WEBVTT

00:00:00.000 --> 00:00:01.973
Cumanız mübarek olsun.

00:00:01.973 --> 00:00:04.762
Allahu Teâlâ hazretleri cümlenizi

00:00:04.762 --> 00:00:10.370
sevdiklerinizle beraber iki cihanın her türlü hayırlarına sahip ve mazhar eylesin.

00:00:10.370 --> 00:00:19.933
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in bir veya iki hadîs-i şerîfini açıklamak istiyorum.

00:00:19.933 --> 00:00:28.494
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Cerîr radıyallahu anh'ın rivayet ettiği

00:00:28.494 --> 00:00:32.595
İbn Ebi'd-Dünyâ'nın kaydettiği bir hadîs-i şerîfinde buyuruyor ki

00:00:32.595 --> 00:00:46.950
Eyyümâ kavmin umile fîhim bi'l-me'âsî hüm e'azzü ve ekser lem yuğayyirû illâ ammehümüllâhu bi-ikâbihî.

00:00:46.950 --> 00:00:55.641
Sosyal bir konuyu, cemiyetle ilgili bir meseleyi anlatan bir hadîs-i şerîf.

00:00:55.641 --> 00:00:57.537
Buyuruyor ki Peygamber Efendimiz

00:00:57.537 --> 00:01:07.181
"Herhangi bir kavim ki içinde kötülükler, günahlar, isyanlar icra olunuyor da

00:01:07.181 --> 00:01:16.302
onlar daha çok olduğu halde, izzetli, kuvvetli oldukları halde, o isyanları durdurmuyorlar

00:01:16.302 --> 00:01:19.686
o kötülükleri, günahları engellemiyorlarsa; muhakkak

00:01:19.686 --> 00:01:26.270
Allahu Teâlâ hazretleri azabını hepsine birden şamil eder."

00:01:26.270 --> 00:01:33.458
Sadece isyanı yapan, günahı işleyenleri değil, isyana sessiz kalanları

00:01:33.458 --> 00:01:40.396
aldırmayanları da ikâbına mâruz bırakır. Cezasını onlara da şamil kılar

00:01:40.421 --> 00:01:42.396
hepsini birden cezalandırır, demek.

00:01:42.744 --> 00:01:49.811
İslâm ferdin kendi hayatına önem verdiği kadar, topluluk hayatına da

00:01:49.811 --> 00:02:01.918
çok büyük önem, değer veriyor ve o konuda da nizam, ölçü, kaide getiriyor, esasları ve usulleri koyuyor.

00:02:01.918 --> 00:02:10.953
İnsanlar şahsen günah işlemeyecekler. Allahu Teâlâ hazretlerinin "yapma" dediği

00:02:10.952 --> 00:02:13.636
yasak ettiği kötülükleri yapmayacaklar.

00:02:13.501 --> 00:02:26.890
İslâm'ın emirleri, ana ölçü olarak beş esası ihtiva ediyor, beş ana hedefe yönelmiş bulunuyor.

00:02:26.890 --> 00:02:33.239
Bu ana hedeflerden birisi de toplumun ıslahıdır.

00:02:33.239 --> 00:02:40.377
İslâm dini, acaba sadece ferdin dini midir? Sadece fertle mi ilgilidir?

00:02:40.377 --> 00:02:47.860
Hani; Din bir duygu, ona kimse ilişmez. Laikliği ben böylece bileyim.

00:02:47.860 --> 00:02:50.468
diye şiirler okuturlardı okullarda.

00:02:50.468 --> 00:02:56.697
Din ferdî bir duygu mudur? Sadece fertle, ferdin rûhî hayatıyla mı ilgileniyor?

00:02:56.697 --> 00:03:01.673
Hayır! Bizim dinimiz öyle değil. Bizim dinimiz fertle de ilgileniyor

00:03:01.673 --> 00:03:09.648
onun ruhuyla da, kalbiyle de, imanıyla da, hareketleriyle de, toplumla da ilgileniyor.

00:03:09.673 --> 00:03:17.500
Hatta toplumun devamı için nesille, insanların malları ve mülkleriyle ilgileniyor.

00:03:17.300 --> 00:03:22.684
Malın mülkün telef edilmemesini, zarara uğratılmamasını da esaslar koyarak gösteriyor.

00:03:22.684 --> 00:03:26.323
İslâm'ın ana hedeflerinden birisi toplumdur.

00:03:26.323 --> 00:03:31.751
Emirlerindeki ve yasaklarındaki amaçlardan bir tanesi

00:03:31.776 --> 00:03:34.750
toplumun menfaatlerini gözetmek, korumak ve kollamaktır.

00:03:34.750 --> 00:03:42.323
O halde İslâm aynı zamanda sosyal yönü çok çok kuvvetli bir din olarak karşımızdadır.

00:03:42.323 --> 00:03:49.306
Bugünkü toplumlarda, hatta sosyal toplum denilen, Batılılar'ın kendi kendilerine

00:03:49.306 --> 00:03:54.987
"Biz halkı, toplumu düşünüyoruz, toplumun menfaatlerine önem veriyoruz." diye koydukları

00:03:54.987 --> 00:04:01.954
usullerle yönetilen toplumlar veya ferdî ve hürriyetleri toplum için feda etmiş olan

00:04:01.954 --> 00:04:07.204
komünist toplumlarda bile nihayet insanların şahsî durumlarıyla ilgilenilmez

00:04:07.204 --> 00:04:13.481
onların işledikleri kusurlar ve günahlarla ilgili bir şey söylenmez.

00:04:13.481 --> 00:04:20.385
"Evinde insan ne yaparsa yapar. İsterse herkes için hoş olmayan bir şeyi de yapsa

00:04:20.410 --> 00:04:23.545
kimse karışamaz. Çünkü kendisinin evidir." denilir.

00:04:23.545 --> 00:04:31.742
İslâm öyle değil. İslâm insanın kendisiyle, toplumuyla, eviyle, rûhî hayatıyla, aklıyla, kalbiyle

00:04:31.742 --> 00:04:37.554
her şeyiyle uğraşıyor. İslâm'da bir insan, "Bu benim malımdır. İstediğim gibi kırarım

00:04:37.554 --> 00:04:44.288
dökerim, yakarım, yıkarım!" da diyemez. Kendi malı olduğu halde, kendi malına telef hakkı yoktur.

00:04:44.288 --> 00:04:47.846
Verdiği takdirde, kadı onu da cezalandırabilir.

00:04:47.846 --> 00:04:54.261
İslâm'ın bu ana yapısı çok güzel, çok muhteşem bir yapı.

00:04:54.298 --> 00:05:00.404
Bütün beşerî nizamlarla mukayese edilemeyecek kadar onlardan

00:05:00.404 --> 00:05:06.355
üstün olan bir karakteri bu dinimizin. Elhamdülillah ki Allah bizi müslüman yaratmış.

