğneyerek zamana uymak diye bir şey yok. 01:06:20.320 --> 01:06:27.520 Allah'ın emirlerini tutmak diye bir şey var. İşte böyle halktan korkarlar. 01:06:27.600 --> 01:06:35.720 Ebû Talip'e Peygamber Efendimiz ne kadar yalvardı. "Amca sen bana çok iyilik yaptın. 01:06:35.760 --> 01:06:37.760 Senin çok hayrını gördüm. 01:06:37.960 --> 01:06:43.760 Benim hak peygamber olduğumu şöyle dilinle söyleyiver de ben sana âhirette şefaat edeyim amcacığım. 01:06:43.760 --> 01:06:49.800 Etme, eyleme ölüm yatağında." diye çok yalvardı Ebû Talib amcasına. 01:06:49.880 --> 01:06:57.200 Diyor ki; "Yeğenim biliyorum, söylersin, doğrusun ama şimdi ben bunu söylersem 01:06:57.240 --> 01:07:03.840 Ebû Talip ölümden korktu da imana geldi." diye arkamdan dedikodu yaparlar diyor. 01:07:03.880 --> 01:07:07.720 Demiyor, halktan korkuyor. Halktan korkulur mu? 01:07:07.800 --> 01:07:13.800 De Rahman'ın dediğini, halk ne derse desin. İman etmiyor, cehenneme gidecek. 01:07:13.880 --> 01:07:16.440 O bakımdan zamane kızları mesela; 01:07:16.440 --> 01:07:21.720 kızım büyüdün bak, gelinlik kız oldun başını örtsene, tesettüre riayet etsene. 01:07:21.840 --> 01:07:28.440 "Arkadaşların arasında utanırım." Dışarıda açık gezmekten utanmıyorlar, günah işlemekten utanmıyorlar. 01:07:28.480 --> 01:07:34.760 Sokakta erkek omzuna elini atmış, dolaşıyorlar, utanmıyor. Plajlar da geziyor, utanmıyorlar. 01:07:34.800 --> 01:07:38.960 Sen Allah'ın yolunda gitmekten niye utanıyorsun? Niye korkuyorsun? Niye çekiniyorsun? 01:07:38.960 --> 01:07:45.760 O cesareti gösteremiyorlar. Halktan korktuğu için böyle olmaması lazım insanın. 01:07:45.840 --> 01:07:56.520 Yani Allahu Teâlâ hazretlerinin rızasını düşünüp biraz cesur olması lazım. 01:07:56.560 --> 01:07:59.800 Çıkış yapabilecek güçte olması lazım. 01:07:59.160 --> 01:08:04.960 Gerçeği kabul etmenin engellerinden birisi de muhterem kardeşlerim menfaattir. 01:08:05.160 --> 01:08:15.320 Mesela Firavun Musa aleyhisselâm'ın hak peygamber olduğunu anladı da niye mü'min olmadı? 01:08:15.560 --> 01:08:24.520 Koca bir saltanat elinden gidecek. Koca bir saltanat elinden gidecekti, kabul edemedi. Onu kabul edemedi. 01:08:24.600 --> 01:08:31.560 Ne diyor Allah? 70-80 kişilik bir heyet ile Peygamber Efendimiz'e Necva'da, Yemen'in bir bölgesidir. 01:08:31.600 --> 01:08:40.200 Orada hıristiyanlar yaşıyorlardı. Bu hristiyanlardan bir grup geldi. Yolda isimleri var. 01:08:43.800 --> 01:08:52.240 Üç tanesinin ismi biliniyor, hadis kitaplarında var. Bir tanesinin atının ayağı tökezliyor yolda gelirken. 01:08:52.320 --> 01:08:57.760 Bir tanesi psikopoz, bir tanesi onun kardeşi, başkaları da var. 70-80 kişiler. 01:08:57.760 --> 01:09:02.680 Yolda atının ayağı tökezleyince Peygamber Efendimiz'e kötü söz söylüyor. 01:09:02.680 --> 01:09:05.560 Hep bu onun yolunda, onun yüzünden oluyor diye. 01:09:05.640 --> 01:09:11.280 Ağabeyi olan psikopoz diyor ki; "O peygamberdir, ona ağır söz söyleme, başına bir şey gelir." 01:09:11.360 --> 01:09:16.960 Medine-i Münevvere'ye geliyorlar. Peygamber Efendimiz'in mübarek mütevazı mescidine geliyorlar. 