WEBVTT 00:00:00.000 --> 00:00:04.800 Esselatu vesselamu ala seyyidil evveline vel ahirin. Ve Şefiil müznibin Muhammedîni Mustafa 00:00:05.960 --> 00:00:11.880 Ve âlihi ve sahbihi ve men tebihu bi ihsanin ilâ yevmi'd-dîn. 00:00:16.193 --> 00:00:16.880 Emmâ ba'd: 00:00:16.960 --> 00:00:26.640 Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbu'llâh ve efdale'l-hedyi hedyü seyyidinâ Muhammedin 00:00:26.640 --> 00:00:34.920 sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesetin bid'atün 00:00:35.000 --> 00:00:41.120 ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fi'n-nâr 00:00:41.200 --> 00:00:49.480 ve bi's-senedi'l-muttasili ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve âlihî selleme ennehû kâl: 00:00:49.600 --> 00:00:54.800 Eddibû evlâdeküm alâ hısâlin selâsin: 00:00:54.200 --> 00:01:03.960 Alâ hubbi nebiyyiküm ve hubbi ehli beytihi ve alâ kırâati'l-Kur'âni fe-inne hamelete'l-Kur'âni 00:01:04.000 --> 00:01:12.560 fî zıllillâhi yevme lâ zılle illâ zılluhu me'a enbiyâihi ve asfiyâihi. 00:01:12.680 --> 00:01:29.120 Sadaka resûlullâh fî mâ kâl ev kemâ kâl. Çok aziz ve muhterem cemaat-i müslimîn! 00:01:30.320 --> 00:01:39.280 Allahu Teâlâ hazretleri cümlemizden razı olsun. İbadetlerimizi kabul eylesin. 00:01:40.200 --> 00:01:44.360 Cuma gecemizin hayırlı geçmesini nasip eylesin. 00:01:44.840 --> 00:01:50.960 Bu nurlu gecenin hayrından, feyzinden, bereketinden; 00:01:51.120 --> 00:02:00.520 bu mübarek gündüzün rahmetinden istifade etmeyi cümlenize Rabbimiz ihsan eylesin. 00:02:00.800 --> 00:02:09.160 Cuma gününün dua ve ibadetlerin kabul olduğu saatinde dua ve ibadet edip muradına erenlerden eylesin. 00:02:11.841 --> 00:02:14.441 Çok aziz ve muhterem kardeşlerim! 00:02:16.723 --> 00:02:22.163 Yeri göğü, insi cinni yaratan Rabbimize; 00:02:22.600 --> 00:02:34.520 üzerimize hadsiz hesapsız nimetlerini saçan Ekremü'l-ekremîn olan Hâlık'ımıza sonsuz hamd ü senâlar olsun. 00:02:37.936 --> 00:02:47.456 Onun âlemlere rahmet olarak gönderdiği, numune insan, örnek insan, en büyük insan, 00:02:47.560 --> 00:02:56.120 gelmişlerin geleceklerin efendisi, Mustafa'sı, seçkin kulu, 00:02:57.360 --> 00:03:03.720 Ahmed ü Mahmud u Muhammed-i Mustafâ'sına sonsuz salât ü selâm olsun. 00:03:07.198 --> 00:03:11.678 Sözlerin en doğrusu, en güzeli Kur'ân-ı Kerîm'dir. 00:03:12.240 --> 00:03:18.520 Yolların en sağlamı, en doğrusu, insanı cennete götüren yol 00:03:21.663 --> 00:03:24.903 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in yoludur. 00:03:25.501 --> 00:03:33.701 Rabbimiz bizi Kur'ân-ı Kerîm'den, Peygamber Efendimiz'in sünnet¬-i seniyyesinden ayırmasın. 00:03:34.400 --> 00:03:40.800 Sünnet-i seniyye-i nebeviyyeyi bu asırda temsil eden, yaşayan; 00:03:40.920 --> 00:03:49.320 ihyâ eden, yaşatan has müslümanlardan olmayı Rabbimiz cümlemize nasip eylesin. 00:03:50.120 --> 00:04:01.640 Sözlerin en güzeli, onun hadîs-i şerîfleri olduğu için her ayın 20'si civarındaki üçüncü perşembe gecesi 00:04:01.760 --> 00:04:10.920 kardeşlerimizin icraatı üzerine hadîs-i şerîf okuyalım diye müftü efendinin müsaadesi ile 00:04:11.120 --> 00:04:17.520 layık olmadığımız halde bu nice büyük alimlerin oturduğu, 00:04:17.560 --> 00:04:23.840 büyük, mübarek cemaatlere hitap ettiği kürsüde sizlere hitap edeceğim. 00:04:24.200 --> 00:04:29.640 Her ayın 20'si civarındaki perşembe gününde gelip 00:04:29.920 --> 00:04:33.560 Peygamber Efendimiz'in hadîs-i şerîflerini okumaya gayret edeceğim. 00:04:34.200 --> 00:04:40.360 Aşağı yukarı bir saat kadar konuşmamız sürer. Sonra hatim duamızı yaparız. 00:04:40.680 --> 00:04:48.160 Cuma gecesinin ilk başlangıcını cemaatle namaz kılmış olarak ihyâ ettikten sonra 00:04:48.320 --> 00:04:53.160 sabah namazında da camide olmak dileğiyle, temennisiyle evlerimize dağılır, 00:04:53.240 --> 00:04:57.400 öteki ibadetlerimizi yapar, istirahatlerimize geçeriz. 00:04:57.440 --> 00:05:08.600 Hadîs-i şerîf, Hz. Ali radıyallahu anh ve keremallahu vecheh hazretleri tarafından rivayet edilmiş. 00:05:09.120 --> 00:05:19.280 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bu çok dikkat çekici olan hadîs-i şerîfinde bizlere emir buyuruyor ki; 00:05:19.440 --> 00:05:35.520 Eddibû evlâdeküm alâ hısâlin selâsin. "Evlatlarınızı üç ana prensip üzerine yetiştirin. 00:05:36.240 --> 00:05:42.600 Çocuklarınızı yetiştirirken üç ana prensibi göz önünde bulundurun, 00:05:42.760 --> 00:05:45.960 ona uygun bir tarzda evlatlarınızı yetiştirin." 00:05:46.800 --> 00:05:59.120 1.Alâ hubbi nebiyyiküm. "Evlatlarınızı; size Allah'ın vahiylerini bildiren, 00:05:59.280 --> 00:06:07.720 emirlerini, yasaklarını size öğretmekle vazifeli olarak Allah tarafından gönderilmiş olan 00:06:07.760 --> 00:06:11.240 şu Peygamberiniz'in sevgisi üzerine yetiştirin." 00:06:11.320 --> 00:06:18.760 Evlatlarınızı öyle bir terbiye ile terbiye edip öyle bir eğitimden geçirin ki 00:06:18.920 --> 00:06:25.320 o çocukların en çok sevdiği kimse Resûlullah olsun. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem olsun. 00:06:32.000 --> 00:06:37.840 Peygamber deyince sevgiler yürekleri eritir, gözleri yaşarır. Evlatlarınızı böyle yetiştirin. 00:06:39.560 --> 00:06:50.440 2.Ve hubbi ehli beytihi. "Resûlullah'ın ailesi efradının sevgisi ile de yetiştirin." 00:06:50.920 --> 00:06:58.680 Resûlullah'ı da sevsin çevresini de sevsin. Onun sevdiği yakınlarını, akrabasını, aile efradını da sevsin. 00:07:00.200 --> 00:07:10.560 3.Ve alâ kırâati'l-Kur'âni. "Kur'ân-ı Kerîm'i okumak üzere yetiştirin." 00:07:10.800 --> 00:07:14.840 Fe-inne hamelete'l-Kur'âni fî zıllillâhi. 00:07:14.960 --> 00:07:22.240 "Çünkü Kur'ân-ı Kerîm'i öğrenip Kur'ân-ı Kerîm'in ehli olabilmiş olan kimseler 00:07:22.320 --> 00:07:32.400 bu dereceye çıkabilmiş mübarek insanlar, bahtiyar kullar Arş-ı Âlâ'nın gölgesinde olacaklar." 00:07:34.690 --> 00:07:38.410 Yevme lâ zılle illâ zılluhu me'a enbiyâihi ve asfiyâihi. 00:07:39.360 --> 00:07:52.640 "Kur'an ehli olan kimseler başka gölgenin olmadığı günde Allah'ın peygamberleri ile safî, 00:07:52.680 --> 00:08:02.160 seçkin kulları ile Arş-ı Âlâ'nın gölgesinde olacak." Aziz ve muhterem kardeşlerim! 00:08:04.280 --> 00:08:11.800 Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in sevgisi dinimizin direğidir. 00:08:12.200 --> 00:08:21.320 Dinimizin en önemli inancı, can damarıdır. İnanç noktasıdır. 00:08:21.720 --> 00:08:28.160 Bir insan dese ki; "Kâinatın bu intizamının, şu mükemmelliğin, 00:08:28.360 --> 00:08:36.480 şu tıkır tıkır saat gibi çalışan sistemin kendi kendine olamayacağına aklım erdi. Muhakkak yaratan var. 00:08:36.720 --> 00:08:44.840 Bu hücreler, bu atomlar, bu yıldızlar, bu gezegenler, bu gök sistemleri, 00:08:44.960 --> 00:08:55.800 şu matematik intizam, şu kanunlar, şu ilahî kanunlar, mevsimler, zamanlar… Belli bir intizam var. 00:08:55.840 --> 00:09:03.960 Bu intizamı, bu düzeni kuran bir yaratan var. Kabul, kabul ettim. Zaten büyük alimlerin hepsi kabul etmişler. 00:09:04.400 --> 00:09:08.520 Binaenaleyh, ben de bunun bilimsel bir gerçek olduğunu anlıyorum. 00:09:08.600 --> 00:09:12.760 Tahsilim müsait, kafam bu gerçekleri sezecek durumda. 00:09:12.880 --> 00:09:16.720 Tamam, Allah'ın varlığını kabul ettim; ama gayrıyı tanımam." 00:09:16.920 --> 00:09:24.360 Tanımazsan Allah'ın sevdiği bir kulu nasıl olacaksın, ne yapacaksın? 00:09:24.400 --> 00:09:31.800 Amerikalılar gibi mi hareket edeceksin, Fransızlar gibi mi hareket edeceksin, 00:09:31.480 --> 00:09:34.880 Budistler gibi mi hareket edeceksin, Japonlar gibi mi olacaksın, 00:09:35.400 --> 00:09:38.400 Hintliler gibi mi olacaksın be adam, nasıl yaşayacaksın? 00:09:38.880 --> 00:09:43.800 Hayatını nasıl süreceksin, sözünü nasıl ayarlayacaksın? 00:09:43.320 --> 00:09:48.560 Hareketini nasıl ayarlayacaksın, hangi ahlâkı benimseyeceksin, hangi yolda yürüyeceksin? 00:09:48.400 --> 00:09:52.880 Sanki minnet eder gibi, sanki çok büyük iş yapmış gibi!.. 00:09:53.400 --> 00:09:57.400 Sen Allah'ı istersen kabul et ister kabul etme; güneş balçıkla sıvanır mı? 00:09:57.480 --> 00:10:01.800 Sen gözünü istediğin kadar kapat, güneş dışarıda pırıl pırıl parlıyor. 