WEBVTT 00:00:00.830 --> 00:00:02.250 Bismillâhirrahmânirrahîm. 00:00:02.291 --> 00:00:12.125 el-Hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîne hamden kesîran tayyiben mübâreken fîhi alâ külli hâlin ve fî külli hîn. 00:00:12.326 --> 00:00:18.152 Kemâ yenbeğî li-celâli vechihî ve li-azîmi sultânihî. 00:00:18.222 --> 00:00:27.488 Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ hayri halkıhî eşrafi'l-verâ muhammedini'l-mustafâ 00:00:27.541 --> 00:00:32.750 ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-din. 00:00:33.410 --> 00:00:35.708 Aziz ve mübarek ve sevgili kardeşlerim! 00:00:35.792 --> 00:00:43.834 Çok muhterem Hocamız'ın ruhuna okunmuş olan hatimleri, 00:00:43.874 --> 00:00:58.916 çekilen salavât-ı şerîfeleri ve sair süver-i Kur'âniyeyi ve kelime-i tevhid hatimlerini, 00:01:00.999 --> 00:01:13.374 okunmuş olan bunların burada duasını yapalım diye şurada toplanmış bulunuyoruz. 00:01:13.500 --> 00:01:24.167 Bundan önceki senelerde muhterem hocamızın [vefatının] sene-i devriyelerinde 00:01:26.375 --> 00:01:40.917 çeşitli şekillerde hocamızı anmağa, ruhu şâd olsun diye çeşitli çalışmalar yapmaya gayret etmiştik. 00:01:41.375 --> 00:01:52.417 Bir keresinde, yolu tasavvuf olduğu için, tasavvuf sempozyumu tertiplemiştik, bir kitap halinde çıktı. 00:01:52.500 --> 00:02:01.500 Çok kıymetli üniversite hocaları, ilim adamları bu hususta 00:02:01.583 --> 00:02:07.833 çok kıymetli bilgiler ihtiva eden tebliğler sunmuşlardı. 00:02:07.874 --> 00:02:21.166 Bu sene hocamızın anılmasına geçtiğimiz Pazartesi'den önümüzdeki Pazar'a kadar 00:02:21.208 --> 00:02:27.875 bir hafta anma haftası tertip etmiş olduk. 00:02:27.874 --> 00:02:36.333 Bu anma haftasının içinde bu akşam, hocamıza indirilmiş olan hatimlerin, 00:02:36.416 --> 00:02:52.541 yapılan ibadetlerin duası gecesidir. Hocamızı cemaatimizin büyük kısmı bilir ve tanır. 00:02:53.750 --> 00:03:03.750 Bilmeyenler için de bir bilgi olsun diye hatırlatalım. 00:03:03.792 --> 00:03:12.840 Hocamız rahmetullahi aleyh Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in evlatlarından idi. 00:03:12.166 --> 00:03:25.625 Onun mübarek sülalesinden Kafkasya'ya gelmiş seyyidlerden, seyyid ailesinden idi. 00:03:25.666 --> 00:03:34.833 Kafkasya'nın eski bir hanlık merkezi olan Nuha şehrinde dünyaya gelmiş. 00:03:34.916 --> 00:03:47.625 Şimdi Azerbaycan'ın iç kısımlarında Dağıstan'ın güneyinde yer alan Nuha şehrinde dünyaya gelmiş. 00:03:47.750 --> 00:03:54.251 Bu şehrin şimdiki adı Şeki kasabası. 00:03:54.333 --> 00:04:01.834 Ben görmedim görenlere sordum, hocamızın ailesinin yerleşmiş olduğu Bursa'ya benzeyen, 00:04:01.916 --> 00:04:11.166 ipekçilikle geçinen, dağ yamacında, ahalisi tertemiz has müslüman olan 00:04:11.208 --> 00:04:20.333 güzel bir kasaba olduğunu Azerbaycan Müftülüğü'nden bir hocaefendi anlatmıştı. 00:04:20.874 --> 00:04:34.999 "Hocamız rahmetullahi aleyh cennet mekân[ın] şemâili, simâsı, şekli nasıldı?" diye soranlara 00:04:34.999 --> 00:04:41.750 bir açıklama olsun diye söylüyorum. Çok heybetli bir kimseydi. 00:04:43.916 --> 00:04:50.916 Heybeti kadar da sevimli, hoş ve güzel bir kimseydi. 00:04:51.291 --> 00:05:02.416 Herkes sevdiğini güzel görür de, yalnız hocamızın tanımadığı insanlar üzerindeki intibâsı da böyleydi. 00:05:02.458 --> 00:05:08.250 İlk defa Ankara'ya geldiği zaman, bizim evimizin sahibesi, 00:05:13.291 --> 00:05:19.917 o civardaki bir kasabadan bir Anadolu hanımı, ev sahibesi yaşlı teyze geldi bana soruyor; 00:05:19.916 --> 00:05:28.166 şöyle şu cümleyle soruyor; Kimdi o güzel adam? Yani sizin eve gelmiş o güzel adam kimdi? 00:05:28.208 --> 00:05:31.542 Hocamızı uzaktan görmüş, böyle anlatıyor. 00:05:31.666 --> 00:05:37.500 Anadolu tabiriyle, kalbinden geçeni diliyle aynen söyleyen bir safiyet içinde, 00:05:37.541 --> 00:05:41.125 "Kimdi o güzel adam?" diye öyle soruyor. 00:05:41.166 --> 00:05:47.420 Hocamız rahmetullahi aleyh cennet mekân biz evlatlarını zaman zaman yanında gezdirirdi. 00:05:47.410 --> 00:05:53.792 "Gel bakalım." diye alırdı muhtelif şehirlere giderdik, muhtelif camilerde namaz kılardık. 00:05:54.541 --> 00:06:01.167 Onu uzaktan görenler yanıma yanaşıp sorarlardı; Kim bu zât-ı muhterem? Bu mübarek şahıs kim? 00:06:01.249 --> 00:06:11.833 Yani derhal bir kalabalığın içinde müstesna olarak dikkati çeken bir güzelliği, heybeti ve cazibesi vardı. 00:06:12.541 --> 00:06:24.830 Pembe beyaz teni, kırmızı yanakları vardı. Uzun, heybetli sakalı vardı. Güleç bir yüzü vardı. 00:06:24.124 --> 00:06:29.833 Görenleri kendisine bendeden bir güzel hali vardı. 00:06:32.833 --> 00:06:40.625 Çok güzel konuşurdu, tesirli konuşurdu ve irticalen konuşurdu. 00:06:40.666 --> 00:06:50.875 Önceden hazırlanmaya ihtiyaç duymayan bir coşkunlukla konuşurdu, bilhassa hutbeleri müthiş idi. 00:06:50.916 --> 00:06:58.583 Yani müthiş kelimesi, insanı korkutan, dehşet veren, çok heybetli hutbe irâd ederdi. 