WEBVTT

00:00:03.426 --> 00:00:04.890
Bismillâhirrahmânirrahîm.

00:00:05.874 --> 00:00:07.853
Elhamdü li'llâhi rabbi'l-âlemîn.

00:00:07.920 --> 00:00:10.373
Hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh.

00:00:10.742 --> 00:00:12.965
Alâ külli hâlin ve fî külli hîn.

00:00:13.572 --> 00:00:17.160
Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ seyyidi'l-evvelîne ve'l-âhirîn

00:00:18.518 --> 00:00:19.862
Muhammedini'l-Mustafâ

00:00:19.918 --> 00:00:24.600
ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn.

00:00:24.496 --> 00:00:25.253
Emma bâ'd.

00:00:25.615 --> 00:00:29.193
Allahu Teâlâ hazretlerinin selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun.

00:00:30.651 --> 00:00:35.551
Ebû Abdirrahman es-Sülemî kaddesallâhu sırrahu'l-azîz hazretlerinin

00:00:36.540 --> 00:00:43.329
Tabakâtu's-sûfiyye isimli kitabında beşinci terceme-i hâle başlayacağız.

00:00:44.314 --> 00:00:49.764
Seriyy es-Sakatî hazretlerinin hayatıyla

00:00:50.398 --> 00:00:53.348
sözleriyle ilgili bölüme geçiyoruz.

00:00:54.145 --> 00:00:58.520
Bu kitabın okunmasına başlamadan önce

00:01:01.585 --> 00:01:04.559
başta Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz olmak üzere

00:01:04.559 --> 00:01:06.365
cümle enbiyâ ve mürselînin;

00:01:07.178 --> 00:01:10.581
Peygamber Efendimiz'den hocamız Mehmed Zahid-i Bursevî'ye kadar

00:01:10.649 --> 00:01:13.661
turuk-u âliyyemiz silsilelerinden güzerân eylemiş olan

00:01:14.880 --> 00:01:22.130
sâdât ve meşâyihimizin, pîrlerimizin, mürşitlerimizin

00:01:22.309 --> 00:01:25.115
onların haleflerinin ruhları için;

00:01:25.865 --> 00:01:29.410
onlara bağlı müritlerin, dervişlerin ruhları için;

00:01:30.799 --> 00:01:36.410
okuduğumuz kitabı yazan Ebû Abdirrahman es-Sülemî hazretlerinin

00:01:36.867 --> 00:01:40.795
ve kitabı içinde ismi geçen kişilerin

00:01:40.847 --> 00:01:47.740
bu eseri neşre hazırlayan Nureddin Şureybe'nin ruhu için;

00:01:47.824 --> 00:01:51.974
bu beldeleri fethedip bize emanet ve yâdigâr bırakmış olan

00:01:52.168 --> 00:01:54.243
mübarek, mücahit ecdadımızın

00:01:54.390 --> 00:02:00.469
fatihlerin, şehitlerin, mücahitlerin, velilerin, salihlerin ruhları için;

00:02:02.227 --> 00:02:07.866
İstanbul'u fethetmiş olan Fatih Sultan Muhammed Han ve ordusunun

00:02:07.957 --> 00:02:12.700
mübarek mensubu gâzilerin, şehitlerin ruhları için;

00:02:13.210 --> 00:02:17.943
bu dergâhı bina etmiş olan ve alt katta kabrinde medfun bulunan

00:02:17.993 --> 00:02:23.220
Mustafa Selâmi Efendi ve hulefâsının, yakınlarının ruhları için;

00:02:23.987 --> 00:02:28.327
uzaktan yakından bu kitabı dinlemek için gelmiş olan

00:02:28.380 --> 00:02:31.955
bu derse iştirak eden siz değerli kardeşlerimizin

00:02:32.460 --> 00:02:34.507
âhirete göçmüş bütün sevdiklerinin, geçmişlerinin

00:02:34.556 --> 00:02:36.207
yakınlarının ruhları için;

00:02:36.783 --> 00:02:40.795
ruhları şâd olsun, kabirleri nurlansın, makamları yüksek olsun

00:02:41.211 --> 00:02:45.116
Allahu Teâlâ hazretlerinin nice nice mânevî lütuflarına

00:02:45.271 --> 00:02:47.538
ikramlarına nâil olsunlar diye;

00:02:47.851 --> 00:02:51.299
biz yaşayan mü'min kullar da Rabbimiz'in rızasına uygun yaşayalım

00:02:51.613 --> 00:02:55.746
sevdiği kul olalım, rızası yolunu bulalım, rızası yolunda yürüyelim diye;

00:02:57.479 --> 00:03:00.364
sıhhat, afiyet, saadet ve selâmet üzere yaşayıp

00:03:00.463 --> 00:03:04.522
Rabbimiz'in huzuruna sevdiği, razı olduğu kullar olarak varalım

00:03:04.883 --> 00:03:06.993
sâdât ve meşâyihimizle beraber

00:03:08.402 --> 00:03:11.747
Firdevs-i âlâ'ya bi-gayri hisâb dahil olalım diye

00:03:13.490 --> 00:03:18.820
bir Fâtiha, on bir İhlâs-ı şerîf okuyup öyle başlayalım.

00:03:19.134 --> 00:03:21.734
Seriyyünü's-Sakatîyyi.

00:03:24.571 --> 00:03:26.504
Bu zâtın ismi Seriy'dir.

00:03:27.207 --> 00:03:30.269
Sin, re, ye ile yazıldığı için, bunu eski yazıda

00:03:31.424 --> 00:03:36.424
tarifi iyi bilmeyen kimseler ''Sırrı'' diye okumuşlardır.

00:03:36.463 --> 00:03:39.704
Sırr-ı Sakatî diye geçmiştir bazı kitaplara.

00:03:39.795 --> 00:03:40.539
O yanlıştır.

00:03:40.638 --> 00:03:45.626
Doğrusu Seriyy, ye harfi şeddeli olmak üzere; Seriyyün.

00:03:45.902 --> 00:03:48.409
es-Sakatî de nisbesidir.

00:03:49.175 --> 00:03:51.194
Meslek ismi olmalıdır, Allahu a'lem.

00:04:16.565 --> 00:04:21.970
''Kalitesiz, küçük, ufak tefek şey, sakatat satana Sakatî denir.'' diyor.

00:04:22.298 --> 00:04:27.261
Demek ki öyle küçük bir dükkânı varmış ve basit mallar satma mesleği imiş.

00:04:27.630 --> 00:04:31.452
Böyle bir meslek seçerlerdi, eskilerin âdetlerindendi.

00:04:31.670 --> 00:04:33.723
Ayakkabıcılık, demircilik yapar.

00:04:33.918 --> 00:04:36.109
Demirciyse ''haddâd'' ismini alır.

00:04:40.497 --> 00:04:42.535
Kumaşçılık, terzilik yapar.

00:04:43.831 --> 00:04:46.336
Mesela ''Somuncu Baba'' diyoruz, o ekmekçilik yapıyormuş.

00:04:46.409 --> 00:04:51.309
Maksat kimsenin hakkını yemeden elinin emeğiyle geçinmek.

00:04:52.133 --> 00:04:54.277
Onun için her birisi bir meslek tutmuşlardır.

00:04:59.554 --> 00:05:07.776
Ve minhüm Seriyyinü'bnü'l-Mugalles es-Sakatiyyü künyetühü Ebu'l-Hasen.

00:05:08.257 --> 00:05:09.670
Künyesi Ebu'l-Hasen'miş.

00:05:10.700 --> 00:05:11.606
Nisbesi Sakatiymiş.

00:05:11.729 --> 00:05:13.340
İsmi Seriyy imiş.

00:05:13.416 --> 00:05:17.430
Babasının adı el-Mugalles imiş, sin ile.

00:05:17.566 --> 00:05:22.446
Yukâlu innehû hâlu'l-Cüneyd ve üstâzuh.

00:05:23.546 --> 00:05:30.339
''Denilir ki; bu, Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerinin dayısıydı ve üstadıydı.''

00:05:30.509 --> 00:05:33.135
Yani hem annesinin erkek kardeşi

00:05:33.868 --> 00:05:38.917
o bakımdan dayısı hem de hocası.

00:05:39.103 --> 00:05:40.393
Cüneyd-i Bağdâdî

00:05:41.421 --> 00:05:46.498
mânevî terbiyesini bu üstattan, bu zât-ı muhteremden almış.

00:05:47.153 --> 00:05:49.872
Sahibe Ma'rûfeni'l-Kerhiyye.

00:05:55.626 --> 00:05:57.780
''Ma'ruf-u Kerhî diye bilinen

00:05:58.435 --> 00:06:04.735
tanınan meşhur şeyh ile sohbeti oldu, müşâhitliği oldu.

00:06:04.819 --> 00:06:10.497
Onun meclislerine müdâvim, onun ashâbından oldu.''

00:06:11.692 --> 00:06:15.711
Kerh, Bağdad'ın bir mahallesinin adıdır.

00:06:16.334 --> 00:06:19.245
Ma'rûf, o mübarek zâtın ismidir.

00:06:19.432 --> 00:06:25.616
Ma'rûf-u Kerhî, Bağdad'ın Kerh mahallesine bağlı kimse demek.

00:06:25.882 --> 00:06:30.165
Kerh, hı harfiyledir, kerih kelimesiyle ilgili değil.

00:06:32.657 --> 00:06:36.878
Ve hüve evvelü men tekelleme bi-Bağdâde fî lisâni't-tevhîd.

00:06:38.485 --> 00:06:43.691
''Seriyy es-Sakatî hazretleri Bağdat'ta ilk defa

00:06:44.441 --> 00:06:53.929
Allah'ın vahdaniyetinin esrarı, lisanı konusunda konuşan kişidir.''

00:06:56.282 --> 00:07:00.899
Yani Allah'ın birliğine dair ince mânalar

00:07:00.967 --> 00:07:04.786
sözler söyleyen kişilerin en evvelinden biridir.

00:07:05.600 --> 00:07:11.738
Allah'ın birliğini anlatan, hikmetli sözler söyleyenlerin başında gelir.

00:07:12.184 --> 00:07:14.130
Ve hakâiki'l-ahvâl.

00:07:16.982 --> 00:07:18.398
''Tasavvufa intisap eden

00:07:18.489 --> 00:07:21.158
mânevî seyr ü sülûke giren bir insanın

00:07:21.805 --> 00:07:25.471
çeşitli hallerinin hakikatlerine, inceliklerine

00:07:25.991 --> 00:07:28.900
gerçekliğine, esrarına dâir

00:07:28.324 --> 00:07:33.827
ve tevhidin, Allah'ın birliğinin esrarına, sırlarına dâir

00:07:34.770 --> 00:07:35.978
ilk defa konuşan kişilerden

00:07:35.978 --> 00:07:40.401
bu konuda sözler söyleyen mübareklerin ilklerindendi.'' demek istiyor.

00:07:40.707 --> 00:07:43.678
Ve hüve imâmu'l-Bağdâdiyyîn.

00:07:44.991 --> 00:07:51.296
''Seriyy es-Sakatî hazretleri Bağdatlı evliyâullahın imamı, önderidir.''

00:07:51.871 --> 00:07:56.772
Hepsinin kendisine iktidâ ve ittibâ ettiği en büyüklerindendir.

