WEBVTT 00:00:00.800 --> 00:00:04.680 Eûzübillahimişşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm. 00:00:04.827 --> 00:00:09.450 …Görüyorsun malı, çok güzel. Yanına yanaşıyorsun, "Bana şuradan bir kilo ver." diyorsun. 00:00:09.450 --> 00:00:16.000 Eve geliyorsun, sanki o mal değil. İzmir'den bir araba geldi, Ankara'ya arkadaşlar getirdi. 00:00:16.400 --> 00:00:24.920 Araba aldım İzmir'den. Ankara'ya geldik, arabayı tanıyamadım; adam her şeyini değiştirmiş. 00:00:25.248 --> 00:00:32.723 Ben aldıktan sonra arabayı değiştirmiş. Bu insanlığa sığar mı, mertliğe sığar mı? 00:00:32.817 --> 00:00:40.561 Arabanın ön sileceklerine rüzgarda tazyik yapacak şeyler filan koymuş, yeni silecekler almış. 00:00:40.639 --> 00:00:47.560 "Bak hocam buna 25 bin lira verdim." filan dedi. Yok, daha başka şeyler de yok. 00:00:47.560 --> 00:00:51.797 Tanıyamadım arabayı, acaba ben bu arabayı mı aldım filan diye… Gitmiş her şeyini değiştirmiş. 00:00:51.828 --> 00:00:56.462 Halbuki arabayı sattığın zaman aldım sattım, bitmiş olması lazım. 00:00:56.562 --> 00:01:02.442 Dürüstlük azaldı, haram yemek çoğaldı, aldatmaca serbest. 00:01:02.683 --> 00:01:11.567 Serbest dediğim, yani cezası yok, Herkes herkesi aldatabildiği kadar aldatıyor, aldattığı yanına kâr kalıyor. 00:01:11.676 --> 00:01:16.520 Adam geliyor; "Şu mal, şu mal, şu mal."; 00:01:16.590 --> 00:01:27.202 kravatlı, ütülü pantolonlu, yakışıklı, fiyakalı, sinek kaydı traşlı, gayet kıymetli elbiseler giymiş adam. 00:01:27.241 --> 00:01:36.160 "Bana şunu, şunu, şunu verin." diyor. Veriyorlar. "Parayı çek olarak…" diyor. 00:01:36.245 --> 00:01:42.608 Kalemini çıkartıyor, çekini çıkartıyor, imzalıyor, "Al." diyor atıyor filan. 00:01:42.693 --> 00:01:49.130 Satıcı da onun o jestleri karşısında, ay bu ne büyük bir efendi filan… 00:01:49.440 --> 00:01:53.863 "Efendim dükkânınız neresi?" İşte Suadiye'de filanca bölgede, tanımıyor musun?" 00:01:53.894 --> 00:01:59.869 "Kusura bakma tanıyamadım. Bundan sonra tanırız inşaallah, alışverişimiz devam eder…" 00:01:59.993 --> 00:02:07.973 "Peki peki, tamam." Alıyor kaç milyonluk malı, ondan sonra senetler ödenmiyor 00:02:08.350 --> 00:02:14.492 adam dükkânın adresine telefon açıyor, telefona cevap yok. Çok mal vermis. 00:02:14.968 --> 00:02:22.239 Kalkıyor, gidiyor; bir ay sonra kapattılar, kayboldular gittiler. Kimden sorarsın, nasıl bulursun… 00:02:22.473 --> 00:02:27.557 Adresini bildiğini bile insan sıkıştıramıyor. 00:02:27.744 --> 00:02:32.657 "Tamam, benim borcum borç, senet yapalım." diyor, eski senetleri ödemiyor. 00:02:32.657 --> 00:02:38.444 Gidiyorsun yakasına yapışıyorsun, ver; "Tamam, borcumu inkâr etmiyorum ödeyeceğim. 00:02:38.498 --> 00:02:42.460 Senet yapalım." diyor. Bir sene sonraya daha senet yapıyor, etti iki sene. 00:02:42.678 --> 00:02:49.860 İki sene sonraya zaten para pula dönüyor, bir işe yaramaz hâle geliyor. 00:02:49.180 --> 00:02:56.797 Zaten senette yüzde elli enflasyon var, iki sene sonra dörtte bir nispetine düşüyor. 00:02:56.859 --> 00:03:00.347 Bir de o zaman bir oyun ediyor, üç senede parayı ödüyor. 00:03:00.729 --> 00:03:05.211 Arkadaşın birisi birisine bir mal sattı, üç sene sonra parasını aldı. 00:03:05.375 --> 00:03:14.503 Aynı malı hiç satmadan dükkânında tutsaydı, o üçüncü sene sonunda çok daha fazla kârla satacaktı. 00:03:14.604 --> 00:03:20.720 Millet haram yemeye alışmış ve haram yiyenlerin cezası yok. 00:03:20.745 --> 00:03:28.876 Kanunlar, insan aklının kanunları olduğu için öyle oluyor ama Allah onu iflah etmez. 00:03:29.110 --> 00:03:35.326 Kimisi de kazancı başkasını aldatmakta bulmuştur; dilenir. 00:03:35.360 --> 00:03:40.160 Türkiye'de de var, başka İslâm ülkelerinde de var. 00:03:40.232 --> 00:03:43.966 Burada görmedim, burada biraz çalgıyla filan dileniyorlar galiba. 00:03:44.210 --> 00:03:53.120 Kaldırımda çalgı çalıyor, gelen geçen para veriyor biracılar böyle iyice alışmışlar, onlar yapıyorlar. 00:03:53.670 --> 00:03:55.715 Bizim dinimizde dilenmek doğru değil. 00:03:55.902 --> 00:04:01.290 Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem dilenen bir kimseye "Neyin var?" demiş. 00:04:01.290 --> 00:04:05.546 "Hiçbir şeyim yok.", "Neyin var?" "Azıcık bir şeyim var". "Tamam. Git onu sat, bir ip al. 00:04:05.671 --> 00:04:09.725 Git öbür taraftan, dağdan odun topla, getir buraya. 00:04:09.725 --> 00:04:13.524 'Bir kucak odun şu kadar parayadır' diye sat, bu senin için daha hayırlıdır. 00:04:13.579 --> 00:04:18.844 Alnın teriyle çalış, elinin emeğiyle geçin." diye tavsiye etmiş. 00:04:18.929 --> 00:04:21.939 Pergamber Efendimiz bu hadîs-i şerîfte diyor ki; 00:04:23.842 --> 00:04:34.841 "Dilenme yoluna sapan, bedavadan, başkasının sırtından geçinen insana Allah ne yaparmış? 00:04:35.716 --> 00:04:42.600 Dünya ve âhirette fakirlik kapısını açarmış." Dünyada da iki yakası bir araya gelmez. 00:04:42.600 --> 00:04:47.506 Bu dünya hayatı nasıl olsa gelip geçecek ama âhireti de fakir olacak. 00:04:47.677 --> 00:04:51.482 Âhiret fakirliği çok fena, dünya fakirliğine benzemez. 00:04:51.482 --> 00:04:58.839 İnsanın âhireti fakir oldu mu o en fena durumdur. Onun için müslüman, kimseden bir şey istemez. 00:04:59.180 --> 00:05:03.658 Peygamber Efendimiz sahabesine rıdvânullâhi aleyhim ecmaîn 00:05:03.806 --> 00:05:08.233 beyat ederken kimseden bir şey istememek şartını da koşarmış, 00:05:08.396 --> 00:05:11.593 "Bak kimseden bir şey istemeyeceksiniz, tamam mı?" diye. 00:05:11.680 --> 00:05:16.680 Onlar da istememeye o kadar riayet ederlermiş ki -tok gözlü, istemiyor- 00:05:16.680 --> 00:05:20.600 Deve kocaman bir hayvandır, devenin yere ıhması, çökmesi çok zordur. 00:05:20.920 --> 00:05:25.680 Önce ön ayaklarını kıvırır sonra arkasını kıvırır, bir öne doğru güdük, bir arkaya doğru güdük… 00:05:25.678 --> 00:05:29.222 İnsan iyi tutunmazsa tepe taklak gidebilir. 