WEBVTT 00:00:00.000 --> 00:00:10.640 Bismillâhirrahmânirrahîm el-Hamdü lillâhi hakka hamdihî hamden kesîren tayyiben mübâreken fîh, 00:00:11.133 --> 00:00:17.493 kemâ yuhibbü ve yerdâ ve's-salâtü ve's-selâmü alâ seyyidinâ ve senedinâ ve mededinâ 00:00:17.547 --> 00:00:23.727 Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebîahû bi-ihsânin ecmaîn. 00:00:23.880 --> 00:00:36.320 Bizi yaratan, büyüten, yaşatan, sayılamayacak kadar çok ve çeşitli nimetlerine gark eden, 00:00:36.640 --> 00:00:43.400 mazhar eyleyen Rabbimiz Allahu Teâlâ hazretlerine sonsuz hamd ü senâlar olsun. 00:00:43.695 --> 00:00:51.539 Elhamdülillah sağız, selametteyiz, hak din üzereyiz, sıhhat ve âfiyetteyiz, 00:00:51.898 --> 00:01:00.581 bir kardeşler grubu arasındayız. Dışarıda güzel bir güneş var, çayırlar var, manzara güzel. 00:01:00.886 --> 00:01:06.295 Nice nimetler... Şükredenlerin nimetleri artar. 00:01:07.146 --> 00:01:13.367 Allah, nimetin kadrini bilenin ecrini, sevabını, nimetini çoğaltır. 00:01:13.718 --> 00:01:22.682 Biz de sahip olduğumuz, nâil olduğumuz nimetleri fark etmeliyiz, idrak etmeliyiz. 00:01:23.650 --> 00:01:27.998 Bir şey geliyor ama nereden geliyor? Bir şey oluyor ama nereden oluyor? 00:01:29.207 --> 00:01:33.850 Bir şeylere kavuşuyorum ama nasıl kavuşuyorum? 00:01:33.226 --> 00:01:42.393 Birtakım çok güzel şeyler, para vermeden, masraf etmeden elime geçiyor ama kim gönderiyor? 00:01:42.717 --> 00:01:48.960 İnsanın bunları düşünmesi gerekiyor. Dünya hayatı, yaşadığımız hayat; 00:01:48.291 --> 00:01:59.657 gözümüzü açtığımız zaman, etrafa baktığımız zaman gördüğümüz şeylerin çoğu güzel. 00:02:04.271 --> 00:02:14.752 Güzellik de herkes için değil. Sonra güzellik devamlı da değil. 00:02:15.834 --> 00:02:21.690 Şu sırada güzel de, biz şurada iyiyiz de -hamdolsun- 00:02:21.915 --> 00:02:25.788 ama şiddetli bir ağrımız olsa dünya başımıza dar gelir. 00:02:27.460 --> 00:02:30.646 Ağrıdan kıvransak dünyayı gözümüz görmez. 00:02:31.757 --> 00:02:36.638 Peş peşe birtakım üzücü olaylarla karşılaşsak hayatımızdan bezebiliriz. 00:02:36.726 --> 00:02:41.260 Bazı kimseler de hayatından beziyor; "Yâ Rabbi! Al artık emanetini! 00:02:41.306 --> 00:02:46.304 Bıktım, usandım, dayanamayacağım, tahammülüm kalmadı." diyebiliyor. 00:02:48.350 --> 00:02:56.401 Muvakkaten ve umumiyetle insanın gençlik çağında, dünya insana güzel görünüyor. 00:02:56.547 --> 00:03:00.876 Başında kavak yelleri estiği zaman toz pembe görünüyor. 00:03:02.759 --> 00:03:08.838 Bir aile içinde yetişmiş, babası kendisini büyütmüş. 00:03:09.228 --> 00:03:13.494 "Hadi evladım sen oku da biz senin ihtiyaçlarını karşılarız." dendiği için rahat. 00:03:13.723 --> 00:03:19.410 Sıhhati yerinde, spor yapıyor. Gücü yerinde, koşabiliyor, başkasının yapmadığı işleri yapıyor. 00:03:19.275 --> 00:03:23.736 Karşı tarafı yenebiliyor; birtakım sporlar yapıyor, başarıyor. 00:03:23.840 --> 00:03:30.600 Bunlar güzel ama bir de madalyonun öbür tarafı var. İhtiyarlık devresi var. 00:03:30.680 --> 00:03:30.920 Bunlara sahip olamayan insanların ıstırapları, sıkıntıları, dertleri var. 00:03:31.160 --> 00:03:38.200 Hâsılı biz bu dünyanın nasıl bir şey olduğunu, gerçek çehresiyle görebilmiş değiliz. 00:03:38.360 --> 00:03:40.640 İnsanların çoğu görebilmiş değil. 00:03:41.920 --> 00:03:48.150 Ama bizim dedelerimiz herhalde durup dururken "yalan dünya" dememişler. 00:03:48.450 --> 00:03:56.947 "Yalancı dünya" değil de "yalan dünya. Hayal, boş... 00:03:57.480 --> 00:04:02.316 Birisi karşınıza geçse; "Efendim, şöyle oldu, böyle oldu." diye bir sürü masal anlatsa, 00:04:02.347 --> 00:04:09.592 olmadık hayal mahsulü bir şeyler anlatsa "yalan" dersiniz. Dünyaya da "yalan dünya" demişler. 00:04:13.646 --> 00:04:19.683 Yalan dünya… Neden? Bir kere devamlı değil, hiç kimsenin elinde devamlı kalmıyor. 00:04:19.730 --> 00:04:26.494 Gençlik devamlı kalmıyor, zenginlik devamlı kalmıyor, sıhhat devamlı kalmıyor, ömür sürüp gitmiyor. 00:04:27.154 --> 00:04:34.990 Bir zaman sonra insan, bazı nahoş olaylarla karşılaşınca, 00:04:34.953 --> 00:04:40.142 bu sefer de bakıyorsunuz şairlerden filan, mırın kırın, itiraz sesleri çıkmaya başlıyor: 00:04:40.472 --> 00:04:48.481 Geç fark ettim taşın sert olduğunu. diyor. Taş zaten sert ama şair geç fark etmiş. 00:04:49.190 --> 00:04:55.475 Geç fark ettim taşın sert olduğunu. Su insanı boğar, ateş yakarmış. 00:04:55.545 --> 00:05:00.862 Tabi su boğacak, elbette ateş yakacak, tabiatı o. Ama onu ilk başta anlayamamış. 00:05:00.893 --> 00:05:06.170 Her geçen bir günün dert olduğunu. İnsan bu yaşa gelince anlarmış. 00:05:06.557 --> 00:05:12.555 Hangi yaşa gelmiş Cahit Sıtkı? Daha otuz beş yaşına gelmiş, yolun ortasında… 00:05:12.617 --> 00:05:16.604 Taşın sert olduğunu anlayınca, ateşin yaktığını anlayınca; 00:05:18.228 --> 00:05:27.523 bir de herhalde günleri biraz dertlenince, efkarlanınca, birden manzara değişiveriyor, sözler değişiyor. 00:05:27.788 --> 00:05:35.119 Hani on sekiz yaşındaki sözler, yirmi yaşındaki sözler; delikanlılık çağındaki cevher, onlar gidiyor; 00:05:35.957 --> 00:05:39.557 ölüm olayı karşısında insan durgunlaşıyor, şaşırıyor. 00:05:40.549 --> 00:05:45.299 Büyüklerimiz de bunu çok denemişler, deneyenlerden dinlemişler. 00:05:45.964 --> 00:05:50.967 Çok tecrübeli büyüklerden, evliyâullahtan, enbiyâdan anlamışlar. 00:05:51.384 --> 00:05:54.162 "Dünya vefasızdır." diyorlar. 00:05:54.630 --> 00:06:00.538 Sen ona vefa göstersen; "Ben seni çok seviyorum, sana çok vefalıyım, senden ayrılmam." desen, 00:06:00.827 --> 00:06:08.686 sımsıkı sarılsan o seni itiyor. "Çekil başımdan, istemiyorum!" der gibi seni boşuyor. 00:06:09.499 --> 00:06:13.268 Sen ona rağbet ediyorsun, o seni boşuyor. 00:06:13.876 --> 00:06:18.749 Onun için İranlı şairlerden bir tanesinin bir sözü var: 00:06:19.800 --> 00:06:28.560 Mecû dürüstî-i ahd ez cihân-ı süst nihâd. K'in acûze arûs-i hezâr dâmâdest. 00:06:29.990 --> 00:06:38.406 Farsça güzel bir beyit… Mânası şu: "Şu gevşek yapılı, çürük yapılı dünyadan vefa bekleme! 00:06:38.913 --> 00:06:45.683 Bu dünyayı işe yarar sanma! Bu dünya acûze, bin damatlı bir koca karı gibidir." 00:06:46.500 --> 00:06:50.978 Hangi birine vefa gösterecek? Hiçbirine vefa göstermiyor. Herkes "Dünya! Dünya!" diye sarılmış, 00:06:52.360 --> 00:06:58.560 sonunda elinden kaçırmış; sonunda ona vefa göstermemiş. 00:06:59.400 --> 00:07:05.440 Dost dost diye, nicesine sarıldım. Benim sâdık yârim kara topraktır. 00:07:06.280 --> 00:07:10.120 Zamanımız şairlerden birisinin dediği gibi. 00:07:10.160 --> 00:07:18.680 İşte biz, olayları olmadan önce tespit etmek, tehlikeleri gelmeden önce haber almak, 00:07:19.360 --> 00:07:26.400 tehlikelerin karşısındaki tedbirleri zamanında uygulamak; 00:07:26.752 --> 00:07:30.894 karşı tarafa çarpmadan önce frene basmak, 00:07:31.334 --> 00:07:38.620 uçuruma yuvarlanmadan evvel direksiyonu çevirmek istiyoruz. "Akıllılık" diye buna diyoruz. 00:07:38.437 --> 00:07:45.931 Yoksa, "Aaa! Hay Allah! Fren de yaptım ama gitti bizim arabanın önü, öndeki arabanın da arkası! 00:07:47.197 --> 00:07:51.276 Hay Allah! Şarampole yuvarlandım, dokuz takla attım." 00:07:51.920 --> 00:07:55.280 İş işten geçtikten sonra olan tedbirlerin kıymeti olmuyor. 00:07:55.320 --> 00:08:00.400 Melbourne'den tanıdığınız insanları düşünün! İş hayatınızdan, komşuluğunuzdan. vesaire. 00:08:00.840 --> 00:08:08.400 Genç, süsleniyor; genç, eğlencede; genç, keyifte; genç, zevkte; genç, sorumsuz. 00:08:08.320 --> 00:08:16.280 Ama sonra? Yaşlı biracı, yaşlı ayyaş, yaşlı berduş… 00:08:16.331 --> 00:08:24.993 Öylesini de gördüm. Ana caddede kaldırıma oturmuş, içki şişesini yanına koymuş; içki içiyor. 00:08:26.604 --> 00:08:31.384 Bir mezeden alıyor, bir de ayakkabısını fırçalıyor. 00:08:31.595 --> 00:08:34.775 Ayakkabını fırçalasan ne olacak, fırçalamasan ne olacak? 00:08:34.845 --> 00:08:39.862 Senin hayatın geçmiş zaten, bitmiş; bir de o tarafı var. 00:08:39.924 --> 00:08:46.819 İşte biz müslümanlar, mü'minler ve bizden önceki peygamberlerin ümmetleri, 00:08:47.354 --> 00:08:56.577 Allah'ın ikazına, ihtarına, ihbarına, ihbarnamesine önceden inanmışız 00:08:56.646 --> 00:09:01.963 ve geleceğe şimdiden tedbir alma durumunda olan insanlarız. Bizim güzel tarafımız bu. 00:09:02.520 --> 00:09:09.460 Dünyanın en akıllı insanları kimlerdir? Uzaya füze gönderenler mi? 00:09:09.878 --> 00:09:12.211 Satelite gönderenler mi? Hayır! 00:09:12.637 --> 00:09:17.149 Dünyanın en akıllı insanları, hem dünyayı hem âhireti kurtaranlardır. 00:09:17.682 --> 00:09:25.393 İnsan âhireti, ebedî hayatı, muazzam sonsuz hayatı kaybederse bu akıllılık mı? Değil! 00:09:25.856 --> 00:09:31.320 Çok materyalist bir görüşle bile değil. Materyalist görüşle bir adama desen ki; 00:09:31.334 --> 00:09:38.194 "Al şimdi sana on dolar veriyorum; yarın senden yüz bin dolar alırım haaa!" 00:09:38.572 --> 00:09:43.896 "On dolar senin başına çalınsın! Yarın benden yüz bin dolar alacak olduktan sonra istemem ben! 00:09:43.982 --> 00:09:49.736 Bir gün daha sabrederim." Bu dünyanın muvakkat bir zevki, kısa bir zevki, 00:09:50.540 --> 00:09:54.968 ama arkadan sonsuz cehennem ateşi. Cayır cayır yanmak, çatır çatır yanmak… 00:09:55.391 --> 00:09:58.832 Sonsuz ıstırap, bitmek tükenmek bilmeyen feci bir hayat. 00:09:59.176 --> 00:10:08.151 "O zaman dünyayı istemem!" der, insan. Bu gerçeği görmek kolay değil. 00:10:08.261 --> 00:10:14.435 Neden kolay değil? Güneş, çayır, çimen... Gençlik güzel. Çok zevkler var. 00:10:14.689 --> 00:10:21.320 Süslü, güzel bu acûze dünya. İlk bakışta acûzeliğini herkes fark etmiyor. 00:10:21.790 --> 00:10:25.842 Öyle bir boyanmış ki muazzam bir makyaj ustası. Koymuş önüne boyaları, 00:10:26.680 --> 00:10:31.948 geçmiş aynanın karşısına, bir krem çalmış yüzüne, bir makyaj yapmış gözlerine. 00:10:32.970 --> 00:10:37.241 Uzaktan bakanlar hayran oluyorlar ama acûze, ihtiyarlar ihtiyarı. 00:10:37.288 --> 00:10:42.890 Kemikleri erimiş ama yüzünden belli değil. Öbür taraflarını da örtmüş. 00:10:45.360 --> 00:10:48.280 Allahu Teâlâ hazretleri şöyle buyuruyor: 00:10:48.880 --> 00:10:54.360 Hepinizin duyduğu, bir kısmınızın ezbere bildiği bir sûre, Tebâreke Sûresi'nde: 00:10:53.800 --> 00:11:11.480 Ellezî halaka'l-mevte ve'l-hayâte. "O Allah ki ölümü ve hayatı var etti, yarattı." 00:11:06.800 --> 00:11:09.400 Li-yeblüveküm eyyüküm ahsenü amelâ. 00:11:09.440 --> 00:11:12.880 "Bakalım hanginiz daha güzel icraat yapacak, 00:11:12.960 --> 00:11:17.960 daha güzel işler yapacak, diye, sizi imtihan etmek için yarattı." 00:11:18.297 --> 00:11:23.905 Sebep imtihan; asıl maksat denemek, sınamak. 00:11:25.618 --> 00:11:29.670 Başka bir âyet-i kerîmede buyuruluyor ki; 00:11:30.777 --> 00:11:39.198 E fe-hasibtüm ennemâ halaknâküm abesen ve enneküm ileynâ lâ türceûn. 00:11:39.868 --> 00:11:46.623 "Siz sandınız mı ki ey gafiller, ey cahiller, ey müşrikler, ey kâfirler, ey imansızlar, 00:11:47.102 --> 00:11:52.500 ey iz'ansızlar, ey irfansızlar! Biz sizi abes yere mi yarattık! 00:11:52.895 --> 00:12:00.373 Boş yere mi, eğlence için mi, sebepsiz mi, maksatsız mı yarattık? 