00:05:06.380 --> 00:05:13.483
İnsan şahsen günah işlemeyecek, günahlardan, haramlardan sakınacak. Ferdî olarak, öz hayatında

00:05:13.483 --> 00:05:18.658
hiç kimsenin olmadığı bir yerde, dağın başında, bir odanın içinde veya karanlık bir gecede

00:05:18.658 --> 00:05:23.996
kimsenin görmesi ve ilgilenmesi mümkün olmayan bir yerde bile

00:05:23.996 --> 00:05:28.476
Allah'a karşı, Allah'ın kendisini gördüğünü bilerek hareket edecek.

00:05:28.476 --> 00:05:35.479
Allah'ın kendisini gördüğünü bilmesi, o edebe riayet etmesi İslâm'da çok yüksek bir makamdır.

00:05:35.479 --> 00:05:42.318
Buna makâm-ı ihsân diyoruz, ibadeti en güzel derecede yapmak makamıdır. Çok güzel.

00:05:42.318 --> 00:05:49.775
İnsan ferden, yalnız başına, en karanlık, en tenha yerde bile olsa, günah işlemeyecek.

00:05:49.775 --> 00:05:57.204
Şahsen Allah'ın emirlerini tutacak, sevaplı işleri yapmaya, Allah'ın emrine uymaya çalışacak.

00:05:57.204 --> 00:06:05.267
Ama bu yetmiyor. Toplulukta başkalarının günah işlemesi karşısında da

00:06:05.267 --> 00:06:07.316
müslümanın bir tavrının olması lazım.

00:06:07.316 --> 00:06:12.714
Başkalarının Allah'ın rızasına uygun olmayan işler yapması hâlinde de

00:06:12.714 --> 00:06:18.137
onlara karşı bir sorumluluğu var. Bu çok yüksek bir sorumluluktur, çok yüksek bir fazilettir.

00:06:18.137 --> 00:06:23.800
Ne yapması lazım? O kötülüğü yaptırmamaya çalışması lazım.

00:06:23.800 --> 00:06:27.503
Bugün modern ülkelerde, vatandaşlık şuuru deniliyor.

00:06:27.503 --> 00:06:35.400
Nizamları korumak için onların bazı şeyleri akledip yapmaları gerektiği, vatandaşlığının gereği olan

00:06:35.650 --> 00:06:40.899
birtakım müdahaleleri polis olmadan yapmasını; polis gibi, bir suç işleyen

00:06:40.899 --> 00:06:44.299
kötü bir şey yapan kimseye müdahale etmesini söylüyorlar.

00:06:44.299 --> 00:06:52.296
Ama İslâm bu konuda çok daha ileri. Buyuruyor ki Peygamber Efendimiz

00:06:52.296 --> 00:07:02.985
"Bir kavim, topluluk, toplum, insan grubu, belde, kasaba, şehir, köy veya bir grup insan…

00:07:02.985 --> 00:07:09.839
Bunların içinde bazıları günah işliyor. -Sen işlemiyorsun, ama sen de o gruptasın.

00:07:09.839 --> 00:07:19.135
Bazıları günah işliyor. Günah işleyenler eğer azınlıktaysa, günah işlemeyenler daha aziz

00:07:19.135 --> 00:07:29.800
miktar bakımından fazla ise, daha çoksa ve güç yetirebilecek durumdaysa günah işleyenleri engelleyecek.

00:07:29.800 --> 00:07:37.671
O yapılmaması gereken şeyi yaptırmayacak güçteyse; lem yuğayyirû o kötülüğü engellemiyorlarsa."

00:07:37.671 --> 00:07:39.533
Demek ki ne yapacaklar?

00:07:39.533 --> 00:07:47.219
Elleriyle fiilen müdahale edecekler, derhal tavır alacaklar

00:07:47.244 --> 00:07:53.614
ve yaptırmamak için fiilî tedbirler nelerse onları yapacaklar. Çünkü kötülüktür, zarardır, yanlıştır

00:07:53.614 --> 00:07:59.931
doğru değildir. Onu yaptırmamak için elinden geleni yapması, bütün gayretini göstermesi gerekiyor.

00:07:59.931 --> 00:08:06.402
Onu yapmadılar, o isyan pozisyonunu, o şartları değiştirmediler.

00:08:06.402 --> 00:08:08.761
Yapılan işe müdahale etmediler.

00:08:08.761 --> 00:08:12.108
"Yapsın, bana ne, ben yapmıyorum ki. Allah ona cezasını verir.

00:08:12.108 --> 00:08:16.510
İşte ben namaza gidiyorum, camiye gidiyorum." diyemez.

00:08:16.510 --> 00:08:17.494
Böyle derse ne olur?

00:08:17.494 --> 00:08:25.336
İllâ ammehümüllâhu bi-ikâbihî. "Allah o zalimlere, o günahkârlara vereceği cezayı

00:08:25.336 --> 00:08:29.945
sadece günahkârda bırakmaz; bütün o topluma, o duygusuz

00:08:29.945 --> 00:08:39.724
o kötülüğü engellemeye çalışmayan, o günahkârı günahından vazgeçirmeye fiilen müdahale etmeyen

00:08:39.724 --> 00:08:44.785
sözle nasihat etmeyen, engellemeye çalışmayan, tavır koymayan topluma

00:08:44.785 --> 00:08:50.900
ikâbını, cezasını, azabını umûmî olarak indirir. Hepsini cezalandırır."

00:08:50.900 --> 00:08:58.334
O halde burada İslâm'ın, başka bütün toplumlardan çok daha farklı bir yönünü görmüş oluyoruz.

00:08:58.334 --> 00:09:03.798
Bütün modern hukuk sistemlerinden daha üstün bir tarafını görüyoruz.

00:09:03.798 --> 00:09:10.832
Hiçbir sistemde olmayan bir güzel tarafını görüyoruz: Kendisi günah işlemeyecek, faziletli insan olacak.

00:09:10.832 --> 00:09:16.760
Şimdikilerin hoşuna gidecek sözle söyleyelim:- İyi bir vatandaş olacak, ama yeterli değil.

00:09:16.760 --> 00:09:17.583
Ne yapacak?

00:09:17.583 --> 00:09:22.907
İyi olmayan insanları, günah işleyen insanları, kötü vatandaşları da

00:09:22.907 --> 00:09:31.950
o kötülükleri yapmalarını engelleyecek şekilde faaliyette bulunacak ve çalışmalar yapacak.

00:09:31.950 --> 00:09:37.162
Bütün gayretini gösterecek. Bu gayretini göstermediği zaman ceza kendisine de gelecek.

00:09:37.162 --> 00:09:42.649
İslâm'da sadece bir suçu işlemekten dolayı ceza gelmiyor

00:09:42.649 --> 00:09:47.671
suçu işlemediği halde suça müsamaha etmekten de ceza geliyor.

00:09:47.671 --> 00:09:52.536
Göz yummaktan, aldırmamaktan, vurdumduymazlıktan da ceza geliyor.

00:09:52.536 --> 00:09:58.918
Vazifeyi yapmamaktan dolayı da ceza geliyor. Bu çok yüksek bir vasıftır.

