WEBVTT 00:00:00.310 --> 00:00:06.261 Elhamdü lilâhi hakka hamdihî nahmeduhû bi-cemîi mehâmidihî. 00:00:06.643 --> 00:00:11.543 Lehü'l-hamdü kemâ yenbeğî li-celâli vechihî ve li-azîmi sultânih. 00:00:12.808 --> 00:00:16.790 Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ seyyidinâ Muhammedin 00:00:16.141 --> 00:00:26.607 ve âlihi ve sahbihî ve men tebiahû bi ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd. 00:00:30.860 --> 00:00:44.560 Ebû Abdirrahman es-Sülemî'nin Tabakâtu's-sûfiyye isimli kitabının 18. sayfasında kalmıştık. 00:00:44.833 --> 00:00:52.686 Zünnûn-i Mısrî hazretlerinin hayatını okumaya başlamıştık; 00:00:53.530 --> 00:00:58.623 sözlerinden, naklettiği hadislerden bazılarını açıklamıştık; 00:01:00.607 --> 00:01:09.506 kaldığımız yerden münasip bir miktar okuyarak konuyu devam ettireceğiz. 00:01:10.910 --> 00:01:18.587 18. sayfanın sonunda altı numaralı paragrafa gelmişiz. 00:01:20.776 --> 00:01:26.843 Yusuf b. Hüseyin yekûlu semi'tü zennûni yekûl, 00:01:27.812 --> 00:01:32.989 ''Zünnûn-i Mısrî hazretlerinin şöyle dediğini duydum.'' diyor. 00:01:34.371 --> 00:01:42.373 Kâle'l-lâhu teâlâ men kâne lî mutî'an küntü lehû veliyyen, 00:01:42.764 --> 00:01:52.901 fe'lyesık bî ve'l-yahküm aleyye fe ve izzetî lev seelenî zevâle'd-dünyâ le-ezeltühâ lehû. 00:01:54.355 --> 00:02:05.861 Zünnûn hazretleri, kaddesallâhu sırrahu'l-azîz, rahmetullâhi aleyh, rahimahullâhü rahmeten vâsia buyurmuş ki; 00:02:05.963 --> 00:02:10.240 kale'l-lâhu Teâlâ, ''Allahu Teâlâ hazretleri şöyle buyurdu.'' 00:02:11.415 --> 00:02:13.225 Men kâne lî mutî'an. 00:02:13.319 --> 00:02:20.746 ''Kim bana mutî, itaatli kul olursa, sözümü dinleyen, buyruğumu tutan, 00:02:20.949 --> 00:02:26.764 bana âsi olmayan, itiraz etmeyen, emrime itaatli kul olursa.'' 00:02:27.334 --> 00:02:31.520 Küntü lehû veliyyen. ''ben onun dostu olurum.'' 00:02:31.614 --> 00:02:35.479 ''Kul bana itaat ederse ben onun dostu olurum.'' 00:02:35.854 --> 00:02:38.947 Fe'lyesık bî. ''Bana güvensin.'' 00:02:39.870 --> 00:02:45.997 Ben onun dostuyum, benim dostluğuma güvensin, tereddüt etmesin. 00:02:46.536 --> 00:02:56.259 Ve'l-yahküm aleyye. ''İçinden geçirdiği hükmünü bana söylesin, bana hükmetsin.'' 00:02:57.446 --> 00:03:01.530 Fe ve izzetî. ''İzzetime and olsun ki.'' 00:03:01.577 --> 00:03:04.670 Lev seelenî zevâle'd-dünyâ. 00:03:04.411 --> 00:03:12.570 ''Dünyanın yok olmasını, zail olmasını, zeval bulmasını benden istese, istemiş olsaydı,'' 00:03:12.166 --> 00:03:20.951 le-ezeltühâ lehû. ''Böyle bir kulumun o duasını kabul eder, dünyayı yok ederim.'' 00:03:22.466 --> 00:03:28.468 Yanımda hatırı o kadar yüksek olurdu ki eğer istese ''Dünyayı yok et!'' dese, yok ederdim. 00:03:30.788 --> 00:03:39.339 Zünnûn hazretleri evliyâullahtan bir mübarek zât. 00:03:39.855 --> 00:03:43.820 Allahu Teâlâ hazretleri kendisine bu mânayı ilham etmiş 00:03:44.820 --> 00:03:52.659 ama mânanın kendisi Kur'ân-ı Kerîm âyetlerinin içinde de mevcut. 00:03:55.254 --> 00:04:03.383 Va'l-lâhu veliyyü'l-mü'minîn ''Allah, itaatli kullarının, mü'min kullarının velîsidir.'' 00:04:07.136 --> 00:04:17.986 Hadîs-i şerîflerden de biliyoruz ki Allah'ın sevgili kullarının Allah yanında kıymeti var, kadri var. 00:04:18.822 --> 00:04:22.928 Allahu Teâlâ hazretleri bu kullarının duasını kabul ediyor; 00:04:22.928 --> 00:04:28.560 reddetmiyor, hatırlarını kırmıyor, gönülleri hoş olsun diye ne dilerlerse yapıyor. 00:04:34.778 --> 00:04:38.516 Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuş: 00:04:38.742 --> 00:04:43.318 Rubbe eş'ase ağbera zî tımreyni lev akseme ala'llâhi le-eberrehû. 00:04:43.841 --> 00:04:50.907 ''Nice saçı başı dağılmış, üstü başı tozlanmış insan vardır. 00:04:51.602 --> 00:04:53.728 Saçı dağınık, üstü tozlu; 00:04:54.681 --> 00:05:04.349 süslü değil, görünüşü güzel değil, toza toprağa bulanmış, saçı birbirine karışmış.'' 00:05:06.334 --> 00:05:09.413 Bu hadîs-i şerîf bizim için büyük ibret, tasavvufta büyüklerimizden öğrendiğimiz; 00:05:09.444 --> 00:05:13.545 ''Her gördüğünü Hızır bileceksin, her geceni Kadir bileceksin. 00:05:13.967 --> 00:05:18.369 Allah'ın kullarına tepeden bakmayacaksın, hor görmeyeceksin, 00:05:18.697 --> 00:05:29.184 Allah için itibar edeceksin, gönül yıkmayacaksın.'' terbiyesi var, bu hadîs-i şerîflerden çıkıyor. 00:05:34.720 --> 00:05:40.339 Dış görünüşü gösterişli olmadığı, üstü başı tozlu, 00:05:40.722 --> 00:05:47.594 -toz toprak insanın üstünü tozlandırır, elini çamurlatır ama temizdir, kirli değildir- 00:05:47.672 --> 00:05:58.128 saçı başı traş olamamış, yıkanamamış veyahut seyahatten gelmiş; garip, boynu bükük, mazlum. 00:05:58.347 --> 00:06:05.299 Orada su yok, su bulsa belki bir derenin kenarında Dicle'de, Fırat'ta yıkanırdı. 00:06:05.323 --> 00:06:09.509 Ama o imkân da yok, saçı başı dağınık. 00:06:09.759 --> 00:06:14.838 Efendimiz orada yaşayıp bu sözü orada söylediğine göre Arabistan gibi bir yer düşünelim; 00:06:15.800 --> 00:06:25.312 güneşten bir terliyor bir soğuyor, ondan sonra rüzgâr bir esiyor tozlar saçlarının arasına giriyor. 00:06:25.531 --> 00:06:30.671 Peygamber Efendimiz devamında diyor ki; dış görünüşünde bir çekicilik yok, üstü başı tozlu topraklı. 00:06:31.554 --> 00:06:37.249 Konuşsa kimse sözüne itibar etmez, tanınmış değil, gariban bir kimse. 00:06:38.835 --> 00:06:40.531 Ortadan kaybolsa kimse aramaz. 00:06:41.562 --> 00:06:45.237 Ama itibarlı bir insan yok olsa, kırk kişi peşinden, 00:06:45.346 --> 00:06:50.256 ''Aman efendim, Allah ömürler versin, dün gelmediniz, acaba nerelerdeydiniz? 00:06:50.256 --> 00:06:55.725 Hasta mıydınız? Yüreğimiz ağzımıza geldi, çok üzüldük.'' der, iltifat eder. 00:06:55.826 --> 00:06:58.917 Zengin, itibarlı bir kimse oldu mu herkes arar. 00:06:58.956 --> 00:07:01.292 ''Ye kürküm ye!'' demiş Nasrettin Hoca. 00:07:01.691 --> 00:07:08.279 Ziyafete ilk önce normal bir kıyafetle gitmiş, kapıdan içeriye bile almamışlar, 00:07:08.279 --> 00:07:11.663 sonra gitmiş samur kürk giymiş, süslenmiş, taranmış. 00:07:12.671 --> 00:07:18.209 Koca göbeğiyle tereddütsüz adımlarla düğün evine gelince; 00:07:18.209 --> 00:07:20.167 ''Buyurun efendi hazretleri!'' 00:07:20.378 --> 00:07:27.831 Kim bilir hangi zenginlerden, itibarlı bir şahıs diye kapıyı açmışlar, başköşeye oturtmuşlar, en güzel sofrayı hazırlamışlar. 00:07:28.159 --> 00:07:35.298 Nasrettin Hoca elini yemeğe uzatmamış, cübbenin kürkün eteğini almış; 00:07:35.416 --> 00:07:43.580 ''Ye kürküm ye!'' diyerek yemekleri kürküne ikram etmiş. 00:07:43.752 --> 00:07:50.891 ''Ye kürküm ye, bu iltifat sana geldi, ben az önce geldim hiç iltifat etmediler, sen varsın diye bu iltifat yapılıyor.'' 00:07:51.400 --> 00:07:54.581 ''İltifat bana değil kürke'' diye darb-ı mesel olmuş. 00:07:56.408 --> 00:07:59.389 Yok olsa kimse aramaz, söz söylese kimse dinlemez. 00:07:59.428 --> 00:08:09.716 ''Sen kimsin! Sus, bak burada bu kadar itibarlı adam var, eşraftan, a'lâdan, küberâdan insanlar var, sus!'' derler. 00:08:11.993 --> 00:08:15.978 Kız istese felaket, kimse kızını vermez. 00:08:16.517 --> 00:08:21.179 ''Maaşın ne, evin var mı? Anan baban yanında mı olacak? 00:08:21.343 --> 00:08:25.991 Bizim kızımız öyle büyüklere hizmet edemez, tek başına olsun, rahat etsin.'' 00:08:26.150 --> 00:08:29.941 Damat namzedinden bin bir türlü hesap sorarlar. 00:08:30.500 --> 00:08:31.873 Beğenmezlerse de kızı vermezler. 00:08:32.819 --> 00:08:37.850 Kız istese vermezler, söz söylese dinlemezler, yok olsa aramazlar. 00:08:37.991 --> 00:08:44.854 Efendimiz bunu böyle cümlelerle tarif ettikten sonra hadîs-i şerîfin sonunda buyuruyor ki; 00:08:44.869 --> 00:08:49.460 Lev aksema ale'l-lâhi le-eberrahû 00:08:49.468 --> 00:08:57.404 bir şeye yemin etmiş olsa Allah onun yeminini doğru çıkarmak için onun istediği şeyi yapar. 00:08:57.732 --> 00:09:13.246 Mesela yaz gününde; ''Vallahi yarın kar yağacak.'' dese, Allah onun hatırı için kar yağdırır. 00:09:14.201 --> 00:09:19.710 Geçen hafta, ''Tebük'te üç metre kar var.'' diye gazetelerde okuduk. 00:09:19.767 --> 00:09:22.355 Suudi Arabistan'da Tebük'te üç metre kar varmış. 00:09:22.668 --> 00:09:28.224 Üç metre kar, evleri basıyor demektir. Allah her şeye kâdir. 00:09:29.482 --> 00:09:38.741 Saçı başı dağınık, üstü başı yıpranmış diye itibar edilmiyor ama Allah indinde muteber oldu mu, 00:09:38.889 --> 00:09:45.190 yemin edince Allah, onun yemini doğru çıksın diye olmayacak gibi görünen şeyi bile yapıyor. 00:09:45.465 --> 00:09:48.261 Burada da Zünnûn hazretleri aynı şeyi söylüyor; 00:09:48.378 --> 00:09:56.563 ''Bir kimse bana mutî, itaatli oldu mu, ben o kulumun dostu olurum, 00:09:56.845 --> 00:10:00.889 yâri olurum, artık bana güvensin, bana dayansın. 00:10:01.300 --> 00:10:03.849 Bir de öyle bir söz söylüyor ki; Ve'l-yahküm aleyye. 00:10:03.990 --> 00:10:14.667 ''Hükmetsin, ferman eylesin, dilesin.'' ''Dile benden ne dilersen.'' diyormuş gibi. 00:10:15.831 --> 00:10:23.784 ''Dilesin benden; izzetime and olsun ki dünyanın yok olmasını istese onun hatırı için dünyayı yok ederdim.'' 00:10:24.526 --> 00:10:26.566 Aziz ve muhterem kardeşlerim! 00:10:26.605 --> 00:10:33.984 Demek ki Zünnûn hazretleri bize itaatli olmayı, Allah'a mutî kul olmayı gösteriyor, tavsiye ediyor. 00:10:34.399 --> 00:10:39.892 Allah'a mutî kul oldu mu her muradın hâsıl olacağını söylüyor. 00:10:39.970 --> 00:10:43.275 Tabi insan, ''Muradım hâsıl olsun.'' diye Allah'a mutî olmaz. 