WEBVTT 00:00:00.000 --> 00:00:06.360 Rabbi'şrahlî sadrî. Ve yessirlî emrî. Va'hlü'l ukdeten min lisânî. Yefkahû kavlî. 00:00:06.360 --> 00:00:08.680 el-Hamdü li'llâhi rabbi'l-âlemîn. 00:00:08.720 --> 00:00:13.920 Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ hayri halkihî Muhammedin ve âlihi ve sahbihî 00:00:13.903 --> 00:00:18.414 ve men tebiahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd: 00:00:18.414 --> 00:00:23.760 Fa'lemû eyyühe'l-ihvân. Fe-inne efdale'l-kitâbi kitâbullâh. 00:00:23.800 --> 00:00:28.800 Ve efdale'l-hedyi hedyü seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem. 00:00:28.877 --> 00:00:34.664 Ve şerre'l-umûri muhdesâtühâ. Ve külle muhdesetin bid'atün ve külle bid'atin dalâletün 00:00:34.719 --> 00:00:37.841 ve külle dalâletin ve sâhibihâ fi'n-nâr. 00:00:37.841 --> 00:00:44.457 Ve bi's-senedi's-sahîhi'l-muttasıli ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl: 00:00:44.457 --> 00:00:52.632 Zâ-ke mahdu'l-îmân. Sadaka Resûlullah fî mâ kâl ev kemâ kâl.Muhterem müslümanlar! 00:00:52.640 --> 00:00:57.760 Râmûzü'l-ehâdîs isimli, [Mehmed Zahid Kotku] Hocamız'ın hocası, 00:00:57.760 --> 00:01:04.920 Gümüşhanevî Ahmed Ziyaeddin Efendi hazretleri tarafından telif edilmiş olan 00:01:05.000 --> 00:01:08.880 eserin hadislerini okumaya devam ediyoruz. 00:01:09.164 --> 00:01:18.174 Derslerimize başlamadan önce, evvela Efendimiz, başımızın tacı, 00:01:18.160 --> 00:01:26.800 Peygamberimiz Muhammed-i Mustafâ sallallahu aleyhi ve sellem; sonra cümle enbiyâ, evliyâ, 00:01:26.800 --> 00:01:36.400 asfiyâ ve sâdât-ı kiramımız ve bu eserin müellifi, içindeki hadislerin bize kadar 00:01:36.424 --> 00:01:42.566 gelmesinde emeği geçmiş olan ruvâtın ve zevât-ı muhteremenin ruhlarına; 00:01:42.566 --> 00:01:47.746 uzaktan yakından bu hadîs-i şerîfleri dinlemek üzere bu meclise teşrif eden 00:01:47.746 --> 00:01:54.258 siz kardeşlerimizin geçmişlerinin ruhlarına hediye olmak üzere, 00:01:54.800 --> 00:01:58.120 bir Fâtiha, üç İhlâs-ı şerîf kıraat edelim. 00:01:59.240 --> 00:02:07.720 Hz. Âişe radıyallahu anhâ validemizden rivayet olunduğuna göre, 00:02:08.405 --> 00:02:13.187 sevgili Peygamberimiz Efendimiz şöyle buyurmuşlar: 00:02:13.187 --> 00:02:26.780 Zâ-ke mahdu'l-îmân. "Bu, imanın ta kendisidir, özüdür, sapıdır."Bahis mevzu olan nedir? 00:02:27.439 --> 00:02:31.940 Hz. Âişe validemiz açıklıyor, diyor ki; 00:02:31.185 --> 00:02:40.399 Kâlet şekev ilâ Resûlillâh sallallahu aleyhi ve sellem mâ yecidûne mine'l-vesveseti. Kâle: Tezekkerû. 00:02:40.720 --> 00:02:51.360 Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e geldiler ve kendilerinde hissettikleri, 00:02:51.560 --> 00:02:56.560 duydukları bazı vesveselerden şikâyet ettiler. 00:02:56.960 --> 00:03:04.520 "Yâ Resûlallah! İçimizden öyle şeyler geçiyor ki şeytan öyle vesvese veriyor ki 00:03:04.618 --> 00:03:11.305 dile getirmek istemiyoruz. Bundan şikayetçiyiz. Ne buyurursun?" dediler. 00:03:11.825 --> 00:03:18.987 Peygamber Efendimiz; "Böyle hissediyor musunuz?" dedi."Ediyoruz." deyince; 00:03:18.987 --> 00:03:27.505 "Bu, imanın ta kendisidir" dedi. Neden? Şeytan bir çeşit hırsızdır. 00:03:28.920 --> 00:03:34.920 Müellif açıklamasında, şerhinde öyle diyor: "Şeytan hırsızdır." 00:03:34.880 --> 00:03:39.720 Hırsız nereye girer? Bomboş yere girer mi? 00:03:39.813 --> 00:03:46.584 Çalınacak mal olacak, yer olacak, oraya girecek ki çalsın, götürsün. 00:03:46.655 --> 00:03:54.927 Şeytan da vesvesesini, -iyi insan olacak ki- korktuğu kimselere yöneltir. 00:03:54.920 --> 00:03:59.960 Zaten boynuna ipi takıp da, sürükleyip götürdüğü insanla onun büyük bir işi yok. 00:04:00.209 --> 00:04:06.449 Takmış ipi boynuna, sürüklüyor peşinden; o da şeytanın kulu kölesi olmuş, gidiyor. 00:04:06.449 --> 00:04:13.836 Öyle bir kimse için mesele yok. Ama bir insan hak yola döndü mü, Allah'a kul olmaya başladı mı, 00:04:13.884 --> 00:04:21.189 dünya gözünden silinip âhirete rağbet etti mi, Allah'ın rızasını kazanmayı esas aldı mı; 00:04:21.200 --> 00:04:29.280 o zaman şeytan telaşlanıyor."Eyvah! Bu şahıs galiba cennete gidecek, cenneti kazanacak." 00:04:29.280 --> 00:04:33.160 O zaman başlıyor bir takım vesveseler vermeye. 00:04:33.882 --> 00:04:40.393 İşte onun için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz diyor ki; 00:04:40.539 --> 00:04:51.972 "Bu imanın ta kendisidir." Şeytan insanın yanına gelirmiş. "Şunu kim yarattı?" "Allah." 00:04:51.960 --> 00:04:58.760 "Bunu kim yarattı?" "Allah." "Ötekisini kim yarattı?" Çeşitli şeyler soruyor. 00:04:59.440 --> 00:05:04.160 Böyle sorduktan sonra bu sefer; "Allah'ı kim yarattı?" diye bir soru sorarmış. 00:05:04.358 --> 00:05:12.163 Vesvese verecek, şaşırtacak değil mi? "Allah'ı kim yarattı?" diyor. Allahu Teâlâ hazretleri; 00:05:12.246 --> 00:05:16.604 Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehü küfüven ehad. 00:05:16.720 --> 00:05:25.920 "Doğmadı, başkası tarafından meydana getirilmedi. Ezelî, ebedî. Kendisi hâlık-ı kâinat." 00:05:25.900 --> 00:05:34.735 Her şeyi, cümle varlıkları O var etti. Teselsül bâtıldır.Ortada bir mevcudat var mı?Var. 00:05:34.774 --> 00:05:43.925 Mahlukat var mı?Var.Ağaçlar, taşlar, insanlar, hayvanlar, gökte yıldızlar, ay, güneş var. 00:05:43.925 --> 00:05:50.189 Peki, bunların bir yaratıcısı olması gerekmez mi? Muhakkak gerekir. 00:05:50.312 --> 00:05:56.707 O halde iş sonunda gider, onu yaratana dayanır. 00:05:56.707 --> 00:06:02.251 Eğer insan zihni yanlışlıkla "Bunu yaratan şudur." dese 00:06:02.240 --> 00:06:09.720 ve o "yaratan" dediği şey aslında kendisi yaratıcı olmasa muhakkak onu bir yaratan var. 00:06:12.880 --> 00:06:20.600 Ama en sonunda bir noktada, bir tanesinin yaratıcı olup yaratılmamış olması lazım ki 00:06:20.624 --> 00:06:28.221 kâinatın izahı mümkün olsun. Ortada varlık var; muhakkak bu varlığı yaratan olacak. 00:06:28.280 --> 00:06:35.600 İşte o yaratan, bizim Hâlıkımız; O yaratılmamıştır. Aksi takdirde varlık izah edilemez. 00:06:35.560 --> 00:06:38.280 Mantık dışı, akıl dışı durum olur. 00:06:40.480 --> 00:06:47.760 Şeytan gelir, oradan vesvese verir. O zaman böyle bir şey olursa kişi ne diyecek? 00:06:49.320 --> 00:06:56.600 Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah diyecek ve şeytandan Allah'a sığınacak. 00:06:56.697 --> 00:07:01.444 Âmennâ billâhi ve bi-resûlihî. "Allah'a ve Resûlüne inandık. 00:07:01.440 --> 00:07:08.160 Kur'ân-ı Kerîm'de, Peygamber Efendimiz'in sünnet-i seniyyesinde ne varsa hepsine iman ettik." diyecek. 00:07:08.155 --> 00:07:14.742 "Bu çeşit vesveseler ondan zail olsun." diye, üç defa söyleyecek. 