00:06:58.625 --> 00:07:06.167 Rahmetli Ali Rıza Sağman'ın ziyaretine gitmiştik. O da aynı şeyi dikkatini çekmiş. 00:07:06.625 --> 00:07:15.501 Öyle tanıtmıştı [beni] yanındakilere; "Bu şahsın hocası şöyle kimseydi." diye 00:07:15.541 --> 00:07:23.167 hutbelerdeki heybetinden, heybeti dikkatini çekmiş onun üzerinde durarak anlatmıştı. 00:07:23.208 --> 00:07:32.583 Hocamız hutbede, sanki bir İslâm ordusunun önündeki bir başkomutan gibi, 00:07:32.750 --> 00:07:34.459 o kadar heybetli olurdu. 00:07:34.458 --> 00:07:41.417 Başımızı kaldırıp da konuşurken yüzüne bakmaya cesaret edemeyecek kadar tesiri altına alırdı 00:07:41.458 --> 00:07:48.458 ve çok güzel konuları işlerdi. Haftalarca bir konuyu işlerdi ve bıktırmadan işlerdi. 00:07:48.500 --> 00:07:53.792 Üç hafta, dört hafta, beş hafta, altı hafta bir konuyu aldı mı derinliğine, 00:07:53.792 --> 00:07:57.459 derinliğinden daha derinliğine öyle işlerdi. 00:07:57.500 --> 00:08:01.667 Bendeniz kardeşiniz ilahiyat fakültesinde profesörüm. 00:08:01.708 --> 00:08:11.250 Bir ev dolusu, daire dolusu kitabım var ama kitaplarda olmayan, kitaplarda görülemeyecek olan, 00:08:11.333 --> 00:08:19.840 profesörlerin bilmediği, bilemeyeceği çok şeyi kendisinden öğrendim, dinledim. 00:08:19.124 --> 00:08:25.830 Başkaları da muhakkak öyle görmüşlerdir, dinlemişlerdir, aynı kanaate gelmişlerdir. 00:08:25.999 --> 00:08:34.958 Müridleri, muhibleri arasında çok yüksek şahsiyetler vardı. 00:08:34.999 --> 00:08:43.500 Yurt içinden, yurt dışından bakanlar, reisicumhurlar vardı, ziyaretine gelirlerdi. 00:08:43.583 --> 00:08:50.292 Onların arasında, hürmet ettiğim şahıslar arasında mesela Irak'ın Diyanet İşleri Başkanı 00:08:50.333 --> 00:08:53.292 meşhur alim Emced ez-Zehâvî'yi hatırlarım. 00:08:53.999 --> 00:09:01.541 Memleketin içinden de nice tanınmış büyük şahıslar ziyaretine gelirlerdi. 00:09:01.583 --> 00:09:08.840 Bunlardan birkaç tanesini söylemek istiyorum.İstanbula ilk geldiği zaman, 00:09:09.916 --> 00:09:18.625 Ali Haydar Efendi hazretleri, yaşlı, ayaklarında hafif felç gibi bir durum olduğu için 00:09:18.625 --> 00:09:25.209 evinden dışarıya çıkamıyor. Hocamız kendisini babamla beraber ziyarete gitmiş. 00:09:25.249 --> 00:09:29.291 Merdivenden yukarıya, bulunduğu daireye çıkacaklar. 00:09:29.375 --> 00:09:35.709 Fakat merdivenin başına Ali Haydar Hoca efendi gelmiş, ev halkı da; 00:09:35.750 --> 00:09:39.709 "Otursanız, kalkmasanız, zaten rahatsızsınız." 00:09:39.750 --> 00:09:46.251 Zaten yaşı da daha yüksek, tabii hocamızdan daha yaşlı mübarek. 00:09:46.291 --> 00:09:53.830 "İşte otursanız, kalkmasanız." deyince;"Bu zâta mı kalmayacakmışım! Bu zâta mı kalmayacakmışım! 00:09:53.249 --> 00:09:58.875 Bu zâta mı kalmayacakmışım!" diye tekrar tekrar söylediğini hocamız nakleder. 00:09:58.916 --> 00:10:08.875 Dikkatimi çeken ziyaretlerinden, ziyaretlerden biriside rahmetullahi aleyh Sami Efendi. 00:10:08.916 --> 00:10:16.375 Ramazanoğlu Sami Efendi hazretleri 20-30 müridiyle hocamızı ziyarete geldiler. 00:10:16.416 --> 00:10:24.708 Çok dikkatimi çeken bir husus, hiç konuşma olmadı. İçeriye girdiler, mindere oturdular. 00:10:24.750 --> 00:10:28.840 Hocamız şöyle köşede oturuyordu. 00:10:28.830 --> 00:10:32.917 Bütün müridân oturdu, ben merak ediyorum bakalım ne konuşacaklar filan diye. 00:10:32.999 --> 00:10:37.625 Fakat hiç sözü ağızdan dışarıya çıkartmadılar. 00:10:37.666 --> 00:10:46.958 Herhalde gönülden gönüle, kimsenin anlamadığı şekilde konuştular, ondan sonra ziyaretçiler ayrıldılar. 00:10:49.833 --> 00:10:56.709 Hacda, Arafat'a çıkılmış, hocamız çadırda. 00:10:56.708 --> 00:11:05.334 Arkadaşlarımız, ağabey yaşta olanlar, büyükler çadırda bulunuyorlar. Kalabalık bizim çadır. 00:11:05.916 --> 00:11:15.166 İki tane Pakistanlı gelmiş, kapının önünde, çadırın kapısının önünde diz çökmüşler, 00:11:15.208 --> 00:11:24.500 öyle bir hürmetkâr vaziyette böyle, öyle gelmişler. Ve bir taraftan da bir şeyler söylüyorlarmış. 00:11:24.541 --> 00:11:31.417 Bir arkadaş, öteki o dili bilenden anlattığına göre şöyle, dediklerini bana anlattı; 00:11:31.416 --> 00:11:40.583 Biz Pakistan'da gökte bir nur gördük. O nuru takip ederek Hacca kadar geldik. 00:11:40.666 --> 00:11:44.625 Hacda bu nuru takip ettik, Arafat'a kadar geldik. 00:11:44.666 --> 00:11:48.500 Arafat'ta bu nuru takip ettik bu çadırın yanına kadar geldik. 00:11:48.541 --> 00:11:54.583 Bu çadırdan çıkıyor bu nur." diye böyle diyormuş gelen iki Pakistanlı. 00:11:54.625 --> 00:11:59.167 Gelmişler, sonra hocamızın elini öpmüşler. 00:11:59.625 --> 00:12:08.875 Suud'dan bakanlar vardı yani vekil dediğimiz, kabinede görev almış kimseler. 00:12:08.957 --> 00:12:13.749 Kendilerine Harem-i Şerif'teki dairelerini vermişlerdi. 