00:10:44.666 --> 00:10:51.830 ''Allah celle celalüh Rabbü'l-âlemîndir, yaradanımızdır.'' diye mutî olur, emrini tutar. 00:10:52.200 --> 00:10:55.613 Onun semeresi olarak her muradı hâsıl olur. 00:10:55.801 --> 00:10:59.688 Allahu Teâlâ hazretleri ne dilerse öyle kılar. 00:10:59.703 --> 00:11:07.446 Öyle hale geliyor ki Allah'ın sevgili kulları bir şey murad etmiyor, istemiyor, her şeye razı. 00:11:07.532 --> 00:11:12.625 Hastalık verirse razı, sağlık verirse razı. 00:11:15.383 --> 00:11:26.480 Duası makbul sahabeden, Sa'd b. Ebî Vakkas hazretleri olsa gerek hatırımda yanlış kalmadıysa, radiyallâhü anhüm ecmaîn, gözü âmâ olmuş. 00:11:26.777 --> 00:11:32.361 Dua ettiği zaman duası makbul oluyor, görmeyenlerin gözü açılıyor. 00:11:32.541 --> 00:11:41.222 ''Kendine dua etsen de gözlerin açılsa, biliyoruz ki duaların kabul olur.'' demişler. 00:11:41.550 --> 00:11:50.695 ''Rabbimin kaderine rıza gösteririm, Rabbimin kaderine rıza göstermeyi, 00:11:50.867 --> 00:11:53.483 takdirini gözümün nurundan daha çok severim.'' demiş. 00:11:54.850 --> 00:12:01.358 Kullar geliştikçe, ârifleştikçe teslimiyetleri, rızaları artıyor. 00:12:02.662 --> 00:12:08.403 Bir şey isterlerse de Allah ihsân ediyor, lütfediyor. 00:12:08.552 --> 00:12:15.830 Onlar ona iltifat etmiyorlar, sırf Allah'ın rızasını düşünüyorlar ama her türlü muradları hâsıl oluyor. 00:12:15.177 --> 00:12:21.350 Bizler de bütün gayretimizle Allah'a mutî kullar olmaya çalışacağız. 00:12:21.136 --> 00:12:22.256 Mutî kul ne demek? 00:12:22.489 --> 00:12:27.389 ''İtaatkâr; kârı, işi itaat etmek olan kul.'' demek. 00:12:27.547 --> 00:12:29.280 Her işimizde Allah'a itaat edeceğiz. 00:12:30.850 --> 00:12:33.432 ''Emir nedir?'' onu anlayacağız, anladıktan sonra ''Başım üstüne!'' diyeceğiz. 00:12:34.823 --> 00:12:43.865 ''Başım gözüm üstüne!'' diye Doğu Anadolu'da bir tabir vardır, onun gibi. 00:12:44.334 --> 00:12:48.196 Bunun birinci adımı Allah'ın emirlerini yasaklarını bilmek, 00:12:48.923 --> 00:12:56.206 ikinci adımı da o bildiğinin itaatinde olup uygulamasına geçmek. 00:12:56.721 --> 00:13:02.284 Bilmeden olmuyor, kaş yapayım derken göz çıkarıyor, doğru yapayım derken eğri yapıyor, 00:13:02.495 --> 00:13:07.775 sevap kazanacağım derken günah kazanıyor, yalan yanlış şeylere inanıyor. 00:13:07.846 --> 00:13:13.615 İtikadını tehlikeye sokuyor, bir sürü günahlar veballer yüklenebiliyor. 00:13:14.680 --> 00:13:18.693 İşin temel taşı, şeriati bilmektir. 00:13:18.881 --> 00:13:23.873 Âyetleri, hadisleri, ahkâmı, şeriati bilmek işin ilk adımı. 00:13:24.774 --> 00:13:28.677 Evliyâullahın büyüklerinin hayatlarını okuyacağız; 00:13:28.881 --> 00:13:34.357 geçmiş olduklarımızdan da hatırımızda kalmıştır, önce ilim. 00:13:35.334 --> 00:13:43.939 Önce ilmi öğrenecek, Kur'an'ı ezberleyecek, ilmihali bilecek, Allah'ın emirlerini, yasaklarını bilecek, 00:13:44.431 --> 00:13:55.130 ondan sonra ilmiyle âmil olacak, uygulayacak, ondan sonra hayatı o bilgisinin ışığında düzenli yaşayacak. 00:13:55.294 --> 00:13:56.414 Önce öğreneceğiz. 00:13:59.729 --> 00:14:09.430 Bizim asıl işimiz; doktor, mühendis, tüccar, esnaf olmak değil. 00:14:09.270 --> 00:14:13.735 Asıl işimiz Allah'ın sevdiği kul olmak. Asıl görevimiz bu. 00:14:13.836 --> 00:14:17.714 Bunu güzel yapmanın şartı, dîni öğrenmek. 00:14:17.768 --> 00:14:22.582 Onun için hepimiz birinci derecede Allah'ın dinini öğrenmekle sorumluyuz. 00:14:22.910 --> 00:14:26.939 Öğrenmeye mecburuz, boynumuzun borcu. 00:14:27.103 --> 00:14:33.710 Kapalı çarşıda esnaf da olsak, bakanlıkta müsteşar müşavir de olsak, 00:14:34.187 --> 00:14:40.598 polis karakolunda emniyet amiri de olsak, üniversitede profesör de olsak, 00:14:40.598 --> 00:14:46.267 ekonomist de olsak, tabip de olsak, önce İslâm'ı öğreneceğiz, 00:14:46.306 --> 00:14:49.536 Allah'ın emri nedir, yasakları nedir? Öğreneceğiz. 00:14:49.802 --> 00:14:56.513 ''Asrımızın insanının, Allah'ın emirlerini, yasaklarını öğrenmekte karşılaştığı bir tehlike var: 00:14:56.817 --> 00:15:00.649 Bir yaşam tarzı tutturmuş, benimsemiş. 00:15:00.931 --> 00:15:06.720 Adada, deniz kenarında bir köşk almış; yüzme havuzu var. 00:15:06.307 --> 00:15:13.205 Bir yol tutturmuş; hanımı açık, kendisi dağınık, derbeder. 00:15:13.518 --> 00:15:19.872 Babadan, dededen asil bir ailedenmiş; babasını dedesini sorduğun zaman; 00:15:19.872 --> 00:15:27.275 ''Benim dedem müftüydü, annemin babası meşayihten falancanın halifesiydi.'' diyor, güzel sözler söylüyor. 00:15:27.447 --> 00:15:32.148 ''Allah Rahîm'dir, benim ibadetime ihtiyacı yoktur, şu helaldir; 00:15:32.203 --> 00:15:37.647 şunu yapsan nasıl olur, bunu yapsan nasıl olur? Bir yaşam tarzı tutturmuş; 00:15:37.702 --> 00:15:44.840 dîni o yaşam tarzına tıkıştırmaya, tepiştirmeye, deforme etmeye çalışıyor. Bu yanlış. 00:15:44.764 --> 00:15:52.184 Allah'ın sevdiği kul olmak istiyorsan önce, ''Allah'ın muradı nedir?'' onu öğrenmek lazım. 00:15:52.293 --> 00:15:57.957 Âmentü billâh bimâ câe min indillâh alâ murâdillâh. 00:15:58.269 --> 00:16:02.455 ''Allah'a inandım, Allah'tan bana gelen emirlere 00:16:02.604 --> 00:16:08.570 ve o emirlerde Allah'ın muradı neyse ona inandım, kabul ettim.'' diyecek. 00:16:08.820 --> 00:16:10.232 ''Ben kendim yorumlarım.'' 00:16:10.864 --> 00:16:19.405 Yorumlarsın ama yalan yanlış, abuk sabuk yorumlarsan cehennemi boylarsın. 00:16:20.140 --> 00:16:23.540 Çünkü Allah'ın sana ihtiyacı yok, senin Allah'a ihtiyacın var. 00:16:24.212 --> 00:16:27.690 Yanlış yaparsan affetmez. 00:16:27.147 --> 00:16:37.576 Elektrik tesisatını dairene yanlış bağlarsan, tesisat senin hatırın için düzgün çalışır mı? 00:16:38.100 --> 00:16:42.443 Çalışmaz, düzgün kuracaksın, yoksa çarpar. 00:16:42.560 --> 00:16:49.390 Çamaşır makinesinden kadın hastanelik olmuş. Neden? 00:16:49.117 --> 00:16:53.728 Yanlış bağlandığı, fişte, kabloda kusur olduğu için. 00:16:55.535 --> 00:17:01.590 Bir elektrik şebekesini doğru yapmadığın takdirde affetmiyorsa, doğru yapmak mecburiyetindeysen, 00:17:01.793 --> 00:17:05.860 dîni de doğru anlamak zorundasın, doğru anlamazsan çarpılırsın. 00:17:05.703 --> 00:17:08.100 ''Sen beni tehdit mi ediyorsun? Çocuk mu korkutuyorsun?'' 00:17:08.410 --> 00:17:11.371 Hayır, doğruyu söylüyorum; çarpılırsın, cehennemi boylarsın. 00:17:11.598 --> 00:17:14.300 Çünkü yanlış öğrendin mi bu hatayı affetmez. 00:17:14.581 --> 00:17:19.663 İtikatta, dînî konuda yanlışlık, affedilir bir şey değil. 00:17:19.718 --> 00:17:24.376 Ticarette yanlış bir atılım yaparsın; yüz bin liran gider, Allah gene verir. 00:17:25.134 --> 00:17:29.388 Yanlış bir adım atarsın, bir trafik kazası olur, hastaneye düşersin. 00:17:30.279 --> 00:17:36.893 Ama dînin bozuk oldu mu, îmanın yanlış oldu mu, bunun düzeltilmesi olmaz. 00:17:37.100 --> 00:17:39.735 Sonunda insan cehenneme gider. 00:17:39.954 --> 00:17:45.821 Onun için dîni doğru öğrenmeye, dürüst yerden, sağlam kaynaktan, 00:17:46.297 --> 00:17:55.376 hakiki alimden öğrenmeye dikkat etmek ve o yoruma, onların anlayışına tâbi olmak en önemli şey. 00:17:55.548 --> 00:17:58.631 Hiçbiriniz İmâm-ı Âzam kadar bu dini öğrenemezsiniz. 00:17:58.849 --> 00:18:01.906 İlahiyat fakültesinde dekan olsanız, profesör olsanız, 00:18:02.515 --> 00:18:10.999 Abdulkadir-i Geylânî Efendimiz, Bahâeddin-i Nakşbend Efendimiz gibi olamazsınız, mümkün değil. 00:18:11.540 --> 00:18:14.964 Onun için büyüklere saygı göstermeli, onları yabana atmamalıyız. 00:18:14.987 --> 00:18:19.595 Dört yaşında hafız olmuşlar, çocuk yaşta, genç yaşta fetva vermeye başlamışlar, 00:18:19.852 --> 00:18:33.783 şu kadar kitaplar te'lif etmişler; onlarla ters düşmek kadar iz'ansızlık, akılsızlık olmaz. 00:18:34.322 --> 00:18:36.786 Ters düşmüşsen anla ki yanlış yoldasın. 00:18:37.513 --> 00:18:41.564 Tek yönlü istikamette, ters istikametten gidiyorsun. 00:18:41.963 --> 00:18:47.464 Herkes bu tarafa geliyor, cemm-i gafîr, ulemâ-i muhakkıkîn hepsi oradan bu tarafa doluyor, 00:18:47.495 --> 00:18:51.170 sen öyle bir yön tutturmuşsun, ''Bunların hepsi yanlış!'' diyorsun. 00:18:51.640 --> 00:18:55.694 Hayır, onlar doğru istikamete gidiyor sen yanlışsın. 00:18:55.772 --> 00:18:58.638 Yönünü değiştir, onlara tabi ol, o istikamette yürü. 00:18:59.888 --> 00:19:01.480 Diğer sözü; 00:19:04.238 --> 00:19:11.391 Enne Abdallahe'bne Muhammedi'bni Meymûn kâle: 00:19:11.414 --> 00:19:15.603 Seeltü Zennûne ani's- sûfiyyi fe-kâle. 00:19:15.876 --> 00:19:21.420 Bu zât-ı muhterem, Zünnûn-i Mısrî hazretlerine; 00:19:21.472 --> 00:19:35.247 ''Sofi kimdir, nasıl tarif edersin? Mutasavvıfın tarifi nedir?'' diye sormuş, 00:19:35.286 --> 00:19:39.920 vasfetmesini, sofî hakkında bilgi vermesini istemiş. 00:19:39.295 --> 00:19:53.668 ''Derviş, erbâb-ı tasavvuf, tarikat ehli olan insan nasıl olur, kimdir, ne evsafa sahiptir?'' diye sormuşlar? 00:19:53.785 --> 00:19:55.432 Şöyle tarif buyurmuş. 00:19:58.592 --> 00:20:01.790 Zünnûn-i Mısrî hazretleri buyurmuş ki; 00:20:02.961 --> 00:20:13.180 Men izâ nataka ebâne nutkuhû ani'l-hakâik ve in sekete natakat anhü'l-cevârihu bi-kat'ı'l-alâik. 00:20:14.823 --> 00:20:24.170 Vecize tarzında söylemiş, güzel söylemiş, Arapça bilenler sözün düzenindeki güzelliği anlarlar. 00:20:24.345 --> 00:20:32.352 Men derviş, sofi o kimsedir ki; men izâ nataka ebâne nutkuhû ani'l-hakâik. 00:20:32.641 --> 00:20:42.454 ''Konuştuğu zaman konuşması, gizli hakikatleri, esrâr-ı tarîkati, mâneviyatın inceliklerini açıklar.'' 