00:07:57.175 --> 00:07:59.918
Ve şeyhuhum fî vaktihî.

00:08:00.810 --> 00:08:04.362
''Ömrü oldukça, yaşadığı müddetçe onların şeyhidir.''

00:08:04.509 --> 00:08:07.221
Bağdat'ta onun üstüne insan yokmuş.

00:08:07.844 --> 00:08:12.403
Hepsinin şeyhi, üstadı ve imamı bu imiş o zamanda.

00:08:13.890 --> 00:08:18.174
Meşhur, en önde gelen, ileri kimseymiş Seriyy es-Sakatî hazretleri.

00:08:18.559 --> 00:08:21.542
Ve ileyhi yentemi ekseru tabakâti's-sâniye.

00:08:21.990 --> 00:08:27.753
''İkinci tabaka sûfîlere mensupların çoğu ona bağlanırlar

00:08:28.487 --> 00:08:33.894
ona müntesiptirler, ondan el alıp devam etmişlerdir.''

00:08:34.517 --> 00:08:41.144
Biliyorsunuz sûfîleri tabaka tabaka, devir devir ayırıyor.

00:08:41.664 --> 00:08:45.450
Onun için, kendi kitabına da Ebû Abdirrahman hazretleri

00:08:45.700 --> 00:08:46.984
Tabakâtu's-sûfiyye demiş;

00:08:47.107 --> 00:08:52.279
sûfîlerin tabakaları, nesilleri, kuşakları.

00:08:54.429 --> 00:08:59.486
İkinci kuşak, ikinci tabaka sûfîlerin

00:08:59.774 --> 00:09:04.934
ekseriyeti bu zâta intisap etmiş, ona bağlanmışlardır.

00:09:05.628 --> 00:09:08.224
Mine'l-meşâyihi'l-mezkûrîne fî hâze'l-kitab.

00:09:08.625 --> 00:09:12.960
''Bu kitapta zikredilmiş olan meşhur şeyhlerden

00:09:13.226 --> 00:09:15.862
ikinci tabakaya mensuplarının çoğu ona bağlanırlar.''

00:09:16.811 --> 00:09:21.840
Düğüm noktası, dörtyol ağzı, kaynak mahiyetinde

00:09:21.369 --> 00:09:26.584
bir şahsiyeti olan önemli bir kişinin hayatını okumaya başlamışız demek ki.

00:09:26.687 --> 00:09:27.807
Bu beşincidir.

00:09:28.510 --> 00:09:30.990
On tane birinci tabaka, on tane ikinci tabaka.

00:09:31.320 --> 00:09:32.734
On tabaka anlatacak bu kitap.

00:09:37.900 --> 00:09:42.224
Semi'tü ebe'l-Haseni'bni'l-Miksem el-Mukrî bi-Bağdad yekûlu

00:09:42.248 --> 00:09:47.273
Mâte Seriyyünü's-Sakatiyyu senete ihdâ ve hamsîne ve mieteyn.

00:09:47.841 --> 00:09:52.440
''Ebu'l-Hasan Miksem el-Mukrî isimli şahıstan ben

00:09:52.469 --> 00:09:57.512
Herhalde Ebû Abdirrahman es-Sülemî- Bağdat'ta duydum ki;

00:10:02.866 --> 00:10:09.864
Seriyy es-Sakatî hazretleri 251. hicrî senede vefat etmiş.''

00:10:12.177 --> 00:10:13.297
Miladî'yi nasıl bulacaktık?

00:10:13.561 --> 00:10:15.474
251'i 36'ya böleceğiz

00:10:15.772 --> 00:10:19.182
çıkan rakamı 251'den düşeceğiz

00:10:20.350 --> 00:10:22.790
622'nin üstüne onu ekleyeceğiz.

00:10:23.588 --> 00:10:25.822
Çünkü 622 milâdi rakamdır.

00:10:26.183 --> 00:10:28.670
Bu kamer takvimidir.

00:10:28.710 --> 00:10:34.159
Kamer takvimi, miladî güneş takviminden ne kadar fark etmiş?

00:10:34.420 --> 00:10:36.356
36 senede bir sene fark ettiğine göre

00:10:36.391 --> 00:10:39.190
onu bulmak için kaç tane 36 var diye böleceğiz.

00:10:39.575 --> 00:10:42.126
Çıkan rakamı ilk önce 251'den düşeceğiz.

00:10:42.487 --> 00:10:49.529
Ekleyince üç aşağı beş yukarı bu zâtın ne zaman vefat ettiği çıkar.

00:10:49.748 --> 00:10:53.833
Aslında bizi bir oyuna getirmiş oluyorlar.

00:10:54.910 --> 00:11:00.366
Bizim kendi tarihimiz, kültürümüz, örfümüz, an'anemiz var.

00:11:01.925 --> 00:11:05.758
Bizi ondan bıraktırmışlar, kendilerinkini kabul ettirtmişler.

00:11:05.801 --> 00:11:10.701
Ama kendileri, kendilerine özel bir şey varsa onu bırakmamışlar.

00:11:11.772 --> 00:11:13.258
Bu noktaya dikkatinizi çekerim.

00:11:13.580 --> 00:11:16.950
Meselâ İngiltere'ye gittim

00:11:16.392 --> 00:11:27.477
İngiltere'de trafik soldan, direksiyon bizimkine göre tamamen ters.

00:11:27.629 --> 00:11:28.590
Değiştirmemiş adam.

00:11:28.849 --> 00:11:30.411
Ölçüler tamamen farklı.

00:11:31.161 --> 00:11:32.867
Metrik sisteme dahil değiller.

00:11:34.751 --> 00:11:36.713
Hiç de hesaba uygun bir şey değil;

00:11:37.661 --> 00:11:43.615
parmak, inç, ayak, yard, filan, bu usül gidiyorlar.

00:11:44.246 --> 00:11:46.651
Küsuratlı müsüratlı acayip bir sistem.

00:11:46.711 --> 00:11:49.780
Hacim ölçüleri de bir şeye benzemiyor

00:11:49.991 --> 00:11:51.790
mesafe ölçüleri de benzemiyor.

00:11:52.151 --> 00:11:54.275
Kilometre kullanmıyorlar, mil kullanıyorlar.

00:11:54.517 --> 00:12:00.250
Hatta Cardiff şehrine doğru geçtik, köprüden geçtik;

00:12:00.703 --> 00:12:03.565
levhalarda iki türlü yazı var, bu nedir?

00:12:04.610 --> 00:12:06.393
Buranın kavmi başka bir kavimmiş

00:12:06.532 --> 00:12:10.195
kraliçenin soyuymuş, onun diliyle yazılmış şeyler.

00:12:10.271 --> 00:12:12.580
Hiç İngilizce de değil yani.

00:12:13.920 --> 00:12:14.650
İngilizler başkalarına uymuyorlar.

00:12:14.733 --> 00:12:17.324
İngilizler'in içinde o grup da başkasına uymuyor;

00:12:17.399 --> 00:12:20.210
kendi örfünü, yazısını saklamaya çalışıyor.

00:12:20.286 --> 00:12:27.914
Ama biz her şeyimizi bırakıvermişiz, gitmişiz onlara benzemeye.

00:12:28.498 --> 00:12:30.220
Onların kapısına ne lüzum vardı?

00:12:31.780 --> 00:12:35.213
Mutlaka kendi değerlerimizi öğrenmeliyiz.

00:12:35.280 --> 00:12:36.400
Şu bina ne kadar güzel!

00:12:37.360 --> 00:12:40.560
Biz istesek betonarme konferans salonundan bu dersi veremez miyiz?

00:12:40.560 --> 00:12:41.175
Veririz.

00:12:41.656 --> 00:12:44.776
Eyüp'ten başka bir semte gidemez miyiz?

00:12:44.826 --> 00:12:45.195
Geliriz.

00:12:45.257 --> 00:12:51.535
Gideriz ama burada ecdâdımızın sanat zevkini

00:12:51.634 --> 00:12:55.508
güzelliğini, hassasiyetini görüyoruz;

00:12:55.742 --> 00:12:58.455
tarihini, örfünü, âdetini yaşıyoruz.

00:12:58.578 --> 00:13:02.508
Harem selamlık, sedir, örtüler vesaire

00:13:03.741 --> 00:13:06.795
her şeyi bir başka türlü ve hakikaten güzel.

00:13:07.125 --> 00:13:10.421
Taraftar olduğumuz için, tarafgir olduğumuz için güzel değil de

00:13:10.552 --> 00:13:11.672
gerçekten güzel.

00:13:12.186 --> 00:13:13.500
Gerçek güzel!

00:13:14.800 --> 00:13:19.189
Şu Eyüp semti, kim bilir bir zamanlar ne kadar güzel bir semtti ki;

00:13:19.288 --> 00:13:23.274
böyle dalgasız bir deniz girintisi, tertemiz bir su.

00:13:23.571 --> 00:13:25.706
İki tarafında paşaların yalıları

00:13:25.877 --> 00:13:29.860
sahâbe-i kirâm kabirleri, mesire yerleri…

00:13:29.944 --> 00:13:33.369
Gayet güzel yerlermiş, koruyamamışız, en çirkin yerler olmuş.

00:13:33.571 --> 00:13:36.810
Gitmiş hıristiyanların Beyoğlusu

00:13:36.370 --> 00:13:41.986
Modası, Adası, onlar korunmuş, öne çıkarılmış.

00:13:42.109 --> 00:13:46.285
Hâlbuki emsalsiz bir güzel yer burası.

00:13:46.828 --> 00:13:48.789
Bizanslılar ''Altın Boynuz'' derler;

00:13:48.904 --> 00:13:51.960
boynuz gibi böyle karanın içine girdiği için;

00:13:51.283 --> 00:13:53.397
ama altın gibi de güzel kıymetli olduğundan

00:13:53.445 --> 00:13:54.946
''Altın Boynuz'' demişler buraya.

00:13:55.323 --> 00:13:59.888
Biz artık ne boynuzu diyeceğiz, bilmiyoruz!

00:14:00.110 --> 00:14:02.313
O hale gelmiş, o kadar pislenmiş. Neden?

00:14:02.531 --> 00:14:03.498
Koruyamamışız!

00:14:04.180 --> 00:14:07.408
Şurada iki adım aşağıda sahabe kabirleri

00:14:08.126 --> 00:14:09.675
sadrazam kabirleri vardır

00:14:09.675 --> 00:14:13.237
şahane eserler vardır, her birisi açık müzedir.

00:14:13.408 --> 00:14:14.550
Koruyamamışız.

00:14:14.210 --> 00:14:18.815
Biz, Eyüp semtimizi koruyalım diye bir hamle yapmış oluyoruz.

00:14:19.454 --> 00:14:23.464
Ama bizden önce zaten harap olmuş, mahvedilmiş.

00:14:23.690 --> 00:14:26.242
Artık mahvedilmişi düzeltmeye çalışacağız.

00:14:28.802 --> 00:14:29.922
Tarih de öyle.

00:14:30.210 --> 00:14:35.587
Şimdi bizim kendi dedelerimizin tarihi varken bu değişmiş.

00:14:35.869 --> 00:14:37.547
''Efendim senenin içinde dönüyormuş.''

