WEBVTT 00:00:02.160 --> 00:00:04.560 Bismillâhirrahmânirrahîm. 00:00:05.110 --> 00:00:07.838 el-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn. 00:00:07.898 --> 00:00:13.898 Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ecmaîne't-tayyibîne't-tâhirîn. 00:00:13.952 --> 00:00:18.461 Emmâ ba'd: Fe-kâle'n-Nebiyyü sallallahu aleyhi ve sellem: 00:00:18.960 --> 00:00:25.640 Lâ tümâri ehâke ve lâ tümâzihhu ve lâ teidhu mev'ideten fe-tuhlifehû. 00:00:26.606 --> 00:00:30.388 Sadaka Resûlullah fîmâ kâl ev kemâ kâl. 00:00:33.898 --> 00:00:37.350 İbn Abbas radıyallahu anhümâ… 00:00:38.620 --> 00:00:46.638 Babası Peygamber Efendimiz'in amcası, sahabe. Oğlu Peygamber Efendimiz'in yeğeni, sahabe. 00:00:47.360 --> 00:00:55.800 Allah her ikisinin de şefaatine bizleri erdirsin. Radıyallahu anhümâ. O genç bir sahabeydi. 00:00:58.400 --> 00:01:01.480 Rivayet etmiş ki, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor: 00:01:02.800 --> 00:01:17.400 Lâ tümâri ehâke. "Din kardeşinle münakaşa etme." Ve lâ tümâzihhu. 00:01:17.871 --> 00:01:28.710 "Onunla şaka da yapma." Ve lâ teidhu mev'ideten fe-tuhlifehû. 00:01:28.971 --> 00:01:34.854 "Ona bir vaatte bulunup da sonra o vaadinden de cayma." 00:01:35.898 --> 00:01:41.240 Yapamayacağın, yerine getiremeyeceğin bir şeyi de vaat etme. 00:01:42.880 --> 00:01:45.720 Peygamber Efendimiz'in üç tavsiyesi var: 00:01:45.840 --> 00:02:00.240 Birisi, "Arkadaşınla münakaşa etme." diyor. Ve lâ tümâri. Mümârât, mira', "münakaşa" demek. 00:02:00.533 --> 00:02:07.940 Bir kimse bir fikir söylüyor, ötekisi başka bir fikir söylüyor, karşılıklı bir çekişme oluyor. 00:02:08.632 --> 00:02:25.411 Tarafların kendi fikrinde ısrar etmesi, sonra inatlaşma, sonunda darılma, küsme olabiliyor. 00:02:25.440 --> 00:02:30.560 İşi öyle münakaşaya, çekişmeye, çatışmaya götürmemek lazım. 00:02:31.393 --> 00:02:34.280 Hatta bir hadîs-i şerîfte buyuruyor ki Peygamber Efendimiz; 00:02:34.280 --> 00:02:38.669 "Haklıyken münakaşayı terk edene cennetin avlusunda bir köşkü ben garanti ediyorum, 00:02:38.680 --> 00:02:39.880 vaat ediyorum." 00:02:40.159 --> 00:02:48.159 İnsan haklı bile olsa, baktı ki karşı tarafta aşırı bir reaksiyon ve aşırı bir karşı söz var; 00:02:49.604 --> 00:02:56.180 haklı kendisi ama devam etse muhabbetler bozulacak, işler sarpa saracak, 00:02:56.180 --> 00:02:59.847 arkadaşlık zedelenecek; geçiştiriyor. 00:02:59.847 --> 00:03:06.800 Haklıyken bile fazla işi büyütmüyor. Kendisi haklı ama olsun, susuveriyor. 00:03:06.800 --> 00:03:12.460 Çünkü Resûlullah'ın; "Cennetin avlusunda bir köşk ben vaat ediyorum, 00:03:12.302 --> 00:03:16.472 garanti ediyorum, tekeffül ediyorum." diye vaadi var. 00:03:16.712 --> 00:03:25.410 Onun için münakaşa iyi değil. Uzun boylu münakaşalar, cedeller, çatışmalar, çekişmeler… 00:03:25.415 --> 00:03:28.264 O öyle söylüyor, o öyle söylüyor; devam ediyor. 00:03:33.160 --> 00:03:37.800 Tabii, "hiç konuşmamak" mânasına değil. İnsan arkadaşıyla konuşur. 00:03:38.160 --> 00:03:40.640 "Hiç karşı fikir söylememek" mânasına değil. 00:03:41.108 --> 00:03:46.308 "Benim bu konudaki kanaatim şudur, bilgim şudur." da diyebilir. 00:03:46.548 --> 00:03:51.572 Ama baktın ki iş çatışmaya gidiyor, hararetleniyor, 00:03:51.560 --> 00:03:54.360 o zaman işi o noktaya getirmemek için bırakırsın. 00:03:54.851 --> 00:03:57.975 "Ben bunu böyle duydum, bu böyledir. 00:03:58.680 --> 00:04:02.560 Ben hadîs-i şerîfte duydum, falanca kitaptan okudum, şöyle diye…" 00:04:02.600 --> 00:04:05.680 insanın hak sözü söylemeye hakkı var. 00:04:05.782 --> 00:04:10.191 Hatta görevi var. Hatta vazifesi var. Söyleyecek. 00:04:10.360 --> 00:04:20.400 Biz namazı kılıyoruz. Namazdan sonra üç defa; 00:04:20.407 --> 00:04:21.782 Estağfirullah, estağfirullah, estağfirullâh 00:04:21.782 --> 00:04:26.570 el-azîm el-kerîm ellezî lâ ilâhe illâ hüve'l-hayyü'l-kayyûme ve etûbü ileyh. 00:04:26.621 --> 00:04:31.393 Hadîs-i şerîfte var. Peygamber Efendimiz'in âdetiydi bu, 00:04:31.693 --> 00:04:34.597 böyle üç defa tevbe ve istiğfar getirirdi. 00:04:35.320 --> 00:04:41.560 Sahih hadislerde var. Allâhümme ente's-selâmü ve minke's-selâm, tebârekte yâ ze'l-celâli ve'l-ikrâm. 00:04:41.640 --> 00:04:45.840 Peygamber Efendimiz'in selam verince namazdan sonra böyle dediği var. 00:04:46.649 --> 00:04:51.300 Salavât-ı şerîfe Kur'ân-ı Kerîm'de var, Allah emrediyor. 00:04:51.370 --> 00:04:54.119 Ve Peygamber Efendimiz tavsiye ediyor. 00:04:54.161 --> 00:04:57.591 "Ben kendisinin yanında adım geçip anıldığım halde 00:04:57.600 --> 00:05:02.000 bana salât ü selâm getirmeyen pintidir, cimridir." diye bildiriyor. 00:05:02.470 --> 00:05:07.781 Salât ü selâm getireceğiz. Sözünün, adının anıldığı her yerde salât ü selâm getireceğiz. 00:05:07.781 --> 00:05:13.637 Âyete'l-kürsi okunması hadîs-i şerîfte var. 00:05:14.560 --> 00:05:19.800 Peygamber Efendimiz diyor ki; "Bir insan namazı kılsa, arkasından bir Âyete'l-kürsî okusa, 00:05:19.796 --> 00:05:25.540 onunla cennete girmek arasında sadece sağ olması vardır, hayatı vardır. 00:05:25.421 --> 00:05:29.336 Hayatta olmasa cennete girer." O kadar sevaptır. Onun için okuyoruz. 00:05:29.594 --> 00:05:31.630 Efendimiz tavsiye etti diye okuyoruz. 00:05:32.419 --> 00:05:37.197 Âyete'l-kürsî'yi okuyoruz. Ondan sonra; Sübhanallah, Elhamdülillah, Allahu Ekber… 00:05:37.197 --> 00:05:39.345 Bunlar hadîs-i şerîfte var. 00:05:39.542 --> 00:05:45.750 Sahih hadis kitaplarında Peygamber Efendimiz tavsiye etmiş. Bunların hepsi var. 00:05:45.490 --> 00:05:51.131 Şimdi bazı kimseler çıkıyormuş, "Bu bid'at!" diyormuş. Sen daha bid'at ne demek, biliyor musun? 00:05:51.131 --> 00:05:54.419 Bid'at ne demek? Bid'at, "sünnete aykırı iş" demek. 00:05:54.853 --> 00:06:03.150 Dinde Efendimiz'in söylemediği, sonradan ortaya çıkma, ilave, ekleme, çıkarma, bozma… 00:06:03.150 --> 00:06:06.899 Bid'at olur mu, Peygamber Efendimiz'in tavsiyesi? 00:06:07.658 --> 00:06:12.229 "Bırakın böyle bid'at şeyleri!" Bid'at değil! Ben Efendimiz'in hadîs-i şerîflerini okuyorum, 00:06:12.537 --> 00:06:17.920 büyüklerimiz de okumuşlar, bunlar sevaplı diye bunları yapıyorlar. Bu sünnet. 00:06:17.459 --> 00:06:21.797 Sen sünnete "bid'at" dersen kendin tehlikeye giriyorsun. 00:06:22.821 --> 00:06:27.558 "Efendim evet, doğru, hadis kitaplarında bunlar var. 00:06:27.558 --> 00:06:34.755 Ama bunların böyle topluca yapılması bid'at!" Hayır, o da bid'at değil. 00:06:35.480 --> 00:06:38.930 Namazları topluca niye kılıyoruz? Herkes evinde kılsaydı o zaman? 00:06:38.688 --> 00:06:40.940 Namazları topluca kılıyoruz. 00:06:40.201 --> 00:06:43.815 Peygamber Efendimiz'in zamanında topluca oturup halka olup zikir yaparlardı. 00:06:44.179 --> 00:06:51.878 Bu var, yok değil. Neresinden tutturup da niye muhalif oluyorlar? 00:06:52.873 --> 00:06:56.314 Peygamber Efendimiz bunları tavsiye etmiş. Kalkıp gidiyor, biz bir şey demiyoruz. 00:06:56.314 --> 00:07:02.875 Çünkü sünnettir, bir şey demiyoruz. Farzı kılacak diyoruz. Allah kabul etsin. 00:07:02.875 --> 00:07:05.969 "Belki bir işi vardır kardeşimizin." diyoruz. Biz "gık" demiyoruz. 00:07:06.313 --> 00:07:11.196 O, bizim oturup da Peygamber Efendimiz'in tavsiyesini tutmamızı bid'at diye kınıyor. 