00:12:13.833 --> 00:12:26.375 Hocamız son senelerinde Kâbe-i Müşerrefe'nin olduğu o el-Mescidü'l-Haram'da itikâf eylemişti. 00:12:26.416 --> 00:12:33.666 Ramazan'ın dışında ve Ramazan'da orada özel, Harem-i Şerif'in içinde vekillere mahsus, 00:12:33.666 --> 00:12:43.333 tahsis edilmiş olan dairede itikâf etmişti. Yurt dışından müftülerden müridleri vardı. 00:12:43.375 --> 00:12:48.750 Mesela Haleb Müftüsü onlardan, benim hatırladıklarımdan birisi. 00:12:48.792 --> 00:12:53.626 Daha başka yerlerde de muhakkak hatırlamadığım kimseler vardır. 00:12:53.666 --> 00:13:00.666 Milyonlarca tanıyan, kendisini seven kimse vardı. 00:13:00.708 --> 00:13:06.626 Bizim, Baba Tahir diye severek lakaplandırdığımız kardeşimiz anlatıyor; 00:13:06.666 --> 00:13:10.625 "Böyle hacca gittiğimiz zaman mübarek sandığım insanları 00:13:10.625 --> 00:13:14.167 anlamaya çalışırdım simalarından, yanlarına sokulurdum. 00:13:14.249 --> 00:13:21.125 Pakistanlı mıdır, Malezyalı mıdır, Hindistanlı mıdır, çok nurlu kimse gördüm, 00:13:21.124 --> 00:13:25.458 etrafında da herkes hürmet ediyorlar, elini öpüyorlar. 00:13:25.500 --> 00:13:31.667 Aldım, 'Bir hocamız var.' dedim, hocamızın yanına getirdim." diyor kendisi. 00:13:31.708 --> 00:13:39.292 Fakat, "Efendim işte bunu şurada gördüm, şöyle bir kimseymiş." filan derken hocamız, 00:13:39.375 --> 00:13:41.334 "Tanıyorum, tanıyorum." demiş. 00:13:41.375 --> 00:13:48.375 Kendi aralarında öyle, sanki 40 yıllık âşina gibi konuşmuşlar diye hayretle anlatıyordu. 00:13:48.375 --> 00:13:52.917 "Nereden tanışıyorsa... Evliyâ divanından mı tanışıyor?" demek istiyordu yani. 00:13:53.208 --> 00:14:03.840 Biz geçtiğimiz anmalarda bir tasavvuf sempozyumu yaptık ki yani bu ilmin ehemmiyeti ve şerî ilimler, 00:14:03.124 --> 00:14:13.791 şeriat ilimleri arasındaki mevkiinin kıymeti anlaşılsın, o hususta bilgiler tazelensin diye. 00:14:15.458 --> 00:14:26.420 Rüyada görenler, onun mânevî makamı hakkında rüyalarda işaretlerini görenler 00:14:26.830 --> 00:14:36.584 ve nasıl mertebesinin yüksek olduğunu rüyada kendilerine, işte kutbu'l-aktabtır, gavs-ı âzamdır diye 00:14:36.625 --> 00:14:39.959 rüyada bildirildiğini nakleden kardeşlerimiz var. 00:14:40.830 --> 00:14:48.834 O mânevî hayatın incelikleri tabii, oralara girmek istemiyoruz. Girsek de esrardandır... 00:14:48.833 --> 00:15:05.420 Hocamız rahmetullahi aleyh bundan 12 yıl önce 1980 yılında haccı yapmış olarak geldiler 00:15:05.124 --> 00:15:12.499 ve bir hafta sonra o tertemiz haliyle, yatakta hasta olarak geldiler 00:15:12.500 --> 00:15:18.251 ve âhirete bir Perşembe günü öğleden önce irtihal eylediler. 00:15:18.291 --> 00:15:26.167 Kabri de bu şu anda bulunduğumuz Süleymaniye Camii'nin önünde, 00:15:27.583 --> 00:15:33.542 Kanûnî Süleyman Han'ın türbesinin az ilersindedir. 00:15:33.583 --> 00:15:46.000 Tabii o türbenin kenarında tekkenin, Gümüşhaneli Tekkesi'ne ismini vermiş mübarek hocası 00:15:45.999 --> 00:15:51.958 Ahmed Ziyaeddin Efendi hazretleri var, valide hatunla beraber orada metfunlar. 00:15:51.999 --> 00:16:03.333 Az ilersinde de hocamızın kendisinden ilk defa tasavvuf dersini aldığı Ömer Ziyaeddin Efendi hazretleri var. 00:16:03.375 --> 00:16:13.334 Hususi notlarını yazdığı hatıra defterinde, bir yaz ayında nasıl gidip ona intisab ettiğini yazıyor. 00:16:13.416 --> 00:16:21.208 O hocası yakınında. Kendisinin yanında tasavvufi terbiyesini gördüğü, 00:16:21.208 --> 00:16:29.840 halvetler çıkardığı Tekirdağlı Mustafa Feyzi Efendi hazretleride az ileride. 00:16:29.124 --> 00:16:34.791 Hocamızın şöyle yatışı itibariyle durumu, her ikisininin kabrinden kıbleye göre 00:16:34.792 --> 00:16:39.126 biraz daha geride her ikisine doğru böyle duruyor. 00:16:39.124 --> 00:16:48.420 Fakat yatış tarzı her ikisinden de biraz daha yukarı tarafta, hocalarının yakınlarında, 00:16:48.830 --> 00:16:57.208 aralarında kısa bir mesafe, böyle hocalarıyla beraber şu ön taraftaki kabristanda bulunuyor. 00:16:57.291 --> 00:17:03.666 Vefat ettiği gün perşembeydi, Cuma günü cenaze namazı kılındı. 00:17:03.666 --> 00:17:09.167 Bu Süleymaniye Camii'nde kılındı ve bu Süleymaniye Camii doldu. 00:17:09.249 --> 00:17:15.000 Ben biraz erken geldiğim için şu ön taraftan dışarıya çıkma imkânı bulamadım. 00:17:15.458 --> 00:17:21.125 O kadar izdihamlı idi ve neredeyse kabrin yanına giremeyecektim. 00:17:21.830 --> 00:17:29.292 Damadıyım diyerek ancak polisler kapıyı açtılar. Kapıdan kabristan tarafına geçip başına gelebildim. 00:17:29.333 --> 00:17:38.750 Cenaze namazı tâ esnaf hastanesinin yanına kadar devam ediyordu ve Şehzadebaşında trafik aksamıştı. 00:17:38.792 --> 00:17:44.584 Cenaze o kadar [kalabalıktı.] Bir gün içinde yani duyan uçakla, otomobille gelmiş 00:17:44.625 --> 00:17:49.834 ve cenaze namazında bulunmaya gayret etmişler. 00:17:49.874 --> 00:17:55.750 Ayrıca haber verdiler ki Mekke-i Mükerreme'de gıyabında, 00:17:55.792 --> 00:18:00.251 oradaki sevenleri gıyab cenaze namazı kılmışlar. 