WEBVTT
00:00:00.000 --> 00:00:04.000
Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun.
00:00:04.000 --> 00:00:06.000
Cumanız mübarek olsun.
00:00:06.000 --> 00:00:15.000
Allah nice mübarek günlere mesut ve bahtiyar olarak ulaşmayı nasip etsin, cümlenize.
00:00:15.000 --> 00:00:18.000
Hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz buyuruyordu ki;
00:00:18.000 --> 00:00:25.000
Yâ eyyühe'n-nâs. "Ey insanlar!" Ke-enne'l-mevte fîhâ alâ gayrinâ kütibe.
00:00:25.000 --> 00:00:32.000
"Sanki ölüm dünyada bizden başkasına yazılmış." Ve ke-enne'l-hakka fîhâ alâ ğayrinâ vecebe.
00:00:32.000 --> 00:00:38.000
"Sanki hak burada, bu dünyada bizden başkasına vacip olmuş."
00:00:38.000 --> 00:00:43.000
Ve ke-ennemâ nüşeyyiu mine'l-mevtâ an kalîlin ileynâ râciûn.
00:00:43.000 --> 00:00:51.000
"Sanki ölülerimizi biz uğurluyoruz kabristana, az bir zaman sonra geriye döneceklermiş
00:00:51.000 --> 00:01:00.000
gibi bir eda ile uğurluyoruz." Buyûtuhum ecdâsühüm. "Kabirleri sanki evlermiş gibi düşünüyoruz."
00:01:00.000 --> 00:01:03.000
Ve ne'külü türâsehüm. "Miraslarını yiyoruz."
00:01:03.000 --> 00:01:09.000
Ke-ennâ muhalledûne min ba'dihim. "Sanıyoruz ki biz onlardan sonra dünyada ebedî kalacakmışız."
00:01:09.000 --> 00:01:18.000
Halbuki böyle değil. Ölüm bize de yazılmıştır ve Allah bir takım ödevleri bizim boynumuza yüklemiştir.
00:01:18.000 --> 00:01:23.000
Dinî vazifelerimiz, vacipler, farzlar var. Onları yapmamız gerekir.
00:01:23.000 --> 00:01:30.000
Ölüleri böyle gafil uğurlamamalıyız. Onlar bir gittiler mi ölümden sonra bir daha geri gelmek yok,
00:01:30.000 --> 00:01:34.000
dünyaya dönüş yok, hayatları bitmiş oluyor.
00:01:34.000 --> 00:01:38.000
Biz onlardan sonra ebedî kalacak değiliz, biz de öleceğiz.
00:01:38.000 --> 00:01:46.000
Fe-tûbâ li-men şeğâlehû aybuhû an ğayrihî. "O halde; ne mutlu kendisinin aybı ile meşgul olması
00:01:46.000 --> 00:01:53.000
onun başkalarının aybına göz dikip onlarla meşgul olmasından onu alıkoyan kimseye! Ne mutlu!"
00:01:53.000 --> 00:01:58.000
Buradan anlıyoruz ki kendi ayıplarımızla meşgul olacağız.
00:01:58.000 --> 00:02:02.000
Tûbâ li-men zelle fî nefsihî min gayrı menkasatin
00:02:02.000 --> 00:02:07.000
ve tavâdaa lillahi min gayri meskenetin ve enfaka mâlen cemeahû min gayri ma'siyetin.
00:02:07.000 --> 00:02:14.000
Efendimiz yine devam ederek çok ibret alacağımız sözler ifade buyuruyor;
00:02:14.000 --> 00:02:20.000
"Ne mutlu yine.."
Tûbâ, "ne mutlu, ne hoş, ne iyi ne mutlu mânasına."
00:02:20.000 --> 00:02:27.000
Tûbâ li-men zelle fî nefsihî min gayrı menkasatin. "Kendisinde bir noksanlık, kusur olmadığı halde
00:02:27.000 --> 00:02:35.000
kendi nefsinde kendini küçülten, nefsini horlayana ne mutlu."
00:02:35.000 --> 00:02:44.000
Ve tavâdaa lillahi min gayri meskenetin. "Miskinlik durumuna düşmeden, öyle bir durumu olmadan
00:02:44.000 --> 00:02:47.000
mütevazı olana, Allah için tevazu gösterene ne mutlu."
00:02:47.000 --> 00:02:55.000
Ve enfaka mâlen cemeahû. "Ve toplamış olduğu, kazanmış ve kesbetmiş olduğu maldan…"
00:02:55.000 --> 00:03:02.000
min gayri ma'siyetin "günaha değil hayra malını infak edene, harcayana ne mutlu!"
00:03:02.000 --> 00:03:07.000
Üç hususu "Ne mutlu böyle yapanlara!" diye sayıyor.
00:03:07.000 --> 00:03:13.000
Bunların üzerinde biraz duralım ve hadisin devamına ondan sonra geçelim;
00:03:13.000 --> 00:03:19.000
"Ne mutlu kendi nefsinde, kendi kendine bir noksanlık olmadığı halde
00:03:19.000 --> 00:03:22.000
kendi nefsini horlayan, aşağı görene!"
00:03:22.000 --> 00:03:35.000
Bizim dinimizin, âyetlerin, hadîs-i şerîflerin bildirdiğine göre âyet-i kerîmelerde de açıklanıyor;
00:03:35.000 --> 00:03:41.000
insanın nefsi var, bu nefsi terbiye etmek, yola getirmek lazım.
00:03:41.000 --> 00:03:48.000
Yola gelmezse insanın nefsi olmadık isteklerle, arzularla, heveslerle, ihtiraslarla
00:03:48.000 --> 00:03:58.000
insanı o işleri yapmak için hudut tanımadan günahlara bulaştırır, bulaşacak şekilde hareket ettirir.
00:03:58.000 --> 00:04:05.000
Çünkü insanın nefsi içinde kuvvetli duygular, istekler, itmeler, dürtmeler verir.
00:04:05.000 --> 00:04:10.000
Ve insan, hevâ-i nefsine uyduğu zaman günahlara dalar.