00:20:42.650 --> 00:20:51.457 Konuştuğu zaman onun sözünden, devir âleminin sırlarından,, hakikatlerinden çok şeyler öğrenmiş olursun. 00:20:51.707 --> 00:21:02.539 Konuşması sana gizli kalmış o meçhul hakikatleri öğrenmene vesile olur. Sofî budur. 00:21:02.578 --> 00:21:12.575 Konuştu mu, mâneviyat âleminin, gönül âleminin, tasavvuf âleminin iç âlemin hakikatlerini ifade eder. 00:21:12.700 --> 00:21:17.396 Çünkü yaşıyor, o âlemin ehli, o sahada mütehassıs. 00:21:17.466 --> 00:21:19.653 Konuştu mu hakikatleri konuşur. 00:21:20.614 --> 00:21:25.899 Konuştuğu zaman sözünden istifade ediyorsun. 00:21:25.985 --> 00:21:32.229 ''Ben işin bu tarafını hiç düşünmemiştim, meğer mesele ne kadar inceymiş.'' diyorsun, hayran kalıyorsun. 00:21:32.612 --> 00:21:38.344 İn sekete, natakat anhü'l-cevârihi bi-kat'ı'l-alâik. 00:21:38.946 --> 00:21:46.890 Sustuğu zaman da dili susuyor ama âzâsı gözü, kulağı, eli, ayağı, 00:21:47.125 --> 00:21:49.850 vücudu âzâ ve cevârihi, 00:21:53.124 --> 00:21:57.329 bi-kat'i'l alâik dünyaya meyli olmadığını, 00:21:57.461 --> 00:22:05.359 dünyaya metelik vermeyen gönlü zengin yüce bir kimse olduğunu gösterir. 00:22:05.828 --> 00:22:09.394 Bu adamın âhiret ehli olduğunu susmasından anlarsın. 00:22:09.558 --> 00:22:12.959 Dünyaya hırsı, tamahı olan bir kimse değildir. 00:22:13.779 --> 00:22:19.624 Susar ama yüzünden, gözünden, âzâsından dünyaya karşı müstağni olduğu, 00:22:19.764 --> 00:22:27.954 dünyanın, paranın, pulun, mevkiin, makamın kulu kölesi olmadığı, 00:22:28.212 --> 00:22:37.707 onların hepsini şöyle elinin tersiyle itmiş bir yüce şahıs olduğu fışkırır, dili sussa âzâsı haykırır, söyler. 00:22:38.738 --> 00:22:46.201 O adamın her âzâsı, ''Dünya ehli değil, âhiret ehli biri, dünyadan alâkasını kesmiş, 00:22:46.475 --> 00:22:51.580 kalbini âhirete bağlamış bir kimse'' olduğunu söyler. 00:22:52.200 --> 00:22:55.865 Yüzünün nuru, gözünün bakışı gösterir. 00:22:56.450 --> 00:22:59.148 Orada paralar deste deste duruyor, aldırmıyor. 00:22:59.210 --> 00:23:04.211 Birisi gelse; ''Gel bu işte şu kadar kâr var.'' dese aldırmıyor. 00:23:04.320 --> 00:23:12.696 Haramsa, kendisi için meşru değilse hiç gözü yok, öyle şeylerle gönlü meşgul değil. 00:23:12.891 --> 00:23:20.497 Allah'a bağlanmış, âhiret kaygısına düşmüş, Allah'ın sevdiği bir kulun âhirette mükâfata ereceğini düşünüyor. 00:23:20.645 --> 00:23:27.321 Sustuğu zaman âzâsından bu mânayı sezersin, âzâ ve cevârihinden bu mânanın fışkırdığını görürsün, 00:23:27.571 --> 00:23:32.442 konuştuğu zaman da şu mâneviyat âleminin, tarikat âleminin 00:23:32.622 --> 00:23:39.556 güzel sırlarından ince ince mânalar söyler, o zaman hayran kalırsın. İşte sofî budur. 00:23:39.735 --> 00:23:43.370 Neden? Tecrübesine dayanarak konuşuyor. Yaşıyor. 00:23:43.690 --> 00:23:50.554 Sen sordun, açtı ağzını, bildiği âlemden, tecrübesi altındaki şeylerden anlattı, 00:23:50.741 --> 00:23:53.388 sen de, ''Mâşallah!'' diye hayran kaldın. 00:23:57.763 --> 00:24:01.750 Ve bihî kâle semi'tü Zennûne yekûl. 00:24:01.146 --> 00:24:10.388 Aynı zât-ı muhterem, Zünnûn-i Mısrî kaddesallâhu sırrahû hazretlerinin şöyle dediğini de duymuş, sözlerini naklediyorlar: 00:24:12.329 --> 00:24:15.752 el-Ünsü billâhi min safâi'l-kalbi maa'l-lâh. 00:24:16.673 --> 00:24:21.533 Ve't-teferrüdü bi'l-lâh el-inkıtâu min külli şey'in sivallâh. 00:24:23.150 --> 00:24:27.990 Böyle bir eseri tercüme ederken sadece Türkçe'sini yazıyorlar. 00:24:28.529 --> 00:24:33.756 Mesela Risâle-i Kuşeyrî'yi tercüme etmişler 00:24:34.920 --> 00:24:40.300 veya İmâm-ı Şârânî'nin et-Tabakâtü'l kübrâ adlı eserini neşretmişler. 00:24:40.346 --> 00:24:44.110 Tabi Türkçe'si, tercümesi yavan oluyor. Neden? 00:24:44.324 --> 00:24:49.440 On tane mâna varsa dokuz tanesi zâyi olmuş, sadece bir tanesi kalmış. 00:24:49.114 --> 00:24:52.190 Türkçe nakledilmiş, dokuz tanesi gitti. 00:24:52.238 --> 00:24:58.948 Sözlerin güzelliği, kâfiyesi, secîsi gitti.Sadece kuru bir şey kaldı. 00:24:58.964 --> 00:25:07.356 Onun için bu güzel sözlerin önce Arapça'sını yazmalı, okuyucuya demiş olmalı ki; 00:25:07.528 --> 00:25:12.769 ''Ben bu eseri tercüme ettim ama üstadım, sen buyur Arapça'sına da bak, 00:25:12.800 --> 00:25:16.566 daha başka mânalar sezebilirsin, ben bu kadarını yazdım, 00:25:16.730 --> 00:25:25.790 senin irfanın derinse daha fazlasını al, ben sana öteki kapıları kapamış olmayayım.'' demesi lazım. 00:25:25.493 --> 00:25:26.613 Ne buyurmuş? 00:25:26.783 --> 00:25:30.132 el-Ünsü bi'l-lâhi min safâi'l-kalbi maallâh. 00:25:30.812 --> 00:25:34.722 Ve't-teferrüdü bi'-llâhi el inkıtâu min külli şey'in sivallâh. 00:25:34.941 --> 00:25:41.369 Bir kere sözlerinde letâfet var. 00:25:41.392 --> 00:25:48.657 Arapça'sı vecize, sıradan söz değil. Mânasına gelelim. 00:25:48.812 --> 00:25:50.313 El-Ünsü bi'-llâh nedir? 00:25:50.539 --> 00:25:57.357 Üns, ünsiyet, arkadaşlık etmek, geçim yapmak. 00:25:59.122 --> 00:26:06.429 el-Ünsü bi'l-lâhi; Allah'la dostluk etmek, bir mahrem yerde Allah'la beraber olup 00:26:06.804 --> 00:26:10.634 o beraberliğin tadını almak, safâsını sürmek. 00:26:15.874 --> 00:26:22.980 Peygamber Efendimiz hadîs-i şerîfinde buyuruyor ki; ''Müslüman geçimli insandır, mûnis insandır. 00:26:22.809 --> 00:26:27.104 Kendisi başkasıyla geçinir, başkasının yanına sokulabilir. 00:26:27.425 --> 00:26:32.567 Başkasıyla geçinemeyen, başkasının kendisine sokulamadığı sert mizaçlı, geçimsiz, 00:26:32.817 --> 00:26:39.646 ünsiyet etmeyen, sıcak ve sokulgan olmayan insanlarda hiçbir hayır yoktur. 00:26:40.600 --> 00:26:45.868 el-Mü'minü âlifün me'lûfun lâ hayra min men lâ ye'lefü ve lâ yu'lefü. 00:26:46.470 --> 00:26:51.464 Ülfet ve ünsiyet mü'minin şânıdır; tatlıdır, sevimlidir. 00:26:51.557 --> 00:26:54.658 Yanında gezersen arkadaşlığından memnun kalırsın, 00:26:54.721 --> 00:27:00.624 yolculuk yaparsan tadı damağında kalır; mü'minin hali budur. 00:27:00.842 --> 00:27:08.188 Ama bu beraberlik, ahbaplık Allah'la olursa yani kulla Rabbi arasında olursa. 00:27:08.469 --> 00:27:11.547 İki kul arasında değil de Allah'la… 00:27:14.727 --> 00:27:26.321 el-Ünsü bi'l-lâh, Allah'la ünsiyet etmek, min safâi'l-kalbi maallâh Allah'a karşı kalbin temizliğinden olur. 00:27:27.320 --> 00:27:29.594 Herkes o nimete nail olamaz. 00:27:29.750 --> 00:27:42.151 Herkes Allah ile -ahbaplık diyelim korka korka, çekine çekine- ahbaplık nimetine sahip olamaz, nail olamaz. 00:27:42.354 --> 00:27:45.751 Kim sahip olur? Bu nasıl hâsıl olur? 00:27:45.985 --> 00:27:54.397 Min safâi'l-kalbi maa'llâh kalbi Allah'a karşı sâfî ise kalbinde saffet, temizlik varsa, 00:27:54.428 --> 00:27:56.246 o zaman Allah onunla ünsiyet eder, 00:27:56.457 --> 00:28:00.719 ona Allah ile ünsiyet etmek nimeti nasip olur, kalbi temizse o kapı açılır. 00:28:00.969 --> 00:28:08.600 Niyâzî-i Mısrî rahmetullâhi aleyh bunu, çok güzel bir şiir halinde söylemiş. 00:28:09.178 --> 00:28:14.830 O da bizim hoşumuza gidiyor. Belki bir başka şairin sözü. Diyor ki; 00:28:14.419 --> 00:28:24.641 Sür çıkar ağyârı dilden, tâ tecellî ede Hak 00:28:25.881 --> 00:28:31.289 Araya gayrıları, yabancıları, mâsivâyı koyma. Farsça'da dil, gönül demek; 00:28:31.625 --> 00:28:36.667 ''Gönlünden yabancıları sil süpür, temizle at.'' 00:28:36.862 --> 00:28:48.346 Gönlündeki yabancıları, ağyârı at, süpür, çıkar, tâ tecellî ede Hak. 00:28:48.432 --> 00:28:51.233 Tâ ki Hak Teâlâ gönlüne tecellî etsin. 00:28:52.491 --> 00:28:57.691 Hak Teâlâ'nın senin gönlüne tecellî etmesini istiyorsan ağyârı kalbinden çıkar. 00:28:57.831 --> 00:28:58.951 Ağyâr nedir? 00:28:59.162 --> 00:29:00.565 Allah'tan gayrı şeyler. 00:29:00.729 --> 00:29:01.849 Mâsivâ nedir? 00:29:02.113 --> 00:29:11.372 İşindir, mevkiindir, makâmındır, hırsındır, parandır, dükkanındır, hedeflerindir, dünyevî düşüncelerindir. 00:29:11.599 --> 00:29:15.277 Gönlün bunlara bağlıyken, Allah tecellî etmiyor. 00:29:15.621 --> 00:29:23.247 Onları çıkardığın zaman, kalbin safvet kesbettiği zaman Allahu Teâlâ tecellî ediyor. 00:29:23.333 --> 00:29:31.274 Kalbi aynaya benzetmişler; aynanın üstü toz, toprak, kir, boya, sabun sıçramış; 00:29:31.665 --> 00:29:37.410 bakıyorsun yüzünü göremiyorsun. Ne yaparsın? 00:29:37.754 --> 00:29:50.408 Eline ıslak bir bez alırsın, aynayı bir güzel silersin, olmadı biraz su fışkırtır, temizler, kurularsın. 00:29:50.572 --> 00:29:57.953 Ayna silindi mi o zaman tecellîyi görürsün, seyredersin. 00:29:58.351 --> 00:30:05.390 Gönlü de aynaya benzetmişler; gönülde kir, pas, ağyâr olduğu zaman 00:30:05.586 --> 00:30:10.280 o âyîneden Rabbü'l-âleminin tecellisini göremiyorsun. Neden? 00:30:10.280 --> 00:30:13.710 Ayna pis, göstermiyor. 00:30:13.376 --> 00:30:19.885 Şoför olduğunu düşün; dıştaki ayna çamurlanmış, kirlenmiş, arkayı göremiyorsun. 00:30:20.463 --> 00:30:24.360 Geri geri gideceksin; arkandan ''küt'' diye bir ses geliyor, ''Hay Allah! Duvara çarptım.'' 00:30:24.594 --> 00:30:27.329 ''Aynaya baksaydın.'' ''Ayna kirli, arkası görünmüyor.'' 00:30:27.626 --> 00:30:32.763 Ayna kirli oldu mu göremiyor insan, temizlediğin zaman görüyorsun. 00:30:32.826 --> 00:30:39.900 İnsanın Allah'tan başka gönlünü bağladığı hedefler fânî, yalan yanlış. 00:30:40.275 --> 00:30:49.359 Küçükken insan elma şekeri ister, horoz şekeri, kâğıt helva ister, çikolata ister. 00:30:50.651 --> 00:30:52.229 Bir zaman böyle gider. 00:30:52.604 --> 00:30:54.956 Büluğ çağına geldiği zaman, evlenmek ister. 00:30:54.956 --> 00:30:56.999 Evlendikten sonra çocuk ister. 