WEBVTT 00:00:00.400 --> 00:00:06.000 Eûzübillahimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm. 00:00:06.400 --> 00:00:17.400 el-Hamdü lillahi Rabbi'l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben mübâreken fîhi alâ külli hâlin ve fî külli hîn. 00:00:17.800 --> 00:00:20.680 es-Salâtü ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin 00:00:20.720 --> 00:00:25.600 ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ecmaîn. 00:00:25.680 --> 00:00:30.160 Emmâ ba'd: Fe-kâle Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: 00:00:31.129 --> 00:00:39.249 E lâ uhbiruküm bi'l-mü'min. Men eminehu'n-nâsü alâ emvâlihim ve enfüsihim. 00:00:39.600 --> 00:00:44.280 Ve'l-müslimü men selime'l-müslimûne min lisânihî ve yedihî. 00:00:44.360 --> 00:00:51.953 Ve'l-mücâhidü men câhede nefsehû fî tâatillah ve'l-muhâciru men hecera'l-hatâyâ ve'z-zünûbe. 00:00:52.000 --> 00:01:01.925 Bu hadîs-i şerîfi Fudâle b. Ubeyd'den İbn Hibbân, Hakîm ve Taberânî rivayet etmişler. 00:01:04.800 --> 00:01:10.800 Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir uyarı kelimesi ile başlıyor; 00:01:10.840 --> 00:01:17.880 E lâ, "Gözünüzü açın, dikkat edin, dikkatinizi toplayın" mânasına. 00:01:17.920 --> 00:01:28.880 Uhbiruküm. "Size haber veriyorum, bildiriyorum." Bi'l-mü'mini. "Mü'mini bildiriyorum." 00:01:28.920 --> 00:01:34.120 Yani mü'min kimdir size onu anlatacağım, dikkat edin, 00:01:34.160 --> 00:01:39.400 dikkatinizi toplayın, şimdi mü'mini size anlatacağım demek. 00:01:42.160 --> 00:01:52.680 Mü'min bizim bildiğimiz anlamı, yaygın anlamı imana gelmiş insan; 00:01:52.800 --> 00:02:02.160 Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kadere inanmış insan. 00:02:02.240 --> 00:02:07.600 Kelimeteyn-i şehâdeteyni getiriyor, eşhedü en lâ ilahe illallah 00:02:07.680 --> 00:02:13.720 ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh diyor mü'min oluyor insan, bu. 00:02:13.840 --> 00:02:20.520 Ama Peygamber Efendimiz bunu bir başka yönden tarif ediyor; 00:02:20.600 --> 00:02:25.880 Men eminehu'n-nâsü alâ emvâlihim ve enfüsihim. 00:02:25.920 --> 00:02:45.120 "İnsanların mallarına ve kendi canlarına bekçi koyabilecekleri, güvenecekleri insan." 00:02:45.560 --> 00:02:55.400 "Bu adamdan benim malıma zarar gelmez, bu adamdan benim canıma zarar gelmez." diye güven duyacağı insan. 00:02:55.160 --> 00:03:00.120 Şimdi burada bir edebî sanat da var, iman kelimesi, 00:03:00.200 --> 00:03:06.880 âmene-yü'minü kelimesi köken olarak emniyet, emine kökünden geliyor. 00:03:08.440 --> 00:03:11.640 Ama anlam tamamen farklı, inanmak demek. 00:03:12.800 --> 00:03:17.360 Ama bu tarafta tarif ederken Peygamber Efendimiz yine güvenilirliği tarif ediyor. 00:03:17.480 --> 00:03:26.760 Yani kelimenin çıkış kökenini bahis konusu ederek sanatlı bir şey yapıyor. 00:03:26.840 --> 00:03:36.840 Kelimenin lügat anlamından faydalanarak açıklama yolunu tutuyor. 00:03:38.280 --> 00:03:41.120 İnanmış olan insana insanlar [güvenmesi lazım, güvenebilmesi lazım.]... 00:03:41.160 --> 00:03:44.360 Belki bana bir zarar verir, ben bununla yolculuk yapmayayım. 00:03:44.480 --> 00:03:48.680 Veyahut ben bu adamı dükkanımın kasasına oturtmayayım, 00:03:48.688 --> 00:03:53.368 belki kasadan çalar, belki hesapları yanlış yapar. 00:03:53.400 --> 00:03:57.880 Güvenilmezse o zaman elbette iyi bir insan değil, iyi bir müslüman değil. 00:03:58.000 --> 00:04:04.880 İyi bir müslüman öyle yapmaz. Onun korktuğu şeyleri yapacak insan değildir inanmış bir insan. 00:04:05.240 --> 00:04:10.800 O bakımdan tarif yine çok uygun bir şey. 00:04:10.960 --> 00:04:16.240 O halde bizler mü'minler olarak sadece eşhedü en lâ ilahe illallah 00:04:16.280 --> 00:04:21.280 ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh demekle yetinmeyelim, 00:04:21.440 --> 00:04:29.400 kendimizi o ahlak seviyesine getirmeye, herkesin güvendiği, 00:04:29.280 --> 00:04:34.960 canını malını emniyet edebileceği kimse haline gelmeye çalışalım. 00:04:35.400 --> 00:04:42.880 Tabii bir insanın eşhedü en lâ ilahe illallah demesi, lâ ilahe illallah demesi, o da çok sevap. 00:04:42.960 --> 00:04:50.600 Onu da küçümsemiyoruz ama insanın müslüman olmasından, imana gelmesinden amaç nedir? 00:04:50.680 --> 00:04:53.440 Nereye götürmek istiyor Müslümanlık insanı? 00:04:53.520 --> 00:05:01.880 İslâm dini aldı çamurdan kurtardı beşeriyeti, insanlığı, nereye götürmek istiyor? 00:05:02.000 --> 00:05:07.400 İnsân-ı kâmil yapmaya götürmek istiyor. 00:05:07.480 --> 00:05:16.000 İyi müslüman olursa insân-ı kâmil olacak, herkesin sevdiği, herkesin itimat ettiği insan olacak. 00:05:16.800 --> 00:05:23.800 Mesela işte Yunus Emre. Yunus Emre kuvvetli müslüman, tamam. 00:05:23.880 --> 00:05:28.480 Ama aynı zamanda herkes ne kadar seviyor. İşte Mevlana gibi. 00:05:31.440 --> 00:05:39.320 Bu şekilde nükteli anlatımlara devam ediyor Peygamber Efendimiz. İkinci [tarifi;] 00:05:39.400 --> 00:05:43.880 Ve'l-müslimü men selime'l-müslimûne min lisânihî ve yedihî. 00:05:44.800 --> 00:05:48.920 Müslim de ne demek? İslâm'a girmiş olan insan demek. 00:05:49.560 --> 00:05:57.400 Esleme-yüslimü-islâmen. Müslim kelimesi bu kökten geliyor, onun ism-i fâil sîgası. 00:05:57.240 --> 00:06:00.920 Yani lügat anlamı olarak islâm olmuş kimse demek 00:06:00.921 --> 00:06:07.321 ama burada yine tarif kelimenin kökenine inerek [yapılmış.] 00:06:07.520 --> 00:06:14.560 Onun kökeni de selime kökeninden, selamet kökeninden geliyor. Selamet kökeninden geliyor islâm kelimesi. 00:06:14.600 --> 00:06:18.720 Bu sefer yine kökenindeki mâna ile tarif ediyor; 00:06:18.760 --> 00:06:26.400 "Müslüman da öteki insanların, müslümanların dilinden, 00:06:26.800 --> 00:06:32.480 elinden zarar görmedikleri, selamette oldukları insandır." buyuruyor. 00:06:32.560 --> 00:06:39.600 Evet, demek ki iyi bir müslüman olmak için dilimizle kimseyi incitmeyeceğiz, 00:06:39.640 --> 00:06:46.120 elimizle kimseyi dövmeyeceğiz. Acıtmayacağız, vurmayacağız, üzmeyeceğiz. 00:06:46.160 --> 00:06:56.200 Böylece sulh ve sükun içinde tatlı dilli, güzel sözlü, güzel hareketli bir insan çıkıyor karşımıza, 00:06:56.240 --> 00:06:58.800 toplumda böyle yaşayan bir insan. 