00:07:11.540 --> 00:07:13.280 Biz onu kınamıyoruz. 00:07:13.474 --> 00:07:15.667 Senin bir kere pantolonun bid'at! 00:07:16.662 --> 00:07:24.633 Sen bid'at istiyorsan; eğildiğin zaman budun çıkıyor meydana, mahrem yerlerin belli oluyor. 00:07:24.633 --> 00:07:30.484 Sen bu pantolonla nasıl kılarsın? Buraya kadar ceketle geliyorsun, kılıyorsun. 00:07:30.484 --> 00:07:34.214 Eğiliyorsun, arkandaki insan da senin arkanda. Olmaz! 00:07:34.214 --> 00:07:38.490 Biz niye cübbe giyiyoruz, niye pardösü giyiyoruz? Niye entari giyiyor bazı arkadaşlar? 00:07:38.474 --> 00:07:44.970 Sen asıl zararlı olan şeyleri terk et. Efendimiz'in hadîs-i şerîfinde yazılmış olan şeyleri 00:07:45.390 --> 00:07:49.967 sen ne diye engellemeye çalışıyorsun? Bir insan Sübhanallah derse fena mı olur? 00:07:50.200 --> 00:07:51.360 Elhamdülillah derse fena mı olur? 00:07:51.440 --> 00:07:54.720 Allah razı olsun Osmanlılar'dan. Mekânları cennet olsun. 00:07:54.720 --> 00:07:57.880 Allah cennette bizi onlarla kavuştursun. Osmanlı kim? 00:07:57.880 --> 00:08:05.240 Osmanlı terk-i diyar etmiş, Allah'ın dinini kâfir diyarlarında yaymak için gelmiş, 00:08:05.280 --> 00:08:07.800 canını malını feda etmiş insanlar. 00:08:07.800 --> 00:08:12.680 Osmanlı'ya onlar kurban olsun! Osmanlı olsaydı şimdi müslümanların hâli böyle mi olurdu? 00:08:13.120 --> 00:08:17.320 Düşmanlar önce Osmanlı'yı yendiler de ondan sonra biz bu hâle, işçi durumuna düştük. 00:08:17.840 --> 00:08:23.920 Daha önce efendiydik, patronduk. Üç kıtada biz vardık. Ondan sonra işçi durumuna düştük. 00:08:24.360 --> 00:08:30.320 Osmanlı'nın düşmanı İngiliz. Osmanlı'nın düşmanı Amerika. Osmanlı'nın düşmanı yahudi. 00:08:30.320 --> 00:08:33.360 Osmanlı'nın düşmanı hıristiyan. Sen ne düşman oluyorsun? 00:08:33.360 --> 00:08:37.800 Sen Osmanlı'nın oğlusun, torunusun. Torun dedesine düşman olur mu? 00:08:38.000 --> 00:08:42.880 Bari insaf etsin de torunu dedesini korusun. Bu kadar düşmanı var… 00:08:42.920 --> 00:08:46.760 Cümle cihan halkı, yedi düvel Osmanlı'nın üstüne saldırmış… 00:08:47.160 --> 00:08:52.280 Sırf Çanakkale savaşında, bir rivayete göre -Tabii normal sayıları bilen yok. 00:08:52.520 --> 00:08:57.680 Sayısız gelmiş, sayısız gitmiş… Zavallılar, mübarekler, bahtiyarlar…- 00:08:57.680 --> 00:09:01.880 250 bin Osmanlı münevveri şehit olmuş. 00:09:03.800 --> 00:09:08.240 Üniversiteli, tahsilli, görgülü, bilgili insan; sapır sapır doğranmış orada. 00:09:08.440 --> 00:09:11.520 Düşmanı geçirmeyeceğiz dâr-ı hilâfete diye. 00:09:11.560 --> 00:09:16.000 Marmara'yı geçirmeyeceğiz, İstanbul'u düşürmeyeceğiz diye. 00:09:16.000 --> 00:09:20.400 Gelibolu'dan bu tarafa geçirtmemek için ne mücadele vermişler. 00:09:20.400 --> 00:09:24.400 200 bin veya 500 bin kişi gitmiş. Ama sıradan insan değil. 00:09:24.360 --> 00:09:28.160 Yetişkin insan gitmiş. Ondan sonra biz zayıf düşmüşüz. 00:09:29.880 --> 00:09:35.760 Kırılmışız. Kanımız boşalmış orada, şarıl şarıl akmış. Balkanlar'da akmış. 00:09:36.880 --> 00:09:40.680 Mısır'a Fransızlar saldırdı, onlara karşı koruyalım diye; 00:09:41.240 --> 00:09:47.760 Bağdat'a İngilizler saldırdı, onlara karşı koruyalım diye; Romanya'da, Galiçya'da çarpışmışız, 00:09:49.400 --> 00:09:56.360 Trablusgarp'ta çarpışmışız. Yunanlılar isyan etmiş, oradaki ırkdaşlarımızı kesmişler. 00:09:56.360 --> 00:10:00.960 Bulgarlar isyan etmiş, oradaki kardeşlerimizi, dindaşlarımızı kesmişler. 00:10:02.120 --> 00:10:06.520 Sırplar isyan etmiş, oradaki kardeşlerimizi bayram namazı kılarken doğramışlar, 00:10:06.920 --> 00:10:11.880 Drina köprüsünden nehre atmışlar. 00:10:14.960 --> 00:10:20.280 Yedi düvel saldırmış, zulmetmiş. Allah biliyor, görüyor. 00:10:20.600 --> 00:10:28.400 Bari torunu olarak dedeni sen koru. Ne kadar acayip! 00:10:28.400 --> 00:10:33.560 Araplar'da Osmanlı demek "centilmen" demek. 00:10:33.920 --> 00:10:39.960 Araplar "Sen Osmanlı mısın?" dedikleri zaman, ötekisi; "Yok, iltifat ediyorsun, estağfirullah. 00:10:40.000 --> 00:10:43.480 Teşekkür ederim." diyor. Osmanlı demek Arapça'da "centilmen" demek. 00:10:43.480 --> 00:10:51.200 Çünkü tahsil görmüş, terbiye görmüş, sükut etmesini bilen, konuştuğu zaman konuşmasını bilen, 00:10:52.320 --> 00:10:57.800 bir şey söylediği zaman sözünün senedini gösteren insan. 00:10:57.400 --> 00:11:01.280 Osmanlı alimlerinin kitapları bugün hâlâ Arap âleminde basılıyor, okunuyor. 00:11:02.160 --> 00:11:07.320 Osmanlı Arapça kitap yazmış, okunuyor. Kaynak kitap. Tefsir yazmışlar, okunuyor. 00:11:08.000 --> 00:11:12.800 Tarih yazmışlar, okunuyor. Terâcim-i ahvâl yazmışlar, okunuyor. 00:11:12.120 --> 00:11:13.360 Osmanlı'ya kurban olsunlar! 00:11:13.400 --> 00:11:19.760 Kâtip Çelebi'nin yazdığı Keşfü'z-zünûn kitabı bugün tüm dünya kütüphanelerinde vardır. 00:11:19.880 --> 00:11:22.120 Araplar'ın hepsinin kütüphanesinde vardır. 00:11:22.120 --> 00:11:28.160 Avrupa'da, Amerika'da, her yerde vardır. Arapça bir eserdir. Kocaman, muazzam bir eser. 00:11:28.480 --> 00:11:33.880 İşte Osmanlı yazmış. Çağının çok ötesinde eserler vermiş. 00:11:34.320 --> 00:11:41.920 Mimarî güzellikte eserler vermiş çokça… İnsanları kavgasız, gürültüsüz yönetmişler. 00:11:42.480 --> 00:11:47.480 Osmanlı'nın çekildiği yerde kavga hâlen kesilmiyor. Osmanlı yönetmiş. 00:11:48.000 --> 00:11:56.120 Sömürmemiş, hizmet götürmüş. Kendisi ölmüş, korumuş, onlara rahat ettirmiş. 00:11:56.280 --> 00:12:02.640 Osmanlı'nın çekildiği yere emperyalizm gelmiş. Birbirleri ile mücadele hâlâ bitmemiş. 00:12:03.000 --> 00:12:08.880 İşte Filistin, işte Mısır, işte Irak, işte başka İslâm ülkeleri… 00:12:09.360 --> 00:12:15.600 İşte Afrika, işte Tunus, Cezayir, Fas, Çad, vesaire… İşte Sudan. 00:12:15.640 --> 00:12:20.400 Bizimkiler Sudan'a, Güney Afrika'ya eleman göndermiş. 00:12:20.800 --> 00:12:26.560 Komor adalarından gelmişler, Osmanlı'nın padişahlarına bey'at etmişler. 00:12:26.960 --> 00:12:32.280 Osmanlı, bizim Gümüşhanevî tekkesinden oraya mürşit göndermiş. 00:12:32.280 --> 00:12:38.320 Komor adalarında, Afrika'nın doğusundaki adalarda hâlâ Abdülhamit Han adına hutbe okuyorlarmış. 00:12:38.320 --> 00:12:44.440 Osmanlı'dan ne istiyorsun? Yedi düvelle çarpıştı, bir de siz [mi?] Bilmediğiniz halde… 00:12:44.800 --> 00:12:47.920 Osmanlı'nın nesini beğenmiyorsunuz? Dua etti diye mi beğenmiyorsunuz? 00:12:48.200 --> 00:12:52.520 Bu duaları hadîs-i şerîf kitaplarından hepsini çıkartıp gösterebilirim. 00:12:53.320 --> 00:12:56.200 Riyâzü's-sâlihîn diye Diyanet'in bastığı ve 00:12:56.720 --> 00:13:02.720 her kütüphanede nüshası olan, bütün Arap'ın, Acem'in herkesin beğendiği 00:13:03.400 --> 00:13:05.760 büyük hadis aliminin kitabı. 00:13:05.960 --> 00:13:10.960 Açın, orada bütün bu tesbihat ve zikirler var. Hepsi var, eksiksiz. 00:13:11.240 --> 00:13:15.800 Fazlası var, eksiği yok. Dedelerimizden Allah razı olsun ki bize onları öğretmişler. 00:13:16.800 --> 00:13:19.800 Biz onlardan öğrendiğimiz için yapıyoruz. Ama kaynağını onlar biliyorlardı. 00:13:20.520 --> 00:13:27.320 Şimdi çıkmışlar, olmadık söz söylüyorlar. Bu kıldığımız sünnetlerin hepsi var. 00:13:27.960 --> 00:13:33.160 Bu çektiğimiz tesbihlerin hepsi var. Sabah namazından sonra aşır okutuyorsun. 