00:30:57.460 --> 00:31:01.546 Çocuk sahibi olduktan sonra kiradan kurtulmak ister. 00:31:01.546 --> 00:31:05.271 Ev bark sahibi olmak ister, iyi maaş kazanmak ister. 00:31:05.467 --> 00:31:08.175 Para kazandığı zaman bu sefer; 00:31:08.261 --> 00:31:15.410 ''Yahu bu kadar ömür geçirdik, bilgiler elde ettik, filanca yere bir başkan olsak, reis olsak.'' diye; 00:31:15.166 --> 00:31:20.660 bu sefer başkanlık ister, yönetmek ister. 00:31:20.242 --> 00:31:24.932 ''Hadi sana da şurayı verdik, sen de şuraya baş ol.'' diye 00:31:24.986 --> 00:31:33.355 riyâset gelse bu sefer öteki reislere de tahammül edemez, hepsinin üstüne çıkmak ister. 00:31:33.418 --> 00:31:37.359 Herkes kendisine itaat etsin ister, diktatör olmak ister. 00:31:37.625 --> 00:31:43.663 İnsanın bu gibi çeşitli arzuları ömrünün evvelinden çocukluğundan, ihtiyarlığına kadar devam eder. 00:31:43.663 --> 00:31:48.768 Bir gün pattadak ecel gelir, mühlet biter, insan âhirete göçer. 00:31:49.200 --> 00:31:53.336 İnsan asıl âhireti düşünecek, Allah'ın huzuruna nasıl varacağını düşünecek. 00:31:53.508 --> 00:32:01.944 Allah'ın sevdiği kul olmaya çalışacak, gönlünde ötekine, yanlış hedeflere, yanlış isteklere yer vermeyecek. 00:32:02.272 --> 00:32:03.392 Ağyârı gönlünden çıkaracak. 00:32:03.797 --> 00:32:06.416 Sür çıkar ağyârı dilden 00:32:06.728 --> 00:32:08.866 Tâ tecellî ede Hak. 00:32:09.882 --> 00:32:12.501 Padişah konmaz saraya 00:32:12.916 --> 00:32:15.469 Hâne ma'mûr olmadan. 00:32:21.292 --> 00:32:32.689 Gönlün pis, dağınık, kırık, dökük, yırtık, çamurlu isli, paslı, pis kokulu; bu haliyle buraya kimse gelmez. 00:32:33.854 --> 00:32:39.242 ''Padişah konmaz saraya, hâne ma'mûr olmadan.'' 00:32:39.297 --> 00:32:45.329 Padişah yolculuk yaparken, bir yerde misafir olacağı zaman, izbe harabeye konmaz. 00:32:45.689 --> 00:32:49.349 Mâmur bir yere, eşrâfın konağına, temiz pâk bir yere gelir. 00:32:49.349 --> 00:32:55.995 Onun için sen de padişahlar padişahı Rabbü'l-âlemînin, mâlikü'l-mülk olan Allahu Teâlâ hazretlerinin 00:32:55.995 --> 00:33:03.198 tecellîsini istiyorsan gönlünü o tecellîye hazırlaman, temizlemen, pâk eylemen lazım… 00:33:12.673 --> 00:33:22.861 Halvetî büyüklerinden Şemseddîn-i Sivâsî hazretlerinin şiirinden bir parça olabilir. 00:33:23.290 --> 00:33:30.548 Allah ile ünsiyet ne zaman nasip olurmuş? Hangi kullara nasip olurmuş? 00:33:30.853 --> 00:33:32.656 Kalbi sâfî kullara nasip olurmuş. 00:33:32.757 --> 00:33:40.288 Kalbin Allah'a karşı sâfîliğinden saffetinden sonra o lütuf nasip olurmuş. 00:33:49.597 --> 00:33:51.511 Ve teferrüdü b'il-lâh. 00:33:52.276 --> 00:34:05.449 Allah ile baş başa kalmak, O'nunla beraber, divanına, huzuruna kabul olunmak, 00:34:05.473 --> 00:34:09.792 O'nunla teke tek kalmak nasıl olur? 00:34:10.768 --> 00:34:13.352 el-İnkıtâu min külli şey'in sivallâh. 00:34:13.461 --> 00:34:16.530 Allah'tan başka her şeyden kesilmekle olur. 00:34:17.538 --> 00:34:21.901 ''Dur, senin yanına geleceğim ama misafir var, onunla bir konuşayım da, şu işimi bitireyim de, 00:34:21.994 --> 00:34:25.124 telefon geldi onu bir dinleyeyim de!..'' O zaman gelemezsin. 00:34:25.170 --> 00:34:28.205 Bu alâkalar varken bir olmaya, beraber olmaya, o tarafa gelemezsin. … 00:34:36.153 --> 00:34:41.541 Varıp bir ile bir olmak ne güzeldir, ne güzeldir! 00:34:41.940 --> 00:34:48.201 Niyâzî-i Mısrî'nin bir mısrası; ''Varıp bir ile bir olmak ne güzeldir, ne güzeldir!'' 00:34:48.342 --> 00:34:55.961 Bir olan Allah'a varıp bir ile bir olmak… Allah'a kavuşmayı, vuslatı kastediyor. 00:34:56.133 --> 00:34:59.102 ''Varıp bir ile bir olmak, ne güzeldir, ne güzeldir!'' 00:34:59.149 --> 00:35:03.737 Ama bu tarafta bağın varken gidemiyorsun, 00:35:03.761 --> 00:35:09.126 ''Boş ver bitsin de, dur bu bitsin de giderim.'' İşte o zaman gidemezsin, varıp bir ile bir olamazsın. 00:35:09.196 --> 00:35:11.569 Onun için Zünnûn-i Mısrî hazretleri burada diyor ki; 00:35:11.788 --> 00:35:14.196 el-inkıtâu min külli şey'in sivallâh. 00:35:14.243 --> 00:35:16.955 Allah'tan gayrı her şeyden kesilirse olur. 00:35:17.377 --> 00:35:23.867 Bir ile birlik, o kesilmeden sonra olur, varken olmaz. 00:35:24.172 --> 00:35:28.709 Gönlünde bin bir türlü alâka seni dünyaya bağlamış, 00:35:28.928 --> 00:35:34.924 bir ile bir olmaya gidemiyorsun; alâkaları kesmek lazım. 00:35:35.159 --> 00:35:38.430 Ne olacak o zaman? Yaşamayalım mı dünyada? Hiç iş yapmayalım mı? 00:35:38.484 --> 00:35:41.886 Dükkân açmayalım mı? Evlenmeyelim mi? Ne demek bu? 00:35:43.254 --> 00:35:48.375 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem nasıl yaşadıysa öyle yaşayacaksın. 00:35:48.492 --> 00:35:50.698 Peygamber Efendimiz evlendi mi? Evlendi. 00:35:51.253 --> 00:35:53.694 Peygamber Efendimiz ticaret yaptı mı? Yaptı. 00:35:54.773 --> 00:35:57.913 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem sulh yaptı mı? Yaptı. 00:35:58.218 --> 00:36:01.645 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem savaş yaptı mı? Yaptı. 00:36:01.856 --> 00:36:05.252 Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem çarşıya çıktı mı? Çıktı. 00:36:05.455 --> 00:36:09.463 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem çarşıya gidip esnafı kontrol etti mi? Etti. 00:36:09.549 --> 00:36:12.940 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem devlet idare etti mi? Etti. 00:36:13.970 --> 00:36:17.677 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem öbür devletlerin başkanlarına mektup yazdı mı? Yazdı. 00:36:18.177 --> 00:36:20.859 Hüner bu işleri yapmamak değil. 00:36:20.898 --> 00:36:28.682 Bu işleri yapmazsan o zaman Peygamber Efendimiz'in yolunda gitmemiş olursun. 00:36:28.940 --> 00:36:35.494 Peygamber Efendimiz bize numune insan olarak, model olarak gönderildi. 00:36:35.580 --> 00:36:39.130 Peygamber Efendimiz niçin gönderildi? 00:36:42.476 --> 00:36:47.658 ''Yâ Rabbi! Sen bizim nasıl olmamızı diliyorsun, istiyorsun, emrediyorsun, ferman buyuruyorsun? 00:36:48.544 --> 00:36:51.796 Biz bir müşahhas numune görelim, nasıl istiyorsan öyle olalım.'' 00:36:52.109 --> 00:36:57.460 ''Ey kullarım! Muhammed-i Mustafa'm gibi olun. Bak örnek bu işte, bunun gibi olun.'' 00:36:57.531 --> 00:37:04.382 Onun için Peygamber Efendimiz'in hayatı bizim için şahane bir örnektir. 00:37:04.429 --> 00:37:08.468 Hem de öyle bir örnektir ki hayatının gizli tarafı yok. 00:37:09.281 --> 00:37:12.914 Mübarek Peygamberimiz'in evlilik mahremiyetlerini bile biliyoruz. 00:37:13.938 --> 00:37:19.439 Hz. Âişe-i Sıddîka validemiz rivayet etmiş, diğer eşleri rivayet etmiş; 00:37:19.525 --> 00:37:27.271 evliliğin, nikâhın, düğünün nasıl olduğunu, kalkmasını, yatmasını, gece ibadetinin nasıl olduğunu, 00:37:27.271 --> 00:37:30.957 nasıl sabahlara kadar gözyaşı döküp ağladığını, ayaklarının şiştiğini, 00:37:31.105 --> 00:37:35.801 nasıl ibadet edeceği zaman bile zevcesine gelip; 00:37:35.801 --> 00:37:41.723 ''Bu akşam bana müsaade eder misin? Rabbime ibadet edeyim.'' diye izin aldığını, her şeyi biliyoruz. 00:37:42.317 --> 00:37:44.939 Öyle bir örnek ki hiç bir gizli tarafı yok. 00:37:45.127 --> 00:37:46.950 Bütün cepheleri gözümüzün önünde. 00:37:47.750 --> 00:37:51.239 Ne mutlu bize ki böyle bir örneğe sahibiz, onun için onun gibi olacağız. 00:37:52.120 --> 00:37:57.506 Demek ki iyi Müslümanlık hayatın faaliyetlerinden çekilmek değilmiş; 00:37:57.795 --> 00:38:04.190 hayatın faaliyetleri içinde Allah'tan gönlünü ayırmamakmış. 00:38:05.597 --> 00:38:10.850 Hayatî faaliyetler olacak ama hepsi güzel tarzda olacak, İslâmî tarzda olacak. 00:38:10.998 --> 00:38:12.898 Gönlü sadece Allah'a bağlı olacak. 00:38:13.289 --> 00:38:19.538 Dükkânda, mevkide makamda, parada, keyifte, eğlencede değil, gönlü Allah ile olacak. 00:38:19.897 --> 00:38:21.477 Yaptığı her şeyi Allah için yapacak. 00:38:22.141 --> 00:38:23.488 Siyaseti bırakabilir miyiz? 00:38:23.558 --> 00:38:27.925 Bırakamayız çünkü Efendimiz bırakmamış, toplumun bir ihtiyacı, bir parçası. 00:38:28.143 --> 00:38:29.547 Ticareti bırakabilir miyiz? 00:38:29.570 --> 00:38:32.209 Bırakamayız çünkü ticaret de bir hizmet. 00:38:32.740 --> 00:38:36.501 Malı celbediyor, sen de gidiyorsun pazardan, bakkaldan, marketten, alıyorsun. 00:38:36.501 --> 00:38:40.846 Yemeği getirmese Erzincan'a gidip tulum peynirini sen mi alacaksın? 00:38:40.846 --> 00:38:42.923 Kayseri'den pastırmayı sen mi getireceksin? 00:38:43.118 --> 00:38:47.831 Buğdayı Çankırı'dan sen mi getireceksin? Allah razı olsun ki yapıyor. Hepsi lazım. 00:38:48.730 --> 00:38:53.800 Hepsi lazım ama hepsinde Allah'ın rızasına uygun hareket etmek lazım. 00:38:53.338 --> 00:38:54.658 O tarzda yaparsan; 00:38:54.910 --> 00:38:58.481 Ricâlün lâ tülhîhim ticâratün ve lâ bey'un an zikri'l-lâh. 00:38:58.535 --> 00:39:03.136 ''Alışverişin Allah'ı zikretmekten alıkoymadığı insan…'' durumuna gelirsin. 00:39:03.198 --> 00:39:05.335 Âyetin methettiği insan durumuna gelirsin. 00:39:05.429 --> 00:39:10.912 Yoksa İslâm bunlardan kesilmek, vazgeçmek demek değil, burada da bu söyleniyor. 00:39:11.529 --> 00:39:19.160 Allah'tan gayrı her şeyden alâkasını kesecek; keserse o zaman Allah ile bir olabilir. 00:39:19.309 --> 00:39:28.100 Bu zât-ı muhteremlerin hayatlarını incelediğimiz zaman görüyoruz ki hepsinin bir mesleği var. 00:39:28.407 --> 00:39:34.950 Kimisi kasaptı, kimisi manifaturacıydı, kimisi kumaşçı, kimisi demirci, 00:39:35.750 --> 00:39:41.613 kimisi hattat, kimisi aktardı; bunlar hep meslek. Neden? 