00:09:58.918 --> 00:10:04.600
Dinimizin bizlere yüklediği ödev

00:10:04.600 --> 00:10:12.401
son derece modern, modernlerin moderni, ilerilerin ilerisi, çağlar üstü güzel bir sistemdir.

00:10:12.401 --> 00:10:14.830
O halde nasıl yaşayacağız?

00:10:14.830 --> 00:10:19.536
Allahu Teâlâ hazretlerinin emirlerini öğreneceğiz.

00:10:19.536 --> 00:10:23.330
Allahu Teâlâ hazretlerinin emirlerini nereden biliyoruz?

00:10:23.330 --> 00:10:27.600
Peygamber Efendimiz'e indirmiş olduğu vahiylerin toplamı

00:10:27.600 --> 00:10:31.595
mesajların toplandığı yer olan Kur'ân-ı Kerîm… Onu öğreneceğiz.

00:10:31.595 --> 00:10:38.964
Allahu Teâlâ hazretleri melek vasıtasıyla ve başka usullerle, şekillerle

00:10:38.964 --> 00:10:45.241
Peygamber Efendimiz'e kendi mesajını vahyetmiştir, ulaştırmıştır, bildirmiştir.

00:10:45.241 --> 00:10:51.332
Peygamber Efendimiz de "Allah bana bu mesajı gönderdi, şu vahiy geldi, Kur'an nazil oldu."

00:10:51.332 --> 00:10:54.619
diyerek etrafındakilere bunu açıklamıştır.

00:10:54.619 --> 00:11:02.576
Etrafındakiler de -vahiy kâtipleri diyoruz- Peygamber Efendimiz'e gelen vahiyleri kaydetmişlerdir.

00:11:02.576 --> 00:11:06.829
Vahiy kâtipleri arasında kimler var mesela?

00:11:06.829 --> 00:11:11.240
Ebû Eyyûb el-Ensârî Efendimiz de vahiy kâtiplerinden birisiymiş.

00:11:11.240 --> 00:11:17.720
İstanbul'un medâr-ı iftihârı, büyüğümüz. Haliç'te camisi olan

00:11:17.720 --> 00:11:21.528
Eyyüb Sultan semtine ismini vermiş olan sahabi.

00:11:21.528 --> 00:11:25.420
İşte böyle vahiy kâtipleri Allah'ın emirlerini yazmışlar.

00:11:25.410 --> 00:11:30.233
Allah'ın emirlerini almış olan Peygamber Efendimiz'in davranışı nedir?

00:11:30.234 --> 00:11:33.888
En güzel şekilde Allah'ın emirlerini uygulamak.

00:11:33.888 --> 00:11:38.200
Kur'ân-ı Kerîm'i en iyi anlayan kimdir? Peygamber Efendimiz.

00:11:38.200 --> 00:11:43.300
Kur'ân-ı Kerîm'i en iyi anlatan kimdir? Peygamber Efendimiz.

00:11:43.300 --> 00:11:47.917
Kur'ân-ı Kerîm'i en iyi yaşayan kimdir? Yine Peygamber Efendimiz.

00:11:47.917 --> 00:11:55.710
Allahu Teâlâ hazretleri hangi emri indirmişse, ilk uygulayan ve en mükemmel tarzda, en güzel

00:11:55.710 --> 00:11:59.525
tam şekilde uygulayan Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'dir.

00:11:59.525 --> 00:12:08.512
O halde onun hayatı, davranışları, sözleri, yatışı, kalkışı, harekâtı, sekenâtı hepsi

00:12:08.512 --> 00:12:13.966
aslında Kur'an-ı Kerîm'in bir çeşit açıklamasıdır; çünkü Allah'ın vahyi ona geliyor

00:12:13.966 --> 00:12:18.554
o da Allah'ın vahyine göre hayatını düzenliyor.

00:12:18.554 --> 00:12:26.943
Onun hayatı Kur'ân-ı Kerîm'in uygulanışının modeli, tablosu, manzarası olarak karşımızda bulunuyor.

00:12:26.943 --> 00:12:34.846
Binâenaleyh Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in hadîs-i şerîfleri de

00:12:34.846 --> 00:12:39.789
Kur'ân-ı Kerîm'in en güzel açıklaması durumundadır. O halde Kur'ân-ı Kerîm'in

00:12:39.789 --> 00:12:46.962
Peygamber Efendimiz'in iyi anlaşılması, Allah'ın mesajının tam anlaşılması

00:12:46.962 --> 00:12:49.713
Allah'a en güzel kulluk edilebilmesi için bizim

00:12:49.713 --> 00:12:55.292
Kur'ân-ı Kerîm'i, Peygamber Efendimiz'in hadîs-i şerîflerini bilmemiz gerekiyor.

00:12:55.292 --> 00:13:05.556
Biz 1400 küsur yıl sonra dünyaya gelmişiz. Bizim gibi ne kadar insan var…

00:13:05.556 --> 00:13:10.485
Aynı durumda bizden ne kadar ihlâslı, bizden ne kadar Arapça'yı daha iyi bilen

00:13:10.485 --> 00:13:15.950
takvâsı ileri, güzel ahlâklı, alim, fâzıl, kâmil insanlar gelmiş geçmiş.

00:13:15.950 --> 00:13:22.360
Onlar da bu emirlerin karşısında sorumluluk duygusuyla iyi müslüman olayım diye çalışmışlar.

00:13:22.360 --> 00:13:26.803
Ömürlerini geçirmişler. Bir kısmı eserler yazmışlar, çok güzel eserler…

00:13:26.803 --> 00:13:36.906
Misal: İmâm-ı Gazzâli hazretlerinin İhyâu ulûm'u. Muhteşem bir eser.

00:13:36.906 --> 00:13:42.767
Bunun gibi çeşitli eserler yazılmış. Büyük tecrübeler geçirilmiş.

00:13:42.767 --> 00:13:48.625
Birçok dînî meseleler detaylı bir şekilde münakaşa, müzakere edilmiş.

00:13:48.625 --> 00:13:50.770
Herkes o konudaki fikrini söylemiş.

00:13:50.770 --> 00:13:59.215
İslâmî ilimler gelişmiş. İncelikler çok güzel öğrenilmiş ve açıklanmış.

00:13:59.215 --> 00:14:06.969
Bunları şu bakımdan söylüyorum: O büyüklerimizin, alimlerimizin, müçtehitlerimizin

00:14:06.969 --> 00:14:16.722
o kâmil, evliyâ, salih insanların da tecrübeleri bizim dini daha iyi anlamamız

00:14:16.747 --> 00:14:21.579
kafamıza takılan problemlerin cevabını daha iyi bulmamız için mutlaka gerekli.

00:14:21.579 --> 00:14:27.661
O halde alim ve fâzıl selef-i sâlihînimizi de öğreneceğiz. Takip edeceğiz.