00:06:58.960 --> 00:07:04.920 Yine devam ediyor tarife. 00:07:05.800 --> 00:07:16.760 Kelime tariflerinden bize nelerle, ne yaparak iyi insan olunacağını, iyi insan olmanın şeylerini gösteriyor. 00:07:16.880 --> 00:07:20.400 el-Mücâhid. Mücahit ne demek? 00:07:20.800 --> 00:07:30.160 Kılıcını, silahını, atını, devesini alıp düşmanla savaşmaya giden insan, cihat eden insan demek. 00:07:30.240 --> 00:07:33.320 Ama burada tarifte diyor ki: 00:07:33.400 --> 00:07:39.320 el-mücâhidü men câhede nefsehû fî tâatillah. 00:07:39.480 --> 00:07:46.320 "Allah'ın emirlerini tutacağım diye nefsiyle cihat eden kimsedir mücahit." diyor. 00:07:46.520 --> 00:08:03.400 Evet, insanın içinde nefsi cihat edilecek bir varlık. Çünkü insanın nefsi tembeldir, rahatını sever. 00:08:03.360 --> 00:08:09.720 Allah'ın emirlerini yapmak gerektiği zaman, yapacağı zaman tembellenir. 00:08:09.800 --> 00:08:13.000 Hadi kalk sabah namazına, kalk çok sevap, kalk. 00:08:13.160 --> 00:08:18.560 Ya uykumu alamadım, gece geç yattım, bilmem ne filan, nefsi kalkmak istemez. 00:08:18.640 --> 00:08:29.800 Abdest alacağım şimdi soğuk moğuk. Cebinden bak çıkart, Allah zekâtı farz kılmış, şu fakire para ver. 00:08:29.880 --> 00:08:36.120 Ya ben o parayı nelerle kazandım bilmem ne, nefis vermek istemiyor parayı, dursun orada. 00:08:36.160 --> 00:08:41.480 Ya Allah sana bu kadarını vermiş, şunun birazını da şu kardeşine ver, şunun da karnı doysun. 00:08:41.840 --> 00:08:43.440 Vermek istemiyor nefis. 00:08:44.360 --> 00:08:51.240 İşte hacca gitmen lazım, sen para kazanmışsın zengin olmuşsun, hacca gitmek gerekir beyefendi. 00:08:51.400 --> 00:08:57.400 Ya şimdi Hocam, ileride gideriz bakalım. Nefsi istemiyor. 00:08:57.600 --> 00:09:03.120 İnsanın nefsi, canı neyi ister neyi istemez? 00:09:03.320 --> 00:09:09.240 İnsanın canı keyifli eğlenceli şeyleri ister, günah olsa bile aldırmaz. 00:09:09.320 --> 00:09:13.960 Ya felekten bu gece bir gün çalıverelim yani, Allah affeder. 00:09:14.000 --> 00:09:20.480 Bir de duymuşlardır, Allah Gafurdur Rahimdir diye duymuşlar, hocalar çok söylemiş. 00:09:20.600 --> 00:09:26.240 Allah Gafurdur, Rahimdir, yahu bu gece de bizi affetsin. 00:09:26.360 --> 00:09:29.800 Yahu nereye gidiyorsun, gazinoda, barda pavyonda ne işin var senin? 00:09:29.840 --> 00:09:34.560 Ya işte arkadaşlar çağırdılar. Canı da istiyor. 00:09:34.640 --> 00:09:41.400 Günahlar tatlıdır, günahları insan canı seve seve, isteye isteye yapıyor. 00:09:41.520 --> 00:09:43.360 Zorlamayla yapılmıyor günahlar. 00:09:43.400 --> 00:09:49.240 Hatta yapılmasın diye zorladığın halde, çektiğin halde gene günaha gidiyor insanlar. 00:09:51.280 --> 00:09:58.108 Demek ki o zaman bu nefisle çarpışmak, nefsin karşısında direnmek lazım. 00:09:58.120 --> 00:10:02.920 İradesinin kuvvetli olması lazım insanın. İşte asıl savaşçı bu diyor. 00:10:02.960 --> 00:10:05.320 Sen kendi arzularınla savaşabiliyor musun? 00:10:05.360 --> 00:10:13.160 Kendi tembelliğinle, kendi kötü huylarınla, kendi içindeki gevşekliklerle, olumsuzluklarla savaşabiliyor musun? 00:10:13.200 --> 00:10:17.920 Allah'ın iyi bir kul olacağım, emrini tutacağım, ibadet ve tâat yapacağım [diye]? 00:10:17.960 --> 00:10:24.160 İşte asıl cihat bu diyor. Çok değişik manzaralar açıyor önümüze bu tarifler. 00:10:24.320 --> 00:10:30.720 Yani bizim alıştığımız mücahit eline silahı alacak, oku alacak, atına binecek, 00:10:30.735 --> 00:10:35.150 dıgıdık dıgıdık düşmana saldıracak, şu kadar düşmanı öldürecek... 00:10:35.800 --> 00:10:45.160 Burada öyle bir tarif yapmıyor, aksine çok değişik bir yönden anlatıyor, kendi kendinle çarpışmanı söylüyor. 00:10:45.280 --> 00:10:50.520 Niye ben kendimle çarpışayım? E çünkü senin içinde kötü duygular var. 00:10:50.699 --> 00:10:58.859 Kötü duyguları yapmak istiyorsun. Mesela uyuşturucu, sağlığa çok zararlı, zehir. 00:10:58.920 --> 00:11:02.760 Onun için beyaz zehir diyorlar uyuşturucuya, bir adı da beyaz zehir. 00:11:03.000 --> 00:11:13.320 Ama az alındığı zaman herhalde biraz böyle uyuşturmasından dolayı insana güzel hayaller göstertiyor filan. 00:11:13.520 --> 00:11:20.720 Adam ona para verip alıyor, onu kullanıyor. Yapma etme, yalvarma yakarma para etmiyor. 00:11:20.800 --> 00:11:27.120 Tabii uyuşturucuyu kullana kullana, sonunda da bakıyorsun 30 yaşında çöküyor, 00:11:27.145 --> 00:11:30.745 hastaneye zincire bağlıyorlar derken çırpına çırpına ölüyor. 00:11:30.840 --> 00:11:33.280 E ben sana başından demedim mi ya? 00:11:33.600 --> 00:11:39.400 E o kadar engellemeye çalıştık, işte gittin kahveden şuradan buradan alıştın bu kötü şeye, 00:11:39.120 --> 00:11:42.480 bak sonunda gençliğin mahvoldu, hayatın söndü. 00:11:42.600 --> 00:11:50.400 Demek ki insanın kendi yanlışlıkları ile mücadele etmesi lazım. Kendi yanlışlıklarınla savaş. 00:11:50.520 --> 00:11:53.520 Herkes kendi yanlışı ile savaşsa bu ne demek? 00:11:53.600 --> 00:11:59.800 Düşman da kendi yanlışı ile savaşacak, o zaman sana saldırmayacak. 00:11:59.120 --> 00:12:02.680 Haksız yere saldırıyor, senin ülkene ne diye saldırıyor? 00:12:02.760 --> 00:12:07.640 Avustralya'da bana birisi nerelisin diye sordu. 00:12:07.800 --> 00:12:13.920 Çanakkaleliyim dedim anlamadı, Gelibolu'ya yakın dedim. 00:12:14.440 --> 00:12:21.200 Gallipoli diye Gelibolu'yu biliyorlar çünkü Çanakkale'ye İngiliz çıkartma yaptı, 00:12:21.280 --> 00:12:26.880 orada Çanakkale Savaşları oldu malum biliyorsunuz. Gelibolu'ya yakın deyince; 00:12:27.400 --> 00:12:33.880 "Ha!.." dedi, "Siz benim dedemi öldürdünüz!" dedi. Avustralya'da! 00:12:33.960 --> 00:12:40.280 "Siz benim dedemi öldürdünüz" dedi, ben de güldüm, dedim ki; 00:12:40.640 --> 00:12:46.240 "Avustralya neresi, Türkiye neresi, dedenin orada ne işi vardı? Ne diye gitti oraya?" dedim. 00:12:47.213 --> 00:12:54.333 O da güldü, haklısın dedi. Bizi İngilizler kandırdı dedi. Kendisini İngiliz saymıyor demek ki tam. 00:12:54.680 --> 00:12:58.240 Bizi İngilizler kandırdı, topladı götürdü oraya dedi. 00:12:58.320 --> 00:13:04.800 Dedenin ne işi vardı orada dedim, sustu bir şey diyemedi. Ne arıyorsun? Saldırıyor. 00:13:05.000 --> 00:13:12.000 Bir şey daha anlatayım, hayret edeceğiniz bir şey. Hatırınızda kalsın ve her yerde söyleyin. 