00:10:01.840 --> 00:10:07.240 Elbette Allah'ın varlığını kabul edeceksin. Resûlullah'ı kabul etmek neden? 00:10:07.400 --> 00:10:16.520 Allah'ın emirlerini sana getirdiği, hayat yolunun nasıl yürünmesi gerektiğini sana o öğrettiği için! 00:10:17.400 --> 00:10:22.160 Sana Allah'ın rızasını kazanma yollarını o bildirdiği için şaşkın adam! 00:10:22.600 --> 00:10:28.800 Sen nasıl vazgeçebilirsin Allah'ın elçisini dinlemekten, sevmekten, ona tâbi olmaktan? 00:10:28.920 --> 00:10:35.400 Onu nasıl tanımazsın, nasıl yolunu bulacaksın şaşkın adam? Allah'ın iyiliğini anlamaz mısın? 00:10:35.160 --> 00:10:39.800 Allah'ın "âlemlere rahmet" diye vasıflandırdığı peygamberi sevmez misin? 00:10:39.960 --> 00:10:45.800 Onu tanımaz mısın, onun yolundan gitmez misin? Onun sözünü merak etmez misin? 00:10:46.760 --> 00:10:49.240 Nasıl bir elçi, ne söylemiş acaba?.. 00:10:49.520 --> 00:10:55.720 Sana akıl veren, etrafındaki kâinatı, gökleri, yıldızlarla bezeyen, eşsiz, 00:10:55.800 --> 00:11:05.560 derin fezayı yaratan, yeryüzünü, dağları, meyveleri, çiçekleri, bolluğu, bereketi, güzellikleri 00:11:05.600 --> 00:11:08.920 -ki dünyanın her yerinden turistler seyretmeye geliyor- 00:11:08.960 --> 00:11:16.680 yaratan kâinatın sahibi acep sana ne haber gönderdi. Merak etmez misin, onun elçisini dinlemez misin? 00:11:16.720 --> 00:11:22.960 Onun elçisinin söylediği talimatın ne olduğunu öğrenmeyi düşünmez misin? 00:11:24.280 --> 00:11:30.360 Peki, kabul. Allah'ı kabul ettin. O zaman Allah'ın kitabını kabul edeceksin. 00:11:30.800 --> 00:11:35.240 Kur'ân-ı Kerîm'i kabul edeceksin. "Kur'ân-ı Kerîm'i kabul ettin mi?" 00:11:35.440 --> 00:11:38.520 "Ettim, tabii. Madem Allah'ın kelâmıdır, kabul ettim." 00:11:38.680 --> 00:11:47.760 O zaman Kur'ân-ı Kerîm'i okursan, Kur'ân-ı Kerîm sana zaten Resûlullah tarafından getirildi. 00:11:47.960 --> 00:11:57.360 Zaten Allah celle celâlüh ve amme nevâlüh hazretleri hitaba o liyakatli olduğu için 00:11:57.480 --> 00:12:01.160 vahyini ona indirdi de Kur'an'ını bile sana o bildirdi. 00:12:01.240 --> 00:12:06.400 Sen Kur'ân-ı Kerîm'i okuduğun zaman da sana âyet-i kerîmesinde buyuruyor ki; 00:12:06.160 --> 00:12:10.800 Kul in küntüm tuhibbûnallâhe fe'ttebî'ûnî yuhbibkümüllâhu. 00:12:10.960 --> 00:12:16.240 "Ey insanlar! Eğer Allah'ı seviyorsanız, o iddiadaysanız benim Resûlüme tâbi olun ki 00:12:16.360 --> 00:12:18.600 Allah da seni sevsin!" buyuruyor. "Ben Allah'ı tanıyorum. İnandım, biliyorum. 00:12:18.680 --> 00:12:20.560 Hürmetim, saygım vardır. 00:12:20.760 --> 00:12:28.440 Kâinatın yaratanına inandım." diye sana gelen nimetlerin sahibini bildin de 00:12:28.520 --> 00:12:34.720 ona karşı bir sevgi ve minnettarlık duygusu içindeysen mutlaka onun emri işte budur. 00:12:39.440 --> 00:12:46.920 Onun için hepimizin, camii dolusu insanların, caminin dışındaki müslümanların, 00:12:47.400 --> 00:12:54.560 dünyanın muhtelif ülkelerine dağılmış insanların, alimlerin, profesörlerin, halkın, avamın, 00:12:54.680 --> 00:13:00.280 tüccarın, herkesin Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i bilmesi lazım. 00:13:00.440 --> 00:13:06.400 Evlatlarımızı da onu sevecek tarzda yetiştirmemiz lazım. 00:13:06.200 --> 00:13:12.640 Peki, Resûlullah'ın sevgisine göre nasıl yetiştireceğiz? 00:13:12.651 --> 00:13:17.517 Ne yaparsak evladımız Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i sever? 00:13:18.800 --> 00:13:25.480 Muhterem kardeşlerim! Biz hocalık yaptık. Sizler de çoğunuz talebelik yapmışsınızdır. 00:13:26.440 --> 00:13:35.320 Bir dersi insana hocası sevdirir. Hoca sevdirir. Hoca çok kabiliyetlidir, çok meziyetlidir. 00:13:36.400 --> 00:13:40.200 Talebeye o kadar tatlı anlatır ki konuyu talebe sever. 00:13:40.800 --> 00:13:47.720 Öyle bir güzel konu olur ki hocası beceriksizdir, önüne ders notlarını açar. 00:13:48.000 --> 00:13:52.920 Tıkır tıkır okur, dersin içine hiç bir heyecan katmaz… 00:13:53.000 --> 00:14:01.520 Sevdiren hocadır! Evladına Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i sevdirmek, sana vazife olarak verilmiş! 00:14:01.640 --> 00:14:07.120 Sende evladına Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in sevdirecek hocalık meziyeti var mı, 00:14:07.520 --> 00:14:11.400 sen Resûlullah'ı sevebildin mi, tanıyabildin mi? 00:14:12.520 --> 00:14:20.800 Gaziantep'e gittim. Müftü efendiye uğradım: Selamünaleyküm. İçeri girdim, birisi varmış. 00:14:21.600 --> 00:14:26.440 Tanıştırdı. Adam, tir tir titriyor. 00:14:26.560 --> 00:14:33.640 Genç bir adam; "Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i gördüm rüyamda!" diyor, tir tir titriyor. 00:14:34.120 --> 00:14:38.880 Gece Resûlullah'ı görmüş. Sabah soluğu müftü efendinin makamında almış. 00:14:39.000 --> 00:14:42.800 Heyecanından, aşkından, şevkinden tir tir titriyor. 00:14:44.120 --> 00:14:47.680 Resûlullah'ı sen sevebildin mi, sen rüyanda görebildin mi, 00:14:47.760 --> 00:14:51.240 sen kendine Resûlullah'ı hoşnut edebilecek bir yol çizebildin mi? 00:14:51.440 --> 00:14:55.800 Sen Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in razı olduğu bir ümmet hâline gelebildin mi?.. 00:14:56.120 --> 00:15:03.360 O zaman iş kendimizden başlıyor. O zaman ilk önce kendimize bir dönmemiz icap ediyor. 00:15:05.320 --> 00:15:11.400 Hocamız birinci rekâtta; "Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin! 00:15:12.320 --> 00:15:18.960 Onlardan sırtınızı çevirip dinden, imandan uzaklaşıp başka yollara gitmeyin! 00:15:19.200 --> 00:15:24.120 Semi'nâ ve ata'nâ, 'Allah'ın ahkâmını, emirlerini işittik. 00:15:24.200 --> 00:15:32.880 Kur'ân-ı Kerîm'ini, tebligâtını, şeriati işittik ve itaat ettik.' deyip de 00:15:33.000 --> 00:15:39.240 işitmeyenlerden, tutmayanlardan olmayın!" diye okuyor. Âyet-i kerimede; 00:15:39.360 --> 00:15:45.960 Ve lâ tekûnû ke'llezîne kâlû semi'nâ ve hüm lâ yesme'ûn. 00:15:46.320 --> 00:15:49.160 İşittik deyip de işitmeyenlerden olmamak lazım. 00:15:49.200 --> 00:15:54.320 İşitince anlayıp kavrayıp mucibince amel edicilerden olmak lazım. 00:15:54.440 --> 00:16:00.520 Aksi takdirde şu yeryüzünde insanların en kötüsü değil, mahlûkatın en kötüsü olursun. 00:16:01.840 --> 00:16:14.520 Yeryüzünde yere ayak vurup hareket eden bütün varlıkların, canlıların her çeşidinin en aşağısı olur insan. 00:16:14.560 --> 00:16:20.520 Onun için Resûlullah sevgisine ilk önce kendimizin araştırıp bulmamız icap ediyor. 00:16:20.640 --> 00:16:22.720 Aziz ve muhterem kardeşlerim! 00:16:23.400 --> 00:16:31.880 Burada öyle karmaşık meselenin içine giriyor ki insan, neresinden girilecek, neresinden çıkılacak? 00:16:31.960 --> 00:16:45.320 Bunun ilk adımı yanlış tutturulmuş istikameti bırakmak, yönü hakka dönmektir. 00:16:45.640 --> 00:16:48.840 Tevbe etmektir, ilk önce kul tevbe edecek: 00:16:48.920 --> 00:16:53.560 "Yâ Rabbi! Şimdiye kadar bir ömür sürdüm ama ne senin rızanı düşündüm 00:16:53.760 --> 00:16:59.160 ne Resûlullah'ı düşünmeye fırsat bulabildim ne Kur'an okuyabildim! 00:16:59.360 --> 00:17:05.280 Bir geçim gailesi, bir gürültü patırtı; bir de baktım şu yaşa gelmişim." 00:17:05.440 --> 00:17:14.120 "Kur'an okumasını bilmem hocam. Aramızda benim yüreğimin içindeki derde şimdiden parmağını bastın. 00:17:14.480 --> 00:17:17.600 Kur'an okumasını bilmem… Fâtiha'yı doğru düzgün okuyamam. 00:17:17.640 --> 00:17:21.320 Arada sırada namaz kılarım, Cuma'mı kaçırmamaya çalışırım. 00:17:21.480 --> 00:17:26.200 Başlıca dinî bilgiler kulaktan dolma; rahmetli anam ne söylemişse 00:17:26.320 --> 00:17:33.640 muhterem hocam ilkokuldayken mahalle mektebine giderken yaz tatillerinde ne anlattıysa o…" 00:17:34.000 --> 00:17:41.720 Umumiyetle bu tarzda oluyor. Dünya telaşına dalmış oluyorlar. Âhireti unutmuş oluyorlar. 00:17:42.400 --> 00:17:49.440 İnsanın ilk işi, yanlış yolu bırakıp doğru yola gelmesidir. Buna tevbe denir. Tevbe demek, "dönmek" demek. 00:17:49.600 --> 00:17:59.520 İlk önce insanın yönünü hakka dönmesi lazım. Şeyh Sâdî hisseli bir şekilde Gülistân'da Farsça; 00:17:59.680 --> 00:18:08.240 "Hacı Efendi! Korkarım bu gidişle sen hacca varamayacaksın!" Neden? 00:18:08.560 --> 00:18:12.240 "Yönünü ters istikamete dönmüşsün, kuzeye gidiyorsun da ondan! 