00:14:27.661 --> 00:14:33.263
Onlar bizim dînî kültürümüzdür. Oradan da İslâm'ın neresinin daha mühim olduğunu

00:14:33.263 --> 00:14:37.150
hayata nasıl tatbik edileceğini bileceğiz. Tamam, bunları bildik;

00:14:37.150 --> 00:14:46.220
Kur'ân-ı Kerîm, hadîs-i şerîf, icmâ-ı ümmet, kıyâs-ı fukahâ, salihlerin yaşayışı… Tamam, İslâm belli.

00:14:46.220 --> 00:14:54.634
İslâm meçhul değildir. İslâm bellidir, âşikârdır, pırıl pırıldır. Hedefi gün gibi göstermiştir.

00:14:54.634 --> 00:15:00.370
Hiç tereddüt yoktur. Ulemânın arasındaki ihtilaflar detaydadır.

00:15:00.370 --> 00:15:06.140
Hiçbir kimse kalkıp da içki helâldir dememiştir. Aklı korumayı hedef alıyor çünkü dinimiz.

00:15:06.165 --> 00:15:10.690
Hiçbir kimse kalkıp da haksız kazancı savunmamıştır

00:15:10.690 --> 00:15:14.171
çünkü alın terini ve hakkaniyeti esas alıyor dinimiz.

00:15:14.171 --> 00:15:19.710
Onun için bunlara bakarak İslâm'ı yaşamaya çalışacağız.

00:15:19.710 --> 00:15:26.500
Kâfi mi? Değil. İslâm'ı yaşatmaya da çalışacağız. Bu yaşatmak iki şekilde oluyor

00:15:26.500 --> 00:15:29.139
Bir, İslâm'ı çoluk çocuğumuza öğretmek şeklinde oluyor.

00:15:29.139 --> 00:15:34.570
Hanımımıza, beyimize, çevremize öğretmek şeklinde oluyor.

00:15:34.570 --> 00:15:39.296
Ben şu anda seyahat hâlindeyim. Muhtelif kimselerle de görüşüyorum.

00:15:39.296 --> 00:15:44.228
Doğu'da görev yapmış bir arkadaşım dün anlattı

00:15:44.228 --> 00:15:48.519
"Hocam" diyor. "Biz Doğu'yu dînî bakımdan çok kuvvetli biliriz…"

00:15:48.519 --> 00:15:53.554
Doğrudur, hakikaten çok büyük alimler yetişiyor. Onlar da hoca oluyorlar, müftü oluyorlar…

00:15:53.554 --> 00:15:58.871
"Ama halk öyle değil," diyor. "Halka, aşağıya indiğiniz zaman çok cahil oldukları görünüyor

00:15:58.929 --> 00:16:01.833
onların eğitilmesi, öğretilmesi çok önemli."

00:16:01.833 --> 00:16:08.325
Kendi hizmet gördüğü bir mahrumiyet bölgesinden böyle bilgiler verdi.

00:16:08.325 --> 00:16:13.959
Doğu da öyle, Batı da öyle… İstanbul'da da öyle. Birçok kimse İslâm'ı seviyor.

00:16:13.959 --> 00:16:18.548
"Ben müslümanım." diyor. Hakikaten bildiği kadarıyla da uygulamaya çalışıyor.

00:16:18.548 --> 00:16:22.704
Ramazan'da orucunu tutuyor. Kadir gecesini bildiği için kandil simitlerinden

00:16:22.729 --> 00:16:27.670
minarelerdeki ışıklardan kadir gecesini ihyâ etmeye çalışıyor.

00:16:27.670 --> 00:16:32.362
İyi niyeti var ama bilgisi ve hayatında uygulaması yok. Bunu öğretmemiz lazım.

00:16:32.362 --> 00:16:36.168
Halka da öğretmemiz lazım. Önce kendi yakınlarımızdan başlayarak

00:16:36.168 --> 00:16:39.226
herkese öğretmemiz, tebliğ etmemiz lazım.

00:16:39.226 --> 00:16:44.346
Hatta İslâm'a karşı olan insanlar var. "Ben ateistim, Allah'ı da tanımıyorum." diyor.

00:16:44.346 --> 00:16:49.964
Ona da bunun haksızlığını, yanlışlığını, mantıksızlığını güzelce anlatmamız lazım.

00:16:49.964 --> 00:16:56.727
Bilmeyene de öğretmemiz lazım. Hiç kimse bu dairenin dışında mahrum kalmasın.

00:16:56.727 --> 00:17:03.333
Herkes İslâm'ı öğrenecek. Ayrıca İslâm'ı öğretme çalışması, bu da bir teorik çalışma.

00:17:03.333 --> 00:17:08.770
İslâm'ı öğrenmemiz de teorik, öğretmemiz de teorik. Öğrenmek ve öğretmek…

00:17:08.770 --> 00:17:09.162
Ne yapacağız?

00:17:09.162 --> 00:17:14.936
Kendimiz de yaşayacağız, öğrettiklerimiz de yaşayacak. Bu da işin uygulama kısmı.

00:17:14.936 --> 00:17:22.463
Bir de İslâm'ı yaşamayanların topluma zarar vermesini engellememiz lazım.

00:17:22.463 --> 00:17:30.324
Biz buna nehy-i münker farzı diyoruz. Emr-i ma'rûf, nehy-i münker. Şu güzel şeyi yap.

00:17:30.349 --> 00:17:33.793
Yapılması için de destek vermek, hatta icabında zorlamak

00:17:33.793 --> 00:17:38.311
"Kalk bakalım oğlum! Bu vakitte uyunmaz. Abdestini al bakalım. Sabah namazını kıl."

00:17:38.311 --> 00:17:46.794
Bu bir emr-i mârûftur. Çocuk kendi hâline kalsa veya hanımı ya da bir başkası namazı kılmayacak.

00:17:46.794 --> 00:17:49.867
Onun için onu bir zorlama yapıyoruz. Hatta biraz;

00:17:49.892 --> 00:17:51.902
"İstemiyorum ya sonra kılarım." Dese;

00:17:51.902 --> 00:17:57.880
"Hayır, olmaz! Sabah namazının vakti budur, kılacaksın." diyoruz. Emr-i mârûf…

00:17:57.113 --> 00:18:02.537
Bir de nehy-i münker var: "Onu öyle yapma bakalım. Çekil oradan, ayıptır!" demek gerekiyor.

00:18:02.562 --> 00:18:06.428
Mesela komşunun camını kırmaya kalkıyor. Komşunun duvarına tırmanmış.

00:18:06.453 --> 00:18:09.575
Sen de camiye gidiyorsun. Çocuk senin gözüne bakıyor.

00:18:09.600 --> 00:18:13.207
"İn bakalım oradan! Başkasının meyvesi alınır mı?

00:18:13.207 --> 00:18:15.413
Ayıp değil mi? Hadi bakalım. Babana söylerim sonra…"

00:18:15.413 --> 00:18:16.128
Bu nedir?

00:18:16.128 --> 00:18:20.781
Bu da bir nehy-i münkerdir. Çocuk yoksa oradan elma, erik çalacak.

00:18:20.781 --> 00:18:26.196
Küçük bir şey ama alışması doğru değil. Yaptığı iş prensip itibariyle doğru değil.