00:13:33.520 --> 00:13:35.960 Bizim Arap kardeşler Âmene'r-rasûlü'yü okuyor. 00:13:36.400 --> 00:13:42.840 Sabah namazından sonra Hüvallâhüllezî'yi okumak; 00:13:42.840 --> 00:13:47.720 üç defa Eûzü billâhi's-semîi'l-alîmi mine'ş-şeytâni'r-racîm dedikten sonra, 00:13:47.720 --> 00:13:51.800 Bismillâhirrahmânirrahîm diye üç defa okuduktan sonra 00:13:52.120 --> 00:13:56.800 Hüvallâhüllezî'nin âyetlerini okuma, hadîs-i şerîfte tavsiye edildiği için onun okuyoruz. 00:13:57.360 --> 00:14:00.640 Çünkü hadîs-i şerîfte onun yeri o. "Sabah namazından sonra, 00:14:00.160 --> 00:14:04.200 kim bunu okursa bütün gün ona şu kadar melek tevbe eder, 00:14:04.200 --> 00:14:06.800 istiğfar eder." diye bildirildiği için okuyoruz. 00:14:06.840 --> 00:14:09.560 "Âmene'r-rasûlü'yü yatmadan evvel okuyun." diye 00:14:09.760 --> 00:14:13.120 Peygamber Efendimiz tavsiye ettiğinden yatsıdan sonra onun için okuyoruz. 00:14:13.320 --> 00:14:19.360 Bizim her yaptığımız bir hadîs-i şerîfe dayanıyor, Efendimiz'in tavsiyesine dayanıyor. 00:14:19.600 --> 00:14:22.240 Hepsinin kaynağını gösterebiliriz. 00:14:23.000 --> 00:14:29.160 Buradaki kitaplardan kaynağını çıkartıp gösterebilirim. 00:14:29.160 --> 00:14:37.280 Kendisi sünnet-i seniyyeye uymaz, sakalı sünnete uygun değil, kıyafeti sünnete uygun değil; 00:14:37.400 --> 00:14:41.600 "Mazur görüyoruz." diyor. Devir değişmiş. Biz ona bir şey demiyoruz, 00:14:41.720 --> 00:14:43.760 o bizim sünnet olan [uygulamamıza] bir şey diyor. 00:14:44.160 --> 00:14:49.800 Bizim kusurumuz da şu: Biz bu hadîs-i şerîfleri bileceğiz. 00:14:49.560 --> 00:14:53.480 Hem de Arapçasıyla, aslıyla, kaynağıyla bileceğiz. 00:14:53.440 --> 00:14:57.880 Bak bizim bu okuduğumuz kitap, büyük hadis alimi İmam Buhârî'nin kitabı. 00:14:57.880 --> 00:15:03.680 Bu hadîs-i şerîfleri o seçmiş. O hadis alimi hepsinin nereden geldiğini bilir, 00:15:03.680 --> 00:15:05.000 hangisi kuvvetli, söyler. 00:15:05.000 --> 00:15:11.400 Kuvvetli, sağlam hadîs-i şerîfler. Diyeceğiz ki; "Kardeşim bak, falanca hadîs-i şerîfte, 00:15:11.400 --> 00:15:13.400 filanca kitapta bu böyle yazılıyor. 00:15:13.640 --> 00:15:20.440 Şöyle şöyle olmuş." diyeceğiz. Tabii bunun daha iyisi; o konudaki bütün kavilleri, 00:15:20.440 --> 00:15:24.000 bütün fikirleri bilip hepsini özetleyip öyle konuşmak. 00:15:24.400 --> 00:15:27.640 Mesela Mehmed Emin Er Hoca var. Benim çok hoşuma gider. 00:15:27.880 --> 00:15:32.640 Türkiye'de hoca. Bizim dergide de zaman zaman röportajlar yapılıyor. 00:15:32.760 --> 00:15:38.320 Ona soruluyor mesela, deniliyor ki; "Falanca mesele hakkında ne dersin?" 00:15:38.960 --> 00:15:44.240 Sakin sakin, tatlı tatlı diyor ki; "Bu konuda dokuz fikir vardır. 00:15:45.200 --> 00:15:51.280 Şiîler bu konuda şöyle demişlerdir; ama şu bakımdan hatalıdır. 00:15:51.640 --> 00:15:57.200 Falancalar şöyle demişlerdir. Ötekisi o hadîs-i şerîfin şurasını şöyle yorumlamıştır…" 00:15:57.560 --> 00:16:00.480 Dokuz kavil sıralıyor. Ne güzel alim! Bu iş böyledir. 00:16:00.960 --> 00:16:06.320 Hacda buluştuk. Hacdan sonra Türkiye'de görüştük. Diyor ki; 00:16:06.280 --> 00:16:11.880 "Hacdan sonra Mısır'a uğradım. Mısırlı alimlerden bir şey anlamadım." 00:16:13.120 --> 00:16:20.520 "Niye hocam?" dedim. "Bir mesele soruyorum. 'Bu böyledir!' Atıyor. 00:16:20.920 --> 00:16:26.560 'Peki, delili ne?' diyorum. -Kendisi fıkıh alimi ya, delil istiyor.- 'Âyet mi, hadis mi? 00:16:26.560 --> 00:16:29.400 Neye dayanarak bunu söylüyorsun?' 'İşte bu böyledir.' 00:16:29.400 --> 00:16:34.320 Hiç kafaları delilli düşünmeye, konuşmaya alışmamış." "Olur böyle." 00:16:34.760 --> 00:16:41.280 Olur mu? Bizim büyüklerimiz 'olur'u kendi keyfine bırakmamış. 00:16:41.320 --> 00:16:44.640 Bizim alimlerimizin, büyüklerimizin kitaplarını okuduğun zaman; 00:16:45.400 --> 00:16:49.120 incelemiş, takvâya en uygun olanını söylemiş. 00:16:49.400 --> 00:16:52.400 Yani onların bilmediği her şeyi biliyor. 00:16:52.400 --> 00:16:55.680 İmam Zemahşerî, Medine-i Münevvere'de Araplar'a demiş ki; 00:16:55.880 --> 00:17:00.280 "Toplanın, size babalarınızın dilini öğreteyim!" Meydan okuyor. 00:17:00.880 --> 00:17:04.720 "Toplanın da size Arapça'yı öğreteyim!" Onlar böyle alimdi. 00:17:05.800 --> 00:17:10.840 İmam Buhârî, milyondan fazla hadis ezberinde; hepsi tıkır tıkır, mâlum bildiği şeyler. 00:17:10.840 --> 00:17:16.320 Kim çıkabilir karşısına? "Gık" diyemez! "İmam Buhârî şöyle demiş." deyince akan sular duruyor. 00:17:16.440 --> 00:17:20.480 İşte büyük alim! Bizim alimlerimiz böyle. Semerkant'ta, 00:17:20.520 --> 00:17:23.000 Buhara'da, Orta Asya'da yetişmiş; 00:17:22.960 --> 00:17:28.520 mezhep imamlarımız Kûfe'de, Abbasîler'in [şehirlerinde…] 00:17:28.520 --> 00:17:34.800 Hepsi büyük alim, hepsi muazzam alimler. Biz onların talebeleriyiz, okuyoruz. 00:17:34.560 --> 00:17:37.400 Büyüklerimiz okumuşlar. Biz de onlardan gördüğümüz gibi, 00:17:37.400 --> 00:17:39.120 onlar bizi terbiye etmişler, böyle yaşıyoruz. 00:17:39.240 --> 00:17:44.360 Şimdi bu terbiyeyi görmemiş başka insanlarla karşılaşınca aramızdaki fark ortaya çıkıyor. 00:17:44.840 --> 00:17:48.840 Bu farkı, "Ötekiler bunları görmemişler." diye biz hoş görüyoruz. 00:17:48.840 --> 00:17:53.520 Onlar bizi hoş görmüyorlar. Ya sen şöyle biraz kenarda dur. 00:17:53.520 --> 00:17:58.360 Biz senden daha ileriyiz. Bu konuda senin bilmediğin çok şeyleri biliyoruz, uyguluyoruz biz. 00:18:00.520 --> 00:18:06.600 Durum bu. Bazıları da şuradan kaynaklanıyor: 00:18:06.600 --> 00:18:18.200 Bazıları Vehhâbî, Selefî mezhebine mensup. 00:18:18.160 --> 00:18:24.960 İbn Teymiyye'ye dayanarak bazıları bu gibi şeyleri çok şiddeti tenkit etmiş. 00:18:24.880 --> 00:18:30.120 "Tesbih kullanmayacaksın. Türbeleri ziyaret etmeyeceksin. Türbe yapmayacaksın. 00:18:30.120 --> 00:18:32.160 Şöyle yapmayacaksın, böyle yapmayacaksın…" 00:18:32.160 --> 00:18:34.920 Ama onların da sözlerinin doğru olmadığını gösteren, 00:18:35.200 --> 00:18:38.840 onların karşısında konuşan büyük alimler var. 00:18:39.800 --> 00:18:42.400 Ama onlar onu devlet politikası hâline getirmişler. 00:18:42.240 --> 00:18:47.800 Devletin politikası resmen öyle. Sen eline tesbih aldın mı sana homurdanıyor. Sana ne? 00:18:47.800 --> 00:18:50.760 Ben bundan Sübhanallah diyorum. 33 tane Sübhanallah burada sayılı; 00:18:50.840 --> 00:18:53.920 ben kafamı 33 tane ile meşgul etmiyorum. 00:18:54.120 --> 00:18:57.760 Sübhanallah, Sübhanallah derken Allah'ın sübhanlığını düşünmekle meşgul oluyorum, 00:18:57.760 --> 00:18:58.880 sayıyla meşgul etmiyorum. 00:18:58.920 --> 00:19:02.000 Buraya gelince bu bitecek işte, daha ne istiyorsun? 00:19:02.360 --> 00:19:07.800 İbadete kendimi daha iyi veriyorum, daha iyi değil mi? 33 tane oluyor, 34 tane olmuyor. 00:19:07.760 --> 00:19:15.720 "Parmaklarınla çek!" diyor. Ya şaşırırsam? Tesbihle çekiyorum. 00:19:16.360 --> 00:19:20.160 Hasan-ı Basrî hazretlerine demişler ki; "Tesbihi bırak!" "Vallâhi bırakmam!" demiş. 00:19:20.560 --> 00:19:25.320 Hasan-ı Basrî, tâbiînden. "Bırakmam, ibadetime yardımcı oluyor." 