00:13:12.200 --> 00:13:20.560 Gelibolu savaşlarının yıldönümlerinde konuşmalar yapıyorlarmış orada. Arkadaşlar orada dinlemişler. 00:13:20.680 --> 00:13:30.120 Bir savaşçıyı, yaşlı bir adamı konuşturmuşlar Gelibolu hatıralarını anlatıyor. Çünkü azaldı artık o insanlar. 00:13:30.200 --> 00:13:38.160 Onu bulmuşlar televizyoncular kameralar önünde konuşturuyorlar, sesini alıyorlar. 00:13:38.280 --> 00:13:51.480 Ne demiş biliyor musunuz? "Biz Gelibolu'da dünyanın en asil milleti ile çarpıştık. Çok yanlıştık. 00:13:51.600 --> 00:13:59.560 Bizim şeyimiz yanlıştı. Çok iyi insanları, faziletli insanları orada öldürdük. 00:13:59.720 --> 00:14:02.960 Yaralıları omuzlarına alıp hastaneye götürüyorlardı." demiş. 00:14:03.120 --> 00:14:06.320 Faziletlerini anlatmış yani böyle şeylerin. 00:14:06.400 --> 00:14:13.160 Dünyanın en edepli, terbiyeli, faziletli, yüksek duygulu insanlarıydı demiş. 00:14:14.917 --> 00:14:22.197 Evet, demek ki savaşçıyı da Peygamber Efendimiz kendi kötü duyguları ile savaşan diye tarif ediyor. 00:14:22.280 --> 00:14:27.240 Etti üç tane ilginç tarif. Geri döneceğim yeni gelenler için. 00:14:27.400 --> 00:14:38.680 Sonuncu, dördüncü bu: Ve'l-muhâciru men hecera'l-hatâyâ ve'z-zünûbe. 00:14:38.760 --> 00:14:43.160 Muhacir? Muhaciri de değişik tarif ediyor Peygamber Efendimiz. 00:14:43.320 --> 00:14:49.360 Muhacir aslında, Bulgaristan'dan muhacir Türkiye'ye geliyor. Neden? 00:14:49.400 --> 00:14:52.240 Bulgarlar zulüm yapıyor, onun için geliyor. 00:14:52.280 --> 00:14:54.480 Biz de ona bir yer gösteriyoruz Türkiye'de, 00:14:54.520 --> 00:14:58.800 gel sen bu köyde al sana şu kadar dönüm arazi veriyoruz, burada otur bari. 00:14:58.920 --> 00:15:05.160 Bulgarlardan kurtuldun çok şükür filan diyoruz Muhacir göçmen, oradan buraya göçmüş. 00:15:05.200 --> 00:15:15.600 Peygamber Efendimiz böyle tarif etmiyor. Muhacir, el-muhâcir diyor, yani asıl muhacir demek. 00:15:15.640 --> 00:15:21.800 Böyle belirlilik şeyi [el takısı] ile söylüyor. 00:15:21.960 --> 00:15:33.720 Men hecera'l-hatâyâ ve'z-zünûbe. "Hatalardan, günahlardan hicret eden insandır." 00:15:33.800 --> 00:15:39.400 Kendi hatalarından, günahlarından, yanlışlıklarından hicret edip ayrılan insandır. 00:15:39.520 --> 00:15:48.000 Kötü alışkanlıklarından ayrılan insandır. Böylece dört tarifi bir daha şey yapalım. Mü'min kimdir? 00:15:48.400 --> 00:15:55.800 Mü'min insanların kendisine güvendiği, "Canıma, malıma bundan zarar gelmez." dediği insandır. 00:15:55.160 --> 00:15:56.360 Müslüman kimdir? 00:15:56.400 --> 00:16:03.280 Müslüman dilinden ve elinden öteki insanların selamette olduğu, zarar görmediği kimsedir. 00:16:03.400 --> 00:16:07.000 Mücahit, savaşçı kimdir? 00:16:07.400 --> 00:16:15.280 Kendisinin nefsi ile savaşan, kendi içindeki kötü duyguların kaynağı ile çarpışan kimsedir. 00:16:15.440 --> 00:16:16.840 Muhacir kimdir? 00:16:17.000 --> 00:16:24.800 Muhacir kötü duygulardan, kötü alışkanlıklardan ayrılıp iyi alışkanlıklara gelen kimsedir. 00:16:24.840 --> 00:16:33.880 Çok güzel, şahane! Şahane tarifler ve çok güzel hedefler gösteriyor bize Peygamber Efendimiz. 00:16:33.960 --> 00:16:36.400 Ne çıkartacağız ders olarak? 00:16:36.120 --> 00:16:39.440 Bir kere güvenilir insan olacağız, kimseye hıyanet etmeyeceğiz. 00:16:39.480 --> 00:16:45.400 Kimsenin malını mülkünü almayacağız, kimsenin canına malına kastetmeyeceğiz. Bir, güvenilirlik. 00:16:45.120 --> 00:16:50.840 İki, elimizle dilimizle kimseye zarar vermeyeceğiz, incitmeyeceğiz. 00:16:51.400 --> 00:16:52.640 Elle incitmek nasıl olur? 00:16:52.880 --> 00:16:56.760 Burnunun üstüne bir yumruk vurursun, burnu kanar; al sana elle incitme. 00:16:56.840 --> 00:17:04.400 Arkasına bir tane tekme atarsın, al sana işte ayakla incitme. Dille incitme nasıl olur? 00:17:04.440 --> 00:17:09.400 Ağır söz söylersin, kalbini kırarsın, bir daha seninle konuşmuyorum der kalkar gider. 00:17:09.480 --> 00:17:15.280 Müslüman böyle olmayacak. Elinden dilinden başkasını üzmeyecek, zarar vermeyecek. 00:17:15.360 --> 00:17:22.960 Savaşçı? Savaşçı savaşırsa kendi içindeki kötü duygularla savaşan kimse. 00:17:23.400 --> 00:17:28.440 Hicret eden muhacir? Muhacir de kötü huyları bırakan, iyi huylara gelen kimse. 00:17:28.560 --> 00:17:30.800 Bunları yapacağız. 00:17:30.160 --> 00:17:36.760 Allahu Teâlâ hazretleri Ramazan'da epeyce kolaylaştırdı, yapabildi pek çok kimse. 00:17:36.800 --> 00:17:42.640 Sigara içenler içmedi oruç tutuyoruz diye. Kahveye şuraya buraya gidenler gitmediler. 00:17:42.880 --> 00:17:47.880 Bizim Türkiye'de bir komşu vardı, meyhaneci idi, Ramazan'da meyhaneyi kapatıyordu. 00:17:48.800 --> 00:17:50.560 Ama Ramazan'dan sonra gene açıyordu. 00:17:51.870 --> 00:17:57.767 Yani Ramazan'da bayağı güzel şeyler oluyor da inşallah biz güzellikleri koruruz, 00:17:57.880 --> 00:18:02.480 Ramazan'dan sonra durumu eski hale getirmeyiz. 00:18:02.600 --> 00:18:07.000 Kötülüklerden hicret ederiz, iyi müslüman oluruz. 00:18:07.800 --> 00:18:11.800 Veya dinleyenler, bunları sonra başkaları da dinleyecek... 00:18:12.981 --> 00:18:16.610 İkinci hadîs-i şerîf: 00:18:16.480 --> 00:18:23.520 E lâ uhbiruküm bi-hayri ehli'd-dünyâ ve'l-âhireti ve hayri'l-ameli fi'd-dünyâ. 00:18:23.800 --> 00:18:31.560 Men vasale men kata'ahû ve men a'tâ men haramehû ve men afâ ammen zalemehû. 00:18:33.451 --> 00:18:40.251 Bu hadîs-i şerîfin pek çok rivayeti var. Diyor ki Peygamber Efendimiz: 00:18:41.414 --> 00:18:49.254 "Ben size dikkat edin, beni can kulağıyla dinleyin, çok dikkatinizi toplayın..." 00:18:49.800 --> 00:18:58.320 Bi-hayri ehli'd-dünyâ. "Dünyanın en hayırlı insanını..." Ve'l-âhireti. "Âhiretin de." 00:18:58.480 --> 00:19:03.760 Dünyanın da âhiretin de en hayırlı insanını haber vereceğim. 00:19:03.800 --> 00:19:12.800 Başka? Ve hayri'l-ameli. "Yapılan iyi işlerin de en hayırlısını size haber vereceğim." 00:19:12.840 --> 00:19:15.640 Bak, dikkat edin, dikkatli dinleyin diyor. 00:19:15.680 --> 00:19:26.360 Şimdi bakalım, dinleyelim neymiş en hayırlı iş, âmâl-i sâlihanın en hayırlısı hangisiymiş? 00:19:26.480 --> 00:19:34.880 Men vasale men kata'ahû. "Küsene darılana giden." 