WEBVTT 00:00:00.310 --> 00:00:03.790 El-Hamdü li'llâhi rabbi'l-âlemîn. 00:00:03.104 --> 00:00:06.899 Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ hayra halkıhî Muhammedin ve alâ âlihî ve 00:00:06.899 --> 00:00:11.504 sahbihî ve men tebiahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. 00:00:11.504 --> 00:00:17.229 Emmâ ba'd: Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-kitâbi kitâbu'llâh 00:00:17.229 --> 00:00:21.631 ve efdale'l-hedyi hedyü seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem. 00:00:21.631 --> 00:00:27.825 Ve şerre'l-ümûri muhdesâtühâ ve külle muhdesetin bid'atün ve külle bid'atün dalâletün 00:00:27.825 --> 00:00:30.454 ve külle dalâletin ve sâhibehâ fi'n-nâr 00:00:30.454 --> 00:00:35.187 ve bi's-senedi's-sahîhi'l-muttasıli ilee'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl: 00:00:36.306 --> 00:00:41.830 Acibtü li'l-mü'mini ve ceze'ıhî mine's-sakami lev kâne ya'lemü 00:00:41.108 --> 00:00:47.168 mâ lehû fi's-sekami le-ehabbe en-yekûne sekîmen hattâ yelkâ rabbehû azze ve celle. 00:00:47.262 --> 00:00:50.349 Sadaka Resûlullâh fîmâ kâl ev kemâ kâl. 00:00:50.777 --> 00:00:53.420 Muhterem kardeşlerim! 00:00:53.698 --> 00:01:01.262 Üstadımız Ahmed Ziyâüddin Gümüşhânevî hazretlerinin cem ve telif eylemiş olduğu 00:01:01.262 --> 00:01:09.477 Ramuzü'l-ehâdîs isimli hadis kitabından Ayn harfine vâsıl olmuş bulunuyoruz. 00:01:09.834 --> 00:01:15.879 Hadîs-i şerîfleri okuyup izah etmeye geçmeden önce evvelen ve hâssaten 00:01:16.315 --> 00:01:21.710 Peygamberimiz, numûne-i imtisalimiz, rehberimiz, efendimiz 00:01:21.710 --> 00:01:28.505 Muhammed-i Mustafâ sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin pâk, 00:01:28.505 --> 00:01:36.692 muazzez ruh-u saadetine ve sair enbiyâ ve mürselîn ve evliyâ-i izâm hazerâtının ruhlarına; 00:01:36.985 --> 00:01:44.852 Peygamber Efendimiz2in ashâbının ervâhına ve ashâb-ı kirâmdan bize kadar gelmiş geçmiş olan 00:01:44.852 --> 00:01:50.786 cümle evliyaullahın, sâdât ve meşâyihımızın ruhlarına; hâssaten müellif merhumun ruhuna; 00:01:51.832 --> 00:01:57.832 hocalarının, talebelerinin ruhlarına; hocamız Mehmed Zahid-i Bursevî hazretlerinin ruhuna 00:01:58.719 --> 00:02:04.934 ve bu hadîs-i şerîflerin bize kadar naklinde emeği geçmiş olan ulemanın 00:02:04.934 --> 00:02:10.939 ve râvilerin cümlesinin ervâhına ve hassaten uzaktan ve yakından 00:02:11.970 --> 00:02:15.275 Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve selleme muhabbetinden nâşi 00:02:15.300 --> 00:02:21.227 ve ilme olan sevgisinden dolayı şu hadis meclisine teşrif etmiş olan siz kardeşlerimizin 00:02:21.703 --> 00:02:27.636 cümle geçmişlerinin ruhlarına hediye olmak üzere bir Fâtiha üç İhlâs-ı Şerîf okuyalım. 00:02:28.552 --> 00:02:32.900 İbn Mes'ud radıyallahu anh'in bize bildirdiğine göre 00:02:32.940 --> 00:02:35.994 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz; 00:02:36.715 --> 00:02:44.604 hastalığın insana sağladığı sevapları, mânevî kazancı bildiriyor. 00:02:46.463 --> 00:02:50.975 Acibtü li'l-mü'mini ve ceze'ıhî mine's-sekami. 00:02:50.975 --> 00:03:02.545 "Ben mü'min kulun hâline; hastalıktan üzülüp korkup çekinmesine, sakınmasına şaşarım. 00:03:02.545 --> 00:03:06.236 " Lev kâne ya'lemü mâ lehû fi's-sekami. 00:03:06.236 --> 00:03:12.360 "Eğer o kul, hastalık dolayısıyla kendisine neler gelmiş olduğunu bilseydi." 00:03:12.995 --> 00:03:17.900 Le-ehabbe en-yekûne sekîmen hattâ yelkâ rabbehû azze ve celle. 00:03:17.900 --> 00:03:24.268 "Mevlâ azze ve celle hazretlerine mülâkî oluncaya kadar 00:03:24.268 --> 00:03:30.594 hasta kalıp O'na öyle hasta bir hâlde kavuşmayı temenni eder, isterdi." 00:03:30.523 --> 00:03:37.969 Burada hastalara büyük bir müjde var. Allahu Teâlâ hazretleri bu dünya hayatını, 00:03:37.969 --> 00:03:43.762 elemlerle, zevklerle, lezzetlerle, üzüntülerle karışık yaratmış. 00:03:44.913 --> 00:03:49.230 Bu dünya hayatında insan bazen sevinir bazen üzülür. 00:03:49.230 --> 00:03:53.760 Bazen nimetlere mazhar olur bazen imtihanlara düçar olur. 00:03:53.760 --> 00:03:59.915 Bazen fitnelere uğrar; malında, canında, evladında, çevresinde, 00:03:59.915 --> 00:04:05.272 sevdiği kimseler hususunda kendisine çeşitli sıkıntılar gelir. Getiren kim? 00:04:05.272 --> 00:04:11.675 Bi-yedihî melekûtü külli şey'in. "Her şey kudret-i kabzasında olan Allahu Teâlâ hazretleri..." 00:04:12.342 --> 00:04:14.857 Neylerse o eyler ve neylerse güzel eyler. 00:04:14.857 --> 00:04:20.935 Hepsinde bir güzellik vardır. Kulun boyun büküp hepsine de; 00:04:20.935 --> 00:04:26.445 "Pekâlâ yâ Rabbi! Madem senden gelmiş; ister gonca gül ister diken, 00:04:26.445 --> 00:04:32.378 ister nimet ister nikmet olsun. Mademki senden geliyor, razıyım." 00:04:32.378 --> 00:04:35.370 diyerek -kadere- rıza göstermesi lazım. 00:04:35.370 --> 00:04:39.340 "Kadere rıza göstermezse benden başka bir Mevlâ arasın. 00:04:39.984 --> 00:04:42.794 " buyurduğunu Peygamber Efendimiz naklediyor. 00:04:42.834 --> 00:04:45.630 "Kulum benim takdirime razı değil mi? 00:04:45.630 --> 00:04:50.418 Hadi dolaşsın o zaman, kendisine bir başka Mevlâ arasın!" Başka kapı var mı? 00:04:51.529 --> 00:04:56.324 İbrahim b. Edhem rahmetullahi aleyh ne güzel söylemiş: 00:04:56.324 --> 00:05:01.340 İlâhî abdüke'l-âsî etâka. "Yâ Rabbi! Âsi kulun senin huzuruna geldi, 00:05:01.340 --> 00:05:04.480 kapına geldi. El açıyor, istiyor." 00:05:05.119 --> 00:05:10.330 Mukırren bi'z-zenbi kad deaka. "Günahını mu'terif, kusurunu biliyor. 00:05:10.330 --> 00:05:16.249 Sana el açmaya, senden bir şey istemeye yüzü yok. Ama yine de dua etmeye geldi." 00:05:16.249 --> 00:05:22.286 Fe-in tağfir fe-ente ehli'l-lizâkâ. "Affedersen affetmek senin şanındandır. 00:05:22.349 --> 00:05:26.701 Kerem sahibisin, lütuf sahibisin, Afüvv'sün, affedersin, bağışlarsın." 00:05:27.574 --> 00:05:34.651 Ve in tatrut fe-men yerham sivâkâ. "Bir de kapından kovarsan senden başka kim merhamet eder? 00:05:34.651 --> 00:05:37.226 Hangi kapıya gidilir? Hiçbir kapı yok." 00:05:37.226 --> 00:05:44.255 Onun için takdire rıza göstereceksin. Allahu Teâlâ hazretleri ne takdir etmişse imtihan! 00:05:44.255 --> 00:05:50.746 Bu dünya da karışık. Lezzetle, nimetle, sıkıntı ve üzüntü ile karışık bir imtihan. 00:05:50.746 --> 00:05:56.646 Âhirette ayrılacak. Çırpıldığı zaman sütün kaymağıyla suyunun ayrıldığı gibi... 00:05:56.646 --> 00:06:02.663 Cennette nimetler, cehennemde cezalar, sıkıntılar, meşakkatler, ayrılacak. Cennette; 00:06:02.663 --> 00:06:07.566 Lâ yeravne fîhâ şemsen ve lâ zemherîrâ. "Orada ne aşırı güneş, 00:06:07.566 --> 00:06:10.895 ne şiddetli soğuk görecekler; her şeyi nimet..." 00:06:10.895 --> 00:06:16.135 Mâ lâ aynün raet lâ üzünün seme'at ve lâ hatare alâ-kalbi ehadin. 00:06:16.135 --> 00:06:21.712 "Gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, kimsenin hatırına hayaline gelmeyen, 00:06:21.712 --> 00:06:25.981 hayaline sığmayacak nimetler orada toplanır." Ya öbür tarafta? 00:06:25.981 --> 00:06:31.297 Öbür tarafa da akıl ermez. Çünkü kudret-i külliye sahibi Allahu Teâlâ hazretleri. 00:06:31.297 --> 00:06:33.960 Sonsuz kudret sahibi Allahu Teâlâ hazretleri: 00:06:33.960 --> 00:06:42.361 Azîzün zü'ntikâm. "Düşmanına muhakkak galip gelen ve intikam sahibi olan..." 00:06:42.361 --> 00:06:47.597 Allahu Teâlâ hazretleri orada, âsi kullarından hesap soracak, ceza verecek. 00:06:47.597 --> 00:06:54.789 Oradaki cezalara da akıl ermez; tahammülü mümkün değil. 00:06:54.789 --> 00:07:00.470 Onun için Allahu Teâlâ hazretleri bizi cehenneminden azat eylesin. 00:07:00.470 --> 00:07:03.695 Lütfuyla, keremiyle cennetine dâhil eylesin. 00:07:03.770 --> 00:07:09.536 Oraya girdikten sonra, oranın sıkıntısına tahammül mümkün değil. 00:07:09.561 --> 00:07:12.979 Ama Allahu Teâlâ hazretleri buyuracakmış ki; 00:07:13.391 --> 00:07:18.634 "Kulum! Ben senden dünyada çok şey istemedim ki emirlerime itaat etseydin, işte cennet." 00:07:19.207 --> 00:07:24.842 Zor değil. Biz hakikaten çok kafasızız. İnsan nesli olarak çok şaşkınız. 00:07:25.154 --> 00:07:28.119 Üstelik peygamberler de gelmiş, haber de vermişler. 