00:18:12.360 --> 00:18:17.800 Yönün o tarafa doğru iken hac bu tarafta iken nasıl varacaksın?" 00:18:17.200 --> 00:18:20.280 İnsanın yönünü döndürmesi lazım. 00:18:20.520 --> 00:18:28.120 Bir insan sıdk ile yönünü döndürürse; "Hocam, ben içki içerdim; gazino işletirdim, kumar oynatırdım. 00:18:28.280 --> 00:18:35.000 Gençliğimi çok yanlış yollarda harcadım, çok günahlar işledim. Günah deryasına daldım. 00:18:35.800 --> 00:18:39.160 Boyumu aştı günahlar." yönünü döndü mü Allah sever. 00:18:39.440 --> 00:18:44.280 Yönünü hakka döndün mü, pişmanlık duydun mu Allah sever. 00:18:44.400 --> 00:18:48.240 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri müjdeliyor ki; 00:18:48.480 --> 00:18:55.240 "Kulun içine, işlediği günahtan dolayı pişmanlık ateşi düştü mü, içi yanmaya başladı mı 00:18:55.560 --> 00:19:02.160 diline Estağfurullah sözünü, Etûbü ileyh sözünü, 'Tevbe yâ Rabbi!' sözünü getirmeden Allah affeder." 00:19:02.480 --> 00:19:09.600 Daha diline Estağfurullah sözünü getirmeden, telaffuz etmeden Allah affeder; çünkü Allah gönüllere bakıyor. 00:19:09.600 --> 00:19:12.760 Va'lemû ennallâhe yuhûlu beyne'l-mer'i ve kalbihi. 00:19:12.840 --> 00:19:17.560 Gönüllerini görüyor; kullarının içinden geçen niyetlerini biliyor. 00:19:17.560 --> 00:19:24.160 "Bu kulum pişman oldu, yapmamaya azmetti. Günahlarından nâdim oldu, o zaman affederim." 00:19:24.320 --> 00:19:33.960 Göreceksin, yönünü döneceksin, tevbe edeceksin. Peygamber Efendimiz bildiriyor, Şeytan aleyhillâne demiş ki; 00:19:34.320 --> 00:19:44.280 "Ben Allah'ın kullarını şaşırtıp azdırıp saptırıp günahlara bulaştırmak suretiyle mahvettim, helâk ettim. 00:19:45.600 --> 00:19:53.880 Kulları hak yoldan ayırdım. Nice günahlara batırttım. Terk ettim. Onları mahvettim. 00:19:54.400 --> 00:19:58.120 Onlar da beni tevbe ve istiğfar ederek mahvettiler." 00:19:58.640 --> 00:20:02.520 Neden mahvoluyor? Tevbe yâ Rabbi! Estağfirullah yâ Rabbi!.. 00:20:02.560 --> 00:20:10.880 Kul ağlayıp sızlayıp pişman olup tevbe etti mi Allah affediyor da şeytan ona hasedinden mahvoluyor. 00:20:11.400 --> 00:20:17.720 "Ben kibrimden tevbe etmedim. Allah'ın rahmetinden kovuldum. Allah'a âsi geldim. 00:20:17.800 --> 00:20:21.480 Bu Âdemoğlunu günaha bulaştırdığım halde yine tevbe etti. 00:20:21.680 --> 00:20:26.400 Yine Rabbinin affını kazandı!" diye o da oradan helak oluyor. 00:20:26.800 --> 00:20:33.320 Onun için ilk işimiz; ne kadar günahkâr olsak ne kadar cahil olsak ne kadar suçlu olsak 00:20:33.480 --> 00:20:46.360 şimdiye kadarki hayatımız kapkara, mâzimiz kapkara olsa, çaresiz olsak, tutulacak yanımız kalmamış olsa 00:20:47.400 --> 00:20:52.440 tutacak dalımız kalmamış, yatacak yerimiz kalmamış olsa çaremiz nedir? 00:20:52.480 --> 00:20:59.760 Hakka dönmektir! "Yâ Rabbi! Kapına geldim, suçluyum. Tamam, itiraf ediyorum. 00:20:59.880 --> 00:21:03.960 Dilersen öldür, dilersen bırak. Affet yâ Rabbi, kapına geldim. 00:21:03.960 --> 00:21:09.280 Bir âsi, mücrim kulunum!.." diye kul, Rabbinin kapısına gelirse 00:21:09.480 --> 00:21:19.600 "Bizim bu dergâhımız ümitsizlik dergâhı değil!" buyuruyor. İnsan bu kapıdan mahrum dönmez. 00:21:19.680 --> 00:21:23.800 O kapıya gelirse o kapıdan mahrum dönmez. 00:21:23.240 --> 00:21:31.400 O bakımdan ilk işimiz, bir kere iyi bir hoca olmak için, evladımıza iyi bir örnek olmak için tevbe edelim. 00:21:31.600 --> 00:21:37.480 "Tevbe yâ Rabbi! Bilerek bilmeyerek işlediğimiz günahları affet yâ Rabbi!" diyelim. 00:21:37.680 --> 00:21:42.360 Bildiklerimiz için gözyaşı dökelim, tevbe edelim. 00:21:42.640 --> 00:21:50.840 Ondan sonra Allah'ın emirlerini öğrenip buyruklarını tutmaya azmetmek lazım. 00:21:50.960 --> 00:21:57.120 Yarından itibaren hatta şu duyduğumuz saatten itibaren; "Yâ Rabbi; senin istediğin gibi kul olacağım. 00:21:57.200 --> 00:22:03.000 Şimdiye kadar yanlış bir gaye tutturmuşum. 'Ticaretimi şu noktaya getireyim diye çalışmışım. 00:22:03.120 --> 00:22:08.880 Şu işimde şu şeyi elde edeyim, şu dünyalığa sahip olayım…' diye çalışmışım. 00:22:08.960 --> 00:22:13.960 Bundan sonra ana gayem; senin rızanı kazanmak olacak yâ Rabbi! 00:22:14.800 --> 00:22:20.600 Senin rızanı kazanmak için ne yapmak gerekiyorsa ona razıyım!.." diye azmetmek lazım. 00:22:20.840 --> 00:22:28.680 Sonra Allahu Teâlâ hazretlerini çok zikretmek lazım. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki; 00:22:29.440 --> 00:22:40.400 Ehabbu'l-kelâmi ilallâhi erba'un: Sübhânallâhi ve'l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhu va'llâhu ekber. 00:22:40.160 --> 00:22:48.400 Lâ yadurruke bi-eyyihinne bede'te. "Allahu Teâlâ hazretlerinin en çok sevdiği sözler dört tanedir." 00:22:48.800 --> 00:22:53.960 Allah bu sözleri çok seviyor, nedir bu dört söz? 00:22:54.800 --> 00:23:03.760 "Birisi Sübhânallah'tır. Birisi Elhamdülillah'tır. Birisi Lâ ilâhe illallah'tır. Birisi Allahu ekber'dir." 00:23:04.200 --> 00:23:09.360 Hangisinden başlarsan başla bir sıralama söz konusu değil, bu dört sözü Allah çok seviyor. 00:23:09.560 --> 00:23:11.400 Neden çok seviyor? 00:23:12.800 --> 00:23:17.800 Sübhânallah sözü; "Yâ Rabbi! Her türlü noksandan münezzehsin. 00:23:17.120 --> 00:23:23.520 Her şeyi tam, her şeyi güzel. Her şeyi bilirsin. Her şeye kâdirsin, her işin hikmetlidir. 00:23:23.720 --> 00:23:34.560 N'eylersen güzel eylersin. Eksikten, kusurdan münezzehsin, pâksın!.." demek oluyor. Çok ulu bir sözdür, mizanı doldurur. 00:23:34.680 --> 00:23:40.400 Yerin, göğün arasını doldurur. Bir insan mânasını düşünerek Sübhânallah dedi mi 00:23:40.280 --> 00:23:43.480 onun sevabı yerin göğün arasını doldurur. 00:23:43.560 --> 00:23:50.920 Elhamdülillah demek; "Yâ Rabbi! Senin verdiğin nimetlere, sıhhatlere, âfiyetlere, 00:23:50.920 --> 00:24:03.400 lütuflara, her hâlimize, senin üzerime kattığın türlü türlü ihsanlara, ikramlara hamd olsun." demektir. 00:24:03.120 --> 00:24:08.200 İnsanın Allahu Teâlâ hazretlerine karşı minnettarlık duygusu 00:24:08.200 --> 00:24:11.800 ve O'nun her şeyinin güzel olduğunu anladıktan sonra 00:24:11.840 --> 00:24:18.440 ona karşı övgüsü medh ü senâsıdır Elhamdülillah sözüdür. Bu da Allah'ın çok hoşuna gidiyor. 00:24:18.520 --> 00:24:20.400 En çok sevdiği sözlerdendir. 00:24:20.800 --> 00:24:28.360 Demek ki biz Allah'ın her şeyinin mükemmel, her şeyin tam olduğunu Esmâ-i Hüsna sahibi olduğunu, 00:24:28.520 --> 00:24:31.760 her işinin her bakımdan mükemmel olduğunu bileceğiz. 00:24:31.880 --> 00:24:39.000 Ona övgü, şükür, sevgi ve sena duygusu içerisinde olacağız. Bu iki kelime onu ifade ediyor. 00:24:39.160 --> 00:24:45.960 Lâ ilâhe illallah. İşte Allah'ın en çok sevdiği sözlerden birisi de: 00:24:46.240 --> 00:24:58.000 Lâ ilâhe illallah; "Ancak Allahu Teâlâ hazretleri var. Gayri mâbut, ilah yok; gayrısı yok, sadece Allah var!" 00:24:58.240 --> 00:25:03.560 Bunca insanın, bunca şaşkının, bunca müşrikin, bunca kâfirin yaptıkları ne? 00:25:03.720 --> 00:25:11.800 Cahillik, cahillik, cahillik... Allah'tan gayrısı yok, sadece Allahu Teâlâ hazretleri var. 00:25:11.200 --> 00:25:19.400 Yeri göğü yaratan sadece O. Eşi yok, şerîki yok, nazîri yok. Dengi yok, benzeri yok. 00:25:19.160 --> 00:25:28.640 Lâ ilâhe illallah sözünün mânasının derinliğini tasavvuf kitaplarını okuyanlar biraz anlayabilir. 00:25:28.680 --> 00:25:35.200 Tasavvuf yolunda biraz yürüyenler anlayabilir. Derinliğine daldıkça daha da derine gider. 00:25:35.440 --> 00:25:42.400 Daha da ince mânaları çıkar. Lâ mâbude illallah gibi düşünür insan. 00:25:42.520 --> 00:25:48.800 Sonra "Her türlü hacetler ancak onun kapısında reva olur. 00:25:48.200 --> 00:25:55.600 Her türlü ihtiyacı ancak Allah giderir." diye onun samediyetini, samedâniyetini düşünür. 00:25:55.720 --> 00:25:59.000 Kul hüvallâhü ehad; tekliğini düşünür. 00:25:59.120 --> 00:26:05.760 Allâhü's-samed; her ihtiyacın onun tarafından verildiğini, hâlledildiğini düşünür. 00:26:05.840 --> 00:26:08.560 Başka kapının olmadığını anlar. 00:26:08.720 --> 00:26:15.440 Fâtiha'daki; İyyâke nâ'büdü ve iyyâke nestaîn, "Başkasına değil yâ Rabbi ancak sana ibadet ederim. 00:26:15.600 --> 00:26:21.840 Ancak senden yardım isterim. Kimseye ne eğilirim ne yüzsuyu dökerim ne serfürû ederim. 