00:05:29.268 --> 00:05:35.923 Aşağıdaki bir insana "Şu benim kamçım düşüverdi bir zahmet şunu bana uzat." demez miyiz biz olsak? Deriz. 00:05:35.985 --> 00:05:39.663 Çünkü deveyi ıhtırmak, oturtmak zor. 00:05:39.780 --> 00:05:47.496 Ama devenin üstündeyken kamçısı yere düşse "Onu bana ver." diye istemezlermiş. 00:05:47.659 --> 00:05:54.719 Kendisi deveyi ıhtırırmış, inermiş, alırmış, tekrar binermiş. Bu neyi sembolize ediyor? 00:05:54.819 --> 00:05:57.396 Kulun kuldan bir şey istememesi. 00:05:57.520 --> 00:06:05.415 Bizim tasavvuf kaidelerinden bir tanesi nedir, tasavvufun tariflerinden birisi nedir? 00:06:05.440 --> 00:06:11.960 Yâr ol da bâr olma. Dost ol ama yük olma. Bâr, yük demek. 00:06:12.600 --> 00:06:17.600 Yük taşayan hayvanlara bârgir derler, bizim dilimizde değişmiş, beygir olmuş. 00:06:17.680 --> 00:06:22.800 Bârgir demek yük taşıyan hayvan demek, biz sonra onu beygir yapmışız. 00:06:22.920 --> 00:06:26.640 Atın yük taşıyan cinsine beygir diyorlar ya Türkçe'de. 00:06:28.000 --> 00:06:31.960 Evladım yâr ol, amma bâr olma. 00:06:32.174 --> 00:06:38.130 Dost ol, kimseye yük olma, gidip evinde askıntı olma, sofrasına parazit olma, 00:06:38.240 --> 00:06:47.780 kesesine yük olma, onun sırtından geçinme, onun yanına sığınma… Kendi işini kendin gör. 00:06:47.170 --> 00:06:52.634 Allah sana el vermis, ayak vermis, elden ayaktan düşürmesin, kimseye muhtaç etmesin. 00:06:52.758 --> 00:06:59.934 Ne güzel şeydir insanın elinin emeğini yemesi, kimseye muhtaç olmaması hatta kendisinin kazanması, 00:06:59.934 --> 00:07:05.103 başkasına hayır yapması, kazancının fazlasıyla camiler, çeşmeler, medreseler, 00:07:05.172 --> 00:07:11.199 cihada malzemeler, silah, para… Ne güzel ne güzeldir! 00:07:11.339 --> 00:07:19.863 Allah cümlemize kazancın helalini nasip etsin, şu haram lokmadan cümlemizi uzak eylesin, 00:07:20.810 --> 00:07:26.969 harama düşmüşleri haramdan kurtarsın, haram yemiş olanların haramlarını ödemesini nasip etsin, 00:07:26.969 --> 00:07:32.485 haramların telafisini nasip etsin, borçlarını ödemelerini nasip eylesin. 00:07:32.891 --> 00:07:38.771 Müslüman, kimseden bir şey istemeyecek, mert olacak, alnı açık olacak. 00:07:39.138 --> 00:07:47.705 Bizim amcazâde vardı; babası pehlivan, molla, kendisi pehlivan, dağ gibi bir insan, 00:07:47.798 --> 00:07:51.190 beş kişi deviremez kendisini. 00:07:51.113 --> 00:07:59.561 "Balıkesir'de askerlik yaparken dağlara çıktık, dağlarda kumanya vermediler, aç kaldık 00:07:59.680 --> 00:08:07.000 Dağlarda aç kaldık. Herkes dağda onun bunun elmasına, armuduna, malına, bahçesine saldrıdı." diyor. 00:08:07.560 --> 00:08:13.720 Biz de bir keresinde askerdeyken bizi bir dere kenarına talime götürdüler, 00:08:13.760 --> 00:08:17.560 komutanlar bizi nereye götürürse gidiyoruz, gittik. 00:08:17.600 --> 00:08:21.400 Biraz sonra baktım, tavşan gibi bütün arkadaşların elinde havuç… 00:08:21.720 --> 00:08:26.360 Her birisi bir havuç peydahlamış, onu kemirip duruyor. Nereden bunlar? 00:08:26.400 --> 00:08:31.200 Havuç tarlası bulmuşlar, kökleyip yıkayan havuç yiyor. 00:08:31.240 --> 00:08:38.680 Bunun sahibi razı mı, değil mi; Allah sever mi, sevmez mi düşünen yok. İslâm'da düşünülür. 00:08:38.760 --> 00:08:43.960 Neden bizim kardeşlerimiz buraya geldiği zaman ilk önce helal et meselesine düştüler? 00:08:44.120 --> 00:08:52.360 İlk büyük problem olarak helal et en çok üzerinde durduğu işlerden birisi, niye? 00:08:52.440 --> 00:08:56.160 Lokmanın helal olması önemli olduğu için. 00:08:56.240 --> 00:09:03.440 O bizim amcazâde, herkes elmaya armuda saldırmış dağda, sahibi olsa parasını verecek, 00:09:03.440 --> 00:09:09.960 alacak sahibi de yok, dağ başı olduğu için. Koca adam hüngür hüngür ağlamış açlıktan. 00:09:10.000 --> 00:09:15.400 Ağlamış ama armudu yememiş, işte mertlik odur, babayiğitlik odur. 00:09:15.160 --> 00:09:20.560 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz güreşen gençlerin yanından geçiyordu, 00:09:20.720 --> 00:09:24.240 geçerken bakıyor ki gençler orada güreş yapıyorlar. 00:09:24.320 --> 00:09:27.800 Peygamber Efendimiz onların yanından geçerken utandılar. 00:09:27.840 --> 00:09:31.800 "Eyvah! Peygamber Efendimiz bizi güreşirken gördü." filan diye mahcup oldular, 00:09:31.840 --> 00:09:39.400 bir kenara saklanmak istediler filan. Peygamber Efendimiz onlara bir şey demedi yalnız dedi ki; 00:09:39.600 --> 00:09:51.200 Leyse'ş-şedîdü bi-sür'ati. "Asıl pehlivan, güreşte karşısındakini sırt üstü yere yapıştıran değildir; 00:09:51.680 --> 00:09:56.720 pehlivan nefsine hakim olandır, nefsini yenendir, onu tuşa getirendir." 00:09:56.800 --> 00:10:01.640 Nefis… Yani içimizdeki arzularımızın kaynağı. 00:10:01.880 --> 00:10:11.600 Canı yemek ister, canı uyumak ister, canı rahat etmek ister, canı keyif ister, insanın canı çeşitli şeyler ister. 00:10:11.640 --> 00:10:19.680 Bunların bir kısmı kontrol edilmezse doğru değildir, haramdır, yanlıştır, eğridir. 00:10:19.760 --> 00:10:24.720 İnsanın içinden istediği arzuların bir kısmı doğru arzular değildir. 00:10:24.840 --> 00:10:29.120 Bir kısmı kötüdür, bir kısmı günahtır, bir kısmı suçtur; insanın istediği. 00:10:29.200 --> 00:10:34.480 Mesela deriz ki; "Şimdi şu insanın gırtlağına sarılıp boğacağım geliyor." 00:10:34.680 --> 00:10:40.440 Evet yaparsan katil olursun. Karşındaki müslüman, sen kızmışsın birden, nefsin istiyor ki yardır. 00:10:40.560 --> 00:10:44.840 Bas gırtlağına… "Kör testereyle keseceğim geliyor." Bak, nefis nasıl kabarıyor! 00:10:45.280 --> 00:10:49.960 Kimi kör testereyle kesiyor? Kendi kardeşini, arkadaşını. Bir şeyden kızmış. 00:10:50.000 --> 00:10:54.320 Veyahut "Ah şu benim olsa, ah şunu bir elde etmenin yolunu bulsam!" filan. 