01:09:17.000 --> 01:09:21.920 Yerde ne koltuklar ne hurma dalı, hiçbir şey yok, süs yok, ziynet yok. 01:09:21.960 --> 01:09:28.480 İçeriye geliyorlar, hepsi altınlı, sırmalı, cübbeli, kavuklu, taşlı elbiselerle. 01:09:28.600 --> 01:09:33.560 Orada kendi usulüne göre ibadet etmeye kalkınca sahâbe-i kirâm sinirleniyor biraz. 01:09:33.640 --> 01:09:36.240 Mâni olmak istiyorlar, "Dokunmayın." diyor Peygamber Efendimiz. 01:09:36.240 --> 01:09:43.320 Onlar orada kendi usulünce ibadetlerini yaptıktan sonra Peygamber Efendimiz'le uzun uzun konuşuyorlar. 01:09:43.480 --> 01:09:51.360 Bu konuşmalar ve bunların sorularına cevaplar Âl-i İmrân Sûresi'nin birçok âyetlerinin sebeb-i nüzûlü oluyor. 01:09:51.400 --> 01:09:57.000 Konuşuyorlar konuşuyorlar Allahu Teâlâ hazretlerinin varlığını, birliğini Peygamber Efendimiz anlatıyor. 01:09:57.000 --> 01:10:01.640 Hz. İsa'nın Allah'ın peygamberi ve kulu olduğunu, oğlu olmayacağını, 01:10:01.720 --> 01:10:08.480 rubûbiyyet hakkı bulunmayacağını anlatıyor. Daha başka şeyler anlatıyor, anlatıyor. 01:10:08.600 --> 01:10:11.880 Onlar da kendi aralarında bir meşveret yapıyorlar. Diyorlar ki: 01:10:12.000 --> 01:10:18.320 "Yâ Muhammed! Biz sana tâbi olacağız, vergi vereceğiz, biz kendi itikadımızda serbestiz." 01:10:18.600 --> 01:10:23.480 Fakat Peygamber Efendimiz'in sözlerinden ve gerçekleri ifade edilmesinden 01:10:23.560 --> 01:10:29.640 psikopozun kardeşi müslüman oluyor ve heyetlerinde başkaları daha müslüman oluyor. 01:10:29.760 --> 01:10:33.560 Müslüman olan o psikopozun kardeşi, onun atı tökezleyince 01:10:33.560 --> 01:10:37.880 Peygamber Efendimiz'in aleyhinde konuşan kişi de müslüman oluyor. 01:10:38.400 --> 01:10:42.920 Diyor ki ağabeyine; "Ya benim atım veyahut devem tökezlediği zaman 01:10:42.920 --> 01:10:48.480 biraz kötü konuşmak isteyince sen beni ikaz ettin de bu şahıs peygamberdir, dedin. 01:10:48.520 --> 01:10:51.200 Şimdi niye tâbi olmuyorsun." diye soruyor abisine. 01:10:51.320 --> 01:10:59.440 Diyor ki; "Kardeşim biz Bizans kilisesinden Yemen ahalisi olarak belli rantlar alıyoruz her sene. 01:10:59.520 --> 01:11:02.800 Şimdi ben müslüman olursam o rantlar kesilir." 01:11:02.160 --> 01:11:09.880 Yani bu menfaat kaygısı insanların gerçekleri kabul etmesine mâni oluyor. 01:11:09.880 --> 01:11:15.760 Elindeki imkanların gitmesi mâni oluyor muhterem kardeşlerim. 01:11:15.880 --> 01:11:22.920 Demek ki insan ahirete düşününce ve diye hayata talip olunca menfaat kaygısıyla hareket etmeyecek. 01:11:23.800 --> 01:11:26.920 Menfaati çiğneyebilecek, zarar da etmiş olsa. 01:11:27.800 --> 01:11:36.760 İsterse maddî bakımdan zarar da olsa elindeki mevkiyi de kaybedecek olsa ... bile olsa doğruyu söylemeli. 01:11:36.880 --> 01:11:43.200 Biliyorsunuz Süheyb Rûmî Peygamber Efendimiz'den sonra Mekke-i Mükerreme'de kaldı. 01:11:43.200 --> 01:11:44.640 Peygamber Efendimiz hicret etti. 01:11:44.640 --> 01:11:52.680 Süheyb de nihayet karar verdi hicret etmeye. Paralarını hazırladı, okunu aldı, silahını aldı. 01:11:52.880 --> 01:11:58.800 Yola çıktı. Mekke'nin müşrikleri Süheyb'in hareketini sezinlediler, peşine düştüler. 