00:07:29.286 --> 00:07:32.253 Orada birden karşılaşsak o zaman belki derdik ki; 00:07:32.781 --> 00:07:34.573 "Bu olacağı önceden bilseydim, böyle yapmazdım." 00:07:34.942 --> 00:07:36.647 Peygamberler bildirmiş. 00:07:37.363 --> 00:07:40.219 "Ey kulum! Ben senden çok şey istemedim ki bana itaat edecektin, 00:07:40.219 --> 00:07:42.493 namaz kılacaktın, doğru olacaktın, haram yemeyecektin; 00:07:42.836 --> 00:07:45.523 onların hepsinin faydası yine sana, başkasına değil." 00:07:45.847 --> 00:07:48.674 Allahu Teâlâ hazretlerinin bizim ibadetimize ihtiyacı var mı? 00:07:48.674 --> 00:07:54.530 Hâşâ ve kellâ, sümme hâşâ! Öyle şey yok! Hiçbir şeye ihtiyacı yok. Biz neyiz ki? 00:07:54.237 --> 00:08:00.414 "Ol" dediği zaman olan, "olma" dediği zaman yok olan, âciz, nâçiz varlıklar... 00:08:00.645 --> 00:08:06.315 Çölde kumun hesabı sorulur mu? "Şu kumu nereye koydun, zayi ettin." diye 00:08:06.315 --> 00:08:08.580 kimse kimseye kumdan hesap sorar mı? 00:08:08.245 --> 00:08:11.602 İşte biz o kadar âciz, nâçiz, zerre, bî-çare mahlûklarız. 00:08:11.602 --> 00:08:14.906 Bizim Allahu Teâlâ hazretlerine ne faydamız olur? 00:08:14.945 --> 00:08:20.482 Bütün ibadetlerin kârının hepsi bize; hem şahsen, hem sıhhaten, 00:08:20.757 --> 00:08:24.351 hem bedenen hem ruhen, hem cemiyeten bize. 00:08:24.659 --> 00:08:30.565 Biz Allah'ın emrine uyduğumuz zaman vücudumuz sıhhat bulacak, 00:08:30.808 --> 00:08:34.565 ruhî hastalıklardan kurtulacağız. 00:08:35.663 --> 00:08:41.710 Mevkiimiz dolayısıyla, ister istemez insanların ahvâliyle meşgul oluyoruz. 00:08:41.643 --> 00:08:45.920 Geliyorlar, dert açıyorlar, "Bunun çaresi nedir?" diye mesele soruyorlar. 00:08:45.472 --> 00:08:49.265 İnsanların büyük bir kısmı ruhen hasta. Neden? 00:08:50.117 --> 00:08:55.112 Hak yolda gitmeyince, Allahu Teâlâ hazretlerinin emirleri dinlenmeyince ruhen sıhhat olur mu? 00:08:55.429 --> 00:09:03.709 İnsanın parası olur; apartmanı, yazlık köşkü, açık kapalı otomobili, her şeyi olur ama 00:09:04.281 --> 00:09:12.753 ruhî sıhhat olmaz, saadet, huzur olmaz. İnsanlar çeşit çeşit şeylere düçar olurlar. 00:09:13.130 --> 00:09:17.346 Ruhî bakımdan sıhhat de İslâm'da! Bedenî bakımdan sıhhat de İslâm'da! 00:09:18.333 --> 00:09:25.440 Cemiyetin güzelliği, sıhhatli, yağlanmış makine gibi, tıkır tıkır işleyişi de İslâm'dadır. 00:09:25.440 --> 00:09:29.132 Çünkü İslâm insanın gedik tarafını bırakmıyor. 00:09:29.799 --> 00:09:34.488 Şimdi bugünün dünya nizamı, insanların koyduğu nizamlar ortada. 00:09:34.972 --> 00:09:40.455 Mesela polis evin içini bilmez ki ne yapsın? Evin içinde adam ne yaparsa yapar. 00:09:40.455 --> 00:09:45.408 Sonra evin içini bilse kalbini bilmez ki nasıl bilsin, kalbine nasıl karışsın? 00:09:45.829 --> 00:09:49.913 İnsanın aklına, kalbine karışmak mümkün değil! Ama Allahu Teâlâ hazretleri 00:09:49.913 --> 00:09:57.131 insanın hem kalbinin hem aklının ahkâmını bildiriyor, emrediyor. 00:09:57.132 --> 00:10:04.248 Hem ruhunun ahkâmını emrediyor, bildiriyor hem dış şartların ahkâmını bildiriyor, emrediyor. 00:10:04.347 --> 00:10:06.638 Böylece iç ve dış ihmal olmuyor. 00:10:06.638 --> 00:10:12.899 Dünya nizamları, âcizliğinden dolayı, insanın içine, aklına, kalbine karışamaz. 00:10:12.974 --> 00:10:16.222 Orası eksik kalınca gediğini bulurlar. 00:10:16.246 --> 00:10:22.146 Bu insanlar şeytandan beterdir, istediğin kadar mükemmel nizam getir, her nizamın gediğini bulurlar. 00:10:22.292 --> 00:10:28.770 En mükemmel nizamın, en büyük kusurlarını görürler, o kaçacak noktalardan kaçarlar. 00:10:28.770 --> 00:10:31.452 İslâm hiçbir yerde gedik bırakmamıştır. 00:10:31.452 --> 00:10:37.710 İnsanı sadece maddî yapısıyla değil, her yönüyle ihata etmiştir. 00:10:37.227 --> 00:10:41.424 Allahu Teâlâ hazretleri yaratıcımız olduğu için bize neyin yaradığını bildiğinden, 00:10:41.424 --> 00:10:46.632 bizi her yönden tedbirlerle çevirmiştir. Yarısını yapıp yarısını yapmayan insan hasta olur. 00:10:46.632 --> 00:10:54.556 Tamamını yaparsa kurtulur. Tamamını yaptığı zaman bakarsın kale gibi, çelik gibi olur. 00:10:54.655 --> 00:11:02.188 Yaşlı demezsin, delikanlı dersin. Belki ihtiyarlıktan beli iki kat olmuştur ama zihni dinçtir. 00:11:02.188 --> 00:11:06.437 Bazı hacı nineler gözlük takmadan iğneye ipliği geçirir. 00:11:06.437 --> 00:11:12.946 Ona "ibadet kuvveti" derler; öyle hacı nineler vardır. İnsan hep ibadetle çelik gibi olur. 00:11:13.436 --> 00:11:16.661 Demek ki bazen de Allah kullarına hastalık verir. 00:11:16.661 --> 00:11:22.600 Takdir O'nun değil mi? Bu dünya imtihan dünyası değil mi? İmtihan dünyası. 00:11:22.600 --> 00:11:25.992 "Acaba hastalık, ceza olarak mı geliyor?" Öyle diyemeyiz. 00:11:25.992 --> 00:11:31.302 Allah hastalığı sevdiği kullara da verir, kötü kullara da verir. 00:11:31.302 --> 00:11:37.515 İmtihan sorusu; "Bakalım nasıl cevap verecek?" diye, bazen sıhhatten açılır. 00:11:37.515 --> 00:11:42.370 Peki, hastalık gelince ne yapacağız? Başından, hastalığı temenni etmek yok. 00:11:42.370 --> 00:11:47.546 "İnşaallah hasta olayım da çok sevap kazanayım." demek yok, öyle mantık yok! 00:11:48.173 --> 00:11:51.248 Biz Allah'tan afiyet dilemekle emrolunmuşuz. 00:11:51.248 --> 00:11:56.742 "Ya Rabbi! Sen bana dünyada, âhirette, dinimde afiyet ihsan eyle. 00:11:56.742 --> 00:12:01.700 Dinim sağlam olsun, fitneli fesatlı olmasın. Akidem dürüst olsun, 00:12:01.700 --> 00:12:07.913 aklım yanlış yerlere saplanmasın. Dünyam, âhiretim afiyetli olsun; 00:12:07.913 --> 00:12:11.975 dertlerden de uzak olayım, hastalıklardan uzak olayım." Dememiz gerekir. 00:12:12.000 --> 00:12:17.694 Allahu Teâlâ hazretlerinin hak Resûlü bize; "Allah'tan bir şey istediğiniz zaman afiyeti isteyin." diye bildirmiş. 00:12:17.749 --> 00:12:22.622 Hastalık, dert, musibet, bela istemek yok! 00:12:22.622 --> 00:12:25.466 Geçenlerde hadîs-i şerîfte geçmişti, 00:12:24.844 --> 00:12:28.335 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bir sahabiyi ziyarete gitmiş. 00:12:28.335 --> 00:12:34.860 Adam hastalıktan kuş yavrusu gibi kalmış; erimiş, ufalmış, küçülmüş. 00:12:34.885 --> 00:12:38.533 Hani "bir deri bir kemik" deriz ya, demek ki öyle bir hâle gelmiş. 00:12:38.533 --> 00:12:41.584 Resûlulah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz diyor ki; 00:12:41.584 --> 00:12:44.496 "Ey filanca! Sen hiç Allah'a dua etmez misin?" 00:12:45.281 --> 00:12:49.227 "Ederdim yâ Resûlallah! 'Bana âhirette vereceğini, dünyada ver. 00:12:50.497 --> 00:12:53.689 Âhirette çekmek zor olur, bu dünya hayatı nasıl olsa gelip geçici, 00:12:53.714 --> 00:12:59.170 ne vereceksen bu dünyada ver de âhirette rahat edeyim.' Diye dua ederdim." deyince, Efendimiz; 00:12:59.170 --> 00:13:02.910 "Hayır" diyor, "Öyle dua etmeyeceksin, afiyet isteyeceksin; 00:13:04.220 --> 00:13:06.494 'Dünyada da iyilik ver, âhirette de iyilik ver.' diyeceksin." 00:13:06.494 --> 00:13:09.138 Allahu Teâlâ hazretlerinin hazinesinin sonu yok ki! 00:13:11.447 --> 00:13:14.711 Sana dünyada da verince sanki hazinesinden bir şey mi eksilecek? 00:13:15.814 --> 00:13:19.374 Peygamber Efendimiz; "Ayakkabınızın bağı kopsa Allah'tan isteyin." diyor. 00:13:20.359 --> 00:13:24.152 Muhabbet öyle olacak; sevgi, bağlılık, yakınlık öyle olacak. 00:13:24.850 --> 00:13:30.943 el-İhsânü en-ta'büda'llâhe ke-enneke terâhü fe-in lem-tekün terâhü fe-innehû yerâke. 00:13:30.943 --> 00:13:36.298 "İbadette ihsan mertebesi, Allahu Teâlâ hazretlerini görüyormuş gibi ona ibadet etmektir. 00:13:36.323 --> 00:13:38.979 Çünkü sen onu görmüyorsan da o seni görüyor." 00:13:38.979 --> 00:13:42.800 Ve hüve me'aküm eynemâ küntüm. "Siz nerede olursanız olun, O sizinle beraber." 00:13:42.800 --> 00:13:49.340 O zaman iste. Çoluğun çocuğun olsa yakında ne dersin? "Oğlum bana şunu getiriver." dersin. 00:13:49.340 --> 00:13:53.698 Allahu Teâlâ hazretleri yanında. "Yâ Rabbi! Sıkıştım, bana şunu ihsan ediver." dersin. 00:13:53.698 --> 00:13:58.218 "Ayakkabının bağını bile isteyin." diyor, küçük büyük istemekten çekinmeyin. Onun için: ? 