00:04:10.000 --> 00:04:14.000
Allah'ın sevmediği yapmaması gereken, başka insanların zararına,
00:04:14.000 --> 00:04:18.000
kendisinin dünyasına ve âhiretine zararına olan işleri yapar.
00:04:18.000 --> 00:04:25.000
Binâenaleyh, bu nefsi biraz horlamak, alçaltmak lazım, buna baskı yapmak lazım.
00:04:25.000 --> 00:04:32.000
Ona pek güler yüz göstermek doğru değil, onun karşısında biraz kaşları çatmak gerekiyor.
00:04:32.000 --> 00:04:42.000
Nefse bu muamele yapılacak, pek yüz verilmeyecek ki şımarıp da insanı günahlara teşvik etmesin.
00:04:42.000 --> 00:04:46.000
Bu yolda vesvese vermesin diye… Ama min gayrı menkasatin
00:04:46.000 --> 00:04:53.000
"Kişinin kendisinde bir noksanlık olmadığı halde nefsini horlaması…" İnsanın nefsi alçak olur,
00:04:53.000 --> 00:04:59.000
alçak bir kişi olur, kötü huylu olur, zaten noksanlığı, alçaklığı vardır, kendisi hor bir kişidir.
00:04:59.000 --> 00:05:06.000
Kendisi hor olmadığı halde kişinin nefsine horlaması, nefsine kaş çatması,
00:05:06.000 --> 00:05:14.000
ona yüz vermemesi, aşağılaması, sözüne itibar etmemesi, arzusuna uymaması,
00:05:14.000 --> 00:05:19.000
arzularını kontrol etmesi lazım, dikkatli bir şekilde isteklerini vermesi lazım.
00:05:19.000 --> 00:05:24.000
"Karnım acıktı." diyor; verelim, madem acıkmış birazcık yemek verelim.
00:05:24.000 --> 00:05:30.000
"Uykum geldi." diyor; tamam uyusun. "Evlenmek istiyorum." diyor; tamam nikâhla evlensin.
00:05:30.000 --> 00:05:38.000
Ama zinaya kaçmasın, hırsızlığa kaçmasın, oburluğa kaçmasın, çok uyuyup tembelliğe kaçmasın.
00:05:38.000 --> 00:05:46.000
İsteklerinde aşırılığa düşmesin diye onu biraz hizaya getirecek sert bir terbiye uygulamak
00:05:46.000 --> 00:05:49.000
ve her dediğini yapmamak hususunda kuvvetli olmak lazım.
00:05:49.000 --> 00:05:54.000
İnsanın kendisinin hareketlerine aklı ve dini,
00:05:54.000 --> 00:06:01.000
daha doğrusu dini ile terbiye olmuş olan aklı ve iradesi hâkim olmalı; nefsi hâkim olmamalı.
00:06:01.000 --> 00:06:08.000
Nefsi hâkim oldu mu frensiz bir arabaya binmiş, gaza basılmış gazı kesmek mümkün olmuyor.
00:06:08.000 --> 00:06:10.000
Fren yapmak mümkün olmuyor. Dümen yok.
00:06:10.000 --> 00:06:12.000
Böyle bir araç nereye gider?
00:06:12.000 --> 00:06:17.000
Ya bir uçuruma gider ya bir kaza yapar bir yere çarpar, duvara çarpar, insanları ezer.
00:06:17.000 --> 00:06:24.000
İnsanın nefsi de frensiz çalıştığı zaman böyle bir araca benzer. Onun için onu frenlemek lazım,
00:06:24.000 --> 00:06:30.000
dümenle yönlendirmek lazım, hayırlı tarafa çevirmek lazım, bu bir…
00:06:30.000 --> 00:06:35.000
"Ne mutlu nefsini horlayıp her arzusunu yerine getirmeyip onu azarlayıp da
00:06:35.000 --> 00:06:42.000
kendisini aslında bir noksanlığa sahip olmadığı halde nefsine muhalefet ederek güzel şeyler yapan
00:06:42.000 --> 00:06:44.000
nefsinin istediği çirkin şeyleri yapmayan insana
00:06:44.000 --> 00:06:50.000
ve böylece nefsini hor tutan, itab altında, baskı altında tutan insana!"
00:06:50.000 --> 00:06:52.000
Peygamber Efendimiz "Ne mutlu!" diyor.
00:06:52.000 --> 00:06:59.000
İşte tasavvufun aslı esası da işte bu emirler doğrultusunda insanın nefs-i emmâresine hâkim olması,
00:06:59.000 --> 00:07:04.000
onu terbiye etmesi, ıslah etmeye çalışmasıdır. Bu arada onu hatırlatıyoruz. Bu bir…
00:07:04.000 --> 00:07:05.000
İkincisi;
00:07:05.000 --> 00:07:12.000
Ve tavâdaa lillahi min gayri meskenetin. "Kendisinde herhangi bir miskinlik hâli,
00:07:12.000 --> 00:07:25.000
asil olmayan bir durum olmadığı halde Allah rızası için tevazu gösterene ne mutlu." diyor.
00:07:25.000 --> 00:07:33.000
Bu da lazım. İnsan ne kadar itibarlı, soylu, zengin, alim kimse olsa
00:07:33.000 --> 00:07:39.000
bu gibi kimselere herkes itibar ediyor. Devletli, şevketli kimse olsa, padişah,
00:07:39.000 --> 00:07:48.000
başkan, vezir, paşa olsa; bu gibi insanlara da tevazu lazım. Kibir Allah'ın sevmediği bir huy.
00:07:48.000 --> 00:07:56.000
Firavun kibir göstermiş, Nemrut hâkezâ kibir göstermiş. Allah onları büyük cezalarla cezalandırmış.
00:07:56.000 --> 00:07:59.000
Kibirli insanın kibrini mutlaka cezalandırıyor.
00:07:59.000 --> 00:08:05.000
"Kalbinde zerre kadar kibir olan insan cennete girmeyecek." diye bildiriliyor.