00:26:21.920 --> 00:26:27.640 Ne eyvallah derim. Sana dayanırım, güvenirim. Gayrıya, cihana meydan okurum. 00:26:27.760 --> 00:26:32.000 Cümle cihan halkı karşıma gelse alimallah gözümü kırpmam." [demek]. 00:26:32.400 --> 00:26:38.680 Düşmanlar toplandı, ordu ile geliyorlar. Müslümanlar ne dedi? 00:26:38.800 --> 00:26:47.440 "Allah bize yeter, gelirlerse gelsinler. Felek her türlü esbâb-ı cefâsın toplasın gelsin 00:26:47.600 --> 00:26:56.280 Daha ne getirebilirlerse getirsinler nâmertler!"Dönersem kahpeyim millet yolunda bir azîmettendiyor şair. 00:26:56.320 --> 00:27:01.600 O ton ile, kuvvet ile; Hasbünallah ve ni'mel vekîl. "Allah bize yeter." 00:27:01.800 --> 00:27:03.680 "Tek başınasın be adam!" 00:27:03.960 --> 00:27:11.000 Tek başınayım ama Allah'ın kuluyum, Allah'a dayanmışım; Allah beni koruduktan sonra ötekiler ne yapacak? 00:27:11.200 --> 00:27:14.800 "Yahu fazla iddialı konuşmuyor musun?" Hayır. 00:27:14.880 --> 00:27:17.960 İnsanlardan en kuvvetlisi Allah'a dayanandır. 00:27:18.120 --> 00:27:22.480 Vallahi Allah'a dayanan insan karşısındaki adamın saraylarının surlarını çatır çatır yıkar. 00:27:22.720 --> 00:27:31.240 İbrahim aleyhisselam'a koca bir devletin ordusu zarar verebildi mi? Tek başına; 00:27:31.320 --> 00:27:36.120 "Ben sizin putlarınıza tapmıyorum." dedi. Onunla da yetinmedi. 00:27:36.200 --> 00:27:40.200 "Ben sizin bu saçma sapan taptığınız putların hepsini parçalayacağım!" da dedi. 00:27:40.400 --> 00:27:46.400 Sen diyebiliyor musun? Sen başkalarının putlarının karşınısa çıkıp; 00:27:46.600 --> 00:27:53.120 ateşle barut yan yana, sevap ve günah yan yana, iyi ve kötü yan yana; kılın kıpırdamıyor. 00:27:53.360 --> 00:27:59.400 Nerede sende İbrahim aleyhisselam'daki celâleti? İbret almak lazım değil mi? 00:27:59.520 --> 00:28:04.840 O senin peygamberinin dedesi değil mi, hak peygamberlerden birisi değil mi, 00:28:04.880 --> 00:28:10.280 niye bâtılın karşısında onun gibi kahramanlaşmıyorsun, niye onun gibi sağlam durmuyorsun, 00:28:10.320 --> 00:28:14.720 niye "Ben de senin putlarını kırarım?" demiyorsun? "Diyalog… Diyalog…" 00:28:14.000 --> 00:28:23.000 Şirkle diyalog mu olur, Hristiyanlıkla diyalog mu olur?!.. O bâtıl, bu hak! Hakla bâtılın diyaloğu mu olur? 00:28:23.560 --> 00:28:31.600 Ancak hak geldi mi bâtıl zâyî olur, def olur, yıkılır gider. Sadece hak vardır, gayrı yoktur. 00:28:31.720 --> 00:28:38.480 O bakımdan lâ ilâhe illallah sözünün derin derin, ince ince mânaları vardır. 00:28:38.560 --> 00:28:45.720 Allah'tan gayrı mahlûk yok, mânasına gelir. Allah'tan başka maksud yok, mânasına gelir. 00:28:45.840 --> 00:28:53.400 Kul düşündükçe düşündükçe içindeki iman, kalbini doldurur; nurlandırır nurlandırır nurlandırır. 00:28:53.200 --> 00:29:00.640 Kâinat bir tarafa, mâsiva bir tarafa; bu kul bir tarafa! Rabbine sımsıkı dayanır. 00:29:00.720 --> 00:29:07.280 Allah; bize o kuvvetli imanı versin. Aziz ve muhterem kardeşlerim! 00:29:07.440 --> 00:29:11.280 Demek ki Allah'ın sevdiği sözler madem bunlarmış, 00:29:11.360 --> 00:29:15.280 o zaman bizim de Allah'ın sevdiği gibi konuşmaya başlamamız lazım. 00:29:15.400 --> 00:29:19.560 Tevbe edeceğiz, tesbih çekeceğiz. Zikredeceğiz… 00:29:19.720 --> 00:29:26.000 Şu bizim mübarek hemşerimiz Süleyman Çelebi, o ârif zat boşuna mı söylemiş: 00:29:26.120 --> 00:29:33.520 Bir kez Allah dese aşk ile lisân Dökülür cümle günâh misl-i hazân 00:29:33.600 --> 00:29:38.200 Hadîs-i şerîfi tercüme etmiş, o söz, hadîs-i şerîfin tercümesidir. 00:29:38.240 --> 00:29:43.760 "İnsan bir kere aşk ile Allah dedi mi günahları hazan yaprağı gibi sapır sapır dökülür." 00:29:43.960 --> 00:29:49.440 Allah dediği zaman içinden aşk ile şevk ile Allah dedi mi günahı kalmaz. 00:29:49.520 --> 00:29:54.360 Daha başka Allah Allah dedikçe, daha başka zikrettikçe, tesbih ettikçe 00:29:54.400 --> 00:30:02.360 Allahu Teâlâ hazretlerinin sevgisi gönlünü yıkar, temizler. Parlatır, nurlandırır nurlandırır. 00:30:02.520 --> 00:30:11.120 Ondan sonra gerçekleri görmeye başlar. Muhterem kardeşlerim! İnsanın dinî bilgisini artırması lazım. 00:30:11.120 --> 00:30:20.760 Herkesin ilimden nasibi aynı değildir. Herkes âlim olamaz, olamıyor. Olamayacak, bu da bir gerçek. 00:30:20.960 --> 00:30:29.360 Ama şu da bir gerçek ki Elif'i görse mertek sanacak bir insan bile cennete girebilir. 00:30:29.560 --> 00:30:37.640 Dağdaki çoban bile cennete girebilir. Hiç okuma-yazma bilmeyen ümmî bir insan bile cennete girebilir. 00:30:37.720 --> 00:30:41.400 Neden? Çünkü Allahu Teâlâ hazretleri; 00:30:41.120 --> 00:30:47.440 Yevme lâ yenfe'u mâlun ve lâ benûne illâ men etâllâhu bi-kalbin selîm. 00:30:47.560 --> 00:30:53.760 İnsanın kalbine bakıyor. Selim bir kalp sahibi oldu mu Allah insanın vücuduna bakmaz. 00:30:53.960 --> 00:30:56.000 Büyük olmasına bakmaz, mevkiine bakmaz. 00:30:56.800 --> 00:31:01.880 Kafasının içindeki bilgilerin, bilgi yığınının büyüklüğüne, çokluğuna bakmaz. 00:31:01.920 --> 00:31:07.120 Kalbinin safîliğine, temizliğine, nurluluğuna bakar. 00:31:07.160 --> 00:31:15.320 Kalbi nurlu olan, ahlâkı güzel olan, huyu yumuşak olan insanlara da iyilik duygularıyla, 00:31:15.400 --> 00:31:21.680 sevgi duygularıyla dolu olan dağdaki bir çoban, bir ümmî insan cennete girer de 00:31:22.000 --> 00:31:29.560 beş tane fakülte bitirmiş, bir allame, ayaklı kütüphane paldır küldür cehenneme yuvarlanır. Neden? 00:31:29.760 --> 00:31:34.240 Bu bilgi ile amel işlemedi de ondan, bildiğini tutmadı, 00:31:34.400 --> 00:31:38.440 Allah'ın buyruğunu işlemedi de ondan cehenneme yuvarlandı. 00:31:38.520 --> 00:31:46.640 Allahu Teâlâ hazretleri insanı bilgisi ile ölçmüyor. Kalbinin temizliği ile ölçüyor, ahlâkı ile ölçüyor. 00:31:46.720 --> 00:31:57.400 Öteki kullara merhameti ile ölçüyor, sevgisi ile ölçüyor. Günahkâr kadın ne demek? 00:31:57.320 --> 00:32:05.280 Namusunu satmış, namusunu ayaklar altına almış, kötü yola düşmüş bir kadın; bir kuyunun başına gelmiş. 00:32:05.400 --> 00:32:10.600 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri; sahih hadîs-i şerîfle rivayet ediliyor. 00:32:10.760 --> 00:32:18.400 O kuyunun başına geldiği zaman suya ipi sarkıtmış veya tutuna tutuna kuyuya inmiş. 00:32:18.800 --> 00:32:24.560 Oradan suyu içmiş, dışarıya çıkmış. Dışarıda bir köpek dilini sarkıtmış. 00:32:24.840 --> 00:32:33.640 Susuzluktan canı çıkacak hâle gelmiş, kuyunun başında. Kova yok, su içme imkânı yok. 00:32:33.720 --> 00:32:41.880 Su orada, hayvan burada! Tabii Suudi Arabistan'ın veya Orta Şark'ın sıcaklarını hacca gidenler bilirler. 00:32:42.000 --> 00:32:46.520 Oralarda sıcak, insanı mahvedici bir sıcak olur. Muhterem kardeşlerim! 00:32:46.720 --> 00:32:57.280 O kadıncağız, o kötü kadın o köpeğin hâline acımış. "Ben indim, şimdi kana kana bu sudan içtim. 00:32:57.480 --> 00:33:06.280 Bu köpek içemeyecek." demiş. Pabucunu çıkartmış, Başörtüsünün ucunu pabucuna bağlamış. 00:33:06.520 --> 00:33:11.800 Suya sarkıtmış, pabucunun aldığı kadar suyu yukarıya çekmiş. 00:33:11.800 --> 00:33:20.800 Köpek ondan yalamış yalamış. Susuzluğunu gidermiş. Ağzı bozuk bir insan bir kimseye kızdı mı ne der? 00:33:20.560 --> 00:33:21.680 "Köpek!" der. 00:33:22.440 --> 00:33:29.640 Hayvan ismi söylenecek oldu mu ilk sevilmeyen hayvan olarak hemen o zavallı hayvanın adı gelir. 00:33:30.400 --> 00:33:32.120 Herkes karşısındakine kızdığı zaman hakaret olarak onu söyler. 00:33:32.120 --> 00:33:40.800 Hiç öyle makbul bir hayvan sayılmıyor; hatta bazıları da hastalık falan taşıyor. 00:33:40.880 --> 00:33:48.520 Eğer bir ihtiyaç yoksa ev bekçiliği gibi, sürü bekçiliği gibi bir sebep yoksa beslenmesi de uygun olmuyor. 00:33:48.640 --> 00:33:54.520 Evde köpek olduğu zaman, suret, resim olduğu zaman eve melek girmiyor. 00:33:54.640 --> 00:34:03.000 Öyle bir hayvan, çok makbul bir hayvan değil ama canı var. Canı var, duygusu var. 00:34:03.240 --> 00:34:08.960 Can çıkmayınca da insanların arzuları vardır. İnsanların üzüntüleri vardır. Sıkıntıları vardır. 00:34:09.120 --> 00:34:11.440 Hayvanların da bazı şeyleri vardır. 00:34:11.600 --> 00:34:18.520 O zavallı hayvancağızın o susuzluğuna merhamet etti diye Allah O kötü kadına mağfiret eylemiş. 