00:13:58.218 --> 00:14:03.880 Rabbenâ âtinâ fi'd-dünyâ haseneten ve fi'l-âhireti haseneten ve kınâ azabe'n-nâr. 00:14:03.880 --> 00:14:07.751 "Ya Rabbi! Sen bize dünyada da iyilik ver, âhirette de iyilik ver. 00:14:07.752 --> 00:14:10.440 Şu korkunç cehennem azabından bizi koru." 00:14:11.138 --> 00:14:16.598 Kur'ân-ı Kerîm'de bize talim edilen dualardan. Hastalık istenmeyecek, afiyet istenecek. 00:14:16.598 --> 00:14:24.553 Peki, gelirse ne yapacağız? Ceza yok; korkmak, çırpınmak, itiraz yok. 00:14:24.553 --> 00:14:34.350 Nereden geldiğini bileceksin! Allah'tan geldi, sabredeceksin.Şimdi senin imtihanın sabırdan açıldı. 00:14:35.625 --> 00:14:41.261 Evvelce sıhhatteydin, o zaman imtihan şükürdendi. Bakalım sıhhatini hak yolda mı kullandın? 00:14:41.261 --> 00:14:45.847 Kim bilir neler yapmıştır? İnsanlar o gençliğini nerelerde harcıyor. 00:14:45.847 --> 00:14:51.584 Sıhhatli olduğu zaman pazusu yerindeyken gücü kuvveti yerindeyken o vücudu ne kadar hor kullanır. 00:14:51.584 --> 00:14:55.900 Nerelerde harcar. İşte o zaman imtihanı kaybettin. 00:14:55.900 --> 00:15:00.854 Sıhhat imtihanı, şükür imtihanıydı, şükredecektin. O sıhhatin, o nimetin şükrünü eda edecektin. 00:15:00.854 --> 00:15:07.200 Allah'a iyi kulluk edecektin; o gitti. Şimdi yerine hastalık geldi, sabır imtihanın başladı. 00:15:07.299 --> 00:15:11.440 Şimdi de sabredersen kazanırsın, sabretmezsen sen bilirsin. 00:15:11.441 --> 00:15:15.485 Allahu Teâlâ hazretleri sana muhtaç değil, sen O'na muhtaçsın. 00:15:15.509 --> 00:15:18.460 Sen O'nun huzuruna gideceksin. Hepimiz O'na döndürüleceğiz. 00:15:18.460 --> 00:15:21.703 Ve ileyhi türce'ûn. "Hepimiz O'nun huzuruna dönüp gideceğiz." 00:15:21.703 --> 00:15:24.773 İnsan Allahu Teâlâ hazretlerinin huzuruna iki türlü gider. 00:15:24.773 --> 00:15:32.807 Bir; sevenin sevene kavuştuğu gibi. Allah cümlemize onu nasip etsin. 00:15:32.807 --> 00:15:39.987 Bir de efendisinden kaçmış kölenin yakalanıp zincirlenip kelepçelenip 00:15:39.987 --> 00:15:46.344 efendisinin huzuruna korka korka geldiği gibi. Hangisi iyiyse ona göre gitmeye çalış. 00:15:47.169 --> 00:15:52.381 Hastalandın. Allahu Teâlâ hazretleri hastalığa öyle ecirler veriyor ki 00:15:52.381 --> 00:15:59.146 hastanın iniltisi tesbih, uykusu ibadet, duası makbul. 00:16:00.671 --> 00:16:05.142 Sıhhatteyken yapmış olduğu amellerin hepsini yapıyormuş gibi kabul ediliyor. 00:16:05.142 --> 00:16:10.601 Allahu Teâlâ hazretleri meleklere emrediyor: "Yazın! Sıhhatteyken ne yapardı?" 00:16:10.626 --> 00:16:14.400 "Yâ Rabbi! Geceleyin kalkar, teheccüd namazı kılardı, şu kadar tesbih çekerdi, 00:16:14.400 --> 00:16:17.985 gözyaşı dökerdi, istiğfar ederdi." "Yazın o sevabı!" 00:16:18.840 --> 00:16:20.995 Aynen yazılıyor. Hastalandı, yapamıyor ama aynen yazılıyor. 00:16:20.996 --> 00:16:26.105 "Yâ Rabbi! Duha namazı kılardı, İşrak namazı kılardı, insanların hayrına koşardı. 00:16:26.204 --> 00:16:29.350 Sıhhatli olduğu zamanı bir görseydin, pervane gibiydi, 00:16:29.350 --> 00:16:32.651 hizmet ehli, tatlı dilli idi, güler yüzlüydü." "Yazın o sevapları!" 00:16:32.750 --> 00:16:38.614 Allahu Teâlâ hazretleri sıhhatteyken yapmış olduğu amellerin hepsinin sevabını yazacak. 00:16:38.614 --> 00:16:45.685 Sonra hastalıktan kalktığı zaman da ona fe'ste'mili'l-amel denilecek. 00:16:46.765 --> 00:16:55.818 "Hadi, defter-i a'mâlin, amel defterin kirlerden temizlendi, paklandı, defterinde günah kalmadı. 00:16:55.818 --> 00:17:00.924 Yeni bir defterle amele yeniden başla! Aman günah tarafını doldurma, 00:17:00.924 --> 00:17:04.674 sevap tarafını doldur. Aman günah yazdırma!" 00:17:04.685 --> 00:17:08.262 İnsan öyle bir ağır hastalıktan kalktı mı kendisine fe'ste'mili'l-amel " 00:17:08.280 --> 00:17:11.651 Amele yeniden başla, hadi bakalım sıfırdan başlıyorsun, günahlar gitti, 00:17:11.660 --> 00:17:13.952 tertemiz bir deftere yeniden başlıyorsun." denilecek. 00:17:14.125 --> 00:17:17.323 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz burada da; 00:17:17.323 --> 00:17:22.420 Acibtü li'l-mümini. "Mü'mine şaşarım." buyuruyor. Dikkat ederseniz "mü'mine" diyor. 00:17:22.420 --> 00:17:29.495 Mü'min olacak, Allah'a iman edecek. İman etmiş insanla, etmemiş arasında bir fark olacak. 00:17:30.590 --> 00:17:34.402 "İnanmış, Allah'ın varlığını birliğini anlamış bir insanın 00:17:34.402 --> 00:17:40.365 hastalıktan korkmasına şaşarım." buyuruyor. Neden? 00:17:40.365 --> 00:17:45.339 Hastalıkta çok sevap var. O kadar çok sevap var ki 00:17:45.339 --> 00:17:52.459 "İnsan o faydaları bilseydi; 'Keşke hep hasta olsam da o hasta hâlimle Allah'a kavuşsam.' diye temenni ederdi." 00:17:52.860 --> 00:17:57.656 Bu hadisi hatırınızda tutun da, hasta ziyaretinde hastalarınıza söyleyin. 00:17:57.656 --> 00:18:02.287 Adedü dereci'l-cenneti adedü âyi'l-Kur'âni 00:18:02.287 --> 00:18:07.200 ve men dehale'l-cennete min ehli'l-Kur'âni fe-leyse fevkahû derecetün. 00:18:07.980 --> 00:18:14.581 Hz. Âişe-i Sıddîka radyallahu anhâ anamızdan rivayet edildiğine göre, 00:18:14.811 --> 00:18:17.918 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlar: 00:18:18.347 --> 00:18:24.370 "Cennetin mertebelerinin adedi, Kur'ân-ı Kerîm'in âyetlerinin adedincedir." 00:18:24.703 --> 00:18:27.275 Cennette kaç mertebe var? 00:18:27.649 --> 00:18:30.817 Kur'ân-ı Kerîm'de kaç âyet varsa o kadar mertebe var. 00:18:32.870 --> 00:18:38.364 Kim Kur'ân-ı Kerîm'den bir âyet bilirse bir derece. Bir âyet daha bilirse iki derece. Öyle... 00:18:39.118 --> 00:18:44.196 Ve men dehale'l-cennete min ehli'l-Kur'ân. "Kur'an ehlinden bir kimse cennete girerse." 00:18:45.530 --> 00:18:48.200 Fe-leyse fevkahû derecetün. "Onun üstünde başka derece yoktur." 00:18:48.680 --> 00:18:54.309 Çünkü Kur'an ehli. Kur'an'ın hepsine âşinâ, hepsine sahip, hepsine vâkıf. 00:18:55.293 --> 00:18:59.899 Burada hafızlara büyük müjde var. Kur'ân-ı Kerîm'in hepsini biliyorlar ama 00:19:00.375 --> 00:19:04.494 bir de ince nokta var ki onu büyüklerimizden hep duyduk, kitaplarda da okuruz; 00:19:05.978 --> 00:19:12.173 "Her Kur'an'ı okuyan, Kur'an'ı hıfz eden, Kur'an ehli değildir." 00:19:12.450 --> 00:19:17.555 Rubbe tâlin li'l-Kur'âni ve yel'anühû. "Nice Kur'an okuyanlar vardır ki Kur'an ona lanet eder." 00:19:18.801 --> 00:19:24.588 Öyle olmamalı, öyle olmamaya dikkat etmeli. Kur'an ehli olmalı, Kur'an'a ehil olmalı. 00:19:25.167 --> 00:19:29.577 Kur'an'ın lanet ettiği bir kimse olmaktan Allahu Teâlâ hazretlerine sığınırız. 00:19:30.474 --> 00:19:35.372 Kur'ân-ı Kerîm ile ilgili bilgimizi arttırmazsak bizim 00:19:35.404 --> 00:19:38.104 Müslümanlığımızda, İslâm'ımızda, imanımızda hata var. 00:19:39.319 --> 00:19:45.290 Okumasını bilmiyorsak öğrenelim. Mealini okumadıysak mealine âşinâ olalım. 00:19:46.329 --> 00:19:49.387 Sureleri biliyorsak, yeni sureler ezberleyelim. 00:19:49.729 --> 00:19:55.863 Mümkünse kendimiz hafızlığa çalışalım, değilse çoluk çocuğumuzdan hafız yetiştirmeye çalışalım. 00:19:56.314 --> 00:20:00.355 Kur'ân-ı Kerîm'in ahkâmını öğrenelim, öğrendiğimizi tatbik etmeye çalışalım. 00:20:00.617 --> 00:20:03.469 Kur'ân-ı Kerîm yalnızca, "Ölülerimize okuyalım." diye inmedi. 00:20:04.318 --> 00:20:08.727 "Mezarlıkta, ölülerimize okuyalım da kabirleri nurlansın" diye inmedi. 00:20:09.838 --> 00:20:14.171 Kur'ân-ı Kerîm, bize dünya hayatının yolunu göstermek için indi. 00:20:14.877 --> 00:20:18.764 Cemiyet hayatının, insan saadetinin yolunu göstermek için indi. 00:20:19.580 --> 00:20:25.110 Kur'ân-ı Kerîm Allahu Teâlâ hazretlerinin bize hitabıdır, bize mektubudur. 00:20:25.935 --> 00:20:30.142 Bize emirleri ve yasakları Kur'an'dadır. Hepsi Kur'ân-ı Kerîm'in içindedir. 00:20:30.167 --> 00:20:34.590 Onu bilmeliyiz, öğrenmeliyiz. Şimdi zaman, o zaman. Tam öğrenme zamanı. 00:20:35.176 --> 00:20:42.190 Bir zaman gelir de insan dizlerini döver, fırsat bulamaz; dizini dövmesin. 00:20:42.261 --> 00:20:46.303 Allahu Teâlâ hazretleri, her işimizin önünü sonunu, hayır eylesin. 00:20:47.590 --> 00:20:53.983 Fırsatları ganimet bilmeyi nasip eylesin. Zaman ve fırsat büyük nimettir. 00:20:54.230 --> 00:20:59.756 İnsanlar bu nimetin kadrini bilmezler, elden gidince anlarlar. 00:21:00.130 --> 00:21:02.842 Allahu Teâlâ hazretlerinin âyetleri oyuncak değildir! 00:21:03.860 --> 00:21:06.759 Resûlullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem'in hadîs-i şerîfleri oyuncak değildir! 