00:12:00.706 --> 00:12:06.273 Siz bize dönmeyeceğinizi mi sandınız? Hayatı gayesiz mi, abes mi, 00:12:06.554 --> 00:12:14.369 lüzumsuz mu, boş mu, sonsuz mu, amaçsız mı, tesadüfî mi sandınız? Hayır, öyle değil!" 00:12:14.966 --> 00:12:20.750 İşte İslâm'ın tezi bu! İmanın tezi, irfanın görüşü bu. Bu zamanda bazı insanlar diyorlar ki; 00:12:20.875 --> 00:12:24.976 "Gözlerimi kapatıyor, hiçbir şeye inanmıyorum!" İnanmıyorsun ama var! 00:12:25.570 --> 00:12:35.160 Sen inanmasan da bak sonuç senin sandığın gibi çıkmıyor. Senin gittiğin yol, çıkmaz yol! 00:12:35.630 --> 00:12:44.710 Senin girdiğin yol, gittiğin yol hiçlik yolu! Hiç bir şey yok! 00:12:44.726 --> 00:12:57.959 Anarşi, bedbinlik, bıkkınlık, gadir, zulüm, hırsızlık, arsızlık, yüzsüzlük, epikürizm ve sonunda intihar. 00:12:58.519 --> 00:13:01.822 Neden? Bir şeye inanmadı mı, bir şeye bağlanmadı mı, insan mahvolur. 00:13:01.923 --> 00:13:06.636 Karnını doyurması yetmez! Karnını doyurması, insana katiyen yetmiyor; 00:13:06.966 --> 00:13:11.804 insanın gönlünün doyması lazım! Gönlü hoş oldu mu, açlığa da tahammül eder, 00:13:12.860 --> 00:13:20.110 savaşa da gider, yaralanır da, ölür de. Seve seve ölmeye de gider. 00:13:21.508 --> 00:13:29.508 Beş on kişi seyahat ediyorlarmış. Kardeşmiş bunlar sizin gibi, birbirlerinin kardeşleri... 00:13:29.576 --> 00:13:35.838 Yakalanmışlar. "Vay, casuslar! Şehrimize giriş sebebinizi anlamadık mı sanıyorsunuz? 00:13:35.986 --> 00:13:42.703 Siz içeriden bize kötülük yapmak için geldiniz; öbür devletin casuslarısınız, değil mi? Gelin bakalım!" 00:13:44.390 --> 00:13:50.926 veyahut, "Siz bozuk inançlı insanlarsınız, zındıksınız! Kötü zihniyetlisiniz, imansızsınız! 00:13:51.580 --> 00:13:55.151 Gelin bakalım!" demişler. "Kesin şunların kafasını!" demiş, amirleri. 00:13:55.809 --> 00:14:01.933 Beş on kişinin kafası kesilecek. Kardeş bunlar; derviş, ihvan. 00:14:04.532 --> 00:14:12.532 Kesecekler; çünkü, görünüşleri fakirane. Mevki makam sahibi bir insan gibi görünmüyorlar. 00:14:12.566 --> 00:14:15.586 Giyimleri kuşamları hoş görünmüyor. "Kesin!" demişler. 00:14:15.882 --> 00:14:21.337 Bir tanesi genç, yakışıklı. Hemen öne koşmuş. 00:14:21.431 --> 00:14:26.161 Cellada; "Önce beni kes! Önce beni kes!" demiş. 00:14:26.462 --> 00:14:31.326 Cellat bakmış; cellat ama onun da bir kalbi var: "Dur be! Biraz geri git!" demiş. 00:14:31.643 --> 00:14:35.116 "Yok, önce beni kes! Ne olur, önce beni kes!" demiş. 00:14:37.520 --> 00:14:42.640 Cellat demiş: "Ne ısrar edip duruyorsun yahu? Ölüm bu kadar tatlı bir şey mi? 00:14:43.600 --> 00:14:54.800 Düğün mü, bayram mı? Bu hoş bir şey mi? Ölüm bu, acı!" 00:14:50.400 --> 00:14:56.440 Demiş ki; "Sen benimle meşgul olurken, kardeşlerim birkaç dakika daha fazla yaşarlar. 00:14:56.600 --> 00:15:02.360 Hiç olmazsa onları birkaç dakika daha fazla yaşatmış olurum." demiş. Fedakârlığa bak! 00:15:02.800 --> 00:15:08.280 "Arkadaşları iki üç dakika daha fazla yaşasınlar." diye, kendisi önce ölmeye giden bir genç. 00:15:08.600 --> 00:15:14.280 Birbirlerine böyle bağlanmış insanlar. Cellat haber göndermiş: 00:15:14.400 --> 00:15:18.281 "Siz bunlara 'zındık' dediniz ama vallahi bunlar zındığa benzemiyor. 00:15:18.419 --> 00:15:20.310 'Kâfir' dediniz, kâfire benzemiyor. 00:15:20.647 --> 00:15:24.696 Bunlar mübarek insanlara benziyor; üstelik ölümden de korkmuyorlar. 00:15:24.750 --> 00:15:28.506 Birbirlerini de seviyorlar, güzel ahlâkları var. Bir yanlışlık olmasın?" demiş. 00:15:29.246 --> 00:15:33.993 Hakikaten tahkik etmişler, öyle olduğunu anlamışlar. "Kusura bakmayın! 00:15:34.373 --> 00:15:39.859 Az kalsın size karşı yanlış bir şey yapacaktık, sizi kesecektik. Haydi buyurun, gidin!" demişler. 00:15:39.891 --> 00:15:43.985 Ölmemiş ama ölmeye gidiyor. 00:15:44.190 --> 00:15:48.622 "Kardeşlerine küçük bir iyiliği olsun." diye, kardeşleri için ölmeye gidebiliyor. 00:15:49.539 --> 00:16:01.665 Burası bizim ve sizin eğitim için geldiğimiz bir yer. Bazı gerçekleri öğreneceğiz; 00:16:02.198 --> 00:16:08.524 kendimizi eğiteceğiz, duygularımızı eğiteceğiz, kalbimizi eğiteceğiz, kafamızı eğiteceğiz. 00:16:09.818 --> 00:16:18.341 Kendimizi değiştireceğiz, güzelleştireceğiz, yenileyeceğiz. Bu eğitimin ilk kademesi ne? 00:16:20.512 --> 00:16:25.841 İlk önce gayeyi bilmek lazım! Çünkü bilim adamları tespit etmişler ki 00:16:26.347 --> 00:16:30.346 bir şeyi öğrenecek insan, prensipleri öğrenirse daha çabuk öğreniyor; 00:16:30.641 --> 00:16:32.957 detayı ezberlemeye çalışırsa öğrenemiyor. 00:16:33.152 --> 00:16:39.353 Ana prensipleri öğrenen insan, çarçabuk, hemen öğrenmesi gereken şeyi öğreniyor. 00:16:39.493 --> 00:16:41.508 Onun için önce temel prensipleri öğreneceğiz. 00:16:41.836 --> 00:16:49.187 Bizim temel prensibimizde gayemiz dünya hayatı değil, bizim gayemiz âhiret! 00:16:50.205 --> 00:16:53.738 Bizim gayemiz zevk değil, keyif değil. 00:16:54.131 --> 00:17:00.340 Gerçi Allah bizi zevkli, keyifli bir yere getirdi ama bu Allah'ın ikramı. Hani manzaralı, güzel, hoş… 00:17:00.183 --> 00:17:06.460 Yemekler çeşitli, bol… Sıkıntımız yok. Ortadoğu'da bu rahatı bulan kaç insan var? 00:17:06.658 --> 00:17:11.531 Geldiğimiz memleketlerde, şu rahatın yüzde birine sahip kaç insan var? 00:17:11.598 --> 00:17:17.811 Sıcak sulu, soğuk sulu, temiz havalı. Böyle tatlı, mutlu yaşayan kaç insan var? 00:17:17.836 --> 00:17:22.559 Sorarım size? Harp tehlikesi var. Doğu Anadolu'da bizim askerler ailelerini; 00:17:22.606 --> 00:17:30.302 "Harp olursa, bari siz uzakta durun!" diye, Batı Anadolu'ya gönderiyorlar. 00:17:30.418 --> 00:17:33.703 Sınıra yığınak yapılıyor. Çevik kuvvet isteniyor. 00:17:34.360 --> 00:17:39.720 Askerler hakikî mermilerini almışlar, alarma geçmişler. Bizim ülke böyle. 00:17:40.132 --> 00:17:49.118 Aşağısı harp halinde. Kuveyt mahvolmuş, Filistin perişan, Suriye dertli, Suudi Arabistan karışık. 00:17:50.809 --> 00:17:56.183 Elhamdülillah büyük nimetler içindeyiz; ama bizim gayemiz nimet değil. 00:17:56.207 --> 00:17:58.546 Bizim gayemiz, rahat da değil. 00:17:59.359 --> 00:18:05.292 Bizim gayemiz, dünyanın dertlerinden sıyrılıp da bir kenara gelip keyif yapmak da değil. 00:18:05.673 --> 00:18:09.972 Piknik de değil, holiday de değil. Vallahi değil, billahi değil! 00:18:11.277 --> 00:18:20.363 Bizim gayemiz, Allah'ın sevdiği kul olmak, Allah'ın razı olduğu kul olmak! 00:18:20.894 --> 00:18:29.272 İster güneşli olsun, ister karlı; ister temiz hava olsun, ister kirli; ister tok olalım, ister aç; 00:18:30.177 --> 00:18:34.132 bizim gayemiz Allah'ın rızasına ermek, Allah'ın sevdiği kul olmak! 00:18:34.377 --> 00:18:37.600 İlk önce bunu ortaya koymamız lazım. 00:18:37.337 --> 00:18:41.790 Bunu ortaya koymazsak kadın kocasıyla geçinemez, koca karısına bağlanamaz. 00:18:41.134 --> 00:18:44.681 Çocuk babasına itaat edemez; baba çocuklarına bakmaz, şefkatli olmaz. 00:18:45.900 --> 00:18:52.189 Gaye yok, maksat yok; herkes materyalist bir görüşle birbirine bakar, ortada bir bağ kalmaz. 00:18:52.384 --> 00:18:58.585 Allah saklasın, öyle "medenî" denilen ülkeler biliyorum ki ben; 00:18:58.648 --> 00:19:05.357 oralara gitmişim, orada tahsil gören insanlardan oraların acı hatıralarını dinlemişim: 00:19:05.802 --> 00:19:11.511 Kadın kocasına bağlı değil, koca karısına bağlı değil. Çocuk babasına sevgi duymuyor, saygı duymuyor. 00:19:11.895 --> 00:19:14.829 Karşısında ayaklarını uzatıyor, oturuyor. 00:19:15.229 --> 00:19:20.674 Su istiyorsa; "Git mutfaktan kendin al, bana ne ya? Herkes kendi işini görsün!" diyor. 00:19:20.931 --> 00:19:24.258 Sabahleyin kadın süsleniyor bir tarafa gidiyor. 00:19:24.265 --> 00:19:28.466 Erkek çekip öbür tarafa gidiyor; akşam kaçta geleceği belli değil. 00:19:28.583 --> 00:19:33.294 Böyle yuva mı olur, böyle muhabbet mi olur? Adamlar cahil! 00:19:33.890 --> 00:19:41.114 Adamların mutluluktan haberleri yok! Dünya mutluluğundan da haberleri yok! 00:19:41.208 --> 00:19:45.630 Mutluluk İslâm2da, dünya mutluluğu da İslâm'da. 00:19:45.920 --> 00:19:56.120 İngiltere'den Osmanlı diyarına elçi gelmiş; İngiliz elçisi. Yanında karısı da gelmiş. 00:19:56.920 --> 00:20:03.520 Merak tabi. Şark'a, Osmanlı sultanlarının diyarına gidiyor. Nasıl bir diyar? 00:20:03.660 --> 00:20:12.608 Camiler, ezanlar, çarşaflı kadınlar, haremlik, selamlık. Sakallı, bıyıklı, pala bıyıklı, erkekler. 00:20:12.889 --> 00:20:22.422 Bellerinde kılıçlar. Atların üstünde, şalvarlı, kuşaklı adamlar. Kafesli, cumbalı evler. 00:20:24.102 --> 00:20:35.603 Elçiyle hanımı kalkmış gelmiş. Onun zannına göre müslüman kadını esir. 00:20:36.289 --> 00:20:45.860 Tıkılmış bir odanın içine, üstüne bir kilit kapatılmış. Trak, trak, trak; üç defa çevrilmiş. 00:20:45.390 --> 00:20:49.135 Buradan çıkmak yasak! Kapıdan yiyeceği, içeceği veriliyor! 00:20:49.520 --> 00:20:54.943 "Müslüman kadını esir, haremde hapis, kafeste kuş gibi!" böyle düşünüyor. 00:20:55.680 --> 00:21:02.283 Gelmiş bakmış ki müslüman kadını kendisinden çok daha ileri. Ev ev gezmiş. Aman yâ Rabbi! 00:21:02.769 --> 00:21:08.953 O haremlerin güzelliğini görmüş. Haremlerdeki düzeni görmüş, sevgiyi görmüş, saygıyı görmüş. 00:21:09.807 --> 00:21:16.862 Annelerin evlatlarına muhabbetini görmüş. Hanımların efendilerine saygısını görmüş; 00:21:16.995 --> 00:21:21.300 efendilerin hanımlarına bağlılığını görmüş. Mektup yazıyor, diyor ki; 00:21:21.420 --> 00:21:27.650 "Aziz kardeşim! Ben şaşırdım. Osmanlı diyarını hiç umduğum gibi görmedim. 00:21:28.151 --> 00:21:34.355 Ben oranın kadınlarını hapiste sanırdım, mutsuz sanırdım. 00:21:34.659 --> 00:21:41.393 Gezemiyor, tozamıyor, fink atamıyor; 'Dışarıya çıkamayan kadın herhalde mutsuzdur.' diye düşünürdüm. 00:21:42.599 --> 00:21:50.150 Kocasının emri altında, tazyik altında; otur, kalk, getir, götür! 'Böyle mutluluk mu olur?' diyordum. 00:21:50.517 --> 00:21:56.419 Hiç de öyle değilmiş. Çok zarif insanlar. Gayet iyi yetişmişler, görgülüler, bilgililer, 00:21:56.505 --> 00:22:05.307 tatlı dilliler, centilmen insanlar." diye söylemiş; artık nasıl methetmişse methetmiş. 00:22:06.123 --> 00:22:09.821 Sonra diyor ki; "'Fatma Sultan' diye birisiyle tanıştım. 00:22:10.150 --> 00:22:16.216 Nasıl görgülü, nasıl bilgili, konuşması nasıl tatlı, nasıl ölçülü, nasıl güzel konuşuyor. 00:22:16.622 --> 00:22:19.860 Dedim ki; 'Efendim, çok güzelsiniz.'" 00:22:19.977 --> 00:22:28.500 İngiliz kadın, elçinin karısı, bizim Fatma Sultan'a iltifat ediyor. 00:22:28.867 --> 00:22:34.425 İşte o da, belki padişahın torunu, bilmem nesi, bir akrabası. Bir paşanın hanımı gibi bir şey. 00:22:34.714 --> 00:22:38.505 Her kimse; ona iltifat ediyor: "Efendim, çok güzelsiniz! 00:22:41.160 --> 00:22:52.800 Eğer siz İngiltere'de olsaydınız, erkekler etrafınızda pervane kesilirlerdi, fırıl fırıl dönerlerdi." 00:22:53.920 --> 00:23:01.360 Fatma Sultan şöyle bir irkilmiş. Böyle kompliman mı olur, müslümana böyle laf mı söylenir? 00:23:02.142 --> 00:23:11.824 Kadının haberi yok! Şöyle durmuş. Tabi, "Seni terbiyesiz, seni!" dese de olmaz; çünkü kibar. 00:23:12.581 --> 00:23:18.232 Kibar insanlar, söyledikleri sözü kibarca söyler, anlatacağı fikri güzel anlatırlar. 00:23:18.840 --> 00:23:23.160 Gayet sakin, demiş ki; "Sanmıyorum, sanmıyorum!" 