00:18:00.375 --> 00:18:06.100 Kuveyt'te sevenleri gıyabında cenaze namazı kılmışlar. 00:18:05.999 --> 00:18:12.541 Böyle sevgisi yurdun içine, dışına her tarafa yayılmış bir kimseydi. 00:18:12.583 --> 00:18:21.833 Tasavvufun tabii kıymetini bilenler var, kıymetinden habersiz olanlar var, tenkit edenler var. 00:18:21.874 --> 00:18:25.792 Hocamız cennet mekân rahmetullahı aleyh hazretleri, 00:18:25.833 --> 00:18:37.375 bu kadar geniş bir mühib ve kendisine bağlı bu kadar geniş bir daire tesis etmiş olmasının yanısıra 00:18:37.416 --> 00:18:45.499 başka kimselerde rastlanılmayacak, ibret alınacak bir takım vasıfları da olan bir kimse. 00:18:45.541 --> 00:18:53.830 Balkanlar'ın ve Türkiye'nin en büyük motor fabrikasını ilk önce o kurdurmuştur. 00:18:53.124 --> 00:19:02.416 Onun dizi dibinde, onun işaretleriyle ve bu kadar büyük çapta yani teknik bir iş. 00:19:02.458 --> 00:19:09.959 Aslında dinî bir iş değil ama nasıl, âyet-i kerîmede düşmanlar için 00:19:10.410 --> 00:19:14.500 her çeşit gücün kuvvetin hazırlanması Kur'ân-ı Kerîm'de emredilmişse; 00:19:14.500 --> 00:19:22.840 nasıl Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri; el-Mü'minü'l-kaviyyu hayrun 00:19:22.830 --> 00:19:27.100 ve ehabbü ilallâhi mine'l-mü'mini'd-da'îfi ve fî küllin hayrun. 00:19:27.410 --> 00:19:31.833 "Kuvvetli müslüman zayıf müslümandan daha hayırlıdır. 00:19:31.874 --> 00:19:38.124 Her ikisi de hayırlı olmakla beraber hem daha hayırlıdır hem de Allah onu daha çok sever. 00:19:38.166 --> 00:19:45.875 Allah indinde daha sevgilidir." buyurduğu için, yani sadece tasavvufi bir çalışmayla kalmamış 00:19:45.874 --> 00:19:52.957 aynı zamanda bu çeşit çalışmalarda sosyal ve teknik ve ekonomik 00:19:52.957 --> 00:20:01.708 çeşitli birçok teşebbüsleri başlatmış bir kimse olması bakımından, balkanların 00:20:01.750 --> 00:20:09.840 yani Türkiye ve diğer devletler dahil en büyük motor fabrikasını kurdurmuştu. 00:20:09.249 --> 00:20:18.958 Sonra sosyal hayatta pasif bir şekilde, yalnız ibadetle meşgul olmayıp aynı zamanda 00:20:18.957 --> 00:20:31.666 sosyal hayatın tanzimi, cemiyetin yükselmesi için politika tarafına da yani devletin yönetilmesine, 00:20:31.708 --> 00:20:39.667 devletin iyi insanlar tarafından yönetilmesi tarafına da işareti ve o tarafa da himmeti olduğundan 00:20:39.750 --> 00:20:47.750 o sahada da çalışmalar yapılmıştır. Onun işaretiyle nice tesisleri açıyoruz. 00:20:47.792 --> 00:20:58.100 Bu gün de, bir hastanemiz olsun diye işaret etmiş, o hastanenin bir çekirdeği olan bir tesisi gündüz açtık. 00:20:58.458 --> 00:21:10.417 Böyle şu noktaya işaret etmek istiyorum ki yani dervişlik, tasavvuf, işte bir kenara çekilip 00:21:10.458 --> 00:21:17.840 terki dünya eyleyip, dünyayla meşgul olmamak, pasif kalmak, bu sebepten de, 00:21:17.410 --> 00:21:25.792 böyle olduğundan dolayıda zararlı olmak, başkasının sırtından geçinmek gibi tenkitler yapılıyor. 00:21:25.833 --> 00:21:35.500 Bunun doğru olmadığının müşahhas misalidir Hocamız rahmetullahi aleyh ki, yani evet, böyle bir ârif idi. 00:21:35.541 --> 00:21:43.167 Manevî makamı böyle yüksekti. Şânı, şöhreti hudutlardan cihanın her tarafına yayılmıştı. 00:21:43.249 --> 00:21:51.958 Memleketin içinden, dışından nice halifeleri, nice mühibbanı vardı ama bir taraftan da yani hayat için 00:21:51.916 --> 00:21:58.708 lüzumlu, İslâm'ın kuvvetlenmesi için gerekli, müslümanların saadeti için, selameti için 00:21:58.708 --> 00:22:02.542 lazım olan her işte de önder idi. 00:22:02.583 --> 00:22:12.501 Ve onları yaptıran, fiilen yapan ve bunlar için gerekli zemini tesis eden, ettiren bir kimse idi. 00:22:12.583 --> 00:22:16.708 Hayatı, tasavvufun ne kadar güzel olduğunu gösteren 00:22:16.708 --> 00:22:25.958 ve tasavvufa yapılan tenkitlerin hepsine müşahhas bir cevap mahiyetinde olan bir kimse idi. 00:22:27.666 --> 00:22:36.625 Hayatında binlerce kerâmetleri zâhir ve bâhir idi. 00:22:37.166 --> 00:22:47.792 Geçtiğimiz günlerde kardeşlerimiz İlksav İlim Kültür Sanat Vakfı'mızın Eyüp'teki merkezinde 00:22:47.750 --> 00:22:52.626 çok güzel konuşmalar yapmışlar. Ben konferans münasebetiyle Ankara'da olduğum için 00:22:52.625 --> 00:22:55.209 onlara katılamadım, bantlarını dinleyeceğim. 00:22:55.208 --> 00:23:01.375 Orada, hocamızı tanıyanlar, hocamızdan gördükleri mânevî işaretleri, 00:23:01.416 --> 00:23:05.250 iltifatları çok güzel anlatmışlar geçtiğimiz günlerde. 00:23:07.500 --> 00:23:18.583 Her sözü hikmetli, her hâli kerâmetli bir müstesna kimse idi ki, 00:23:18.666 --> 00:23:23.208 birkaç tanesini mesela ben şöylece anlatayım. 00:23:23.249 --> 00:23:32.249 Ankara'da, komşularımızdan birileri ziyaretine geliyorlar ama sarımsaklı yemekler yemişler. 00:23:32.708 --> 00:23:37.626 Çekine çekine geliyorlar. Hocamızı sevdikleri için ziyaret edecekler. 