00:14:37.694 --> 00:14:38.814
Dönmesi de bir güzellik!

00:14:40.640 --> 00:14:45.269
Bütün Aralık aylarının hep kar kış kıyamete gelmesi mi daha adaletli;

00:14:45.480 --> 00:14:47.580
bütün Ramazan'ın yaza, kışa, sonbahara

00:14:47.580 --> 00:14:50.840
her mevsime geçmesi mi daha adaletli?

00:14:50.323 --> 00:14:51.331
O daha güzel;

00:14:51.787 --> 00:14:56.770
hem yazın, hem sonbaharda, hem ilkbaharda, hem kışta

00:14:56.370 --> 00:15:00.722
insan ömrü oldukça 36 senede Ramazan'ı her mevsimde yaşıyor.

00:15:00.766 --> 00:15:02.809
Yazda oruç tutuyor, kışta oruç tutuyor

00:15:02.809 --> 00:15:04.485
baharda da oruç tutuyor, sonbaharda da.

00:15:04.664 --> 00:15:08.602
Bu da bir başka güzel veya değişik bir şey.

00:15:10.350 --> 00:15:11.437
Bunları tutabilmeliydik.

00:15:11.512 --> 00:15:20.830
Kılık kıyafetimizi, örfümüzü, el öpmeyi, el sıkmayı değiştirmişiz.

00:15:21.700 --> 00:15:23.849
Musâfahayı, tokalaşma yapmışız.

00:15:28.216 --> 00:15:31.300
Adamlar kertenkele deliğine girseler

00:15:31.351 --> 00:15:34.855
taklit olsun diye biz de peşinden girecek hale düşmüşüz.

00:15:36.209 --> 00:15:38.768
Hibbileşmişler, hibbileşmişiz.

00:15:39.312 --> 00:15:41.523
Yamalı elbise giymişler, yamalı elbise giymişiz.

00:15:41.646 --> 00:15:44.968
Yırtık paçalı giymişler, yırtık paçalı giymeye başlamışız.

00:15:47.312 --> 00:15:53.565
Yeni elbiseyi götürüyor, blucini taşlıyor, eskitiyor, öyle satıyor.

00:15:54.210 --> 00:15:58.921
Paçasını yırtıyor, dizini yırtıyor, öyle giyiyor, moda diye.

00:16:00.171 --> 00:16:05.992
Boynuna, kulağına, başına, saçına, muhtelif şeyler takıyor, öyle geziyor.

00:16:06.139 --> 00:16:07.925
Bizimkiler de aynen taklit ediyor.

00:16:09.138 --> 00:16:10.434
Gazeteler de teşvik ediyor.

00:16:10.485 --> 00:16:12.870
Bugünkü gazetede vardı.

00:16:12.464 --> 00:16:16.687
Bir çeşit mantar varmış, onu içen sosyete keyif buluyormuş

00:16:17.326 --> 00:16:18.769
8-10 saat devam ediyormuş.

00:16:18.804 --> 00:16:21.441
Reklamını yapıyor gazete, resmini vermiş.

00:16:21.762 --> 00:16:25.869
Yani nereden alacağını, modayı teşvik ediyor.

00:16:26.587 --> 00:16:32.732
Türkiye'nin müslüman ahâlisi afyon mübtelası olsun diye

00:16:32.950 --> 00:16:36.456
en büyük trajlı gazete onun reklamını yapıyor.

00:16:36.698 --> 00:16:38.615
Örtmesi gerekirken reklamını yapıyor.

00:16:40.421 --> 00:16:42.544
Kim Allah'ın yoluna yardım edecek?

00:16:42.691 --> 00:16:44.223
Men ensârî illallâh?

00:16:44.417 --> 00:16:47.613
''Allah yolunda yürürken kim bize destekçi olacak?''

00:16:48.770 --> 00:16:50.262
Destekçi olanlar da var elhamdülillah.

00:16:50.292 --> 00:16:53.765
Ama destekçi olmak için

00:16:55.374 --> 00:16:56.999
faydalı olabilmek için çok şeyleri bilmek lazım;

00:16:57.212 --> 00:17:00.328
çok azimli, çok kuvvetli olmak lazım.

00:17:01.998 --> 00:17:04.353
Allah hepimize, dîn-i mübîn-i İslâm'a

00:17:04.353 --> 00:17:06.998
en güzel tarzda hizmetler etmeyi nasip etsin.

00:17:10.137 --> 00:17:11.628
Ve esnede'l-hadîs.

00:17:12.648 --> 00:17:13.966
''Hadis rivayet etmiştir.''

00:17:14.660 --> 00:17:17.255
Yani hadis râvileri arasına ismi girecek şekilde

00:17:17.322 --> 00:17:20.517
usûlüne uygun hadis almış, hadis nakletmiş

00:17:20.831 --> 00:17:25.555
hadis nakletme işleminde fonksiyon görmüş bir kimsedir

00:17:25.663 --> 00:17:27.887
Seriyy es-Sakatî hazretleri.

00:17:28.256 --> 00:17:31.181
Kitabı yazan Ebû Abdirrahmân es-Sülemî

00:17:31.367 --> 00:17:33.267
biliyorsunuz bir şahsı anlatırken

00:17:34.105 --> 00:17:37.432
ismiyle, künyesiyle, beldesiyle ilgili malumât veriyor;

00:17:37.793 --> 00:17:39.843
hadis rivayet etmişse onu söylüyor

00:17:39.898 --> 00:17:41.105
bir hadisini örnek veriyor

00:17:41.169 --> 00:17:43.661
yani şerefini göstermek için

00:17:43.733 --> 00:17:49.480
''Bak ulûm-u şer'iyye ile meşgul olmuş bir kimsedir.'' diye örnek vermek için.

00:17:49.147 --> 00:17:50.326
Burada da öyle yapacak.

00:17:50.481 --> 00:17:51.601
Ve esnede'l-hadîs.

00:17:51.976 --> 00:17:54.893
Hadis isnad etmiştir, hadis rivayet etmiştir.

00:17:54.992 --> 00:17:58.714
Seriyy es-Sakatî hazretleri hadisçilerdendir.

00:18:00.290 --> 00:18:01.780
Hangisi o hadis?

00:18:01.355 --> 00:18:05.526
Ahbarenâ Muhammedü'bnü Abdillahi'bni Muttalibe'ş-Şeybânî

00:18:07.824 --> 00:18:08.431
Kûfeli imiş.

00:18:08.480 --> 00:18:11.863
Bağdat'a yerleşmiş, orada hadis nakletmiş.

00:18:14.386 --> 00:18:15.660
Bağdat'ta ölmüş.

00:18:19.358 --> 00:18:20.976
''Kûfe'de bundan duydum ki.''

00:18:21.465 --> 00:18:26.320
Haddesenâ el-Abbasü'bnü Yûsuf eş-Şekliyyü.

00:18:26.907 --> 00:18:29.100
''Bu şahıs bana rivayet etti.''

00:18:29.302 --> 00:18:31.446
Haddesenâ Seriyy es-Sakatîyyu.

00:18:31.759 --> 00:18:34.774
''Seriyy es-Sakatî bana rivayet etti.''

00:18:38.831 --> 00:18:42.392
Haddesenâ Muhammedü'bnü Ma'nin el-Gıfârî.

00:18:44.324 --> 00:18:47.378
O da Muhammed b. Ma'n el-Gıfârî'den almış.

00:18:47.938 --> 00:18:50.245
Bu mübarek kimmiş?

00:18:50.526 --> 00:18:51.829
Medineli imiş.

00:18:52.393 --> 00:18:55.141
Babasından ve birçok kimseden hadis rivayet etmiş.

00:19:02.245 --> 00:19:03.551
Güvenilir bir kimseymiş.

00:19:05.404 --> 00:19:08.556
Aşağı yukarı 198 senesinde vefat etmiş.

00:19:15.334 --> 00:19:18.973
Haddesenâ Halidü'bnü Said an ebîhi

00:19:20.231 --> 00:19:21.650
an ebî Zeyneb

00:19:22.820 --> 00:19:23.952
mevlâ Hâzimi'bni Hermele

00:19:24.242 --> 00:19:27.763
an Hâzimi'bni Hermelete'l-Gıfârî.

00:19:29.592 --> 00:19:31.485
Bu şahısların aşağıda isimleri var

00:19:31.941 --> 00:19:33.997
hayatları hakkında bilgi var.

00:19:37.290 --> 00:19:43.166
En sonuncu isim Hâzım b. Hermele b. Mes'ud el-Gıfârî, sahabidir.

00:19:50.770 --> 00:19:54.790
Bu sahabi rivayet etmiş ki;

00:20:00.957 --> 00:20:04.695
Kâle: Merertü yevmen fereânî.

00:20:13.757 --> 00:20:17.754
''Ben bir gün geçiyordum, beni Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem gördü.''

00:20:18.600 --> 00:20:18.686
Fekâle. Dedi ki;

00:20:18.785 --> 00:20:22.477
Yâ Hâzim! ''Yâ Hâzim!''

00:20:22.631 --> 00:20:25.262
Eksir min kavli lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah.

00:20:25.885 --> 00:20:29.189
''Lâ havle velâ kuvvete illâ billah sözünü çok söyle.

00:20:30.502 --> 00:20:32.401
Bunu söylemeye çok müdâvim ol.''

00:20:32.731 --> 00:20:34.507
Fe-innehâ min künûzü'l-cenneh.

00:20:34.900 --> 00:20:38.353
''Çünkü bu söz cennetin hazinelerindendir.''

00:20:45.925 --> 00:20:46.650
Ne demek?

00:20:46.650 --> 00:20:47.978
Lâ havle velâ kuvvete.

00:20:48.610 --> 00:20:50.200
''Hiçbir havl u kuvvet yoktur.''

00:20:50.358 --> 00:20:51.115
İllâ billah.

00:20:51.166 --> 00:20:54.999
''Ancak Allah'ın gücü kuvveti vardır.''

00:20:55.380 --> 00:20:56.515
Allah izin verirse vardır.

00:20:56.574 --> 00:20:58.666
Allah'ın verdiği güç kuvvettir.

00:20:59.511 --> 00:21:01.346
Allah dilemezse hiçbir şey olmaz.

00:21:01.675 --> 00:21:04.255
Her şey Allah'ın kudreti altındadır;

00:21:04.631 --> 00:21:06.281
dilerse olur, dilemezse olmaz.

00:21:06.364 --> 00:21:08.770
Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah

00:21:08.184 --> 00:21:11.909
cennetin hazinelerinden bir hazinedir.

00:21:12.158 --> 00:21:13.549
Cenneti hazinesi nasıl olur?

00:21:15.886 --> 00:21:22.545
Cennete insanı götüren bir hazine gibi kıymetli mânasına gelebilir.

00:21:25.820 --> 00:21:27.743
Daha başka esrarengiz mânaları olabilir.

00:21:28.644 --> 00:21:32.128
Semi'tü Cafere'bne Muhammedi'bni Nusayr yekûlü

00:21:32.179 --> 00:21:34.505
Semi'tü'l-Cüneyd yekûlü

00:21:34.533 --> 00:21:36.869
Semi'tü Seriyye, yekûlü

00:21:36.937 --> 00:21:40.571
A'rifu tarîkan muhtarasan kasten ile'l-cenneh.