00:19:26.800 --> 00:19:32.640 Biz o büyüklerin yolunda gidiyoruz. Bizi tenkit eden bari bir şey bilse de tenkit etse! 00:19:33.280 --> 00:19:38.680 Kuru kuruya… Kâbe-i Müşerrefe'yi dolaşıyoruz, tavaf ediyoruz. 00:19:38.960 --> 00:19:44.520 Kâbe sevilmez mi ya, taşına kurban olayım! Kâbe-i Müşerrefe bu. 00:19:44.520 --> 00:19:48.560 Böyle yutacağımız geliyor. Yutabilsek yutarız. 00:19:48.520 --> 00:19:54.960 Kâbe bu. Kâbe-i Müşerrefe bu. Sevgimizden yapıyoruz. Oraya zibidi oğlanları, 00:19:55.000 --> 00:20:00.680 onların izci, genç, tıfıl çocukları gitmişler. 00:20:01.160 --> 00:20:07.200 Bana diyor ki; "Ya hac, Allah yukarıda!" diyor. "Cahil, sussana sen!" dedim. 00:20:07.200 --> 00:20:09.720 Allah'a mekân izafe edilir mi? Bilmiyor! 00:20:10.000 --> 00:20:11.960 "Allah yukarıda, aşağıda" diyebilir misin? 00:20:12.000 --> 00:20:17.000 "Güney Amerika'da yukarıda" dediğin Kuzey Amerika'da terstir, aşağıdadır. 00:20:17.320 --> 00:20:21.480 Senin hiç coğrafya bilgin yok mu ya? Allah'a "yukarıda, aşağıda" denir mi? 00:20:21.520 --> 00:20:24.280 Ve hüve meaküm eyne mâ küntüm diyor, âyet-i kerîme. Haberin yok mu? 00:20:24.400 --> 00:20:29.320 Biz taşın taş olduğunu biliyoruz; ama Kâbe'nin taşı bu. 00:20:30.200 --> 00:20:33.800 Zemzemin su olduğunu biliyoruz; ama zemzem suyu olduğu için seviyoruz. 00:20:33.920 --> 00:20:42.400 Kâbe'nin taş olduğunu biliyoruz; ama Kâbe'yi de seviyoruz. 00:20:42.160 --> 00:20:41.661 Rükn-i Yemânî'ye gittik; öptük, yanağımızı koyduk. 00:20:47.240 --> 00:20:51.200 Bir gün önce hadîs-i şerîfte okumuştuk. Hadisi uygulayalım diye yaptık. 00:20:51.440 --> 00:20:57.000 Hemen bir tanesi şahin gibi -hani kuşun, tavuğun üstüne böyle şahinin saldırdığı, 00:20:57.000 --> 00:20:59.680 süzüldüğü, geldiği gibi- geldi; 00:20:59.680 --> 00:21:03.400 "Bid'at haci! Haci bid'at, bid'at bu!" diyor. 00:21:04.320 --> 00:21:10.640 Bizim arkadaş da çok sevimli böyle, beyaz sakallı, tonton, tatlı bir arkadaş var; 00:21:11.600 --> 00:21:16.720 Leyse bi-bid'a, hâzihî sünne. "Bid'at değil, sünnet." dedi. 00:21:16.840 --> 00:21:25.520 Efendimiz böyle yapmış. Böyle diyor: Lâ, lâ, lâ, lâ, lâ... Kaç tane "hayır"ı birden sıralıyor. 00:21:26.000 --> 00:21:27.240 Dedi ki; "Ne lâ deyip duruyorsun? 00:21:27.280 --> 00:21:30.600 80 tane desen, 80 bin tane desen senin dediğin değil. 00:21:30.640 --> 00:21:34.920 Sizin saydığınız falanca alim var ya, o alimin falanca kitabı var ya, 00:21:34.920 --> 00:21:38.880 onun şu sayfasında Peygamber Efendimiz'in Rükn-i Yemânî'ye geldiği, 00:21:39.240 --> 00:21:41.640 ona yanağını koyduğu, öptüğü yazılı!" 00:21:42.400 --> 00:21:47.200 Efendimiz'in yaptığı şeyi tarihten kazıyamazsın ki! Ne diye bilmediğin şeye karışıyorsun? 00:21:47.520 --> 00:21:51.920 Oraya üç tane beş tane cahil nöbetçi oturtmuşlar; "Burada yapma." diye. 00:21:52.320 --> 00:21:58.400 Alime müdahele ediliyor. Sen bu kadar bilmiyorsan sus bari. "Peki, geç arslanım." de. 00:21:58.320 --> 00:22:02.120 Arslan geldiği zaman "Geç arslanım." de. Tilki geldiği zaman geçirtme. 00:22:02.800 --> 00:22:05.960 Ama arslan geldiği zaman da "Geç arslanım." de, ses çıkarma. 00:22:06.680 --> 00:22:10.440 Durumları böyle. Biz hoş görüyoruz, sabrediyoruz. 00:22:10.920 --> 00:22:15.360 Bir tanesi gelmiş bana, Safa tepesinde "İmâm-ı Âzâm hiçbir şey!" diyor. 00:22:16.160 --> 00:22:20.360 Yahu senin olduğun yer şu anda Mekke-i Mükerreme. 00:22:21.720 --> 00:22:25.880 Gıybet haram değil mi? Sen İmâm-ı Âzâm'ı ölçecek adam mısın? 00:22:26.320 --> 00:22:29.840 Anlayabilecek adam mısın? İmâm-ı Âzâm'a düşmanlık besliyor. 00:22:29.840 --> 00:22:34.160 Sen İmâm-ı Âzâm'a ne düşmanlık besliyorsun? Öyle şey mi olur? 00:22:35.200 --> 00:22:42.640 Yani geri kafalı! Tabii bu zihniyetle öğretilmiş insanlar; biz burada tesbih çekiyoruz, 00:22:42.640 --> 00:22:47.560 kızıyor bize; sünnet kılıyoruz, kızıyor bize; dua ediyoruz, kızıyor bize. 00:22:47.560 --> 00:22:52.240 Kızma sultanım! Kızma kurbanın olayım, kızma işte. Bu, Efendimiz'in yolu. 00:22:52.240 --> 00:22:56.640 Niye kızıyorsun? Kızacak bir şey de yok. Kızacaksan git, başka şeylere kız. 00:22:56.960 --> 00:23:04.320 Karısının saçı açık, kızının saçı açık, arabasında görüyoruz; ona kız. 00:23:04.680 --> 00:23:09.520 Pantolon giyiyorsun; İslâmî kıyafet değil. Mahrem yerlerin belli oluyor. 00:23:09.520 --> 00:23:14.240 Hem senin namazın bozulur hem arkadakinin namazı bozulur, aklına başka bir şey geldiği zaman. 00:23:14.840 --> 00:23:18.760 Ona kız. Mecbur oluyorsun, tıraş oluyorsun. 00:23:19.800 --> 00:23:23.480 Allah ya affeder ya affetmez, onu bilmiyoruz. Niye ben sakal bırakamadım, ona kız. 00:23:23.760 --> 00:23:27.200 Mesela kızacaksan kızacak bir sürü şey var. 00:23:27.200 --> 00:23:32.440 Bizim sünnet olan dualarımızı tenkit etmeye gelinceye kadar neler var… 00:23:32.720 --> 00:23:36.560 Tenkit edemez zaten. Efendimiz'in "yap" dediği şeyi kimse tenkit edemez. Efendimiz yapmış. 00:23:36.960 --> 00:23:41.480 Ben rûz-i mahşerde Rabbü'l-âlemin "Niye bunu böyle yaptın?" dediği zaman; 00:23:41.840 --> 00:23:46.720 "Yâ Rabbi, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e uy diye emrettiğinden, 00:23:47.280 --> 00:23:51.360 kitaplarda da onun öyle yazdığını okuduğumdan, ondan yaptım." diyeceğim. 00:23:54.360 --> 00:23:59.320 Sen niye yapmıyorsun? Lâ ilâhe illallah demek, sevap mı? Sevap. 00:23:59.680 --> 00:24:02.240 50 tane dersen mi daha sevap, yüz tane dersen mi daha sevap? 00:24:02.240 --> 00:24:06.480 Yüz tanesi çok olduğundan daha çok sevap. Ne diye Lâ ilâhe illallah diyen, 00:24:06.480 --> 00:24:10.160 Sübhanallah diyen, Allahu Ekber diyen insanı engellemeye çalışıyorsun? 00:24:10.360 --> 00:24:13.520 Hem de kitaplara yazılmış olan ibadet… 00:24:15.520 --> 00:24:20.960 Sonra bu işi alimlerimiz incelemişler. Mesela tesbih namazı, Efendimiz tavsiye etmiş. 00:24:21.360 --> 00:24:25.440 Tesbih namazı kılınır. Biz de burada Ramazan'da kıldık. 00:24:26.400 --> 00:24:30.840 Tesbih namazı kılınır. Bazıları diyor ki; "Tek tek kılınır." 00:24:31.200 --> 00:24:34.240 Tek tek kılınır ama kalabalık. Bu kardeşin tesbih namazını tek [kılamıyor.] 00:24:34.720 --> 00:24:37.920 Onun için alimlerimiz meseleyi incelemişler, demişler ki; 00:24:39.400 --> 00:24:42.400 "Herkes ayrı kılayım dese bu kılamayacak. 00:24:42.400 --> 00:24:46.240 Onun için cemaatle, öğrenmeye vesiledir, kılmak câizdir." Fetva vermişler. 00:24:46.240 --> 00:24:49.960 Meseleyi incelemişler, uygun görmüşler. Tamam, böyle yapsan daha iyi olur. 00:24:50.200 --> 00:24:54.800 Biz de ona uyuyoruz. Yoksa ben kendim tek başıma tesbih namazını kenarda kılarım. 00:24:54.800 --> 00:24:58.600 Ama ben tesbih namazı kıldırdıkça, cemaatim de; 00:24:58.600 --> 00:25:02.760 "Biz Es'ad Hoca'nın arkasında tesbih namazı kılmıştık, şöyle kılınıyor." diye öğrenmiş oluyor. 00:25:02.760 --> 00:25:07.280 Hem öğrenmiş oluyor hem de Efendimiz'in bir [sünnetini] yapmış oluyor. 00:25:07.280 --> 00:25:09.000 "Efendimiz cemaatle kıldırmamış." 00:25:09.160 --> 00:25:13.240 Efendimiz kıldırmamış; ama biz şimdi öğrensin diye kıldırıyoruz. 00:25:13.200 --> 00:25:19.280 Ulelâmız "Mahzuru yoktur." dediği için kıldırıyoruz. Şimdi bunlar "bid'at" diyorlar. 