00:19:35.680 --> 00:19:43.920 Kendisi ile ilgiyi kesene yine ahbaplığını devam ettiren, darılmayan giden. 00:19:44.600 --> 00:19:49.240 Bunu yapabiliyor muyuz yapamıyor muyuz, ölçelim kendimizi. 00:19:49.480 --> 00:19:56.880 Ama böyle yaparsak çok iyi. Çünkü dargınlıklar kalkacak, toplum muhabbetli bir toplum olacak. 00:19:56.920 --> 00:19:58.840 Aile muhabbetli bir aile olacak. 00:19:58.920 --> 00:20:02.560 O ona dargın o ona dargın, o ona küs, yıllarca görüşmüyorlar, 00:20:02.720 --> 00:20:08.440 yolda birbirlerini gördükleri zaman yollarını değiştiriyorlar filan. Bir. 00:20:08.640 --> 00:20:19.600 Ve men a'tâ men haramehû. "Kendisine vermeyene, istediği zaman vermemiş ama bu veriyor." 00:20:19.680 --> 00:20:23.680 Vermeyene veren, küsene giden. 00:20:27.312 --> 00:20:37.752 Ve men afâ ammen zalemehû. "Kendisine zulmedene, haksızlık edene de karşılık vermiyor da affediyor." 00:20:37.920 --> 00:20:42.600 Hadi affettim seni diyor. Affeden. 00:20:43.800 --> 00:20:48.880 Demek ki bunlar en kıymetli işlermiş, en sevaplı işlermiş. 00:20:49.800 --> 00:20:54.840 Ve bunları yapan insan da hem dünyada hem âhirette insanların en hayırlısıymış. 00:20:55.200 --> 00:21:04.200 Bir daha hatırlayalım: Küsene gidiyor, ilgiyi kesene gidiyor. 00:21:04.280 --> 00:21:09.520 Yani mukabele etmiyor, "Sen küsersen ben de küserim! Sen gelmezsen ben de gelmem! 00:21:09.560 --> 00:21:17.000 Cehenneme kadar yolun var!" demiyor, iş şey olsun diye Allah'ın rızasını kazanmak için gidiyor. 00:21:17.800 --> 00:21:20.800 Sonra? Vermeyene veriyor. 00:21:21.973 --> 00:21:28.130 "Sen bana, bir ara bir borca düşmüştüm de, bir sıkıntım olmuştu da 00:21:28.800 --> 00:21:31.720 senden bir borç istemiştim, vardı vermedin." 00:21:31.738 --> 00:21:38.658 Veyahut "Senin şu makineni bana birazcık lazım olmuştu verir misin demiştim de vermedin. 00:21:38.720 --> 00:21:46.000 Şimdi gelmişsin benden benimkini istiyorsun. Vermem!" Öyle değil. Vermeyene veriyor. 00:21:46.440 --> 00:21:53.800 Yani kötü muamele etmiş bir kimse şartlar değişip de o aynı duruma düşünce karşısında, 00:21:53.840 --> 00:22:00.160 tamam fırsatı yakaladım diye tepelemiyor, aksine iyi davranıyor, vermeyene veriyor. 00:22:00.240 --> 00:22:08.160 Sonra? Men afâ ammen zalemehû. "Kendisine zulmedeni de affediyor." 00:22:08.280 --> 00:22:09.800 Zulmetmek ne demek? 00:22:09.880 --> 00:22:19.600 Zulmetmek o kadar geniş bir kavram ki haksız yapılan her iş zulümdür. 00:22:19.760 --> 00:22:26.120 Yani illa böyle seni yere yatıracak, ille göğsünün üstüne çökecek, 00:22:26.200 --> 00:22:32.720 ille gırtlağına bastıracak; zulüm ille bu değil. Küçük bir haksızlık yapsa da zulümdür. 00:22:32.745 --> 00:22:39.265 Yani haklı davranmamak, haksız davranmak. Zulüm adaletin zıttı bir kavram. 00:22:39.440 --> 00:22:44.920 Haksız davranmak demek. Sana haksızlık yapanı affetmen demek. "Ama haksızlık yaptı hocam!" 00:22:45.160 --> 00:22:52.680 Allah için affet. Allah için affet, Allahu Teâlâ hazretleri de seni sevsin. 00:22:54.882 --> 00:22:57.442 Bunlar olduğu zaman ne olur? 00:22:58.778 --> 00:23:13.778 Kan davaları biter, rekabetler, komşular arasındaki kavgalar biter, insanların düşmanlıkları söner. 00:23:13.920 --> 00:23:17.920 Çünkü bunlar kötülükleri söndürücü, güzel davranışlar. 00:23:18.000 --> 00:23:22.840 Böyle yaptığın zaman toplum hayırlı bir toplum olur. 00:23:22.920 --> 00:23:30.920 Aksi olduğu zaman toplum birbirlerine düşman olan insanlardan kurulmuş, 00:23:30.960 --> 00:23:37.000 toplu gibi görünen ama darmadağın, kuvvetli gibi görünen ama perişan, 00:23:37.560 --> 00:23:43.160 bir fırsat oldu mu birbirini yiyecek insanlardan oluşmuş bir kalabalık. 00:23:43.320 --> 00:23:46.960 Bunların bakma sen böyle derli toplu göründüğüne, 00:23:47.400 --> 00:23:50.640 bunların hepsi birbirine düşman, hepsi birbirine hasım. 00:23:50.760 --> 00:23:56.240 Fırsat oldu mu birbirlerini çiğ çiğ yerler bunlar, fırına sokup pişirmeye bile lüzum görmezler. 00:23:56.320 --> 00:23:59.320 Çatır çutur kemiklerini bile ayırmazlar yerler. 00:23:59.440 --> 00:24:10.000 Evet, bu da İslâm'ı gösteriyor, işte İslâm böyle. Bu dedelerimizin bir sözü vardır. 00:24:10.400 --> 00:24:16.400 Bunları iyi öğrendiği için dedelerimiz bizim anlayacağımız gibi atasözleri söylemişler. 00:24:16.680 --> 00:24:27.200 Oradan halk da onları benimsemiş. "Kötülüğe kötülükle muamele etmek her kişinin kârı." 00:24:27.920 --> 00:24:32.400 Birisi kötülük yaptı mı sen de ona kötülük yapıyorsun, herkes böyle yapar. 00:24:32.120 --> 00:24:34.160 O bana yaptı, ben de ona yapıyorum. 00:24:34.760 --> 00:24:43.200 "Kötülüğe kötülükle mukabele, kötülüğe kötülükle karşılık vermek her kişinin kârı." 00:24:43.320 --> 00:24:48.600 Kâr iş demek. Herkesin işi bu, kötülüğe kötülükle karşılık verirler. 00:24:48.756 --> 00:24:56.596 Kötü söz söylerse ben de senin der, vurursa ben de sana vururum der, o bana yaptı ben de ona yaparım der. 00:24:56.640 --> 00:25:00.360 O benim harmanını yaktı ben de gidip onun harmanını tutuşturacağım der. 00:25:00.720 --> 00:25:06.760 O benim koyunlarımı şey yaptı ben de böyle yapacağım. Yani mukabele. 00:25:06.800 --> 00:25:10.360 Kötülüğe kötülükle karşılık vermek herkesin işi. 00:25:10.375 --> 00:25:14.655 Bu böyle oluyor zaten, köylerde şehirlerde her yerde böyle oluyor. 00:25:14.720 --> 00:25:25.880 "Ama kötülüğe iyilikle karşılık vermek, kötülüğü iyilikle karşılamak er kişinin kârı." 00:25:25.920 --> 00:25:31.800 Bunu herkes yapamaz. Her kişi yapamaz bunu, er kişi yapar. Er kişi ne demek? 00:25:31.880 --> 00:25:37.120 Mert adam demek, sağlam adam demek. Er kişi yapar bunu. 00:25:37.240 --> 00:25:47.760 Öyle er kişi olamamış, karaktersiz insanlar yapamaz, karakteri zayıf insanlar yapamaz. 00:25:47.775 --> 00:25:51.575 Onlar içlerindeki duygulara esir olurlar. 00:25:51.680 --> 00:25:59.400 Ben küçükken hatırlıyorum bizim köyde, bir çeşme başının üstünde, 00:25:59.800 --> 00:26:04.920 köyün kenarında bir ara yerde arkadaşın bahçesi vardı. 00:26:04.923 --> 00:26:10.163 Oraya arkadaşın bahçesine meyveler filan yiyelim diye gittik. 00:26:10.440 --> 00:26:18.680 Sonra baktık ki bir de ne görelim! Birisi hızlı hızlı gidiyor. 