00:07:15.722 --> 00:07:24.690 Zerâri'l-müslimîn yevme'l-kıyâmeti tahte'l-arşi şâfiûn müşeffeun. 00:07:24.140 --> 00:07:38.902 Men lem yebluğ isnetey aşrete seneten ve men beleğa selâse aşrete senete fe-aleyhi ve lehû. 00:07:38.902 --> 00:07:45.433 Ebû Umâme radıyallahu anh'ten rivayet edildiğine göre, 00:07:45.512 --> 00:07:53.172 Peygamber Efendimiz bu hadîs-i şerîfinde müslümanların çocuklarından, 00:07:53.934 --> 00:07:57.284 babalarının sağlığında vefat edenlerini anlatıyor. 00:07:57.284 --> 00:08:04.611 Babaları, anaları sağ iken evlat ölüyor, o vefat eden evlâtları bize bildiriyor. 00:08:04.642 --> 00:08:12.784 Müslümanların zürriyetleri, kıyamet gününde Arş-ı Âlâ'nın altında olacak. 00:08:14.149 --> 00:08:19.540 Kıyamet gününde Arş-ı Âlâ'nın altı gölgelik, safalık bir yer. 00:08:19.540 --> 00:08:26.899 Bütün insanlar kıyametin dehşetinden çenelerine kadar tere batmış durumda olacaklar. 00:08:27.459 --> 00:08:30.602 Fevkalâde ıstıraplı bir bekleyiş olacak. 00:08:30.840 --> 00:08:39.774 O kadar büyük sıkıntılar esnasında Allah'ın sevgili kulları Arş-ı Âlâ'nın altında, 00:08:39.760 --> 00:08:47.880 nurdan minberler üzerinde gölgelenecekler. Bunların içinde kimler var? 00:08:47.920 --> 00:08:54.680 Mesela bir hadîs-i şerîfte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz diyor ki; 00:08:54.760 --> 00:09:02.720 "Kıyamet gününde bazı kimseler olacak, onlar Arş-ı Âlâ'nın altında 00:09:02.785 --> 00:09:10.345 nurdan minberlerin üzerinde gölgelenip safalı bir şekilde oturacaklar. 00:09:10.345 --> 00:09:17.260 Yüzleri nur, libasları, elbiseleri nurdan olacak. 00:09:17.580 --> 00:09:24.606 Peygamber ve şehit olmadıkları halde peygamberler ve şehitler bile onlara bakacaklar, gıpta edecekler." 00:09:24.800 --> 00:09:29.680 Onun üzerine diyorlar ki; Sıfhu lenâ yâ Rasûlallah. 00:09:29.804 --> 00:09:34.754 "Bunların kim olduğunu bize tavsif eyle yâ Resûlallah! Kim bunlar?" 00:09:34.817 --> 00:09:43.563 Hum'ul-mutehâbbûne fî'llâh. "Bunlar birbirlerini din uğrunda, Allah uğrunda, 00:09:43.563 --> 00:09:49.132 Allah için seven, birbirlerine Allah için ahbaplık yapan kimselerdir." 00:09:50.230 --> 00:09:56.951 Arş-ı Âlâ'nın gölgesinde gölgelenenlerden birisi; birbirlerini Allah için sevenler. 00:09:56.951 --> 00:10:03.271 Elhamdülillah, bizim birbirimizle muhabbetimiz nedir?Ben size bir şey mi veriyorum?Yok. 00:10:03.350 --> 00:10:09.235 Siz bana bir şey mi veriyorsunuz?Yok.Neden birbirimize böyle bağlanıyoruz, seviyoruz? 00:10:09.235 --> 00:10:15.934 Allah yolunda. Eskiden 'ahretlik' derlermiş. "Gel seninle ahretlik olalım." derlermiş. 00:10:15.934 --> 00:10:21.814 Ne demek? "Âhiret kardeşi" oluyor. Dünya menfaatine dayanmayan bir kardeşlik. 00:10:21.814 --> 00:10:29.184 İnsanların birbirlerini para pul için değil, mevki makam için değil, izzet şeref için değil de, 00:10:29.184 --> 00:10:34.305 sadece Allah rızası için sevmesi, bağlanması çok büyük bir meziyet oluyor. 00:10:34.376 --> 00:10:38.804 Arş-ı Âlâ'nın altında gölgelenecek daha başka insanlar da var. 00:10:38.804 --> 00:10:44.738 Bunları, çeşitli râviler tarafından bize kadar rivayet edilmiş hadîs-i şerîfler bildiriyor. 00:10:44.720 --> 00:10:54.680 Bir tanesi şöyle: "Yedi sınıf vardır ki onlar, Arş-ı Âlâ'nın altında gölgelenecektir. Adaletli idareci. 00:10:54.760 --> 00:10:58.680 Gençliğinde ibadetle yetişmiş genç. 00:10:58.920 --> 00:11:05.480 Kalbi ibadete, mescidlere bağlı kimse.Birbirlerini Allah için seven kimseler. 00:11:05.471 --> 00:11:11.496 Sadaka verdiği zaman sağ elinin verdiğini sol eli duymayacak kadar gösterişsiz, 00:11:11.480 --> 00:11:20.800 saklı, gizli hayır yapan kimse. Bir kadın kendisini bir kötülüğe çağırdığı zaman; 00:11:20.120 --> 00:11:25.840 'Ben Allah'tan korkarım, böyle kötü iş yapmam."'diyen, iffetini koruyan kimse. 00:11:27.800 --> 00:11:36.520 Tenhada gizliden gizliye Allah'ı anıp, gözyaşı döküp ağlayan kimse." diye hadîs-i şerîfte bildiriliyor. 00:11:36.840 --> 00:11:42.800 Müslümanların zürriyetleri de, o küçük ölen çocuklar da kıyamet gününde 00:11:42.770 --> 00:11:50.913 Arş-ı Âlâ'nın gölgesinde olacaklar. Bu hadîs-i şerîften anlıyoruz. Şâfiûn. "Şefaat edecekler." 00:11:52.240 --> 00:11:59.520 Kime şefaat edecek? Önce annesine, babasına şefaatçi olacaklar. Nasıl şefaatçi? 00:11:59.560 --> 00:12:06.000 Ve muşeffeûn. "Şefaati reddolunmayan, şefaatine itiraz olunmayan, 00:12:06.400 --> 00:12:10.000 şefaati kabul buyurulan" şefaatçiler olacaklar. 00:12:10.400 --> 00:12:12.120 Şefaatleri kabul olacak. 00:12:12.160 --> 00:12:17.640 Allahu Teâlâ onları şefaatçi edecek, şefaat etmelerine müsaade verecek. 00:12:17.826 --> 00:12:21.104 Men lem yebluğ isnâ aşarate seneh. 00:12:21.120 --> 00:12:28.200 "Bu; on iki yaşına ulaşmayan, yani on iki yaşından aşağı olanlara verilecek." 00:12:28.449 --> 00:12:35.474 On üç yaşını geçenler ise ve aleyhi velehû, 00:12:35.474 --> 00:12:43.218 "Kötü iş işlemişlerse aleyhlerinde olur, iyi iş işlemişlerse lehlerinde olur." 00:12:43.349 --> 00:12:45.365 Bunlar hesaba mâruz olacaklar. 00:12:45.365 --> 00:12:55.750 Ötekiler küçükler masum, onlara hesap yok; kendi sevdiklerine şefaat etme hakkı var. 00:12:55.750 --> 00:13:02.146 Ama daha büyükler, artık "Aklı başına geldi." diye, onların yaptıklarının mükâfâtı var, 00:13:02.146 --> 00:13:07.199 kötülüklerinin de cezası var. "On üç yaş yukarısı" diyor. 00:13:07.199 --> 00:13:18.880 Bizim dinimizde bu mükellefiyet yaşı; insanın hesaba, ikaba müstehak olma ehliyeti, 00:13:18.880 --> 00:13:29.480 durumu büluğa ermiş olduğu zaman başlar. Büluğa erme yaşı on beş yaştır. 00:13:29.560 --> 00:13:36.800 Bu hadîs-i şerîfte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz; "on üç yaş" diye beyan etmiş. 00:13:36.120 --> 00:13:42.840 Geçtiğimiz derste Allah'ı zikredenler meselesini söylerken 00:13:43.840 --> 00:13:49.520 bir hadîs-i şerîfi ya atladım ya biraz kısa geçtim. Onu da bir söyleyivereyim: 00:13:49.546 --> 00:13:56.873 Zâkiru'llâhi hâliyen ke-mübârezetin ile'l-küffâri min beyne's-sufûfi hâliyâ. 00:13:57.800 --> 00:14:10.920 Allah'ı kimsenin görmediği tenha bir yerde -eline tesbih alıp veya tesbihsiz-anan, zikreden 00:14:11.800 --> 00:14:19.160 kimsenin yaptığı iş, kâfirlerle mübareze, açıktan açığa, karşılıklı göğüs göğüse gelip savaşmak gibidir. 00:14:23.800 --> 00:14:32.000 Eskiden düşman bir saf bağlardı, bizim taraf bir saf bağlardı; saf saf, sıra sıra çarpışırlardı. 00:14:32.400 --> 00:14:34.600 Bir saf hücum ederdi, öbür saf karşılardı. 00:14:36.440 --> 00:14:43.760 O arada saf geri çekilirse, -bir hücum etti çekildi, ortada bir kişi kaldı- düşman onu ne yapar? 