00:25:19.640 --> 00:25:22.880 Kendileri tesbihleri çekerler, ayrı ayrı çekerler. 00:25:22.840 --> 00:25:29.920 Çekmez değil. Senin ayrı ayrı çektiğini biz topluca söylüyoruz. Hoş göreceğiz. 00:25:30.320 --> 00:25:34.600 Yumuşak yumuşak, güler yüzlü, tatlı tatlı... Ne yapalım artık, sonuç olarak kardeşimiz. 00:25:34.600 --> 00:25:38.440 Peygamber Efendimiz bak, ne buyuruyor: Ve lâ tümâri ehâke. 00:25:38.640 --> 00:25:41.720 "Kardeşinle fazla münakaşa etme." Biz haklıyız ama… 00:25:42.200 --> 00:25:46.360 Çok uzatma. Kardeşim iki rekât kılacağına dört kılsan daha sevap. 00:25:46.560 --> 00:25:50.720 Kimisi iki rekâtta bir selam veriyor. Kimisi iki rekât kılıyor, fazla kılmıyor. 00:25:51.400 --> 00:25:56.000 Halbuki Peygamber Efendimiz'in dört rekât kıldığına dair rivayetler var. Kılabilir. 00:25:56.000 --> 00:26:00.880 Ama o kendi mezhebinin yolunu tutuyor. Biz ona bir şey demiyoruz, hoş görüyoruz. 00:26:01.520 --> 00:26:06.400 "Hadîs-i şerîfte yeri vardır." diyeceğiz. Lâ tümâri ehâke. 00:26:06.400 --> 00:26:09.320 İşi de fazla tatsız noktaya, dargınlığa götürmeyeceğiz. 00:26:10.800 --> 00:26:15.440 Ben Peygamber Efendimiz'in türbesinin karşısına gittim. 00:26:16.360 --> 00:26:21.280 Canım gelip gidiyor. Önemli bir makam. Elimi kaldırdım, 00:26:21.320 --> 00:26:26.360 türbenin mübarek parmaklık duvarlarına döndüm, dua ediyorum. 00:26:27.400 --> 00:26:30.760 Oradaki genç geldi; "Bu tarafa dua edilmez!" diyor. 00:26:30.720 --> 00:26:33.800 "Ne olacak?" dedim. "Bu tarafa doğru edeceksin." 00:26:34.440 --> 00:26:39.200 Fesübhanallah! Ben seninle Resûlullah'ın huzurunda münakaşa edecek değilim. 00:26:39.160 --> 00:26:45.600 Sana ne benim duamdan ya? Alimlerimiz bunu incelemiş. 00:26:46.400 --> 00:26:50.280 Bir insan Resûlullah Efendimiz'in türbesini ziyaret ettiği zaman türbeye mi dönmeli, 00:26:50.280 --> 00:26:52.840 Kâbe'ye mi dönmeli? Türbeye dönmeli ya. 00:26:52.840 --> 00:26:57.280 Resûlullah Efendimiz, hayatı gibi, farkı yok ki. 00:26:57.920 --> 00:27:00.880 Ben onu biliyorum. O meseleyi bilmeyen bir insan değilim. 00:27:00.880 --> 00:27:07.600 Sonra ben duayı Allah'a yapıyorum, Resûlullah'a yapmıyorum ki. Adam onun farkında değil. 00:27:07.320 --> 00:27:10.400 Hiç cevap vermedim. O huzurda onunla konuşur muyum? 00:27:10.600 --> 00:27:14.960 Bana diyor ki; Allahu yehdîke. "Allah seni ıslah etsin!" diyor. 00:27:16.160 --> 00:27:21.200 Bana kızdı, laf anlamıyorum diye. "Allah ıslah etsin seni. 00:27:21.160 --> 00:27:24.440 Allah sana hidayet versin." diyor. "Sana da yehdîke." dedim, içimden. 00:27:24.200 --> 00:27:29.160 Kur'an okuyoruz. Bunları bilin, başınıza gelir. Yeri gelmişken anlatıyorum. 00:27:30.680 --> 00:27:34.320 Kur'an okuyorum, namaz vaktini bekliyorum, Mescid-i Saadet'te. 00:27:34.520 --> 00:27:40.360 Secde âyeti geldi. Kapattım Kur'ân-ı Kerîm'i, ayağa kalktım, secde âyetini yaptım, 00:27:40.840 --> 00:27:43.120 tekrar ayağa kalktım, sonra oturdum. 00:27:43.480 --> 00:27:48.680 Yanımda yaşlı bir Arap; "Ne lüzum var ayağa kalmaya?" dedi. 00:27:50.440 --> 00:27:55.520 Bizim Büyük İslâm İlmihâli'nde yazıyor; "Ayağa kalkacaksın, öyle secdeye varacaksın. 00:27:55.520 --> 00:28:01.760 Müstehab." diyor. Yani sünnet, uygun olan şekil bu. 00:28:02.240 --> 00:28:07.680 Onlar ne yapıyorlar? Kur'ân-ı Kerîm'i okurken Kur'ân-ı Kerîm'i alıyor, toparlıyor, 00:28:08.800 --> 00:28:11.240 koltuğunun altına alıyor, oturduğu yerden hiç ayağa kalkmadan yapıyor. 00:28:11.280 --> 00:28:15.960 Bizim büyüklerimiz bize; "Kalk da öyle yap." demişler. O beni tenkit ediyor. 00:28:16.720 --> 00:28:24.240 Tebessüm ettim. Baktım, çok yaşlı bir adam. "Sübhanallah!" dedi bana. 00:28:24.240 --> 00:28:30.600 Böyle şaşkınlık, hayretle, tenkitvâri bir "sübhanallah" çekti. 00:28:30.600 --> 00:28:33.240 "Secde etmek için ne lüzumu var ayağa kalkmaya? 00:28:33.240 --> 00:28:35.720 Oturduğun yerden yaparsın, olur biter." dedi. 00:28:36.160 --> 00:28:41.600 Ben şöyle tebessüm ettim. Hazırım, münakaşa etmek istemiyorum. Kur'an okuyorum. 00:28:41.600 --> 00:28:42.680 İşin doğrusu 00:28:42.840 --> 00:28:48.840 [tartışmak istemedim.] Sonra o biraz işin farkına vardı, "Nerelisin?" diye [sordu.] 00:28:49.320 --> 00:28:54.480 "Türkiye'denim." dedim. O zaman pek ses çıkartmadı. Yine olgun bir insanmış. 00:28:54.560 --> 00:29:01.800 Kimisi de köpürüyor, gürültü patırtı… Neredeyse yaka paça kavga edeceksin. 00:29:01.680 --> 00:29:06.760 Lâ tümâri ehâke. O da müslüman kardeşin. Allah ıslah etsin. Münakaşa etmeyeceksin. 00:29:06.760 --> 00:29:12.480 İşi fazla uzatmaya lüzum yok. Bir; kardeşinle münakaşa etme. Neden? 00:29:13.000 --> 00:29:18.520 Muhabbetler bozulur, kavgalar çıkar, çatışma çekişme olur diye. 00:29:18.480 --> 00:29:26.480 İki; ve lâ tümâzihhu. "Şaka yapma." Şaka hiç yapılmaz değil. 00:29:26.480 --> 00:29:31.120 Peygamber Efendimiz şaka yapardı. "Ben şaka yaparım ama yine doğru söylerim." derdi. 00:29:31.560 --> 00:29:36.200 Yalana dayalı şaka yapmazdı. Biz "latife" diyoruz. 00:29:37.200 --> 00:29:42.840 Latif olmak gerekli, yani şakanın latif olması gerektiğini ifade ediyoruz. 00:29:43.360 --> 00:29:49.640 Efendimiz bazen latife yapardı. Güzel latifeleri vardı. Biliyoruz, yapardı. 00:29:50.800 --> 00:29:57.840 Ama fazla şaka yapmak, fazla takılmak ciddiyeti götürüyor, hürmeti kalmıyor. 00:29:58.240 --> 00:30:06.120 Bazen de şaka güzel yapılmazsa, birisiyle alay etmek, birisini üzmek tarzında olursa, 00:30:06.120 --> 00:30:11.600 o zaman araları bozuluyor, günah oluyor. 00:30:11.600 --> 00:30:17.440 Mesela Peygamber Efendimiz'in zamanında sahabeden birisi uyuklamış. 00:30:18.240 --> 00:30:23.600 Silahını almışlar, saklamışlar. Şaka, besbelli. Peygamber Efendimiz diyor ki; 00:30:23.600 --> 00:30:29.800 "Şaka niyetiyle de olsa birisinin malını almayınız ve böyle üzücü şakalar yapmayınız." 00:30:29.920 --> 00:30:32.640 Kalkacak, "Benim silahım nerede?" diye üzülecek. 00:30:32.560 --> 00:30:38.720 Şaka böyle olmaz. Tatlı bir tarzda olabilir. Yani onun da hoşuna gidecek bir tarzda olabilir. 00:30:39.240 --> 00:30:43.520 Ama üzecek tarzda yapılması doğru olmuyor. Ve lâ tümâzihhu. 00:30:44.480 --> 00:30:52.800 Şakayı fazla yapmanın uygun olmadığını Efendimiz'in bu tavsiyesinden anlıyoruz. 00:30:53.360 --> 00:30:58.800 Aşırı şaka yapma. 00:30:59.560 --> 00:31:04.320 Üçüncü tavsiyesi: Ve lâ teidhu mev'ideten fe-tuhlifehû. 00:31:05.200 --> 00:31:10.840 "Yapamayacağın bir şeyi ona vaat etme." Vaat ettin mi yerine getir. 00:31:10.840 --> 00:31:16.240 Yapamayacağın bir şeyi de yüksek perdeden, bol keseden vaat etme. 00:31:16.600 --> 00:31:21.480 Az konuş, öz konuş, yapabileceğin kadar konuş. Büyük laf söyleme. 00:31:21.880 --> 00:31:28.800 İleriye dönük çok büyük vaatler verme. Vaat vermişsen, o vaadini de yerine getir. 00:31:29.480 --> 00:31:34.280 Efendimiz'in bu üç tavsiyesini bu hadîs-i şerîfte [görüyoruz.] Bir daha söyleyelim: 00:31:34.280 --> 00:31:40.840 "Müslüman kardeşinle münakaşa etme. Münakaşayı uzatma, 00:31:40.840 --> 00:31:44.520 aşırı kavgaya dönüşen tarzda götürme. 00:31:47.000 --> 00:31:57.240 Mizah, şaka etme. Ve ona yapamayacağın vaatte bulunma." diye tavsiye etmiş. 