00:26:18.800 --> 00:26:23.400 Elini cebine sokmuş, eli cebinde telaşlı gidiyor. 00:26:23.280 --> 00:26:31.440 Bağırdık, ismini söyledik, şimdi söylemeyeyim ismini çünkü bu şeyler kayda geçiyor 00:26:31.454 --> 00:26:43.894 sonra giderler her yerden her yere. Duymadı, gitti. Meğerse nereye gidiyormuş? 00:26:44.000 --> 00:26:48.440 Yani meğersem bizim onu yakalayıp bağlamamız lazımmış daha. 00:26:48.640 --> 00:26:49.960 Seslenmek değil [bağlamamız lazımmış]. 00:26:50.800 --> 00:26:57.800 Akşam öğrendik ki o ara yol kestirme, ana yolun ön tarafına çıkıyor. 00:26:57.840 --> 00:27:02.840 Biraz bayırlı filan dereden geçiyor öbür tarafa kestirmeye çıkıyor. 00:27:02.920 --> 00:27:12.680 Birisinin köydeki bir düşmanının köyden hareket ettiğini görmüş. Ata bindi, yükleri yükledi gidiyor. 00:27:12.720 --> 00:27:20.680 Tamam, bu atla yoldan gidecek. Yolunu kesmiş, pusuya yatmış, sopayla kafasını parçalamış. 00:27:21.240 --> 00:27:32.320 Ölmedi ama ötekisi de. Ötekisi de ölmedi, yani öldüresiye vurmuş da artık öldü sanıp öyle bırakmış. 00:27:32.480 --> 00:27:39.200 Ötekisi de dokuz canlı Tireliymiş, o da ölmedi sonradan gene ayağa kalktı. 00:27:40.480 --> 00:27:42.200 Yani düşmanlıklar böyle oluyor. 00:27:42.214 --> 00:27:48.894 Düşmanlıklar cinayetlere götürüyor, cinayetler karşı cinayetlere götürüyor toplumlar mahvoluyor. 00:27:49.173 --> 00:27:58.530 Ve üçüncü hadîs-i şerîfle konumuzu tamamlıyoruz. 00:27:59.000 --> 00:28:04.400 Bu da bu akşamdan sizlere, dinleyici kardeşlerimize hatıra olsun. 00:28:04.800 --> 00:28:09.360 Burada dinleyenler de şeriti [bant kaydını] dinleyenler de yapsınlar. 00:28:09.440 --> 00:28:17.000 Efendimiz buyuruyor ki:E lâ uhbiruküm bi-efdali ehli'l-ardi amelen yevme'l-kıyâmeti. 00:28:17.120 --> 00:28:25.160 Racülün yekûlü külle yevmin miete merratin muhlisan lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerîke leh. 00:28:25.240 --> 00:28:27.320 İlla men zâde aleyhi. 00:28:27.360 --> 00:28:36.680 Sahabeden Abdullah b. Mesud diye Kur'an'ı çok iyi bilen bir mübarek sahabi var, 00:28:36.681 --> 00:28:43.881 rıdvânullahi aleyhim ecmaîn. Abdullah b. Mesud meşhur, dört meşhur Abdullah'tan birisi bu. 00:28:43.960 --> 00:28:47.520 O naklediyor ki Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuş: 00:28:47.840 --> 00:28:52.560 E lâ uhbiruküm. "Bakın aklınızı başınıza toplayın, beni can kulağıyla dinleyin. 00:28:52.600 --> 00:29:00.560 Dikkat, size bir şey haber veriyorum." Yine uyarıp öyle söylüyor Peygamber Efendimiz. 00:29:00.680 --> 00:29:03.800 Önemli olduğu için uyarıp söylüyor. 00:29:03.160 --> 00:29:07.880 E lâ uhbiruküm bi-efdali ehli'l-ardi amelen yevme'l-kıyâmeti. 00:29:07.920 --> 00:29:15.440 Kıyamet gününde insanların hesapları görülmeyecek mi? Görülecek. 00:29:15.640 --> 00:29:19.000 Terazide tartılmayacak mı? Tartılacak. 00:29:19.484 --> 00:29:26.204 Bazı işlerin sevabı çok, bazısının az, bazısının daha çok değil mi? Daha çok. 00:29:26.320 --> 00:29:38.400 Âhirette en sevaplı, en üstün iş hangisidir? 00:29:38.120 --> 00:29:44.200 "Yani âhirette en faziletli iş hangisidir, onu haber veriyorum. 00:29:44.320 --> 00:29:56.520 Yeryüzü ahalisinin yani insanların kıyamet gününde ibadet ve yaptıkları hayırlar yönünden 00:29:56.640 --> 00:30:03.840 yaptıklarının en faziletlisini haber veriyorum size. Dikkat, gözünüzü açın!" diyor Peygamber Efendimiz. 00:30:03.920 --> 00:30:10.240 Acaba zor bir şey mi? Acaba yapamayacağımız zor bir şey mi? Değil. 00:30:10.400 --> 00:30:16.600 Racülün. "Bir adam ki..." Yekûlü külle yevmin. "Her gün söylüyor..." 00:30:17.800 --> 00:30:21.840 Miete merratin. "100 defa." 00:30:22.480 --> 00:30:35.240 Muhlisan. "İhlasla, cân-ı gönülden inanarak, sağlam bir kanaatle günde 100 defa söylüyor şu sözü." 00:30:35.320 --> 00:30:38.640 Acaba zor bir söz mü? Değil. 00:30:38.800 --> 00:30:45.640 Lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerîke leh. Lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerîke leh. 00:30:45.760 --> 00:30:50.440 Lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerîke leh... 00:30:50.680 --> 00:30:56.800 100 defa bunu söyledi mi çok sevap olduğunu bildiriyor Peygamber Efendimiz. 00:30:56.160 --> 00:31:04.680 Yani bunun sevabı çok olduğundan adam da öteki insanlardan yükselecek, daha yükseğe çıkacak. 00:31:04.720 --> 00:31:10.480 İllâ men zâde aleyhi. Ama ondan daha ileride olanlar olabilir mi? 00:31:10.498 --> 00:31:13.832 Olabilir, daha çok çekmişse o daha yukarı çıkar. 00:31:14.000 --> 00:31:18.280 Yani yüzden fazla çeken daha çok sevap alır, üste çıkar diyor. 00:31:18.360 --> 00:31:23.720 Bu da zikrin sevabını gösteriyor. Zikir çok sevap. 00:31:23.800 --> 00:31:28.640 Peki bu zikrin anlamı ne? Lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerîke leh ne demek? 00:31:28.720 --> 00:31:36.880 Tevhid bu. Lâ ilâhe illallah, Allah'tan başka ilah yok demek. 00:31:37.400 --> 00:31:42.120 Lâ ilâhe illallah, Allah'tan başka ilah yok. Vahdehû. 00:31:42.122 --> 00:31:51.202 Bir daha tekrar ediyoruz yok dedikten sonra, O bir tektir, bir tanedir. Lâ şerîke lehû. Ortağı da yoktur. 00:31:51.680 --> 00:32:01.200 Yani insanlar Allah'a ortak düşünmüşler. En çok ortak düşünen Yunanlılar. 00:32:02.743 --> 00:32:05.263 Bir sürü tanrı uydurmuşlar. 00:32:05.520 --> 00:32:10.840 Şaraba bile bir tanrı uydurmuşlar, şarap tanrısı Baküs, 00:32:10.960 --> 00:32:16.560 heykelini yapmışlar adamın elbisesi bile yok üstünde çıplak. Şarap tanrısı imiş. 00:32:16.800 --> 00:32:21.880 Yok efendim, aşk tanrısı heykelini yapmışlar, bu aşk tanrısı. 00:32:22.320 --> 00:32:29.800 Sonra saçı sakalı birbirine karışmış bir herif heykeli yapmışlar, bu Zeus. 00:32:29.200 --> 00:32:36.160 Bu hepsinin üstünde en kocaman put, tanrı. Nerede oturur bu? 00:32:36.171 --> 00:32:40.510 Dağın tepesinde oturur, Olimpos Dağı'nın tepesinde oturur. E ne yapar? 00:32:40.200 --> 00:32:42.960 Sağa sola kızdığı zaman yıldırımlar yağdırırmış. 00:32:43.480 --> 00:32:49.400 Bazen öteki tanrılar aşağıda birbirleriyle kavga ettiği zaman o kızarmış yıldırım gönderirmiş. 