00:08:05.000 --> 00:08:10.000
İnsanın haddini bilmesi lazım. Allah rızası için mütevazı olması lazım.
00:08:10.000 --> 00:08:16.000
Öteki insanlar da onun gibi bir insandır. Herkesin Allah indinde durumu eşittir.
00:08:16.000 --> 00:08:21.000
Kimsenin kimseye üstünlüğü yoktur. Malından, mevkiinden, makamından dolayı
00:08:21.000 --> 00:08:27.000
Allah'ın yanında bir üstün derecesi yoktur. Üstünlük takvâdadır, ibadettedir, duygulardadır,
00:08:27.000 --> 00:08:32.000
samimiyettedir, halis muhlis bir kul olmasındadır.
00:08:32.000 --> 00:08:39.000
Binâenaleyh, insan mevki makam sahibi de, servet sahibi de olsa mütevazı olacak.
00:08:39.000 --> 00:08:47.000
Allah rızası için kendisi miskin olmadığı halde, itibarsız bir kimse olmadığı halde tevazu gösterecek.
00:08:47.000 --> 00:08:49.000
Bir de şu mâna anlaşılabilir;
00:08:49.000 --> 00:08:55.000
Ve tavâdaa lillahi min gayri meskenetin. İnsan tevazu yapacak ama
00:08:55.000 --> 00:09:04.000
kendisini de çok aşırı tevazu yaparak ezdirtmeyecek gibi bir mâna da anlaşılabilir.
00:09:04.000 --> 00:09:05.000
Bu ifade "Tevazunun da bir ölçüsü var.
00:09:05.000 --> 00:09:13.000
İnsanın bu ölçüye riayet etmesi gerekiyor." diye o mânaya da işaret olabilir.
00:09:13.000 --> 00:09:21.000
Ve enfaka mâlen cemeahû min gayri ma'siyetin. "Toplayıp kazanmış olduğu, çalışıp kesbetmiş,
00:09:21.000 --> 00:09:26.000
helal yoldan kazanmış olduğu malı da günaha sarf etmeyen insana ne mutlu."
00:09:26.000 --> 00:09:32.000
Hepimiz çalışıyoruz, bir para kazanıyoruz. Burada bizim en çok dikkat edeceğimiz husus;
00:09:32.000 --> 00:09:37.000
Acaba kazancımız Allah'ın rızasına uygun, helal bir kazanç mı?
00:09:37.000 --> 00:09:40.000
Kazancımız temiz, tıyb bir kazanç mı?
00:09:40.000 --> 00:09:51.000
Bunu çok dikkatli bir şekilde incelemeliyiz ve mutlaka kazancımızın helal olmasına ulaşmalıyız.
00:09:51.000 --> 00:09:57.000
Bu çok gerekli… Çünkü haram lokma insanın boğazından geçti mi, harama insan bulaştı mı,
00:09:57.000 --> 00:10:02.000
onun temizlenmesi ancak cehennemde cezayı çekerek, yanarak oluyor.
00:10:02.000 --> 00:10:06.000
Mutlaka, insan haramı yediği zaman cehenneme düşüyor.
00:10:06.000 --> 00:10:11.000
Binâenaleyh, Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz bir günahlı yerden gelen bir tabak yiyeceği
00:10:11.000 --> 00:10:20.000
biraz tadına bakmış, yemiş. Sonra geliş yerinin haram olduğunu, günah olduğunu tahkik edip anlayınca
00:10:20.000 --> 00:10:24.000
parmağını boğazına sokup gıcıklayarak çıkartmış, kusmuş ve böyle söylemiş.
00:10:24.000 --> 00:10:31.000
"Haramla hâsıl olan tene cehennem ateşi yapışır, onun için çıkarttım, kustum." diye söylemiş.
00:10:31.000 --> 00:10:33.000
Haram yememeye çok dikkat etmek lazım.
00:10:33.000 --> 00:10:40.000
Takvâ yolunda, tasavvuf yolunda da kazancın helal olması ana şarttır.
00:10:40.000 --> 00:10:48.000
Evliyâullah büyüklerimizin hayatlarını okuduğumuz zaman görüyoruz ki onlar haram lokma yemiyorlar, bir...
00:10:48.000 --> 00:10:55.000
Bir de haram lokma yemeye teşebbüs ettiği zaman da engel olunuyor, mâniler çıkıyor
00:10:55.000 --> 00:11:02.000
bu işi yapamıyorlar, ellerinden düşüyor, vesaire. Allah sevdiği kula, haramı da yedirtmemek için
00:11:02.000 --> 00:11:07.000
onun bilmeden yiyecek gibi olduğu zaman da mâni oluyor diye rivayetler vardır.
00:11:07.000 --> 00:11:18.000
Helalinden bir kuru lokma ekmek, haram bulaşmış olan kaymaklı, kebaplı ziyafetten
00:11:18.000 --> 00:11:25.000
daha iyidir diye düşünmüşler. Kuru ekmeğe razı olmuşlar, harama bulaşmamaya çok dikkat etmişler,
00:11:25.000 --> 00:11:27.000
mallarının helal olmasına gayret etmişler.
00:11:27.000 --> 00:11:33.000
Bir alışveriş yaptığı zaman eğer burada şüpheli bir şey varsa infak etmişler.
00:11:33.000 --> 00:11:40.000
Eskiden de böyle, zamanımızda da hatırlıyorum demir ticareti yapan bir arkadaştan nakletmişlerdi:
00:11:40.000 --> 00:11:48.000
Belli zamanlarda tartıyı kontrol ediyorlar. Kontrol etmişler tartı eksik tartıyor,
00:11:48.000 --> 00:11:56.000
bir ton tartan tarttığı zaman 900 kilo… Bunu anlayınca "Eyvah!" telaşlanmışlar.
00:11:56.000 --> 00:12:04.000
Bir önceki kantarı ayarlama tarihinden itibaren faturalarını çıkarmışlar. Kimlere demir sattılarsa
00:12:04.000 --> 00:12:12.000
"Bunlara eksik verilmiştir, öyle tartılmıştır." diye hepsine paralarını iade etmişler.