00:21:42.691 --> 00:21:44.963
Cafer b. Muhammed b. Nusayr demiş ki;

00:21:45.250 --> 00:21:47.369
''Ben Cüneyd-i Bağdâdî'den şöyle duydum.

00:21:48.738 --> 00:21:52.428
Cüneyd-i Bağdâdî ‘Seriyy'den şöyle işittim.' dedi.''

00:21:52.909 --> 00:21:57.274
Seriyy-i Sakatî dayısı oluyor, dayısından şöyle duymuş

00:21:57.365 --> 00:21:59.813
Cüneyd-i Bağdâdî ve rivayet etmiş o şahsa;

00:22:00.285 --> 00:22:03.161
A'rifu tarîkan muhtasaran kasten ile'l-cenneh.

00:22:03.474 --> 00:22:11.816
''Ben cennete kısa ve tam doğru giden bir yol biliyorum.''

00:22:12.352 --> 00:22:13.713
A'rifu. ''Biliyorum.''

00:22:13.796 --> 00:22:15.583
Tarîkan. ''Bir yol.''

00:22:15.777 --> 00:22:18.595
Muhtasaran. ''Kısa bir yol.''

00:22:18.900 --> 00:22:20.147
Kasten ile'l-cenneh. ''

00:22:20.397 --> 00:22:26.435
Cennete götüren, cennete vâsıl eden kısa bir yol.''

00:22:26.712 --> 00:22:27.950
Fekultü: Mâ hüve?

00:22:28.137 --> 00:22:29.174
''Nedir bu yol?''

00:22:29.631 --> 00:22:31.742
Dayısına sormuş Cüneyd-i Bağdâdî.

00:22:36.190 --> 00:22:38.377
Seriyy-i Sakatî hazretleri dedi ki;

00:22:38.658 --> 00:22:44.102
Lâ tes'elü ehaden şey'â velâ te'huzu min ehadin şey'â

00:22:44.352 --> 00:22:48.910
ve-lâ yekûnü meake şey'ün tu'tî minhü ehadâ.

00:22:54.301 --> 00:22:56.807
''Kimseden hiçbir şey istemezsin.''

00:22:58.496 --> 00:23:00.596
Lâ tes'elü ehaden şey'â.

00:23:01.310 --> 00:23:03.876
Kimseden hiçbir şey istemezsin.''

00:23:03.928 --> 00:23:04.947
İstemek yok.

00:23:05.443 --> 00:23:07.489
Ve lâ te'huzu min ehadin şey'â.

00:23:07.556 --> 00:23:09.721
''Hiçbir kimseden hiçbir şey almazsın.''

00:23:09.987 --> 00:23:10.851
Almak da yok.

00:23:11.577 --> 00:23:13.522
Ve lâ yekûnü mâ şey'ün.

00:23:13.947 --> 00:23:16.100
''Yanında da hiçbir şey olmamasıdır.''

00:23:16.632 --> 00:23:18.710
Tu'tî minhü ehaden.

00:23:18.115 --> 00:23:20.420
''Birisine verecek paranın pulun da olmamasıdır.''

00:23:21.518 --> 00:23:22.796
''Yanında bir şey olmayacak

00:23:23.157 --> 00:23:24.906
kimseden bir şey istemeyeceksin

00:23:25.124 --> 00:23:27.163
kimseden bir şey almayacaksın.

00:23:27.477 --> 00:23:31.642
İşte bu, cennete giden kısa kestirme bir yoldur.'' buyurmuş.

00:23:32.345 --> 00:23:34.910
Bizim büyüklerimiz de, hocalarımız da

00:23:35.880 --> 00:23:39.287
bu gibi büyüklerin sözlerinden ve hadîs-i şerîflerden

00:23:39.347 --> 00:23:42.345
âyet-i kerîmelerden almışlar, demişler ki;

00:23:42.440 --> 00:23:45.396
Lâ talebe. ''İstemek yok.''

00:23:46.861 --> 00:23:49.140
Ama ayrıca büyüklerimiz demişler ki;

00:23:49.240 --> 00:23:51.119
''Verilirse reddetmek de yok.''

00:23:51.309 --> 00:23:53.425
Lâ talebe ve lâ red.

00:23:55.477 --> 00:23:57.900
Verilirse reddetmek de yok.''

00:23:57.396 --> 00:24:00.196
Onu nereden çıkartmış olsa gerek büyüklerimiz?

00:24:00.559 --> 00:24:02.828
Bir gün Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem

00:24:03.396 --> 00:24:06.954
Abdullah b. Ömer radıyallâhu anhumâ'ya

00:24:08.664 --> 00:24:11.330
''Buyur.'' diye bir şey vermiş.

00:24:11.736 --> 00:24:17.830
O da, ''Yâ Resûlallah, benim ihtiyacım yok, bir başkasına ver.'' gibi

00:24:17.311 --> 00:24:19.889
kabul etmek istememiş verilen şeyi.

00:24:20.147 --> 00:24:22.425
Onun üzerine Peygamber Efendimiz;

00:24:23.270 --> 00:24:24.390
''Ey delikanlı

00:24:25.210 --> 00:24:29.675
sen bir şey istemeden Allah sana bir şey verirse al, reddetme.'' demiş.

00:24:37.226 --> 00:24:38.346
Lâ talebe ve lâ red.

00:24:38.615 --> 00:24:45.432
''Bizim tarikatimizde istemek yok, ama verilirse reddetmek de yok.''

00:24:45.666 --> 00:24:47.880
İkrâmı da reddetmek yok.

00:24:48.241 --> 00:24:49.558
Bu, ''İstemeyin.'' diye

00:24:49.585 --> 00:24:53.121
Peygamber Efendimiz'in hadîs-i şerîflerinde o kadar tavsiye olmuş ki

00:24:53.654 --> 00:24:59.868
birisinin devesinin üstündeyken kamçısı yere düşse, istememiş.

00:25:00.350 --> 00:25:01.709
''Şunu aşağıdan bana uzatıver.'' dememiş.

00:25:01.792 --> 00:25:03.337
Hâlbuki deve yüksektedir.

00:25:03.793 --> 00:25:05.170
Üste çıkmış adam

00:25:05.473 --> 00:25:07.895
oradan aşağı inmek de zordur, binmek de zordur.

00:25:08.500 --> 00:25:10.936
Deveyi ıhtırmak da zordur, kaldırmak da zordur.

00:25:12.590 --> 00:25:15.878
Ama ıhtırmış, kaldırmış, kamçıyı kendisi almış, istememiş.

00:25:16.287 --> 00:25:18.613
istememeye bu kadar riâyet etmişler.

00:25:18.673 --> 00:25:22.960
''İstemeyin.'' diye Efendimiz tavsiye ettiği için

00:25:22.312 --> 00:25:23.713
Onun için istemek yok.

00:25:24.550 --> 00:25:28.184
Ama istenince reddetmek de yok.

00:25:28.743 --> 00:25:33.349
Bir de bizim arkadaşlar arasında vuku bulmuş bir olay var.

00:25:33.845 --> 00:25:41.261
Birisi birisine bir şey ikram etmiş, ''Buyur.'' diye. O da;

00:25:41.325 --> 00:25:42.779
''Teşekkür ederim. Allah razı olsun.

00:25:42.902 --> 00:25:46.270
Almayayım.'' demiş, reddetmiş, kabul etmemiş.

00:25:47.290 --> 00:25:48.762
Onun üzerine ötekisi;

00:25:48.996 --> 00:25:54.474
''Buyur, al al.'' demiş. O da;

00:25:54.526 --> 00:25:59.170
''Teşekkür ederim.'' demiş yine. Onun üzerine o da;

00:26:00.222 --> 00:26:01.632
Lâ talebe ve lâ red.

00:26:02.564 --> 00:26:04.595
''İstemek de yok, reddetmek de yok.'' demiş.

00:26:04.663 --> 00:26:06.400
Hâlbuki sen reddediyorsun.

00:26:06.928 --> 00:26:09.784
Ötekisi de herhalde verilen şey hoşuna mı gitmiyordu

00:26:10.170 --> 00:26:11.504
herkesin mazereti olabilir bazen.

00:26:11.562 --> 00:26:13.420
Hani midesi rahatsız olur

00:26:13.479 --> 00:26:16.389
oruçlu olur, oruçlu olduğunu söylemek istemez.

00:26:16.734 --> 00:26:17.377
O da demiş ki;

00:26:17.413 --> 00:26:20.127
Lâ talebe ve lâ redde ve lâ ısrâr. ''

00:26:23.400 --> 00:26:27.285
İstemek yok, reddetmek de yok, ısrar etmek de yok.''

00:26:27.503 --> 00:26:30.404
Canına tak demiş demek ki, o da öyle demiş.

00:26:33.300 --> 00:26:35.419
Ama Seriyy hazretleri ne diyor?

00:26:35.479 --> 00:26:38.550
''Cennete giden kestirme kolay yol biliyorum.''

00:26:38.329 --> 00:26:40.616
''Nedir o?'' diye sorunca Cüneyd-i Bağdâdî;

00:26:40.795 --> 00:26:42.278
''Yanında hiçbir şeyin olmayacak.

00:26:42.465 --> 00:26:43.936
Kimseden bir şey almayacaksın.

00:26:44.678 --> 00:26:46.632
Birisine verecek bir şey de olmayacak.''

00:26:47.464 --> 00:26:51.696
Tam fakir, artık kabire konulsa geriye mirası kalmayacak gibi

00:26:51.969 --> 00:26:54.927
öyle düşünmüş, öyle istemiş.

00:26:55.190 --> 00:26:59.715
Mala karşı ne kadar gözleri tok insanlar.

00:27:01.925 --> 00:27:04.428
Ve bi-isnâdihî kâle: Semi'tü's-Seriyyü yekûl

00:27:04.726 --> 00:27:07.541
''Aynı senetle aynı rivayet zinciriyle

00:27:07.942 --> 00:27:10.667
Seriyy-i Sakatî'nin şöyle dediğini duydum.'' diyor.

00:27:10.965 --> 00:27:11.815
Kim duymuş?

00:27:13.729 --> 00:27:15.278
Cüneyd-i Bağdâdî.

00:27:22.612 --> 00:27:26.156
Tabii biz bu isimlerde umûmiyetle elif lam kullanmaya alışık değiliz.

00:27:26.245 --> 00:27:27.782
Araplar elif lam kullanır.

00:27:28.104 --> 00:27:29.264
Serî es-Sakatî.

00:27:30.610 --> 00:27:34.775
İranlılar elif lam'ı bilmezler, biz İran üslûbuyla almışız.

00:27:35.446 --> 00:27:36.940
Biz ''Seriyy-i Sakatî'' deriz

00:27:37.222 --> 00:27:38.335
''Cüneyd-i Bağdâdî'' deriz.

00:27:38.410 --> 00:27:41.449
Hâlbuki Arapçası Cüneydüni'l-Bağdâdîyyü

00:27:41.738 --> 00:27:43.567
yani biraz daha ilavelidir.

00:27:44.150 --> 00:27:46.706
Onun için biz Farsça'nın kestirme tarafına gitmişiz

00:27:47.226 --> 00:27:48.960
''Seriyy-i Sakatî'' diyoruz.