00:18:26.221 --> 00:18:32.262
Engellememiz lazım. Onun için bizim eski toplumumuzda

00:18:32.262 --> 00:18:38.721
mahallelerinde herhangi bir kötülüğü yaptırmazmış mahalleli.

00:18:38.746 --> 00:18:46.501
Hatta delikanlılar âdetâ sokaklarında nöbet tutarmış ki herhangi bir gayrımeşru iş olmasın

00:18:46.501 --> 00:18:53.770
kötü insan oralara gelmesin diye gayret ederlermiş. İşte başkalarına kötülüğü yaptırmamak

00:18:53.770 --> 00:18:59.925
iyiliği yaptırmak hususunda da bir fonksiyon icra etmek, bir gayret göstermek…

00:18:59.925 --> 00:19:06.330
Bu da İslâm'ın çok çok önemli bir emridir. İnsan bunu yapacak sevap kazanacak.

00:19:06.330 --> 00:19:07.906
Nasıl sevap kazanacak?

00:19:07.906 --> 00:19:17.815
Bir insan bir kimsenin iyi bir şeyi yapmasına sebep olursa onun kazandığı sevabın bir misli

00:19:17.815 --> 00:19:21.120
ondan hiç eksiltilmeden kendisinin defterine yazılacak.

00:19:21.120 --> 00:19:28.397
O halde biz iyiliklerin yaptırımında çok kâr ediyoruz. Kendi amellerimiz var.

00:19:28.397 --> 00:19:33.606
Âmâl-i sâlihamız, hayrât ü hasenâtımız var. Defterimize iyiliklerimiz yazılıyor.

00:19:33.631 --> 00:19:38.780
Bir de başkalarını iyiliğe çekmişsek, onların yapmış olduğu iyiliklerin de

00:19:38.780 --> 00:19:44.452
sevaplarının kopyaları bizim hesabımıza geçiyor. Onun da yaptığı kadar

00:19:44.477 --> 00:19:47.427
kazandığı sevap kadar sevap bizim defterimize yazılıyor.

00:19:47.427 --> 00:19:48.500
Ne oluyor?

00:19:48.500 --> 00:19:55.358
Biz sanki bir insanın sevabı kadar sevap kazanmıyoruz, ne kadar insanı etkilemişsek onlar kadar

00:19:55.358 --> 00:20:00.846
bin, on bin, yüz bin insan kadar- sevap kazanıyoruz. Muhteşem bir şey!

00:20:00.846 --> 00:20:03.605
Bu kadar büyük sevaplar kazananlar var mı? Var!

00:20:03.605 --> 00:20:07.230
Mesela İmâm-ı Gazzâlî'nin ben hayranıyım şahsen.

00:20:07.230 --> 00:20:10.309
İmâm-ı Gazzâli'nin kitapları herkesin kütüphanesinde vardır.

00:20:10.309 --> 00:20:15.633
Düşünün sizin kütüphanenizde de mutlaka üç beş tane İmâm-ı Gazzâli'nin kitabı vardır.

00:20:15.633 --> 00:20:20.543
Okumuşsunuzdur, sevmişsinizdir. Eyyühe'l veled'i vardır. İhyâu ulûm'u vardır.

00:20:20.543 --> 00:20:25.702
Kimyâ-yı Saâdet'i vardır ve diğer eserleri vardır. Okumuşsunuzdur.

00:20:25.702 --> 00:20:30.900
Onları okuyunca siz, "şunu da yapayım, bunu da yapayım" diyorsunuz. İlminiz artıyor.

00:20:30.900 --> 00:20:35.920
Güzel birtakım şeyleri yapmaya karar veriyorsunuz. Kötü şeyleri yapmaktan vazgeçiyorsunuz.

00:20:35.920 --> 00:20:42.103
Bir sevap kazanıyorsunuz ilminizi uygulamaktan. İmâm-ı Gazzâli de 1111 yılında vefat etmiş.

00:20:42.103 --> 00:20:47.339
Bundan ne kadar asır önce… Ama o da siz o iyiliği yapınca sevabı hemen alıyor.

00:20:47.371 --> 00:20:52.882
Türkiye, Pakistan, Arabistan, Afrika, Avrupa, Amerika var…

00:20:52.882 --> 00:20:58.524
Dünyanın her yerinde onu okuyan insanlar var. O halde düşünün ne kadar muazzam sevaplar geliyor.

00:20:58.524 --> 00:21:06.439
Buradan da anlıyoruz ki bir alim, mürşit, insanları doğru yola çeken

00:21:06.439 --> 00:21:10.260
insanlara iyiliği öğreten bir insan çok muazzam sevaplar kazanıyor.

00:21:10.260 --> 00:21:15.707
Hakikaten de "İlmin rütbesi İslâm'da en yüksek rütbedir." denilmiş o bakımdan.

00:21:15.707 --> 00:21:17.292
Biz ne yapacağız?

00:21:17.292 --> 00:21:23.133
İslâm'ı yaşayacağız, öğreteceğiz, uygulayacağız, uygulattıracağız.

00:21:23.133 --> 00:21:30.483
Günahı da yaptırmamak için aktif olacağız. İşte en ileri vatandaş çehresi…

00:21:30.483 --> 00:21:38.353
Hani modern ülkelerde iyi vatandaş, iyi insan… Böyle yazılmış kitaplar falan da hatırlıyorum.

00:21:38.353 --> 00:21:45.745
Bilmiyorum onların içinde, yazılanların içinde bu kadar güzel, aktif prensip var mı?

00:21:45.745 --> 00:21:49.579
Bu kadar insana sorumluluk yükleyen bir anlayış var mı?

00:21:49.579 --> 00:21:53.947
Bizim dinimiz böyle. Biz başkasının yaptığı günahtan dahi elem duyuyoruz.

00:21:53.972 --> 00:22:00.939
Onun yapılmaması için elimizden gelen tedbiri almakla vazifeli olduğumuzu hissediyoruz

00:22:00.939 --> 00:22:08.274
ve o hususta gayret gösteriyoruz, göstereceğiz. Göstermemiz lazım. Birinci hadîs-i şerîf bu.

00:22:08.274 --> 00:22:20.984
İkinci hadîs-i şerîfe gelelim. Bu da içtimaî, sosyal önemi olan bir konuyu bize hatırlatıyor.

00:22:20.984 --> 00:22:24.130
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurmuş ki;

00:22:24.130 --> 00:22:35.985
Eyyümâ dâ'in de'â ilâ dalâletin fe't-tübi'a fe inne ‘aleyhi misle evzâri meni't-tebe'ahû

00:22:35.985 --> 00:22:47.103
ve lâ yunkasu min evzârihim şey'en ve eyyümâ dâ'in de'â ilâ hüden fe't-tübi'a

00:22:47.103 --> 00:22:53.953
fe inne lehû mislü ücûri men'ittebe'ahû ve lâ yunkasu min ücûrihim şey'en.

00:22:53.953 --> 00:23:00.184
Enes radıyallahu anh'ten. Büyük hadis alimi İbn Mâce bu hadîs-i şerîfi rivayet eylemiş.