00:21:07.267 --> 00:21:11.116 Dinlenip de kulağın arkasına atılmak için değildir. 00:21:11.561 --> 00:21:16.260 Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in sözünü, Kur'ân-ı Kerîm'in âyetini 00:21:16.344 --> 00:21:21.151 ciddiye alıp tüylerimiz diken diken olacak şekilde dinleyip mucibince amel etmemiz lazım. 00:21:22.550 --> 00:21:30.122 Aceben li-gâfilin ve lâ yuğfelü anhü ve aceben li-tâlibi'd-dünyâ ve'l-mevtü yatlübühû 00:21:30.543 --> 00:21:38.412 ve aceben li-dâhıkin mil'e fîhi ve lâ yedrî erda'llâhe em eshatahû. 00:21:38.951 --> 00:21:43.762 İbn Mesud radıyallahu anh'ten rivayet edilmiştir. 00:21:43.840 --> 00:21:49.769 "Kendisinden gaflet olunmayan gaflet ehline şaşılır. 00:21:49.770 --> 00:21:55.307 Ölüm peşinde gezerken dünya peşinde gezene, dünya isteyene şaşılır. 00:21:57.739 --> 00:22:00.791 Aceben li-gâfilin. "Şu gafil insana şaşılır ki." 00:22:01.227 --> 00:22:11.129 Lâ yuğfelü anhü. "Kendisi gafil, dünyadan, âhiretten, önünden sonundan haberdar değil." 00:22:11.308 --> 00:22:15.633 Gırtlağına kadar gaflet denizine dalmış, hatta gaflet başını aşmış. 00:22:16.567 --> 00:22:21.245 Bilmiyor ki kendisinden gafil olmayan, her yaptığı işi gören, 00:22:21.483 --> 00:22:24.694 her yaptığı işin hesabını soracak olan bir Rabbi var. 00:22:25.830 --> 00:22:29.389 Allahu Teâlâ hazretleri Müheymin, Rakîb olarak; 00:22:30.374 --> 00:22:32.710 İnne rabbeke le-bi'l-mirsâd. 00:22:32.734 --> 00:22:36.381 âyet-i kerîmesinde ve daha pek çok âyet-i kerîmelerde bildirildiği gibi, 00:22:36.440 --> 00:22:41.605 her an nigehbân olan, kulları gözetleyen, takip eden bir 00:22:41.859 --> 00:22:46.215 Zât-ı Celîl'in önünde olduğundan gafil olan insana şaşılır. 00:22:46.913 --> 00:22:51.880 Gaflete dalmış, Allah'ın kendisini gözleyip durduğunu düşünmüyor. 00:22:52.999 --> 00:22:58.504 Öyle olmalıyız ki sanki birisi bizi gözetliyor. 00:22:58.648 --> 00:23:01.831 Mesela odanızda cam açık olsa perde açık olsa nasıl durursunuz? 00:23:03.402 --> 00:23:08.543 Perde açık, ışık yanıyor, daireniz sokak seviyesinde; o odada nasıl durursunuz? 00:23:09.622 --> 00:23:13.309 Eve misafir geldiği zaman sofrada yemek yerken nasıl yersiniz? 00:23:13.745 --> 00:23:19.930 Hürmet ettiğiniz hoca, büyük adam, paşa, vali gibi 00:23:19.570 --> 00:23:22.760 önemli bir kimse evinize geldiği zaman nasıl durursunuz? 00:23:23.500 --> 00:23:25.170 Kendinize çekidüzen verirsiniz. 00:23:25.116 --> 00:23:28.619 Peki Allahu Teâlâ hazretlerinin huzurunda değil miyiz? 00:23:28.619 --> 00:23:31.188 Allahu Teâlâ hazretleri her an bizi görmüyor mu? 00:23:31.188 --> 00:23:38.670 Vallâhu bi-mâ tağmelûne basîr. "Allahu Teâlâ hazretleri sizin işlediğiniz her şeyi görmekte!" 00:23:38.670 --> 00:23:43.282 Vallâhu bi-külli şey'in alîm. "Allahu Teâlâ hazretleri her şeyi bilmekte!" 00:23:43.282 --> 00:23:48.992 Ve hüve's-semî'u'l-basîr. "O her söyleneni işitmekte ve her yapılanı görmekte!" 00:23:48.993 --> 00:23:55.362 Vallâhu bi-külli şey'in muhît. "Allahu Teâlâ hazretleri bütün varlıkları ihata etmiştir!" 00:23:55.362 --> 00:24:01.435 Lâ ya'zübü anhü miskâlü zerretin fi's-semâvâti ve lâ fi'l-ard. "Hiçbir şey O'ndan, 00:24:01.534 --> 00:24:06.329 O'nun ilminden hariç değildir. İlmi ve kudreti her şeyi ihata etmiştir." 00:24:06.329 --> 00:24:12.979 Böyle bir Zât-ı Celîl'in, yaratıcının, kendisini murakabe ve kontrol ettiğini, 00:24:12.979 --> 00:24:17.704 kendisine bakıp durduğunu gören insan, perdesi açık odada durduğu 00:24:17.803 --> 00:24:21.444 kadar bile itina etmezse öyle bir gafile şaşılır. 00:24:21.444 --> 00:24:25.991 İnsanlardan korkuyor, kendine çekidüzen veriyor da her an kendisine bakıp 00:24:25.992 --> 00:24:30.458 bir gün gelip de huzuruna gideceği, bir gün gelip de kendisine hesap soracak 00:24:30.458 --> 00:24:35.853 olan Zât-ı Celîl'den gafil! Ve O'na karşı kendisine bir çekidüzen vermiyor. 00:24:37.202 --> 00:24:41.403 Ankara'da -Allah rahmet eylesin- bir hacı amcayı anlatırlardı. 00:24:42.244 --> 00:24:48.316 Öyle edepli, terbiyeli bir kimseymiş ki daha yatakta ayağını uzatmamış. 00:24:49.569 --> 00:24:52.756 "Ayağımı uyurken belki yanlışlıkla uzatırım." diye, 00:24:52.756 --> 00:24:57.919 ayaklarına çember gibi bir şey geçirirlermiş, dizleri bükük dururmuş, uzatmazlarmış. 00:24:57.919 --> 00:25:03.227 İnsan edeple yükseliyor, edepsize bir şey yok! 00:25:03.227 --> 00:25:10.382 Bî-edeb mahrum geç ez lütfu rab. "Edepsiz, Mevlâ'nın lütfundan mahrum olur." 00:25:10.382 --> 00:25:15.808 İşte bu edep imanın en yüksek derecesidir. Gaflet en kötü şeydir. 00:25:15.808 --> 00:25:17.931 Gafleti atıp da uyanık olmak, 00:25:17.931 --> 00:25:21.599 kontrol edildiğini bilerek hareket etmek de imanın en yüksek derecesidir. 00:25:21.599 --> 00:25:26.966 Görüyorsunuz ki iyi Müslümanlık, cahillik meselesi değil. 00:25:26.966 --> 00:25:32.144 İşte söyledim; mühim olan buna göre hareket etmek. 00:25:32.144 --> 00:25:36.581 İyi Müslümanlık ilimden başka bir şey! İlimsiz olmaz ama iyi müslüman olmak, 00:25:36.581 --> 00:25:40.589 ilimden daha başka bir şey. İyi müslüman olmak; dişini sıkmak, 00:25:40.589 --> 00:25:46.867 azmi ele almak ve azimle uyanık hareket etmekle olur. Uyanık hareket etmezsen, 00:25:46.868 --> 00:25:53.316 -ben söyledim, kurtulurum, hadîs-i şerîfi okudum ya- mesuliyet sana. Duydun. 00:25:53.316 --> 00:25:56.200 İnsan duyup yapmadığı takdirde mesuliyet kendisinde kalır. 00:25:56.200 --> 00:26:04.784 Allahu Teâlâ hazretleri cümlemizi âgâh, mütenebbih, zeki, uyanık, müteyakkız kimse eylesin. 00:26:04.785 --> 00:26:10.750 Gafletten, cehaletten, dalâletten, şekâvetten, 00:26:10.750 --> 00:26:19.286 zulümâttan halas eylesin. Nuruna, marifetine erdirsin. 00:26:20.746 --> 00:26:27.214 Sevdiği, razı olduğu hallerle hallendirsin. Sevdiği, razı olduğu amellere muvaffak eylesin. 00:26:27.214 --> 00:26:31.566 Sevdiği, razı olduğu bir şekilde ömür geçirmeyi nasip eylesin. 00:26:31.566 --> 00:26:36.186 Sevdiği, razı olduğu bir hâl üzere iken, emanetini teslim alsın. 00:26:36.186 --> 00:26:40.927 Sevdiği, razı olduğu bir kul olarak huzuruna çıkmayı cümlemize nasip ve müyesser eylesin. 00:26:40.927 --> 00:26:49.529 Ve aceben li-tâlibi'd-dünyâ. "Dünyayı talep eden kimseye de şaşılır. 00:26:49.529 --> 00:26:54.480 " Ve'l-mevtü yatlübühû. "Ölüm peşinde gezip duruyor." 00:26:54.480 --> 00:27:00.463 Adamın birisi, ayakkabısını mı tamir ettiriyormuş, elbise mi yaptırıyormuş. 00:27:00.488 --> 00:27:04.624 "Aman" diyormuş, "Çok sağlam yap da hiç olmazsa bir sene giyeyim." demiş. 00:27:04.624 --> 00:27:09.657 Evliyâullahtan bir zât duymuş, gülmüş. "Niye güldün?" demişler. 00:27:09.779 --> 00:27:13.723 "Adamın birkaç günlük ömrü var. Bir senelik şey yaptırmaya kalkıyor, 00:27:13.723 --> 00:27:17.738 'bir sene dayansın' diyor." demiş. 00:27:19.193 --> 00:27:25.635 Ölüm bizim arkamızda! Ağılın etrafında dolaşan aç kurt gibi dolaşıp duruyor. 00:27:25.635 --> 00:27:30.379 Her gün içimizden bir tanesini kapmıyor mu? Sırayla mı gidiyor? 00:27:30.379 --> 00:27:36.970 Önce en yaşlılar, ondan sonra sırayla bebeklere doğru... Öyle mi oluyor? Hayır. 00:27:36.122 --> 00:27:42.301 Kimisini bebekken yakalıyor kimisini yaşlanınca. Kimi tutarsa, kime isabet ederse, takdir kimeyse... 00:27:42.333 --> 00:27:43.783 Bazıları da; "Biraz yaşlanayım da hacı da olurum, sakal da bırakırım; 00:27:43.826 --> 00:27:45.769 bir de güzel doksan dokuzluk tesbih alırım. 00:27:45.891 --> 00:27:49.316 O zaman çok tesbih çekerim, çok dua ederim, bütün günahlarımı affettiririm." diyor. 00:27:49.686 --> 00:27:55.375 Bir an sonra ecelin gelmeyeceği ne malum? Her an hazır olmak lazım. 00:27:55.375 --> 00:28:01.295 Her an hazır olmayan insan, muhakkak gafil yakalanır. Çünkü şeytan boş durmaz; 00:28:01.296 --> 00:28:06.520 onu aldatmak, oyalamak, tuzağa düşürmek için uğraşıp duruyor. 00:28:07.512 --> 00:28:10.285 Peki, dünyayı talep etmeyeceğiz de ne yapacağız? 00:28:11.697 --> 00:28:19.375 Dünyanın hakiki çehresini göreceğiz. Dünyaya şöyle uzaktan baktığın zaman yeşilliktir, 00:28:19.466 --> 00:28:25.142 manzarası güzeldir, paralar sıcaktır, çok tatlıdır. 