00:23:24.920 --> 00:23:34.800 "Niye efendim, niye sanmıyorsunuz?" demiş, İngiliz kadın. 00:23:28.600 --> 00:23:36.440 "Onlar güzelliğin kıymetini bilselerdi, sizi buraya göndermezlerdi." demiş; ona bir iltifat etmiş. 00:23:36.524 --> 00:23:41.905 "Kardeşim, zerafete bak, komplimana bak! Cevabın güzelliğine bak!" diyor mektupta. 00:23:42.200 --> 00:23:54.520 Aldın mı cevabı müslüman hanımdan? Gör işte! Bizim ilk tespit ettiğimiz gerçek bu. 00:23:56.400 --> 00:24:04.960 Dünya hayatı imtihan, bunu öğreneceğiz, ilk dersimiz bu. Bu dünya hayatı, imtihan hayatıdır. 00:24:05.535 --> 00:24:14.915 İlk cümle; not defterlerimizde, hatıra defterimizde, ders defterimizde ilk yazacağımız şey: 00:24:15.111 --> 00:24:22.515 "Dünya hayatı imtihan hayatıdır ve fânidir." Fânî olduğu için de fenâdır. 00:24:23.130 --> 00:24:32.743 Arapçada fenâ demek; bekânın zıttı; "sonlu, bitici" demek. "Devamlı değil, bâkî değil" demek. 00:24:33.681 --> 00:24:38.329 "Dünya fenâdır." demişiz; bad, "kötü" mânâsına kullanmışız. 00:24:38.415 --> 00:24:48.874 Halbuki temporary, "devamlı değil" demek. Devamsız şeyi sevmemiş bizimkiler. 00:24:49.400 --> 00:24:54.960 Sevmedikleri için de, onu "Tu, kaka!" mânasına kullanmışlar. Çünkü kesiliyor, bitiyor. 00:24:55.920 --> 00:24:58.160 Bâki olmasa da yine güzel değil mi? 00:24:58.160 --> 00:25:07.440 "Fena olduktan sonra, geçici ve muvakkat olduktan sonra, güzelliğin ne kıymeti var?" demişler, hiç aldırmamışlar. 00:25:07.560 --> 00:25:11.800 İşte ilk dersimiz, ilk öğreneceğimiz şey bu. 00:25:11.160 --> 00:25:17.000 Bizim gayemiz, bu dünyada keyif yapmak değil, zevk yapmak değil. 00:25:17.160 --> 00:25:21.640 Bu dünyanın zevkli olduğunu biliyoruz. Bize kitabımız söylüyor: 00:25:21.680 --> 00:25:26.800 İ'lemû enneme'l-hayâtü'd-dünyâ 00:25:26.600 --> 00:25:35.240 laibün ve lehvün ve zînetün ve tefâhurün beyneküm ve tekâsürün fi'l-emvâli ve'l-evlâd 00:25:36.800 --> 00:25:58.400 "Biliniz ki ey mü'minler! Bu dünya hayatı, oyundur, tiyatrodur." 00:25:52.280 --> 00:25:57.960 Çocukların oyunları gibi, futbol, voleybol vesaire gibi bir oyun.... 00:25:56.360 --> 00:26:04.760 "Ve eğlencedir." Vur patlasın, çal oynasın. Çalsın sazlar, oynasın kızlar vesaire. 00:26:07.440 --> 00:26:14.240 "Ve zinettir." Gelsin gerdanlıklar, bilezikler, yüzükler, küpeler vesaireler. 00:26:14.640 --> 00:26:20.360 Çeşit çeşit kılıklar, kıyafetler, süsler, zinetler. 00:26:24.480 --> 00:26:31.800 "Aranızda övünme, böbürlenme.""Benimki çok daha güzel, var mı bana yan bakan? 00:26:31.849 --> 00:26:37.419 Var mı benimki kadar güzel olan? Var mı benim kadar kuvvetli olan? Ben bir taneyim." vesaire. 00:26:37.480 --> 00:26:42.240 Tefâhur, "karşılıklı övünme." Bu övünüyor da ötekisi duruyor mu? O da ondan daha baskın. 00:26:43.925 --> 00:26:46.976 En akıllısı Deli Bekir. Ol dahi zincirle yatur. 00:26:49.850 --> 00:26:54.773 Hepsi birbiriyle bir iftihar, bir övünme, böbürlenme yarışı içinde. 00:26:55.150 --> 00:27:01.871 Goril gibi göğsünü vurup; "Var mı bana yan bakan? Ben bir taneyim, ben en üstünüm, ben en zenginim! 00:27:01.964 --> 00:27:09.216 Benim köşküm en güzel, en görkemli! Benim arabam şahane, kanatlı, kuyruklu, Cadillac, BMW!" Bilmem ne. 00:27:10.310 --> 00:27:18.361 "Tefâhur" derken, âyet-i kerîmedeki ifadeyi böyle "tiksinir" gibi seziyorsunuz. 00:27:18.697 --> 00:27:24.732 "Bu dünya hayatı; oyundur, eğlencedir, süstür, karşılıklı övünmedir." 00:27:25.193 --> 00:27:35.828 "Mal çoğaltmaktır, evlât çoğaltmaktır." Etraf çoğaltmaktır, rey arttırmaktır vesaire. 00:27:36.492 --> 00:27:41.354 Çoğaltmak için uğraş bakalım! Elhâkümü't-tekâsürü hattâ zürtümü'l-mekâbir, 00:27:41.380 --> 00:27:44.226 buyuruyor, başka bir sûrede Allahu Teâlâ hazretleri. 00:27:44.593 --> 00:27:53.469 Bu mal toplama hırsı; "Daha çok olsun, daha çok olsun, daha, daha..." şeklindeki arzu, 00:27:54.230 --> 00:27:57.457 insanı nereye kadar meşgul ediyor? Hattâ zürtümü'l-mekâbir. 00:27:57.660 --> 00:28:04.312 "Kabre gidinceye kadar, mezarları saymaya kadar gidiyor." "Bizim kabrimiz daha kalabalık! 00:28:04.359 --> 00:28:07.223 Gel istersen, kabristandaki kabirlerimizi sayalım; 00:28:07.348 --> 00:28:11.878 senin ailenin kabirleri mi daha üstün, bizimki mi daha üstün?" Veyahut kabre girinceye kadar. 00:28:12.144 --> 00:28:20.607 Ölüm başına gelip, dank diye öldükten sonra; "Hay Allah! Bu çok edinme yarışı ne imiş? 00:28:20.920 --> 00:28:26.000 Tüh, bu masal dünyaya aldandık!" diyecek. 00:28:26.680 --> 00:28:31.840 Ke-meseli ğaysin. "Bu dünya hayatı çöl yağmuru gibidir." 00:28:32.840 --> 00:28:37.160 A'cebe'l-küffâre nebâtühû. "Çölde yağmur yağdığı zaman, 00:28:37.640 --> 00:28:45.640 kupkuru kumların arasından bir iki gün içerisinde otlar yeşeriverir, çıkar." Neden? 00:28:45.844 --> 00:28:52.491 Şiddetli yağmurlar yağdı, çöl kumları iyice ıslandı, beslendi; yeşil otlar çıktı. 00:28:54.345 --> 00:28:59.587 Sümme yehîcü fe-terâhü musfarran. Sonra tabi ertesi gün yine güneş, 00:29:00.480 --> 00:29:02.371 elli derece güneş, yumurtayı pişiren güneş. 00:29:03.465 --> 00:29:07.143 Eti taşın üstüne koyduğun zaman cızzz diye pişiren güneş. 00:29:07.423 --> 00:29:13.816 Onun altında çimen kalır mı? "Sonra onu sapsarı görürsün. Sonra da kurur." 00:29:13.879 --> 00:29:18.199 Rüzgâr estiği zaman samanlarını uçurur, çöp hâline gelir. 00:29:18.410 --> 00:29:25.678 Dünya işte bu! Bir yağmur yağdı, bir yeşillendi, bir sarardı, bir kurudu, bir çör çöp oldu 00:29:26.448 --> 00:29:35.870 gitti; işte dünya bu! Ve fi'l-âhireti azâbün şedîd. 00:29:35.800 --> 00:29:46.400 "Ama âhiret hayatı var; âhirette de Allah'ın şiddetli bir azabı var." Şiddetli bir azap var! 00:29:46.720 --> 00:29:54.240 Kime? Allah'ın emrini dinlemeyenlere, kulak asmayanlara. 00:29:52.680 --> 00:29:57.920 Bir kulağından girip, öbür kulağından çıkanlara, duyduğuna göre hareket etmeyenlere. 00:29:58.329 --> 00:30:04.743 Hayat imtihanını kaybedenlere. Bu hayatı Allah'ın sevdiği bir kul olarak geçirmeyenlere. 00:30:05.142 --> 00:30:11.810 "İmtihan müddeti iki saat. İmtihan başlamıştır, buyurun!" İki saat geçiyor. 00:30:11.600 --> 00:30:16.720 Çocuk, elinde kalem; kalemin kâh arka tarafını ısırıyor, kâh ensesini kaşıyor: 00:30:17.162 --> 00:30:22.900 "Bu sorunun cevabı neydi?" Ondan sonra, öğretmen diyor ki; "Kalemleri bırakın! 00:30:22.269 --> 00:30:27.920 İki saat dolmuştur, kâğıtları toplayın!" Hiç bir şey yazmadı, kâğıt boş. O zaman sıfır alıyor. 00:30:28.280 --> 00:30:36.649 Ve fi'l-âhireti azâbün şedîd. "İşte böyle insanlar için âhirette şiddetli bir azap var." 00:30:38.260 --> 00:30:43.504 Bu dünya boşuna mı yaratıldı? Hayır! Bu dünyada yaptıkları yanlarına mı kalacak? 00:30:43.693 --> 00:30:51.660 Hayır, kalmayacak. Zalim ettiğini bulacak, hırsız çaldığının cezasını çekecek. 00:30:51.320 --> 00:31:01.280 Alçak, alçaklığının pişmanlığını tadacak. Şiddetli azaba uğrayacaklar. 00:31:00.360 --> 00:31:05.960 Ve mağfiretün mina'llâhi ve rıdvân. Bir de öteki kullar var. 00:31:06.285 --> 00:31:12.989 Onlar da boynu bükük, Rablerini sevmişler, Rablerine kul olmuşlar, 00:31:13.360 --> 00:31:15.880 kulluk etmişler, kulluk etmeye çalışmışlar. 00:31:16.218 --> 00:31:26.249 Karınca gibi, ufacık tefecik, azıcık azıcık, yufka yufka, küçük küçük… Hani karıncaya sormuşlar: 00:31:26.288 --> 00:31:30.903 "Merhaba, hayrola? Yola koyulmuşsun, ne tarafa doğru gidiyorsun böyle?" 00:31:31.199 --> 00:31:38.741 "Hacca gidiyorum!" demiş. "Yahu, buradan hacca bu karınca ayaklarıyla gidilir mi? 00:31:39.700 --> 00:31:41.919 Tıpış da tıpış, tıpış da tıpış. Oooh! 00:31:41.960 --> 00:31:46.760 Sen kaç ayda, kaç kilometre gideceksin de hacca ne zaman varacaksın?" 00:31:47.400 --> 00:31:55.200 "Olsun, yolunda olayım da! Yolunda olayım da, yolunda öleyim yeter." demiş. 00:31:55.680 --> 00:32:01.800 Hac yolunda öldü mü insan, "hacı" demektir. Yolunda olmak çok önemli. 00:32:01.960 --> 00:32:09.360 Karınca gibi yaratılmışsa insan, adımları küçükse; küçüktür ama yolundaysa ne mutlu! 00:32:10.240 --> 00:32:17.160 Karınca gibiyse bile yolundaysa, yolunda olabilmişse, yolunda ölebilmişse ne mutlu! 00:32:18.870 --> 00:32:26.458 Ve mağfiretün mina'llahi ve rıdvân. "Allah'ın sevgili kullarına da mağfireti var." 00:32:26.755 --> 00:32:32.356 "Kusursuz değilsiniz, biliyorum, affettim sizi." diyor, Allah. Gice gündüz işleri isyan kamu. 00:32:32.747 --> 00:32:37.784 Korkarım ki yerleri ola tamu. Peygamber Efendimiz endişe etmiş: 00:32:37.840 --> 00:32:44.360 Ol zayıf ümmetlerin hali n'ola? Hazretine nice anlar yol bula? 00:32:44.840 --> 00:32:48.000 "Ben gelmişim, mi'raca çıkmışım, sen nasip etmişsin yâ Rabbi! 00:32:48.242 --> 00:32:52.578 Dergâh-ı izzetine beni kabul etmişsin, yedi kat gökten geçirmişsin. 00:32:52.600 --> 00:32:56.880 Cebrail'in; 'Buradan öteye bir adım daha atarsam cayır cayır yanarım.' dediği, 00:32:56.948 --> 00:33:01.200 durduğu yerlerden öteye götürmüşsün, perdeleri kaldırmışsın." 00:33:01.543 --> 00:33:06.266 Âşikâre gördü Rabbü'l-izzeti, Âhirette öyle görür ümmeti. 00:33:06.407 --> 00:33:11.932 Rabbü'l-Âlemîn'in aşikâre görüleceği huzûr-u izzete girmiş diyor ki; 00:33:12.807 --> 00:33:18.842 Ol zayıf ümmetlerin hali n'ola? Hazretine nice anlar yol bula? 00:33:18.888 --> 00:33:23.930 "Ben senin yanına gelmişim; yol vermişsin, yol açmışsın, nasip etmişsin, gelmişim. 00:33:23.195 --> 00:33:33.225 Onlar senin huzuruna nasıl gelecekler, yâ Rabbi? Zayıf ümmetler senin huzuruna nasıl gelirler?" 00:33:33.921 --> 00:33:42.327 Gice gündüz işleri isyan kamu. "Kusurlular, tamamen, gece gündüz işleri günah." 00:33:42.797 --> 00:33:47.797 Otururlar, sohbet ederler; şeytan, gıybete daldırır; "Hadi, günaha gir!" der. 00:33:48.149 --> 00:33:55.656 "Ticaret için dükkân açmışsın, elinin emeğiyle geçiniyorsun; hırslı olma, harama girme, aldatma! 00:33:55.711 --> 00:34:00.640 Doğru konuş, sevap kazan, helâl kazan, helâl ye!" 00:34:00.890 --> 00:34:03.556 "Hayır! Şurada biraz daha fazla kazanç var!" diye şeytan kandırıyor. 00:34:03.720 --> 00:34:09.589 Hop harama düşürüyor, hop günaha sokuyor. Yalan yere yemin ettiriyor, hileli mal sattırıyor, 00:34:09.604 --> 00:34:17.171 başkasının malına el uzattırıyor vesaire. Sonunda yine aldatıyor. 00:34:17.418 --> 00:34:21.920 Veya tûl-i emel insanı aldatıyor: 00:34:22.131 --> 00:34:26.829 "Daha çok yaşarım, iyi işler yaparım inşaallah." derken, bir şey yapmıyor. 00:34:27.507 --> 00:34:32.330 "Kur'ân'ı ezberleyeceğim. Hele bu sene de geçsin, hele fakülteyi de bitireyim. 00:34:32.581 --> 00:34:34.958 Hele şu da olsun, hele bu da olsun." 00:34:34.997 --> 00:34:39.597 Hayrola, ne oluyor? Saçlar ağardı, hâlâ sen bir şeyler yapacaksın? 00:34:39.711 --> 00:34:43.920 Mektebi bitiremedin, mezun olamadın, şehadetnameyi alamadın. 00:34:44.210 --> 00:34:49.570 "Olacak, olacak inşaallah!" Küçükken derdi ki bacım. Çoğu gitti azı kaldı. 00:34:49.960 --> 00:34:53.905 Büyüdüm, ihtiyarladım. Çoğu gitti azı kaldı.Hâlâ aynı terane. 00:34:54.700 --> 00:35:00.597 Çoğu gitti, azı kaldı; olacak olacak, bekle bekle. Tûl-i emel aldatıyor. Ümitler… 00:35:00.730 --> 00:35:02.543 "Bugün yapamadım ama yarın yaparım inşaallah! 