00:23:00.184 --> 00:23:01.609
Mânası nasıl?

00:23:01.609 --> 00:23:09.813
Eyyümâ dâ'in. "Herhangi bir davetçi, çağırıcı, kılavuz, önder ki"

00:23:09.813 --> 00:23:16.920
De'â ilâ dalâletin. "Bir dalalete, sapıklığa çağırmış."

00:23:16.920 --> 00:23:26.489
Ortaya çıkmış, çığırtkanlık, davetçilik yapıyor. Sevk etmeye çalışıyor kendisini dinleyenleri.

00:23:26.489 --> 00:23:31.292
Nereye ama? Dalalete, sapıklığa, şaşkın bir işe, günah olan bir şeye…

00:23:31.317 --> 00:23:36.575
Fe't-tübi'a. Bazıları da onu duyuyorlar; "A! tamam, güzel, ben de geleyim, ben de yapayım," diye

00:23:36.575 --> 00:23:39.539
ona tâbi oluyorlar, davetine icabet ediyorlar.

00:23:39.539 --> 00:23:43.475
Günahı işlemeye yöneliyorlar. O davet etti, ötekiler de yöneliyor.

00:23:43.475 --> 00:23:51.450
Fe inne aleyhi misle evzâri meni't-tebe'ahû. "İşte o davet eden kimseye

00:23:51.450 --> 00:23:58.117
kendisine tâbi olanların işlediği günahların veballeri, günahları kadar günah da yüklenir."

00:23:58.117 --> 00:24:00.257
Davet ettiği için…

00:24:00.257 --> 00:24:04.750
Ve lâ yunkasu min evzârihim şey'en. "Ama o günahı işleyenlerin de günahlarında

00:24:04.750 --> 00:24:08.736
bir azalma olmadan, eksiltme olmadan -oradan alınarak değil

00:24:08.736 --> 00:24:14.182
o günahı işleyene o günahlar, cezalar defterine yazılıyor."

00:24:14.182 --> 00:24:20.336
Mahvolacak. Cezasını çekecek. Perişan olacak. Ama davet eden kimseye, o çığırtkan

00:24:20.361 --> 00:24:27.835
yola durup da insanları o yanlış yola çağıran kimse, o da aynı miktarda günahı yüklenecek

00:24:27.835 --> 00:24:35.660
ve defterine o günahlar yazılacak. Bu çağırmasaydı, öyle bir şeyin çığırtkanlığını yapmasaydı…

00:24:35.660 --> 00:24:37.765
Aksi de var.

00:24:37.765 --> 00:24:44.600
Eyyümâ dâ'in de'â ilâ hüden. "Herhangi bir çağırıcı ki hidayete davet ediyor."

00:24:44.600 --> 00:24:52.570
Allah'ın sevdiği güzel bir yola, sevaplı, hidayet damgası taşıyan bir işe…

00:24:52.570 --> 00:24:56.597
İhdine's-sırâta'l-müstakîm. diyoruz ya. "Bizi doğru yola hidayet eyle, sevk eyle" diye.

00:24:56.597 --> 00:25:05.322
Böyle doğru yol üzerinde yapılan güzel bir fiil, bir hareket, herhangi bir işlem, eylem, tavır…

00:25:05.322 --> 00:25:08.851
Güzel bir şeye çağırdı, davet etti.

00:25:08.851 --> 00:25:13.277
Fe't-tübi'a. Ona da bazı insanlar: "Evet, ne kadar güzel şeye davet etti bizi.

00:25:13.277 --> 00:25:21.976
Tamam, biz de böyle yapalım." dediler. "Tâbi oldular." Fe inne lehû misle ücûri meni't-tebe'ahû.

00:25:22.100 --> 00:25:26.136
"İşte kendisinin sözünü dinleyip o güzel işi yapmaya kalkışan insanların

00:25:26.136 --> 00:25:31.138
sevaplarının misli aynen buna da verilir." Ve lâ yunkasu min ücûrihim şey'en.

00:25:31.138 --> 00:25:37.204
"O sevaplı işleri işleyenlerin sevaplarından hiçbir şey eksilmeden

00:25:37.204 --> 00:25:44.440
onlar o sevapları alırlar, onların aldığı o sevaplar kadar o çağıran insana da sevap verilir."

00:25:44.440 --> 00:25:47.622
Misallendirelim: Bir adam diyor ki;

00:25:47.622 --> 00:25:58.982
"Gelin bu akşam lise günlerini anmak için bir âlem, bir toplantı yapalım, eğlenelim."

00:25:58.982 --> 00:26:06.946
Hani yiyelim, içelim, kâm alalım dünyadan tarzında çağırıyor. Onlar da -dinleyenler de;

00:26:06.971 --> 00:26:10.140
"Tamam, okulda beraberdik, şimdi iş adamı olduk;

00:26:10.140 --> 00:26:14.439
ama işte bilmem, okulumuzun kutlama günü gidelim şuraya…"

00:26:14.439 --> 00:26:23.549
Gidiyorlar, hepsi birden bir şeyler içiyorlar. Günahlar işliyorlar. Tamam, işte o ilk çağıran adam

00:26:23.549 --> 00:26:29.381
telefonu açıp da ötekisini çağıran adam da aynı günahları, bir miktar da

00:26:29.381 --> 00:26:34.168
çağırdığı kimselerin günahları kadar da ayrıca kendi günahının üstüne alır.

00:26:34.168 --> 00:26:38.471
Diyelim ki bir vâiz, bir hocaefendi çıkıyor kürsüye diyor ki;

00:26:38.471 --> 00:26:43.791
"Bakın sabah namazından sonra camide oturmayı Peygamber Efendimiz severdi.

00:26:43.791 --> 00:26:51.721
İşrak vaktine kadar Kur'an okuyarak, zikrederek vakit geçirirdi. Böyle vakit geçirenin sevabı çoktur.

00:26:51.721 --> 00:26:54.445
O gün bir hac ve umre yapmış kadar sevap alır.

00:26:54.445 --> 00:26:58.720
Rızkı bol olur. Ölürse imanla göçer. Şöyle olur, böyle olur…"

00:26:58.720 --> 00:27:02.198
Ballandırıyor, anlatıyor. Dinleyen şahıs da diyor ki;

00:27:02.229 --> 00:27:04.458
"Ben de yarın sabah namazından sonra oturayım.

00:27:04.458 --> 00:27:08.353
Camide böyle yapayım, bu sevapları alayım. Bir hac ve umre sevabı az değil."

00:27:08.353 --> 00:27:15.498
Tamam! Ertesi gün kalkıyor ve camide öyle sabah namazını kıldıktan sonra oturuyor rahat bir şekilde.

00:27:15.498 --> 00:27:20.788
Kur'ân-ı Kerîm'ini okuyor, Yâsîn'ini okuyor, dualarını ediyor. Tesbihlerini çekiyor.