00:34:18.680 --> 00:34:24.480 Affeylemiş, Peygamber Efendimiz bu sözün sahibi. Peygamber Efendimiz bildiriyor bunu. 00:34:24.560 --> 00:34:33.120 Onun için insanın kalbini düzeltmesi lazım. Kalbinin, amellerinin güzel olmasına dikkat etmesi lazım. 00:34:33.240 --> 00:34:41.400 Kalbini ıslah etmesi lazım. Tasavvuf ilminin sahasına girmesi lazım. 00:34:41.240 --> 00:34:49.400 Tasavvuf ilminin sahasına girmeden, dışarıdan dışarıya evin dışını boyamakla olmaz. 00:34:49.200 --> 00:34:55.640 Evin içi çürük olduktan sonra merdivene bastığın zaman paldır küldür bodrumu boylayacak olduktan sonra, 00:34:55.680 --> 00:35:02.560 çiviler yüzünü, elini yırtacak olduktan sonra, örümcekler her tarafı kaplamış olduktan sonra, 00:35:02.680 --> 00:35:09.680 tahtaların arasına fareler girdikten sonra, akrepler tahta aralarına girip çıktığı zaman 00:35:09.800 --> 00:35:14.000 sen ona gidip de bir örtü atıp gece uyur musun? 00:35:14.120 --> 00:35:18.760 Harap evlerdir. İnsanın kalbi de harap oldu mu hiçbir işe yaramaz. 00:35:18.840 --> 00:35:23.400 Dışını istediğin kadar boya, istediğin kadar pahalı kumaştan elbise diktir. 00:35:23.520 --> 00:35:27.440 İstediği kadar berbere gitsin, yüzünü tıraşlasın. Sinekkaydı tıraş olsun. 00:35:27.600 --> 00:35:32.720 Allahu Teâlâ hazretleri insanın suretine bakmıyor, vücuduna bakmıyor, 00:35:32.880 --> 00:35:39.760 soyuna sopuna bakmıyor, zenginliğine bakmıyor. Kalbine bakıyor. 00:35:39.800 --> 00:35:45.800 Onun için kalbi müstakim olan insan cennete girer. Kalbimizi temizleyeceğiz. 00:35:45.200 --> 00:35:55.400 E lâ bi-zikrillâhi tatmeinnü'l-kulûbu. "Kalpler ancak zikrullahla durulur, safîleşir. 00:35:55.160 --> 00:35:58.440 Huzura, sükûna kavuşur ve hoş hale gelir." 00:35:58.640 --> 00:36:04.120 Demek ki tevbe edeceğiz, Hakk'ın yoluna geleceğiz. Hakk'a mûtî olacağız. 00:36:04.280 --> 00:36:10.800 Hakk'ın zikri ile meşgul olacağız. İçimizde bir ateş parıldayacak, bir nur peyda olacak. 00:36:11.000 --> 00:36:20.800 Bir aşk peyda olacak. Ondan sonra yola gireceğiz. Resûlullah Efendimiz'in hâlini anlayacağız. 00:36:20.920 --> 00:36:27.480 Ahlâkını öğreneceğiz, tavsiyelerini öğreneceğiz. Daha yakından tanıdıkça seveceğiz. 00:36:28.360 --> 00:36:37.600 Böyle olmazsa çok salât ü selâm etmekle, Resûlullah Efendimiz'e çokça salât ü selâm etmekle de 00:36:37.800 --> 00:36:45.640 Resûlullah'ın sevgisi kazanılır, Resûlullah'ın rızası kazanılır. Resûlullah sizi sever. 00:36:45.760 --> 00:36:52.480 Demek ki salât ü selâmı çokça edeceğiz. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki; 00:36:53.120 --> 00:37:00.640 Rağime enfü raculin zükirtü indehu fe-lem yusalli aleyye. 00:37:00.840 --> 00:37:07.680 "Burnu yerde sürsün o adamın ki yanında ben anıldığım halde bana salât ü selâm getirmiyor!" 00:37:08.280 --> 00:37:12.160 Salât ü selâm getirmeyene böyle [tepkisi] vardır. 00:37:12.240 --> 00:37:17.680 Hatta Cebrail aleyhisselam böyle buyurmuş da Peygamber Efendimiz "Âmin!" demiş. 00:37:17.920 --> 00:37:24.400 Cebrail aleyhisselam Resûlullah'a salât ü selâm getirmeyenin böyle olmasını buyurmuş da 00:37:24.120 --> 00:37:28.680 Resûlullah Efendimiz de "Âmin." demiştir. Onun için çokça salât ü selâm edeceğiz. 00:37:28.760 --> 00:37:32.920 Bir hadîs-i şerîfinde de buyuruyor ki; "Cuma günü bana salât ü selâmı çokça edin!" 00:37:33.400 --> 00:37:38.600 Demek ki elimizde tesbih, akşamdan veyahut cuma namazı kılınana kadar 00:37:38.680 --> 00:37:43.800 çokça salât ü selâm ederek Resûlullah'ın rızasını kazanmak, 00:37:43.120 --> 00:37:47.320 sevgisini kazanmak yolunda çalışmaya hemen başlayalım, inşaallah! 00:37:47.360 --> 00:37:53.400 Tabii biz kendimiz yola girince, evlatlarımızı da din yoluna sokunca 00:37:53.440 --> 00:38:00.280 Resûlullah'ın yolunu öğrendiği zaman inşaallah onlar da Resûlullah'ı sevecek. 00:38:00.360 --> 00:38:05.480 Biz üzerinde durduk mu çocuğumuzu öyle yetiştirmek istedik mi inşaallah olur. 00:38:05.640 --> 00:38:13.960 Muhterem kardeşlerim! Bir esrâr-ı ilâhî vardır ki Allahu Teâlâ hazretleri bir insan bir şeyi sıdk ile istedi mi, 00:38:14.800 --> 00:38:17.400 cân u gönülden istedi mi Allah onu ona kavuşturuyor. 00:38:17.680 --> 00:38:22.000 Hani dedelerimiz kısaca; "Arayan Mevlâ'sını da bulur belasını da bulur!" demiş. 00:38:22.800 --> 00:38:26.360 Tekerleme tarzında söylemişler. Sen cân u gönülden istedin mi olur. 00:38:26.640 --> 00:38:32.880 Küçük misallerle anlatayım: Mesela sabahleyin kalktın; "İnşaallah, bugün beş vakit namazımı camide kılayım. 00:38:32.920 --> 00:38:38.360 Yirmi yedi kat sevabı fazlaymış!" diye bir niyet ettin, azmettin ki inşallah bu böyle olsun. 00:38:38.480 --> 00:38:43.800 Öyle bir şeyler oluyor ki hani allem etmek kallem etmek falan deriz. 00:38:43.960 --> 00:38:49.720 Bakıyorsun, öğle namazını camide kılmışsın! Elhamdülillah, bak oldu. İstiyordun, nasip etti Allah. 00:38:49.920 --> 00:38:56.560 İkindi namazına bir bakıyorsun, hatta bazen caminin cemaati gitmiş oluyor. İmam bir yerde oluyor. 00:38:56.560 --> 00:38:59.360 "Eyvah, vakit geçti. Ben şurada namazımı kendim kılayım…" falan diyorsun. 00:38:59.440 --> 00:39:03.680 Bakıyorsun daha namaz kılınmamış, onunla kılıyorsun. Akşamı da kılıyorsun, yatsıyı da kılıyorsun. 00:39:03.720 --> 00:39:07.720 İnsan iyi bir şey istedi mi Allah muradına erdiriyor. 00:39:07.840 --> 00:39:13.400 Siz de sıdk ile evladınızı, çocuklarınızı Resûlullah'ı sevecek evlatlar olarak 00:39:13.440 --> 00:39:20.400 yetiştirmeye niyet ederseniz azmederseniz isterseniz o da olacak. O da muhakkak olacak. 00:39:20.800 --> 00:39:21.360 Tabii, birden olan bir şey değil. 00:39:21.440 --> 00:39:28.800 Yılların içine yayılmış, uzun bir faaliyet olacak ama sonunda inşaallah çocuğunuz sizin yüzünüzü güldürür. 00:39:28.840 --> 00:39:36.760 Resûlullah'ın sevgili ümmetinden olur. Siz vefat ettikten sonra da inşallah size arkanızdan nice sevaplar gönderir. 00:39:36.800 --> 00:39:43.560 Peygamber Efendimiz bildirmiş ki; "Bazı insanlar olacak, onlar kabre günahkâr girecekler. 00:39:43.640 --> 00:39:48.960 Çok kabahat işlediler, günah işlediler, öldüler. Kabre günahkâr olarak yattılar. 00:39:49.200 --> 00:39:52.240 Ama arkasından dua edenleri çok. 00:39:52.360 --> 00:40:00.720 Dua ede, dua ede mahşer günü kıyamet kopup da kabirden kalktıkları zaman 00:40:00.840 --> 00:40:04.400 kabrinden günahsız olarak kalkacaklardır." 00:40:04.560 --> 00:40:12.920 O halde vefatımızdan sonra bizi hayır dua ile anacak evlatlar yetiştirmeye gayret edelim. 00:40:13.400 --> 00:40:16.720 Hayırlı evlat yetiştirmeye gayret edelim. 00:40:16.920 --> 00:40:24.480 Hatta evlilikten murad nefsin arzuları değildir; hayırlı evlat yetiştirmektir! 00:40:24.880 --> 00:40:28.560 Hayırlı evlatlar, hayrü'l-halefler yetiştirmektir. 00:40:28.680 --> 00:40:36.720 Arkasından senin yerine oturacak hayırlı kimseleri yetiştirmek için evleniyoruz. Onun için oluyor evlilik. 00:40:36.840 --> 00:40:42.480 Demek ki Resûlullah'ın sevgisini kazandırmak için ne yapmak gerekiyorsa yapacağız. 00:40:43.640 --> 00:40:57.680 Para ile muallim, hoca tutun. İki üç aile birleşin. İyi bir hoca tutun. Gelsin, anlatsın; gelsin öğretsin. 00:40:57.840 --> 00:41:02.120 Nasıl yapacaksanız, nerede, nasıl olacaksa bunu sağlamaya çalışın! 00:41:02.240 --> 00:41:06.720 Bu Bursa'da bir mübareklik var. 00:41:06.800 --> 00:41:13.360 Bu Bursa'nın evliyâullahı, Resûlullah Efendimiz'in sevgisi konusunda çok ciddi çalışmışlar. 00:41:13.440 --> 00:41:21.840 Mevlîd-i Şerîf nedir, mevlid kasidesi nedir? Resûlullah'ın muhabbetidir. 00:41:21.880 --> 00:41:27.720 Resûlullah muhabbetinin coşmuş, şiire dökülmüş bir şeklidir. 00:41:27.760 --> 00:41:37.360 Merhum Süleyman Çelebi, rivayete göre Emir Sultan'ın dervişlerindenmiş. Galiba hocası diyor ki; 00:41:37.400 --> 00:41:43.560 "Hadi bakalım, muhabbet-i Resûlullah'a dair bir şeyler yazın da görelim, dinleyelim." 00:41:43.600 --> 00:41:51.520 Hem o yazmış hem de tarihte mevlid sadece Süleyman Çelebi tarafından yazılmış bir şiir değildir. 00:41:51.560 --> 00:41:54.280 Farklı birçok insanlar da mevlidler yazmışlar. 