00:35:02.786 --> 00:35:05.385 Bugün biraz başım ağrıyor ama yarın çalışırım inşaallah! 00:35:05.477 --> 00:35:09.819 Bugün olmadı, yarın yapacağım, söz." vesâire. 00:35:10.920 --> 00:35:16.216 Kaç defa sözü bozdu, kaç defa hata işledi ama bir insanın niyeti önemli. 00:35:16.301 --> 00:35:23.645 Müslümanın niyeti önemli olduğundan; kusurları da olsa, hataları da olsa, ve mağfiretün mina'llâh, 00:35:23.800 --> 00:35:28.600 "Allah mü'min kulunu, iyi niyetli kulunu affediyor." 00:35:28.560 --> 00:35:30.160 Ve rıdvân. 00:35:31.240 --> 00:35:38.800 "Bir de Allah'ın rızasına ermek, razı olduğu kul olmak var, rıdvân-ı ekberine vâsıl olmak derecesi var." 00:35:38.160 --> 00:35:43.240 O da has kullara mahsus. "Gel kulum!" diyor Allah, severek çağırıyor. 00:35:43.784 --> 00:35:47.498 "Gir cennetime, kulum!" diyor. "Sen benden razı, ben senden razı; 00:35:47.827 --> 00:35:57.739 hem ben seni sevdim hem sen beni seviyordun. Gel, buyur, nimetlerime mazhar ol!" diyor. 00:35:58.843 --> 00:36:01.776 Ve me'l-hayâtü'd-dünyâ illâ metâu'l-ğurûr. 00:36:02.226 --> 00:36:09.532 "Bu dünya hayatı, birçok insan için bir aldanma vasıtasıdır." Âyet-i kerime böyle bildiriyor. 00:36:11.245 --> 00:36:15.962 Biz de bu âyet-i kerimeyi okumuş olduk, hatırlatmış olduk. 00:36:16.282 --> 00:36:22.506 Allahu Teâlâ hazretleri bir başka âyet-i kerimede buyuruyor ki; 00:36:23.311 --> 00:36:29.837 Ve mâ halaktü'l-cinne ve'l-inse illâ li-ya'büdûn. 00:36:30.248 --> 00:36:40.515 "Biz cinleri de, insanları da başka bir iş için yaratmadık. Yaratma sebebi başka bir şey değil. 00:36:40.687 --> 00:36:45.453 İllâ li-ya'büdûn, ancak bize ibadet etsinler, diye yarattık." 00:36:45.758 --> 00:36:51.669 Bu âyet-i kerime de Rabbimiz'in kendi sözü, kendi kelâmı, Kur'ân-ı Kerîm'den. 00:36:52.590 --> 00:36:57.297 Bu ifadesinden anlıyoruz ki bir biz varız; insanlar, benî Âdem, 00:36:57.375 --> 00:37:04.384 sizler ve biz, dışarıdakiler, evvelkiler ve sonrakiler. Bir de cinler var. 00:37:04.984 --> 00:37:07.581 Cin; "göze görünmeyen varlıklar" demektir. 00:37:07.945 --> 00:37:14.278 "Göze görünmeyen varlık var mı? Ben görmediğime inanmam!" diye adamın birisi inat ediyormuş. 00:37:14.552 --> 00:37:21.990 Gelmiş bir hoca efendiye demiş ki; "Ben görmediğime inanmam! 00:37:21.819 --> 00:37:28.710 Sonra siz, şeytan cehenneme girecek diyorsunuz." "Evet, Allah öyle diyor." 00:37:29.126 --> 00:37:33.450 "Allah şeytanı ateşten yarattı, diyorsunuz." "Evet, Kur'ân-ı Kerîm'de öyle diyor. 00:37:33.480 --> 00:37:38.520 Allah onu cehenneme atacak, ateşe atacak." "Ateş ateşe ne zarar verir? 00:37:38.560 --> 00:37:44.160 Şeytan da ateşten; içine girse ne olur?" demiş. Balık suda daha rahat eder gibi. 00:37:47.120 --> 00:37:51.200 İçinden şöyle bir lâ havle çekmiş hoca. 00:37:51.200 --> 00:37:56.880 Hemen tarlanın kenarındaki toprak aklına gelmiş. Sürmüşler toprağı. Şöyle bir kalıp kesmik duruyor. 00:37:57.100 --> 00:38:05.310 Toprağı sürdüğün zaman pulluk atıyor ya. Hemen eğilmiş, koca bir kesmiği oradan almış. 00:38:05.403 --> 00:38:12.350 "Küt." diye adamın kafasına vurmuş. Orası şişmiş ve muazzam acımış. 00:38:12.896 --> 00:38:21.521 Haydi kadı efendinin huzuruna. "Kadı efendi! Ben soru sordum, cevap istiyordum. 00:38:21.818 --> 00:38:26.171 Bu adam kaldırdı, benim kafama bir toprak parçası vurdu. Muazzam başım ağrıyor. 00:38:26.257 --> 00:38:34.926 Beynim sarsıldı, ölecek hâle geldim. Bundan davacıyım!" demiş. Hâkim sormuş: 00:38:35.804 --> 00:38:38.204 "Hoca Efendi! Bunu ne diye dövdün? 00:38:38.647 --> 00:38:43.759 Doğru düzgün konuşmanız, anlaşmanız mümkün iken ne diye dövdün? 00:38:44.142 --> 00:38:55.570 "Yok efendim! Bana soru sordu, sorusuna cevap verdim." demiş. Hani bir şair diyor ki; 00:38:56.800 --> 00:38:59.960 Nush ile uslanmayanı etmeli tekdîr. 00:39:00.280 --> 00:39:04.320 Nasihat edilince uslanmayanlara biraz azarlama yapmak lazım. 00:39:04.520 --> 00:39:09.920 Nush ile uslanmayanı etmeli tekdîr. Tekdîr ile uslanmayanın hakkı kötektir. 00:39:09.800 --> 00:39:17.160 "Ben ona cevap verdim!" "Nasıl cevap verdin?" "O bana, 'Şeytan ateşten yaratıldı. 00:39:17.240 --> 00:39:23.360 Cehennem de ateş. Şeytana cehennemin içinde, ateşte nasıl azap olacak?' diye sordu. 00:39:23.827 --> 00:39:30.120 Ben de insanoğlu topraktan yaratıldığı için topraktan bir parça aldım, onun kafasına bir patlattım. 00:39:30.480 --> 00:39:36.120 'Bak, topraktan yaratılmış olan insanı, Allah toprakla nasıl azaplandırıyormuş, gör!' demek istedim. 00:39:36.360 --> 00:39:40.600 Sonra dedi ki; 'Ben görmediğim şeye inanmam!' 00:39:41.400 --> 00:39:49.400 Halbuki şimdi diyor ki; 'Çok fena halde başım ağrıyor.' Haydi göstersin ağrısını! 00:39:50.480 --> 00:39:54.800 'Görmediğime inanmam!' dediği için ben de onun ağrısına inanmıyorum." demiş. 00:39:54.920 --> 00:40:03.760 İşte insanlar var, cinler var. Görünen varlıklar var, görünmeyen varlıklar var. 00:40:04.206 --> 00:40:11.742 Görünmeyen birçok şey var. Mesela "Radyasyon var." diyorlar, herkes bucak bucak kaçıyor. 00:40:11.760 --> 00:40:15.960 Orada ev bile yapılmıyor. "Niye bu taraflarda ev fiyatları ucuz?" 00:40:16.261 --> 00:40:19.680 "Ha, burada radyasyon tesisi var." "Ben radyasyon filan görmüyorum!" 00:40:19.813 --> 00:40:24.776 "Zaten göremezsin ki! Gözle görülmez, içine işler, insanın canına okur." 00:40:24.807 --> 00:40:29.461 Demek ki bazı şeyler görünmüyor. Bazı görünmeyen şeyler var. Elektriği de göremiyorsun. 00:40:29.880 --> 00:40:37.640 Mesela şurada bir elektrik kaçağı olsa, şu benim tuttuğum madenî levhada büyük bir voltaj olsa; 00:40:37.640 --> 00:40:43.800 ben bunu tuttuğum zaman, elektrik çarpacak ama ancak tuttuğum zaman anlarım. Görüldüğü zaman anlaşılmaz. 00:40:43.680 --> 00:40:51.280 Yere düşmüş bir telde cereyan var mı, yok mu; değmeden anlayamazsın. Bazı şeyler görünmüyor. 00:40:51.746 --> 00:40:54.193 Görünen varlıklar var, görünmeyen varlıklar var. 00:40:54.248 --> 00:41:01.311 Görünmeyen varlıklar; melekler var, şeytanlar var, cinler var. 00:41:01.960 --> 00:41:04.440 İşte Allah onları da yaratmış, bizi de yaratmış. 00:41:04.680 --> 00:41:14.800 Peygamber Efendimiz resûlü's-sakaleyn; sadece insanların değil, aynı zamanda cinlerin de peygamberi. 00:41:14.200 --> 00:41:19.960 Görünmeyen varlıkların da peygamberi. Öyle bir peygamber, öyle üstün bir insan. 00:41:20.360 --> 00:41:23.680 Ve mâ halaktü'l-cinne ve'l-inse illâ li-ya'budûn. 00:41:23.916 --> 00:41:29.480 "Ben azîmüşşân, insanları da, cinleri de başka bir şey için yaratmadım; 00:41:29.126 --> 00:41:35.545 bana ibadet etsinler diye yarattım." buyuruyor Allahu Teâlâ hazretleri. 00:41:35.720 --> 00:41:50.640 İbadet nedir; o hususta biraz bilgi vereyim: Biz ancak ibadet için yaratılmışız. 00:41:51.120 --> 00:41:55.160 Bizim yaratılma sebebimiz ibadetmiş. Ne demek? 00:41:55.880 --> 00:42:03.880 İbâdet; "Allahu Teâlâ hazretlerini bilmek, emirlerine uymak, 00:42:04.229 --> 00:42:14.657 yasaklarından sakınmak ve itaat etmek" demek. Bilip, bağlanıp, dediğine göre icraat yapmak. 00:42:15.160 --> 00:42:26.200 Kulluk bu! İbadetin bir merhalesi, Allah'ı bilmek. Kul Allahu Teâlâ hazretlerini nasıl bilecek? 00:42:31.165 --> 00:42:39.680 "Mârifetullah" denmiş buna; "Allah'ı bilmek ilmi." İnsanlar Allah'ı biliyor mu? 00:42:40.514 --> 00:42:48.564 Veya biliyorum diyenler, doğru biliyor mu? İnsanların büyük bir kısmı reddetmiş. 00:42:49.200 --> 00:42:52.772 Rusya, resmen ateizmi kabul etmiş: "Yok böyle bir şey. 00:42:53.117 --> 00:43:03.458 Bunlar insanların uydurmasıdır, sömürme vasıtasıdır. Burjuvazi yalanı. 00:43:03.802 --> 00:43:11.655 Burjuvazinin, zengin sınıfın emekçi sınıfı, proleteryayı sömürme vasıtasıdır. 00:43:12.900 --> 00:43:19.390 Bir düzen, bir tezgâh kurmuşlar, inek sağar gibi sağıyorlar. Sömürme vasıtası." demişler. 00:43:19.712 --> 00:43:27.815 Bir kısmı da -İngiltere'de, Avustralya'da, Amerika'da vesairede- "Aman sen de. Boş ver!" diyor, 00:43:29.135 --> 00:43:32.983 hiç o taraflara ilgi duymuyor. 00:43:33.379 --> 00:43:38.704 "Bana ne? Ben o meselelerle ilgilenmiyorum arkadaş, sen paradan haber ver! 00:43:38.814 --> 00:43:43.580 Cumartesi pazarı nerede geçireceğiz? Nerede eğleneceğiz, ne yapacağız; onu söyle!" 00:43:43.484 --> 00:43:47.791 diye hiç ilgilenmiyor. Böyle bir takım insanlar var. 00:43:48.653 --> 00:43:54.414 Açıkça, "Yoktur!" diye kavgayla, gürültüyle, başka insanlara da yumruk sallayarak; 00:43:54.485 --> 00:43:58.628 "Benim dediğim gibi düşüneceksin!" diye zorbalık yapanlar var. 00:43:58.777 --> 00:44:09.338 Bir de; "Evet ben inanıyorum, öyle yüce bir kudret var. Müteâlî, aşkın varlık var; ona inanıyorum. 00:44:09.509 --> 00:44:14.195 Tamam haktır, gerçektir, onun adâleti de vardır." diyenler var. 00:44:14.956 --> 00:44:20.857 "Pekiyi, bu Allah dediğin şey nedir? Nasıldır, nerededir?" "İşte şu duvarda asılı put. 00:44:21.267 --> 00:44:26.448 İşte şöyle heykel, işte şu yıldız, işte şu inek, işte şu bilmem ne..." 00:44:26.800 --> 00:44:42.421 "Haydi! Sen öküze tanrı diye taparsan işi bitirdin! Şimdi bu kâinatı öküz mü yarattı? 00:44:43.320 --> 00:44:50.480 Bu koca kâinatı, ayları, yıldızları vesaireyi öküz mü yarattı?" "Yok, ben vazgeçtim. 00:44:50.880 --> 00:44:55.160 Sen fazla soru soracaksın anlaşılan; öküze tapmaktan vazgeçtim, güneşe tapıyorum." 00:44:55.880 --> 00:45:02.560 "Pekiyi, bu güneş gibi gökyüzünde kaç tane güneş var." Şaşırmış. "Bunlardan hangisi?" 00:45:03.800 --> 00:45:08.000 "En yakında olanı bana biraz daha sevimli görünüyor, bana da faydası oluyor. Bilmem ne." 00:45:08.160 --> 00:45:14.360 "Olmaz! Ötekisi ondan daha büyük!" "Demek ki bir sürü tanrı var." 00:45:14.480 --> 00:45:18.200 O zaman birbirleriyle kavga, gürültü, çekişme, rekabet... 00:45:18.360 --> 00:45:27.400 Yunanlıların bir tanrıları var; -hâşâ sümme hâşâ, sübhânallah- bir sürü de başka tanrıları var. 00:45:27.720 --> 00:45:36.320 Savaş tanrısı var, Mars. Aşk tanrısı var, Venüs. Şarap tanrısı var, Baküs. 00:45:36.600 --> 00:45:44.360 Ondan sonra, deniz tanrısı var, bilmem ne var. Bunlar da biraz geçimsiz, huysuz. 00:45:44.930 --> 00:45:50.359 Birbirlerini çekiştirirler, kavga ederler. Dalavere ile birbirlerini aldatırlar. 00:45:50.520 --> 00:45:58.480 Böyle dinî inanç mı olur? Bu da saçma. Japonunki de, Yunanınki de, Hindinki de, Mısırınki de saçma. 00:45:58.800 --> 00:46:07.000 Ama kâinat var, kâinatta bir düzen var. Bir güzellik, bir intizam, bir kanun var. 00:46:07.130 --> 00:46:18.504 Matematik, fizik, kimya var. Bir güzellik var. Bir çiçeğin, bir meyvenin nasıl meydana geldiği, 00:46:18.932 --> 00:46:24.470 bir ağacın bir tohumdan nasıl olduğu, bir tohumun içine bu kabiliyetin nasıl yerleştiği 00:46:25.533 --> 00:46:30.533 gibi muazzam şeyler var. Bunlar böyle öküzün möküzün yapacağı işler değil, 00:46:30.960 --> 00:46:38.578 öküzle möküzle izah edilecek şeyler değil. Öyle bir varlık ki çok iyi biliyor. 00:46:38.820 --> 00:46:44.153 Bak, Allah'ın; İslâm'ın, Kur'an'ın dediği bir vasfını, alîm sıfatını anladın! 00:46:44.542 --> 00:46:53.922 Alîm; "her şeyi son derece iyi bilen." 00:46:54.301 --> 00:47:01.912 Sonra her şeyde bir sebep var, bağlantı, intizam var. Kuşa öyle bir şekil vermiş ki Allah; 00:47:02.154 --> 00:47:06.334 havada en az sürtünmeyle, en az mukavemetle uçacak şekilde. 