00:23:37.708 --> 00:23:44.708 Üstelik bir tanesi bir başka şeyh efendiye bağlı fakat [Hocamızı] seviyorlar. 00:23:45.124 --> 00:23:49.830 Daha kapıdan girerken elinde bir kitap, açmış; 00:23:49.830 --> 00:23:55.750 bakın demiş, bu kitapta ne güzel sarımsağın vücuda şöyle faydalı olduğu, tansiyonu tanzim ettiği, 00:23:55.792 --> 00:24:04.626 antiseptik olduğu, mikropları öldürdüğünü yazıyor filan diye böyle hemen işaret etmiş. 00:24:04.333 --> 00:24:08.420 Bendeniz de bir gün Ankara'dan [İstanbul'a] geliyorum tek başıma. 00:24:08.583 --> 00:24:20.334 Otobüse bindim, otobüste aklıma bir ilahi geliyor. Mehmet Kundak kardeşimizin söylediği sözleri şöyle; 00:24:20.375 --> 00:24:30.334 Gönül ayinesin sôfî Eğer kılur isen sâfî Açılır sana bir kapu Ayan olur Cemâlullah. 00:24:31.410 --> 00:24:39.416 "Ey sofi, ey derviş! Gönül aynasını paslardan siler temizlersen, tertemiz olursa gönlün, 00:24:39.458 --> 00:24:49.250 o zaman sana bir mânevî kapı açılır ve Cemâlullahı gönlünle müşâhede edersin." mânasına bir ilahi. 00:24:49.333 --> 00:24:53.125 Sözü de güzel, sadası da güzel, bestesi de güzel. 00:24:53.124 --> 00:24:59.458 Ben şimdi otobüse bindim içim bunu söylüyor, uyuyorum uyanıyorum içim bunu söylüyor. 00:24:59.500 --> 00:25:02.959 Dikkatimi çekti, dedim ki, "Ya benim zihnim niye buna takıldı? 00:25:02.999 --> 00:25:06.374 Biraz da başka ilahi söyleyeyim, başka konularla meşgul olayım." 00:25:06.458 --> 00:25:08.708 Zorluyorum kendimi başka konulara geçiyorum, 00:25:08.666 --> 00:25:16.000 onlar üzerinde tekrarlarda bulunuyorum ama biraz sonra yine bu konu. Yine bu konu geliyor önüme. 00:25:16.410 --> 00:25:21.208 Bütün gece yol boyunca, Ankara'dan İstanbul'a kadar içim bunu söyledi. 00:25:21.208 --> 00:25:26.420 Sonra Topkapı'ya geldim, sabah vakti. 00:25:26.830 --> 00:25:33.292 Namazı orada terminalde kıldım, dolmuşa atladım, İskenderpaşa'ya geliyorum, içim yine bunu söylüyor. 00:25:33.375 --> 00:25:40.293 İçeri girdim, hocamız işrak namazını camide kılmışlar, yeni gelmiş köşesine oturmuş. 00:25:40.333 --> 00:25:45.750 Avluya bakan odada minderin üstünde şöyle heybetli bir tarzda otururdu. 00:25:45.833 --> 00:25:51.167 Sarığını arkaya doğru şöyle attırmış, yüzü güneş gibi pırıl pırıl nurlu, mütebessim. 00:25:51.166 --> 00:25:58.625 Hoş geldin dedi, halimizi hatırımızı sordu, kızlarını torunlarını sordu ben cevap verdim. 00:25:58.625 --> 00:26:01.292 "Bak." dedi, "Ne güzel söylemiş değil mi?" dedi. 00:26:01.333 --> 00:26:07.625 Hemen şöyle elinin yanında duvar rafı vardı, telden bir raf. 00:26:07.666 --> 00:26:11.000 Duvar rafında telefon dururdu tek olarak, başka bir şey de durmazda. 00:26:10.999 --> 00:26:16.333 Oradan bir kitabı aldı; ince, matbu değil, el yazması bir kitap. 00:26:16.375 --> 00:26:22.417 Aldı, sayfayı açtı, "Bak ne güzel söylemiş, al." dedi. Bana verdi kitabı, ben de aldım. 00:26:23.410 --> 00:26:29.750 Baktım, benim Ankara'dan söylediğim ilahi yazılı orada. 00:26:29.792 --> 00:26:38.875 Gönül ayinesin sôfî Eğer kılur isen sâfî Açılır sana bir kapu Ayan olur Cemâlullah. 00:26:38.957 --> 00:26:48.624 Yani oradan beni tesiri altına almış, oradan beri onu söylettiriyor, ondan sonra elime tutuşturuyor. 00:26:48.625 --> 00:26:54.167 Ondan sonra da tabii kitapları bana intikal etti, yani kütüphanesi bende. 00:26:54.208 --> 00:26:57.959 O kitabı aradım ama o kitap yok, kütüphanesinde de yok. 00:26:57.957 --> 00:27:06.458 Nereden getirdi kerâmet yoluyla, nasıl bana gösterdi, sonra nereye gönderdi onu bilmiyorum. Ama böyle. 00:27:06.833 --> 00:27:13.958 Arkasında birisi çıkıyor camide, aklından bir şey geçiriyor, şöyle döner onun cevabını verir. 00:27:13.999 --> 00:27:16.249 Böyle bir hali vardı. 00:27:16.333 --> 00:27:26.167 Yani Allahu Teâlâ hazretlerinin lütfuyla, keremiyle bu gibi haller kendisine ikram olunmuş bir kimseydi. 00:27:27.166 --> 00:27:34.249 Serâpâ zikir idi. Ben kendisiyle seyahatlarde beraber yattığımız oldu aynı odada, 00:27:34.249 --> 00:27:35.916 başka zaman cesaret edemem. 00:27:35.916 --> 00:27:42.291 Tabii kendisinin odası vardır, ben utanırım ama seyahattir diye tabii yattığımız oldu. 00:27:42.333 --> 00:27:47.750 Derin uykudayken, horul horul uyurken, uykusunun en derin yerindeyken 00:27:47.708 --> 00:27:53.500 kendisinden muntazaman Allah Allah Allah Allah... diye böyle zikir sedasının geldiğini bilirim. 00:27:53.541 --> 00:27:59.292 Yani uykuda uyanıklıkta, gecesinde gündüzünde, demek ki tepeden tırnağa, 00:27:59.333 --> 00:28:08.917 zâhirden bâtına çok zikirle meşgul olmasından serâpâ zikir hâline gelmiş bir kimseydi. 00:28:09.916 --> 00:28:19.208 Şimdi Avrupalılar İslâm'ı tabii anlasalar, anlayanları müslüman oluyor. 00:28:19.249 --> 00:28:27.125 Ama menfaati bozulacak olanlar veyahut liyakati olmayanlar İslâm'ın kıymetini anlamıyor. 