00:14:43.958 --> 00:14:49.586 Yanında arkadaşları yok, saldırır, canı tehlikede olur. 00:14:49.586 --> 00:14:59.390 "Tenhada Allah'ı zikreden kimse, tek başına kalmış ve savaşan mücahit gibidir." diyor. 00:14:59.840 --> 00:15:07.720 Bir hadîs-i şerîf daha var:"Allah'ı gafillerin arasında zikreden kimse, 00:15:08.484 --> 00:15:15.830 savaştan arkadaşları geri çekilmiş, kaçmış, ortada kalmış da çarpışan kimse gibidir." diyor. 00:15:15.357 --> 00:15:21.592 Bu, gafiller arasında zikretmenin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. 00:15:21.592 --> 00:15:25.211 Tam bize göre bir zamanda, tam bizim durumumuza uygun. 00:15:25.211 --> 00:15:29.720 Elhamdülillah, Allah bizlere, yolunda gitmeyi nasip etmiş. 00:15:29.720 --> 00:15:35.225 Namazın, caminin kadrini kıymetini, hadisin kıymetini göstermiş ki buraya gelmişiz. 00:15:35.225 --> 00:15:41.921 Ama insanların çoğu gafil. Bu gafiller arasında Allah'ı anmak, inşaallah bizleri 00:15:41.920 --> 00:15:52.440 bu hadîs-i şerîfte tarif edilen dereceye yükseltir. Fırsat bu fırsat. Allah'ı çok zikredelim inşaallah. 00:15:52.600 --> 00:15:55.000 Bir başka rivayet daha var. 00:15:55.160 --> 00:16:00.840 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz; gafiller arasında Allah'ı zikreden kimseyi, üç şeye benzetiyor. 00:16:00.920 --> 00:16:09.160 Bir; savaşçılar arasında arkadaşları geri çekilmiş, tek başına savaşan kahramana benzetiyor. 00:16:09.840 --> 00:16:16.240 gafiller arasında zikirle meşgul olan, onlara uymayıp gaflete düşmeyen kimseyi. 00:16:16.160 --> 00:16:24.800 İki; gafiller arasında zikir erbabı kimse, karanlık evdeki yanan kandile benzetiliyor. 00:16:25.000 --> 00:16:29.920 Her taraf kapkaranlık, o yanıyor, o aydınlatıyor. Demek ki başkasına da faydası var. 00:16:30.280 --> 00:16:36.680 Üç; gafiller arasında zikir erbabı, 00:16:36.920 --> 00:16:43.000 yaprakları dökülmüş ağaçlar arasında yeşil yapraklı ağaca benzetiliyor. 00:16:43.107 --> 00:16:47.558 Mesela kışın ağaçlar bütün yapraklarını döker. 00:16:47.558 --> 00:16:52.588 Aralarında bir tane çam filan varsa, ne kadar yemyeşil, göze hoş görünür. 00:16:52.588 --> 00:16:57.384 Allah'ı zikreden kimse, böyle bir ağaca benzetilmiş. 00:16:57.384 --> 00:17:08.990 Çünkü zikrullah kalbin suyudur. Kalp onunla yeşerir, filizlenir, gelişir. Zikirle dirilir. 00:17:08.888 --> 00:17:11.306 Toprağa su vermezsen otlar ne olur? 00:17:11.369 --> 00:17:19.761 Sararır, toprak çatlar, ölür, hayat kalmaz. Zikir olmazsa kalp de öyle çatlar, sararır, kurur. 00:17:20.225 --> 00:17:27.387 Onun için bu zikre fazlaca ehemmiyet vermek lazım. 00:17:27.427 --> 00:17:34.168 Arş-ı Âlâ'nın gölgesinde gölgelenen o insanlardan bir sınıfın içine 00:17:34.168 --> 00:17:37.677 böylece dâhil olmaya çalışmak icap ediyor. 00:17:37.720 --> 00:17:43.400 Allahu Teâlâ hazretleri ivazsız, garazsız, riyâsız, 00:17:44.960 --> 00:17:50.000 kendisini zikreden bahtiyarlar arasına bizi dâhil eylesin. 00:17:49.991 --> 00:17:58.296 Çünkü kıyamet gününde artık ibadetlerin hepsi bitiyor, bütün kalan şey zikir. 00:17:58.367 --> 00:18:07.116 En devamlı, her zaman da yapılabilen şey, bu zikir ibadeti oluyor. 00:18:07.840 --> 00:18:18.560 Zebîhatü'l-müslimi halâlün semmâ ev lem yusemmâ. Mâ lem yeteammed ve's-saydu kezâlik. 00:18:18.860 --> 00:18:22.446 Bu hadîs-i şerîfte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz 00:18:22.440 --> 00:18:33.520 kesilen hayvanlardan bahsediyor. Müslümanın kesmiş olduğu hayvan; koyun, keçi, sığır, 00:18:33.520 --> 00:18:39.200 tavuk, horoz, kaz, ördek, hepsi helâldir. 00:18:41.320 --> 00:18:50.360 İster Bismillâhirrahmânirrahîm desin, ister demesin. Kasten demezse o zaman zararı var. 00:18:50.380 --> 00:18:58.930 Ama unutur da demezse bile -müslüman ya, unutuverdi- onun eti yenilir. 00:18:58.446 --> 00:19:09.241 "'Bismillâh' demeyi unutsa bile müslümanın kestiği helâldir." diyor. Bu bir müjde, elhamdülillah. 00:19:09.360 --> 00:19:13.920 "Ne oluyor ne kalıyor?" diye etlerimiz hususunda hep tereddüt ederiz. 00:19:17.120 --> 00:19:21.960 Et Balık Kurumu'nda, zaten "Besmeleyi çekiyorlarmış." diye, duyuyoruz. 00:19:21.960 --> 00:19:27.120 Bazen "Hepsine çekiyor mu çekmiyor mu?" diye soranlar oluyor. 00:19:27.120 --> 00:19:34.160 Bir arada çekmeyi unutuverse de, müslüman kestikten sonra câiz oluyor, yeniliyor. 00:19:35.800 --> 00:19:46.560 Bu hadîs-i şerîfte bunu öğrenmiş oluyoruz. Zaten fukahanın ekseriyetinin kanaati; 00:19:46.583 --> 00:19:55.259 Ve'l-cumhûr kâlû hiye sünneti lâ vâcibetun. "İsmi zikretmek sünnettir, vacib değildir." 00:19:55.259 --> 00:20:04.667 Ve'l-mezbûhu halâlün sevâ'ün terekehâ sehven. Terkinde yenilmeme durumu yoktur" 00:20:05.218 --> 00:20:10.850 Ama bir de kasten yaparsa. İllâ. "Ona lüzum yok, istemiyorum." 00:20:10.850 --> 00:20:17.499 veyahut "Düşmanlığından dolayı, herhangi bir sebeple diye onu istisna ediyor.Mâ lem yete'ammed. 00:20:17.575 --> 00:20:22.963 "Taammud etmediği, kast etmediği, kasten terk etmediği takdirde" kestiği yenilir. 00:20:22.963 --> 00:20:26.100 Av da böyledir. Avın da kuralı var. 00:20:26.100 --> 00:20:32.964 Oltayı atarken besmeleyle atacaksın, köpeğini salarken besmele ile salıvereceksin, 00:20:33.380 --> 00:20:42.275 tetiği çekerken besmele ile çekeceksin, oku atarken, taş atsan bile Allah'ın adını anacaksın. 00:20:42.275 --> 00:20:50.954 Hepsinde Allah'ın adını anarak yapacaksın, aksi takdirde olmaz. Av da bu durumdadır. 00:20:50.954 --> 00:20:59.302 Müslüman avlamışsa unutsa da unutmasa da; "O zaten müslüman; hatırlasaydı söyleyecekti, 00:20:59.302 --> 00:21:03.839 bir kastı yok." diye, "Kesilen et gibi o av da yenilir." diye 00:21:03.839 --> 00:21:06.690 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ifade buyurmuştur. 00:21:06.753 --> 00:21:19.473 Zebbû an a'râdiküm bi-emvâliküm. Kâlû ve keyfe? Kâle tu'tûne'ş-şâire ve men tehâfûne lisânehu. 00:21:19.560 --> 00:21:22.690 Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten rivayet edildiğine göre 00:21:22.789 --> 00:21:27.333 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz diyor ki; 00:21:27.320 --> 00:21:35.320 "Şereflerinizi müdafaa ediniz. Şereflerinizi mallarınızla koruyunuz." 00:21:36.120 --> 00:21:42.720 Diyorlar ki;"Nasıl koruyacağız yâ Resûlallah? Mallarımızla şerefimizi korumamız nasıl olacak?" 00:21:42.720 --> 00:21:48.440 Bunu bilemedikleri için soruyorlar. Buyuruyor ki; 00:21:48.920 --> 00:21:58.880 "Şairlere atiye verirsiniz, ihsanda bulunursunuz. Böylece şairin şerrinden emin olursunuz. 00:21:58.891 --> 00:22:07.110 Veyahut onlar gibi dilinden korktuğunuz kimselere biraz bir şeyler, hediye, atiye verirsiniz. 