00:27:49.510 --> 00:27:52.792
Osmanlıca o tarafa, Farsça'ya fazla kaymıştır.

00:27:53.470 --> 00:27:55.950
''Seriyy-i Sakatî Cüneyd-i Bağdâdî'den duymuş.'' diyoruz.

00:27:56.170 --> 00:27:58.775
Hâlbuki Arapça usûle göre söyleyecek olsak;

00:27:59.170 --> 00:28:02.950
''Seriyyü's-Sakatîyyü Cüneydinü'l-Bağdâdî'den şöyle duydu, dedi.''

00:28:03.200 --> 00:28:04.617
dememiz lazım gelecekti.

00:28:05.573 --> 00:28:08.610
Mâ erâ lî alâ ehadin fadlen.

00:28:09.868 --> 00:28:15.261
''Kendimde hiçbir kimsenin üstünde bir üstünlük

00:28:15.261 --> 00:28:18.906
fazlalık, fazilet görmüyorum.''

00:28:19.570 --> 00:28:21.589
buyurmuş Seriyy-i Sakatî.

00:28:21.631 --> 00:28:23.630
Şaşırmış tabii dinleyenler.

00:28:23.892 --> 00:28:24.426
Demişler ki;

00:28:25.922 --> 00:28:27.548
Ve lâ ale'l-muhannesîn.

00:28:27.798 --> 00:28:31.406
''Muhanneslerden de daha üstün görmüyor musun kendini?''

00:28:41.176 --> 00:28:42.556
Kâle: Ve lâ ale'l-muhannisîn.

00:28:42.859 --> 00:28:44.731
''Muhanneslerden de üstün görmüyorum.''

00:28:45.840 --> 00:28:47.550
Muhannes ne demek?

00:28:47.844 --> 00:28:51.631
Muhannesi herhalde eskiler biliyordu ki halk şiirine girmiş.

00:28:53.206 --> 00:28:55.430
Bir halk şairinin dörtlüğü var, diyor ki;

00:28:55.632 --> 00:28:58.505
Muhannesin karnı doysa pilava

00:28:59.517 --> 00:29:02.491
Hayrı bereketi tavada sanır.

00:29:09.242 --> 00:29:11.761
Üç kuruşluk bir mum alsa yandırsa

00:29:12.500 --> 00:29:14.192
Cümle kâinâtı ziyada sanır.

00:29:15.299 --> 00:29:19.138
Yani anlaşılan, muhannes kötü huylu bir kimse demek.

00:29:23.920 --> 00:29:26.697
Araplar eğri büğrü şeylere muhannes derlermiş.

00:29:26.749 --> 00:29:32.732
Lügatten baktığımıza göre; kadın gibi erkeğe muhannes derlermiş.

00:29:33.308 --> 00:29:38.965
Erkek gibi, mert değil de nâmert olan kimseye muhannes derlermiş.

00:29:39.524 --> 00:29:41.751
Kadın gibi olanlara

00:29:42.437 --> 00:29:46.200
halk tabiri olarak da yani birbirlerine küfür edecekleri

00:29:46.200 --> 00:29:49.199
kızdıkları kavga edecekleri zaman ''Kahpe'' derler

00:29:50.528 --> 00:29:51.774
böyle sözler söylerler.

00:29:51.952 --> 00:29:53.727
Herhalde öyle bir şey bu muhannes;

00:29:56.683 --> 00:29:59.382
makbul olmayan insanlara verilen bir isim anlaşılan.

00:29:59.862 --> 00:30:01.987
''Muhanneslerden de üstün görmüyor musun kendini?''

00:30:02.300 --> 00:30:05.600
''Hayır, onlardan da üstün görmüyorum.'' demiş Seriyy-i Sakatî.

00:30:05.850 --> 00:30:08.165
Bu da büyüklerimizin tevâzuunu gösteriyor.

00:30:08.495 --> 00:30:12.411
Tabii onun kötü huyunu beğendiği için böyle demiyor.

00:30:13.201 --> 00:30:20.200
Kendisinde Allahu Teâlâ hazretlerine lâyık bir aʻmâl-i sâliha

00:30:20.330 --> 00:30:25.828
ona lâyık kulluk yapmış olma durumunu görmediği için söylüyor.

00:30:26.110 --> 00:30:29.776
Allah'a karşı kulluğunda mütevâzılığından

00:30:29.844 --> 00:30:32.184
kendini kusurlu gördüğünden kendisine bu sözü söylüyor.

00:30:32.355 --> 00:30:41.133
Buna benzer bir söz İmam-ı Rabbânî Efendimiz'den nakledilmiştir;

00:30:41.377 --> 00:30:44.740
''Kendimi bütün insanlardan aşağı görüyorum.'' demiş.

00:30:45.145 --> 00:30:45.675
Demişler ki;

00:30:45.750 --> 00:30:51.117
''Hindistan'a ticarete gelen şu Frenklerden de mi aşağı görüyorsun?''

00:30:51.863 --> 00:30:54.154
''Evet, onlardan da aşağı görüyorum.'' demiş.

00:30:54.341 --> 00:30:57.305
Mü'min kâfirden üstündür.

00:30:57.341 --> 00:30:59.888
Ne kadar aşağı olsak, kâfirden üstündür.

00:30:59.947 --> 00:31:01.338
Niye öyle söylüyor?

00:31:01.580 --> 00:31:06.542
Allah'a güzel kulluk yapamadığını düşündüğünden.

00:31:06.997 --> 00:31:09.580
''O kâfir hiç olmazsa cahil, bilmiyor;

00:31:09.101 --> 00:31:11.325
ben biliyorum da niye yapamıyorum?'' diye

00:31:11.503 --> 00:31:15.411
bir te'vil yoluyla demek ki kendisini hor görüyorlar.

00:31:15.685 --> 00:31:16.903
Tevâzu tabii.

00:31:17.304 --> 00:31:19.505
Tevâzu gösterene ne olur?

00:31:19.552 --> 00:31:22.290
Men tevâdaa rafaahullâh.

00:31:22.500 --> 00:31:24.812
''Kim mütevazı olursa, Allah onu yükseltir.''

00:31:25.470 --> 00:31:27.340
Ve men tekebbere vadaahullâh.

00:31:27.276 --> 00:31:30.681
''Kim kibirlenirse, kendisini başkasından üstün görürse

00:31:30.725 --> 00:31:33.340
onu da Allah indirir, alçaltır.''

00:31:33.340 --> 00:31:37.293
Onun için, hakiki bir tevâzu duygusu içinde yaşadıklarından

00:31:37.345 --> 00:31:40.529
mübarekler, kendilerini herkesten hor görmüşler.

00:31:40.668 --> 00:31:42.786
Kimsenin üstünde bir üstünlükleri

00:31:42.830 --> 00:31:44.681
faziletleri olmadığını düşünmüşler.

00:31:44.749 --> 00:31:46.486
Ama gerçek öyle mi?

00:31:46.521 --> 00:31:47.405
Gerçek öyle değil!

00:31:47.465 --> 00:31:50.194
Çok büyük alimler, çok kıymetli insanlar

00:31:50.547 --> 00:31:53.379
ama kendileri kendilerinde varlık görmüyorlar

00:31:53.771 --> 00:31:58.477
ve kendilerinde kibir, ucûb olmadığından böyle söylüyorlar.

00:31:58.950 --> 00:32:01.405
Ve bihî kâle semi'tü Seriyye yekûl.

00:32:01.583 --> 00:32:04.546
Aynı senetle, yine Cüneyd-i Bağdâdî'den gelen rivayette

00:32:04.621 --> 00:32:07.381
Seriyyi'nin şöyle dediğini duymuş Cüneyd-i Bağdâdî;

00:32:08.250 --> 00:32:14.273
İzâ fâtenî cüz'ün min virdî lâ yümkinunî en agdıyehû ebedâ.

00:32:14.698 --> 00:32:17.941
''Benim okumakta olduğum zikirlerimden, virdlerimden

00:32:18.231 --> 00:32:22.107
bir şey kaçtı mı, yapamadım mı artık

00:32:22.183 --> 00:32:27.601
onu yerine getirmem, ödemem asla mümkün olmaz.''

00:32:27.914 --> 00:32:28.601
Böyle dermiş.

00:32:41.167 --> 00:32:42.350
Sonradan okusak kıymeti yok.

00:32:42.407 --> 00:32:44.753
Vakti geçti, eskisi kadar kıymeti yok.

00:32:45.808 --> 00:32:50.313
''Kaçtı mı, artık onu herhangi bir şekilde ödemem asla mümkün değil.'' buyurmuş.

00:32:51.960 --> 00:32:55.845
Bu dikkatle evrâdlarına, zikirlerine bağlı olmuşlar.

00:32:56.199 --> 00:32:59.560
Bizim kardeşlerimizse vazifeyi alıyorlar;

00:32:59.148 --> 00:33:02.858
dervişlik vazifesini, zikir vazifesini yapamıyor, yapmıyor.

00:33:03.180 --> 00:33:03.923
Niye yapamadı?

00:33:03.982 --> 00:33:04.932
Hiçbir sebep yok.

00:33:05.340 --> 00:33:08.946
Sabahtan akşama, akşamdan sabaha geniş vakit var, yapamıyor.

00:33:09.822 --> 00:33:10.598
Neden yapamıyor?

00:33:10.673 --> 00:33:15.400
Şeytan iyi şeyi yaptırmamak için binbir tane oyun oynuyor

00:33:15.320 --> 00:33:16.272
bahane buluyor;

00:33:16.507 --> 00:33:19.260
gazete çıkıyor karşısına, televizyondan film çıkıyor

00:33:19.620 --> 00:33:21.722
arkadaş geliyor, mâlâyâni konuşuluyor.

00:33:21.797 --> 00:33:23.878
Oyunla eğlenceyle zamanlar harcanılıyor.

00:33:23.946 --> 00:33:29.733
Ama asıl evrâd, ezkâr hayırlı iken ibadet, taatler ihmale uğrayabiliyor.

00:33:29.769 --> 00:33:30.395
O nedir?

00:33:30.606 --> 00:33:33.116
Şeytanın bir aldatmacası ve oyunudur.

00:33:33.660 --> 00:33:36.706
O oyuna gelmemek, bu titizlikte olmak lazım.

00:33:39.794 --> 00:33:44.343
Evrâdından, ezkârından, günlük dervişlik vazifelerinden

00:33:44.435 --> 00:33:48.501
hiçbir şeyi kaçırmamaya çok dikkat etmek lazım.

00:33:49.965 --> 00:33:59.200
Semi'tü Ebâ Bekrin Muhammede'bne Abdillahi'bni Şâzân er-Râziyye yekûlü

00:33:59.256 --> 00:34:02.430
Semi'tü Ebâ Umera'l-Enmâtî yekûl

00:34:02.530 --> 00:34:03.947
Semi'tü Cüneyd yekûl

00:34:04.300 --> 00:34:08.188
Başka bir rivayet zinciriyle yine Cüneyd'e geldi iş.

00:34:08.415 --> 00:34:10.711
Yekûlü semi'tü Seriyy yekûl.

00:34:11.330 --> 00:34:17.960
''Dayım Seriyy-i Sakatî'nin şöyle dediğini duydum.''