00:28:25.142 --> 00:28:30.277 Böyle üst üste dizildiği zaman insana çok zevk verir. Kasada dursa bile insanın içini ısıtır. 00:28:32.300 --> 00:28:37.439 Bir tane eve girecek ama beş tane dairesi oldu mu rahat eder. Beş tane olsa altıncısını ister. 00:28:38.533 --> 00:28:43.246 Lev enne li'bni âdeme vâdeyni min-zehebin le'btegâ ileyhimâ sâlisen. " 00:28:43.247 --> 00:28:47.597 İki vadi dolusu altını olsa üçüncü bir vadiyi doldurmaya çalışır." 00:28:48.811 --> 00:28:55.395 Nasip oldu, Suudi Arabistan'a gittik. Para taşıyor adamlarda. Koyacak yer yok. 00:28:55.494 --> 00:29:05.147 Para bol fakat o kadar hızlı bir iktisadî hayat var ki bütün ahali bir ticaret peşinde, iş peşinde. 00:29:05.147 --> 00:29:10.512 İthalat, ihracat, para, yatırım, gitme gelme, Avrupa, Amerika, Japonya, 00:29:10.512 --> 00:29:19.192 malların alınması, satılması vs. İnsanlar; "Benim şu kadar malım var, o halde şöyle yapayım." 00:29:19.291 --> 00:29:21.610 demiyor; dünya orada da aldatıyor, burada da aldatabiliyor. 00:29:21.795 --> 00:29:27.129 Dünya nedir? Birisi şöyle tarif eylemiş, -Allah razı olsun- çok da güzel tarif: 00:29:27.129 --> 00:29:33.231 "Dünya dedikleri şey; dışardan manzarası görünen, yeşilliği görünen, tatlı şeyler değil." 00:29:33.231 --> 00:29:36.412 Onların hepsinin arkasında umumi tarifi şu: 00:29:36.412 --> 00:29:39.935 Küllü mâ elhake an zikri mevlâke fe-hiye dünyake. 00:29:39.935 --> 00:29:45.544 "Hangi şey seni Allah'a kulluk etmekten, Allah yolunda yürümekten, O'nu yâd etmekten, 00:29:45.544 --> 00:29:49.195 O'na mutî olmaktan alıkoyuyorsa işte dünya odur." 00:29:50.251 --> 00:29:53.413 Seni camiye getirtmeyen, 00:29:53.413 --> 00:29:58.101 Allah yolunda yürütmeyen paraysa paraya gönlün takılmış da ona tapar gibi 00:29:58.101 --> 00:30:03.388 bir durumdaysan senin dünyan para! Kadınsa, senin dünyan kadın! 00:30:03.388 --> 00:30:07.805 Çoluk çocuksa, senin dünyan, işte o bağlantılar. 00:30:07.805 --> 00:30:12.139 Bu dünya hayatı herkesi bir başka şekil ile yakalamıştır. 00:30:12.139 --> 00:30:14.893 Hele bir Allah'a iyi kulluk etmeye çalış, 00:30:14.893 --> 00:30:18.587 iyi bir şey yapmaya çalış; böyle mâniler gözünün önüne dizilir. 00:30:18.587 --> 00:30:21.250 Bilmiyorum buraya nasıl geliyorsunuz? 00:30:21.250 --> 00:30:25.242 Tahmin ederim ki mesela buraya gelirken, 00:30:25.300 --> 00:30:29.302 "İşte şu mâni var, bu mâni var." diye önünüze bin bir türlü mâni sıralanıyordur. Neden? 00:30:29.302 --> 00:30:34.654 Çünkü burada hadis dinleyeceksiniz. Ama gidiş şerre olsa kolaylaşır. 00:30:34.654 --> 00:30:38.600 Arkadaş gelir, arabasını kapının önünde durdurur; "Gel ben seni götüreyim, 00:30:38.600 --> 00:30:43.710 parası benden. Sen merak etme." der, bedavadan içki ısmarlar. 00:30:43.567 --> 00:30:48.552 Bu dünyanın bir de hakiki çehresi var. Şöyle kaldırdığın zaman 00:30:48.552 --> 00:30:53.886 o hakiki çehresi, iğrenç bir koca karı gibidir. Dünyaya baktığın zaman o süslenmiş, 00:30:53.886 --> 00:31:00.469 püslenmiş şey, bu perdenin arkasında, hepsi sahtedir, boyadır. Hepsi, hepsi boştur. 00:31:01.342 --> 00:31:04.643 Peki, ne yapacağız? Hiç para kazanmayalım, bir dağın başına mı çekilelim? 00:31:04.643 --> 00:31:08.358 Öyle bir şey demedik. Resûlullah öyle bir şey demiyor. Deseydi, biz de öyle derdik. 00:31:08.358 --> 00:31:10.512 Dünyayı gönlüne koymayacaksın! 00:31:10.512 --> 00:31:14.744 Ebû Bekr-i Sıddîk, zengin bir kimseydi. Çok zengin bir kimseydi. 00:31:14.744 --> 00:31:18.383 Ama malını Allah yolunda sarf edebilmesini bildi. 00:31:18.383 --> 00:31:23.500 Sarf etmesini bilmedikten sonra kıymeti yok! Sarf etmesini bildikten sonra; 00:31:23.750 --> 00:31:29.196 Ni'me'l-mâlu's-sâlihu li'r-racüli's-sâlih."İyi, helâl bir mal, salih bir adama ne kadar yakışır!" 00:31:29.196 --> 00:31:34.669 Hayır yapar, zekât verir, çeşme yaptırır, köprü yaptırır... Ecdat neler yaptırmış? 00:31:34.669 --> 00:31:40.402 "İskender Çelebi" diye birisinden bahsettiler, okudum, şöyle biraz ansiklopedi karıştırdım. 00:31:40.402 --> 00:31:43.256 Esir pazarından beş bin tane köle satın almış. 00:31:43.256 --> 00:31:48.904 Hepsini müslüman olarak terbiye etmiş, eğitmiş. 00:31:48.904 --> 00:31:56.227 Bir kısmı vezir olmuş, komutan olmuş, yüksek mevkilere çıkmış. Köleyi yetiştirmiş. 00:31:56.227 --> 00:32:00.339 Var mı şimdi beş tane insan yetiştiren? Bir tane adam yetiştiren? 00:32:00.339 --> 00:32:03.482 Var mı bir arkadaşını yanlış yoldan doğru yola getiren? 00:32:03.482 --> 00:32:07.698 "Yahu sen ne yapıyorsun? Cumalara hiç gelmiyorsun. Üç defa cumaya gelmeyenin kalbi mühürlenir. 00:32:07.698 --> 00:32:12.385 Gel Allah'a ibadet yoluna gir. Bak güzel kitaplar neşrediliyor, şunları bir oku. 00:32:12.385 --> 00:32:16.309 Sen ölmeyecek misin? Dünyada bâki mi kalacaksın? Kim bâki kalmış? 00:32:16.310 --> 00:32:18.101 Bir gün gelip hesaba çekilmeyecek misin? 00:32:18.101 --> 00:32:21.718 Başımıza bir felaket gelse bir düşman istilası olsa kime yalvaracağız? 00:32:21.718 --> 00:32:27.519 Amansız bir derde tutulsak kime el açacağız? O zaman yalvarmanın kıymeti yok; gel şimdi kulluk et." 00:32:27.519 --> 00:32:30.663 diye kim kimin eline yapışmış da hak yola çekmiş? 00:32:31.678 --> 00:32:35.815 Demek ki dünya, "bizi meşgul eden şeyler" demektir. 00:32:35.815 --> 00:32:40.280 Onlara takılmayacağız. Dünyayı, âhireti kazanmakta kullanacağız. 00:32:40.280 --> 00:32:45.260 ed-Dünya mezra'atü'l-âhireti. "Dünya âhiretin tarlasıdır." Ne demek? 00:32:45.260 --> 00:32:47.340 Bu dünyada ne yaparsan âhirette onu biçersin. 00:32:48.356 --> 00:32:54.948 İnsan cennetini burada, bu dünyada yaptıklarıyla kazanır. Cennetteki köşkler nasıl yapılır? 00:32:54.948 --> 00:33:02.369 Buradan yapılır. Burada çalışırsın, hazırlarsın, gönderirsin, olur. 00:33:02.369 --> 00:33:09.361 Burada hayr u hasenât yaparsın, öbür tarafa transfer olur Orada karşılığını bulursun. 00:33:09.361 --> 00:33:15.639 Ölümden gafil olmamak lazım! Ölümün, insana ansızın bastırmasına fırsat vermemek lazım! 00:33:16.837 --> 00:33:20.736 Kimisini meyhane köşesinde yakalar, kimisini kumar masasında yakalar, 00:33:21.664 --> 00:33:25.966 kimisini işinin başında yakalar, kimisini köşkünü yaptırıp içine girmeden yakalar. 00:33:26.927 --> 00:33:33.394 Nerede yakalayacağı belli olmaz. Çünkü peşimizde dolaşıyor. Ona hazırlıklı olmak lazım. 00:33:33.510 --> 00:33:36.457 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyuruyor: 00:33:36.482 --> 00:33:42.879 Eksirû zikre hâzimi'l-lezzâti'l-mevt. "O lezzetleri kesip bitiren, koparan, ölüm denilen olayı 00:33:42.880 --> 00:33:45.988 hatırda tutun, unutmayın, yâd edin, zikredin!" 00:33:46.319 --> 00:33:53.731 Ölümü zikretmek, tüyleri diken diken ediyor, insanın keyfini kaçırıyor, ağzının tadı kalmıyor. 00:33:53.731 --> 00:33:57.599 Şimdi güzel güzel gülüp dururken, insana bir hüzün çöküyor. 00:33:58.488 --> 00:34:03.189 O güldüren şeytan ve nefis. O hüzün gülmekten daha iyi. 00:34:03.856 --> 00:34:06.610 İnsan ölümü düşünmez de doludizgin gider, 00:34:06.610 --> 00:34:09.801 gafil yakalanır; ondan sonra cehenneme giderse daha mı iyi olur? 00:34:09.801 --> 00:34:15.780 Yoksa şimdiden o işin telaşına düşüp kendisine çekidüzen verirse daha mı iyi olur? 00:34:15.780 --> 00:34:19.866 Allahu Teâlâ hazretleri bu dünyanın nimetlerini de insanlar için yaratmıştır. 00:34:19.866 --> 00:34:24.401 Ama helâl yolunu göstermiştir. Helâlinden alırsın; "Buyur, afiyet olsun, ye. 00:34:24.401 --> 00:34:28.996 " Elma da yersin, tatlı da yersin, rahat da edersin. 00:34:28.996 --> 00:34:32.990 İstirahat zamanı da var, ibadet zamanı da var. Allahu Teâlâ hazretleri; 00:34:32.990 --> 00:34:36.861 "Geceleri hiç uyumayın, gündüzleri şöyle yapmayın, böyle yapmayın." diye, bize 00:34:36.861 --> 00:34:42.882 takatimizin fevkinde bir şey yüklememiş ki. "Benim istediğim usule göre yaşayın." buyurmuş. 00:34:42.882 --> 00:34:46.477 Öyle olduktan sonra, her şey var. Nimet de var: 00:34:46.477 --> 00:34:52.850 "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz sütü severdi, sünnettir." diye, süt içersin, sevap olur. 00:34:53.600 --> 00:34:56.729 Nimet yersin; "Yâ Rabbi! Sana çok şükür! Bu nimetleri bize verdin." dersin. 