00:22:07.110 --> 00:22:14.896 O zaman onların şerrinden emin olursunuz." Bunun "şair" diye söylenmesinin izahını yapalım. 00:22:15.114 --> 00:22:23.378 Peygamber Efendimiz'in zamanında gazete, mecmua, radyo televizyon yok. 00:22:23.360 --> 00:22:30.160 Bir tek propaganda imkânı var; insanların dilleri. 00:22:30.600 --> 00:22:37.600 O devirde, Arabistan'da şairlerin çok büyük tesiri var. 00:22:37.626 --> 00:22:42.817 Şairin birisi bir tek söz söyledi mi, o kulaktan kulağa; 00:22:42.817 --> 00:22:46.777 "Filanca şair filanca şahıs aleyhine şöyle bir şiir söylemiş!" diye, 00:22:46.880 --> 00:22:54.330 -çöl adamının başka işi gücü yok; o da ezberleyip ona söyler, o ona söyler- 00:22:54.400 --> 00:22:59.440 halkın arasında o şahsın kötü şöhreti veyahut kötülüğü yayılırmış. 00:22:59.640 --> 00:23:12.920 Onun için şairler çok önemli. O devirde insanı yükselten, alçaltan, üzen bir vasıta olmuş oluyor. 00:23:13.191 --> 00:23:21.310 Peygamber Efendimiz'in kendisinin şairleri vardı, ashaptan şairler vardı. 00:23:21.365 --> 00:23:26.830 Kâfirlerin şairleri, müslümanlar aleyhine şiirler tertip edince, 00:23:26.800 --> 00:23:34.400 Peygamber Efendimiz de kendi şairlerine, onlara cevap vermelerini emrederdi, müdafaa ederlerdi. 00:23:36.840 --> 00:23:41.840 Hatta Kur'ân-ı Kerîm'de Şuarâ sûresi var, Şairler sûresi. 00:23:42.420 --> 00:23:45.918 Şuarâ suresinin sonunda şairleri iki sınıfa ayırıyor. 00:23:46.263 --> 00:23:55.128 Bir kısmını kötü şairler olarak açıklıyor, bir kısmını da müslümanlara yardımcı olan, 00:23:55.120 --> 00:24:01.960 diliyle, yazdığı şiirle müslümanları müdafaa eden, Allah'a iman eden kimse olarak methediyor. 00:24:01.996 --> 00:24:08.467 Demek ki kullanılan vasıtaya göre hüküm değişiyor. 00:24:08.467 --> 00:24:14.366 Vasıtanın hangi sebeple kullanıldığı düşünülmeli. 00:24:14.552 --> 00:24:20.589 İyi niyetle kullanılırsa o zaman iyi olur, kötü niyetle kullanılınca kötü oluyor. 00:24:20.589 --> 00:24:27.183 "Şiir doğrudan doğruya kötüdür." diyemiyoruz. İslâm'ın lehine kullanılmışsa, 00:24:27.183 --> 00:24:32.419 Müslümanlığı müdafaa etmekte kullanılmışsa, o zaman iyi. 00:24:34.480 --> 00:24:37.480 Müslümanlığı kötülemekte kullanılmışsa fena. 00:24:37.464 --> 00:24:45.743 Bir kere Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerîf irad buyurdular. Ashaptan birisi kalktı; 00:24:46.400 --> 00:24:55.120 "Yâ Resûlallah! Ben bu söylediğiniz şeyi şiir hâline getirsem, izin verir misiniz?" "Getir." dedi. 00:24:55.276 --> 00:25:01.250 O akşam eve gitti, Resûlullah'ın söylediği sözleri şiir hâline getirdi. 00:25:01.250 --> 00:25:08.170 Ertesi gün Peygamber Efendimiz'e okudu. Peygamber Efendimiz dinlerken ağladı, gözyaşı döktü. 00:25:08.640 --> 00:25:14.370 Hep ona okuttururlarmış, "Şu şiir nasıldı, oku bakalım." diye okuttururlarmış. 00:25:14.517 --> 00:25:23.662 Hassân b. Sâbit, Kâ'b b. Mâlik Peygamber Efendimiz'in şairlerinden. 00:25:24.150 --> 00:25:29.755 Bir keresinde Kureyş'in şairleri Peygamber Efendimiz'i kötüledi. 00:25:29.787 --> 00:25:35.966 Bunun üzerine onlara cevap vermek icap etti. Sahabeden birisi talip oldu; 00:25:35.966 --> 00:25:41.421 "Ben cevap vereyim yâ Resûlallah!" dedi. "Ama sen nasıl cevap vereceksin? 00:25:41.560 --> 00:25:48.640 Soyunu sopunu kötülesen, ben de Kureyş'tenim. Sana Hz. Ebû Bekir yardım etsin. 00:25:48.640 --> 00:26:01.680 Hz. Ebû Bekir radıyallahu anh ensâbı, kimin kiminle akraba olduğunu, soy alakalarını çok iyi bilirdi. 00:26:01.760 --> 00:26:07.200 Sen ona danış da öyle yap." dedi. "Hiç merak etme yâ Resûlallah! 00:26:07.215 --> 00:26:13.249 Ben senin sülaleni tereyağından kıl çeker gibi ötekilerden ayırırım, seni istisna ederim. 00:26:13.249 --> 00:26:18.344 Onlara ağzının payını veririm. Layık oldukları cevabı veririm." dedi. 00:26:19.680 --> 00:26:30.480 Bu şairlerden kötülediği adam edepsiz. Sözü de yayılıyor. Bir söz söyleyecek, insanı zarara uğratacak. 00:26:30.466 --> 00:26:36.938 Ne yapmak lazım? Peygamber Efendimiz; "Mal vererek onları susturun." diyor. 00:26:37.900 --> 00:26:43.677 "Şerefinizi korumak için malınızı kullanın, harcayın." "Ne yapacağız yâ Resûlallah?" 00:26:43.677 --> 00:26:50.225 Şairlere verirsiniz yahut diliyle kötülük yapmasından korktuğunuz 00:26:50.225 --> 00:26:54.750 başka kimselere parayı verirsiniz, susturursunuz. Çünkü parayı aldı mı susar. 00:26:54.750 --> 00:27:02.387 Hatta istersen lehine de yazar."Al şu parayı, lehime yaz." desen lehine de yazar. 00:27:02.560 --> 00:27:11.960 "Lebid" isminde bir şair var. Irak'a gitmişler. O zaman Irak onlar için uzak bir yer. 00:27:11.960 --> 00:27:19.000 Çölden kalkmışlar, kabilesindeki adamlarla beraber Irak'a kadar gitmişler. Bu genç birisiymiş. 00:27:18.996 --> 00:27:22.304 "Sen mallarımızı, develerimizi bekle." demişler. Onu bırakmışlar. 00:27:22.320 --> 00:27:30.440 Öteki kafilenin büyükleri; "Bir deneyelim seni." "Şu karşıdaki tarlayı tarif et bakalım." diyorlar. 00:27:30.412 --> 00:27:37.933 O da hemen o anda, -zekâları ne kadar parlak ki- o tarla ile ilgili bir şiir söylüyor; 00:27:37.933 --> 00:27:39.873 beğeniyorlar, "Peki, gel." diyorlar. 00:27:40.202 --> 00:27:48.330 Ertesi gün o hükümdarın huzuruna gelince söz alıyor; öteki adam aleyhinde, 00:27:48.330 --> 00:27:52.818 kendilerine bir gün önce zararı dokunan adam hakkında bir şiir okuyor. 00:27:52.818 --> 00:28:00.800 Şiiri o kadar tesirli oluyor ki hükümdar o adamı sarayından çıkartıyor. 00:28:00.931 --> 00:28:08.224 O adam mektup yazıyor, haber gönderiyor hükümdara diyor ki;"Hükümdarım, onların söyledikleri yalan!" 00:28:08.440 --> 00:28:13.000 "İster doğru olsun, ister yalan olsun; söz bir kere söylendi." diye cevap veriyor. 00:28:14.000 --> 00:28:16.680 Darbı mesel oluyor. 00:28:17.480 --> 00:28:24.120 Şairlerin böyle zararı var, dillerinin tesiri var. 00:28:25.920 --> 00:28:31.400 "Malınızla onları susturun." diyor Peygamber Efendimiz. Bugün bize düşen nedir? 00:28:31.451 --> 00:28:37.193 Menfi propanganda olarak gazete olur, daha başka yollarla olur; 00:28:37.248 --> 00:28:40.697 onlara karşı bu usûlü kullanabiliriz. 00:28:41.640 --> 00:28:52.000 Şahısları, vasıtaları İslâm'a hücum etmekten paralarımızla men edebiliriz, alıkoyabiliriz. 00:28:52.150 --> 00:28:54.878 Bugünün taktiği ile böyle olur. 00:28:55.520 --> 00:29:03.360 Zeru'l-ârifîne muhaddesîne min ümmetî lâ tünzilûhümü'l-cenneti ve le'n-nâr. 00:29:03.371 --> 00:29:07.978 Hattâ yekûna'llâhu'llezî yakdî fîhim yevme'l-kıyâmeti. 00:29:08.250 --> 00:29:14.218 Hz. Ali Efendimiz'den naklolunduğuna göre, Peygamber Efendimiz buyurmuşlar ki; 00:29:14.400 --> 00:29:18.520 "Benim ümmetimden kendisine ilham gelen, meleklerin kendisine 00:29:18.480 --> 00:29:30.240 bazı şeyleri bildirdiği ârif kimseleri bırakın. Onlardan bahsetmeyin. 