00:12:12.000 --> 00:12:12.000
Neden?
00:12:12.000 --> 00:12:19.000
Haramdan korkuyor. Haramı yememeye çalışıyor ve kazancının temiz olmasına dikkat ediyor.
00:12:19.000 --> 00:12:23.000
Bizim de bunu böyle yapmamız lazım.
00:12:23.000 --> 00:12:25.000
Burada bir de "infak" sözü var.
00:12:25.000 --> 00:12:29.000
İnfak, nafaka, hayır, sadaka olarak vermek demek.
00:12:29.000 --> 00:12:37.000
İnsan malını infak edecek, harcayacak ama helalinden kazanacak, bir de günaha harcamayacak.
00:12:37.000 --> 00:12:38.000
Şimdi bazı insanlar diyor ki;
00:12:38.000 --> 00:12:42.000
"Ben bu parayı kazandım, istediğim gibi harcarım, kim karışır benim keyfime?"
00:12:42.000 --> 00:12:49.000
diye çıkartıyor cüzdanını, olmadık yerlere paralarını saçıyor. Buna da hakkı yoktur.
00:12:49.000 --> 00:12:55.000
Kazancı helalinden kazanacak, harama da harcayamaz; harcadığı zaman oradan da
00:12:55.000 --> 00:12:59.000
harcadığından dolayı günahlara da girebilir. Buna da dikkat etmesi lazım.
00:13:00.000 --> 00:13:05.000
Sonra Efendimiz bu hadîs-i şerîfinde nasihatlerine işaretlerine devam ediyor;
00:13:05.000 --> 00:13:11.000
Tevazu göstermeyi söylüyor. Nefsini zapturapt altına almayı söylüyor.
00:13:11.000 --> 00:13:15.000
Malını haram olan yere sarf etmemeyi, helale sarf etmeyi söylüyor.
00:13:15.000 --> 00:13:19.000
Sonra, ve rahime ehle'z-zülli vel meskeneti.
00:13:19.000 --> 00:13:28.000
Bir de miskin, zelil, zayıf, fakir, yoksul olan kimselere de acıyan kimse olacak.
00:13:28.000 --> 00:13:33.000
"Ne mutlu böyle zelil ve miskin kimselere acıyana." diyor.
00:13:33.000 --> 00:13:35.000
Bu acıma iki türlü olur. Bir;
00:13:35.000 --> 00:13:42.000
"Bunlar da Allah'ın kulu, aslında benim ondan, onun benden bir farkı yok,
00:13:42.000 --> 00:13:48.000
belki o Allah'a güzel ibadet ediyorsa benden de iyi bir kimse olabilir." diyecek.
00:13:48.000 --> 00:13:55.000
Onun iyi bir kul olmasına rağmen, öyle acıklı bir durumda olmasına acıyacak bu bir…
00:13:55.000 --> 00:13:57.000
Duygu olarak bir acıma şekli.
00:13:57.000 --> 00:13:58.000
İkincisi de;
00:13:58.000 --> 00:14:05.000
Bu zelil ve miskin, yoksul kimselere acıyacak, kesesinin ağzını açacak, sadaka verecek.
00:14:05.000 --> 00:14:11.000
Onları o zilletten, o zelillikten, o miskinlikten, o fakirlikten kurtaracak,
00:14:11.000 --> 00:14:20.000
hayır hasenât yapacak, sadaka verecek. Ev, giyecek, yiyecek verecek, çoluk çocuğuna bakacak.
00:14:20.000 --> 00:14:25.000
Böylece acımasını mümkünse fiilen gösterecek.
00:14:25.000 --> 00:14:31.000
İslâm'da hayır hasenât yapmak çok önemli.
00:14:31.000 --> 00:14:37.000
Bunda da insanın önce akrabasını, yakınlarını gözetmesi lazım.
00:14:37.000 --> 00:14:43.000
Etrafına bakıp bu hayrı, hasenâtı öncelikle kendi yakınlarına yapması lazım.
00:14:43.000 --> 00:14:44.000
Buna da sıla-i rahim diyoruz.
00:14:44.000 --> 00:14:49.000
Akrabası olan aralarında karâbet olan kimselere ilgisini devam ettirme…
00:14:51.000 --> 00:14:58.000
Bu sadece ziyaret ile devam ettirmek, merhaba demek değil aynı zamanda
00:14:58.000 --> 00:15:06.000
kesenin ağzını açıp da fakirse ona maddî bakımdan da destek olmak mânasına [gelmektedir.]
00:15:06.000 --> 00:15:19.000
Efendimiz sonra bunları da söylüyor. Demek ki zelil ve miskin kimselere acıyacak, yardımcı olacak.
00:15:19.000 --> 00:15:26.000
Ve hâleta ehle'l-fıkhi ve'l-hikmeti. "Fıkıh ehliyle, hikmet ehliyle düşüp kalkacak,
00:15:26.000 --> 00:15:29.000
onlarla dostluk edecek, onların meclisine gidecek."
00:15:29.000 --> 00:15:31.000
Ehl-i fıkıh ne demek?
00:15:31.000 --> 00:15:38.000
Dinde anlayışı sağlam ve derin olan kimse demek. Âyetleri, hadisleri biliyor,
00:15:38.000 --> 00:15:44.000
dinin ruhunu kavramış, dinin emirlerinin, yasaklarının ne sebeple indiği hakkında
00:15:44.000 --> 00:15:48.000
derin bir sezgiye ve sağlam bir anlayışa sahip. Fıkıh budur.
00:15:48.000 --> 00:15:51.000
Bu fıkıh insanda nasıl hâsıl olur?
00:15:51.000 --> 00:15:59.000
Âyetleri, hadisleri öğrenmekle, ilm-i fıkhı öğrenmekle olur. Ondan sonra kişi artık
00:15:59.000 --> 00:16:07.000
anlayışı, sezgisi kuvvetli, derinleşmiş bir insan haline gelir. İnsan bunlarla düşüp kalkacak.
00:16:07.000 --> 00:16:12.000
Neden?