00:32:49.160 --> 00:32:57.840 Ne masallar, ne çirkinlikler, ne şeyler. Şirk! İranlıların inancı nasılmış? 00:32:57.880 --> 00:33:10.520 İranlılar da diyor ki bir iyilik tanrısı var bir de kötülük tanrısı var. Öyle şey yok! 00:33:10.840 --> 00:33:20.800 İyilik tanrısının adı Yezdan'mış, kötülük tanrısının adı da Ehrimen. Yezdan ve Ehrimen. 00:33:20.280 --> 00:33:32.000 Veyahut başka eski adları da var Ahuramazda filan diye Sasani dilinden isimleri filan var. 00:33:32.800 --> 00:33:38.800 Ama bir iyilik tanrısı var, bir kötülük tanrısı var, bu tanrılar da birbirleri ile boyuna uğraşıp duruyorlarmış. 00:33:39.480 --> 00:33:45.640 Ateş yakıyorlar filan, iyilik tanrısı aynı zamanda aydınlık şeymiş, 00:33:45.720 --> 00:33:50.400 aydınlıklar onun yönündeymiş, onun için güneşle temsil ediliyor. 00:33:50.240 --> 00:33:53.600 Çünkü güneş aydınlatıyor ya ortalığı. 00:33:54.768 --> 00:34:03.608 İyilik tanrısı ışıklı, ötekisi ışıksız, feneri bile yok, karanlıkta yerin altında. 00:34:03.680 --> 00:34:11.320 Boyuna bunlar kavga edermiş filan. O Ateşgedelerde ateşleri ondan yakarlarmış. 00:34:11.360 --> 00:34:18.120 İlk defa da bu ateşe tapmayı İbrahim aleyhisselam'ın zamanındaki Nemrut çıkartmış. 00:34:18.600 --> 00:34:25.920 Zelzele mi oldu ne olduysa yerden bir ateş peyda olmuş. Bazen böyle oynuyor ortalık, gaz çıkıyor. 00:34:26.400 --> 00:34:30.880 Bir de birisi orada kenarda ateş yaktı bilmem ne otları yattı derken tutuşuyor, 00:34:30.960 --> 00:34:34.920 gaz çıkmaya devam edince ateş de devam ediyor. 00:34:35.800 --> 00:34:43.640 Oraları petrol mıntıkası ya, bu adamların yaşadıkları Irak, İran'ın batısı, 00:34:43.720 --> 00:34:47.880 Azerbaycan'a doğru yukarı kısımlar filan, altı petrol ya, 00:34:48.000 --> 00:34:56.200 e biraz zıngırdayınca yeryüzü sallanınca, çatlaklardan dışarıya gaz çıkınca, 00:34:56.480 --> 00:34:58.960 bir de bir yerden bir ateş olup da [yanınca tamam.] 00:34:59.400 --> 00:35:07.520 Adam akşam yemek yiyecek, karısı adama yemek hazırlayacak, ne yapıyor, ateş yakıyor. 00:35:07.680 --> 00:35:15.400 Ateş eski insanların ilk buldukları önemli şeylerden birisi. 00:35:15.360 --> 00:35:20.920 Nasıl yapmışlar bilmem. Odunu bir oduna sürte sürte tutuşturmayı öğrenmişler. 00:35:20.937 --> 00:35:24.497 Sonra daha kolay tutuşturma şekillerini bulmuşlar filan ama 00:35:24.600 --> 00:35:28.120 sonuç itibariyle iş çakmağa kadar gelmiş. 00:35:28.160 --> 00:35:34.800 Çak, yapıyorsun ateş çıkıyor veyahut kibrite kadar gelmiş, çıt yapıyorsun yanıyor. 00:35:34.120 --> 00:35:36.240 Eskiden o kadar kolay değilmiş bu işler. 00:35:36.360 --> 00:35:42.120 İşte bir yerde bir ateş oluverince o gaz tutuştu mu tamam. 00:35:42.138 --> 00:35:50.298 Artık Nemrut ilk defa o ateşi görünce ona secde etmiş, ateşe tapmayı o çıkarmış. 00:35:50.400 --> 00:35:56.720 O İbrahim aleyhisselam'ın mücadele ettiği Nemrut. Nemrut gavuru diyoruz ya. 00:35:56.840 --> 00:36:04.920 Gavur kelimesi aslında ateşe tapan demek. Kelime köken olarak oradan geliyor. 00:36:05.400 --> 00:36:17.960 Gebr, ateşe tapan demek. Gebr bizde gavur olmuş. Eski Farsçası gebr. 00:36:18.800 --> 00:36:25.200 Biz iki tane sessiz harf yan yana olduğu zaman söylemek zor olduğundan harf ilave ediyoruz. 00:36:25.440 --> 00:36:36.680 Mesela ne diyelim? İlm. Arapçada ilm, l'den sonra bir harf yok, ilm. 00:36:36.760 --> 00:36:45.400 Arada bir harf yok ama çok zor, herkes böyle ilmm yapamaz benim gibi; ilim. İkinci i yok aslında, ilm. 00:36:45.160 --> 00:36:47.960 Kolay olsun diye [ilim demişiz]. 00:36:48.120 --> 00:37:01.400 Gebr. Zor, bizim dedeler işin kolayını bulmuşlar, gavur diyerek, b harfi de v'ye dönmüş, gavur. 00:37:01.560 --> 00:37:07.800 Nemrut gavuru demek yani ateşe tapan Nemrut demek. Yani doğru söylemişler. 00:37:07.120 --> 00:37:08.640 Allah razı olsun, nur içinde yatsınlar. 00:37:08.680 --> 00:37:13.120 Dedelerimizi yabana atma, her şeyi biliyorlar. 00:37:13.240 --> 00:37:17.840 Nereleri gezmişler, senin gezmediğin yerleri gezmişler, her tarafı biliyorlar; 00:37:18.800 --> 00:37:25.600 her türlü diyarı, her türlü kafayı görmüşler. Hindistan'a gitmişler, ineklere tapanları görmüşler. 00:37:25.720 --> 00:37:30.760 İran'a gelmişler, İran'da ateşe tapanları görmüşler. 00:37:31.400 --> 00:37:38.800 Kuzeye gitmişler, doğuya gitmişler Çinlilerin olduğu yerlere. 00:37:38.840 --> 00:37:48.320 O şişman göbekli adam vardı, neydi onun adı? Göbeğinin deliği bile görünüyor, bağdaş kurmuş oturuyor şöyle? 00:37:48.440 --> 00:37:58.720 Buda. Onu da görmüşler, hepsini biliyorlar. Put kelimesi var ya bizde, Buda kelimesinden geliyor. 00:37:58.840 --> 00:38:05.680 Putlara tapmak. Yani buda, put. Put kelimesini oradan çıkartmış dedeler, oradan gelme. 00:38:05.840 --> 00:38:07.600 Hepsini biliyorlar. 00:38:07.640 --> 00:38:16.840 Ondan sonra hepsini görmüşler, bunların hiçbirisi din değil diye şöyle bir itmişler kenara, 00:38:17.560 --> 00:38:26.960 oba oba çadırlar dolusu insanlar, kavimler, kabileler doğru din budur diye İslâm'a girmiş. 00:38:27.800 --> 00:38:31.480 Elhamdülillah! Bir de güzel İslâm'ı öğrenmişler mi, 00:38:31.560 --> 00:38:37.400 Kur'ân-ı Kerîm'i en iyi öğrenip en güzel tefsir kitapları yazmışlar. 00:38:37.480 --> 00:38:44.400 Peygamber Efendimizin hadîs-i şerîflerini en iyi takip edip, ezberleyip en güzel hadis kitaplarını yazmışlar. 00:38:44.120 --> 00:38:48.800 En büyük hadis alimleri bizim dedelerin diyarından çıkmış. 00:38:48.160 --> 00:38:52.400 İmam Buhari Buharalı, İmam Tirmizi biraz daha ilerisinden. 00:38:52.640 --> 00:39:01.960 Bilmem Müslim Nişaburlu, biraz bu tarafından. Hep oralardan. En büyük fıkıh kitaplarını onlar yazmışlar. 00:39:02.000 --> 00:39:06.400 Serahsî'nin Mebsut'u. Mebsut yayılmış demek. 00:39:06.440 --> 00:39:12.880 Hakikaten ciltleri koyduğun zaman yayılıyor, bir duvardan bir duvara kocaman bilgi hazinesi. 00:39:13.230 --> 00:39:20.990 Çok güzel öğrenmişler ve hayatlarında uygulamışlar. Tertemiz, tertemiz yaşamışlar. 00:39:21.600 --> 00:39:30.320 Her şeylerini İslâm'a göre ayarlamışlar, topluma da öğretmişler, çoluk çocuğa da öğretmişler elhamdülillah. 00:39:30.400 --> 00:39:32.680 Yıkanmayı öğretmişler... 00:39:32.960 --> 00:39:36.480 Şimdi bu Avrupalıların yıkanması mesela. 