00:41:54.400 --> 00:41:57.280 Demek ki anlaşılan dervişlerine o, topluca söyledi. 00:41:57.320 --> 00:42:02.520 Ben öyle seziyorum, topluca söyledi de her birisi kabiliyetli nisbetinde, 00:42:02.600 --> 00:42:05.760 istidatı nisbetinde mevlid kasideleri yazmışlar. 00:42:05.920 --> 00:42:12.320 Biliyorsunuz bazen böyle bir manzumeleri, Peygamber Efendimiz'le ilgili 00:42:12.480 --> 00:42:20.720 Yunus Emre'nin bir ilahisi insanın kalbinin katılığını yumuşatıyor da gözlerinden tıpır tıpır yaşlar döktürüyor. 00:42:20.840 --> 00:42:27.720 Onun için o şiirleri çocuklara okutmalı, öğretmeli. 00:42:27.800 --> 00:42:34.480 Mesela; Canım kurban olsun senin yolunaAdı güzel kendi güzel Muhammed 00:42:34.520 --> 00:42:40.920 Şefaat eyle bu kemter kulunaAdı güzel kendi güzel Muhammed gibi ilahileri 00:42:41.400 --> 00:42:43.520 çocuklara yazdırmalı ve ezberlettirilmeli! 00:42:43.680 --> 00:42:50.440 Yalan yanlış, ters şeyler ezberleyeceklerine bunları ezberlettirmeli. Bu ilahileri bellettirmeli. 00:42:50.720 --> 00:42:55.320 Bir de ciddi kitaplar var, onları okutturmalı. 00:42:55.560 --> 00:43:02.360 Muhterem kardeşlerim!En güzel her yerde bulunabilen, bu muhabbet-i Resûlullah'ı 00:43:02.520 --> 00:43:07.200 insanda en meydana getirebilecek olan kitaplardan bir tanesi; 00:43:07.560 --> 00:43:17.400 Kâdı İyâz isimli alimin eş-Şifâ bi-Ta'rîfi Hukûki'l-Mustafâ, Şifâ-i Şerîf diye anılan kitabıdır. 00:43:17.800 --> 00:43:23.400 Hakikaten gönüllere şifadır. Kalplere şifadır, çok güzel bir kitaptır. 00:43:23.520 --> 00:43:29.840 İşte onu öyle bir alim hocalar, İlahiyat Fakültesi'ndeki kardeşlerimiz, doçentler, 00:43:29.840 --> 00:43:35.920 profesörler ders olarak bab bab, bölüm bölüm okutsalar; 00:43:36.800 --> 00:43:43.440 insan o kitabı başından sonuna bir okudu mu Resûlullah'ın muhabbeti onun içinde biiznihî Teâlâ yerleşir. 00:43:43.720 --> 00:43:47.320 O kitabı tavsiye ederim. Hocalara okutmalarını tavsiye ederim. 00:43:47.360 --> 00:43:53.000 Muhterem cemaate de bu kitabı okutacak hocaları kendilerine aramalarını, 00:43:53.120 --> 00:43:59.000 ayarlamalarını, ısrar etmelerini tavsiye ederim. Biliyorsunuz, eskilerin bir sözü var: 00:43:59.800 --> 00:44:06.440 "Mârifet, iltifata tâbidir." derler. Bilgi, hüner vs. rağbet olduğu zaman gelişir. 00:44:06.520 --> 00:44:14.600 Siz isterseniz hoca o dersi verir. Siz istemezseniz müşteri olmadığı zaman adam tezgâhını kapatır. 00:44:14.640 --> 00:44:16.480 Burada müşteri yok, diye kalkar gider. 00:44:16.520 --> 00:44:25.600 Onun için müşteri olun ki o kitaplar okunsun ve bu iş burada tekrar canlansın. 00:44:25.840 --> 00:44:30.400 Elhamdülillah, Türkiye'nin en güzel diyarlarından birinde yaşıyorsunuz. 00:44:30.520 --> 00:44:38.440 En mübarek insanların metfun bulunduğu evliyâ diyarındasınız. Onların hâlleri insana tesir eder. 00:44:38.560 --> 00:44:40.960 Onların yanlarında bulunmak bile fayda eder. 00:44:41.800 --> 00:44:47.400 Onun için o Şifâ-i Şerîf kitabının buradaki kardeşlerimizin hepsine tavsiye ediyorum. 00:44:47.240 --> 00:44:51.200 Kendileri de okusunlar ama kuru okumaktan ziyade 00:44:51.200 --> 00:44:56.320 duygulu bir hoca efendi güzel güzel anlatınca çok tesirli olur. 00:44:56.440 --> 00:45:02.400 Rahmetli Celal Hoca'yı hatırladım. Celalettin Ökten Hoca çok büyük bir hocaydı. 00:45:02.560 --> 00:45:07.480 İstanbul'daydı. Soğanağa Camii'nde bir İhyâu ulûmi'd-dîn dersleri verirdi! 00:45:07.520 --> 00:45:16.480 Kürsüye oturduğu zaman seçkin doktorlar, mühendisler, profesörler talebe olarak otururlardı. 00:45:16.640 --> 00:45:22.400 O da alim olduğu için çok güzel anlatırdı. Çok derin meselelere temas ederdi. 00:45:22.160 --> 00:45:31.440 Yudum yudum, çok kıymetli, şifalı bir ilacı içer gibi cemaati onu dinlerdi. 00:45:31.640 --> 00:45:39.400 Hocanın ağzından öğrenilmesi başka olur. Bakın, tecvid diyoruz. Tecvid kitapları vardır. 00:45:39.480 --> 00:45:44.400 Dilerseniz Ulu Camii'nin yanındaki kitapçılardan tecvid kitabını alırsınız; 00:45:44.440 --> 00:45:48.120 ama tecvid kitaplarının hepsinin içinde baş tarafında yazar; 00:45:48.160 --> 00:45:52.760 "Tecvidi en güzel bir fem-i muhsinden öğrenirsiniz." der. 00:45:52.800 --> 00:45:59.000 Ağzı güzel, eğitim görmüş bir hocadan öğrenilir, demek. 00:45:59.320 --> 00:46:03.120 Bu yazmakla, okumakla olmaz da hocadan öğrenilir, demek. 00:46:03.240 --> 00:46:09.760 Onun için hocaları arayıp bulun, nereden ithal ederseniz ithal edin! Gelmesi için ikna edersiniz. 00:46:09.800 --> 00:46:14.960 Onlara böyle imkânlar hazırlayın. Siz de talebe olun ve bu Şifâ-i Şerîf'i okuyun. 00:46:15.800 --> 00:46:21.480 Tadına doyum olmayacak, inşaallah. Evlatlarımızı nasıl yetiştireceğiz? 00:46:21.560 --> 00:46:27.800 Hubbi nebiyyiküm. "Resûlullahı seven, Resûlullah'a canını verecek gibi evlat yetiştireceğiz." 00:46:27.200 --> 00:46:37.760 Ve hubbi ehli beytihi. "Resûlullah'ın ailesi, fertlerine karşı, ehli beytine karşı da saygılı ve sevgili olacağız." 00:46:38.400 --> 00:46:40.400 Hz. Âişe kimdir? 00:46:40.200 --> 00:46:46.000 Peygamber Efendimiz'in mübarek zevcelerinden, Ebû Bekir es-Sıddîk Efendimiz'in kızıdır. 00:46:46.800 --> 00:46:50.680 Mü'minlerin anasıdır. Benim de başımın tacıdır, diyeceğiz. Neden? 00:46:51.400 --> 00:46:58.560 Muhterem kardeşlerim!İnsan bir kimseyi sevdi mi çevresi ile beraber sever. Onun sevdiklerine de sever. 00:46:58.680 --> 00:47:08.280 Bizim talebelik zamanımızda okumuştuk, böyle bir camide ders görürlermiş. 00:47:08.600 --> 00:47:11.600 Hoca efendi arada ayağı kalkarmış. 00:47:11.760 --> 00:47:19.240 Ders görürken, talebeler karşısında otururken hoca efendi olduğu yerde birden ayağa kalkarmış. 00:47:19.440 --> 00:47:23.200 Allah Allah! Hoca efendi niye kalktı?!.. Sonra gene otururmuş. 00:47:23.360 --> 00:47:28.840 Sonra biraz birkaç satır okuduktan sonra yine hoca bir ayağa kalkarmış. 00:47:28.960 --> 00:47:36.800 "Hocam biz bu ikide birde kıyamınızı, ayağa kalkmanızın sebebini pek anlayamadık. 00:47:37.000 --> 00:47:40.280 Lütfen izah buyurur musunuz?" diye sormuşlar. 00:47:40.440 --> 00:47:47.560 "Rahmetli muhterem hocamın torunu sokakta oynuyor. 00:47:47.920 --> 00:47:55.400 Caminin de kapısı açık, onu oradan gördükçe hocama hürmetinden ayağa kalkıyorum." 00:47:55.760 --> 00:48:01.880 Hocasına hürmetten sokakta oynayan torunu kapıda göründü diye ayağa kalkıyor. 00:48:02.120 --> 00:48:07.480 Birisiyle Beyazıt'a gidiyorduk. Otobüste Beyazıt'a gidiyorduk. 00:48:07.560 --> 00:48:11.120 O yaşlı olduğu için ben onun oturmasına müsaade ettim. 00:48:11.360 --> 00:48:15.720 Tam Çemberlitaş'ın yakınına geldik, oturduğu yerden ayağa kalktı. 00:48:15.800 --> 00:48:20.320 Daha Beyazıt'a gelmedik ki ineceğimiz yere gelmedik. Ne diye ayağa kalktı? 00:48:21.000 --> 00:48:26.920 Hocasının kabrinin yanından geçiyoruz. Orada, Çemberlitaş'ın orada kabristan var. 00:48:27.000 --> 00:48:32.480 Hocasını oraya defnetmişler. Hocasının kabrinin yanından geçerken ayağa kalkıyor. 00:48:32.640 --> 00:48:34.440 Otobüsün içinde ayağa kalkıyor. 00:48:34.760 --> 00:48:39.720 Demek ki insan birisini sevdi mi hayatında da sever vefatından sonra da sever. 00:48:39.800 --> 00:48:49.720 Kendisinin de sever çevresini de sever. Ayağının tozunu da sever, kalemini de sever, bir hatırasını da sever… 00:48:49.720 --> 00:48:58.440 Resûlullah Efendimiz tıraş oldu mu berberin yanında kıl kalmazdı, herkes yağmalayıp alırdı. Neden? 00:48:58.600 --> 00:49:06.600 Resûlullah'ın muhabbetinden berberin kesmiş olduğu kılları yağmalarlardı. Abdest sularını alırlardı. 00:49:06.720 --> 00:49:13.240 Abdest alan bir insanın suyu temizdir, onları yağmalarlardı. 00:49:13.520 --> 00:49:21.800 Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in hırkasını bilmem falanca padişah, bilmem kaç bin, 00:49:21.440 --> 00:49:25.800 ne kadar büyük servetlere satın almış. Neden? 00:49:25.840 --> 00:49:31.800 Resûlullah'ın hırkası diye, Resûlullah'ın eşyası diye sevgi duymuştur! 00:49:31.120 --> 00:49:33.320 İnsan birisini sevdi mi çevresini de sever. 00:49:33.360 --> 00:49:40.880 "Seni seviyorum ama çevreni sevmiyorum. Çocuğunu sevmiyorum, şunu sevmiyorum, bunu sevmiyorum…" 00:49:41.000 --> 00:49:49.200 Sevgi öyle yarım olmaz. Sevgi, çevresi ile beraber olur. Onun için Peygamber Efendimiz onu öğretiyor. 