Çünkü bunlar dini iyi biliyor. Bir de ehl-i hikmet ile düşüp kalkacak.
00:16:12.000 --> 00:16:17.000
Hikmet ne demek?
Bir şeyi yerli yerinde yapmak demek. İki mânaya geliyor.
00:16:17.000 --> 00:16:19.000
Bir, hakimâne bilgece yapmak;
00:16:19.000 --> 00:16:26.000
İki, muhkem, sağlam yapmak yanlışsız sapasağlam, çürüksüz yapmak mânasına geliyor.
00:16:26.000 --> 00:16:31.000
Binâenaleyh, ehl-i hikmet de yaptığı her işi bilgece, hakimâne,
00:16:31.000 --> 00:16:36.000
yerli yerince, usulüne uygun olarak ve sağlam bir şekilde yapan kimse demek oluyor.
00:16:36.000 --> 00:16:42.000
Hikmet, yaptığı işi güzel yapmak, çok güzel, kıymetli bir vasıftır.
00:16:42.000 --> 00:16:46.000
Bunu Allah, Peygamber Efendimiz'e vermiş, sevgili kullarına vermiş
00:16:46.000 --> 00:16:50.000
ve kime vermişse ona çok büyük bir ikramda bulunmuş demektir.
00:16:50.000 --> 00:16:54.000
Ve men yu'te'l-hikmete fe-kad ûtiye hayran kesîra.
00:16:54.000 --> 00:17:00.000
Ne güzel adam ki oturuşu kalkışı, sözü sohbeti, işi gücü her şeyi yerli yerinde,
00:17:00.000 --> 00:17:07.000
hepsi hakimâne, hepsi sağlam, hiç çürük işi yok. İşte böyle insanlarla düşüp kalkması lazım.
00:17:07.000 --> 00:17:11.000
Peygamber Efendimiz "Ne mutlu! Böyle zelil, miskin acıyan
00:17:11.000 --> 00:17:16.000
ve böyle dinde anlayışı derin bilge ve hakîm, her işi sağlam olan
00:17:16.000 --> 00:17:23.000
kimselerle düşüp kalkıp ahbaplık eden kimseye…" diye bize bunları işaret ediyor.
00:17:23.000 --> 00:17:26.000
Sosyal hayatımız nasıl olacak?
00:17:26.000 --> 00:17:32.000
Sosyal hayatımız fakirlerden kopmak tarzında olmayacak. Fakirlerle ilgimiz olacak.
00:17:32.000 --> 00:17:33.000
Nasıl ilgimiz olacak?
00:17:33.000 --> 00:17:37.000
Hâlini hatırını soracağız, yardımcı olacağız, hastasını tedavi edeceğiz,
00:17:37.000 --> 00:17:43.000
maddî ihtiyaçlarını karşılayacağız, çoluk çocuğuna göz kulak olacağız, vesaire.
00:17:43.000 --> 00:17:45.000
Böylece bir insanî vazife yapmış olacağız.
00:17:45.000 --> 00:17:47.000
İkinci sosyal vazifemiz ne?
00:17:47.000 --> 00:17:52.000
İlim, irfan erbabıyla düşüp kalkacağız. Arkadaşlarımızı seçeceğiz,
00:17:52.000 --> 00:18:00.000
dostluk ahbaplık yaptığımız insanların ehl-i fıkıh, ehl-i hikmet olmasını ön planda tutacağız.
00:18:00.000 --> 00:18:07.000
Herkesle gelişigüzel ahbaplık, arkadaşlık yapmak insanı kötü arkadaşlar edinmeye götürür.
00:18:07.000 --> 00:18:12.000
Kötü arkadaşlar edindiği zaman da kötü arkadaşlar insanı günaha götürür, cehenneme götürür.
00:18:12.000 --> 00:18:19.000
Onun için mutlaka dini iyi bilen ve işleri sağlam, dürüst olan, sapasağlam,
00:18:19.000 --> 00:18:23.000
tertemiz, pırıl pırıl insanlarla tanışıp ahbaplık etmek,
00:18:23.000 --> 00:18:29.000
onların dostu olmak, onlarla ziyaretleşmek lazım. Bu da çok önemli bir noktadır.
00:18:29.000 --> 00:18:33.000
Buna çok dikkat edin. Gelişi güzel herkesle dostluk yapmak önemli değil.
00:18:33.000 --> 00:18:39.000
Hatta kötü insanlarla dostluğu kesmek lazım ama iyi insanlarla dostluk kurmak için
00:18:39.000 --> 00:18:47.000
elinden gelen gayreti de göstermeli, insan elinden gelen gayret ve itinayı sarf etmeli.
00:18:47.000 --> 00:18:53.000
İyi insanları bulduğu zaman onunla tanışmalı. Onların yanından meclisinden ayrılmamalı.
00:18:53.000 --> 00:18:59.000
Çünkü onlarda öğreneceğin çok şeyler vardır. Ve onlar kendisinin iyi bir müslüman olmasına
00:18:59.000 --> 00:19:05.000
yardımcı olurlar. Hem bilgi bakımından yardımcı olurlar hem de bildiklerini uygulama bakımından
00:19:05.000 --> 00:19:08.000
örnek olurlar, yardımcı, destek olurlar.
00:19:08.000 --> 00:19:10.000
O bakımdan bir vazifemiz de neymiş?
00:19:10.000 --> 00:19:18.000
Ehl-i fıkıhla, ehl-i hikmetle dost olup düşüp kalkmak, hayatımızı onlarla beraber geçirmek olacak,
00:19:18.000 --> 00:19:22.000
Efendimiz "Ne mutlu bunlarla düşüp kalkanlara…" diye bunu tavsiye ediyor.
00:19:22.000 --> 00:19:30.000
Sonra hadîs-i şerîf devam ediyor. Çok güzel bir hadîs-i şerîf. Keşke bunları iyice defterinize yazsanız.
00:19:30.000 --> 00:19:34.000
Belki banda alıyorsunuz o da bir yazma demek, kayıt demektir.