00:39:40.590 --> 00:39:46.790 Lavaboyu kapatıyor, suyu içine dolduruyor, şap şap şap oradan suyu yüzüne atıp yıkıyor. 00:39:46.840 --> 00:39:52.560 Böyle değil mi usulleri? Siz yapmıyorsunuz da bilmiyorsunuz, ben biliyorum. 00:39:53.320 --> 00:39:55.760 Filmlerde görmediniz mi? 00:39:56.120 --> 00:40:01.320 Fıçının içinde ailenin bütün adamları birer birer girip yıkanmıyor mu dökmeden? 00:40:01.440 --> 00:40:07.440 E birisinin kiri ötekisine yapışır Allah müstehakını versin! Öyle şey mi olur? 00:40:07.680 --> 00:40:13.000 Bizde öyle yok. Bizde tertemiz yıkanıyorsun, akıtıyorsun, arıtıyorsun. 00:40:13.211 --> 00:40:20.491 Kullanılmış su diyor, mâ-i müsta'mel diyor. Kullanılmış su diyor asıl sudan ayırıyor. 00:40:20.840 --> 00:40:27.320 Sular nasıl temiz olur onları incelenmiş. Bizim fıkıh kitaplarımızın ilk bölümü nedir? 00:40:27.440 --> 00:40:31.680 Sularla ilgili bölümüdür. Havuzlar, kuyular... 00:40:31.960 --> 00:40:34.600 Kuyunun içerisinde bir şey düşerse ne yapmak lazım? 00:40:35.329 --> 00:40:37.569 Tavuk düştü. 00:40:37.760 --> 00:40:45.600 Tavuğu kovaladı çocuk, o da gak gak gak kaçayım derken kümesin içinden bilmem ne derken 00:40:45.680 --> 00:40:53.440 kuyunun kenarına geldi, cump düştü. O da korktu söylemedi, tavuk da aşağıdan çıkamadı, öldü. 00:40:53.480 --> 00:40:57.240 Şimdi tavuk içeride öldü, bu kuyunun hali ne olacak? 00:40:57.480 --> 00:41:01.400 Kuyunun temizlenmesi nasıl olacak mesela? 00:41:02.800 --> 00:41:07.720 Temizlenmesi lazım, yoksa su bitti artık, içine tavuk necaset düşünce 00:41:07.760 --> 00:41:14.320 necâset-i galîza düşünce kuyu pis oldu, çıkartmak lazım. Nereden açtık bunları? 00:41:14.400 --> 00:41:18.840 Lâ ilâhe illallah, Allah var, şeriki naziri yok, ortağı yok. 00:41:18.960 --> 00:41:21.840 Başkaları ortaklar düşünmüşler kafalarından. 00:41:22.000 --> 00:41:29.320 Hatta bazıları da peygamberler gelip de Allah birdir ya böyle uyduruk kaydırık putlara tapmayın deyince 00:41:29.480 --> 00:41:34.000 birbirlerine demişler ki ya bir sürü tanrıyı bir tane yapıyor bu, azaltıyor. 00:41:34.120 --> 00:41:38.920 Azaltıyor diye de üzülmüşler. Azaltmaya da üzülenleri var. 00:41:39.400 --> 00:41:43.160 Ya bizim bir sürü tanrımız vardı şimdi bir taneye mi inecek? 00:41:43.280 --> 00:41:45.960 E ceale'l-âlihete ilâhen vahiden. 00:41:46.000 --> 00:41:49.880 Bütün tanrıları hepsini eleyip eleyip de bir tane mi bırakıyor, 00:41:50.000 --> 00:41:55.240 böyle şey olmaz diye o kafadan itiraz edenler de çıkmış peygamberlere. 00:41:55.640 --> 00:42:03.680 Nato kafa, nato tahta, nato mermer. Allah şaşırtmasın. 00:42:03.720 --> 00:42:06.800 Elhamdülillah alâ nimeti'l-İslâm. 00:42:06.280 --> 00:42:14.800 Lâ ilâhe illallah. "Allah'tan başka ilah yok." Vahdehû. "O bir tektir." Lâ şerîke lehû. "Şeriki de yoktur." 00:42:14.920 --> 00:42:22.920 Ne öyle kötülük tanrısı var, ne şarap tanrısı var, ne aşk tanrısı var. 00:42:23.400 --> 00:42:29.160 Bilmem ne koca göbekli Buda var. Ne şu var ne bu var. 00:42:29.200 --> 00:42:37.160 Ne güneş ne ay ne yıldız; hepsini yeri göğü yaratan âlemlerin Rabbi Allah [yarattı]. 00:42:37.280 --> 00:42:44.560 İşte ondan dolayı bu inancı söylediğinden dolayı bu sözler, onu ifade ettiğinden dolayı çok kıymetli. 00:42:44.640 --> 00:42:51.400 Çok sevaplı oluyor. Onun için bu sözü her gün 100 defa nasıl söyleyeceksiniz? 00:42:51.440 --> 00:42:59.120 İhlasla. Muhlisan. Lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerîke leh. Candan söyleyeceksiniz. 00:42:59.240 --> 00:43:05.560 Ben puthanelerin yanından geçerken, geziyoruz ya dünyayı, 00:43:07.408 --> 00:43:12.288 içimden kızıyorum, diyorum ki cami olasıca diyorum, lâ ilâhe illallah diyorum. 00:43:12.360 --> 00:43:18.520 Bir lâ ilâhe illallah savurup öyle geçiyorum onların yanından. İnşallah hepsini cami yapacağız. 00:43:18.600 --> 00:43:24.720 İnşallah anlatacağız, anlatacağız, öğreteceğiz, yapmayın böyle cahillik yahu diyeceğiz. 00:43:24.800 --> 00:43:30.280 Yapmayın yahu diyeceğiz, yapmayın be yahu, kendinizi de mahvediyorsunuz be yahu diyeceğiz. 00:43:30.360 --> 00:43:34.480 Yani Balkanlara gidersek onların dili ile böyle söyleyeceğiz. 00:43:34.760 --> 00:43:40.560 Başka yere gidersek başka türlü deriz. Siz de bu sözleri söyleyin. Allah razı olsun. 00:43:40.600 --> 00:43:46.000 Ramazan geldi geçti arkadaşlar, bu akşam son teravih. 00:43:46.160 --> 00:43:54.520 Yarın son gününün orucu, elveda yâ şehr-i gufrân, elveda. 00:43:54.560 --> 00:44:01.280 Afv u mağfiret ayı vedalaşıyor gidiyor, gidecek, yarın son gün. 00:44:01.400 --> 00:44:07.320 Allahu Teâlâ hazretleri nice nice Ramazanlara, kandillere, 00:44:07.400 --> 00:44:13.520 kadirlere, bayramlara sevdiklerinizle beraber erdirsin hepinizi. 00:44:13.560 --> 00:44:20.840 Sevdiği kul eylesin, cennetiyle cemaliyle hepinizi müşerref eylesin, hepimizi cennette buluştursun. 00:44:20.960 --> 00:44:25.600 Şimdi ben yarın gideceğim ya, cennette buluştursun. 00:44:25.640 --> 00:44:35.240 Görüşürüz yine döneceğim sağ olursam da ama Allah en sonunda âhirette cennette buluştursun. 00:44:35.280 --> 00:44:41.280 Çünkü biz lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerîke leh diyeceğiz, diyoruz, demişiz. 00:44:41.320 --> 00:44:45.440 Allah'ın varlığını birliğini ikrar etmişiz. 00:44:45.480 --> 00:44:48.480 Allah bizi bu imandan ayırmasın, çoluk çocuğumuzu da. 00:44:48.600 --> 00:44:57.360 Bu zavallı küçük masum evlatlarımızı da bu yabancı diyarlarda İslâm'dan uzaklaştırmasın. 00:44:57.400 --> 00:45:01.360 Güzel müslümanlar olarak yetiştirmemizi nasip etsin. 00:45:01.400 --> 00:45:09.200 Yetiştirmek için mektepler, Kur'an kursları, müesseseler kurmamızı nasip etsin. 00:45:09.280 --> 00:45:14.160 Çocuklarımızı güzel yetiştirmek için ne kadar emek sarf edersek, 00:45:14.280 --> 00:45:22.720 ne kadar para harcarsak, ne kadar fedakarlık yaparsak o kadar maddeten mânen faydasını görürüz. 00:45:23.160 --> 00:45:30.120 Yani ne kadar harcarsak hem sevabı o kadar çok olur, hem de maddî bakımdan da o kadar faydasını görürüz. 00:45:30.200 --> 00:45:38.720 Bir misal söyleyeyim, bizim fakülteye bir öğrenci gelmiş kaydolmuş. 00:45:38.760 --> 00:45:44.920 Eskiden istekle kayıt olunduğu zaman bir imam arkadaşı kandırmış bunu, 00:45:44.960 --> 00:45:51.800 gel bu fakülteye kaydolalım demiş genç bir arkadaş. Bizim fakülteye kaydolmuşlar. 00:45:51.120 --> 00:45:59.320 Meğerse ailenin en küçük çocuğuymuş bu, öteki abileri birisi elçi olmuş, birisi doktor olmuş, 00:45:59.400 --> 00:46:07.600 birisi mühendis olmuş, hepsi böyle makbul muteber, herkesin hoşuna giden mesleklerden. 00:46:07.760 --> 00:46:12.720 Akşam babası sormuş, demiş hangi fakülteye kayıt yaptırdın? 00:46:12.920 --> 00:46:15.400 Yani birçok yere kayıt yapılabiliyordu, 00:46:15.440 --> 00:46:23.560 aldığı puanı yüksekse istediği 5-6 yere müracaat edebiliyordu eskiden. 00:46:23.640 --> 00:46:33.600 Sonradan bu YÖK'ün merkezî sistem çıktı. YÖK'ün merkezî sistemi yoktu o zaman. 00:46:33.720 --> 00:46:46.320 Gelmiş bizim fakülteye. Akşam da babası [sorunca,] ilahiyata kaydoldum deyince;"Ne!" demiş. 00:46:47.200 --> 00:46:48.280 İlahiyata kaydoldum. 00:46:48.680 --> 00:46:52.560 Git hemen o gerici fakülteden kaydını sildir demiş. 00:46:52.720 --> 00:46:58.240 Fakültenin gericisi olur mu, ilim yuvası. İlimin gerisi ilerisi olur mu? 00:46:59.560 --> 00:47:09.640 Yani mikropları bile inceliyor doktorlar da hiç kimse onlara vay pis meslek sahibi demiyor. 00:47:10.400 --> 00:47:17.320 Mikroplarla niye uğraşıyorsun, pis şeylerle demiyor. İlim. İnceleyecek de orada ona göre ilaç yapacak. 00:47:17.400 --> 00:47:22.560 Yani her şey incelenir, yani dinin incelenmesi ilim. İlmin hepsi güzeldir. 00:47:22.680 --> 00:47:28.640 Her şeyin ilmi güzel cehlinden. Bilmek bilmemekten güzel. Ne biçim şey? 00:47:28.760 --> 00:47:33.920 Gerici fakülteyi bırak demiş. Ben o gerici fakültenin hocasıyım, haberiniz olsun. 00:47:34.200 --> 00:47:45.000 Ertesi gün buluşmuşlar bizim o söylediğim imam arkadaşla, demiş ki: 00:47:45.000 --> 00:47:54.120 Babam çok kızdı ilahiyata kaydımızı yaptırdık diye, hemen kaydını oradan al dedi, ben orada okuyamayacağım. 00:47:54.160 --> 00:47:59.360 Yok, ben senden ayrılamam, orada okuyalım seninle, orada okuyalım. 00:47:59.440 --> 00:48:05.400 E demiş babam kızıyor. Sen babanla beni buluştur demiş. 00:48:05.560 --> 00:48:13.320 Kabiliyetli demek ki, babasıyla konuşmuş ikna etmiş. 00:48:13.520 --> 00:48:21.680 Ne haliniz varsa görün demiş, yani cevap bulamamış. Yani kerhen [evet demiş]. 00:48:21.760 --> 00:48:24.880 Kerhen kelimesini biliyorsunuz değil mi? Kerhen ne demek? 00:48:24.920 --> 00:48:31.400 İstemeye istemeye demek. Geç kaldı yahu [su.] Allah razı olsun, geçmişlerinin ruhu şad olsun. 00:48:31.520 --> 00:48:41.320 Gözümüz yollarda kaldı, gözümüzün sapı sarardı. Sapı nerede, neresi sararıyor bilmiyorum. 00:48:44.320 --> 00:48:54.120 Su içmeyince ağzım acı oluyor, içmek gerekiyor arada. Hastalık var ya biraz ondan. 00:48:54.160 --> 00:49:01.960 Ne haliniz varsa görün, kendi düşen ağlamaz demiş. Kendin istedin ne yapalım ne halin varsa gör demiş. 00:49:02.000 --> 00:49:09.600 Sen de gideceksin gerici bir fakültede okuyacaksın, softa olacaksın Celal hoca gibi filan. 00:49:14.280 --> 00:49:18.360 Şimdi bunlar okumuşlar, fakülteyi bitirmişler. 00:49:18.480 --> 00:49:26.280 Hem o imam arkadaş hem de bu yakasını bırakmadığı bu diplomatın miplomatın kardeşi, 00:49:26.320 --> 00:49:31.640 en küçük kardeşi, evin küçük şehzadesi. İkisi de ilahiyatı bitirmişler. 00:49:31.840 --> 00:49:39.360 Sonradan babası demiş ki bana söylediler olayı, ben oradan öğrendim. Babası demiş ki: 00:49:39.440 --> 00:49:46.400 "Ah ah! Keşke bütün evlatlarımı ilahiyatta okutsaymıştım. 00:49:47.440 --> 00:49:54.440 En hayırlı evladım bu çıktı, en çok evlatlığı bundan gördüm, en çok bundan memnunum" demiş. 00:49:54.480 --> 00:49:59.880 Tabii öyledir, elbette öyledir. Elbette öyledir. Allah'tan korkan [böyle davranır.] 00:49:59.960 --> 00:50:06.200 Bak demin üç tane hadîs-i şerîf okuduk. Nasıl hadîs-i şerîfler, nasıl güzel ahlakı öğretiyor. 00:50:06.600 --> 00:50:11.960 Başkaları bunları bilmez, başkalarının usulleri başkadır. 00:50:12.440 --> 00:50:17.240 Almanlar babasını yemeğe çağırdığı zaman fatura çıkartırmış diye duyuyoruz. 00:50:18.800 --> 00:50:22.880 Hem yemeğe davet ediyor ondan sonra tabağın altına faturayı koyuyormuş. 00:50:23.160 --> 00:50:28.760 Şeye biniyorlarmış, herkes parasını kendisi veriyormuş, Alman usulü diyorlar ya. 00:50:28.920 --> 00:50:36.320 Bizim usulümüz başka. Bizim usulümüz sevmek, ikram, fedakarlık yapmak, sevap kazanmak. 00:50:36.400 --> 00:50:37.400 Bizim her şeyimiz başka. 00:50:38.920 --> 00:50:44.200 Kadına diyor ki bunların usulünde, sen de çalış kazan ben de çalışayım kazanayım. 00:50:44.280 --> 00:50:52.920 Onun kesesi ayrı, onun kesesi ayrı. Hür, bilmem ne. Bağlar zayıf. Bizde öyle değil. 00:50:53.800 --> 00:51:01.720 İslâm diyor ki adama, sen adamsan hanımına adam gibi bak. Gül gibi geçindir. Ee ne olacak o? 00:51:01.800 --> 00:51:03.640 Gül gibi evde duracak diyor. 00:51:03.880 --> 00:51:10.680 Çocuklara bakacak, çalışmak zorunda değil, elin müşterisi ile uğraşmak zorunda değil. 00:51:10.840 --> 00:51:15.400 Geçimini sağlamak senin görevin diyor İslâm. Hangisi daha güzel? 00:51:16.120 --> 00:51:19.760 Lady Montagu diyor ki vallahi bu daha güzel diyor. 00:51:20.120 --> 00:51:26.440 Bakmış, Osmanlıların hanımlarının halini görmüş İngiltere'den gelince Lady Montagu, 00:51:27.400 --> 00:51:29.160 hayran olmuş, mektupta da bildirmiş. 00:51:29.240 --> 00:51:33.640 Bunların hayatı ay kardeşim ne kadar güzel diye mektup yazmış İngiltere'deki arkadaşına. 00:51:33.760 --> 00:51:38.320 Ay biz bu Osmanlı hanımlarını kafeslerin arkasında zulme uğruyor sanıyorduk, 00:51:38.560 --> 00:51:49.480 meğerse bunlar sultanlar gibi yaşıyorlarmuş diye methetmiş. İslâm'ın özel damgası vardır: İslâm damgası. 00:51:49.600 --> 00:51:55.120 İslâm damgası olan her şey güzeldir; konuşma güzeldir, yemek güzeldir, 00:51:55.160 --> 00:52:01.360 et güzeldir, her şeyi güzeldir İslâm'ın. Elhamdülillah alâ nimeti'l-İslâm. 00:52:01.520 --> 00:52:06.960 Çok şükür Allah bizi müslüman etmiş. Kıymetini bilip de müslümanca yaşamayı Allah nasip etsin. 00:52:07.160 --> 00:52:08.520 el-Fatiha.