01:11:59.400 --> 01:12:01.280 Arkasından gelmeye başladılar. 01:12:01.320 --> 01:12:06.600 Üstelik Süheyb Mekke'nin başına doğru çıktığı zaman baktı ki arkasında bir grup kendisini takip ediyor. 01:12:06.720 --> 01:12:11.160 Biraz baktı, kaldı orada. Siper aldı derhal bir kayanın arkasına. 01:12:11.160 --> 01:12:22.760 "Bana bak. Ne istiyorsunuz?" diye sordu. Dediler ki; "Yâ Süheyb! sen bizim aramıza köle olarak geldin. 01:12:22.800 --> 01:12:31.520 El sanatları vasıtasıyla hünerli olduğun için o sanatları icrâ ettin memleketimizde. 01:12:31.560 --> 01:12:34.880 Para kazandın bizden çok para kazandın." 01:12:35.000 --> 01:12:39.400 Kazandıysa kendi emeğiyle yapıyor, size iş yapmış ama bunlar öyle demiyorlar. 01:12:39.480 --> 01:12:43.920 Bizim memlekette zengin oldun şimdi paraları doldurmuşsun torbaya gidiyorsun. 01:12:44.000 --> 01:12:47.240 Mekke'nin müşrikleri böyle söylediler. 01:12:47.120 --> 01:12:52.160 Süheyb hazretleri dedi ki; sizin derdiniz para mı? 01:12:52.320 --> 01:12:59.560 Para tabii ki, dediler. Savurdu parayı attı onlara. "Derdiniz paraysa alın parayı. 01:12:59.720 --> 01:13:04.880 Eğer buna rağmen yine benim peşini bırakmayıp benimle savaşacaksınız bilirsiniz ki 01:13:04.880 --> 01:13:06.840 attığı ok şaşmayan bir insanım. 01:13:06.920 --> 01:13:14.160 Ve şu torbamdaki okların hepsi bitinceye kadar savaşırım yani teslim olmam. 01:13:14.400 --> 01:13:23.680 Anasını babasını böyle ağlattırmak istemeyen, karısını dul bıraktırmak istemeyen gitsin." dedi. 01:13:24.800 --> 01:13:25.560 Medine-i Münevvere'ye geldi. 01:13:25.760 --> 01:13:30.240 Peygamber Efendimiz'e onun bu hali, bu macerası anlatıldığı zaman, 01:13:30.360 --> 01:13:39.240 parasını da vermiş ya Resûlallah hiçbir şeyi kalmadan öyle gelmiş Mekke-i Mükerreme'den, 01:13:39.240 --> 01:13:41.280 deyince Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz dedi ki: 01:13:41.280 --> 01:13:46.800 "Süheyb kazandı, Süheyb kazandı, Süheyb kazandı." Nasıl kazandı? Paralar gitti. 01:13:46.880 --> 01:13:52.000 Paralar gitti ama âhireti kazandı. Peygamber Efendimiz'in yanına hicret etmiş oldu. 01:13:52.120 --> 01:13:57.400 Hicret sevabı kazandı. Maddî bakımdan zarara uğradı ama mânevî bakımdan kâr etti. 01:13:57.520 --> 01:14:01.320 Onun için insanın böyle olabilmesi lazım gerçeklerin karşısında. 01:14:01.360 --> 01:14:04.560 Bunlar olmadığı için insanlar gerçekleri yanlış biliyor. 01:14:04.680 --> 01:14:15.320 Sonuncu mâni de muhterem kardeşlerim şöyle etrafıma bakıp da tetkik ettiğime göre 01:14:15.520 --> 01:14:24.560 birtakım meşhur kimseler var yukarılarda. Sahte şöhretler, kahramanlar. 01:14:24.920 --> 01:14:31.600 Millet bunların ağzına bakıyor, ailesine bakıyor. Bunları bir şey sanıyorlar. Ama sahte. 01:14:31.880 --> 01:14:36.320 Bunlar millete yanlış yol gösteriyorlar. 01:14:36.600 --> 01:14:42.840 Yanlış yola koyuyorlar hem kendileri dalâlete düşüyorlar hem kendilerine soru soran 01:14:44.120 --> 01:14:46.640 Peygamber Efendimiz bunu bir hadîs-i şerîfinde buyurmuş. 