00:19:34.000 --> 00:19:40.000
Hatırınızda tutarsanız, başkalarına söylerseniz ve bu prensipleri hayatınızda uygularsanız,
00:19:40.000 --> 00:19:44.000
asıl murat da uygulamak, bunlara göre hareket etmek.
00:19:44.000 --> 00:19:49.000
Tûbâ li-men zelle nefsuhû.
00:19:49.000 --> 00:19:53.000
Burada zelle nefsuhû diye yazılmış, hadîs-i şerîfte
00:19:53.000 --> 00:20:00.000
nefs müennes olduğu için zellet olması lazımdı veyahut zelle fiili ezelle olması lazımdı.
00:20:00.000 --> 00:20:05.000
"Nefsini zelil edene ne mutlu!" Tûbâ li-men zelle nefsuhû.
00:20:05.000 --> 00:20:09.000
Ezelle nefsehû gibi bir mâna olması uygun olurdu.
00:20:09.000 --> 00:20:16.000
Ve tâbe kesbuhû ve saluhat serîretuhû ve kerimet alâniyetuhû ve azale ani'n-nâsi şerrahû.
00:20:16.000 --> 00:20:22.000
Bunları sıralamış. Bunların her birisi ayrı bir vaaz konusu, çok güzel şeyler, heyecanlanıyorum.
00:20:22.000 --> 00:20:25.000
"Ne mutlu nefsini hor ve zelil edene!"
00:20:25.000 --> 00:20:35.000
veyahut "Nefsi horlanmış, ıslah olmuş, kabarıklığı, küstahlığı kalmamış kimseye ne mutlu!"
00:20:35.000 --> 00:20:42.000
Nefsi ıslah olunca haddini bilir, boynunu büker, teslim olur. Ne mutlu öyle insana!
00:20:42.000 --> 00:20:49.000
Ve tâbe kesbuhû. "Kazancı helal, tayyib, güzel olan kimseye ne mutlu!"
00:20:49.000 --> 00:20:54.000
Kazancımızın helal olması çok önemli diye biliyoruz, Efendimiz de "Ne mutlu öyle kimseye!" diyor.
00:20:54.000 --> 00:21:06.000
Ve saluhat serîretuhû. "İçi, gizlisi, kalbi, göğsü; salih, güzel olan kimseye ne mutlu!"
00:21:06.000 --> 00:21:14.000
İnsanlar dışlarını süslüyorlar. Taranıyorlar, boyanıyorlar, tıraş oluyorlar, berbere gidiyorlar,
00:21:14.000 --> 00:21:18.000
güzellik salonlarına gidiyorlar, takıp takıştırıyorlar, sürüp sürüştürüyorlar,
00:21:18.000 --> 00:21:22.000
giyinip kuşanıyorlar, en güzel giysileri giyiyorlar.
00:21:22.000 --> 00:21:23.000
Bunların hepsi nedir?
00:21:23.000 --> 00:21:28.000
Dışı süslemedir. Peygamber Efendimiz "dışı süslü olana ne mutlu" demiyor.
00:21:28.000 --> 00:21:36.000
"İçi güzel, hoş, salih, iyi olana ne mutlu!" diyor. "Ne mutlu içi iyi olan kimseye!" diyor.
00:21:36.000 --> 00:21:39.000
İçimizin terbiyesi çok daha önemli.
00:21:39.000 --> 00:21:48.000
Dışımızı temizlemek, görünüşümüzü güzelleştirmek için neler yapıyoruz; yıkanıyoruz, berbere gidiyoruz,
00:21:48.000 --> 00:21:54.000
taranıyoruz, güzel kokular sürünüyoruz, güzel elbiseler giyiyoruz, ütü yapıyoruz,
00:21:54.000 --> 00:22:02.000
ayakkabılarımızı boyuyoruz... hepsi dışı süslemek için. Ehl-i dünya, dışı süsler.
00:22:02.000 --> 00:22:08.000
Dış önemsiz değildir ama asıl önemli olan insanın içinin temizliğidir.
00:22:08.000 --> 00:22:11.000
Tasavvuf erbabından büyüklerimizden birisi;
00:22:11.000 --> 00:22:16.000
"İnsanın içinde kötülükler olduğu zaman dışının temizlenmesi fayda da etmez.
00:22:16.000 --> 00:22:18.000
Abdest de fayda etmez." diyor.
00:22:18.000 --> 00:22:23.000
"Hatta bir şişenin içine içkiyi koysalar ağzını da kapatsalar,
00:22:23.000 --> 00:22:29.000
suyun kenarına, deryanın yanına götürseler dışını on yıl yıkasalar, içinde o içki,
00:22:29.000 --> 00:22:36.000
murdar, pis şey olduğu için içi pistir. Dışının temizliği o şişeyi temiz yapmaz." diyorlar.
00:22:36.000 --> 00:22:41.000
Biz de içimizin temiz olmasına dikkat edeceğiz.
İçin temizliği nasıl olur?
00:22:41.000 --> 00:22:48.000
Bir; niyetin temizliği. Hep güzel şeylere niyet edeceğiz. İç temizliğinin birisi bu.
00:22:48.000 --> 00:22:57.000
İkincisi; içimizde güzel ahlâk, güzel duygular olacak. Merhamet, sevgi, büyüklere saygı,
00:22:57.000 --> 00:23:06.000
vefa, cömertlik, hizmet gibi güzel duyguların olması çirkin duyguların olmaması,
00:23:06.000 --> 00:23:09.000
iyi fikirlerin olması, kötü fikirlerin olmaması…
00:23:09.000 --> 00:23:18.000
Ve kerumet alâniyetuhû. "Zâhiri, dış görünüşü, alâniyyesi de asil olan insana ne mutlu!"
00:23:18.000 --> 00:23:22.000
Demek ki dinimiz birinciyi önce söylüyor,
00:23:22.000 --> 00:23:30.000
iç temizliğini ama dışı da ihmal etmiyor. Ve onu kerumet diye beyan ediyor.