00:10:54.360 --> 00:10:59.360 Allem ediyor kallem ediyor onu alıyor, aldatıyor, satın alıyor filan. 00:10:59.480 --> 00:11:05.280 Satın alıyor ama aldatarak satın alıyor. Hasılı, muhterem kardeşlerim, dürüst olacağız. 00:11:05.400 --> 00:11:08.400 Kim için dürüst olacağız? Allah için dürüst olacağız. 00:11:08.520 --> 00:11:12.760 Nefsimize hakim olacağız, Allah için dürüst olacağız, kimseden bir şey istemeyeceğiz. 00:11:12.800 --> 00:11:18.520 Helal kazancımızla yaşayacağız, helal kazancımızla kendimiz kazandığımız gibi hayır yapacağız. 00:11:18.640 --> 00:11:23.120 Bir insan eğer böyle helal kazanç kazanmayı isterse, 00:11:23.120 --> 00:11:28.560 ona gayret ederse Allah ona helal kazancı nasip eder. Zor bir şey değil. 00:11:28.600 --> 00:11:34.160 Helalinden yaşamak zor değil. Zaten insanın rızkı kendisine yazılmıştır da. 00:11:34.280 --> 00:11:38.960 "Bugün ben şu sütü içeceğim." bu bana nerede olsa gelir. 00:11:38.960 --> 00:11:45.360 Türkiye'ye kaçsam peşimden gelir bu süt, çare yok. Allah yazmış. Onun için içeçeğim. 00:11:45.480 --> 00:11:55.880 Bir insana gelecek olan iki yoldan gelir. Bir yolu haram yoludur, ikinci yol helal yoludur. 00:11:55.880 --> 00:12:00.840 Veya birinci yol helal yoludur, ikinci yol haram yoludur. İki yolu var. Bu bana gelecek. 00:12:00.920 --> 00:12:08.480 Ya ben bunu hırsızlama, arsızlama, yüzsüzleme bir yerden yiyecek içecektim ya da helalinden, 00:12:08.560 --> 00:12:15.760 hediye olarak filan gelecek veya kendim alacak, içecektim. İki yolu var. Bu yolun seçimi bize ait. 00:12:15.840 --> 00:12:20.920 Önüne gelir böyle, ya helal yolu seçeceksin ya haram yolu seçeceksin. 00:12:21.000 --> 00:12:24.960 Helalini seçersen kurtuldun, rahat edersin; 00:12:25.400 --> 00:12:29.800 haramını seçersen yazıklar olsun, zaten o sana gelecekti, ne diye haramı seçtin. 00:12:30.360 --> 00:12:34.400 Peygamber Efendimiz diyor ki; "Rızkınızın gecikmesinden telaşa düşüp de 00:12:34.360 --> 00:12:39.400 harama sapmayın çünkü rızkınız, sizi eceliniz gibi takip eder, arar." 00:12:39.360 --> 00:12:44.280 Rızık gelecek, bu yiyeceğin sana gelecek, çare yok, mutlaka olacak. 00:12:44.400 --> 00:12:49.800 Onun için rızkımızın helal olmasına dikkat edelim, gayret edelim. 00:12:49.160 --> 00:12:53.720 Haramdan uzak duralım ki hem mânevî bakımdan feyzimiz çok olsun 00:12:53.880 --> 00:12:59.840 hem ibadetlerimiz kabul olsun hem de Allah bizi dünya ve âhirette hayırlara erdirsin. 00:13:00.520 --> 00:13:09.640 Aslında dilenmek hırsızlıktan hafif bir şey, dolandırıcılıktan hafif bir şey, aldatmacadan hafif bir şey. 00:13:09.760 --> 00:13:13.400 Nihayet adam elini açıyor, "Allah rızası için bir şey ver." diyor, 00:13:13.800 --> 00:13:20.120 ötekisi de -gırtlağını sıkmadı ya- çıkartıp bir şey veriyor ama dilenmek, iyi bir iş olmadığından… 00:13:20.200 --> 00:13:25.720 Cemiyette dilenen insanlar çoğalsa felaketi düşürün; bir sürü dilenen insan. 00:13:25.800 --> 00:13:32.920 Çalışan insanlar nasıl müreffeh oluyor, ülke çalışıldığı zaman nasıl müreffeh oluyor. 00:13:32.960 --> 00:13:40.440 Numune işte, tıkır tıkır çalışıyorlar ve bizleri de tıkır tıkır çalıştırıyorlar; kırbaçlı, forsa gibi. 00:13:40.640 --> 00:13:44.120 Arkadaş anlatıyor: "Burada et kesildi. 00:13:44.200 --> 00:13:49.120 Sahibi Hıristiyan Avustralyalı; kesenler, çalışanların hepsi Türk. 00:13:49.160 --> 00:13:55.960 Sabahtan akşama tıkır tıkır makine gibi çalıştık. Zahmeti bizimkiler çeker, kazancı onlar kazanır." diyor. 00:13:56.000 --> 00:14:02.840 Çalıştırıyorlar da. Zaten çalışmadın mı işten atar. Biraz aksadı mı işten atar. 00:14:02.880 --> 00:14:06.800 Bizim Almanya'daki kardeşlerimden bilirim, burada da Ford'da filan vardır herhalde. 00:14:06.960 --> 00:14:14.520 Bant derler; mamul önüne gelir, o bir parçasını yapar, öbür tarafa gider. 00:14:14.880 --> 00:14:20.160 Birkaç zaman verilmiştir ona. O önünden geçinceye kadar onu yapması lazım. 00:14:20.160 --> 00:14:27.400 Yetiştiremediği takdirde olmayacağı için usta başı tepesine dikilir "Niye sen bunu yetiştiremedin?" filan diye. 00:14:27.120 --> 00:14:32.240 "Bantta çalıştım bugün, dokunmayın bana, turşu gibiyim, bir kenarda yatacağım." diyor. Neden? 00:14:32.360 --> 00:14:34.480 Adam posasını çıkartıyor da onun için. 00:14:34.600 --> 00:14:39.920 Çalıştırdığı elemanın posasını çıkartıyorlar, çalıştırıyorlar, çalışınca oluyor. 00:14:40.000 --> 00:14:44.800 Biz dinimizin emri olarak çalışsak… Bizim dedelerimiz öyle çalışmış. 00:14:44.880 --> 00:14:47.680 Bizim dedelerimiz, hepsi, çalışkan insanlardı. 00:14:47.760 --> 00:14:53.880 Bizim aile hanımlarımız, hepsi çalışkandır, bizim köyümüzde hanımların, 00:14:53.880 --> 00:14:59.480 kadınların hepsi çalışkandır, elhamdülillah.Sabahtan akşama her işi yaparlar. 00:14:59.640 --> 00:15:05.720 Hem evi idare ederler hem tarlayı idare ederler hem de huysuz adamı idare ederler. 00:15:06.320 --> 00:15:09.440 Hepsini idare edecek, çocuk da onların üstünde. 00:15:09.520 --> 00:15:17.800 Bey de "kazak" olduğu için kahvede oyun oynar, sigara içer, bacak bacak üstüne atar, 00:15:17.240 --> 00:15:24.680 arada sırada da bıyığını sıvazlar şöyle, uç tarafını da kıvırır kazak olduğu için, 00:15:24.720 --> 00:15:30.400 kadıncıklar hepsini yaparlar. O kadının hakkı geçmiyor mu o erkeğin üzerinde? Geçer. 00:15:30.480 --> 00:15:32.960 Ben, bizim kendi köyümüzü söylüyorum, başka yeri söylemiyorum. 00:15:32.960 --> 00:15:39.520 Başka yerde belki başka türlüdür. Bizim köyde erkeklerin çoğu oturur, kadınlar çalışırlar. 00:15:41.440 --> 00:15:47.120 Başka yerlerde de galiba böyle şeyler var. Duyuyorum, gelin almış. 00:15:47.280 --> 00:15:56.240 Gelin almaktan maksadı tarlada çalıştıracak bir adam daha kazanmak. "Sen evli misin?" diyorum. 