00:29:30.320 --> 00:29:34.480 Onları cennete veya cehenneme nisbet etmeyin. 00:29:34.471 --> 00:29:39.342 'Bu adam cennetliktir.' veyahut 'Bu adam ehl-i cehennemdir.' demeyin. 00:29:39.400 --> 00:29:44.200 Bırakın, Allahu Teâlâ hazretleri onların arasında hükmetsin. 00:29:44.205 --> 00:29:48.858 Onları cennete sokacaksa sokar, cehenneme atacaksa atar. 00:29:48.889 --> 00:29:56.762 Kıyamet gününde Allah'a ait bir şeye siz karışmayın. Onların lehinde, aleyhinde konuşmayın." demiş. 00:29:56.825 --> 00:30:06.324 Allahu âlem bu şahıslar bizim meczup dediğimiz kimseler. "Bu adam meczuptur." diyoruz. 00:30:06.324 --> 00:30:11.923 Meczup ne demek?"Durumu normal insanlar gibi değil." demek. 00:30:11.923 --> 00:30:20.897 Bakıyorsun; deli desen durumları, deliliğe sığmıyor bazen öyle sözler söylüyorlar ki akıllıdan çıkmaz. 00:30:22.800 --> 00:30:28.920 Bazen de bakıyorsun, yaptıkları hareketleri şer'i şerîfe sığdıramıyorsun. 00:30:30.720 --> 00:30:35.640 "Başka hareketlerinden, kendilerinde âriflik olduğu, 00:30:35.640 --> 00:30:40.760 irfan olduğu belli olmuşsa o hallerine karışmayın, Allah'a havale edin." diyor. 00:30:41.400 --> 00:30:43.280 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz. 00:30:43.200 --> 00:30:49.520 Bilemezsin, senin gözüne hata gibi görünen bir şeydir, aslında onun başka bir sebebi vardır. 00:30:49.548 --> 00:30:57.680 Bu gibi durumlarda ve bilhassa büyük alimlerin, mürşitlerin mesela dış görünüşlerinde 00:30:57.680 --> 00:31:02.567 insan bir kusur görse bir hayra tevil edecek ve Kehf suresinde 00:31:02.560 --> 00:31:07.560 Musa aleyhisselam ile Hızır arasında geçen macerayı düşünecek. 00:31:07.743 --> 00:31:14.813 Nasıl orada Musa aleyhisselam anlayamadı, Hızır aleyhisselam'ın yaptığı şeylerin sebebini sordu. 00:31:14.813 --> 00:31:21.941 Soru sordu, itiraz etti. O düşününlecek; "Bunun elbette bir sebebi vardır." denilecek. 00:31:21.988 --> 00:31:28.160 Çünkü aleyhinde konuşursun; Allah'ın sevgili kuludur, zararı olur. 00:31:28.160 --> 00:31:34.184 Çünkü Allah kendi kullarının, sevgili kullarının aleyhinde bulunulmasından razı olmaz. 00:31:34.184 --> 00:31:37.417 Seni cezalandırır, başın derde girer. 00:31:37.440 --> 00:31:44.275 Onun için bu hadîs-i şeriften; "O gibilerin hâline karışma." diye bir ders çıkıyor. 00:31:44.346 --> 00:31:53.167 Zerûnî mâ terektüküm fe-innemâ heleke men kâne kableküm bi-kesreti min süâlihim. 00:31:53.167 --> 00:32:00.442 Ve'htilâfihim alâ enbiyâihim. Fe-izâ emertüküm bi-şey'in fe'tû minhü me'steta'tüm 00:32:00.442 --> 00:32:04.200 ve izâ neheytüküm an şey'in fedeûhü. 00:32:04.240 --> 00:32:07.615 Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten rivayet edildiğine göre, 00:32:07.615 --> 00:32:11.771 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurmuş ki; 00:32:11.855 --> 00:32:22.160 "Ben sizi bıraktığım zaman siz de bana ilişmeyin. 00:32:22.212 --> 00:32:31.970 Çünkü sizden önceki ümmetler çok soru sormalarından dolayı 00:32:31.128 --> 00:32:36.451 ve peygamberlerine muhalefet ettiklerinden dolayı helâk oldular. 00:32:36.490 --> 00:32:43.494 Ben size bir şeyi emretmişsem gücünüz yettiğince o emrettiğim şeyi yapmaya çalışın. 00:32:43.494 --> 00:32:50.654 Bir şeyi yasaklamışsam, onu da bırakın. Yapmayın, yasakladığım şeyi bırakın." 00:32:50.654 --> 00:32:53.823 Fazla ileri geri; "Şöyle mi olacak, böyle mi olacak? 00:32:53.823 --> 00:33:00.761 Ama neden, niçin, nasıl?" filan gibi sorularla işi çok karıştırıp da kendinizi bağlamayın. 00:33:00.760 --> 00:33:07.000 Çünkü çırpındıkça insan bağlanır, bağlandıkça da yapması zorlaşır. 00:33:08.720 --> 00:33:10.400 Bakara sûresinde var. 00:33:10.000 --> 00:33:18.680 Çok sorusu ve itirazları dolayısıyla Benî İsrail'in başına gelenler başka sûrelerde de anlatılmış. 00:33:18.735 --> 00:33:21.685 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz eski ümmetlerin hallerine bakıyor da, 00:33:21.725 --> 00:33:27.763 şefkatinden, lütf u kereminden, müslümanlara acıdığından diyor ki; "Bana çok soru sormayın. 00:33:27.800 --> 00:33:34.560 Ben size bir şeyi söyledim mi yapmaya çalışın, yasakladım mı bırakmaya çalışın. 00:33:34.760 --> 00:33:42.280 'Detayını, teferruatını inceden inceye sorup anlayacağız.' derken, itiraz etmiş olursunuz. 00:33:42.320 --> 00:33:46.960 Aklınızın ermediği kısımlar olur. Veyahut hükmü zorlaştırırsınız." 00:33:47.120 --> 00:33:52.360 Mesela küçük bir şey anlatalım bununla ilgili; 00:33:53.800 --> 00:34:00.760 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Ramazan'da birkaç gün teravih namazına çıktı. 00:34:00.800 --> 00:34:06.920 Tabii herkes arkasında şevkle namaz kıldı. Mübarek bir zaman, Ramazan ayı. 00:34:06.983 --> 00:34:14.935 Ondan sonra önlerinde Hz. Peygamber Efendimiz; insanın ayağı yere mi değer? 00:34:14.935 --> 00:34:19.302 O kadar güzel bir durum. Tabi herkes şevkle namaz kıldı. 00:34:19.334 --> 00:34:23.669 Sonra Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz çıkmayıverdi. Neden? 00:34:23.669 --> 00:34:29.503 "Ümmetimin üzerine farz olur." diye, korkusundan. Farz olursa ne olur? 00:34:29.526 --> 00:34:33.424 "Farz olursa yapmayanlar cezaya mâruz kalır. 00:34:33.424 --> 00:34:38.982 Farzı terk etmekten dolayı şiddetli, büyük cezaya mâruz kalır." diye şefkatinden. 00:34:38.982 --> 00:34:43.600 Şefkatini bize, Tevbe sûresinin sonundaki âyet-i kerîmeler bildiriyor: 00:34:43.115 --> 00:34:46.600 Lekad câeküm resûlün min enfüsiküm. 00:34:46.600 --> 00:34:51.650 "Allahu Teâlâ sizlerden, sizin gibi, sizin cinsinizden bir peygamber gönderdi. 00:34:51.650 --> 00:34:55.510 Size öyle bir peygamber geldi." 00:34:55.633 --> 00:35:05.394 Azîzün aleyhi mâ anittüm harîsun aleyküm bi'l-mü'minîne ra'ûfün-rahîm. 00:35:05.502 --> 00:35:12.203 "Size karşı 'harîs' size karşı çok meraklı, üstünüze titriyor 00:35:12.227 --> 00:35:17.234 ve mü'minlere karşı ref'etli, merhametli, şefkatli." 00:35:17.234 --> 00:35:21.197 O âyet-i kerîme Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'i şefkatiyle methediyor. 00:35:21.197 --> 00:35:24.142 O şefkatinden dolayı bu tenbihatı yapıyor. 00:35:24.173 --> 00:35:28.828 Eski ümmetlerin başına gelenleri biliyor da, ümmetini ondan korumak istiyor. 00:35:28.851 --> 00:35:37.988 Peygamber Efendimiz ufukta kırmızı, kara bir bulut görse sapsarı kesilirdi. 00:35:38.750 --> 00:35:43.855 Eski ümmetlere azap getiren bulutlar olmuş. Kur'ân-ı Kerîm anlatıyor. 00:35:43.886 --> 00:35:55.124 Uzaktan bulutu görünce; 'Hah!' demişler,Hâzâ âridun mümtırunâ. "İşte bize yağmur bulutu geliyor." 