00:49:49.320 --> 00:49:59.280 Kendi ehl-i beytine de o sevgiyi de istiyor. Resûlullah'ı da seveceğiz, ehl-i beytini de seveceğiz. 00:49:59.440 --> 00:50:06.920 Ashabını da seveceğiz. Resûlullah'a bağlı olan ümmetini de seveceğiz. 00:50:07.800 --> 00:50:11.760 O bakımdan bu değere son derece dikkat etmeliyiz. 00:50:11.880 --> 00:50:22.920 Ve alâ kırâati'l-Kur'âni. "Kur'an okumak üzere çocuklarınızı terbiye edin!" 00:50:25.840 --> 00:50:33.240 İşte bizim en eksik olduğumuz yerlerden birisi de burasıdır. Kur'ân-ı Kerîm Allah'ın kelâmıdır. 00:50:33.600 --> 00:50:37.480 Kur'ân-ı Kerîm'in yüzüne bakmak bile sevaptır. 00:50:37.760 --> 00:50:42.600 Kur'ân-ı Kerîm'in bir harfini okuduğu zaman insan bir hasene alır. 00:50:42.920 --> 00:50:49.280 Elif, lâm, mîm dediği zaman elif'ine bir hasene, lâm'ına bir hasene, mim'ine bir hasene kazanır. 00:50:49.400 --> 00:50:54.280 Kur'ân-ı Kerîm; kendisini okuyan insana şefaat eder. 00:50:54.480 --> 00:51:01.440 Kur'ân-ı Kerîm âyetleri sayısınca insan cennette makam kazanır ve mertebesi yükselir. 00:51:01.560 --> 00:51:05.200 Mü'minin her şeyi Kur'ân-ı Kerîm'e bağlıdır. 00:51:05.240 --> 00:51:12.480 Kabirde Kur'ân-ı Kerîm kendisine yoldaş olacaktır, yol gösterecektir. Müminler, Kur'an-ı Kerim'i bilmezler. 00:51:12.520 --> 00:51:19.200 Okumazlar, tanımazlar, mânasını takip etmezler. Ahkâmına ittiba etmezler. 00:51:19.760 --> 00:51:25.400 Müslümanlıkta öyle bir avare halde ömürlerini geçirirler. 00:51:25.720 --> 00:51:33.200 O halde bu akşamdan itibaren içimizde Kur'an okumayı bilmeyen kardeşler varsa 00:51:33.280 --> 00:51:44.280 Kur'an okumaya çalışsın, Kur'an'ı öğrensin. Kur'an'ı bilen kardeşlerimiz ezberini arttırmaya çalışsın. 00:51:44.960 --> 00:51:53.000 Kur'ân-ı Kerîm'i zaten okuyan kardeşlerimiz her gün belli bir miktar Kur'ân-ı Kerîm okumaya ihtimam eylesin. 00:51:53.600 --> 00:51:58.440 Zaten belli miktarda okuyan kardeşimiz, her gün Kur'an tefsirinden 00:51:58.600 --> 00:52:03.240 üç beş sayfa çoluk çocuğu ile ailesi ile beraber okusun. 00:52:04.800 --> 00:52:09.120 Mânasını hem kendisi bilsin hem de aile efradına anlatsın. 00:52:09.680 --> 00:52:14.800 Kur'ân-ı Kerîm hakkında Peygamber Efendimiz şöyle devam ediyor: 00:52:15.880 --> 00:52:21.800 Fe-inne hamelete'l-Kur'âni fî zıllillâhi. "Çünkü Kur'an'a sahip olan insanlar, 00:52:21.840 --> 00:52:28.000 Kur'an'ı yüklenmiş olan insanlar, Kur'ân-ı Kerîm beyinlerinde, Kur'ân-ı Kerîm gönüllerinde olan insanlar, 00:52:28.120 --> 00:52:33.560 Kur'ân-ı Kerîm'i ezbere bilen, ahkâmına aşina olup da ona ittiba eden, 00:52:33.640 --> 00:52:37.160 ehl-i Kur'an olan insanlar çok yüksek mertebede olacak." 00:52:37.240 --> 00:52:40.680 Yevme lâ zılle illâ zılluhu me'a enbiyâihi ve asfiyâihi. "Arş-ı Âlâ'nın Allahu Teâlâ hazretlerinin gölgesinde olacak. 00:52:40.840 --> 00:52:45.680 O mahşer gününde, başka gölgenin olmadığı zamanda gölgesinde olacaklar. 00:52:45.760 --> 00:52:51.200 Enbiyâ ile asfiyânın yanında yer alacaklar." 00:52:51.440 --> 00:53:01.120 Muhterem kardeşlerim!Mahşer gününün ne kadar zor bir gün olduğunu 00:53:01.160 --> 00:53:06.360 Peygamber Efendimiz'in hadîs-i şerîflerinden biliyoruz. Aklen de insan anlayabilir. 00:53:06.600 --> 00:53:09.120 Bütün insanlar mahşer yerinde toplanacak. 00:53:09.480 --> 00:53:15.320 Hz Âdem atamızdan, en son insana kadar bütün insanlar mahşer yerinde toplanacak. 00:53:15.400 --> 00:53:21.400 50 bin yıl bekletilip de 50 bin yıl hakkın divanında duracaklar. 00:53:21.160 --> 00:53:25.400 Ayakta kalmaya dermanları olmayacak. Bir kısmı çökecekler: 00:53:25.800 --> 00:53:28.000 Ve terâ külle ümmetin câsiyeten. 00:53:28.800 --> 00:53:33.640 "Hepsi diz çökmüş; korkudan tir tir titrer vaziyette, heyecandan tıkanmış durumda, 00:53:33.720 --> 00:53:38.320 konuşmaya tâkatları olmayacak şekilde orada bekletilecekler." 00:53:38.400 --> 00:53:42.240 Güneş tepelerine yaklaştıracak. Bir mil kadar yaklaştıracak. 00:53:42.320 --> 00:53:47.200 Dünya ile Güneş arasındaki mesafenin ne kadar uzun olduğunu biliyorsunuz. 00:53:47.440 --> 00:53:50.440 Deniliyor ki; "Bu mesafe biraz yakın olsa Dünya'da hayat söner. 00:53:50.640 --> 00:53:55.640 Biraz uzak olsa bütün denizler buz tutar. İnsanlar yine yaşayamaz duruma gelir." 00:53:55.760 --> 00:54:04.560 Dünyanın mesafesi ayarlı! İnsanoğlunun yaşamasına uygun bir tarzda Allah tarafından ayarlanmış. 00:54:04.640 --> 00:54:09.840 Güneşe daha yakın gezegenlerde hayat yok. Daha uzak gezegenlerde hayat yok. Neden? 00:54:09.880 --> 00:54:12.920 Rabbimiz, hayatın şartlarını buraya göre ayarlamış. 00:54:13.000 --> 00:54:18.240 İnsanoğlu güneşten istifade etsin, yağmurdan istifade etsin, 00:54:18.320 --> 00:54:24.880 yesin içsin de Rabbine şükretsin, diye kâinatı insanoğlu için döşemiş Allahu Teâlâ hazretleri. 00:54:25.000 --> 00:54:28.360 İnsanın Allah tarafından sevildiğini bilmesi lazım. 00:54:28.400 --> 00:54:34.520 Mükerrem varlık yaratıldığını, iltifata mazhar olduğunu, ikramlara nâil olduğunu, 00:54:34.680 --> 00:54:37.160 ikramlar içinde yüzdüğünü bilmesi lazım. 00:54:38.200 --> 00:54:46.400 "O dehşetli günde peygamberler bile nefsî, nefsî, nefsî diyecek." diye bildiriliyor. 00:54:46.120 --> 00:54:49.960 Herkes kendi canının telaşına düşecek. "Ah benim bu hâlim ne olacak! 00:54:50.400 --> 00:54:54.680 Vay, benim dertli başım!.." diye herkes kendi başının telaşına düşecek. 00:54:54.840 --> 00:55:02.640 Yevme yefirru'l-mer'ü min ehîhi ve ümmihi ve ebîhi ve sâhibetihi 00:55:02.680 --> 00:55:06.920 ve benîhi li-külli'mri'in minhüm yevmeizin şe'nün yuğnîhi. 00:55:07.000 --> 00:55:10.640 "Tanıdığı akrabasından, anasından, babasından, çoluğundan, çocuğundan, 00:55:10.680 --> 00:55:14.800 ailesinden, eşinden, herkesten kaçacak!" 00:55:14.960 --> 00:55:20.280 "Şimdi bu adam beni görürse hakkını ister. Dünyada kendisine zulüm etmiştim. 00:55:20.320 --> 00:55:28.160 Hakkı üzerime geçmişti. Beni şimdi görürse burada yakama yapışır…" diye herkes birbirine adeta düşman olacak. 00:55:28.240 --> 00:55:34.360 el-Ehillâü yevmeizin ba'duhum li-ba'din aduvvun ille'l-müttakîn. 00:55:34.520 --> 00:55:39.800 "Buranın samimi dostları hani nerede, beraber bir masada oturanlar hani nerede? 00:55:39.840 --> 00:55:46.400 Kahvede, çayırda piknikte beraber gezenler hani nerede; onlar rûz-i mahşerde birbirlerine düşman olacaklar. 00:55:46.480 --> 00:55:52.120 Ancak muttakî kulların dostluğu kalacak. Ancak dervişlerin, hak dostlarının dostluğu kalacak. 00:55:52.240 --> 00:55:58.840 Geri dostlukların hepsi düşmanlığa dönecek."Herkes orada birbirine hasım olarak kalacak. 00:55:58.920 --> 00:56:01.400 Herkese kitabı verilecek. 00:56:01.200 --> 00:56:09.800 Mücrimler defter-i âmâlini açtığı zaman her şeyin kaydedilmiş olduğunu görünce 00:56:09.920 --> 00:56:12.400 fena halde korkup dehşete düşecekler. 00:56:12.480 --> 00:56:18.320 Mâ li hâze'l-kitâbi lâ yuğâdiru sağîreten ve lâ kebîreten illâ ahsâhâ. 00:56:18.440 --> 00:56:23.800 "Bu ne biçim tespit ve kayıt ki küçük-büyük değil her şey kaydedilmiş. 00:56:23.320 --> 00:56:28.680 Hiçbir şey ihmal olmamış. Hiçbir şey atlanmamış!" diye korkacaklar. 00:56:28.760 --> 00:56:33.800 O dehşetli günde herkes tir tir titreyecek ve hesaba çağrılacaklar. 00:56:33.880 --> 00:56:40.680 O hesaba çağrıldıkları zaman, o günahlar ortaya döküldüğü zaman mahşer halkı 00:56:40.720 --> 00:56:44.280 bazı iyi bildikleri insanların kötülüklerini görünce; 00:56:44.400 --> 00:56:48.200 "Yazıklar olsun! Biz de seni dünyada adam sanıyorduk!.." diyecekler. 00:56:48.320 --> 00:56:57.320 Mahşer halkına insanlar rezil olacaklar. Ayıpları ortaya döküldüğü zaman inceden inceye hesaba çekilecekler. 00:56:57.440 --> 00:57:03.360 O mizan ortaya getirildiği zaman, amellerin tartıldığı mizan ortaya getirildiği zaman 00:57:03.480 --> 00:57:07.400 o mizanın azametinden melekler dehşete düşecekler. 00:57:07.160 --> 00:57:14.400 Çünkü semâvâtı ve arzı içine alacak kadar büyük mizanlar olacak. O mahkeme-i kübrâ kurulacak. 