01:14:46.720 --> 01:14:53.200 "İnsanlar ilmi kullanmayı öğrendikten sonra Allah ilmi çekip onlardan almaz. Fakat alimleri alır." 01:14:53.360 --> 01:14:58.520 Alimler aldığı zaman geride cahil insanlar kalır. Cahil, bir şey bilmiyor. 01:14:58.800 --> 01:15:03.480 Birileri kendisine soru sorduğu zaman kendi kafasından atlar, bir cevap verir 01:15:03.520 --> 01:15:08.840 hem kendisi sapıtır hem kendisine soru soranları saptırır, diyor. 01:15:08.880 --> 01:15:19.320 Biliyorsunuz Tevfik Fikret bize edebiyat kitaplarında çok öğretilmiş bir şair. 01:15:19.360 --> 01:15:20.720 Çokça methedilmişti. 01:15:20.600 --> 01:15:22.600 Dinimize çatmış, îmânımıza çatmış. 01:15:22.640 --> 01:15:28.480 Bizim Âmentü'müzün karşısına Haluk'un Âmentüsü diye bir âmentü koymuş filan. 01:15:28.640 --> 01:15:34.120 Âşiyan diye kendisine köşk yapmışlar. Maaşı yerinde, tıkırında. 01:15:34.280 --> 01:15:42.000 Çocuğu da papazın terbiyesinde yetişmiş, sonra da papaz olmuş. 01:15:41.840 --> 01:15:45.120 Onun şiirlerini dallandırıyorlar, budaklandırıyorlar. 01:15:45.800 --> 01:15:50.800 Ondan sonra edebiyat böyle olur, diyorlar. Yani sahte, şöhret olarak. 01:15:50.160 --> 01:16:00.280 Namık Kemal bizim zavallı. Vatan elden gidiyor, millet gidiyor, müsterih sultanlar vesaire. 01:16:00.360 --> 01:16:08.880 İyi güzel ama sen kimlerle iş birliği yapıyorsun. Kendi devletini çökerttin. Sonra ne oldu? 01:16:08.960 --> 01:16:14.400 Balkanlar elden gitti, Mora elden gitti, her taraf elden gitti. 01:16:14.200 --> 01:16:19.800 Sen çok kahramanca şeyler yazdın ama ömrünü içkiyle geçirdin. 01:16:20.800 --> 01:16:26.800 Yazdıkların güzel ama bulunduğun cephe yanlış. 01:16:26.200 --> 01:16:31.640 Düşmanlara sırtını dayadın, Avrupa'dan yardım aldın, kendi haneni harabeye çevirdin. 01:16:31.680 --> 01:16:33.240 Kendi konağını yaktın. 01:16:33.320 --> 01:16:39.640 Onun için insanın her laf söyleyene değil de vicdanına iyice bir danışıp 01:16:39.640 --> 01:16:43.320 Allah'a da yalvarıp "bana doğruyu göster" diye doğruyu görüp 01:16:43.440 --> 01:16:49.960 böyle umumî propagandaya kapılmadan gerçekleri görebilmesi lazım. 01:16:50.280 --> 01:16:56.920 Dilim döndüğünce mühim olan noktaları sizlere anlatmaya çalıştım, muhterem kardeşlerim. 01:16:57.120 --> 01:17:02.960 Özetlemek gerekirse Allah bizi hayatın en mühim gerçekliği olan, 01:17:03.400 --> 01:17:08.120 bizim için en gerekli olan şeyleri zamanında görenlerden eylesin. 01:17:08.160 --> 01:17:13.800 Hayatı ona göre düzenlemeyi hepimize nasip eylesin. 01:17:13.400 --> 01:17:21.440 Çeşitli, sayısız yollar içinde doğru ve hak olan yolu bulmayı nasip eylesin. 01:17:21.560 --> 01:17:29.120 O doğru yolda dosdoğru yürümeyi nasip etsin. Güzel işler, sâlih ameller işlemeye nasip eylesin. 01:17:29.200 --> 01:17:31.920 Güzel huylara sahip olmayı nasip eylesin. 01:17:31.960 --> 01:17:40.120 Dobra dobra gerçekleri bilen, gören, söyleyen ve gerçekleri duyabilecek bir ruha sahip olmayı nasip eylesin. 01:17:41.480 --> 01:17:44.600 Bi-hürmeti esrâr-ı sûreti'l-Fâtihâ.