00:34:56.729 --> 00:34:58.967 Allah, nimetleri daha ziyade eder, daha çok verir. 00:34:59.919 --> 00:35:06.863 Adamcağızın birisinin evi, mutfağı yiyeceklerle, içeceklerle, çeşitli nimetlerle dolup taşıyormuş. 00:35:06.863 --> 00:35:09.717 Üzülmüş, "Allah Allah!" demiş. "Ben dünyaya mı gark oldum? Bu böyle, 00:35:09.717 --> 00:35:14.131 derece derece beni Allah yolundan alıkoyup da sonunda cehenneme götürecek, bir 00:35:14.131 --> 00:35:19.440 imtihan hâdisesi midir? Bir istidraç mıdır?" diye, gitmiş bir alim zâta sormuş. 00:35:19.465 --> 00:35:22.924 "Evde öyle bir bolluk var ki bu bolluktan endişe ediyorum, 00:35:22.924 --> 00:35:26.411 'Arkasında bilmediğim bir pürüz mü var?' diye endişe ediyorum." demiş. 00:35:26.484 --> 00:35:31.528 O zât; "Evladım! Ekmek al da sokakta biraz ekmek ye. 00:35:32.410 --> 00:35:37.115 Bir hafta sonra bana yine gel." demiş. Adam bir hafta sonra gitmiş. "Nasıl?" demiş. 00:35:37.115 --> 00:35:42.103 "Evin nimetleri azaldı mı?" "Yok efendim, eskisinden daha çok kaynıyor." demiş. 00:35:42.103 --> 00:35:45.953 "Mutfağımız, evimiz, elimiz, bolluk içinde, nimet içinde." 00:35:46.105 --> 00:35:50.248 "Ben sana sokakta 'ekmek ye' dedim ya." "Yedim" demiş. 00:35:50.248 --> 00:35:54.828 "Peki" demiş, "yere kırık dökülmedi mi?" "Efendim, önüme mendil gibi bir şey tuttum, 00:35:54.828 --> 00:35:58.810 kimse görmediği zamanda ısırdım. Bir keresinde bir kırık sıçradı, 00:35:58.810 --> 00:36:02.614 yere düştü de onu aradım aradım, bulamadım. 'Kimse basmasın.' diye etrafını taşla çevirdim." demiş. 00:36:02.614 --> 00:36:09.173 "Git evladım, git." demiş. "Senin nimetin kahırdan değil, lütuftan. 00:36:09.276 --> 00:36:10.862 Sen, edebinden dolayı kazanıyorsun." 00:36:10.862 --> 00:36:16.530 Allahu Teâlâ hazretleri mahrum etmez. Dünyada da verir, âhirette de verir. 00:36:16.780 --> 00:36:20.920 Gönlünü bağlamayacaksın; gaye bu değil. Gaye, ev sahibi olmak değil. 00:36:20.920 --> 00:36:24.390 Gaye, apartman sahibi olmak, para sahibi olmak değil. Gaye, Allah'ın sevgili kulu olmak! 00:36:24.390 --> 00:36:29.465 Allah'ın sevgili kulu oldun mu ne mutlu! Allah, sevgili kuluna nasıl isterse öyle yapar. 00:36:29.564 --> 00:36:32.200 O da nasıl isterse öyle oluşuna razıdır. 00:36:32.200 --> 00:36:36.511 "Mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler" der, sevgili kulu. 00:36:37.122 --> 00:36:40.777 "Mühim değil. İster olmuş ister olmamış." diye düşünür. 00:36:40.777 --> 00:36:44.657 Asıl Allahu Teâlâ hazretlerinin rızasını kollamakta titizlenir. 00:36:44.657 --> 00:36:49.544 "Ben böyle yaparsam Allah benden razı olmaz." Onun için titrer. 00:36:49.544 --> 00:36:53.721 "Ben şöyle yapıyorum, şu kula zulmediyorum, buna haksızlık yapıyorum, onun hakkını çiğnedim. 00:36:53.749 --> 00:36:57.738 Aman böyle yaparsam benim hâlim ne olur? Bir gün gelip hesap vereceğim." diye, 00:36:57.738 --> 00:37:05.621 insan onu düşünmeli, aklı fikri böyle olmalı. O zaman bakarsın bir verirsin, on gelir. 00:37:05.621 --> 00:37:08.384 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz yemin ediyor: 00:37:08.384 --> 00:37:15.438 "Vallahi, sadaka vermekten mal azalmaz!" Resûlullah boş yere yemin eder mi? 00:37:15.438 --> 00:37:22.503 Bire en az on var, yedi yüz var, yedi yüzden fazla var, bî-gayr-i hisâb var. 00:37:24.162 --> 00:37:31.239 Hâsılı, gönlümüze dünyayı hedef olarak almayacağız, sokmayacağız. Bir tek hedefimiz var; 00:37:31.275 --> 00:37:35.610 Allahu Teâlâ hazretlerinin hoşnutluğu. "Allah bizi sevsin." diye çırpınacağız. 00:37:35.775 --> 00:37:41.475 Mal da vasıta, ilim de vasıta, yaşayış da vasıta, hayat da vasıta. 00:37:41.475 --> 00:37:45.603 Her şey o rızayı kazanmakta. Onlar birer âlet ve vasıta olarak kullanılacak. 00:37:47.230 --> 00:37:53.642 Elde ettiğimiz şeyi, helâlinden elde etmeye çalışacağız, haram yola sapmayacağız. 00:37:53.642 --> 00:37:56.383 Haram yola saparsan artmaz. 00:37:59.806 --> 00:38:05.256 Hz. Ali Efendimiz radıyallahu anh, Kûfe mescidine girerken, 00:38:05.256 --> 00:38:07.346 mescidin kapısında bir adam duruyormuş. 00:38:07.371 --> 00:38:14.755 "Tut şu hayvanı." demiş, hayvanın yularını adamın eline vermiş. İçeri girmiş, namaz kılmış. 00:38:14.755 --> 00:38:20.195 Çıkarken de, eline beş dirhem hazırlamış; "Sen onu tuttun, bekledin." diye adama para verecek. 00:38:20.195 --> 00:38:26.488 Dışarı çıkmış bakmış ki ne at var ne adam. Biraz bakmışlar, at karşıda duruyor. 00:38:26.488 --> 00:38:30.118 Atın yanına varmışlar, bakmışlar ki dizginleri çalınmış. 00:38:31.125 --> 00:38:36.118 Hz. Ali Efendimiz yanındaki zâta; "Git, çarşıdan bir dizgin al." demiş 00:38:36.118 --> 00:38:41.656 O da gitmiş, aramış, taramış, bir dizginle çarşıdan gelmiş. Bakmışlar ki atın eski dizgini. 00:38:41.755 --> 00:38:45.107 "Hayrola?" demiş, "Buldun mu? Nerede buldun?" "Hayır, efendim." demiş. "Satın aldım. 00:38:45.108 --> 00:38:50.297 Dükkân dükkân ararken, bir dükkânda bunu buldum, parasını verdim, aldım. 00:38:50.297 --> 00:38:56.356 Birisi gelmiş, beş dirheme ona satmış." demiş. Onun üzerine Hz. Ali Efendimiz diyor ki; 00:38:56.356 --> 00:39:00.610 "Ey insanlar! Aklınızı başınıza toplayın, bakın bu adamdan ibret alın. 00:39:00.663 --> 00:39:08.280 Onun kısmeti, bugün beş dirhem almaktı.Eğer kapıda bekleseydi, beş dirhem elimdeydi, ona verecektim, 00:39:08.520 --> 00:39:12.827 helâlinden eline geçecekti. Kapıda beklemedi, acele etti, kötü huyluluk yaptı, 00:39:12.852 --> 00:39:16.887 Allah'ın haram kıldığı yola saptı, dizgin takımını çaldı, sattı; 00:39:16.887 --> 00:39:19.190 eline geçen altı dirhem değil, yine beş dirhem." 00:39:20.710 --> 00:39:25.707 Nasibinden fazlası olmuyor. Onun için sakın ha "fazla kazanacağım" diye, harama sapmayın, 00:39:25.707 --> 00:39:32.131 iş hiç bozulmaz. Neyse, ne gelecekse yine gelir, gelmeyecekse yine gelmez. 00:39:33.226 --> 00:39:41.159 Üçüncü cümle: Ve aceben li-dâhıkin. "Şu gülen kimseye şaşılır ki. 00:39:41.159 --> 00:39:47.271 " Mil'e fîhi. "Ağzını doldurarak gülüyor." Fîhi burada, "ağız" demek. 00:39:47.271 --> 00:39:51.121 Mil'e fîhi. "Ağzını doldura doldura." Bazı insan kahkahayla güler. 00:39:51.121 --> 00:39:53.683 Bir de kibar kibar bir tebessüm etmek vardır. 00:39:53.683 --> 00:40:01.101 Peygamber Efendimiz'in gülüşü, tebessüm tarzında idi. Kahkahayla gülmezdi. 00:40:01.101 --> 00:40:08.620 Bazı insanlar koca bir kahkaha atar, bina çınlar. Alt kattan, üst kattan herkes duyar. 00:40:08.620 --> 00:40:12.704 Kah kah kah! Resûlulah Efendimiz böyle gülmedi. Gülüşü tebessüm tarzındaydı. 00:40:12.704 --> 00:40:16.996 "Ağzını doldura doldura gülen şu kimseye şaşılır ki..." 00:40:16.996 --> 00:40:22.362 Lâ yedrî. "Farkında değil, bilmiyor." Erda'llâhe em eshatahû. 00:40:22.387 --> 00:40:27.370 "Rabbini hoşnut ve memnun mu etti, yoksa kızdırdı mı?" 00:40:27.370 --> 00:40:34.900 Onun farkında değilken nasıl gülüyor.Rabbini memnun ettiğini bilip de gülse helâl olsun, hoş olsun. 00:40:34.900 --> 00:40:38.686 Çünkü "Mevlâ'nın hoşuna gidecek işi yaptı da ondan gülüyor." diyelim. 00:40:38.686 --> 00:40:45.234 Ama iş belli değilken; "O gülme esnasında Allah ona gazap mı ediyor, sahat mı ediyor, kızıyor mu? 00:40:45.234 --> 00:40:48.121 Ceza mı terebbüt ediyor? Onu bilmeden gülene şaşılır." diyor. 00:40:48.121 --> 00:40:52.786 Bütün bu sözlerin altında yatan mâna nedir? 00:40:54.247 --> 00:41:00.207 Aklını başına topla, gafil olma; seni gören var! Dünyaya dalma, 00:41:00.207 --> 00:41:04.419 dünyanın peşinde doludizgin, ölçüsüz, düzensiz, frensiz gitme! 00:41:04.419 --> 00:41:10.454 Sen dünyanın peşindesin, ölüm senin peşinde! Hani büyük balık küçük balığı kovalarmış, 00:41:10.454 --> 00:41:13.862 arkasından daha büyük balık da onu kovalarmış. "O onu yutayım." derken, 00:41:13.862 --> 00:41:16.550 daha büyük balık gelir, onu arkadan yutuverir. 00:41:17.602 --> 00:41:24.279 Ölümü hatırdan çıkartma! Ve gülerken de öyle ağzını doldura doldura gülme! 00:41:24.304 --> 00:41:29.198 Bilmiyorsun ki Allahu Teâlâ senden razı mı, hoşnut mu, değil mi? 00:41:30.421 --> 00:41:33.234 İnsan ne zaman gülecekmiş? Sıratı geçtiği zaman gülecekmiş. 