00:27:20.788 --> 00:27:26.480
Sonra güneşin doğmasından işte şu kadar yarım saat falan vakit geçtikten sonra kalkıyor

00:27:26.480 --> 00:27:29.209
işrak namazını kılıyor. Kalkıyor gidiyor…

00:27:29.209 --> 00:27:30.506
Bu kimse ne yaptı?

00:27:30.506 --> 00:27:39.650
Bir hac ve umre sevabı aldı. Rızkı bol oldu. İşte birtakım büyük mükâfatlara nâil oldu.

00:27:39.650 --> 00:27:42.972
Büyük sevaplar kazandı. Bu sevapları alacak, onun defterine yazılacak

00:27:42.972 --> 00:27:50.278
ama o hocaefendi ona söylemişti ya vaazda, kürsüden hatırlatmıştı. Bu, ondan öğrenmişti…

00:27:50.278 --> 00:27:55.687
O hocaefendinin defterine de melekler bunun kazandığı sevap kadar sevapları yazarlar.

00:27:55.687 --> 00:28:00.900
Niçin? O anlattı, bu dinledi. Onun anlattığını uyguladığı için.

00:28:00.900 --> 00:28:10.568
İşte İslâm'ın toplumsal diyelim yeni kelimelerle, içtimâî yönü bu, iyi bir şeye çağırdığınız zaman

00:28:10.568 --> 00:28:17.577
çağırdığınız kimselerin işledikleri iyiliklerin sevabının bir mislini siz alacaksınız.

00:28:17.577 --> 00:28:24.587
Kötü bir yere çağırdığınız zaman işlenen günahların vebalinin bir misli de sizin omzunuza…

00:28:24.587 --> 00:28:30.492
Çünkü onları siz o işe çağırdınız, sizin omzunuza yüklenecek.

00:28:30.492 --> 00:28:31.564
O halde ne yapacağız?

00:28:31.564 --> 00:28:38.665
Hiç kimseyi hiçbir kötü yola çağırmayacağız. Herkesi iyi yola çağırmaya gayret edeceğiz.

00:28:38.665 --> 00:28:42.504
Bu iki hadîs-i şerîften karşımıza beliren tablo nedir?

00:28:42.504 --> 00:28:50.640
Toplu yaşamda, topluluk hayatında, içtimâî hayatımızda nasıl davranmamız gerekiyor?

00:28:50.640 --> 00:28:57.579
Kendimiz iyi insan olacağız. Başka insanları iyi işe çağıracağız, kötü işe çağırmayacağız.

00:28:57.604 --> 00:29:01.895
Kendimiz âmâl-i sâliha işleyeceğiz. Başkalarının da iyi işler işlemesi için

00:29:01.895 --> 00:29:06.590
aktif propaganda, reklam, tanıtma, öğretme işleri yapacağız.

00:29:06.590 --> 00:29:12.203
Bunun aksine kötü şeylerin yapılmamasına da gayret göstereceğiz.

00:29:12.203 --> 00:29:17.528
Kötülükleri yapmak isteyen: Benim hürriyetim var istediğimi yaparım

00:29:17.528 --> 00:29:20.634
sana ne, karışma bana falan diyorlar bazıları öyle değil.

00:29:20.634 --> 00:29:27.540
Adam aldırma da geç git, diyemem, aldırırım, Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım.

00:29:27.540 --> 00:29:32.346
dediği gibi Mehmed Âkif rahmetlinin… Allah kabrini nur doldursun.

00:29:32.346 --> 00:29:37.810
Cümle geçmişlerimize rahmet eylesin. Onun dediği gibi biz sorumluluk duygusu taşıyoruz.

00:29:37.810 --> 00:29:45.832
Biraz sıkıntı çeksek de birtakım zararlar, sıkıntılar, üzüntüler, başı ağrıtacak, gönlü kıracak

00:29:45.832 --> 00:29:51.277
birtakım olaylarla karşı karşıya gelme durumu olsa bile biz böyle davranacağız.

00:29:51.277 --> 00:30:00.732
Düşünün böyle insanlardan müteşekkil bir toplumu… Diyorlar ki Kızılcahamam'a gelirken Azaphane deresi…

00:30:00.732 --> 00:30:07.476
Diyorum ki; bir kere o Azaphane değil, Âzep deresi. Âzep de azap demek değil. Âzep bekar demek.

00:30:07.476 --> 00:30:09.356
Âzep deresi ne demek?

00:30:09.356 --> 00:30:12.669
Bekarların deresi. Birçok yerde bekar deresi vardır.

00:30:12.669 --> 00:30:18.853
Bu ne demek? Eski devirde şehrin, beldenin içinde kimse günah işleyemiyormuş.

00:30:18.853 --> 00:30:19.327
Neden?

00:30:19.327 --> 00:30:26.402
Aklı başında, âyetleri, hadisleri bilen ciddi müslüman, mütedeyyin, salih, âbid, zâhid insanlar

00:30:26.402 --> 00:30:33.904
yaptırmıyorlar. Şehrin, beldenin, köyün içinde bir günahı göz göre göre işlettirmiyorlar.

00:30:33.904 --> 00:30:36.284
Ne yapıyor o zaman bekarlar?

00:30:36.284 --> 00:30:45.790
Gidiyorlar sazını, çalgısını alıyor derenin içinde dımbırdatıyor veya saklı saklı, gizli gizli

00:30:45.790 --> 00:30:54.123
Allah saklasın, Allah böyle durumlara düşürmesin- içkisini alıyor, derenin kenarında içiyor.

00:30:54.123 --> 00:30:56.586
Ya da bir kadın götürüyor, oynatıyor falan…

00:30:56.586 --> 00:30:57.716
Nerede yapıyor?

00:30:57.716 --> 00:31:03.149
Bekarların eğlendiği Bekar deresi… Kaçak yer. Gizli günahların işlendiği yer.

00:31:03.149 --> 00:31:10.524
Fırsat bulsa ötekiler ona da müdahale ederler ama beldeden oraya gelinceye kadar

00:31:10.524 --> 00:31:14.795
onların nöbetçileri vardır, kaçarlar.

00:31:14.795 --> 00:31:20.866
Yaptırmazlar ama işte toplumda o zaman iyilik oluyor, kötülük yapılmıyor.

00:31:20.811 --> 00:31:25.821
Çok gizli yollarla, çok saklı şekillerle birileri yapıyorsa Allah onun cezasını verecek

00:31:25.821 --> 00:31:31.437
ama hiç olmazsa toplumdan sorumlu olan insanlar, yöneticiler günaha girmiyor

00:31:31.437 --> 00:31:35.458
bir de o günahları gören insanlar müdahale ettikleri için

00:31:35.458 --> 00:31:39.479
kimse de kalkıp herkesin gözü önünde böyle bir şey yapamıyor. Takibata uğruyor

00:31:39.479 --> 00:31:44.845
protestoya uğruyor, yapamıyor. O zaman toplum iyi bir toplum oluyor. İyilikler yapılıyor.

00:31:44.845 --> 00:31:50.400
İleri gidiyor. Günahlar olmuyor. Haramlar işlenmiyor. Haksızlıklar yapılmıyor. Zulümler olmuyor.