00:39:42.231 --> 00:39:45.808 Ticarette sevap olduğu için. 00:39:46.234 --> 00:39:49.617 Hüner, onları yaparken Allah'ın kulu olmak. 00:39:50.700 --> 00:39:56.124 Camide ibadet kolay; Ramazan'da itikâfta ibadet kolaydır, tatlıdır, zevklidir. 00:39:56.475 --> 00:39:59.880 Halvette kırk gün ibadet etmek güzeldir. 00:39:59.299 --> 00:40:03.597 Aslanım, sen Mahmutpaşa'ya gel bakalım da Müslümanlığını görelim. 00:40:03.691 --> 00:40:08.581 Beyazıt meydanında da, Taksim meydanında da Müslümanlığını görelim. 00:40:09.340 --> 00:40:12.716 Hadi bakalım, Adalar'a gidebiliyor musun, Kadıköy'e geçebiliyor musun? 00:40:12.740 --> 00:40:15.932 Moda'da dolaş bakalım, o zaman görelim. 00:40:16.971 --> 00:40:20.223 Camiden çıkar çıkmaz Müslümanlık bitti. Olmaz! 00:40:20.301 --> 00:40:23.312 Ramazan'dan çıkar çıkmaz Müslümanlık bitti. Olmaz! 00:40:23.531 --> 00:40:32.277 Müslümanlık hayatın boyunca, yaşadığın, nefes aldığın her zamanda seninle beraber olması gereken bir şey. 00:40:32.473 --> 00:40:39.222 Hayatını yaşarken İslâm'ca yaşamaya çalışacaksın, gaye bu. 00:40:39.323 --> 00:40:42.460 Yoksa hayâtî faaliyetlerden kesilmek değil. 00:40:42.460 --> 00:40:50.890 Bu zât-ı muhteremlerin tarifleri bize, dağ başında çadır kurmak veyahut bir mağarada yaşamak tarifi yapmıyor. 00:40:51.781 --> 00:40:54.243 Zaten adamların onunla alakaları yoktur ki. 00:40:54.571 --> 00:41:01.920 Zaten mağaranın içinde hiçbir şey yoktur, senin yanına kimse gelmez, alâka cemiyetin içinde var. 00:41:01.225 --> 00:41:08.544 Cemiyetin içinde, onlarla alâkasını kesmiş, 00:41:08.578 --> 00:41:12.688 sadece Allah'a bağlanmış olarak yaşamayı öğrenirsen işte dervişlik bu, 00:41:12.750 --> 00:41:19.610 işte hüner bu, işte izzet burada, işte Allah ile halvet, dostluk ve ünsiyet o zaman başlar. 00:41:20.336 --> 00:41:24.913 Semi'tü Saîde'bne Osmâne'l-Hayyat. 00:41:25.147 --> 00:41:28.829 Bu mübarek de sahabesi, terziymiş; 00:41:29.829 --> 00:41:33.179 Yekûlü semi'tü Zennûn yekûl. 00:41:33.272 --> 00:41:37.869 Bu zât-ı muhterem ''Zünnûn-i Mısrî'nin şöyle dediğini işittim.'' diye naklediyor. 00:41:38.100 --> 00:41:43.741 Müellifimiz her şeyi senetli, ispatlı, belgeli, anlattığı için 00:41:43.889 --> 00:41:48.128 kimlerden çıktığını sıralıyor, isimlerin hepsini saymış, yeri yurdu belli. 00:41:48.808 --> 00:41:55.359 Men erâde't-tevâdua fe'l-yüveccih nefsehû ilâ azameti'l-lâh 00:41:56.156 --> 00:42:01.770 fe-innehâ tezûbü ve tasfû ve men nazara ilâ sultâni'l-lâhi, 00:42:01.825 --> 00:42:09.226 zehebe sultânü nefsihî li-enne'n-nüfûse küllehâ fekîratün inde heybetihî. 00:42:13.296 --> 00:42:16.425 Tevazu dinimizde methediliyor, 00:42:17.222 --> 00:42:18.699 Efendimiz tavsiye ediyor; 00:42:18.738 --> 00:42:26.127 ''Mütevazı olun, mütekebbir olursanız Allah sevmez, aşağılara indirir, sizi cezalandırır.'' 00:42:26.198 --> 00:42:31.980 ''Kalbinde kibir olan cennete giremeyecek, mütevazı olmak şart.'' diye biliyoruz. 00:42:31.286 --> 00:42:33.885 Mütevazı olmayı nasıl sağlayacağız? 00:42:34.159 --> 00:42:42.604 ''Ben mütevazı olmak istiyorum ama unvanım, param, mevkiim, itibarım, çevrem, kavmim kabilem var; 00:42:42.705 --> 00:42:56.804 kışkırtıcı arkadaşların alkışları var, pohpohlamaları var, nasıl mütevazı olabilirim?'' diye çaresini soruyor. 00:42:57.113 --> 00:43:00.329 Mesela insan alimse alimliğinden gurur gelir. 00:43:00.712 --> 00:43:02.819 ''Ben çok iyi alimim, var mı benim gibisi?'' 00:43:02.928 --> 00:43:05.735 Zenginse zenginliğinden kibir, gurur gelir. 00:43:07.790 --> 00:43:09.681 Lüks, konforlu arabası varsa arabasından gurur gelir. 00:43:09.727 --> 00:43:16.327 ''Şu takaya bak, benim arabamı geçmeye çalışıyor, beni sollamaya kalkıyor, 00:43:16.452 --> 00:43:20.652 bir gazlayalım da görsün bakalım benim gibi yüz yirmi ile gidebilir mi?'' der. 00:43:21.489 --> 00:43:24.930 Böyle bir şey oldu mu insanın içinden teper. 00:43:24.171 --> 00:43:26.469 Ya parası, ya mevkii teper. 00:43:26.711 --> 00:43:31.130 Adam yerine koysan kaç tane üniversite bitirdiğini söyler, 00:43:31.638 --> 00:43:36.556 biraz hakaret edecek olsan, ne gibi unvanları, mevkileri olduğunu sıralar. 00:43:36.712 --> 00:43:43.270 Başka yönden biraz tepeden bakar gibi yapsan hemen diklenir, aralar bozulur. 00:43:43.160 --> 00:43:46.479 Mütevazı olmak herkese kolay değil. 00:43:46.526 --> 00:43:47.646 Nasıl mütevazı olacağım? 00:43:47.775 --> 00:43:55.640 Bir kabilenin ağasının oğluysa, muhakkak ki ağanın hizmetçisinin oğlundan farklı olur. 00:43:55.759 --> 00:43:58.334 Bu ağa çocuğu yürüyüşünden bile farklıdır; 00:43:58.802 --> 00:44:04.453 bu ağa çocuğu, ötekisi fukaracık, onun hizmetçisi, kâhyasının çocuğu. 00:44:04.907 --> 00:44:07.810 Kâhyanın çocuğu yaparsa kabahat olur. 00:44:07.810 --> 00:44:11.976 Ağanın çocuğu yaparsa herkes gözünü yumar, görmezler. Neden? O ağanın çocuğu. 00:44:12.241 --> 00:44:17.392 Adamın cebinde para olduğu zaman yürüyüşü başka olur, parası olmadığı zaman başka olur. 00:44:17.821 --> 00:44:22.232 Kabahatli olduğu zaman yürüyüşü başka türlü olur, haklı olduğu zaman yürüyüşü başka türlü olur. 00:44:23.680 --> 00:44:25.759 Senden özür dileyeceği zaman başka türlü gelir; 00:44:26.111 --> 00:44:32.121 senden hakkını almak için, yakana yapışmak için gelirken adım atışı, yere basışı başka türlü olur. 00:44:32.355 --> 00:44:38.603 Demek ki insan kendisinin olan bir şeyde tesir altında oluyor, kurtulması kolay olmuyor. 00:44:38.704 --> 00:44:41.238 Biz Allah'ın kuluyuz, mütevazı olmamız lazım. 00:44:41.316 --> 00:44:43.151 Nasıl mütevazı olacağız? 00:44:43.377 --> 00:44:51.843 Paramız var, tahsilimiz var. Tedavisi, çaresi? 00:44:51.984 --> 00:44:55.982 Men erâde't-tevâdua fe'l-yüveccih nefsehû ilâ azameti'l-lâh. 00:44:56.584 --> 00:45:03.691 ''Tevazuu elde etmek isteyen kimse; nefsini Allah'ın azametine tevcîh etsin, yöneltsin. 00:45:04.941 --> 00:45:08.228 Allah'ın azametine sevk etsin.'' 00:45:08.415 --> 00:45:13.835 ''Ey nefs! Allah'ın azametini, yüceliğini düşün, yüceliğini gözle!'' diye 00:45:13.835 --> 00:45:17.871 Allah'ın azametine nefsini, kendisini yöneltsin. 00:45:17.918 --> 00:45:20.311 Fe-innehâ tezûbu ve tasfû. 00:45:20.374 --> 00:45:24.712 Böyle yaptığı zaman nefsi erir ve sâfîleşir. 00:45:24.789 --> 00:45:29.370 Allah'ın azametini düşündüğü zaman kibir kalmaz. 00:45:29.201 --> 00:45:34.841 Allah'ın azameti büyüklüğü iki türlüdür. 00:45:35.309 --> 00:45:37.455 Bir maddî büyüklük vardır; 00:45:40.951 --> 00:45:43.712 ''Bu ağaç öteki ağaçtan daha büyük.'' 00:45:43.782 --> 00:45:48.878 Bu fidan bu koca çınar ağacı, bu kulube bu apartman, yani maddî büyüklük. 00:45:49.350 --> 00:45:56.380 Bu çocuk, bu adam koca pehlivan, 1.90 boyunda kavak gibi kimse. 00:45:56.179 --> 00:45:59.243 Bir maddî büyüklük var, bir de mânevî büyüklük var. 00:45:59.650 --> 00:46:01.667 İmâm-ı Âzam hazretleri ufak tefekmiş. 00:46:01.917 --> 00:46:06.624 Ebû Yusuf hazretleri ile İmam Muhammed ikisi de uzun boyluymuş. 00:46:07.413 --> 00:46:13.214 İkisi talebe, onlar uzun boylu, İmâm-ı Âzam da ufacık tefecik, nahif bir şeymiş. 00:46:15.525 --> 00:46:17.995 İmâmünâ beynenâ ke'nnûni lenâ diyorlarmış. 00:46:18.810 --> 00:46:24.850 Lenâ yazıldığı zaman lam, nun, ondan sonra elif. 00:46:24.164 --> 00:46:28.490 Lam uzun, nun ortada küçük bir şey, ondan sonra elif de uzun. 00:46:28.521 --> 00:46:30.541 İki tane uzun, ortada şöyle bir kısa. 00:46:30.830 --> 00:46:34.997 ''Bizim imamımız aramızda lenâ kelimesinin nûnu gibidir'' diye latife yaparlarmış. 00:46:35.263 --> 00:46:40.610 Lenâ kelimesinin nûnu gibidir her yönden. 00:46:41.243 --> 00:46:44.968 İn lem yekün nûnen yekün lâ, eğer o olmasa lâ olurdu diyor. 00:46:45.195 --> 00:46:50.153 Yani lamdan sonra elif geldi mi nûnu aradan çıkarın. 00:46:50.278 --> 00:46:53.785 Lenânın nûnunu çektin mi geride ne kalır? Lâ kalır; 00:46:54.121 --> 00:46:58.845 ''İmamımız bizim aramızda, boyu kısa ama nun gibidir, 00:46:58.923 --> 00:47:02.637 o nun olmasa biz yok oluruz, sıfır oluruz demek istiyor.'' 00:47:02.637 --> 00:47:09.127 Tevazu göstermişler; boy büyüklüğü başka, üstatlık mânevi büyüklük başka. 00:47:09.158 --> 00:47:12.242 İmâm-ı Âzam ufak tefekmiş ama talebelerinden daha büyük. 00:47:12.469 --> 00:47:13.876 Kullar arasında bu böyle. 00:47:14.320 --> 00:47:20.524 Allah'ın bir azameti var, kibriyâsı var, uluvv-u cenâbı var. 00:47:20.828 --> 00:47:28.665 Allahu Teâlâ her yönden, bildiğiniz hiç bir varlıkla mukayese edilmeyecek kadar 00:47:28.962 --> 00:47:32.290 hepsinden fâiktir, hepsinden yücedir, hepsinden büyüktür. 00:47:32.201 --> 00:47:37.846 Allahu Teâlâ hazretlerinin büyüklüğünü anlamak için Allah'ın azametine şahit olmak, 00:47:37.900 --> 00:47:41.597 bu hususta kanaat sahibi olmak için yıldızlı gecelerde dışarıya çıkın. 00:47:41.909 --> 00:47:45.758 Berrak bir havada, rüzgâr estiği zaman bulutları alıp götürüyor. 00:47:45.813 --> 00:47:49.896 Gökyüzüne bakıyorsunuz, yıldızlar pırıl pırıl. 00:47:49.927 --> 00:47:54.827 Yaz gününde deniz kenarında, yıldızlara elinizi uzatsanız tutacaksınız gibi. 00:47:54.969 --> 00:48:02.564 Allah Allah, şu esrarlı kâinat, şu uçsuz bucaksız gökyüzü, en yakın yıldız milyonlarca yıl mesafede. 00:48:07.432 --> 00:48:15.411 Bu kâinatın dili yok, milyonlarca senede ışığı bu tarafa doğru gelmekte olan yıldızlar var. 00:48:15.575 --> 00:48:18.878 Onun ötesinde daha ışığı gelmemiş yıldızlar var. 00:48:18.932 --> 00:48:24.730 Işığı şimdi gelmiş de kendisi yok olmuş yıldızlar var, ışığı yeni geldiği için biz onu var gibi görüyoruz. 