00:34:18.967 --> 00:34:20.637
En yesleme dînuhû.

00:34:20.927 --> 00:34:24.293
ve yesterîha kalbuhû ve bedenuhû

00:34:24.503 --> 00:34:28.920
ve yekillâ gammuhû fe'l-ya'tezili'n-nâse

00:34:29.114 --> 00:34:32.560
li-enne hâzâ zamânu uzletin ve vıhdetin.

00:34:37.864 --> 00:34:41.505
"Dininin selamette olmasını kim istiyorsa."

00:34:41.814 --> 00:34:43.391
En yesleme dînuhû.

00:34:43.498 --> 00:34:46.146
''Dininin selamette olmasını kim istiyorsa.''

00:34:46.412 --> 00:34:48.650
Ve yesterîha kalbuhû.

00:34:48.371 --> 00:34:51.712
''Kalbinin rahat olmasını, istirahatta olmasını kim istiyorsa.''

00:34:51.819 --> 00:34:52.834
Ve bedenuhû.

00:34:55.289 --> 00:34:58.908
''Bedeninin rahat olmasını kim istiyorsa.''

00:34:59.436 --> 00:35:02.523
Ve yekillâ gammuhû.

00:35:02.971 --> 00:35:06.732
''Gamının, üzüntüsünün, tasasının az olmasını da kim istiyorsa.''

00:35:06.990 --> 00:35:08.393
Fe'l-ya'tezili'n-nâse.

00:35:08.706 --> 00:35:11.468
''İnsanlardan uzlete çekilsin, ayrılsın.''

00:35:11.559 --> 00:35:12.565
Li-enne hâzâ.

00:35:12.648 --> 00:35:13.482
''Çünkü bu.''

00:35:13.709 --> 00:35:15.622
Zamânu uzletin ve vıhdeh.

00:35:15.912 --> 00:35:17.141
''Uzlet zamanıdır.

00:35:17.217 --> 00:35:19.940
Tek başına böyle durma zamanıdır.'' demiş

00:35:19.940 --> 00:35:21.921
o zaman için, kendi zamanı için.

00:35:22.840 --> 00:35:24.146
O zaman insanlara karışma zamanı değildi

00:35:24.182 --> 00:35:27.448
çünkü insanlar dinî bakımdan zayıflamışlar.

00:35:27.754 --> 00:35:31.332
Konuşuldu mu, sohbet edildi mi insanın başına günahlar yağar.

00:35:31.661 --> 00:35:35.897
En iyisi uzlete çekilmek, ibadet etmek, tek başına durmaktır.

00:35:39.855 --> 00:35:41.810
''Kim dini selamette olsun

00:35:41.917 --> 00:35:49.321
kalbi ve bedeni, gönlü ve vücudu müsterih olsun

00:35:49.706 --> 00:35:52.190
gamı az olsun istiyorsa

00:35:52.952 --> 00:35:55.300
olsun diye arzusu varsa

00:35:55.224 --> 00:35:58.160
onu temenni ediyorsa; insanlardan ayrılsın.

00:35:58.840 --> 00:36:01.901
Çünkü bu zaman uzlette tek başına kalma zamanıdır.'' demiş.

00:36:04.381 --> 00:36:10.717
251'de vefat etmişti.

00:36:16.467 --> 00:36:21.249
130 senesinde Emevîler, ondan sonra Abbâsîler başa geçti.

00:36:23.716 --> 00:36:28.192
Saltanat, fitneler, çeşitli fırkalar

00:36:28.522 --> 00:36:30.834
fırkaların birbirleriyle çekişmesi

00:36:31.140 --> 00:36:39.301
Râfızîler, İranlılar, Zerdüşîler, zındıklar, bozuk sapık fırkalar;

00:36:40.614 --> 00:36:44.869
belki o zaman bir hayli mücadeleci zaman olmuş olabilir.

00:36:45.206 --> 00:36:48.680
Bugünlerde İmâm-ı Âzam Efendimiz'in hayatını okuyorum.

00:36:48.739 --> 00:36:54.262
Onun zamanı da öyle, fırtınalı, mücadeleli, çeşitli fırkaların olduğu zaman.

00:36:54.520 --> 00:36:56.596
Tabii o zamanda bu gibi hallerde

00:36:56.807 --> 00:37:00.475
insanın dini selamette olsun diye kenara çekilmesi lazım.

00:37:00.860 --> 00:37:02.846
Öyle durumlarda gönlü ve bedeni rahat olsun;

00:37:03.626 --> 00:37:12.217
gönlü yıkılmasın, bedeni de sopayla, yarayla zarar görmesin

00:37:12.435 --> 00:37:13.468
gamı kederi az olsun diye

00:37:13.528 --> 00:37:17.103
kenara çekilip kendi başına ibadetle taatle meşgul olmak lazım.

00:37:19.550 --> 00:37:22.325
İnsanların arasına insan niçin çıkar?

00:37:22.686 --> 00:37:24.740
İki ana sebeple çıkar.

00:37:24.800 --> 00:37:27.821
Bir; onlardan istifade etmek için çıkar.

00:37:27.864 --> 00:37:28.984
Buraya niye geldik?

00:37:29.313 --> 00:37:30.931
İlimden istifade edelim diye.

00:37:31.173 --> 00:37:32.497
Camiye niye gidiyoruz?

00:37:32.937 --> 00:37:34.977
Allah'ın evidir diye.

00:37:35.560 --> 00:37:37.660
Bazı yerlerde niye toplanıyoruz?

00:37:37.761 --> 00:37:42.282
Mübarek bir toplantı diye, istifade etmek için çıkar insan.

00:37:42.468 --> 00:37:46.563
Veyahut istifade ettirmek için, nasihat etmek için çıkar.

00:37:46.972 --> 00:37:49.180
Falanca yere gidiyor, nasihat ediyor;

00:37:49.295 --> 00:37:52.753
filanca yere gidiyor, ''Böyle etmeyin, şöyle yapmayın.'' diyor.

00:37:52.868 --> 00:37:56.429
Kahvehaneye giriyor, ''Orayı bırakın camiye gelin.'' diyor mesela.

00:37:56.798 --> 00:37:58.920
İki sebeple gidebilir.

00:37:59.337 --> 00:38:04.237
Ya kendisi din, iman ve sevap bakımından bir şey kazanacağı yere gider;

00:38:04.489 --> 00:38:07.575
ya da dini ve imanı sevap kazanacaktır diye.

00:38:07.609 --> 00:38:12.684
''Git cihad et, dilinle hakkı söyle.'' diye emrettiği için gider.

00:38:12.902 --> 00:38:15.395
Gafillere, cahillere onu anlatmak için gider.

00:38:15.676 --> 00:38:21.537
Bu iki şart, sebep, ortam olmadığı zaman;

00:38:21.811 --> 00:38:25.504
insan evinde durup kitap okumalı, Kur'an öğrenmeli, ezberlemeli

00:38:25.817 --> 00:38:27.807
tefsir okumalı, hadis okumalı.

00:38:27.969 --> 00:38:30.774
İnsan başı dinç olur, dini salim olur

00:38:30.977 --> 00:38:34.399
gönlü rahat olur, bedeni rahat olur, gamı az olur.

00:38:35.680 --> 00:38:37.380
Her zaman için olabilen

00:38:37.607 --> 00:38:41.443
her bölge için insanın düşünüp karar verebileceği bir şey bu.

00:38:43.847 --> 00:38:47.851
Semi'tü Muhammede'bne Haseni'l-Bağdâdîyye yekûlü

00:38:47.903 --> 00:38:51.354
Haddesenâ Ahmedü'bnü Muhammedi'bni Sâlihîn.

00:38:51.533 --> 00:38:53.811
Haddesenâ Muhammedü'bnü Abdûne

00:38:54.100 --> 00:38:57.272
haddesenâ Abdü Kuddusi'bni Kâsim kâle

00:38:57.299 --> 00:38:58.955
Semi'tü Seriyy yekûl

00:39:00.230 --> 00:39:02.362
Abdülkuddus b. Kâsım'dan rivayet edilmiş.

00:39:04.205 --> 00:39:07.740
Seriyy-i Sakatî'nin şöyle dediğini işitmiş o zât-ı muhterem.

00:39:08.205 --> 00:39:10.210
Küllü'd-dünyâ fudûlün.

00:39:10.906 --> 00:39:12.901
illâ hamsü hısâlin;

00:39:13.818 --> 00:39:16.346
hubzun yuşbiuhû, ve mâun yurvîhi

00:39:16.346 --> 00:39:19.865
ve sevbun yesturuhu, ve beytün yükinnuhu

00:39:19.865 --> 00:39:22.132
ve ilmun yesta'miluhû.

00:39:23.128 --> 00:39:25.390
Küllü'd-dünyâ fudûlün.

00:39:25.910 --> 00:39:32.880
''Dünyanın hepsi boştur, fazladır, lüzumsuzdur.

00:39:32.457 --> 00:39:36.639
Şu beş şey müstesnâ.''

00:39:42.646 --> 00:39:44.421
Hubzun yüşbiuhû.

00:39:44.893 --> 00:39:47.171
''Karnını doyuracak bir ekmek.''

00:39:51.484 --> 00:39:53.220
Ve mâun yürîhi.

00:39:53.653 --> 00:39:57.237
''Susuzluğunu giderecek, kandıracak bir su.''

00:39:57.614 --> 00:39:59.319
Ve sevbun yesturuhu.

00:39:59.799 --> 00:40:02.470
''Çıplaklığını örtecek bir elbise.''

00:40:05.705 --> 00:40:07.296
Ve beytün yükinnühu.

00:40:07.435 --> 00:40:10.605
''İçinde kendisini saklayıp barındıracak bir ev, oda.''

00:40:13.980 --> 00:40:15.977
Ve ilmün yesta'miluhû.

00:40:16.187 --> 00:40:20.321
''Kendisini sevk edecek bir ilim.''

00:40:21.277 --> 00:40:21.909
Bu da lazım.

00:40:22.800 --> 00:40:24.100
Yani ne yaparsa sevap kazanır

00:40:24.100 --> 00:40:28.775
bunu bilir de ona ittibâ ettiği zaman sevap kazanırsa

00:40:28.827 --> 00:40:29.947
böyle bir ilim lazım.

00:40:30.180 --> 00:40:34.316
Ekmek, su, elbise, ev, ilim; beş şey sayıyor.

00:40:43.707 --> 00:40:47.400
Gerisi hepsi boştur, yani fazladır, lüzumsuzdur!

00:40:47.761 --> 00:40:48.599
Ve bihî kâle

00:40:48.670 --> 00:40:54.760
Aynı rivayet zinciriyle yine o şahıs, en son râvi demiş ki;

00:40:54.297 --> 00:40:55.599
Ve kâle Seriyy.

00:40:56.204 --> 00:40:57.565
''Seriyy şöyle de söyledi.''

00:40:57.791 --> 00:41:01.984
et-Tevekkülü el-inhilâu mine'l-havli ve'l-kuvveh.

00:41:02.361 --> 00:41:11.220
''Tevekkül; kuvvetten ve havlden, güçten kendisini sıyırmaktır.''

00:41:15.304 --> 00:41:19.135
Tevekkül, Allah'a dayanmak, Allah'ı kendisine vekil edinmek demek.