00:28:27.124 --> 00:28:32.916 Müslümanlığa, hidayete layık olmayanlara Allah bunun kıymetini bildirmiyor. 00:28:32.957 --> 00:28:40.749 Onu da anlıyorum çünkü hidayet Allah'ın bir insana vereceği en kıymetli ikram. 00:28:40.750 --> 00:28:44.626 Hidayete erdi mi bir insan cennete girecek. 00:28:44.666 --> 00:28:52.708 Allah sevmediği kimselere de, zalimlere, kâfirlere, fâsıklara, günahkârlara da bu güzel ikramı vermiyor. 00:28:52.792 --> 00:28:58.126 Vallâhu lâ yehdi'l-kavme'z-zâlimîne. "Zalimlere Allah hidayet vermez." 00:28:58.830 --> 00:29:03.875 Vallâhu lâ yehdi'l-kavme'l-fâsıkîne. "Fasıklara Allah hidayet vermez." 00:29:03.957 --> 00:29:13.374 Anlayan anlıyor İslâm'ın kıymetini, fakat anlamayan da İslâm'ın aleyhinde, herhalde yediği haramlardan, 00:29:13.333 --> 00:29:17.792 işlediği zulümlerden, günahlardan dolayı İslâm'ın nurunu göremediği için, 00:29:17.833 --> 00:29:20.417 kör olduğu için aleyhinde konuşuyor. 00:29:20.416 --> 00:29:31.208 İslâm kılıç diniymiş, kılıçla yayılmış, yani zorla, zorbalıkla yayılmış, gibi sözler söylüyorlar. 00:29:31.999 --> 00:29:33.958 İslâm tarihinin çıkışını, 00:29:33.957 --> 00:29:39.458 Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz hazretlerinin hayatını düşünelim. 00:29:40.249 --> 00:29:48.666 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz İslâm'ı nasıl getirdi? Elinde kılıç mı vardı? 00:29:48.708 --> 00:29:52.334 Kılıç mı çekti? Mekke-i Mükerreme'de nasıl yaşadı? 00:29:52.416 --> 00:29:57.334 Nasıl ilk baştan müşrikler kendisine hakaret ettiler? Nasıl tazyik ettiler? 00:29:57.375 --> 00:30:04.420 Nasıl müslümanları işkenceye mâruz tuttular? Nasıl bazılarını şehit ettiler? 00:30:04.124 --> 00:30:10.124 Nasıl Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'i Mekke-i Mükerreme'den 00:30:10.249 --> 00:30:12.916 hicret ettirmeye mecbur ettiler? 00:30:12.957 --> 00:30:20.875 Allah'ın hikmeti var ama zalimlerin de zulmü ve baskısı dolayısıyla hicret oldu. 00:30:21.124 --> 00:30:28.875 Medine-i Münevvere'de yine rahat bırakmadılar. 00:30:29.166 --> 00:30:36.166 Medine-i Münevvere'de ordular göndererek, tazyikler yaparak müslümanlara eza cefa ettiler. 00:30:36.249 --> 00:30:43.000 Ondan sonra büyük devletler ordu toplayıp, Peygamber Efendimiz'in peygamberliğini duyduktan sonra, 00:30:42.999 --> 00:30:48.208 Tebük'e kadar Bizans orduları geldi, müslümanlarla çarpıştılar. 00:30:48.208 --> 00:30:54.333 Küçük bir müfrezeyi çoğunu şehit ettiler pek azı Medine-i Münevvere'ye döndü. 00:30:54.416 --> 00:31:03.499 Bunların hepsi biliniyor. Nasıl haçlı orduları geldikleri zaman Kudüs'te 70 bin kadın, 00:31:03.500 --> 00:31:11.420 erkek, çocuk demeden ahaliyi kestiler, yollarda nasıl zulümler yaptılar, bunların hepsi biliniyor. 00:31:11.541 --> 00:31:20.500 Demek ki aslında İslâm'ın özünde sevgi var, muhabbet var. 00:31:21.458 --> 00:31:32.417 İslâm sevgi dini, mazlumiyet dini, merhamet dini fakat karşı taraf bu baskıları, hücumları, 00:31:32.458 --> 00:31:40.583 zulümleri arttırdığı zaman onların zulmüne karşılık vermek ve savunmak mecburiyeti hâsıl olmuş. 00:31:40.708 --> 00:31:54.667 İslâm'ın bu sevgi dini [oluşu] en başta, yuhibbühüm ve yuhibbûnehû. "Allah'ın kulları sevmesi." 00:31:55.625 --> 00:32:01.126 Ve yuhibbûnehû. "Ve kulların Allahu Teâlâ hazretlerini sevmesi." 00:32:01.166 --> 00:32:08.458 Başta Allah sevgisi olarak tezahür ediyor ama bu sevginin iki istikameti var; 00:32:08.458 --> 00:32:17.792 önce Allah'tan kullarına sevgi, sonra kulların gönlünde Allahu Teâlâ hazretlerine karşı 00:32:17.833 --> 00:32:26.459 aşkullah, muhabbetullah ateşinin yanması, O'na karşı sevginin belirmesi. Allah kullarını niçin seviyor? 00:32:26.458 --> 00:32:35.541 Allahu Teâlâ hazretleri kullarını kendisine mutî olduğu zaman, itaat ettiği zaman seviyor 00:32:35.583 --> 00:32:42.375 ve kendisine ibadet ettiği zaman, kendisini zikrettiği zaman seviyor. 00:32:42.416 --> 00:32:50.541 Ondan sonra o sevgiden kulun gönlünde Allah'a karşı muhabbet hâsıl oluyor 00:32:50.583 --> 00:32:59.459 ve Müslümanlık ilerledikçe, iman kuvvetlendikçe kul terakki ettikçe 00:32:59.500 --> 00:33:07.625 Allahu Teâlâ hazretlerine karşı sevgisi ziyadeleşiyor. Her yaptığı iş Allah rızası için olmaya başlıyor. 00:33:07.666 --> 00:33:16.542 Yani Allah için almak, Allah için vermek, Allah için kızmak, Allah için sevmek derecesine geliyor. 00:33:16.583 --> 00:33:24.708 Allah'ı sevmek böylece dinin esası, temeli, aslı, direği oluyor. 00:33:24.792 --> 00:33:31.751 Allah'ın sevgiside birçok sevgileri beraberinde kulun gönlüne getiriyor. 00:33:31.792 --> 00:33:44.420 O sevgilerden birisi Allahu Teâlâ hazretlerinin elçisi, gönderdiği resûlü, vazifeli kulu, onu sevmek. 00:33:44.830 --> 00:33:49.208 Allah'ın elçisi olduğu için sevmek, Allah sevmiş olduğu için sevmek, 00:33:49.291 --> 00:33:57.416 Allah güzel sıfatlarla tavsif etmiş olduğu için, güzel ahlâk ile mütehallik eylemiş olduğu için sevmek... 