00:15:56.400 --> 00:16:03.680 İstanbul'da talebe, soruyorum: "Sen evli misin?" "Evliyim." "Hanımın nerede?" "Memlekette." 00:16:03.760 --> 00:16:08.520 "Kimin yanında?" "Anamın babamın yanında." "Niye yanına getirmiyorsun?" 00:16:08.720 --> 00:16:15.480 "Anam babam bırakmıyor ki, tarlada çalışacak." diyor. Onun hakkı geçmiyor mu, geçiyor. 00:16:15.800 --> 00:16:22.520 Geçen de burada bir kadın geldi. Diyor ki; "Benim kazancımı kocam alıyor. 00:16:22.520 --> 00:16:30.960 Maaşımı kocam alıyor, cebine koyuyor, 'evin reisi benim.'" Evin reisi sensin ama bütçe ayrı. 00:16:31.400 --> 00:16:32.640 Onun hakkını alamaz. 00:16:32.680 --> 00:16:39.320 Hatta kadının hakkını almak değil, kadın milyonların içinde yüzse muhterem kardeşlerim; 00:16:39.560 --> 00:16:49.440 kadının bakımı, yemesi, giyinmesi, barındırılması erkeğin boynunadır, nikahın sahibi olan erkeğin boynunadır. 00:16:50.400 --> 00:17:03.680 İslâm böyle diyor.Hatta İslâm diyor ki; "Kadın doğurmuş olduğu çocuğa süt vermekle mükellef değildir." 00:17:04.240 --> 00:17:11.920 Duydunuz mu bunu daha önce? Kendi doğurduğu çocuğunu süt emzirmek zorunda değildir. 00:17:12.400 --> 00:17:17.800 Çünkü süt anneye verilebiliyor. Suudi Arabistan'da filan böyle usul imiş biliyorsunuz. 00:17:17.800 --> 00:17:21.720 Süt anneler gelir, bebekleri alırlarmış, yaylalarda bakarlarmış üç dört yaş. 00:17:21.840 --> 00:17:25.320 Asil ailelerin çocukları hep böyle yaylalarda yetişirlermiş. 00:17:25.400 --> 00:17:30.000 Peygamber Efendimiz de -biliyorsunuz- çocukluğu Benî Sâ'd yurdunda öyle geçti, 00:17:30.000 --> 00:17:33.400 Halime adlı süt annesi ona baktı. 00:17:35.280 --> 00:17:43.800 Düşününce İslâm'da bir anne kendi öz yavrusuna süt vermekle mükellef tutulmuyor. 00:17:44.360 --> 00:17:45.720 Bunu ben ne için söylüyorum? 00:17:45.840 --> 00:17:52.640 Onlara zorla onları yaptırttığınız zaman o da günah oluyor. Onun da hakkı 00:17:52.680 --> 00:17:56.520 üstüne geçmiş oluyor, netice itibariyle hak yemiş oluyorsunuz. 00:17:56.560 --> 00:18:05.640 Hak yediğiniz zaman da günah oluyor. Herkesin hakkı kendisinin. İsterse gönül hoşluğuyla verir. 00:18:05.760 --> 00:18:12.480 Bağışlarsa verir, bağışlamazsa vermez. Kadının bir nikâh hakkı vardır, mehir derler. 00:18:12.600 --> 00:18:20.640 Mehr-i muaccel, mehr-i müeccel. O mehir erkeğin kadına nikâhtan dolayı borcudur. 00:18:20.000 --> 00:18:31.000 Mehir, kadının alacağıdır, erkeğin nikâhtan dolayı kadına olan borcudur. 00:18:31.920 --> 00:18:37.280 Verilmiş olan verildi, mehri müeccelini ödemesi lazım. 00:18:38.400 --> 00:18:48.600 Ya öder borcundan kurtulur ya da vefat ederse mirasından o ayrılır, çünkü borcudur. 00:18:48.840 --> 00:18:54.720 Onun için hanımlarınıza mehir borcunuzu ödeyin, kurtulun, borçlu kalmayın. Neyse borcunuz… 00:18:54.800 --> 00:19:04.400 Ben bir arsa aldım, ödedim. Elhamdülillah. Kuşlar gibi hürüm, borçsuzum, ödedim. Çünkü hakkıdır. Şaka değil. 00:19:08.800 --> 00:19:14.280 Evlendiği zaman mehrin miktarı tespit edilmemiş olanlara mehr-i misil olur. 00:19:14.320 --> 00:19:22.400 Emsali üç aşağı beş yukarı ne kadar mehir veriyorsa, standartlara göre o kadar bir mehir ödemek gerekir. 00:19:22.760 --> 00:19:27.760 Çocuğun hakkı bile olsa vereceksiniz. Çocuğun hakkı vardır. 00:19:27.800 --> 00:19:32.280 Yarın annenin, babanın yakasına yapışır, ister onu. 00:19:32.480 --> 00:19:38.160 Annenin babanın çocuğuna karşı vazifesi vardır, yapmadığı takdirde Allah ondan sorar. 00:19:38.280 --> 00:19:44.880 Çocuğunu terbiye edicekti, müslüman yetiştirecekti, evlendirecekti filan, onu yapmadı. 00:19:46.240 --> 00:19:50.400 O bakımdan her hak sahibine hakkını vermek lazım. 00:19:50.400 --> 00:19:54.280 Hatta muhterem kardeşlerim, söz sözü açıyor. 00:19:54.400 --> 00:19:58.240 Biliyor musunuz ki sizin vücudunuzun sizin üzerinizde hakkı var. 00:19:58.560 --> 00:20:02.680 Benim vücudumun da benim üzerimde hakkı var. Nedir o hak? 00:20:02.720 --> 00:20:12.240 Bunu hor kullanmamak, yıpratmamak, uykusuz bırakmamak, deforme etmemek, bozmamak… 00:20:12.440 --> 00:20:19.480 Vücudun bizim üzerimizde hakkı var. Bu vücut bizden hak talep edecek. "Niye beni uyutmadın? 00:20:19.600 --> 00:20:25.920 Niye beni sabahlara kadar poker partilerinde sabahlattırdın, yıprattın? 00:20:26.400 --> 00:20:33.680 Niye beni meyhane köşelerinde zıkkımlandırtarak karaciğerimi mahvettin, midemi mahvettin? 00:20:33.800 --> 00:20:39.520 Niye beni bu kadar hor kullandın?" diye vücudun insan üzerinde hakkı var. 00:20:39.720 --> 00:20:43.800 Peygamber Efendimiz söylüyor. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem: 00:20:47.600 --> 00:20:50.200 Senin üzerinde senin bedeninin de hakkı var. 00:20:50.280 --> 00:20:52.200 Bizim kardeşlerimizin çoğu içiyor. 00:20:52.240 --> 00:20:58.280 Hatta bizim camimizde Arap cemaatimiz var, hepsi mübarek kardeşlerimiz, 00:20:58.280 --> 00:21:03.240 seviyorum, camiden zor atıyorlar kendilerini dışarıya, atar atmaz yak bir sigara. 00:21:03.320 --> 00:21:08.480 Çık, hemen sigaralar yanıyor. Bizim bu caminin önünde başlıyor dumanlar çıkmaya. 00:21:08.480 --> 00:21:12.560 Hep dumanlar süzülmeye başlıyor. Neden? 00:21:12.680 --> 00:21:19.720 Dayanamıyorlar, sigaraya alışmış. O sigarayı senin içmeye hakkın yok. "Neden hakkım yokmuş?" 00:21:19.880 --> 00:21:25.760 Ciğerlerini zift doldurduğun için hakkın yok. O ciğer senden davacı olacak. 00:21:26.000 --> 00:21:29.920 "Keyif benim değil mi ya! Ne istersem yaparım!" Yapamazsın. 00:21:30.000 --> 00:21:35.000 Keyif senin değil, ne istersen yapamazsın. Vücudunun senin üzerinde hakkı var. 00:21:36.240 --> 00:21:38.360 Hanımının senin üzerinden hakkı var. 00:21:38.600 --> 00:21:42.240 "Vay! O âciz kadının benim üzerimde hakkı mı varmış, nasıl olurmuş o! 00:21:42.280 --> 00:21:45.800 Bak ben koç gibi burma bıyıklıyım, asarım, keserim!" 