00:35:55.124 --> 00:36:02.182 "Yağmur yağacak, bereket gelecek." diye beklerken -ama azap var içinde- büyük felaketlere uğramışlar. 00:36:02.205 --> 00:36:05.397 Peygamber Efendimiz; böyle bir bulut gördüğü zaman telaşlanırmış. 00:36:05.397 --> 00:36:10.451 "Acaba ümmetime bir zarar mı gelir." diye dua edermiş, şefkatinden… 00:36:10.451 --> 00:36:17.430 Burada da, o şefkatinden dolayı; "Söylediğim kadarını yapın, incesini karıştırıp kurcalayıp da 00:36:17.430 --> 00:36:21.250 kendinizi tehlikeye sokmayın." diye tenbihatta bulunuyor. 00:36:21.880 --> 00:36:28.396 Eski mutasavvıflardan, âriflerden bir zât da diyor ki; "Mürit üç çeşittir." 00:36:28.475 --> 00:36:32.646 Kendisi şeyh ya, müritleri üçe ayırıyor. 00:36:32.685 --> 00:36:44.461 Bir; mürîdün mutlakun, "tam mürit." Ne derse şeyhine ittibaâ ediyor. Hiç itirazı filan yok. 00:36:44.508 --> 00:36:48.877 "Kal." dediği yerde kalıyor, "Git." dediği yerde gidiyor, "Gel." dediği yerde geliyor. 00:36:48.920 --> 00:36:57.640 İkincisi; mürîdün mecâziyyün, mürit değil aslında ama işte "mürit" denmiş. 00:36:58.000 --> 00:37:05.560 Aslında kendi nefsinin emrinde, güya şeyhe bağlanmış ama söz dinlemiyor. 00:37:05.560 --> 00:37:13.240 Bir şey söylüyorsun, "Neden? Niçin? Nasıl? Sebebi ne?" bir sürü şeyler söylüyor. 00:37:13.520 --> 00:37:20.680 Buna, "mecâzî mürid" diyor. Hakiki mürid değil de, işte öyle "adı mürid" mânasında. 00:37:20.706 --> 00:37:28.138 Bir de mürîdun mürtedün; "O da şeyhinden hoşuna gitmeyen bir hal görünce, 00:37:28.120 --> 00:37:33.280 mesela bir azar işitse veya başka bir durum görse bırakıp gider." 00:37:33.298 --> 00:37:37.338 Olur mu, o senin terbiyecin. Baba bazen çocuğunu azarlamaz mı? 00:37:37.393 --> 00:37:44.113 "Bunu böyle yaptın, doğru mu bu yaptığın? Yapma bakayım bir daha!" diye kaşlarını çatıyor. 00:37:44.113 --> 00:37:49.743 Kaşlarını çatınca veyahut beğenmediği bir hal görünce, umduğunu bulamayınca, ötekisi kaçıp gidiyor. 00:37:49.822 --> 00:37:57.931 Öyle üçe ayırmış. Yani bu ikincisi de, ortancası da; "Neden? Nasıl?" filan diye soran kimse. 00:37:57.931 --> 00:38:02.432 "O da iyi olmuyor." diye, bu kıssa bize gösteriyor. 00:38:02.432 --> 00:38:11.520 Zirvetü senâmi'l-İslâmi el-cihâdü fî sebîlillâh, lâ yenâlühû illâ efdalühüm. 00:38:11.520 --> 00:38:16.497 Ebû Umâme el-Bâhilî radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş. 00:38:16.525 --> 00:38:18.894 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki; 00:38:18.960 --> 00:38:25.400 Senam, "devenin hörgücü" demek. Zirve, "bir şeyin yükseği" demek. 00:38:25.440 --> 00:38:37.360 "İslâm'ın tepesinin en uç noktası, -aşağıdan yukarıya çeşitli hükümleri var- zirvesi, 00:38:39.240 --> 00:38:47.360 Allah yolunda cihad etmektir. Buna ancak müslümanların en faziletlileri nâil olur." 00:38:47.360 --> 00:38:56.400 Bu devlet herkese nasip olmaz. Ancak müslümanların en faziletlileri, efdalleri o nimete mazhar olurlar. 00:38:56.920 --> 00:38:59.760 Demek ki İslâm'ın birçok emirleri var. 00:38:59.760 --> 00:39:09.400 Mesela Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e; "İslâm nedir?" diye soruyorlar. 00:39:02.520 --> 00:39:06.840 İslâm'ın beş şartını cevap olarak söylüyor: 00:39:06.920 --> 00:39:13.640 "Şehadet getirmek, namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, zekât vermek." 00:39:13.639 --> 00:39:21.119 "İslâm'ın birçok emirleri var." dedik. Bu emirler içinde zirvede, en uç noktada ne geliyor? 00:39:21.120 --> 00:39:25.360 Allah yolunda cihatdetmek geliyor. Cihad nedir? 00:39:26.400 --> 00:39:34.760 Cihad çok geniş bir kelimedir. Hakikaten izah edilmesi lazım gelen bir kelimedir. 00:39:34.743 --> 00:39:38.237 Cihat iki şekilde olur. 00:39:38.200 --> 00:39:46.200 Bir; düşmanla eline silahı alıp harp meydanında çarpışmak şeklinde olur. 00:39:47.200 --> 00:39:53.840 Bu bildiğimiz şeyler. Mesela bir ordu, müslüman ordusu, karşıda kâfir ordusu. 00:39:53.880 --> 00:40:00.280 Silahları çekiyorlar, dinini yaymak için çarpışıyorlar. Cihad, Allah uğrunda yapılan bir savaş. 00:40:00.318 --> 00:40:09.550 Bir de mânevî cihad olur. Çünkü düşmanlar bazen öyle kâfir gibi hududun öbür tarafında durup 00:40:09.560 --> 00:40:14.480 gözle görülen şeyler değildir. İnsanın mânevî düşmanları da vardır. 00:40:14.484 --> 00:40:24.974 Mânevî düşmanın en başta geleni nedir?Birisi şeytandır. İnsanın şeytanla mücadele etmesi lazım. 00:40:24.974 --> 00:40:32.620 İkincisi, şeytanın baş yardakçısı içimizde nefis, bizi bütün kötülüklere sürükler, durur. 00:40:32.620 --> 00:40:37.321 Nefisle mücadele, mücahede etmek lazım. Onlar da cihad. 00:40:37.321 --> 00:40:43.850 Hatta nefsin arzularına, kötü duygularına, isteklerine, heveslerine karşı cihad etmek, 00:40:43.850 --> 00:40:51.111 cihâd-ı ekber diye bildirilmiş kitaplarımızda ve hadîs-i şerîflerimizde beyan edilmiş. O da cihad. 00:40:51.198 --> 00:40:58.975 Demek ki "Bugün artık düşmanlarla savaş yok, sulh halindeyiz." demek doğru değil. 00:40:58.975 --> 00:41:03.187 Cihad her zaman, her yerde müslümanın işidir. 00:41:03.242 --> 00:41:08.845 Her zaman müslümanın uğraşacağı, gayret sarf edeceği taraf var. 00:41:08.884 --> 00:41:14.995 Nefsiyle cihad eder, şeytanla cihad eder, kötü huylarla cihad eder. 00:41:15.340 --> 00:41:24.391 Böylece Allah yolunda azami cehdini sarf eder. Cihad bu. Demek ki bu, İslâm'ın zirvesiymiş. 00:41:24.391 --> 00:41:30.643 Allahu Teâlâ hazretleri bizleri cümleten mücâhid-i fî sebîlillah sınıfına dâhil eylesin. 00:41:30.643 --> 00:41:35.420 Allah yolunda cihat edenlerden eylesin. Ne ile? 00:41:35.105 --> 00:41:39.607 Düşman yoksa kendi nefsimizle, şeytanla, kötü huylarımızla. 00:41:39.607 --> 00:41:46.279 Düşman olduğu zaman da, alırız elimize silahı; ırzımızı, dinimizi, imanımızı korumak kollamak için, 00:41:46.279 --> 00:41:50.531 ecdadımız canını nasıl seve seve vermiş, kefeni zemzemle yıkamış, 00:41:50.531 --> 00:41:57.389 boynuna dolamış gitmişse oraya da gideriz."Canımız da feda olsun, malımız da feda olsun." der, gideriz. 00:41:57.400 --> 00:42:02.000 O olmadığı zaman da demek ki yine cihat edilecek şeyler var. 00:42:02.000 --> 00:42:06.320 Zekâtü'l-cenîni zekâtü ümmih 00:42:06.500 --> 00:42:09.960 Buradaki zekât, bizim bildiğimiz zekât değil. 00:42:09.960 --> 00:42:16.800 Çünkü bizim bildiğimiz zekât eski yazıda 'ze' ile yazılır, bu 'zel' ile yazılıyor. 00:42:16.800 --> 00:42:25.280 Zekât, "kesmek" demek.Hayvanı kesmezsen kafasına bir tokmak vursan olur mu?Olmaz. 00:42:25.297 --> 00:42:28.824 Bir koyunu kafasına bir tokmak vurdun, öldürdün. 