00:41:33.270 --> 00:41:38.880 Sırat köprüsünü geçti, bitti; işte gülüş o zaman! Neden? 00:41:38.880 --> 00:41:42.975 Cehennem geride kaldı, cehenneme düşmekten kurtuldu, cennete dâhil oldu. 00:41:42.975 --> 00:41:46.655 Fe-men zühziha ani'n-nâri ve edhile'l-cennete fe-kad fâze. 00:41:46.655 --> 00:41:50.280 "Kim cehennemden kurtulursa cennete dâhil olursa işte o kurtuldu." 00:41:50.280 --> 00:41:54.571 Gerisi laftan ibaret. Sen istediğin kadar burada edebiyat yap, 00:41:54.571 --> 00:41:57.770 istediğin kadar çırpın, istediğin kadar kendini mazur göstermeye çalış, 00:41:57.845 --> 00:42:05.614 istediğin kadar tavır takın, çalım sat, zahirini kolla; cehennemden kurtulabiliyor musun, 00:42:06.420 --> 00:42:10.626 cennete girebiliyor musun? İşte akla kara o zaman belli olacak. 00:42:11.541 --> 00:42:16.622 Allahu Teâlâ hazretleri cümlemizi rızasına uygun ömür geçirmeye muvaffak etsin. 00:42:19.200 --> 00:42:25.350 Urice bî hattâ zahartü bi-müsteven esmeu fîhi sarîfe'l-aklâm. 00:42:25.477 --> 00:42:28.867 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz 00:42:28.891 --> 00:42:33.591 İbn Abbas radıyallahu anhüma'nın bize naklettiğine göre buyuruyor ki: 00:42:33.607 --> 00:42:41.348 "Ben miraca çıkarıldım, yükseltildim ve öyle bir noktaya geldim ki orada takdir, 00:42:41.351 --> 00:42:47.271 mukadderat kalemlerinin yazı yazarken çıkardığı cızırtıları duymaya başladım." 00:42:47.740 --> 00:42:49.779 Buralarda fazla söz söylemek bize düşmez. 00:42:49.780 --> 00:42:53.680 Bilmeyen, bilmediği şeyi ne kadar anlatsa olmaz. 00:42:53.690 --> 00:42:58.767 Peygamber Efendimiz miraca çıktı. Yedi kat semayı geçti. 00:42:59.986 --> 00:43:04.233 Gelmiş geçmiş peygamberlerin hepsiyle her semada görüştü. 00:43:04.472 --> 00:43:08.261 Cenneti, cehennemi gördü. Allahu Teâlâ hazretleri onu, 00:43:08.261 --> 00:43:10.814 meleklerin bile geçmediği yerlerden geçirdi. 00:43:10.997 --> 00:43:13.272 Cebrail aleyhisselam'ın durakladığı yerde, 00:43:13.764 --> 00:43:17.687 Resûlullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem daha ileri geçti. Cebrail aleyhisselam; 00:43:17.687 --> 00:43:22.728 "Bir adım daha yaklaşsam muhakkak yanardım." diyor. 00:43:22.775 --> 00:43:26.448 Onun bir adım daha ileri gitmeye takati, tahammülü olmayan yerlerden, 00:43:26.448 --> 00:43:29.398 Allahu Teâlâ hazretleri Resûlullah Efendimiz'i geçirdi. 00:43:29.745 --> 00:43:35.770 Âşikâre gördü Rabbi'l-izzeti. Âhirette öyle görür ümmeti. 00:43:35.633 --> 00:43:41.709 "Allahu Teâlâ hazretlerini âşikâre gördü, Cemâl-i bâ-kemâli ile müşerref oldu." Nasıl? 00:43:41.709 --> 00:43:48.445 Yolunca gidersen Allah âhirette sana da bana da nasip eylesin. İnşaallah görürsün. 00:43:48.445 --> 00:43:56.930 Yolunda gitmezsen vah yazıklar olsun! O zaman ne kadar diz dövsen yeridir. 00:43:59.240 --> 00:44:04.231 Bundan iki ibret hatırıma geliyor. 00:44:04.256 --> 00:44:07.310 Bir; Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Miraç ile 00:44:07.310 --> 00:44:10.757 hiçbir beşere nasip olmayan bir mertebeye ulaştı. 00:44:10.757 --> 00:44:15.178 Öyle bir peygamberin ümmetiyiz. Ne kadar iftihar etsek az. 00:44:15.178 --> 00:44:22.404 İftihar kâfi değil, eteğine yapış, aykırı gitme. 00:44:22.404 --> 00:44:26.900 Onun yolu bu tarafa doğru, sen başka bir yol tutturmuşun. 00:44:26.900 --> 00:44:30.228 Yolunca yürü, eteğine yapış, izinden git ki sana şefaat etsin. 00:44:30.990 --> 00:44:38.710 Düşe kalka gitsen bile döner bakar, "bu düşüyor işte"der, elinden tutar.Ama aykırı gidersen olmaz. 00:44:38.710 --> 00:44:44.338 Peygamber Efendimiz, peygamberlerin ve bütün insanların seyyididir. 00:44:44.338 --> 00:44:49.875 Seyyidü'l-evvelîne ve'l-âhirîn'dir. Ne mutlu bize ki Allahu Teâlâ hazretleri bizi onun ümmeti kıldı. 00:44:49.875 --> 00:44:57.769 Bu şerefin kadr ü kıymetini bilenlerden eylesin. Buna şükretmesini bilenlerden eylesin. 00:44:57.769 --> 00:45:02.952 Bunun da şükrü nedir? Bu nimetin şükrü, Resûlullah'a hüsn-ü ittibâdır. 00:45:02.977 --> 00:45:07.284 Resûlullah'a uyarsan demek ki bu nimeti idrak ediyorsun. 00:45:07.284 --> 00:45:11.464 O zaman Allahu Teâlâ hazretleri ecrini arttırır. 00:45:11.564 --> 00:45:19.631 Ama yolunca gitmezsen o zaman işin zor. Birincisi bu. 00:45:19.631 --> 00:45:30.533 İkincisi, müslümanın miracı namazdır.İş âhirete kalmadan, bu dünyada da mü'minin miracı namazdır. 00:45:30.533 --> 00:45:36.873 Sen ki mi'râc eyleyip kıldın niyaz. Ümmetin mi'râcını kıldım namaz. 00:45:36.873 --> 00:45:40.486 Süleyman Çelebi beytinde böyle ifade eylemiş: 00:45:40.486 --> 00:45:46.164 "Sen, ey Resûlüm! Geldin, miraç eyledin, benim huzur-u âlime dâhil oldun, 00:45:46.164 --> 00:45:51.789 ümmetinin miracını da namazı kıldım. Ümmetin de namaz kıldı mı, miraç etmiş olurlar." 00:45:51.789 --> 00:45:53.901 Namaz, mü'minin miracıdır. 00:45:53.901 --> 00:45:58.654 Biz namazla Allahu Teâlâ hazretlerine miraç ediyoruz, etmemiz lazım. 00:45:58.654 --> 00:46:03.132 Dünyayı, dünya fikrini bir tarafa koyup da namazı öyle kılmamız lazım. 00:46:03.132 --> 00:46:09.122 Namazın kadrini kıymetini bilelim. Namazı bir angarya gibi kılıyorsak, demek ki daha hamız. 00:46:09.122 --> 00:46:13.733 Daha kabuğumuz yeşil. Daha içimizde tat yok, ekşiyiz daha. 00:46:13.733 --> 00:46:17.797 Namazın zevkine varmışsan, tamam, olgunlaşmaya başlamışsın demektir. 00:46:17.797 --> 00:46:24.880 Namazın, miraç olduğunu bilip Allahu Teâlâ hazretleri huzurunda olduğunu bilip 00:46:24.880 --> 00:46:26.580 Allahu Ekber dediğin zaman; 00:46:26.580 --> 00:46:31.609 "Yâ Rabbi! Sen her şeyden daha ulusun, daha büyüksün, senin huzuruna geldim. 00:46:31.609 --> 00:46:37.532 Bak, senin karşında, kul olduğum için kölen olduğum için mahlukun olduğum için elimi bağladım, 00:46:37.532 --> 00:46:40.203 boynumu büktüm, senin huzurunda duruyorum." 00:46:40.203 --> 00:46:46.695 diye o Zât'ın huzurunda eğildiğini bilip secdeye kapandığı zaman, 00:46:46.695 --> 00:46:52.436 o şerefli pak alnını onun için yere koyduğunu bilip namazı öyle zevkle kılanlardan eylesin 00:46:53.562 --> 00:47:00.437 Urice bî ile's-semâi fe-mâ merartü bi-semâin illâ vecedtü fîh'esmî 00:47:00.437 --> 00:47:07.370 mektûben Muhammedü'r-resûlullah ve Ebû Bekri es-Sıddîku hâlfî. 00:47:07.255 --> 00:47:13.959 "Miraçta semaya çıkarıldım, göğe yükseltildim. 00:47:14.751 --> 00:47:19.859 Semaları geçti; birinci sema, ikinci sema, üçüncü sema... Hepsini geçti. 00:47:21.500 --> 00:47:27.390 Her birinden geçer iken ileru, Emrolurdu ya Muhammed, gel beru. 00:47:28.991 --> 00:47:34.300 "Her semaya geldiğim zaman, hangi semadan geçersem, orada ismimi yazılı görürdüm. 00:47:34.300 --> 00:47:44.204 Muhammedün Resûlullah diye." diyor ve "Ebû Bekr-i Sıddîk da arkamdaydı." diyor. 00:47:46.220 --> 00:47:55.145 Bu izahta Gümüşhaneli Hocamız rahmetullahi aleyh; Eşâre bihî ilâ-hilâfetihi'l-kübrâ. 00:47:57.224 --> 00:48:01.720 "Bunda Ebû Bekr-i Sıddîk radıyallahu anh'in, 00:48:01.720 --> 00:48:05.240 Peygamber Efendimiz'den sonra onun halifesi olacağına işaret vardır." diyor. 00:48:05.240 --> 00:48:09.919 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz işareten, 00:48:09.919 --> 00:48:14.133 kendisinden sonra Ebû Bekr-i Sıddîk'in halife olacağını beyan buyurdu. 00:48:14.133 --> 00:48:19.573 Kendisi hastalandığı zaman mihraba Ebû Bekr-i Sıddîk'ı geçirdi. 00:48:20.406 --> 00:48:26.926 Bu ifade de yine Ebû Bekri Sıddîk'ın Peygamber Efendimiz'den sonra halife olacağı vardır. 00:48:26.926 --> 00:48:36.406 Burada bir şeye işaret etmek isterim ki Peygamber vefat etti, İslâm devam ediyor. 00:48:36.406 --> 00:48:41.317 İnsanlar dünya üzerinde yaşadığı müddetçe İslâm devam edecek. 00:48:41.317 --> 00:48:48.216 Peygamber de Allah'ın sevgili bir kulu oluğu için"hasretlik bitsin"diye, Allahu Teâlâ hazretleri onu 00:48:48.216 --> 00:48:51.484 Huzûr-i âlisi'ne aldı; bu dünya hayatından terhis eyledi. 00:48:51.484 --> 00:48:56.434 Bu bir zor vazifeydi, sıkıntılı işti. Bu dünya hayatından aldı. İslâm? 00:48:57.537 --> 00:49:00.877 İslâm, Peygamber Efendimiz'den sonra da devam edecek. 00:49:00.877 --> 00:49:05.414 "Peygamber öldü, İslâm bitti" diyebilir miyiz? Denmez. 