00:31:57.240 --> 00:32:05.840 İkinci hadîs-i şerîf: Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş. 00:32:05.840 --> 00:32:08.280 Ani'n-Nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem kâle: 00:32:08.320 --> 00:32:12.680 Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ın rivayet ettiğine göre Peygamber Efendimiz buyurmuş ki; 00:32:12.920 --> 00:32:16.760 "İki iş vardır. Bunlar iyi iş değildir." 00:32:17.800 --> 00:32:21.960 "Bunları bırakamayacaklar maalesef. Bunlara devam edecekler." 00:32:23.160 --> 00:32:34.160 Birisi; ölü arkasından ağlamak. Ağıt tazim etmek, yakma yakmak, ağlamak, sızlamak... 00:32:34.760 --> 00:32:40.800 Buna nihâa diyorlar, Arapça'da. Bunu bırakmayacaklar. 00:32:40.800 --> 00:32:41.760 Birisi de; 00:32:41.480 --> 00:32:42.680 soyuna sopuna ta'n etmek. 00:32:42.760 --> 00:32:48.000 "Sen kimsin ya? Basit bir [kimsenin] çocuğusun. Falanca kabileden gelmişsin. 00:32:48.560 --> 00:32:52.760 Ben falancalardanım, filanca asil ailedenim." diye 00:32:52.880 --> 00:32:57.120 neseple öğünüp karşıdakinin nesebini küçük görüp ona ta'n etmek. 00:32:57.680 --> 00:33:06.480 Hatta sahâbe-i kirâmdan bir mübarek zât, Bilâl-i Habeşî hazretlerine biraz sinirlenmiş. 00:33:06.840 --> 00:33:14.280 Haksız tabii. "Seni kara kadının oğlu seni!" demiş. Bilâl-i Habeşî, Habeşî olduğundan, 00:33:14.280 --> 00:33:18.200 rengi esmer olduğundan "Seni kara kadının oğlu!" [demiş.] 00:33:19.800 --> 00:33:22.600 Bu haber Peygamber Efendimiz'e ulaşınca çağırıyor onu, diyor ki; 00:33:23.400 --> 00:33:30.360 "Sende cahiliyetten kalma bir âdet var. Sen onu anasından dolayı mı ayıpladın?!" 00:33:30.680 --> 00:33:35.520 İnsan anasını seçme yetkisine sahip değil ki. Bir anadan doğuyor işte, ne yapsın. 00:33:35.960 --> 00:33:40.800 Anası alınmaz, satılmaz; değişmez bir şey. Ne yapabilir? Bir şey yapamaz ki! 00:33:40.800 --> 00:33:46.400 "Sen onu anasından dolayı mı ayıpladın?! Sende cahiliye devrinden kalma, 00:33:46.640 --> 00:33:50.760 o bâtıl, müşrik âdetlerinden bir âdet var!" diye [ikaz etmiş.] 00:33:51.160 --> 00:33:56.400 O da Efendimiz'in böyle ikazı üzerine çok üzülmüş. Yaptığı işin hatalı olduğunu anlamış. 00:33:56.520 --> 00:34:02.720 Soyuna ta'n etmek yok. Bir insanın meziyeti kendisinin ibadetindedir, takvâsındadır. 00:34:02.720 --> 00:34:05.360 İnne ekremeküm inda'llâhi etkâküm. 00:34:05.640 --> 00:34:10.800 "Sizin Allah indinde en itibarlınız, en soylunuz, takvâsı en çok olandır." 00:34:11.760 --> 00:34:16.600 Bir zencinin, bir kölenin çocuğu olur; bir hizmetçinin, bir esirin çocuğu olur; 00:34:17.000 --> 00:34:24.200 alim olur, ilim irfan öğrenir, ehl-i Kur'ân olur, ehl-i ilim olur, fâzıl olur, takvâ ehli insan olur; 00:34:24.960 --> 00:34:29.680 vezirin oğlundan, paşanın oğlundan, paşa oğlu paşadan, sadrazam oğlu sadrazamdan, 00:34:29.680 --> 00:34:34.840 padişah oğlu padişahtan Allah indinde daha makbul bir rütbeye çıkar. 00:34:35.400 --> 00:34:40.440 Soy önemli değil. Önemli olan takvâdır. İslâm bunu getirmiştir. 00:34:41.640 --> 00:34:47.400 Onun için bunun yapılmaması lazım. Fakat bu iki huy insanların içine işlemiş. 00:34:48.440 --> 00:34:52.960 "Falanca ağanın oğlu, filanca asil sülaleden" diye her yerde itibar edilir. 00:34:52.960 --> 00:34:58.000 Her ülkede bu böyledir. İnsanoğlu bunu bırakamıyor. 00:34:58.440 --> 00:35:02.800 Bir de ölünün arkasından sabretmeyi bilemiyor. 00:35:02.400 --> 00:35:10.360 Allah aldı. "Öldüren Allah, yaşatan Allah." diyemiyor. 00:35:10.360 --> 00:35:13.840 Bağırış, çağırış, feryat figan, ağıt yakma, ah vah… 00:35:14.160 --> 00:35:20.760 Kimisi yüzünü yırtıyor. Kimisi göğsünü dövüyor. 00:35:20.960 --> 00:35:25.120 İranlılar 10 Muharrem oldu mu kan revan içinde kalırlar. 00:35:25.120 --> 00:35:30.000 Merasimle zincirleri ellerine alırlar, hem birbirlerine vururlar hem kendilerine… 00:35:29.960 --> 00:35:41.560 Sırtlarını açarlar; sırtları kan… Korkunç bir manzara! Ne oluyor ya? İslâm'da böyle şey yok! 00:35:42.000 --> 00:35:47.360 Muazzam şeyler yaparlar. İşkence hâline gelir. Bırakmaları lazım ama bırakamıyorlar. 00:35:47.400 --> 00:35:51.120 Hakikaten de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin 00:35:55.000 --> 00:35:57.920 [bu söyledikleri] bu devire kadar gelmiş. 00:35:58.880 --> 00:36:02.680 Görüyoruz maalesef. Birisinin evinde, bir gidiyorsun, bakıyorsun, 00:36:02.680 --> 00:36:05.600 birisi vefat etmiş; kıyametler kopuyor. 00:36:05.800 --> 00:36:11.320 Girmeye utanıyorsun. Hoca olarak gördüğün manzaralardan, söylenen sözlerden üzülüyorsun. 00:36:12.400 --> 00:36:16.920 Bugünkü konuşmamızın son hadîs-i şerîfi. Üçüncü hadîs-i şerîf: 00:36:13.800 --> 00:36:20.000 Hüseyde denilen bir kişi, bir hanım demiş ki; 00:36:20.120 --> 00:36:24.360 "Ben babamdan duydum, babam bana kendisi anlattı. 00:36:24.680 --> 00:36:26.480 O gitmiş, Peygamber Efendimiz'e sormuş ki; 00:36:26.480 --> 00:36:35.520 'Yâ Resûlallah, kişinin kendi kabilesinden bir adama bir zulüm gördüğü zaman yardım etmesi, 00:36:36.520 --> 00:36:39.560 bu da ırkçılıktan, asabiyetten midir?' 00:36:40.160 --> 00:36:45.480 Peygamber Efendimiz buyurmuş ki; 'Evet, o da asabiyettendir.'" 00:36:49.200 --> 00:36:51.120 Bu ırkçılık çok kimsede vardır. 00:36:51.120 --> 00:36:57.160 Türk'te Türkçülük var, Kürt'te Kürtçülük var, Çerkes'te Çerkescilik var, Boşnak'ta Boşnakçılık var. 00:36:58.800 --> 00:37:06.800 Herkes güdüyor bunu, maalesef. Ama İslâm'da böyle değil. İslâm'da İslâm kardeşliği var. 00:37:07.120 --> 00:37:10.520 Müslüman müslümanın kardeşidir, hangi ırktan olursa olsun. 00:37:10.520 --> 00:37:16.680 Müslüman oldu mu kardeştir. Ve kardeşler arasında durum eşit olacak. 00:37:16.960 --> 00:37:24.400 Peygamber Efendimiz'in zamanında bir seferde ashâb-ı kirâmın içinde çeşitli kabileden insanlar var. 00:37:25.000 --> 00:37:28.760 Bir kuyu başında su alma verme meselesinden iki kişi itiştiler. 00:37:29.360 --> 00:37:35.120 Bir kabilenin mensupları kendi adamlarını çağırdı; "Ey filanca oğulları, gelin yardımıma!" diye. 00:37:35.120 --> 00:37:38.680 Öbür taraf da; "Ey falanca oğulları, gelin yardımıma!" diye çağırdı. 00:37:38.680 --> 00:37:46.240 Neredeyse müslümanlar birbirlerine gireceklerdi; bu ırkçılıktan, kabile taraf tutmaktan… 00:37:46.280 --> 00:37:49.720 Bir kişi sudan kavga etmiş. Su meselesinden. 00:37:49.720 --> 00:37:54.800 Kovayla alırken verirken veya başka bir sebepten. Sudan bir sebepten kavga etmiş. 00:37:54.800 --> 00:38:00.960 Ayırırsın, olur biter. Hangi kabileden olursa olsun… Kadının huzuruna çıkarlar, hallederler. 00:38:01.800 --> 00:38:04.320 "Vay, bizim adamımızı bizim desteklememiz lazım!" deyip 00:38:04.280 --> 00:38:06.680 bu taraf bu tarafı tutarsa, öbür taraf da; 00:38:06.680 --> 00:38:11.160 "Ya bunların hepsi bana kalabalık geldiler. Neredesiniz, beni yalnız mı bırakacaksınız?" diye 00:38:11.120 --> 00:38:13.520 kendi kabilesini toplarsa, o zaman ne olur? 00:38:13.520 --> 00:38:18.960 Irkçılık olur. Asabiye, kavmiyetçilik olur. 00:38:18.960 --> 00:38:24.280 Buna asabiye deniliyor, "ırkçılık" diye [tercüme edebiliriz.] Bu İslâm'da doğru değil. 