00:42:28.824 --> 00:42:36.297 Veyahut bir otomobil geldi çarptı, bir duvara çarptı, hiçbir yeri kanamadan düştü yere, öldü. 00:42:36.297 --> 00:42:44.500 Yiyebilir misin?Yiyemezsin.İpi boynuna dolandı, kıpırdarken kıpırdarken boğuldu.Yiyebilir misin? 00:42:44.400 --> 00:42:47.720 Yiyemezsin.Âyet-i kerîmede zikredilmiş.Ne yapmak lazım? 00:42:47.720 --> 00:42:58.000 Keseceksin, kanı akacak, kanı çıkacak. O zaman temiz, helâl olacak. Cenin ne demek? 00:42:58.840 --> 00:43:07.480 Kesilen hayvanın karnından çıkan yavrusu. Bazen kestiğin hayvanın içinden yavrusu da çıkar. 00:43:07.547 --> 00:43:13.700 Kurbanda filan olur. İnek, koyun keser insan; bakarsın içinde yavrusu da var. 00:43:13.700 --> 00:43:23.417 Ya bilinir, ya bilinmez. Bilinirse mümkün mertebe onu almayıp da doğumuna kadar beklemek düşünülebilir. 00:43:23.417 --> 00:43:32.686 Ama kestin, o zaman o cenin ne olacak? O karnından çıkan yavru ne olacak? 00:43:32.920 --> 00:43:41.120 O temiz mi, yenir mi yenmez mi?Anasının kesilmesi, kanının akıtılması, 00:43:41.120 --> 00:43:45.560 İslâmî mânada kesilmesi onun için de kifayet eder. 00:43:48.400 --> 00:43:56.360 "Temizdir." diyor. Alimler bunu iki türlü anlamış. Bizim imamımız İmâm-ı Âzâm diyor ki; 00:43:56.507 --> 00:44:02.253 "Nasıl anasını kesip de kanını akıtmak suretiyle temiz oluyorsa 00:44:02.308 --> 00:44:06.441 anasına yaptığımız muameleyi ona da yaparız, onu da kesiveririz. 00:44:06.560 --> 00:44:09.960 Onun da kanı akar. O zaman temiz olur." mânasına. 00:44:10.730 --> 00:44:18.653 Bazı alimler de; "Hayır, o mânaya değil, anasının kesilmesi onun temiz olmasına kâfi gelir." demişler. 00:44:18.720 --> 00:44:22.560 Yine aynı mânada bir hadîs-i şerîf daha aşağıda var: 00:44:22.560 --> 00:44:32.640 Zekâtü'l-cenîni izâ şeare zekâtü ümmihî velâkinnehû yüzbehu hattâ yensâbe mâ fîhi mine'd-demi. 00:44:32.720 --> 00:44:42.360 Ceninin kesilmesi, temiz olması; anasının karnında, rahimde tüyleri belirmişse, 00:44:42.386 --> 00:44:54.311 anasının kesilmesiyle tamam olur. O hayvanın karnından çıkan temizdir, yenilebilir, helaldir. 00:44:54.311 --> 00:45:01.992 Velâkinnehu yüzbehu. "Buna rağmen yine o kesilir, ta ki içindeki kan aksın. 00:45:01.992 --> 00:45:08.148 Çünkü İslâm'da kan haramdır. 'O aksın.' diye kesilir. 00:45:08.160 --> 00:45:15.440 Bu hadîs-i şerîfi çok iyi dinleyin çünkü bizim işimizle çok yakından alakalı. 00:45:15.889 --> 00:45:25.112 Parça parça okuyup izahını verelim. Zikru'l-enbiyâi mine'l-ibâdeti. 00:45:25.497 --> 00:45:32.914 "Peygamberlerin anılması ibadettendir."Nasıl anarız peygamberleri? 00:45:32.914 --> 00:45:41.436 Menâkibini, fezâilini, mucizelerini, sözlerini, hadislerini anlatırız. 00:45:41.520 --> 00:45:52.320 Hz. Âdem'den bizim Peygamberimiz'e kadar geçmiş peygamberlerimizin anılması ibadettendir. 00:45:52.423 --> 00:45:56.506 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in menâkibini, mucizelerini, 00:45:56.520 --> 00:46:04.560 doğumunu, sözlerini, hadisini anlatmak, bunlar hep ibadettir. 00:46:04.560 --> 00:46:06.560 Elhamdülillah, biz şimdi ne yapıyoruz? 00:46:06.560 --> 00:46:10.440 İbadet yapıyoruz; Resûlullah'ı anıyoruz, hadislerini zikrediyoruz, 00:46:10.480 --> 00:46:15.320 siz de dinliyorsunuz. Peygamberlerin anılması ibadettir. 00:46:15.280 --> 00:46:19.400 Ve zikru's-sâlihîne keffâratü'z-zünûb. 00:46:19.117 --> 00:46:22.484 "Salih kimselerin anılması, 00:46:22.560 --> 00:46:33.520 -salih kimse, Allah'ın sevdiği kullar, iyi salih amel işleyen kimseler- da günahlara keffarettir." 00:46:33.680 --> 00:46:39.160 Bir başka hadîs-i şerîf var: "Allah'ın rahmeti, salihlerin anıldığı meclise iner." 00:46:39.120 --> 00:46:45.800 Demek ki salih kimselerin de hallerinden, menkıbelerinden, hayatlarından bahsetmek lazım. 00:46:45.840 --> 00:46:47.880 Bunda faydalar var. 00:46:47.944 --> 00:46:56.778 Birisi, peygamberleri anmak ibadettendir. İkincisi, salih kimseleri anmak, günahlara keffarettir. 00:46:56.880 --> 00:47:02.760 Ve zikru'l-mevti sadakatün. "Ölümü anmak sadakadır." 00:47:02.776 --> 00:47:09.478 Nasıl gidip fakirin eline para veriyorsan, gönlünü hoş ediyorsan, bir ecir kazanıyorsan; 00:47:09.478 --> 00:47:13.631 ölümü anmak da sadakadır. Elhamdülillah. 00:47:13.631 --> 00:47:20.412 Hocalarımız bize; "Ölümü çok anın." demişlerdi. Tezekkür-ü mevt, rabıta-i mevt tavsiye etmişlerdi. 00:47:20.412 --> 00:47:26.394 Demek ki biz onu düşündükçe, yaptıkça, fakire para vermiş gibi sadaka oluyor. 00:47:26.394 --> 00:47:29.544 Ne güzel şeyler tavsiye etmişler. Allah cümlesinden razı olsun. 00:47:29.544 --> 00:47:34.806 Bize hadislerin gösterdiği yolları, hadisleri okumadan tarif etmişler. 00:47:34.806 --> 00:47:44.234 Ve zikru'n-nâri mine'l-cihâd. "Cehennemi düşünmek, anmak, söylemek cihattandır."Neden? 00:47:44.234 --> 00:47:48.721 İnsan cehennemi düşününce ondan, onun içine düşmekten 00:47:48.721 --> 00:47:56.154 kendisini koruyacak tedbirini alır da ondan. O da cihattır. Nefis nasıl yola gelir o zaman. 00:47:56.201 --> 00:48:00.832 "Bu işin sonunda cehennem var!" deyince, bakar pabuç pahalı, 00:48:00.832 --> 00:48:07.962 arkasından büyük azaplar gelecek; korkar, geri durur.Cehennemi anmak ibadettir, cihattandır. 00:48:08.900 --> 00:48:10.217 Ve zikru'l-kabri yukarribuküm mine'l-cenneti. 00:48:10.217 --> 00:48:19.189 "Kabri düşünmek, kabri anmak, sizleri cennete yakın kılar, cennete yaklaştırır." 00:48:19.189 --> 00:48:24.403 Demek ki kabri de düşüneceğiz: Tabuttan çıkaracaklar. 00:48:24.403 --> 00:48:28.271 Ondan sonra kazdıkları çukurun içine yatıracaklar. 00:48:28.271 --> 00:48:33.989 "Kıbleye dönük olsun." diye, kefenin içinde biraz da arkamıza toprak beslerler. 00:48:34.120 --> 00:48:39.863 Ondan sonra dostlar oradan buradan üstümüze birkaç avuç toprak atar, örterler. 00:48:39.863 --> 00:48:45.101 Tahtayla mı örtecekler, betonla mı örtecekler, kalıp kalıp kapatırlar giderler. 00:48:45.180 --> 00:48:48.954 "Acaba orada benim hâlim ne olacak? Karanlıkta mı kalacağım, 00:48:48.954 --> 00:48:52.833 yoksa salih amellerim bana kabirde yoldaş mı olacak? 00:48:52.904 --> 00:48:59.194 Okuduğum Kur'ân'ın bana eşliği mi olacak?" diye kabri düşünmek. Bu nedir? 00:48:59.349 --> 00:49:05.480 İnsanı cennete yaklaştırmaktır. Demek kabri düşünmekte de büyük faydalar var. 00:49:05.480 --> 00:49:07.207 Bu hadisi ezberleyelim inşaallah. 00:49:07.240 --> 00:49:18.600 Ve zikru'l-kıyâmeti yubâidüküm mine'n-nâr. "Kıyameti düşünmek sizleri cehennemden uzaklaştırır." 00:49:18.800 --> 00:49:24.120 Kıyameti düşüneceksin. Bütün insanlar kabirden kalkacaklar. 00:49:24.200 --> 00:49:28.800 Hepsi mahşer meydanında toplanacaklar. 