00:23:30.000 --> 00:23:35.000
Kerumet alâniyetuhû. "Zâhiri de asil olan kimseye ne mutlu!" diyor.
00:23:35.000 --> 00:23:41.000
Süslü olan demiyor da "Asil olan kimseye, güzel olan kimseye ne mutlu!" diyor.
00:23:41.000 --> 00:23:44.000
Burada kerume fillinin kullanılması önemli,
00:23:44.000 --> 00:23:56.000
süs ve ziynetten ziyade insanın asıl zahirinin asil olması lazım, o daha önemli, onu anlıyoruz.
00:23:56.000 --> 00:24:06.000
Ve azele ani'n-nâsi şerrahû. "Ve insanlardan şerrini uzak edene, def edene ne mutlu!"
00:24:06.000 --> 00:24:09.000
Buradan maksat ne?
00:24:09.000 --> 00:24:12.000
"İnsanlara kötülük yapmayana ne mutlu!" demek oluyor.
00:24:12.000 --> 00:24:21.000
Demek ki ne mutlu şu kimseye ki nefsini hor etmiş, zapturapt altına almıştır.
00:24:21.000 --> 00:24:29.000
Kazancı temizdir, içi paktır, dışı asildir ve insanlara zararı, kötülüğü dokunmuyor,
00:24:29.000 --> 00:24:34.000
diye bu güzel vasıfları sıralıyor. Bunları hatırınızda tutun ve uygulayın.
00:24:34.000 --> 00:24:39.000
Son cümleye geldik. Bu uzun hadîs-i şerîfin içinde hazineler var,
00:24:39.000 --> 00:24:42.000
çok güzel nasihatler var. En son cümlesini de söylüyorum.
00:24:42.000 --> 00:24:50.000
Tûbâ li-men amile bi-ilmihî ve enfake'l-fadle min mâlihi ve emseka'l-fadle min kavlihî.
00:24:50.000 --> 00:24:56.000
Çok sanatkârâne, çok edebî sanatlarla dolu bir cümleyle hadîs-i şerîf sona eriyor.
00:24:56.000 --> 00:25:01.000
Efendimiz yine "Ne mutlu!" diyor. Bu hadîs-i şerîfin içinde birkaç defa
00:25:01.000 --> 00:25:05.000
"Ne mutlu şöyle yapana, ne mutlu böyle yapana!" diye saymış. En son;
00:25:05.000 --> 00:25:13.000
Tûbâ "Ne mutlu!" li-men amile bi-ilmihî. "Bildiğiyle, ilmiyle âmil olana ne mutlu!"
00:25:13.000 --> 00:25:16.000
Biz müslümanlar, bildiğimizi, duyduğumuzu uygulayacağız.
00:25:16.000 --> 00:25:24.000
Öyle içeride, kafada bilgi olarak kalıp işimize aksetmezse, fiiliyatımızda görülmezse kıymeti yok.
00:25:24.000 --> 00:25:30.000
İlmiyle âmil olmak çok önemli. Ne mutlu bildiğiyle amel edene; güzel şeyleri biliyor yapıyor;
00:25:30.000 --> 00:25:37.000
kötü şeyleri biliyor onlardan da sakınıyor. Kötü şeyi de bilmek lazım, onun için denmiş ki:
00:25:37.000 --> 00:25:42.000
Men lem ya'rifi'ş-şerre yekaa fîhi. "Kötülüğü bilmeyen, içine düşer kötülüğün."
00:25:42.000 --> 00:25:47.000
Müslüman kötülüğü de yapmamak için bilir. Bu kötüdür o halde bunu yapmayayım diye bilir.
00:25:47.000 --> 00:25:51.000
İlmiyle âmil olmak böyle. Bildiği iyi şeyleri yapacak.
00:25:51.000 --> 00:25:57.000
Bildiği kötü şeyleri, kötü olduğunu bildiği şeyleri de yapmamak hususunda azimli, dikkatli olacak.
00:25:57.000 --> 00:26:00.000
Her fiili hoş olacak, olumlu, müspet olacak.
00:26:00.000 --> 00:26:06.000
Ve enfaka'l-fadle min mâlihî. "Malından fazla olanı infak edene ne mutlu!"
00:26:06.000 --> 00:26:13.000
Evet, malımız var, bize yetiyor. Fazlası da var. Fazlasıyla müslümanlara infakta bulunacağız.
00:26:13.000 --> 00:26:19.000
Çevremizdeki bütün bu camiler, sebiller, yollar, köprüler hep eski büyük adamların
00:26:19.000 --> 00:26:23.000
varlıklarının, mallarının, fazlalıklarıyla yapılmıştır. Onlar harcamışlar.
00:26:23.000 --> 00:26:26.000
Çevremizde bir sürü hayrât u hasenâtı hazır buluyoruz.
00:26:26.000 --> 00:26:31.000
Kesme taştan yapılmış, muhteşem binalar, âbidevî eserler, hayrât u hasenât…
00:26:31.000 --> 00:26:33.000
Neden yapmışlar bunları?
00:26:33.000 --> 00:26:36.000
Sevap diye yapmışlar, kendi mallarından yapmışlar.
00:26:36.000 --> 00:26:41.000
Ve bizlere hizmet için asırlardır ayakta duruyor bu binalar.
00:26:41.000 --> 00:26:43.000
Ve emseka'l-fadla min kavlihî.
00:26:43.000 --> 00:26:49.000
"Malının fazlasını infak edecek, harcayacak" ama emseka'l-fadla min kavlihî.
00:26:49.000 --> 00:26:51.000
Sözünün fazlasını ne yapacak?
Tutacak.
00:26:51.000 --> 00:26:57.000
Peygamber Efendimiz burada bir güzel şey sergiliyor, edebî sanat sergiliyor.
00:26:57.000 --> 00:27:03.000
Malının fazlasını harcayacak, infak edecek ama sözünün fazlasını tutacak.
00:27:03.000 --> 00:27:11.000
İslâm'da çok konuşmamak, konuştuğu zaman güzel konuşmak, gereksiz konuşmamak,
00:27:11.000 --> 00:27:18.000
mâlâyâni, gereksiz konuşmamak çok önemlidir. Ve sükût ibadettir.