00:57:14.120 --> 00:57:21.520 Kulun hesabı görülürken hak sahipleri gelip dizilecekler. "Yâ Rabbi! Bu kulda bizim hakkımız var. 00:57:21.720 --> 00:57:25.960 Onu alıver bize!.." diyecekler. Davacı olacaklar. 00:57:26.400 --> 00:57:33.640 O zor günde, o zor hesabın sonunda ehl-i cennet bir tarafa ayrılacak, ehl-i cehennem bir tarafa ayrılacak. 00:57:33.760 --> 00:57:39.400 Bu dehşetli işler içinde insanlar terler içinde bocalarken mahv u perişan, 00:57:39.600 --> 00:57:46.520 kahrolmuş durumdayken bazı kullarının Arş-ı Âlâ'nın gölgesinde gölgelenmesi ne demek biliyor musunuz? 00:57:46.840 --> 00:57:49.120 Tariflere sığmayan bir nimet demek. 00:57:49.320 --> 00:57:55.480 Nasıl dünyadaki insanlar gökyüzündeki yıldızları pırıl pırıl parlıyor gibi görüyorlarsa 00:57:55.600 --> 00:58:01.840 mahşer halkı da bu mübarek insanları havalarda, yükseklerde, pırıl pırıl parlıyor görecekler. 00:58:01.960 --> 00:58:10.360 "Kim bunlar, bunlar kim?" diye soracaklar. İşte onların kimler olduğu hadîs-i şerîflerde anlatılmış. 00:58:10.520 --> 00:58:14.120 Bu hadîs-i şerîfte de bir tanesi anlatılıyor: 00:58:14.240 --> 00:58:19.480 Fe-inne hamelete'l-Kur'âni fî zıllillâhi yevme lâ zılle illâ zılluhu. 00:58:19.560 --> 00:58:26.600 "Hamele-i Kur'ân olan, hafız olan, ehl-i Kur'an olan, Kur'an'ı seven, Kur'an'ın ehli olan, 00:58:26.680 --> 00:58:31.280 Kur'an'ın kendisine şefaat ettiği insanlar, kafasında Kur'ân-ı Kerîm bulunan, 00:58:31.360 --> 00:58:40.440 gönlünde Kur'ân-ı Kerîm'in aşkı, şevki olan, âyetleri olan kimseler Arş-ı Âlâ'nın gölgesinde gölgelenecekler. 00:58:40.480 --> 00:58:46.520 Mahşer gününün dehşetine düşmeyecekler. Rabbimiz onlara ikram etmiş. 00:58:46.680 --> 00:58:50.920 "Kullarım! Şu kürsülere çıkın, şu nurdan minberlere oturun!" 00:58:50.960 --> 00:59:01.400 Lâ havfun aleyhim ve lâ hüm yahzenûn. "Korku yok. Hüzün yok. Mahzun olmak yok, endişe yok, telaş yok!" 00:59:01.160 --> 00:59:08.760 Allah'ın inzibatına mazhar olmuş bir kul olmak istemez misin? İstemez miyiz, canımızı veririz. 00:59:08.880 --> 00:59:15.320 Bin defa canımızı veririz. Can vermeyi istemiyor Allah. Çok büyük bir şey istemiyor. 00:59:15.440 --> 00:59:23.720 Ehl-i Kur'an ol. Kur'an ehli ol, mübarek. Kur'an ehli ol, yeter. Canın sağ kalsın, canın sana kalsın. 00:59:23.840 --> 00:59:29.280 Uzun ömürlü, muammer ol. Çok yaşa, Allah senden razı olsun. Canını istemiyor Allah. 00:59:29.400 --> 00:59:37.840 Kur'an ehli ol, diyor, Kur'an oku. Kur'an'ı anla, anladığını uygula. Kur'an'ı anla, anladığını uygula yeter. 00:59:38.800 --> 00:59:42.600 Başka bir şey istemiyor, aşırıya gitme. Tamam, istediği kadarını yap, yeter. 00:59:42.720 --> 00:59:44.840 Kur'an'ın ehli ol! 00:59:45.200 --> 00:59:53.240 Aziz ve muhterem kardeşlerim!Büyüklerimiz diyorlar ki; "Biz Kur'ân-ı Kerîm'i hızlı hızlı okumazdık. 00:59:55.280 --> 01:00:03.400 Kur'ân-ı Kerîm'i biz aşır aşır okurduk. Onar âyet, dokuz âyet, sekiz âyet; bir grup âyeti beraber okurduk. 01:00:03.480 --> 01:00:07.800 İyice hazmederdik, iyice mânasını anlardık. 01:00:07.160 --> 01:00:12.440 Anladığımız mânayı da hayatımızda uyguladık, tatbik ederdik, 01:00:12.520 --> 01:00:15.800 onu uyguladıktan sonra da öteki âyetlere geçerdik." 01:00:16.800 --> 01:00:23.400 Bu güzel bir metottur. Siz de Kur'ân-ı Kerîm'i böyle okuyun! İkbal Kur'an okurmuş. 01:00:23.160 --> 01:00:34.520 Pakistan'ın meşhur alimi, şairi, filozofu İkbal, İkbal-i Lâhorî Kur'an okurmuş da babası da ârif bir kimse. 01:00:34.600 --> 01:00:41.280 İkbal'i yetiştirmiş, İkbalin babası; kolay mı o da alim bir kimse. O da İkbal'in yanından geçerken dermiş ki; 01:00:41.280 --> 01:00:47.640 "Oğlum, Kur'an mı okuyorsun?" "Kur'an okuyorum baba." Yine geçermiş bu tarafa. Yine; 01:00:47.720 --> 01:00:53.840 "Oğlum Kur'an mı okuyorsun?" "Kur'an okuyorum baba." Bir daha geçermiş; "Kur'an mı okuyorsun?" 01:00:54.800 --> 01:01:00.800 "Kur'an okuduğuna dikkat et! Gazete okumuyorsun ki, kitap okumuyorsun ki, boş bir şey okumuyorsun ki; 01:01:00.840 --> 01:01:07.800 Allah'ın kitabını okuyorsun, bütün dikkatini ona topla, derinlemesine, nüfuz ederek oku!" 01:01:07.120 --> 01:01:14.240 Peygamber Efendimiz nasıl okurdu? Peygamber Efendimiz Kur'ân-ı Kerîm'i tertil ile okurdu. 01:01:14.320 --> 01:01:17.800 Tane tane okurdu, medlerini uzata uzata okurdu. 01:01:17.840 --> 01:01:29.600 Tercî yapmazdı, ses nağmesi yapmazdı. Düz okurdu, ciddi okurdu ama makam ile okurdu. 01:01:30.600 --> 01:01:33.240 Tercî yapmadan okurdu Peygamber Efendimiz. 01:01:33.440 --> 01:01:40.720 Dururdu, müjde âyetleri geldiği zaman, güzel şeyler anlatıldığı zaman onu Allah'tan isterdi. 01:01:40.800 --> 01:01:50.280 Azap âyetleri geldiği zaman Allah'tan kendisini korumasını isterdi. Allah'ın azabından Allah'a sığınırdı. 01:01:50.800 --> 01:01:53.840 Korku âyetler geldiği zaman ağlardı. 01:01:54.000 --> 01:01:58.440 Peygamber Efendimiz diyor ki; "Kur'ân-ı Kerîm'i okurken ağlayın! 01:01:59.160 --> 01:02:04.600 Ağlayamazsınız bile hüzünlenin, ağlıyormuş gibi yapın!" 01:02:05.160 --> 01:02:09.960 Ağlıyormuş gibi yapın, içinize belki yavaş yavaş o ağlama duygusu bir zaman gelir de 01:02:10.400 --> 01:02:16.560 Allah o ağlama duygusunu da ihsan eder. İşte öyle okuduğu zaman Kur'an okumuş olursunuz. 01:02:16.800 --> 01:02:19.920 Paldır küldür okunduğu zaman okunmamış gibi olur. 01:02:20.280 --> 01:02:25.480 Kur'ân-ı Kerîm anlaşılmak için indirildiğinden anlamaya çok dikkat edelim. 01:02:25.760 --> 01:02:33.680 Kur'ân-ı Kerîm'in öğrenilmesine hepimiz koşalım. İnşaallah, Rabbimiz cümlemizi Kur'an'ın ehli eylesin. 01:02:33.840 --> 01:02:38.680 İbretli olduğundan bir yaşlı adamcağızın hatırasını her yerde anlatıyorum: 01:02:38.800 --> 01:02:45.200 Cemaatler bazen değişiyor. Tabi her zaman aynı cemaat aynı yere gelmediğinden burada bir kere söyleyeyim. 01:02:45.320 --> 01:02:53.800 Yaşlı bir zat bir hoca efendiye gelmiş de demiş ki; "Hocam, bana mahâric-i hurûfu talim eyle!" 01:02:54.400 --> 01:03:03.480 Kaf nasıl, ayn nasıl, peltek s nasıl telaffuz edilir. Sad'ın telaffuzu nasıl olacak, dad nasıl olacak… 01:03:03.640 --> 01:03:11.120 Gayri'l-mağdûbi aleyhim vele'd-dâllîn, diyor. Maktûbi ne demek, maktûbi diye bir şey yok ki! 01:03:11.200 --> 01:03:15.560 Mağdûbi; gayın, gayın olduğunu söyleyemiyor. 01:03:15.600 --> 01:03:24.440 Birtakım diplomalar almış ama yapamıyor. Hoca efendiye gelmiş: 01:03:24.440 --> 01:03:27.840 "Bana mahâric-i hurûfu öğret, bunu doğru düzgün okuyayım." 01:03:30.120 --> 01:03:38.680 Yanındaki bir zât, onunla arkadaş, ahbaplığı iyi olan, nazı geçen, sözünü kaldırabileceği bir zât demiş ki; 01:03:38.720 --> 01:03:45.520 "Yahu senin bir ayağın çukurda, mahâric-i hurûfu öğrensen ne olacak! Zaten yetmiş beş yaşına gelmişsin. 01:03:45.560 --> 01:03:49.520 İhtiyarlamışsın, bastonsuz gezemiyorsun. Belini doğrultamıyorsun. 01:03:49.720 --> 01:03:57.520 Mahâric-i hurûfu öğrensen ne olacak öğrenmesen ne olacak?!.." O da şöyle başını çevirmiş. 01:03:57.800 --> 01:04:01.360 Yine biraz mahzun bir şekilde ona demiş ki; 01:04:01.400 --> 01:04:10.800 "Biliyorum, ömrümün sonuna yaklaştığımı biliyorum ama Rabbim benim canımı ilim yolundayken alsın diye, 01:04:11.800 --> 01:04:15.480 ilim yolunda gidip gelirken camiye mahâric-i hurûfu öğreneceğim diye 01:04:15.520 --> 01:04:19.680 talebe diye giderken gelirken canımı alsın diye böyle yapıyorum." 01:04:19.920 --> 01:04:22.720 Aziz ve muhterem kardeşlerim! İlmin yaşı yoktur! 01:04:22.920 --> 01:04:28.360 Yarından itibaren şu Kur'ân-ı Kerîm'in ehli olmak için bir gayrete geçelim. 01:04:28.480 --> 01:04:33.560 Kur'ân-ı Kerîm'in okunmasını öğrenelim, mahâric-i hurûfu öğrenelim. 01:04:33.800 --> 01:04:38.760 Tertilini öğrenelim, tecvidini öğrenelim. Tefsirini öğrenelim. 01:04:38.960 --> 01:04:44.440 Ahkâmını yudum yudum, belleye belleye, ezberleye ezberleye ilerleyelim. 01:04:44.520 --> 01:04:50.440 Kur'an'ın ehli olalım da Resûlullah'ın şefaatine, Kur'ân-ı Kerîm'in şefaatine nâil olalım da 01:04:50.720 --> 01:04:58.520 Ârş-ı Âlâ'nın gölgesinde gölgelenen bahtiyarların arasında dâhil olup Rabbimiz'in nimetlerine erip ikramına, 01:04:58.600 --> 01:05:02.400 ihsanına erip cennetine girip cemâliyle müşerref olalım. 01:05:02.240 --> 01:05:04.480 Fâtiha-i Şerîfe mea'l-besmele!