00:21:45.880 --> 00:21:54.640 Asarsın, kesersin ama en zayıf insanların bile bir gün Allahu Teâlâ hazretlerinin huzurunda fırsatı olacak. 00:21:54.760 --> 00:21:58.560 "Yâ Rabbi ben dünyada zayıftım, hakkımı isteyemedim, 00:21:58.600 --> 00:22:03.240 söylesem beni perişan ederlerdi, burada istiyorum; versin benim hakkımı." diyecek. 00:22:03.360 --> 00:22:11.760 Bir albay çocuğunu çok dövmüş, fena halde dövmüş. Bizim camimizin cemaatindendi. 00:22:11.880 --> 00:22:22.560 Karısı anlatıyor: "Ömrünün sonunda çok pişman oldu ve çocuğa "Evladım beni affet." diye yalvarırdı." diyor. 00:22:23.000 --> 00:22:25.720 Ben benim akrabamdan bilirim, bir kadın… 00:22:25.720 --> 00:22:32.280 Amcası bunu olur olmaz dövmüş küçükken, çok pataklamış. Nasıl pataklamış? 00:22:32.400 --> 00:22:37.520 Afedersiniz sokağın ucundan amcasını görse, kendisi öbür ucunda, 00:22:38.800 --> 00:22:42.600 korkusundan donunu ıslatırmış, öyle pataklamış. Haksız yere. 00:22:42.720 --> 00:22:48.960 Amcası köyün belalısı, erkekler korkuyorlar; kahvenin önünde, 00:22:48.960 --> 00:22:53.200 önüne geleni pataklarmış, efe, köyün belalısı. 00:22:53.280 --> 00:22:57.960 Erkekler elinden kurtulamazken yeğeni kurtulur mu, küçücük kızcağız? 00:22:58.800 --> 00:23:06.800 Önüne gelen yerde dövermiş. Dövermiş ama seneler geçti, zaman değişti, adam ihtiyarladı. 00:23:07.760 --> 00:23:13.720 Bu da büyüdü ama amcasının o tokatları, o kamçıları, o hareketlerini unutamıyor. 00:23:13.920 --> 00:23:15.920 Amcasının karısı evliyâ gibi bir kadın; eli tesbihli, binlik tesbihi var, 00:23:21.280 --> 00:23:26.560 boyuna, gece uyumaz teheccüdünü kılar, tesbihini çeker bir insan. 00:23:26.920 --> 00:23:31.760 Biliyor ki kul hakkı önemlidir, dünyadayken helalleşmek lazım. 00:23:32.800 --> 00:23:36.200 Kocasının ona çok hakkı geçtiğini biliyor. 00:23:36.240 --> 00:23:45.200 Kocasının onun çok hakkını yediğini biliyor. "Hadi mal verelim, mülk verelim, altın verelim de affet." 00:23:45.280 --> 00:23:53.880 O kadın diyor ki; "Affetmem!" Öyle bir ateşli söylüyor ki neredeyse ağzından ateş çıkaracak; 00:23:53.880 --> 00:23:59.360 duvarları, tahtaları filan yakacak. "Ah!" dediği zaman neredeyse ağzından ateş çıkıyor. 00:23:59.400 --> 00:24:03.720 O yediği dayaklar çok yüreğine oturmuş. "Affetmeyeceğim. 00:24:03.840 --> 00:24:06.760 Rabbimin huzurunda ben ondan hakkımı isteyeceğim." diyor. 00:24:06.920 --> 00:24:13.280 Böyle bir zaman gelir; insan âciz olur, bir zaman gelir; son nefeste muhtaç olur. 00:24:13.480 --> 00:24:19.800 Bir zaman gelir; rûz-ı mahşerde "Ah bir affetse de şu suçum da kalktığı zaman 00:24:19.800 --> 00:24:23.360 cennete gidecek duruma geliyorum ama bu suçum varken cehenneme düşeceğim, 00:24:23.400 --> 00:24:27.840 keşke düşmesem" filan der, insan bir küçük sevaba muhtaç duruma gelir. 00:24:27.880 --> 00:24:33.400 Onun için kimsenin hakkını yememeğe dikkat edelim velev bizden âciz bile olsa. 00:24:33.160 --> 00:24:35.160 Karıncayı bile ezmemeye dikkat edelim. 00:24:35.520 --> 00:24:44.960 Mümkün olduğu kadar canlılara, hayvanlara, ağaçlara, çiçeklere zarar vermemeye dikkat edelim. 00:24:45.560 --> 00:24:52.240 Fatih Sultan Mehmed sultan olduğu için kabadayılık yapmış: "Yaş kesenin başını keserim." demiş. 00:24:52.480 --> 00:24:58.560 Kim ormandan taze odunu keserse, ben de onun kafasını keserim demiş, nizam koymuş. 00:24:58.720 --> 00:25:02.360 "Burası yemyeşil duracak, ben buranın kesilmesine razı değilim, 00:25:02.440 --> 00:25:09.560 bir yaş odun kesildiğini görürsem kafasını keserim." diye yazmış. 00:25:09.560 --> 00:25:16.800 Demek ki yaşı bile kesmeyi uygun görmemişler bizim büyüklerimiz, 00:25:16.120 --> 00:25:22.400 ormanda kuru odun aramışlar, kuru olanı kesmişler ki ağaca bile acımışlar. 00:25:24.360 --> 00:25:31.640 Evliyâullahtan birisi dervişlerine demiş ki; "Hadi bakalım çiçek toplayıp bana getirin." 00:25:32.200 --> 00:25:35.120 Herkes demet demet çiçekle gelmiş. 00:25:35.600 --> 00:25:42.840 Dervişin bir tanesi elinde böyle sapı kırık bir çiçek var, onunla geliyor. "Çiçek mi bulamadın sen?" demiş. 00:25:42.960 --> 00:25:48.200 "Efendim, hangisinin yanın yanaşsam tesbihini duydum, kıyamadım, 00:25:48.200 --> 00:25:53.480 bunun sapı kırıldığı için bunun tesbihi bitmiş, bunu kopardım geldim." demiş. 00:25:53.720 --> 00:25:58.360 Her şey tesbih ediyor ya, duyan duyuyor demek ki. 00:25:58.440 --> 00:26:04.200 Allah öyle gönül versin, öyle göz versin, öyle izan versin, öyle irfan versin. 00:26:04.160 --> 00:26:11.440 Bizim büyüklerimiz o kadar büyük insanlar ki biz onların nasıl evlatlarıyız ben hayret ediyorum. 00:26:11.880 --> 00:26:18.920 Çiçeği düşünen bir insan, yaş dalı düşünen bir insan… 00:26:19.400 --> 00:26:22.640 Sonra onların neslinden bir nesil meydana geliyor; 00:26:22.600 --> 00:26:32.320 hak bilmez, hukuk bilmez insaf yok, merhamet yok, çocuk demez, kadın demez, akraba demez, 00:26:32.320 --> 00:26:36.560 büyük demez, kimisi anasını babasını saymaz… Nasıl oldu bunlar? 00:26:36.640 --> 00:26:39.200 Haram lokmadan oluyor. 00:26:39.360 --> 00:26:41.960 Haramı yedi mi işte bu noktaya geliyor. 00:26:42.000 --> 00:26:47.640 Allah cümlemizi helalle beslesin, asil kimseler eylesin. 00:26:47.720 --> 00:26:54.720 Peki istek bile yapmayacağız, dilenmek yapmayacağız, istekte bile bulunmayacağız. 00:26:54.840 --> 00:26:57.120 Neyi methediyor Peygamber Efendimiz? 00:26:57.240 --> 00:27:01.120 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz cömertliği methediyor 00:27:01.200 --> 00:27:04.800 ihsan ve ikramda bulunmayı methediyor. 00:27:04.120 --> 00:27:12.120 Kim ihsan ve bağış yolunu tutarsa, verme yolunu, cömertlik yolunu tutarsa… Niçin? 00:27:12.200 --> 00:27:18.600 İptidâ'en li-vechillah. "Allahu Teâlâ hazretlerinin sevabını kazanmak dileğiyle." 