00:27:18.000 --> 00:27:22.000
Onun için müslüman biraz sükûtî görünen bir insandır. Lüzumsuz konuşmaz,
00:27:22.000 --> 00:27:27.000
gerektiği zaman konuşur. Konuştuğu zaman hakkı söyler, batılı söylemez.
00:27:27.000 --> 00:27:31.000
Hakkı yerine getirmek için söyler. Fazla da konuşmaz.
00:27:31.000 --> 00:27:34.000
Peygamber Efendimiz gibi az konuşur, öz konuşur.
00:27:34.000 --> 00:27:39.000
Peygamber Efendimiz kısa konuşurdu ve kısa konuşmasıyla
00:27:39.000 --> 00:27:43.000
maksadını çok güzel cümlelerle tane tane anlatırdı.
00:27:43.000 --> 00:27:47.000
Anlaşılsın diye cümleleri birkaç defa tekrar ettiği de olurdu.
00:27:47.000 --> 00:27:54.000
Ben de onun için hadîs-i şerîfi döne döne anlatıyorum ki kaçıranlar o tarafını da anlasın,
00:27:54.000 --> 00:27:58.000
tekrar tekrar söylemek suretiyle kafasına iyice yerleşsin diye düşünüyorum.
00:27:58.000 --> 00:28:04.000
Bu hadîs-i şerîf çok çok güzel bir hadîs-i şerîf. Bunu çoluk çocuğumuzla müzakere edersek,
00:28:04.000 --> 00:28:11.000
onlara öğretirsek, kendimiz öğrenirsek ve hayatımızı bu hadîs-i şerîfteki bilgilere göre geçirirsek
00:28:11.000 --> 00:28:16.000
çok iyi bir müslüman olacağız. Peygamber Efendimiz "Ne mutlu şöyle yapana!" diyor.
00:28:16.000 --> 00:28:19.000
Şöyle, böyle yapana ne mutlu dediği kimselerden olacağız.
00:28:19.000 --> 00:28:24.000
Peygamber Efendimiz'in ne hoş o kimse dediği kimselerden olacağız.
00:28:24.000 --> 00:28:30.000
Allah bizi Peygamber Efendimiz'in hadîs-i şerîflerini derin bir anlayışla anlayanlardan,
00:28:30.000 --> 00:28:39.000
sevenlerden, kavrayanlardan eylesin. Bildiğimizi, anladığımızı da ihlâs ile uygulayanlardan eylesin.
00:28:39.000 --> 00:28:47.000
İçimiz temiz olsun, dışımız asil olsun. Sözümüz güzel olsun, kâfi miktarda olsun, fazla olmasın,
00:28:47.000 --> 00:28:54.000
bıktırıcı olmasın. Malımızın fazlasıyla hayrât u hasenât yapalım. Kazancımız helal kazanç olsun.
00:28:54.000 --> 00:28:57.000
İnsanlara zararımız dokunmasın.
00:28:57.000 --> 00:29:02.000
Konuştuğumuz, görüştüğümüz insanlar ehl-i fıkıh ve ehl-i hikmet olsun.
00:29:02.000 --> 00:29:06.000
Soylu, alim, fazıl, temiz, asaletli kimseler olsun.
00:29:06.000 --> 00:29:13.000
Ama fakir, yoksul kimselere de acıyıp onlara da ilgi gösterip onlara da iyilik yapalım.
00:29:13.000 --> 00:29:17.000
Kazandığımız malımızla hayrât u hasenât yapalım.
00:29:17.000 --> 00:29:24.000
Allah için aşırı olmamak şekliyle dengeli bir tarzda tevazu gösterelim.
00:29:24.000 --> 00:29:27.000
Kendimizde kusur olmadığı halde mütevazı olalım.
00:29:27.000 --> 00:29:34.000
Nefsimizi de herhangi bir kusur olmadığı halde zapturapt altına alalım.
00:29:34.000 --> 00:29:39.000
Hayatın fâni olduğunu bilelim. Kendi ayıplarımızla meşgul olup kendimizi geliştirmeye,
00:29:39.000 --> 00:29:44.000
düzeltmeye çalışalım. Kendisini düzeltmeyen başkasını hiç düzeltemez.
00:29:44.000 --> 00:29:46.000
Bilelim ki bu dünyada ebedî kalmayacağız.
00:29:46.000 --> 00:29:51.000
Biz başkalarının miraslarını yiyip de onlara dua ettiğimiz gibi biz de âhirete göçeceğiz.
00:29:51.000 --> 00:29:56.000
Bizim miraslarımızı başkaları yiyecek. Onun için elimizdeyken hayr u hasenât yapalım.
00:29:56.000 --> 00:30:00.000
Ölümün hak olduğunu, bir gün bize de geleceğini bilelim.
00:30:00.000 --> 00:30:07.000
Allah'ın bize bir takım emirler gönderdiğini peygamberlerle, kitaplarla,
00:30:07.000 --> 00:30:11.000
Kur'ân-ı Kerîm'le ve Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in sünnet-i seniyyesiyle
00:30:11.000 --> 00:30:15.000
sorumlu ve yükümlü olduğumuzu bilelim. Kur'an'ı öğrenelim.
00:30:15.000 --> 00:30:17.000
Peygamber Efendimiz'in sünnetini öğrenelim.
00:30:17.000 --> 00:30:20.000
Ömrümüzü güzel geçirip Rabbimiz'in huzuruna
00:30:20.000 --> 00:30:28.000
sevdiği razı olduğu kullar olarak, yüzü ak, anlı açık varalım. Rabbimiz bizi rahmetine gark eylesin.
00:30:28.000 --> 00:30:30.000
Rıdvân-ı ekberine vâsıl eylesin.
00:30:30.000 --> 00:30:36.000
Habîb-i Edîb'ine Firdevs-i Âlâ'sında komşu eylesin. Cemaliyle müşerref eylesin.
00:30:36.000 --> 00:30:38.000
es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh...