WEBVTT 00:00:00.460 --> 00:00:01.606 Bismillâhirrahmânirrahîm. 00:00:01.720 --> 00:00:03.920 el-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn. 00:00:03.925 --> 00:00:09.991 Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ seyyidi'l-evvelîne ve'l-âhirîn ve alâ âlihî ve sahbihî 00:00:10.120 --> 00:00:14.800 ve men-tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'l-cezâ. Emmâ ba'd: 00:00:14.864 --> 00:00:18.749 Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullah 00:00:18.881 --> 00:00:23.475 ve efdale'l-hedyi hedyü seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem. 00:00:23.522 --> 00:00:29.573 Ve şerra'l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesetin bid'atün. Ve külle bid'atin dalâletün. 00:00:29.612 --> 00:00:32.290 Ve külle dalâletin ve sâhibihâ fi'n-nâr. 00:00:32.345 --> 00:00:37.716 Ve bi's-senedi'l-muttasıli ile'n-Nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl: 00:00:37.816 --> 00:00:45.761 Li-külli şey'in tarîkun ve tarîku'l-cenneti el-ilmü. Sadaka Resûlullah fî mâ kâl ev kemâ kâl. 00:00:45.807 --> 00:00:53.120 Abdullah b. Ömer radıyallahu anhümâ'dan Deylemî'nin rivayet ettiğine göre 00:00:53.206 --> 00:00:57.334 Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuşlar ki: 00:00:57.443 --> 00:01:07.944 Li-külli şey'in tarîkun. "Her şeyin yolu vardır." Ve tarîku'l-cenneti el-ilmü. "Cennetin yolu da ilimdir." 00:01:09.794 --> 00:01:22.669 Üç dersten beri kura şeklinde açtığımız sayfalarda hep karşımıza ilimle ilgili bir hadîs-i şerîf geliyor. 00:01:22.934 --> 00:01:26.405 Bunda bir işaret olduğunu düşünebiliriz. 00:01:26.467 --> 00:01:32.820 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in bu mübarek beldede hadislerini okurken, 00:01:32.874 --> 00:01:36.303 sanki Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bize 00:01:36.388 --> 00:01:42.790 "ilimle meşgul olun, ilimle meşgul olun, ilimle meşgul olun" diye tavsiye etmiş oluyor. 00:01:42.852 --> 00:01:45.770 Cennetin yolu ilimdir. 00:01:45.131 --> 00:01:53.589 Cenneti kazanmak isteyen insan ulûm-i şer'iyyeye sarılır, ulûm-i şer'iyye hakkında malumat sahibi olur, 00:01:53.674 --> 00:02:05.700 bildiğini uygular, öğrendiğini tatbik eder ve böylece cennete vâsıl olur. 00:02:05.139 --> 00:02:12.280 Çünkü insan kendi aklı ile Allahu Teâlâ hazretlerinin 00:02:12.320 --> 00:02:23.653 varlığını bulmaya muktedir yaratılmış kadar her insanın akl-ı selîmi yoktur. 00:02:24.280 --> 00:02:33.760 Herkes akıllı olduğunu iddia ettiği halde dünya üzerindeki insan sayısı kadar hayat tarzı ve yolu vardır, 00:02:33.800 --> 00:02:35.360 herkes bir tarafa gitmektedir. 00:02:35.400 --> 00:02:43.800 Hatta aynı prensipler altında yaşayan Müslümanların bile bir safın intizamını sağlama konusunda 00:02:43.128 --> 00:02:47.904 çeşitli müşküllere kenardan tebessümle bakmak durumunda kalıyoruz. 00:02:48.500 --> 00:02:55.770 Kimisi kendisinin fikrini esas alarak yanındakini öne doğru teşvik ediyor, 00:02:55.800 --> 00:02:59.440 "ön tarafa geç kardeşim" filan diye, kimisi uzaktan meseleyi daha iyi gördüğünden 00:02:59.510 --> 00:03:02.789 "kardeşim sen yakınsın, senin öne geçmen lazım" diyor. 00:03:02.827 --> 00:03:09.990 Bir safın intizama girmesi için bir sürü zahmet çekiliyor ama herkes kendisini doğru sanıyor. 00:03:10.440 --> 00:03:15.766 Yani hiç ayranım ekşi diyen yok. Herkes kendisini haklı görmeye çalışıyor. 00:03:15.000 --> 00:03:22.000 O halde bunca ihtilafın hakemi nedir? Şeriatı ilimleridir. 00:03:22.240 --> 00:03:30.800 Bunca görüşlerin birleştiricisi, yanlışlarını eleyici, 00:03:30.120 --> 00:03:37.920 doğruları ibkâ edici miyar ve ölçüleri Allahu Teâlâ hazretlerinin bize lütfen ve keremen 00:03:37.960 --> 00:03:42.200 göndermiş olduğu kitabın,bizlere rahmet olarak göndermiş olduğu 00:03:42.200 --> 00:03:46.710 peygamberinin sallallahu aleyhi ve sellem sünnet-i seniyyesidir. 00:03:46.760 --> 00:03:53.640 Onlar olmasaydı biz gerçekleri nereden görecektik? Hele Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in 00:03:53.701 --> 00:04:02.656 mübarek hadîs-i şerîfleri olmasaydı, biz olmuş ve olacak hadiselerle ilgili malumatı nasıl elde edecektik? 00:04:02.851 --> 00:04:10.454 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bize yemek âdâbından vücut temizliğine, 00:04:11.000 --> 00:04:19.000 aile muaşeretinden cemiyet faaliyetlerine, devlet işlerine, 00:04:19.800 --> 00:04:24.908 cihada varıncaya kadar hayatımızın her yönüyle ilgili en kıymetli bilgileri vermiştir. 00:04:25.680 --> 00:04:30.800 Böylece Müslüman ümmetini aynı zevke 00:04:30.840 --> 00:04:40.160 ve aynı örfe, âdete sahip yek bir millet, tek bir ümmet halinde terbiye eden, yoğuran, 00:04:40.320 --> 00:04:46.240 biçimlendiren, cisimlendiren Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in sünnet-i seniyyesidir. 00:04:46.320 --> 00:04:55.200 Bizi Pakistanlı kardeşimizle, Yemenli dostumuzla, Afrikalı mübarek dindaşımızla 00:04:55.273 --> 00:05:00.396 aynı noktaya getiren Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in hadîs-i şerîfleridir. 00:05:00.442 --> 00:05:08.456 Onun için ulûm-ı şer'iyyeye sımsıkı sarılmalıyız; onu kendimize, hayatımıza rehber etmeliyiz; 00:05:08.526 --> 00:05:13.469 ihtilaflarımızda hakem Allahu Teâlâ hazretlerinin Kur'ân-ı Kerîm'i olmalı, 00:05:13.522 --> 00:05:20.779 Resûlullah Efendimiz'in hadîs-i şerîfleri olmalı.Ama bunların yorumunda da insanlar ihtilaf ediyor. 00:05:21.360 --> 00:05:27.680 Bunlara da bakış tarzları değişiyor. Bunların yorumları değiştiği için insanlar 00:05:27.720 --> 00:05:31.880 yine bildikleri yoldan dönmeyebiliyorlar. 00:05:31.960 --> 00:05:36.720 Onun için hepimiz Allah'a boyun bükerek, gözyaşı dökerek, 00:05:36.720 --> 00:05:42.200 "Yâ Rabbi! Bize hakkı hak olarak göster, ona uymayı bize nasip eyle. 00:05:42.275 --> 00:05:46.845 Bâtılı bâtıl olarak göster, ondan uzak olmayı nasip eyle. 00:05:46.915 --> 00:05:53.412 Bizi nefsin oyunlarına düşürme, bizi şeytanın hileleriyle helâk etme." diye dua etmemiz, 00:05:53.480 --> 00:06:01.800 daima tevazu içinde Allahu Teâlâ hazretlerine iltica eylememiz, hakkı bulmak hususunda 00:06:01.840 --> 00:06:11.760 O'nun bize tevfikini refik etmesini, hidayetinden bizi uzak tutmamasını istememiz en akıllıca işlerden birisi oluyor. 00:06:11.880 --> 00:06:16.680 Ulûm-u şer'iyyeyi kendimize esas alarak Kur'ân-ı Kerîm'i, hadîs-i şerîfleri, 00:06:16.720 --> 00:06:27.800 fıkhı, akaidi esas alarak ilim yolunda yürürsek, öğrendiğimizi uygularsak bu yol bizi cennete götürür. 00:06:28.400 --> 00:06:32.920 Cahilden bir şey hasıl olmaz. 00:06:33.280 --> 00:06:40.720 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Allahu Teâlâ hazretlerinin cahili iki türlü azaplandıracağını bildirmiş. 00:06:40.840 --> 00:06:46.640 Bir azaplanma sebebi, cahilliği dolayısıyla yapmış olduğu kusurlar; 00:06:46.720 --> 00:06:54.480 ikincisi de niye kendini izale etmek için çalışmaya girişmedi diye iki kat azap görüyor. 00:06:54.560 --> 00:07:02.920 Onun için insan elinden geldiğince, karınca kararınca, az da olsa ilme sevgi beslemeli 00:07:03.560 --> 00:07:09.200 ilim meclislerine gitmeye çalışmalı, ilim erbabı ile bir arada olmaya gayret etmeli 00:07:09.280 --> 00:07:19.440 ve ilim öğrenme yolunda çalışmalı ki bir alim seviyesine çıkamasa bile hiç olmazsa o sevgi, 00:07:19.480 --> 00:07:23.960 muhabbet dolayısıyla onlarla beraber haşri mümkün olsun. 00:07:24.160 --> 00:07:31.640 Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri müjdelemiştir ki "Kişi sevdiği ile beraber olur." 00:07:31.760 --> 00:07:35.000 Alimleri severse alimlerle beraber olur. 00:07:35.800 --> 00:07:43.440 Bu söylediğim sözler bir taraftan da bizi getirip tasavvufun içine dahil ediyor 00:07:43.480 --> 00:07:51.560 ve tasavvufî prensiplerin, gerçeklerin hangi kaynaklardan oluştuğunu gösteriyor. 00:07:51.640 --> 00:07:56.720 Ve ne kadar hadîs-i şerîflere, Peygamber Efendimiz'in 00:07:56.800 --> 00:08:01.480 sünnet-i seniyyesine uygun bir yol olduğunu da göstermiş oluyor. 00:08:01.480 --> 00:08:07.840 Allahu Teâlâ hazretleri o ulûm-u şer'iyyeden biri olan tasavvuf ilmini de 00:08:07.920 --> 00:08:10.800 bi-hakkın vâkıf olarak 00:08:10.120 --> 00:08:20.440 kalbimizi safileştirip, amellerimizin batınî şartlarını yerine getirip, niyetimizi ihlaslandırıp, 00:08:20.560 --> 00:08:27.680 amellerimizi Rabbimizin rızasına uygun bir tarzda yapmak durumuna gelmeyi cümlemize nasip eylesin. 00:08:27.760 --> 00:08:35.880 İkinci hadîs-i şerîf: Li-külli şey'in zekâtün ve zekâtü'd-dâri beytü'z-ziyâfeti. 00:08:36.160 --> 00:08:43.920 Bu da Câbir radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş bir hadîs-i şerîf. 00:08:43.920 --> 00:08:47.920 Peygamber Efendimiz Ramazan'a bir iltifat buyurmuş oluyor ki: 00:08:47.960 --> 00:08:55.640 "Her şeyin zekâtı vardır. İnsanın sahip olduğu her şeyin zekâtı vardır. 00:08:55.760 --> 00:09:02.720 Evin zekâtı da dostları çağırıp evde ziyafet çekmektir. 00:09:02.800 --> 00:09:08.680 Beytü'z-ziyafeti. Yani orada misafir ağırlamak, 00:09:11.840 --> 00:09:20.200 misafir konuklamak ve yemek ikram etmek, icap ettiği takdirde gecelettirmektir. 00:09:20.640 --> 00:09:28.400 İlmin zekâtı da –yine hadîs-i şerîflerden biliyoruz – muhtaçlara onu öğretmektir. 00:09:28.480 --> 00:09:38.720 Bilen bildiğini söyleyecek. Hele hele bu devrimiz gibi ilmin azaldığı batıllarla, boşlarla, 00:09:38.760 --> 00:09:45.920 yalanlarla, yanlışlarla oynanan bu devirde ilim öğretmeye çalışmak nafile ibadetle meşgul olmaktan 00:09:46.800 --> 00:09:50.800 daha uygun bir yol olmuş oluyor. 00:09:50.520 --> 00:09:58.800 Akşam namazından sonra bir kardeşimizin çocuğuna Vâkıa Suresi'ni okuttuk. Çok güzel okudu. 00:09:58.160 --> 00:10:03.520 Onun yetişmesi üzerinde Konyalı bir hoca efendi kardeşimizle müzâkere ettik. 00:10:03.640 --> 00:10:10.800 O müzakerede anlaşıldı ki Türkiye'deki kardeşlerimizden daha güzel bir usûl 00:10:13.320 --> 00:10:20.120 ile okudu, tecvit ile okudu, hakikaten tatlı okudu evladımız. 00:10:20.320 --> 00:10:25.760 Onun üzerine hoca efendi "Türkiye'de böyle olmuyor." dedi, buradaki yetişme tarzını sordu. 00:10:26.200 --> 00:10:32.480 Burada ilkokuldan itibaren hafızlığa başlıyorlarmış. 00:10:32.520 --> 00:10:40.720 İlkokulda altı sene içinde 15 cüzü, yani Kur'ân-ı Kerîm'in yarısını, 00:10:40.880 --> 00:10:49.800 geriye kalan üç sene içinde de bundan sonraki devrede de öbür yarısını ezberlettiriyorlarmış. 00:10:49.920 --> 00:10:58.360 Ezber dokuz sene içine yayılmış oluyor ama tecvidi ile öğretiyorlar. 00:10:58.360 --> 00:11:03.960 Ve dokuz sene içinde öteki bilgilerden de çocukları mahrum bırakmıyorlar. 00:11:04.400 --> 00:11:10.520 Bir taraftan öteki öğrencilerin okuduğu bütün bilgileri alıyor, öbür yandan hafızlığı elde etmiş oluyor. 00:11:10.600 --> 00:11:14.480 Kıraati ile, hem de Arapçasıyla. Bu güzel bir yetişme. 00:11:14.520 --> 00:11:19.400 Bu çalışmayı biz Türkiye'de de yapsak, çocuklarımızın hepsini buraya getiremeyeceğimize göre 00:11:19.440 --> 00:11:23.680 Türkiye'de de yapsak ne kadar iyi olacak. 00:11:24.160 --> 00:11:31.640 Bu hadîs-i şerîften faydalanarak, buna kıyas ederek diyebiliriz ki; arabanın zekâtı da 00:11:31.760 --> 00:11:36.440 yoldaki fakir fukara yolcuları durup arabaya almaktır. 00:11:36.520 --> 00:11:41.200 "Hadi buyur, sen gel, arabama atla, camiye yetiş 00:11:41.240 --> 00:11:44.200 veya filanca yere kadar gidiyorum sen de gel." demektir. 00:11:44.760 --> 00:11:47.840 Böylece her şeyin bir zekâtı vardır; 00:11:47.880 --> 00:11:57.160 bu zekât başkalarına o şeyi sunmakla, başkalarının o şeyden istifade etmesini sağlamakla mümkün oluyor. 00:11:57.280 --> 00:12:03.600 Demek ki biz Müslümanlar sahip olduğumuz mallarda, mülklerde ve imkânlarda bencil olmayacağız, 00:12:03.600 --> 00:12:10.680 bu imkânlarımızı başka yoksul kardeşlerimizle de paylaşmak suretiyle âdetâ o imkânımızın, 00:12:10.720 --> 00:12:18.840 o Allah'ın imkânının, o bahşinin zekâtını eda etmiş olacağız. Bu da hatırımız da kalsın. 00:12:18.920 --> 00:12:23.360 Daima varlıklarımızdan başkalarını istifade ettirmek suretiyle 00:12:23.400 --> 00:12:27.840 o varlığa ait zekâtımızı da vermeyi ihmal etmeyelim. 00:12:31.960 --> 00:12:42.400 Le'anallahu'l-müteşebbihâti mine'n-nisâi bi'r-ricâli ve'l-müteşebbihîne mine'r-ricâli bi'n-nisâi. 00:12:43.280 --> 00:12:50.360 Tirmizî'nin rivayet etmiş olduğu ikinci hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz bildiriyor ki: 00:12:50.480 --> 00:12:55.800 Le'anallahu'l-müteşebbihâti mine'n-nisâi bi'r-ricâli. 00:12:57.360 --> 00:13:10.480 "Kadınlardan erkeklere benzemeye özenenleri Allah lanetine uğratır, Allah onlara lanet eder." 00:13:10.520 --> 00:13:17.240 Kadınlardan erkeklere benzemeye çalışanları Allah lanetine uğratır, erkeklerden de 00:13:17.320 --> 00:13:24.560 erkeklerden de kadınlara benzemeye özenenleri lanetine uğratır. 00:13:24.640 --> 00:13:33.960 Erkekler erkek gibi olacak; kadınlar kadınca, hanımca olacaklar. Birisi ötekisine benzemeye çalışmayacak. 00:13:34.400 --> 00:13:39.680 Bu hadîs-i şerîfin muhatabı kimler olabilir diye düşündüğümüz zaman 00:13:41.440 --> 00:13:47.680 bu asrın garip gelişmeleri gözümüzün önüne seriliyor. 00:13:47.720 --> 00:13:56.400 Bir kimseye bakıyorsunuz ki –burada değil ama Türkiye'de veyahut da başka bir ülkede– 00:13:56.440 --> 00:14:01.640 pantolonu var, bakıyorsunuz ki üstünde ceketi var, bakıyorsunuz ki 00:14:01.680 --> 00:14:06.600 ayakkabısı erkek ayakkabısı gibi, bakıyorsunuz ki ensesi tıraşlı… 00:14:06.640 --> 00:14:10.880 Arkadan baktığınız zaman erkek sanıyorsunuz 00:14:10.920 --> 00:14:15.400 fakat ön taraftan yüzünü gördüğünüz zaman kadın olduğunu anlıyorsunuz. 00:14:15.800 --> 00:14:17.800 Erkek gibi giyinmiş, tıraşı aynı. 00:14:17.880 --> 00:14:24.760 Hatta unisex diyorlar şimdi, erkek ve kadın ikisi aynı kıyafetleri giyebiliyorlar. 00:14:24.920 --> 00:14:30.000 Ceketse ceket, pantolonsa pantolon, daha başka kıyafetlerse daha başka kıyafetler… 00:14:30.400 --> 00:14:33.400 Tamamen aynen giyiniyorlar, arada bir fark kalmıyor. 00:14:33.800 --> 00:14:38.000 Halbuki kadının kadınca giyinmesi lazım, erkeğin erkekçe giyinmesi lazım. 00:14:38.400 --> 00:14:46.720 Kadının giyinmesinde giyinmenin ana ölçüsünü bir kere göz önünde bulundurmalıyız. 00:14:46.880 --> 00:14:52.680 Giyimin ana ölçüsü, Allah'ın "göstermeyin" demiş olduğu kısımların örtünmesidir; 00:14:52.720 --> 00:15:01.200 elden, ayaktan ve yüzden, çehreden gayrı vücudun tamamıdır.Ama erkeklerde diz ve göbek arasıdır. 00:15:01.240 --> 00:15:07.920 Yani erkeklerin dışarıda çalışması dolayısıyla, yapacağı işler dolayısıyla ve görünen kısımlarının 00:15:08.000 --> 00:15:13.400 herhangi bir fitneye ve günaha sebep olmaması dolayısıyla örtünmeye 00:15:14.600 --> 00:15:19.720 icbar edilmiş olan, örtünmesi zorlanmış olan kısımları az olmuş oluyor. 00:15:19.760 --> 00:15:25.640 Ama kadınların örtünmesi mecburi olan kısımları Allah tarafından çok kılınmış oluyor. 00:15:25.720 --> 00:15:33.880 Bu bakımdan, örtünme farkından bir kere aynı olamazlar. Örtünme farkından dolayı bile aynen olamazlar. 00:15:33.960 --> 00:15:42.120 Ayrıca Müslüman hanımın tavrına, edasına da dikkat etmesi lazım. 00:15:42.160 --> 00:15:45.560 Nitekim Kur'ân-ı Kerîm'de böyle ayaklarını vurdura vurdura, 00:15:45.680 --> 00:15:50.400 salına salına yürümesi de kadınlara yasak olarak indirilmiş. 00:15:50.800 --> 00:15:54.920 Bir kadın kalın bir kumaş giyse ama vücuduna yapışık olsa; 00:15:55.000 --> 00:16:01.800 şimdinin birtakım pantolonları, memleketimizde ve başka ülkelerde erkekler ve kadınlar öyle giyiyorlar. 00:16:01.880 --> 00:16:08.600 Tam vücuduna göre diktiriyorlar, zar zor giyer ancak belki birinin yardımıyla çıkartabilir. 00:16:08.640 --> 00:16:13.480 Gayet sıkı bir kıyafet oluyor. Pantolon şöyle bütün vücudu kavramış oluyor. 00:16:13.560 --> 00:16:18.640 Giyim, bütün vücudu adeta bir fanila gibi kavramış oluyor. 00:16:18.760 --> 00:16:25.560 Bu tesettürü sağlıyor mu? Sağlamaz. Çünkü altındaki uzuv tamamen belli oluyor. 00:16:25.640 --> 00:16:32.520 Kalın olduğu halde vücudunun hatlarını tamamen belli etmiş olduğu için tesettürü tam sağlamaz. 00:16:32.600 --> 00:16:41.400 Kalın olsa, altını gösterse? Bizim burada Pakistanlıların görüyoruz, ince pamuklu kumaşları oluyor. 00:16:41.120 --> 00:16:47.560 İnce kumaşlardan giyimler... Erkekler giyindiği zaman alttan cildi belli oluyor ama ziyanı yok 00:16:47.600 --> 00:16:51.560 zaten erkek giysisi, bir mahsuru yok. 00:16:51.640 --> 00:16:56.640 Fakat hayretle müşahede ediyorsunuz ki aynı ince kumaşı bakıyorsun bir kadın da giymiş. 00:16:56.960 --> 00:17:03.640 Tek bir o ince kumaşla gelmiş, Mescid-i Şerif'te namaz kılmaya çalışıyor. 00:17:03.720 --> 00:17:10.120 Kadın tesettürlü değil ki! Altı belli, derisi belli, derisinin altındaki uzvu belli. Yanlış… 00:17:10.320 --> 00:17:20.640 O bakımdan, demek ki insanın giyimine, Allah'ın emrettiği tarz ile örtünmesine dikkat etmesi lazım. 00:17:20.680 --> 00:17:30.360 Erkeklerin de pantolonlarının bol olması ve kıyafetlerinin arkalarını örtecek tarzda arkaya sarkması uygun olur. 00:17:30.360 --> 00:17:34.200 Çünkü secde ettikleri zamanlarda tesettürlerinin 00:17:34.960 --> 00:17:37.920 zail olma ihtimali vardır. 00:17:38.000 --> 00:17:47.000 Kadınlar gibi erkeğin saç uzatması, tavırlarını ona göre şey yapması, kıyafetini o hâle getirmesi; 00:17:47.400 --> 00:17:50.440 o da lanete sebep oluyor. 00:17:50.520 --> 00:17:57.520 Bu kadınların erkeklere benzemesi, erkeklerin kadınlara benzemesi asrımıza barizleşmiştir, 00:17:57.600 --> 00:17:59.600 çok net olarak görülüyor. 00:17:59.640 --> 00:18:04.640 Bu hadîs-i şerîfin ifade ettiği manalardan bir tanesi de 00:18:05.440 --> 00:18:12.480 kadınlaşan erkekler ile erkekleşen kadınlar hakkında da olmuş olabilir bu ifade. 00:18:12.560 --> 00:18:23.360 Hani o da zaten fevkalâde büyük günahtır. Kadınlaşan erkeklere de lezbiyen diyorlar. 00:18:23.520 --> 00:18:28.160 Bir seks hastalığı olmuş oluyor bu. Lezbiyen diyorlar, 00:18:28.440 --> 00:18:32.680 Tabi o çok melundur hakikaten, Allah'ın lanetine müstahaktır 00:18:32.880 --> 00:18:41.400 ve cehennemliktir. Kadınlaşan erkekler de –Allah saklasın– kötü erkek olmuş oluyor, 00:18:41.480 --> 00:18:49.240 amel-i kavm-i Lût'u işlemiş kimseler olmak bakımından o da bir melundur, o da cehenneme gidecektir. 00:18:50.400 --> 00:18:54.560 Allahu Teâlâ hazretleri Ümmet-i Muhammed'e salâh-ı haller nasip eylesin. 00:18:54.600 --> 00:19:03.000 Erkekler erkekçe ve şeriatin emrettiği tarzda giysinler, davransınlar ve hilkatlerine uygun olarak yaşasınlar; 00:19:03.120 --> 00:19:09.400 kadınlar şeriatimizin emrettiği tarzda davransınlar, giysinler, yaşasınlar 00:19:09.800 --> 00:19:16.520 ve şeriatimizin emirlerini icrâ eylesinler diye temenni ediyoruz. Çocuklarımızı da ona göre yetiştirmeliyiz. 00:19:16.840 --> 00:19:25.760 Bu kıyafet açılmışken çocuklar hakkında Harem-i Şerîf'lerde gördüğüm bir rahatsızlığı da dile getirmek isterim. 00:19:25.880 --> 00:19:34.840 Maalesef çocukların tesettürüne dikkat etmiyorlar. Aynı şeyi burada da görüyoruz. 00:19:34.920 --> 00:19:43.840 Çocuktur diye çocukların örtünmesine dikkat etmiyorlar. Halbuki Kadın ve Aile dergimizde de yazmıştık. 00:19:43.880 --> 00:19:47.680 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir hadîs-i şerîfinde buyuruyor ki: 00:19:47.760 --> 00:19:54.800 "Çocukların avretleri de büyüklerin avretleri gibidir." Geçen gün gördüm. 00:19:54.840 --> 00:20:01.280 Yemenli idi galiba birisi, donsuz olan küçük yavrusunu, bebeğini arkasına şöyle yapıştırmış, 00:20:01.280 --> 00:20:05.920 şöyle belinden tutmuş, çocuğun belden aşağısı çıplak hiçbir şey yok, 00:20:05.960 --> 00:20:10.280 öyle Mekke-i Mükerreme'de, Mescid-i Şerif'in 00:20:10.800 --> 00:20:12.520 bir yerden bir yere gidiyordu. Olmaz. 00:20:12.600 --> 00:20:16.920 Çocuğun avreti de büyüğün avreti gibidir, örtülmesi lazım. 00:20:16.960 --> 00:20:25.400 Ayrıca çocuklarımıza küçükten tesettürün keyfini, zevkini ve lüzumunu öğretemezsek büyüdüğü zaman 00:20:25.480 --> 00:20:28.760 –bu ülkede dış şartlarda müsait ama– 00:20:28.760 --> 00:20:34.400 bizim ülkemiz gibi dış şartların menfî olduğu ülkelerde çocuğa baş örttürmek, 00:20:34.120 --> 00:20:39.800 uzun entari giydirmek, uzun kollu bir şey giydirmek, manto giydirmek zorlaşabilir, 00:20:39.880 --> 00:20:46.800 kesinlikle problemler çıkabilir ve çocuk bazen de cahilliğinden ters işler yapabilir. 00:20:46.120 --> 00:20:51.520 Ankara'da iken rahmetli bir polis emeklisi cemaatimiz vardı. 00:20:51.600 --> 00:21:02.000 O cemaatimizden olan şahıs, ağlayarak kendisi ifade etmişti ki çocuklarının İslâmî ölçüler içinde, 00:21:02.800 --> 00:21:10.280 kıyafetler içinde yaşamasına kendisi gayret edermiş ama babasının zoruyla evde örtünen kızı, 00:21:10.320 --> 00:21:16.960 evden otobüs durağına kadar örtüyle gittikten sonra otobüse bineceği sırada başını açar, öyle gidermiş. 00:21:19.800 --> 00:21:22.640 Anne ve baba küçükten o zevki, o Allah korkusunu aşılayamazsa… 00:21:22.680 --> 00:21:28.760 "Evladım! Ben varım diye yapma bu işi, Allah görüyor diye yap. 00:21:28.840 --> 00:21:37.520 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Ebû Bekr-i Sıddîk radıyallahu anh'a: 00:21:37.520 --> 00:21:41.920 Lâ tahzen innallahe me'anâ. buyurdu. Mûsa aleyhisselam kavmine: 00:21:42.000 --> 00:21:46.760 Kâle kellâ inne ma'iye Rabbî se-yehdîn. buyurdu. Allahu Teâlâ hazretleri: 00:21:46.760 --> 00:21:48.560 Ve hüve me'aküm eynemâ küntüm. 00:21:48.640 --> 00:21:52.920 diye âyet-i kerîmesinde buyurmuştur, yani her yerde hazır ve nazırdır. 00:21:52.960 --> 00:22:00.760 Evladım, yavrum sen bu ibadetini, taatini, Allah'ın haramlarından sakınmayı, 00:22:00.840 --> 00:22:04.840 Allah'ın emirlerini tutmayı, annenin, babanın zoruyla yapma! 00:22:04.880 --> 00:22:08.520 Böyle yapmak doğru olmaz, Allah korkusu ile yap. 00:22:08.600 --> 00:22:11.960 Çünkü o her şeyi biliyor ve görüyor." diye öğretmeliyiz. 00:22:12.000 --> 00:22:19.800 Eski evliyaullahtan bir zatın yeğeni, onun böyle gözyaşı dökerek seccadesi üzerinde namazlar kılmasına, 00:22:19.880 --> 00:22:22.760 dualar etmesine hayran hayran bakarmış. 00:22:23.480 --> 00:22:29.800 Dayısı oluyormuş, onu yanaklarından okşamış, halini hatırını sorduktan sonra 00:22:29.800 --> 00:22:36.560 "ben de biraz sana tesbih tavsiye edeyim mi" diye ona üç tane cümle öğretmiş: 00:22:36.640 --> 00:22:45.720 Allahu Rabbî. İlk cümle bu."Allah benim Rabbimdir." 00:22:46.680 --> 00:22:52.840 Bana verdiği nimetleri, ihsanları, ikramları Allahu Teâlâ hazretleri, O gönderiyor. 00:22:52.960 --> 00:22:59.320 Arada bir sebep de olsa, Müsebbibü'l-esbâb olan, onu gönderen de Allahu Teâlâ hazretleridir. 00:22:59.360 --> 00:23:05.120 "Allah benim Rabbimdir." diye diyecek. "Bunu günde 10 defa söyle" demiş çocuğa. 00:23:05.200 --> 00:23:12.400 Sonra, Allahu şâhidî. "Allahu Teâlâ hazretleri beni görüyor, her yaptığımı görüyor. 00:23:12.440 --> 00:23:18.800 Ben her ne kadar onu görmüyorsam da O beni görüyor." diye çocuk 10 defa bunu da söyleyecek. 00:23:18.800 --> 00:23:28.760 Ve, Allahu ma'î. "Allahu Teâlâ hazretleri benimle beraberdir, benim yanındadır diye de 10 defa söyleyecek. 00:23:28.840 --> 00:23:31.800 Bunları o çocuğa telkin eylemiş. 00:23:31.120 --> 00:23:38.120 O çocuk onu her gün söyleye söyleye yetişmiş, sonunda büyük bir mutasavvıflardan, 00:23:38.120 --> 00:23:41.240 evliyaullahtan bir zât oluyor, kıymetli eserler yazıyor. 00:23:41.280 --> 00:23:49.960 Demek ki çocuklarımıza kendimizin bulunmadığınız ve kendilerinin serbest hareket edebildikleri zamanlarda bile 00:23:50.400 --> 00:23:54.520 namazlarını bırakmayacak, tesettürlerini terk etmeyecek, 00:23:54.600 --> 00:24:01.480 günahlara dalmayacak bir zihniyet vermeye olanca gücümüzle çalışmalıyız. 00:24:01.520 --> 00:24:07.400 Elimizden geldiğince bunu sağlamaya, bu telkini onlara vermeye ihtimam göstermeliyiz. 00:24:07.480 --> 00:24:13.800 Le'anallahu'-râşiye ve'l-mürteşiye ve'-râişe'llezî yemşî beynehümâ. 00:24:13.840 --> 00:24:18.240 Sevban radıyallahuanh'ten Ahmet b. Hanbel rivayet eylemiş. 00:24:18.320 --> 00:24:22.960 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bu hadîs-i şerîfinde buyuruyorlar ki: 00:24:23.000 --> 00:24:27.920 "Allahu Teâlâ hazretleri rüşveti veren kimseye lanet eder." 00:24:28.400 --> 00:24:33.600 Ve'l-mürteşiye. "Ve rüşveti alan kimseye, kendisine rüşvet verilmesini isteyen, 00:24:33.640 --> 00:24:36.600 teklif eden, kabul eden kimseye lanet eder." 00:24:36.680 --> 00:24:39.320 Ve'-râişe'llezî yemşî beynehümâ. 00:24:39.360 --> 00:24:44.920 "Bu ikisinin arasında uyumu sağlamak için aracılık yapan, onunla ilgili konuşan, 00:24:44.960 --> 00:24:53.800 beriki ile ilgili konuşan aracıya da lanet eder." Rüşveti alana da verene de aracıya da lanet eder. 00:24:53.880 --> 00:25:01.120 Bir devlet dairesinden bir iş çıkacak. Adam rüşvetsiz yapmıyor, "Şu kadar para verirsen olur." 00:25:01.280 --> 00:25:06.560 Ama doğrudan doğruya kendisi almıyor. Bir adamını gönderiyor, o adam alıyor. 00:25:06.600 --> 00:25:08.720 Ondan sonra paylaşılıyor, ondan sonra iş çıkıyor. 00:25:10.440 --> 00:25:20.480 Rüşvet; birtakım işleri doğru olduğu için değil de parası alındığı için yapmak, 00:25:20.560 --> 00:25:25.640 birtakım işleri de yanlış olduğu için değil de adam para vermiyor diye engellemek, 00:25:25.800 --> 00:25:29.480 devlet yönetiminde büyük hastalıklardan birisidir. 00:25:29.560 --> 00:25:34.760 İşlerin ters gitmesine ve cemiyetlerin çökmesine neden olan hastalıklardan birisidir. 00:25:34.840 --> 00:25:41.480 İslâm bunun karşısına çıkıyor. Ve bunun ortadan kalkması için prensipler koyuyor. 00:25:41.640 --> 00:25:47.440 Maalesef bizim devlet mekanizmalarımızda hükümler genel değildir, 00:25:47.880 --> 00:25:52.520 şahıslara göre değişir. Suudi Arabistan'dan bunu çok net olarak söylüyorum. 00:25:52.560 --> 00:25:58.800 Birtakım insanlara farklı muamele her yerde her zaman asaletine göre yapılıyor, 00:25:58.120 --> 00:26:02.920 Halbuki İslâm dininde kişiler arasında fark gözetilmez, 00:26:03.000 --> 00:26:11.400 Allah'ın ahkâmı herkese eşit olarak tatbik edilir. Yöneticilerin bu eşitliğe son derece dikkat etmesi lazım. 00:26:11.120 --> 00:26:15.840 Buna dikkat etmedikleri takdirde zalim ve tarafçı bir yönetim sürer. 00:26:15.880 --> 00:26:22.200 Tabii Allah tarafından Rûz-i Mahşer'de sorgu ve suale mâruz olacaklar 00:26:22.200 --> 00:26:25.520 ve onlardan dolayı cezaya uğrayabileceklerdir. 00:26:25.600 --> 00:26:33.560 Bizim elimizden gelen, geldiği kadar rüşvet tarafına yanaşmamamız uygun olur. 00:26:33.600 --> 00:26:38.800 Rüşveti almak da uygun değil vermek de uygun değil. "Ben almıyorum, vermiyorum. 00:26:38.840 --> 00:26:43.600 Sadece ikisi arasında gelip gidiyorum" demek de doğru değildir. 00:26:44.560 --> 00:26:48.800 Bir şerrin, yapılması yasak olan kötülüğün 00:26:49.320 --> 00:26:52.880 yapılmasına destek olmak da İslâm'da uygun değildir. 00:26:52.960 --> 00:26:56.640 Mesela İslâm dinimiz içkiyi haram kılmıştır. 00:26:56.680 --> 00:27:04.720 Bir insan içkiyi içmese ama içki kasasını kamyondan dükkâna taşısa, o zaman yine günahkâr olur. 00:27:04.800 --> 00:27:08.800 Hamalı bile günahkâr olur! "Ne yapayım, geçimim bundan. 00:27:08.840 --> 00:27:15.800 Ben bu dükkânın hamalıyım. Bu kasalar, bu şişeler buradan inecek. 00:27:15.320 --> 00:27:20.680 Hayır, taşıması bile haramdır. Taşıyana bile Allahu Teâlâ hazretleri lanet eder. 00:27:21.600 --> 00:27:25.440 Sıkana lanet eder, sıktırana lanet eder. 00:27:25.520 --> 00:27:31.560 "Ben içmiyorum canım işte sunuyorum" dese, sunana lanet eder, sundurana lanet eder, 00:27:31.600 --> 00:27:37.560 sunmakta vesile olan hizmetçiye lanet eder. İslâm dininin ana prensibi budur. 00:27:37.680 --> 00:27:48.480 Onun için dikkat edelim ki varlıklarımız, hayatımız, faaliyetlerimiz ve fiillerimiz günahlarda hisse almasın, 00:27:48.800 --> 00:27:56.880 günahların figüranı olmasın, günahların tekevvününde bir unsur olmasın. 00:27:56.920 --> 00:27:58.240 Buna çok dikkat edelim. 00:27:58.320 --> 00:28:06.720 Varlığımız ve faaliyetlerimiz hayra yarasın, sevaplı işlere yarasın, sevaplı işlerle ömrümüz geçsin. 00:28:06.800 --> 00:28:13.520 Allahu Teâlâ hazretlerinin dünya ve âhirette hayırlarına nâil olalım. 00:28:15.920 --> 00:28:20.840 Lâ yeşküru'llahe men lâ yeşküru'n-nâse. 00:28:20.920 --> 00:28:24.520 Ahmed b. Hanbel rahmetullahi aleyh'ten rivayet edilmiş. 00:28:24.520 --> 00:28:28.480 Bu hadîs-i şerîfte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyuruyor ki: 00:28:28.560 --> 00:28:35.840 "İnsanlara şükretmeyen kimse Allah'a şükretmemiş olur." 00:28:35.920 --> 00:28:41.440 Burada bir ince İslâmî kaideyi öğrenmiş oluyoruz. 00:28:41.920 --> 00:28:51.680 Allahu Teâlâ hazretleri bize yapılan iyiliklere teşekkür etmemizi seviyor ve istiyor. 00:28:51.720 --> 00:29:00.560 "Canım Allahu Teâlâ hazretleri yaratandır, takdir edendir, her şey Allah'tan geliyor, onun ne dahli var 00:29:01.120 --> 00:29:08.000 ona da Allah veriyor" filan gibi bir mantıkla düşünmek doğru değil. 00:29:08.640 --> 00:29:13.640 Vesile olanlara da teşekkür etmeyi tavsiye ediyor Peygamber Efendimiz 00:29:13.720 --> 00:29:19.480 ve bu hadîs-i şerîfinde çok net olarak, emir olarak karşımızda beliriyor. 00:29:20.640 --> 00:29:25.440 İnsanlara teşekkür etmesini bilmeyen Allah'a teşekkür etmemiş oluyor. 00:29:25.480 --> 00:29:32.480 Diyelim ki siz sabahleyin dua ettiniz: "Yâ Rabbi! Muhtacım, bir ihtiyacım var. 00:29:32.560 --> 00:29:41.720 Sen bana bu ihtiyacımı giderecek bir çare ihsan eyle." Öğleye doğru kapınız çalındı, birisi geldi: 00:29:41.760 --> 00:29:48.640 "Al sana şu kadar 1000 riyal!" veriyor. Rüyada gördü veya Peygamber Efendimiz söyledi. 00:29:48.640 --> 00:29:53.120 Böyle şeyler hep olağan şeyler. Tamam, bunu Allah gönderiyor, belli. 00:29:53.160 --> 00:30:01.520 Rüyada görmese de dua etmese de her şey Allah'tan. İyyâke na'büdü ve iyyâke nesta'în. 00:30:01.560 --> 00:30:05.720 Biz de onun için ancak Allah'a ibadet ediyoruz ve ancak Allah'tan istiyoruz. 00:30:05.720 --> 00:30:09.000 Yalnız bize iyilik yapanlara teşekkür etmek lazım. 00:30:09.800 --> 00:30:15.800 O iyilik yapanın o iyilikteki payını görmemiz lazım, onu inkâr etmememiz lazım. 00:30:15.200 --> 00:30:18.360 İslâm dini iyilikte pay alanlara da hisse verir. 00:30:18.400 --> 00:30:26.720 Bir zengin ağa, zengin şahıs zekâtını ayırsa, ondan sonra kahyasına verse, 00:30:26.800 --> 00:30:35.600 kâhyası zekâtı götürse, filanca mahalledeki hocaya verse, hoca efendi de fakirleri iyi bildiği için 00:30:35.840 --> 00:30:48.800 bu parayı çıkarsa ona ona ona verse…Bu zekâtın sevabı ilk ağaya gidiyor, çünkü o zekâtını ayırdı ona gidiyor. 00:30:48.600 --> 00:30:55.160 Kâhyaya gidiyor, çünkü arada vasıta oldu. İmama gidiyor, çünkü o da sevkiyatta yardımcı oldu. 00:30:55.200 --> 00:31:01.520 Yani aradaki halkaların hepsine Allahu Teâlâ hazretleri fazl u kereminden sevap ihsan ediyor. 00:31:01.600 --> 00:31:07.760 Biz de bize karşı yapılmış olan iyiliklerin yapıcılarını ona yaptıran da Allah 00:31:07.720 --> 00:31:14.960 ama yapıcılarına teşekkürü ihmal etmemeliyiz. "Allah razı olsun kardeşim. Sağ ol kardeşim. 00:31:15.400 --> 00:31:21.360 Teşekkür ederim." demeliyiz. Hatta hem yüzüne karşı demeliyiz hem de gıyabında söylemeliyiz. 00:31:21.440 --> 00:31:23.800 Gıyabında yaptığımız dua daha da makbuldür. 00:31:23.840 --> 00:31:30.360 "Yâ Rabbi! Bu kardeşimin bana bu iyiliği yaptığı gibi sen de ona dünya ve âhirette 00:31:30.400 --> 00:31:34.200 şu şu şu iyilikleri ihsan eyle."diye ağzımız dualı olmalı, 00:31:34.280 --> 00:31:39.840 kardeşlerimize karşı böyle hayır dua eden kimseler olmalıyız. 00:31:39.920 --> 00:31:46.920 Duaların için de en makbul dua kardeşin kardeşe gıyabında yaptığı duadır. 00:31:48.400 --> 00:31:54.880 Sürat bakımından en çabuk kabul olan dua kardeşin kardeşe o yokken, o yanında değilken, 00:31:54.880 --> 00:31:58.160 onun arkasından yapmış olduğun hayır dua. 00:31:58.160 --> 00:32:02.720 Mesela geceleyin kalkıyorsun, tespihini çekiyorsun, namazını kılıyorsun. 00:32:02.800 --> 00:32:07.400 Oturdun, zikrettin, dua ettin. 00:32:07.120 --> 00:32:13.560 Duada da diyorsun ki, "Yâ Rabbi! Filanca kardeşime de kusurlarından kurtulmayı 00:32:13.680 --> 00:32:20.240 sen nasip eyle ve hastalığına şifa ver. Dertlidir, derdine çare ihsan eyle. 00:32:20.280 --> 00:32:23.920 Çocuklarıyla şöyle şöyle problemleri var. Onları hallediver yâ Rabbi!" 00:32:25.120 --> 00:32:31.920 Allahu Teâlâ hazretleri böyle kulun kula, onun arkasından yapmış olduğu duayı çok seviyor. 00:32:32.240 --> 00:32:38.920 Ve bir melek, o dua eden kimsenin başucunda dermiş ki: Âmin. Ve leke mislühu. 00:32:39.200 --> 00:32:47.960 Melek "âmin" dermiş ve "Sen o kardeşin için ne istiyorsan bir mislini de Allah sana versin." diye dua edermiş. 00:32:48.400 --> 00:32:52.640 Bu hadîs-i şerîften anladığımıza göre demek ki biz kardeşlerimize dua ederken 00:32:52.760 --> 00:33:01.280 duanın bir faydası -duamız kabul olursa- kardeşimize giderken öteki faydası da dönüp bize geliyor. 00:33:01.360 --> 00:33:08.240 İki türlü tesir hâsıl olacak duadan. Birisi kardeşimizi ihyâ edecek, birisi dönüp bizi ihyâ edecek. 00:33:08.280 --> 00:33:11.480 O bakımdan kardeşlerimizi de dualarımızda unutmayalım. 00:33:11.520 --> 00:33:19.520 Eski alimlerden birisi, Şifâ-i Şerîf kitabında kaydediliyor ki, 00:33:19.640 --> 00:33:25.280 duasında 70-80 tane arkadaşına ismen zikrederek dua edermiş. 00:33:25.360 --> 00:33:31.520 O kadar özel! "Yâ Rabbi! Mehmet'e, Ali'ye, Hasan'a, Hüseyin'e şunu ver, bunu yap, 00:33:31.560 --> 00:33:37.400 şöyle olsun, böyle olsun." diye dua edermiş. Dua önemli bir şey. Dua mü'minin silahıdır. 00:33:37.120 --> 00:33:45.200 Dua mü'minin gizli yardımcılarından bir yardımcıdır. Allah'ın ordularından bir ordudur. 00:33:45.240 --> 00:33:48.000 Kat kat dizilmiş ordular kadar güçlüdür dua. 00:33:48.800 --> 00:33:53.960 Bir mazlumun, güçsüzün, yoksulun bir tanesi elini açar bir dua eder, 00:33:54.800 --> 00:34:00.600 Allahu Teâlâ hazretleri o duanın bereketine karşı taraftaki binlerce insanı def eder, 00:34:00.640 --> 00:34:07.560 filanca şerri yok eder, filanca hayrı hâsıl eder. Allahu Teâlâ hazretleri her şeye kadirdir. 00:34:07.640 --> 00:34:12.920 Hatta innemâ tünsarûne ve türzakûne bi-du'afâiküm. 00:34:13.000 --> 00:34:18.920 Hadîs-i şerîfite bildiriyor ki: "Siz Allahu Teâlâ hazretlerinin lütfuna, 00:34:18.920 --> 00:34:25.640 savaşlardaki zaferlerine mazhar oluyorsunuz ve rızıklara nâil oluyorsunuz. 00:34:25.640 --> 00:34:30.400 Bunun sebebi sizin içinizdeki fukaracıklar, boynu bükükler, yoksullar ve zayıflardır; 00:34:30.760 --> 00:34:35.440 yani zayıflarınız, yoksullarınız hürmetine nusret-i ilahiyyeye mazhar oluyorsunuz 00:34:35.520 --> 00:34:37.600 ve rızıklandırılıyorsunuz." buyuruyor. 00:34:37.640 --> 00:34:45.680 Onun için zenginler kendilerinin evine arkadaşlarını çağırdıkları zaman fakirlere kapılarını kapamasınlar. 00:34:45.680 --> 00:34:49.840 "En kötü ziyafet evi oraya zenginlerin alınıp 00:34:49.920 --> 00:34:55.280 fakirlerinin girmesinin engellendiği evdir." diye buyuruyor Peygamber Efendimiz. 00:34:55.360 --> 00:35:01.560 Daima fukarayı da unutmamak ve onu da araya katmak lazım, onları da eksik etmemek lazım. 00:35:01.600 --> 00:35:02.800 Allah'ın sevgili kulu kimdir bilinmez, 00:35:03.920 --> 00:35:11.440 hiç mevkii makam yoktur ama dünya bakımından bir değeri yok sanılır ama Allah indinde kıymetlidir. 00:35:11.480 --> 00:35:16.120 Peygamber Efendimiz bir keresinde Ebû Zer-i Gıfârî hazretlerine sormuş ki; 00:35:16.200 --> 00:35:19.800 "Söyle bakalım, şu mecliste senin gözünde en makbul insan kimdir?" 00:35:20.520 --> 00:35:24.720 O da şöyle meclistekilere göz gezdirmiş. "Şu yâ Resûlallah!" demiş. 00:35:25.440 --> 00:35:34.640 Peki, söyle bakalım senin gözünde şu mescidin içinde en hakir kul, en aşağı mertebede olan hangisidir?" 00:35:34.680 --> 00:35:38.280 Yine gözünü gezdirmiş, "Şu yâ Resûlallah!" demiş. 00:35:38.320 --> 00:35:43.240 Peygamber Efendimiz diyor ki; "Yâ Ebû Zer! Senin şu beğenmediğin 00:35:44.280 --> 00:35:47.160 kul var ya, bir de şu beğendiğin adam var ya; 00:35:47.280 --> 00:35:53.640 şu beğendiğin adamdan bin tanesi şu beğenmediğin kulun dengi olamaz." 00:35:54.120 --> 00:36:01.400 Allah indinde kimin yüksek mevkii olduğunu biz bilemeyiz. Çünkü Allah kalplere bakar. 00:36:01.800 --> 00:36:04.600 İnnallahe lâ yenzuru ilâ suveriküm ve lâ ilâ ecsâmiküm. 00:36:04.640 --> 00:36:08.800 "Allahu Teâlâ hazretleri insanların yüzlerine bakmaz, cisimlerine bakmaz, 00:36:08.240 --> 00:36:11.440 giyimlerine bakmaz, mevkilerine makamlarına bakmaz." 00:36:11.480 --> 00:36:15.240 Velâkin yenzuru ilâ kulûbiküm ve a'mâliküm. 00:36:15.240 --> 00:36:22.760 "Kalplerin temizliğine bakar, sâfîliğine bakar ve amellerin ihlasla yapılıp yapılmamasına bakar." 00:36:22.840 --> 00:36:28.800 O bakımdan fakirleri de sevmeliyiz, yoksulları da sevmeliyiz. 00:36:28.880 --> 00:36:42.880 Bir de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bir hadîs-i şerifinde: "Her şeyin bir anahtarı vardır.Cennetin anahtarı da miskinleri, fakirleri sevmektir." buyuruyor. 00:36:42.920 --> 00:36:47.760 Onun için fakirlerden kaçmayalım, ayrı ayrı mevkiler yapmayalım. 00:36:48.920 --> 00:36:51.680 Fakir yanına geldiği zaman kimisi safını değiştiriyor. 00:36:51.800 --> 00:36:57.920 Yanındakine bakıyor, kılığını kıyafetini beğenmiyorsa oradan bir geri safa gidiyor. 00:36:57.960 --> 00:37:02.400 Yanındaki arkadaşını veya onun kıyafetini beğenmediği için 00:37:02.440 --> 00:37:08.720 onun yanında durmamak için bir geri safa çekiliyor. Fakirleri, yoksulları sevmeye çalışmalıyız. 00:37:08.800 --> 00:37:13.360 Bir hadîs-i şerîf vardır ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş: 00:37:13.400 --> 00:37:19.800 "Nice saçı başı dağınık, toz topraklara bulaşmış kimseler vardır ki 00:37:19.160 --> 00:37:25.720 söz söylese kimse sözüne itibar etmez, kız istese kimse ona kız vermez, kimsenin yanında 00:37:26.120 --> 00:37:33.200 bir değeri yoktur ama, lev akseme alellahi le-'eberehu, bir konuda yemin etse 00:37:33.240 --> 00:37:37.560 Allah onun o yemini doğru çıksın diye o işi öyle yapar. 00:37:38.400 --> 00:37:45.880 Onun Allah indinde nazı, hatırı o kadar yüksektir ki onun sözü olsun diye olmayacak işi yaptırır Allah. 00:37:45.960 --> 00:37:51.840 O bakımdan saç dağınıklığına, elbisesine yamalılığına bakmamak lazım. 00:37:51.880 --> 00:37:56.600 İnsan her gördüğünü kendinden üstün bilmeli. 00:37:56.760 --> 00:38:02.400 Bir büyüğün sözü ne kadar güzeldir: "İnsan yaşlılara baktığı zaman diyecek ki; 00:38:02.480 --> 00:38:08.400 'Bunlar benden çok daha yaşlı, sakallarını İslâm'la [İslâm yolunda] ağarttılar, nice ibadetler ettiler. 00:38:08.400 --> 00:38:13.000 Elbette sevapları daha fazla olduğundan mertebeleri daha yüksektir.' 00:38:15.280 --> 00:38:20.280 Çocuklara, gençlere baktığı zaman da diyecek ki: 'Bunların yaşı benden daha aşağıdadır. 00:38:20.320 --> 00:38:25.600 Bunlar benden daha az yaşadılar, günahı benden daha az işlediler. Bunların derecesi benden daha iyidir. 00:38:25.640 --> 00:38:32.720 Çünkü ben daha çok yaşadığım için günahı daha çok işledim.'diyecek." Herkesi kendinden üstün görecek. 00:38:32.800 --> 00:38:36.320 Olgun Müslümanların hali budur; kendi kusurlarına bakar, 00:38:36.400 --> 00:38:40.840 başkalarının iyiliklerini görür, onları kendinden yüksek bilir. 00:38:42.400 --> 00:38:46.680 Bir hadîs-i şerîf daha okuyalım: 00:38:49.280 --> 00:39:00.600 Lâ yü'minü'l-abdü'l-îmâne küllehu hatta yetrüke'l-kezibe fi'l-müzâhati ve yetrüke'l-mirâ'e ve in kâne sâdıkan. 00:39:00.680 --> 00:39:04.880 Hep Ahmed b. Hanbel radıyallahu anh, rahmetullahi aleyh'ten. 00:39:04.720 --> 00:39:11.640 Mezhep imamı, aynı zamanda büyük hadis alimidir. Müsned isimli bir eser yazmıştır. 00:39:11.680 --> 00:39:17.800 Onun içinde otuz küsur bin hadîs-i şerîf toplamıştır mübarek. Onun hadîs-i şerîfleri karşımıza geldi. 00:39:17.880 --> 00:39:20.600 Bu diyarda onun mezhebi daha çok yaygın olduğundan 00:39:20.600 --> 00:39:22.400 nazı daha çok oluyor. 00:39:22.560 --> 00:39:28.240 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bu kitapta rivayet edilen hadîs-i şerîfinde buyuruyor ki: 00:39:28.360 --> 00:39:33.600 Kul imana tamamen sahip olmuş olamaz, 00:39:34.440 --> 00:39:39.760 hakiki bir imana tam mânası ile muttasıl olmuş olamaz, tam mü'min olamaz; 00:39:40.760 --> 00:39:46.160 şaka yoluyla bile yalan söylemeyi terk etmedikçe." 00:39:46.240 --> 00:39:53.760 Müslüman yalan söylemeyecek. "Aman, şaka yaptım canım!" Şakasında bile yalan söylemeyecek. 00:39:54.840 --> 00:40:00.560 Şakasında bile yalan söylemeyi terk edecek bir doğru sözlülüğe, 00:40:00.560 --> 00:40:04.280 doğru özlülüğe ulaşmadıkça insan tam müslüman olmaz. 00:40:05.680 --> 00:40:10.000 Şakası bile gerçeklere istinad edecek. Misal: 00:40:10.120 --> 00:40:15.240 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bir gün akrabasından bir kadıncağıza 00:40:15.280 --> 00:40:19.240 –yaşlı bir kadın– demiş ki: "Yaşlılar cennete girmeyecek." 00:40:20.120 --> 00:40:23.240 Kadıncağız üzülecekti. Bayağı da üzüldü. 00:40:23.280 --> 00:40:26.680 "Yaşlılar cennete girmeyecek, ben de yaşlıyım, benim halim nice olacak?" diye bayağı da üzüldü. 00:40:26.720 --> 00:40:29.200 [Peygamber Efendimiz] tebessüm etti, dedi ki; "Allah gençleştirecek, 00:40:29.560 --> 00:40:30.560 teni taze olacak. 00:40:30.600 --> 00:40:39.600 Cennette kamburu ile, diz ağrısı ile, bel ağrısı ile, dişleri gedik filan bir durumda olmayacak elbette, 00:40:39.680 --> 00:40:43.240 genç bir halde olacak. Allahu Teâlâ hazretleri gençleştirecek. 00:40:43.360 --> 00:40:47.240 Demek şaka yaptı, fakat gerçeği söylüyor. 00:40:47.320 --> 00:40:52.160 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in latifelerinden birisi böyle. 00:40:52.200 --> 00:40:58.400 Bir keresinde birisine demiş ki: "Ya senin gözünde aklık var." Telaşlanmış. 00:40:58.160 --> 00:41:01.720 Demek ki sevdiği bir kimse idi, ona öyle latife eyledi. 00:41:01.720 --> 00:41:05.440 Telaşlanınca "Nasıl ya Resûlallah?" filan diye sordu herhalde. 00:41:05.520 --> 00:41:12.160 Diyor ki, "Herkesin gözünde bir kara bir ak olmaz mı? Orta tarafı renkli olur, kenarları ak olur." 00:41:13.320 --> 00:41:17.680 Gözünde ak var derken doğru bir şey söylemiş oluyor ama latife oluyor. 00:41:17.720 --> 00:41:26.200 Demek ki mizahta bile, şakada bile yalan söylemeden yapıyor. Olmayacak şeyi söylemeyeceğiz. 00:41:27.520 --> 00:41:38.920 "Bir pire tepmiş bir devenin oyluğun ezmiş. 00:41:39.280 --> 00:41:44.920 Yalan değil gerçektir,ben de gördüm tozunu." Şair yalancılarla böyle alay ediyor. 00:41:44.960 --> 00:41:52.520 Bir pire bir deveye bir tekme atmış da bacağını eğmiş attığı tekmeden. "Yalan değil gerçektir. 00:41:52.640 --> 00:41:57.320 Ben de gördüm, hakikaten böyle olduğunu anladım." filan diyor. 00:41:57.360 --> 00:42:01.400 Bazıları işte böyle derler, yalanı kuyruklu yalan şey yaparlar. 00:42:01.160 --> 00:42:05.920 Bir yalanı söylerler, bir de arkasından şahit getirirler. Ona misal olarak söylüyor. 00:42:06.400 --> 00:42:10.800 Yalan söylemeyeceğiz. Özümüz, sözümüz dosdoğru olacak. 00:42:10.280 --> 00:42:16.480 Susacağız veya gerçeği söyleyeceğiz. Allah bizi doğru sözlülükten ayırmasın. 00:42:16.520 --> 00:42:20.840 Ve yetrüke'l-mirâ'e ve in kâne sâdıkan. 00:42:20.920 --> 00:42:29.400 "Haklı da olsa münakaşayı terk etme sıfatına sahip olmadıkça gerçek mü'min olamaz." 00:42:29.480 --> 00:42:34.720 Ekseriya münakaşa çıkıyor ve devam ediyor. Uzun zaman devam ediyor. 00:42:34.800 --> 00:42:42.120 O öyle diyor, ötekisi aksini söylüyor. Zıtlaşıyorlar, inatlaşıyorlar, kavgalaşıyorlar, sonra küsüyorlar. 00:42:42.240 --> 00:42:44.320 "O adamla dostluk edilmez" diyor. 00:42:44.360 --> 00:42:48.480 O o tarafa gidiyor, bu bu tarafa gidiyor. Münakaşadan bir şey hâsıl olmuyor. 00:42:48.560 --> 00:42:53.000 Tatlılıkla söylendiği zaman hâsıl olur da münakaşadan bir şey hâsıl olmaz. 00:42:53.800 --> 00:43:00.400 O bakımdan Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, münakaşanın büyümesini sevmiyor, tavsiye etmiyor. 00:43:00.800 --> 00:43:08.920 Münakaşada biraz iş uzadığı takdirde kişi hemen çekilecek, kesecek, işi uzatmayacak, o kadar fazla değil. 00:43:09.160 --> 00:43:16.560 Allahu Teâlâ hazretleri… Haklıyken de susmak kolay değil. Ve in kâne sâdıkan. Haklıyken… 00:43:16.640 --> 00:43:18.000 "Nasıl olsa ben haklıyım, o sussun. 00:43:18.400 --> 00:43:24.280 Yanlış şeyi iddia ediyor." diyor insan ama haklıyken sustuğun zaman daha iyi oluyor. 00:43:24.360 --> 00:43:25.320 Peygamber Efendimiz: "Haklıyken 00:43:25.760 --> 00:43:30.480 münakaşayı terk edene, cennette bir köşk garanti ederim." buyuruyor. 00:43:30.640 --> 00:43:35.160 Münakaşalara girmeyelim, münakaşalarla muhabbetleri bozmayalım, 00:43:35.880 --> 00:43:41.800 nefisleri bilemeyelim, keskinleştirmeyelim, nefislerimize fayda çıkarttırmayalım. 00:43:41.920 --> 00:43:47.440 "Hiçbir münakaşa yoktur ki o münakaşada 'keşke benim söylediğim yanlış olsa da 00:43:47.520 --> 00:43:52.520 kardeşimin söylediği haklı olsa' diye bir duyguyla girmiş olmayayım" demiş büyüklerden birisi. 00:43:52.560 --> 00:43:54.840 Kendisi galip gelmeyi istemiyor. 00:43:54.960 --> 00:43:59.960 Bir gerçeğin anlaşılması için karşılıklı konuşmaya geçiyorlar ama temenni ederim ki 00:44:00.000 --> 00:44:03.880 keşke kardeşimin dediği doğru olsa. Halbuki bizim münakaşada ana gayemiz nedir? 00:44:04.000 --> 00:44:15.280 Kendi doğruluğumuzu, kendi haklılığımızı ispat etmeye çalışmaktır. İşte İslâmî âdâb böyle. 00:44:15.680 --> 00:44:16.760 İslâm ahlâkı böyle. 00:44:17.560 --> 00:44:21.720 Bizim anladığımız ölçüler içinde değil; daima fedakarlığa dayanıyor, 00:44:21.840 --> 00:44:32.560 daima haklı olduğu halde bir adım geri çekilmeye ve ana hedefleri esas almaya dayanıyor. 00:44:32.680 --> 00:44:38.720 Yeter ki muhabbet olsun, yeter ki İslâm cemaati devam etsin, yeter ki Allah razı olsun diye 00:44:38.880 --> 00:44:42.480 fedakarlıklara katlanmayı bize emrediyor. 00:44:42.520 --> 00:44:47.400 Rabbimiz bizi her türlü güzel ahlâkıyla muttasıf eylesin. 00:44:47.280 --> 00:44:55.400 Üzerimizde bulunan her türlü kötü sıfatı ve kötü huyu bizden alsın, bizi o kötülüklerden pak eylesin. 00:44:55.520 --> 00:45:04.000 Sevdiği, razı olduğu, olgun, kâmil kullar olmayı cümlemize nasip eylesin. 00:45:04.000 --> 00:45:08.360 Bizim yolumuz tasavvuf yoludur, yani bu yoldur, kâmil insan olma yoludur. 00:45:08.600 --> 00:45:13.680 Bu güzel ahlâkı da, İslâm ahlâkını da, Kur'an ahlâkını da, 00:45:13.760 --> 00:45:18.640 Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in ahlâkını da tam benimseyerek 00:45:18.680 --> 00:45:20.880 içimize sindirmeyi Rabbimiz nasip eylesin. 00:45:20.960 --> 00:45:26.000 Huzuruna sevdiği, razı olduğu kullar olarak varmayı cümlemize nasip ve müyesser eylesin. 00:45:26.800 --> 00:45:32.520 Bi-hürmeti esmâihi'l-hüsnâ ve bi-hürmeti habîbihi'l-müctebâ Muhammedini'l- Mustafâ, 00:45:32.680 --> 00:45:40.360 ve bi-hürmeti haremi nebiyyina Muhammed Mustafâ ve bi-hürmeti şehrü's-sıyâmi ve'l-kıyâm Ramazân, 00:45:40.400 --> 00:45:43.840 ve bi-hürmeti esrârı sûreti'l-Fâtiha…