00:48:24.253 --> 00:48:27.696 Uçsuz bucaksız bir kâinat. 00:48:28.900 --> 00:48:35.825 İnsan, Allah'ın bu kâinatını gördüğü, düşündüğü zaman Allah'ın büyüklüğünden birazcık bir şeyler hissetmeye başlar. 00:48:35.937 --> 00:48:40.728 Şu yüce, uçsuz bucaksız kâinatın yaratanı Rabbü'l-âlemin. 00:48:40.822 --> 00:48:44.102 O zaman kendinin zerre gibi, nokta gibi olduğunu anlarsın. 00:48:44.188 --> 00:48:54.560 ''Nefsini Allah'ın azametini düşünmeye sevk ettiğin, tevcih ettiğin zaman nefsin erir ve sâfîleşir.'' diyor. 00:48:54.794 --> 00:49:01.450 Demir cevherini potaya atıyorlar; içindeki öteki şeyler gidiyor, sâfî demir kalıyor. 00:49:01.536 --> 00:49:07.468 Madenler eridi mi sâfîleşir. 00:49:07.593 --> 00:49:12.897 Nefis Allah'ın azametine müteveccih oldu mu erir, hicriyle anlar. 00:49:13.124 --> 00:49:19.530 Nefsâniyet, kibir, gurur yapacak hâli kalmaz Allah'ın büyüklüğü, kudreti, 00:49:19.217 --> 00:49:28.977 cezası, intikamı, lütfu, ihsânı, emri karşısında, yüce kulları karşısında o zaman erir. 00:49:29.900 --> 00:49:31.972 Tevazu gelir, kibir gider. 00:49:32.261 --> 00:49:40.640 Nefsini Allah'ın azametine teveccüh ettir o zaman erir ve sâfîleşir. 00:49:40.502 --> 00:49:45.402 Ve men nazara ilâ sultânillâh. 00:49:45.459 --> 00:49:49.552 ''Kim Allah'ın gücüne kudretine saltanatına bakar, müşahede ederse, 00:49:49.645 --> 00:49:55.983 zehebe sultânu nefsihî kendi nefsinin saltanatı gider. 00:49:56.131 --> 00:50:01.870 Bakan insanın nefsinin kendisine hâkimiyeti kalmaz, küçülür yok olur gider. 00:50:05.166 --> 00:50:08.396 Li-enne'n-nüfûse küllehâ fekîratün inde heybetihî. 00:50:08.490 --> 00:50:15.890 Çünkü bütün nefisler Allah'ın heybeti karşısında sıfırdır ve muhtaçtır. 00:50:17.775 --> 00:50:22.480 ''Nefis ne kadar ‘ben ben' dese, ne kadar kavi olsa da, 00:50:22.613 --> 00:50:31.428 Allah'ın azameti karşısında ona muhtaçlığını anlayınca hizaya gelir.'' diyor. 00:50:31.817 --> 00:50:37.348 Demek ki tevazuu elde etmenin yolu Allah'ı, Allah'ın azametini düşünmektir; 00:50:37.668 --> 00:50:39.903 o zaman kendi hiçliğimizi anlayacağız. 00:50:40.830 --> 00:50:45.743 Allah'ın milyonlarca kulu var, milyarlarca âlemi var, dünyası var, 00:50:45.892 --> 00:50:49.654 milyonlarca nesil geçmiş, milyonlarca sevgili geçmiş, 00:50:50.290 --> 00:50:55.798 bu asırda da kim bilir bizim bilmediğimiz, her bakımdan bizden üstün nice insanlar var. 00:50:58.923 --> 00:51:04.699 Bizden önce nice kavimler geçmiş, ne büyük, ne muazzam eserler ortaya koymuşlar. 00:51:04.965 --> 00:51:09.152 Büyük kesme taşlardan koca koca iki adam boyunca taşları üst üste koyarak 00:51:09.293 --> 00:51:16.405 altmış, yetmiş metre şeklinde kemerler, koca koca âbideler bırakmışlar, dünyayı bizden çok mâmur kılmışlar. 00:51:16.546 --> 00:51:22.988 Krezus'un hazineleri; millet onu bulmaya çalışıyor, ''Şu kadar zenginmiş, bu kadar zenginmiş.'' 00:51:23.820 --> 00:51:24.738 Bizden fazla zenginler var. 00:51:24.886 --> 00:51:29.786 Firavun'un piramidinin yüksekliği 150 metre. 00:51:31.340 --> 00:51:37.518 Beyazıt kulesinin iki katı kadar yükseklikte, adam taş yığmış. 00:51:39.456 --> 00:51:44.401 Haydut Firavun, Beyazıt kulesinin kendisi kadar değil de, iki tane Beyazıt kulesi kadar yüksek yere, 00:51:45.104 --> 00:51:52.382 o kadar kesme taşları yığa yığa iki Beyazıt kulesi yüksekliğinde piramit yapmış. 00:51:52.748 --> 00:51:58.878 O kadar taşın oraya yığılması için hepsi kesilecek, taşınacak, yerleştirilecek, 00:51:59.300 --> 00:52:04.787 Firavunluğun ne kadar zalimce bir şey olduğunu gösteren bir eser. 00:52:04.912 --> 00:52:10.687 Keops'un piramidi 150 metre, üç metre rüzgârdan aşınmış, 147 metre kalmış, 00:52:10.843 --> 00:52:14.216 147 metre boyunda kesme taş yığını. 00:52:14.966 --> 00:52:25.410 Ne para yeter, ne güç, ne kamyon dayanır, ne vinç, iki Beyazıt kulesi yüksekliğinde. 00:52:28.752 --> 00:52:37.815 Bizden başka nice zenginler, bizden daha kuvvetli, daha saltanatlı, 00:52:38.110 --> 00:52:44.854 daha alim daha pehlivan nice insanlar, Koca Yusuflar, Herküller, 00:52:44.994 --> 00:52:54.880 nice demir kuşaklı pehlivanlar gelmiş geçmiş? Biz neyiz? 00:52:55.739 --> 00:53:00.235 Mahşer gününde yan yana dizildiğimiz zaman bizim onların yanında ne kıymetimiz var? 00:53:00.313 --> 00:53:03.201 Kim dönüp de bize bakar? Hiç, sıfırız. 00:53:03.224 --> 00:53:12.650 İnsan Allah'ın mahlûkâtını, âsârını, kâinatı düşündüğü zaman, 00:53:12.120 --> 00:53:17.924 Allah'ın azametini düşünmeye nefsini sevk ettiği zaman, nefs hizaya gelir. 00:53:18.112 --> 00:53:19.852 Kibirli bir hâli kalmaz. 00:53:20.626 --> 00:53:26.600 ''Alimim.'' diyemez; kendisinden alim var. ''Zenginim.'' diyemez, Karun kendisinden daha zengindi. 00:53:26.100 --> 00:53:31.571 ''Allah indinde kıymetliyim.'' diyemez; peygamberler geçmiş, büyük evliyâullah geçmiş, hiç bir şey diyemez. 00:53:31.656 --> 00:53:35.440 O zaman haddini bilir. 00:53:38.916 --> 00:53:42.404 Semi'tü Saîde'bne Osmâne yekûl. 00:53:42.482 --> 00:53:52.335 Terzi dediğimiz o râvi, 00:53:52.992 --> 00:53:56.654 ''Zünnûn-i Mısrî hazretlerinin şöyle dediğini işittim.'' buyuruyor: 00:53:57.162 --> 00:54:05.451 Yekûlu: Lem era echele min tabibin, yüdâvî sekrâne fî vakti sükrihî. 00:54:05.927 --> 00:54:13.601 Len yekûne li-sükrihî devâün -hattâ yüfîka- fe-yüdâviye bi't-tevbeti. 00:54:16.000 --> 00:54:18.158 Zünnûn-i Mısrî buyurmuş ki; 00:54:19.940 --> 00:54:28.811 ''Sarhoşken sarhoşluğu esnasında, fî vakti sükrihî, 00:54:29.600 --> 00:54:36.859 sarhoşu tedaviye kalkan doktordan daha cahil insan görmedim.'' 00:54:38.226 --> 00:54:44.502 Sarhoşluğu esnasında sarhoş tedavi edilir mi? 00:54:44.502 --> 00:54:47.793 Laf anlar mı, söz dinler mi, nasihat kabul eder mi? 00:54:47.863 --> 00:54:53.211 Sarhoşluğu esnasında onu tedavi etmek mümkün mü? 00:54:53.414 --> 00:54:56.316 ''Bak bu yaptığın yanlıştır, hizaya gel, doğrul.'' 00:54:56.449 --> 00:55:03.624 Onu eğri yoldan doğru yola getirmek, herhangi bir şekilde mânevî hastalıklarını tedavi etmek mümkün mü? 00:55:03.898 --> 00:55:12.958 ''Sarhoşun sarhoşluğu devam ediyorken onu düzeltmeye çalışan kişiden daha cahil kimse görmedim.'' 00:55:13.372 --> 00:55:18.960 Hele bir sarhoşluktan ayılsın, aklı başına bir gelsin. 00:55:19.700 --> 00:55:25.925 Sarhoşken kulağına laf girmez, girse duymaz, söz söylese sözünün kıymeti olmaz. 00:55:27.761 --> 00:55:32.660 Len yekûne li-sükrihî devâün -hattâ yüfîka- 00:55:32.808 --> 00:55:39.227 Ayılıncaya kadar hastalığına bir deva, tedavi mümkün değil. 00:55:39.227 --> 00:55:44.994 Sarhoşa, ''Sen bu hastalığı, içkiyi bırak, bu edepsizlikleri yapma.'' desen, kıymeti yok. 00:55:45.142 --> 00:55:52.118 Önce bir ayılsın ondan sonra fe yüdâviye o zaman tevbe teklif edersin, 00:55:52.141 --> 00:55:57.674 ''Bırak bu içkiyi, bir daha içme, yapma, bak çoluk çocuğun zarar görüyor, sıhhatin mahvoluyor, 00:55:57.706 --> 00:56:05.387 ciğerlerini parçaladın, mideni deldin, bir ayağın çukurda.'' O zaman anlar, sarhoşken anlamaz. 00:56:05.676 --> 00:56:12.683 Zünnûn-i Mısrî hazretleri bunu niye söylemiş? 00:56:13.464 --> 00:56:25.107 Çünkü insanın ilk önce suçunu kabul etmesi, ona nedamet duyması, pişman olması lazım. 00:56:25.887 --> 00:56:27.528 Yoksa laf dinlemez. 00:56:29.529 --> 00:56:35.499 ''Hocam, bizim şu yakınımıza dua et, ıslah olsun.'' 00:56:36.710 --> 00:56:41.547 İyi ama o sarhoşluğa devam ederken olmaz. 00:56:44.952 --> 00:56:48.427 Bir günaha devam ederken tedavi mümkün değil. 00:56:48.591 --> 00:56:55.935 Pişmanlık önce içine düşecek; ondan sonra laf anlayacak, söz dinleyecek. 00:56:56.760 --> 00:57:01.153 Önce günahı bırakacak, pişman olacak, ondan sonra tedavisi mümkün olacak. 00:57:06.215 --> 00:57:09.610 Ve bihî kâle: Semi'tü Zennûne yekûl. 00:57:09.696 --> 00:57:13.443 Yine aynı zât-ı muhteremin yoluyla rivayet gelmiş, 00:57:13.740 --> 00:57:16.714 Zünnûn-i Mısrî hazretleri şöyle buyurmuş; 00:57:16.847 --> 00:57:26.476 Lem era şey'en eb'ase li-talebi'l-ihlâsi mine'l-vahdeti. 00:57:28.378 --> 00:57:33.278 ''İhlâsı elde etmekte, 00:57:34.977 --> 00:57:47.267 ihlâslı kul olmak sıfatını kazanmakta yalnız kalmaktan daha uygun bir çare görmedim.'' 00:57:49.329 --> 00:57:56.970 İhlâs tasavvufta, bizim yolumuzda, dervişlikte, çok önemli bir kavram, bir mefhum. 00:57:56.370 --> 00:57:58.135 İhlâslı olmamız lazım. Neden? 00:57:58.182 --> 00:58:02.492 İhlâssız oldu mu Allah namazı da, orucu da, hiç bir şeyi kabul etmiyor. 00:58:02.547 --> 00:58:07.720 Allah ihlâsı, ibadetlerin kabul şartı etmiş. 00:58:07.830 --> 00:58:14.791 Ameller, ibadetler, taatler, ihlâslı olursa Allah kabul ediyor, ihlâslı olmazsa kabul etmiyor. 00:58:15.127 --> 00:58:22.815 Sırf Allah rızası için yapılacak, Allah'ın sevgisi hoşnutluğu kazanılsın diye yapılacak. 00:58:22.862 --> 00:58:31.586 İhlâsı elde etmek lazım; bu mübarek zâtlar bizim gibi işin dış tarafıyla uğraşmamışlar, 00:58:31.984 --> 00:58:37.586 işi temelinden, kökünden, aslından, kalbinden düzeltmeye çalışmışlar. 00:58:38.367 --> 00:58:40.988 Bizim taraflarda bu duruma ''pınarı başından bağlamak'' derler. 00:58:41.420 --> 00:58:44.452 Pınarın kalbi, suyun kaynadığı yerdir. 00:58:44.600 --> 00:58:49.198 Bunu oradan almak, bozukluğu oradan düzeltmek gerekiyor. 00:58:49.417 --> 00:58:55.470 Onlar, ihlâsı, tevazuu elde etmek gibi şeylerle uğraşmışlar. Neden? 