00:27:18.640 --> 00:27:23.480 Veriyor, kesesinden bir para eksiliyor ama neden veriyor? Onun da bir hesabı var. 00:27:23.560 --> 00:27:29.480 Rabbinin rızasını kazanmak için veriyor, boşuna vermiyor, onun da hesabı var. 00:27:29.520 --> 00:27:32.600 Seksen kişiyi evine davet ediyor, ziyafet çekiyor. 00:27:32.600 --> 00:27:39.680 Ya üç tane kuzu kesildi, tanesi şu kadardan şu kadar, bu kadar şu masraf oldu… Niye yapıyor? 00:27:39.840 --> 00:27:42.280 Bunu sevap kazanacağım, diye yapıyor. 00:27:42.400 --> 00:27:47.920 İnsan hacca gidiyor, şu kadar bilet parası, bu kadar yol parası, 00:27:47.960 --> 00:27:54.520 bu kadar ayak bastı, bilmem ne… Niye yapıyor bu masrafları? Sevap kazanacağım, diye. 00:27:54.680 --> 00:27:59.520 İnsan her yaptığı şeyi Allah rızası için yapacak. 00:27:59.560 --> 00:28:05.560 Eğer bir insan Allah rızası için cömertlik yolunu tutarsa… Burada bir nokta karşımıza çıkıyor. 00:28:05.600 --> 00:28:10.400 Demek ki bazı cömertlikler Allah rızası için olmaz. Niçin olur? 00:28:10.200 --> 00:28:18.600 Gösteriş için olur, "Ne cömert adam!" desinler diye olur. Sirkeci'den otobüse bindik. 00:28:18.600 --> 00:28:21.320 O zaman araba vapurunu bekliyoruz. 00:28:21.360 --> 00:28:26.000 Birisi geldi, "Çok ucuz kumaş var, çok ucuz kumaş var." bana gösteriyor. Ben "İstemem." dedim. 00:28:26.400 --> 00:28:35.320 Benden arkadaki sıraya geçti, yolculardan bir tanesini gözüne kestirdi: "Çok ucuz. Al bunu!" dedi. 00:28:36.000 --> 00:28:44.840 "Almam. İstemem." dedi. Satıcı kurnaz. "Zaten alamazsın ki! Sende para mı var, sen züğürdün birisin." dedi. 00:28:46.160 --> 00:28:53.200 "Züğürtten bir şey mi çıkar? Paran mı var ki alabileceksin, elbet alamazsın." dedi. 00:28:53.320 --> 00:28:59.720 Adam sinirlendi, şöyle cüzdanını çıkarttı: "Buna para derler." dedi. 00:28:59.760 --> 00:29:05.240 "Ya para mı derler?", parayı kaptığı gibi otobüsten indi. 00:29:05.280 --> 00:29:07.440 O, otobüsten incek yakalayacak... 00:29:07.480 --> 00:29:13.000 Adam Sirkecinin kalabalığına karıştı gitti gözümüzün önünde. 00:29:13.320 --> 00:29:20.200 Kumaşı da attı ama kumaş iki paralık kumaş! Kumaş kıymetli değil. Paranın hepsini aldı gitti. 00:29:20.280 --> 00:29:24.680 Ne gösteriyorsun, "Tamam, benim yok he he…" dersin, gider. 00:29:24.680 --> 00:29:31.200 "Benim param var, ben ağayım." demek için yapıyor. Kimisi başka sebeplerle yapıyor. 00:29:31.240 --> 00:29:39.400 Şarkıcı, türkücü geliyor; tepeden tırnağa binlikleri, on binlikleri her tarafına iğneliyorlar. 00:29:39.200 --> 00:29:44.760 Çengi geliyor, alnına altın para basıyorlar, bimem ne yapıyorlar. Bu niçin? 00:29:44.800 --> 00:29:46.360 Bu Allah'ın rızası için değil. 00:29:46.480 --> 00:29:51.840 Bir para veriliyor ama davulcuya, zurnacıya, çengiye, çalgıcıya, şarkıcıya, 00:29:51.840 --> 00:29:55.880 türkücüye, Allah yolunda değil. Allah rızası için olacak. 00:29:56.800 --> 00:30:00.200 Cömertlik Allah rızası için olmak şartıyla yapılırsa, 00:30:00.240 --> 00:30:06.200 o zaman Allah o kimseye hem dünyanın hem âhiretin hayrını ihsan eder. 00:30:06.240 --> 00:30:09.360 Şu dersten, bu hadîs-i şerîften şunu öğrendik ki; 00:30:09.400 --> 00:30:14.400 kimseden bir şey istemeyeceğiz, kazancımızın helal olmasına dikkat edeceğiz, 00:30:14.000 --> 00:30:20.000 alnımızın teriyle, elimizin emeğiyle çalışacağız, kimseye yük olmayacağız, kendimiz kazanacağız, 00:30:20.360 --> 00:30:25.600 başkalarının yükünü çekeceğiz, başkalarına ihsanda, ikramda bulunacağız; İslâm ahlâkı budur. 00:30:25.840 --> 00:30:28.280 Eskiden fütüvvet teşkilatları varmış. 00:30:29.160 --> 00:30:35.400 Bağdat'da, Musul'da, Adana'da, Denizli'de, Ankara'da... 00:30:35.400 --> 00:30:40.720 Ankara'da çok meşhur, çok meşhur fütüvvet teşkilatı! 00:30:40.800 --> 00:30:44.920 Osmanlılar'ın Ankara'ya hakim olmasından evvel devleti yönetmişler, 00:30:45.400 --> 00:30:50.280 Ankara kalesini yönetmişler, şehri yönetmişler. Bunların başına "Ahî" deniliyor. 00:30:50.520 --> 00:31:03.360 Ahî Evren, Ahî Elvan, Ahî Şerafeddin vesaire. Ahi; ağa demek, çok cömert kimse demek.Bunlar ne yaparlarmş? 00:31:03.840 --> 00:31:10.800 Kazandıklarını infak etmek, bağışlamak prensipleri varmış. 00:31:10.920 --> 00:31:17.880 Gündüz çalışırlarmış, el emeğiyle geçinecekler, prensipleri buymuş. 00:31:17.920 --> 00:31:23.720 Sabahleyin dükkânlarını, çarşılarını açarlarmış, hoca efendileri gelirmiş dua edermiş. 00:31:23.760 --> 00:31:25.880 Resimleri var tablolarda. 00:31:26.280 --> 00:31:30.240 Avrupalı ressamlar resimlerini çizmiş, 00:31:30.320 --> 00:31:34.680 Avrupa'da iyi gezen adamlarımız da oralardan görüp fotoğrafını getirmişler. 00:31:34.880 --> 00:31:44.920 Her sabah besmeleyle açılır dükkânımız Selmân-ı pâk hazretleridir pîrimiz, üstadımız. 00:31:45.800 --> 00:31:48.400 Berberlerde filan görürsünüz, hepsinin bir pîri var. 00:31:48.440 --> 00:31:56.120 Dua ile açılırmış, akşama kadar çalışırlarmış, eğer bekârsa akşama kazancı ile 00:31:56.360 --> 00:32:02.920 çeşitli yiyecekler alır kardeşlerine getirirmiş. Sonra misafir bulurlarmış. 00:32:03.280 --> 00:32:07.200 Yolcu, hancı, bilmem neci, dolaşırlarmış, Allah rızası için 00:32:07.360 --> 00:32:11.800 misafir eder, yedirirlermiş. 00:32:11.160 --> 00:32:16.920 İbrahim b. Ethem hazretleri, Belh padişahlığını bıraktıktan sonra, 00:32:16.960 --> 00:32:24.960 Bağdat tarafına geldikten sonra gündüz çalışırmış, akşam çalıştıklarıyla gıda alırmış, 00:32:25.800 --> 00:32:29.640 yattıkları medreseye gelirmiş, oradakilere ziyafet çekermiş. Her gün böyle. 00:32:29.800 --> 00:32:35.600 Bir günün malını, kazancını ertesi güne saklamaya bile lüzum görmezlermiş. 00:32:35.680 --> 00:32:43.680 Yevmün cedîd, rızkun cedîd. "Yeni bir gün, yeni bir rızk." Saklamaya ne lüzum var diye, öyle cömert. 