00:49:28.840 --> 00:49:33.520 Bekleyecekler, bekleyecekler, bekleyecekler, korkuyla telaşla… 00:49:33.503 --> 00:49:39.830 O kadar bekleyecekler ki o kadar sıkıntılara düşecekler ki güneş tepelerine yaklaşacak, 00:49:39.921 --> 00:49:44.569 hepsi terlere bulanacaklar, çenelerine kadar tere batacaklar. 00:49:44.803 --> 00:49:51.729 Beklemekten o kadar üzülecekler ki ilk defa şefaat talebine çıkacaklar. 00:49:51.883 --> 00:49:58.503 Peygamberlere gidip diyecekler; "Ne olur Mevlâmız bizim hakkımızda hükmetsin, 00:49:58.503 --> 00:50:02.348 mahkeme başlasın da cennete gidecek cennete gitsin, 00:50:02.348 --> 00:50:07.270 cehenneme gidecek cehenneme gitsin. Ama burada durmayalım, çok zor geldi!" diyecekler. 00:50:07.632 --> 00:50:15.417 Ondan sonra Allahu Teâlâ hazretleri azamet ve celâl ile mahşer meydanına nüzûl edecek. 00:50:15.480 --> 00:50:23.382 Kulları arasında hükmedecek. Amellerini tartacaklar. Defter-i a'mâllerini açacaklar. 00:50:23.382 --> 00:50:27.324 İçindeki sevaplar günahlar bir bir ortaya dökülecek. 00:50:27.324 --> 00:50:31.919 O zaman Allahu Teâlâ hazretleri azamet ve celal ile kullara hitap edecek: 00:50:31.958 --> 00:50:39.168 "Ey kullar, susun! Ben size şimdiye kadar fırsat verdim, istediğiniz gibi hareket ettiniz. 00:50:39.168 --> 00:50:44.104 Şu anda susun!" diye, Allahu Teâlâ hazretlerinin tekdirle hitabı olacak. 00:50:44.291 --> 00:50:48.172 Herkes telaş içinde o hesabı bekleyecek. 00:50:48.227 --> 00:50:56.631 Zerre miktarı bir hayır yapmışsa karşısında; zerre miktarı bir şer işlemişse, karşısında. 00:50:56.631 --> 00:51:02.815 Şaşırıp kalacaklar. Bu kadar teferruat nasıl tespit edilmiş? Nasıl olmuş? 00:51:02.846 --> 00:51:06.838 İnnâ künnâ nestensihu mâ küntüm ta'melûn. 00:51:06.840 --> 00:51:11.160 "Biz sizin işlediğiniz amelleri hep tescil ediyoruz, kayda geçiriyoruz." buyuruluyor. 00:51:11.120 --> 00:51:14.960 Nasıl burada arkadaşlar teyplerini koymuşlar. 00:51:15.120 --> 00:51:20.560 Biraz sonra benim söylediklerimi oradan dinleyecekler. Teypin içine hepsi kaydediliyor. 00:51:20.480 --> 00:51:25.680 Allahu Teâlâ da insanların her yaptığı şeyi, küçük büyük demeden kaydediyor. 00:51:25.707 --> 00:51:32.268 Sağ tarafımızda hayırlarımızı yazan melek, sol omzumuzda kötülükleri yazan melek. 00:51:32.268 --> 00:51:39.565 Bu kıyamet ahvâlini, ehvâlini düşünmekte fayda var. Ehvâl ne demek? "Korkular" demek. 00:51:39.565 --> 00:51:44.173 Ahvâl ne demek? Haller demek. Kıyametin çok korkulu halleri vardır. 00:51:44.173 --> 00:51:51.206 Onları düşünmek insanı cennete yaklaştırır, cehennemden uzaklaştırır. 00:51:51.206 --> 00:51:57.781 Tabi insan ona göre tedbir alır. Ondan sonra doğru insan olur, iyi müslüman olur. 00:51:57.812 --> 00:52:07.287 Ve efdalü'l-ibâdeti terkü'l-hiyel. "İbadetin en üstünü, hileleri terk etmektir." 00:52:07.537 --> 00:52:14.100 Burada hileleri terk etmeyi biraz izah edelim. Ne demek hileleri terk etmek? 00:52:14.282 --> 00:52:26.507 İlk hatırımıza gelen mâna; insanın aldatmacayı, hileyi, hud'ayı terk edip 00:52:26.507 --> 00:52:31.212 has, hâlis, samimi, içi dışı bir kimse olması. 00:52:31.267 --> 00:52:40.693 "İbadetin en üstünü has hâlis, aldatmacasız, hilesiz olmaktır." mânasına geliyor. 00:52:40.911 --> 00:52:51.686 Bir de hilenin "tedbir" mânası vardır. Kötü mânaya değildir. Normal bir mânası var; o da tedbir demek. 00:52:51.686 --> 00:52:56.598 Mesela hile-i şer'iyye demek, "şer'î bir çare, tedbir" demektir. 00:52:56.629 --> 00:53:02.870 "Çareleri ve tedbirleri terk etmek" mânasına gelirse, o da bir mâna verir. 00:53:02.870 --> 00:53:14.220 Çünkü bazı büyük zevât vardır ki Allah'a imanından, O'na bağlılığından dolayı tam teslim olur. 00:53:14.690 --> 00:53:17.402 Tasavvufta ona "rıza ve teslimiyet makamı" denir. 00:53:17.473 --> 00:53:22.513 Tam teslim olur, Allahu Teâlâ hazretlerine tevekkül eder: 00:53:22.513 --> 00:53:26.147 "Yâ Rabbi! Sen ne yaparsan hepsine rızam tamdır. 00:53:26.178 --> 00:53:33.115 İster yaşat ister öldür, ister ağlat ister güldür." der. O kadar teslim olur. 00:53:33.115 --> 00:53:39.741 O makam da çok yüksek makamdır. Ona herkes erişemez. Ona işaret de olabilir. 00:53:39.789 --> 00:53:50.182 İbrâhîm Hakkı Efendi'nin Tefvîznâme adlı meşhur uzun bir manzûmesi vardır. Tefviznâme'de der ki; 00:53:50.329 --> 00:53:59.995 Tedbîrini terk eyle. Takdîrini derk eyle. Mevlâm görelim neyler. Neylerse güzel eyler. 00:54:00.189 --> 00:54:05.972 O tedbiri terk etmek, Allah'a tam teslim olmak, insana çok şeyler açar. 00:54:05.972 --> 00:54:12.762 Burada bu tevekkülün, teslimiyetin, rıza makamının incelikleri vardır. 00:54:12.901 --> 00:54:17.491 Onu ancak ibadetin zevkine varan yükselmiş kimse anlar. 00:54:17.491 --> 00:54:22.500 O; "işi gücü, çalışmayı bırakıp da tembel oturmak" mânasına gelmez. 00:54:22.671 --> 00:54:27.231 İnsan Allahu Teâlâ hazretlerine hakkıyla tevekkül edince; 00:54:27.290 --> 00:54:32.699 yuvadaki kuşu anasının beslediği gibi, rızık insanın peşinden koşar gelir. 00:54:32.917 --> 00:54:35.776 Allahu Teâlâ hazretleri onun işini görür. 00:54:35.776 --> 00:54:40.874 Çünkü; "Gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı olurum." diyor. 00:54:40.874 --> 00:54:47.886 "Allahu Teâlâ hazretleri bir kulu sevdi mi, onun namına her şeyi yapar." O mânaya da gelebilir. 00:54:47.886 --> 00:54:54.640 "İbadetin en hayırlısı, Allahu Teâlâ hazretlerine tam teslimiyettir." mânasına da gelebilir. 00:54:54.640 --> 00:55:00.636 Birinci mâna da câiz; ikinci mâna da zarif, güzel bir mâna olur. 00:55:00.636 --> 00:55:09.962 Her mânasıyla Allah bize bu mertebeyi de ihsan eylesin. İbadetin en efdalini icrâ etmeyi nasip eylesin. 00:55:09.962 --> 00:55:18.571 Ve re'sü mâli'l-âlimi terkü'l-kibr. Re'sü mâl, Arapça'da "sermaye" demek. 00:55:18.948 --> 00:55:27.991 Hani tüccarın sermayesi var, ticareti onunla yapıyor. Sermaye bitti mi ticaret de biter, iflas olur. 00:55:28.209 --> 00:55:36.931 Alim insanın sermayesi nedir? Kibri terk etmesidir. 00:55:37.419 --> 00:55:41.981 Allahu Teâlâ hazretleri, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in 00:55:41.981 --> 00:55:46.110 hadîs-i şerîfleri alime hürmeti emrediyor. 00:55:46.110 --> 00:55:54.591 Alime hürmet edeceğiz. Alime ne kadar hürmet etsek, o kadar daha fazlasını yapmaya cevaz var. 00:55:54.769 --> 00:55:59.279 İlmi seveceğiz. Alime de ilmi sevdiğimiz için hürmet edeceğiz. 00:55:59.279 --> 00:56:06.550 Çünkü ilim bizim dünya âhiret saadetimizin anahtarıdır. İlimsiz bir şey elde edilmez. 00:56:06.613 --> 00:56:14.755 Peki alim herkesten bu sevgiyi, bu teveccühü, bu hürmeti görünce, el üstünde tutulunca ne olur? 00:56:14.802 --> 00:56:19.913 Bir tehlikesi var; alim bu sefer kibirlenmeye başlar.