00:58:55.704 --> 00:59:05.407 Allah mütekebbirin ibadetini kabul etmiyor ki, ihlâssız ibadeti kabul etmiyor ki, istediği kadar ibadet etsin. 00:59:05.751 --> 00:59:11.550 Onun için asıl olan, amel-i kalbî denilen tasavvufî hasletlerdir. 00:59:11.812 --> 00:59:18.720 Tasavvufun alanına girmiş olan, bu mânevî konulardır. 00:59:18.228 --> 00:59:20.426 Bunlar üzerinde önemle durmuşlar. 00:59:20.512 --> 00:59:25.750 Mademki ihlâs olmadan ibadet kabul edilmiyor, o halde ibadette ihlâsı sağlayın. 00:59:25.348 --> 00:59:28.705 Mademki tevazu olmadı mı Allah insanı yükseltmiyor, 00:59:28.768 --> 00:59:34.643 yerden yere çalıyor, sevmiyor, cennetine sokmuyor; ''O halde mütevazı olayım.'' demiş, onlarla uğraşmışlar. 00:59:34.885 --> 00:59:40.682 ''İhlâsı elde etmek için de yalnız kalmaktan daha güzel bir çare görmedim.'' diyor. 00:59:42.300 --> 00:59:43.863 Tenhada, yalnız kalacak. 00:59:44.887 --> 00:59:50.314 Li-ennehû ''Çünkü'' izâ halâ ''yalnız kaldığın zaman'' 00:59:50.549 --> 00:59:53.937 lem yera ğayra'l-lâhi Teâlâ ''Allah'tan gayrı bir şey görmezsin.'' 00:59:54.414 --> 01:00:01.462 Tek başına tenhada, karanlık yerde, inzivada kaldı mı Allah'tan gayrıyı görmez, 01:00:01.619 --> 01:00:04.294 çünkü herkesten ayrıldı, tenha yere geldi. 01:00:05.676 --> 01:00:07.483 Fe-izâ lem yera ğayrahû 01:00:07.545 --> 01:00:10.728 ''Allah'tan başka hiçbir şey görmeme durumuna geldiği zaman da,'' 01:00:13.751 --> 01:00:18.928 lem yuharrikhü illâ hükmullâh 01:00:19.233 --> 01:00:22.665 ''onu Allah'ın emri ve hükmünden başka bir şey harekete geçirmez, 01:00:22.830 --> 01:00:25.229 ancak Allah'ın hükmü harekete geçirir.'' 01:00:25.276 --> 01:00:27.968 O'nun her sözünü dinlemeye başlar. 01:00:28.109 --> 01:00:34.689 Allah'ı görmek, düşünmek için de tenhaya çekilmek lazım, yoksa kavga, gürültü, itme, kakma, 01:00:35.570 --> 01:00:41.191 bağırma, çağırma, şarkı, türkü, video vesaire, 01:00:41.863 --> 01:00:46.992 bu kadar gürültünün arasında bir şey göremez, duyamaz. 01:00:47.289 --> 01:00:53.310 Mesela Ramazan'da itikâfa girdi; caminin bir tenha köşesine çekildi, 01:00:53.940 --> 01:00:57.297 perdeyi çekti, cemaat de namazdan sonra gitti, camide yalnız başına kaldı. 01:00:57.422 --> 01:01:02.905 Çarşafla çevrilmiş bir yerde, ışığı da görmüyor, pencereyi de açmıyor, tek başına kaldı. 01:01:02.905 --> 01:01:08.628 İşte o zaman Allah'ı görür, mânevî bakımdan Allah'tan gayrıyı görmez. 01:01:08.940 --> 01:01:14.230 Allah'ın huzurunda olduğunu, kul olduğunu anlar, o zaman kafası çalışmaya başlar, düşünmeye başlar. 01:01:14.180 --> 01:01:18.856 O zaman Allah'ın hükmünden gayrı bir şey onu harekete geçiremez. 01:01:18.856 --> 01:01:21.435 Hep Allah'ın hükmüne göre hareket etme durumuna gelir. 01:01:22.217 --> 01:01:24.980 Ve men ahabbe'l-halvete. 01:01:24.184 --> 01:01:27.288 ''Halveti, yalnızlığı seven bir kimse'' 01:01:27.351 --> 01:01:30.115 fe-kad tealleka bi-amûdi'l ihlâs 01:01:30.217 --> 01:01:37.609 ''ihlâsın ana direğine yapışmış, meseleyi kavramış, işi yakalamış demektir.'' Yalnızlığı seviyoruz. 01:01:38.211 --> 01:01:41.840 Ve'stemseke bi-rüknin kebîrin min erkani's sıdki. 01:01:41.989 --> 01:01:54.187 ''Doğruluğun, hakiki mürid olmanın ana rükünlerinden bir rüknü kavramış, ona tutunmuş demektir.'' 01:01:54.516 --> 01:01:56.407 Muhterem kardeşlerim! 01:01:56.766 --> 01:02:03.272 ''Dervişiz.'' diyoruz, büyüklerimizi seviyoruz, evliyâullahtır diye hürmet ediyoruz. 01:02:03.319 --> 01:02:04.635 Menâkıbını da okuyoruz. 01:02:04.799 --> 01:02:19.197 Bu yolda mesafe kat etmek için gürültünün, patırtının, kimsenin olmadığı tenha bir yerde 01:02:19.353 --> 01:02:28.174 biraz kendi kendine kalmak, tefekkür etmek gerekiyor. 01:02:28.580 --> 01:02:35.842 Edebiyatçılardan birisi, böyle inziva bir yerini, yeşillik bir yeri methediyor da, diyor ki: 01:02:35.873 --> 01:02:39.490 Bedbaht burada kal, bu yeşilliğe gömül, 01:02:39.716 --> 01:02:41.791 Dehrin hây u hûyundan sana ne? 01:02:42.880 --> 01:02:44.562 ''Dışarıdaki hay huy, gürültü, patırtıdan sana ne?'' 01:02:44.617 --> 01:02:46.421 ''Bak burası tenha, güzel.'' diyor. 01:02:46.601 --> 01:02:53.634 Dervişin de bir takım gerçekleri düşünebilmesi için böyle tenha bir yere çekilmesi lazım, 01:02:53.821 --> 01:02:57.966 fırsat olması, zaman olması, şartların gelişmesi lazım. 01:02:58.189 --> 01:03:06.931 Onun için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Hira mağarasına çekilirdi. 01:03:07.446 --> 01:03:13.430 Günlerce evine gitmezdi; o dağın başında tek başına kalırdı. 01:03:13.937 --> 01:03:20.123 O dağa çıktı mı arkadaşlar? Bana nasip oldu, zar zor çıktım. 01:03:20.842 --> 01:03:27.165 Öyle şahane bir yer ki o Hira mağarası. 01:03:27.415 --> 01:03:33.517 Bir taş gelmiş kapanmış, ucu da içeriye doğru kıvrılıp gidiyor. 01:03:33.970 --> 01:03:41.257 Bir insanın seccadesini yayıp namaz kılacağı kadar bir yer, güneş falan gelmiyor. 01:03:41.476 --> 01:03:52.418 Allah'ın sıcağında oraya oturduğu zaman o yarığın oradan bu tarafa bir aspiratörle hava çekiliyormuş, üfürüyormuş gibi latif bir esinti var. 01:03:52.777 --> 01:03:58.153 Arabistan'ın 45 derece sıcağında bir latif hava geliyor ki tadına doyum olmaz. 01:03:58.356 --> 01:04:05.710 Efendimiz'in her şeyi güzel, seçtiği yer de güzeldir. 01:04:05.960 --> 01:04:12.220 Ondan sonra, oradan taşların arasından zorlayarak aralıktan geçip bir yere çıkıyorsunuz, 01:04:12.257 --> 01:04:21.846 bir somya veya karyola kadar bir taş var. Kudretten dümdüz. 01:04:35.903 --> 01:04:39.807 Hira mağarasının olduğu Nur dağı nasıl bir yer? 01:04:39.964 --> 01:04:48.683 Mevlevî külahı gibi sivri bir yer, en yüksek yer. 01:04:49.190 --> 01:04:54.787 Bir saatte çıkılıyor, zor tırmanılıyor, oradan bütün ova ayağımızın altında. 01:04:54.803 --> 01:05:02.731 Bütün küçük dağlar ayağımızın altında; kandiller, ışıklar yandığı zaman yeryüzü ışıl ışıl, 01:05:02.880 --> 01:05:08.196 gökyüzü ışıl ışıl, yıldızlar pırıl pırıl parlıyor, bir latif hava esiyor. 01:05:08.384 --> 01:05:15.146 Orada durduğunuz zaman geminin güvertesinde gibi, Arabistan'ın püfür püfür sıcağından eser kalmıyor. 01:05:15.471 --> 01:05:16.591 Bir letafet. 01:05:16.971 --> 01:05:25.366 Mübarek bir mahal, orada durdum, şöyle bir döndüm baktım, ki Kâbe-i Müşerrefe görünen bir yer. 01:05:25.835 --> 01:05:36.280 Efendimiz öyle bir yer seçmiş ki baktığın zaman Kâbe-i Müşerrefe görünüyor. 01:05:36.613 --> 01:05:43.510 Bir dağın tepesine çıkmış ama Kâbe-i Müşerrefe gözünün önünde, o kadar güzel bir yer. 01:05:43.666 --> 01:05:53.568 Efendimiz oraya senelerce çıkmış, yanına yemeğini getirmişler; 01:05:53.677 --> 01:05:59.707 ya kölesi getirmiş, ya Hz. Hatice radıyallahu anhâ validemiz getirmiş. 01:05:59.949 --> 01:06:09.749 O orada günlerce şahane bir ibadet, halvet, inzivâ ve tek başına kalma hali yaşamış. 01:06:09.968 --> 01:06:16.355 Hani Efendimiz'in yolunun yolcuları? Bak işte Efendimiz'in hayatı. 01:06:16.706 --> 01:06:25.984 Sonra Ramazan'ın son on gününde evi burada olduğu halde evine gitmiyor, mescitte yatıp kalkmaya başlıyor. 01:06:29.130 --> 01:06:33.720 Peygamber Efendimiz'in mübarek zevceleri onun öyle mescitte çadır gibi ayrı bir şey kurup da 01:06:33.876 --> 01:06:40.899 orada insanlardan ayrı olarak kimsenin göremeyeceği tarzda ibadet etmesine heveslenince; 01:06:40.930 --> 01:06:49.371 ''Biz de bu sevabı kazanalım.'' diye, onlar da mescidin içine birer çadır kurmuşlar. 01:06:49.613 --> 01:06:52.333 Efendimiz o sene itikâfa girmemiş. 01:06:52.403 --> 01:06:55.638 ''Bunlar da sevap mı kazanıyorum sanıyorlar!'' buyurmuş. 01:06:58.709 --> 01:07:00.668 Kadının hâli başka, erkeğin hâli başka... 01:07:00.754 --> 01:07:03.517 Kadının ibadetinin en makbul olduğu yer evi. ı 01:07:03.946 --> 01:07:11.738 Peygamber Efendimiz vazifeli, mescidde vazifesi var, namaz cemaatle kılınıyor. 01:07:11.895 --> 01:07:16.727 O sene Ramazan' geçirmiş, itikâfı Şevval ayında yapmış. 01:07:16.914 --> 01:07:20.787 İtikâfta tenhalık var, halvet var. 01:07:20.834 --> 01:07:23.899 Tek başına Hira mağarasında da o var. 01:07:23.981 --> 01:07:31.227 Kur'ân-ı Kerîm'den de Musa aleyhisselam'ın Tur dağına çıkıp kırk gün 01:07:31.376 --> 01:07:37.580 Allahu Teâlâ hazretlerine ibadet ve niyaz eyleyip müracaat ettiğini biliyoruz. 01:07:37.681 --> 01:07:48.145 ''İhlâsı elde etmenin yolu olarak tenhada tek başına kalmaktan daha güzel bir çare görmedim.'' 01:07:48.286 --> 01:07:57.241 Zünnûn-i Mısrî hazretleri; ''İnsan bunu yaptığı zaman çok sağlam bir şeyi, 01:07:57.710 --> 01:08:07.384 tasavvufun, kâmil insan olmanın, evliyâ olmanın, hakiki derviş olmanın ana meselesini yakalamış olur.'' diyor. 01:08:08.327 --> 01:08:11.458 Ve'stemseke bi-rüknin kebîrin min erkâni's sıdki. 01:08:11.521 --> 01:08:16.872 ''Sıdkın, sadakatin erkânından, rükünlerinden büyük bir rüknü yakalamış.'' 01:08:16.872 --> 01:08:21.349 Demek ki başka rükünleri de var. Yalnızlık önemli. 01:08:21.458 --> 01:08:25.334 Şehrin hây u hûyundan sana ne! 01:08:25.365 --> 01:08:31.275 Şairin dediği gibi; ''Gel bu yeşilliğe, burada, tenhada şöyle başını dinle.'' 01:08:32.410 --> 01:08:37.170 Kişinin, olgun bir insan olması için bir mânevî terbiye görmesi lazım. 01:08:37.335 --> 01:08:42.572 O mânevî terbiyesi işinde de bir yerde tenhada, sakin durması lazım. 01:08:42.876 --> 01:08:49.333 Tefekkürle, zikirle meşgul olması lazım ki ondan sonra o gönül gözü açılsın da 01:08:49.351 --> 01:08:56.916 Allah'ın sevgili bir kulu olması, sıdk-ı sadakat sahibi bir âşık-ı sâdık olması mümkün olabilsin. 