00:41:19.218 --> 00:41:23.448
''Yâ Rabbi, ben âciz kaldım, sen güç sahibisin

00:41:23.492 --> 00:41:25.841
ben senin kulunum, seni vekil edindim

00:41:26.377 --> 00:41:29.888
sana ilticâ ediyorum, sen benim işimi yaparsın.'' diye

00:41:29.913 --> 00:41:31.733
ona dayanmak demek.

00:41:32.171 --> 00:41:34.331
Asıl tevekkül nedir?

00:41:34.478 --> 00:41:36.644
el-İnhilâu mine'l-havli ve'l-kuvveh.

00:41:36.879 --> 00:41:41.922
''Havl u kuvvetten kendisini hâl edip çıkarmaktır.'' diye tarif etmiş.

00:41:43.210 --> 00:41:46.520
Bir şey yapacağım diye çırpınmamak

00:41:47.175 --> 00:41:51.581
ve teslim olmak gibi bir mânayı anlatmak istemiş Allahu a'lem.

00:41:51.632 --> 00:41:52.899
Ve bi-isnâdihî kâle

00:41:53.260 --> 00:41:54.811
Aynı rivayet zinciriyle.

00:41:55.460 --> 00:41:56.352
Semi'tü Seriyy yekûl.

00:41:56.444 --> 00:41:57.564
Aynı râvi diyor ki;

00:41:57.750 --> 00:42:00.605
''Seriyy hazretlerinin şöyle dediğini duydum.''

00:42:00.855 --> 00:42:03.152
Erbaun min ahlâkı'l-ebdâl;

00:42:04.656 --> 00:42:07.619
istiksâu'l-verâ', ve tashîhu'l-irâde

00:42:07.619 --> 00:42:11.451
ve selâmetü's-sadri li'l-halk, ve'n-nasîhati lehüm.

00:42:11.733 --> 00:42:16.664
''Dört şey evliyâullahın ahlâkındandır.''

00:42:19.386 --> 00:42:22.406
Evliyâ kelimesi yerine ebdâl kelimesini kullanıyor.

00:42:25.710 --> 00:42:29.176
''Dört şey vardır, bunlar ebdâlın ahlâkındandır.''

00:42:29.292 --> 00:42:31.157
Evliyânın ahlâkındandır.

00:42:31.376 --> 00:42:38.934
Ebdâl veya büdelâ; bedel ve bedil kelimesinin çoğulu oluyor.

00:42:39.684 --> 00:42:48.230
Sayıları belli olan bazı sevgili kulları var, Allah'ın evliyâsı var.

00:42:48.230 --> 00:42:48.924
Evliyâullah var.

00:42:48.952 --> 00:42:52.871
Mesela ''Üçler, yediler, kırklar'' diyoruz.

00:42:53.510 --> 00:42:55.139
Bunlardan birisi vefat ederse

00:42:55.357 --> 00:43:01.428
Allah onun yerine birisini geçirirmiş, rakam aynı kalırmış.

00:43:01.694 --> 00:43:05.590
Onun için onlara ebdâl deniliyor.

00:43:05.198 --> 00:43:08.630
Sayısı belli olan yüksek rütbeli evliyâ demek.

00:43:09.700 --> 00:43:15.761
Dört şey, bu yüksek rütbeli evliyâullahın huylarındandır.

00:43:15.855 --> 00:43:19.187
1. İstiksâu'l-verâ'

00:43:20.310 --> 00:43:24.623
İstiksâ, bir şeyin kökünü bulmak çıkarmak demek.

00:43:24.937 --> 00:43:30.294
Verâ'ın ta dibine, köküne kadar verâ'ı uygulamak.

00:43:30.798 --> 00:43:37.961
Verâ', ‘ayn' ile, haramlardan, şüphelilerden, günahlardan

00:43:38.840 --> 00:43:40.651
son derece titizlikle sakınmak.

00:43:41.155 --> 00:43:43.610
Sakınan kimseye de verî' derler.

00:43:44.368 --> 00:43:49.761
‘Ve' harfi esreli olursa sıfat, üstünlü olursa mastar olur.

00:43:50.510 --> 00:43:55.609
Vera' sakınmak; verî' sakınan, titiz, takvâ ehli insan demek.

00:43:57.478 --> 00:43:59.664
O evliyâullahın âdeti neymiş?

00:44:00.271 --> 00:44:01.335
İstiksâu'l-vera'.

00:44:02.187 --> 00:44:04.721
Sakınmada ta kökünü dibini bulmak.

00:44:05.980 --> 00:44:09.880
En son noktasına kadar sakınmada titiz olmak.

00:44:09.259 --> 00:44:12.652
Şüpheliye, harama hiç yanaşmayacak bir titizlik.

00:44:13.172 --> 00:44:14.819
2. Ve tashîhu'l-irâde.

00:44:15.164 --> 00:44:17.161
''Ve iradesini düzeltmek.''

00:44:17.427 --> 00:44:19.404
İrade, insanın isteği demek.

00:44:20.456 --> 00:44:23.101
İrade edene de mürîd deniliyor.

00:44:24.684 --> 00:44:26.860
Asıl neyi istiyor insan?

00:44:26.241 --> 00:44:28.123
Niye dervişe ''mürit'' adı verilmiş?

00:44:28.285 --> 00:44:31.165
Allah'ı istiyor, Allah'ın rızasını istiyor.

00:44:31.312 --> 00:44:32.507
Onun için ''mürit'' denilmiş.

00:44:32.638 --> 00:44:39.527
İşte bu isteğini, iradesini, müritliğini, dervişliğini düzgün yapmak;

00:44:39.967 --> 00:44:43.707
kalbine başka niyet sokmamak, niyeti bozmamak

00:44:44.760 --> 00:44:48.208
niyetini hâlis tutabilmek, karıştırmamak

00:44:48.545 --> 00:44:52.152
kötü bir niyet olmamasına dikkat etmek.

00:44:52.633 --> 00:44:56.399
Niyetini, iradesini düzeltecek

00:44:56.808 --> 00:45:00.730
sağlam bir şekilde gayesine yönelmiş olacak.

00:45:00.846 --> 00:45:01.493
Gaye ne?

00:45:01.735 --> 00:45:03.203
Allah'ın rızasını kazanmak.

00:45:03.373 --> 00:45:04.894
Mârifetullaha ermek.

00:45:05.120 --> 00:45:06.639
Rızâ-i Bârî'ye nâil olmak.

00:45:06.690 --> 00:45:11.143
Allah'ın seveceği işi yapmak, sevgili kulu olmak.

00:45:11.552 --> 00:45:12.909
Bunu düzenlemek.

00:45:12.985 --> 00:45:15.780
3. Ve selâmeti sadri li'l-halk.

00:45:16.700 --> 00:45:21.154
''Bütün yaratıklara karşı kalbinin salim olması;

00:45:21.429 --> 00:45:24.911
yani onlara bir kötülük ulaşmasını istememesi

00:45:25.494 --> 00:45:29.861
hiç kimseye karşı kalbinde bir kötülük isteği bulunmaması.''

00:45:30.790 --> 00:45:31.290
Selâmetü's-sadr.

00:45:31.390 --> 00:45:36.321
''Kalbinde kin, düşmanlık vesaire gibi duyguların olmaması.''

00:45:36.714 --> 00:45:40.269
Gönlünden kimseye kötülük istemeyecek.

00:45:51.820 --> 00:45:53.196
4. Ve'n-nasîhatü lehüm.

00:45:56.920 --> 00:46:03.240
İnsanlara karşı nasihat.

00:46:03.258 --> 00:46:06.316
Nasihat sözü, Türkçe'de öğüt mânasına kullanılıyor.

00:46:06.550 --> 00:46:08.925
''Babası oğlunu karşısına aldı, nasihat etti.''

00:46:09.381 --> 00:46:11.280
''Öğüt verdi.'' mânasına geliyor.

00:46:11.537 --> 00:46:15.611
Hadîs-i şerîflerde ve eski Arapça'da nasihat

00:46:15.980 --> 00:46:17.986
öğüt mânasına değildir;

00:46:18.514 --> 00:46:23.854
samimiyet, ihlâs, iyi niyetlilik demektir.

00:46:25.231 --> 00:46:25.650
Hatta;

00:46:25.694 --> 00:46:27.306
ed-Dînü en-nasîhatü.

00:46:27.306 --> 00:46:30.610
''Din tepeden tırnağa nasihatten ibarettir.'' deyince

00:46:30.672 --> 00:46:32.627
millet sanıyor ki; din öğüt vermek demektir.

00:46:33.250 --> 00:46:33.850
Hayır.

00:46:34.188 --> 00:46:35.796
Vermese de din vardır.

00:46:36.140 --> 00:46:38.112
insanın şahsen özel hayatı vardır

00:46:38.346 --> 00:46:40.339
Hiç kimseden öğüt almasa, öğüt vermese de.

00:46:40.381 --> 00:46:42.596
ed-Dînü en-nasîhatü ne demek?

00:46:42.647 --> 00:46:44.122
İyi niyetli olmak.

00:46:44.634 --> 00:46:50.664
Nitekim bu hadîs-i şerîfin sonucu, devamı nasıl gelir?

00:46:53.579 --> 00:46:58.424
''Din iyi niyetliliktir, nasihattir, yani hâlis kalpliliktir.''

00:46:59.488 --> 00:47:02.499
Kâlû li-men? ''Yâ Resûlallah, kime karşı iyi niyetlilik?''

00:47:03.153 --> 00:47:05.340
Kâle li'llâhi. ''Allah'a karşı.''

00:47:05.879 --> 00:47:08.220
Ve li-kitâbihî. ''Kitabına karşı.''

00:47:08.248 --> 00:47:11.480
Demek ki buradan anlıyoruz ki nasihat öğüt vermek değil

00:47:11.131 --> 00:47:13.171
çünkü Allah'a öğüt veremez;

00:47:13.255 --> 00:47:16.577
o halde Lillâhi dendiğine göre, nasihat;

00:47:17.200 --> 00:47:19.329
samimi olmak, iyi niyetli olmak demektir.

00:47:19.618 --> 00:47:20.384
Bunu unutmayın.

00:47:20.610 --> 00:47:22.231
Bazıları yanlış tercüme ediyorlar

00:47:22.275 --> 00:47:24.163
yanlış anlıyorlar, yanlış anlatıyorlar

00:47:24.540 --> 00:47:25.918
yanlış yerde kullanıyorlar.

00:47:26.128 --> 00:47:27.918
ed-Dînü en-nasîhatü diye

00:47:28.184 --> 00:47:29.479
''Din öğüt vermekten ibarettir.

00:47:29.634 --> 00:47:31.824
Kardeşim ben de sana öğüt vereceğim.'' diyor.

00:47:32.300 --> 00:47:34.857
O, o mânaya değil; açık kalplilik, samimi olmak demek.

00:47:35.282 --> 00:47:38.258
Kalbinde kimseye karşı kin beslemeyecek

00:47:38.532 --> 00:47:41.548
ve herkese karşı iyi niyetli olacak.

00:47:41.703 --> 00:47:45.314
Herkesin iyiliğini isteyecek, hâlis olacak.