00:32:43.800 --> 00:32:48.960 Denizli'ye 13. yüzyılda İbn Batuta isminde bir seyyah gelmiş. 00:32:49.000 --> 00:32:56.840 Denizli o zaman Türklerin yeni fethettiği bir diyar olmuş oluyor. Bundan yedi asır önce… 00:32:57.240 --> 00:33:05.200 İbn Batuta da Kuzey Afrikalı bir Arap seyyahı; katırlarıyla, kafilesiyle Denizli'ye gelmiş. 00:33:06.000 --> 00:33:17.520 Denizli'nin kalesinden, kapıdan içeri girer girmez; pala bıyıklı, şalvarlı, belinde kılıcı olan, 00:33:17.560 --> 00:33:30.320 babayiğit bir adam atının dizginini tutmuş. Bir şeyler söylüyor ama bu Türk ötekisi Arap, anlaşamıyorlar. 00:33:31.480 --> 00:33:36.200 İbn Batuta korkmuş, kendisi seyahatnamesinde anlatıyor, "Korktum." diyor. 00:33:36.320 --> 00:33:41.800 Diyar diyar gezen bir insan olduğu için arkasında katırları var, 00:33:41.240 --> 00:33:45.880 gezdiği yerlerden hükümdarların filan kendisine verdiği hediyeler var, yükler var. 00:33:46.400 --> 00:33:51.800 "Şimdi bu pala bıyıklı adam, ben yabancı bir şehirdeyim, benim atımın dizgininden tuttu, 00:33:51.800 --> 00:33:55.360 kim bilir beni asacak mı kesecek mi, mallarım mı gidecek…" filan diye korkmuş. 00:33:55.440 --> 00:34:01.320 O korkuyla düşünürken, öbür taraftan bir başka şalvarlı, pala bıyıklı, babayiğit bir adam gelmiş. 00:34:01.400 --> 00:34:07.280 Bu sefer o da bir öbür taraftan tutmuş, başlamışlar ikisi birbiriyle münakaşa etmeye. 00:34:07.320 --> 00:34:10.200 O adamın da korkudan yüreği ağzına gelip gidiyor: 00:34:10.240 --> 00:34:14.920 "Acaba bu mu kesecek beni, bu mu kesecek." filan diye, yabancı diyarda, korkudan. 00:34:15.800 --> 00:34:23.200 Mesele sonradan anlaşılmış. Birincisi diyor ki; "Bu Tanrı misafiridir, yolcudur. 00:34:23.280 --> 00:34:29.760 Şehrimizin kapısından içeriye girdi, bunu ilk defa ben gördüm. 00:34:29.920 --> 00:34:33.240 Binâenaleyh bunu ben alacağım, bizim dergaha götüreceğim, 00:34:33.280 --> 00:34:37.600 bizim tekkeye götüreceğim, bunu bizim tekkede misafir etmemiz lazım." 00:34:37.800 --> 00:34:42.400 Ötekisi de diyor ki; "Ya kimin bölgesinde yapıyorsun bu işi, bu bölge bizim bölge. 00:34:42.120 --> 00:34:46.960 Bu mintıka bizim mıntıka, bizim bu mıntıkada bizim misafirimizi alıp da 00:34:46.960 --> 00:34:51.600 sizin mıntıkanıza götürmek olur mu, verir miyiz? Vermeyiz. Bu misafir bize misafir olacak. 00:34:51.800 --> 00:34:59.120 Bizim tekkemizde yedireceğiz, barındıracağız, ağırlayacağız…" diye münakaşa oymuş diye yazıyor. 00:34:59.200 --> 00:35:06.200 Bu, Osmanlılar'dan önceki durum. Osmanlılar'ın ilk padişahları da, çoğu ahî idi. 00:35:06.200 --> 00:35:09.560 Yani bu teşkilattan, fütüvvet teşkilatından idi. 00:35:09.640 --> 00:35:12.520 Osmanlı şehirlerinde de bunların 00:35:12.960 --> 00:35:18.520 [örnekleri] vardı. Bağdat'tan filan gelmiş, belki İbrahim Ethem'lerden filan gelme bir uygulama. 00:35:18.680 --> 00:35:25.440 Çalışıp kazandığını müslümanların faydasına sunmak, ziyafet çekmek, yedirmek. 00:35:25.560 --> 00:35:31.440 Yunus Emre de ne diyor? İşte o zamanın adamı. "Dürüş, kazan, ye, yedir." 00:35:32.000 --> 00:35:37.720 Dürüşmek; terlemek için, çalışmak demek. Dürüşmek demek, gayret sarfetmek. 00:35:37.800 --> 00:35:45.120 Dürüş, gayret sarfet, kazan, yani ter dök, çalış, çabala, kazan. Dürüş, kazan, ye… 00:35:45.160 --> 00:35:53.200 Kendin de ye helaldir, kendi alnının teri. Ye, yedir. Başkasına da yedir. Bir "ye" var, bir "yedir" var. 00:35:53.200 --> 00:36:02.120 Biz şimdi "ye" leri yapıyoruz da "yedir"leri herkes yapmıyor. "Ye" leri yapan çok, yiyor, 00:36:02.240 --> 00:36:08.920 Biz yine iyiyiz, İslâm terbiyesi almışız. Başka ülkelerde belki yedirmeyi hiç yapmıyorlar. 00:36:09.000 --> 00:36:18.360 O kadar yapmıyorlar ki ben hatırlarım, bizim bir Alman profesör vardı. Kütüphaneye giderdik. 00:36:18.360 --> 00:36:22.440 Bizim bölümün özel kütüphanesi vardı, o bölümde otururduk. 00:36:22.600 --> 00:36:28.240 Adam çantasından bir elma çıkartırdı, çatır çutur yerdi. Alman kendisi. 00:36:29.000 --> 00:36:32.480 Biz de İslâm terbiyesi almışız, ben onu ayıplardım. 00:36:32.720 --> 00:36:39.160 Karşısında bir başkası var, insan burada bir yemek yiyor, buyur etmiyor. 00:36:39.280 --> 00:36:42.840 Bizim mantığımıza uymaz, İslâm mantığına uymaz. 00:36:43.480 --> 00:36:52.120 Bir tane elma var! İsterse yarım elma olsun. Biz şöyle bir dilim keseriz, "Bir de siz buyrun, tadın." deriz. 00:36:52.200 --> 00:36:57.880 Geçenlerde Sidney'den geliyoruz, bir yerde mola verdik. Ne yiyelim, ne yiyelim? 00:36:57.960 --> 00:37:04.000 "Hocam buradan et almak caiz mi?" Caiz değil. Buradan ne idüğü belirsiz et alınmaz. 00:37:04.160 --> 00:37:11.560 (Merinos koyunu bile olsa, koyun bile olsa; kesimi, nasıl yapıldığını bilmiyoruz. 00:37:11.560 --> 00:37:15.720 Kesim yapılıyor mu, yapılmıyor mu; helal mi, değil mi…) "Efendim ne yapalım?" dediler. 00:37:15.800 --> 00:37:20.680 "Balık bulun." dedim ben. Zaten deniz yolu kenarından geliyoruz. 00:37:20.840 --> 00:37:30.600 Birkaç çeşit balık buldular, getirdiler. Orada bir piknik yerinde kızarttık, orada birisi var, gidecek. 00:37:30.680 --> 00:37:36.760 Geldi, durdu, kızartmaları gördü, soframızı, vesaireyi gördü. 00:37:36.840 --> 00:37:43.800 Tam biz sofrayı, salataları filan hazırladık, yemek yiyeceğimiz sırada arabasına atladı, gidecek. 00:37:43.760 --> 00:37:49.920 Zaten arabasının içinde kendisi bir şeyler tıkındı, meşrubat, 00:37:50.520 --> 00:37:56.840 içti filan, tam gidecek. Bizim arkadaşlar bırakmadılar. "Hey, dur!" dediler. 00:37:56.960 --> 00:37:59.800 Durdu, "Biraz tat bundan." dediler. 00:37:59.840 --> 00:38:05.720 Önüne bir tabak koydular, masa koydular, sandalye koydular, yedirdiler. Ondan sonra gönderdiler. 00:38:05.800 --> 00:38:09.480 Diyor ki; "Aynı durumda biz olsaydık bunlar bize vermezdi." 