01:09:02.207 --> 01:09:04.780 Ve bihî kâle: Semi'tü Zennûne yekûl. 01:09:04.843 --> 01:09:09.648 Râvi, ''Aynı senetle aynı râviden yine şöyle söylediğini işittim.'' buyurmuş. 01:09:10.531 --> 01:09:20.881 Min alâmâti'l-muhibbi li'l-lâhi mütâbiatü habîbi'l-lâhi fî ahlâkıhî ve ef'âlihî ve emrihî ve sünenihî. 01:09:21.467 --> 01:09:24.131 Min alâmâti'l-muhibbi li'l-lâhi. 01:09:24.569 --> 01:09:30.795 Allah'ı seven kimsenin, hakikaten seven bir kimse olduğunun alametlerinden biri nedir? 01:09:31.850 --> 01:09:35.181 Hakikaten âşık-ı sâdık mı? Hakikaten Allah'ı seven bir kimse mi? 01:09:35.376 --> 01:09:39.517 Bunun alâmetlerinden birisi veya bir kaçı nedir? 01:09:39.673 --> 01:09:41.624 Mütâbiatü habibi'l-lâhi. 01:09:41.874 --> 01:09:50.734 ''Ben Allah'ı seviyorum.'' diyorsun ama Allah'ın sevgilisi olan o Resûlullah'a mütâbaatın var mı? 01:09:50.843 --> 01:09:54.749 Mütâbiat ne demek? Tâbi olmak, yolunca gitmek, demek. 01:09:54.999 --> 01:10:03.190 Efendimiz'i örnek alıp onun izinden gitmek, onun gibi olmaya çalışmak, mütâbiatü habibi'l-lâhi. 01:10:03.401 --> 01:10:06.433 Resûlullah demiyor burada habîbullah diyor. 01:10:06.511 --> 01:10:14.652 ''Madem Allah onu sevmiş, sen de sevgili olmak istiyorsan, ona tâbi olacaksın.'' demek gibi bir mânayı düşünerek 01:10:14.855 --> 01:10:20.826 Allah'ın habîbine fî ahlâkıhî ve ef'âlihî ve emrihî ve sünenihî 01:10:21.224 --> 01:10:29.548 ''Huylarında, ahlâkında, fiillerinde, emirlerinde, sünnetinde tam ittibâ etmektir. 01:10:30.368 --> 01:10:34.114 Allah'ı sevmenin alametlerinden birisi budur. 01:10:34.856 --> 01:10:36.265 ''Ben Allah'ı seviyorum.'' 01:10:37.866 --> 01:10:43.431 Seviyorsun ama sakalı bıyığı traşlamışsın, boynuna kravatı takmışsın. 01:10:44.181 --> 01:10:48.425 Gayrimüslimlerin kültürünü benimsemişsin. 01:10:48.698 --> 01:10:51.260 Onlardan farklı bir yaşam tarzın yok. 01:10:51.417 --> 01:10:56.910 Evine masayı, mobilyayı sokmuşsun, çatalı bıçağı kullanıyorsun. 01:10:56.442 --> 01:10:59.529 Parmaklarına altın yüzükleri takmışsın. 01:10:59.772 --> 01:11:02.795 Berbere gidip onlar gibi traş oluyorsun. 01:11:02.889 --> 01:11:08.833 Kravatı ütüsü her şeyi yerli yerinde geziyorsun. 01:11:08.951 --> 01:11:16.496 Namaz yok, eksik. İbadet yanlış; müslümanlara merhamet, Allah'ın rızasını kazanmak için çalışmak yok. 01:11:16.653 --> 01:11:25.201 Bankaya paranı koymuşsun; faizini yiyorsun, ticaretinde her türlü muameleyi caiz görüyorsun. 01:11:25.310 --> 01:11:30.514 ''Allah'ı seviyor musun sen?'' ''Seviyorum.'' ''Yalancısın sen.'' 01:11:31.850 --> 01:11:37.248 Allah'ı sevmenin alâmeti Allah'ın sevgili kuluna sünnetinde, emrinde, 01:11:37.764 --> 01:11:41.756 fiillerinde, ahlâkında tam uymak, ne dediyse aynısını yapmaktır. 01:11:42.530 --> 01:11:48.500 ''Yapamıyorum, yapmıyorum, olmuyor veya yapmayacağım.'' ''O zaman havanı alırsın.'' 01:11:48.404 --> 01:11:51.488 Allah, o öyle yaşadığı için onu sevdi; 01:11:51.512 --> 01:11:55.756 sen onun gibi yaşamazsan senin Allah tarafından sevilmen mümkün değildir. 01:11:56.209 --> 01:12:01.490 Hava alırsın, çok pişman olursun, çok cezaya çarpılırsın. 01:12:01.401 --> 01:12:07.167 Zünnûn-i Mısrî ilk devir mutasavvıflarındandır. 01:12:07.292 --> 01:12:14.348 Bizim bütün tarikat büyüklerimizin kitaplarında bu mâna böyle bastıra bastıra yazılmıştır. 01:12:14.402 --> 01:12:16.204 Bizim Nakşî tarikatimizin büyükleri de; 01:12:16.392 --> 01:12:21.524 ''İtikadımız ehl-i sünnet ve'l-cemaat itikadıdır ve ana prensibimiz sünnet-i seniyyeye ittibâ etmek, 01:12:21.567 --> 01:12:24.807 bid'atlerden uzak durmaktır.'' diye söyler. 01:12:25.960 --> 01:12:30.688 Bid'atlerle dolu bir tarikatten Allah'a vuslat olur mu? Olmaz. 01:12:31.188 --> 01:12:39.481 Haramlara meyilli, yasaklara bulaşmış, bid'atlere karışmış bir tarikatte Allah'a vuslat olur mu? Olmaz. 01:12:39.606 --> 01:12:46.216 Hokkabazlık olur, merasim olur, aldatmaca olur, kendi kendini oyalama olur ama bir şey hâsıl olmaz. 01:12:46.645 --> 01:12:49.152 Yol hangisidir? Yol Peygamber Efendimiz'in yoludur. 01:12:49.152 --> 01:12:51.900 Onun yolundan başka yolların hepsi çıkmaz yoldur. 01:12:51.102 --> 01:12:56.390 Onun için Efendimiz gibi giyineceksin, Efendimiz gibi yaşayacaksın, 01:12:56.234 --> 01:13:01.703 Efendimiz'in ahlâkına sahip olacaksın, Efendimiz'in düşüncelerini anlayacaksın, 01:13:01.789 --> 01:13:05.306 Efendimiz'in, Peygamberimiz'in tavsiyelerini tutacaksın, 01:13:05.550 --> 01:13:11.943 kıl kadar ondan ayrılmamaya çalışacaksın, o zaman gözünden perdeler kalkar, evliyânın en yükseği olursun. 01:13:12.529 --> 01:13:16.349 Kul in küntüm tuhibbûna'l-lâha fettebiûnî yuhbibkümü'l-lâh. 01:13:16.716 --> 01:13:21.496 Peygamber Efendimiz'in zamanında da insanlar çıkmış; ''Biz Allah'ı seviyoruz.'' demişler. 01:13:22.199 --> 01:13:29.319 Hakikaten de ibadethâneleri falan var; yahudilerin havraları, hıristiyanların kiliseleri, ruhbanları var. 01:13:29.389 --> 01:13:33.676 Nahnü evliyâullâhi ve ehibbâuhû. 01:13:33.809 --> 01:13:38.436 ''Biz Allah'ın evlatlarıyız ve O'nun dostlarıyız.'' demişler. 01:13:39.686 --> 01:13:41.823 Onun için, şaşkınlar ''Allah baba!'' diyorlar. 01:13:42.409 --> 01:13:53.221 ''Biz Allah'ın evlatlarıyız, biz onun sevgilisiyiz, bak ibadet ediyoruz, havramız, kilisemiz var.'' diyorlar. 01:13:57.940 --> 01:14:01.767 ''Siz Allah'ı seviyorsanız Allah'ın size gönderdiği elçisi, 01:14:01.861 --> 01:14:06.271 Allah'ın emirlerini size tebliğ ettiği vazifeli görevlisine tabi olun.'' 01:14:07.530 --> 01:14:13.406 Onu reddettiniz mi Allah'ı reddetmiş olursunuz, onun sözünü dinlemediniz mi Allah'ın neyi sevdiğini anlamazsınız; 01:14:13.547 --> 01:14:16.650 haramlarla, günahlarla vaktinizi geçirirsiniz. 01:14:16.939 --> 01:14:23.165 Onun sözünü tutmazsanız yediğiniz haram, işlediğiniz günah olur. 01:14:24.495 --> 01:14:29.716 Evet sen kilise tutmuşsun, havra yapmışsın, dînî kisve giymişsin, 01:14:29.716 --> 01:14:35.391 kendine göre bir ibadet yapıyorsun ama Allah'ın istediği değil, Allah'ın yolundan ayrı. 01:14:35.734 --> 01:14:41.477 Resûlullah'ın tavsiyeleri sadece maddî tavsiyeler değil, aynı zamanda mânevî tavsiyeler. 01:14:41.727 --> 01:14:45.496 O tavsiyelere uyacaksın, dinini satıp dünya almayacaksın, 01:14:45.660 --> 01:14:53.412 Allah'ın âyetlerini az bir bahâ ile satıp menfaat sağlamayacaksın. 01:14:53.505 --> 01:14:58.253 Değmez; dünyayı kazanmak için dîni istismar etmek olmaz. 01:14:58.550 --> 01:15:02.373 İnsan Allah'ın emrini tutacak; dobra dobra olacak, Allah o zaman sever. 01:15:02.506 --> 01:15:05.253 Bu iş, menfaatperestlikle olmaz. 01:15:08.325 --> 01:15:10.910 Ve semi'tühû yekûl. Aynı râvi, 01:15:10.153 --> 01:15:15.294 ''Aynı şekilde duydum ki şöyle dedi.'' diyor; 01:15:15.489 --> 01:15:21.992 izâ sahha'l-yakînü fi'l-kalbi sahha'l-havfü fîhi 01:15:24.630 --> 01:15:35.148 insanın kalbinde yakîn sıhhatli, hakîki oldu mu; 01:15:35.547 --> 01:15:42.140 sahha'l-havfu fîhi, o zaman içinde havfullah da hakiki olur. 01:15:42.437 --> 01:15:44.214 ''Ben Allah'tan korkuyorum.'' 01:15:45.456 --> 01:15:50.767 ''Git işine, beni kandırmaya kalkma, sen Allah'tan korksaydın günahlardan kesilirdin.'' 01:15:51.931 --> 01:16:00.423 İnsanın kalbinde yakîn sağlam, eksiksiz, kusursuz, tam oldu mu o zaman korkması da tam olur. 01:16:00.571 --> 01:16:01.691 Yakîn ne demek? 01:16:01.922 --> 01:16:05.725 Türkçe'de bir kelime var, yakın; uzak-yakın, o kelime değil. 01:16:05.850 --> 01:16:09.860 Arapça'da yakîn, ''şeksiz şüphesiz inanç'' demek. 01:16:10.118 --> 01:16:17.589 Katıksız, içinde bir leke, karışıklık, kusur, noksan olmayan tam inanç yakîn demek. 01:16:17.753 --> 01:16:19.692 ''Ben o adamı yakînen tanıyorum.'' 01:16:20.223 --> 01:16:24.480 ''Yakînen bu işi biliyorum ki böyledir.'' 01:16:24.644 --> 01:16:27.515 ''Bu işi onun yaptığını yakînen biliyorum.'' 01:16:27.515 --> 01:16:31.626 ''Hiç şeksiz şüphesiz bir inancım var, onun ne olduğunu biliyorum.'' demek. 01:16:32.947 --> 01:16:36.747 Yakından mânası değil, ''şeksiz inanç'' mânası. 01:16:36.802 --> 01:16:43.633 ''İnsanın kalbinde şeksiz şüphesiz Allah inancı yerleşti mi o zaman Allah korkusu da belirir. 01:16:43.898 --> 01:16:45.720 Kul Allah'tan korkmaya başlar.'' 01:16:45.845 --> 01:16:46.868 Neden korkar? 01:16:50.580 --> 01:16:53.370 Kimisi Allah'ın cezasına uğramaktan korkar. 01:16:53.550 --> 01:16:57.722 Kimisi cezasından değil Allah'a karşı nezaketsizlik etmekten korkar. 01:16:58.730 --> 01:17:04.233 ''Üzerimde Allah'ın o kadar lütfu var, ben O'na karşı nasıl günah işlerim?'' der. 01:17:04.233 --> 01:17:09.658 O mânâda. İleriki haftalarda sözü gelecek, ama dayanamayıp şimdiden söyleyeyim, diyor ki; 01:17:09.682 --> 01:17:15.498 ''Allah her şeyi mübah kılsaydı, ‘her şey caiz, kulum ne istersen yap' deseydi 01:17:15.741 --> 01:17:20.427 yine nezaketlerinden Allah'a âsî olmazlardı.'' diyor. 01:17:21.169 --> 01:17:26.690 Bu Allah'ın sevgili kulları nezaketlerinden yine yapmazlardı. 01:17:26.583 --> 01:17:32.942 O bakımdan kimisi; ''Allah'tan cezaya uğrayacağım.'' diye korkar, kimisi ''Gözden düşeceğim.'' diye korkar, 01:17:33.146 --> 01:17:39.706 kimisi de ''Mekâna makama uygun âdâbı yerine getiremem.' diye korkar. 01:17:40.637 --> 01:17:43.754 İnceliğin, edebin de dereceleri var. 01:17:43.824 --> 01:17:47.337 Allah bizi o edeplere sahip kullardan eylesin. 01:17:47.392 --> 01:17:52.573 İki cihanda aziz ve bahtiyar eylesin, cennetiyle cemaliyle müşerref eylesin.