00:47:46.564 --> 00:47:48.909
Evliyâlık ahlâkı buymuş.

00:47:50.757 --> 00:47:54.658
Demek ki son derece takvâlı olacak, şüpheliye bile yanaşmayacak.

00:47:55.146 --> 00:47:59.984
İrâdesi, niyeti düzgün olacak.

00:48:02.860 --> 00:48:03.906
Kur'ân-ı Kerîm'de buyuruluyor ki

00:48:05.196 --> 00:48:07.299
''İnsanların bir kısmının niyeti dünyadır.''

00:48:09.105 --> 00:48:11.120
Minküm men yürîdü'd-dünyâ.

00:48:13.796 --> 00:48:15.578
Ve minküm men yürîdü'l-âhireh.

00:48:15.645 --> 00:48:18.400
''Bir kısmının niyeti ise âhirettir.''

00:48:18.258 --> 00:48:20.788
İnsanların kimisi dünyalık, kimisi sevap peşindedir.

00:48:21.460 --> 00:48:25.910
Hatta bazı insanlar dünyalık kazanmak için dini bile alet eder

00:48:25.910 --> 00:48:27.524
o da en kötü durumdur.

00:48:33.383 --> 00:48:37.573
Bir kısmı da Allah'ın rızası peşindedir.

00:48:38.720 --> 00:48:40.310
O da âyet-i kerîmelerde vardır.

00:48:43.809 --> 00:48:48.637
Va'sbir nefseke meallezîne yed'ûne rabbehüm bi'l-gadâti ve'l-aşiyyi

00:48:49.264 --> 00:48:54.330
yürîdûne vechehû, ve lâ ta'dü aynâke anhüm türîdü zînete'l-hayâti'd-dünyâ.

00:48:56.636 --> 00:48:59.739
Sahâbe-i kirâmdan bir kısmının da aklı fikri

00:49:01.616 --> 00:49:05.180
ne dünya imiş, ne ukbâ imiş; sadece Mevlâ imiş.

00:49:10.199 --> 00:49:11.319
Yürîdûne vechehû.

00:49:11.415 --> 00:49:14.116
''Allah'ın vech-i pâkine yönelmişler

00:49:14.116 --> 00:49:16.250
O'nu istiyorlar, O'nu temenni ediyorlar.''

00:49:16.342 --> 00:49:20.992
Âşık-ı sâdıklar demek ki. İradenin tashîhi de bu demek.

00:49:21.417 --> 00:49:23.273
Sen bu işi yapıyorsun, niye yapıyorsun?

00:49:23.316 --> 00:49:24.346
Tarikate niye girdin?

00:49:24.580 --> 00:49:25.969
İbadeti niye yapıyorsun?

00:49:26.210 --> 00:49:27.346
Niye müslüman oldun?

00:49:27.866 --> 00:49:31.950
Bundan maksat ne; dünyalık mı? Değil.

00:49:31.869 --> 00:49:32.660
Öteki mi? Değil.

00:49:32.728 --> 00:49:33.821
Beriki mi? Değil. Nedir?

00:49:34.190 --> 00:49:35.552
Allah'ın rızasını kazanmak.

00:49:35.738 --> 00:49:40.393
Bunu iyice kontrol etmesi lazım insanın, iyice düşünmesi lazım.

00:49:40.651 --> 00:49:45.921
Düşünmezse insanın içi, nefsi, şeytan aldatır.

00:49:46.433 --> 00:49:52.598
Sanki ibadet yapıyorum sanır ama aslında niyeti dünya olabilir.

00:49:53.467 --> 00:49:58.380
Sanki âhiret ehliymiş gibi görünür ama aslında dünya ehli olabilir.

00:49:59.110 --> 00:50:00.733
Kendisi kendisini de aldatabilir.

00:50:01.470 --> 00:50:02.596
Kendisi de iyi anlayamayabilir.

00:50:02.695 --> 00:50:06.505
Onun için, asıl başında bir mürşidin onu ikaz etmesi lazım.

00:50:08.310 --> 00:50:11.830
İşte bu iradesini iyice düzenlemeli.

00:50:11.182 --> 00:50:13.705
Ben ne istiyorum, gayem nedir

00:50:14.756 --> 00:50:16.510
gayeme uygun hareket ediyor muyum

00:50:16.510 --> 00:50:18.441
yoksa sapma ve kayma var mı?

00:50:18.611 --> 00:50:20.203
Misalle anlatmak gerekirse;

00:50:20.247 --> 00:50:23.485
mübarek zâtlardan birisi

00:50:23.648 --> 00:50:27.473
her namazını birinci safta imamın arkasında kılarmış.

00:50:28.866 --> 00:50:30.330
Bir gün abdesti geç almış

00:50:30.953 --> 00:50:35.145
demek ki tutturamadı abdesti, geç kalmış camiye, en arka safta kalmış.

00:50:36.260 --> 00:50:39.346
İmamın arkasında kılan hacı efendi

00:50:39.346 --> 00:50:44.595
sakallı, büyük zât, en arkada kalmış bu sefer.

00:50:45.590 --> 00:50:49.521
''Eyvah, beni böyle en arkada görürlerse bu halk ne der?''

00:50:50.380 --> 00:50:50.741
Çok utanmış.

00:50:52.333 --> 00:50:55.527
Utanınca, bir de kendisine dikkat etmiş ki;

00:50:55.841 --> 00:50:59.984
''Ya ben en arkada kaldıysam, abdesti tamamlayamadığım için kaldım.

00:51:00.710 --> 00:51:02.377
Halktan utanmama ne gerek var?

00:51:02.445 --> 00:51:08.160
Demek ki ben halkın beğenmesine değer veriyormuşum.

00:51:08.313 --> 00:51:12.130
Demek ki ben ön safta görünmekten hoşlanıyormuşum da

00:51:12.366 --> 00:51:16.238
arka safta olunca orada beni beğenmezler diye

00:51:16.238 --> 00:51:17.526
ondan dolayıymış bunlar.

00:51:17.586 --> 00:51:22.897
Demek ki halkın rağbetine vesairesine kıymet veriyormuşum.

00:51:23.258 --> 00:51:25.313
Vay ben riyâkârmışım demek ki.

00:51:25.556 --> 00:51:27.758
Demek ki her işimi Allah rızası için yapmıyormuşum da

00:51:27.794 --> 00:51:29.542
gösteriş de karışmış bunun içine.''

00:51:29.927 --> 00:51:31.897
Bilmem kaç senelik ibadetini ödemiş.

00:51:33.280 --> 00:51:36.666
''Bu fikir varsa benim içimde bu ibadet olmamıştır.'' diye

00:51:36.765 --> 00:51:39.629
kaç senelik ibadetini ödemeye girişmiş.

00:51:39.855 --> 00:51:43.296
İşte bu, niyet-i tashîhin bir misali olabilir.

00:51:44.150 --> 00:51:48.727
Gönlü herkese karşı sâlim olacak

00:51:48.866 --> 00:51:50.312
kimsenin kötülüğünü istemeyecek

00:51:50.347 --> 00:51:53.822
kin ve adâvet tutmayacak, herkese iyi niyetle bakacak.

00:52:12.429 --> 00:52:20.110
Semi'tü ebe'l-Abbasi'l-Bağdâdîyye, yekûlü

00:52:20.790 --> 00:52:23.148
Semi'tü Ca'fereni'l-Huldiyye yekûlü

00:52:23.438 --> 00:52:25.125
Semi'tü Cüneyde yekûl

00:52:25.732 --> 00:52:26.677
Kâle Seriyyu

00:52:26.729 --> 00:52:32.420
Allahümme mâ azzebtenî bi-şey'in fe-lâ tuazzibnî bi-zülli'l-hicâb.

00:52:35.110 --> 00:52:39.930
Ebu'l-Abbas Bağdâdî, Cafer-i Huldî'den duymuş.

00:52:39.366 --> 00:52:41.232
O da Cüneyd-i Bağdâdî'den duymuş ki

00:52:41.323 --> 00:52:45.614
Seriyy-i Sakatî hazretleri şöyle dua ediyormuş.

00:52:46.340 --> 00:52:48.749
Allâhümme. ''Ey benim Rabbim, Allah'ım.

00:52:49.134 --> 00:52:50.623
"Mâ azzebtenî bi-şey'in."

00:52:50.706 --> 00:52:54.300
''Eğer beni bir şeyle azaplandıracaksan

00:52:54.896 --> 00:52:59.786
bir kabahatim var da beni bir şeyle cezalandıracaksan.''

00:53:00.200 --> 00:53:02.107
Fe-lâ tuazzibnî bi-zülli'l-hicâb.

00:53:03.191 --> 00:53:09.810
''Sana yakın kul olmaktan perdelenmeyle beni cezalandırma.''

00:53:11.632 --> 00:53:15.807
Araya perdeler koyup da müşâhededen beni mahrum etme.

00:53:18.177 --> 00:53:22.703
Senin cemalini müşâhedeyi kesip de beni öyle cezalandırma.

00:53:22.858 --> 00:53:23.978
Başka şeyle cezalandır;

00:53:24.326 --> 00:53:29.850
hastalık, yokluk, dert, düşman, sopa, dayak olsun.

00:53:32.322 --> 00:53:33.286
Padişah çocuğu.

00:53:33.330 --> 00:53:34.450
Kendisi padişah.

00:53:34.646 --> 00:53:41.166
İbrahim b. Edhem bostan bekçiliği yaparken birisi gelmiş bir şey istemiş.

00:53:41.567 --> 00:53:43.687
''Bostan benim değil, ben bekçisiyim.'' demiş.

00:53:44.460 --> 00:53:45.920
Başlamış asker dövmeye.

00:53:46.337 --> 00:53:50.640
''Döv, Allah'a iyi kulluk edemeyene böyle sopalar çok lâyıktır.'' demiş.

00:53:50.953 --> 00:53:53.440
Sopadan bile korkmuyor, öldürürse korkmuyor.

00:53:53.682 --> 00:53:55.774
Allah'ın âşıklısı olan insan.

00:53:56.560 --> 00:53:56.752
Bu da diyor ki

00:53:56.752 --> 00:54:00.481
''Beni bir şeyle azaplandıracaksan senden mahrum etmekle azaplandırma.

00:54:00.667 --> 00:54:02.475
Araya perde koyarak azaplandırma.

00:54:02.852 --> 00:54:06.200
''"Demek ki mübarek müşâhede zevkinde, lezzetinde, onu tatmış

00:54:06.323 --> 00:54:07.262
''Bundan mahrum etme.'' diyor.

00:54:07.324 --> 00:54:11.211
''Önüme perdeler koyup da cemâl-i pâkini müşahededen, yâ Rabbi

00:54:11.303 --> 00:54:13.124
beni mahrum ederek cezalandırma.

00:54:13.382 --> 00:54:21.160
Aman bunu yapma da, başka ne yaparsan yap.'' diye

00:54:21.273 --> 00:54:22.795
öyle dua etmiş mübarek.

00:54:23.132 --> 00:54:24.691
Allah şefaatlerine erdirsin.

00:54:25.116 --> 00:54:26.640
İki cihanda aziz eylesin.

00:54:27.900 --> 00:54:31.498
Cennetiyle cemâliyle, onları da bizleri de müşerref eylesin.