00:49:07.755 --> 00:49:15.462 Ondan sonra da kim hangi hocaya tâbi olursa o hocadan sonra da yine bu iş bitmez. 00:49:16.756 --> 00:49:21.428 Urâmetü's-sabiyyi fî sığarihî ziyâdetün fî aklihî fî kiberihî. 00:49:24.245 --> 00:49:28.339 Kişinin çocuğu olur, yaramaz olur, öf dersin, kızarsın... 00:49:30.305 --> 00:49:33.670 Bak, böyle yaramaz çocuklar için Peygamber Efendimiz ne demiş? 00:49:33.670 --> 00:49:35.486 Urâmetü's-sabiyyi. 00:49:35.486 --> 00:49:40.737 Urâme "Çocuğun küçüklüğünde şiddetli hareketli olması, 00:49:40.737 --> 00:49:49.748 huysuz hırçın olması, ele avuca sığmaz olması, büyüklüğünde aklının çok olacağını gösterir." 00:49:50.741 --> 00:49:53.930 Onun için ona göre terbiye et. Çocuğun yaramazsa Allah'a hamdet! 00:49:53.930 --> 00:49:57.700 "Yâ Rabbi! Çok şükür ki bunda bir fikir, bir akıl var, 00:49:57.700 --> 00:50:00.847 inşaallah ben bunu güzel terbiye edeyim de iyi bir kul olsun. 00:50:00.847 --> 00:50:04.795 Allah'a iyi kulluk etsin, arkamdan hayru'l-hâlef olsun da 00:50:04.795 --> 00:50:08.750 ben mezara girdiğim zaman benim defter-i a'mâlim kapanmasın. 00:50:08.750 --> 00:50:11.487 Bunun yaptığı iyi işlerden dolayı benim defter-i a'mâlime de, 00:50:11.487 --> 00:50:14.515 'Bu çocuğu o baba yetiştirdi.' diye ecir yazılsın. 00:50:15.316 --> 00:50:19.381 Maşaallah, bunun aklı iyi olacak, dur ben şunu iyi yetiştirmeye gayret edeyim; 00:50:19.381 --> 00:50:25.545 bu evladı iyi yetiştirmek uğrunda malım, canım feda olsun." diye bir gayret göstermeye değer. 00:50:26.170 --> 00:50:29.869 Bu hadisi Enes b. Mâlik radyallahu anh rivayet etmiş. 00:50:29.880 --> 00:50:34.618 Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: Uridat aleyye ücûru ümmetî. 00:50:34.848 --> 00:50:40.375 "Bana ümmetimin ecirleri, sevapları arz olundu." 00:50:41.651 --> 00:50:46.607 Yaptığı ameller arz olunur. 00:50:46.607 --> 00:50:50.374 Hatte'l-gazâtü yuhricühe'r-racülü mine'l-mescidi. 00:50:50.374 --> 00:50:54.627 "Mescitteki bir çöpü alıp dışarı çıkması bile arz olunur." 00:50:56.388 --> 00:51:00.484 Sen mescitte bir çöp gördün; "Burada kalmasın, burada müslümanlar namaz kılıyorlar." dedin, 00:51:00.484 --> 00:51:04.479 avucuna aldın, dışarıya attın; o bile Resûlullah'a arz olunur: 00:51:04.479 --> 00:51:09.106 "Ümmetinden filanca hayır sahibi o çöpü aldı, dışarıya attı." diye. 00:51:09.106 --> 00:51:18.402 Bunda neye işaret var?Senin yaptığın, senin peygamberine arz olunuyor. Biliniyor, gösteriliyor. 00:51:20.610 --> 00:51:27.809 Ve uridat aleyye zünûbü. "Ümmetimin günahları da bana gösterildi ve gösterilir." 00:51:27.874 --> 00:51:30.698 Başka bir hadîs-i şerifte de geçmişti: 00:51:30.698 --> 00:51:35.837 "Pazartesi ve perşembe günleri kulların amelleri dergâh-ı izzet'e arz olunur." 00:51:37.258 --> 00:51:45.358 Hani benzetmek gibi olmasın, büyük dairelerde çalışanlar bilirler: İmza kartonları olur; 00:51:45.358 --> 00:51:51.178 onların içine evrak biriktirilir, biriktirilir... O kartonlar alınır; genel müdürün, bakanın, 00:51:51.178 --> 00:51:57.472 paşanın huzuruna, "şunu imzala" diye her seferinde çıkılmaz da biriktirilir, biriktirilir. 00:51:57.472 --> 00:52:04.568 Hep birden getirilir, hatta açılır, kartonu getiren açar, o zât-ı muhterem de altına imza atar. 00:52:04.568 --> 00:52:08.477 Sonra öbür sayfayı açar, onu imzalar. İmzalar bitince; "Bitti mi evladım?" der, 00:52:08.477 --> 00:52:09.962 "Bitti." der, alır götürür. 00:52:09.962 --> 00:52:15.341 Pazartesi, perşembe günleri kulların amelleri Allahu Teâlâ hazretlerine arz olunur. 00:52:15.341 --> 00:52:18.664 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz pazartesi ve perşembe günleri oruç tutardı, 00:52:18.664 --> 00:52:22.885 oruç tutmayı bize tavsiye ederdi de, izah olarak derdi ki; 00:52:22.885 --> 00:52:27.853 "Ameller pazartesi perşembe günleri arz olunuyor, ben o zaman oruçlu olmayı tercih ederim." 00:52:27.853 --> 00:52:31.921 Amelim Allahu Teâlâ hazretlerine arz olunurken iyi bir hâl üzere olmayı tercih ederim. 00:52:31.921 --> 00:52:40.251 Oruçlu, günah işlememeye gayret ediyor, aç durmuş, açlıktan ağzı kokuyor, 00:52:40.251 --> 00:52:44.807 Allah rızası için yemekten, içmekten, kötülüklerden kendisini tutmaya çalışıyor. 00:52:44.807 --> 00:52:48.633 Ameller pazartesi ve Perşembe günleri Allahu Teâlâ hazretlerine arz olunur. 00:52:48.633 --> 00:53:00.761 Cuma günü de ümmetin fertlerinin amelleri, Peygamber'e arz olunur ve ana babalarına arz olunur. 00:53:00.761 --> 00:53:06.758 "Bak senin dünyadaki çoluk çocuğun, peygamberler içinde senin ümmetinden filanca şöyle yaptı." 00:53:06.758 --> 00:53:11.838 diye, cuma günü arz olunur. Ve onlar, o geride kalanlarının 00:53:11.838 --> 00:53:19.266 yapmış oldukları hayırlardan memnun ve mesrur olurlar, neşeleri nurları artar. 00:53:19.266 --> 00:53:22.750 Yaptıkları kötülükler de arz olunur, onlara da üzülürler; 00:53:22.750 --> 00:53:27.665 "Vah bizim oğlan yine şu haltı karıştırmış, bunu yapmış." diye üzülürler. 00:53:27.665 --> 00:53:29.638 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz; 00:53:29.687 --> 00:53:34.385 "Allah'tan korkun da mevtanızı ezalandırmayın!" buyuruyor. 00:53:34.385 --> 00:53:45.956 Allah Allah! Ne kadar hikmetli bir söz ki hayırsız evlat öldükten sonra bile babasına eza veriyor. 00:53:46.280 --> 00:53:48.645 Hani "Mezarında babanın kemiklerini sızlatma." derler ya, 00:53:48.645 --> 00:53:52.320 demek o hadîs-i şerîfi okumuşlar da ondan o sözü söylemişler. 00:53:52.320 --> 00:53:57.498 O halde buradan bize çıkacak ders, hayırlı evlat yetiştirmeye çalışacağız. 00:53:57.498 --> 00:54:02.574 Mezara girdikten sonra bu tarafa bir kârımız yok,bir şey yapamayız,döndüremeyiz,bir şey diyemeyiz. 00:54:02.574 --> 00:54:07.530 Girersek rüyasına gireriz, ikaz ederiz. Allah müsaade ederse o kadar olur. 00:54:07.530 --> 00:54:11.243 Başka hiçbir şey yapamazsın. Ama bu dünyada evladını iyi yetiştirebilirsin. 00:54:12.426 --> 00:54:16.716 Mezarda kemiklerini sızlatmamasını istiyorsan evladına sahip ol, iyi yetiştir. 00:54:17.629 --> 00:54:24.664 İyi yetiştirirsen hem ezâ cefa görmekten kurtulursun hem de onun yaptığı her iyilik sana yazılacak. 00:54:24.664 --> 00:54:29.206 Namaz kıldı. "Bunu kim yetiştirdi?" "Babası yetiştirdi." Yazılacak. 00:54:29.206 --> 00:54:32.677 Kur'an okudu, sadaka verdi, cihat etti; yazılacak. 00:54:32.677 --> 00:54:36.610 Bütün hayırlarının bir kopyası senin defterine yazılacak. 00:54:36.610 --> 00:54:42.539 Hayırlı evlat kadar büyük sermaye olmaz. Hayırlı evlattan daha büyük bir sermaye tasarruf edilemez. 00:54:42.539 --> 00:54:45.692 Milyonlar bırakırsın, hayırsız evlat onu harcar, gider. 00:54:45.692 --> 00:54:50.150 Milyonlar bırakırsın, arkandan senin için bir hayır yapılmaz. 00:54:50.150 --> 00:54:56.683 Hayırlı evlat, ölümünden sonra bile babasının neşesini arttırır, babasının sevabını arttırır. 00:54:56.683 --> 00:55:00.957 Hesap kitap olduğuna göre, belki o artan sevaptan cennete girmesine sebep olur. 00:55:00.957 --> 00:55:06.176 Şefaat edecek. Hayırlı bir evlat yetiştirirsen babasını bırakır mı? 00:55:07.287 --> 00:55:13.387 Allahu Teâlâ hazretleri bize, önemli iş ile önemsiz işi görme basiretini ihsan etsin. 00:55:13.387 --> 00:55:17.649 Bir tarla, bir bahçe alırız da onu imal edeceğiz 00:55:17.649 --> 00:55:23.168 "İki kilo domates alacağız, üç kilo erik yetiştireceğiz." diye kendimizi helak ederiz. 00:55:23.168 --> 00:55:27.934 Sokaklarda kendi kendine büyüyen evlatlar; ısırgan otları, dikenler gibi büyür. 00:55:27.934 --> 00:55:33.800 Çocuğunu tut, o senin sermayen, Allah vermiş. Bak, kimisi çocuk istiyor, Allah vermiyor. 00:55:33.800 --> 00:55:39.252 "Ah bir çocuğum olsaydı." diye gidiyor yetimhanelerden evlat edinmeye çalışıyor. 00:55:39.252 --> 00:55:43.102 Sana evlat vermiş; onu iyi yetiştirmeye çalışsana. 00:55:44.126 --> 00:55:52.619 Allahu Teâlâ hazretleri gönlümüzün kilidini, gözümüzün perdesini açsın, 00:55:52.619 --> 00:55:58.679 kulağımızın tıkanıklığını gidersin, elimizin, ayağımızın bağlılığını gidersin 00:55:58.679 --> 00:56:01.474 de yolunda iyi kulluk yapmaya muvaffak eylesin. 00:56:01.474 --> 00:56:03.630 Fâtihâ-ı şerîfe mea'l-Besmele…