00:33:57.416 --> 00:34:02.292 Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini sevmek de buradan oluyor. 00:34:02.333 --> 00:34:06.792 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bunun gerekliliğini 00:34:06.792 --> 00:34:12.100 sahih hadîs-i şerîflerle şöyle ifade ediyor: 00:34:12.410 --> 00:34:24.500 Vellezî nefsî bi-yedihî. "Şu canım, nefsim, kudreti elinde olan Rabbime, Allah'a yeminler olsun ki." 00:34:24.583 --> 00:34:29.625 Lâ yü'minü ehadüküm. "Sizden biriniz iman etmiş olmaz." 00:34:29.666 --> 00:34:37.125 Hattâ ekûne ehabbe ileyhi min vâlidihî ve veledihî ve'n-nâsi ecmaîn. 00:34:37.166 --> 00:34:42.833 "Sizden birinizin yanında ben babasından da daha sevgili olmadıkça, 00:34:42.874 --> 00:34:50.333 ben evladından da daha sevgili olmadıkça, ben bütün diğer insanlardan da daha sevgili olmadıkça 00:34:50.333 --> 00:34:57.840 o kişi bu sevgiyi bu hâle getirmiş seviyeye gelmedikten sonra hakiki mü'min olmaz." 00:34:57.124 --> 00:35:02.916 Yani imanı kâmil olmaz, imanın tadını tam manasıyla tatmış olmaz, 00:35:02.999 --> 00:35:07.833 imanı kalbine tam yerleştirmiş olmaz demiş oluyor. 00:35:07.874 --> 00:35:13.416 Demek ki Allah celle celâlühû hazretlerini elbette seveceğiz. 00:35:13.500 --> 00:35:23.834 Çünkü Yaradanımızdır, her nimetimiz O'ndandır, varlığımız O'ndandır. Şairin dediği gibi; 00:35:23.957 --> 00:35:36.708 Vücûd bahşi ilâhî, hayât bahşi kadîm. Vücâd cûd-u ilâhî, hayât bahşi kadîm. 00:35:36.792 --> 00:35:43.584 Yani, "Varlığımız Allah'ın cûd u cömertliğinin bir icabı, hayat da O'nun lütfu. 00:35:43.583 --> 00:35:46.750 Hayatın içindeki nimetlerler de O'nun ikramı. 00:35:46.792 --> 00:35:53.334 Elbette o Allah'ın sevgisi, o nimetleri veren mün'im-i hakîkiye olan sevgi tabii." 00:35:53.375 --> 00:36:00.500 Onun neticesi olarak, Allah'ın sevdiği, güzel sıfatlarla bezediği Resûlullah'ı sevmek; 00:36:00.541 --> 00:36:09.624 o da âyet-i kerîmeyle, hadîs-i şerîflerle, dinimizin esası olduğu bildirilmiş bir muhabbet şubesi. 00:36:09.666 --> 00:36:16.375 Yani İslâm muhabbet dinidir, aşk dinidir, sevgi dinidir. Önce Allah'a, Resûlullah'a. 00:36:16.458 --> 00:36:24.625 [Sonra,] Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in yeryüzünde hayatından sonra makamına 00:36:24.666 --> 00:36:29.542 vâris kıldığı, ulûmuna vâris kıldığı alimler, 00:36:29.583 --> 00:36:38.501 yani el ulemâ-u veresetü'l-enbiyâ hadîs-i şerîfinde bildirildiği gibi mürşidler. 00:36:39.333 --> 00:36:48.125 Alim, Kur'ân-ı Kerîm'de anlatılan, hadîs-i şerîflerde anlatılan alim, coğrafya bilen, 00:36:48.166 --> 00:36:55.000 tarih bilen, fizik bilen, kimya bilen değil; Allahu Teâlâ hazretlerini bilen, Resûlullah'ı bilen, 00:36:55.410 --> 00:37:04.000 Kur'an'ı bilen, dini bilen, dünyayı âhireti, hayrı şerri, Allah'ın sevgisi yollarını, 00:37:04.410 --> 00:37:10.959 gazabına uğrayacak sebepleri bilen kimse demek. O ulemâ yani mürşidler. 00:37:10.999 --> 00:37:18.249 Bunları sevmek de Resûlullah'ı sevmenin gereği, Allah'ı sevmenin gereği. 00:37:18.291 --> 00:37:25.416 Nasıl Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'i Allah'ın habibi diye, Allah'ın Resûlü diye, 00:37:25.416 --> 00:37:34.541 gönderdiği mübarek insan diye seviyorsak onun vârisleri olan mürşidîn-i kirâmı, 00:37:34.541 --> 00:37:42.583 ulemâ-i muhakkikîni, meşâyıh-ı vâsılînimizi de o sevginin tabii bir devamı olarak seviyoruz. 00:37:42.625 --> 00:37:52.420 İşte hocamız rahmetullahi aleyhi sevmemizin temeli bu, sevmemizin gerekçesi bu. 00:37:52.124 --> 00:38:01.166 Resûlullah'ın vekili olduğu için mürşidlerimiz, hocalarımız, ulemâ-i âmilînimiz, ulemâ-i râsihînimiz, 00:38:01.750 --> 00:38:09.917 yani akrauhum diye hadîs-i şerîfte bildirilen, Kur'ân-ı Kerîm'i en iyi bilen, en çok okuyan, 00:38:09.916 --> 00:38:14.250 en iyi nüfuz etmiş kimseler olarak, ondan dolayı seviyoruz. 00:38:15.458 --> 00:38:29.500 Allahu Teâlâ hazretlerinin rahmeti, ikrâmâtı, ihsânâtı üzerlerinde dâim olsun. Kabirleri pürnûr olsun. 00:38:29.541 --> 00:38:37.833 Allahu Teâlâ hazretleri kabir istirihatlerini müzdâd eylesin, nurlarını, sürurlarını ziyade eylesin. 00:38:37.874 --> 00:38:47.208 Bir insanın âhirette ruhunu şâd etmek için yapılacak şeyler, 00:38:47.541 --> 00:38:54.208 Allah'ın rızasına uygun faaliyetler onun niyetine yapılırsa onun ruhu şâd olur. 00:38:54.249 --> 00:38:58.583 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyuruyor ki; 00:38:58.833 --> 00:39:09.459 "Kişilerin yapmış olduğu ameller, Pazartesi Perşembe 00:39:09.500 --> 00:39:14.420 Allahu Teâlâ hazretlerinin divanına çıkartılır, arz olunur. 00:39:14.410 --> 00:39:19.458 Kullar şunları işlediler, şu sevaplı şu günahlı işleri yaptılar diye. 00:39:19.500 --> 00:39:25.875 Cuma günleri de, âhirete göçmüş olan büyüklerine arz olunur. 