00:47:06.842 --> 00:47:12.290 Balığa öyle bir dizayn vermiş ki gemi mühendisleri ibret alıyorlar, hayran kalıyorlar. 00:47:12.107 --> 00:47:16.331 Balığın şekli, suyun içinde en güzel bir şekilde hareket etmesine müsait. 00:47:16.472 --> 00:47:20.570 Falanca örümceğe yeşil renk vermiş; yeşil otlar arasında yaşadığı için, 00:47:20.966 --> 00:47:23.716 düşmanından sakınmak için, çok güzel. 00:47:23.778 --> 00:47:29.293 Kelebeğin kanatları açıldığı zaman üzerlerine iki tane kocaman göz gibi desen yapmış; 00:47:29.411 --> 00:47:34.762 "Kanatlar bir açıldı mı, yaprakların arasından sanki kocaman bir şey bakıyormuş gibi 00:47:34.926 --> 00:47:39.859 olsun da kuş korksun." diye. Kelebek, o boyalardan kanadını açtığı zaman, 00:47:39.937 --> 00:47:44.625 "Burada baykuş var galiba! İki gözüyle bana bakıyor." sansın da "Kuş kaçsın." diye, 00:47:44.664 --> 00:47:49.567 kelebek kanadına kuşun kanadını taklit eden desen koymuş. 00:47:51.331 --> 00:47:55.359 Yoksa serçe gelecek, gagalayacak, kelebeği yutacak. 00:47:57.311 --> 00:48:03.246 Örümceğe kabiliyet vermiş, iplerle sanat harikaları meydana getiriyor. 00:48:03.348 --> 00:48:08.848 Ağlar kuruyor, ağlar topluyor. Avları yakalıyor, yiyor, posasını atıyor. 00:48:08.926 --> 00:48:15.523 Nasıl da küçükten bu işi biliyor? O kuşlar uçmayı nasıl öğreniyorlar? 00:48:16.272 --> 00:48:23.711 Hepsi yerli yerinde ve çok güzel düşünülmüş. Muazzam bir mühendislik var. Tamam! 00:48:24.218 --> 00:48:28.250 İşte, Allah'ın hakîm sıfatını anlamaya başladın. 00:48:28.445 --> 00:48:33.710 Her şeyi hikmetle yapan, her şeyi hikmetli; onu anlamaya başladın. 00:48:33.290 --> 00:48:39.929 İşte Allah böyle Azîz'dir, Hakîm'dir, Kâdir'dir. 00:48:40.336 --> 00:48:46.828 Her şeye gücü yeter; yıldırımlar yağdırır, düşmanlarını kahreder, dostlarına lütfeder. 00:48:47.220 --> 00:48:51.650 Musa'yı Firavun'dan kurtarır, İbrahim'i Nemrut'tan kurtarır. 00:48:51.830 --> 00:48:57.340 Peygamber Efendimiz'i Kureyş'in şerrinden kurtarır, Kureyş'e galip eder. 00:48:57.481 --> 00:49:04.231 Muktedir, hikmetli, Rahmân, Rahîm; işte Allah o! 00:49:04.520 --> 00:49:13.960 İşte müslümanların, öteki insanlardan ne kadar ileri düşünceli olduğunu, 00:49:14.800 --> 00:49:18.720 İslâm'ın gerçekleri nasıl yakaladığını gösteren şey, Allah'ı bilmek. 00:49:19.970 --> 00:49:29.571 Allah'ı bilmenin bir yolu; insan etrafa baktığı zaman Allah'ı bilir. 00:49:30.633 --> 00:49:41.456 Çimene baksa bilir; meyveye, yıldıza, dağa, suya baksa bilir. Her şeyden bilir, her şeyden anlar. 00:49:42.101 --> 00:49:55.897 Şimdi bir ağacın yaprağına bakın; şahane tatlı yapıyor, bal gibi. Mesela hurma. 00:49:56.336 --> 00:50:01.595 Hurmanın tadına doyum olmuyor. Elmanın tadına, kokusuna hayran kalınıyor. 00:50:01.697 --> 00:50:11.111 Eriğin, üzümün. Böyle bir ağaç, küçük, bacaksız bir çalı, salkım salkım üzümler çıkarıyor. 00:50:11.213 --> 00:50:14.994 Kokusu, rengi, tadı güzel. Kütür, kütür. 00:50:15.596 --> 00:50:19.310 Kabiliyeti var. Allah bir kabiliyet vermiş, bir güzellik vermiş. 00:50:19.680 --> 00:50:25.163 İnsan etrafında neye baksa, neyi muntazam olarak incelese, hayran kalır. 00:50:25.760 --> 00:50:32.215 İki yüz yirmi metre boyunda ağaçlar var Amerika'da. İki yüz yirmi metre boyunda ağaç! 00:50:32.319 --> 00:50:38.811 En alt katından, kökünden suyu alıyor, en üst katındaki yaprağa ulaştırıyor. 00:50:39.138 --> 00:50:42.484 İki yüz yirmi metre yukarıya su basan bir tulumba biliyor musunuz? 00:50:44.600 --> 00:50:53.150 Böyle bir tulumba yok, teknolojide bulunmuş değil; ama ağaç aşağıdan o suyu 00:50:53.236 --> 00:50:58.244 iki yüz yirmi metre yukarıdaki yaprağa ulaştırıyor. Kudrete bak, sanata bak! 00:50:58.722 --> 00:51:10.262 İnsan etrafına baktı mı bu kâinatı bilen, muazzam bilgi sahibi, muazzam kudret sahibi, 00:51:10.332 --> 00:51:14.441 muazzam hikmet sahibi bir varlığın yaptığını bilir. "Tamam! 00:51:15.500 --> 00:51:17.842 Ben ona inandım, ben ona ibadet ediyorum." der. 00:51:17.912 --> 00:51:27.675 Şimdi şurada yatsı namazını kılarken öyle zevk duydum ki. Çayırda yatsı namazı kılıyoruz. 00:51:28.110 --> 00:51:36.900 Üstümüzde ay dede, yıldızlar pırıl pırıl parlıyor. "Allahu ekber!" diyoruz. 00:51:36.699 --> 00:51:43.295 "Ey şu yerleri gökleri yaratan yüce Mevlâ! Biz sana ibadet ediyoruz." diyoruz. 00:51:43.694 --> 00:51:49.564 Yıldızların altında, gök kubbe mescidimiz, çayırlar çimenler halımız. 00:51:49.955 --> 00:51:53.971 Dergâh-ı izzete dönüyoruz, "Allahu ekber!" diyoruz. 00:51:54.592 --> 00:51:58.210 En büyük olan Allah'ımıza, kâinatı yaratan Allah'a ibadet ediyoruz. 00:51:58.224 --> 00:52:06.209 Şu bizim inancımızdaki güzelliğe bakın! İnsanın gözlerinden pınar gibi yaşlar akar. 00:52:06.357 --> 00:52:10.549 Fışkırır, çağlar, şarıl şarıl akar. 00:52:10.853 --> 00:52:18.179 Biz işte şu kâinatı yaratan; yıldızlardan yerlere, göklere, dağlara, ufuklara kadar her tarafı yaratan 00:52:18.257 --> 00:52:25.800 Allah'a ibadet ediyoruz. O'na dönüyoruz. Ne tarafa doğru dönüyorsun? 00:52:26.970 --> 00:52:30.633 Onun "Dön!" dediği Kâbe-i Müşerrefe'sine dönüyorsun! "O tarafa doğru dönün!" demiş; 00:52:30.664 --> 00:52:38.137 çünkü kendisi mekândan münezzeh. Kendisi için bir şekil tasavvur etmiyoruz; çünkü: 00:52:38.246 --> 00:52:47.650 Lâ tüdrikühü'l-ebsâr "Gözler onu göremez!" Leyse ke-mislihî şey'ün "Benzeri yok, eşi yok!" 00:52:48.199 --> 00:52:53.110 Eşi olsa, benzeri olsa; ikinci Allah diyecektik. Hâşâ, sümme hâşâ, yok öyle bir şey. 00:52:53.401 --> 00:52:59.497 Tek olduğu için, tek olan bir şeyi nasıl anlatacaksın? Anlatamazsın! 00:52:59.800 --> 00:53:04.960 Pineapple, ananası anlatırken dersin ki; "Çam kozalağı gibi; içi de portakala benziyor." 00:53:05.760 --> 00:53:15.480 Böyle anlatabilirsin. Dışı çam kozalağı gibi. Kestiğin zaman içi de portakala benziyor. 00:53:15.480 --> 00:53:20.520 Sarı bir şey. Tadı da aşağı yukarı şöyle, böyle. Bir şeyle tarif edersin; şunun gibi, bunun gibi. 00:53:20.640 --> 00:53:23.720 Peki, benzeri olmayan şeyi nasıl tarif edeceksin? 00:53:24.320 --> 00:53:33.200 Şimdi düşün ki senin memleketinde bir kör var. Anadan doğma kör. 00:53:33.240 --> 00:53:36.480 Âmâ doğdu, gözsüz doğdu. 00:53:38.200 --> 00:53:45.800 Acıdığın için alıyorsun onu gezmeye götürüyorsun. Senin arkadaşın o da hafızlığa çalışıyor. 00:53:46.360 --> 00:53:52.320 Tatlı tatlı sohbet ediyorsun. Bir söyleneni hemen kulağı alıyor. Alıyosun gezmeye götürüyorsun. 00:53:52.840 --> 00:53:57.800 Diyorsun ki; "Aziz kardeşim, burada öyle güzel güller var ki! 00:53:57.200 --> 00:54:04.880 Kimisi kadife gibi, kimisi kıpkırmızı, kimisi pespembe, kimisi ak pak." 00:54:05.554 --> 00:54:12.792 "Kardeşim, kırmızı ne demek, pembe ne demek? Ak ne demek, kara ne demek?" 00:54:13.754 --> 00:54:22.878 Haydi buyur, şimdi sen köre kırmızıyla pembeyi anlat bakalım! Anlatamazsın ki! 00:54:24.375 --> 00:54:27.977 Onun dünyasında onun misali yok ki anlatamazsın. 00:54:28.890 --> 00:54:38.480 Biz de Allahu Teâlâ hazretlerini, eşi benzeri olmadığı için bir şeye benzetemeyiz. 00:54:39.120 --> 00:54:45.000 Ve lâ tadribû li'llâhi'l-emsâl. "Allah'ı anlatmak için misal vermeye de kalkışmayın!" 00:54:44.880 --> 00:54:49.000 Siz bilmezsiniz, yalan bir şey söylersiniz, yanlış bir şey söylersiniz. 00:54:50.567 --> 00:54:57.512 Hz. Ebûbekir Efendimiz diyor ki; el-Aczü an derki'l-idrâki idrâkün. 00:54:58.600 --> 00:55:02.680 "Allah'ı anlayamayacağını sezdin mi o zaman anladın." 00:55:03.800 --> 00:55:05.240 "Büyüklüğünü o zaman anladın. 00:55:05.880 --> 00:55:13.840 Âciz olduğunu, kavrayamayacağını anladın mı şimdi anlamaya başladın." 00:55:14.760 --> 00:55:19.880 Musa aleyhisselam hanımını almış, hanımı hamile. 00:55:20.127 --> 00:55:28.363 On gün kayınpederinin yanında kalmışlar, şimdi dönecekler. Doğum sancıları başlamış. 00:55:29.263 --> 00:55:35.161 Eyvah! Su lazım, ateş lazım! Çocuk doğacak, kırda bayırda ne olacak? 00:55:35.764 --> 00:55:39.390 "Şurada bir ateş görüyorum. Gideyim ben de, oradan biraz yardım alabilirim, 00:55:39.969 --> 00:55:44.746 belki biraz odun getirebilirim." demiş, gitmiş. Kibrit yok, çakmak yok. 00:55:46.666 --> 00:55:53.846 Gittiği yerde Allahu Teâlâ hazretleri; "Yâ Musa! Ben senin Rabbinim!" diye hitap etmiş. 00:55:54.760 --> 00:55:57.800 Musa aleyhisselam, Allah'ın vahyine mazhar olmuş peygamberi. 00:55:57.200 --> 00:56:08.440 Musa aleyhisselam, sesi işitiyor, diyor ki; Rabbi erinî ileyk. 00:56:08.880 --> 00:56:15.120 "Yâ Rabbi! Kendini göster de göreyim seni! 00:56:15.177 --> 00:56:20.205 Sesini duyuyorum ama kendini de göster; göreyim!" Kâle len terânî. 00:56:20.400 --> 00:56:24.440 "Yâ Musa! -Cahillik etme- sen beni göremezsin!" 00:56:24.840 --> 00:56:29.480 Velâkini'nzur ile'l-cebeli fe inistekarra mekânehû fe-sevfe terânî. 00:56:29.975 --> 00:56:34.420 "Bunu anlamak için şu karşı dağa bir bak! 00:56:34.840 --> 00:56:41.680 O dağa Allah tecellî ettiği zaman, dağ yerinde durabilirse tamam. 00:56:42.970 --> 00:56:45.760 Dağ tecellîye dayanabilirse sen de dayanabilirsin. 00:56:45.979 --> 00:56:54.726 Gözün kör olmaz, yanmazsın; o zaman, sen de görebilirsin belki. Bak bakalım dağ dayanabilecek mi?" 00:56:54.952 --> 00:57:01.830 Felemmâ tecellâ rabbühû li'l-cebeli cealehû dekken ve harra Mûsâ saikâ. 00:57:01.464 --> 00:57:09.235 "Allahu Teâlâ hazretleri Tur Dağı'na şöyle tecellîsiyle bir tecellî ediverince dağ parça parça parçalandı." 00:57:09.430 --> 00:57:14.484 Allah'ın kudretine dayanılır mı? Dayanamadı. Kayalar parça parça parçalandı. 00:57:14.600 --> 00:57:21.520 Musa aleyhisselam "Küt!" diye baygın yere düştü. Göremez, kaldıramaz, tâkat getiremez, bakamaz! 00:57:21.649 --> 00:57:27.723 İnsan güneşe bile bakamıyor. Şu ışığa biraz fazla bak; şu ışık insanı rahatsız ediyor. 00:57:27.755 --> 00:57:36.525 Belli bir şeyden sonra gözü yoruluyor. İşte böyle Allah'ın bu kadar yüce olduğunu, 00:57:36.900 --> 00:57:41.654 duyguların bu kadar üstünde olduğunu anladın mı? Anladın. 00:57:41.800 --> 00:57:43.680 Şimdi Allah'ı iyi anlamaya başladın. 00:57:44.480 --> 00:57:51.720 Yâ Mûsâ ic'al lenâ ilâhen kemâ lehüm âliheh. 00:57:52.160 --> 00:58:01.360 "Şu Mısırlıların bak ne güzel, çeşit çeşit putları var. Köpek başlı, insan vücutlu ilahları var. 00:58:02.800 --> 00:58:08.840 Sıra sıra, çeşit çeşit, boy boy, köpek gibi, inek gibi, horoz gibi, bilmem ne gibi ilahları var. 00:58:09.400 --> 00:58:11.480 Sen de bize bir put yapsana!" 00:58:12.760 --> 00:58:18.880 "Eğer mü'minseniz Allah'tan korkun! Böyle şey istenir mi?" 00:58:19.635 --> 00:58:22.297 Bakın, onlar ne kadar cahil olduklarını gösteriyorlar. 00:58:22.469 --> 00:58:27.122 İnsan gibi yapıyorlar, köpek başlı, horoz kafalı yapıyorlar. Neden? 00:58:27.317 --> 00:58:33.262 Etraflarındaki olaylardan, varlıklardan birisine benzeyen bir şey yapıyorlar. 00:58:33.294 --> 00:58:38.215 Kendileri uyduruyorlar. Tabi Musa aleyhisselam; "Allah'tan korkun!" demiş, nasihat etmiş ama 00:58:38.235 --> 00:58:47.442 Tur Dağı'na Allah'ın emirlerini almaya gidince, "Sâmirî" adlı şahıs yine bir açıkgözlük yapmış; 00:58:48.191 --> 00:58:55.494 milletin bütün bileziklerini, zînetlerini toplamış; onları eritmiş, bir buzağı yapmış. 