00:38:10.960 --> 00:38:16.440 Belki adam burada bizim böyle balık kızartmamızdan iştaha geldi, 00:38:16.480 --> 00:38:24.120 belki gidecek, şehirden balık kızartması alacaktı. O kadar iştahı açacak şekilde kızarttık biz. 00:38:24.120 --> 00:38:31.600 Ama biz "Kokusunu duymuştur, canı çeker." diye veririz. Neden? İslâm terbiyesi olduğu için. 00:38:31.600 --> 00:38:39.400 "Dürüş, kazan, ye, yedir." Çalış, çabala, kazan, ye, yedir; bir gönül ele getir. 00:38:39.440 --> 00:38:46.280 Bak Yunus'un sözüne! Diyor ki; "Bir gönül ele getir." Bir gönül ele getirmek ne demek? 00:38:46.400 --> 00:38:54.240 Bir kalp kazan demek, kalp al. Bir insanın gönlünü al, memnun et, duasını al demek. 00:38:54.360 --> 00:38:56.360 Yedirdiğin zaman; "Hay Allah razı olsun, 00:38:56.520 --> 00:39:01.120 Allah bereket versin, çok şükür elhamdülillah." diye bir dua edecek nihayetinde. 00:39:01.320 --> 00:39:07.320 Dua etmezse bile, sen iyilik yap, denize at. Balık bilmezse de hâlık bilir. 00:39:07.920 --> 00:39:11.160 İsterse teşekkür etmesin, ne yaparsa yapsın. Biz ona; 00:39:14.560 --> 00:39:17.520 Biz sizden karşılık da beklemiyoruz, teşekkür de beklemiyoruz. 00:39:17.720 --> 00:39:22.320 Biz iyiliği yapalım da sen ister de ister deme. Biz Allah için yapıyoruz. 00:39:22.480 --> 00:39:32.280 Dürüş, kazan, ye, yedir; bir gönül ele getir. Bin Kâbe'den yeğrektir, bir gönül imareti. 00:39:32.400 --> 00:39:37.600 Bir gönül yapmak, bir insanın gönlünü hoş etmek, onu sevindirmek, 00:39:37.680 --> 00:39:44.320 bin Kâbe tamirinden daha sevaplıdır. Bin defa Kâbe'yi tamir etmek gibi sevaplıdır, diyor. 00:39:44.360 --> 00:39:49.280 Bizim dedelerimiz bu mantıkla hareket etmiş, yani gönül yapmak. 00:39:49.400 --> 00:39:53.960 İnsanların gönlü Kâbe'den daha muhterem, diye hadîs-i şerîfte geçiyor. 00:39:54.400 --> 00:39:54.960 Neden? 00:39:55.120 --> 00:40:04.240 Kâbe taştan yapılmıştır; bu insanın gönlü imanın mahalidir, marifetullahın mahalidir. 00:40:04.400 --> 00:40:10.320 İnsanın gönlü pâk ve sâfî olunca Allahu Teâlâ hazretleri gönlüne tecelli eder, 00:40:10.520 --> 00:40:18.800 gönlüne misafir olur, gönlüne sığar. Bir gönülde Allah oldu mu, en kıymetli gönül olur. 00:40:18.960 --> 00:40:20.960 Onun için gönül yıkmamak esastır. 00:40:21.280 --> 00:40:26.680 Dedelerimiz böyle düşünmüşler; bir gönlü îmar etmek, 00:40:26.840 --> 00:40:29.800 mâmur etmek, gönül yapmak, bin Kâbe'den daha iyidir diye. 00:40:29.280 --> 00:40:36.960 Biz de tam tersini prensip edinmişiz. Bin tane gönül yıkmadan akşamı etmeyiz. 00:40:37.560 --> 00:40:42.400 İlla bin tane gönlü yıkacağız, ondan sonra akşamı yapacağız, yoksa az gelir bize. 00:40:42.800 --> 00:40:47.480 999 tane olsa razı gelmeyiz, binincinin de kalbini kıramazsak olmaz. 00:40:47.560 --> 00:40:52.400 Eve gideriz, çatarız birisine, onun da kalbini kırdıktan sonra bin oldu. 00:40:52.400 --> 00:40:59.880 Rahat rahat artık oturup oturup git, yat, uyu. Bizim prensibimiz gönül yıkmak olmuş, camide bile! 00:40:59.640 --> 00:41:00.840 Evde bile! 00:41:00.920 --> 00:41:08.320 Eskilerin prensibi de bildiğine bilmediğine, iyilik yapmak, her gördüğünü hızır bilmek, 00:41:08.400 --> 00:41:14.120 herkesin gönlünü yapmak, öyle olmuş. Biz, dilenci geldi mi "Allah versin! 00:41:14.160 --> 00:41:19.240 Hadi, defol, git!" diyoruz. Onlar "Gelen belki Hızır'dır." diye hürmet ediyor. 00:41:19.320 --> 00:41:26.320 Aramızdaki farka bak! "Belki Hızır'dır ne mâlum." diye, onlar hürmet ediyorlar. 00:41:26.400 --> 00:41:35.400 Allah cümlemizi gönül yapıcı, gönül kazanıcı, sevap kazanıcı böylece Allah rızası için 00:41:35.400 --> 00:41:41.920 bunları yaptığı zaman da dünyanın ve âhiretin hayırlarını elde edicilerden eylesin. 00:41:41.960 --> 00:41:49.320 Ebû Davud, Taberânî, Müstedrek, İbn Hibban, Ebû Musâ el-Eş'ârî'den rivayet etmiş. 00:41:50.600 --> 00:41:57.480 Peygamber Efendimiz bu hadîs-i şerîfte cihad edenleri, mücahidleri methediyor. 00:41:57.520 --> 00:42:08.480 "Bir kimse fi-sebilillah, Allah için, cihad maksatıyla, Allah yolunda evinden ayrılsa." 00:42:09.000 --> 00:42:14.400 Fe-mâte. "Düşmanla kavuşmadan yolda ölse." Çünkü düşman uzakta. 00:42:14.400 --> 00:42:18.840 Sıcağı var soğuğu var, mahrumiyeti var. Yolda öldü. 00:42:19.800 --> 00:42:30.840 Yahut kutile, veyahut öldürüldü, yahut atı huyhuzluk etti, yere çaldı bunu, sakatladı, öldürdü. 00:42:30.920 --> 00:42:37.240 Yahut yattığı yerde zehirli bir hayvan geldi, soktu, öldürdü. 00:42:37.240 --> 00:42:41.920 Yılan olabilir, burada redback diyorlar, örümcek olabilir, 00:42:43.480 --> 00:42:48.240 akrep olur, çiyan olur, neyse. Zehirli bir hayvan öldürdü, yılan öldürdü. 00:42:48.680 --> 00:42:50.960 Veyahut da yatağında öldü. 00:42:54.600 --> 00:43:10.160 Her ne olursa olsun, hangi şekilde ölürse ölsün, o şehittir ve muhakkak ona cennet nasip olur, verilir. 00:43:10.240 --> 00:43:13.200 Allah rızası için yola çıkınca. 00:43:13.280 --> 00:43:19.800 Bu "Allah rızası için yola çıkınca" denildiği için ve öldürülmekten de bahsedildiğinden 00:43:19.800 --> 00:43:25.800 daha ziyade savaşmak maksadıyla çıkıldığı anlaşılıyorsa da hacca gitmek de Allah yoludur. 00:43:26.360 --> 00:43:30.760 Allah yolunda hacca niyet etmiş, giden insan da böyle olur. 00:43:30.880 --> 00:43:35.800 Allahu Teâlâ hazretleri her işimizi, her seyahatimizi kendi rızası yolunda 00:43:35.760 --> 00:43:38.880 yapmamızı cümlemize nasip ve müyesser eylesin. 00:43:39.160 --> 00:43:43.760 Said kullar olarak yaşayıp şehit kullar olarak ruhumuzu teslim edip; 00:43:43.960 --> 00:43:49.720 cennetiyle, cemaliyle müşerref olmayı cümlemize göstersin, nasip eylesin. 00:43:49.840 --> 00:43:53.240 Bizi burada buluşturduğu gibi Cennet-i Âlâ'da da buluştursun. 00:43:53.280 --> 00:43:55.560 Bi-hürmet-i esrâr-ı sûreti'l-Fâtiha…