00:31:50.425 --> 00:31:57.297
İslâm toplumları, tarih boyunca İslâm'ın hâkim olduğu zamanlarda işte böyle mutlu yaşamışlardır.

00:31:57.297 --> 00:32:00.630
Pırıl pırıl, tertemiz yaşamışlardır.

00:32:00.630 --> 00:32:09.348
Kendimiz müslüman olduğumuz için kendimizi reklam etmemiz gibi düşünülebilir.

00:32:09.348 --> 00:32:14.290
Öyle diyebilirler bazı insanlar ama bizim dışımızda olup müslüman olmayıp

00:32:14.290 --> 00:32:18.545
bizim ülkemize misafir olarak gelmiş insanların hatıraları var. Yazıları var.

00:32:18.545 --> 00:32:26.939
Mesela, Baron de Büsbek diye bir Hollandalı, Belçikalı seyyah gelmiş Kanûnî devrinde.

00:32:26.939 --> 00:32:34.712
Kanûnî devrini anlatıyor. İstanbul'un manzarasını, halkın hâlini, ahlâkını, alışverişi, vesâireyi

00:32:34.712 --> 00:32:39.785
kitabında, hatıralarında anlatıyor. Müslümanların çok dürüst olduğunu, temiz olduğunu

00:32:39.785 --> 00:32:44.926
sözlerine sadık olduğunu, güvenilir olduğunu söylüyor ve diyor ki

00:32:44.926 --> 00:32:50.799
"Eğer siz Osmanlı ülkesine ziyarete giderseniz, bir müslümana misafir olabilirsiniz;

00:32:50.799 --> 00:32:56.430
çünkü yatakları, yorganları temizdir, yemekleri, evi temizdir.

00:32:56.430 --> 00:33:01.650
Sakın benim dindaşımdır diye bir gayrimüslime inmeyin." diye ikaz ediyor.

00:33:01.650 --> 00:33:07.411
"Sonra, bir müslüman size "şunu şöyle yapacağım" diye söz vermişse

00:33:07.411 --> 00:33:13.298
"tamam" demişse, sözü sözdür. Yazılı bir senet olmasa bile dediğini yapar

00:33:13.298 --> 00:33:20.520
çünkü sözlerine sadıktır onlar." diyor. "Ama bir gayrimüslimle anlaşma da yapsan

00:33:20.520 --> 00:33:26.190
yine seni aldatır, hile yapar, ona itimat edilmez!" diye söylüyor.

00:33:26.190 --> 00:33:27.243
Bu neyi gösteriyor?

00:33:27.243 --> 00:33:32.467
Düşmanın, yabancı bir insanın, ülkemize gelmiş bir misafirin sözleri bunlar;

00:33:32.467 --> 00:33:37.967
bizden olan bir kimsenin sözü değil. Osmanlı toplumunun, İslâm'dan mutlu olduğunu

00:33:37.967 --> 00:33:44.647
halkın tertemiz olduğunu ve İslâm'dan mahrum olan kesimlerin de o seviyeye çıkamadığını gösteriyor.

00:33:44.647 --> 00:33:46.340
"Toplum ileridir."

00:33:46.340 --> 00:33:51.655
Hayır, toplum ileri değil! Toplumun içinde İslâmî hayatı benimsemiş mü'minler ileri;

00:33:51.686 --> 00:33:55.184
İslâmî hayattan mahrum kalmış olanlar o ahlâka sahip değil!

00:33:55.184 --> 00:33:57.426
O zaman nereden kaynaklanıyor fazilet?

00:33:57.426 --> 00:34:01.801
İslâm'ın kendisinden, Müslümanlık'tan kaynaklanıyor. Bu çok önemli…

00:34:01.801 --> 00:34:06.995
Seyyahların hatıraları bu bakımdan bizim için güzel birer misal oluyor.

00:34:06.995 --> 00:34:11.432
Temenni ederiz ki İslâm'ı ailemizde yaşayalım.

00:34:11.432 --> 00:34:15.820
Kendi nefsimizde, içimizde, ruhumuzda yaşayalım.

00:34:15.820 --> 00:34:20.943
Mahallemizde, köyümüzde, kasabamızda yaşayalım. Her şey Allah'ın rızasına uygun olsun.

00:34:20.943 --> 00:34:26.912
Allah'ın rızasına uygun olmayan şeyleri de temizlemek için elbirliğiyle bir çalışma yapalım.

00:34:26.912 --> 00:34:36.890
Hani çevre temizliği diyoruz, Çevre Bakanlığı kurduk; bir de böyle ahlâkın temizlenmesi meselesi var.

00:34:36.890 --> 00:34:41.763
Ahlâkî çevrenin de güzelleşmesi, temizlenmesi, günahlardan arınması meselesi var.

00:34:41.763 --> 00:34:49.149
Biz her yönden çevreciyiz. Çevre-Kültür derneklerimizi kuran arkadaşlarımızdan Allah razı olsun.

00:34:49.149 --> 00:34:55.503
Biz çevreyi ağaçlandırmak, çevreyi temizlemek, çevreyi güzelleştirmek istiyoruz.

00:34:55.528 --> 00:35:02.799
Tarihî, sosyal çevreyi güzelleştirmek istiyoruz. Toplumda yetişen bir insanın

00:35:02.799 --> 00:35:07.488
sıhhatli bir ruhla yetişmesini sağlayacak tedbirleri almak istiyoruz.

00:35:07.488 --> 00:35:13.263
Mânevî çevreyi temizlemek istiyoruz, günahlardan. İnsanların çevresini temizleyip

00:35:13.288 --> 00:35:17.522
günahların hiç böyle göz önünde başkalarına örnek olacak

00:35:17.522 --> 00:35:24.589
şaşırtacak bir şekilde misal olarak görünmesini dahi arzu etmiyoruz.

00:35:24.589 --> 00:35:28.388
Allahu Teâlâ hazretleri İslâm'ın güzelliklerini anlayıp

00:35:28.388 --> 00:35:37.924
onu şahsî hayatımızda, aile, toplum hayatımızda, her yönde, her yerde güzelce uygulamayı nasip etsin.

00:35:37.924 --> 00:35:41.982
Böylece ne olacak? Dünya saadeti olacak. Sonra ne olacak?

00:35:42.700 --> 00:35:46.750
Âhirette de Allah'ın emirlerini tuttuğumuz için âhiret saadeti olacak.

00:35:46.100 --> 00:35:52.979
Sonsuz, ebedî, çok güzel nimetlere gark olmuş durumda bir cennet hayatı;

00:35:53.400 --> 00:35:55.658
gözlerin görmediği, kulakların işitmediği

00:35:55.658 --> 00:36:00.699
kimsenin hayaline sığmayan güzelliklere, nimetlere müslümanlar sahip olacak.

00:36:00.699 --> 00:36:09.495
Allahu Teâlâ hazretleri iki cihanda cümlenizi bu saadetlere nâil eylesin, bahtiyar eylesin.

00:36:09.495 --> 00:36:12.255
es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!