00:58:56.147 --> 00:59:00.584 Ve ahrece lehüm iclen ceseden lehû huvâr. 00:59:01.960 --> 00:59:06.415 Bir de böyle boyutlu bir şey, altın bir buzağı yapmış; hava bir yerinden girip, 00:59:06.454 --> 00:59:13.764 öbür tarafından çıkarken "Böööö!" diye bir ses de çıkıyor. 00:59:14.174 --> 00:59:19.579 Lehû huvâr. "Böğürme sesi de olan, altından bir buzağı yapmış." 00:59:20.265 --> 00:59:25.589 Böğürürse böğürsün, böğürmesinden ne olacak? Böğürmek bir şey demek mi? 00:59:25.720 --> 00:59:30.280 "Bööö! deyince, karşı taraf bir şey mi anlıyor? Matematik problemi mi çözüyor, 00:59:30.400 --> 00:59:36.840 fizik derdini mi hallediyor, ne oluyor? Edebiyat mı, şiir mi? Böğürmüş!Aman ne kadar büyük iş! 00:59:35.880 --> 00:59:40.320 Ben arabayla giderken, camı biraz açtığım zaman, oradan "Füüü!" diye bir ses geliyor. 00:59:41.280 --> 00:59:46.800 Cam iyi kapanmadığı zaman oradan da ses geliyor, ıslık geliyor. 00:59:46.200 --> 00:59:50.680 Beni birisi mi çağırıyor? Hayır! Cam aralık kaldı da onun için oradan ıslık geliyor. 00:59:51.400 --> 00:59:58.200 Ne olmuş yani? Musa aleyhisselam'ın kavmi hemen tapınmaya kalkmışlar. 00:59:58.443 --> 01:00:01.705 Mucizeleri görmüş, Allah'ın varlığını duymuş; 01:00:02.134 --> 01:00:10.225 Firavun'un mağlup olduğunu, münazarada yenildiğini, sihirbazların pes ettiğini, 01:00:10.272 --> 01:00:13.366 Musa aleyhisselam'n mucizelerini görmüş bir kavim. 01:00:13.522 --> 01:00:19.950 Haydiii! Bu Sâmirî'ye aldanıyor, kendi eliyle yaptığı buzağıya tapmaya kalkıyor. 01:00:20.130 --> 01:00:26.707 "Pekiyi, bu buzağı daha önce ne idi? Senin kolundaki bilezik, senin kulağındaki küpe, 01:00:27.800 --> 01:00:30.840 senin boynundaki gerdanlık değil miydi?" "Öyleydi!" "Sonra ne yaptınız?" 01:00:31.303 --> 01:00:39.150 "Eritti bu usta, bu kâfir." Bu kâfir putçu usta eritti bunu, bir buzağı yaptı. 01:00:39.777 --> 01:00:46.374 Evveli belli, âhiri belli. İnsanoğlu bunun nesine tapıyor? 01:00:47.489 --> 01:00:52.132 İşte bunları bize Kur'ân anlatıyor, muhterem kardeşlerim! 01:00:52.637 --> 01:01:00.105 Bu dünyada bizim ilk işimiz, Allah'ı doğru tanımaktır. 01:01:00.363 --> 01:01:06.300 Allah'ı inkâr edenlerden olmayacaksın, Allah'ı yanlış tanıyanlardan da olmayacaksın. 01:01:06.123 --> 01:01:10.965 Eski ümmetlerin inançlarının ne kadar komik olduğunu, komik bir şekilde anlatmaya çalıştım size. 01:01:12.000 --> 01:01:21.440 Allah'a ibadet etmek namına ne kadar aptalca işler yaptıklarını siz de görüyorsunuz, kabul ediyorsunuz. 01:01:21.600 --> 01:01:30.320 Çünkü akıl ve mantık ortada. Kur'ân-ı Kerîm, bunların yanlışlıklarını ifade ediyor. 01:01:30.600 --> 01:01:37.840 Allah'ı doğru tanıyacaksınız. Allah'ı doğru tanımak nasıl olur, ne suretle olur? 01:01:38.288 --> 01:01:42.648 Allah'ı doğru tanımak, tabi İslâm'la olur, müslüman olmakla olur. 01:01:42.750 --> 01:01:54.217 Bir insan müslüman olmadı mı, Allah'ı doğru tanıyamaz. Çünkü o yanlış bilgiler onu sapıtır, şaşırtır. 01:01:54.915 --> 01:02:05.820 Bir Japon kung-fucusunun, bir Hindistan brahman rahibinin 01:02:05.420 --> 01:02:09.536 bir sürü safsatası vardır, bir sürü lafı vardır. Akşam ben bir kitap okuyordum. 01:02:10.362 --> 01:02:20.595 Elime kalem aldım, kitabın sağını solunu çize çize, tenkit ede ede okudum. 01:02:21.520 --> 01:02:24.311 Epeyce okudum; on beş sayfa, yirmi sayfa. 01:02:24.514 --> 01:02:29.898 Birisi ötekisini tenkit etmiş; ötekisi de bu tenkit edene kızmış: 01:02:29.937 --> 01:02:35.223 "Vay, sen misin benim gibi bir alimi beğenmeyen? Ben ki şöyle alimim, böyle kıymetliyim; 01:02:35.240 --> 01:02:40.560 sen benim kıymetimi bilmedin. Tüh, sen kakasın!" diyor. 01:02:40.880 --> 01:02:50.800 Şimdi okuyorum; ikisi de birbirinden berbat, ikisi de hatalı, ikisi de yanlış. 01:02:51.788 --> 01:03:00.422 Onun için insan Allah'ı İslâm'la bilir. "Kendisini doğru bilsinler." diye, Allah İslâm'ı göndermiş. 01:03:00.680 --> 01:03:07.840 Allah'ı doğru bilme bilgisi raydan çıktığı için Allah peygamber göndermiş. 01:03:08.435 --> 01:03:10.168 Tekrar tekrar göndermiş. 01:03:10.334 --> 01:03:18.643 Hz. Âdem!i, Nuh'u, İbrahim'i, Musa'yı, İsa'yı, Muhammed-i Mustafa'yı göndermiş. 01:03:18.940 --> 01:03:22.984 Salavâtullâhi ve selâmühû aleyhim ecmaîn. Tekrar tekrar göndermiş. Neden? 01:03:23.328 --> 01:03:28.235 Adamlar tekrar tekrar sapıtmışlar, şaşırmışlar. Nasıl sapıtırlar? 01:03:28.594 --> 01:03:30.188 Peygamber zamanında bile sapıtmışlar. 01:03:30.480 --> 01:03:35.800 Hz. Musa aleyhisselam'ın hayatında bari doğru dursalardı da öldükten sonra sapıtsalardı. 01:03:35.880 --> 01:03:43.200 Daha hemen, taze taze, daha imanın buram buram, burcu burcu kokusu 01:03:43.224 --> 01:03:47.155 üzerlerindeyken hemen sapıtmaya başlamışlar. Bu insanlar böyle... 01:03:47.280 --> 01:03:57.840 Hz. İsa... Hz. İsa ne? Senin benim gibi benî Âdem. Senin gibi, benim gibi bir insan. 01:03:57.944 --> 01:04:00.919 Ama Allah'ın sevgili bir kulu, iyi bir kul. Seviyoruz. 01:04:01.324 --> 01:04:06.226 Sevdiğimiz için çocuklarımıza bazen Musa adını koyuyoruz; bazen İsa, 01:04:06.640 --> 01:04:11.100 bazen İbrahim, bazen Zekeriya, bazen Yahya adını koyuyoruz. 01:04:11.413 --> 01:04:15.283 Ehli kitap bize darılmaz ki. Biz onların bütün peygamberlerini seviyoruz, 01:04:15.439 --> 01:04:16.564 çocuklarımıza isim koyuyoruz. 01:04:16.627 --> 01:04:23.527 Hatta kendi isimlerimizi karıştırsak sorsak bir kısmımızın ismi o isimlerdendir. 01:04:23.636 --> 01:04:27.953 Âdem aleyhisselam, onların da peygamberi. İbrahim aleyhisselam, onların da peygamberi. 01:04:28.310 --> 01:04:32.429 İsmail aleyhisselam, onların da peygamberi. Bizim de peygamberlerimiz, sevdiğimiz, saydığımız kimseler. 01:04:32.890 --> 01:04:38.471 Biz onların hepsini kabul ediyoruz. "Bana tapının!" diye Hz. İsa mı dedi bunlara? 01:04:38.790 --> 01:04:46.800 Hayır, hayır! Allah ne emrettiyse Hz. İsa onlara onu söyledi: 01:04:46.160 --> 01:04:49.532 "Allah'a ibâdet edin, Allah'tan gayrıya tapınmayın!" dedi. 01:04:49.852 --> 01:04:54.325 Ama yirminci yüzyılda hâlâ çirkin putlara tapınıyorlar. 01:04:54.434 --> 01:04:59.525 Çıplak bir adam, kollarını iki tarafa açmış, sapsarı, boynu bükülmüş. 01:04:59.682 --> 01:05:06.780 Allah hiç peygamberini böyle öldürtür mü, olur mu? Pekiyi, ölmüşse niye ölüye tapıyorsun? 01:05:08.535 --> 01:05:13.920 Hiç bir güzel manzara bulamadın da bula bula bu manzarayı mı buldun? 01:05:14.194 --> 01:05:25.830 Ne çarpık zihniyet! Bizim ilahilerimiz var. Bakıyorum mesela Yunus diyor ki; 01:05:25.490 --> 01:05:29.887 Dağlar ile taşlar ile. Çağırayım Mevlâm seni. 01:05:30.223 --> 01:05:34.453 Seherlerde kuşlar ile. Çağırayım Mevlâm seni. Yunus'un güzelliğine bak! 01:05:34.523 --> 01:05:43.224 Herhalde yaşadığı muhit böyle manzaralı, çayırlı çimenli. Ormanlık, dağlık. 01:05:43.913 --> 01:05:52.669 Dağdan odun filan getirmiş götürmüş ya. Diyor ki: Dağlar ile taşlar ile. 01:05:53.294 --> 01:05:57.372 "Dağlar var, yalçın kayalar var." Çağırayım Mevlâm seni. 01:05:57.560 --> 01:06:02.579 "Onlar da sana 'Yâ Hak! Yâ Hak! Yâ Hak!' desinler, onlar da seni tesbih etsinler. 01:06:02.634 --> 01:06:04.800 Ben de onlara uyayım, ben de onlarla tesbih edeyim." diyor. 01:06:05.128 --> 01:06:11.572 Hepsinin sesini duyuyor Yunus. Eşyanın tesbihini duyacak hâle gelmiş. 01:06:11.697 --> 01:06:14.480 Seherlerde kuşlar ile. Çağırayım Mevlâm seni. 01:06:14.140 --> 01:06:18.489 Sabah namazından evvelki, gecenin o güzel zamanı başladı mı 01:06:18.911 --> 01:06:24.982 uykunun asıl kıymetli tarafını aldık. Uyuduk mu? Uyuduk. Yataktan kalktık mı? 01:06:25.700 --> 01:06:31.169 Kalktık, tamam. Aaa! Bizden önce başkaları kalkmış, kuşlar cıvıl cıvıl. 01:06:31.202 --> 01:06:35.200 Bir şamata, bir gürültü. Yaramazlar tatlı tatlı, ne kadar güzel ötüyorlar. 01:06:35.458 --> 01:06:41.131 "Onlarla çağırayım Mevlâm seni." diyor. Neden? Onları "cıvıltı" diye duymuyor Yunus. 01:06:41.559 --> 01:06:47.297 Onların seherlerde, "Hak! Hak!" diye çağırdığını hissediyor. 01:06:47.555 --> 01:06:53.240 O, karganın sesini "Gak!" diye duymuyor; o "Hak!" diye duyuyor, sen "Gak!" diye duyuyorsun. 01:06:53.623 --> 01:06:59.818 O, bülbülün sesini başka türlü duyuyor. O, taştan ses duyuyor, çiçekle konuşuyor. 01:06:59.880 --> 01:07:05.144 Sordum sarı çiçeğe. Neden boynun eğridir? Çiçek eydür yâ derviş. 01:07:05.624 --> 01:07:09.516 Özüm Hakk'a doğrudur. "Sen benim boynumun eğri olduğuna bakma, özüm doğru! 01:07:10.165 --> 01:07:17.484 Boynum eğri ama özüm Hakk'a doğru." Sordum sarı çiçeğe, Neden benzin sarıdır? 01:07:18.640 --> 01:07:20.880 Çiçek eydür yâ derviş. Ölüm bize yakındır. 01:07:20.920 --> 01:07:25.880 "Niye sararmayayım, solmayayım; ölüm yakın! Ya ölüverirsem, ya yarın ölüverirsem, 01:07:26.120 --> 01:07:29.760 ya şimdi ölüverirsem? Daha Rabbime güzel kulluk bile yapamadım. 01:07:29.840 --> 01:07:34.720 Hayır yapamadım, hasenât yapamadım, iyilik yapamadım, günahlardan tam tevbe edemedim; 01:07:34.823 --> 01:07:40.485 Allah'ın istediği bir kul olamadım." Yunus'un duygularına bak! 01:07:41.320 --> 01:07:47.840 Sadece Yunus mu? Bir başka şair, Eşrefoğlu Rûmî diyor ki; Ey Allah'ım beni senden ayırma. 01:07:48.800 --> 01:07:50.640 Beni senin cemâlinden ayırma. "Beni senden ayırma yâ Rabbi! 01:07:50.760 --> 01:07:55.480 Beni kâfir etme, cahil etme, müşrik etme, dergâhından kovma! 01:07:55.680 --> 01:08:02.520 Senin güzelliğini görmekten, bu gözlerim mahrum kalmasın. Güzellikleri seçsin, anlayabilsin. 01:08:03.110 --> 01:08:07.409 Balığın canı su içre diridir. İlâhî, balığı gölden ayırma. "Balık suyun içinde canlı kalır. 01:08:07.920 --> 01:08:15.400 Balığı gölden çıkarırsan ölür. İlâhî, balığı gölden ayırma." Seni sevmek benim dinim, imanım. 01:08:15.760 --> 01:08:24.240 İlâhî din ü imandan ayırma. Sevgi, saygı. Çiçekler, arılar, kuşlar. 01:08:24.360 --> 01:08:27.983 Cıvıl cıvıl, pırıl pırıl, renk renk, tatlı tatlı… Bu ne? 01:08:28.201 --> 01:08:34.733 Bu, İslâm'ın iç âlemi! Bu âlem varken, bu sevgi varken, bu saygı varken, 01:08:34.980 --> 01:08:43.797 bu elle yaptığın şeylere, bu puta tapmak ne? Saçlar uzun, çıplak, şöyle durmuş vesaire. 01:08:43.947 --> 01:08:55.410 Yanlış! İbrahim ne? Peygamber. Musa ne? O da peygamber. Yahya ne? 01:08:55.559 --> 01:09:02.119 O da peygamber. Hz. İsa ile beraber gezmişler mi? Gezmişler. Zekeriyya ne? O da peygamber. 01:09:02.174 --> 01:09:07.121 Hz. İsa? Ha ona gelince iş değişti. Ya o ne? 01:09:07.200 --> 01:09:14.630 Tevbe hâşâ, hâşâ sümme hâşâ, Allah'ın oğlu! Allah evlendi mi? Düğününe gittin mi? 01:09:14.282 --> 01:09:18.261 Karısı kim? Ne kadar çeyiz verdi? Öyle şey olur mu? 01:09:19.161 --> 01:09:25.321 Bak, ne kadar ağır ayıp oluyor, sözler ne kadar yanlış yerlere gidiyor. Öyle şey mi olur? 01:09:25.520 --> 01:09:32.280 Yirminci yüzyılda böyle şeye inanılır mı? Kur'ân varken, eski kitaplar varken, eski peygamberler varken. 01:09:32.440 --> 01:09:34.480 Kur'an'a inanmıyorsan, Tevrat'a bak! 01:09:34.840 --> 01:09:41.360 Old Testament, New Testament; ikisi yan yana. 01:09:41.587 --> 01:09:47.402 Önceki sayfaları karıştır; önceki sayfalardan anlamazsan, gel bizim sayfaları karıştır. 