00:38:24.480 --> 00:38:28.400 İslam'da ölçü, adalet kişiye göre değişmez. 00:38:28.400 --> 00:38:34.760 Kendi kabilesinden birisi olsa, başka kabileden, düşman kabilelerinden kimseyle düşmanlığı olsa, 00:38:34.760 --> 00:38:37.280 o haklıysa haklıya "haklısın" denilecek. 00:38:37.280 --> 00:38:41.920 "Sen bizim kabiledensin, sen haklısın." denilmez. İslâm böyledir. 00:38:41.920 --> 00:38:45.000 Onun için birisi Peygamber Efendimiz'e sormuş ki; 00:38:45.760 --> 00:38:48.640 "Birisi benim kabilemden filanca arkadaşa zulmediyor. 00:38:48.680 --> 00:38:55.520 Ben onun yardımına koşsam yine ırkçılık sayılır mı?" Sayılır. 00:38:55.520 --> 00:39:01.160 O zihniyetle gidersen ırkçılık olur. Hemşehrilik de bir çeşit ırkçılık. 00:39:01.480 --> 00:39:12.320 Hemşehrilik, kabilecilik, bölgecilik… Diyanet'te Kızılcahamamcılık, Trabzonculuk… 00:39:15.720 --> 00:39:21.320 İlahiyatçılık, Kur'an kursculuk… Böyle bu çeşit ayrımların hepsi yanlış. 00:39:21.960 --> 00:39:26.120 Ölçü olacak, terazi olacak; ölçüye göre, adalete göre yapacaksın. 00:39:26.120 --> 00:39:31.840 Öyle memleket, kabile, ırk, şehir esasına göre [değil.] 00:39:31.840 --> 00:39:36.360 Sivaslılar Kayserililer'e düşman, onlardan intikam alıyor. Öyle şey olur mu ya? 00:39:37.440 --> 00:39:44.800 Sivaslı da müslüman, Kayserili de müslüman. "Yok efendim şu olmuş da…" Öyle şey olmaz! 00:39:44.920 --> 00:39:49.880 Oluyor ama gayri İslâmî bir şey oluyor, Allah'ın sevmediği bir iş olmuş oluyor. 00:39:50.240 --> 00:39:55.800 Onun için, bu gibi şeylerin karşısına çıkıyor İslâm. İslâm'da böyle şeylerin hepsi kalkmıştır. 00:39:56.200 --> 00:40:04.240 Cümle müslümanlar kardeştir. Zenci de olsa, Boşnak da olsa, Arap da olsa, Çerkes de olsa, 00:40:04.240 --> 00:40:05.480 Türk de olsa, Kürt de olsa. 00:40:05.760 --> 00:40:13.160 Saddam çıktı: el-Gurûbe el-gurûbe… Arap kavmiyetçiliği. Yanlış! Arap kavmiyetçiliği de yanlış. 00:40:13.560 --> 00:40:22.400 Falanca çıktı, Türkçülük yaptı. Yanlış! Falancalar hâlen Kürtçülük yapıyor. 00:40:22.800 --> 00:40:26.760 Yanlış! Yok öyle şey! Allah'ın rızasına uygun hareket etmek var. 00:40:27.120 --> 00:40:31.320 Hangi ırktan olursa olsun bütün müslümanlar kardeştir. Birbirini sevmesi lazım. 00:40:31.560 --> 00:40:35.160 Bu yapılmıyor. Başka başka sevgiler, başka başka duygularla 00:40:35.200 --> 00:40:39.400 insanlar birbirlerine bakıyorlar, davranıyorlar. 00:40:39.400 --> 00:40:42.400 Tabii o zaman Allah'ın rızasına uygun olmayan bir şey oluyor. 00:40:42.320 --> 00:40:44.880 İnce bir mesele sormuş Peygamber Efendimiz'e: 00:40:45.560 --> 00:40:49.600 "Benim kabilemden zulme uğramış bir kardeş, ben onun yardımına koşsam; 00:40:49.600 --> 00:40:55.520 bu da 'Vay sen bizim kabiledendin!' diye oku, yayı, kılıcı aldı, yanına koştu. 00:40:55.680 --> 00:41:01.800 Bu da asabiyet midir, kavmiyet midir, ırkçılık mıdır?" "Evet, bu da ırkçılıktır." diyor. 00:41:02.000 --> 00:41:06.920 Yani öyle yapmayacak. Taraf tutmadan. Kabile kabile, grup grup ayrılmaya 00:41:06.920 --> 00:41:09.840 yönelik bir çalışma hâline getirilmeyecek iş. 00:41:10.120 --> 00:41:14.680 İnce bir iş. Buna hepimiz dikkat etmemiz lazım. Kurtulmak zor. 00:41:16.600 --> 00:41:22.000 Ama İslâm âlemini parça parça parçalayan da budur. 00:41:23.320 --> 00:41:29.640 Bizim arkadaşlardan Suud'da iş tutanlar, çalışanlar var. 00:41:30.960 --> 00:41:37.920 "Mısırlılar Mısırlılar'ı tutar." diyor. İllallah yani. "Pakistanlılar Pakistanlılar'ı tutar." diyor. 00:41:38.360 --> 00:41:42.320 Olmaz. Müslüman müslümanın kardeşidir. Böyle şey olmaması lazım. 00:41:42.240 --> 00:41:47.400 Memleketimizde evliyâullah vardır ama dünyanın her yerinde de yine evliyâ vardır. 00:41:47.240 --> 00:41:53.840 Bir arkadaş anlatıyordu: "Amerika'da bir Malezyalı çocukla 00:41:53.840 --> 00:41:58.200 -Amerika'da kaldığım zaman- aynı yurtta kaldık. 00:41:58.720 --> 00:42:07.400 Allahu âlem o evliyâullahtan bir kimseydi. Öyle acayip bir hayatı vardı ki… 00:42:07.400 --> 00:42:11.360 Muhakkak o rütbeli evliyâullahtan birisiydi." diyor. Hiç belli olmaz. 00:42:11.520 --> 00:42:20.280 Zenciden mi, Malezyalı'dan mı, Pakistanlı'dan mı çıkar; nerede, nasıl olacağı hiç belli olmaz. 00:42:20.400 --> 00:42:26.800 Ben Singapur'da namaz vaktini bekliyorum, uçağa bineceğiz. Merkezde bir camide. 00:42:26.600 --> 00:42:29.400 Birisi yürüdü, kalktı, geldi, benim yanıma oturdu. Genç de birisi… 00:42:30.000 --> 00:42:33.720 Öyle meseleler konuştu ki… Yahu bu adam benim yanıma niye geldi? 00:42:33.720 --> 00:42:40.160 Bu meseleleri niye konuştu? Her yerde Allah'ın iyi kulları vardır. 00:42:40.200 --> 00:42:44.280 Ama bizim ecdadımız Allah'ın dinine güzel, sımsıkı sarıldıklarından, 00:42:44.440 --> 00:42:46.480 Kur'an'a güzel hizmet ettiklerinden, 00:42:46.760 --> 00:42:51.160 Allah yolunda cihat ettiklerinden, çok mübarek insanlar yetişmiş. 00:42:50.800 --> 00:42:56.720 Allah bizi de o güzel, sevgili kullarından eylesin. O yoldan ayırmasın. 00:42:57.600 --> 00:43:01.160 "Sahih hadise göre şöyle buyurmuş da ondan yapıyorsun evladım, 00:43:01.160 --> 00:43:04.920 bak aklına koyayım." diye böyle öğretmemiz lazım. 00:43:05.240 --> 00:43:11.400 Çok rivayetler var. Birkaç rivayet var, şimdi ben onların detayına girmek istemiyorum. 00:43:12.160 --> 00:43:17.120 Çeşitli rivayetler var. Her şeyi delilli öğrenmemiz lazım. 00:43:17.120 --> 00:43:24.840 Delilini de birisi sorduğu zaman, tatlı tatlı öğretebilecek, söyleyebilecek gibi yapmamız lazım. 00:43:24.840 --> 00:43:30.120 Çünkü böyle gördüm, böyle anladım. Arabistan'a da gittim; bilmiyor adam. 00:43:30.120 --> 00:43:36.720 Biz onları Arap diye, Arapça'yı biliyor diye biliyor sanıyoruz; Kur'an'ı doğru okuyamıyor. 00:43:37.720 --> 00:43:46.440 Yanımda Kur'an okuyor. Üç defa düzelttim. Düzelttiğimi de anlamadı. 00:43:46.440 --> 00:43:49.120 Arapça kaidelerine aykırı okuyorlar. 00:43:49.920 --> 00:43:55.960 O hatayı yapan öyle bir talebeye bizim fakültede sınıf geçirtmeyiz. 00:43:55.920 --> 00:43:59.880 Arap kendisi, olmayacak hatayı yapıyor. 00:43:59.880 --> 00:44:07.800 Bu devir öyle bir devir ki kimsenin kimseye itimadı yok. Onun için diyeceksin ki; 00:44:07.800 --> 00:44:08.760 "Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyuruluyor." 00:44:09.000 --> 00:44:17.200 Âyeti tıkır tıkır okuyacaksın. "Hadîs-i şerîfte böyle buyuruluyor." 00:44:17.240 --> 00:44:23.640 Beğenmiyor. Mesela hacı hanım başı örülü, üç defa, beş defa hacca gitmiş; 00:44:24.200 --> 00:44:26.880 eli tesbihli, müslüman. 00:44:27.800 --> 00:44:34.200 Evlatlarını müslüman yetiştirmiş. Anasından babasından miras düşmüş. 00:44:35.400 --> 00:44:36.800 Mirasta Kur'ân-ı Kerîm diyor ki; 00:44:36.800 --> 00:44:42.640 Yûsîkümü'llâhu fî evlâdiküm li'z-zekeri mislü hazzı'l-ünseyeyni fe-in künne nisâen fevka'sneteyni fe-lehünne sülüsâ mâ terake. 00:44:42.960 --> 00:44:47.600 İslâm'da erkeğe kızın mirasının ikisi kadar fazla verilecek. 00:44:47.880 --> 00:44:55.480 Mesela senin bir oğlun bir kızın olsa, 00:44:55.880 --> 00:45:02.320 mirası onlar arasında bölüştüreceğin zaman malını üçe böleceksin, 00:45:02.320 --> 00:45:08.320 ikisini erkeğe, birini kıza vereceksin. Yani erkeğinki bir misli fazla olacak. 