00:39:25.916 --> 00:39:30.834 Geride kalan evlatların, yakınların şunları yaptılar, 00:39:30.833 --> 00:39:35.833 şu sevaplı işleri işlediler veya şu hataları yaptılar diye. 00:39:35.874 --> 00:39:43.541 Eğer sevaplı işler yapmışsa geride kalanlar, onların nurları kabirlerinde artar, 00:39:43.625 --> 00:39:47.292 sürurları artar yani sevinçleri ziyadeleşir. 00:39:47.333 --> 00:39:53.750 Eğer geride kalanlar, onların yakınları hatalı işler yapmışlarsa evlatlar, 00:39:53.792 --> 00:39:59.501 o zaman da onlar üzülürler ezalanırlar." Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, 00:39:59.541 --> 00:40:06.666 böyle günah işleyen kimselere o bakımdan; "Allah'tan korkun, kabirde mevtanızı ezalandırmayın." buyurmuş. 00:40:06.708 --> 00:40:16.500 Bir insanın vefat etmesiyle işi bitiyor, defteri kapanıyor ama bazı insanların defterleri kapanmıyor, 00:40:16.500 --> 00:40:22.542 sevapları yazılmaya devam ediyor. Hatta bazı kimselerin de günahları yazılmaya devam ediyor. 00:40:22.625 --> 00:40:26.459 Eğer bir insan arkasından kendisine dua edecek 00:40:26.500 --> 00:40:31.542 hayırlı evlat bırakmışsa onun defterine sevaplar yazılıyor. 00:40:31.583 --> 00:40:38.875 Eğer bir insan arkasında faydalanılan bir ilim bırakmışsa onun sevabı devam ediyor. 00:40:38.916 --> 00:40:47.166 Eğer bir insan arkasında sadaka-i câriyeler bırakmışsa, yani faydası cereyan eden, 00:40:47.208 --> 00:40:55.625 faydalandırması, kulların ondan istifadesi devam eden yapılmış hayrât u hasenâtlar, 00:40:55.666 --> 00:40:59.666 bir kimse bunların sahibiyse onlardan istifade edildiği müddetçe 00:40:59.666 --> 00:41:02.625 o kimsenin sevapları yazılmaya devam ediyor. 00:41:02.666 --> 00:41:07.417 İyi bir çığır açmışsa açtığı çığırda yürüyenlerin sevapları kadar, 00:41:07.458 --> 00:41:13.376 onların sevaplarından bir şey eksilmeden o mübareğin ruhuna sevaplar gönderiliyor, 00:41:13.375 --> 00:41:21.584 ruhu şâd oluyor, defterine yazılıyor. Kötü çığır açanlara da tabii kötülükler gider. O ayrı mesele. 00:41:21.625 --> 00:41:29.708 Burada hocamız rahmetullahi aleyh cennet mekanın tabii bizler evlatlarıyız. 00:41:30.833 --> 00:41:39.000 Nasıl ki bir mürşid-i kâmil insana babasından anasından yakınsa, nasıl sahâbe-i kirâma 00:41:38.999 --> 00:41:42.791 Peygamber Efendimiz analarından babalarından yakın idiyse, 00:41:42.792 --> 00:41:55.167 yolda olan evlat da yani mânevî evlat, derviş de yolda olmayan neseb evladından önde gelir. 00:41:55.208 --> 00:42:04.458 Yani bir kimsenin, mesela diyelim ki bir mürşidin bir oğlu olsa ama babasının yolundan gitmiyor olsa. 00:42:04.458 --> 00:42:09.420 Nuh aleyhisselam'ın oğlu babasına iman getirmemiş. 00:42:09.830 --> 00:42:15.500 "Gel evladım gemiye gir!" dediği zaman âsi olmuş, peygamberliğini kabul etmemiş. 00:42:15.500 --> 00:42:20.959 Karısı Nuh aleyhisselam'a iman etmemiş, zalimlerden olmuş. 00:42:20.999 --> 00:42:27.875 Lut aleyhisselam'ın karısı da aynı şekilde âsi olmuş. Tamam, Âsi olursa onun kıymeti yok. 00:42:27.916 --> 00:42:32.166 Ama onun yolunda yürüyen ötekiler onun evlatlarıdır. 00:42:32.166 --> 00:42:39.792 Biz de bu mühibbân, bu dervişân bu evlatları, evlatlarıyız hocamızın. 00:42:39.874 --> 00:42:44.166 Tabii bizim okuduğumuz hatimler, çektiğimiz tesbihât, tehlilâs, 00:42:44.166 --> 00:42:48.792 salavât-ı şerîfeler elbette hem onun ruhu için okuyoruz 00:42:48.833 --> 00:42:54.830 hem de eğer onun ruhu için okumasak bile onun evlâdı olduğumuz için, 00:42:54.830 --> 00:42:57.250 onun terbiyesiyle yetişmiş olduğumuz için, 00:42:57.291 --> 00:43:03.374 bizim sevaplarımızın bir misli biz ona bağışlasak da bağışlamasak da ona gidiyor. 00:43:03.375 --> 00:43:13.834 Yani milyonlarca müridinin yapmış olduğu âmâl-i sâlihanın misli hocamızın defterine yazılıyor. 00:43:13.833 --> 00:43:16.709 Hadîs-i şerîflerde müjdelendiği üzere. 00:43:16.916 --> 00:43:22.830 Ayrıca kurmuş olduğu sosyal müesseseler, ictimai müesseseler, 00:43:22.166 --> 00:43:33.875 daha başka emrettiği vakıflar ve diğer hayrât u hasenât tabii onların da sevapları kabrine gönderiliyor, 00:43:33.833 --> 00:43:38.375 Allah tarafından defter-i âmâline yazılıyor. 00:43:39.375 --> 00:43:48.840 Arkasında bırakmış olduğu ilim, kitapları, yetiştirdiği dervişler, halifeler, 00:43:48.124 --> 00:43:51.875 irfana vâsıl olmuş olan kimseler, 00:43:51.916 --> 00:43:58.958 tabii bu ilimler de başkalarına anlatıldıkça hocamızın kabrine sevaplar yağıyor. 00:43:59.410 --> 00:44:09.124 Bütün bunlardan anlaşılıyor ki Hocamız rahmetullahi aleyh'in kabr-i şerîfine ne kadar sevapların, 00:44:09.124 --> 00:44:16.875 her gün nasıl böyle melekler tarafından getirilip defterine yazıldığını, bu feyizlerin, 00:44:16.918 --> 00:44:22.544 seneler geçmesine rağmen bu muhabbetin, bu coşkunluğunun neden olduğunu oradan anlayabilirsiniz.