01:09:48.917 --> 01:09:53.169 Hz. İsa Allah'ın peygamberi! Bunu anlamayacak ne var? "Efendim, mucizeleri var!" 01:09:53.270 --> 01:09:57.210 "Her peygamberin mucizesi var. İbrahim aleyhisselam'ın mucizesi yok mu? 01:09:57.910 --> 01:10:02.295 Musa aleyhisselam'ın asâsı yok mu? Attığı zaman, yerlerde ejderha olup da, 01:10:02.760 --> 01:10:09.920 Firavun'un bütün sihirbazlarının hilelerinin hepsini yutan, yalanıp etrafa bakan 'Var mı daha?' diye... 01:10:10.760 --> 01:10:15.880 O mucize değil mi? Her mucize sahibine; "Allah'ın oğlu mu diyeceksin? 01:10:16.320 --> 01:10:21.920 Bu kızı, bu yeğeni, bu torunu! Öyle şey mi olur? Allah'ı doğru tanımak lazım. 01:10:22.600 --> 01:10:26.880 Allah bizi kendisine kulluğa gönderdi. Önce doğru tanınacak. 01:10:26.960 --> 01:10:30.840 Eğri tanırsa yanlış yere dönerse olur mu? Körün birisi gelmiş; 01:10:31.440 --> 01:10:35.920 "Selamün aleyküm hocam!" diyor. Ben o tarafta değilim; gel bu tarafa, uzat elini! 01:10:35.960 --> 01:10:40.320 Neden? Çünkü, kör. Bu da Allah'a inanıyor, o tarafa ibadet yapıyor. 01:10:40.517 --> 01:10:47.661 O tarafta değil ki Allah. Doğru tarafa yönel, doğruyu anla, doğruya bağlan, Hakk'a bağlan! 01:10:47.960 --> 01:10:50.120 Çünkü Allah buyuruyor ki; 01:10:51.480 --> 01:10:59.800 İnna'llâhe lâ yağfirü en yüşreke bihî şey'en ve yağfirü mâ dûne zâlike li-men yeşâü. 01:11:00.439 --> 01:11:06.506 O Rahman ve Rahîm olan Allah'ı biliyor musun sen? Merhameti çok olan, rahmeti sonsuz olan; 01:11:06.960 --> 01:11:16.640 o rahmet deryası taşan Allah'ı biliyor musun sen? Her günahı affediyor da, şirki affetmiyor. 01:11:17.400 --> 01:11:21.320 İnna'llâhe lâ yağfirü en yüşreke bihî şey'en. 01:11:21.360 --> 01:11:25.760 Bir tek şeyi bile ona şirk koşsan onu affetmiyor. 01:11:26.800 --> 01:11:29.560 İnna'llâhe "Muhakkak ki Allah" 01:11:29.680 --> 01:11:32.680 lâ yağfirü "kendisine şirk koşulmasını hiç affetmez, mağfiret etmez." 01:11:33.800 --> 01:11:34.280 en yüşreke bihî şey'en 01:11:34.440 --> 01:11:42.800 "Herhangi bir varlığın kendisine ortak sayılmasına tahammülü yok. 01:11:43.240 --> 01:11:47.200 Cahiliye devrinde eski Arapların da kafası bir başka türlüymüş. 01:11:48.760 --> 01:11:54.800 Kâbe'yi putla doldurmuşlar; üç yüz altmış tane put. Lât, Uzzâ, Menât. 01:11:55.100 --> 01:12:00.821 Erkek, dişi, bir sürü, çeşit çeşit putlar. Niye bunlara tapıyorsunuz be adamlar? 01:12:01.400 --> 01:12:06.840 Bu putlara niye tapıyorsunuz? Hâülâi şüfeâünâ inda'llah. 01:12:06.998 --> 01:12:10.167 "Yok, biz Allah'ı tanıyoruz. Bunlar Allah'ın yanında bizim şefaatçilerimiz." 01:12:10.370 --> 01:12:21.254 Haydiii! Bu da yeni bir haber. Bu tanrılar onların şefaatçileriymiş. Sahabeden bir zât; 01:12:21.720 --> 01:12:25.923 "Eski hallerimize güleriz. Hamurdan put yapardık, tapınırdık. 01:12:25.923 --> 01:12:36.878 Ondan sonra da acıkırdık, yerdik." diyor. Komikliğe bak! Onun için Allah'ı doğru bilmek lazım. 01:12:37.510 --> 01:12:44.760 Allah'ı doğru bilmek neyle oluyor? İslâm'la oluyor, İslâm'a girmekle oluyor. 01:12:44.589 --> 01:12:52.963 "Pekiyi hocam, İslâm'a herkes giriyor da, niye tam istediğimiz gibi güzel, kaliteli bir müslüman olunmuyor?" 01:12:53.360 --> 01:12:59.880 Bu önemli bir soru tabi. Allah'ı bilmenin mektebi İslâm. 01:13:00.600 --> 01:13:03.640 Mektebe kaydoluyosun, içeriye girdin. 01:13:03.640 --> 01:13:09.760 Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh. 01:13:09.880 --> 01:13:12.400 Bizim iman mektebimize hoş geldin. 01:13:12.160 --> 01:13:21.160 Gel bakalım, otur sıraya. Daha birinci sınıfta bu; geldi girdi içeriye, imanı öğrenecek. 01:13:21.646 --> 01:13:30.722 Allah'a tevekkül etmeyi, Allah'ın kaderine razı olmayı, Allah'ı sevmeyi; sabretmeyi, 01:13:30.760 --> 01:13:36.800 şeytanın aldatmasına karşı durmayı, nefsin oyunlarına karşı direnmeyi öğrenecek. 01:13:37.104 --> 01:13:44.820 Öğreneceği çok şeyler var. Onları öğrenecek de o zaman tam bir ârif olacak. 01:13:45.245 --> 01:13:51.671 Ârif-i billâh; urefâdan, ârifînden, irfan sahibi kimselerden bir kimse olacak. 01:13:52.101 --> 01:14:00.221 Şimdi büyüklerden bazılarının sözlerini size nakledeceğim, ağır gelmezse. 01:14:00.361 --> 01:14:06.185 Kısa ve öz olarak anlatmaya çalışacağım, özet olarak hatırınızda kalır. 01:14:06.342 --> 01:14:09.777 Şu dünya imtihan dünyasıdır. Bu önemli bir hakikat. 01:14:10.183 --> 01:14:13.969 Biz hayatımızı buna göre tanzim edeceğiz; keyfe, zevke göre değil. 01:14:14.188 --> 01:14:18.104 Allah bizi bu dünyaya; "Kendisini bilelim, kendisine kulluk edelim." diye gönderdi. 01:14:18.409 --> 01:14:24.197 Vazifemiz; kulluk etmek, itaat etmek, tanımak. Allah'ı tanımak ve ona itaat etmek. 01:14:24.332 --> 01:14:25.691 Hepimizin görevi bu. 01:14:26.950 --> 01:14:29.609 Bunu öğreneceğiz, onun için buradayız. Yoksa nereye gidersen git. 01:14:30.000 --> 01:14:32.968 Ben ne diye Avustralya'ya geleyim, sen ne diye buraya gelesin? 01:14:33.210 --> 01:14:39.404 Herkes istediğini yapar ama bunları öğrenmek için buradayız. Kulluk nasıl olacak? 01:14:39.852 --> 01:14:45.585 Kulluk, "bir şeye bağlanmak" demek. Bağlanıyorsun. "Allah'a kul oldum." ne demek? 01:14:45.800 --> 01:14:49.920 "Rabbime bağlandım." demek. Eslemtü ne demek, "İslâm olmak" ne demek? 01:14:48.960 --> 01:14:54.360 "Yâ Rabbi, al beni! Sana teslim oldum, ne dersen kabul. 01:14:54.440 --> 01:14:58.000 Ne emir verirsen yapacağım, ne görev verirsen tutacağım. 01:14:58.960 --> 01:15:07.400 İster iyi ister kötü; ister kolay ister zor; ister acı ister tatlı; ister yorucu ister safalı, ister cefalı. 01:15:07.793 --> 01:15:11.887 Teslim oldum, tamam; buyur, emir ferman senindir." demek. 01:15:12.680 --> 01:15:16.200 Ebû Zeyn isimli birisinin hikâyesi hoşuma gidiyor. 01:15:16.360 --> 01:15:19.920 Böyle hikâyeler herkesin, hatta çocukların da hatırında kalır. 01:15:20.720 --> 01:15:30.520 Ebû Zeyn adında birisi bir kimseyi görmüş. Bu zât mübarek âriflerden bir kimse demiş ki; 01:15:31.440 --> 01:15:43.480 "Senin sanatın, mesleğin ne?" What is your occupation? "Eşeğe bakmak." 01:15:44.400 --> 01:15:49.800 Merkebi varmış. Odun mu taşıyor, ona su mu yüklüyor? 01:15:49.320 --> 01:15:57.760 Kuyudan su çekip sakalık mı yapıyor, yoksa çuvalları mı sarıyor? Yoksa birisi istediği zaman; 01:15:57.920 --> 01:16:05.280 "Al eşeğimi, sana kiraya verdim, bin üstüne. Ver parayı!" mı diyor? Mesleği eşekçilikmiş. 01:16:05.680 --> 01:16:25.000 Şu sözü hoşuma gitti: "Allah senin eşeğinin canını alsın; ta ki eşeğe değil de Allah'a kul olasın!" 01:16:25.280 --> 01:16:31.720 Eşeğin hizmetine girmiş. "Aman ye iki gözümün nuru! Aman ye de ölme! Ölme eşeğim ölme; 01:16:31.956 --> 01:16:39.471 yonca ektim, büyüyecek, yeşillenecek, yiyeceksin, semireceksin." diyor, ona hizmet ediyor. 01:16:39.760 --> 01:16:44.120 İnsan kime hizmet ederse ona kul olmuş oluyor. Onu güzel anlatan bir misal. 01:16:44.840 --> 01:16:46.920 "Mesleğin ne?" deyip, "eşekçilik" deyince, 01:16:47.400 --> 01:16:48.760 "Allah senin eşşeğinin canını alsın da 01:16:49.320 --> 01:16:54.680 eşeğe değil de Allah'a kulluk etmeyi öğren!" demiş; çok hoşuma gidiyor. 01:16:54.800 --> 01:17:01.400 Bizim bir hoca vardı, Osmanlı. Yaşlı adam, saçları ağarmış. 01:17:01.400 --> 01:17:06.920 İyi tarafları da vardı, kötü tarafları da vardı. Grand tuvalet giyinir, fakülteye gelirdi. 01:17:10.440 --> 01:17:19.360 Arkasından ıslık çalarsın; öyle güzel giyinirdi. Kâğıt gibi ütü, pırıl pırıl ayakkabılar. 01:17:19.720 --> 01:17:21.280 Ayakkabıların üstüne 01:17:21.400 --> 01:17:29.680 çamurlanmasın diye mest lastiği gibi bir lastik giyerdi Fakültenin kapısında dış lastikleri çıkarırdı. 01:17:29.000 --> 01:17:34.400 Lastiği çıkarınca, içindeki ayakkabısı altı çamursuz, pırıl pırıl kalırdı. 01:17:35.240 --> 01:17:39.800 Titiz adam, büyük bestekâr, şarkıcı. Şarkı filan besteliyor. 01:17:40.400 --> 01:17:45.120 Herkes de; "Aman büyük musikî üstadımız falanca!" diye hürmet ediyor. 01:17:45.320 --> 01:17:55.000 Televizyonlara çıkıyor, "müzikolog" diyorlar. Musikişinas, mûsikî âlimi bir zât. 01:17:57.000 --> 01:18:04.640 Bizim fakülteye geldi, dinî musikî dersi koydu. Benim de musikîye karşı bir zaafım var; 01:18:04.880 --> 01:18:09.200 sizin de vardır herhalde. 01:18:09.400 --> 01:18:13.440 Ama hani saz çalmak bakımından değil de, ilâhiler bakımından. 01:18:13.440 --> 01:18:18.160 Makamları öğrenelim; Yunus'un ilâhileri var, onları doğru düzgünce söyleyelim. 01:18:18.480 --> 01:18:23.600 Sonra ilimdir, öğrenmek lazım. Musikî neymiş, makam neymiş, bir anlayalım. 01:18:23.640 --> 01:18:34.800 Nihavent makamı, mahur makamı, saba makamı filan… Derse gittik. Güzel başladı adam. 01:18:34.840 --> 01:18:43.520 Ciddî. İlâhiyat Fakültesi'ne derse geldiği için ilk önce tekbirden, Allahu Ekber'den başladı. 01:18:43.960 --> 01:18:48.760 Adam öbür tarafta kafayı çekiyor ama burada yerine göre konuşmasını biliyor. 01:18:49.600 --> 01:18:53.800 Allahu Ekber'den başladı. 01:18:53.320 --> 01:18:58.280 Itrî merhumun, segah makamında tekbir bestesini yazdı bize. 01:18:58.560 --> 01:19:06.840 "Allahu ekber, Allahu ekber." diye notalarla yazdırdı. "Bak iyi, Allah adıyla başlıyor." dedik. 01:19:07.320 --> 01:19:12.200 Adam Osmanlı tabi, hem de titiz; dokunursan yakar alimallah. 01:19:12.520 --> 01:19:20.520 Arada güzel sözler söylüyor, sert de konuşuyor. Neyzen Tevfik de öyleymiş, rahmetli. 01:19:20.840 --> 01:19:24.520 Kafa çekenler umumiyetle böyle oluyor galiba. 01:19:25.200 --> 01:19:32.320 Bazı sözleri sert oluyor ama hoşuma giden bir sözü var: 01:19:33.400 --> 01:19:46.840 "Bir insana okuma yazma öğretirsen, tahsil ettirirsen tahsili öğrenir. 01:19:48.200 --> 01:19:51.640 Ama eşekse eşekliği bâkî kalır." diyor. 01:19:52.400 --> 01:19:56.880 "Bilgi artması, insanın kemâlâtına yetmez!" demek istiyor. 01:19:57.586 --> 01:20:06.879 Bilgiyi arttırır, kitapları yutar. Kafası müsait, bir sürü şeyleri ezbere biliyor ama ahlâkı güzel değilse, 01:20:07.440 --> 01:20:11.520 "Paşa olmuş ama adam olamamış!" dedikleri gibi olur. 01:20:13.508 --> 01:20:16.536 Bir mecmuada okumuştum, diyor ki; 01:20:16.896 --> 01:20:25.236 "Okuma yazma bilmeyen bir güruha, bir gruba, bir topluluğa, bir millete okuma yazma öğretsen ne olur? 01:20:27.463 --> 01:20:43.542 Okuma yazma bilen cahil bir millet olur!" Şimdi insanların çoğu böyle. 01:20:43.870 --> 01:20:53.203 Hem onların cahilliği daha fena, öteki oduncunun cahilliği daha iyi. Vallahi daha iyi, billahi daha iyi. 01:20:53.398 --> 01:20:57.665 Neden? Oduncu cahilliğini bilir, haddini bilir, edepli durur. 01:20:57.895 --> 01:21:03.871 Şuraya gelse oturmaz, sana bakar. "Otur kardeşim!" dersin; utana utana gelir, şöyle bir kenara oturur. 01:21:04.590 --> 01:21:07.102 Oduncudur, tahsilsizdir ama terbiyeli olur. 01:21:07.164 --> 01:21:15.570 Ama bu tahsil görmüş cahillere gelince, tahsil görmüş cahillerin, kibrinden yanına varılmaz. 01:21:15.479 --> 01:21:22.837 Kapıdan geçecekti ama burnu sığmadı. Burnu o kadar büyük ki sığmaz. 01:21:23.626 --> 01:21:31.450 Buraya geldi mi tavanı havaya kaldırır. Neden? Okumuş cahil, diplomalı cahil. 01:21:31.493 --> 01:21:34.832 O zaman iflah olmuyor tabi, daha fena oluyor. 