00:45:09.000 --> 00:45:15.120 Neden? Nedenini ya bilirim ya bilmem, Kur'an böyle söylüyor. Allah'ın emri bu. 00:45:15.800 --> 00:45:19.640 Namazı neden dört rekât kılıyoruz da altı kılmıyoruz? "Dört kılın." demiş de ondan. 00:45:19.640 --> 00:45:24.480 Akşam niye üç kılıyoruz peki? "Akşamı da üç kılın." demiş de ondan. Bu kadar basit. 00:45:24.920 --> 00:45:29.320 Sabahı niye iki kılıyoruz, vaktimiz geniş? Olsun, "Onu da iki kılın." demiş. 00:45:29.760 --> 00:45:36.680 Bunlar [sorgulanmaz.] Ama sebeplerini araştırıp insanın aklı güzelliklerini bulabilir, anlayabilir. 00:45:38.560 --> 00:45:44.560 İslâm kadına çalışma mecburiyeti vermemiş, erkeğe vermiş. 00:45:44.560 --> 00:45:51.520 Evin parasını pulunu sen kazanacaksın; yiyeceğini, içeceğini, kirasını sen sağlayacaksın diye 00:45:51.920 --> 00:45:53.600 erkeğe yük yüklemiş. 00:45:53.920 --> 00:45:57.640 Kadın evlendiği yerde, kocası ona bakmaya mecbur. 00:45:57.680 --> 00:46:02.160 Bakmadığı zaman mahkemeye müracaat etse, İslâmî bir ülkede kadın çatır çatır hakkını alır. 00:46:03.160 --> 00:46:10.760 Kadı, mahkeme hükmüyle çatır çatır [hakkını] alır. Allah'ın emri böyle. 00:46:11.200 --> 00:46:15.520 Bu hacı kadın -Babaları öldü, miras gelecek.- diyor ki; 00:46:16.200 --> 00:46:19.000 "Ben medenî kanuna göre taksim isterim. 00:46:19.560 --> 00:46:26.000 Eşit olacak. Erkeğe iki misli, bana onun yarısı kadar, ona razı gelmem!" 00:46:26.000 --> 00:46:29.920 Allah'ın emrine razı gelmiyor. Güya hacı! 00:46:30.000 --> 00:46:34.560 Benim rahmetli anam da, Allah rahmet eylesin, dedem vefat etti. 00:46:35.200 --> 00:46:42.520 İki tane dayım var, bir tane teyzem var. Dedemin iki kızı olmuş, iki erkek çocuğu olmuş. 00:46:43.240 --> 00:46:51.800 Annem en büyükleri. -Allah cümle geçmişlerimize rahmet eylesin. Mekânları cennet olsun.- 00:46:52.160 --> 00:46:55.360 Dayım geliyor, yalvarıyor: -Biz küçüğüz, görüyoruz.- 00:46:55.400 --> 00:47:01.640 "Ablacığım, senin yedi tane çocuğun var. Bunları yetiştirmek için [para lazım.] 00:47:01.680 --> 00:47:06.440 Gel şu mirası dörde eşit bölelim." "İstemem. Allah'ın emri neyse o olacak." diyor, 00:47:06.480 --> 00:47:08.000 rahmetli anam. 00:47:08.600 --> 00:47:13.800 Anam öyle diyor. Muhtaç, çoluk çocuğu yetiştirmesi lazım. 00:47:13.800 --> 00:47:16.920 Hepimiz küçüğüz, yırtık pabuçla geziyoruz, okula gidiyoruz… 00:47:18.280 --> 00:47:20.000 Anamız öyle diyor. 00:47:20.400 --> 00:47:22.760 Öteki kadın da kaç defa hacca gitmiş; 00:47:23.200 --> 00:47:28.760 "Ben cumhuriyet taksimi isterim. Medenî kanuna göre taksim isterim." diyor. 00:47:28.720 --> 00:47:35.960 O zaman çok gelecek. Âyetteki [hükme] razı olamıyor. Olmaz. 00:47:36.320 --> 00:47:38.200 Bizim Hocamız demişti ki; 00:47:38.240 --> 00:47:44.880 "Ya kaç tane kadın bir erkeğin birkaç kadın almasına hazmedebilir, razı gelebilir?" 00:47:45.920 --> 00:47:50.600 Müsaade var. Kaç tanesi razı gelir? Üstüne fazla vardın mı, 00:47:50.560 --> 00:47:52.280 fazla zorlayınca kadınların hepsi fıttırır gider. 00:47:56.240 --> 00:47:58.000 Ama Allah'ın emrine tâbi olmak lazım. 00:47:58.000 --> 00:48:02.240 Bizim de bir meseleyi öğrendiğimiz zaman esasını da öğrenmemiz lazım. 00:48:02.240 --> 00:48:08.200 "Es'ad Hoca söylemişti." demek yetmiyor. Hatta "Filanca kitapta okudum." demek de yetmiyor. 00:48:08.520 --> 00:48:10.960 Hatta "Hadîs-i şerîfte okudum." demek de yetmiyor. 00:48:10.960 --> 00:48:16.400 Bu sefer de diyor ki; "Hadisin sıhhati ne mâlum?" Hadisin sıhhatini soruyor. 00:48:17.000 --> 00:48:27.600 "O hadis sahih değildir." diyor. "Ya sahih değilse?" diyor. Çeşitli laflar söylüyor. 00:48:28.000 --> 00:48:31.640 Onun için, öyle bilgili yetiştirmemiz lazım. 00:48:32.200 --> 00:48:39.400 Düşünüyorum, insan bir kitabı yazdığı zaman kısa yazmalı, öz yazmalı. 00:48:39.400 --> 00:48:44.360 Ama kaynağı ile söylemeli. "Şu âyete göre şöyle, şu hadîs-i şerîfe göre şöyle." 00:48:44.400 --> 00:48:46.760 Sayfayı bitirmeli, fazla uzatmamalı. 00:48:47.800 --> 00:48:51.880 İçeride Büyük İslâm İlmihâli'nin bir bahsine bakayım dedim. Vallaha ben yoruldum. 00:48:51.880 --> 00:48:54.520 Ben profesörüm; yoruldum. 00:48:54.600 --> 00:48:59.800 Öyle şeylerden bahsetmiş ki rahmetli Ömer Nasuhi Hocamız, cennet-mekân… 00:49:00.280 --> 00:49:03.760 O teferruattan ben yoruldum. Başkası hiç okuyamıyor. 00:49:04.400 --> 00:49:11.200 Büyük İslâm İlmihâli okunmuyor o zaman, kalıyor. Halbuki biraz özlü, kısaca yazsa; 00:49:12.400 --> 00:49:14.000 detayı ikinci bir kitaba yazsa… 00:49:14.680 --> 00:49:20.520 Mesela Ömer Nasuhi Bilmen Hoca'nın öyle 6-7 ciltlik eseri var; 00:49:20.520 --> 00:49:25.520 Hukûk-i İslâmiye ve Islahât-ı Fıkhiyye Kâmusu diye muazzam bir eseri var. 00:49:25.720 --> 00:49:34.200 Orada her meseleyi işlemiş, cennet-mekân. Ama kısa yazmak lazım çünkü herkesin vakti yok. 00:49:34.720 --> 00:49:37.000 Meseleyi kısaca öğrenip geçmek istiyor. 00:49:38.360 --> 00:49:43.880 Birisi içkiyi almış eline, üzüm şarabı, kadehi almış eline; 00:49:44.400 --> 00:49:49.480 "Yahu üzümü sıkıp suyunu şıra olarak içiyor musunuz?" 00:49:49.520 --> 00:49:54.640 "İçiyoruz." "Peki, şıra helal de bu şarap niye haram oluyor?" demiş. 00:49:54.640 --> 00:50:00.640 Tabii kâfirce bir soru. Bu söz küfre götürüyor; söyleyen kâfir oluyor, Allah saklasın. 00:50:00.760 --> 00:50:08.680 Karşısındaki hoca da akıllıymış, demiş ki; "Peki, karın sana helal de kızın niye haram?" 00:50:10.200 --> 00:50:12.680 Anında kesmiş atmış. Birisi; 00:50:12.680 --> 00:50:15.680 "Şeytan ateşten yaratılmış da Allah şeytanı cehenneme atacak. 00:50:16.400 --> 00:50:22.120 Yaratıldığı şey, orada nasıl azap edecek?" deyince, tarladan bir kesmik almış, 00:50:22.160 --> 00:50:26.440 o soruyu soran adamın kafasına bir tane patlatmış. 00:50:26.560 --> 00:50:31.120 Hani pul devirdiği zaman kurumuş toprak oluyor. 00:50:31.160 --> 00:50:35.960 O kesmikten kafasına bir patlatmış, kafası şişmiş, gözü morarmış. 00:50:35.960 --> 00:50:39.720 Kadının huzuruna gitmişler. "Sen bu adama niye vurdun?" 00:50:41.960 --> 00:50:46.680 "Soru sordu, cevap verdim." demiş. "Nasıl cevap bu?" demiş. 00:50:47.160 --> 00:50:51.440 "Şeytan ateşten yaratıldı. Allah onu cehenneme atacakmış. 00:50:51.480 --> 00:50:55.400 'Nasıl azap edecek?' diye sordu. Ben de insan topraktan yaratıldı. 00:50:55.400 --> 00:51:00.800 Topraktan nasıl azap görülürmüş, onu anlatmak için kafasına bir tane patlattım." demiş. 00:51:00.560 --> 00:51:05.600 Çok güzel. İşte böyle misaller bulmak lazım. Allah bize kâmil tevbe nasip etsin. 00:51:06.160 --> 00:51:10.520 Bundan sonra sevdiği kul olarak yaşamayı nasip etsin. Güzel işler yapmayı nasip etsin. 00:51:10.520 --> 00:51:15.360 Huzuruna sevdiği razı olduğu kullar olarak, yüzü ak, alnı açık varmayı nasip eylesin. 00:51:15.560 --> 00:51:17.720 Cennetiyle cemâliyle müşerref eylesin. 00:51:18.400 --> 00:51:22.840 Mahşer günü bizim defterimizi açıp da günahlarımızı ortaya saçıp da bizi mahşer halkına 00:51:23.400 --> 00:51:24.800 rezil etmesin Rabbü'l-âlemîn; 00:51:24.760 --> 00:51:27.520 Settaru'l-uyûb, Gaffâru'z-zünûb Rabbimiz… 00:51:27.920 --> 00:51:30.560 Fâtiha-i Şerîfe mea'l-Besmele.