01:21:35.332 --> 01:21:40.781 Onun için, "Allah senin eşeğinin canını alsın da başka yere değil Allah'a kulluğu öğren!" demiş. 01:21:44.289 --> 01:21:47.309 "Hakk'a kulluğu anlayın." diye bunları söylüyorum. 01:21:49.198 --> 01:21:59.234 Kimisi eşeğin, kimisi ineğin, kimisi paranın, kimisi dükkânın, kimisi makamın kulu oluyor. 01:22:00.529 --> 01:22:04.784 "Niye sen bu işi böyle yaptın?" "Ne yapayım işte, memuriyetten atmasınlar. 01:22:04.894 --> 01:22:10.215 Kendim de razı değilim ama kusura bakma, emir kuluyum!" 01:22:10.467 --> 01:22:15.813 "Emir kulusun ama günah iş yapıyorsun!" "Ne yapayım? Memurluktan atarlar." 01:22:16.332 --> 01:22:23.418 Mevkinin kulu. Makamın, bakanlığın, paranın kulu. Herkes bir şeyin kulu. 01:22:24.510 --> 01:22:27.370 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu ki; 01:22:29.575 --> 01:22:39.860 Taise abdü'd-dînâri ve'd-dirhemi. "Paranın, pulun köleleri mahvoldular, helâk oldular! 01:22:40.244 --> 01:22:45.862 Paraya tapanlar helâk oldular, dinara dirheme tapanlar helâk oldular." 01:22:46.110 --> 01:22:50.233 Hani evliyâullahtan birisi ayağını toprağa, vurmuş; 01:22:52.131 --> 01:22:57.301 "Sizin taptığınız benim ayağımın altında!" demiş. Kızmışlar adama; 01:22:57.769 --> 01:23:00.846 "Ne biçim laf böyle? Hiç utanmıyor." filân demişler. 01:23:01.192 --> 01:23:06.333 Ama yine de kazmışlar; meğer ayağının altında bir küp altın varmış. Taptıkları bu. 01:23:06.411 --> 01:23:13.420 Millet altına tapıyor, gümüşe tapıyor, paraya tapıyor. Allah'a tapmıyor, şeytana tapıyor. 01:23:15.100 --> 01:23:21.652 Kimisi Yezidîler gibi şeytana tapıyor; kimisi de bizim aramızda dolaşıyor, şeytana tapıyor. 01:23:21.693 --> 01:23:28.990 Şeytanı dinliyor, şeytan ne derse onu yapıyor: "İçki iç!" "Olur." "Noeli kutla!" "Olur." 01:23:29.894 --> 01:23:36.274 "Dansa git!" "Peki, baş üstüne." Hiç itiraz etmiyor, sâdık. Sizden daha sâdık. 01:23:36.847 --> 01:23:41.460 Sizin Allah yoluna sâdıklığınızdan daha sâdık bir şekilde, şeytana kul olanlar var. 01:23:42.790 --> 01:23:47.604 Sizin Allah yoluna bağlılığınızdan, bizim Allah yoluna bağlılığımızdan daha kuvvetli bir tarzda, 01:23:47.651 --> 01:23:53.517 nefsine kul olanlar var. Geçmiş nefis putunun karşısına; "Nefsim emret, ne istersin? 01:23:53.756 --> 01:23:59.700 Bugün ne istersin, emret! Emir ferman senindir, ne istersen onu yapayım! 01:23:59.794 --> 01:24:02.229 İstersen bira alayım, istersen şarap getireyim! 01:24:02.464 --> 01:24:06.938 İstersen bara gidelim, istersen pavyona, istersen plaja! 01:24:07.213 --> 01:24:11.791 Nasıl istersen, öyle olsun!" diyor, nefsine tapıyor, nefsinin esiri oluyor. 01:24:16.689 --> 01:24:29.214 "Sen kimin sevgisini taşıyorsan, kime bağlılık hissediyorsan, onun kölesisin!" diyor Ebû Ali ed-Dekkak. 01:24:30.210 --> 01:24:33.889 Nefsine bağlıysan nefsinin kölesi, kulusun. 01:24:34.365 --> 01:24:41.390 Dünyaya bağlıysan, Allah'ın kulu değilsin, dünyanın kulusun; çünkü ona bağlısın. 01:24:41.156 --> 01:24:44.490 Çünkü onun dediğini yapıyorsun. Çünkü onun yolunda gidiyorsun. 01:24:44.755 --> 01:24:50.283 Ârifin şerefi maarifiyle olduğu gibi, âbidin şerefi de mâbuduyla ölçülür. 01:24:50.384 --> 01:24:54.926 İbadet eden neye ibadet ediyorsa onunla, ona göre kıymet kazanır. 01:24:55.308 --> 01:25:03.171 Puta tapanlar putçu olur. Nefse tapanlar nefsin esiri olur. Şeytana tapanlar şeytanın esiri olur. 01:25:03.421 --> 01:25:09.954 Dünyaya tapanlar ehl-i dünya olur, dünyanın kulu olur. Allah'a tapanlar da Allah'ın kulu olur. 01:25:10.328 --> 01:25:17.770 "İyi bir Müslümanlığın, iyi bir ibadetin, Allah'a gerçekten kul olmanın üç alâmeti vardır:" diyor 01:25:18.590 --> 01:25:34.983 evliyâullahtan birisi de: 1. Allah'ın ahkâmından, hükmünden, emrinden hiçbir şeyi reddetmemek. 01:25:35.602 --> 01:25:41.134 Mâdem kulsun, mâdem "Allah'ın kuluyum." diyorsun; hiçbir şeyi reddetme! 01:25:41.507 --> 01:25:44.619 "Ben şunu isterim de, şunu şunu istemem." dersen olmaz. 01:25:44.840 --> 01:25:53.000 Türkiye'de bir devir gelmiş, Diyanet İşleri Başkanı eline makası almış; cart, cart, cart. 01:25:53.400 --> 01:25:58.720 "Şu âyetleri çıkar, şu âyetler kalsın!" demişler, Kur'an'ın âyetlerini kesmişler. 01:25:59.400 --> 01:26:05.641 Neden? "Zülf-i yâre dokunuyor bu âyet, bu okunmasın! Namazlarda sadece şunlar okunsun! 01:26:05.760 --> 01:26:10.760 Neme lazım, hocanın birisi şaşırır da imamlık yaparken -sabah namazında, akşam namazında, 01:26:10.837 --> 01:26:15.499 yatsı namazında- olmadık bir âyet okur, hükümet erbabı darılır. 01:26:16.555 --> 01:26:24.565 En iyisi kesip çıkarmalı!" demişler. Cart, cart, cart. Bu nüsha giderse, başka nüshalar ne olacak? 01:26:25.110 --> 01:26:31.294 "İşte bunları okuyacaksınız!" demişler. Öyle olmuş. Yakın zamanda da böyle oldu, ben biliyorum. 01:26:31.591 --> 01:26:40.329 Ramazan'da vaizleri vaaza gönderirlerdi. "Şunları şunları konuşacaksın, başka şey konuşmak yok! 01:26:40.840 --> 01:26:44.760 Sadece şunları şunları konuşabilirsin!" diyorlardı. 01:26:45.280 --> 01:26:48.000 Ondan sonra; "Gittiğin yerden de bize rapor getir!" diyorlardı. 01:26:48.360 --> 01:26:54.120 Ben vaiz miyim, casus muyum, raportör müyüm? Neyim ben? 01:26:54.680 --> 01:26:59.560 Gidenler de gittikleri yerlerden rapor getiriyorlardı: "Falanca adam şöyle, filanca adam böyle. 01:26:59.680 --> 01:27:05.280 Filanca adam rejime karşı, filanca adam rejime taraftar. Filanca adam birinci adamı seviyor, 01:27:05.320 --> 01:27:13.480 filanca adam ikinci adamı seviyor. Filanca adam bunları sevmiyor." gibi. Öyle değil. 01:27:13.840 --> 01:27:22.240 Allah'ın kulu olan, Allah'ın her hükmüne razı olur. 2. Allah'tan hiçbir şeyini esirgememek. 01:27:22.920 --> 01:27:29.000 Her şeyi Allah vermiş: "Para mı; emret yâ Rabbi! Can mı; hay hay yâ Rabbi!" diyebilmeli, 01:27:29.400 --> 01:27:34.000 nesi varsa Allah yoluna verebilmeli. Bir şairin sözü çok hoşuma gidiyor: 01:27:34.160 --> 01:27:44.360 Cânı cânân dilemiş, vermemek olmaz ey dil. 01:27:44.520 --> 01:27:51.480 Dil burada "gönül" demek. "Ey gönül! Canı sevgili istemiş, vermemek olmaz! 01:27:51.600 --> 01:27:58.880 Cânı cânân dilemiş, vermemek olmaz ey dil. Ne nizâ eyleyelim, ol ne senindir ne benim. 01:27:58.880 --> 01:28:03.800 Boşuna ne çekişiyorsun benimle; bu can ne senindir, ne benim!" 01:28:04.280 --> 01:28:11.800 Can emanet değil mi? Senin içindeki can senin mi? Hayır! Kimin? Emanet! 01:28:11.393 --> 01:28:16.414 Allah'a ne borcumuz var? Bizim borcumuz çok da bazısı; 01:28:16.600 --> 01:28:22.000 "Allah'a bir can borcum var, hiç kimseye borcum yok. İşte canımı da teslim ettim mi oh elhamdülillah. 01:28:22.000 --> 01:28:25.800 Âhirete de göçer giderim." diyor. 01:28:25.280 --> 01:28:31.280 Allah'a kul olacaksa bir insan, Allah'ın her hükmüne razı olacak; bir. Kulluk böyle olur. 01:28:31.800 --> 01:28:37.293 Hiç bir şeyini Allah'tan esirgemeyecek, yolundan esirgemeyecek, ne isterse verecek; iki. 01:28:37.707 --> 01:28:44.305 3. Başkasından herhangi bir şey de istememek. 01:28:44.840 --> 01:28:52.240 Bunu biz aslında hiç uygulamıyoruz ama her gün de kırk defa söylüyoruz: 01:28:52.460 --> 01:28:57.226 İyyâke na'büdü ve iyyâke nestaîn. "Ancak sana ibadet ederiz, ancak senden yardım isteriz." 01:28:57.630 --> 01:29:00.381 Hem bunu diyoruz hem de hiç yapanımız yok. 01:29:01.358 --> 01:29:04.834 Her şeyi Allah'tan istemek, Allah'tan gayrıdan hiçbir şey istememek... Sahabe-i kirâm bu işe çok önem vermişler. Kamçısı yere düşse; "Alıver şunu, uzatıver şunu." dememişler, kimseden bir şey istememişler. Allah'tan gayrıdan istememişler; "Ancak Allah'a kulluk ederiz." demişler. Muhterem kardeşlerim! 01:29:05.678 --> 01:29:11.400 Sahabe-i kirâm bu işe çok önem vermişler. Kamçısı yere düşse; "Alıver şunu, uzatıver şunu." dememişler, 01:29:11.329 --> 01:29:15.227 kimseden bir şey istememişler. Allah'tan gayrıdan istememişler; 01:29:15.266 --> 01:29:17.301 "Ancak Allah'a kulluk ederiz." demişler. 01:29:17.692 --> 01:29:25.234 Muhterem kardeşlerim!Evliyâullah, kulluğu üç kategoride topluyor. 01:29:25.297 --> 01:29:28.851 Üç sınıf kulluk vardır: Birinci sınıf, ikinci sınıf, üçüncü sınıf. 01:29:29.000 --> 01:29:33.440 First class, business class, economic class. 01:29:33.560 --> 01:29:41.560 Ekonomikten başlayalım; kulluğun en aşağı derecesi ibadet'tir. 01:29:41.840 --> 01:29:48.960 Abdiz, kuluz; ibâdız, kullarız; ibadet ederiz. Allahu Ekber, haydi namaza! 01:29:48.960 --> 01:29:55.720 Ramazan geldi, haydi oruca! Paran oldu, haydi hacca! Senesi geldi, haydi zekâtını ver! 01:29:55.878 --> 01:30:02.817 İbadettir bu, kulluğun en aşağı seviyesi. İbadetleri yapıyoruz: 01:30:03.270 --> 01:30:09.870 Tesbih çeker misin? Elhamdülillah. Namaz kılar mısın? Evet. Oruç tutar mısın? Tutarım. 01:30:09.970 --> 01:30:18.697 Hacca gittin mi? Allah kabul etsin, birkaç defa nasip oldu. Bu bir; kulluğun aşağı seviyesi. 01:30:18.960 --> 01:30:29.640 Orta seviyesi, ubûdiyyet. Demin söylediğim şartlarla Allah'a bağlanmak, 01:30:30.233 --> 01:30:39.772 hükmüne razı olmak, ne isterse vermek, kimseden bir şey istememek. 01:30:40.380 --> 01:30:51.144 Bu da kulluğun orta seviyesi. Bir de ubûdet diyorlar; üstün, en yüksek, first class derecesi var. 01:30:51.737 --> 01:31:01.133 O da Allah'a sımsıkı bağlanıp, O'na tam teslim olup, O'na tam esir olup, tam Allah ehli olmak. 01:31:01.791 --> 01:31:07.602 Asıl kulluk bu! İbadet etmek; herkes yapıyor. Hem ibadet yapıyor hem günah işliyor. 01:31:07.696 --> 01:31:10.929 Bir de bazıları bunu meşrulaştırmış, prensip hâline getirmiş: 01:31:10.983 --> 01:31:14.835 "Sevap zamanında sevap işlerim, günah zamanında günah işlerim! Ne var yani?" diyor. 01:31:17.169 --> 01:31:22.859 "Hem hacca giderim hem açılırım. Hem oruç tutarım hem içki içerim." diyor. 01:31:22.914 --> 01:31:28.824 Sanki meşru imiş gibi. Utanmıyor da. Bu tabi daha aşağı bir durum. 01:31:29.230 --> 01:31:36.889 İbadetleri yapmak, aşağı durum. Biraz daha şuurlu bir kulluk hâli içinde olmak, orta bir durum. 01:31:36.913 --> 01:31:46.476 Ama tam Allah ehli olup, O'na tam teslim olup, O'na tam âşık olup, her şeyini Allah rızası için yapan, 01:31:46.726 --> 01:31:50.499 her işini Allah için yapan; aldığını Allah için alan, verdiğini Allah için veren; 01:31:50.578 --> 01:31:55.184 uyuduğu zaman Allah için uyuyan, koştuğu zaman Allah için koşturan, 01:31:55.200 --> 01:32:07.320 masraf yaptığı zaman Allah için yapan; işte bu tam Allah âşıklısı, bağrı yanık bağlısı, Allah'ın fedaisi. 01:32:07.560 --> 01:32:11.760 Bu kulluğun en yüksek derecesi. İbadet edenler aşağı derecesi. 01:32:11.998 --> 01:32:15.935 İşte ondan biraz daha yüksek derecesi var. Bir senin benim yaptığım gibi yapmak var; 01:32:16.320 --> 01:32:20.200 bir de Allah'ın fedaisi olmak, Allah'ın dininin fedaisi olmak var. 01:32:20.800 --> 01:32:29.680 Allah bizi bu dünyaya kulluk için göndermiş; Rabbimiz, kulluğun da en yükseğini nasip etsin. 01:32:29.880 --> 01:32:32.800 Bizi Allah'ın fedaileri olanlardan eylesin. 01:32:33.400 --> 01:32:38.200 Her şeyiyle candan, gönülden kendisine kulluk edenlerden eylesin. 01:32:38.280 --> 01:32:40.840 Cennetiyle, cemâliyle müşerref eylesin.